All language subtitles for 197 auto-en

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal) Download
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Vazgeçmez benden gitmez.

Açın.

Allah'ım gitmem lazım.

Ali de gitmem lazım ne olur.

Yavrum.

Gitmem lazım.

Gitmem lazım.

Belki de.

Ne?

Ne belki de.

Sakın.

Sakın o cümlenin devamını getireyim ne ve sakın o beni bırakmaz.

Bırakmaz o beni.

Gitmez o benden.

Gitmez anne.

Gitmem.

Gitme.

Zeynep.

Please, let me post your ass, let me stand.

Let me open your eyes.

Okay, let me get you.

Let me open your eyes.

Go, let me apologize!

We are going to go!

Let me get you, come!

Come on, come on!

Come on, go on.

Come on, come on...

Come on, let me go.

Have you seen your future?

My daughter.

She is waiting for me.

Bekler, she is waiting for me.

Go get her.

She is waiting for me.

The only one time for her.

It's okay, but he's a boss.

He's a boss.

He bирован with his own family.

He's a boss.

I think he's a boss.

He's a boss.

But he's a boss.

He's a boss.

He was a good friend, my friend was a good friend.

How are you doing this?

You talk about it with a good friend.

He is a good friend.

I'm sorry, I'm sorry.

He is a good friend.

Rahmetli oğlum birkaç hafta oluyormuş zaten.

Bizim de aynı haberimiz oldu.

Çok görüşmüyorduk da.

Olmadı.

Üzüldüm en azından cenazeye giderdiniz.

Olmadı.

Ne yapalım?

Muhtarı başka bir iş için aramazdım bu.

Haberimiz olmayacaktı.

Muhtar miras için haber salıvermiş de deyiverdi.

Çoluğu çocuğu yok muydu?

Hiç evlenmedi Bibi'si.

Bibi?

Bibi.

Bizim orada halaya Bibi diyorlar.

O yüzden de böyle...

Telefon.

Bilinmeyen numara.

Muhtara numaranı bıraktıydım.

Bibi'nin avukatı istemiş odur aç.

Alo?

İyi günler.

Eren Bey'di değil mi?

Evet, benim.

Ben halanızın avukatı Salih Arın.

Halanızdan size yüklü bir miras kaldı efendim.

200 milyon nakit.

Bir de çok kıymetli olması muhtemel bir gerdanlık.

Nakdin tarafınıza ödenmesi bürokratik işlemler yüzünden biraz zaman alacak.

Ancak gerdanlığı yarın sabahtan gelip size teslim edeceğim.

Birazdan fotoğrafını size göndereceğim.

Tamam.

Tamam.

Teşekkürler.

Avukat.

Ne diye?

Ne kadar miras kalmış?

200 milyon TL nakit.

Artık bir de gerdanlık.

200 milyon mu?

Alnına gün doğdu desen evladım.

Bayağı çokmuş gerçekten.

Avukat resmini açacaktı.

Attı herhalde.

Gelmiş.

Çok güzelmiş gerçekten.

Saraydan çıkmazlar.

Şu güzelliğe, şu ihtişama bak.

Yavuz dilden, kendi nazardan saklaya maşallah.

Zengin olduk oğlum, zengin olduk.

Eğer bu miras işi gerçekse, seni krediçeler gibi yaşasacağım senle.

Yavrumuzun da senin de bir dediğin iki olmayacak.

Oğlum, millet tutuldu değil mi?

Bu iş netleşmeden, kimseye bir şey söylemeyelim olur mu?

Aramızda kalsın.

Tamam.

Gel şu.

Neredesin?

Gel kızım.

Neredesin?

Bir kapat.

Anne.

Zeynep.

Velir.

Velir.

Ölül.

Neredesin?

Zeynep.

Zeynep onu bulacağım.

Zeynep.

Bulacağım anne bırak.

Tamam tamam.

Gideceğiz beraber.

Yalvarırım.

Nereye gideceksin güzel kızım?

Biraz sakinleş.

Anne bırakmaz o beni.

Vazgeçmez.

Bizden bırakmaz.

Bırakmaz.

Bırakmaz benden.

Vazgeçmez.

Vazgeç.

Yok.

Yok ölül.

Yok duyduklarım.

Doğru olamaz.

Olamaz anne hissederdim ben.

Şu kalbim bunu hissederdi anne.

Doktor Aram.

Yalvarırım.

Bırak gidip bulayım.

Arif ne olursun.

Biraz sakinleş.

Kendine gel.

Böyle gidemezsin bir yere.

Beraber gider bakarız olur mu?

Gitmez.

Bırakmaz o beni.

Gitmez.

Gitmez anne gitmez.

Sakinleştiriciye geldi biraz.

Doktoru söyleyeyim de bir tane de sana yapsın.

İstemem.

Birinin ayakta kalıp bu aileye sahip çıkması lazım.

Her zaman öyle oldu.

Bundan sonra da öyle olacak.

Derhal, derhal İstanbul'dan arama kurtarma ekibi getirtiyorsun Şahin.

Halil'i denizde arama kurtarma çalışmalarına katılacaksın.

Duydun mu beni?

Tamam Gözde Hanım.

Gerekirse helikopter kiralanacak.

Ekibi bir an evvel buraya getireceksin.

Bunun için bütün imkanları kullanabilirsin.

Sana bir şey olmayacak Halil.

Şimdi olmaz.

Seni kaybedemem.

Tam aramızdaki ayrı kotlarından kurtulduk derken.

Seni şimdi kaybedemem.

Halil.

Canımın yarısı.

Sen de bırakma beni.

Annemle babam gibi beni bırakıp gitmıyorum.

Halil sağ salim dönecek.

Ben inanıyorum.

Ama seni böyle perişan mı görürsün?

Hadi büyütinden birazcık.

Aslanlılar.

Yaktılar kencecik yeğenimin başını.

Her şeyin sebebi ondan.

Halil kim bilir hırsla nasıl kullanıyor bu oramayı.

Burada böyle oturmak içimden gelmiyor.

Ben de arama çalışmalarına katılacağım.

Karım size emanet.

Halil.

Halil.

Halil bir şey olursa ne yaparım ben?

Biterim.

Onunla alın her şey de Zeynep'in olur zaten.

Öyle bir şey olmayacak.

Halil.

Halil sapasağlam geri dönecektim.

Eğer Halil'i kaybedersen.

Bu konakla birlikte o Zeynep'i de yakar kül ederim.

Canım ablam benim.

Sakinleştirici verilmeseydi nasıl zakledecektik acaba?

Sabaha kadar uyur dedi doktor.

Belki uyanana kadar iyi haberler alır sanırım.

Yaşananlara ben bile inanamıyorum.

O kadar zor ki.

Ablan nasıl dayansın?

Ah Zeynep.

Ah güzel kızım.

Ben böyle olsun ister miydim hiç?

Hadi bırakalım da biraz uyusun.

Biz de babaannene gidip bakalım.

Olanlardan asla haberin olmaması lazım Merve.

I can't.

Kısmat işte.

Nasipse seni bulayım işte.

Sabahınla yalnızca kavrulacak kadar parayla uyandık.

Gecesinde zengin uyuyacak.

Öyle.

Bizim uykumuz geldi.

Biz yatmaya gidelim.

Hayırdır?

Kim bu saatte?

Hakan.

Alo Hakan.

Hayır olsun.

Hayır değil Eren.

Hayır değil.

Hayır bir kaza yapmış arabayla.

Henüz o uçmuş.

Ne?

Arıma çalışmalarına başlandı ama Halil hala oğuluş alamadı.

Eren kötü bir şey mi oldu?

Eren ben şimdi kaza yarını geçiyorum.

Sana da konum atacağım.

Gürsüz kardeşim.

Tamam.

Hemen geliyorum.

Birazdan oradayım.

Evet.

Eren ne oldu?

Çok kötü bir haber mi verdi?

Yüzünün rengi değişti.

Yok bir şey ya.

İş yerinden arıyorlar.

Şirkette bir şey çıkmış benim de gitmem lazım.

Gecenin köründe iş mi olur evladım?

Sabahına gidersin.

Yarına bırakılacak bir şey değil anne.

Aşkım.

Sen de dinlen.

Uyu.

Tamam mı?

Ben geleceğim.

Tamam.

Ama sen de çok yorma kendini.

İyi geceler.

Ne?

Anne.

Hı?

İşmiş değil.

Halil.

Kazağı geçirmiş.

Arabası ya denize uçmuş.

Bulamamışlar hala.

Bak.

Selma sana emanet.

Tamam mı?

Tamam.

Ağzından bir şey kaçırmasın saklın bak.

Haber de izlemesin.

Tamam mı?

Merak etme.

Sen git.

Hayırlı haberlerle dönersin inşallah.

İnşallah.

Hadi.

Hadi.

Oh.

İzlediğiniz için teşekkür ederim.

Günaydın Maviş'im.

Günaydın.

Sen damadımı özledin de onun adını söyleyerek mi aştın o güzel maviş gözlerini?

Sen her gün aynı çorbayı üstelik tuzsuz, bibersiz içer misin?

E içmezsin.

Sıkıntısız evlilik de işte aynı o çorbaya benzer yavrum, tatsız suzuz.

Hani evde kavgada olur, tartışmada olur ama tadında.

Siz barışırsınız, birbirinizi çok seviyorsunuz çünkü.

Her şeyin bir çaresi vardır çocuğum, bir ölüme çare yoktur, üzülme sakınza.

Yani bir taraf inat eder ama öbür taraf aşağıdan alır.

Kocan eve mi gelmedi?

Git, tut kolundan al getir.

Getireceğim babaanne.

Aferin, bir gelsin ben de onun kulaklarını çekeceğim.

Şu üç günlük dünyada sabaha çıkmanın garantisi bile yok.

Kırmayın birbirinizi yavrum benim.

Hadi bakalım.

Halil, neredesin Halil?

Neredesin Halil?

I don't know.

Halil'den bir haber mi var acaba?

Allah'ım ne olur hayırlı bir haber olsun.

Abi anlamıyorum.

Sadece sudan araba nasıl çıkartılır ya?

Hadi arabayı buldular.

Bunca saat bir iz dahi bulamazlar mı?

Bir iki de kurtulmuştur.

Olamaz bu.

O yüzden izni rastlamadılar.

Halil'den bir haber var mı?

Ne olur var deyin bana.

Bir şey söyleyin hadi.

Herkes seferber oldu Zeynep.

Koordineli bir şekilde birkaç ekip arıyor.

Araba bulundu ama...

Tam halin yok.

Allah'ım kaç saat oldu neredesin Halil?

Ya dayanamıyorum ben artık yardım et bana.

Bak toparlanman lazım.

Halil durunacak.

Havadan karadan bütün arama çalışmalarına devam ediliyor.

Tabii ya.

Beni bekliyor Halil.

Benim de orada olmam lazım.

Ben de geleceğim sizinle aramaya hadi gidelim.

Sen hep bu iyi fikirdin sen kal.

Bence de.

İyi gözükmüyorsun zaten.

Biraz toparlan.

Ben seni arayacağım söz.

Ben Halil yokken elim kolum bağlı durmak istemiyorum ben.

Onsuz nefes alamıyorum anlasanıza.

Belki benim orada olduğumu hisseder.

O zaman döner bana.

Ben de geleceğim sizinle.

Beraber gideceğiz bekleyin beni.

İyi mi?

Kesin çok para edecek bu.

Ben diyeyim milyon sende milyar.

O kadar.

Bibisi çok zengindi.

Ucuz şey almaz.

Avukat bize bırakıp gitti bunu.

Ne edecek?

Yani bilmiyorum ki.

Eren'e haber mi versek acaba?

Ben bir arayayım onu.

Efendim canım.

Eren.

Avukat halının gerdanlığını bıraktı.

Ne yapalım biz bunu?

Siz şimdilik güvenli bir yere saklayın.

Ben gelince bakarız.

Tamam.

Sen gelemedin hala.

Çok mu uzadı iş?

Evet.

Ama çözmeye çalışıyoruz.

Gelince anlatırım ben sana.

Kızım.

Ver hele.

Ben de bir sesini duyacağım oğlum.

Adam.

Oğlum.

Ne tez?

Gelişmen ayın var mı?

Yok anne.

Hiçbir şey yok.

Dört koldan arıyorlar.

Ama hiçbir iz yok elimden.

Anladım.

Allah sevenlerine başlasın.

Ben tez zamanda hayırlı haberler.

Amin anne.

Hadi görüşürüz.

Kızım.

Ne dene lan?

Oraya konur mu hiç?

E niye olmasın ki?

Mutfağa bakmak kimsenin aklına gelmez bence.

Ortalık yer.

Ayakaltı orası.

E ben odamdaki sandığın içine koyacağım ver.

Ay yok hayır.

Orası hiç olmaz.

Bir hırsız girse ilk oraya bakar.

Doğru.

Haklısın.

E nereye koyacağız peki?

Bilmiyorum ki.

Yani hırsızın bakmayacağı bir yer olması lazım.

Ama neresi?

Yani hırsızın bakmayacağı bir yer olması lazım.

Ama neresi?

İstanbul'dan gelen ekip sabaha kadar aralıksız çalıştı.

Biz bulamadıkları için denizde sürüklenmiş olabileceğini düşünerek arama alanını genişlettiler.

Gerekirse karşı kıyıya kadar arayacaklar Şahin.

Arayacaklar, bana Halil'i bulacaklar.

Duydun mu?

Bulmak zorundalar.

Beni her şeyden haberdar et Şahin.

Bir haber yok herhalde.

Yok.

Ama olacak.

Halil kurtulacak.

Halil kurtulacak.

Halil kurtulacak.

Gelecek.

Gelecek.

Gerekirse karşı kıyıya kadar arayacaklar Şahin.

Arayacaklar, bana Halil'i bulacaklar.

Duydun mu?

Bulmak zorundalar.

Beni her şeyden haberdar et Şahin.

Bir haber yok herhalde.

Yok.

Ama olacak.

Halil kurtulacak.

Geceden sabaha kadar onca saat denizde kaldıysa.

Halil'e bir şey olursa biterim.

Her şey biter.

Ne yapacağım ben?

Ne yapacağım?

Beşeyiki.

İşte değil, değil.

Sana kavuşmam bu kadar az kalmışkenเอil?

Arzu.

Arzu, Zümrüt Hanım'ın kahvaltısı hazır mı?

İlaçlarının vakti gecikiyor.

Oh be, ne güzel değil mi?

Yeğenimin başını yediniz,

Rahata erdiniz.

Meydan size kaldı tabii.

Daha Halil'den haber bile gelmeden

Konakta Hanım'ı taslamaya başlıyorsun.

Ama ben niye şaşırıyorum ki?

Aslanlı kadınısınız, yüzsüzler.

Buldum sanırım.

Aa, hemen bulunur.

Ayakkabılığa saklayık.

Yok canım, ayakkabılık olmaz.

Çok riskli.

Kirli sebep ne koyalım?

Unutup çamaşırlarla makinaya falan at içim mağazallah.

Doğru, haklısın.

Of, ne yapsak?

Saksının içine gömek.

Buldum.

Aklıma çok güzel bir fikir geldi.

Orada kimse bulamaz.

Ay madem,

sen oraya koyarsın,

benim düşünmekten çarptım çıktı.

Biraz odama gidip,

yatacağım.

Tamam.

En başından beri,

tek derdin bu konaktı senin.

Sırf buradan ayrılmamak için,

kızını halile yamadın.

Ondan sonra da evlilikleri bitmesin diye,

bin tane yalan söyledin.

Oyun oynadın.

Son oyunun da bu basiyet yalanıydı değil mi?

Bu konağa dert edilen biri varsa ben değilim o.

Sensin Songül.

Geldiğinden beri,

bu konağın hanımı olmak için,

elinden gelen her şeyi yaptın.

Bana kızlarıma der ettin sen burayı.

Biz olmasak,

siz sokaklarda kalmıştınız be.

Biz sahip çıktık size.

Bitiktiniz aslanlılar,

bitik.

Bu çiftlik,

içinde yaşadığın bu konak aslanlıların.

Sen kimsinle bize sahip çıkacaksın be?

Bu çiftlik,

ev,

eşyalar,

mal, mürk,

para mı sizin derdiniz?

Zeynep.

Zeynep.

İyi değilsin kızım.

Gel.

Evet değilim anne.

Hiç iyi değilim hem de.

İyi olmak için bir sebebim de yok benim.

Ne oldu?

Ne oldu?

Neye bakıyorsunuz?

Rahatsız mı oldunuz?

Bu çiftliğin bir eşyasının kırılması,

canınızı mı acıtıyor sizi?

Üzüyor mu sizi he?

Sen.

Ben daha bitirmedim.

Buraya geldiğiniz ilk günden beri çiftlik, mal, mülk, para için yapmadığınız kalmadı sizin.

Sırf kendinizi düşündünüz siz ya.

Biriniz biz ayrılalım diye canla başla çalıştı.

Öbürünüz ayrılmayalım diye türlü oyunlar çevirdi.

Neden peki?

Neden ya?

Ben size söyleyeyim.

Hepsi bu çiftlikte yaşayabilmek için.

Değil mi?

Halil yok.

Halil yok, nerede bilmiyoruz.

Belki de hiçbir zaman.

Hiçbir zaman gelmeyecek.

Dönemeyecek yeri hiçbir zaman.

Ama siz hala bu çiftliği konuşuyorsunuz.

Derdinizi hala paylaşamadığınız şu çiftlik ya.

Neden ya?

Biz Halil'le burayı bir yuva haline getirmeye çalışırken,

buraya hep yuva derken,

siz neden burayı sadece çocuklarınızın yuvası olarak göremediniz?

Neden hep daha fazlasını istediniz siz?

Ama artık bitti.

Ben şimdi gideceğim.

Gidip Halil'i getireceğim.

Ve şu saatten sonra bu çiftlikte hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.

Bizim hakkımızda, bizim dışımızda kimseye söz söyleme hakkı tanımayacağım.

Bu da benim sözüm olsun.

Gidip Halil'i getireceğim.

Gidip Halil için gücülü olmak zorundasın sen.

Halil için güçlü olmak zorundasın.

Bence onu bulacaksın.

Gidip Halil için gücülü olmak zorundasın.

Yalvarırım.

Yalvarırım beni sensiz bırakma.

I

have

his

I

have

I don't know.

Zeynep.

Ben bir süre Selma'larda kalayım diyorum.

Çiftlikten özellikle de senden ayrı kalmak belli ki sana iyi gelecek.

Çok iyi düşünmüşsün.

Tamam komiserim götüreceğim.

Teh...

Te...

Teh...

Teh...

Teh...

for his starting time?

Where?

What happened to you..

What happened?

Something happened.

Halil's news.

Something happened.

Just a moment.

Sadece ne Hakan söyle. Ne oldu? Bir şey mi oldu Halil'e söyle?

Ne oldu? Ne oldu ona?

Sahil'e vurmuş gibi cansız beden bulmuşlar.

Evet, hala ver!

Ne oldu?

Böyle.

Zina...

Ne oldu?

Gittemiz lazım teyze için.

Olmaz, ölmüş olamaz, ölmez.

Yalnız bırakmaz beni, gitmez, vazgeçmez bizden ol...

İnanız beni bırakın, gitmez.

Yes, it's a good one.

We were so scared, we were so scared.

We were so scared.

Now we are scared of Halil.

Her bir adım bin yıl gibi ağır.

Ya sensin, ya bırakıp gittiysem gel.

I can see you alive.

You are not able to live in the world.

I get my son.

I don't know how to live in the world.

Can you see me?

Thank You.

Are you ready to go?

I will be quiet.

Allah'ım Halil olmasın,

yalvarırım sen ha oğul olmasın,

onu bana bağışla.

Allah'a sevdiklerine sabır versin.

Yusuf.

Ali? Evlat?

Hadi be aslanım. Üzme bu yaşlı Yunus'u.

Hadi topla kendini.

Hadi aslanım.

İşte bu be.

Helal olsun sana.

Çok şükür.

Korkuttun beni.

Çok korkuttun evlat.

Üşüdün tabii.

Kendine geldi ya.

Bundan sonrası daha kolay.

Derin derin nefes al.

Bak daha alacak nefesin varmış ki.

Yüce Rabbim seni sevdiklerine bağışladı.

Tamam Halil.

Tamam.

Ya oysa teyze?

Ya benim kardeşimse sahilde cansız yata?

Gülhan'cım.

Yalvarırım yapma.

Bak Halil değildir o.

Göreceksin.

Olmamalı.

Yoksa ben hangi birine yanarım?

Aslaf gibi yeğenime mi?

Yoksa ellerimden kayıp giden talime mi?

Senef'le Türey'in yeniden her şeye sahip olduğunu görmektense ölmeyi yeğlerim.

Halil'e kardeşim.

Gülhan'cım tamam bak.

Halil'e hiçbir şey olmayacak tamam mı?

Sağ salim şu kapıdan gelecek.

Çok bekledim ben onu.

Hep ümit ettim.

Hak ettiğimi ye sevmadan.

Ona kavuşmadan gidemez.

Tekin.

Ulaşabildin mi?

O değilmiş değil mi?

Halil değil değil mi?

Hı?

Değilmiş.

Şükürler olsun.

Allah'ım sana da bana bağışladı.

Allah rahmetlerinin sevenlerine sabır versin.

Ama

Halil

iyi mi?

Haber yok ki daha ondan.

Herhangi bir bilgi yok kardeşime dair.

Allah'ım sen.

Sen benim kardeşimin yokluğuyla sınama yarabbim.

Gülhan.

Sana ne demiştim?

Ha?

Halil değildir dedim değil mi?

Şimdi de söylüyorum.

Halil geri dönecek.

Ona hiçbir şey olmayacak.

Gülhan'cığım.

Songül teyze doğru söylüyor.

Hiçbir şey olmayacak Halil'e.

Ağlamaktan gözlerin kan toplamış.

Hayır.

Kardeşimin iyi olup olmadığını bilmeden bana uyku yok.

Zeynep.

Biz Eren'le

arama kurtarma çalışmanın olduğu yere gidelim.

Sen de uygun bir yerde dinlen olur mu?

Hem gideceğimiz yer yakın zaten.

Evet Zeynep.

Sen biraz dinlen burada.

Sonra gelirsin yanımıza.

Tamam mı?

Siz gidin.

Ben Halil'i bekleyeceğim.

Bekleyeceğim.

Olabilir aslında.

Orada arama hem gelmesine girmektense

burada kalsın daha iyi.

Doğru söylüyorsun.

Hem yakınız zaten.

Arada da gelir kontrol ederiz.

Hadi.

Ben geldim Halil.

Senin yokluğunda kalbim, bedenim, her zerrem öyle acıyor.

Ben beni bu açtın.

Dön bana sayıdayım.

Bakma ihtiyar olduğun, eve gelen doktor işinin ehlidir.

İyi de dostumdur.

Yoksa seni emanet etmezdim.

Ah be evlat.

Başımın üstünde yenin var ama

seni merak edenler kim bilir ne haldedir şimdi.

Birilerine ulaşıp haber etmek gerek.

Dur bakalım çalışıyor mu?

Kert olmuş bu.

Ne bir kimlik, ne bir kart hiçbir şey kalmamış ki bunun içinde.

Dağılıp gitmiş.

Demek sevdasına düştüğün,

dinlemeye karar verip gönlünü açtığın kızımız bu.

Onca suya, onca dalgaya rağmen o da bırakmamış seni gördün mü?

Bu güzel kızımızı bulmamız lazım evlat.

Ama nasıl?

Önce şu ilaçlarını alalım.

Gönlünün şifasına da sonra bakarsın.

Bu vasiyet oyununu kurman hiç iyi olmadı anne.

Ben senin niyetini anlayabiliyorum.

Ablamla eniştemin boşanmasın diye yapsın.

Ablamla eniştem boşanmasın diye yapsın.

Yoksa o Songül Cadısı gibi boşanmalarını istemedin ya.

Gel de bunu ablana anlat.

Çok kırıldım Merve çok.

Baksana dünden razıymış beni çiftlikten göndermeye.

Ya tamam.

Kızgın sana.

Haksız da diyemem ama.

Ne olursa olsun konaktan gitmene müsaade etmemeliydi.

Anne.

Ya ben sen olmadan bu konakta duramam.

Hele o Songül Cadısı ile hiç başa çıkamam.

Ben de geleyim mi seninle?

Olmaz Merve olmaz.

Sen de gelirsen meydanı iyice ona bırakmış oluruz.

Hayırlısıyla Halil'den güzel bir haber alalım.

Sen bu çiftlikte benim gözüm kulağım olacaksın.

Tamam mı?

Hem ablanı da sakın yalnız bırakma.

Sar sarmalı onu güzel kızım.

Bu aralar çok ihtiyaç var buna.

Haklısın.

Hele bir eniştem sağız halim dönsün de.

İnşallah.

Halil bulunursa Zeynep bunu sevinciyle affeder belki beni.

Selma'ya da bir şey belli etmemem gerekiyor.

Çok kritik hamileliğe üzülmemesi lazım.

Ay evet.

Bir de öyle bir durum vardı.

Merve.

Bak babaannen de sana emanet.

Bak bu çatı altındaki herkes bize düşman.

Ona göre hareket et tamam mı?

Kimsenin babaannenin aklını bulandırmasına izin verme tamam mı güzel kızım?

Tamam.

Tamam sen merak etme.

Hatta ben şimdi gideyim bakayım babaanneme.

İyi hadi bakalım.

Ne oldu?

Ne söylemiyorsun?

Ne işin var senin burada?

Arzu Selmalara gitmek için toparlandığını söyleyince hiç şaşırmadım biliyor musun?

Sonunda layığını buldun.

Hani bana demiştin ya.

Kendi yeğenlerim bile seni istemiyor diye.

Bak.

Kendi kızın da seni istemiyor Tülay.

Seninle uğraşacak ne halin var ne de vaktim sonunda.

Hadi git ait olduğum yere müştemilatına.

Bence de uğraşma.

Yoksa böyle belanı bulursun Tülay.

Bari gittiğin yerde ustudur da.

Oradan da kovulma.

Zeynep'in de yanına gelmesi yakındır çünkü.

Sonra ana kız sokaklara düşmeyin.

Yeğenin sağ mı değil mi belli değilken bile aklını bunlara yoruyorsun ya.

Tam senlik hareket sokar.

Tamam.

Tamam.

Neredesin Ali?

Niye gelip sarmalamıyorsun beni?

Neden dinlemedin beni?

Dinleseydin.

Anlatmama izin verseydin ben de senin gitmene izin vermezdim.

Ben de senin gitmene izin vermezdim.

O zaman kaybetmezdim seni.

Böyle beklemezdim burada.

O zaman kaybetmezdim seni.

Böyle beklemezdim burada.

O zaman kaybetmezdim.

O zaman kaybetmezdim seni.

Böyle beklemezdim burada.

O zaman kaybetmezdim.

O zaman kaybetmezdim seni.

Neden dinlemedin beni?

Dinleseydin.

Anlatmama izin verseydin ben de senin gitmene izin vermezdim.

O zaman kaybetmezdim seni.

Böyle beklemezdim burada.

Bazen öyle fevli, öyle inatçı oluyorsun ki.

Bana söylüyorsun ama inat olan sensiniz.

Keçi olan sensin Ali Fırat.

Hiç bakma bana öyle.

Ben biliyorum seni ne söyleyeceğimi.

Bekleme burada boşuna eve git diyeceksin.

Ben biliyorum seni ne söyleyeceğimi.

Bekleme burada boşuna eve git diyeceksin.

Ben biliyorum seni ne söyleyeceğimi.

Bekleme burada boşuna eve git diyeceksin.

I know I'm going to be a part.

I know I know I'm going to get you to listen to me.

I'm sorry to change everything else, you know what I'm saying.

I'm not sorry to say I'm going to be a part of your life.

You will always have to sleep.

but you're a few bees.

You've heard me.

I'm a little.

No, no, no, no, no, no, no, no, no.

If you are in fact, if you are, you're thinking of me you're thinking of me, then you're in you.

No, no, no, no, no, no, no, no, no.

A guy that was not going to pass?

Hikayemizi yarım bırakmak kolay mı?

Nereye gidiyorsun Halil?

Dönmeyecek misin yoksa?

I don't know what you're talking about.

Halil, why?

Why all these things are coming to us?

I don't know what you're talking about.

Maybe...

...bizim kiimiz en başından yanlış yazıldığı içindir.

Biz birbirimizi tamamlamaya çalıştıkça...

...eksik bıraktık seni.

Ha!

Y хотелcza alın mutlu bir.

You're welcome.

You are the one who is Halil's wife.

Yes, I am Halil's wife, but you are the one who is?

I am a fool of a Yunus.

I found you in the sky, I found you in the sky.

I want you to get Halil's wife.

When I eat, what was the one you can be eggs.

That is it!

Sky?

You are the ones that you do?

I can hitch a pet yourself.

You need that...

You know, you have the one who will hold it.

Take so many women, baby.

Bye!

Get started.

I'll tell you something.

Oh, that's the best man!

Let's try to get out a lot.

I'm not sure you already.

That was a good time of the company.

Yeah, I'm not going to get out of here.

Hello.

What are you doing?

Hello.

Hello.

Hello.

How are you doing?

Hello.

How are you from?

What did you say to me, I didn't want you to be a girl?

God, Kymet Hanım.

I'll tell you about the future.

Tell me.

What did you say?

I found Umut.

I found him.

He'll be able to see him.

Kahve bitmiş.

Sen bu işi halledersin Komur Koşum.

What did they say?

That's the way you can do it.

Maybe Umut will be the way you can do it.

That's the way you can do it.

Let's go.

I have talked to you.

Inşallah it will return to you.

Inşallah.

You can do it.

I'll do it again.

I'm sorry.

Oh, no, no.

No, no, no.

I do not have a cup of tea.

Why did you put your tea in the cup of tea?

Okay, there was a cup of tea.

You didn't have a cup of tea?

Yes, I found that you did not have a cup of tea.

Yes, I had a cup of tea.

What?

I put my cup of tea in the cup of tea.

I can get it again.

I'll take it.

I can get it.

A million of the yard.

I don't know.

I don't know that I'm going to get the car.

I'm going to get the car.

We're going to say that we're going to get the car.

Go, go, go.

I love Mikko.

I love you, I love you, I love you.

You gave free money.

We are a priest.

I'm a bit

For sure heaven, like I said that I could have become more happy.

But I love you, you are always a father that I gave you joy him.

I don't mind doing this to you.

If you've kissed him.

I'm a doctor.

But he's a very good guy.

So as far as I got the voice,

he's a great guy.

I'm not saying anything like that.

He's a bad guy.

He had to jump in a little while.

I'm hatta, I had to go out.

I didn't understand he had to be a good guy.

He's not looking for a手,

look for some fun.

But if you want to show me again, I'll show you something else.

I'll see you later, I'll do something else.

Here, my poor man is here.

Alin!

Allah'ım çok şükür. Bu sefer hayal değil biliyordum gerçekten yanımdasın işte.

Ne olursa olsun beni bırakıp gitmeyeceğini biliyordum ben.

Ben seni bir daha asla bırakmayacağım.

Her şeyi anlatacağım sana. Beni dinleyene kadar asla yanından gitmeyeceğim ben.

Ben seni tanımıyorum.

Kimsin sen?

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.