Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Downloaded from YTS.MX
Official YIFY movies site: YTS.MX
2042 yılına gelindiğinde,
insanlar her şeye sahipti.
Refah düzeyi öylesine artmıştı ki,
artık tek arzuları kalmıştı.
Sahip olduklarının daha iyisini elde etmek.
Ve bu isteklerini gerçekleştirme uğruna
o kadar çok tükettiler ki
kuşlara verecek kırıntıları dahi...
Kuşlar gitti mi yoksa?
Anlamadım, pardon?
İnsanlar daha iyisini elde etmeye çalışırken kuşlar gitti mi diyorum.
Evet, maalesef.
Uzun zaman önce burayı terk ettiler.
Yani artık yoklar, anladım.
İnsanlar peki,
sahip olduklarının daha iyisini bulabildiler mi?
Bunun cevabını vermek için sana bir hikaye anlatmamı ister misin?
Olur, anlatsana.
Harika bir hediye bu.
Harika bir hediye bu.
İyi ki doğdun sevgilim.
Ozan, ben senden ayrılmak istiyorum.
Ayrılmak mı? Neden?
Çünkü senden daha iyisini buldum.
Ama sevgilim, ben de çabalıyorum.
Bana biraz daha zaman tanısan,
ben de daha iyi olabilirim.
Kusura bakma Ozan.
O çabalamadan da iyi.
Ne olacak şimdi?
Sanırım artık gitmen gerek.
Harika bir hediye bu.
Ozan Bey.
Ozan Bey.
Hesabı ödemeyi unuttunuz.
Hesabınız.
Çok güzel bir harcama yaptınız.
Otomatik açılma devrede.
Ozan Bey, önleyici güvenlik sistemimizde bir uyarı tespit ettik.
Sağlıklı yaşam sisteminizi kilitlemeden önce...
Doğru mu görüyorum?
Acaba bir binanın tepesinde misiniz?
Hayır, değilim.
Ve bu durum sizi ilgilendirmiyor.
Bakın size bir anı anlatayım.
Bu sabah canım çok sıkkındı.
O kadar bıkkındım ki,
her şeyi sonlandırmaya karar verdim.
Hayatıma son vermek için de evden çıktım.
Bağdat caddesinde yürürken bir süper market gördüm.
Önündeki reyonda çok güzel dutlar vardı.
O dutlardan satın aldım ve yemeye başladım.
Mükemmeldi.
Sonra günün ilk ışıklarıyla
okula giden çocukları fark ettim.
Benden dutlardan vermemi istediler.
Ama hayır dedim.
Dutlardan yemek istiyorsanız satın almak zorundasınız çocuklar.
Anlıyorsunuz değil mi?
Size bazı ilaçlar yazıyorum.
Bir ay sonra sizi tekrar görmek istiyorum Ozan Bey.
Çok güzel bir harcama yaptınız.
O yüzük hâlâ sende mi?
Oğlum, Pelin seni terk edeli çok oldu.
O bir işe yaramaz ki.
Hayır, aldığın yere geri vermeye kalksan
yarı fiyatını alırlar. Değil mi?
Öyle olur muhtemelen.
Sana teklifim şu.
Yüzde yirmi iskonto ile onu senden alırım.
Hem sen ucuza geri vermemiş olursun.
Hem de benim bir yüzüğüm olur.
İyi de senin sevgilin yok ki.
Yok.
Ama ileride illaki olacak.
Al, ödeme istemez.
Ozan.
Bak bunun altından başka bir şey çıkmasın sonra.
Hayır bir şey istemez. Senin olabilir.
Çok teşekkür ederim ya.
Sen gerçekten iyi bir insansın.
Benim bir silah bulmam lazım.
Hecklenmiş olarak.
Hani senin bir arkadaşın vardı, bahsediyordun?
İstersen sana burada bir görüşme ayarlarım.
Ama...
...ödemenin yüzde onunu alırım.
Çok güzel bir harcama yaptınız.
Evet dediğiniz her şeyi yaptım ama silah çalışmıyor.
Güncellediniz mi?
Güncelledim ama hâlâ kullanamıyorum.
Ne olacak şimdi?
Sistem yeni bir güvenlik duvarı inşa etmiş olsa gerek.
Biz sistemi kırmak için çalışıp size haber verelim tekrar.
Bir saniye, bir saniye. Ne kadar bir süre bu?
Alo?
Alo. Ne kadar süre demiştim?
Ozan.
Anne.
Ozan'cığım, kirayı ödememişsin yavrum.
Evet.
Bu aralar biraz kafam karışık anne.
Aklımdan gitmiş. Kusura bakmayın.
Ama Ozan'cığım, biliyorsun ki biz de o kirayla ödemelerimizi yapıyoruz.
Aksatmanın alemi yok ki.
Baban çok sinirlendi Ozan.
Ben aslında size bir şey söyleyemedim.
Biz Pelin'le ayrıl...
Pelin kendi payını ödemedi mi yoksa?
Öyleyse sen vereceksin.
Sonra kendi aranızda halledin oğlum.
Onaylıyorum.
Çok güzel bir harcama yaptınız.
Çiçeklerin için çok güzel bir harcama yaptın.
Birinden duymuştum.
Sizinle konuşunca daha güzel çiçek açıyormuşsunuz.
Konuşmaya dert dinlemek de dahil mi acaba?
Dert dinleyen çiçek mi istiyorsunuz?
Üstelik sizinle konuşabilsin mi?
Bunlar artık geride kaldı.
Xzom'a gelin. Sevgiliniz sizi terk mi etti?
Kocanız size kötü mü davranıyor?
İşte size kanlı canlı yeni bir sevgili.
Yapay zeka değil, insan.
Siz de açık arttırmamıza katılın
ve size özel hazırlayacağımız bu yeni sevgilileri
hiçbir sözleşmeye gerek duymadan götürün.
Unutmadan...
Sen o kızdan nefret etmiyor muydun?
Yüzük bir tek ona uydu!
Ne yapayım?
Bu arada senin Pelin'in parmakları da çok inceymiş sanırım.
Yüzük elimde kalacak diye çok korktum.
İyi oldu geldiğim.
Ne zamandır böyle dertleşmiyorduk.
Tabii kiranın fazlalığından dert yanmayacaksan dertleşelim.
İlahi Hilmi.
Yok baba, ne alakası var?
Ben bir şey söyleyecektim size.
Biz Pelin'le ayrıldık.
Daha doğrusu Pelin beni terk etti.
Terk edildim.
Benden daha iyisini bulduğunu söyledi.
Ozan'cığım, Pelin Allah için güzel kızdı.
Yani daha iyisini buldum diyorsa bulmuştur.
O kız bulur, değil mi Hilmi?
Bizim oğlanda ne buldu hiç anlamadım zaten.
O kız maşallah, hırs küpü.
Başarılı olmak için yemin etmiş.
Bu zamanda herkes bizim oğlan gibi değil tabii.
Herkes yükseliyor.
Arşa çıkıyor, arşa.
Aşk olsun Hilmi.
Oğlan dertleşmeye gelmiş.
Sen de akıl vereceğine...
Bak şimdi oğlum. Yapman gereken tek şey var.
Oturacaksınız bir masaya karşılıklı.
Konuşacaksınız, anlatacaksınız.
Birbirinize aldığınız, verdiğiniz hediyeleri iade edeceksiniz.
Nihayetinde ayrılıyorsunuz.
Kimse kimsenin enayisi olmasın.
Enayi değildir benim oğlum.
Enayi değilsin değil mi oğlum? İsteyeceksin.
Olur anne, isterim.
Adınız?
Ozan K.
Yaşınız?
34.
Peki, Ozan K.
Size nasıl yardımcı olabilirim?
Ben intihar etmek istiyorum.
Yani yaşamınızı sonlandırmak istiyorsunuz.
Öncelikle bizi tercih ettiğiniz için teşekkür ederiz.
Yasa gereği size bazı sorularımız olacak.
Bu soruları cevaplarken sizi kayıt altına alacağımızı hatırlatırım.
Anladınız mı, onaylıyor musunuz?
Anladım, onaylıyorum.
Mesleğiniz?
Yazıcı.
Neden buradasınız?
İntihar etmek istiyorum.
Peki Ozan K.
Yaşamınızı hangi gerekçeyle sonlandırmak istiyorsunuz?
Birine çok aşığım.
Bencil birine...
...aşık oldum.
Ozan Bey, aşk için intihar etmek istediğinizden emin misiniz?
Yani en son aşk vakası ne zamandı?
İnanın hatırlayamadım.
Haklısınız.
Ama artık kimse dünya boktan bir yer diye intihar etmiyor.
Bence aşk bunun için iyi bir gerekçe.
9 numara, lütfen kırmızı odaya gelin.
Olur da sistemimizi atlatıp bunu illegal yollarla yaparsanız
yakınlarınızın yükümlülük altında kaldığını hatırlatırım.
Yaşamınızı sonlandırırken yanınızda refakatçi istiyor musunuz?
Hayır.
Eğer vefa fon kullanıcısıysanız, size özel atayacağımız
refakatçiden yüzde yirmi indirimi...
Yalnız olmak istiyorum ve bir an önce olsun istiyorum.
Lütfen öldürün beni.
Ozan Bey, biz sizi öldürmüyoruz.
Yaşam kutsaldır.
Ancak bu sizin kararınız.
Peki, ödemeyi nasıl alacağız?
16 numara, mavi odaya lütfen.
Ölüm sigortam vardı.
Bugüne kadar devlete olan borçlarınızı hesaba katarsak...
Ozan Bey, ölüm sigortanız bu durumun sadece yarısını karşılıyor.
Peki, ne yapacağız şimdi?
Yarısıyla olmaz mı?
Yarısıyla sizi bitkisel hayata sokarız isterseniz.
Kalan yarısını getirdiğinizde de öldürürüz.
Ay kusura bakmayın ne olur.
Ne zamandır bu espri aklımdaydı.
Ozan Bey,
o zaman ölmek için size bir mucize lazım.
Bol şans.
Mucize?
Alo Pelin?
Bana mı dedin?
Bunu biraz düşünmem lazım.
Çünkü...
...ben biraz sıkıldım.
O yüzden hemen bir karar vermek istemiyorum.
Şşt, Pelin.
Tamam Pelin, ağlama.
Tamam.
Ben nereye başvurdum, sen biliyor musun?
Merak etme, başvurumu hemen geri çekeceğim.
Artık ünlüsün ha?
Evet.
Yani onların sevgisi olmasa katlanılmaz.
Ne içersin?
Bira?
- Eee, pardon. - Buyurun.
Bir bira bir soda alabilir miyim?
Hemen efendim.
Teşekkürler.
Ozan, çok fazla duramayacağım.
Yani bu konuyu telefonda konuşamayacağımızı
düşündüğüm için görüşmek istedim.
Sen çok iyi birisin.
Seni kırmak da istemiyorum.
Ama artık bana mesaj atmaktan vazgeçmelisin.
Erkek arkadaşım rahatsız oluyor.
Eee...
Erkek arkadaşın mı?
Evet.
Aslında benim niyetim seni rahatsız etmek değildi Pelin.
Yani ben düşündüm ki biz zamanında çok
güzel şeyler paylaştık. Çok...
Çok güzel anılarımız oldu.
Yani sen bunların hiçbirini özlemiyor musun şimdi?
Ozan'cığım ya.
Sevgili takipçilerim, bu karşınızdaki Ozan.
Eski erkek arkadaşım.
Kendisi her zaman duygusal bir çocuk olmuştur.
Eğer siz de sevgiliniz tarafından terk edildiyseniz,
ve onu hâlâ unutamadıysanız,
ekranı yukarı kaydırın,
ve bu işle nasıl başa çıkacağınızı öğrenin.
Biliyorsunuz biz Pelin'le ayrıldık.
Ozan'cığım ayrılırken neden avukata danışmazsınız ki?
O kız kesin sana borç falan bıraktı değil mi?
Kefil mi oldun yoksa kıza?
Hayır.
Kendisine ait olmayan eşyaları alıp gittiyse,
hiç şaşırmayacağım Ozan'cığım.
Çünkü sen hiçbir zaman bu konuda sorumluk sahip biri olmadın.
Öyle bir şey değil.
Ben intihar etmek istiyorum. Konu bu.
İntihar etmek mi istiyorsun?
Duydun mu?
İntihar etmek istiyor.
Ya millet bize ne gözle bakar sonra?
Çocuklarını bile doğru düzgün yetiştirememişler demezler mi?
Ozan ne diyorsun sen?
Nereden çıktı şimdi bu intihar falan?
Baba onaylamanızı beklemiyorum zaten.
Saygı duyun sadece.
Saygı duyalım öyle mi?
Devlet senin için yıllardır yatırım yaptı.
Geçtim devleti, biz?
Biz senin için az mı yatırım yaptık?
Şimdi tüm bunların heba olduğunu görüp,
sana saygı duyalım öyle mi?
Üstelik sen nasıl intihar edeceksin oğlum? Ha?
Ödemek gücün var mı senin?
Baba ben de bunun için geldim zaten.
Sigortam sadece yarısına kadar karşılıyor.
Ödemeyi tamamlamam lazım.
Yani sizin ödemeniz lazım.
İnanamıyorum karıcığım.
Bu çocuğun dedikleri karşısında adeta şoktayım.
Nasıl da rahatça siz ödersiniz diyor.
Sizden habersiz yapmak istemedim.
Haber veriyorum sadece.
Yok bir de haber vermeseydin de
arkandan borç kağıtlarıyla uğraşsaydık Ozan.
Ozan'cığım,
bu durum kabul edilemez bir durum.
Lütfen evladım kendine gel.
İntihar edemezsin.
Bizim şu an bunu karşılamaya maddi gücümüz yeterli değil.
Merak etme karıcığım.
Bir çocuğumuz daha var.
Şimdi ona odaklanmalıyız.
O yatırımlarımızı boşa çıkarmayacaktır.
Alo, merhaba.
Ben sağlık sigortamı sonlandırmak istiyorum.
Tabii Ozan bey. Hemen inceleyelim.
Ozan bey eğer sigortanızı
sonlandırmaz ve şu an uzatırsanız,
size özel bir hastalık sizden, bir ameliyat bizden
kampanyanızdan faydalanabilirsiniz.
Yok teşekkür ederim.
Gerek kalmadı.
Çünkü ben intihar etmek için karar verdim.
İhtiyacım kalmadı yani. Teşekkür ederim.
Peki, siz öldükten sonra ailenizi mutlu etmek ister misiniz?
Şu an vereceğiniz bir talimatla bu kampan...
Vermiş olduğun bu cesur karara!
Baksana?
Diyorum ki,
madem intihar edeceksin
senin pozisyonuna beni tavsiye eder misin?
Tabii. Tabii öneririm.
Harika!
Ozan bey odama gelin lütfen.
Mezarlıkları niye şehrin dışında yaparlar söyler misiniz Ozan bey?
Ben söyleyeyim, insanları bu fikirden uzak tutmak için.
Yani öleceğini bilen hiç kimse çalışmak istemez değil mi?
Ama tabii sizi bütün çalışanlarımızın önünde
intihar etme isteğinizi
bağırma cesaretini gösterdiğinizden dolayı
ayrıca tebrik ediyorum!
Onaylıyorum.
Çok güzel bir ödeme yaptınız.
Tazminatınız, kovuldunuz!
Yarın 9'da. Onaylıyor musunuz?
Onaylıyorum.
Ödeminizi mevcut bakiyenizden çekiyorum. Onaylıyor musunuz?
Onaylıyorum.
Anlaşılmadı. Bir daha tekrar edin lütfen.
Onaylıyorum.
Anlaşılmadı. Lütfen tekrar edin.
Onaylıyorum diyorum kardeşim. Çeksene parayı.
Çok güzel bir harcama yaptınız.
- Problem ne? - Ozan bey,
sizin intihar etmeniz mümkün görünmüyor.
Neden? Ödemeyi tamamladım ama.
Sorun ödeme değil.
Siz intihar edemezsiniz çünkü birisi size aşık.
Kim? Pelin mi?
Hayır Ozan bey. Pelin Hanım değil. Başka bir kadın.
Bundan bana ne o zaman?
Ben yaşam sonlandırma hakkımı kullanmak istiyorum.
Ozan bey, evet devletimiz size her türlü imkanı sağlıyor.
Ancak arkanızda böyle bir bağ
bırakmamak koşuluyla tanıyor o hakkı.
Eğer size aşık birisi varsa ve başvuruda bulunduysa
siz intihar edemiyorsunuz.
Yahu! Kim bana aşık?
Ben kimseye ümit vermedim ki?!
Ben kimse bana aşık olsun istemiyorum.
Ben Pelin'i seviyorum.
O da beni terk etti.
Onsuz olmak...
...onun bir daha beni sevemeyeceğini bilmek o kadar acı ki.
Onu sürekli rüyamda, hayallerimde görmek,
onu affetmemi istemesi,
içim böyle büyük bir mutlulukla dolarken
bütün bunların hayal olduğunu anlamak,
o kadar kötü bir şey ki.
Bakın siz de belki birine aşıksınız.
Ya da zamanında birini çok sevdiniz.
Ya, beni anlayacağınızı ümit ediyorum.
Ya, lütfen bu konu...
- İmzalı sonucu mutlaka kontrol edin. - Tamam.
İyi de, siz beni dinlemiyorsunuz ki.
Teşekkürler.
Yo, Ozan bey dinliyoruz.
Ancak kural kuraldır.
Biraz bekleyin.
Belki size aşık olan o kadın sizi unutur veya ölür.
Ya da başvurusunu geri çekerse
o zaman gönül rahatlığıyla intihar edebilirsiniz.
İyi de kim bana aşık bilmiyorum ki?
Buyurun dosyası.
Vazgeçerse bir problem kalmıyor yani öyle mi?
Dün gece Robert'la aranda ne geçti?
Bana aşkını itiraf etmiş.
Bir zamanlar en yakın arkadaşın...
Özür dilerim.
Şey, baştan alabilir miyiz acaba?
Tabii tabii baştan alalım, lütfen.
Dün gece Robert'la aranızda ne geçti?
Bana aşkını itiraf etmiş.
Bir zamanlar en yakın arkadaşın olan adama
daha ne kadar ileri gidebileceğini öğrenmek için beni yolladın.
Benden,
yani karından madem bunu istedin,
dün gece neler olduğunu asla öğrenemeyeceksin Richard.
Çünkü...
Sıradaki lütfen.
Nasıl yani, bu kadar mı?
Gerek yok.
Tamam ama bari neyin olmadığını söyleseydiniz.
Ekin, boşuna çabalıyorsun.
Hiçbirimiz ikna olmadık.
Öyle değil mi?
Buyurun lütfen.
Dün gece Robert'la aranızda ne geçti?
Bana aşkını itiraf etmiş.
Bir zamanlar en yakın arkadaşın olan adama
daha ne kadar ileri gidebileceğini öğrenmek için
dün gece bir...
- Neyi yapamıyorum ben ya? - Pardon.
- Bir söylese neyi beceremiyorum? - Pardon.
Şey...
İşte olmuyor.
Hiçbir şeyi yapamıyorum ben. Hiçbir şeyi beceremiyorum.
Şu hayatta bir tane şeyi becersem, bir tane ne olur ki?
Benim ismim Ozan.
Biliyorum.
Şu beni gördüğün hale bak.
Şimdi sen de beni böyle tanıyacaksın.
Hiçbir şey beceremeyen sulu gözlü bir kız.
Yok.
Ben seyrettim sizi.
Bence gayet iyi oynadınız.
Tabii canım çok iyiydim.
Yok ya, benim yeteneğim yok.
Hiç kimseye inandıramıyorum. Olmuyor işte.
Yo, ben izledim sizi.
Bence gayet güzel bir karakter çıkarmışsınız.
Ama...
...hayatta işte bazen her şey istediğimiz gibi gitmeyebiliyor.
Ben
size bir şey soracaktım aslında ama
uygun değilseniz sonra da gelebilirim.
Hangisi?
Bence üstünüzdeki daha iyi.
Bu mu?
Pardon, ben dinliyorum sizi. Buyurun.
Soruyorum o zaman.
Evet.
Siz bana aşık mısınız acaba?
Nereden çıkardınız bunu?
Çok özür dilerim.
Çok özür dilerim. Ben, bilgiler,
resim falan çok benzettim herhalde.
Kusura bakmayın gerçekten.
Nasıl böyle bir şey sorarsınız bana?
Bakın, çok utandım şu an.
Gerçekten kötü bir niyetim yoktu.
Özür dilerim.
Gerçekten.
İnandın bana.
İnandın yani kandırdım seni o değilim diye değil mi?
Nasıl bir mimik yaptım ya ben o sırada?
Keşke kaydetseydim.
Ama sonuçta inandırdım değil mi?
Pardon o anki ruh halimi unutmamam gerekiyor da.
Nereden çıkardınız bunu?
İnandım tabii ama...
Nereden çıkardınız bunu?
Nasıl böyle bir şey sorarsınız bana?
Tekrar asıl konumuza gelecek olursak...
Siz bana aşık mısınız değil misiniz?
Sorunun gerçek cevabı...
Evet ben sana aşığım.
Bir saniye.
Bir saniye.
Sizin bana aşık olmamanız gerekiyor.
Bakın beni nerede ne zaman gördünüz ben bilmiyorum
ama kısa kesmem lazım bu konuşmayı,
çünkü benim fazla vaktim yok.
Benim bir sorunum var.
Kimin bu zamanda bir sorunu yok ki?
Bakın siz bana aşıksınız
ama bundan vazgeçmeniz gerekiyor.
Neden?
Çünkü ben merkeze başvurdum ve
sizin yüzünüzden ölemiyorum.
Özgünüm bu konuda elimden hiçbir şey gelmez.
Gelir niye gelmesin?
Eğer bana olan aşkından vazgeçersen,
ikimiz de kendi yolumuza gider mutlu oluruz.
İnsan birine aşıkken ondan nasıl vazgeçebilir ki?
Ne bileyim merkeze yalan söyle bir şey yap.
Yalan mı söyleyeyim? Keşke söyleyebilsem.
O zaman Berta rolünü kesin alırdım.
Ya ben seni izledim. Gayet inandırıcıydın.
Gerçekten sahnedeyken inandın mı bana?
Evet, inandım.
Gözünde böyle ışıltı gibi bir şey oldu yani.
Bence merkezdekileri de inandırabilirsin.
Gözlerindeki ışıltı.
Keşke yönetmen de böyle düşünse.
Ama çok teşekkür ederim.
Bana inanan tek insansın.
Ya bir beklesene sen beni.
Baksana yemeğe gidelim mi? Orada konuşuruz.
Hem ben ısmarlayacağım.
- Sen mi? - Evet.
Ya ne yemeğinden bahsediyorsun?
Ben ne diyorum burada sen ne diyorsun?
Sen dinlemiyor musun beni?
Tamam madem yemek istemiyorsun.
O zaman kendine iyi bak.
Üzgünüm o konuda da elimden hiçbir şey gelmez.
Ekin'ciğim.
Tatlım, buradayım gel.
Neden kaçıyorsun bizden?
Yo, ben sizden kaçmıyordum.
O yüzden mi aramalarımızı yanıtsız bırakıyorsun?
Benim biraz işlerim vardı da.
Hallettin mi peki?
Evet, evet, hallettim.
Hadi o zaman şu ödemeyi yap.
Gerçekten yok.
Öde ki tazminatını da ayrıca tahsil edelim.
Evet. Ama inanın yok.
Olsa öderdim.
O yüzden diğer iş için de biraz beklemeniz gerekecek.
Kusura bakma Ekin'ciğim.
- Bizim vaktimiz yok. - Ekin.
Ozan.
Bir sorun mu var?
Tatlım sen de kimsin?
Ozan. Arkadaşıyım.
Çok güzel.
Kaybol şimdi buradan.
Tekrar ediyorum Ekin'ciğim. Ödeme!
Yok diyor kız işte neyi zorluyorsunuz?
Ozan.
Tamam.
Ne kadar bir ödeme bu?
Sen hâlâ burada mısın?
Bir saniye şöyle yapalım.
Ben onun borcunu üstleneyim.
Eğer ödeyemezsen beni öldürürsünüz.
Akıllarında öldürme diye bir şey yok.
- Nereden çıkarıyorsun? - Evet.
Bence de öldürme biraz fazla kaçabilir.
Canını yakalım yeter?
Paran varsa şimdi konuş. Yoksa siktir git buradan!
Param yok.
Ben bütün paramı merkeze yatırdım.
Özür dilerim. Bunu açmam lazım. Önemli de.
Alo.
Ben Hacker.
Tanıdım. Silah işi halloldu mu?
Hayır. O yüzden paranı iade ediyoruz.
Bize mesaj atmayı bırak artık ya.
Beyefendi ben kendi hakkımı savunuyorum burada.
Üç kuruş için elli tane mesaj atıyorsun.
Ben insanların birbirini kandırmasından yoruldum.
Alo?
Bakiye hesabınıza yüklendi.
Ne kadardı bu ödeme?
Aa!
Kahramanımızın bir anda parası olduğu ortaya çıktı.
Evet bir param vardı.
İade edildi şimdi.
Zaten artık paraya ihtiyacım yok.
Eğer Ekin merkeze gidip başvurusunu geri çekerse...
...benim de yaşamak için paraya ihtiyacım kalmayacak.
Gerçekten mi?
Pazarlık mı yapıyorsun bir de?
Beni kurtarmanı istemedim ki, burada bırakıp gidebilirsin.
Ekin'ciğim bizim için hava hoş.
Sen karar ver.
Yardım etsin mi, etmesin mi?
Hayır, hayır, hayır, ben yardım falan istemiyorum.
Ben parayı ödeyebilirim, ihtiyacım yok diyorum.
İstemiyorum dedim.
Hayır!
Çok güzel bir harcama yaptınız.
Bu sese bayılıyorum.
Görüşürüz çocuklar.
Neden ödedin parayı?
Ne demek neden ödedin?
Ödemeseydin başın belaya girecekti sen farkında değil misin?
Şimdi başımı daha çok belaya soktun.
Nasıl daha çok belaya soktum?
Onlar sana zarar verecekti. Bundan fazla bela mı olur?
Bak benim çok fazla vaktim yok. Sana gidebilir miyiz?
Çünkü ben evimde güvende değilim.
- Neden? - Ya tamam sonra anlatırım.
Yürü.
Bak nasıl bir işin içindesin bilmiyorum.
Ama sana yardım ettim.
Senden sadece bir şey istiyorum bak.
İkimizin de yolları ayrı.
Gerçekten hep böyle kendini mi düşünürsün sen?
Sana başımı belaya soktun diyorum.
Ben seni tanımıyorum bile, nasıl başını belaya sokayım?
Ödeme yapmasam sana zarar vereceklerdi.
Ya senin dünyadan haberin yok herhalde Ozan.
Bindikleri arabayı görmedin mi sen?
Üstünde ne yazıyordu farkında değil misin?
Bir kere senin hayatınla ilgilenmiyorum.
Evime gel, işlerini hallet ve merkeze
yaptığın başvuruyu geri çek, tamam mı?
Ya ben senin beni daha nereden tanıdığını bile bilmiyorum.
Zaten her şey bununla ilgili.
- Bununla mı ilgili? - Evet.
Bilmek istiyor musun?
Lütfen.
Beni hatırlamıyorsun, öyle mi?
Hiç mi?
Gerçekten seni nerede gördüğümü hatırlamıyorum.
Ben seni gördüm ama.
Çalıştığın şirkette.
Staj yapmak için şirket bakıyordum.
Sonra seni gördüm.
Kuşlar için ekmek kırıntıları bıraktığını fark edince
burada yapmaya karar verdim.
Ama işe başladığım gün bir sevgilinin olduğunu öğrendim.
Aşkım, kapıdayım.
Seni izliyordum sürekli.
Sevgilinin kim olduğunu, ne iş yaptığını,
kısacası her şeyi öğrenmiştim.
Seninle güzel her şey.
Sonra Pelin seni terk etti.
O günden sonra bambaşka biri olmuştun.
Gerçekten perişan haldeydin.
Bir gün seni takip ettim.
Yanına gelip tam konuşacaktım ki sen
kararlı adımlarla dışarı çıktın.
Sonra seni o kapının önünde gördüm.
O gün girmedin ama
daha sonra o kapıdan gireceğine emindim.
Sen bu kararı vermeden önce
ben girip senin için başvuruda bulunmak istedim.
Başvurunuzda bir sakınca bulunmuyor.
Ancak teminat olarak bin kredi ödemelisiniz.
Fakat bir sorun vardı.
Başvuruda bulunmam için kredi bulmam gerekiyordu ve ben de buldum.
Krediyi ödemeniz gereken süre bir hafta.
Sizden bunun için faiz almıyoruz.
Ancak parayı geri ödemenizle beraber
bizim için üç gün çalışmanız gerekiyor.
Kabul ediyor musunuz?
Evet ediyorum.
Sonunda krediyi vermiş ve başvuruda bulunmuştum.
Krediniz yüklendi.
Tebrikler başarıyla sonuçlandı.
Ve sonuçta onlar için çalışmak zorundayım.
Anlıyorum, Ekin.
Ama artık lütfen başvurunu geri çek.
Ya aşık olduğum insan benim için bir şey yaptı.
Sence bu bir tesadüf olabilir mi?
Ben sana sadece yardım ettim. Kim olsa yardım ederdim.
Gerçekten kim olsa yardım eder miydin?
Ederdim herhalde bilmiyorum.
Belki de ben sana yardım edersem,
senin de bana yardım edeceğini düşündüğüm için yaptım bunu.
Ama yaptın işte sonuçta.
Kaçmadın, bana yardımcı oldun.
Ozan sen ölmeyi hak etmiyorsun.
Sen çok iyi bir insansın.
Ve bu dünyanın iyi insanlara ihtiyacı var.
Ekin kendi çıkarım için yaptım anlasana.
Zaten ben seni tanımıyorum, sen de beni tanımıyorsun.
Ben sıradan dümdüz bir insanım, tamam mı?
Sen benim neyime aşık olmuş olabilirsin ki?
Yani senin gibi güzel bir kız benim neyime aşık olmuş olabilir?
Eminim peşinde benden daha iyi bir sürü insan vardır.
Belki de böyle biri olduğunu hissetmişimdir.
Ya boş versene.
Sence geri gelecekler mi?
Umudun var mı?
Bilmiyorum. Öyle alışkanlık işte.
Buna da alışkanlık demeyeceksin herhalde.
Gerçekten elinle mi yazdın?
- Ne kadar uzak... - Hani senin fazla vaktin yoktu?
Yok zaten.
Efendim amca?
Ekin, seninle konuşmam lazım.
Hayır, görüşmek istemiyorum.
Çok acil bir iş.
Hayır dedim, işim var. Israr etme.
Ekin?
Amca hayır.
Aile meseleleri...
Neyse dediğim gibi üç gün boyunca burada olamayacağım.
- Döndüğümde görüşürüz. - Ne demek üç gün olamayacağım?
Söyledim ya, bir anlaşma yaptım.
Ve onlar için çalışmak zorundayım.
O piskopat şirket için, öyle mi?
Evet.
Ekin sen bunu benim için mi yaptın gerçekten?
Nasıl böyle bir şey kabul edebilirsin ki?
Ekin bu yaptığın gerçekten saçmalık.
Ekin'ciğim, sana eşlik etmeye geldim.
Geliyorum, teşekkür ederim.
Ekin gidemezsin.
Başka bir önerin var mı? Bir anlaşma yaptım diyorum.
Ben seni burada üç gün bekleyemem.
- Beklemek zorundasın. - Ekin!
Ozan Bey, randevunuzu kaçırdınız.
Eğer yarın da gelmezseniz, zorla getirme kararı
çıkartacağımızı bilgilerinize sunarım.
Ben Ekin Hanım'ı buldum.
Yani gerçekten kendisi çok iyi bir insan.
Yani, çok da yardımcı oldu bana.
Sağ olsun.
Başvurusunu geri çekecek anlaştık yani o konuda. Ama...
Şey dedi, benim dedi, şeyim ailemle ilgili bir problemim var.
O yüzden dedi, gelemem.
Üç gün burada olamayacağım.
Ben gelmeden dedi, illetirseniz dedi, bunu halledelim dedi.
Bunun mümkün olmadığını siz de biliyorsunuz, değil mi?
Üstelik doktor randevunuza da gitmemişsiniz.
Bunun için tutuklanabilirsiniz.
Yo, ben doktor falan istemiyorum. Ben kararımı verdim zaten.
Ama kararınızı uygulayana kadar bu toplumun
bir ferdi sayılırsınız, öyle değil mi?
İçeri gelin lütfen.
Şu meşhur filmi hatırlarsın, değil mi?
Kazablanka'yı.
Ilsa Rick'i terk edince, Rick ne yaptı?
Başka bir kadın buldu.
Eğer Rick başka bir kadın bulup ona aşık olmasaydı,
İlsa tekrar bara döndüğünde durumlar çok kötü olabilirdi.
Rick doğrusunu yaptı.
Ben bu filmi hiçbir zaman sevmedim.
Bir insan bir kadına aşıksa,
onunla zaman geçirip birçok anıyı paylaşmışsa
ya da bu kadar kısa bir zamanda bunu nasıl yapabilir?
Rick barında Ilsa'yı bekleyip acı çekmek varken
gidip başka bir kadından çocuk yaptı.
Ben bunu asla anlayamayacağım.
Sevgiliniz sizi terk mi etti?
Yoksa kocanız size kötü mü davranıyor?
Eşinizin istemediği şeyler mi yapmak istiyorsunuz?
Xzom'a gelin. Xzom, yasal sorumluluk yaratmaz.
Dünya ne zaman böyle bir yer haline geldi?
Ya da "Love Story" filmini düşün.
Kız arkadaşı kanser olunca genç adam ne yaptı?
Mantıklı olanı yaptı.
Onu ölmesi için hastaneye bıraktı.
Bazen...
...bazı acıları geride bırakıp mantıklı olanı yapmalıyız.
Bayanlar baylar ve her yaştan sevgili dostlar,
hepiniz, Xzom'a hoş geldiniz.
Bayım, sevgiliniz sizi terk mi etti?
Hanımefendi,
kocanıza sinir oluyorsunuz ama bunu ona söyleyemiyor musunuz?
Üzülmeyin, dert etmeyin.
Xzom'a gelin.
Xzom'a gelin, biz sizin bu hayalinizi gerçekleştirelim.
Unutmayın, Xzom yasal sorumluluk yaratmaz.
Ve şov başlasın.
Hanımefendinin kocasından hep şikayeti varmış.
Öyle mi?
Şimdi biraz heyecanlandım da kusura bakmayın.
Evet her tartışmamızda hep kendisi haklı çıkar.
Hiç beni dinlemez.
Hanımefendi kocasına ait bilgileri bizimle paylaştı.
Ve kocasına ait sistemdeki verileri inceledik.
Ve...
...sonuç.
Peki, kocanızın bilgilerini takın.
Bakalım neler olacak hep beraber göreceğiz.
Ee, bir şey söyleyin?
Çekinmeyin canım artık o sizin kocanız.
Geçen sene yaz tatilinde ne kadar eğlenmiştik, değil mi hayatım?
Hı hı.
Roma'daki o dondurmacıda ne çok gülmüştük.
Adam senin her söylediğini yanlış anlıyordu.
Bana orada evlenme teklif etmiştin.
Ben de sana seni seviyorum demiştim.
Sen de bana demiştin ki...
Aynen, aynen demiştim.
Evet, aynen demişti.
Aynen böyle derdi.
Ben ona seni seviyorum derdim.
O bana seni seviyorum demezdi. Aynen derdi.
İşte Xzom!
İşte şov budur.
Ve açık arttırma başlasın.
İşte ilk deneğimiz geliyor.
Hesabında kredi mi görünsün?
Bunu yapman lazım.
Sadece iki saatliğine.
Peki, benim çıkarım?
Karşılığında ne istiyorsun?
Ölürken seni izlemeyi.
Tamam, kabul ediyorum.
Satıyorum...
Sattım!
Teşekkürler.
Şimdi karşınıza ikinci deneğimiz geliyor.
İşte size muhteşem güzellikte bir kadın.
Bu güzel kadını ne olarak kullanmak istersiniz?
Unutmayın,
üç gün boyunca size uysal bir kedi gibi davranacaktır.
Açık arttırma başlasın.
İlk hanımefendiden geliyor güzel bir teklif.
Beyefendiden de geldi.
Yok mu arttıran? Yok mu arttıran?
Satıyorum...
Beyefendiden geldi en son.
Satıyorum. Sat... tım.
- Hoş geldiniz. - Hoş buldum.
Ödemenizi nereden alalım?
Çok güzel bir harcama yaptın Ozan.
Kimin bilgilerini yüklüyoruz Ozan Bey?
Eski sevgiliniz Pelin Hanım mı?
Evet ama ben yüklemeyi evde yapmak istiyorum.
Olur tabii. Beyefendi size yardımcı olsun.
Yalnız ilaçlardan dolayı biraz sersemler.
Hiç problem değil.
Ekin. Şşt. Kalk gidiyoruz.
Çok güzel bir harcama yaptın Ozan.
Pişt!
Sen yoksa eski sevgilinin bilgilerini mi yükledin bana?
Saçmalama ya. Ne yüklemesi?
Öyle şey mi olur?
Kimse kimsenin yerini tutamaz.
Neden?
Sana Pelin gibi davranabilirdim.
Kimse onun gibi olamaz.
O ne demek ya? Saçmalama.
Ekin, bak.
Ben sadece benim yüzümden o durumun içinde kalmanı istemedim.
Tamam mı?
Şimdi asıl konumuza gelebilir miyiz, lütfen?
Gerçekten mi?
Peki, ödemeyi nasıl yaptın?
Çok borcum birikti sana.
Ödeme falan yapmadım.
Hesabımda teminat edecek kadar para varmış gibi gösterdim sadece.
Ve bunu anlamaları da çok uzun sürmez.
O yüzden acele etmemiz lazım.
Neden bunu yaptın ki?
Ekin şu iş halledebilir miyiz artık?
Ben de beni bu durumdan kurtarmak için yaptığını düşündüm bir an.
Kimse böyle bir durumun içinde kalmamalı.
Bak ben seni her iki durumdan da kurtardım, değil mi?
Şimdi artık benim istediğimi yapabilir miyiz?
Ölmeyi gerçekten bu kadar çok mu istiyorsun?
Bir sonraki durak "Sahne Işıkları."
Tamam o zaman.
Ama önce benim evime gidebilir miyiz?
Sen de mi?
Evet hâlâ var olduklarına inanıyorum.
Yani bence de bir gün...
Ne sence de bir gün?
Neyse artık bir önemi yok zaten.
- Ekin. - Hı?
Merkezi arayacak mısın? Başvurunu çekecek misin?
Niye ölmek için bu kadar acele ediyorsun ya?
Ya bak...
Başkasını seviyorken seni zaten sevemem.
O yüzden benim için tek çıkar yol bu.
Nereden biliyorsun?
Pelin'i seviyorum işte bunu biliyorum.
Belki de sevdiğini sanıyorsun.
Üç yıl birlikte olduğum insanı sevip sevmediğimi bilebilirim herhalde?
Seni sevmeyen birini nasıl sevebilirsin ki?
Platonik aşk saçmalığı demeyeceksin herhalde?
Adı her neyse işte.
Bence saçmalık.
Peki seninki?
Sen de bana platoniksin.
Seninki de mi saçmalık yani?
Hiç sevinme benimki platonik falan değil.
Sen biraz sonra benim seni sevdiğimi de iddia edersin?
Hayır canım.
Platonik seni hiç tanımayan birine karşı olur.
Ama seni tanıyıp sevmeyen birini hâlâ düşünüyorsam
onun adı platonik değildir Ozan'cığım.
O aptallıktır.
Sana bir teklifim var.
Gel biraz vakit geçirelim beraber.
Hayır, hayır, seni vazgeçirmeye çalışmayacağım.
Ama biraz vakit geçirelim.
Ondan sonra eğer gerçekten istemezsen,
söz veriyorum, gidip merkezden başvurumu geri çekeceğim.
Sen de ondan sonra ne istersen onu yaparsın. Ha?
İstemiyorum böyle bir şey yapmak.
İyi tamam, sen kazandın.
- Gerçekten mi? - Hı hı.
Vazgeçiyorum ben de.
Çok teşekkür ederim ya.
Zaten ödemenin sahte olduğunu anlamaları çok uzun sürmez.
O yüzden acele etmemiz lazım, tamam mı?
- Ozan, benim şuna bakmam gerek. - Tamam.
Sen merkeze git istersen, ben sonra gider başvurumu geri çekerim.
Ekin, gerçekten çok teşekkür ederim sana.
Bak seni tanımak çok güzeldi.
Ozan tamam, buna bakmam gerekiyor.
Ekin?
Ekin, niye ağlıyorsun?
Bak benim için üzülmene gerek yok. Bu benim kendi kararım.
Senin için olduğunu kim söyledi ya?
Ekin, babaannen çok hasta. Acilen gelmen lazım.
Son isteği seni görmek.
Ya, çok üzüldüm.
Bir ay önce kavga etmiştik.
Ama yani öyle ortada da büyük bir şey yoktu.
Ben çocukluk ettim, ziyaretine gitmedim.
Ama o benimle hep konuşmak istedi, görüşmek istedi.
Ben hep reddettim.
Ve şimdi kaç günü var? Ben onu nasıl göreceğim bilmiyorum.
Ben niye böyle bir şey yaptım?
Anlıyorum. Çok üzüldüm.
Umarım çabucak iyileşir.
Ozan.
Senden bir şey isteyebilir miyim?
Benimle gelir misin?
Seninle mi geleyim?
Ekin, benim burada çok önemli bir işim var.
Farkındasın değil mi?
Ama iki gün...
Bak ben kendimi gerçekten çok kötü hissediyorum.
Tek başıma nasıl araba kullanacağımı bilmiyorum.
Lütfen bak ben senin için başvurumu geri çekiyorum, değil mi?
Sen de benim için bunu yapsan ne olur?
Sadece iki gün geçireceksin lütfen.
Hayır, böyle bir şey yapmak istemiyorum.
Ozan Bey, hesabınızda teminat olarak gösterdiğiniz kredi şu an yok.
Lütfen bankanızla ve bizimle iletişime geçiniz.
Aksi halde, yasal yollara başvuracağız.
Artık herkes sadece kendini düşünüyor.
- Çok bencilisin. - Efendim?
Yardıma ihtiyacın var desen kimse dönüp bakmaz.
Ama yangın var desen herkes şenlik varmış gibi koşarak gelir.
Artık kimse kimsenin derdini umursamıyor.
Kimse kimseye yardım etmiyor.
Ekin, ben böyle biri değilim. Tamam mı?
Ozan, hadi ama lütfen.
Hayır.
Yalnız bir erkek hayır diyorsa o evet demektir.
Yasal işlerim için kalan süre otuz beş dakika.
Ekin, şu az önceki ödeme mevzusunu anladılar.
Eğer başvurunu geri çekmezsen beni tutuklayabilirler.
Olur, benim işime gelir.
Sen de kendine zarar vermemiş olursun.
Bak benimle gel.
Hem yakalanmamış olursun hem de söz verdiğim gibi
merkeze gider başvurumu geri çekerim.
Ne yapıyorsun?
Yakalanmak istemiyorsun herhalde.
Niye çıkarıyorsun takip çipini?
Başına ne geleceğini biliyorsun, değil mi?
İki gün sonra bunu dert etmene gerek kalmayacak.
Sahte hesap bilgisi verdim demedin mi?
Herhalde takip edilip yakalanmak istemezsin diye düşündüm.
Hadi şu yolculuğa çıkalım artık lütfen.
Ozan, bunları da alalım mı?
Olur, alalım.
Tamam, sen tut hemen geliyorum.
Çok güzel bir harcama yaptınız.
Bunlardan alalım mı? Ne dersin?
Yapmasana.
Ozan?
- Pelin. - Nasılsın?
Mükemmelim.
Ozan, bu Bora.
Sevgilim.
Kendisi son zamanların en çok içerik üreten insanı seçildi.
Memnun oldum.
Ben de.
Biz de yola çıktık.
Yeni bir yarışma için video çekecek yer arıyoruz.
Artık hem sevgili hem de ikiliyiz.
Eee, sen ne yapıyorsun burada?
Birini mi bekliyorsun?
Yok. Yok, tekim ben.
Tek geldim yani. Şey...
Tek başımayım yani.
Öyle yakıt almaya geldim.
Yolcukluk beni gerçekten çok acıktırdı.
Ozan?
Siz sevgili misiniz?
Yok. Yok, yok. Birlikte değiliz biz.
Ben... Yok, sevgili falan değiliz.
Sen benim bilgilerimi mi yükledin?
Ay ne kadar hoş, değil mi?
Beni unutamadığı için bilgilerimi başkasına yüklemiş.
Hayatım yani...
...kimse senin yerini tutamaz, biliyorsun.
Yani, tutsa zaten ben, ben olmazdım, değil mi?
Lütfen.
Ozan, takma artık bu kadar ya.
Ben aşk acısı çekiyorum, tamam mı? Bunu böyle bilmesi gerekiyordu.
Şimdi onun gibi gidip hemen yeni bir sevgili bulduğumu filan düşünecek.
Hem de sevgili filan değil.
Onun bilgilerini yüklediğim bir denek.
Hepsi senin yüzünden, biliyor musun?
Aa...
Beni kurtarmanı ben istemedim ki, bırakabilirdin.
Sen de haklısın aptallık ben de zaten.
Saçmalıyorsun artık ya, bir kendine gel.
Kızın sevgilisi var, bir senedir birlikteler.
Çok da mutlular, seni çoktan unutmuş gitmiş.
Sen de artık unut ya.
Belki bir gün hatasını fark edecekti.
Ya ne kadar safsın, Ozan. İnanamıyorum bu yüzyılda doğduğuna.
Ya kızın umruna değilsin, anla artık.
Tamam, özür dilerim.
Düşüncesizce konuştum.
Sen haklısın aslında.
Umurunda değilim ben onun.
Sadece kendimi kandırıyorum.
Kolay gelsin.
Teşekkür ederim, hoş geldiniz.
- Merhaba. - Hoş geldiniz.
Burası neresi ya?
İşte benim doğup büyüdüğüm yer.
Ben hiç böyle bir yer görmedim.
Göreceksin işte.
- Mehmet, bir çay verir misin bana? - Hemen abim.
Burası.
Ee?
Amca?
Amca?
Hoş geldin.
Hah amca, nasılsın?
İyiyim, iyiyim yeğenim, iyiyim, iyiyim.
Ya sen bugün mü gelecektin?
Gelmeden önce insan bir haber vermez mi kızım?
Hazırlık falan yapardık.
Seni aramamışlar mıydı?
Amcacığım konuştuk ya.
Sen kalkıp hemen geleceğimi nasıl düşünürsün?
Büyükannem bu haldeyken bir gün daha durabilir miydim ben?
Ya evet, evet.
Aklım başımdan gitmiş bütün bu olanlardan sonra.
İnsan hayatın kıymetini bilmeli.
Gencecik daha.
Genç mi büyükannen?
Hayır.
Ölüm insanı hep genç yakalamaz mı?
Neyse.
Biz de kendi acımıza daldık.
Bu arada hoş geldin delikanlı.
Hoş buldum.
Bir saniye hemen geliyorum.
Ee, aç mısın?
Ha yok, ben bir otel bakacağım şimdi.
Orada yerim, size yük olmak istemem.
Ne dedin sen?
- Ne dedim? - Bu kasabada öyle şeyler olmaz.
Çünkü sen bizim...
...şeyimizsin.
Misafirimiz.
Evet, misafirimiz.
Onun için yemeğini burada yiyeceksin. Otel de değil, burada kalacaksın.
Burada herkes birbirine yardımcı olur.
Burası böyle bir yer evladım.
Amcacığım, biz bir büyükannemi görelim.
Sonra hep beraber yemek yeriz, olur mu?
Tabii, buyurun.
Hadi gel.
Evet. Bak, kurumuş. Buyurun.
Nasıl, durumu iyi mi?
Yani ilerlemiş biraz işte.
Çoğu şey unutuyor ya da hatırlayamıyor.
Ekin, sen mi geldin yavrum?
Benim büyükanneciğim.
Hoş geldin canım.
Nasılsın, iyi misin biraz daha?
İyiyim, vallahi yatmaktan çok sıkıldım.
Bu çocuk kim?
Ozan, arkadaşım.
Zaten sevgilim desen şaşırdım.
Yani bir kere de bir şey yap kendin için.
Hoş geldin çocuğum.
Hoş bulduk.
Bu kız var ya bu kız.
Başkalarına yardım etmekten kendine bir türlü vakit bulamadı.
Herkesin derdine ortaktır.
Herkes için her şeyin en iyisini ister.
Böyle zamanda böyle bir kız, maşallah yavruma.
Aa büyükanne.
Ayrıca bu zamanda kimi bulacaksın da seni sevecek?
Boş versene.
Ay çocuklar, hadi yemek yiyelim.
Ben çok acıktım.
Böyle sizi birden bire karşımda görünce
kendimi o kadar iyi hissettim ki.
Siz şimdi elinizi yüzünüzü yıkayın.
Ben de hazırlanıp geliyorum.
Tamam.
Ekin kızım, bu sepeti senin için hazırladım.
İstanbul'a gidince afiyetle yersin.
Çok teşekkürler.
Bu da delikanlı oğlumuza.
Bana mı?
- Al. - Neden bana?
Çok teşekkür ederim. Ne kadar acaba?
Para mı?
Sakın, duymamış olayım.
Bak bu hayatta paradan daha değerli şeyler var.
- Mesela... - Ay Kamuran, başlama yine?
Bizim bu Kamuran konuşmaya bayılır Ozan'cığım.
Yani böyle büyük büyük laflar eder.
- Buyurun. - Hadi.
Kamuran, sen yine mi yeni giysi aldın?
Yeni mi? Nereden çıkartıyorsun canım?
Yani Ekin kızımız gelmiş.
Birazcık süslenmeyelim mi?
Ozan yeğenim, haftaya burada şenlikler başlayacak.
Mutlaka görmelisin.
- Şey, şey bozumu. - Bağ bozumu?
Ha, aynen, aynen. Bağ bozumu.
Ya bizim iki gün sonra dönmemiz lazım o yüzden.
Aa, iki gün mü?
Yok yok, dünyada bırakmam.
Yani çok naziksiniz ama benim İstanbul'da işlerim var.
O yüzden dönmem gerek.
Babaanneciğim, gerçekten Ozan'ın önemli işleri var.
Ne gibi?
Ozan uzun bir yolculuğa çıkmaya karar verdi de amcacığım.
Tamam işte, bir hafta sonra çıkarsın.
Maalesef her şey ayarlandı.
Sadece bir ufak imza işim kaldı benim.
Onu da aldım mı yolculuğum için her şey tamamlanmış olacak.
İyi o zaman, ne yapalım?
Bizde teklif var, ısrar yok çocuğum.
Hadi buyurun, afiyet olsun.
Yarın denize gidelim mi?
Sana bir şey sorabilir miyim?
Buyurun Ozan Bey?
İnsanlar neden aşık olur?
Senin için kum çıkarmamı ister misin?
Kum mu?
Ya bu mu yani, kum mu?
Sence tarifi olsaydı, aşk olur muydu?
Öylesine seviyorum diyorsun yani.
Ya sen niye hiçbir şey düşünmeden duramıyorsun?
Ölecek birine göre biraz fazla mı meraklısın acaba?
Sadece merak işte.
Senden bir şey isteyebilir miyim?
Benim için suya dalıp kum çıkarır mısın?
Kum çıkarttım senin için, gittin.
Yani çabaladın benim için, o yeter.
Çabalaman hoşuma gitti.
- Baksana? - Hı?
Sen benim bütün bilgilerim almışsındır merkezden.
Ben senin hayatınla ilgili hiçbir şey bilmiyorum.
Ailen filan.
Annemle babamı hiç görmedim ben.
Ben çok küçükken öldüler.
Babaannem büyüttü beni.
Yani öyle bir ailem olmadı hiç.
Üzüldüm.
Zamanla alışıyor insan.
Ben de hep oyuncu olmak istedim.
Yani böyle belki bilirsin deneme çekimlerine falan gidiliyor.
Ama olmadı bir türlü.
Ben yine de çok istiyorum hâlâ yapmayı.
Pelin de hep ünlü olmak istiyordu.
Ama öyle oyunculuk filan değil, bu fenomenler gibi.
İnternete videolar filan koyuyordu.
Sonra izlendi de bayağı.
Ünlü de oldu.
Ne olduysa ünlü olduktan sonra başladı zaten.
Hep daha iyisini istedi daha iyisini istedi.
Zaten senin de bildiğin gibi...
...benim de daha iyimi buldu.
Herkesin daha iyisi vardır.
Önemli olan sen ne kadar iyisin.
Maria, anahtar.
Gracias.
- Çok güzel oldu. - Teşekkür ederim.
Hah! Ekin babaannen seni istiyor.
Tamam amcacığım.
Ozan.
Babaannem seni görmek istiyor.
- Beni mi? - Hhh.
Girer misin yanına?
Tabii.
Gel yavrum otur şöyle.
Acı çekiyorsun, öyle mi?
Ekin anlatmış olacak ama...
...aslında durumum o kadar da vahim değil.
Benimkisi bireysel bir tercih sadece.
Şu gençlere de bir şey söylemeye gelmiyor.
Ne zaman ağzımı açsam birey olmaktan söz ediyorsunuz.
Tamam çocuğum.
Ben size olmayın demiyorum ki.
Ama bu yaptığın şeyin sadece seni
ilgilendiriyor olduğundan emin misin sahiden?
Yani kimseye bir zararım olmadıktan sonra
bence öyle.
En yakın dostunu öldürüyor olmak yeterince zararlı değil mi?
En yakın dostum?
Şu dünyada insanın en yakın dostu yine kendidir.
Sen kendi kendine konuşmaz mısın hiç?
Kendi kendine hayaller kurmaz mısın?
Veya hiç kimseye anlatamadığın şeyleri yine kendine anlatmaz mısın?
Ama bütün bu hayalkırıklıklarımı birlikte yaşadığım bir dostum.
Acısız bir hayat yok Ozan.
Bunu ikimiz de biliyoruz.
Ama,
maalesef elimizdeki tek hayatta bu.
O da boktan bir hayat.
Dünya boktan bir yer.
Ama ya seneye daha iyi bir yer olursa?
Şimdilik kötü olabilir her şey evet.
Ama ya yarın ya da bir ay sonra
ya da bir yıl sonra her şey düzelirse?
Ya daha iyi bir yarın olursa?
Şimdi gitmeden önce bana bir bardak da su ver.
Ya Ekin hadi al artık ne alacaksan ya?
Ya tamam dur şunları da alacağım bitecek.
Ya o kadar da hafif değilsin ha.
Ben de baklavalı erkek değilim yani.
Tamam az kaldı işte ama sallanma öyle.
- Ya... - Ya düşeceğiz ama ya ne yapıyorsun?
Ya sallanmıyorum, titriyorum.
Dur!
Bütün dutlar mahvoldu senin yüzünden.
Benim yüzümden mi?
Taşıdım seni o kadar.
Sana bir şey söylemek istiyorum.
Söyle?
Merkezi aradım senin için.
Öyle mi?
Güzel.
İyi yapmışsın.
Seni vazgeçiremeyeceğimi anladım artık.
Amca!
Ekin.
İmam yok.
Amca ne demek imam yok?
İmam mı?
Evet niye şaşırdın?
Yani ben bir yerde okumuştum
artık onlardan pek kalmadı diye biliyorum ama.
Var, var, burada var.
Şimdi deniz de olmalı.
Birinin gidip onu alması lazım.
Ne yapsak?
Ozan ya sen gidip alabilir misin?
Tabii ki.
Tabii ki gidip alırım.
Çok sağol.
İmam Bey!
İmam Bey!
İmam Bey!
Pardon, dalmışım.
Ah rahmetli Cemile Nine.
Çok iyi insandı.
Ruhu şad olsun.
Siz nereden biliyorsunuz?
Bana az önce haberi geldi.
Rahmetli Ahtapotu çok severdi.
Bir dalıp çıkayım dedim.
Ben çok kısa bir süre önce tanıştım kendisiyle ama
çok iyi bir insan olduğu belliydi.
Öyleydi, öyleydi.
Maşallah çok da uzun yaşadı.
Hayatın kıymetini herkesten daha fazla biliyordu.
Allah bilir ya senin de önünde uzun bir ömür var evladım.
Kıymetini bilerek yaşa.
Otomatik açılma devrede.
Efendim?
Ozan Bey merhaba yaşam sonlandırma merkezinden arıyorum.
Kapat.
Başvurunuza engel olan Ekin Hanım başvurusunu geri çekeceğini bildirdi.
Başvurusunu geri çeker çekmez intiharınızı
gerçekleştirmek için gün vereceğimizi bildirir
iyi günler dileriz.
Hiç kuşkusuz Allah size karşı çok merhametlidir.
Bu yüzden canlarınızın kıymetini bilin ona kıymayın diye buyrulmuştur.
Allah'ın verdiği canı bir başkasının almaya nasıl hakkı olabilir?
Kusura bakmayın.
Sizi kırmak istemem ama...
...ben öyle pek inançlı biri sayılmam.
Hadi inanmıyorsun da be evladım.
Senin hayata karşı hiç mi sorumluluğun yok?
Nasıl bir sorumluluk?
Ben kendi isteğimle gelmedim ki.
Bu bitkiler, bu canlılar kendi istekleriyle mi geldiler?
Ama bak, hepsi yaşamaya, bir şekilde
hayatlarını devam ettirmeye çalışıyor.
Hayat var olduğu için yaşıyorlar.
Bu gencecik yaşta değer mi be evladım?
Ben günahıyla, sevabıyla razıyım bu işe.
Sonuçta...
...Allah'la benim aramda değil mi?
O yüzden karışmanız anlamız.
Bak, bu da günah.
Al, iç.
Bak bakalım karışıyor muyum?
Bu Allah'la senin aranda.
Ama burada senin canın mevzu bahis be evladım.
Bir insanın canı söz konusu olduğunda,
bütün doğanın, bütün canlıların,
bütün insanların söz söyleme hakkı var.
Evet.
Rahmetliye sözüm vardı.
Ölünce bir kadeh içecektim.
Amca!
Amca!
Yetişin. Doğurdu!
Gelin, gelin.
Şunun güzelliğine bakın.
Çok tatlı.
Ben ömrüm de böyle bir şey görmedim.
Tadını çıkar.
Efendim?
Ozan Bey merhaba.
Yaşam sonlandırma merkezinden arıyorum.
Yaşam sonlandırma başvurunuza engel olan
Ekin Hanım başvurusunu geri çekti.
Yarın saat 15'de işleminizi gerçekleştirebiliriz.
Onaylıyor musunuz?
Çok iyi insanlardı.
Öylelerdir.
Bu arada teşekkür ederim geldiğin için.
Yarın saat 15.00'de merkeze bekleniyorsunuz.
Yarın saat 15.00'de merkeze bekleniyorsunuz.
Alo?
Xzom'a hâlâ yakalanmadın mı?
Güzel.
Bana olan borcunu ödeyecek misin?
Evet.
Yanında refakatçi olarak ben geleceğim.
Tüm ayrıntıları görmek istiyorum.
Anlaşıldı mı?
Anlaşma anlaşmadır.
Son bir isteğin var mı?
Nasıl anlamadım.
Ölecek insanlara eskiden bunu sorarlardı.
Son bir isteğin varsa söylersin.
Ozan?
Alo, Ekin?
Eskiden ölmeden önce insanlara son arzuları soruluyormuş.
Sen biliyor muydun?
Evet, duymuştum bir yerde.
Sen bana sormadın.
Biraz kırıldım sana.
Kazablanka filmini sever misin?
Evet.
Bir saat sonra görüşürüz.
İyi misin sen?
Evet.
Doğru mu söylüyorsun?
Bir derste hocamız filmlerin yeniden yapılandırıldığını anlatmıştı.
Biliyor muydun?
Hayır.
Evet, içeriğine uygun bulmadıkları filmleri değiştiriyorlarmış.
Mesela Rick aslında hiç evlenmemiş.
Ve üzgün bir şekilde hep Ilsa'yı beklemiş.
Gerçekten mi?
Ben bunu tahmin etmiştim, biliyor musun?
Böyle olamaz yani diyordum.
Şuraya bak ya.
Resmen kandırmışlar bizi.
Evet, mesela Ilsa, Rick'i seviyormuş.
Ama sırf dünya daha iyi bir yer olsun diye onu bırakmış.
Diğer adamla gitmek zorundaymış.
Ben Ilsa'nın kötü biri olduğunu hiç düşünmedim zaten.
Ozan ben de kötü biri değilim.
Hiç öyle düşünmedim zaten. Nereden çıkardın?
Sen iyi bir insansın.
Birini seviyorsun ve bunun için mücadele ettin.
Hem de bu zaman da.
Sen kötü biri değilsin, Ekin.
Ekin.
Pelin? Senin ne işin var burada?
Kapının kilidini değiştirmemişsin.
Evet.
Çünkü evi terk edecektim.
Onu çok önce yazdım.
Artık bir önemi kalmadı.
Ozan'cım ya.
Duyunca ne kadar üzüldüm, biliyor musun?
Benim için intihar edecekmişsin.
Sen ne kadar romantik bir insansın aşkım.
Seni sevdiğimi geç de olsa anladım Ozan.
Ozan.
Ben yokken ne kadar pasaklı olmuşsun.
Alo Ekin, neredesin?
Ozan ben kasabaya döndüm.
Ekin?
Ekin?
Ozan.
Sen haklıydın.
Eğer sen olmasaydın ben çok büyük bir hata yapmış olacaktım.
İntihar etmekten vaz mı geçtin yoksa?
Çünkü daha iyi bir yarın olabilir Ekin.
Ben artık intihar etmek istemiyorum.
Gördünüz, işe yaradı.
Önleyici eylem planının başarısı bu.
Ozan Bey, intihardan vazgeçtiğiniz için sizi kutlarız.
Tabii bunda devletimizin önleyici eylem planının
işe yaradığını da yatsımamanız gerekiyor.
Bünyemize aldığımız gönüllü çalışanlarla
intihar etmeye karar vermiş insanların
bu kararlarından vazgeçirmek için bir takım önlemler almış bulunuyoruz.
Komşuluk ilişkileri, yardımseverlik, karşılıksız değiller.
Tüm bu unutulmuş değerlerle yepyeni bir dünya kuruyoruz.
Ve hastamız kendi kararı ile doğru yolu buluyor.
Toplum çözülürse devlet tek başına ne yapacak?
Şeytan bile dünyada insansız yapamaz.
Yani devlet de insansız olmaz.
Bu çözülmeye bir dur demeli ve devletimiz toparlayıcı olmalı.
Ki bu olayda bunu açık ve net gördük.
Şimdiye kadar hiç böyle bir şey olmamıştı.
Harika!
Tebrikler canım.
Ekin, bu ne demek?!
Sen yalan mı söyledin bana?
Ozan, ben sadece iyilik yapmak istedim.
Gerçekten tek amacım iyilik yapmaktı.
İyilik?
İyilik öyle mi?
Ben sadece gönüllülerden biriyim.
Hakkında her şeyi merkezde öğrendim.
Sevgilini, seni terk edişini, üzülmeni...
Merkeze gidip intihar etmek istemeni.
Biz sadece senaryoyu kurguluyorduk.
Ya ben seni izledim, gayet inandırıcıydın.
Xzom, araba gelebilir.
Hacker teklifi kabul etsin.
Hesabında para görünsün.
Ama inan bana Ozan, benim gerçekten tek amacım iyilik yapmaktı.
Sen çok iyi birisin, sen ölmeyi hak etmiyorsun.
Ve bütün bunları kendi kararınla yaptın.
Beni kurtardın.
Bütün bunlar düzenlediğiniz bir oyundu?
Evet, ama sen bunu bilmiyordun.
Sen bana yardım ettin.
Paranı verdin.
Yolda beni yalnız bırakmadın, benimle üzüldün.
Ve bütün bunları kendi iradenle yaptın.
Sen iyisin Ozan.
Değer verdiğin şeyler farklı.
Bu beni de çok etkiledi.
Ben seni gerçekten sevmeye başladım.
Sen seçilmiyorum diye boşuna üzülmüşsün.
İyi bir oyuncuymuşsun?
Uygun bir rol gelmemiş sadece.
Ben ölmeni istemedim.
O günden sonra Ozan'ı hiç görmedim.
Hepimiz insanların çaresiz olduğunu görmüştük.
Bunun önüne nasıl geçeriz diye düşünüyorduk ama
insanlar çaresiz olsa da sadece kendileri bir çıkış yolu bulabilirdi.
Bunu geç de olsa anladık.
Devlet kendi eliyle kurduğu merkezleri birer birer kapatıyordu.
Bir insanı kırınca tüm dünyayı kırmışsınız gibi hissediyorsunuz.
Kalbim çok kırılmıştı.
Ama bu sefer biraz daha farklı hissediyordum.
Evet, dünya şu an kötü bir yerde ama
yarın, öbür ay ya da seneye daha iyi olmayacağını kim bilebilir?
Herkes bu hayatta birisi için vardır.
Sadece doğru zaman.
Hepsi buydu.
Tüm bunları Ekin sayesinde görmüştüm.
Ama yaşadığımız şeyler gibi o da yalandı.
Yalan söylemişti ama
yine de çabalamıştı.
Ekin!
Ekin Hanım, siz intihar edemezsiniz.
Çünkü size birisi aşık.
Ekin olmasaydı
hayatımın en büyük hatasını yapmak üzereydim.
Ve bu kuşları asla göremeyecektim.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.