All language subtitles for Until.Dawn.2025.Hybrid.2160p.WEB-DL.DV.HDR.DDP5.1.Atmos.H265-AOC

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic Download
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian Download
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Hayır! Hayır! Hayır!

Evet.

Hayır.

Hayır, hayır...

Lütfen.

Olmaz, tekrar ölemem.

Yapamam. Yapamam bunu.

Lütfen, yine olmasın. Yapamam.

Hayır. Hayır. Hayır...

Hayır. Hayır. Hayır, lütfen!

Hayır!

Ş A F A Ğ A K A D A R

Yağmur yağacak gibi. Biraz yağması iyi olur.

Baksanıza, oraya vardığımızda planımız ne?

Bir tür ritüel falan mı yapacağız?

Ben herhangi bir ritüel için hazırlıklı değilim.

Bu öyle senin vuu vuu tarzı ritüellerinden değil.

Daha çok... kapanış ayini gibi bir şey, anlıyor musun?

Burası turumuzun son durağı,

ve hiç yeni bir şey öğrenmemiş olsak da,

bunu kutlamalıyız.

Yani... başarısızlığımızı mı kutlayalım diyorsun?

- Evet. Aynen. Öyle bir şey. - Olur.

Gerçi ben beklentimizin ne olduğunu bile tam olarak bilmiyorum.

Kapanış. İnsanlar bu tür durumlarda genellikle bunu istemez mi?

Bizimki kapanış değil.

Mel, kayıp. Ölü değil.

Evet, tabii ki değil. Ben...ben öylesine sordum.

Dur, dur, dur. Clover, lütfen silme...

...izle.

Bak, sana farklı şekilde veda edebilirdim, biliyorum.

Annemin ölümünden sonra her şeyi farklı şekilde idare edebilirdim.

Fakat o evde daha fazla kalamazdım.

Ama senin de bana katılman için, hâlâ geç değil.

Kolay bir karar olmadığını biliyorum,

ama lütfen beni ara.

Seni özledim.

HARTLEY'NİN YERİ KAHVE - MEŞRUBAT - DONDURMA

Bir yıl sonra burada olmak biraz ürkütücü.

Max!

Ne?

Haklı aslında.

Öyle... Hem ürkütücü, hem de biraz üzücü.

Üzgünüm, Clover.

Bence el ele tutuşmalıyız.

- Hayır. - Tanrı aşkına, Megan.

Bunu diğer her yerde yaptık.

Burada yapmazsak bir şey eksik kalmış gibi hissederim.

Clover, benim özel bir güce sahip olduğumu biliyor, o yüzden...

Özel bir güce sahip olmak mı?

En büyük psişik başarın,

babanın Max'in annesiyle ilişkisi olduğunu

herkesten önce "hissetmen"di.

- Ama doğruydu. - Hatırlıyor musun, Clover?

Aslında garajda onları duyduğumuzda bunu hepimiz hissetmiştik.

İğrenç. Unutmayın, o hâlâ benim annem.

Peki, cidden, deneyebilir miyiz, lütfen?

Muhtemelen deminki videoyu çektikten

kısa bir süre sonra ortadan kayboldu

ve bu oldukça önemli bir ayrıntı.

Ve hepimiz bunu hissediyoruz.

Belki de onun geride kalan enerjisinden biraz faydalanabiliriz.

Tamam, olur. Hadi şu el ele tutuşma işini yapalım.

Tamam, tamam, harika, harika. Tamam.

- Tamam. - Pekâlâ.

- Sorun değil. - Evet, şimdi, millet...

Gözlerinizi kapatın.

Ve hiçbir sesi duymamaya çalışın.

Bunu eski bir radyo veya televizyon gibi düşünmelisiniz.

Bazen bir sinyal yakalarsın,

ama çoğu zaman sadece parazit vardır.

Denemeye devam edin.

Nefesinizi yavaşlatın.

Nefes alın.

Ve verin.

Alın.

Ve verin.

Alın.

Verin.

- Aman Tanrım! - Dikkat et be!

Yoldan çekilin!

Yavaşlasana!

- Tanrım. - Bu ne lan?

Pekâlâ...

Hadi... tekrar deneyelim, olur mu?

Clover?

-Clover! Hey! -Hey, Max.

Gitme. İzin ver de biraz yalnız kalsın, olmaz mı?

İlk seferinde seni neden terk ettiğini unutma.

Bir kere, o beni terk etmedi. Ben ondan ayrıldım.

Çünkü biraz özel alana ihtiyacı vardı, ama sen ona vermedin.

Ne zamandan beri özel alanlar konusunda uzman oldun sen?

Pardon? Bu ne demek şimdi?

Anaokulundan beri

hep bir ilişkiye ihtiyaç duymuşsundur.

- Hadi ya? Öyle misin? - Hayır, değilim.

Altı ay önce, tıpkı senin gibi bir çocuk vardı.

Ve ondan üç ay önce de, aynen senin gibi bir kız vardı.

- Julia. - Julia mı?

Siz ikiniz ne kadar zamandır birliktesiniz?

- Üç aydır. - Üç aydır.

Umarım senden ayrılmak için geri dönüşümüzü bekler.

- Max. - Eğer ayrılırsa...

sizde Julia'nın numarası var mı millet?

Siktir git.

Selam.

Selam.

Sadece bu.

İki dolar.

Teşekkür ederim.

Affedersin, dışarıda arkadaşlarınla birlikte yaptığınız şeyi gördüm.

Neydi o?

Dua çemberi falan mı?

Evet, onun gibi bir şey.

- Peki, teşekkürler. - Tabii. Rica ederim.

Affedersin, geçen yıl da burada mı çalışıyordun?

Geçen yıl, ondan önceki yıl,

ondan önceki yıl, ondan önceki yıl,

ve bütün önceki yıllarda.

Bilirsin, her yıl aynıdır...

ama farklıdır da.

Kesinlikle.

Peki, o zaman sana bir şey sorabilir miyim?

Bu kız sana tanıdık geliyor mu?

Güzelmiş.

Sana çok benziyor.

Kayboldu, öyle mi?

Ben öyle demedim.

Buraya gelip bana birini görüp görmediğimi soran

ilk kişi sen değilsin.

Nasıl yani, buralarda çok mu fazla insan kayboluyor?

Burada mı? Hayır.

Ama biraz yukarıda, Glore Valley kasabasında, evet.

Orası insanların başının belaya girdiği bir yer.

Glore Valley mi?

Evet.

Kes şunu.

- Bugün çok huysuzsun. - Hey, baksanıza.

Clover gelmeden önce hızlıca bir şey söyleyebilir miyim?

- Söyle. - Siz bana bu gezinin

bir tür şehirden kaçış olacağını söylemiştiniz.

Yani onun kız kardeşinin son yolculuğunun

izini süreceğimizi bilmiyordum.

Bu yüzden şunu söylemeliyim ki,

- bir psikoloji öğrencisi olarak... - Bir psikoloji öğrencisi olarak...

Evet. Teşekkürler.

Bir psikoloji öğrencisi olarak,

bunun Clover'a iyi gelip gelmeyeceğini bilmiyorum.

Niyetiniz iyi, ona şüphe yok da...

Kesinlikle. Ve bu, onun hayatına devam etmek için ihtiyaç duyduğu şey olabilir.

Ya da, onu yeniden o duruma...

anlarsın ya... itebilir.

Madem kötü bir fikir olduğunu düşünüyordun, neden geldin?

Sadece Clover'la daha fazla zaman geçirmek için mi?

Hayır, geldi çünkü boktan durumların üstesinden gelmenin tek yolu

bir arada olmaktır. Anlıyor musun?

O yüzden şu an bulunduğumuz durum için

birbirimizi suçlamayalım, tamam mı?

Yani, birini suçlayacaksak,

o kişi Melanie olmalı.

Anneleri öleli henüz birkaç hafta olmuştu.

Clover'ı o süreçte terk etmemeliydi.

Bu çok bencilce bir karardı.

Çocuklar.

Sanırım Mel'in kaybolduğu yeri biliyorum.

- Hey. Her şey yolunda. - Bu çok acayip.

Fırtına sırasında en güvenli yer arabadır.

Böyle saçma şeyler söyleme, Max.

Ama doğru. Herkes bilir ki...

Max! Böyle saçma şeyler söyleme.

Geri dönebilir miyiz?

Neyi yanlış yaptığımı anlamıyorum.

Çünkü bize uğursuzluk getireceksin, tamam mı?

Biri böyle bir şey söylerse,

Abe, güm bir yere çarpar,

ve hepimiz mort oluruz.

O yüzden böyle şeyler söyleme.

Abe, lütfen geri dönebilir miyiz?

Bir daha olmaz. Zaten iki kez döndüm.

Bir daha dön, ne var?

Böyle sürekli dönüp durursak

hiçbir yere varamayız ki...

Arabayı durdur. Pencereden dışarıyı göremiyoruz.

Kendi düşüncelerimi bile duyamıyorum şu an.

Ne oluyor lan?

Vay anasını!

Neler oluyor?

Sanırım kusacağım.

Tamam.

Megan?

Bunu görüyor musunuz, millet?

Bulutlar çevremizi sarmış.

Bu tür hava anomalilerinin bir adı var.

- Gerçekten mi? - Evet.

Neymiş o?

Bilmiyorum. Hatırlamıyorum.

Çok ilginç ama.

İlginç, garip, her ne ise, sanırım arabaya geri dönüp

eve doğru yola koyulmalıyız.

Olmaz kanka. O lanet fırtınanın içinden

tekrar geçmeyeceğim. Beklemek zorundayız.

Ya da başka bir yol bulabiliriz.

Kahretsin.

Sinyal alan var mı?

Ben.

Ama zayıf.

Harika.

Hah, adını hatırladım. Su Duvarı.

Ne?

Sanırım bunun adı... evet, Su Duvarıydı.

Bana tamamen uydurma gibi geldi.

Hayır, şu ünlü şarkının adı da oradan.

Ne?

Belki içeride, bize nerede olduğumuzu söyleyebilecek biri vardır.

- Bir plan yapmaya başlayabiliriz. - Evet.

- Tamam. - İyi fikir.

Ne manyak iş.

KARŞILAMA MERKEZİ

Merhaba?

Merhaba?

Merhaba? Kimse var mı?

Kahretsin.

24 EKİM 1998 Cumartesi

TUVALET

Yıllardır buraya gelen ilk insanlar biziz sanki.

Evet. Herkes nerede?

KONUKLAR - İSİM - AÇIKLAMA - TARİH

Komik.

KAYIP

Clover?

Mel?

Clover!

Clover!

KAYIP

KAYIP

KAYIP

KAYIP

KAYIP

Clover!

Clover!

Clover!

Max?

KAYIP KAYIP KAYIP KAYIP...

İSİM ---- Nina Rim

KAYIP

Kahretsin.

Clover?

İyi misin?

Birini gördüğümü sandım.

Tamam, hadi... gel içeri girelim. Olur mu?

Melanie Paul Melanie Paul Melanie Paul Melanie Paul...

Lanet olsun.

Neye lanet olsun?

Bak.

Lanet olsun!

Millet.

Bunu görmeniz lazım.

Onun ya da diğerlerinin ilanlarının üzerinde hiçbir ayrıntı yok.

Doğum tarihi yok,

boy ve kilo yok, son görüldüğü yer yok,

bilgi için ulaşabileceğin bir telefon numarası bile yok.

İlanın ne anlamı var o zaman?

Ben de bir şey buldum.

GLORE VALLEY'E HOŞ GELDİNİZ

"Glore Valley." İşte burası.

Mel'in kaybolduğu yer burası.

Yağmurda sesini duyduğum oydu.

Dur bir dakika, ne? Bak...

Benim kafam çok karıştı.

Birinin bana adımla seslendiğini duydum ve sesi Mel'e benziyordu.

Ama buna inanmak istemedim.

Sonra buraya geldim ve bunu gördüm.

Evet, ama Clover, bu sence de garip, değil mi?

Size söylüyorum, oydu. Bakın.

Vay canına.

Evet, aynen.

Bir dakika millet, bunu içinizden biri mi çevirdi?

Max?

Hayır. Bunun konumuzla ne alakası var?

Çünkü daha önce çevrilmiş hâlde değildi.

Durun.

Bunu duyuyor musunuz?

Evet.

Arabam nerede?

Kahretsin.

O benim arabam mı?

İçeri girin.

İçeri girin. Hadi.

Orada öylece duracak mı?

Daha iyi bir soru, biz burada öylece duracak mıyız?

Daha başka ne yapabiliriz ki?

Telefonları tekrar kontrol edebilir miyiz?

Buraya geldiğimizden beri hiçbir şey çalışmıyor.

Buralarda bir yerde mutlaka bir telefon olmalı.

Aramak istiyorsan, buyur ara.

Ben gözümü bu heriften ayırmayacağım.

Kahretsin.

Yerin altında neden pencereler var ki?

Çocuklar, burada bir telefon var.

Çevir sesi var.

Önemli değil bence. Muhtemelen biri bizimle kafa buluyordur.

- Bir şey olacağı yok. - Evet.

Çalışmıyor.

Tabii eğer...

Tabii eğer, ne?

Tabii eğer kaybolmadan önce Melanie'nin başına gelen şey bu değilse.

Alo? Beni duyan var mı?

Alo?

Çocuklar?

Gidip bir bakacağım, hemen dönerim.

Tamam mı?

Tamam.

Alo?

TUVALET

Orada kimse var mı?

Abe?

Abe?

Abe?

Abe?

Nina mı bu?

Ne bu lan?

- Gidip bakacağım. - Tamam.

Koşun, koşun! Saklanın! Koşun, koşun, koşun!

Lütfen.

Mel!

İSİM ---- Nina Rim Nina Rim

Vay canına!

Ben nasıl hâlâ hayattayım?

Sen öldürüldün.

Gördüm. Ben...

Ben de öldüm.

Seni de mi yakaladı?

Dur. Ya diğerleri?

Gidelim.

Çocuklar siz iyi misiniz?

- Az önce ne oldu? - Bilmiyoruz.

Megan. Hey.

Bir dakika, Abe nerede?

- Abe? - Burada, arka odadayım.

Ve eminim ki, boku yedik millet.

KAYIP

KAYIP KAYIP KAYIP KAYIP KAYIP

Lanet olsun.

O bizi de yakaladı artık.

"O" derken neyi kastediyorsun?

Emin değilim.

Tek bildiğim, onu eskisinden daha güçlü hissedebiliyorum...

Hâlâ şansımız varken buradan siktir olup gitmeliyiz.

Hayır! Olmaz! O hâlâ dışarıda olabilir.

Dışarıda hiç kimseyi görmedik. Ve cip de geri gelmiş.

Mükemmel. Hadi atlayıp gidelim. Ne duruyoruz?

Gidebileceğimizi hiç sanmam.

Nereden biliyorsun? Hiçbirimiz bir şey bilmiyoruz ki.

Ama ben biliyorum ki sen yaklaşık on dakika önce

lanet olası bir şekilde katledildin.

Ve bunu çok iyi biliyorum, çünkü gördüm!

Üstelik kendim de gebertilmeden hemen önce gördüm bu boku!

Ve şimdi yine buradayım,

adım da tıpkı Mel'inki gibi o lanet defterde yazıyor,

ama ona ne olduğunu hiç kimse bilmiyor.

Yani gece tekrardan mı başlıyor?

Aynı şu lanet olası filmdeki gibi, adı ne sikimse...

Demek o bok gerçek.

Bununla ilgili bir sürü film var, ama...

Geçen sefer bunun olduğunu hatırlamıyorum.

Yani bu iş, filmlerdeki gibi değil.

Bunu bilmek iyi oldu.

Bu da olmamıştı.

Kahretsin!

- Abe? - Hastir!

Kahretsin.

Hey. Megan. İyi misin?

Bu gece farklı hissediyorum.

Ne demek istiyorsun?

Daha kötü.

Kahretsin.

Tamam, tamam. Şey...

Sadece bil diye söylüyorum...

...tüm bu psişik olaylar ve

sinyal falan alman var ya...

artık sana tamamen inanıyorum.

Meg. Megan! Megan!

Megan!

- Hey, Meg. Hey. - Megan!

Ne haltlar dönüyor lan?!

- Megan? - Vay anasını!

- Megan? - Megan?

Megan nereye gitti?

Megan?

Ne oluyor lan?! Nerede bu kız?

- Nereye gitti lan bu? - Şşş...

Dinleyin.

Meg?

Orada kimse var mı? Merhaba?

İmdat! Lütfen! Yardım edin! İmdat!

Kim var orada?

Bu kasaba lanetlenmeyi hak etti. Burada hepimiz günahkârız.

Durdurun bunu. Sadece ölmek istiyorum. Lütfen. Lütfen ölmeme izin verin.

Annem nerede?

Anneciğim?

Anne!

Birden bana saldırmaya başladı, ama saldıran o değildi.

Kimse bizi kurtarmaya gelmiyor.

Sadece bizim tekrar tekrar ölmemizi izleyecekler.

Tommy'yi gören var mı?

Saçlarım. Kemiklerim. Lütfen.

Onun bize yaptığı şey bu.

Artık bitse olmaz mı?

Dönüştüğümüz şeye bak.

Kendi adımı bile hatırlamıyorum.

Lütfen beni öldür artık.

Sadece bitsin istiyorum.

İçeri girmesine izin vermeyin!

Durun! Ben olsam dokunmazdım. Dokunmayın ona!

- Neden?! - Çünkü onu ele geçiren şey her ne ise,

şimdi de sizi ele geçirebilir.

Ele geçirme böyle olmaz.

İnsanlar temasla ele geçirilemez.

Bunun için, mesela, inançsız falan olman lazım.

Benim inancım var. Çok inançlıyımdır.

Sence onu ele geçiren,

bunu yapan şey, o hâlâ burada mı?

Bilmiyorum.

Bir şeyin geldiğini söylemişti.

Gelin.

Dışarıda kimseyi görmüyorum.

İçeride biri var mı?

Melanie?

Clover! Aman Tanrım, sen misin?

- Beni içeri al. Lütfen. Clover. - Mel.

Bekle, bekle. Dur, dur. Dur. Bekle. Bekle.

Megan onu içeri almayın dedi.

Lütfen yardım edin bana!

- Beni öldürecek! - Melanie.

Hayır, bekle.

Bir şey onun canını yakıyor! Ona yardım etmeliyiz.

Burada öylece duramayız.

Mel!

Mel.

Max.

İmdat!

Melanie?

O ne?

O ev daha önce yoktu.

Clover!

Clover!

İmdat!

İmdat!

Çocuklar, lütfen yardım edin!

- Max. İyi misin? - İmdat! Yardım edin!

- İmdat! Hayır! - Clover!

Hayır! Hayır! Hayır, hayır, hayır.

Hayır. Hayır. Hayır.

Hayır, hayır, hayır!

Hayır!

GLORE CADISINI SİKTİR ET

Kahretsin! Kahretsin!

Clover!

Dur bir dakika! Dur. Bekle, bekle, bekle...

Ne yapıyorsun?

- Clover'a yardım etmeliyiz. - Ne yardımı?

Max, o gitti. Az önce 10 metre havaya uçtu.

O zaman gidip onu alalım. Henüz ölmüş olamaz.

"Henüz." Bak kendin söyledin.

Üstelik ölmüş de olabilir. Bunu bilemezsin.

Bence şu anda yapabileceğimiz en iyi şey,

ilk başta da söylediğimiz gibi, gidip yardım çağırmak.

Megan gitmemize izin vermeyeceğini söyledi.

Megan az önce bir sürü şey söyledi, Max.

Nina.

Hadi ama, sen de bu fikre katılıyor olamazsın.

Burada gerçekten boktan bir

durumla karşı karşıyayız, Max.

Bununla başa çıkabilecek kapasitede değiliz.

Ama boktan durumların üstesinden gelmenin tek yolu

bir arada olmaktır.

Bunu sen söylemiştin.

Sen söylemiştin.

Peki. Tamam. Bunu yaptığın zaman

onun sana geri döneceğini falan mı zannediyorsun?

Abe!

Buradan çıkmayı başarırsanız,

ikinizin de cehenneme kadar yolu var.

Bekle, Max! Max, dur!

Ne yaptın lan?

Biz oraya gitmiyoruz Nina. Gidip yardım çağıracağız.

Neden ona böyle şeyler söyledin?

Çünkü herif kendini anında

öldürtmeye niyetliydi.

Ve dürüst olmak gerekirse, bilmiyorum.

Sen de öyle söylermişsin gibi geldi.

Evet, ama ben onlara böyle şeyler söylediğimde,

benim ciddi olmadığımı bilirler.

Clover, Max, Megan, onlar...

...hayatımda sahip olduğum tek kalıcı insanlar onlar.

Biliyorum. Ve onları kurtarmak istiyorsun. Değil mi?

Önce kendimizi kurtarmazsak onları kurtaramayız.

Peki, yani...

...sence öylece arabaya binip gidebilecek miyiz?

O kadar kolay mı?

Bilmiyorum. Ama şuna emin ol, denemeden bilemeyiz.

Tamam mı?

Bildiğim tek şey, burada oturmaya devam edersek,

başımıza çok kötü şeylerin geleceği.

- O zaman yardım bulmaya çalışalım. - Evet.

Merhaba?

Merhaba?

MADEN GÖÇÜĞÜ FACİASI GLORE VALLEY - ...iki gün önce çöken maden, kasabayı

trajik bir biçimde sarstı.

Kesin ölü sayısı hâlâ belli olmamakla birlikte,

yetkililer en kötüsünden korkuyor.

Hayır.

Lütfen bırak çıkayım. Lütfen.

Çıkmak istiyorum.

Tek bir çıkış yolu var.

Ya geceyi atlatırsın ya da onun bir parçası olursun.

Lütfen beni dışarı çıkar. Lütfen beni dışarı çıkar.

Hayır.

Hayır. Hayır. Hayır. Hayır!

Hayır! Hayır!

Acı çek.

Bu lanetli kasabanın geri kalanı gibi acı çek.

Cehennem açılıp seni de

yutana kadar acı çek.

GLORE CADISINI SİKTİR ET

Kahretsin.

Clover?

Dur, bunu yapamam. Arkadaşlarımı bırakamam.

- Nina, bebeğim. Gitmeliyiz. - Hayır.

- Arkadaşlarımı bırakmak istemiyorum. - Hayır. Nina, hayır.

Ne yapıyorsun? Aç şu kapının kilidini!

- Abe, aç şunu... - Gitmemiz lazım. Yardım getireceğiz.

Hayır, hayır, hayır, Abe!

Tanrım! Aman Tanrım!

Bu ne? Bu ne?!

- Bu ne? - Hiçbir fikrim yok!

Aman Tanrım.

Sür!

Sür!

Kapım hâlâ kilitli.

Kapım kilitli!

Abe?

Clover.

Clover?

Lanet palyaçolar.

Siktir!

Clover?

İSİM ---- Nina Rim Nina Rim Nina Rim

Sanırım yine öldük.

Evet.

Bu hep böyle mi sürüp gidecek?

Bilmiyorum.

"Ya geceyi atlat, ya da onun bir parçası ol."

Su akmıyor...

Ne?

İsteyen var mı?

Lütfen.

Peki...

...hayatta kalmakla ilgili söylediği şeyin bu olduğundan

emin misin?

Ve o gerçek bir cadı mıydı?

Bence gerçek bir cadıydı.

Yani...

Evet, sanırım söylediği buydu.

Hatırlayabildiğim tek şey bu.

O zaman...

İyi haber şu ki, bence bu bir çıkış yolu olduğu anlamına geliyor.

Neymiş o?

"Geceyi atlat."

Değil mi? Yani, belki şafağa kadar dayanabilirsek,

o zaman belki de bu iş biter.

Peki, ama ya cümlenin devamı?

"Ya da onun bir parçası ol."

Evet, gecenin bir parçası, değil mi?

Bu da demek oluyor ki, eğer çıkamazsak,

sonsuza kadar burada mahsur kalacağız.

Ve bunun, ya da şunun gibi boktan şeyler, sürekli olmaya devam edecek.

Başka bir şeye dönüşüyoruz.

Bunu siz de farkettiniz, değil mi?

Tamam, o zaman güneş doğana kadar

burada kalalım, aynen Max'in dediği gibi.

Peki ama Mel ne olacak?

O da hâlâ burada bir yerlerde sıkışmış durumda.

Mel hâlâ sıkışmış olsaydı, burada olurdu.

Ve o duvara asılı ilanlardaki tüm o insanlar,

hepsi burada olurlardı, ama değiller, o zaman...

- ...neredeler? - Aman Tanrım.

Biz buraya Mel'i aramaya gelmedik, tamam mı, Clover?

Seni tekrar bulma umuduyla geldik.

Yani, eski seni.

Bunun hayatına devam etmene yardım edeceğini umuyorduk.

Yeniden hayata dönmene yardımcı olacağını.

Abe?

- İyi misin? - Al, biraz iç.

Abe?

Hassiktir!

Aman Tanrım! Aman Tanrım!

Ağzımda! Ağzımda!

Nina! Dur! Su!

- Abe o suyu içti! - Hepimiz suyu içti...

Aman Tanrım! Aman Tanrım!

- Ne yapacağız? - Bilmiyorum.

Bilmiyorum. Düşünmek için zamana ihtiyacım var. Bu çok fazlaydı.

Meg?

Hayır.

Meg?

- Megan? - Hayır, hayır, hayır. Lütfen.

Lütfen. Hayır.

Megan.

- Ne... ne... ne yapacağız, Max? - Bilmiyorum.

Aman Tanrım.

Ne yapacağımı bilmiyorum.

Yardım edin.

Megan. Ne yapabiliriz?

Megan.

Öldür beni, Max.

Ne? Olmaz!

Lütfen. Tüm arkadaşlarımız öldü.

Suyu biz de içtik,

ve onlarla aynı boka biz de bulaştık.

Her şeye baştan başlamalı ve bir plan yapmalıyız.

Bak. Kum neredeyse bitti.

Şafak sökmek üzere. Tamam mı? Belki hayatta kalırız.

Geri döneceğiz. Tamam mı? Şimdiye kadar sadece iki kez oldu.

Ve defterdeki diğer imzaları da gördün.

Diğerleri bunu çok daha fazla kez yaşamış.

Geri döneceğiz.

Onları kurtarmaya çalışmalıyız.

Lütfen yap. Lütfen acele et. Max, acele et.

Yapamıyorum! Yapamıyorum.

Max, hayır. Hayır.

Yapamıyorum. Üzgünüm.

Sen?

Neredeyse başarıyordun.

Neredeyse!

Ama tam değil.

Hareketsiz durarak hayatta kalamazsın, Bayan Clover.

Ne?

Benden başka yeni diş çıkaran var mı?

Kaç tane dişimizin olması gerekiyor ki?

Bilmiyorum, ama çift sayı olmalı.

DOĞU YAKASI PLATFORMU - TROPİKAL CENNETTE TRAJEDİ YAŞANDI

Millet, açıkça belli ki oturup beklemek işe yaramıyor.

Buralarda, bir plan yapmamıza

yardımcı olacak bir şeyler olmalı.

BLACKWOOD SANATORYUMU Dr. Alan J. Hill Baş Psikiyatrist

GOTTSCHALL & NORTON AKIL SAĞLIĞI MERKEZİ Dr. Alan J. Hill Baş Psikiyatrist

Vay anasını! Bu o adam.

Bu o... Evet, bu, benzin istasyonundaki adam. Bak!

- Ne? - Doktor Alan Hill'miş.

Adamın bir şekilde bu yerle bir bağlantısı var.

Ee, bunun nesi bu kadar özel?

Yirmi yıl önce feci bir maden felaketi yaşanmış.

Tam burada, Glore Valley'de olmuş.

"Bölge dışından gelen mühendislerle birlikte çalışan araştırmacılar,

"yıkımın nedeninin, toprağın çok derinine

"ve kasabanın altına doğru yapılan sondaj çalışmaları olduğunu belirterek,

"1.100'den fazla kişinin hayatını kaybettiğini doğruladılar.

"Travma uzmanı Dr. Alan Hill,

"hayatta kalanlarla birlikte çalışması için bölgeye getirildi."

Sanki bütün kasaba toprak tarafından yutulmuş.

Bu yüzden burada başka ev yok.

Ve bu yüzden burada, alt katta pencereler var.

Bu kat eskiden yerin üstündeymiş.

O zaman burası ön kapı.

Çocuklar, bunlar kimin umurunda?

Bence bizim acilen silah bulmamız gerekiyor.

Tamam, ama bence sadece kaba kuvvet silahlarına değil

daha fazlasına ihtiyacımız var.

Ne gibi, Max?

Kalsın, teşekkürler.

Bence silah olarak İncil'e ihtiyacımız var.

Evet dostum, ama o dediğin maskeli bir manyağa sökmez.

Ama biz sadece o psikopatla karşı karşıya değiliz ki.

Her gece yeni bir şey bizi öldürmeye çalışıyor.

Evet, ama neden?

Bir düşünün.

Eğer aynı şey tekrar tekrar olsaydı,

zamanla korkumuz azalırdı.

KANIT 19/06/1990

Ama bir sonrakinde ne olacağını bilmemekten daha korkutucu ne var?

Kim olursa olsun,

ne olursa olsun,

bunu yapan...

...bizi korkutmak istiyor.

Evet, ve başarıyor da.

Sanırım bir şey buldum.

Bunun bize yardımı olacağını sanmam. Bir VHS kaseti sonuçta.

Bilgi güçtür.

Harika, şu anda tam da ihtiyacımız olan şey.

Pardon, pardon, pardon.

Çok güçlendik, Max. Teşekkürler.

Bir saniye izin verin. Bir tane daha var.

Seni bir saniyeliğine yalnız bırakmamızı ister misin?

- Kes artık sesini, Abe. - Tamam, tamam.

İMDAT

Lütfen.

Bana ne yapıyorsun? Neden sürekli geri geliyorum?

Neden beni bu şeylere öldürtüp duruyorsun?

Kimsin sen?!

Benden ne istiyorsun?! Ha?

Hasta, açlık ve kas atrofisi belirtileri gösterdi.

Ne oluyor bana?

Ama en önemlisi, yoğun korku, endişe,

umutsuzluk ve tam bir çaresizlik hissi içindeydi.

Deneylerim açısından sevindirici olan,

maden kazasının travması hâlâ devam ediyor ve

hem kazazedeleri hem de ziyaretçileri etkiliyor.

Burada mahsur kaldığı süre uzadıkça,

daha çaresiz ve korkak hale geldi...

ve bir o kadar da canavarlaştı.

İmdat! Tanrım, lütfen!

On bir gece. Şimdiye kadar yaptığım deneylerdeki en uzun süre.

Kısa süre sonra, bu duygular vücudunu

daha ilginç şekillerde etkilemeye başladı,

ve Wendigo olarak bilinen

bir yaratığa dönüştü.

Psikolojide Wendigo'nun aşırı açlık

ve aşırı arzuyu temsil etmesi

tesadüf değildir.

İşte bize olan da bu.

Biz de buna dönüşüyoruz.

Evet.

Şimdi anlamaya başladınız.

Bizi dışarı çıkar.

Bizi dışarı çıkar!

Bir çıkış yolu var,

ama bedelsiz değil.

- Nasıl olacağını sor. - Abe!

Nasıl?

Her zaman biri ölmek zorundadır.

Dördünüz gidebilirsiniz, ama biri ölmek zorunda.

Olmaz.

İyi denemeydi, pislik.

Durun bir dakika. Bence en azından onu dinlemeliyiz.

Neden? Kendini bizim için feda etmeye hazır mısın?

Hayır.

Bu adama güvenemeyiz.

İyi ama, buradan çıkabilmemizin

tek yolu, bazı cevaplar almamızdan geçiyor,

ve cevapları bilen tek kişi Hill.

O buralarda bir yerde. Hissedebiliyorum.

GLORE VALLEY KASABA HARİTASI

KARŞILAMA MERKEZİ

Bunun bize ne yardımı olacak? Bütün kasaba yok olmuş.

Adam her yerde olabilir.

KARŞILAMA MERKEZİ

Hayır. "Her yerde" değil.

GLORE VALLEY SANATORYUMU

GLORE VALLEY SANATORYUMU - İşte burada.

Önceden oradaydı. Ve demin Nina,

bu yerlerin hiçbirinin artık var olmadığını söyledi.

O zaman onu saklandığı yerden çıkarmaya çalışmalıyız.

Seninle görüşmek istiyorum. Yüz yüze.

Clover, ne yapıyorsun?

O, bütün bu olanların anahtarı.

Bu ayarlanabilir.

Ama sadece sen, Clover. Arkadaşların değil.

- Olmaz. - Clover, hayır.

Bu bir tuzak, buradaki diğer her şey gibi.

Aslında, bence oldukça iyi bir fikir.

Abe, kapa çeneni, tamam mı?

Daha sadece dördüncü gece. Clover,

- başka fırsatların da olacak. - Bunu bilemeyiz.

Defterdeki diğer tüm imzalar bu süreyi çok aşmış.

Çocuklar, Abe haklı.

- Bu bizim için bir fırsat. - Hayır. Onu dinleme.

Dışarıda, ormandayım.

Burada kız kardeşinle birlikteyim.

Onu görmene izin verebilirim.

- Clo. - Al işte. Evet.

- Clover, yapma. - Hayır.

Denemek zorundayım.

- Hayır. Clover! - Bırakın gitsin!

- Bırakın onu, bırakın! - Çekil be!

- Senin neyin var? - Ne? Ne... Hey!

Hey! Nina!

Seni lanet olası pislik!

Ne var?! Onun gerçekten gideceğini düşünmemiştim.

Evet, düşündün. Yapacağını biliyordun,

ve bundan faydalandın. Siktiğimin korkağı!

Bak Megan, başına geri dönüşü olmayan

bir şey gelmeden önce Clover'ı bulmalıyız.

- Ne yapacağız? - Gidip onu bulacağız.

Ve eğer çoktan öldüyse de,

birbirimizi öldürüp...

...her şeye yeniden başlayacağız.

İyi bir plana benziyor.

Önce, Abe.

Durun, durun! Bir dakika...

Diyelim ki baştan başladık.

Sonra ne olacak?

Hiçbir şansımız kalmayana kadar kaçmaya devam mi edeceğiz?

Sen ciddi misin be?

Başka birinin ölmesi sayesinde hayatta olduğumu

bilerek yaşamak istemiyorum!

- Clover'ın ölmesi sayesinde! - Hâlimize bir bak!

Daha kaç tane ölüm yaşayacaksın? Dürüst ol.

Hem, Clo geçen yıl iki kez intihara teşebbüs etmedi mi?

Bu ona istediğini vermek olma...

Ne bok yedin, Nina?!

Siz gidip Clover'ı bulun.

Aksi takdirde geride bırakmak zorunda kalacağımız iki kişi olacak.

Gidelim.

Dua et de onu bulsunlar.

Ben geldim!

Buradayım!

Olamaz.

Hayır...

Hayır, lütfen, lütfen, lütfen. Lütfen! Lütfen.

Hayır, hayır. Hayır!

Lütfen! Lütfen! Lütfen! Lütfen!

Lütfen!

Hayır! Dur, dur! Aman Tanrım!

Hayatta kalmaya çalışmalısın, Nina.

Öyle yapacağım.

Ama bu sefer değil.

Ölmekten korkuyorum, Nina.

Yani, gerçekten ölmekten.

Ben de.

Ama arkadaşlarım olmadan yaşamak, beni daha çok korkutuyor.

Önce o.

Ne?

Clover!

Clo!

Vay canına.

Clover?

Clover!

Clover!

Şurada.

Bu da ne?

Kaç!

Max! Max!

Hareket edersem kırılır.

Tamam, tamam. Sadece elini uzat.

Tamam, tamam, tuttum. Üç deyince çekeceğim. Tamam mı?

Tamam.

Bir, iki, üç.

Meg!

Meg!

Clover! Clover!

Max!

Buradasın.

Kurtaracağım seni. Kurtaracağım. Pekâlâ. Hazır mısın?

Tamam.

Özür dilerim. Kahretsin.

Max. Max. Max.

Bu Melanie mi?

- Kalk hadi. Kalk! - Melanie! Hayır, hayır!

Tutuyorum seni. Dayan.

Melanie!

Her şeyi mahvettim, Max.

Ne?

- Her şeyi mahvettim. - Hayır.

- Evet. Evet. Evet. - Hayır, hayır, hayır.

Öyle.

Neden peşimden geldin?

Hepiniz kaçabilirdiniz.

Hayır. Hayır, hayır. Bundan kurtulmak için başka fırsatlarımız da olacak.

Tamam mı? Birlikte.

Seni bırakıp gitmeyeceğim.

Öldüğümüzde...

yani gerçek anlamda...

her şeyi baştan yaşama şansımız olur mu sence?

Umarım olmaz.

Neden?

Çünkü sadece tek şansın olduğunu bildiğinde,

her şey daha anlamlı oluyor.

Evet.

Diğerleri hâlâ hayatta mı?

Abe ve Nina'dan emin değilim.

Peki ya Megan?

Ne yapıyorsun? Abe ve Nina'dan haberim yok dedim ya.

Ama Megan'ın öldüğünü biliyoruz.

Yeniden başlamayı denemek için bu bana yeter.

Bir sonraki deneme, son denememiz olabilir.

Ama bence, hepimiz kurtulabiliriz, Max.

O yüzden, önce ölmekle başlayalım.

Biliyorum. Biliyorum. Sorun değil.

Hadi.

Teşekkür ederim.

Hey!

Sikt...!

Bir saniye, Mel.

Mel.

Mel!

Dur, hey. Bunu almalısın.

Olmaz, Clover.

- Annemindi. Sen almalısın. - Hayır.

Sende kalsın.

En azından fırtına dinene kadar beklemek istemez misin?

Hemen gitmek istiyorum. New York'a kadar epey bir yolum var.

Ondan sonra da yalnız başıma kalacağım.

Evet.

Ama, sana kaç kez benimle gelmeni söyledim biliyorsun?

Hadi gel, gidelim.

Gelemeyeceğimi söyledim sana.

Hayatının geri kalanını böyle hareketsiz geçiremezsin, Clo.

Bu yaşamak değil.

Ben en azından kaçmıyorum.

Sence ben bunu mu yapıyorum, kaçıyor muyum?

Ben bir şeye doğru koşuyorum.

Neye doğru?

Okula. Yeni bir şehre. Yeni bir hayata.

Seni seviyorum.

Ama burada öylece oturup

nefret edeceğim birine dönüşerek hayatımı heba edemem.

Mel.

Mel, dur!

Hey. Hey...

Seni buraya kadar sürüklemek zorunda kaldım.

Seni kaybettiğimizi sandım.

Baksanıza...

Sırtımda...

Sırtımda bir şey mi var?

- İyi görünüyorsun. - Emin misin?

Sanki arkamda bir şey varmış gibi geliyor.

Ne kadar zamandır buradayız?

Bilmiyorum. Sanırım üç ya da dört gecedir.

Beş, tam olarak.

Beş gece oldu.

Hayır, beş değil.

- On üç. - Ne?

On üç gece oldu.

Git deftere bak.

Evet, kimsenin 13'ten fazla imzası yok.

Bu gece son şansımız olabilir.

Bu şeylerin hiçbirini hatırlamıyorum.

Evet, ben de.

Söylediğimizi yapamadık, Max.

Bir sonraki denememiz sonuncusu olmadı, ondan sonraki de olmadı,

ve ondan sonraki de olmadı.

Bir dakika...

Megan nerede?

Kahretsin. Megan.

Tuvalette değil.

Belki çoktan başına bir şey geldi?

Ya da o, önce Megan'a ulaşmıştır.

Ne? Ne ona ulaşmıştır?

Gece.

Ya geceyi atlat, ya da onun bir parçası ol.

Bunun hepimize aynı anda olacağını

söyleyen bir şey yok.

Çünkü herhangi bir şey söyleyen hiçbir şey yok, Abe.

Biliyorum, ama farklı insanlar

farklı sayıda şansa sahip olabilir,

rastgele dağıtılmış gibi.

Haklı olabilirsin.

Peki. Tamam, harika. O zaman ne yapacağız, ha?

Megan'ı öylece gitmiş mi kabul edelim?

Kahretsin. Neden hiçbir şey hatırlayamıyoruz?

Neden hiçbir şey yazmadık?

Fark eder miydi?

Gece yeniden başladığında zaten hepsi unutulurdu.

- İmzan unutulmadı. - Ama defterdeki tek şey o.

Bir şey kaydetmedim mi acaba?

Vay anasını. Millet, buraya gelin.

Bakın.

Burada bir sürü kayıt var.

Ne?

Tamam. Pekâlâ.

Merak etme. Onu çıkaracağız.

Tamam.

Sakın kıpırdama. Onu yakalayacağım.

- Aman Tanrım. - Tamam...

Abe, dikkatli ol.

- Al onu lütfen. - Abe?

Ne?

Çıktı mı?

Çıktı mı?

Evet. Çıktı.

Yere mi düştü?

- Bu ne lan?! - Ne?

- Lanet olsun. - Hâlâ yüzümde mi yoksa?

- Yok bir şey, yok bir şey. - Clover, sorun yok, sorun yok.

Hâlâ yüzümde mi?!

Aman Tanrım.

Siktir. Kilitli.

Kahretsin.

O ne?

O ne be? Ne sikim bir şey bu?

İnsan mı o?

Ananı... Ananı... Bu ne lan?!

Max. Geri dönmeliyiz.

TEHLİKE AŞIRI SICAK

Şu pisliğe bak.

Kahrolası duvarlarda kan var.

Sessiz ol Abe.

Bu da ne?

Max!

Abe!

Geber! Geber! Geber!

Max!

Geber! Geber!

Neden ölmüyorsun kahrolası?!

Lanet olsun! Bu ne lan?

- Bu ne? - Bu bok da ne böyle?

Nedir bu?!

- Nina! - Ne oluyor be?! Hayır!

- Nina! - Bu ses ne?!

Abe! Bu ses ne?!

Kahretsin!

Onu takip edeceğim,

ve bize yardımcı olacak bir şey bulabilir miyim diye bakacağım.

Denemek zorundayım.

- Kahretsin. - Aman Tanrım. Geliyorlar.

Sıçtık. Hepsi geliyor.

Kaçmamız gerek.

Tek yaptığımız bir şeylerden kaçmak zaten.

O zaman bu kez bir şeye doğru koşmaya başlayalım.

Ne demek istiyorsun?

Ben o tünele gireceğim.

Clover. Orada ne olduğunu bile bilmiyoruz.

Bunun son gecemiz olabileceğinin farkında mısın?

İyi.

Çünkü sadece tek şansın olduğunda her şey daha anlamlı oluyor.

Sizi bu işe bulaştırdığım için üzgünüm.

Hepiniz benim yüzümden buradasınız.

Melanie benim ailemdi, ama siz de benim ailemsiniz.

Bu yüzden gidip Megan'ı kurtaracağım, Hill'i öldüreceğim,

ve sonra hepimizi bu lanet yerden çıkaracağım.

Bıktım ölmekten.

Clover.

Bir arada kalacağız.

Of, kahretsin.

Hadi.

Aman Tanrım.

- Vay! - Kahretsin.

Burası çok büyük.

Hey, dikkat et.

DİKKAT SICAK YÜZEY

Dikkatli yürü.

Gelin.

Yoksa bu...?

Kıpırdamayın.

Kalk, kalk, kalk!

Gidin, gidin, gidin!

Koş, koş, koş, koş!

- Nina! Nina! Buraya gel! - Koşun, koşun, koşun!

Gelin, çocuklar!

Koş, koş, koş, koş!

Çocuklar buraya! Buraya!

Girin, girin, girin!

Dur! Dur! Dur!

Lanet olsun.

- Max. Max, Max! - Git! Biz başka bir yol buluruz!

Max, hayır!

Git! Git Megan'ı bul!

Git! Buradan kurtulacağız.

Hey, pislik!

Hassiktir.

Lütfen yapma. Mel.

Be... Benim. Benim.

Seni seviyorum, Mel.

Ama bu cehennem çukurundan defolup gideceğim.

Max!

Kahretsin.

Siktir ol, pislik. Geber!

Öf, sıçayım...

GİRİLMEZ

PSİKİYATRİK TEDAVİ ➔

İmdat!

- Meg... Megan! - İmdat!

- Megan! - Clover!

Dikkat et!

Megan, seni buradan çıkarmanın

bir yolunu bulacağım. Anahtar bulacağım, tamam mı?

Çabuk ol!

PSİKİYATRİ RAPORU - Hasta Adı: Clover Paul Yaşı: 20 Cinsiyeti: Kadın Psikiyatrist: Dr. Alan J. Hill

Sen hep çok dikkat çekici bir hasta oldun, Clover.

Diğerlerinden çok daha ilginç.

Ağır depresyon,

iki başarısız intihar girişimi,

şiddetli anksiyete...

Kontrolünü kaybettin, Clover.

Ve bu, burada karşılaştığın her canavarda açıkça göze çarpıyor.

Farkındaysan, her biri

senin ruhunun benzersiz bir dışa vurumunu temsil ediyor.

Neden bahsediyorsun sen?

Maskeli bir psikopat tarafından kovalanmak yaygın bir durumdur.

Herkes bir zaman kendini güçsüz hissedebilir.

PSİKİYATRİ RAPORU Hasta Adı: Joshua Washington

Ve cadı, elbette, baskıların kişileştirilmesidir.

Fakat, kendiliğinden patlama...

Çok nadir bir durum, Clover.

Bence bu, daha çok

kendine zarar verme eğilimlerine bir gönderme.

Siktir git.

Arkadaşlarımı buradan çıkaracağım.

Eh, bunu yapabilecek tek kişi sensin, Clover.

Bu yer...

senin güvensizliğinle ve senin korkularınla var oldu.

Pardon da, tüm bunların kafamın içinde olduğunu mu söylüyorsun?

Hiçbiri gerçek değil mi?

Tabii ki gerçek.

Ama onu çalıştıran motor sensin,

tıpkı Melanie ve diğerlerinin

onu çalıştırdıkları gibi, gibi, gibi, gibi...

İmdat! İmdat!

Duyuyor musun, Clover?

Arkadaşlarının hepsi tekrar ölmek üzere.

Tik, tik, tik...

Neden? Bunu neden yapıyorsun?

Neden mi?

Çünkü, benim üzerinde çalıştığım şey bu.

Korku benim mesleğim.

Travma yaşamış insanlar... Senin gibiler, Clover...

Ve travma yaşamış yerler, Glore Valley gibi...

Bu ikisini bir araya getirdiğimde...

travma, dehşete dönüşüyor...

ve kıvılcımlar...

çakıyor.

Yardım edin! Kahretsin, millet, sıkıştım!

Ve bu da...

kusursuz korkuyu...

yaratıyor.

Siktir, geliyorlar! Lütfen yardım edin! Lütfen!

Ama bunun...

gerçekten etkili olması için,

daha önce de söylediğim gibi,

her zaman birinin ölmesi gerekir.

Geliyorlar! Çabuk!

Evet.

Ama bu kez...

o sensin.

Clover!

Çabuk!

Kalk.

Çık, çık, çık.

Merdiven.

Hadi!

Yukarıya çıkan bir yol var!

Hadi, gel.

Clover!

Hayır! Hayır!

Clover!

Clover! Tuttuk seni!

Megan!

Ne oluyor?

Bakın. Bakın. Gökyüzü!

Başardık.

Bitti.

Tanrım!

Yoksa bir gece daha kalmayı falan mı düşünüyorsunuz, millet?

Çeviri: erkep

♪ Başka bir hayat yaşayabiliriz, başka bir hayat, ♪

♪ Sabaha kadar başka bir hayat. ♪

♪ O diğer hayatı yaşayabiliriz, diğer hayatı, ♪

♪ Sabaha kadar o diğer hayatı. ♪

♪ Sadece kendimi unutmak istiyorum, ♪

♪ Geceyi başka biri olarak geçirmek istiyorum. ♪

♪ Başka bir hayat yaşayabiliriz, başka bir hayat, ♪

♪ Sabaha kadar başka bir hayat. ♪

♪ Bekliyorum, bir gelgit dalgasında, ♪

♪ Bir sahile vurmak istiyorum, bir yerlerde. ♪

♪ Ve güneş batarken kafamı kuma gömmek istiyorum. ♪

♪ Sadece hafta sonuymuş gibi davranamaz mıyız, ♪

♪ Sen ve ben, hiç bitmeyen o yaz geceleri, ♪

♪ Bitene kadar. ♪

♪ Ve sadece aklımı yitirmek istiyorum, ♪

♪ Sadece aklımı yitirmek istiyorum, ♪

♪ Bir kez daha. ♪

♪ Başka bir hayat yaşayabiliriz, başka bir hayat, ♪

♪ Sabaha kadar başka bir hayat. ♪

♪ O diğer hayatı yaşayabiliriz diğer hayatı, ♪

♪ Sabaha kadar o diğer hayatı. ♪

♪ Sadece kendimi unutmak istiyorum, ♪

♪ Geceyi başka biri olarak geçirmek istiyorum. ♪

♪ Başka bir hayat yaşayabiliriz, başka bir hayat, ♪

♪ Sabaha kadar başka bir hayat. ♪

♪ Artık saatle çok fazla tur yaptım, ♪

♪ O çalıştı, ben kaçtım! ♪

♪ Lütfen bir şekilde durdurun bunu, ♪

♪ Keşke nasıl yapacağımı bilseydim. ♪

♪ Sadece hafta sonuymuş gibi davranamaz mıyız, ♪

♪ Sen ve ben, hiç bitmeyen o yaz geceleri, ♪

♪ Bitene kadar. ♪

♪ Ve sadece aklımı yitirmek istiyorum, ♪

♪ Sadece aklımı yitirmek istiyorum, ♪

♪ Bir kez daha. ♪

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.