All language subtitles for Mayor.of.Kingstown.S03E01.720p.AMZN.WEBRip.x264-GalaxyTV

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified) Download
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French Download
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil) Download
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American) Download
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish Download
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Mayor of Kingstown'da daha önce...

Bir ayaklanmanın neticesi...

...mahkûmlar arasındaki liderlik yapısını ortadan kaldırmasıdır.

İçeride hiyerarşi olması lazım ki...

...biz de dışarıyı kontrol altında tutalım.

Bir fikrim var.

Savaş hâlindeki herkesi sana getirsem? Yeni liderler seçmeleri lazım.

Silah bulundurma suçundan tutuklanacaksınız.

Huzur sağlandığında, tüm suçlamalar düşürülecek.

Acımasız oldu Mike.

Huzuru sağlamaktan bahsediyorsun.

Çevik Kuvvet kankan fütursuzca insan öldürüyor!

İfşa eden tek adam da ölüverdi.

Benim belediye başkanım değilsin Mike. Sana çalışmıyorum.

Bugün çıkıyorum. Artık patron sensin. Anlıyor musun?

Bir cephanelik silah çalmış.

Tüm mağazayı talan etmişler.

Yaşam destek ünitesine bağlı Bunny.

Robert ölürse, her şey değişir.

Savaş istiyorlarsa...

...savaş çıkacak.

Tahvillerimin polis vesayetinde olduğunu öğrendim.

Benim çıkarım ne?

Senin kız.

Döndüğün ilk gün ne eğlenceli, değil mi?

Adım Tati.

Seni yıpratacağım.

Nereye gideceğimi bilemedim.

Beni hayal kırıklığına uğrattın Mike.

Tanrım, hay Allah.

Annemi vurdum Mike.

- Al tahvillerin. - Ne kadar basit olabilirdi, gördün mü?

- Her şey yolunda gitti mi? - Her şey yolunda gitti.

Geri geliyorum.

İçerideyken, ağabeyim düzenli olarak beni görmeye gelirdi.

Mitch. Kyle gelmezdi.

Annem Kyle'ın olanları anlayamayacak kadar küçük olduğunu düşünüyordu.

Nerede olduğumu...

...ne yaptığımı.

Haklıydı.

Mariam genelde haklıdır.

Mitch her Çarşamba düzenli olarak gelirdi.

Dört gözle beklenecek bir şey.

Ayakta tutacak bir şey.

Dayanağım oldu ve aylarca...

...sahip olduğum tek şey oydu.

İlk ziyaretinde kavga ettiğimi gördü.

Yüzüm bok gibiydi.

Sırıtarak geçiştirmeye çalışsa da yüzündeki endişeyi görebiliyordum.

O sırıtış yok mu.

Mitch bana "Dünyadaki insanların yüzde beşi gerçekten iyi insanlardır." dedi.

"Yüzde beşi de şeytan kadar kötü."

"Geri kalanımız ise arasında gidip geliriz."

Kim olduğumuz...

...karakterimiz...

...ne yapmaya razı olduğumuz.

Başınızı eğin ve Tanrı'nın takdis etmesi...

Aylar geçti, sonra yıllar...

...Mitch'in hangi tarafa yer alacağımı anlamaya çalıştığını görebiliyordum.

Alçakgönüllülerin dualarına kulak ver.

Mariam'a ebedi istirahat bahşet Tanrım.

Onun ve imanı bütün olanların ruhu...

Bana şöyle dedi: "Kötülük iyiliği yok ettiğinde...

...şad olsun

...sanki evren yön değiştirir, terazi devrilir."

...Oğul ve Kutsal...

"Bu olduğunda...

...bir hesaplaşma olmalıdır."

"Biz cezası olmalıdır."

Denge yeniden sağlanmalıdır.

Mitch bu uçlardan birini seçeceğimi söylemişti.

Seçtiğim taraf terazinin nasıl dengeleneceğini belirleyecekti.

Hangi tarafta olacağımı.

Kim olacağımı.

Çeviri: pitiko

Mayor of Kingstown 301 "Asker Yüreği"

Çöpteydi. Lanet olası arabalara olabildiğince yakın.

Korkak puştlar en çok zararı böyle vereceğini biliyorlardı.

- Kimsenin ölmemesi mucize. - Lanet bomba ev yapımıydı.

Uzaktan patlattılar. Zamanlayıcısı yok.

- Kimi arıyoruz? - Fark etmez.

Robert'tan sonra bu. Dalga mı geçiyorsunuz?

- Ortalığı dağıtacağız. Herkesin peşine düşüyoruz amına koyayım. - Hayır.

Hayır, hayır.

Hayır da ne demek? Mike, karşılıksız kalamaz.

- Karşılıksız kalmayacak. - Sokaklara taşımalıyız.

- Parça tesirli bombaydı. - Zaten sokaklara taşımıştın Ian.

Ve hâlâ bunlar oluyor. Kimse evinden çıkmıyor ulan.

Başka bir yolunu söyle o zaman Mike.

- Hassas müdahale yapmalıyız. - "Hassas müdahale" de ne ulan?

- Akıllı hamle yapmalıyız. - Amına koyayım Mike...

...neredeyiz baksana.

- Bunun akıllı bir tarafı yok. - Nerede olduğumuzu farkındayım Ian.

Pekâlâ.

Hassas müdahale olmadığı kesin.

Aklından ne geçiyor Mike?

- Bir saate ihtiyacım var. - Mike, ne yapacaksın?

Bize hedef lazım, tamam mı? Bulacağım ve hedefe yerleştireceğim.

Nişan alacağımız yer göstereceğim, tamam mı? Bir saat verin.

Daima savaş alanıydı. Ama burada olanlar Mike...

...başka bir seviye.

- Yolladığım çiçek geldi mi? - Evet.

- Ne olduğunu duydun mu? - Evet, duydum.

Çok yanlış ulan.

- Saygısızlık. - Evet.

Bilgin var mı?

Neden ki?

Hadi lan. Beyazlar bunu da bana yüklemeye çalışamazlar.

- Başka her şeyi sana yüklediler. - Annenden bahsediyoruz Mike.

- Aileye bulaşmayacağımı herkesten iyi bilirsin. - Evet, biliyorum.

Bilinmesini de sağlarım.

Biliyorum.

Güzel.

Evet...

Ailenin yanına git oğlum. Burada ne işin var?

Bana bir şeyler söylemelisin Bunny.

Hedefi senden kaydırmalıyız.

Neden benim üzerimde ki?

Zeytin dalı mı? Hadi be.

Robert yüzünden senin peşine düşmek istiyorlar. Ne sandın?

O meselede ellerim temiz.

Evet. İyi niyet göstergesi Bunny.

Senin değil de başkasının yakasına yapışmalarını sağlamalıyım.

Kimin?

Fark eder mi ulan?

Etmez.

Elimde bu orospu çocuklarını yatıştıracak ne var ki ulan?

Bunny...

Tamam. Silahlar.

O mağazadan çaldığın tüm silahları geri verecek. Hepsini.

- Ne menem bir Crip matematiği bu böyle Mike? Steve, sana mantıklı geldi mi? - İyi niyet.

- Kesinlikle iyi niyet. - Orta parmak gösteriyor.

Yo, hayır. Yılın vatandaşı filan değil.

Hassiktir, Quasimodo gelmiş. Burada ne işin var ulan?

Buyur gel.

- Ne yapıyoruz? - Esas sen ne yapıyorsun?

Sizden çok şey belli ki.

- İki hafta önce solunum cihazına bağlıydın. - Eee, ne olmuş?

- Bu boku sineye çekmiyoruz lan. - Evet.

Zayiat vermeliyiz. Bu savaşı kimin kapısına götürüyoruz?

Peşine düşen Bunny değildi.

- Bugün olanı da o yapmadı. - Nereden biliyorsun?

Çünkü ipinin çekildiğini bana haber veren Bunny'ydi. Buradan biliyorum.

Bunny olmasa, senin cenazenden dönüyor olacaktık.

Ayrıca onun dağarcığında bomba kelimesi yoktu.

- Mikey, işi bir keşe vermiş olabilir. - Yapma ya.

İyi niyet gösterdi. Onları dinlesene.

- Neymiş gösterdiği iyi niyet? - Çaldığı silahları geri veriyor.

- Karşılığında altın yıldız mı kazanacak? - Aynen ya.

Peki, kime saldırıyoruz? Mexicali'ye mi?

Hayır. Aryanlara. Benim peşime düştüler.

- Gunner'a içeride daldılar. - Evet ya. Hamam böceği herif...

...yirmi bıçak darbesi aldı, hayatta kaldı.

Benim ve hepimizin peşine düşmeleri için bol sebep var...

- ...kavgayı onların kapısına götürelim. - Mikey, o yola saparsan...

...hedef senin sırtın olur.

Ne zaman değil ki?

Götürelim ulan. Hadi.

Nasıl iyi durumdasın?

Yapmam gereken iş var kardeşim.

Percocet filan mı alıyorsun?

Hayır ya. Onları tuvalete döktüm. İnsanın aklını karıştırıyor.

Oğlum, neredeyse ölüyordun.

Bilmem ki. Bazen milletin ağzının payını verirsin, bazen ağzının payını verirler.

Bu kadar mı?

Evet, bu kadar.

Ama iyileştiğinde Kyle, daha güçlenirsin.

Sertleşirsin.

- Ne yapıyoruz? - Muştanı istiyorum.

Mike, siyah vardır, beyaz vardır. Senin gri olman lazım.

- Hay Allah ya. - Hey, doğru söylüyor Mikey.

Hey, sen siktir git.

Muştayı ver.

- Ian... - Konuşacağım sadece. Muştayı ver ulan.

- İki dakika. Tamam mı? - Mike...

Bana adres ver. Nerede üretiyorsunuz?

- Kime bulaştığını biliyor musun? - Sen söylesene.

Kime bulaşıyorum?

- Adres. Sikin ve taşakların olmayınca, sana ne isim verecekler? - Siktir git.

Lavuk herif.

Hoşuna gitti mi?

Adres! Adresini söyle!

- Ne oluyor lan? - Tamam, sorun yok.

Gidelim.

Sıkıcı bir an bile geçmiyor seninle Mikey. Oha be.

Tati.

- Konstantin. - Merhabalar.

İyi misin?

Çok iyiyim.

- Tanrım, çok uzun zaman oldu. - Evet.

İyi görünüyorsun.

Geldin ya, daha da iyiyim.

İşler nasıl?

Olaydan sonra polis geldi.

Bazılarını içeri aldılar...

Ama seni almadılar.

Evet.

Kızlardan ve oğlanlardan bazıları ona sadıktı.

- Sadık olanlar nerede şimdi? - Dönmemeleri gerektiğini biliyorlardı.

Güzel. Evet, çok güzel.

Taze kan Tatiana?

Artık fırsat var.

Milo, avucunun hemen ötesindeki ödülü göremedi.

Sadece gözünün önündekine odaklandı...

Gel. Gel bakalım ufaklık.

Gel bana. Gel, gel, gel.

Evet. İşte böyle.

Açmayacak mısın?

Hadi, telefona cevap ver.

Günaydın beyler.

Günaydın.

Günaydın.

Günaydın.

Evet...

Bu iş zor gelebilir.

En iyi şartlarda bile zordur, ama şartlarımız da iyi değil.

Hay amına koyayım.

Michigan eyaletinde gardiyan-mahkûm oranı 1'e 14'tür.

- Yasal sayı. Kanuna göre. [Mike: Telefonunu Kareem'in yüzüne yapıştır.]

Burada, Anchor Bay'de, salıverilen mahkûmlardan sonra...

...her 27 mahkûma bir gardiyan düşüyor.

Yani, iş çok zor.

Ama önemli.

- Mike. - Selam.

- Hayrola? - Burada ne işin var?

Becca...

Cenaze sebebiyle kapalıyız.

- Bu ne lan? - "Kapalı" yazdığı hâlde, sanki sihirli bir şekilde...

..."açık" yazacakmış gibi kapıya vurmaya devam ediyorlardı.

Bunu gördüklerinde, saygı gösteriyorlar.

Tek ölüm ilanı gazetede yer almalıdır.

Tamam mı? Açığız.

Başka ne yapacağız?

Siktir be.

Seni görmeyi beklemiyordum.

- Kahve içmez misin? - Hiç kahve içmem Mike.

Git otur. Git otur.

Pardon.

Zor...

...bir gün oldu ve bitmesine daha çok var.

Senin elinde. Bitir.

Güç sende. Eve git.

Hiç değilse, kulübeye git.

Hayır, ayı sezonu.

Detroit'ten, Lansing'den sarhoş piçler...

...ellerinde Winchester'larla ormanda dolaşıyor. Sikerim böyle işi.

İsimlerini, numaralarını alırım Mike.

Anchor ya da Ceza İnfaz Kurumunu ararım.

Senin adına sürüyle iş yapıyorum. Zaten neredeyse hiç yoksun.

Şimdi de burada olmana gerek yok.

Nereye gideyim Rebecca?

Efendim?

Bana Noel Baba desen yeridir.

- Tamam mı? - Halloluyor.

- Sana enlem, boylam vereceğim. - Teşekkür ederim.

Dinle, Raphael'e haber uçur.

Kingstown polisi Aryanlara baskın yapacak, durumu dengelemek isteyeceklerdir.

Boş versene Mike...

...Raph'a elini süren her aptal kolsuz döner.

Bu normal mi?

Ne normal mi?

Eşyalarını bu kadar çabuk toplamak.

Bilmem.

Doğru yolu veya zamanı var mı bilmiyorum...

...ama Mariam eşyalarını bağışlamamızı isterdi.

Evet.

Yakın birini kaybettin mi?

Evet, kaybettiğim insanlar oldu.

Bana karşı hep çok kibardı.

Aksi için sebep vermedikçe, herkese karşı çok kibardı.

Öyle mi?

Evet.

- Yoksa? - Korkunç olurdu.

Çok güzel korkunç bir kadındı.

Ben vermezdim.

- Ne? - Sebep.

Sana da vermem.

Hüküm veren yok Iris.

Baskı yok. Sorun değil.

Selam. Tedarik adresi bilgisi geliyor.

Mike, eğer Bunny bu bilgiyi veriyorsa...

...elinde fazla mal var demektir. Tamam mı? Hayrına yapmıyor.

Bir dakikalığına pozitif şapkanı takar mısın?

- Hay Allah ya. - Dinle, AB'den göttün verdiği adresi doğru.

Sayende Bay Kurnaz.

Ama beyaz varoş kalesi gibi.

İnan bana, mekân kale gibi Mikey.

Robert bu gece basmak istiyor.

Bana sorarsan...

...Robert'ın yatağında olması lazım.

Herif biyonik Mike.

- Selam. - Selam.

Kadın barınağına gidecek eşyalar mı?

Kyle götüreceğini söyledi.

Peki.

- Tracy'ye göz kulak oluyor musun? - Çalışıyorum.

- Yardımdan hoşlanmıyor. - Evet.

Oldukça... bağımsız biri, değil mi?

Bir şey yapmana izin vermez.

O yapmadan senin yapman lazım, tamam mı? İşte böyle yardım edersin.

- İyi misin? - Evet.

Emin misin?

- Selam. - Merhaba.

Lezzetli olan var mı?

Niyetleri iyiymiş.

Tamam.

- Selam Mike. - Selam.

Yedin mi?

Hayır, istemem.

Kardeşimi biraz ödünç alabilir miyim?

- Bir dakikalığına? - Tabii.

Tamam. Kyle.

Bir dakika sürer.

Baskın bu akşam.

Evet, evet. Biliyorum.

Senin de gitmen gerekmiyor, demeye çalıştığım bu.

Katılan çok kişi var, tamam mı?

Hayır, orada olmalıyım Mike. Rozeti takmaya başladım yine.

Başka nerede olayım?

Burada, karının yanında.

Ben işe gidiyorum diye, hamile kalmaktan vazgeçmeyecek.

Doğru.

Kafam sakin. İyiyim.

İyiyim.

- Senin kafan nasıl? - Siktir et benim kafamı Kyle.

- Hadi. - Kafam nerede sanıyorsun, ha?

Öfkeliyim.

Sürekli.

Evet.

Sebebin var.

Dinle, sen de gideceksen...

...sadece izle, olur mu?

Silahını çekme, kahraman olma.

Bırak Çevik Kuvvet girsin. Sen sadece seyret.

- Ben iyiyim Mike. - Hay Allah ya Kyle...

...lütfen dediğimi yapar mısın amına koyayım?

- Kyle. - Tamam, tamam.

- Kenarda duracağım. Tamam. - Peki.

Söz veriyorum Mike.

- Söz veriyorum ulan. - Teşekkür ederim.

Çevrede an az üç gözcü görüyorum.

Sessizce halledin.

Sessiz sedasız beyler, sessiz sedasız.

Sessiz sedasız.

Silahı at!

- Silahını bırak! - Silahı yere bırak!

Temas ettik. Ateş edildi. Şüpheli devre dışı.

Amına koduğumun polisleri!

İlerle, ilerle, ilerle!

Sağda üç kişi!

Eve ateş edin!

Tam bir kargaşa amına koyayım.

- İstihbaratı ucuzluk reyonundan mı aldınız? – Görüşlerini iletirim.

Hassiktir.

Yuh be.

Ne oldu ya?

- Robert? Beyler? - Hadi, hadi.

- Tamam. Tamam. Hadi. - Mekânı basacaktık ulan...

...puştları kömür etmeyecektik Ian.

- Tepeden tırnağa silahlılardı Mike... - Ne?

- Tepeden tırnağa silahlılardı. - Ne zaman değiller ki?

Ekibim yerinden kıpırdayamıyordu, ekibimi korumak için harekete geçtim.

Ya ekibim ya da kimsenin özlemeyeceği ciğeri beş para etmez ölü puştlar.

Evet Robert.

Siktir.

Kolluk kuvvetleri huzur sağlar. Bunu unutmayalım.

Şu huzura baksanıza.

HillHaven Ceza İnfaz Kurumu

Evet, hiç şüphesiz harika bir teklif.

Teklifi kabul edersen, ne olur?

Herhangi bir teklifi?

Yüksek sesle söyle.

- Mimlenirim. - Doğru.

Dövmelerin var.

Hapishaneden çıkabilirsin, eyaleti, ülkeyi, kıtayı terk edebilirsin...

...istersen Mars kolonisinde yaşa, fark etmez.

Hayatının sonuna kadar diken üstünde olacaksın.

Böyle yaşanmaz kardeşim.

Yedi yıl?

Evet, küçük bir bedel.

Ben altı kere yattım.

Merle.

Puştlar.

Çıkın dışarı.

Öfkelenmeye başlamadan herkes dışarı çıksın amına koyayım.

Bana bağırma.

Bir şey demedim ki.

Demek üzeresin.

İyi dinle Carney, Allah aşkına Kareem'i karşına al konuş, tamam mı?

Orada ortalık karışmak üzere ve kontrol altına almanız lazım. Söyle, beni arasın.

Aramasını söyledim zaten. İnat ediyor.

Kingstown polisi yarım düzine Aryanı yaktı.

Lafın gelişi değil.

Yapma ya.

Size patlayacak.

- Amına koyayım. - Benden söylemesi.

- Kontrol altına alın. - Tamam. Hallediyorum.

Amına koyayım.

Alo. Alo, merhaba.

Neden aradığımı biliyorsun.

Tahmin edebiliyorum. Evet.

10 dakikaya Kingstown karakolundan ayrılıyorum. Buraya gel.

Iris!

Iris!

Gitmemiz lazım.

Hadi bakalım.

Aslanı kışkırtmayı seversin, değil mi?

Kingstown polisinin kovuşturabileceğim dosyalar hazırlamama...

...yardım etmesini istiyorum. Mike, ne sanıyorsun?

İşimi bırakıp, çalışmaktan vaz mı geçeyim?

Başa gelen çekilir.

Robert fazla beklemedi, değil mi?

Evet, yanlış oldu. Olay kontrolden çıktı.

- Evet. O herif işin içinde olunca, ne zaman çıkmıyor? - Haklısın.

Yaralıymış bir de. Kıçıma anlat. Tanrım.

Yarı ölü olsa bile herif kaos yaratmayı, davalık olmayı beceriyor.

Sadece ölü puştlar Evelyn, işin azaldı. Haksız mıyım?

Belli ki işimin nasıl yürüdüğünü bilmiyorsun Mike.

Patlamayı eyaletin yarısında hissettiler.

Lansing'in gözü üzerimizde değil mi sanıyorsun?

- Lansing umurumda değil. - Benim umurumda.

Benim umurumda.

Kingstown'un temizlenmesi lazım, hademe de benim amına koyayım.

- Kampanya posterlerine bunu mutlaka koy. - Siktir git be.

- Mike, mesele bu değil. - Biliyorum.

Bu arada koruma ekibin nerede?

Selefimin siyasi açıdan kovuşturmaya korktuğu ya da aslında korkağın teki olduğu için...

...kovuşturmadığı herkesin peşinden gidiyorum Mike...

...ve yemin ederim Mike, eğer adın herhangi bir grupla anılırsa...

...seni de diğerleriyle birlikte paketlerim...

- Peki. - ...inan bana.

Ve küfretmene de gerek yok, tamam mı? Seni anlıyorum.

Tamam mı? Anladım. Beni de paketle.

- Koruma ekibin nerede? - Saldım.

Akıllıca değil.

Polislerin yakasına yapışıyorum Mike, beni korumalarını ister miyim sence?

Sağ ol, kalsın.

- Çok riskli. Özel korumaya param yok. - Umurumda değil Evelyn.

Bak Lockett'ın başına gelene. Silahlı koruma ekibine ihtiyacın var. Duyuyor musun?

- Evet. Silahım var. - Silahın kimsenin sikinde değil, tamam mı?

Kim olduklarını söyle. Hepsini incelerim.

Polis Akademisinden yeni çıkanları seçerim.

- Meslekte bakir olanları seçerim. - Tanrım. Çok güzel ya.

- Çok güzel. - Dalga geçmiyorum, çok ciddiyim.

Biliyorum.

Bir daha etrafta korumasız gezme.

Tam klasik bir McLusky'sin.

Seni tutuklamakla tehdit ediyorum, sense beni korumaya söz veriyorsun.

Evet.

Söz veriyorum.

Gitmem lazım.

Efendim Iris?

Tamam, peki. Geliyorum. Geliyorum. Tamam, tamam.

Şunu görüyor musun?

Amına koyayım.

Şaka mı lan bu?

Çocuklar beyinlerini uçuracak. Bu yüzden silahları buraya bıraktı.

Eşek şakası valla.

Evet.

Tanrım.

Kahretsin.

İhmalkâr götler.

- İyi misin? - Evet.

Artık kullanımda olmayan bir numarayı çevirdiniz.

Lütfen kapatın ve tekrar tuşlayın.

Yaralı mahkûm! Yaralı mahkûm! A-avlusu.

Yaralı mahkûm!

- Selam. - Selam.

- Gittiler mi? - Evet.

Kyle geldi ve hastaneye götürdü.

Peki.

- Tracy nasıldı? İyi mi? - Evet. Suyu geldi.

Bir saniye.

Kyle?

Evet...

- Ne oldu? - Birkaç aydır hazır tuttuğum bir sırt çanta vardı.

Hatırlamam gerek en önemli şey.

- Hatırlamam gereken tek şeydi ulan. - Hangi çanta?

Hastane için hazırlanmış çanta.

- İçinde hastane için gerekli şeyler vardı. - Tamam, buluruz.

Hey, arka kapıya bakar mısın?

Buluruz. Merak etme.

- Buluruz. - El bagajı gibi bir şey.

- Tamam. - Evet.

Siktir ya...

Tracy nasıl?

İyi, yani hastanede, bebeğimizi doğurmak üzere.

- Sen git, biz çantayı hemen getiririz. - Doktor az kaldığını söyledi.

- Çanta sorun oldu. - Tamam, tamam.

Tamam, sakin ol.

Gerçekleşiyor.

- Gerçekleşiyor. - Gerçekleşiyor.

- Evet, gel. - Gerçekleşiyor. Gerçekleşiyor.

Bulamıyorum.

- Ne renkti? - Siyah.

- Veya gri... - Tamam.

El bagajı işte.

Hay Allah ya.

Bu ne ayak?

- Bu? - Evet. Kız.

- Burada mı kalacak... - Ne? Ne bileyim.

Aklım başka şeylerle meşgul, tamam mı?

Birinin daha el vermesi güzel. Hiç değilse şimdilik.

Dadılık yapabileceğinden pek emin değilim Mike.

Üzerimize getirdiği yük.

Evet, yükün sorumlusu bendim.

Sen de biliyorsun. Onun yüzünden olmadı.

O yük de şu anda nehrin dibinde.

Yani...

Hay Allah ya.

- Annem Iris'le ne yapardı dersin? - Siktir be...

Muhtemelen evlat edinirdi.

Evet.

- Kesin. - Sadece...

Baba olacağıma inanamıyorum.

Annemin de öldüğüne.

- Berbat bir durum. - Kesin berbat.

- Korkudan ödüm patlıyor. - Korkmalısın da.

Korkudan ödün patlamalı. Ebeveynlik çok korkutucudur.

- Sen nereden biliyorsun? - Bilmiyorum. Bilemem ki.

Annem öyle derdi.

Aklına yer etsin.

Oldu ya. Anasını satayım...

Zavallı Dedrick'i herif işerken şişlediler.

Zayıf bir av.

Evet, bu puştların elinden sadece bu kadarı geliyor belki de.

Pek de kuvvetli bir mesaj sayılmaz, değil mi?

Ezik eziği öldürmüş.

Raph genel tutuklular arasına geri döndü.

Ona hamle edebilirlerdi, ama etmediler.

Evet.

Sağ ol.

Hey Iris.

Ben gidiyorum.

Hastaneye mi gidiyorsun?

Hayır, henüz gitmiyorum.

Mariam'ın arabasını al ve sen git.

Tamam.

- Sen gelmeyecek misin? - Keşke gelebilsem. Sadece...

Bir şey olursa beni ara.

Tamam.

Erken mi ayrılıyorsun Tati?

Bebeği eve, bakıcısına götürüyorum. Yakında dönerim.

Sadakatte sapma olmaz.

- Ne? - Önce Milo'ya sadıktın...

...sonra bana sadık oldun.

Şimdi kime sadık olacaksın?

Ona mı?

Anlamıyorum Konstantin.

Sana daima sadıktım.

- Sana Milo'yu teslim ettim. - Ama ona ne verdin?

Hiçbir şey.

- Ona ne verdin? - Ona hiçbir şey vermedim.

Hiçbir şey mi?

Belki de tekrar dirilir diyorsun, ha?

Dirilip, kalkacak, lanet olası bir zombi gibi ölümden dönecek. Böyle mi düşünüyorsun?

- Değil mi? - Hayır.

- O zaman kimden telefon bekliyorsun? - Kimseden.

- Kimseden, kimseden. Kimseden! - Kimden? Kimden telefon bekliyorsun?

Dedrick öldürüldü.

Lavuk beyazların tek yaptığı orada başlattığım döngüyü kapatmak oldu.

AB artık zayıf Bunny.

Raph'a hamle yapmaya korkuyorlar, durum bu.

- Raph'a hamle yapmaya korkuyorlar, çünkü bana hamle etmeye korkuyorlar. - Öyle mi?

Öyle olduğunu biliyorum.

Ben müthiş bir canavarım Mike.

Öyle mi?

Canavar ha.

Öylesin. Evet, öyle. Belki de öylesin. Kabul.

Ama her hâlükarda fark etmez, değil mi?

- Evet. - Bu huzurlu anın tadını çıkar.

- Evet. - Aynen ya.

Evet, bu arada...

...onca yer varken cephaneyi Heights'a bıraktığın için de eksik olma.

Sokakta tanklar cirit atarken, cephaneyi teslim edemezdim Mike.

- Olay olmayan tek yer de zambak gibi beyazların mahallesiydi. - Tek mahalle?

- Öyle mi? Siktir git. - Tek mahalle, evet.

Ne götsün.

Yo, hayır, hiç komik değildi.

Kevin?

İyi misin?

- Evet efendim, sekiz oldu mu kapıdayım. - Evet, doğru. Doğru.

Eğitimin çok aceleye geldi.

Herkes farkında. Buradaki kadro, Ceza İnfaz Kurumu.

İsyanda çok kayıp verdik.

- Burada olduğum için memnunum efendim. Hizmet ettiğime memnunum. - Evet.

Ailen de ceza infazda mı?

- Hapiste efendim. Geldiğim yerde. - Evet.

Tanık olduğun şey seni rahatsız etti mi?

- Daha önce ölen insan gördüm. - Evet.

Mahkûma yardım etmeye çalıştığını bana söylediler.

- Yapabileceğim fazla bir şey yoktu. - Evet, yoktu. Bir daha...

Bir daha öyle bir şey yapma evlat. Asla.

- Peki efendim. - Şiddete son kez tanık olmayacaksın...

...ama olay yeri güvenli hâle gelmeden...

...ve yanında takviye olmadan son kez yardım etmiş olabilirdin.

Evine dönebildiğin için şanslısın.

Ne dediğimi anlıyor musun?

Evet Müdür Bey.

Bir şeye ihtiyacın olursa, kapım açık.

İçerideyken bayağı bir düşündüm.

Çıktığımda neyi farklı yaparım diye düşündüm.

Bana iyi geldi.

Evet.

İçeride neredeyse ölüyordun Bunny.

O meseleyi mi hatırlatmak istiyorsun bana şimdi?

Nihayetinde iyi bitti.

Evet, iyi bitti seni kaplumbağa herif.

Beni öyle sinirlendirmiştin ki Mike.

- Yeminle. - Evet.

Evet.

Evet.

Sonu iyi bitti.

Gerçekten öyle oldu.

Artık hırslarım var.

Oranın ötesinde hırslar.

Buranın dışında.

Hatta...

...bu eyaletin dışında.

Bunny ya, sana kötü haber vermek istemezdim...

...ama Kingstown'un dışına hiç çıkamayacaksın, tamam mı?

Bir asker asla savaşı terk etmez.

İlla terk etmek gerekmez Mike...

...cephenin ötesini görmek için savaşı bırakmak da gerekmez.

Ufukta görmek bile yeter, anlatabiliyor muyum?

Peki, tamam. Bakabilirsin, hırs yapabilirsin, tamam mı?

Neden yapmayasın ki? Ama insan realist olmalı.

- Gerçekçi olman lazım. - Hayalperest değilim Mike.

Çok ciddiyim Bunny. Bir çizgi var...

...ve ayak parmağın çizgiyi aşıyor. Bunu sana ben verdim.

O kadar.

Tamam mı?

Anlıyorum Başkan Mike.

Tamam, güzel.

Hay Allah. Açmam lazım. Az bir bekle.

Evet.

Hassiktir.

Hassiktir.

Tamam, geliyorum.

Amına koyayım.

- Her şey yolunda mı? - Hayır, yolunda değil.

Asla yolunda olmaz, ama amca oldum.

Vay ulan.

Atıyorsun, gerçekten mi?

- Tamam. - Gitmem lazım ulan.

- Evet. - Tamamdır Başkan amca.

Tebrik ederim ulan.

Ben bir bok yapmadım.

Bira için sağ ol.

Evet.

İyi misin?

Aryanlar Dedrick'i öldürdü.

Eski haber kuzen. Bilgi verme zamanın üzerinde çalış.

- Vardiyadayken telefon etmek zor. - Ama bahane bulmak kolay, ha?

Bir daha yapma.

Anlıyorum. Haklısın.

Olay sırasında orada mıydın?

Evet.

Peki, neler hissettin?

Bir bok hissetmedim.

Peki.

- Selam. - Selam.

- Yardım lazım mı? - Hem de nasıl.

Biliyor musun...

...son üç günde bu evde geçirdiğim vakti son otuz yılda geçirmediğimi fark ettim.

Anlıyorum.

Sağ ol.

Mitch bebeğe.

Mariam'a.

Evet.

Keşke onu daha yakından tanısaydım.

Evet, ben de.

Iris...

Burada kalabilirsin, biliyorsun değil mi?

Gidebilirsin.

Burada...

...istediğin kadar kalabilirsin. Sonsuza kadar kal istersen.

Ama yapacağın yeterince iş olacak.

Tamam mı?

Tamam Mike.

Oldu.

Çeviri: pitiko

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.