All language subtitles for David Copperfield 1935 Colorized

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic Download
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil) Download
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

DAVID COPPERFIELD

"Çoğu çocuğuna düşkün aile gibi...

...benim de kalbimde diğerlerinden daha çok sevdiğim bir çocuğum var...

...ve adı David Copperfield." Charles Dickens

GENÇ DAVID COPPERFIELD'IN

KİŞİSEL TARİHİ VE DENEYİMLERİ.

I. BÖLÜM. BEN DOĞDUM.

BEBEĞİ KUTSA

Kapıyı açın.

Bayan David Copperfield, sanıyorum.

- Evet. - Bayan Trotwood.

Onu duydunuz mu?

O memnuniyete eriştim.

Şimdi onu göreceksiniz.

Lütfen, buyurun.

Hayır, bunu yapma.

Hadi bakayım.

Neden ağlıyorsun, daha çok küçüksün.

Dul kalacak kadar yaşlıyım.

Eğer yaşarsam anne olacak kadar da.

Sürekli titriyorum.

Öleceğim, eminim.

Saçmalık. Biraz çay iç.

Canım benim.

David Copperfield en sevdiğim yeğenimdi.

Bana danışmadan evlendiğinde...

...çok gücendiğimi söylemeliyim. Mum bebek gibi biriyle evlendiğini duydum.

Ama seni hiç görmedim.

Bir çocuk bekliyorsun, kızının adına ne diyeceksin?

Belki oğlan olur.

Olmaz.

Kız olacağı bana malum oldu.

Ben de onun vaftiz annesi olmalıyım.

Betsey Trotwood Copperfield olarak vaftiz edilmeli.

İyi yetiştirilmiş olmalı. Bunu sağlamalıyım.

Beceriksiz yeğenimin yapacağından daha iyi.

Bay Copperfield öleli daha altı ay oldu.

Bana onun hakkında kötü şeyler söylemeniz zalimce.

Peggotty...

- Peg-- - Kuzum, kuzum. Kıymetlim.

- Doktoru getireyim. - Hadi, hadi, oyalanma.

- Doktoru getir. - Kuzum, bebeğim.

- Peggotty burada tatlım. - Hadi, hadi.

Affedersiniz, hanımefendi. Affedersiniz ded--

Affedersiniz, hanımefendi. Ben Doktor Chillip.

Dr. Chillip, sizi tebrik ederim. Her şey bitti, bir sorun yok.

Adama merhamet edin. Ne yapıyor? Konuşamıyor mu?

- Bölgesel tahriş oluşmuş hanımefendi. - Saçmalık.

O nasıl?

Genç bir annenin olabileceği kadar rahat.

Peki bebek, kız nasıl?

Kız mı, hanımefendi? Bildiğinizi düşünüyordum.

- Erkek. - Erkek mi?

David.

David.

SEVGİLİ KOCAM DAVID COPPERFIELD

Zavallı babam.

Geceleri ne kadar yalnız ve karanlıkta olmalı.

Biz evde ısınırken...

Davy.

İyiliğin bağışlayıcı ve ebedi...

...nitelikleriyle birlikte...

...beni takip ederseniz...

...sizi yanıma alırım.

Umarım ve biliyorum da...

...yıllarca aranızda yaşamış olduğumdan...

...bu nitelik çoğunuza...

...yabancı veya bilinmeyen bir şey değil.

Fakat yine çok iyi biliyorum ki...

...günlük yaşamınızın zorluklarında...

...iyiliğin niteliklerini bulmak...

...her zaman o kadar kolay ve alelade değildir.

Çünkü yaptığınız...

Şu adam. Hayvan kitabımdaki kara pantere benziyor anne.

- Sus tatlım. O annenin bir arkadaşı. - Günlük işlerimiz ve meşakkatlerimiz...

"Yaz aylarında nehir kurur ve...

...timsah yaşamak için yeni sular arar.

Ama nehir çok az alçalırsa...

...kendisini çamura gömer ve yağmur yağmasını bekler."

Yatma vakti gelmedi mi Efendi Davy?

Annem bekleyebileceğime dair söz verdi.

Uykum yok.

Sen hiç evlendin mi Peggotty?

Tanrım, hayır.

Çok güzel bir kadınsın, değil mi?

Ben mi güzelim Davy?

Kahrolası düğmeler.

Hadi bana biraz daha şu "timpahlardan" oku.

Bir tür sebze oluyorlar, değil mi?

Anne!

Anne, seni bekledim.

Bekleyeceğini biliyordum, tatlım.

Bu küçük adam çok özel.

- Neden Davy? - Sevgili evlat.

- Bağlılığını anlamak güç değil. - Davy, kabalık yapmamalısın.

Bay Murdstone beni eve getirerek zahmete girdi.

İyi geceler diyelim sevgili evlat.

İyi geceler.

Hadi, en iyi arkadaşlar olalım.

- Neden Davy, o yanlış el. - Hayır, hayır.

Cesur bir küçük adam.

- İyi geceler. - İyi geceler.

- Anne, bu akşam güzel gözüküyorsun. - Öyle mi tatlım?

Umarım iyi bir akşam geçirdiniz hanımefendi.

Çok teşekkür ederim Peggotty.

Çok güzel bir akşam geçirdim.

Bir yabancı hoş bir değişiklik yaratmış.

Hayır, hayır, olmaz. Karşılığı yoktur. Hayır, hayır.

Nasıl bu kadar sinir bozucu olabiliyorsun, seni zalim?

Böylesi Bay Copperfield'ın hoşuna gitmezdi.

- Bunu söyler ve üzerine yemin ederim. - Tanrı aşkına, beni çıldırtacaksın!

Hizmetçilerinin benim kadar kötü kullandığı zavallı bir kız olmuş mudur?

Bay Murdstone'un neyini beğenmiyorsun?

Değerli hazineme karşı sevgimi kaybettiğimi mi ima ediyorsun?

Hayatımdaki en değerli şeye karşı.

Kimse böyle bir şeyi ima etmedi.

Ben kötü bir anne miyim Davy?

Edepsiz, acımasız, bencil, kötü bir anne miyim?

- Seni sevmiyor muyum? - Hayır, seviyorsun.

Sizi incitmek istemedim hanımefendi. Hiç istemedim.

- Efendi David. - Evet, Peggotty?

Yarmouth'taki kardeşimle birlikte iki hafta geçirmek ister misin?

Bu güzel olmaz mı?

Kardeşin iyi bir adam mı Peggotty?

Çok iyi bir adamdır.

- Balıkçıdır. - Öyle mi Peggotty?

Tekneler ve deniz var.

Peki Peggotty, biz yokken annem ne yapacak?

Tek başına bu büyük odada uyuyamaz.

Bilmiyor musun canım?

Arkadaşlarıyla kalacak.

Hiç yalnız kalmayacak.

Öyleyse gitmeye hazırım.

Şahane. Şimdi yatağa.

- Hoşça kal tatlım. - Hoşça kal anne.

Ona çok iyi bak Peggotty.

Siz de lütfen kendinize iyi bakın hanımefendi.

Dikkatli sürün, olur mu Bay Barkis.

- Hadi. - Hoşça kal anne.

Hoşça kalın hanımefendi.

- Hoşça kal anne. Hoşça kal. - Hoşça kal tatlım.

Hoşça kal. Hoşça kal.

Hoşça kal Davy.

Hoşça kal anne. Hoşça kal. Hoşça kal.

Hoşça kal.

Hoşça kal tatlım.

Hoşça kal.

İşte benim Ham'im.

Kocaman adam olmuş.

Ham!

Selam.

- Ham! - Clara Hala, nasılsın?

O kim?

Yeğeni Ham.

- Hayatında biri yok sanırım. - Nasıl?

- Flörtleştiği birisi yok. - Hayır, hayır.

Pekala.

Onunla baş başa kaldığında...

...Barkis'in istekli olduğunu söyleyebilirsin.

"Barkis'in istekli olduğu" mu? Tüm söyleyeceğin bu mu?

Evet.

Barkis istekli.

Pekala Bay Barkis, Ona söyleyeceğim.

İşte evimiz, Efendi Davy.

Beni yere bırak lütfen. Beni yere bırak.

- Sudaki tekne gerçek mi? - Evet.

Ama ters çevrilmiş.

Her şey çok güzel.

Şunların güzelliklerine bak.

Nasılsınız çocuklar?

- Lass. - Daniel.

Sizi gördüğüme sevindim efendim. Çok sevindim.

Bizi kaba bulacaksınız efendim ama hazır da bulacaksınız.

Emily'im nasılmış?

Gözlerin gibi mavi tatlım.

Bu büyük bir gemiyle Fransa'dan geldi.

Teşekkür ederim.

Kahrolası baca.

Çok yalnız bir kadınım.

Hiçbir şey istediğim gibi gitmiyor.

Yakında değişir.

- Hepimiz için aynısı geçerli. - Ama ben daha çok hissediyorum.

Sırtımda bir ziyaretçi var.

Bir ürperti.

Yazık, yazık.

İstediğim halde değilim Daniel.

Düşkünler evine gidip ölmeli ve kurtulmalıyım.

Eskiyi düşünüyor.

- Bay Peggotty? - Evet efendim.

Kutu gibi bir yerde yaşadığınız için mi oğlunuza Ham adını verdiniz?

Hayır, efendim. Babası, kardeşim Joe tarafından bu isim verildi.

Öldü mü Bay Peggotty?

Çoktan öldü.

Ama Emily, Bay Peggotty...

...o sizin kızınız, değil mi?

Hayır efendim. Onun babası kayınbiraderim Tom'du.

Öldü mü Bay Peggotty?

Çoktan öldü.

Çocuğunuz yok mu öyleyse Bay Peggotty?

Hayır, efendim. Ben bekarım.

Bekar mı? O zaman o kim Bay Peggotty?

O Bayan Gummidge.

- Gummidge mi? Ben düşünmüş-- - Gel Davy, gel.

Sana odanı göstereyim.

Bayan Gummidge'ın kocası Dan'ın ortağıydı.

Boğuldu.

- "Eski" dediği o mu? - Evet, tatlım.

Emily ve kuzeni Ham yetimdirler.

Kardeşim onları yanına aldı. Bayan Gummidge'ı da aynı şekilde.

Altın kadar iyi, çelik kadar sağlamdır.

Ama insanlara yardım etmesiyle ilgili konuşulunca çok sinirlenir.

Dikkatli olurum.

Peggotty...

...şimdi aklıma geldi, Bay Barkis'in sana bir mesajı vardı.

Ne mesajı?

"Barkis istekli." dedi.

Arsızlığı hoşuma gitti.

Ne oldu?

Neye gülüyorsun Peggotty?

Ne oldu?

Kahrolası adam. Benimle evlenmek istiyor.

Ama ne olursa olsun seni ve anneni asla bırakmam.

Özellikle de şimdi.

Neden?

Yok bir şey. Yok bir şey.

Büyük bir gemiyle oraya giderdim.

Orası Fransa. Mavi boncuklarımın geldiği yer. İspanya da orada.

Bizler fakir balıkçılarız.

Ama bir gün bir leydi olup her yere gidebilirim.

Bay Peggotty'i de yanına alırsın. O iyi bir adam.

İyi mi? Eğer bir leydi olursam, ona...

...elmas düğmeli gök mavisi bir ceket ve kenarları kalkık şapka alırdım.

Bir kutu da para verirdim. Bak.

Fransa'ya gidiyorum.

Emily! Hemen geri gel!

Emily, Emily, buraya gel!

En uçta durmak eğlenceli.

Anne, anne, biz geldik.

Gel hadi.

Anne.

Annem nerede?

Biraz bekle Efendi Dayv. Sana bir şey söyleyeceğim.

Annem nerede? Ne oldu?

Ölmedi değil mi Peggotty?

Tanrı korusun, hayır.

Ters giden bir şey var Peggotty.

Ne düşünüyorsun Efendi Davy?

Artık yeni bir baban var.

- Yeni mi? - Gel de onu gör.

Onu görmek istemiyorum.

Ama anneni görmek istiyorsun.

Gel Davy.

"--papaz evinden övgülerle bağışlanan...

...İncil vaizi buna hak kazanır. Ama--"

- Davy. - Clara, tatlım, unutma.

Kendine hakim ol.

Davy, evladım, nasılsın?

Gerektiği gibi kileri düzenledim.

Leğenler, kavanozlar, eski sandıklar...

...turşular, biberler... Saymakla bitmez.

Bu senin oğlun mu gelin?

Evet. David bu Bayan Murdstone.

Genel olarak oğlanları sevmem. Nasılsın evlat?

Çok iyiyim ve umarım siz de öylesinizdir.

Terbiye görmeli.

Clara, sana olabildiğince yardımcı olmak için buradayım.

Bir evi yönetmek için gerektiğinden fazla güzel ve düşüncesizsin.

Bana anahtarlarını verir misin?

Hepsini mi?

Her şeyin seni rahatsız etmeden çok iyi olacağını göreceksin.

Ama evimdeki değişikliklerde bana danışılmalı.

"Benim evim" mi?

- Bizim evimiz yani. - Edward, buna son verelim.

- Yarın giderim. - Jane Murdstone, sessiz olur musun?

Clara, sana şaşıyorum.

Evlenmeden önce iyi idare ettiğime eminim.

- İnanmıyorsan Peggotty'ye sor. - Clara, beni hayrete düşürüyorsun.

Her şeyi tam olarak doğru yapmasam da...

...biraz deneyimsiz oluşumdan hoşlandığını düşünmüştüm.

Böyle söylediğine eminim.

Karakterini şekillendirme düşüncesi bana bir tatmin veriyordu.

Ve eksik olan katılık ve karar verme yeteneğini almanı sağlama düşüncesi.

Ama kardeşim buraya gelme inceliğinde bulunduğunda...

...ve ev işlerini yapmayı kabul ettikten sonra...

...geri dönmesi söylendiğinde...

...sana karşı olan duygularımı kaybediyorum.

Yapma aşkım, yapma Edward. Öyle söyleme. Buna katlanamam.

Ne olursam olayım, sevgi doluyum.

- Sevgi dolu olmalıyım. - Herhangi bir duygu gösterisi...

...benim üzerimde bir etki oluşturmaz. Nefesini boşuna harcıyorsun.

Üzgünüm.

Üzgünüm.

Birçok kusurum var, biliyorum.

Onları düzeltmek için çaba göstermen senin inceliğin.

- Pekala. - Öyleyse gelecekte...

...her şeyle benim ilgileneceğim kararlaştırılmıştır.

Evet, Jane. Hiçbir şeye karşı çıkmayacağım.

Tek isteğim, arkadaş olmamız.

Soğukluk ve acımasızlık altında yaşayamam.

Çok üzgünüm.

David, odana git.

Efendi Davy, artık annenizin odasında uyuyamayacaksınız.

Kendinize ait bir odanız olacak.

Annem biliyor mu?

Peggotty, buraya gel. Seni istiyorum.

"Tüm timsahlar et yer.

Ama zorunlu koşullardan ötürü...

...çoğunlukla suda yaşarlar."

Çocuk nerede? Yine derslerine geç kaldı.

Sevgili Clara'm...

...tüm kış David'e ders verme çabalarını gözlemledim.

Giderek daha da huysuz ve inatçı oluyor.

Hiçbir şekilde ilerleme kaydetmiyor.

Affedersin, sevgili Edward'ım...

...ama Davy daima derslerinde çok başarılı olarak görülmüştür.

40 İngiliz Kontluğu nasıl bölünür?

Kuzeyde altı tane vardır. 18 orta kontluk ve...

Ve...

Ve altı tane doğuda ve...

Ve güneyde...

Clara?

Güneyde de...

Güneyde...

Davy, Davy.

Clara, "Davy, Davy" deme. Bu çocukça.

Derslerini ya biliyordur ya da bilmiyordur.

Ama bilmiyor.

Korkarım ki bilmiyor.

Edward, lütfen.

David, otur.

Tahtanı al.

Eğer peynirciye gidip tanesi dört buçuk pense...

...100 Double Gloucester peyniri alırsam...

Ve yarısını altı buçuk pensten...

...20'sini beş pensten satar...

...ve geri kalanını kendime ayırırsam...

...kâr mı ederim, zarar mı?

Düşünemiyorum! Yapamıyorum!

- Davy, Davy. - Yapamıyorum.

- Pekala. - Edward, lütfen.

- Ben de sık sık dayak yerdim. - Kesinlikle.

Çok iyi hissetmiyorum.

David'in sebep olduğu endişe ve acıya...

...Clara'nın katlanmasını bekleyemezdik zaten.

David, birlikte yukarı gideceğiz, evlat.

Yapmayın Bay Murdstone. Efendim, hayır.

- Hayır. - Edward!

Clara. Sen aptal mısın?

Bu halde hem de.

Derslerimi biliyordum, efendim.

David, buraya gel.

Elimde inatçı bir köpek veya bir at olsaydı sence ne yapardım?

Bilmiyorum.

Döverdim.

Onu korkutup akıllandırırdım.

Kendime "Bunu adam edeceğim." derdim.

Sahip olduğu tüm kanı dökecek olsa da bunu yapardım.

Bay Murdstone, efendim, yapmayın. Lütfen beni dövmeyin efendim.

Öğrenmeye çalıştım. Annemle yalnız çalışırsam yapabileceğimi düşünüyorum.

Ama Bayan Murdstone'la bana bakarken yapamıyorum.

- Yapamıyor musun David? Göreceğiz. - Evet, yapamıyorum.

Bay Murdstone, yapmayın efendim!

Demek ısırıyorsun.

Bay Murdstone!

Anne, anne!

Fare kadar sessiz ol yoksa kedi bizi duyar.

Annem bana çok mu kızgın Peggotty?

Hiç de bile.

Annen çok iyi değil.

Ah zavallı.

Korkma kıymetlim.

Yakında bir kardeşin olacak.

David, seni sık sık görmeye gelemezsem...

...bu seni sevmediğimden değil.

Senin ve başkası için...

...daha iyi olduğunu düşündüğümden.

Teşekkür ederim Peggotty.

Çabuk Doktor Chillip, çok acı çekiyor.

Peggotty. Peggotty?

Peggotty, ne oldu?

Peggotty! Peggotty! Anne! Anne!

Anne! Anne!

Peggotty! Peggotty!

Peggotty.

Peggotty.

Peggotty! Peggotty!

Peggotty! Peggotty!

Peggotty! Peggotty!

Peggotty! Peggotty!

- Peggotty burada tatlım. - Peggotty.

- Peggotty burada. - Peggotty neredeydin? Peggotty.

Ne kadar genç olsan da David...

...mert olmayı öğrendin.

Annen...

...kıymetli, sevgili...

...o...

O...

O öldü.

Gitti.

Ve günahsız küçük kardeşin de...

...o da öldü.

- Peggotty. Peggotty. - Geçti, geçti.

Nefes verirken bana...

..."Sevgili evladımı bir daha göremeyeceğim." dedi.

Bunu nasıl biliyordu?

Bir şey ona söylüyor gibiydi ve bu doğruydu da.

Ama kulağıma fısıldadı:

"Çok yorgunum.

Tanrım, babasız evladımı koru.

Annesinin onu kutsadığını söyle." dedi.

Bana dönüp kafasını kollarıma bırakıp...

...öldüğünde...

...gün ağarmaktaydı.

Uykuya dalan bir çocuk gibi gitti.

Peggotty, artık yalnız kaldık.

Davy.

- Hoşça kal Peggotty. - Hoşça kal kıymetlim, tatlım.

Peggotty seni unutmayacak.

Bana ait olanlar dışında hiçbir şey almadım hanımefendi.

- Görmek isteyebilirsiniz. - Teşekkür ederim.

Seni de eşyalarını da yeterince gördüm. İyi günler.

- Size de iyi günler hanım efendi. - David, oyalanma.

Üzülme David.

Mutlu olacağım Peggotty.

Seni de gelip göreceğim.

Peggotty, Bay Barkis'e hâlâ bir yanıt vermedin.

Sen yok musun! Neye cevap vereceğim?

Barkis istekli.

Bay Barkis'le evlenecek olsam, ne dersin tatlım?

Çok güzel bir şey olacağını düşünürüm.

Seni görmek için beni almaya geldiğinde at araban olacak.

Ne de düşüncelisin.

Geleceğinle ilgili bir karar verdik.

Jane Murdstone, bunu bırakır mısın?

Korkarım artık sana evimde yer yok.

İsyankar bir eğilimin var.

Dünyanın geri kalanına ayak uydurmalısın.

Bükülmeli, gerekirse kırılmalısın.

İstediği ezilmek. Ezilmeli de.

Jane Murdstone, lütfen.

Dünyayla savaşına ne kadar erken başlarsan, o kadar iyi olur.

Londra'da şarap ticareti yapan Murdstone & Grinby adında bir şirket var.

- Evet. - Birkaç çocuğa iş sağlıyor.

Sana da iş verecektir.

Evet, efendim.

Kendi yemeğini ve harçlığını kazanacaksın.

Kalacağın yer olarak Bay Micawber'i ayarladım.

Evet, efendim.

Unutma, çalışmak için Londra'ya gidiyorsun.

Çalışmaya. Çalışmaya.

Saklanmayı bırak Micawber. Orada olduğunu biliyoruz.

Borçlarını ödemen için sonsuza dek bekleyecek değiliz.

Ödemezsen mallarının geri kalanını da alırız.

Evet zaten birkaç tane kaldı.

Micawber, ya ödersin ya da borçlu hapishanesine gidersin.

Evde kimse yok. Tahsildar istemiyoruz.

Efendi Wilkins. Efendi Wilkins, durun.

Ayağa kalk.

Annenin güzel yatağını o alçakların kirletmesi üzüntü verici.

Hanımefendi, Ben David Copperfield. Burada kalacağım söylendi.

Hoş geldiniz Efendi Copperfield.

Ben Bayan Micawber. Bu benim ailem.

Ben Clickett, Saint Luke Yetimhanesi'nden bir yetimim.

Hareketlerine dikkat et Clickett.

Evlenmeden önce...

...anne ve babamla yaşarken...

...kiracı almak gerekeceğini hiç düşünmemiştim.

Yapma tatlım. Yapma.

Unutuyordum. Odanı görmek için sabırsızlanıyor olmalısın.

- Evet hanımefendi. - Gel tatlım.

Dikkatli ol.

Fırında patates, fırında patates var. Fırında patates ister misiniz?

- Hayır, teşekkürler. - Çok sıcaklar efendim.

Olsun.

Sonsuza dek beklemeyeceğiz. Borçlarını öde artık.

Ödemezsen neyin var neyin yok alırız.

Lüks değil ama rahattır.

Borçlarını öde Micawber!

Micawber!

Gel de borçlarını öde!

Bay Micawber. Çocuklar, babanız geldi.

Çatı üstünde ve vesairelerde...

...yılmaksızın kovalandıktan sonra...

...aşağılık düşmanlarımızın hain entrikalarından kurtulmayı başardım.

Kısaca...

...geldim.

Tatlım. Bir tanem.

Benim çocuklarım.

Bu Efendi David Copperfield. Bizde kiracı olacak.

Öyle mi? Affedersiniz çocuklar.

Neyimiz varsa senindir Efendi Copperfield.

Rahatlığımız, sessizliğimiz, özel hayatımız...

- ...artık hepsi senindir. - Teşekkür ederim efendim.

Bize güvenebilirsin.

Güveneceğim Bay Micawber.

Artık evimizin bireylerinden biri olacağın için...

...birbirimizi daha iyi tanımalıyız.

Erkek erkeğe sana içimi dökeceğim.

Yıllar boyunca alacaklılarım tarafından haksız yere kovalandım.

Basiretsiz aptallar.

Üzgünüm, efendim.

Ama söylemeliyim ki kömür ticaretini...

...tuhafiyeciliği...

...ve Kraliyet Donanması'nı denedim.

Ama bunların hiçbiri benim özel yeteneklerime uymuyordu.

- Ama şimdi... - Evet Bay Micawber?

Bir şeyin gerçekleşmesinden son derece ümitliyim.

Murdstone & Grinby Şarap Tüccarları

Merhaba küçüğüm, üç haftadır buradasın, değil mi?

- Evet, efendim. - Neden hâlâ bir şey öğrenmedin?

- Beyler. Beyler. - Çıkarma kafanı.

Beyler. Beyler.

Sizi nahoş bir topluluk olarak görüyorum.

Korkaksınız, görgüsüzsünüz ve acımasız cezaları hak ediyorsunuz.

Rezil kişiliklerinizi benden uzak tutarak...

...beni memnun edebilirsiniz.

Kısacası, defolun!

Teşekkür ederim Bay Micawber, bana karşı çok naziksiniz.

Ne demek. Bugün iyi bir iş günü olduğundan...

...olağanüstü bir şeyin olmasını bekliyorum.

Hadi gidip görelim.

Bakalım Bayan Micawber bizim için nasıl yemekler hazırlamış.

Ne güzel.

Zorunlu sevgili Copperfield. Zorunlu.

Sık sık gözlemlediğim üzere...

...mide boş olduğunda moral de düşük olur.

Tahmin ediyorum ki sevgili Copperfield...

...Bayan Micawber'in pırasalı tavuk çorbası...

...yapacağına güvenebiliriz.

Galeta unlu dana et pirzola...

...ve yumurta, sıcak.

- Peki puding? - Puding de.

İç yağdan puding hem de.

Wilkins Micawber?

Karıştırıyor olmalısın sevgili dostum.

- Yürü. - Hayır, sen Micawber'sin.

Geçen yıldan bana iki buçuk pound borcun var. Memur Bey, görevinizi yapın.

Wilkins Micawber, tutuklusunuz.

Neye dayanarak bu affedilmez uygulamayı gerçekleştiriyorsunuz?

Borçtan mahkeme emri.

Ben Middlesex Şerifinin yardımcı memuruyum.

Sessizce gelecek misin?

Copperfield, karşında bir zamanlar adam denilen...

...kutsal yapının parçaları duruyor.

Çiçek soldu, yaprak kurudu.

Günün kahramanı kasvetli bir sahneyle yere düşüyor.

Kısaca, iflah olmaz derecede kusurluyum.

Kralın Mahkemesi Hapishanesi

O zili hep çalıyorsun ama...

...bugün son olacak.

Arkadaşın Micawber salıveriliyor ve şehri terk ediyor.

- Şehri mi terk ediyor? - Gel, gel.

Ne oldu?

Hadi küçük dostum, kalbini bana aç.

Sadece...

...seni çok özleyeceğim.

Murdstone & Grinby'de çok yalnız ve çaresiz hissediyorum.

Hem de çok.

Bayan Micawber'le birlikte bana çok iyi davrandınız.

Böyle dostlarım olduğu sürece çaresizliğe kapılamam.

Küçük dostum, sen de bizden biri gibisin.

Ama şimdi gidiyorsun ve kimse olmayacak.

Ne yapacağımı bilmiyorum. Hiç bilmiyorum.

Ben hep "Nil desperandum." derim.

Kısaca, "Asla çaresizliğe kapılma."

Dover'da bir halam var.

- Belki onun yanına-- - Sevgili Copperfield...

...halan sana kucak açacaktır.

Beni görmek istemeyebilir.

Aile her şeyden önce gelir.

Peggotty çok aksi olduğunu ve...

...beni dışlayabileceğini söylemişti.

Ve Dover çok uzakta.

Doğru, çok doğru.

Ancak ozanın dediği gibi:

"Adım atmadan bir yere varılmaz."

Eğer bu müşkül halan seni üzerse...

...bana bir mektup yaz.

Sonsuza dek dostuz genç Copperfield.

Birlikte koştuk yamaçlarda

- Kopardık tane tane gowan'lar - Kopardık tane tane gowan'lar ve--

Gowan'ların ne olduğunu tam olarak bilmiyorum.

Ancak onları da kopartacağız.

- Şu çantayı getir. - Wilkins! Wilkins!

- Kutuyu arabaya koy. - Çocuklar, dikkatli olun.

Şunu ittir.

Tanrı aşkına.

- Affedersiniz efendim. - Sizi sakarlar.

Efendi Copperfield davranışlarınız daima...

...en nazik ve yardımsever olanlardandı.

Asla bir kiracı değildin. Bir arkadaştın.

Copperfield nasihat dışında verebileceğim hiçbir şey yok.

Fakat bu nasihati uygulamak o kadar zor ki...

...ben hiç uygulamadım.

Ve acınası bir varlık olarak karşında duruyorum.

Genç dostum, sana nasihat ediyorum.

Yıllık gelir, 20 pound...

...yıllık gider 19 pound.

Sonuç: mutluluk.

Yıllık gelir, 20 pound...

...yıllık gider 21 pound.

Sonuç: sefalet.

Elveda Copperfield.

Bir şey olursa senden alacağım...

...mektuplar beni mutlu eder.

Bekleyeceğimi de söylemeliyim.

Teşekkür ederim aşkım. Teşekkür ederim sevgilim.

Efendi Copperfield.

Elveda Copperfield.

Elveda evlat.

Hoşça kal evladım.

Hoşça kal dostum, hoşça kal.

Seni gidi seni.

Umarım beni bir daha gördüğünde tanırsın.

Size kabalık olsun diye bakmıyordum.

Bavulumu Dover istasyonuna kadar taşır mısınız diye merak etmiştim.

Size altı pens verebilirim.

Bana verecek paran olduğundan emin misin?

Evet.

Göreyim.

Burada.

- Dur, paramı geri ver! - Askerlerden yardım iste, seni aptal.

Paramı aldı!

Bavulumu geri ver!

Çekil yoldan ufaklık! Gittiğin yere dikkat et!

Londra-Canterbury 90 KM.

Londra-Dover 115 KM.

CANTERBURY - 77 KİLOMETRE DOVER - 102 KİLOMETRE

LONDRA 33 KM

CANTERBURY - 56 KM DOVER - 82 KM

LONDRA - 61 KİLOMETRE

DOVER - 54 KİLOMETRE

CANTERBURY'YE 6 KİLOMETRE DOVER'A 32 KİLOMETRE

DOVER'A 16 KİLOMETRE

LONDRA'DAN DOVER'A

DOVER'A 8 KİLOMETRE

Janet! Eşekler!

Mülküme kimseyi izinsiz alacak değilim!

Çimenlerden uzaklaş!

Siz hergelelere bu çimenlerde ata binmemenizi söyledim.

- Sakın cüret edeyim demeyin. - Geçip gideceğiz.

- Durduramazsın. - Size şahitlik edeceğim.

Vurma.

Bu çimenlerden sakın geçeyim demeyin.

Lütfen hanımefendi.

Git başımdan, çekil. Burada çocuk istemem.

Lütfen, hala.

Ben yeğeninim.

Aman Tanrım!

Ben Blunderstone'lu David Copperfield.

Doğduğum gece gelip annemi görmüştün.

Öldüğünden beri çok mutsuzluk yaşadım.

Hakir görüldüm ve eğitim alamadım. Bana uygun olmayan işlere verildim.

Size kaçmak zorunda kaldım.

Yola çıkmadan önce soyuldum ve tüm yolu yürüdüm.

Yolculuğuma başladığımdan beri yatakta uyumuş değilim.

- Tatlım. - Şu halime bakın.

Tatlım. Aman Tanrım.

Aman Tanrım.

Merhamet et. Şu kuluna merhamet et.

Gel, bunu iç.

Salata Sosu

Bunu iç.

Yazık sana. Hadi, iç.

Ançüez Sosu

İç hadi.

Gel, gel.

Tanrı aşkına. Uzan, uzan.

- Hanımefendi, ne oldu? - Zavallıya bak.

Aman Tanrım. Aman Tanrım.

Aman Tanrım.

Bay Dick, aptallaşmayın.

Kimse istediğinde senden daha lafını bilir konuşamaz.

David Copperfield ismini telaffuz ettiğimi duydun.

David Copperfield mı? David mi?

Kesinlikle. Emin olabilirsiniz.

Kötü bir şey yapmış.

Kaçmış.

Şimdi sana sorum: Onunla ne yapayım?

- "Ne mi yapayım?" - Hadi, hadi.

Tavsiye istiyorum.

Bıçak kadar keskinken dalgınmış gibi davranma.

Senin yerinde olsam onu--

Onu yıkardım.

Janet, Bay Dick haklı.

- Sıcak suyu hazırla. - Evet, hanımefendi.

- Merhamet et, ne kadar kirli bir çocuk. - David, David.

Bak, baloncuklar kafam kadar büyük.

Dikkat et.

Merhamet et.

- Aman Tanrım. - İşte temiz oldun, evet.

Merhamet et Tanrım.

Çabuk evlat.

Seni kurulayayım yoksa hasta olursun.

Bay Dick'in aklı yerinde mi?

Deli diyorlar.

Ama benim etrafındaki insanlarla bir alakam yok.

O adamın aklındakileri benden daha iyi kimse bilemez.

Benim uzaktan akrabam olur.

Eğer ben olmasaydım...

...kendi kardeşi ona hayatı zindan ederdi.

Haklarını geri almak için...

...şimdi Adalet Bakanına dilekçe yazıyor.

Yaşayan en dost canlısı varlıktır.

Burada seninle birlikte kalabilir miyim hala?

Üvey babanla konuşana kadar bir şey diyemem.

- Yatağa şimdi, hadi yatağa. - Lütfen.

Affet Tanrım!

Affet Tanrım. Affet Tanrım.

Affet Tanrım. Bize merhamet et.

Ey göklerdeki babamız...

...beni buraya getirdiğin için adın kutsal kılınsın.

Ve lütfen, kimsenin beni götürmesini istemiyorum.

Lütfen Tanrım, lütfen. Artık bir evim olabilir mi?

Annemle evimiz olduğu gibi.

Hiçbir çocuk evsiz kalmasın.

Üzgünüm Tanrım, çok uykum var.

Çok ama çok uzun bir yol yürüdüm.

Ve ben...

Meleğim.

Dünya nasıl gidiyor?

Sana bir şey söyleyeceğim ama duyulmasını istemiyorum.

Deli bir dünya. Akıl hastanesi kadar deli.

Betsey Hala sevgilerini gönderiyor...

...ve dilekçenin nasıl gittiğini soruyor.

Sanırım iyi gidiyor.

Kral I. Charles'ın kafasının koptuğu...

...tarihi hatırlıyor musun?

Sanırım 1649'du.

Kitaplar öyle diyor ama nasıl olabileceğini anlamıyorum.

Bu kadar zaman önceyse...

...kafası kesildiğinde derdi onun kafasından çıkıp...

- ...nasıl benimkine girdi? - Bilmediğime eminim.

Çok tuhaf.

Kral Charles'ın kafası ne yazarsam yazayım önüme çıkıyor.

Ama önemli değil. Önemli değil.

- Uçurtmam hakkında ne düşünüyorsun? - Çok güzelmiş.

Ben yaptım. Birlikte gidip uçuracağız.

David. Gel, gel.

Geliyorum hala, geliyorum.

David, bugün üvey baban geliyor.

Onunla gidecek miyim hala?

Bir şey bilmiyorum. Emin olduğumu söyleyemem. Göreceğiz.

Janet, eşekler.

Gidin! Çimenlerden çekilin! Burada bir işiniz yok!

Ama hala bu Bay Murdstone ve onun kız kardeşi.

Kim olduğu umurumda değil. Mülküme izinsiz giremezler.

Janet, eşekler.

Janet.

- Bu ne cüret? Bu ne cüret? - Öncekiyle aynı hergeleler.

- Çekilin. Çekilin hadi. - Bu ne cüret?

Çekilin! Çekilin dedim!

Seni cesur yüzlü şey.

Bu terbiyesizlik.

Gidin.

Pist!

- Bay Murdstone ve kardeşi hanımefendi. - İçeri al.

- Gidecek miyim hala? - Hayır efendim. Kesinlikle hayır.

Kimsenin çimenlerde ata binmesine izin vermiyorum. Kimseyi muaf tutmuyorum.

- Kuralın yabancılara göre biraz tuhaf. - Öyle mi?

Bayan Trotwood.

Siz Bay Murdstone'sunuz.

Bay Dick eski ve yakın bir dostumdur.

Onun kararlarına güvenirim.

Oturun.

- Pekala. - Bayan Trotwood--

Dünyadaki tüm çocuklar içinde bu en kötüsü olmalı.

Jane Murdstone, lafımı kesmesen olmaz mı?

Bayan Trotwood, buraya David'i geri almaya geldim.

Onunla bildiğim en iyi şekilde ilgileneceğim.

Ama sizi uyarıyorum, onunla benim arama girerseniz...

...sonsuza dek arada kalırsınız. Beni hafife almayın.

İlk ve son kez, gitmeye hazır mı?

Peki siz hanımefendi, söyleyecek bir şeyiniz var mı?

Nezaketinize teşekkür etmek dışında ekleyeceğim bir şey yok.

Şahane nezaketinizden ötürü.

Peki çocuk ne diyor? Gitmeye hazır mısın David?

Lütfen, beni bırakma.

Zavallı annemi çok üzdüler.

Beni hiç sevmediler ve bana kötü davrandılar.

Lütfen seninle kalmama izin ver hala.

Siz Bay Dick, bu çocukla ne yapmam gerektiğini düşünüyorsunuz?

"Yapmak" mı? Hemen yeni kıyafetler için ölçüsünü aldırtın.

Bay Dick, elinizi verin. Sağduyunuz paha biçilemez.

Çocukla şansımı deneyeceğim.

Eğer söylediğiniz kadar varsa...

...en azından sizin yaptığınız kadarını onun için yaparım.

Ama söylediklerinizin tek kelimesine inanmıyorum.

Bayan Trotwood, eğer bir beyefendi olsaydınız--

- Saçmalık. Benimle konuşma. - İnanılmaz derecede naziksiniz.

Bu çocuğun annesine nasıl bir hayat verdiğinizi bilmediğimi mi sanıyorsunuz?

Evlendiğin o zavallı, mutsuz çocuğa.

Onun yüzüne gülüp, hoş göründüğün ilk gün...

...o zavallıcık için keder dolu bir gündü.

Söylediğimin arkasındayım. Yerimden kıpırdatamazsınız.

Hayatımda bu kadar zarif bir şey duymamıştım.

İstediğiniz kadar güler yüzlü ve yumuşak görünün.

Zavallıcık hiç böyle bir adam görmemişti.

Dünyalar tatlısıydı.

Ona tapıyor, oğlunun üzerine titriyordu.

Ona başka bir baba olacaktı.

Ve birlikte güllerden bir bahçede yaşayacaklardı.

Ama onu kendine bağlayınca onu kırmaya başladın.

Hayatını mahvedip, kafese tıkılmış bir kuş gibi eğittin.

Senin dilinden konuşmasını istedin.

- Bu delilik ya da sarhoşluk. - Sen bir zorbasın.

O zavallı çocuğa oğluyla işkence ettin.

Bu yüzden seni gördüğü anda nefretle doluyor.

Kızın kalbini kırdın ve ölümüne sebep olan yaralar açtın.

- İşte gerçek budur. - Bu kadın çıldırmış.

Size iyi günler beyefendi. Ve hoşça kalın.

Size de iyi günler hanımefendi.

Bir daha çimenlerimde eşeğe bindiğinizi görmeyeyim.

Nefes aldığın sürece başını kopartıp...

....ayakkabı diye giyeceğime emin olabilirsin.

Şimdi gidin. Kaybolun. Defolun, defolun.

Teşekkür ederim. Teşekkür ederim hala.

Kral Charles kalenin kralıdır.

Kral Charles kalenin kralıdır.

- Kral Charles kalenin kralıdır. - Kral Charles kalenin kralıdır.

Neden gitmeliyim Betsey hala? Sen ve Bay Dick'le kalmak istiyorum.

Eğitim alman ve kendi ayakların üzerinde durman gerekiyor David.

Canterbury'de Doktor Strong'un okulundan daha iyi bir okul yok.

Bizi gururlandırmalısın, David. Asla kötülük yapma.

Asla yanlış yapma. Asla acımasız olma.

Bu kusurlardan kaçındığın sürece senden asla ümidimi kesmeyeceğim.

Pekala hala. Deneyeceğim.

Aferin oğluma. İyi bir çocuk değil mi Bay Dick?

İngiltere'nin en iyi çocuğu.

Ama Bay Dick ve seni çok seviyorum.

- Gitmek istemiyorum. - Yapma böyle.

Çok hoş bir adamla yaşayacaksın, Bay Wickfield.

Benim iş danışmanım ve iyi bir dostumdur.

Çok güzel bir eski var.

Canterbury de çok uzakta değil.

Wickfield Avukat ve Kayyum

- Bugün okul nasıldı David? - Çok eğlenceliydi.

Sence ne oldu Agnes?

Steerforth, okul temsilcisi ve herkesin kahramanı...

...krikette ona top atmama izin verdi.

Ve okuldan eve benimle yürüdü.

Ne güzel.

Baba, yorulmuşsun.

Evet, Agnes, sanırım yoruldum.

O kağıtları aşağı indireyim mi sevgili babacığım?

Benim küçük koruyucu meleğim.

- Annesi öldüğünden beri böyle. - Onları ben alayım mı Bay Wickfield?

Teşekkür ederim David.

Teşekkür ederim.

Bu akşam geç saatlere kadar çalışıyor musunuz Bay Heep.

Efendi Copperfield.

Lütfen Efendi Copperfield, bana Uriah diyebilirsin.

- Kesinlikle. - Evet.

Yasal bilgimi geliştiriyorum.

Sanırım çok iyi bir avukatsınız.

Ben mi? Hayır, Efendi Copperfield.

Sıradan bir insanım. Bunun farkındayım.

Annem de benim gibi sıradandır. Sıradan bir evde yaşarız.

Şükredeceğimiz çok şeyimiz var.

Babamın eski işi sıradandı. Bir zangoçtu.

Şimdi ne yapıyor?

Şu anda yaradanın yanında bulunuyor Efendi Copperfield.

Bay Wickfield'la birlikte çalıştığım için şükrediyorum.

Ne değerli bir beyefendi.

Belki ileride iş ortağı olursun.

Ben mi? Hayır, Efendi Copperfield. Bunun için çok sıradanım.

Ama siz çok geçmeden iş dünyasına gireceksinizdir.

- Neden, hiç öyle düşüncelerim yok. - Ama bence olacak.

Kesinlikle. Biliyorum.

Hanımefendi Agnes buna sevinmez mi?

Annem beni bekler.

Mumu söndürsem rahatsız olur musunuz?

Hayır Uriah.

- İyi geceler Efendi Copperfield. - İyi geceler Uriah.

Sessizce geçip giden bir varoluş...

hayatın fark edilmeyen, hissedilmeyen ilerleyişi...

çocukluktan gençliğe...

okul günlerinin sonu.

Latince şiirler.

Eğer sen olmasaydın Agnes, bunları hiç öğrenemezdim.

Steerforth, ne yakışıklı.

Ne de olağanüstü zekiydi.

Daima cömert.

Agnes, bunu hatırlıyor musun?

Pazar yürüyüşlerinde ne de çok eğlenirdik.

Hatırladın mı?

İlk çakımla sana tahtadan küçük bir kalp oymuştum.

Ama onu yıllar önce kaybetmişsindir.

Bir an önce toparlanmalıyız David.

Yoksa okuldaki partiye geç kalacağız. Ver.

Ne kadar heyecanlı olduğumu tahmin bile edemezsin.

Birkaç gün tatil.

Ve Yarmouth'taki sevgili Peggotty'lerin evine kısa bir ziyaret.

Sonra da kitabım üzerinde ciddi çalışmalara başlamak üzere Londra.

Agnes?

Ağlıyor musun?

Sen gittikten sonra babam da ben de çok üzüleceğiz.

Ama dünyanın diğer ucunda olmayacağım.

Sana yazacağım ve sık sık görüşeceğiz.

Daima sana içimi dökmek isteyeceğim Agnes.

Ne olursa olsun, ne zaman başım belaya girse ya da...

Aşık olduğunda bile mi?

O zaman bile.

Tek şaştığım şey...

...bunca zaman birine aşık olmaman.

Ama seni sevmeyi hak edecek kimseyi tanımıyorum.

Burada gördüğüm herkesten daha iyi biri...

...ben onayımı vermeden önce ortaya çıkacaktır.

- David. - O zaman bile tereddüt ederim.

İlk kitabın bittiğinde çok gururlanacağız.

Eğer biterse sana çok şey borçlu olacağım.

Yazdıklarıma dair olan inancımı bana sen verdin.

Seni sağ elim gibi özleyeceğim. Her ne kadar çok konuşmasa da.

Çünkü sağ elimde ne akıl ne de kalp var.

Ve ikisi de seni çok özleyecek.

Efendi Copperfield. Yoksa Bay Copperfield mı demeliyim?

Çok meşgulüm. Sizi göremedim.

Bugünlerde çok meşgul gözüküyorsun Uriah.

Evet, Bay Wickfield'a yardımcı olabildiğim için çok mutluyum.

Ne muazzam bir adam. Ama...

...ne kadar düşüncesizleşti.

Son birkaç yılda benim yerimde bir başkası olsaydı...

...Bay Wickfield'ı avucunun içine alırdı.

Avucunun içine.

Ama ben ona hizmet etmeye çalışan sıradan bir yardımcıyım.

Affedersiniz.

Sanırım bu evde tanıdığım en zeki insan...

...ikamet etmekte.

Efendi David Copperfield'ı ima ediyorum.

- Micawber! - Copperfield.

Bay Micawber, sizi Canterbury'de görmek ne kadar güzel.

Teşekkür ederim.

Ana yollardan ve yan yollardan yaptığım...

...bu sonuca varan seyahat, olumlu bir alamet.

Olağanüstü bir şey olacak.

Bana müsaade eder misiniz lütfen?

Bay Micawber, bu Uriah Heep.

İyi dostum Bay Wickfield için çalışıyor.

Nasılsınız?

Copperfield'ın her arkadaşı benim de arkadaşımdır.

Teşekkür ederim efendim.

Ama arkadaş olarak çağrılmak için çok sıradanım Bay Micawber.

Nezaketinden dolayı Bay Copperfield'a müteşekkirim.

Şimdi bana müsaade eder misiniz?

Son derece açıkgözlü bir adam gibi gözüküyor.

- Meyve. - Anlat bana, Bayan Micawber nasıl?

Bayan M.'in durumunu belirtmekten mutluluk duyarım.

Kısaca, talihsiz olaylar gerçekleşmese ve...

...paradan yana sorunumuz olmasa....

- Anlat. - Hayır, hayır.

Dostumun yanında kafamı kaldıracak gururum kalmadı.

Yine de söylemeliyim ki Sun Inn'de...

...resmen mahkumlar gibi tutuluyoruz.

- Bahsi geçen miktar oldukça önemsiz. - Lütfen, bana izin ver.

- Asla, asla. - Lütfen, ısrar ediyorum.

Beni mahcup ediyorsun.

Cömertliğin beni afallatıyor.

- Hoşça kalın Bay Micawber. - Hoşça kal.

Arkadaşın Heep beni etkiledi.

Bana özel bir iş verecek kadar...

- ...nazik davrandı. - Öyleyse bir şey meydana geldi.

Belki yeni bir kariyerin temelidir.

Kanunla yakınlığım var. Sanık olarak tabii ki.

Bay Micawber'in bir gün...

...yargıç ya da baş hakim olacağını ummak aşırıya kaçmak mı olur?

Hayır, buna hak kazanacaktır.

- Sana başarılar diliyorum. - Teşekkür ederim.

İyi tatiller.

Londra'nın tadını çıkar ve Yarmouth'taki eski arkadaşlarınla güzel vakit geçir.

Neden Peggotty gibi Hıristiyanlık dışı bir isim seçmişler, bilmiyorum.

Teşekkür ederim hala. Her şey için teşekkür ederim.

Saçmalama. Duygularını Agnes'e sakla.

David'in Londra'da duygular için zamanı olmayacak.

Eski dostu Steerforth'u görecek.

Steerforth gibisi yoktur. Dünyanın en büyük yerlerine layık.

Ama benim gibi bir taşra çocuğuymuş gibi kibar ve basit.

İyi bir arkadaşsın David. Umarım sana layıktır.

Unutma Agnes, söz verdim. Yazılarım üzerinde nasıl çalıştığımı göreceksin.

- Hoşça kal Uriah. Hoşça kal. - Hoşça kalın.

- Hoşça kal. - Hoşça kal.

Londra

Copperfield, eski dostum.

Steerforth, hiç bu kadar sevinmemiştim.

Ama David, David.

Okulda emirler yağdırdığım küçük çocuğa ne oldu?

"Emirler yağdırdığım" mı? Bir onurdu.

Büyük Steerforth, okul temsilcisi.

Önemsiz birine karşı kibar ve koruyucuydun.

Benim için ne büyük bir kahraman olduğunu hiç unutmayacağım.

Sevgili David'im, kimsenin kahramanı olmadım.

Kendimin dahi. Gel.

Bu akşam güzel kızlar dans ediyor David.

Gala akşamı Steerforth.

Büyülü Kuş'u hep görmek istemişimdir.

Evet ama 40 yaşında bir kadının ok ve yayla vurulması...

...beni pek heyecanlandırmıyor.

David, sahne orada.

Teyze, çok güzel değil mi?

Fark ettirme.

Yandaki locada çok güzel bir kız var.

Steerforth, buklelerin güzelliğine bak.

Tanrım, gerçekten güzel. Ama yanında iki yaşlı ejderha var.

Ne kadar güzel. Keşke onunla konuşabilseydim.

Ama asla konuşamayacağım.

Tiyatronun alev alması gibi bir şey olmadığı takdirde.

Bundan daha kolay bir yol var.

Eski dostuna güven.

Eyvah, dürbünlerim.

Affedersiniz hanımefendi, onları arada bulurum.

Bu arada izin verirseniz...

...ben de çok güzel çift var.

Teşekkür ederim bayım. Çok naziksiniz.

- Bale olağanüstü değil mi? - Evet, evet, öyle.

Korkarım sahnenin yarısını görebiliyorsunuz.

Bunu sormaya utanıyorum ama bizim locamızın görüşü daha iyi.

Acaba sizi ve yanınızdaki hanımları locayı paylaşmaya ikna edebilir miyim?

Clarissa, ne düşünüyorsun?

Çok tuhaf değil mi?

Korkarım Dora baleyi çok iyi göremiyor.

Sanırım cesaret etmeliyiz, Lavinia.

Eminim iyi bir beyefendidir.

Çok naziksiniz. Çok.

Dora, gel.

Umarım şimdi daha iyi görüyorsunuzdur.

- Çok güzel, teşekkür ederim. - Çok naziksiniz.

İzin verin.

Teşekkür ederim.

Evet, evet, botaniği daima etkileyici bir konu olarak görmüşümdür.

- Doğadan çok şey öğreniliyor. - Kesinlikle.

Norwood'daki sessiz sayfiyemizde hayatımızı Dora'ya adadık.

Norwood yönünde ilerleyeceğim Bayan Spenlow.

Öyle mi? Ne güzel.

Güvercin gibi.

Evimizde çok güzel bir güvercinliğimiz var.

Güvercinliğinizi görmeyi çok isterim Bayan Spenlow. Arayabilir miyim?

Arayabilir miyim? Halalarınızın bir itirazı olur mu?

Onu vuracak kadar zalim olabilir mi?

- Bazen aşk zalimcedir Bayan Spenlow. - Öyle mi dersiniz?

Olamaz, yayını gerdi.

- Olamaz. - Bayan Spenlow.

Dikkatli ol. Dikkatli ol.

Kaçtı.

Kaçtı.

Lütfen Bayan Spenlow, arayabilir miyim?

Olabilir, halalarım izin verirse.

Yarmouth

DORA

Güneş romantik aşıkların...

...tükenmeyen gösterileri karşısında eğlenmeli.

Gel Davy.

Onları şaşırtalım.

Steerforth. Çok sade insanlardır.

Tabii ki, nasıl istersen öyle davranırım.

Komik veya duygusal. Durum ne gerektiriyorsa.

- Dünyadaki en iyi insanlardır. - Tabii ki öylelerdir David.

Tabii ki öyleler.

Canım, canım.

- Bak kim gelmiş. - Efendi David.

Emily, Ham, nasılsınız?

Bay Steerforth, bu Emily, efendim.

Bu da yeğenim Ham efendim. Bay Steerforth.

Siz iki beyefendinin...

...bu çatının altına girmesi...

Gel buraya biriciğim. Gel buraya Emily'm.

Eğer bu amcanın hayatındaki...

...gelmiş geçmiş en güzel gece değilse ben de bir istiridyeyim.

Ne sevinçli bir gün.

Dinleyin çocuklar, size söylemem gereken bir şey var.

Söyleyeceğimi biliyor.

Bu değerli gencin burada ne aradığını sorarsan...

...kalbini bizim küçük Emily'mize kaptırdığını söylemeliyim.

Bu gece izdivacını istemeye cesaret etti ve Emily de kabul etti.

Olur da alabora olursam...

...ve şehrin ışıklarını son kez parlarken görürsem...

...yaşadığı sürece Emily'mi sevecek ve sadık kalacak...

...bir adam olduğunu bilerek sessizce batarım.

Onun için canımı veririm Efendi Davy.

O benim isteyebileceğimden--

O benim isteyebileceğimden ve düşleyebileceğimden çok daha fazlası.

Bir sürü daha iyi adam var.

Kimse senden daha iyi değil ve mutluluğu senden çok hak etmiyor Ham.

- Ham, sana mutluluklar dilerim. - Teşekkür ederim efendim.

Yeğeninizi dönmeye ikna edemezseniz, ben gitmeliyim.

Şöminenizin yanında bu boşlukla...

...kendimi varlıktan uzakta hissederim.

Ben güzel gözlümü getireyim.

Olamaz. Davy.

Sevgili evladım.

Benim Peggotty, benim.

Ne güzel genç bir adam olmuşsun.

- Kendimi tutamıyorum. - Sevgili Peggotty.

Bay Barkis için çok üzgünüm.

Elden ne gelir Davy.

İyi ve sadık bir adamdı.

Keşke annen bu halini görebilseydi Davy.

Evet Peggotty.

Alacakaranlıkta dans ettiğimiz zamanı hatırlıyor musun?

Müzik kutusunun sesine.

Duvarın altındaki William'ı da hatırlıyor musun?

Dur. Steerforth, bu sevgili Peggotty'm.

Peggotty, sizin uzun zamandır tanıyorum. Timsah kitabı ve...

...kapağında St. Paul Katedrali olan dikiş kutusunu biliyorum.

Davy için bu kadar önemli olduğundan ben de onun kadar sizi seviyorum.

Sizi tanımaktan onur duydum efendim. Okulda Davy'ye çok iyi davranmışsınız.

İşte küçük gelinimiz. İyi düşünmüşsün anne.

Toplanın genç beyefendiler.

Deniz kirpisi kadar kaba olabilirim ama sizlere hoş geldiniz diyorum.

Teşekkür ederim Bay Peggotty. Kadeh kaldırmak istiyorum.

Yarmouth'un çiçeği Emily'ye kadeh kaldıralım.

Güzelliğine, mutluluğuna ve evliliğine.

Onunla evlenecek olan, İngiltere'nin en şanslı adamına.

- Emily ve Ham. - Ham ve Emily.

Ham ve Emily.

Eski günlerin içinde haftalar geçer...

Yarmouth KAPTANI

David...

...sitem dolu bir hayalet gibi görünüyorsun.

Sitem dolu değil Steerforth.

Şöminenin yanında resimlere bakıyordum.

Bu sıkıcı zamandan nefret ediyorum.

Ne gündüz ne de gece.

Sen ne yapıyordun?

Postalanması için bazı mektuplar götürdüm.

Yine Dora'ya mı?

Tanrıçana günde iki mi yoksa üç kere mi yazıyorsun?

Seni kıskanıyorum.

- Ne oldu Littimer? - Affedersiniz efendim.

Yaz için tekneyi hazırladım.

Şartları tatmin edici bulacağınızı düşünüyorum efendim.

Son derece tatmin edici.

Littimer kusursuz hizmetçi değil mi? Saygılı, ihtiyatlı ve eli sıkı.

Çok teşekkür ederim efendim.

Yatımı ciddiye alıyorum.

Yazın muazzam bir deniz seyahati geçireceğiz David.

İki başıboş acemi denizde yolculuk edip hayaller kuracağız.

Sen Dora'nla ilgili ve ben de....

Bekle Littimer, tekne ne zaman hazır olacak?

Yeniden donatılıp isimi değişiyor efendim.

Ona ne isim vereceksin?

- Küçük Emily. - Bu Emily'yi gururlandırır.

Alımlı bir küçük kız.

Biraz budala bir adamla evlenmiyor mu?

Steerforth. Yapma.

Böyle şüpheci davranma.

Bu sade insanları ne kadar iyi anladığını ve...

...mutluluklarına ne kadar iyi dahil olabildiğini görüyorum.

Bu yüzden sana hayranlık besliyorum.

İçten olduğunu biliyorum.

İyi biri olduğunu biliyorum David.

Keşke hepimiz öyle olsaydık.

Davy, eğer ikimizi bir şey ayırırsa...

...beni hep en iyi halimle hatırlayacağına dair söz ver.

Benim için ne en iyi halin var ne de kötü halin Steerforth.

Ne de erken geldi.

Sırtımda soğuk bir sonbahar sürünüyor.

Çok yalnız ve perişanım.

Hiçbir şey istediğim gibi gitmiyor.

Neşelen biraz anne.

Hayır Daniel, yalnız olmak dışında hiçbir şey bana doğal gelmiyor.

Gel buraya yaşlı kız.

Efendi Davy ve Bay Steerforth bize neşe katarken...

...son haftalar o kadar da kötü değildi.

Biliyorum ama çok yalnız ve perişanım.

Bay Steerforth bu yaz gerçek bir denizci oldu.

Ham ve Emily'le denize açılmayı çok seviyor.

İşte. Bu küçük Emily için.

Yol geceleri aydınlık olmuyor.

Emily dışarıdayken burada olursam...

...onun için cama ışık koyuyorum.

İşte geliyor.

Emily nerede?

Efendi Davy, bir dakikalığına dışarı gelir misiniz?

Emily'le size bir şey göstermek istiyoruz.

- Ham, ne oldu? - Efendi Davy...

Tanrı aşkına, anlat.

Uğruna öleceğim, canımı vereceğim...

...gitti.

- Gitti mi? - Emily kaçtı.

Rezilliği ortaya çıkmadan Tanrı onu öldürür diye dua ediyorum.

Siz okumuşsunuz efendim. Neyin doğru, neyin yanlış olduğunu bilirsiniz.

İçeridekilere ne diyeceğim?

Ona nasıl söyleyeceğim Efendi Davy?

Kim kayıp?

Emily.

Mektup efendim. Emily'den.

Siz okuyun efendim. Yavaş okuyun.

Anlayabileceğimden emin değilim.

"Beni hak ettiğimden çok daha fazla seven, sen...

...bunu gördüğünde...

...çok uzaklarda olacağım."

Uzaklarda. Emily, uzaklarda.

"Beni bir hanım olarak geri getirmediği sürece, bir daha dönmemek üzere.

Sana kusur ettim ama sen sana sadık kalacak...

...ve kendine yaraşır birini sev.

Amcama onu artık daha çok sevdiğimi söyle."

Kim o adam?

Efendi Davy, bizi biraz yalnız bırakır mısınız?

İsmini öğrenmek istiyorum.

Kasabanın dışından tuhaf bir araba ve atlarla gelen bir hizmetçi.

Gün ağarmadan önceydi. İçeride bir adam vardı.

Sizin tanıdığınız bir adam Efendi Davy. Emily ona kaçtı.

Steerforth.

Sizin suçunuz değil Efendi Davy. Sizinle hiçbir alakası yok.

Adamın adı Steerforth.

Tüm varlığımla....

...aklından neler geçtiğine dair en ufak bir fikrim olsaydı...

...beni o kadar kahrederdi ki onu suda boğup adam ederdim.

- Nereye gidiyorsun? - Emily'mi bulacağım.

- Nereye Dan? - Nereye olursa. Kimse beni durduramaz.

Hayır, hayır, Daniel.

Onu sonra araman daha iyi olur.

Bu halinle olmaz.

Otur bakalım.

Seni üzdüğüm için beni affet Daniel.

Yaşadıklarım buna kıyasla nedir ki?

Dan...

...onu evine aldığın küçük yetim olarak hatırla.

Bu kırık kalbini yumuşatacaktır.

Onu affediyorum. Onu affediyorum.

Ama canıma mal olsa da onu bulmalıyım.

Sevgili Betsey Hala:

Sana ilk kitabımın ilk kopyasını gönderiyorum.

Kitabımın yayınlanacağına duyduğum sevinç...

...Steerforth'un hayal kırıklığını unutmama yardımcı oldu.

Sana anlatmam gereken bir sırrım var.

Bu Perşembe benimle Wickfield'ın evinde buluşabilir misin?

Çok önemli bir...

Sevgili evladım.

İlk çalışması sonunda yayınlanıyor.

Çok da iyi bir çalışma.

Kısa hikayelerinin bir gün ona başarı getireceğini biliyordum.

Kitabı kime ithaf ettiğini gördün mü?

"Bana cesaret...

...ilham ve sevgi veren sevgili kişiye."

Kendin bak çocuğum. Kimi kastettiğini biliyorsun.

Hayır Betsey Hala, olamaz.

David hep beni kardeşi olarak görmüştür.

Öyleyse neden mektubunda...

...bana anlatacağı bir sır olduğunu söylesin?

"Hayatımın en önemli kararı. Seni mutlu edeceğini biliyorum."

Tanrı aşkına, neyi bekliyor daha?

Londra arabası geç mi geliyor?

Hayır, tatlım, gün gibi ortada.

Mutluluğunun nerede yattığını anladı.

- Sizle ilgili ne hayaller kurmuştum. - Betsey Hala.

Belli etmemeye çalıştım.

Betsey Hala.

- Agnes. - Otur, otur.

Önemli haber ne?

Aşık oldum. İflah olmaz şekilde.

En sevilesi, en güzel...

Adı Dora Spenlow.

Dora Spenlow mu?

Umarım akıllıca davranmışsındır David.

Akıllıca mı? O hiç kimsenin olmadığı kadar...

...daha sevecen ve güzel.

Çok sevindim David.

Çok sevindim.

Micawber. İyi dostum Micawber.

Arkadaş denemeyecek kadar sıradanım.

Buna son vermeliyim.

Wickfield & Heep Avukat ve Kayyum

Bu ne anlama geliyor?

- Olamaz. - Oldu.

Dostum Heep büyük bir ilerleme kaydetti.

Kısaca, ortak oldu.

- Micawber. - Hizmetinizdeyim.

Heep'in Bay Wickfield için biraz tuhaf bir ortak olduğunu düşünmüyor musun?

Sevgili Copperfield'ım, tek söyleyebileceğim, dostum Heep'in...

...bulunduğum ekonomik ricalara cömertlikle yanıt verdiğidir.

Tabii ki borç senetlerim karşılığında.

Borç senetleri.

Onların karşılığında. Borç senetleri.

Bay Wickfield üzerinde tuhaf bir gücü var değil mi?

Sanırım eline geçen fırsatları iyi değerlendirdi.

Öyle değil mi?

Ben güven ve emniyet verdiğim için buradayım.

Bu yüzden rica etmeliyim ki...

...Wickfield ve Heep'in ilişkilerini tartışmayalım.

Umarım sizi kırmamışımdır.

- Nasıl istersen. - Saat dört.

Bir fincan çay ister misiniz?

- Geliyorum Bay Heep. - Micawber, Micawber, seni istiyorum.

Affedersiniz, affedersiniz.

Aman Tanrım, ne de büyük bir adam oldunuz Bay Copperfield.

Hatırlar mısınız?

Bir gün Bay Wickfield'ın ortağı olabileceğimi söylemiştiniz.

Evet Uriah, bana çok yardımcı oluyorsun.

Babam hep bana şöyle derdi:

"Sıradan olursan Uriah, sorun yaşamazsın.

En iyisi budur."

"Sıradan olursan Uriah" diyor babam, "başarırsın."

Söylemeliyim ki haklı çıktı.

İşte.

Salona gidelim mi baba?

Belki biraz müzik dinlemek istersin.

Gitmeden önce Copperfield ve benimle birlikte bir içki daha alın efendim.

Biraz daha kalın.

- Evet. Evet, biraz daha kalacağım. - Evet.

Pekala baba.

Gel ortağım, izin verirsen bir kez daha kadeh kaldırmak istiyorum.

Cinsiyetinin en kutsal olanına, Agnes'e. Agnes Wickfield.

Ona layık olamayacak kadar sıradan biri olduğumu biliyorum.

Ama onu beğeniyor, ona tapıyorum.

Arkadaşlar arasında dilediğimce konuşabilir miyim?

Babası olmak gurur duyulacak bir ayrıcalık.

Ama onun kocası olmak...

- Sen-- - Senin derdin ne?

- Delirdin mi? - Bir tek çocuğum var.

- Bu ne cüret? - Lütfen efendim.

Adım adım ona paramı, saygınlığımı...

...huzurumu, sessizliğimi ve evimi verdim.

Onları senin için sakladım.

Ama şimdi senin aslında neyin peşinde olduğunu anladım.

Çenesini kapat Copperfield.

Pişman olacağı bir şey söyleyebilir ve sen de duyduğun için pişman olabilirsin.

Evet sevgili ortağım?

Uyuyan yılanın kuyruğuna basma.

Baba.

Gel.

Konuyu kapatmadan önce şunu anlamalısın ki...

...Agnes Wickfield senden ve arzularından...

...Ay kadar uzaktadır.

Benden hep nefret ettin Efendi Copperfield.

Bunun farkındayım. Bana sıradan olmayı öğrettiniz.

Ama şimdi sıradan olmayan biri tarafından...

...kenara atılacak değilim. Aşkta her şey mübahtır.

Tamam.

Bu işte sizin de hatanız var Efendi Copperfield.

Ben sorun çıkartmayacağım ve artık ne bekleyeceğinizi biliyorsunuz.

Senden sadece bunu bekliyorum: Dalavere ve ihanet.

Sevgilim.

Doady.

Jip'e dikkat et.

Bu yaramazlıklarının cezası.

Jip, ona küseceğimi mi düşündü?

Jippy, Jippy, artık küs değilim.

- Doady. - Sevgilim.

Doady. Doady, çok sabırsızlandım.

Doady, bir şeyi unuttun.

Doady, bana hediye mi getirdin? Nedir?

Dur bakalım. Umarım akşam iyi geçer ve...

...Betsey Hala ve Bay Dick'le iyi bir yemek geçirirsin.

Sinir edici değil mi Doady? Yemek çok güzel olacak.

- Doady, paketin içinde ne var? - Gel de al.

Jippy bilmek istiyor.

Sevgili karım.

Doady, nedir o?

Son çıkan yemek kitabı.

Ne güzel düşünmüşsün Doady.

Artık en güzel yemekleri yiyebiliriz.

Sevgili aşkım, kasabın faturası beni şaşırttı.

- Hesap kitabı nerede? - Bir yerlerde olacak.

Kaplumbağa çorbası tarifi.

"Kaplumbağayı arka ayaklarından asın...

...ve kafasını kabuğuna çekmeden kesin."

Doady, bunu yapamam.

Tatlılar. Bu kulağa hoş geliyor değil mi Jippy?

Ne dağınıklık.

Dora hayatım, burası şövalenin yeri değil.

Hesap kitabını bulamıyorum.

Gitar çantasına bak ya da...

Doady, Jip'in pagodasında olmalı.

Jip, seni yaramaz şey.

Hesap mı tutuyordun?

Biriciğim.

Burada çiçek ve gül çizimleri var.

Bu da benim portreme benziyor.

Görünüşe göre Jip de üstünde yürümüş.

Hesaplara gelirsek, oldukça tuhaflar.

Fırın - Kasap Mary Anne - Balık

Sevgi dolu olduğuma eminim.

Ama o rakamlar anlaşılmıyor.

Bir şey ifade etmiyorlar.

Doady. Doady, küsme bana.

Beni böyle üzme.

Doady, şu kırışıklıklara bak.

İşte.

- Sevgilim. - Doady'm.

Jip, yorgun olmamalısın.

Jip mi yorgun? Olur mu hiç?

Tabii ki hayır.

Doady...

...çok güzel bir istiridye varili aldım.

Aldığım adam çok lezzetli olduklarını söyledi.

İşte geldiler.

Biraz inatçı istiridyelere benziyorlar.

Açıldıklarını sanmıyorum.

Çok güzel bir istiridye bıçağımız vardı. Ama kayboldu.

İstiridyeler buraya kadarmış.

Aylık parçalar halinde bir hikaye yazmak kolay değil.

Koyun eti geldi.

Bu daima güzeldir.

Şahane. Şahane.

Bazı resimler görmüştüm.

Umarım...

Yanmış gibi duruyor.

Kasap en iyi koyun eti olduğunu söyledi.

En iyisi olabilir tatlım ama ne yazık ki...

...bir tarafı yanmış, diğer tarafıysa çiğ.

Sakin ol Jip.

Sakin ol. Sakin ol.

Dora, bize çok iyi bir yemek verdin.

Yapma.

Aman Tanrım. Keşke ölseydim. Keşke yer yarılsa da içine girseydim.

- Doady. Doady. - Sevgilim.

Sen acımasızdın, ben de yaramaz...

- ...ama hepsi benim hatamdı. - Hayır.

- Evet, Doady. - Hayır, sevgilim.

Hayır, hepsi benim hatam.

Seni dertlerinden kurtarmam gerekirken...

...seni değiştirmeye çalışıyordum.

Neden daha önce aklıma gelmedi ki?

Ne aklına gelmedi Doady?

Peggoty'mden yardım isteriz...

...ve gelip ikimiz de bakar.

Yorgun olmalısın kıymetlim.

Hayır Doady, beni yatağa gönderme. Yapma.

Doady, senden çok ama çok aptalca bir şey isteyebilir miyim?

Ne isteyeceksin bakalım?

Çalışırken sana yardım etmek istiyorum.

Tüy kalemlerini tutabilir miyim?

Evet sevgilim.

O kalem ses çıkartıyor.

Doady'mi rahatsız eder.

- Doady. - Sevgilim.

Ne oldu? Neyin var?

Efendi Davy.

- Efendi Davy. - Ne oldu?

- Dora daha kötü değil, değil mi? - Hayır Efendi Davy.

Rahat bir şekilde dinleniyor.

Ama kardeşim Dan burada. Emily'le ilgili haberleri var.

Efendi Davy.

Napoli'deydi, deniz kenarında.

Orada bıkmış, onu bırakmıştı.

Terk edildiğini anlayınca...

...umudunu da yitirmişti.

O yılan, hizmetçisi, onu aşağılamış.

Onunla evlenmek için efendisi tarafından bırakıldığını söylemiş.

Hizmetçinin kullanması için kenara atılmış.

Emily canına kıymaya çalışmış.

Adam da onu kilitleyip hapsetmiş.

Ve zavallıcığım, gece olduğunda...

...camı zorlamış ve kıyıya doğru kaçmış.

Kendini evde...

...Yarmouth sahilinde yürüyor sanmış.

Yürümeye devam etmiş, onu sevenlerin isimlerini haykırmış.

Orada eski teknenin...

...sevdiği arkadaşlarının olduğunu sanmış.

Sabah olduğunda onu bulmuşlar.

Tanrı'ya şükür onu yanlarına alıp, ona bakmışlar.

Tüm gece boyunca birlikteydim.

Kollarını boynuma doladı ve başını da buraya yasladı.

Birbirimize güvenebileceğimizi çok iyi biliyoruz.

Sonsuza dek.

Canımı sıkan bir şey daha var Efendi Davy.

Ham, efendim.

Çok yaralandı ve...

...hayatını umursamaz oldu.

Zorlu havalarda ve tehlikedeyken...

...denizin onu almasını umar gibi en önde durduğunu duydum.

Efendim, olabildiğince çabuk Yarmouth'a gidip...

...Ham'le konuşabilir misiniz?

Emily'nin iyi kalpliliğini nasıl hatırladığını...

...nasıl af dilediğini...

...ve nasıl hoşça kal dediğini söyler misiniz?

İlk arabayla gideceğim.

Bu ne gemisi?

İspanya ya da Portekiz guletine benziyor.

Daha kuvvetli!

Merhaba Bayan Gummidge. Ham nerede?

Kurtarmaya yardım etmek için oraya gitti.

Onu görmeliyim. Dan Peggotty'den önemli bir mesajım var.

Efendi Davy, tehlikeli bir şey yapmasına izin vermeyin.

Bana halat bulun, yüzerek alacağım.

Ham.

Ham! Ham!

Ona dikkat edin Efendi David, dikkat edin.

- Dikkatli. - Muazzam değil mi?

Onun için her şey hazır. Yatak yapıldı ve çok rahat.

İşte, hanımına gidebilirsin.

İşte geldik sevgilim.

Doady, bahçeye bak.

Çiçekler açmış.

Artık tekrar iyi ve güçlü olacağımı biliyorum.

Eskiden olduğu gibi koşmaya başladığında seninle Jip'i yarıştırmalıyız.

Doady, Büyülü Kuş'u görmek için beni tekrar Londra'ya götürmelisin.

- Söz mü? - Tabii ki sevgilim.

Hastamız aşağıya yaptığı yolculuğu çok iyi atlatmış gözüküyor.

Ben de gitsem iyi olacak.

Yarın görüşürüz tatlım.

Sizi geçireyim Doktor.

Teşekkür ederim.

Size nasıl teşekkür edeceğiz?

Evladım, bilmen gereken bir şey var.

Dora daha iyi, değil mi?

Çok daha iyi gözüküyor.

- Doktor, o... - Hayır, David.

Az zamanı kaldığını söylemeyeceğim.

Ama gerçek anlamda iyileşeceğine dair de bir şey söyleyemem.

Üzgünüm David.

Doady, gel de bahçemize bak. Yakında orada yürüyeceğiz.

Geliyorum aşkım.

Evet Doktor?

Gücü kalmamış.

Zavallı Dora.

- Doady? - Evet sevgilim.

Aşağıda yalnız mısın Doady?

Çok. Çok.

Yakında tekrar iyi ve güçlü olacaksın Dora.

Doady, bazen düşünüyorum da--

Eskiden ne kadar şapşal bir kızdım.

Asla tekrar olamayacağım.

Hayır, hayır, sevgilim.

Yanındayım. Sana bir şey olmasına izin vermeyeceğim.

Doady, korkarım çok gençtim.

Eş olmaya hazır değildim.

Birlikte hep mutluyduk, tatlı Dora'm.

Çok mutluydum. Çok.

Ama yıllar geçtikçe...

...sevgilim, çocuksu karısından bıkardı.

Evinde aslında neler istediğinin farkına varırdı.

Kız gelişme göstermezdi.

Hayır Doady, böylesi daha iyi.

- Doady? - Evet tatlım.

Agnes'le konuşmak istiyorum.

Başkası gelmesin.

Agnes'le baş başa konuşmak istiyorum.

Doady, çocuksu karını şimdikinden daha fazla sevemezdin.

Yıllar geçse, uğraşmış ama yine de seni hayal kırıklığına uğratmış olurdu.

Sen de onu şimdikinin yarısı kadar sevemezdin.

Jip, bir daha eskisi gibi olmayabilir.

Bayan Agnes Wickfield Canterbury, Kent, İngiltere.

Bir yıldan uzun süredir uzak oluşum bana evimi daha da özletti.

Babanın ilişkileri hakkında Micawber'den aldığım...

...bir mektup beni endişelendirdi.

Bu yüzden bir an önce İngiltere'ye dönüyorum.

Sevgilerimle David

O kağıdı imzalamadığımdan eminim.

İmzaladığınıza sizi temin ederim Bay Wickfield.

Böyle bir şeyi yapmak için aklımı yitirmiş olmalıyım.

Sessiz bir yere geç baba. O zaman hatırlarsın.

Korkarım Bay Wickfield biraz dikkatsiz.

- Onu uyardım ama beni dinlemedi. - Dinledim.

- Seni yeterince dinledim. - Seni üzmesine izin verme.

Sorun yok Bayan Agnes.

Ben de aynı şekilde düşünüyorum. İşin bitmeden yardımıma ihtiyaç duyacaksın.

Bayan Agnes'e bana karşı biraz nazik olmasını söyleyebilirseniz...

...işimizi sorunsuz bir şekilde halledebiliriz.

Eminim böylesi herkes için daha iyi olur.

Buna pişman olacak.

Ümidinizi yitirmeyin efendim. Bunun altında ne yatıyor öğrenirim.

Micawber, Uriah'ın neyin peşinde olduğunu herkesten daha iyi bilir.

Micawber de benim gibi ruhunu Uriah'a sattı.

Doğru, Micawber son zamanlarda biraz tuhafı. Ben de endişeleniyordum.

Ama hep dürüst ve sağlam olmuştur.

Onu görene kadar aksine inanmayacağım.

Bayan Trotwood, Bay Copperfield ve Bay Dick.

Beklenmedik bir sürpriz Bayan Trotwood.

Sıradan bir katip olduğum zamandan bu yana çok şey değişti.

Ama ben değişmedim Bayan Trotwood.

Eğer seni mutlu edecekse...

...gençliğinden pek de farklı olmadığını söylemeliyim.

Güzel düşünceniz için size teşekkür ederim.

Senin hakkında güzel bir düşünce olamaz Uriah Heep.

Hâlâ kavga mı arıyorsunuz Efendi Copperfield?

Ondan daha fazlasını arıyorum.

Bekleme Micawber. Neyi bekliyorsun?

Çünkü... Çünkü...

Kısacası, ben seçiyorum.

Herkesin bildiği gibi beş para etmez bir adamdın.

Beni senden kurtulmaya itiyorsun.

Sen git şimdi. Seninle birazdan konuşurum.

Eğer bu dünyada çok kez sohbet ettiğim bir alçak varsa...

...o alçağın adı Heep'tir.

Anladım. Bir komplo demek.

Sen ve ben birbirimizi anlıyoruz.

Aramızda sevgi yok.

Buraya geldiğinden beri burnu havada bir çocuktun.

Benim yükselmemi kıskandın.

Hiçbir şey elde edemeyeceksin. Sana kafa tutacağım.

Bay Micawber, bu adamda haklı olduğumuzu gösteren bir değişim var.

Hak ettiği gibi ilgilen onunla.

Sevgili insanlar, katibimi elimden almaya mı çalışıyorsunuz?

Kimse sana iyilik yapmadan önce...

...sen de pisliğin önde gideniydin Copperfield.

Bayan Wickfield, babanızı gerçekten seviyorsanız, onlara katılmayın.

- Eğer yaparsanız, onu mahvederim. - Alçak.

"Bayan Wickfield, Bay Wickfield...

...ve onları ilgilendirebilecek diğerleri.

Gelmiş geçmiş en eksiksiz şeytanı düşündüğümde...

...aklıma tek bir isim geliyor.

Wickfield & Heep şirketinin Heep'inin bir sahtekar ve...

- ...yalancı olduğunu beyan ederim." - Yalancı!

Seninle ödeşeceğiz.

Benim emirlerimi yerine getirdin. Sen de benim kadar bu işin içindesin.

Hele bana bir yaklaş seni rezil herif.

Taşıdığın kafa insana aitse kırarım.

Esaretinden kurtuluyorum. Sana meydan okuyorum.

Hadi. Hadi. Hadi.

"Heep'e karşı olan suçlamalarım aşağıdaki gibidir:

İlk olarak Bay Wickfield'a önemsiz gibi göstererek...

...önemli belgelere imzalar attırdı.

Böylece Heep emanet paraları çekmeye hak kazandı.

Bunu kanıtlayamazsan Copperfield--

"İkincisi, Heep çeşitli defter ve belgelerde Bay Wickfield'ın imzasını...

...sistematik olarak taklit etti.

Bu canavarın işi olan, Bay Wickfield'ın sahte imzaları...

...benim elimde mevcuttur.

Söyleyeceklerim bu kadar.

Yoksulluğa ve hapse düşmeme sebep olsa da...

...bu araştırmaların sonucunun...

...cenazemde yakılan ateşe serpiştirilen tatlı su gibi olacağına inanıyorum.

Daha fazla bir şey istemiyorum.

Umuyorum ki ardımdan cesur bir kahraman olduğum...

...yaptığım her şeyi evim ve yurdum İngiltere için yaptığım söylenir."

Sevgililerle Wilkins Micawber.

Defterler. Defterler gitmiş!

Defterleri kim çaldı?

Her zamanki gibi bu sabah bana anahtarı verdiğinde ben çaldım.

Artık benim oldular. Onlara iyi bakarım.

Demek çalıntı mallar alıyorsun.

Bu durumda, evet.

- Ne yapılmasını istiyorsun? - Ne yapılacağını söyleyeceğim.

Bay Wickfield, lütfen.

Öncelikle ortaklık sözleşmesini şimdi, burada bana verilmeli.

- Yanımda yok. - Yanında.

Bu yüzden vereceksin.

Aldığın senetleri geri vereceksin.

El koyduğun paraları da. Son kuruşuna kadar.

Tüm ortaklık defterleri ve kağıtları bizimle kalacak.

Öyle mi? Bundan emin değilim. Bunu düşünmeliyim.

Elbette, bu sırada Maidstone Hapishanesi'nde dinlenebilirsin.

Bay Dick, polis getirir misiniz?

Büyük zevkle.

Hayır, hayır, aceleci davranmayalım.

Efendi Copperfield.

Sanırım biraz öfkelendik ve buna hiç gerek yok.

Ben sıradan bir insanım Efendi Copperfield.

Hak ettiğim yerden daha yukarısında gözüm yok.

Anahtarlar.

- Hepsi bu kadar mı Efendi Copperfield? - Evet.

Öyleyse hepinize çok güzel bir gün dilerim.

Tanrım, David kimi eve getiriyor böyle?

Açık konuşmalıyım Agnes.

Dora öldükten sonra yalnız ve perişan haldeydim.

Uzakta kaldığım müddetçe sana ihtiyaç duyduğumu anladım.

Senin sevgine geri döndüm.

David, Dora'nın öldüğü gece onun başındaydım, hatırlıyor musun?

Benden istediği son şey, onun yerine geçmemdi.

Seni hayatım boyunca sevdim.

Tam zamanı, değil mi Bay Dick?

Son

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.