All language subtitles for Bir Gece Masalı - 32 Bölüm - Principal

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil) Download
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish Download
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Tuzaklanıyor muyum lan ben?

Canfeza!

Canfeza!

Canfeza!

Canfeza!

Canfeza!

Canfeza!

Canfeza!

Canfeza! Bir bakali.

Canfeza! Canfeza!

Canfeza!

Canfeza!

Canfeza!

Kim yaptı bunu?

Canfeza!

Canfeza aç gözlerini, bir tanem buradaymış.

Canfeza!

Aç gözünü, aç gözünü.

Aç gözünü.

Aç.

Mahir.

Canfeza duyuyor musun beni?

Duyuyor musun beni?

Canfeza.

Canfeza buradayım bir tanem.

Buradayım güzelim.

21 yaşında kadın, tansiyon sekize ve satürasyon doksan altı, bilinç kapalı.

Başından yaralanmış.

Direkt tomografiye alıyoruz arkadaşlar, acil.

Hemen.

Canfeza iyileşeceksin tamam mı bir tanem, buradayım bak.

Duyuyor musun beni? Canfeza.

Canfeza buradayım, yanındayım tamam mı?

Yanındayım bir tanem, burdayım, bekliyorum seni tamam?

- Lütfen dur, tam burada bekliyorum. - Tamam buradayım, merak etme.

Dosyalardan elini çek.

Yoksa bir dahaki sefere karını canlı bulamazsın.

Biyolojik çocuğu olmadı, kanaatine varılmıştır.

Allah'ım ben kimsesizmişim ya.

Anam babam yokmuş ki benim.

Allah'ım bu felaket benim başıma nasıl geldi ya.

Benim bir ailem yokmuş ki.

Benim bir ailem yokmuş ki ya.

Ne oldu kardeşim ya?

Ne var ya, ne var?

İlk defa mı evlatlık görüyorsunuz ne var?

Hepiniz bakıyorsunuz.

Tövbe estağfurullah.

Allah Allah.

Babam yazıyor.

Bu adam benim babam değil ki.

Buyurun Asaf Bey.

FFerman neredesin?

Ne önemi var artık?

Salak salak konuşma, hemen hastaneye gel çok çabuk.

Ne oldu hayırdır?

Bir kızın oldu FFerman.

Efsane doğum yaptı.

Ne diyorsun baba sen? Doğum yapması için çok erken daha.

Bebeğin durumu kritik.

Ne kadar kritik?

Lafı uzatma hemen gel çok çabuk.

Tamam tamam konumu atma ona hemen geliyorum.

Allah'ım bütün felaketler benim başıma nasıl geliyor ya.

Afet gülüm dayan geliyorum kızım.

Hayır Selim değil, eminim.

Bana o dosyadan inilecek, yoksa karnı bir daha canını bulamazsın diye yazmışlar.

Salih.

Kim oğlum bunlar ya evine kadar gelip can fesaye alıyorlar.

Bilmiyorum kim olduğunu.

Ama kim olduklarını bulmamız lazım.

Bizzat kendim geberteceğim.

Bana o numaranın ucunda kim varsa bulman lazım Salih.

Valla kardeşim numara yurt dışı numarası biliyorsun bunları bulmak zor oluyor ama.

Elimden geleni yapacağım tamam.

Elinden geleni fazlasını yap.

Aileme öldürmekle tehdit ettiler beni.

Yani bir kere bulaşmışım ya onlara.

Rahmetli Meryem.

Doğumundan böyle üç beş gün evveldi işte.

Bir gün böyle çarşıya indi.

Sonra gelmedi geri.

Yok bir türlü gelmedi biz de merak ettik.

Bütün gece her bir yerde onu aradık.

Bütün denizde her bir yerde aradık aradık ama bulamadık, sonra bir döndük ki sabah.

Böyle tahliye etmişler dövmüşler baygın halde kapının önüne atmışlar.

Sonra üstüne de bir not yazmışlar.

Boris kalem kırdıysa biri muhakkak ölür.

Böyle yazmışlar.

Ben de çok korktum tabii hemen savaşı kullandım.

Ama işte Allah da benim cezamı verdi.

Yediği dayaktan mıdır doğumun zorluğundan mıdır nedir işte rahmetli oldu doğumdan.

Bana da aynı ne yapıyorlar?

Kim bunlar?

Kim bunlar?

Mahir Bey işinizin tetikleri tamamlandı.

Bak değil mi kendisi?

Kendine geldi doktor açıklama yapar zaten.

- Buyurun gidelim. - Tamam.

Canfeza iyi misin bir tanem?

İyiyim.

Eman ve tomografide herhangi bir sıkıntı yok.

Tamam peki neden uyanamadı?

Canfeza Hanım etere benzer bir madde ile bayıltılmış.

Yani başına almış olduğu darbe ile bayılmamış.

O adam zaten evde başıma vurdu.

Sonra işte bezle böyle ağzıma burnuma koklattı.

Tamam tamam anlatma tamam.

Korkulacak bir durum yok.

Sakin olun.

Zaten birazdan göndereceğim sizi.

Teşekkür ediyorum.

- Geçmiş olsun. - Sağolunuz sağolunuz.

O kadar korktum ki.

Mahir kim bunlar?

Bilmiyorum bir tanem bilmiyorum.

Bunun Ozan ile bir alakası olabilir mi?

Gerçekten bilmiyorum.

Gerçekten bilmiyorum.

Ama bir daha sana kimsenin Ozan da buna dahil.

Kimsenin sana böyle davranmasına izin vermeyeceğim.

Söz veriyorum tamam mı?

Merak etme.

Merak etme.

Sağolasın.

Anası nerede ya?

Hastanede.

Akıl hastanesi var.

Güvenli bir yerde gayet iyi bakılıyor.

Ama işte akıl sağlığı pek yerinde değil, o yüzden Elize ona emanet edemezdi.

Oğlum kendi evine niye götürmüyor?

Sence annemin akıl sağlığı yerinde mi?

Hiçbir şeyini eksik etmiyorum burada, gayet iyi bakılıyor.

Gayet sağlıklı.

İyi bir eğitim görüyor.

Güvenli.

Bende mutlaka her gün görüyorum.

İyi de oğlum ama böyle olmaz ki ya.

Çocuklar çok küçük, yani böyle kimsesiz çocuklar diyor, başkalarının elinde büyüyor ya.

Bende isterdim bir ailesi olsun.

Benim gibi büyümesin.

Böyle olur işte yapacak bir şey yok.

Şu an için en sağlıklı en güvenli yer burası.

Sen bana kızdın mı?

Yoo niye kızayım?

Niye hala kızgın kızgın bakıyorsun?

Ee benim tipim böyle.

Allah beni böyle yaratmış, kızgın tipli yaratmış yani, ne yapayım?

Sen misin benim dedem?

Kızgın bakışlı adam.

He ya.

Senin dedenim he. Kızgın bakışlı dedeyim ben.

Senin annen var mı?

He var.

Benim yok.

Babacım sen istersen içeri git he.

Annel ablanın yanına.

Peki senin annenin deli mi akıllı mı?

Duruma göre değişiyor valla.

Her zaman değişebiliyor yani.

Bazen deli bazen akıllı.

İster misin seni onun yanına götüreyim?

Bak o da senin büyük büyük anan olur he, ister misin?

- Yok yok şey tuhaf olmaz mı? - İsterim.

He götürürüm o zaman.

Yavaş yavaş.

Mahir lütfen evimize gidelim ya.

Senin bu olanlardan sonra nasıl gideceğiz eve?

Ne kadar köşkte kalacağız ki Mahir?

Sana bunu yapanları bulana kadar, güvenlik için.

Kim peki onlar?

Sen düşünme şimdi bunları, tamam?

Zaten onu ben de bana gözdağı vermek istiyorlardı.

Çünkü kuyruklarına bastım, o yüzden sana saldırdılar, anlaşıldı mı?

Bak, söz veriyorum.

Gerçekten sadece bir süre evine orada kalacağız.

Tamam mı? Güvenliğimiz için.

Tamam.

Sen yine de kimseye bir şey söyleme olur mu?

Bilmesinler yani.

İyi de neden geldiniz diye soracaklar.

Niye oraya kalmaya gidelim ki?

Evi ilaçla çöz deriz.

Üç dört gün sadece he.

Amcan geliyor.

Amca.

Amca.

Yaşıyor mu?

Kim yaşıyor mu senin? Ne işi var burada? Ne oluyor?

Babam aradı o söyledi bana, tamam ben hazırım söyleyin, Afet Gül'üm yaşıyor mu?

Ne Afet Gül'ü ya?

- Afet Gül doğmuş ya. - Ne?

Sizin haberiniz yok mu?

Ya beni niye oyalıyorsunuz? Ben kiminle konuşuyorum? Babam nerede benim?

- Amca. - Hanımefendi.

Yadigar Kadri'yi getirmişler buraya, doğum için.

O yoksa isimlerle Asaf Yılmaz olabilir.

Asaf Yılmaz yazısı hanımefendi.

Bir sakin ol amca bak buradayız.

Bir sakin ol, tutalım çözeceğiz, dur.

Ay bebek de pek küçüktü, nasıl olacak bu iş Ezra Hanım?

Ay ne kadardır o şimdi?

İnşallah yaşayacak yavrum.

Ay bu Yılmazların her işleri zararsı ya.

Şimdi kızı da yavrusunu da...

canından edecekler o zaman işleri rahat edecekler.

- Allah korusun. - Tövbe tövbe.

Ya ana ne oldu yine?

Sesin kapılara kadar geliyor ha.

Ne oldu yine ne bağırıyorsun ya?

Kürşat, bu kız kim?

Ne kaptın getirdin benim bebesini Gülşen?

Prensesim ben.

Evet ya prenses. Ne elbebesi ana?

O benim prenses torunum.

Ozan'ın kızı ya.

- Ne? - Ne?

Amanın.

Yemin olsun.

Senin soyuna sokma artık benim aklım herif ya.

PEGAR NA SRT DE APOIO

Pes valla.

Seni yaşlı böldü seni.

Şimdi seni sihirli okumla etkisiz hale getireceğim.

Ne büyüsü kızım?

Ben büyüyle müyüyle ne işim olur?

Versen bakayım onu bana.

Ya prensesim o büyük nenen oluyor.

Büyük nenen, Hani evde anlattım ya sana benim annem.

Maşallah.

Ne niye getirdin sen bunu bizim başımıza?

Gel otur bakayım.

Ya ana sen de abartıyorsun ha, el kadar bebe ya.

Baksana prenses gibi prenses.

Maşallah.

Bir saat sonra bizim eve gelebilir misin?

Konuşmamız lazım, aşık, kimseye de bir şey söyleme.

Aç mısın? Ha?

Sana süt kurabiye yapayım mı?

Yok.

Yok.

Pek güzel.

Pek yavuz maşallah.

Kızın başına mı vurmuşsunuz?

Evde çok gelebilince vurmak zorunda kaldık ağam.

Geri zekalı, o başına vurdunuz kız benim gelinim.

Ya kıza bir şey olsaydı?

Ben size sadece götürürüm bir zarar vermeyi demedim mi?

Özür dilerim ağam.

Tamam sonra görüşürüz.

FFerman nerede?

Dedem.

Yeni doğumu almıyorlar bizi.

O yüzden baş başa bıraktık Efsane ile onu.

Kızım sen geç otur şöyle yorulma.

Yok iyiyim ben dedem.

Dedem, bu olanlardan da amcama bahsetmedik biz.

Yani evdekilere de bahsetmeyeceğiz haberin olsun.

En doğrusu bu.

Toz kaldırmayın.

Bir sürü bizde kalın, ev daha güvenli.

İyi ki varsın dedem sağ olasın.

Ne demek, lafları bile etme.

O zaman eve geçelim.

Burada bekle benim bir ailem yok çocuğu da göstermiyorlar.

Tamam senden ricam sen al onu eve gidin beraber.

Benim bir iki işim var halledeyim geleyim olur mu?

Tamam.

Kızım hadi bizde eve geçelim.

Hadi hadi.

Tamam.

Bak, burda.

Gel.

Şuna bak ne kadar güzel.

FFerman ne kadar küçük.

Öyle değil.

Allah'ım ne olur bebeğimizi hayatta tutursun ne olur.

FFerman ona bir şey olursa.

Yapma böyle Efsane.

Niye böyle düşünmeleri kuruyorsun? Bir şey olmayacak bizim kızımız.

Güçlü bizim kızımız.

Öyle değil ki babası.

İyileşeceksin.

Anneye gülümseyeceksin.

Ben savaşçıyım diyeceksin.

Öyle değil.

Hadi be babacığım.

Efsane.

Neden bütün felaketler üst üste geliyor bu kadar?

Ben bazen dayanamıyorum.

Kızımıza bir şey olursa.

Yani.

Ben o acele yaşayamam ki.

Benim bu hayattaki tek gerçek varlığım o kaldı.

Ona da bir şey olursa.

Hiçbir şey olmayacak FFerman yaşayacak kızımız.

Yaşayacak.

Ne oluyor lan?

Ah yavrum benim.

Allah.

Demek ciğerlerin gelişmemiş he.

Ya çok küçüktü ama.

Kıyamam ben ona.

İnşallah yaşar.

Benim yüzümden oldu.

Efsaneyi oraya çağırmasaydım.

Bu kaza olmayacak.

Yapma böyle.

Olacak varmış.

Bebek doğacakmış.

Zamanı gelmiş demek.

Afet ben kurban kestiriyorum.

Yarın bir hayır yapalım.

Kavurmayla pilav dağıtalım olur mu?

Tamam.

Duasını da ederiz kızımız.

Dua çok iyi gelir.

İyi düşünmüşsün şifa olsun ona.

Bir tanem.

- Anneciğim. - Ben anlamadım.

Sizin hastanede ne işiniz vardı?

Çocuk doğunca Mahir'i ben aradım hastaneye çağırdım.

Mahir nerede o zaman?

Bir iş vardı gelecek akşam.

Akşama buradasınız.

Evet bizim müsaadeniz olursa bir süre burada kalacağız ama.

Kalın tabi.

Kötü bir şey olmadı değil mi?

Yok hayır.

Evi ilaçlattık biz, bir süre girmeyin dediler.

Girmeyin girmeyin girmeyin, ay çok sevindim.

O zaman bana bak, havaşa söyleyelim mi?

Mantı yapalım bu akşam, Mahir de çok sever, sen de yardım edersin.

He?

Ama bir git bir duş al, bir üstünü başını değiştir, enerji bir gitsin üstünden, hadi kuzum benim.

- Tamam anneciğim. - Tamam.

Ben de gidip söyleyeyim, kıyıma çıkarsınlar.

PEGAR NA SRT DE APOIO

Ya nasıl oluyor şimdi böyle bir şey ya? Dandun geliyorlar içeri giriyorlar.

Canfeza'yı kendi evinden alıp götürüyorlar ya, delireceğim valla ya.

Zamanında Kürşat Kerimcan'ın karısını nasıl aldılar?

İşte öyle.

Aynı kişiler mi diyeyim?

Bilmiyorum.

Ama bak aramızdaki mesafe kısalıyor, evime kadar geldiler.

- Kapımın önündeydi bu. - Ya kim bunlar?

Ozan'ın yanına getirdi püskülleri.

Ya bununla ne alakası var?

Aynı iş bak aynı fotoğraflar, o gizli odada aynı fotoğraflar vardı.

O Gökçe'nin fotoğrafları vardı ya.

Ya onun işi işte.

Şey değişmedi yani, o zaman Boris vardı şimdi Ozan var.

Ne yani şimdi Ozan Boris'in yerine mi geçti?

Ya hayır anlasana senin yerine geçti.

Zamanında nasıl seni kullandılar şimdi Ozan'ı kullanıyorlar.

Oğlum Selim'i de kaçırdı hapisten.

Ulan psikopat elini kolunu sallaya sallaya geziyor dışarıda.

Kürşat birlikte hareket etmek zorundayız.

Yardımın lazım.

Ya ben elimden gelen her bir şeyi yapmaya hazırım.

Elinden gelenin fazlasını isteyeceğim baba.

Ne demek ki bu?

Bir seçim yapman gerekiyor.

Ne seçimi ya?

Ya Biricik kızının huzurla yaşaması ya da işine bakmış oğlum.

Seçimini sen yap.

Kürşat.

Ozan'ın bu işten çıkışı yok.

Raşit tarafından kilini büyütülmüş tehlikeli biri o.

Bak bıçak kemiğe dayandı.

Çok yaklaştı bana bu işi çözmem gerekiyor.

Anlıyor musun?

Ozan'ı yakalatmamı istiyor.

Evet.

Zor bir şey isterimin farkındayım.

Ama yardımın gerek.

Yarın seni arayacağım.

Seçimini yap.

Hayır dersen başka bir yol bulacağım.

Ben yapamam, kırk sekiz saat içerisinde nasıl çıkaracağım o malları şehirden?

Kırk sekiz saat çok az.

İmkanı yok ki, bu kadar kısa süre içerisinde çıkaramam o malları.

Yapacaksın.

Kime neyi çıkaramıyorsun?

Bu kadar kısa zamanda.

Neyi çıkaramıyorsun?

Sen karışma ya işime. Sana ne?

Ne dolanıyorsun lan dolap beygiri gibi?

Derdin neyse söyle.

Ne halt yedin Ozan?

Ben yemedim, sen yedin.

Her şeye o kadar çok burnunu soktun ki, senin yüzünden bir sürü hata yaptım.

Benden şüpheleniyorlar şu an, gözün aydın.

Sen salaksan ben ne yapayım oğlum?

- Anne. Anne. - Ne anne anne ne?

Ne olmuş oğlum şüphelendiler sana?

Ne olmuş?

Şüpheleniyorlarsa ne olmuş bu?

Şaka mısın sen ya?

Benden ne istiyorlar biliyor musun şu an?

Yapamayacağımdan emin oldukları bir iş istiyorlar.

Peki neden istiyorlar biliyor musun? Çünkü beni denemek istiyorlar.

Peki beni neden denemek istiyorlar biliyor musun?

Senin saçma sapan oyunların yüzünden.

Oğlum bak, salaklığının faturasını bana kesemezsin tamam mı?

Benim bütün planlarımı sen bozdun.

Önce Sare'yi ortaya çıkardın, sonra saçma sapan Gökçe'yi kaçırdın.

Tüm bunlar adamların gözünde bir aptal yattı beni.

Bana güvenmiyorlar artık anladın mı?

Ne olmuş lan güvenmiyorlarsa?

Ne olmuş?

Bu ne rahatlık ya?

Anne sen unuttun mu bu adamların nasıl adamlar olduğunu?

- Hatırlıyorsun değil mi? - Hatırlıyorum tabii.

İyi hatırla hatırla.

Çünkü mesele ciddi mesele ölüm kalım meselesi.

Benim canımla oynuyorsun şu an.

Bak, herkes kendi kararının bedelini kendi öder.

Kimseyi suçlama.

Demirden korkuyorsan trene binmeyeceksin yavrum.

Can fedacığım.

Nasıl aşırı komfortlu ne diyorsun?

Çok güzel anneciğim de, biz mantığı yardım edecektik insanların başına kaldı hep öyle.

Aman boş ver bebeğim ya.

Şimdi bunu yapmak varken kim onları böyle mincik mincik kapatacak?

Gerek yok onlar çok tatlılar hallederler bence.

Çok seviyorum ben mutfaktaki kızları.

Ay bir şey oldu biraz midem benim.

Ne oldu midem mi bulandı?

O kadar sallanırsan midem bulanır tabii.

Ay.

Ay.

Hadi sıra sende gel.

- Ben seni sallayayım biraz. - Olur ya ben bebek miyim niye sallıyorsun beni?

Bebeksin.

Allah Allah benim bebeğimsin ne var yani?

Hadi gel, bak siz bir bebek yapana kadar tamam mı?

Bana bir torun yapana kadar seni bebeğim ilan ediyor.

- Hadi. - O zaman şöyle söyleyeyim.

Çok beklemeyeceksin çünkü Mahir ile biz anne baba olmaya karar verdik.

Gerçekten mi?

Ya bebek mi geliyor şimdi?

Ay bebek mi yapacaksınız? Canfeza.

O kadar mutluyum ki.

Anneciğim.

Ne bağırıyorsun?

- Harun. - Ne oldu?

Siz anne baba mı olacaksınız?

O kadar sevindim ki yani çıkıp şu minareden böyle avı o sedesim var.

Çok haklısın anneciğim ama sakin ol oğlum.

Aşırı mutluyum, aşırı mutluyum şu anda aşırı mutluyum.

Ağzına da bir şey ıslanmıyor şu can teze.

Mahir lafı geldi söyledim ya.

Yavrum bunun lafı nasıl geldi?

Ya ben dedim ya, buraya yat dedim ben seni.

Sen benim bebeğimsin dedim, ben seni sallayacağım siz bana bebek yapana kadar dedim.

O sırada müjdeyi verdim ona.

Ha tamam o zaman bu geçerli bir bahane tabii.

- Şişt bana bak, hadi yat da sallayayım seni. - Ha hadi.

- Hayır ya. - Hadi hadi.

Yat şimdi heves ettim ya.

- Tamam yavaş sallayalım. - Hadi yat.

- Hadi. - Yat yat yat yat yat.

Bak dedim sana çok komfortlu.

Mahir yalnız şimdi benim aklıma bir şey takıldı.

Ne takıldı anneciğim söyle bakalım.

Şimdi siz madem çocuk yapmaya karar verdiniz.

Ne işiniz var çocuğun bu evde?

Anneciğim bunu daha sonra konuşsak olur mu? Şimdi değil.

Hayır konuşalım.

Ha yani burası affedersin çarşamba pazarı gibi hınca hınca insan dolu.

Sizin yalnız kalma ihtimaliniz sıfırın altında.

Anneciğim…

ben utanıyorum seninle böyle şeyleri konuşmayı anlatabiliyor muyum? O yüzden konuşmak istemiyorum.

Ya niye utanıyorsun? Ben bilimsel bir şeyden bahsediyorum.

Bak sağlıklı bir gebelik için böyle stresli ortamlar olmaz.

Bir kafa ve vücut dinginliği lazım bir tanem.

Haklısın o yönden bakamadım ben pardon.

Ay neyse dur Mahir ya.

Benim midem bandı.

Yavrum pardon ya.

Bir keyif yapalım dedik, anam sağ olsun.

Bütün para paralar gibi çekti beni kendisine.

Yayık hayranı gibi salladın kızı.

Bana suç buluyorsun.

O kimmiş ya?

Sen delirdin mi be adam?

Mahir burada.

Gördüm girerken.

Niye geldin?

Dün gece iki depomuzu polis bastı.

Torunun hızlı gidiyor.

Bana bir hafta sürü verdiniz.

Yok bir hafta artık.

Mahir'i üzerimizden çekeceksin.

Yoksa biz onu oyundan çeker alırız.

Hadi sen git.

Bana müsaade ağam.

Müsaade senin.

Ne oluyor ağam?

Kime?

Bizden mal alan bir müşterimiz.

Bir yılda gelmişken hiç gelmezdi.

Sorun mu var?

Zaten burada bir yerde yakında oturuyor.

- Geçerken bir şey bıraktı. - Anladım.

Ben kapıdaki güvenliği arttırdım bu arada.

Haberin olsun.

Sen bu hayatı daha ne kadar sürdüreceksin Mahir?

Nasıl dadı?

Sevdiklerinin canıyla sınalarak.

Bana hiç öyle bakma Mahir.

Bak ben seni uyardım.

Ama sen beni dinlemedin.

Bak olanlar ortada.

Bu evin güvenliğini arttırarak olacak bir şey değil.

Bunu sen de biliyorsun.

Tadecim korkuyorsun.

Anlıyorum.

Ama merak etme.

Merak etme bana güven.

Tamam.

Merak etme.

Yani bu seferde benim dediğim gibi olsun.

Benim istediğim gibi olsun.

Zaten çok kısa bir süre.

Çok kısa bir süre bu durum böyle.

Sonra düzelecek.

Sorun olmayacak yani.

Hiçbir şey düzelmeyecek Mahir.

Bugün Ali, yarın Veli sonra Osman.

Senin hayatında sadece isimler değişecek.

Ve bu yüzden sen her zaman birilerinin kuyruğuna basmak zorunda kalacaksın.

Ve bu yüzden her zaman birileri seninle uğraşacak.

Senin canını yakmak için işe senin yakınlarından başlayacaklar.

- Tıpkı bugün olduğu gibi. - Ne yapayım?

Ne yapayım peki? Söyle.

Köşeye mi geçeyim?

İşimi bırakayım ne yapayım?

Kahve mi satayım dede?

Neyin doğru olduğunu sen de benim gibi biliyorsun.

Benim haklı olduğumu da biliyorsun.

Bu yüzden bu kadar öfkeleniyorsun.

- Bak Mahir. - Dede. Dede.

Rica ediyorum Dural.

Sonra konuşalım olur mu? Bugün değil.

- Tamam. - Müsaadenle.

Canfeza iyi misin kızım?

Ya çok merak ediyorum seni ama gelemiyorum daha.

İyiyim baba.

Bir şey yapmadılar.

Ya ben oraya nasıl gittiğimi bile hatırlamıyorum.

Ama çok korktum.

Çok canım sıkıldı bu işe ya.

Sana Mahir mi söyledi?

He kızım.

Mahir söyledi valla bugün bir mevzu için konuşmuştuk da.

İçine sinmemiş söyledi böyle böyle oldu diye.

Baba ne oluyor?

Mahir bana hiçbir şey söylemiyor.

Beni kimin kaçırdığını söyledi mi sana?

Yok kızım bana da söylemedi.

Baba.

He babam.

Bu işte Ozan'ın bir parmağı olabilir mi?

Valla bilmiyorum kızım ama öğreneceğiz işte bakalım.

Neyse sen nenemlere bir şey söyleme.

- Panik olmasınlar. - Yok yok merak etme.

Mahir'den bile ben hiçbir şey söylemeyeceğim sen merak etme.

Dede birlikte oyun oynayalım mı?

Tamam dedem hemen geliyorum şu telefonla bir konuşayım.

Sen git ben geliyorum hemen.

Ne oluyor baba?

Dede mi dedin sen?

He dede dedim valla biliyor musun Ozan'ın kızı varmış bir tane küçük.

Ozan'ın kızı mı varmış?

He valla.

Senin yanında mı şu an?

Buraya aldık biraz yani çocuğun orada canı sıkılmıştı.

Biraz burada eğlensin dedik buraya getirdik.

Şaka gibi.

Ama değil işte.

Şahsen ben artık bu başımıza gelenlere hiç şaşırmıyorum kızım.

Baba.

Benim sana bir şey söylemem lazım.

He söyle kızım ne oldu?

Sare.

Sare mi ne olmuş Sare'ye?

Sare senin kızın değil baba.

Handan ile konuşurken duydum ikisini.

Yapma ya.

Evet baya kulaklarımla duydum.

Hayır benim anlamadığım bu kadın geldi sana bu kız senin kızın dedi.

Sen de lafına inanıp güvendin mi yani?

Valla inandım kızım.

Daha önce Ozan'a da karşı çıkmıştım sonra babalık testi yaptırdık pozitif çıktı.

Öyle olunca da ne bileyim Sare'de de hiç düşünmedim kabul ettim.

İnanılmazsın ya.

Bak ya valla çok kızdım tuhaf oldum şimdi ya.

Sare'ye bak sen ya biliyor da hiçbir şey söylemiyor görüyorsun değil mi?

Ben sorarım ama ona görecek o soracağım ona.

Hayır baba hayır hiçbir şey sorma dur bir.

Ne demek sorma kızım ya.

Baba nereye kadar götürecek bu yalanı bakalım.

Böyle yüzümüze yalan söylemeye devam mı edecek yani?

İyi öyle olsun öyle olsun ama her bir şey de benim üstüme geliyor artık ama kızım.

Neyse ben kapatıyorum şimdi Mahir geldi.

Tamam kızım tamam ha Canfeza.

- Efendim. - Bak kızım sen benim…

has çocuğumsun ha sakın aklına bir şey düşmesin yani.

Tamam sen benim bir tanecik kızımsın.

Ben her zaman buradayım tamam mı kızım?

Yani başına bir şey gelirse ne zaman arasan ben buradayım tamam mı kızım onu bil.

Biliyorum.

İyi tamam hadi Mahir'e selam söyle kızım.

Görüşürüz.

- Baban mıydı? - Evet.

Babama Sare'ye anlattım.

Bir de bil bakalım ne öğrendim Ozan'la alakalı.

Kızı varmış.

- Nereden biliyorsun? - Biliyorum tabii baban söyledi.

Hatta kızı aldı şu an yanında değil mi? Babanın yanında şu an.

Ay her şeyi de benden önce öğren Mahir.

Bir tanem bir şeylerde değil senden önde olayım.

Böyle şeylerde.

Neyse hala oldum ben bayağı.

Evet sen hala oldun ama benden sana bir uyarı.

O çocuktan bence böyle çocuk mocuk diye gözünüze küçültme uzak dur derim ben.

Neden ya küçücük çocuk?

Senin o küçücük çocuk dediğin çocuğu anlatayım ben sana bak.

Bir dedesi Raşit.

Bir dedesi Kürşat.

Babası da Ozan.

Anlatabiliyor muyum yani?

Çocuğun taşıdığı o deccal gelinin ne kadar yüksek olduğunu anlatabiliyor muyum sana?

Ay çok kötüsün ya.

Çok kötü değilim gerçekçiyim sadece.

Uzak dur yeter be.

Ayrıca ben derim ki dünyaya bir melek getirelim.

Bu iyiler ve kötüler arasındaki savaşta bizi temsil etsin.

Nasıl fikir?

Yalnız bu evde çocuk yapmak biraz zor olur gibi.

Yok bu sefer önlemimi aldım kapıya rahatsız etmeyin yazısı yazdım.

- Ciddi misiniz? - Evet önlem önlem.

- Demeye kalmadan. - İşe yaramamış anlaşıldı.

Gel.

Şu yazıyı ilk kim ihlal edecek diye bekliyordum.

Sevgili anacığım çıkmış buyursunlar.

Mahirciğim çok güzel yazmışsın fark ettim.

Şu an rahatsız ediyorum onun da farkındayım.

Benimle aşağıya gelir misiniz?

Ne var ki aşağıda?

Sürpriz.

Sürpriz?

Aha.

Sare senin kızın değil baba.

Handan ile konuşurken duydum ikisini.

Ulan ben bu oyuna nasıl geldim ya?

Sare bak o da anası gibi şeytan çıktı ha.

Allah'ım ya ben şimdi nasıl çıkaracağım bu kızı nüfustan?

- Bir şey sorabilir miyim? - Anne nereye götürüyorsun sen bizi ya?

- Evet anneciğim. - Bir sürpriz yaptırmadınız ya.

- Hamama. - Ne hamamı be?

Hamama aşağıya hamama.

Orası böyle güzel meyve tabağı şerefler hazırlattı.

- Bir şey söyleyeyim mi? - Bak bu çok artık şey aşıyorsun ama.

- Utandırma beni demiyor muyum sana? - Ya Mahirciğim niye utanıyorsun?

Utanacak bir şey olsa deden oraya o hamamı yaptırmasın.

Mahir.

- Ne oluyor be? - Neredesin?

- Amca. - FFerman.

- Buradasın. - Eyvah eyvah eyvah.

Koca evde seni arıyorum ben.

Ne oluyor?

- Ne oluyor lan? - Ne bu halin?

İçtin misin?

İçtim.

Çünkü bu dert ayık kafayla çekilecek gibi değil.

FFerman'cığım ne oldu canım benim?

Bebeğe mi bir şey oldu yoksa kankam?

Yok yok.

Bebeğe hiçbir şey olmadı ama.

Yıllar önce başka bir bebeğe bir şey olmuş kanka.

Saçma sapan konuşma FFerman.

Hangi bebek bu?

Ben.

Hani şu…

yıllar önce bir kadının bağrından koparılıp başka bir kadına verilmiş.

Yılmazların evinde öz oğul gibi büyütülmüş o bebek.

Ben.

Patladı işte.

Garip FFerman.

Dertli FFerman.

Şu andan itibaren öksüz FFerman ana.

Ana diyorum ana.

Sen benim anam değilsin ki.

Benim anam yok.

Nereden çıkardın bunları?

Kim söyledi sana bu yalanı?

Biliyorum yalan söylemez.

Tamam mı?

Al.

Al işte kanıt.

Kapı gibi burada duruyor.

Çek sen onu.

DNA testi bakın.

Yazıyor.

Amcam bir sakin ol.

Sen yaptırdın mı o testi hakkında?

Biyolojik çocuğu olmadığı kanaatine varılmıştık.

Yaptırdım iyi ki de yaptırmışım.

Sizden Allah hakkı için.

- Hiçbirinizden. - Dur sakin ol sakin ol.

Tek bir hücre bile yok.

Dur.

Sen de Asaf Yılmaz ile öz değil misiniz işte?

Ben seni özlüyorum.

Yok yok.

Kalk bayılmak yok konuşacağız.

Kalk Asaf Yılmaz konuşacağız.

Bu gece her şey ortalığa dökülecek.

Bari bir şey yaptı olursa.

Ne diyeyim şimdi adamdan görmüyor musun anne?

Hepiniz biliyordunuz değil mi?

Cidden bil.

Sen de biliyordun değil mi benim evlatlık olduğunu?

Ay ben odama çıkıyorum.

Çıkıyorum çıkıyorum.

Kanka.

Söyledin sen.

Duydum seni ama.

Almak istemedim içime.

Çok eğlendiniz mi arkamdan?

Allah aşkına.

Alay ettiniz mi bu garip fFermanlığa?

Bir şey söyleyeyim mi? Bana bak bana bak. Bana bakar mısın? Çok özür dilerim.

Anlıyorum ben seni şu an giderdin ama alay etmek falan neymiş ya?

Biz sana nasıl güleriz böyle bir şeyle dalga geçince gözümü seveyim ya?

Ayrıca.

Ben senin amcan değilmişim ya.

Mahir Bey başkomiserim.

Mahir Bey mi? İyice saçmalama kendine gel ya.

Toparla biraz, hem bu ne böyle acılanın çocuğu modundasın ya?

Göremem kendimi.

Şimdi deyin hele ben kimim?

Anam kim?

Babam kim?

Etli kökenim ne?

Belki de ben Urfalı bile değilim ha?

Gayrı söyle bana benim anam kim?

Fatma.

Fatma mı?

Fena değil mi?

O fingirdek Fatma.

Benim anam mı?

Allah!

Allah!

Olmaz ben bugün bulduğum anamı reddediyorum.

Allah'ım ben kafayı yiyeceğim benim psikolojim iyice bozuldu ya.

Çok iyi değildi zaten.

Oğlum.

Davranma bana bir şey söyleme.

Babam bilmiyor.

Bak oğlum.

- Söyleme onu söyleme. - Söyleyeceğim.

Sen benim oğlumsun.

Söyleyeceğim.

Ben beni büyüten o adama bu kızı atamam.

- Şişt bana bak. - Ben o kadar onursuz değilim tamam mı?

Onun ne alakası var bunun?

Sakın öyle bir şey yapmayacaksın değil mi?

Bu gece bu evde her şey konuşulacak.

Asaf Yılmaz bütün gerçekleri öğrenecek.

Sakın bak dedeme bir şey diyeyim deme.

- Söyleyeceğim. - Hayır söylemeyeceksin hiçbir şey yok.

Ferman'cığım sakın bak anneni görmüyor musun?

- Yazık değil mi bu kadına? - Ya kanka duymuyor musun?

O benim anam değilmiş işte.

Ben bütün bunların hepsini Asaf Yılmaz'a söyleyeceğim.

Bu gece Asaf Yılmaz her şeyi öğrenecek her şeyi.

Ne oluyor burada?

Baba.

Benim seninle konuşmam lazım baba.

Tamam oğlum konuşalım.

Benim de seninle konuşacak bir şeylerim var.

Gel.

Gel şöyle otur sen gel.

Gel bakayım.

Otur şöyle.

Otur.

Dedem sen konuya gir söz büyüyün.

Dur amcacığım o konuşsun sendeyiz dedeciğim.

Tamam.

Bu olanlar beni çok derinden sarstı.

Çok düşündüm.

Ve bir karar verdim.

Efsane ile seni derhal evlendiriyorum.

Ne?

Evlendiriyor musun?

Hemen işlemlere başla.

Çocuğun lüfusu çıkmadan evleneceksin.

Baba benim sana bir şey söylemem lazım.

Tamam oğlum tamam söylersin acele etme.

Daha benim sana söyleyeceklerim bitmedi.

Tamam dinliyorum tamam.

Hayırsızsın.

Hiçbir işe dikiş tutturamıyorsun.

Hiçbir işe de yaramıyorsun.

Ama yine de benim evladımsın.

Seni böyle ortada bırakamam.

Bu hesabı sizin için açtım.

Aileni bir ömür boyu geçirmişsin.

Ne hesabı? Efsane ile benim için mi?

Yirmi beş.

İki yüz elli milyon mu?

Oha!

Sen bana ne diyeceksin?

Babam ben sana ne diyebilirim ki ya?

Aslan babam.

Allah senden razı olsun ben seni çok seviyorum.

Tamam tamam tamam gel.

Yani konağa adım attığımız ilk gün başımıza gelenlere baksana ya.

Olay üstüne olay niye acayip değil mi?

Evet.

Ya asıl amcan nasıl şark etmiş öyle baba diye sarılmış ya ona şok oldum.

Ya ne bakış şaşırıyorsun o iki yüz elli milyonu benden ödesem.

Bana da baba derdi amcam kesin.

Hem kaldı ki ne yapacak adamcağız ha?

Amcamdan bahsediyorum.

Melita çocuğu oldu.

Asaf Yılmaz babası.

Ne yapacak Fatma'ya mı gidecek? Ona mı sığınacak ne yapacak?

Doğru. Üvey baba bir yere kadar.

Üvey baba ne demek ya?

Aa sen bilmiyorsun bende ne bombalar var.

Söyle bakalım.

Müjdemi isterim.

- Hamilesin. - Hayır.

Ne hamilesi Mahir ya hamile olsam böyle mi söylerim?

Söyle o zaman ne oluyor bakalım.

Ee Şeref Bey ile Fatma evlenmiş.

Allah Allah sen.

Şeref Bey'e bak ya.

Kumteper Şeref.

Ulan madem sen Fatma'ya gidecektin de niye annemi görüyorsun benim sinirlerimi okutuyorsun?

Ya işte Şeref Bey felç indi ya hastanede Fatma'nın bir saniye bile onun yanından ayrılmamış böyle hastanede yakınlaşmışlar.

Ay iğrenç tamam.

İğrenç anlatma bana bu aşkı.

Asla merak etmedim bir şey.

Hem bana o kadar kızıyordunuz.

Bak adamın ilk yüzlerine yürümüşüm.

İkinci baharını yaşıyor benim sayemde.

PEGAR NA SRT DE APOIO

Böyle gülüyorum da canım sıkkın Mahir ya.

Ne oldu niye canın sıkkın?

Kaçırıldım ya ben bugün hani.

Ya böyle tamam konuyu değiştirmeye çalışıyoruz gülmeye falan çalışıyoruz ama unutamıyorum.

Bak geldik yine sıkıştık buraya.

Hiçbir yere sıkıştığımız falan yok.

Öyle bir şey var ama Mahir bak yine bu odadayız yani.

Bir de en çok canımı sıkan da buradan çıkamayacak olmam.

Bir tanem istersen dedemin odasına kalalım hep beraber dört kişi uyuyalım.

Şaka yapıyorum.

Burada sıkıştığımız falan yok çıkabiliriz çıkabilirsin.

Ama benimle çıksan daha iyi olur.

Tamam çıkalım o zaman.

Tamam çıkalım o zaman.

Nereye çıkalım istersin?

Ne bileyim böyle eğlenmek istiyorum kafamı dağıtmak istiyorum biraz.

Kulüp gibi mi?

Hayır bir kere sıra gecesine gitmiştik yani.

Sen sıra gecesine mi gitmek istiyorsun?

Yani olabilir.

Tamam ben bakacağım o işe ben de o işe.

Tamam yarın gece çıkıyoruz dışarı okey.

Tamam sıra gecesine mi gidiyoruz peki ona göre giyineyim çünkü.

Bana bırak sen bana bırak ben halledeceğim diyorum tamam mı?

Tamam.

Süper haber.

Ne kadar yumuşak ellerin.

Evet krem sürdüm hadi.

Hadi bakalım.

Peki gel böyle uyuyalım.

Canfeza.

Valla ben de çok şaşırdım yani Sare'den bunu hiç beklemezdim.

Şaşırma şaşırma Sare neticede Handan'a kızı şaşırma yani.

Asıl sen beni boş ver de senin neyin var sen onu söyle.

Kaç gündür içi gözünden kaçıyor da sanma.

Asaf Bey.

Fabrikadaki hisselerimi geri istedi.

Vermeyeceğim dedim.

Ya bırak Allah'ını seversen lanet gitsin ne yapacağız onlar bizim malına.

Senin onların malına mülküne ihtiyacın yok ki gülüm Allah'ını seversen.

Vermeyeceğim ki uşak.

Ya benim derdim mal mülk değil ki.

Böyle yaparak oğlumu yok sayıyorlar.

Biliyor musun yarın benim oğlumun doğum günü.

Bir fotoğrafım bile yok yani.

Her şey konakta kaldı.

Ya tamam gülüm tamam sen üzülme ya gider alırız.

Nasıl alacağız?

Ya yarın anamlar köşkeye gidecek Canfeza çağırmış.

Bir hayır işimi falan yapacaklarmış.

Anama söyleriz o ister gülüm.

Vermezlermiş uşaklar.

Ya vermezlerse gider alırım sen dert etme gülüm ya.

Allah Allah burada ben varım.

Hadi ya üzme kendini gel yum gözlerini şöyle rahat rahat yat.

Yat benim gülüm ya.

Hadi o zaman Allah rahatlık versin.

Sana da gülüm sana da hadi.

Dert etme sen.

Kürşat'a bir şey çözer.

Mezardaki serinliği.

Ne yani şimdi Ozan Boris'in yerine mi geçti?

Kötü şeylere oturacak.

Hissediyorum.

Efendim Kürşat.

Uyuyor muydun?

Uyandım şimdi söyle dinliyorum.

Ya ben de bütün gece uyuyamadım vallahi uyku tutmadı.

Ya kara kara düşündüm ne yapacağım ne edeceğim diye.

Sonuç?

Ben sana yardım edeceğim Mahir.

Yani kararım derdim.

Canfeza'in zarar görmesine müsaade edemem ben.

Tamam buluşup eline boynuna konuşalım o zaman.

Tamam.

Tamam birkaç saate görüşürüz Kürşat.

Tamam tamam oldu bekle.

Biraz çok mu yapmışız ya?

Mayalandı ya mayalanınca çaldı, ama aslında çok güzel oldu değil mi?

Çok güzel olmuş ya.

Afiyet olsun canım benim.

Bana bak.

Akşam mantı sabah pişi he.

Cesarete bak bizdeki değil mi?

Ben maya da getireceğim ya biraz.

Terasta yeriz beraber.

Evet evet bir tanem benim.

Al bir kalem.

O şeyden de al, peynir de al yanına sever o.

Domatesten falan da koy.

Ben de bundan sonra bir tane daha yerim.

He ne diyorsun? Çünkü spordan önceki son günümüz ya.

Yemeğe hakkım var bence.

Günaydın.

Ay canım günaydın hoş geldin.

Ne yapıyorsunuz bakalım?

Mahir pişi yaptı kendimiz mayaladık.

Ben de sana getirecektim, terasa da geldim madem otur bari gel.

Bir tanem sen evde uyanmak bilmiyorsun, burada böyle pişi ustası gibi uyanmışsın.

- Hayırdır? - Ya ben mesaj attım uyandırdım çağırdım.

Geldi bana yardım etti canımın için.

Spordan önceki son günümüz böyle bir şey gibi düşün.

Hani karbonhidrat partisi gibi düşün.

Spordan önce derken?

Spora başlıyoruz biz Canfezacığım öyle karar verdik.

Artık daha sağlıklı yaşayacağız.

Ne zaman aldınız bu kararı önemliliğine?

Dün.

Şeyi aradık şu caddenin orada bir tane spor salonu var.

Orayı aradık.

Orada spora başlayacağız.

Yakın dövüş dersleri de veriyorlarmış orada.

Sen yakın dövüş eğitimini alıp ne yapacaksın Canfeza?

Kendimi koruyacağım Mahir.

Mantıklı.

Evet kendini koruyacak.

Allah Allah bir tane hoca varmış Mahir.

Ay nasıl övüyorlar Çağlar Hoca.

Jiy Jitsu dersi veriyormuş.

Ay öve öve bitiremiyorlar biz ona gideceğiz.

Güzel.

Ay dikildin ayakta kaldın hadi otur.

İki tane pişir ya hadi çocuğum.

Ben yukarıdayım anneciğim burada yemeyeceğim şimdi.

Mahir otursana çay falan da isteriz dışarıda.

Canımcığım işe gideceğim ya ben.

Hazırlanacağım o yüzden daha iyi.

- Afiyet olsun size. - Tamam dur bekle.

Odan da iyi ama bak hazırladı kız.

Tamamdır.

- Ay bir saniye. - Ai, tamam.

Süreyya anneciğim.

Gel.

Gel.

Gel.

Şu spordan önceki son gün ne olabilir ki?

Geç bakalım.

Yani aşağıda bir şey söylemedim ama sen bu spor hikayesini nereden çıkardın?

Biliyorsun aklım sende kalıyor.

Hem zaten inceciksin yavrum neyine yapacaksın sporu?

Ya ben zayıflamak için yapmayacağım ki.

Yakın dövüş alacağım.

- Sen ciddisin. - Evet.

Çağla hoca çok iyiymiş.

Eğer yani oraya giderken başıma bir şey gelmesinden korkuyorsan sen bırakırsın bizi.

Sonra sen alırsın zaten çok yakın aşağı caddede.

Olmaz.

Neden?

Olmaz.

Ben seninle yakın dövüşürüm.

Çok ciddiyim.

Gel.

Allah'ım gel.

Gelsene.

Tamam.

Vur şimdi bana bir tane.

Niye gülüyorsun?

- Saldır bana. - Mahir nasıl saldıracağım sana?

Yavrum işte elinden geleni yap bir saldır.

Öyle bir şey değil.

Ya normal vursana hiç bir saldır.

Bak. Tık bunu aldık mesela.

Tamam.

Onu da öyle aldığını düşün tamam mı?

- Aynı şekilde. - Ama haksız rekabet bu.

Sen daha güçlüsün.

İşte tamam ya.

Karşına çıkacak işte büyükler güçlü biri olacak.

Şimdi kurtul bakalım hadi.

Kurtul hadi.

Niye sulandırıyorsun?

Bir şey gösteririm insan gibi sana.

Kurtardım kolumu bak etkisiz hale getirdim seni.

Sen elinin adamından da mı öyle kurtulacaksın?

- Hã? - Hayır.

İşte bu yüzden benim profesyonel yardım almam lazım.

Profesyonel bir yardım alıyorsun şu anda.

Bak.

Devam ediyoruz. Yürü şuradan.

Yürür müsün?

Geldi bu mesele seni tuttu.

- Mahir. - O zaman nasıl kurtulurdun?

Kolum acıyor.

Tamam zaten acıması lazım.

O yüzden kurtulacaksın.

Hadi vur vurman lazım.

Bak adam bir arkadan biri sana saldırıyor.

Dur.

- Sert mi vurdum? - Sert mi vurdun mu?

Ay özür dilerim acıdı mı Mahir?

Acımadı nefesim kesildi sadece.

Şey nazik olma dedin o yüzden.

Bu nazik olmadığını gebert edemedim sana.

- İyi misin? - İyiyim evet.

Pardon.

Önemli değil.

Ya Selin malları çıkarmam lazım diyorum ya.

En azından bunun için yardım et ya.

Babam mı çıkarsın?

Saçmalama şaka mısın sen?

Babam böyle bir şey için yardım eder mi?

Ayrıca babamın hiçbir şeyden haberi yok.

Ya tamam boş yapma ya, kapat kapat seni yardım edeceğim falan, kapat.

Sana acıyıp seni hapisten kurtardığım güne lanet olsun.

Selim'e anneme.

- Ozan. - He.

Lan.

Sen çocuğu babana mı verdin?

Ya anne bak canım burnumda bir sürü işim var uğraşamam ben.

O çocuğu buraya getirmeyip babanın evine mi emanet ettin?

He? O benim torunum lan.

Benim torunum o.

Ne olacak? Gülizar'a babaanne mi diyecek?

- Niye yaptın lan? - Niye yaptım biliyor musun?

Çünkü herhangi bir çocuğun senin yanında sağlıklı bir şekilde büyümesine imkan yok.

Sen nasıl büyüdün? Raşit'in kızı nasıl büyüdü?

Aynen bay baya iyi büyüdük.

Gökçe maşallah akıl hastanesine gitti.

Ben de pek sağlıklı sayılmam ya, benim de sorum akıl hastanesi.

Baya güzel büyütmüşsün ya.

Gideceksin.

O çocuğu oradan alıp geleceksin.

Hiç öyle bir şey yapmayacağım.

Elizi babamın yanına güvendim.

Sen düne kadar babandan intikam almak üzere buraya gelmiş bir adamsın.

Hayırdır? Babacı oldun.

- Hayırdır? - Ya tamam yeter.

Başım şişti tamam, yeter!

Umarım kararından caymazsın.

Ne de olsa söz konusu olan oğlunun hayatı.

Hayatta tek isteğim bir oğlum olmasaydı biliyor musun?

Canfeza'dan önce üç tane çocuğum oldu.

Hiçbiri yaşayamadı.

Ya ne bileyim işte böyle soyumuzu devam ettirecek.

Yan yana omuz omuza vereceğim.

İşlerimi devireceğim bir oğlunun olsa istedim.

Hep böyle hayaller kurmuştum yani.

Allah affetsin.

Yani Canfeza'yı doğduğumda.

Bir kabullenemedim bir sevemedim ilk.

Ya ne bileyim işte.

Anasının ölümünden sonra olmuş gibi gelirdi hep bana.

Ama işte öyle değilmiş, bir sonra sonra anladım ki.

Meryem'imin ölümü benim günahlarımın bedelinden başka bir şey değilmiş.

Ya ben çok zulmettim biliyor musun Canfeza'ya?

Çok haksızlık ettim yani.

Ya el kadar bebeydi o zaman bile yaptım yani.

Ya el kadar bebe daha küçücük bir gün ortadan kayboldu böyle.

Bütün gece ara ara bulamadık.

Mezarla gittiği gece.

Sana da anlattı demek he.

Anlattı.

Garibim manasına gitmiş ya.

Jandarma işte aradı sabah.

Dedi ki kızım burada.

Ecelsiz gibi koşa koşa gittim bir baktım.

Garibim orada oturuyor eline de bir süt vermişler onu içiyor.

Ben de bağırdım tabii ya neredesin kız sen dedim yani.

Kendimi kaybetmişim zaten yani.

O da çocuk böyle kara kara gözlere açıldı garibimin.

Başladı ağlamaya korkudan.

Aldım onu ağlaya ağlaya eve götürdüm ağlaya ağlaya.

Uyudu ağlaya ağlaya zaten.

Ya el kadar bebe anasız kalmış yani.

Öyle içim acıdı ki.

Gittim sarıldım saçlarımı okşadım.

İşte o zaman onun benim bir parçam olduğunu hissetmeye başladım.

Bir babası gibi hissetmeye başladım yani.

Ama bu seni durduramadı.

Değil mi?

Yine de Selim'e verdim onu.

Kürşat'ı kabul ettim.

Sen Canfeza'yı hep ne olursa olsun gözden çıkarılacak ilk şey olarak gördün.

Değil mi? Kabul ettim.

Öyle.

Ama ta ki işte o Rachit arsızı beni o depoya kapatana kadar…

işte orada bir şeyler dank etti kafama.

Orada karar verdim günahlarının bedelini ödemeye baba olmaya.

Şimdi hayattaki tek oğlum…

soyumu devam ettirecek olan adam ölebilir.

İyi ihtimalle de hapse düşebilir.

Maalesef.

Ama ben Canfeza'mı o zaman yedirmem.

Ne dersen yapacağım.

Ben ne dersen yapacaksın.

Dediğimden dışarı çıkmayacaksın öyle mi?

Söz.

Seni getirmek zorunda kaldım sakın yaramazlık falan yok tamam mı?

Uslu uslu oturacaksın.

Arkamızdan öyle laf söz istemiyor.

Ben çocuğum yaramazlık yapmak zorundayım.

Tövbe estağfurullah.

- Nene. - Kuzum.

Canım.

Hoş geldiniz.

Hoş bulduk gülüm.

Merhaba.

Sen kıvırcık saçlı prenses misin?

Sen de Ozan'ın kızısın galiba.

Evet, ben babamın kızıyım.

Sen de kıvırcık saçlı prenses.

Bensin hananım.

Adını Canfeza.

Bence senin adın prenses.

- Çünkü çok güzelsin. - Oy sen daha güzelsin.

- Hoş geldiniz. - Hoş bulduk.

- Hoş bulduk. - Gel canım benim.

- Hadi. - Gel.

Kıvırcık kız.

Hoş geldin.

Gel.

Gel.

Kardeşim.

Ne yapıyorsun gömülmüşsün dosyalara?

Aa ne yapayım?

Burcu, Canfeza'yı kaçıranları araştırıyorum.

Yani buradan bir şey çıkacak gibi.

Ozan araştıra çalışıyordu.

Bu adamlar da Ozan'a çalışıyor.

O yüzden.

Buradan bir yerden bir şey çıkabilir.

Artık evime kadar geldiler dostum.

Karı meyve uzattılar.

Konuyu kapatmam lazım.

Haklısın.

Senin kafan dolu, benim canım sıkkın, nasıl olacak böyle bilmiyorum.

Sana ne oldu?

Sare.

Ne oldu Sare?

Bilmiyorum kardeşim.

Bilmiyorum yani.

Artık tanıyamıyorum Sare'yi.

O mütevazı kız gitti.

Böyle yerine…

gözü yükseklerde bambaşka bir insan geldi.

Yani böyle istekleri bitip tükenmeyen, hiçbir şeyle yetinmeyen bir insan geldi.

Anlamıyorum.

Yani.

Yani Sare tabii evet.

Şu an bildiğim kadarıyla öyleydi, yani Cahfezan'ın yanında.

Öyle sessiz sakin bir kızdı evet.

Değil mi?

Kürşat Kilimci'nin kızı olmak böyle nevrini döndürdü ya.

Yeni hedefi ne biliyor musun?

Kürşat Kilimci'nin nüfusuna geçmek.

Bir de buradan yak, al yani.

Sakin olayım, sakin olayım diyorum, olamıyorum bak.

Konuşuyoruz böyle, diyorum ki yani Masal'cığım diyorum bu mantıklı bir şey mi sence?

Gerekli mi diyorum? Ne diyor biliyor musun bana?

Aptal mıyım ben diyor, mirasçı olmayacak diyor.

Ne diyorsun sen be?

- Böyle mi dedin? - Aynen böyle dedi kardeşim.

Ben bu konuşmanın üstüne bir saat trip yedim.

İnanılmaz yani.

Neyse Canfeza.

Onu sonra söyleyecekti ama.

Yani biraz daha zaman geçmesini bekliyordu aslında.

Neyi söyleyecekti ya?

Yani bekleyip…

bakalım ne yapacak, ne kadar dürüst davranacak diye görmek istedi, o yüzden bekledi.

Mahir ben anlamıyorum kardeşim şu an.

Kardeş Sare, var ya Sare.

Kürşat'ın kızı falan değil.

- Ne? - Aynen, hatta...

öyle olmadığını bilmesine rağmen öyleymiş gibi davranıyor hala.

- Anladım. - Nasıl ya?

Oğlum.

Bir saniye yani ben anlamadım, bu kız niye böyle bir yalan söylüyor ki o zaman?

- Delirdin mi bu kızı? - Tamam sakin ol.

Birader bu Ozan'la anası hayatımıza girdiğimizden beri dengemiz dağıldı.

- Öyle gör yani. - Ya o denge bozulması falan değil kardeşim.

Yani gerçekten bunun şimdi söylemeyeyim söylemeyeyim diyorum da.

Bu var ya nasıl bir şey biliyor musun? Bu maya bozulması gibi bir şey yanim gerçekten.

Tamam bir sakin ol.

Sakin.

Yok ben anlamıyorum ya.

Hakikaten oğlum yani bu annesiyle Ozan nereden çıktı?

Bunlar bizim hayatımıza girdiğinden beri her şeyin içine ettiler birader ya.

Biliyorum.

Oğlum ben kürşat dilimcinin kızıyla evleneceğim diye bir ton borca girdim lan.

Lan derdimiz bu mu?

Benim için diyorsan saçma sapan konuşma ya.

Ne yapacağım ben Mahir şimdi?

Hı? Nasıl olacak böyle?

Oğlum yani.

Hayır ben böyle bir kızla evlenemem ki şu an.

Evlenemem yani.

Evlenemem yani.

Bu işin sonunda hayattaki tek oğlum ölebilir.

En iyi ihtimal hapse girer.

Baba.

Gel gel.

Hayırdır ne işimiz var burada niye buraya çağırdın beni?

Bak Ozan.

Buralara kadar benimle baba oğlu olmaya gelmedin biliyor.

Raşit'in yanına yetiştin.

Büyüdün.

Onun kızıyla evlendin.

Sen nereden öğrendin bunları?

Baban da hafıfı var mı oğlum?

Ben de az değilim.

Bak Ozan.

Raşit bütün işlerini sana yaptırıyordu değil mi?

Tamam tamam kapat kapat konuşmayacağız bunları.

- Bunları konuşmayacağız baba. - Ben senin babanın.

Görüyorum bir baba olarak acı çekiyorsun zorlanıyorsun oğlum.

Yardım etmek istiyorum sadece.

Bak bana her bir şeyini anlatırsan sana yardım edebilirim.

Ellerinize sağlık canlarım.

Afiyet olsun.

Buyurun.

Buyurasınlar.

Allah kabul etsin.

Afiyet olsun, afiyet olsun, afiyet olsun.

Ay Afet Hanım.

Biliyor musunuz bir de bugün mesela bir yetim başı okşasak...

bütün şartları yerine getirmiş olacağız biliyor musunuz?

Bak çok önemliymiş.

- Süreyya. - Hı?

Bunların ne işi var burada?

Aşk olsun niye öyle diyorsunuz? Ben terbiye ettim.

Bu kendinizin ailesi onlar ne kadar ayıpmış.

Ayrıca Efsaneye kadar kol kanat gerdiler çok ayıp.

Peki senin hatırın işin peki.

Sağ olun.

Madem bu ailedenin bende nüfusunu al demiş babana.

Gerçekten çok ileri gidiyor artık.

Bu kız gözümüzün içine baka baka yalan söylenmiş meğer.

Ben artık Sare'yi tanıyamıyorum.

Bende kuzum bende.

Ben bu kızı hiç iyi yetiştirememişim Canfes.

Hayır ben doğru yolu bulur bize gerçekleri anlatır diye bekliyordum ama...

kaç gün geçti üstümden bir de babamın kütüğüne geçmek istiyormuş.

Artık Sare ile konuşmanın vakti gelmedi mi kuzum?

Heh bunları da Ezri Hanım ile küçük hanıma getirsin öyle mi?

Olur olur.

Ben de hayvanla birlikteyim.

PEGAR NA SRT DE APOIO

Pilav getirdim size.

Al işte anne sen ye onu ben bir Sare'ye bakacağım.

He mutfakta o.

Kızım geç otur sen de şuraya kıpraşıp durma.

Oku da kaldır bakayım.

Bir neminle gelecek şimdi Allah muhafaza.

Bana ne bana ne oturmayacağım işte.

Tövbe estağfurullah tövbe.

Sare komiserimin önü ayak oldu da hallettik.

Hiç yalnız bırakmadı beni sağ olsun aldı savcılıklara kadar götürdü.

- Savcılığa da götürdü yani? - Götürdü tabii.

Sare komiserim çok iyi insan kıymetini bil bak.

Sare.

Biraz konuşabilir miyiz?

Ben Havaş ablanlara yardıma gideyim.

Konuşalım gülüm.

Gel.

Ne oldu? Ne bu suratı ya bir şey mi oldu?

Evet oldu.

Burası çok sıkıcı.

Herkes de çok yaşlı.

Ne oynayacağım ben burada tek başıma?

Tabii ya avcılık.

Burası olmaz ben de avcı olacağım.

Ne zaman anlatmayı düşünüyordun Sare?

Canfeza iyi misin? Neyi anlatacağım ben ya?

Sen konuşmak istedin ya.

Neden babamın nüfusuna geçmek istediğinde başlayabiliriz mesela.

Sen ona mı bozuldun?

Yani niye bozuldun ki Canfeza ne var ki bunda yani gayet doğal.

Doğal mı?

Sare ben gerçekten tanıyamıyorum artık seni.

Sen miras bölünecek diye mi şey yaptın?

Ne mirası ya ne diyorsun ne alaka?

Gülüm babamın nüfusuna geçmek istemem gayet normal yani sonuçta ben de kilimci değil miyim?

Ne işin var abla ne yapıyorsun?

Babana bir şey dedin mi?

Babam? Hangi babam pardon?

Hasta mısın sen benim babam yokmuş ki.

Ya bırak maval okumayı dedin mi demedin mi?

Demedim.

Ama diyeceğim.

Senin kızın değilmişim diyeceğim.

Bak gör o zaman Kürşat Bey nasıl kalkıyor senin üstüne.

Demeyeceğim.

- Öyle mi? - Öyle.

Neden biliyor musun?

Çünkü ben seni bu evde Canfeza ile Ozan ile aynı konuma getirdim.

Mutlusun sen de mutlusun kabul et.

Kürşat kilimcinin kızı olmaktan mutlusun.

Kilimci olsaydın babamın kızı olsaydın evet normaldi Sare ama değilsin.

Değil mi?

Ne diyorsun gülüm sen?

Sare geçen babamlarda duydum annenle konuşuyordun.

Eğer Kürşat Bey test yaptırırsa her şey ortaya çıkar diyordun.

Duydum.

Niye böyle bir şey yaptın?

Gülüm ben...

Vallahi ben de sonradan öğrendim.

Annemin yalan söylediğini sonradan öğrendim.

Yalan söylemeye devam ediyorsun Sare ama oyunu devam ettirdin.

Ben gidiyorum.

Nereye gidiyorsun ya?

- Ben gidiyorum. - Sare.

Sare bir durur musun?

Sare konuşacağım.

Aa orada yaşlı bir geyik var.

Buyurun.

Afet Hanım.

Gülizar sizden bir şey istememi rica etti.

Ne istiyormuş Gülizar benden?

Oğlunun fotoğraflarıyla eşyaları varmış onları istiyor.

Burada ona ait bir şey kalmadı.

O katil oğlunla evlendiğinden beri…

Gülizar'ın bu evle hiçbir bağı kalmadı.

Gülizar ne yapmış olursa olsun.

Senin torununun anası olduğu gerçeğini değiştiremezsin.

Boşuna yorma kendini.

Ona hiçbir şey vermeyeceğim.

Oğlunun doğum günüymüş bugün.

O evladını yitirmiş be ana.

Onu en iyi sen anlarsın Afet kadın.

Evladından kalan bir kaç parça eşyayı çok mu görüyor?

Hiç mi yüreğin sızlamıyor senin?

O kızı sen büyüttün.

Sare.

Sare bir durur musun?

Nereye gidiyorsun konuşacağız sadece.

Konuşacak bir şeyim yok benim gülüm.

Sare.

- Konuşacağız diyorum - Sare..

Dur.

Ne oluyor ayol ne kadar ayıp bir şey yakışıyor mu size böyle didişmekleri kızım?

Evet anlat insanlara Sare açıkla.

Sare babamın kızı değil.

Ve bunu bilmesine rağmen babamın küçüğüne girmek için zorluyor şu an uğraşıyor.

Aa.

Niye bize yalan söylüyorsun kızım?

Hoşuma gitti.

Kürşat'ın kızı olmak hoşuma gitti.

Tamam mı?

Hıh öğrendiğiniz işler.

Rahat bırakın artık beni.

Nereye gidiyor bu deli kız?

Canfeza boş durdur şunu yavrum.

Bırak be Nea nereye gidiyorsa gitsin.

Niye katilin kızı olmak istiyor deli mi ne?

Ama Afet Hanım sizde araya kaynak yapmayın Allah aşkına zaten ortalıkta.

- Ne oldu? - Aa.

PEGAR NA SRT DE APOIO

PEGAR NA SRT DE APOIO

Kim kimi avlıyor ne oluyor burada?

Gel şuraya gel şuraya.

Kız Allah canını almasın seni ne yaptın sen öyle?

Gel şuraya otur.

PEGAR NA SRT DE APOIO

Ay dur.

Tamam ama panik yapmayın.

Panik yapmayın.

Panik yapmayın tamam tamam.

Panik yapmayın.

Panik yapmayın.

Korkmayın hiçbir şey yok.

Tamam ben binlerce film seyrettim bu sahneye çok hakimim.

Ne yapılması gerektiğini çok merak ediyorum, sakin olun sakin olun.

Bismillahirrahmanirrahim.

Biz bir ambulansı mı arasak?

- Arayalım. - Ambulansı arayalım.

Arayalım. Arayalım.

Ay.

Uyuyacağım.

Söyledin mi bir saniye?

Söylemedim daha.

Nasıl oynayacaksın yani?

Bilmiyorum ki.

İnsan böyle bir şey öğrendikten sonra nasıl devam ediyor ben onu da bilmiyorum ki.

Ben senin gerçek amcan bile değilmişim.

Bana bak ben bunu uzun zamandır biliyorum.

Tamam, benim için hiçbir şey değişmedi.

Yemin ederim değişmedi.

Babaannem diyorsun ya.

E o kadın kimleri neler yaptı hatırla.

Seni canı gibi seviyor bilmiyor musun bunu?

Sen o evine olmuşsun ya.

Hadi tatla kendini.

Dedemin sana verdiği parayı iyi değerlendir amca.

Tamam? Ailemi kur.

Bak afet günü sana ihtiyaca baba oldun sen artık ya.

Ulan sen çok koca evlilikli adamsın biliyorsun değil mi?

Saçmalama be.

Bir dur be saçmalamıyorum ya.

Gerçek şu ki.

Hasan Fırmaz'ın şu an tek öz torunu sensin.

Ve miras senin.

Ama sen bana diyorsun ki babana bile söyleme böyle devam et.

Sen yaptığını kimse yapmaz oğlum.

- Abartma da. - Abartmıyorum ya.

Ya bak bu yedi ceddimize yetecek bir servet o.

Benim gözüm var o servette.

Ben o evi satsam şu evi tamam hayatımın sonuna kadar çalışmasam olur.

Ama bak görüyorsun bak işte sonuç.

Para aileyi satın alamıyor.

Olamıyor yani.

Benim senin gibi nasıl amcam olacaktı be? Para versen alamam seni ben.

Milyonluk adamsın diyorum he.

Abart sen de abi.

Şişt.

- Seviyorum seni ha. - Ben de seni seviyorum.

Tamam.

O kadar duygusallık yeter, bu Efsane nerede kaldı ya?

Bir toparlanamadı.

Nalan Canfeza arıyor.

Efendim Canfeza.

Mahir çok kötü bir şey oldu.

Ne oldu?

Yetişeceğiz.

Yetişeceğiz hastaneye yetişeceğiz Afet Hanımcığım tamam.

Babaannen yaralandı.

- Babaannen mi yaralandı? - Ne diyorsun oğlum?

Anama mı bir şey olmuş ne olmuş?

Bir dakika ne oldu anlat bakalım bir.

Ya Ozan'ın kızı ok atıyordu okla oynuyordu.

Ok bir anda babaannenin koluna saplandı.

Benim anam garip anama nasıl ok vurmuş olabilir ya?

Ya babaannemi nasıl okladılar?

Şimdi babaanneni hastaneye götürüyor annenler.

Ne biçim bir haber bu ya?

Kendimi çok kötü hissediyorum ya.

Yok tamam sen bir dakika bir dakika.

Sen kendini kötü hissedecek bir şey yok tamam, senlik bir şey yok.

Bak sen kendisini çocuk yapmışken...

büyük bir kaza da yok orada koluna gelmiş tamam.

Bak böyle bir büyük mevzu yok yani ağlama.

Ne diyor ne diyor?

Bir dakika amcacığım bir dakika ya.

Siz ne zaman geleceksiniz?

Bilmiyorum bir Efsane bekliyoruz şimdi işte.

Haber gelsin geleceğiz ona göre.

Tamam hadi gelin.

Tamam hadi bay bay.

Ya yemin ediyorum bütün olmayacak şeyler bizi...

Ya babaannene ok saplandı ne demek ya?

Anam anam ya bu kadın beni emeklerle büyütmüş...

acılarla büyütmüş kadın ya, buna nasıl ok saplanabilir?

Benim aklım almıyor yemin ediyorum çıldıracağım ya.

Tamam sen de abartma, böğrüne saplanmamış koluna gelmiş kadın.

Ya iki bin yirmi beşin Türkiye'sinde böyle bir şey nasıl olabilir?

Benim anam nasıl okla vurulabiliyor?

- Afrika mı burası? - Ne diyor?

Yamyamlar mı var benim aklım almıyor.

Kim vurmuş okla?

Yok Ozan'ın tüfeği Allah'ın cezası kardeşim.

Canfezanın onun küçük kızı.

Hay Allah'ım ya.

Hadi sen de git şu Efsaneye bak çıkalım hadi.

Dur konuş.

Ne oluyor ne bitiyor?

Babaanneme ok nasıl saplanabilir ya?

Allah kahretsin evet.

Evet yalan söyledim tamam mı?

Yalan söyledim ne olur artık darlama beni Salih.

Üstüme gel kalk öğrendim işte tamam mı?

Ne demek darlama ya?

Kızım sen nasıl böyle bir yalan söylüyorsun?

Bir de durduk yere adamın nüfusuna geçmeye kalktın Sare.

Sen niye böyle bir şey yaptın ya?

Yaptım işte yaptım.

Yaptım kimseye de hesap vermek zorunda değilim.

Yeter üstüme gelmeyin artık.

Sare ne oluyor?

Senin yüzünden senin yüzünden.

Yalancı konumuna düştüm rezil ettin beni.

Ne diyorsun sen ya?

- Öğrenmişler. - Neyi?

Kürşat'ın kızı olmadığımı.

He tamam tamam sen bir sakin ol.

Gideceğim ben çekil.

Ya saçmalama Sare nereye gideceksin?

Cehennemin dibine.

Bak şimdi.

Bak tamam.

Tamam bir sakin ol tamam mı?

O varoşlar için kendini üzmeye değer mi tamam baban yoksa?

Arkanda dağ gibi anan var.

- Hadi bırak. - Anne olmaz olsun çekil ya.

Sare.

Canfeza üzülme artık gözüm seveyim ya.

Bak sana kokteyl yaptım.

Hem şemsiye bile koydum üstüne.

Öyle hoşluk olsun dedim.

Elimden bu kadarı geliyor.

Teşekkür ederim çok iyi bir kızsın sen.

Sen iyisin asıl.

Bak sen hiç üzülme.

Afet Hanım'a hiçbir şey olmaz hem.

- Hadi afiyet olsun sana. - Çok sağ ol.

Ağlamışsın.

Babaannen giderken çok sinirliydi.

Yine ihale bana kaldı.

Babamdan girdi yeğenimden çıktı.

Tamam.

Niye takıyorsun babaannemi?

- Takmam. - Bir tek o da değil.

Sare ile de kavga ettik.

Yalanın yüzüne vurdum çekti gitti o da.

Sare ile takma.

- Sare benim en yakın dostumdu ama. - Ama değilmiş işte bak.

En yakın dostlar böyle yapmasın.

Morallerim çok bozuk.

Morallerin.

Morallerin mi çok bozuk?

Ben yerim senin morallerini.

Benim güzel gözlüm.

Değer mi senin bu gözyaşın? O kadar değerli ki.

Kimse için akıtmana gerek yok.

Sana göre öyle.

Evet bana göre öyle.

Bak sana bir hikaye anlatayım.

Günün birinde bir mücevher ustası varmış.

Bir gün bu adam çırağını çağırmış.

Ona böyle kocaman çok büyük işlenmemiş bir elmas vermiş.

Demiş ki al bu elması.

Git çarşıya gördüğün bütün esnafa sor.

Buna paha biçsinler.

Fiyatını söylesinler.

Tamam demiş o da.

Hiç böyle sorgulamamış çarşıya gitmiş.

Gördüğü bütün esnafa sormuş.

Fırına işte ne bileyim terziye manava vesaire hepsine sormuş.

Kimisi bir lira vermiş.

Kimisi beş lira.

Kimisi ne olduğunu anlamamış bunu.

Götür demiş bunu uğraşma bu kadar.

Çocuk sonunda bir sarrafa götürmüş bunu.

Elması.

Sarraf görür görmez kafayı yemiş.

Demiş ki bu ne böyle.

Etrafında pervane olmuş kafayı yemiş adam ya.

Demiş ki ben demiş buna paha biçemem.

Öyle bir elmas bu ama elimde avucumda ne varsa satarım senden bunu satın alırım.

Çırak olmaz demiş ben bunun fiyatını öğrenmeye geldim.

Almış elması ustasının yanına geri dönmüş.

Geri vermiş elması.

Böyle bitmiş.

Ama çırak o gün ne anlamış biliyor musun?

Bir şey ancak değerini bilenin yanında kıymetlidir.

Anladın mı?

Afet, sare.

Ya da başka biri.

Bunların hepsi esnaf.

Anladın mı?

Anlamazlar.

Sen bir mücevhersin.

Sen çok değerli bir taşsın.

Ben de sarrafım.

Onlar senin gözyaşına paha biçemezler.

Hiçbir gözyaşının içine değmezler.

Anladın mı?

Daha çok hikaye anlatmalısın.

Anlatırım ben de damar hikaye de.

Bakarız artık sırası geldiğince.

Çok güzel adamsın sen.

Öyleyim.

Öyleyim.

Allah böyle yaratmış.

Hadi vakit kaybetmeyelim.

- Neye? - Üstümüzü değiştireceğiz odaya.

Hadi.

Ee?

Sen buraları terk etmesini söyledin o da kabul etmedi öyle mi?

Yok etmedi.

Ya malları taşımak için süre vermişler.

Yarın akşama kadar çıkarması lazım mallar elinden.

Neredeymiş mallar?

Ya bilmiyorum söylemedi.

Ama işte çıkarması lazım.

Belli ki sıkışmış çıkartamıyor elinden.

Çıkaracak.

Ya nasıl çıkaracak Mahir sıkışmış diyorum sana.

Çıkaracak sen çıkaracaksın.

Yani en azından o ölebilecek.

Biz de baskın yapacağız.

Mahir.

Olmaz ki Ozan'ı öldürürler o zaman.

Yardım edeceğini söyledi.

Bak yarın Ozan'ı da o örgütü de çökertebiliriz.

Anladın mı?

Sadece malların yerini öğren tek yapman gereken bu.

Tamam tamam ben seni arayacağım haber edeceğim Mahir tamam.

Tamam.

Yapamayacak.

Kim neyi yapamayacak Mahir?

Ne kadar güzel olmuşsun.

Mahir ya çıkmasak mı acaba?

Niye? Ne kadar güzel giyindik böyle niye çıkmıyoruz ya?

Ne bileyim babaannenin başına bir kaza geldi.

Biz de böyle umursamaz gibi dışarı çıkıyoruz.

Babaannemin başına bir kaza geldi ama şu an iyi.

Koluna dikiş atıldı.

Geriye hiçbir şey kalmadı gidebiliriz yani.

Ama benim yüzümden yaralandı.

Senin yüzünden yaralanmadı.

Ben sana söylemiştim daha önce o çocuğun bir iblisi olduğunu.

Öyle öyle.

Ayrıca Ozan'ın çocuğunun yaptığı bir şeyi üstlenmene gerek yok.

Kimsenin yaptığı bir şeyi üstlenmene gerek olmayacak hakikaten.

Anladın mı? Bu gece dışarıya çıkıyoruz.

Güzel güzel eğleneceğiz o kadar.

- Tamam. - Tamam?

Hadi bakalım.

Yine çok güzel olmuşuz ama.

Ya Mahir nereye gittiğimizi hala söylemedin bu arada.

Uygun muyum oraya mesela?

Çok uygunsun bak daha uygun bir elbise bileyim.

Kokoreç kebap falan gibi bir yerimiz.

- Yine sürpriz olacak hadi. - Sür.

- Ciğer ciğer. - Yaklaştı yaklaştı.

Ben ben şey...

Ya bu külüncülerin yediden yetmişe bize kastı mı var?

Aklım ağrıyor olacak şey mi bu?

Çocuk dedi ne bileyim günahsız suçsuz olur.

Sabidir.

Bunları ki şeytanın arkabacı.

Neyse koluna geldi.

- Uçur atlattım valla. - Sen de öyle san.

Süreyya oku kurmasaydı.

Yani bu kadar çok canım yanmayacaktı.

Çıkarması çok zor oldu.

Tarih filmlerde hep öyle yaparlar Afet Hanım.

Ben de ne gördüysem onu uyguladım.

Affedersiniz.

Tamam canım kızma.

Hayırlı akşamlar.

Hoş geldiniz canlarım.

Hoş geldik.

Hayırlı akşamlar.

Buyurun oturun sofraya.

- Gel. - Gel, gel.

Çok da güzel sofra kurmuşsunuz he.

Valla babam ben senin hakkını hiç ödeyemem ya.

Sana yemin ediyorum yüz yılın babası ödülünü vermeleri lazım.

Tamam tamam otur hadi otur.

Anacığım.

Yaralı kuşum, hazan güneşim.

İyisin değil ağrıyor mu kolun?

Hala ağrı var ama geçer.

Ya Allah'ım başımıza gelene bakar mısın ya.

Afrika'da yaşıyoruz sanki kadının koluna neler oldu ya.

Sen yemek yiyebiliyor musun yardımcı olalım mı sana?

İdare ediyoruz.

Mahirler nerede?

Yemeğe gelmeyecekler mi?

Onlar bu akşam dışarıda yiyeceklermiş.

Buyur afiyet olsun.

Balıkçıya geleceğimizi tahmin etmedin değil mi?

Koca nurfal olunca böyle kırmızı etten gidiyorsun.

Hiç aklıma gelmedi.

Sen balık yiyorsun ama.

Evet evet bayılırım ben balığa.

- Bayılırsın balığa. - Evet.

Tamam Canfeza peki.

Fasılda olacakmış birazdan.

- Hoş geldiniz. - Merhabalar.

Biz alkol almayacağız.

Mahir.

Bir kadeh içsek mi ya?

Peki tamam bir kadeh oldu.

- Bir kadeh sadece. - Tamam bir kadeh.

Mezeleli büfeden seçmek ister misiniz?

Olur.

- Buyurun o zaman ben size eşlik edeyim. - Hadi bakalım.

Hah şu.

Bir şey levre. Levrek.

Marendi başka bir şey mi var?

Şu girt ezmesi mi?

Ne bir şey ezmesi değil mi?

Patlıcan ezmesi evet.

Patlıcan ezmesi çıktı girt ezmesi.

Tamam neyse. Bir ondan olsun.

Bundan da olsun.

- Peynir. - Peynir mi o ya?

Tamam.

Demek vermediler.

Peki siz dediniz mi? Onlar Gülizlerin özel eşyası dediniz mi?

Demez olur muyuz? Dedik tabi, Ezra hanım dedi.

İşte bunlar böyle kalpsiz vicdansız insanlar.

Ben ona pabuç bırakmazdım da.

Bu şam şeytanı kadına okla vuruverince.

Senin işte arada kaynadı gitti.

Allah'tan koluna geldi.

Bak iyi ki de vurmuşum ki hepiniz güldünüz.

Kız bir sus gari hala konuşuyor şuna bakın.

Canfeza ile Sare'de bir kavga etti.

- Kavga mı ettiler? - Evet.

Neden?

Canfeza kenara çekip söylemiş Sare.

Sen niye yalan söylüyorsun diye.

O da inkar edemeyince kaçıp gitmiş.

Kaçtı mı?

Ay ne yapsak?

Arasak mı Sare'yi acaba? Nereye gitti tek başına şimdi?

Nereye gidecek? Anası olacak o kadının yanına gitmiştir.

Güzel mi dondurma?

Kuzum.

Kızlar çeki de getirin de on kere kalkmayalım.

Mesut sen de meyveleri götür Melahat.

Ay Hurşit ne zamandır çalmıyordun he.

Eyvallah yalnız akordum makordum hepsi gitmiş ama Allah'tan hallettim.

- Çaylar da geldi. - Hah getir getir.

Ver hele ver ver.

İyi akşamlar.

Salih komiserim hoş geldin.

- Hoş bulduk. - Komiserim hoş geldin.

Ya Mahir Bey'im evde yok yalnız.

Yok ben Mahir'e gelmedim zaten.

Felek'ye bir belge vermem gerekiyor da onun için geldim.

Komiserim ne zahmet ettin ben şey yapardım gelip.

Yok ya öyle geçerken getireyim dedim.

Burada eksik imzan var da onu şey yapman lazım.

Al.

O zaman ben gideyim iyi akşamlar.

Şey buyurmaz mısın?

Yok ben şimdi rahatsızlık vermeyeyim ya.

Ya Allah aşkına ne rahatsızlığı komiserim buyur.

Çayımız sıcak kekimiz de var.

Tabi sen bizimle oturmak istersen.

Ay estağfurullah olur mu öyle şey.

Ne demek yani ben sadece rahatsızlık vermemek için öyle söyledim.

Ya ne rahatsızlığı komiserim Allah'ı seversen otur ya.

- Gel. - O zaman bir çayınızı içerim.

- Ben size bir çay koyayım. - Hadi kızım.

Hadi bakalım.

Hurşit Abi sen bağlağı mı çalıyordun ya?

Ya işte oğlan derdi bana atacak kadar.

Felek de türkü söylüyor.

Aa türkü söylüyorsun.

Yani öyle kendimce rizgi zevken yani öyle çok matah değil.

Yok komiserim baya baya güzel sesi var valla.

İnşallah.

- Buyurun. Afiyet olsun. - Teşekkür ederim.

Valla o zaman bir türkünüzü dinlerim yani.

Valla çalarız tabi de var mı istediniz bir türkü?

Valla benim rahmetli babamın çok sevdiği bir türkü vardı.

İki keklik.

Eğer onu biliyorsanız hani çalabilirseniz.

Çalarız tabi.

Var ya ben şimdi bu bağlamayla Mozart bile çalarım.

Hurşit sen de abartma hadi.

Çal hadi o zaman Hurşit Abi.

Ya kusurlarımız olursa affet.

Hadi bakalım.

İki keklik bir kayada ötüyor.

İki keklik bir kayada ötüyor.

Ötme de keklik derdim bana yetiyor.

Aman aman yetiyor.

Annesine karada ben ediyor.

Annesine karada ben ediyor.

Yazması boyalı kundurası boyalı yar benim.

Aman aman yar benim.

Uzun da geceler yar boynuna sar beni.

Aman aman sar beni.

Hep beraber.

Yazması boyalı kundurası boyalı yar benim.

Aman aman yar benim.

Uzun da geceler yar boynuna sar beni.

Aman aman sar beni.

Karanfil oyunu sevme boynum gelince.

Karanfil oyunu sevme boynum gelince.

Sevme boynum gelince.

Şen olur benim gönlüm.

Oy benim efendim efendim.

Oy benim efendim efendim.

Oy benim efendim efendim.

Şimdi versene.

Tamamdır.

Ne yaptım salak. Tamam?

- Güzel miyiz? - Evet.

- Mahir ya. - Bak.

İyi ki geldik buraya.

Moralim güzeldi.

Oğlum.

Sen niye moralini bozuyorsun ki zaten. Bozmayacaksın moralini.

Tamam mı? Hep böyle olacaksın.

Nasıl bozmayayım Mahir ya?

Dün kaçırıldım.

Bugün kardeşim gibi sevdiğim kişiyle... Sare ile kavga ettik.

Babaannen yaralandı.

Ya babaanneme bak sen ya.

Yavrum yazık vuruldu koskoca kadın oklar.

Ay komikti sen niye gülüyorsun?

Nasıl gülmeyeyim yavrum? Kadının başına gelene baksana.

Pişmiş tavuğun başına gelmiyor.

Kaçırıldı koskoca kadın ya.

Yakışıklı abim.

Al şu ablama bir gül.

Yok teşekkür ederiz.

Hadi be Kadir inanır abim be.

Al sana Türkan ablama bir gül.

Baksana şu güzelliğe ay parçası.

Maşallah Allah.

Tamam ben gidiyorum çok güzel o.

Bunların hepsi ne kadar?

Hepsi.

Ne verirsen abim, o güzel gönlünden ne koparsa.

Teyzem.

Evet.

Şunu ya.

Ana inşallah evlenirsiniz.

Evliyiz zaten başkomiser kocam.

Canım başkomiserim saygılar.

İnşallah dizi dizi çocuklarımız olsun başkomiserim.

İnşallah inşallah teşekkür ederim.

- Kolay gelsin. - Afiyet olsun.

Mahir niye hepsini aldın bir tane alsan yeterdi.

Sen... sen dünyadaki bütün çiçeklere layıksın.

Bütün çiçekler senin ama.

Al bakalım hadi.

Dur bakalım.

- Yakıştı mı? - Çok yakıştı.

Güneş doğdu.

Ne oldu?

Kız kötü olmakla.

Bir şiir geldi ben sana bakacağım.

Hangi şiir?

Şükrü Erbaş'ın bir şiiri.

Diyor ki.

Sen bende neler öpüyorsun bilsen.

Herkesin perde perde çekildiği bir akşam.

Siyah bir su gibi yollara akan yalnızlığını öpüyorsun.

Mahir.

- Bak ağlarım ama. - Ağlamak yok.

- Ağlamak yok. - Çok güzelmiş.

Ağlamaya gelmedik buraya yemeğini yedi.

Hayır içki de içmiyorsun.

Yavaş içiyorsun az içiyorsun.

Tamam yemeğini yedi güzel güzel.

Baba.

Ne oldu hayırdır niye burada buluştuk?

Sana yardım edeceğim malı çıkarmak için.

Hatta bir saat ben kendim taşıyacağım.

Sen taşıyacaksın.

PEGAR NA SRT DE APOIO

- Mahir'im. - Güzelim.

Ne kadar güzel şarkı değil mi?

Evet.

Çok güzel bir şarkı ama sen sarhoş değilsin ama.

Hayır değilim.

Mahir'im falan deyince ben biraz deli gibi oluyorum.

Ama sen benim Mahir'imsin.

Fikrimin ince gülüsü.

Ya Beza bunları benim sana söylüyor olmam gerekmiyor mu yavrum?

Sen bana şiir okudun zaten o yeter.

Tamam peki tamam.

- Mahir. - Yavrum.

Son iki günde ne kadar çok şey oldu değil mi?

Ben kaçırıldım, Efsanenin çocuğu oldum.

Amcan evlatlık olduğunu öğrendim.

Amcam ya.

Ben çok üzülüyorum amcana ya.

Yazık yavrum.

Ne dedi bana biliyor musun?

Sen dedi ne kadar iyi bir adamsın dedi.

Mirası bende pay ediyorsun.

Başkası olsa dedi pay etmez paylaşmaz dedim.

Yavrum ya.

Doğru demiş hemen, sen çok iyi adamsın.

Teşekkür ederim ona konu benim iyiliğimle bir alakası yok.

Ben amcamı gerçekten seviyorum.

Hem o hem de o kadar mal varlığı var ya dedemin.

Ne olmuş bölündüyse yani, herkese yeter.

Doğru biz o kadar parayı ne yapacağız yani değil mi?

Evet.

Ama bizde para bitmez azalır.

Yav Canfeza sen bir şey söyleyeceğim.

Sen ne olur içmek biraz durdur bir tanem.

İçme konusunu kapat sanki üvey babaya bağladın yine.

- Tamam bitti zaten. - Tamam yani bitti zaten derken sen bittin.

Tamam hadi bakalım artık.

- Mahir. - Ne güzelim.

Sen bana diyorsun ama seninde mi ölüm bozuk gibi?

Değil, iyiyim ben.

Bence sen bir şeyler biliyorsun ama bana söylemiyorsun.

Bilmen gereken her şeyi biliyorsun.

Tamam mı? Onu söylemedim sadece.

Sen beni kaçıranlarla alakalı bir şey mi öğrendin?

Bir tanem bunu niye konuşuyoruz ki biz şu anda?

Gözünü seveyim hadi gel yemeğimize dönelim.

Bak dağıtmayalım enerjimizi hadi, lütfen.

Müsait olunca ara.

Hep böyle mi şarkılar çalacak?

Asıl yapıyorlar ayağımın üstünden çalacak.

Masaj kimden?

Emniyetten.

Canfeza bir salar mısın beni lütfen?

Tamam ben istek şarkı yapabiliyor muyum?

Şarkı mı istiyorsun?

İstemiyorum seni ben dur.

Bakar mısınız?

PEGAR NA SRT DE APOIO

- Eşim istek şarkı yapmak istiyor ama. - Tabii ki de.

Tamam bir kalem kağıt alabilir miyim sizden?

Hemen getireyim.

Kalem kağıdı getirsin.

Sen bak keyfine bir yap isteğini.

Ben bir telefonla konuşup geliyorum tamam mı?

Hadi bakalım.

Mahir.

Beni aradı mısın?

Ya Ozan'a malları çıkaracağımı söyledim.

Ne dedi?

Ya ne diyecek?

Kabul etti başka şansım var.

Zaten tek başına bu işin üstesinden gelemez, o mümkün değil.

Peki bu malları nereye koydun söyledi mi?

Vallahi şimdilik Beykoz'da bir yerde olduğunu öğrendim.

Ama konumunu bana sonra atacak.

Ben de çok huylamamak için böyle ısrar da etmedim yani.

O bana konumu atınca ben sana iletirim merak etme.

Tamam.

Tamam ben ekiplere söylerim hazır olurlar.

Yarın bu iş bitiyor.

Düşünsene.

Evet inşallah inşallah.

Şey Mahir Canfeza nasıl?

Yani şüpheleniyor tabii.

Biraz kafası bozuk.

Biraz böyle bir dağılsın diye dışarı çıkardım.

İyi etmişsin iyi etmişsin ama ben kızımı tanıyorum işte.

O içine atmıştır sana belli etmez.

Merak etme tamam.

Merak etme sen haydi.

İyi tamam.

Haydi iyi bakın kendinize.

Kız onu düşünüyor bana.

Canım benim.

İstek mi yaptın?

Efendim okuyacağımız bu parça başkomiserim ve eşine armağan olur.

Teşekkür ederim sağ olun.

En son ne yaptın? Anons ettin öyle mi?

Bu şarkı benden sana gelsin.

Teşekkür ederim öyle olsun.

Bir süre Denizli'ye gideceğim.

Lütfen peşimden gelme.

Kimseyi görmek kimseyle konuşmak istemiyorum.

Altınları almak zorundayım özür dilerim.

Ne diyor ya bu?

Nasıl ya?

Hiç mi sevmedin beni?

Hiç mi kıymetim yok senin için?

Ben neyin mesajını atıyorum ya?

Ne mesajı atıyorum ya?

Sen bir de engelledin mi beni?

Ne yapıyor ya bu?

Sana inanamıyorum ya.

Ya orada Şükrü Erbaş orada bak neler okuyorum sana.

Gidiyorsun orkestranın hala orada istek yapıyorsun ya.

- İnanılmaz bir şey bu. - Sana jest yapmak istedim.

- He peki. - Ay.

Şunun suyu koyalım.

Ya evimizi çok özlemişim çok seviyorum evimizi.

Bir gece ayrı kaldık abartma Canfeza.

Olsun baksana şu İstanbul'a ya.

İstanbul çok güzel ya.

Evet.

- Mahir. - Evet?

Bu akşam çok güzeldi değil mi?

Evet çok güzeldi.

- Sen bana şiir okudun. - Evet.

Ben bunu unutmam.

Evet rica ediyorum unutma.

Hatta unutmamak için bir yerlere yaz dağlara falan mesela.

Tamam mı? Kaydet bunu hatırlat kendine.

- Mahir. - Evet?

Aslında biz seninle çok zıt insanlarız.

Ama bir şekilde ortak noktayı buluyoruz yani.

Fark ettin mi biliyor musun bunu yani?

- Evet, yani... - Değil mi? Çünkü neden?

Neden?

Çünkü zıt kutuplar birbirini çeker.

Evet bayıldım bu kutuplar hakkındaki engin bilgin beni şaşırttı.

Ve inanılmaz etkilendim bundan.

Evet bak mesela canlı canlı deney yani.

Ha biz birbirimizi çekiyoruz.

Evet çekliyoruz.

Çekiyoruz.

PEGAR NA SRT DE APOIO

Tamam buldum bakıyorum şimdi.

Ekipler operasyona çıkmaya hazır bulunsun.

Ana lokasyon geldiğinde çıkacağız.

Evet evet evet.

Narkotikle birlikte gireceğiz.

Birlikte baskı yapacağız ortak.

Tamam.

Tamam emniyette konuşuruz gerisini.

Tamam eyvallah.

- Günaydın aşkım. - Günaydın bir tanem.

Operasyona mı gideceksin?

Operasyon var.

Sana bir şey vereceğim.

- Bu ne böyle? - Senin adına Rus aklı bir silah.

Ulaşabileceğin kolay bir yere koy böyle alırsın.

Mahir bak bir şeyler oluyor ve sen bana anlatmıyorsun.

Bir tanem bir şeyler oluyor.

Haklısın zaten hissediyorsundur.

Ama korkacak bir şey yok.

Korkacak bir şey yoksa niye silah veriyorsun bana?

Evden aldılar seni.

Buradan kaçırdılar.

Hatırladın mı? Tamam mı?

Buramıza kadar geldiler tedbir almak zorundayız.

Mahir sen bu silahı bana kolay kolay vermezsin anlatır mısın ne olur?

Kendini korumaktan çekinme.

Tamam mı? Sorun cevabı bu.

Evet yapabilirsin.

Evet sana zarar verecek birini durdurmak için ateş etti.

Öldürmek için değil ki böyle bir şeye gerek olmayacak zaten.

Tedbir amaçlı, senin için.

Allah'ın eteği Allah'ın tamam mı?

Hadi benim çıkmam lazım şimdi.

Ben de hemen çıkamam ya.

Duş falan alacağım yanıma eşya alacağım.

Tamam tamam ne yaparsan yap dışarıda siviller var.

Söyle seni köşe götürürler oldu mu?

- Tamam. - Hadi dikkat et.

Ben sana güvenmeyi seçiyorum.

Bana bir gün babalık yapacaksan eğer o da bugün.

Lütfen malları çıkar baba lütfen.

Of Allah'ım ya hadi bakalım.

Dün gece Türşat hiç uyumadı Ezra.

Bana söylemiyor ama.

Ben biliyorum.

- Var bir şey. - Ben de farkındayım.

Allah hayırları çıkarsın.

Hayır inşallah.

Şuracığıma bir sıkıntı çöreklendi.

Ay deme öyle vallahi korkuyorum ben.

Korkma annem korkma.

Yaşlı yavlar işte.

Aman ne bakıyorsun sen bana?

Of.

Ezra Hanım misafirimiz var.

Ne?

Buyurun.

Hayırdır sabahlar?

Afet Hanım hayırdır?

Seni görmeye gelmiştim.

Beni görmeye mi?

Sana...

Kemal'in eşyalarını getirdim.

Kemal vardı.

Bir torunum vardı.

Sen de onun anasısın.

Çok teşekkür ederim.

Gülizar...

seni çok özledim.

Ben de seni özledim.

Babacığım.

Biz annenle nikah başvurusuna gidiyoruz.

Sana da süt getirdik.

İşte iyileşeme.

Hadi iyileş be kızım artık.

Bak ben sana...

cicili bicili süslü bir sürü elbise alacağım.

Bu nikah kaçmaz kız.

Hadi artık.

- Ne oluyor ya? - Ferman ne oluyor?

Bilmiyorum.

- Ferman. - Afet Güne gidiyor lan.

- Ferman. - Ne?

Ne oluyor?

Ferman.

Hayır hayır hayır.

- Hayır kızım. - Ne oluyor doktor?

Hayır hayır hayır.

- Yardım edin. - Yok yok.

Ne oluyor ne oluyor?

- Ferman. - Afet Gül.

- Olmaz olmaz. - Afet dur dayan kızım ne oluyor?

Doktor.

Ne ne oluyor ne?

Bir şey söylesenize.

Afet Gül dayan kızım.

Dayan yavrum.

Hadi daha kürşat hadi ya.

Bence kürşat yapamayacak bunu.

Sonuçta işin ucunda oğlu var.

Farkındayım.

Ama inşallah bizi şaşırtır.

Mahir.

Hı.

Sare.

Gitti.

Nereye gitti?

Bilmiyorum.

Bana taktığım altınları da aldı.

Bastı gitti.

Ne diyorsun sen be?

Nereye gitti oğlum?

Giderken de böyle...

bir özür mesajı attı sağ olsun.

Nasıl iş ulan bu? Nereye gitti oğlum bu kız?

Manyak mısın sen be?

Oğlum.

Çok koydu ya bana yaptığı şey ya.

Kendimi böyle çok kötü hissediyorum ben ya.

Ulan bana bak.

Aa delirdin.

Gel bakayım buraya. Gel saçmalama gel buraya.

Kurban olurum ben sana be.

Senlik bir şey yok, oğlum manyak mısın?

Çok ciddiyim bak, tamam mı? Çekme kendini öyle herhalde.

Kardeşim benim.

Bir Sare'yi buluruz seninle.

Bir Sare'yi de bulur yüzleşirsin.

Altınları da alırız sorarız abi.

- Ne ne oldu niye diye. - Oğlum ben bulmak istemiyorum ki.

Ben istemiyorum yani.

Yoksa ben giderim peşinden Denizli'ye bakarım yani.

Bulamayacağım mı?

Taktığı altınlar falan da umurumda bile değil yani.

Yaptığı şey böyle bana çok koyuyor ya.

Harbi harbi çok koydu yani.

Yani bir şey deyesim geliyor sadece elimden bir şey gelse ama yani.

Biliyorum biliyorum kardeşim ya.

Boş ver.

Ne yapacağız oğlum toparlanacağız, yapacak bir şey yok yani, toplayacağız kendimizi.

İşimize bakacağız he.

Bu da kaldı burada böyle ya.

Bu ne ya?

Bana gelmiş bu Allah Allah.

Köşe atma.

Konum geldi, ekipler hazırla gidiyoruz.

Tamam hadi.

Yahu neden bu kadar çok sıkıştırıyorsun beni?

Neden mi?

Asaf Ağa sen bizimle alay mı ediyorsun?

Torunun şu anda operasyon çekiyor bize.

Ne diyorsun sen?

Ayağına kadar gelip seni ikaz ettim.

Mahir'i bu işten çekmek için elimden gelen her şeyi yapıyorum.

Kendi gelinimi kaçırttım ben, daha ne yapayım?

Demek ki işe yaramamış.

Sana kötü bir haberim var.

Torunun bu operasyondan sağ dönmeyecek.

Sakın ha.

Ne demek Mahir o operasyondan sağ dönmeyecek?

Ne diyorsun sen?

Asaf Bey.

Ne demek Mahir sağ dönmeyecek?

Ne yapacaklar çocuğumu?

Ne kadar yolumuz kaldı ya?

Geldik sayılır.

Şu ilerideki yer.

Aynen.

Başkomiser Mahir Yılmaz konuşuyor.

Görünüyoruz.

Mekanın etrafını Sarecağız.

Buradan herhalde.

Aygız nerede?

Mahir'in babası mı?

Söze...

neresinden başlayayım bilmiyorum.

İnsanın...

babasına bu konuşmayı yapması...

o kadar zor ki.

Bil ki...

bu seninle son konuşmamız olacak baba.

Çünkü...

ben fazla yaşanmayacağım.

Verdiğin kanlı parayı...

senin çalıştığın bankanın...

Üsküdar şubesinde kiraladım bir kasaya koydum.

Geri alabilirsin.

Kazandığın para haramdır.

Kan bulaşmıştır.

Bu iş tuttuğun adamlar...

devletin düşmanı.

Devlete düşman olan...

benim de düşmanımdır.

Hiçbir şeyimi istemiyorum senin.

Davalardan elim çekmeyeceğim.

O dosyaların ucunda senin adın çıksa bile...

geri adım atmayacağım.

Bu iş sorun olsa da...

durmayacağım.

Yarın öbür gün...

bana bir şey olursa...

bil ki...

bu işte senin de bir dahlin var.

Seni defalarca uyardım.

Kaçakçılık yapmaya ihtiyacın mı vardı?

Sen Asaf Yılmaz'dın.

Bu işleri çoktan bırakmalıydın.

Beni mesleğimle...

senin aranda sıkıştırmayacaktın.

Şayet...

ölmez de sağ kalırsam...

bu işin sonunda...

sen de diğerleri gibi hapiste olacaksın.

Ama eğer ölürsem...

Mahir'den uzak dur.

Mahir'imden uzak dur.

Senin kanlı paranın bir kuruşu bile...

benim oğlumun kursağından geçmeyecek.

Yavaş, dikkatli sen.

Dikkatli, dikkatli.

PEGAR NA SRT DE APOIO

Herkes aldı mı elini?

Hazırım.

Hadi baba, nerede kaldın ya?

Baskın yedik, polis burada.

Ne demek lan baskın yedik?

Baskın yedik, cama geç!

Süperal!

Mahir.

Beni sattın baba.

Beni Mahir'e sattın baba.

Karşılık veriyoruz.

Dikkatli.

Baba, baba, baba.

Mahir.

Oğlum bunlar sana gözünü bitmiş.

Ben de onları gözünü bittim, merak etme.

Alo anne.

Canfeza, Canfeza.

Mahir nerede?

Operasyonda. Sen niye ağlıyorsun?

Birileri aramış.

Asaf Bey demiş ki Mahir operasyondan sağ dönmeyecek.

Ne demek dönmeyecek?

Bilmiyorum.

Oğlum olmasın, ben yaşayamam.

Lan bana bak!

Vurmanın cefali mi var içeride?

Mahir!

Daha arka tarafa doğru uzak.

Hayır, hayır, tehlikeli, tehlikeli.

Salih, gel oradan.

Salih.

Salih!

Salih!

Salih!

Salih!

Salih!

Salih!

Salih!

Salih!

Koruyun beni!

Salih!

Salih!

Salih!

Salih!

Salih!

Salih!

Kardeşim.

Salih!

Salih!

Salih niye...

Oğlum yelek niye takmadı, Salih!

Salih!

Kardeşim.

Salih!

Salih!

Salih!

Salih!

Salih!

Salih!

Ben on yaşındaydım.

Bir Ramazan günü çarşıda pire satıyordum.

Bir ayakkabı dükkanının önünden geçtim.

Geçerken vitrinde inanılmaz bir ayakkabı gördüm.

Yani ayakkabı o kadar güzeldi ki, böyle bakakaldım ayakkabıya.

Tak bir aldılar önden, götürdüler içerideki çocuğa verdiler.

İçim sızladı yani, böyle içim.

Sonra dedim, Salih zaten senin neyin oğlum ayakkabı.

Yürü pire satmaya devam.

O sırada bir tane çocuk çıktı.

Gel dedi buraya.

Gittim böyle girdim, şaşırdım.

Uzattı ayakkabıları.

Ayakkabıları al, senin olsun.

Bayramla giyersin.

Salih!

Salih!

Al dedim, bayramla giyersin.

Otur bakayım şuraya.

Çıkar bakalım ayakkabıları sen.

Benim can kardeşim Mahir, bayramda kendisine alınan ayakkabıyı bana hediye etti.

Korkma.

Salih!

Salih!

Ne oluyor oğlum?

Bana bak ne oluyor lan?

Salih!

Oğlum saçmalama!

Salih!

Salih!

Oğlum saçmalama!

Salih!

Bak buraya!

Komiserim herhalde!

Salih Hanım!

Salih!

Salih benim!

Salih benim!

Lan!

Arkadan da ateş ediyorlar komiserim!

Ateş yaptığında gelsin!

Yerinde!

Yerinde!

Salih iyi mi?

Salih komiser iyi mi?

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.