Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Bu dizinin sesli betimleme, ayrıntılı altyazı ve...
...işaret dilini kapsayan eşerişimi...
www.sebeder.org
(Müzik)
(Zılgıt atılıyor)
(Muhsin) Oh Yelda, vallahi sonunda kurtulduk bundan.
(Yelda) Vallahi kurtulduk Muhsin.
Kanka halay sonundayım yani, kol arkada.
(Müzik)
Kerem...
Kocacığım!
Hayır ya! Hayır, hayır!
Halay çekmek istemiyorum, ben evlenmek istemiyorum.
Sen dur, kırk gün kırk gece sürecek bu halay.
Sürsün.
-(Ayşe) Kocacığım! -(Samet) Kerem...
(Samet) Kerem.
(Zılgıt atılıyor)
(Müzik)
(Samet dış ses) Kerem.
Kerem. Kerem...
Kardeşim.
Abi.
("Aslı Demirer - Afili Aşk" çalıyor)
"Nereye kadar bu pembe rüyalar?"
"Anlasana artık ayrı dünyalar"
"Kalbin kırık olanlara"
"Aşktan öte köy yok"
"Anlat sen soranlara"
"Afili aşklar böyle mi başlar yol ortasında"
"Yalancı taçlar başımda durmaz kötü kız olmazsan"
"Afili aşklar böyle mi başlar yol ortasında"
"Yalancı taçlar başımda durmaz kötü kız olmazsan"
-Abi? -İyi misin?
Ne oldu?
Olan oldu, patlattın yine bombayı.
Yemin ederim ben bir şey yapmadım.
Tamam, bekle. Ben sana bir su getireceğim.
(Müzik)
Abi yapmasana, abi yapma.
Çocuğun korkudan ciğeri eline düştü zaten yapma.
Abime diyeyim...
...abim, bizimki uyandı diyeyim.
Sonra aşağıdakilerin bir kısmını göndereyim.
Ben bir abimle konuşayım.
-Yaklaşma. -İyisin değil mi?
Bak vallahi hastane falan dedim ama baban gerek yok dedi.
Hastane diyeceğine kadar yediğin haltı söyleseydin ya!
Allah Allah, ben zaten bir şeylere konuşarak hallediyor olabilseydim...
...bunlara hiç gerek kalmazdı. -Ah canım benim.
Büyük aile draması vallahi.
İyilik yapalım dedik, başımıza gelenlere bak.
Tamam, kavga etmeyin şimdi.
Al, sen iç suyunu.
Babam hallediyor her şeyi.
Nerede babam?
İçeride, yakanı paçanı kurtarıyor.
(Hareketli müzik)
Olmaz. Olmaz tabii.
Bu arkadaş da pek mantıklı birine benzemiyor ki.
İyi benzettin.
Sen hiç konuşma.
(Kerem) Bir dakika.
Vallahi oldu bu iş.
Aslan babam benim. Ben seni gerçekten hak edecek ne yaptım.
Hediye falan mı alayım babama? Saat falan... Tespih, tespih.
Elim ayağım titriyor. Neyse bu da tatsız bir anımızdı geride kaldı.
Ama sen şu açıklamayı yapmasan ben sana yardımcı olurdum, biliyor musun?
Şimdi moralini bozmak gibi olmasın ama...
...abimi tanıdığım kadarıyla söylüyorum.
Bence sen bu gölge oyununu, biraz farklı yorumluyorsun.
Ben de senin moralini bozmak istemem...
...benim babam tatlı dillidir, senin abini bile ikna eder.
Ama sen korkma. Sana da iyi davranacağının sözünü almıştır kesin.
Neyse.
Gidelim abi.
Kendine iyi bak.
-İyi geceler. -İyi geceler.
(Müzik)
Baba, sen var ya muazzam bir şeysin.
Sen eşsiz bir şeysin. Biriciksin sen, biricik.
Ama samimi bir şey söyleyeceğim.
Bu yaşananların hiçbirini hak etmiyorsun.
Ne diyeceğim. Boş verin evi, ben basayım sahile gideyim.
Birer çay içelim? Baba sen de seversin.
Sen ne dilersen o olsun.
Ne dileyim Kerem. Bir yastıkta kocayın inşallah.
Baba geyikleri taze taze yapmasak olur mu?
-Düşüncesi bile hoş değil şu an. -Yoo, şaka yapmıyorum.
En kısa sürede Ayşe'yi istemeye gideceğiz.
(Müzik)
Madem gençler birbirini sevmiş...
...bize de gelip istemek düşer. Allah'ın izniyle geleceğiz.
Âdet neyse yerini bulsun, dedi.
Her ne kadar bu iş içime sinmese de...
...aklıma babam geldi.
Ayşe'yi bize emanet ettiği geldi. Gelin abi dedim.
Gelin bir an önce isteyin, bitsin bu iş dedim.
Abi, Ayşe bunlara gelin mi gidiyor gerçekten?
Başka yolu mu var? Bütün mahalleye rezil olduk.
Bu iş bir an önce bitecek.
Ne ağlıyorsun oğlum?
Ben... Ben hayatta böyle mutluluk olduğunu bilmezdim.
Allah'ım ya Rabb'im. Ne olur gerçekten oluyor deyin bana.
Rüyada değilsin deyin kız. Çimdikle kız beni.
Abi saçmalama.
Ulan millet deliye hasret, biz akıllıya be.
Ben... Ben hayatım boyunca loto bize çıksın diye dua ettim.
Allah'ım şükürler olsun.
Sanki bütün hayallerim bugün gerçek oluyor.
Ulan o kadar coşkuluyum ki... Ah be!
Bak hâlâ ağlıyor.
Abi durduramıyorum, durdurmayacağım.
Normalde gelin ağlar, gidiyorum diye.
Bizde kabahatli gelin var, oturuyor abisi ağlıyor. Bu nasıl iş anlamadım ki!
Ben yaptığım şeyin yanlış olduğunu düşünmüyorum abi.
Konuşma! Kabahatimle oturayım demiyor da.
O zibidi nikâh olana kadar evin kapısından içeri girmeyecek!
Duydun mu?
Abiciğim, sonuçta masal mutlu sonla bitmiş.
Siz hâlâ neyi tartışıyorsunuz ki.
Gülün be, gülün be!
-Ulan var ya... -Abi!
Aç camı hava al!
Artık bitsin!
Ulan İstanbul, bu kez yendim seni İstanbul!
-Yendim ulan bu kez be! -Az daha bağır abim.
-Duyamıyorum rüzgârdan. -Tövbe ya Rabb'im.
Yok bir şey lan, yok.
Ben bu hıyarı ağasını unutmuşum arkada.
Kurbanı devirdiler herhâlde baba. Erkut abim nasıl mutlu görüyor musun?
Onu öyle görünce ben daha mutlu oluyorum be.
Rıza abimle, Erkut abim nasıl çekti aldı Ayşe'yi ellerinden.
Bizim düğünü bu olay aksatmaz değil mi?
(Hareketli müzik)
Bana bir sonraki ay Ayşe'nin kocası Sabri diyecekler.
Kadir'in oğlu Sabri demesinler de kimin neyi derlerse desinler.
İt herif, otur aşağıya!
(Erkut ağlıyor)
Görüyor musun? Bir kişi de şu telefonuma bakmıyor yani.
Bu insan da beni merak ediyor mu dediği yok.
Bu adamın var ya... Bu adamın, bu genişliği beni asabi yaptı.
Hiç, Yelda da merak ediyor mu beni?
Bir şey oluyor mu falan... Hiçbir şey yok ayol.
Yelda abla bir sus.
Bırak, hikâye anlatma bana.
(Kerem) Baba beni dinlemiyorsun ki ama.
-Arkası yalan senin anlattıklarının. -(Kerem) Annem nerede?
-Oğluna sor. -Kerem.
Anne bir şeyler yap, bir şeyler söyle. Allah aşkına beni zorla evlendiriyor.
Nasıl oğlum? Kiminle evlendiriyor?
O manyakların kardeşiyle mi evlendiriyor yoksa.
Vallahi Muhsin, bana bir şey oluyor.
Ay oğlum tutsana!
Bana da oluncak her şey oluyor ama yemiyor, dinlemiyor.
Ulan sen beni bugüne kadar dinledin mi be?
Hangi sözümü dinledin ulan?
Bak başına bir şey gelecekti geldi işte!
Ben ne yaptım ki? Allah aşkına ne yaptım? Biri bir şey söylesin.
Ne mi yaptın! Ulan sen Ayşe'yi o peşine taktığın kadınlardan mı sandın?
Oynarım, oynarım bırakırım diye mi düşündün, öyle mi sandın?
Oyun falan yok, öyle bir şey yok.
Hem o beni istemedi ki. Ara kendisine sor.
Bak işte, kendi ağzıyla yakalandı. İstemedi diyor.
Ulan ben malımı bilmez miyim be!
Baba yanlış anladın. Aramızda bir şey olmadı yani.
Olmuş ulan, olmuş. Olan olmuş.
Bahanesi yok, o kızla evleneceksin.
Ben, o manyak tiplerin kardeşini oğluma gelin diye almam!
Yelda abla aslında tanısan var ya pırlanta gibi bir kız.
Samet vallahi iş ciddi sus. Seni pırlanta çeviririm bak.
Tamam, kimse panik yapmasın. Öyle bir şey olmayacak.
Çünkü ben evlenmeyeceğim!
-Öyle mi? -Öyle!
O zaman pılını pırtını toplar, çeker gidersin bu evden.
Nerede kalacaksan kalırsın orada.
Ondan sonra da o manyak Rıza...
...kız kardeşimi almadı diye peşine düşerse...
...telefonu açıp "Baba, baba" diye sakın bana bir şey söyleme.
İyi.
Tamam, gidiyorum öyleyse.
Toplayacak bir şeyim yok, ben vakit kaybetmeden gideyim.
O manyak Rıza'dan falan da korkmuyorum.
Kerem! Ayy Muhsin, vallahi bana bir şey oluyor.
Hadi Allah rahatlık versin.
Gerçekten çok kötü. Muhsin bir gitme, gel.
-Ay çok fenayım, ayy! -Kadın bayılıyor.
-Aman be numara yapıyor. -Gel, gel.
Muhsin!
Muhsin bir şey soracağım bir uyuma, bir dur.
(Sessizlik)
-Buse uyudu mu? -Uyumadı da...
...bekleyeceğim dedi. Daha ne kadar dayanır bilmiyorum.
Ayşe?
Anne o kaçtı, kaçtı. Biz niye burada bekliyoruz sanıyorsun?
Hah! Geldiler.
Birini kesmiş bu çok fena.
Kız! Ne yaptı abin, öldürdü mü oğlanı yoksa?
Seviyorsun da niye Kerem'i seviyorum demiyorsun da abinin başını yakıyorsun?
Yenge bir sus, bir dur, bir nefes al.
Bir şey olduğu yok.
Sen bunca şey yap, abin hiçbir şey yapmasın. Olur mu böyle şey?
-Erkut bari sen söyle! -Söylemesine söylerim ama...
...büyüsü bozulacak diye korkuyorum.
Öyle şeyler oldu ki inanılmaz.
Girin girin anlatacağım. Gelin içeride anlatacağım.
Girin. Allah! Ulan neler anlatacağım size.
Düğünümüz var be, düğünümüz var!
-Anam! Oğlan ciddi miymiş? -Ciddiymiş tabii yengeciğim.
-Büyükler el sıkıştı bile anne. -Kızım, abin ne diyor?
Erkut sende sosyete çiftetellisi var mı?
Rıza benim telefondan sildi, ben olur olmadık yerde oynuyorum diye.
Olmaz mı yengem? Allah!
Vallahi buna oynanır doğru diyorsun.
Vallahi kutlanır be.
(Müzik)
Helal kız sana.
-Abi yapma! -Aslanım benim be!
Ne oluyor lan burada?
Eşeğiniz mi sünnet oluyor?
Rezil olduk bütün gece tüm mahalleye be!
Yatın uyuyun, hasta etmeyin beni!
Aç aç, kısık aç.
Anne Survivor'ın çekildiği yerler var ya ailecek oralara gideceğiz.
Bir Survivor'ımız eksikti.
Gidelim de kuma gömün, bacaklarım iyice açılsın.
Kalk kız kalk. Ben senin bacaklarını seve seve açarım, gel.
(Erkut) Kalk annem, kalk. Kalksana kızım.
Git abi ya. Çekil.
Nazlı tabii.
-Allah. -Yapma.
Şu Sabri manyağının eşyalarını da kaldıralım şuradan.
Artık ona ihtiyacımız yok.
Samet, şu Ayşe hangisiydi?
Hülya bir sürü insan var nereden hatırlayacaksın?
-Yat uyu. -Gözümde canlandırmak istiyorum.
Bakayım bir olacaklar mı Kerem'le. Yok mu sende bir fotoğrafı falan.
Var, cüzdanımda. Ben getireyim sana.
-Nasıl yani? -Yok tabii Hülya.
Yok. Nereden olsun?
Soyadını falan söyle Insta'dan bakarım ben.
Al. Ben sana göstereyim.
Bak bu, öndeki.
-Hangisi? -(Samet) Şu gülümseyen.
Ahh...
Ya Yelda Hanım, sen koskoca Kayserili iş adamı...
...Osman Kaytaran'ın kızı Hülya'yı beğenmezsin demek.
Böyle varoşlarla sınarlar insanı.
Görsen pek varoş demezsin. Naif bir kız.
Naif?
Geldiğinde de pırlanta yaptın onu.
Hülya naif derken saf, temiz o anlamda söylüyorum.
Saf iyidir, bana öylesi lazım zaten.
Samet, sizin bu şirkette çalışanların, künyesi falan oluyor mu?
Var, ne oldu?
Hemen yarın sabah kalk, doğum tarihini öğren.
Burcunu söyle bana. Ben ona göre bir strateji belirleyeyim.
Hülya, yat uyu Allah aşkına.
Telefonu ver.
(Duygusal müzik...)
(...)
(...)
Ayşe'yi siz bitirdiniz.
El birliğiyle bitirdiniz Ayşe'yi.
Şimdi ben başlıyorum.
Güncellenmiş sürümüyle yepyeni bir Ayşe.
(Müzik...)
(...)
(Volkan) Hâlâ gece anlattıklarım şaka diyeceksin diye bekliyorum.
(Kerem) Şaka değil abi, lütfen bir de sana laf anlatmayayım şimdi.
Bravo o zaman Kardeşim sana.
Hayır, sabah da oldu ama sende hâlâ bir yıkılmışlık...
...heder olmuşluk belirtisi göremiyorum. -Ne yıkılacağım ya.
Babamın bir siniri geçsin o zaman anlayacak zaten hatasını.
O anlamasa da annem uygun bir dille anlatır.
Yani.
Adam beni hiç dinlemiyor, ağzımla kuş tutsam yaranamıyorum.
Bir adam hiç mi güvenmez?
-Sen mi aldın arabayı bir yere? -Yoo.
Anahtar sende.
Çalınmış mı?
Sanmıyorum. Geçen hafta siteden birinin arabası şey olmuştu ama...
Ne diyorsun?
-Güvenlik kamerası falan yok mu? -Yok.
Hayda!
Alo.
Arabamı çalmışlar Volkan'ın evinin önünden.
Polise, jandarmaya, valiliğe falan haber verin.
Çabuk kaskoyu falan arayın çalınmış deyin, çok ciddi deyin.
Bir de bize bir araba yollayın. Biz yaya kaldık burada.
(Kadın ses) Sakin olun Kerem Bey. Arabayı biz aldık.
Niye alıyorsunuz arabamı?
(Kadın ses) Kredi kartlarınız da bloke edildi. Muhsin Bey'in ricası diyeyim.
(Kadın ses) Yeni bir araba yollamamız da mümkün değil.
Kapa kapa. Tamam, ben gelince oraya...
-Ne oldu, ne diyor? -Babam aldırmış arabamı.
Kredi kartlarımı bile iptal ettirmiş adam.
(Kerem) Ne güzel ya!
Seni affedesi yoksa demek ki.
Bir de hiç unutmayacağın bir hayat dersi veresi de varsa demek ki...
Volkan rica ediyorum.
Tamam.
Gerçekten bu olanlar şaka ya. Neyse, tamam. Sakinim.
Alsın, gömleğimi de alsın, ayakkabılarımı da alsın.
Her şeyimi alsın. Alsın!
Ama ben ölsem de o kızla evlenmeyeceğim.
Tamam, ne yapacağız peki? Nasıl gideceğiz?
Yok mu üzerinde para falan?
Ben maaşı ezdim.
Otostop falan çekeriz. Ne diyeyim artık.
(Duygusal müzik)
(Ayşe) Seni çok özledim baba.
(Ayşe) Ben buraya senden özür dilemeye geldim.
Çünkü senin gibi o ışıklı, aydınlık yoldan gitmeyi denedim ama...
...beceremedim baba.
Çünkü insanlar bazen canımı çok yaktılar ama ben kimseyi kırmadım.
Vardır bir bildikleri...
...çıkarmam gereken dersler vardır dedim.
Masum kalacağım derken kurban ben oldum baba.
Ben artık iyi bir insan olmak istemiyorum.
Ben artık kendim gibi olmak istiyorum.
Biliyor musun ben de Muhsin amcayı çok sevdim.
Tamam, şimdi senin kadar sevemem ama vallahi çok seviyorum onu.
Ama bir oğlu var, adı Kerem.
Ben ona bir oyun oynadım.
Kendimi kurtarmak için onu ateşe attım ama bence...
...Kerem bunu hak ediyor.
O kadar çok kızın kalbini kırmış ki...
...belki onun da çıkaracağı bir ders vardır.
Yapmak zorundaydım çünkü ben abilerimin baskısından bıktım artık.
Ben o Kerem'le evleneceğim.
Sahte de olsa ne olursa olsun evleneceğim.
Sen olsaydın böyle olmazdı.
Sen olsaydın...
...beni istemediğim biriyle evlendirmezlerdi.
Sen olsaydın ben üniversite okurdum.
Kendi ayaklarımın üstünde dururdum, güçlü bir insan olurdum.
(Müzik)
Çok erken gittin baba.
Ama sana bir şey diyeyim mi?
İsterlerse bana bundan sonra kötü desinler baba.
Ama ben artık kimsenin beni üzmesine izin vermeyeceğim.
Ben yine senin küçük Ayşe'nim.
Özümü, gerçeğimi sen bil. Bana yeter.
Seni çok özledim baba.
Seni çok seviyorum.
Görüşürüz.
(Duygusal müzik)
(Muhsin boğazını temizledi)
-Hayırdır? -Yok bir şey.
İyi.
Keremsiz bu evi içim almıyor Muhsin.
Ben de gidiyorum.
İyi. Varınca ararsın geldim diye.
Aa! Varınca ararsın ne demek?
25 yıllık hayat arkadaşına, yol arkadaşına söyleyeceğin bu mu?
Hayır yani gerçekten gidecek--
Yelda, oğlun bir halt etti, temizlemek de bana düştü.
O kız bana rahmetli arkadaşımın emaneti.
O yetimin vebaliyle yaşayamam.
Aman, iyi edersin.
Anıtını da diksinler, büstünü de diksinler. Madalya da taksınlar.
Hadi yürü, yürü şirkete gideceğiz. Yalandan toparlanmayı bırak. Yürü.
(Televizyon açık)
Kalkmadı mı bu hâlâ?
Elleme oğlum yatsın yattığınca.
Zaten gece bir sürü hadise oldu. Ee işe de gitmeyecek.
-Baba, biz artık zengin mi olduk? -Ne alakası var kızım?
Annem, amcama öyle diyor.
Ben odunu alıp evire çevire ikisini de zengin yapacağım ama ya sabır diyorum.
Aman sen de zaten bize hiçbir şey yakıştırma.
Lafı dolandırmayın. Ayşe nerede diyorum!
Uyuyor dedik ya.
Abi bırakın uyusun kız. Yiğiterlerin gelini artık o.
Bu saatten sonra ekmek kavgası verecek değil ya, Allah Allah.
Verirse verirse 'şuşi' kavgası.
Ağızlara bak, ağızlara.
Daha evinizdekinden haberiniz yok. Uyuyormuş! Hani uyuyordu?
Çevirmediği dolap kaldı mı bunun?
Abi rahatla istersen.
Evleniyorum işte, daha ne istiyorsun?
(Ayşe iç ses) Allah'ım sana geliyorum. Ne olur dik tut beni.
Ne biçim konuşuyorsun lan sen abinle?
Bırak kızı, genç kız o. Mahremiyeti olur, şeyi olur.
Sen otur yengem. Ben sana bir çay koyayım, gel.
(Erkut) Hiç abi, Allah Allah! Otur kardeşim, gel.
Bir rahatla sen de azıcık. Bir rahat bırak kardeşimi.
Bak ben hiç karışıyor muyum ona? Kafama göre takılıyorum işte.
Kafasına göre gelsin, kafasına göre gitsin. İyi böyle yani!
Evet, iyi.
Ne kız bu ayağındaki? Ben sana uzun etek giyeceksin demedim mi?
Abiciğim bu kot pantolon...
...taşıyabilen bayanda bence çok güzel duran bir şey yani.
-Benim güzel kardeşime de çok yakışmış. -Maşallah.
Ayrıca kot çok rahat bir giysidir, çalışırken falan iyidir.
Ulan sen daha geçen gün tersini söylemiyor muydun oğlum!
Kim? Ben mi?
Ben hayatta öyle bir şey söylemem. Benim dünya görüşüme ters.
Aferin, gül sen gül. Marifetine gül.
Yazık!
Yani abiciğim, sinirlerim bozuldu, ben o yüzden şey ettim.
Gülüverdim bir anda, kaçtı yani.
Ulan sinir bozukluğundan gülünecekse, benim gülmem lazım.
Hepinizin ortasında sürekli kahkaha atmam lazım.
Ben niye gülmüyorum? Ben niye gülmüyorum?
Oğlum, sen bebekken de böyleydin.
Çok ciddiydin, kaşların hep böyle çatıktı.
Düğün fotoğraflarında bile bir tane güldüğü yok, hepsinde somurtuyor.
Ayrıca nişanlısı izin vermiş, bize laf söylemek düşer mi?
Hah!
Ulan, ne nişanlısı, nişan mı yaptık?
Yapacağız ya oğlum.
Söz, nişan bir arada olacak, sonra sezon finali.
İkinci 39'da da ben artık torun torba severim.
(Hep bir ağızdan) Âmin!
Şu evde delirmedim ya, daha da delirmem.
Bana bak, sen bir havalara girdin.
Yine de beni kendine bulaştırma.
O zibidiyi de buralarda görmeyeceğim.
Yemin ediyorum onu buralarda görürsem çatıya anten diye takarım onu.
Evlenene kadar laf söz istemiyorum.
Tamam abi, tamam.
Ben kahveye gidiyorum. Size afiyet olsun. İştah falan bırakmadınız adamda.
(Hep birden) Oh!
(Ayşe iç ses) Oh! Bunu da atlattık.
Boş ver sen onu yengem, ne takıyorsun kafana.
Ben seninkileri kızartmamıştım sıcak sıcak ye diye.
Şimdi hemen gideyim de onları yapayım.
(Ayşe iç ses) Kötülüğün nimetleri başladı bile.
Yenge! Yenge, şey yap ya benim pişileri.
Ne böyle kahverengi olsun ne de beyaz beyaz olsun. Böyle 'pembiş pembiş' yap.
Bakayım şuna. Tuzu iyi. İyi değilse bir daha yoğur diyecektim.
Şaka kız, şaka. Yap, yap.
Tamam gülüm, sen nasıl istiyorsan öyle yaparım ben.
Bak. Bak şimdi bunlar hep vitamin, bunlar hep enerji.
Bunları yiyeceksin ki süzülmeyeceksin, tamam mı?
Ne gülüyorsun kız?
Yani sefasını sürebileceğini bilseydim kötülüğün, daha önceden olurdum.
Kötü mü? Kötü diyor. Kız senin neren kötü?
Sen var ya sen, sen dünyanın en iyi kardeşin.
Allah! Gel kız. Oh be!
Bak, bunlar bitmeden masadan kalkmak yok, tamam mı?
Anneciğim, aman doymadan kalkmasın. Hadi bakayım, hadi görüşürüz.
Ulan, iki adım atıyorum yine özlüyorum. Allah herkese böyle kardeş versin.
Benim gülüm.
Hadi görüşürüz.
Oğlum, ödümü kopardın. Allah Allah!
Abim, bütün gece senden mesaj bekledim.
Uyumuşum Sabri'm, çok erken uyumuşum.
Uyanmışsın ama. Hiç demiyorsun akşama gelin Ayşe'yi bir daha isteyin.
-Değil mi? -Evet.
Zamanı gelince ben sana söyleyeceğim kardeşim.
Abi, bu zaman, ne zaman gelecek?
Ne zaman gelecek? Bugün mü gelecek, yarın mı gelecek?
Ben zamanı gelince söyleyeceğim dedim ya sana.
Abi, bak ben her türlü tamamım Ayşe'ye.
Günahıyla sevabıyla. Yeter ki gelsin desin. Gelsin desin, evlenelim desin.
Oğlum bak, evleneceğim diyorsun...
...evimin erkeği olacağım diyorsun. Ulan biraz olgun davran! Ciddi ol!
Az ciddi ol lan, ciddi!
Böyle önemli önemli meseleler ayakta konuşulur mu?
Oturalım abi, otur.
Tövbe ya Rabb'im!
-Bak Sabriciğim. -Evet.
En iyisi şöyle yapalım.
Biz bunun seninle öğle yemeğinde konuşalım.
Tamam abi. Nerede?
Uzak Doğu mutfağında.
Ellerimizde çubuklar, göz göze.
Nerede olacak lan, hıyar herif?
Mahallede kaç tane lokanta var?
Şurada kenarda buluşuruz.
Tamam abi.
Günaydın.
(Cihaz ikaz sesi)
Yuh! Düşündüğüm şey olmasın sakın.
Kerem Bey, kusura bakmayın--
Muhsin Bey'in emri, anladık.
Bir de bir emri sorgulayın. Değil mi?
Deyin ki "Muhsin Bey, o senin oğlun. Yapmayın böyle, kıymayın" deyin, değil mi?
Oğluma sorumluluklarını anlatmaya çalışıyorum, ne yapayım?
Neymiş benim sorumluluğum?
Hayatımı mahvedecek bile olsam, senin dediklerini yapmak mı baba?
Yani sevmediğim, istemediğim biriyle...
...hatta tanımadığım biriyle evlenmek mi baba? Bu mu benim sorumluluğum?
Hiçbir şey anlamamış. Sokmayın evladım bunu içeri.
Bu ne?
Ne oluyoruz?
Baba oğul değil de sanki iki düşman.
Baba, hakikaten bu kadar da olmaz.
Siz kendi aranızdaki kızgınlıklar yüzünden bizi de mahvediyorsunuz.
Muhsin.
Bak, sen her zaman demez miydin...
..."Babam beni hiç dinlemezdi, hep istediklerini yaptırırdı" diye.
Sen niye şimdi oğluna aynı şeyi yapıyorsun?
Yahu bir kere dinle, baştan anlatsın. Bir dinle.
Geçsin.
Volkan Bey, yine ne yaptı Kerem Bey, hangi kızın canını yaktı?
Bir sen eksiktin Şevket.
Allah'tan bacak boyum uzun da.
Genel müdür müyüz, çalışan mıyız belli değil.
(Kapı vuruluyor)
Yok yengem sen otur ben bakarım, sen otur gülüm.
Otur, otur.
Kız, neler olmuş öyle dün gece.
Ayşe, sandalye çek kızım.
Kız, herifi işe, çocukları okula nasıl gönderdim... Ay, öleceğim heyecandan.
Geçin, geçin. Neler oldu, neler.
(Nazmiye) Aa, bu kabak ne?
Abla, vallahi evde getirecek bir şey bulamadım. Elim boş gelmeyeyim dedim.
-Gelmesem de aklım kalacaktı. -Kız deli, geç. Yabancı mı burası?
(Nazmiye) Hoş geldin. Eline sağlık.
Maşallah, maşallah.
(Nazmiye) Hoş geldin ablacığım.
Fatma, sen nereden çıktın? İşe girmedin mi?
Kız, ben olayları öğrenmeden gider miyim bir yere?
Allah senin canını almasın, hangi ara ayarttın herifi?
Yani oldu işte.
Ayşe ablasının şansından geçsin yavruma.
Selma abla, ne yapıyorsun?
Onun da zengin bir kocası olur inşallah. Gel.
İnşallah.
Benim güzel kızım.
Canım benim, maşallah.
-Gel, gel. Hoş geldin. -Canım.
Geç içeri, geç içeri. Biz yoksa şey olamayacağız.
(Melahat) Buyur, geç. Hoş geldiniz.
Yenge, bize iki tane az şekerli Türk kahvesi yapsana. Odada içeriz.
Kahve senin köpeğin olsun yengem. Senin o yenge diyen ağzını yerim ben.
İki tane yapıyorum hemen.
Kız Ayşe, dur anlat, öyle git. Öleceğiz burada meraktan ayol.
Bırak bırak, gitsin. bizim gibi anlatabilir mi?
(Nazmiye) Doğru söylüyorsun annem. Hem kahvaltıdan çay kalmıştı...
...acımadıysa birer bardak içeriz hemen.
Hadi ısıt da getir, hadi.
(Nazmiye) Vallahi gel gel.
Şimdi eğer lafımı kesmeyeceksen, bağırıp çağırmayacaksan...
..ve böyle yalan söylüyormuşum gibi bakmayacaksan anlatıyorum.
Anlat, dinliyorum.
Anlat anneciğim. Annen arkanda.
Ne demek şimdi bu?
Doğru da olsa, yalan da olsa anlattıkları arkasında mı duracaksın?
Benim oğlum yalan söylemez Muhsin.
Söyler. Söyledim zamanında ama minik yalanlar. Tatlı, zararsız yalanlar.
Ama bu konuda yalan söylenmez.
Zaten benim de yalan söylemeye ihtiyacım yok.
Çünkü sonuna kadar haklıyım.
Zaten sen bana sürekli kızıyorsun.
Ama şu genel müdürlüğü bir versen...
...böyle haytalıklar da yapmam. O da ayrı bir konu tabii.
Neyse, ben başlıyorum.
Olağanüstü bir durum var galiba.
Hem de ne olay. Bana dedi Muhsin Bey, "Alma onu içeri." dedi.
"Evlatlık reddettim." dedi.
"Şevketciğim, sana güveniyorum." dedi.
"Seni tek geçerim." dedi.
"Evleneceksin." falan diyor Muhsin. Ha, ne oluyor? "Evlenmiyor musun?" diyor.
O zaman 'morto', ölüme dirime 'no' diyor.
-'Morto', demek! -Evet.
Kadının karnında, canlı olunca da tabii Muhsin Bey de--
Aa! Hamile miymiş?
Hem de ne hamile, ikiz diyorlar.
Kız, bir şey söyleyeceğim bak.
Şimdi bak, biz günün bu saati burada böyle yayılacağız, ...
...Nazmiye abla bize kahve getirecek...
...bir de üzerine bir şey istiyor musunuz diyecek.
Yani Fatmacığım, şimdiye kadar yaptıklarının diyetini ödüyor diyelim.
Hem ben ona az mı hizmet ettim, azıcık da o hizmet etsin.
Kahve yapıversin, ne olacak?
Kız, o değil de başka bir şey söyleyeceğim ben sana.
Sen hamile misin?
Oha, oha!
Ne bileyim ben, öyle kaçmalı falan olunca.
Kız, hem senin sevgilin Berk değil miydi?
Kafalarda bitmiş bir ilişkiydi.
Bitirmiştik biz.
Laflara bak.
Kafalarda bitmiş ilişkiymiş falan.
Kız, sen şimdiden girmişsin sosyeteye.
Bir şey diyeceğim Fatma, bana bu muhabbetten dünden beri fenalık geldi.
Başka şeyler mi konuşsak?
Kız, vallahi bu konu kapanacak gibi değil.
Daha bir sene bütün mahalle bu konuyu konuşacak.
Enişte de dipçik gibi ha!
Tövbe tövbe.
Yani âşık olmayıp ne yapacaksın?
Sen tabii o kulaklıkla gezerken duymadın olup biteni.
Duymamak bilinçli bir tercihtir.
Kerem Bey kız kaçırmış, buna ne diyeceksin?
Ne dedin? Kerem birini mi kaçırmış?
Maalesef.
Madem iyi biri olmaya niyet ettim dedim...
...o zaman geçmiş günahlarımı aklamakla başlayayım.
O yüzden, yani özür dilemek için...
..Ayşe'nin kapısına gitti. Sebebi o.
Ben sana arama demedim mi?
Dur, kapatma.
Zaten kapatsan da kurtulamazsın çünkü evinin önündeyim.
Eminim öyledir.
(Korna çalıyor)
Ne yapıyorsun?
Bir daha seni rahatsız edecek hiçbir şey yapmayacağım.
Hatta karşına bile çıkmayacağım ama lütfen sen de işe geri dön, olur mu?
Ama gerçekten işi bırakmamın sizinle bir alakası yok.
Yani tamamen ailevi bir mesele.
Diyorsun?
Ama ne oldu? Suçlu çıktım ve şimdi zorla evlendirilmeye çalışıyorum!
Kusura bakmayın ama hikâye bundan ibaret baba.
Annem canım benim.
Görüyor musun, hep iyi niyetinin kurbanı olmuş.
Neler gelmiş başına Muhsin.
Muhsin, sen niye öyle bakıyorsun? Bir şey söylesene.
Sen yani yaş aldıkça...
...iyice böyle taş kalpli bir şey oldun çıktın.
Diyorsun ki bu kız kaçtı.
(Köpek havlıyor)
Dükkâna gitti.
(Ayşe ağlıyor)
Sana rastladı.
(Müzik)
Bir de tuzak kurdu sana.
Özür dilerim.
Beni boş ver. Senin meselen daha önemli.
Sen de o tuzağa düştün, diyorsun.
Biz Kerem'le bir süredir görüşüyoruz.
Kiminle dedin?
Bizi ayıramazsınız...
...çünkü biz Kerem'le çoktan birbirimizin olduk.
-Doğru mu? -Doğru.
Sen de buna inanıyorsun.
Yani.
Oğlum söylüyor sonuçta.
Ulan ciğersiz evlat!
(Muhsin) Ulan namussuz!
Ayşe'nin yanlışlıkla ayağı bir taşa değse...
...o taştan nasıl özür dileyeceğini şaşırır be! Yalan mı Samet?
Doğru söylüyorsun baba, ben daha bir yalanını görmüş değilim sonuçta.
Ulan öyle iyi bir kız, böyle bir hinliği nasıl düşünür lan?
Nereden bileyim nasıl düşünür baba.
Eksiksiz, yalansız her şeyi anlattım. Kelimesi kelimesine doğru.
Niye bana inanmıyorsun?
Tamam canım, yalansa da doğruysa da...
Yalansa da doğruysa da anne...
...sen de mi bana inanmıyorsun? Vallahi doğru söylüyorum.
Annem bak, canım benim, kuzum benim.
Anneciğim sonuçta sen zorla yapmamışsın ki.
Yani kızın kendi rızası da varmış.
Neyse, tamam. Bir şeyler yaşandıktan sonra son orada kalsın istemişsin.
Çözüm ne evlilik, ne başka bir şey.
Yani çözüm artık bu konunun üstü kapanacak, bu iş burada hallolacak.
İnsan her flört ettiği insanla evlenmek zorunda değil ayrıca, değil mi?
Yok öyle bir şey, flört falan yok!
Gerçekten kafayı yiyeceğim. Vallahi başıma ağrılar giriyor.
Baba, neden bana inanmıyorsunuz? Gerçekten doğruyu söylüyorum.
Net bir şekilde söyledim her şeyi.
Ben de net konuşuyorum.
Öyle çıkıp, flört edip bırakamazsın.
(Muhsin) Herkesi bırakamazsın. Ben ne dedim sana lan?
Senin çapkınlık dediğine başkası sevda diyor dedim!
Bu kız sevda dedi, dün akşam dedi. O deli abisine rağmen dedi!
Ben de onlara söz verdim. Bu kız teliyle duvağıyla bizim evimize gelin gelecek!
Bu konu kapanmıştır!
Gelin diyor ayol.
(Müzik)
Abi, her şeyi boş verdim. Parayı, arabayı, işi gücü.
Ben niye kimseyi inandıramıyorum? Abi niye kimse bana inanmıyor?
Vay! 'Brom' benim.
Masumiyet abidesi gibi adamsın, yemin ediyorum.
Sen de mi lan?
Yani ben bu işin evveliyatını bildiğim için o yüzden senin tarafındayım tabii ki.
Ama senin de evveliyatını biliyorum.
Yani kadınlar tarafında senin bir... Sabıkalısın yani, haksız mıyım?
Sanki böyle bataklıktayım...
...çevremde de onlarca kişi var ama bir Allah'ın kulu yardım elini uzatmıyor.
Ben de böyle yavaş yavaş batıyorum. Oh!
Evet ya. Kızın biri bir şey söyledi, hayatın değişti.
Tamam işte, bu.
-Ne bu? -Yani olay bu.
Aferin lan.
Ne dedim ki?
İşte tamam, kız başlattı her şeyi, kız söyledi, değil mi?
Hani bana inanmıyorlar, madem kıza inanıyorlar...
...o zaman kız bir daha öne çıkacak ve konuşacak. Her şeyi anlatacak.
Ve ben de bu işten kurtulacağım.
İyi de ya kabul etmezse.
Paşa paşa edecek.
Kızacağız da aslında çaresizliğinden böyle bir şey yapmış.
Abilerinden korkuyor kız.
Ama olsun, ben babamı devreye sokarım, o abilerini ikna eder.
Ben de kızı ikna ederim.
Kıza da bir şey olmaz. İkimiz de bu işten kurtulmuş oluruz.
Tamam. Değil mi?
Bence güzel fikir.
Ondan sonra bizim bu damat, Ayşe'nin, Sabri'ye varacağını öğrenince...
Vallahi ben gözümle görmedim, yalan olmasın ama.
Pul pul egzama dökmüş diyorlar.
Daha o akşam geldi evin önüne dayandı.
Benim torun dedi de ben inanmadım.
"Acayip arabası olan, çakır gözlü, jön gibi yakışıklı bir abi geldi." dedi.
Ayşe ablayla konuşmuşlar. Ama arabada...
...upuzun, simsiyah, lüks mü lüks. Bakmaya, dokunmaya kıyamazsın.
Bu çocuklara göstermiş, baktırmış arabayı.
Allah'ım dedim, oğlum bak yalan söylüyorsan...
...o dilini koparırım senin dedim. Kız, gerçekmiş.
Böyle insan bir çocuk işte.
Bunlar ne konuşuyor?
Dedikodu yapıyorlar. Benim annem çok güzel yapar.
Şimdi o gün...
(Telefon çalıyor)
-Kimin çalıyor? -Bende yok.
Benim değil.
Açsanıza biriniz.
Benim de değil.
Kimin o zaman?
Halamın telefonu.
Burada bir tane var, bu çalıyor.
Ayşe'nin telefonu.
Ver bakayım anne.
(Nazmiye) Damat arıyor, damat.
Ayşe!
(Nazmiye) Ayşe!
Ayşe.
Ayıp değil mi, kızın özeli.
Aynısını ben de sana söylesem yengeciğim. Ayıp değil mi, benim özelim.
Sus kız, aileyiz biz.
Hadi telefonu aç da konuş.
Kız, hadi açsana. Hat düşecek şimdi, kaçıracağız. Kız, kapanacak.
Efendim.
Alo. Acil konuşup, şu dün gece yaşanan tatsız olayı düzeltmemiz lazım.
Ben de seni.
(Ayşe) Seni çok özledim hem de.
Ne diyorsun? Kerem ben, tanımadın mı?
Tamam aşkım, şimdi birazcık işim var.
Sonra konuşalım, olur mu?
Ne aşkımı, ne diyorsun sen?
Sen bayağı bayağı oyun oynuyorsun.
Ben de seni seviyorum.
Kapattı.
Ne dedi?
Abisiyle on yıllık evliyiz...
...bir kere aşkım, seni seviyorum dese vallahi sevinçten kendimi keserim.
(Ortadaki kadın) Ayol, biz 40 yıllık evliyiz sanki biz duyduk.
Maşallah. Şansın da kendin gibi güzel kızım.
(Hep bir ağızdan) Maşallah, maşallah!
Maşallah, maşallah.
Aşkım diyor, seni seviyorum diyor.
Bayağı bayağı oyun oynuyor abi. Delireceğim, kafayı yiyeceğim burada.
Bu iş öyle kız korkudan o lafı söyledi falan durumunu çoktan geçti kanka.
Bu kız var ya sana tezgâh kuruyor. Bu kız şeytan oğlum.
-Şeytan! -Evet.
Bu kız var ya... Bu kız seninle evlenecek kardeşim.
Ama o şeytansa ben de cehennemin ta kendisiyim.
-Nereye? -Evine gidiyorum. Bak, göreceksin.
(Hareketli müzik)
Bir, iki, üç.
Kerem Yiğiter mi?
Evet. Oyum.
Sosyal deney falan mı yapıyorsunuz? Nedir bu, gözlem mi?
Evet. Onun gibi bir şey. Hayatta kalmaya çalışıyorum.
Sizsiniz. Bir fotoğraf çekebilir miyim?
Yani... Neyse, artık çok geç.
(Erkek) Aa! Kerem Yiğiter.
(Erkek 1) Vallahi o.
Allah'ım ben iflah olmam, gerçekten. Bu durumda bile sözü mü tutamıyorum.
Gülümseyin Kerem Bey. Tamam, sen çek herkese sen atarsın.
(Hareketli müzik)
Şimdi Ceydacığıma da bir açıklama yapmam gerekecek.
Ne alakası var canım, ona ne.
Sen karışma Muhsin. Lütfen.
Bak, fazla beklemem, basar giderim ona göre.
Tamam, beş dakika.
Bekliyorum.
Ceydacığım, seninle bir beş dakika konuşalım mı?
Bana anlatmak istediğiniz ya da düzelteyim...
...anlatmak zorunda olduğunuz bir şey mi var yoksa?
Aa!
Ama böyle senin gibi hoş, güzel bir bayana...
...hiç böyle tonlamalar yakışıyor mu? Hadi gel içeride konuşalım.
Peki, size yakıştı mı?
Kerem'i başkasıyla evlendirmeye yeltenmek.
Aa!
Gel, geç şöyle, geç.
Demek senin kulağına kadar geldi yani bu çirkin komplonun haberi.
Hiç komploya benzemiyor.
Anlattıklarına göre Kerem her şeyden vazgeçmiş bir kadın için.
Ayol, diyen halt etmiş.
Kerem o kızla evlenmemek için bütün malını mülkünü...
...kartları falan her şeyi bıraktı. Babayı bile terk ediyordu yani.
Hayır yani kız Muhsin'e demiş yok efendim işte Kerem benimle ilgilendi de...
...sonra da işte beni bıraktı da falan filan.
İşte bizim Muhsin'in de Yeşilçam kafası ne olacak işte.
Ama sen merak etme. Çünkü ben o meseleyi halledeceğim.
İyi edersiniz.
Tabii hayatım yani, ben halledeceğim onu.
Ben oğlum için neyin iyi olacağını bilmez miyim?
Kız kim peki? Mankenlerden mi, entel burjuvalardan mı?
Ee...
Şey kız...
Yemekte konuşuruz demiştin abi, bir saat oldu konuşmuyoruz.
Oğlum, ağzım dolu. Nasıl konuşacağım?
Kaç gibi boşalır abi, ben bir turlayıp geleyim.
Allah Allah! Ne trip yapıyorsun lan? Yemek yiyoruz burada. Bekle.
Dinle.
Bu Gülistan teyze var ya yaşlı, tanıyor musun onu?
Onun bir de oğlu var hani Almancı.
O da mı Ayşe'ye âşıkmış.
Lan oğlum, bir dur. Ne Ayşe'si, bir dur.
Bak şimdi, bu Almanya'ya ta ilk gittiği zamanlarda...
...orada bir kadınla evleniyor.
Sonra bir de kızları oluyor. Adını Sevim koyuyorlar.
Oğlum, bir gör kızı...
...yemin ederim fıstık gibi. Maşallah yani.
Hani böyle gelenek göreneklerimizden de bihaber değil.
Abim, şimdi kısmetinde varsa hayırlısı olsun tabii de.
Biz Ayşe'yle önce evleniriz dedik. Yani hak geçmesin, bizi bekleyin.
Ulan oğlum, kendim için değil.
Senin için söylüyorum oğlum. Hadi yine iyisin köftehor seni.
Test mi abi bu?
Test mi abi bunlar?
Abi, ben Ayşe'den başkasını değil kadın...
...insan gibi görmüyorum. Sen bana ne anlatıyorsun.
Bak Sabriciğim, şimdi diyelim...
...önüne böyle bir tabak haşlama et geldi.
Bir tabak da kuru fasulye. Hangisini yersin?
Haşlamayı abi.
Ben de.
İşte Sabriciğim, sen de Ayşe'nin gözünde o kuru fasulyesin artık.
Onlara mı verdiniz abi kızı?
Öyle oldu Sabri'm. Ne yapalım?
Hadi kesene bereket. Afiyet olsun.
Hadi millet, afiyet olsun. Hayırlı işler.
(Erkut) Görüşürüz kardeşim.
(Erkek) Abi, duydun mu Özkayalıların olayını?
(Erkek 1) Yoo, duymadım.
Selamünaleyküm.
(Erkek) Rıza'nın bacısını kaldırmışlar.
(Erkek) Şimdi abi kardeş erkeğim diye gezerler mahallede.
(Erkek) Kolum kadar kıza daha sahip çıkamadılar yani.
Kaçın, kaçın! Rıza yine cinnet geçirdi.
(Erkek) Abi, yavaş. Canımı acıtıyorsun.
(Rıza) Sen daha dur.
(Gerilim müziği)
Ayşe, bu evden gelinliğiyle...
...teliyle duvağıyla çıkacak! Anlaşıldı mı?
Eğer bir kişi daha Ayşe hakkında bir laf etmeye kalksın...
...ona bu ellerimle kefen diker, diri diri toprağa gömerim lan!
Bu Kerem meseleleriyle ilgili...
...sağda solda, orada burada konuştuğunuzu duymayacağım. Anlaşıldı mı?
Yok efendim Kerem Bey evlenecekmiş de...
...yok efendim ona kız bakacaklarmış da falan olmayacak böyle şeyler.
-Anlaşıldı mı? -Tamam Yelda Hanım.
Açıkçası babam bu konuda bayağı kararlı görünüyordu.
Şimdilik. Çünkü biliyorsun...
...bu evde benim sözüm geçer.
Eğer basında, orada burada bir haber duyacak olursam sizden bilirim.
İşin içinden siz çıkacak olursanız da kendinizi kapının önünde bulursunuz.
Tamam efendim.
(Telefona bildirim geldi)
(Hülya) Aa, şuna bak!
Aa!
Neymiş o?
Kerem, güzel oğlum benim.
Bak görüyor musun? Bir kişi de yer vermez mi ama?
(Kapı vuruluyor)
Hayır, hayır.
Git buradan, git.
Hayır, gitmiyorum. Zaten bin çileyle geldim buraya. Konuşmamız lazım.
Aman da aman! Damat Bey gelmiş.
-Hoş geldin. -Hoş bulduk.
Acil bir şey konulmamız lazım bizim de.
Yenge, abim ne dedi? Abim, olmaz dedi. Giremezsin.
Kız, saçmalama. Benden laf çıkar mı, aşk olsun.
Geçin, anam da namaza yeni durdu.
(Dua okuyor)
Müdahale edildi, olmaz. Kerem de zaten gidiyordu. Değil mi Kerem, gidiyordun?
-Sen kimsin, adın ne senin? -Buse.
Buse. Memnun oldum. Ben de Kerem.
(Nazmiye) Geç kız amcanın odasına, laf mı dinliyorsun sen?
Geçin, geçin.
Anam Kunut Dualarına yeni başladı, geçin.
Terliğim bile var.
O zaman buyur Keremciğim, odam.
Allah kabul etsin.
(Müzik)
Ne bu, ne yapıyorsun?
Alıcıların ayarlarıyla oynuyorum.
Ayşe'ye bak sen, müziği de açmış. İşini biliyor vallahi.
İnşallah fazla ileri gitmezler.
(Hareketli müzik)
(Müzik)
-Önce bir sakin ol. -Sakin olamam.
Bir sakin ol, beni bir dinle.
Ben böyle olsun istemezdim gerçekten.
Bırak şimdi bu istemezdim ayaklarını falan.
Telefonda gayet canım cicim, aşkım, sevgilim diyordun.
Sen bana açık konuş. Senin derdin para mı? Ne istiyorsun?
Ne diyorsun sen be? Asla öyle bir şey değil.
O an öyle söylemem gerekiyordu, öyle gerektiği için öyle oldu.
Tamam, şimdi de böyle olacak.
Ben sana ne diyorsam gideceksin aynılarını babama tekrarlayacaksın.
Daha doğrusu gerçeği anlatacaksın, gerçeği. Anlaştık mı?
(Ayşe iç ses) Keşke yapabilsem.
Böyle bir şey imkânsız, yapamam.
Aa! İftira atman normal bu mu imkânsız?
Şöyle olacak şimdi biz iki yıl evli kalacağız ve sen dişini sıkacaksın,
O sırada ben okula gideceğim, işe başlayacağım, para kazanacağım...
...kendi ayaklarımın üstünde duracağım ve abimin baskısından kurtulacağım.
Tam olarak böyle olacak.
Volkan haklıymış. Sen gerçekten şeytanın kendisisin.
Planlara bak! Sen planını yapmışsın, kendini kurtarmışsın ne güzel.
Ya bana ne olacak?
Benim günahım ne?
(Ayşe iç ses) Haksız değil çocuk şimdi.
(Ayşe iç ses) Allah'ım ne kadar zor bir şeymiş kötü olmak.
(Ayşe iç ses) Ama pes etmek yok, kararlı dur.
Sen de bir sürü kızın kalbini kırmışsın canım.
İnsanların gururlarıyla, onların duygularıyla oynamışsın.
Sen de bunca yıldır gönlünü kırdığın kızlara...
...gönül borcunu ödüyor gibi düşün kendini.
Bir şekilde günah çıkardığını düşün yani.
Yapma ya!
Asla öyle bir şey olmayacak!
Asla seninle evlenmeyeceğim. Git kendine başka koca falan bul!
Benimle evleneceksin.
(Hareketli müzik)
Bu ne müzik sesi bu saatte?
Ayşe dinliyor. Gençler öyle seviyor ya.
-Bir şey oluyor kapının önünde. -Ne bileyim ne oluyor.
Sen o kadar çok gerginsin, o kadar çok bağırıyorsun ki hiçbir şey anlamıyorum.
Bir sakin olsan, tane tane konuşsak, anlaşsak.
Sen hayırdır bugün, bu saatte?
Berberde dangalağın teki saçma sapan konuştu, onu dövdüm.
Sinirim de tam geçmedi, şimdi kahveye gitsem millete saracağım.
-Eve geleyim biraz sakinleyim dedim. -Yok, komşular gelecek.
-Yapma ya. -Evet.
Bir parka falan, Dereboyu’na gitsen iyice açılırsın daha iyi olur.
-Öyle mi yapayım? -Evet.
Ne oldu, gitti mi bizim damat?
-Ne damadı? -Şey... Adı aklıma gelmiyor şimdi.
Yabancı Damat vardı ya, oradaki çocuğu çok seviyordu ya annen.
Yok ya, bizim damat. İşte Muhsin'in oğlan.
Ben tam namaza durduğumda geldi ya, odaya kapandılar Ayşe'yle.
Bana bak, sen söylemezsen gider ben söylerim her şeyi.
Önce annene sonra yengene hatta bütün mahalleye yayarım iftiranı.
-Olmaz öyle bir şey olmayacak. -Çekil önümden.
-Söyleyemezsin! -Dur ya, bir dur!
Ne oluyor lan burada!
Ne oluyor lan burada!
Ne yapıyorsun oğlum sen!
Sen nasıl sarılırsın lan benim kardeşime!
Sarılma falan yok. Yok öyle bir şey.
-Yok öyle bir şey. -Abiciğim bir dur, bir dinle.
Göründüğü gibi değil. Bir şey yapmıyorduk, biz sadece konuşuyorduk.
-Hiçbir şey yapmıyorduk ki. -Anlatır mısın lütfen Ayşe!
Gördüğüme mi inanayım, sana mı inanayım!
Oğlum ben adam eve gelmeyecek diyorum, odanda buluyorum.
Adam değil miyim lan ben!
Alsanıza küllüğü elinden, bir kaza çıkacak şimdi.
Abiciğim bir sakin ol.
Bırak, bir dur.
Yalvarırım Rıza, ne olur.
Sevenleri ayırma. Hem biz gençken sen bana gizlice geldiğinde--
-Aa! Siz buluşuyor muydunuz? -Anne bizi bırak!
-Son duanı et oğlum. -Tamam şöyle oldu. Ben geldim, çünkü...
...istemeyi ne zaman halledelim...
...onu konuşmak için tarih belirleyelim artık dedim ben.
Artık uzatmayalım bunun bir tarihini koyalım, adını koyalım diye ben geldim.
Gördün mü evladım? İşte bak, ne kadar iyi niyetli bu çocuk. Niyeti iyi yani.
Sen bir sakin ol. O da benim bir oğlum sayılır.
Hadi sakinleş değil mi evladım? Hadi kuzum.
Bırak!
-Çıkar lan! -Neyi?
Çıkar telefonu, çıkar.
-Ne yapayım telefonu? -Babanı ara.
(Müzik)
Kerem nerede ve nasıl görmek ister misin Muhsin?
Kahve keyfimin içine edeceksen Yelda, hiçbir şey gösterme.
Bak, evladımız minibüs köşelerinde.
Hâline şükretsin.
Ben onun yaşındayken at arabası yoluna varmak için üç kilometre yol yürürdüm.
-Hem de karda, kışta. -Hayır yani...
...ailemiz ne olacak Muhsin?
Hani aynı dili konuştuğumuz...
...aynı kültürden olduğumuz insanlarla bir arada olsak fena mı olur?
Mutlu olmaz mıyız yani?
Ayşe'nin ailesi de Türkçe konuşuyor.
Bırak Allah aşkına Muhsin. Sen benim ne demek istediğimi gayet iyi anladın.
Muhsin...
...bak vallahi Kerem değişiyor. Muhsin sen de gördün, değişiyor.
Eğer bir daha böyle bir şey yapacak olursa...
...sana söz veriyorum ben göndereceğim onu bu evden.
Yelda ben bu konuda son sözümü söyledim, tamam.
Al.
Sen çocuğuna o kadar laf söyle, bak....
...yavrum, evladım seni arıyor. Görüyor musun?
Sen el âlemin kızlarını tepene çıkar kendi çocuğunu ez. Hadi bağır şimdi.
Hadi!
-Alo. Efendim Kerem. -Muhsin amca, Rıza ben.
Rıza?
Buyur oğlum.
Muhsin amca sözde oğlun nikâh tarihini konuşmaya bize gelmiş doğru mu?
Eğer haberin yoksa bil ki...
...ben bunları Ayşe'nin odasında bastım abi.
Yoo, doğrudur.
Gerçi yanlış yapmışlar. Ben gidip konuşacağım dedim onlara ama...
Ben zaten yarın kahveye geleceğim. Bütün bunları konuşuruz.
-Sen şimdi sakin ol. -İyi.
Öyle olsun.
Yalnız böyle nişan olmadan bizim eve gelip gitmeler bize uymaz abi.
Sen münasip bir dille anlatıver delikanlıya.
Tabii, sen merak etme.
Sen onu bana versene bir.
Baban.
-Efendim baba. -(Muhsin ses) Kerem...
...hemen eve gelmen gerekiyor, konuşacağız.
Peki.
Babam eve çağırdı, ben hemen gideyim.
Ben de geçireyim o zaman.
Abi ayıp olmasın diye yoksa gider miyim.
(Hareketli müzik)
(Müzik)
-Bir haber var mı? -Sarhoş musun sen?
-Biz çok büyük bir hata yaptık. -Dün öyle demiyordun ama.
Biz diyorum zaten. Seni suçlamıyorum.
Ayşe kendine bir şey yaptıysa kendimi asla affetmem.
Ne gülüyorsun be!
Senin salaklığına gülüyorum.
-Canım sıkkın, yapma. -Canın sıkkınsa kapı orada.
En sevmediğim adam ağlak adamdır, hadi.
Hadi!
Çok konuşuyorsun.
Bu arada Ayşe için endişelenme o harika bir işe imza atmış.
Ne diyorsun sen?
Kerem Yiğiter'le birliktelermiş.
(Müzik)
Sağ ol.
Afiyet olsun.
Gel kardeşim, gel.
Ben istemiyorum, sağ olun.
Takısıydı çeyiziydi her şey eksiksiz alınsın.
Söz, nişan aynı gün olur.
Evdeki kimse mi hayırdan anlamaz!
Onun içinde hangi alışveriş gerekiyorsa hepsi eksiksiz alınsın.
İnsanlar çok önem verir böyle şeylere.
Çeyizi ben halledelim babacığım, siz hiç merak etmeyin.
Ben hiçbir şey yapamam. Böyle duruyorum.
Hâl yok bende.
Sen yapma zaten. Gelinim sağ olsun bir sözümü ikiletmedi.
Tamam.
Bundan sonra söylersin gelinine...
...sana hizmet eder.
Ederim tabii. Ben babama hizmet etmekten asla gocunmam.
Bak böyle güzel yanları da var. Bir olunuyor, birlik olunuyor.
Ne o Kerem hiç konuşmuyorsun?
Ben konuşunca her şey daha kötü oluyor da.
-Konuşmamayı tercih ediyorum baba. -Güvenliğe söyledim arabanı getirdiler.
Hesaplarını da açtırdım. Şirketteki görevlerin eskisi gibi olacak.
Alıyoruz yani kızı?
Ayy Kerem vallahi bak...
...şu dişin var ya şunu. İki gün sıkamadın.
Ben konuşacaktım babanla.
Ben hallediyordum meseleyi.
Kız geliyor, vallahi geliyor.
Ayy geliyor!
Vallahi sağlam kızmış, sağlam kızmış.
Hadi sen iç şundan iç.
(Müzik)
Ama sen bana böyle küsersen ben uyuyamam ki.
Onu beni kandırmadan önce düşünecektin.
Fena mı oldu sanki?
Efendi efendi geldi oğlan. Uzatmayalım artık bu işi dedi.
Ben de dedim ki abinle görüşüp halledin.
Ne abisi lan! Nikâh kıyılana kadar belalısıyım ben onun.
Sonra ne olacak?
Sen böyle damadın başına bela ol o da kaçsın.
Biz nasıl büyük bir aile olacağız Rıza?
Sen onları bir masana oturt. Nedir ne değildir bir tanı.
Bakarsın, seversin.
Hem Ayşelere komşu oluruz, fena mı olur.
Aklının ermediği işlere karışma sen.
Hadi.
Nazmiye ışığı kapatacak mısın?
(Müzik...)
(...)
Benim hanımla gelin mekânıydı, çeyiziydi her şeyi halledecekler.
Sen de Ayşe'yi ara. Annen, hanımın yarın sabah bizimkileri arasınlar...
...birlikte buluşup ne gerekiyorsa yapsınlar.
-Kızın gönlü hiçbir şeyde kalmasın. -İki gün sonra da söz, nişan.
Hepsini bir arada hallederiz diyorsun.
Tabii. Mahalledeki sözü, dedikoduyu engellemiş oluruz.
Senin de kafan rahatlar biraz.
Şu düğünün arasını uzatmayalım da benim kafam esas o zaman rahatlayacak amca.
Yok, nişan günü onu da kararlaştırırız, belirleriz. Hiç merak etme.
Eyvallah.
Ee düşünme artık. Gülümse biraz, rahatla.
Şöyle işte.
Her şey yoluna girecek, merak etme sen.
-İnşallah. -Hadi bana müsaade.
Hey gidi koca Kenan. Allah rahmet eylesin.
Ne kadar çok benziyorsun rahmetliye.
Hadi hoşça kalın.
-Muhsin amca. -Efendim?
Yaa...
...bir şey geldi aklıma.
Biz şimdi senin bu oğlanla hep ters zamanlarda karşılaştık.
Böyle bu akşam Erkut, o, ben ona bir yemek ısmarlayalım.
Müsaitse oturalım, birbirimizi tanıyalım diyorum.
Aferin bak, ne güzel düşünmüşsün.
Ben söylerim, arar seni o. Hadi hoşça kal.
(Müzik)
Hemen pes etmesek mi?
Yok abi, kız kafaya takmış geri adım atmıyor.
Ben de kurtulmak için ne yaparsam...
...misliyle batıyorum o yüzden oluruna bıraktım.
Öyle de...
...üç, dört çocuğa çocuğa karışıyormuşsun.
Ne diyorsun oğlum? Ağzını hayrı aç. Ne biçim konuşuyorsun!
Benim bu aşamada düğün gününü ertelemekten başka çarem yok.
Ne kadar ertelersem o kadar iyi.
Bir de şu görüntü aklımdan hiç çıkmıyor.
Benimde.
Bu seferki süper oğlum. Biraz ilgilensek mi?
Onu demiyorum. Ayşe'nin manyak abisi odaya daldı ya.
(Kerem) Parçalayacaktı herif beni.
Bir yandan da düşününce...
...kızcağıza hayatı boyunca hiç nefes aldırmamıştır bunlar.
-Yapmışlardır. Herif harbi manyak. -Kerem sen hayırdır kardeşim?
Söyle, bilelim yani.
Bu iş vicdan işi mi yoksa gönül işi mi?
Saçmalama. Kızın çaresizliğinden bahsediyorum.
-Beni bile demiyordu herif. -Uff tamam!
Şu sıkıcı konulardan çıkıp biraz ortam genelinde falan mı takılsak kardeşim?
Şu siyahi çok tatlı değil mi? Hadi oğlum, hadi.
(Telefon çalıyor)
Efendim baba.
Rıza aradı, seni yemeğe davet ediyor.
Baba ne gerek vardı öyle bir şeye?
Oğlum yaşanan tatsızlıklardan sonra ortamı yumuşatmak istiyor çocuk.
(Muhsin ses) Ayıp olur şimdi. Planı, programını yap ara hemen.
Tamam baba, tamam.
'I'm sorry. I'm coming'.
Oğlum hadi sen geliyorsun diye arkamdan atladım kızların ortamına direkt.
Hadisene...
...de sen yine 'bad' moddasın.
Babam, Ayşe'nin manyak abileriyle yemek yiyecekmişim.
Yuh!
Evet, işte ortamı yumuşatmak istiyorlarmış.
Vay be!
Son kalede düştü demek.
-Nasıl yani? -Abi şey...
...bütün bunlar o manyak abi yüzünden olmuyor mu?
Bu kız da abisinden korkusundan seninle evlenmek istemiyor mu kardeşim?
Tamam işte sen gideceksin yemeğe, kendini sevdireceksin. Ne olacak?
Bütün taşlar yerine oturacak, evlilik de kaçınılmaz olacak.
Bana bak doğru diyorsun.
Bu herif beni sevmese...
...benden nefret etse bundan damat falan olmaz dese...
...bu evlilik işi yatar, ben sana söyleyeyim.
Hani sen başka bir hamle yapmayacaktın bu konuyla ilgili?
Tamam da herif beni sevmiyor zaten. Daha da sevmemesini sağlayacağım.
Bu durumdan daha kötü çıkacak hâlim yok.
-Denemeye değer diyorsun. -Yani.
Peki bu adam senden daha fazla nasıl nefret edebilir?
Ya da ne tür insanları sevmez?
Şöyle duracaksın. Yüzünün güzelliğini ortaya çıkaracaksın, seksi duracaksın.
Sana güveniyorum. Yaparsın sarı şeker, hadi.
Ayy, daraldım.
Kız seksi bak.
(Müzik)
Dökme, dökme.
Vallahi Rıza öyle söyledi. Yapacak bir şey yok.
Sandıkta ne var ne yok çıkartalım, bakalım.
Doğru söylüyorsun gelin.
Boşuna masraf çıkmasın.
-Eksikleri de yarın çarşıdan alırız. -Anneciğim ne gerek var.
Ben istemiyorum bir şey. Hiç kimse almasın bana.
Olmaz evladım, âdettendir.
Biz don, fanila, terlik alacağız. Onlar da sana alacak.
O çarşıdaki dükkânlara götürürüz. Bunlar zengin insanlar öyle pazar falan olmaz.
-Para var mı? Rezil olmayalım. -Dur sen, dur.
Aa!
Hani en sonuncuyu Rıza hapisteyken bozdurmuştun. Bu ne?
Altınlar söz konusu olunca gün gün her şeyi hatırlıyorsun, maşallah.
Yenge var ya az değilsin.
İki gün aç yattık gideyim bir altınları bozdurayım da un, yağ alayım demedin.
Aşk olsun size de yaranılmıyor. Ne var yani fena mı etmişim?
Bak şimdi zor zamanlar için sakladım. El âleme yüzünüz düşmeyecek işte.
İyi, tamam hadi.
(Müzik)
Ne güldün be, yeter ya!
Ama kardeşim sen kendini bir görsen, nasıl gülersin biliyor musun?
Seni gördüğüm için görmüş kadar oldum. Gülmen gittiyse girelim artık.
Yalnız şu kıyafetinin hakkını ver. Bu ne böyle?
Tamam. Daha böyle...
...en fazla bu kadar. O kadar da abartmayalım.
Kâmil abi, sen bize böbrek de mi ayırsaydın abi.
Eyvallah abi.
Yeter oğlum. Böbreğinden, dalağına koca hayvanı ayırttın lan.
Abi çocuklar mahcup olmayalım, boş ver.
Şurada oturanlar.
Bu ne lan? Sırtı bize dönük olan büyük abi. Arıza o.
Onu gözetmemiz lazım.
Tamam.
Abi şimdi bak bu yeni dönem erkek modası böyle...
...enteresan ayakkabılar, garip pantolonlar, fularlar falan takıyorlar.
Var ya benim de öyle giyinesim geliyor abi bazen.
-Hoş geldiniz. -Bizim yerimiz belli teşekkürler.
Tamam mı? Ona doğru oynayacağız.
Ne saçmalıyorsun oğlum.
Çocuk en güzel kıyafetini giymiş gelmiş sana saygıdan. Sakın ters yapma.
-Hoş geldiniz. -İyi akşamlar.
Merhaba.
Ee... Hayırlısı olsun mu denir, ne denir?
Tabii, hayırlısı olsun denir. Abi...
Hayırlısı olsun denir mi? Ne saçmalıyorsun!
Buraya neden geldiğimizi unuttun mu?
Hadi gel, gidelim o zaman.
Ne lan bu Şam şeytanı gibi.
Abi moda ya, moda.
Ne kadar güzel. Ayakta kaldınız, böyle gelsenize.
Geçin, oturun.
(Kerem) Ne kadar da kültürlü bir yer. Çok şıksınız.
(Kerem) Ayakkabılar falan harika.
Aa... Şey...
Ben bunu yapmam lazım da hiç kusura bakmayın.
Evet.
Hijyen çok mühim bir şeydir.
Volkan benim yakın arkadaşım.
Öncelikle davetiniz için teşekkür ederiz.
Ne yapalım? Ne desek?
Çekinmeyin. Ne istiyorsanız söyleyin, her şey mevcut.
Biz aslında kırmızı et yemiyoruz.
Niye ki?
Hakikaten niye? Mis gibi et.
Haa! Şey yani ithal değil buradaki et.
Tazedir. Mis gibi, öz Trakya kuzusu.
Kâmil abim kendi yapıyor. Değil mi abim?
Yani.
Öyledir mutlaka, öyledir de. Sağlıkla alakalı, ben iki senedir böyleyim.
Yakın arkadaşım Volkan, doğuştan vegan.
-Neymiş? -Vegan abi yani...
Vegan şeye denir. Nanemolla insanlara. Hiçbir şeyi beğenmeyen, mızmız.
Yemek ayıran, yemek seçen insanlara denir. Yanlış mıyım?
Bayağı yanlışsınız. Şimdi ben kısaca şöyle izah edeyim size.
Hayvanları... Daha doğrusu canlıları yemeyenler...
...onların hiçbir ürününü yemeyenler...
...veganlar oluyor.
-Aynı şey hemen hemen. -Pek değil.
Bunun tedavisi yok muymuş oğlum? Hep böyle mi gidecek yani?
Senin anan baban seni çocukken doktora götürmediler mi?
Yoo, bu öyle bir şey değil. Bu sağlıkla alakalı.
İnsanlar sağlık için yapıyor, isteyerek yapıyorlar.
Çok istiyorum.
Mesela bu aslında insanlık için, doğamız için çok gerekli bir şey.
Bunu bir nevi eylem olarak görebiliriz aslında.
Ne diyor oğlum bu eylem falan? Ne ayak ulan bunlar!
Abiciğim ne ayak olacaklar Allah aşkına.
Yani arkadaşlar aşırı sevimli...
...aşırı zengin iki insan.
Benim çok kanım kaynadı size. Vallahi görür görmez kanım kaynadı.
-O fularlara da bayıldım. -Değil mi?
Vallahi benim de takasım geldi. Gidince anneme söyleyeceğim.
Varsa takayım ben de.
Ne yapalım, ne yesek ki?
Siz de bir şey yemiyorsunuz.
Ee... Kâmil abi!
Volkan arkadaşa şey yapalım. Soğan...
...biber, domates falan kızart. Yersin değil mi?
-Ne yapalım? -Onu kızartalım.
Kerem kardeşim de kırmızı et yemiyor, ona beyaz et ne yapabiliriz abi?
Sabah kendi ellerimle yoldum. Pamuk gibi.
-Şişe dizeyim de ye. -Tavuk yer misin?
Organikse.
Kirliyse değiştirsinler birader, sabahtan beri kırkladın çatalı bıçağı.
Benim huyum böyle, kusura bakmayın. Ben yerken bile arada bir silerim.
Sonuçta porselen değil.
Yani evet, ben bu hareketi son derece destekliyorum.
Çünkü hijyen denilen şey, son derece önemli bir şey bence.
O yüzden kimse kimsenin nasıl yemek yiyeceğini...
Zevkler ve renkler tartışılmaz yani öyle değil mi?
Evet.
Oğlum biz bu kılığa kız mı vereceğiz şimdi?
Abi çocuk burada öyle konuşma, ayıptır ya.
Hissediyorum, acayip uyuz oldu şu an bize.
Kardeşim çok iyi gidiyorsun ama abartmasak mı acaba?
Herif yiyecekmiş gibi bakıyor.
Bence biraz daha abartalım biz hatta.
Değil mi çok güzel bir yer. Böyle kültür kokuyor.
Ama havalandırma basıyor mu?
Sizde de var mı şu an? Böyle bir ağırlık var.
-Bir şey var. -Evet, biz de onu konuştuk.
Bir havasız.
Bak bunları Rıza'ya almıştım.
Kenarları sıkıyor, pişik yapacak diye bir kere bile giymedi.
Kerem'e olmaz mı?
-Yok artık yenge. Saçmalama. -Nesi var, mis gibi don.
Olur, kızım. Niye olmasın?
Sen bunları Pazarcı Doncu Kâmil'den aldın değil mi?
Evet.
Onun malları çok iyidir yavrum, yüzümüzü yere düşürmez. Sen merak etme.
Yok annem, ondan demedim. Donuna varana kadar da...
...yapmayacağız herhâlde diye.
Ama bu söz bohçası. Yapmazsak söz olur.
Kerem'e olmaz diyorsan abisine koyalım. Onlara da bir şey vermek lazım.
Tamam, nasıl istiyorsanız öyle yapın.
Kerem'e şey alırız. Paçalılardan.
Hani sosyete işi neydi onun adı? Boksör müydü?
-Boksör değil anne, 'boxer'. -He, 'boxer'.
Aferin benim bilmiş kızım. Ona da ondan alırız.
Bunu da Samet'in karısına veririz.
Birkaç kez giydim ama vallahi mis gibi, tertemiz. Hiç anlaşılmıyor.
(Telefon çalıyor)
Kim o kız? Açsana.
Allah yenge! Önemli biri değil.
(Telefon çalıyor)
Kız Kerem mi? Abin bir şey mi yapmış yoksa?
Yenge, Kerem değil. Konuşmak istemediğim biri.
(Telefon çalıyor)
Sen nereye gelin?
Anne, kız Kerem değil dedi. Merak etmiyor musun?
Etmiyorum.
Otur, havlulara bakalım. Yetmezse gene alacağız.
İyi.
-Sen beni hangi yüzle arıyorsun? -Ayşe konuşmamız lazım.
Benim seninle konuşacak hiçbir şeyim yok.
Var! Ben seni seviyorum Ayşe.
Berk, sen benim için bittin.
O adamı buldun diye böyle yapıyorsun değil mi sen?
Sen ne diyorsun be! Defol git! Terbiyesiz!
Ayşe bak kapatma, gelirim oraya!
(Müzik)
Abi vegan nereden çıktı? Sen niye olmuyorsun da ben oluyorum?
Şu işi bir başarıyla halledelim, ben seni en kral etçiye götüreceğim zaten.
Tamam, sen merak etme.
Yakın arkadaşım Volkan, sosyal ortamlarda biraz geriliyor böyle.
Çok geriliyorum.
Dik otur Volkan, skolyozun nüksedecek.
Ben sizden rica etsem Kâmil Bey'i bir çağırabilir misiniz?
Kâmil Bey mi? Kâmil Bey!
Kâmil Bey! Buraya bakar mısınız efendim?
Kerem Bey sizinle bir şey konuşmak istiyor.
Kâmil Bey, merhaba öncelikle elinize sağlık. Ancak...
...bunun içi...
...tatlı bir çiğlik var. O yüzden bunu bir daha pişirebilir misiniz?
-Biraz daha pişirirsem yanar bu. -Ama Kâmil abi...
...belli ki çocuk çok pişmiş seviyor. Hani sen de pişirmemişsin.
Ateşin üstünden bir geçirmişsin. Bunun içinde...
...böyle tatlı bir şey var. -Tatlı bir çiğlik.
Tatlı bir çiğlik. Benim de ağzıma geldi, söylemeyeyim dedim.
Lütfen bir daha yani.
(Erkut) Hiç sıkıntı yapma, şimdi çözer o.
Ulan kıl lan bu! Bak kıl!
Artık biz beraber maça falan da gideriz.
Maç...
-Futbol. -Evet.
Hiç sevmeyiz.
Biz hiç futbol sevmiyoruz.
Oğlum bunlar şey olmasın?
Çok iyi oldu bu.
Abi ne diyorsun? Çocuklar masada.
Hah... Geldi.
Aa...
Ben o kadar da aç değilmişim aslında.
Ben sizden 'wifi' şifresini isteyeceğim.
Hadi o zaman, doyduysak kalkalım. Şimdi başlatmayın 'wifi'sinden falan!
Geliyorlar bana. Katil olacağım artık.
Kâmil, sen bunları yaz. Ben yarın öderim.
Çayı da artık başka mekânda... Abim!
Abim bir dur ya. Abiciğim, bir dur ya. Nereye gidiyorsun?
Oğlum bu adama kız mı verilir lan?
Ulan bu Ayşe neler açtı başımıza ya.
Şeytan diyor ki verme kızı, kıy şunlara da şurada...
Bak şeytan diyor senin dediğini. Uyma şeytana, uyma.
Oğlum biz yanlış mı yapıyoruz ya?
Bu kızı hiç dinlemeyip Sabri'ye mi verseydik kızı?
Abiciğim Sabri zaten hazır asker.
Ayşe evlensin, iki çocuk yapsın, boşansın, Sabri gene hazır onu almaya.
Ne biçim konuşuyorsun lan sen?
Abi attan inip eşeğe binmeyelim diyorum işte. Israr etme.
Biz böyle devam edersek var ya en fazla söz, hadi bilemedin nişan olsun.
Ama bu geceden sonra bu herif benden tamamen soğudu artık.
-Geri dönüşü yok. -Yemin ediyorum şov yapıyorsun.
(Boğazını temizliyor)
(Gülüyor)
Ya abi... Dur Allah aşkına abi ya.
Oğlum yürü, evimize gidelim. Elimden bir kaza çıkacak ha.
Ya dur, çocuklar da geliyor ya.
Adamı tamamen tiksindirdik ya.
Ya dur, çocuklara ayıp olur ya.
-(Erkek) Yürüsene kızım. -(Kadın) Bıraksana kolumu.
Hop birader! Ne oluyor orada?
Sana ne kardeşim? İşine bak sen!
Aile işi. Karışmayın siz.
Lan aile diye kadını mı döveceksin? Bırak kadını!
-Abi sen dur. İnfazını yakma. -Bırak lan infazı!
-Bıraksana kadını! -Yürü lan!
-Oğlum kime diyorum? -Çekil git kardeşim!
Oğlum sana kadını bırak demedi mi?
-Kime vuruyorsun lan sen? -Hop!
Ne oluyor lan?
Ne oluyor lan?
(Boğuşma sesleri)
Lan sen kimsin?
(Hareketli müzik) (Kavga sesleri)
Kerem, arkandan geliyor!
Ah! Volkan... Lan...
Bırak lan kardeşimi!
(Bağırıyorlar)
Kime vuruyorsunuz lan? Ha?
(Bağırıyor)
Dikkat!
Ah!
(Müzik)
Vursana sen de ya.
Şimdi yeni yemek yedik ya? Bende şişkinlik yapıyor.
Zaten Kerem çok iyi dövüşür.
-(Erkut) Abim de iyidir. -(Volkan) Evet, o tekme neydi öyle?
-Nereden öğrenmiş onu ya? -Bana hep vurur oğlum.
Ha...
Hah...
-Bu tamam. -Tamam.
Abininki de tamam.
İki çorap, iki don, iyi yüz havlusu.
-Yeter değil mi anne? -Yeter, yeter. İyi.
Yengesine de şu iğne oyalı havlulardan koyalım.
Annesininkine de koymasak mı?
Yok, yok. Ona çarşıdan alalım. Şimdi beğenmez falan...
Oh... Vallahi içim buruluyor kızım.
Bunlar seni çok üzecek.
(Ayşe) Korkma annem.
Kimse kolay kolay kızını üzemez artık.
Bakma gülüm sen ona ya. Ne üzülmesi? Bundan sonra hep gülüp eğleniyoruz.
Geniş aile bundan sonra Melahat Sultan. Geniş aile.
(Kapıya vuruluyor)
Otur gülüm sen. Artık misafir sayılırsın. Ben bakarım.
(Kapıya vuruluyor)
Abinlerdir zaten.
İnşallah Kerem'le anlaşmışlardır.
Vallahi ya Rabb'im, âmin ya.
Bu da iki gündür "gülüm" der oldu.
İnsanoğlu kızım. Ne yapacaksın?
Çeşit çeşit. Bu da böyle.
(Nazmiye) Geldim, geldim. Sanki anahtarınız yok.
Sen kimsin be?
Ayşe'yi göreceğim ben.
Tabii, Ayşe'yi göreceksin.
Abisi gelirse görürsün Ayşe'yi görmeyi.
-Ayşe! -Hişt! Ne oluyor oğlum?
Yenge bir dur.
Sen hangi yüzle geldin buraya?
Ayşe, ben seni seviyorum.
Ha?
-Şimdi mi aklına geldi? -Bir durur musun bak...
Kaybedince mi anladın?
Bir dinler misin?
Neyini dinleyeceğim ben senin ya?
Seviyormuş! Sen sevmekten ne anlarsın be?
Bana öyle şey yapıyorsun ama sen de hemen o adamı bulmuşsun.
Ulan sen bana hesap soracak adam mısın?
Bana bak, bir cesaret çıkmışsın karşıma. Böyle sarhoş sarhoş...
Abilerimi aratmam, yemin ederim seni öyle bir döverim ki...
...hiç kimse alamaz elimden.
Defol git! Beni rezil etme! Defol!
-Ayşe... -Berk.
Git.
(Müzik)
-Kız, kim bu? -Hiç kimse.
Ne demek hiç kimse?
Eski bir hikâye yenge. Eski.
Zorlama.
Anam ne Ayşe'ymiş ya bu böyle?
Abi.
Salih abinin taksiye bindirdik hanımefendiyi. Tamam, güvende yani.
Rahat ol sen de.
Ben sizi bırakayım. Araba da kebapçının önünde kaldı zaten.
Gel lan buraya.
Ben var ya adalet için çakan bu alnı öperim öperim.
Gel.
Helal olsun lan sana.
Eyvallah abi.
Benim bir erkek kardeşim vardı. Bugünden itibaren ikincisi de sen oldun.
Öyle oldu.
Ya? Ben sana ne dedim abi?
Bu çocukta cevher var demedim mi?
Ah ulan be! Var işte, var be!
Öyleymiş gerçekten.
Ama sen bana bugün neyi öğrettin biliyor musun kardeşim?
İnsanları böyle giydiklerine göre yargılamayacaksın.
Şurasına bakacaksın, şurasına.
Maşallah.
Kırmızı et yemiyorsun ama zamanında bol bol yürek yemişsin.
Heyt!
Ya işte kadına şiddeti görünce...
...bende orada film kopuyor.
Orası benim kırmızı noktam işte.
Lan var ya ben bu alnı bir daha öperim. Vallahi öperim.
Gel buraya. Hey kurban olduğum ya Rabb'im ya.
Ben senin nasıl sevgili bir kulunsam artık...
...benim karşıma damat diye bu oğlanı çıkardın be.
Bak oğlum, biz işin parasında pulunda değiliz ha.
Ayşe delikanlı kızdır.
Kuru ekmek yer ama sesini çıkarmaz.
Ben de bugüne kadar onun karşısına çıkacak delikanlı bir adam bekledim ama...
...sen bu hareketinle o testi geçtin işte.
-Öyle oldu. -Abim be!
Abim be!
Sen hep böyle konuş, bak şuraya otururum sabaha kadar seni dinlerim ha.
O değil de ben geçen Muhsin amcaya düğün, nişan...
...her şey usulüne göre olsun dedim ama...
...hemen yapsak mı düğünü?
Yapalım abi ya. Allah aşkına.
Kim uğraşacak şimdi söz, nişan, bilmem ne...
...hemen yarın evlensinler. Çocuklar da mutlu olsun abi ya.
Yok, yok. Hiç gerek yok. Zaten siz başta iyi düşünmüşsünüz.
Her şey usulüne göre olsun.
İçimizde kalmasın. Pişman olmayalım bence de.
Sonradan demeyelim söz yapamadık, nişan yapamadık...
...iş acele geldi falan-- -Ya adam be!
Adamsın oğlum! Adam!
Oh ulan! Adamsın lan!
Bu adamın kankası da adamdır! Adam be!
Adamsın lan! Yemin ederim!
Adam kere adamsınız lan!
Oldu o zaman. Biz de kaçalım artık.
-Evet. -Hadi, biz de gidelim.
-Hayırlı akşamlar. -Adam, adam...
Adamsınız oğlum.
-Hadi iyi geceler. -Tamam lan, uzatma. Yürü, millet uyuyor.
Yürü gidelim ya.
-Usta, böbrek var mı sende ya? -Yok.
Ulan en çok da ona imrenmiştim ya.
Bu Erkut ne götürdü böbrekleri be birader gözümüzün önünde.
Kardeşim çıkar şunu ya. Vallahi bakamıyorum sana.
Sen niye çıkarmıyorsun?
Benim hoşuma gitti ya.
Yakışmadı mı?
Ee? Ne olacak şimdi?
Evleniyor musun yoksa gerçekten?
Hayır, asla.
Yok öyle bir şey ya.
Bir şey daha kaldı. Onu da deneyeceğim.
Ne yapacağız? Dansöz kıyafeti mi giyeceğiz?
İyi fikir ama hayır.
En iyi bildiğim şeyi yapacağım abi. Kıza dümdüz yürüyeceğim.
Böyle tanımadığı adamla evlenmek neymiş, görsün bakalım.
Dümdüz yürüyecek misin?
O ne be?
(Müzik)
-Haa... -Haa...
Annem, yoruldun mu?
Yok kızım, yorulur muyum ben?
Kerem geldi.
Kusura bakmayın. Beklettim. Aşkım, nasılsın?
Ne yapıyorsun ya?
Ne yapıyorum ya? Evleneceğim kadını öpüyorum. Ne var bunda?
Aa? Tabii canım, ne olacak? Bizim kız biraz yabani ya.
Buse nasılsın? Hiç selam vermiyorsun.
İyi.
Yengeciğim, siz nasıl...
Yengeciğim dedim ama...
Bir daha de.
-Diyebilirim değil mi? -De.
Kurban olayım. Gel, de.
Anneciğim, siz nasılsınız? Öpeyim.
El öpenlerin çok olsun Damat Ferit.
Ferit değil, Kerem aslında...
Annem seni artık öyle belledi. Yapacak bir şey yok.
Rahmetli Tarık Akan yani.
(Nazmiye) Hadi yine iyisin. Seni sevdi. Ben eve geldiğimden beri Su Ellen diyor.
Su Ellen...
Üf... Yelda abla, sen buraları beğenmedin galiba.
Bak, zaten sinirlerim tepemde. Bir de sen üzerime gelme.
Allah aşkına, yürü Hülya.
Hayır yani, yaşadıkları mahalle iyice kenar.
Buralar yine iyi. Ben o yüzden şey ettim.
Hülya.
Ee? Sen yalnız mı geldin? Sizinkiler nerede?
Buraya araba girmiyormuş diye ben önden geldim de...
Annemle yengem... Hah, geldiler.
Hoş geldiniz, hoş geldiniz.
-(Nazmiye) Ay... -Kâfi canım.
Elbisen çok güzelmiş.
Melahat ben.
Rahmetliyle sizin düğüne gelmiştik ama...
...çok zaman oldu.
Sağ olsun Muhsin önüne geleni önüne çağırmıştı zaten.
Şu meşhur Ayşe sensin demek ki.
Evet, merhaba.
Kızım, öpsene annenin elini.
Yok, yok. Gerek yok.
Ayrıca öyle anne falan da demeyelim. Bundan sonra Yelda Hanım denilecek.
Peki Yelda Hanım. Benim bir tane annem var zaten.
(Ayşe) Annem...
Zaten başka bir anne arayışı içinde değilim.
Sağ olun.
İyi o zaman. Tanışma faslı da bittiyse...
...alışverişe geçelim. Olur mu?
Buyurun, içeride birkaç tanıdık 'outlet' var. Ucuzcu yani.
-Seçin, beğenin, alın. Hepsi marka. -(Melahat) Buyurun.
Yalnız benim bir tane oğlum olduğu için buradan alışveriş yapmıyoruz.
-Beni takip ediyorsunuz. -Ama bir baksaydınız.
(Yelda) Hadi Hülya, hadi.
(Müzik)
Yolarım ben bunun saçını başını da neyse.
(Nazmiye) Düğüne kadar dişimizi sıkacağız artık.
Yapma kızım ya. Ayşe üzülmesin.
Yelda abla avam olduklarını biliyordum da...
...bu kadarını tahmin etmiyordum.
İyi işte, sen de mutlu ol. Değil mi?
Cemiyet hayatında arkadaşın yoktu. Sana da arkadaş çıktı.
Sen bana laf sokana kadar o cemiyetteki arkadaşlarına...
...gelininle dünürünü nasıl tanıştıracaksın, onu düşün.
(Kerem) Hayır, ne olacağını sanıyordun ki?
Beni zorla evlendiriyorsun. Annem seni baş tacı mı yapacaktı?
Ben seni zorlamasam...
...kör kütük âşık olup evlensek senin annen yine böyle davranırdı.
O kadar emin olma.
Yok, ben o kadar eminim ki...
...sen beni seviyorsun veya sevmiyorsun diye annen böyle yapmıyor ki.
Beni sana yakıştırmadığı için böyle davranıyor.
-Yelda Hanım, hoş geldiniz. -Hoş bulduk.
Arkadaki hanımlarla alışveriş yapacağız. Yardımcı olursanız seviniriz.
Tabii ki. Buyurun lütfen.
Benim iki burguyu iyi ki bozdurmuşuz. Yoksa buradan zor çıkardık ha.
Fazla bir şey almayalım. Belki onlar da almazlar.
Neyse, biz annemi boş verelim de...
...biz yavaş yavaş birbirimize ısınmaya başlayalım.
Yakında evleniyoruz sonuçta.
Ya dokunmasana!
Evlenince ne olacak sanıyorsun?
Aa? Sen bunları hiç düşünmedin.
İyi, ben sana anlatayım. Bak...
Madem ciddi ciddi evleniyoruz, o zaman her şey ciddi ciddi olacak.
Ben öyle şaka, oyun falan dinlemem.
("Aslı Demirer - Afili Aşk" çalıyor)
"Nereye kadar bu pembe rüyalar"
"Anlasana artık ayrı dünyalar"
"Kalbim kırık olanlara"
"Aşktan öte köy yok"
"Anlat sen soranlara"
"Afili aşklar"
"Böyle mi başlar yol ortasında?"
"Yalancı taçlar başında durmaz"
"Kötü kız olmazsan"
Hi...
Anneciğim nasıl olmuş?
Çok güzel olmuşsun. Canım benim.
Yengem, maşallah.
(Tükürüyor)
Ben bir Yelda Hanımlara da göstereyim.
Göster kızım, göster.
Hah, geliyor. Şükür.
Nasıl olmuşum Yelda Hanım?
Şöyle bir dön bakayım. Dön, dön.
Senin belinde, kalınlık falan mı var? Bir şey var.
Yani yok, benim belim incedir.
Hatta elbise, biraz bol bile geldi. Bak.
Yok, yok. Sen bir garipsin.
Zaten bir gariptin de ne bileyim daha bir garip olmuşsun.
Hangilerini seçtiniz?
Ben bunu çok beğendim. Bu olacak bir de...
...annemin elindeki mavi olacak.
(Ayşe) Onları çok beğendim.
Ben bunu beğenmedim.
Ee, bu olmadı. Bu olmayacak.
Şurada seçtiğim bir mor vardı. O olacak. Ve o mavi olacak.
Yani o mor, pek benim tarzım değil.
Ayrıca mor biraz yaşlı işidir ya. O yüzden onlar olmaz.
Sen de bizim tarzımız değilsin.
Ama allem ettin kallem ettin, şimdi alıyoruz seni.
(Yelda) Hı?
O morla mavi olacak.
Peki Yelda Hanım.
Görüyor musun? Dil pabuç.
(Islık çalıyor)
Müstakbel karımın yardıma ihtiyacı var mı?
Teşekkür ederim. Ben hallederim.
Bak, bak. Nasıl anlaşıyorlar. Maşallah.
Vallahi anlaşıyorlar.
Fermuar açma, kopça açma, bu konularda ustayımdır.
Elim o kadar hafiftir ki...
...kopçayı açarım böyle...
...bir hafifleme gelir.
-Senin-- -Evet.
Anladım. Tamam, tamam.
Evlenmeden olmaz diyorsun yani. Tamam, beklerim.
Şunun şurasında ne kadar kaldı ki?
Sen... Sen bir tuhafsın ya.
Pislik.
Yemin ederim kendimden soğuyorum ya.
Ne yapıyorsun gelin?
Dua okuyorum anne. Dur.
Niye?
Anne, bize ödetmesinler diye ya.
Horoz da adadım. Ödetmezlerse yeminle kesip, kan akıtacağım.
Hadi kalk kızım, gidiyoruz.
Kalk, hadi.
Keremciğim, hadi.
Ee, şimdi...
Kız tarafının aldıklarını biz ödeyeceğiz, bizim aldıklarımızı onlar ödeyecek.
Değil mi? Adet öyleydi.
Tabii.
Merveciğim.
Bunların aldıklarını bize fatura edersin.
Hadi.
Anne, vallahi boğacağım ben bunları.
Anne. Bir saniye.
Ne oldu?
-Ne yapıyorsun? -Haa...
Yakıştırıyorlar ya kendilerini bize.
Bizimle aşık atıyorlar ya, ödesinler.
Vallahi Kerem, sinirlerim çok bozuk.
Bak, sen hallediver şu işi. Tamam mı? Ben daha fazla dayanamayacağım. Gidiyorum.
Yılan...
İnşallah bileziklerin parası yeter.
Benim sutyende var biraz.
Kız sen ne kirli çıkısın kız.
Buyurun.
Anne, bu kadar parayı kim ödeyecek?
Hani sutyende vardı?
Anne benim sutyende, o kadar burgu olsa...
...adım mahallede Samantha Fox Nazmiye'ye çıkardı.
Dur, dur...
Ebru Hanım bir bakabilir misiniz?
Buyurun Kerem Bey?
Yok anam yok. Çok fazla para lazım. Dur, ben Rıza'yı arayayım da...
...mahalleden artık borç harç bir şey bulsun.
-Ben hemen ilgileniyorum. -Teşekkürler.
Merhaba. Faturanızı bir kontrol edebilir miyim lütfen?
Teşekkür ederim.
Hesaplarda bir karışıklık olmuş. Lütfen kusura bakmayın.
Ama ben hemen hallediyorum.
Ya daha fazla çıkarsa?
Hah, kızım. Sen git, Kerem'in yanına git.
Biz hallediyoruz yavrum.
Buyurun, yeni faturanız bu.
Hah...
-Oldu mu? -Benim bir burmaya kurtardık anne.
(Ebru) Teşekkürler. İyi günlerde kullanın.
(Nazmiye) Güle güle.
Ne haber?
Sevimsiz ya.
(Müzik)
Gel anneciğim.
(Nazmiye) Görüyorsun değil mi?
Ay, bu mor çok güzelmiş kız. Ara ara giyerim ben.
(Fotoğraf çekiyor)
Üf... Ayşe.
Hadi beni bir çek yengem ya. Böyle boydan bir gör.
Ben çekeyim. Ne olur anne. Ne olur.
Yok kız, sen bir dur. Güzel güzel olsun. Hadi yengeciğim, bir çek.
Çek, çek. Bol bol çek. Tamam mı? Bak...
Güzel güzel çek. Köydekilere yollayacağım. Çıldırsınlar!
(Ayşe) Yenge bir dur. Hareket etme.
-Tamam. -(Ayşe) Poz ver.
(Fotoğraf çekiyor) (Ayşe) Dön.
Senin niye suratın asık?
Yelda'ya mı bozuldun?
Hiç sevmedim ben onu.
Ne kadar burnu bir karış havada bir kadın.
Laf soktu durdu kızıma.
İnsan gelinine böyle bir şey yapar mı?
Aa, anneciğim aşk olsun. Kaynanalık müessesesi böyle. Sen bir istisnasın.
Olur mu canım öyle bir şey?
Bir tane evladım var.
Onun evleneceği de evlat. Evlat değil mi?
Kızım, sen ne takıyorsun ya kafana?
Ne isterse yapsın. İsterse yırtınsın.
Yüzüğü taktın mı Kerem senin. Geçmiş olsun bakalım.
Herkesi elinde oynatırsın, herkesi.
O zaman da Yelda Hanım görsün el mi yaman bey mi yaman?
(Derin nefes alıyor)
Beni merak etmeyin.
Ben hallederim.
Yoruldum biraz. O yüzden.
(Melahat) Tamam kuzum.
Üf... Aman...
-Anne. -Efendim?
Beni bir çeksene. Becerebilir misin?
Al, çek şöyle.
Durayım.
Nasıl?
-Ne yapıyordum? -(Nazmiye) Ortaya basacaksın.
(Nazmiye) Şunları da.
Kerem.
Sen mi ödedin bugün alışverişte alınanları?
Aşk olsun anne. Dedektiflik mi yapıyorsun?
Yok. Bugün fatura için aradılar da oradan öğrendim.
Evet. Ben ödedim.
Peki sen niye ödüyorsun?
Her şey, usulüne uygun olsun diyen onlar.
Bırak onlar paşa paşa ödesinler.
Anne, o insanlar nasıl ödesin o kadar faturayı?
Hah, bak ne güzel biliyorsun.
Çünkü o insanlar, bizim dengimiz değil.
Tamam Yelda. Uzatma Allah'ını seversen ya.
İki gönül bir olduktan sonra, gerisine kimse karışamaz.
Kerem doğru olanı yapmış. Aferin Kerem.
Sen daha koru oğlunu.
İki gün önce, bundan adam olmaz diyordun.
Hayret bir şey.
Sen bakma annene.
Zamanla o da alışacak yavaş yavaş. Hadi, gel benimle.
Yine ne yaptım ya?
İlla bir şey mi yapman gerekiyor? Dertleşeceğiz oğlum.
-Dertleşeceğiz? -Evet, ne var bunda?
Sabahlara kadar sırık Volkan'la dertleşiyorsun.
Babanla mı dertleşmeyeceksin?
Gel, gel. Şirketi de boşladık zaten. Konuşacaklarım var.
Takma kafana dedim. Yürü.
(Muhsin) Şöyle baba oğul, sakin sakin sohbet edelim ya.
Hah, getir kızım çayları.
-Afiyet olsun. -Sağ ol kızım. Sağ ol.
Ne bu surat ya?
Böyle mi gideceğiz kız istemeye?
Keşke bana inansan baba ya.
Ayşe'yle aramda hiçbir şey olmadı dedim size.
Ama işte inandıramıyorum.
Sana da kızamıyorum çünkü kafandaki Kerem imajını silmem çok zor, değil mi?
O kadar da kötü düşünme.
İki gündür çok iyi şeyler duyuyorum seninle ilgili.
Hayırdır, ne mesela?
Annen anlattı.
Aferin. Çok güzel hareket.
Sonra Rıza'nın anlattıkları.
Ayşe'nin abisi.
Rıza biraz sert çocuktur.
Kabadır, mahalle çocuğudur ama...
...özünde düzgün, doğru adamdır.
Çok iyi şeyler anlattı seninle ilgili.
Haa...
Öyle önemsiz bir şeydi de abartmış o da.
Aferin lan.
Tevazu da var. Aferin sana.
Oğlum, ben bu adamların arasında büyüdüm. Onların ciğerini bilirim.
Onlar azını söyler, fazlasını söylemez.
Helal olsun bak. Bir şekilde gözüne girmişsin adamın.
Ah ulan Kerem, ah be...
Gece uykularım kaçardı lan.
Her gün bir vukuat. Her gün bir olay.
Bu çocuk adam olmayacak derdim.
Şimdi seni çok önemli bir şey konuşmak için çağırdım buraya.
Hadi bakalım.
Şirketin başına geçmeye hazır mısın?
Şirketin başına geçmeye hazır mısın?
-Aynen böyle mi söyledi? -Aynen!
Sen ne dedin?
Ben önce bir afalladım. Bir şey diyemedim.
Kamera şakası falan sandım.
Ee? İstemiyorum mu dedin?
Yok, yok, yok. Tabii ki isterim baba.
Hatta bir süredir hayalini kurduğum bir şey.
İstemez olur muyum?
Aferin. İyi o zaman.
Sadece şaşırdım biraz. Böyle bir anda söyleyince...
Oğlum nasıl söylesin be? Acayip bir haber bu!
Sen boş ver! Neyi kurcalıyorsun zaten?
Fikri değişmez, değil mi?
Yok, yok. Fikrim değişmez.
Bir süredir aklımdaydı.
Şöyle kenara çekilip emekli olayım, şirketi bırakayım diyordum ama...
...koskoca şirketi kime bırakacaksın?
Abini biliyorsun. İyi çocuktur ama bu işin altından tek başına kalkamaz.
Senin durumun malumdu.
Tabii iki gün öncesine kadar.
Sağ ol baba.
Ne diyeceğimi bilemiyorum. Çok teşekkür ederim. Ben...
...çok gurur duydum.
Harika be! Artık şirketi sen yöneteceksin!
Oğlum, istediğimiz her şeyi yapabiliriz artık!
Yani yapabilirsin kardeşim.
Oğlum, sen artık kralsın kral!
Dur, dur. Yavaş. O kadar değil. Birtakım detaylar var.
Tabii şimdi bütün yönetimi tek başına sana devretmem şık olmaz.
Samet'i de üzmek istemiyorum.
Yok, tabii haklısın. Ben de üzmek istemem.
Aferin lan.
Haşereydin, yaramazdın ama hep adaletliydin.
Abine kazık atmayacağını çok iyi biliyordum.
İkiniz de söz sahibi olacaksınız şirkette.
Hayır ya...
Ya abi...
Muhsin amca bile Samet abiden daha cesurdur. Nasıl olacak o iş?
Ya adam kafa yormuş bu işe.
Hem beni rahatlatmak istiyor hem de adil olmak istiyor.
Nasıl olacak o iş?
Çok kolay.
Konvansiyonel pazarlama, muhasebe abinde kalacak.
Ar-Ge, yeni yatırımları ve en önemlisi internet girişimleri şirketin...
...sende olacak.
Yani sıkıcı taraflar abinde...
...senin sevdiğin taraflar sende kalacak. Ne diyorsun?
Ne diyeyim be? Allah diyorum!
Bam, bam, bam! İşte bu!
Kardeşim geçmiş olsun. Bundan sonra piyasayı nakavt ettiğimiz andır.
Oğlum ağlıyordun ama bu kız sana piyangoymuş birader.
Ya, ya...
Üç gün önce yüzümüze bakmıyordu adam şimdi şirketin anahtarını teslim ediyor.
Vay be!
Ama bir de...
Şartım var. Altı ay deneme süresi olacak.
Bu süre içinde üçkâğıt, sahtekârlık, yalan dolan istemiyorum.
Baba söyledim ya size zaten. Ben artık tövbe ettim.
Sana asla yalan söylemeyeceğim bir daha.
En ufak bir hatanda her şeyi kaybedersin.
Ama sabredersen...
Altı ay sonra gelip bakacağım.
Eğer Ayşe'yle evliliğinde bir sorun yoksa...
...tamamen çekileceğim aradan.
Kardeşim, sana şimdi reçeteni veriyorum.
Sen şimdi bu kızla hemen evleniyorsun abi. Tamam mı?
Şirketin başına geçiyorsun.
Şirketin başına geçtikten sonra
...Muhsin amcamızı birazcık saha kenarına alıyoruz.
Sonra şirketteki elin güçlenince, ne yapıyoruz abi?
Böyle tatmin edici güzel bir tazminatla Ayşe ablamıza güzel bir yol veriyoruz.
Tamam mı?
Sonra oyuna devam ediyoruz. Ama tek bir farkla kardeşim.
-Patron olarak. Nasıl plan? -Şiir gibi.
Biraz dişimizi sıkacağız artık.
-Sen şey yap kardeşim. -Hah.
Ne yap biliyor musun? Sen şimdi şey yap.
Ayşe'yi ara. Ayşe'yi ara de ki; ben oyuna girdim de.
Ben ısındım de kardeşim.
Hatta aranızda sözleşme falan imzalayın kardeşim.
Yani o da rahatlasın, rolünü iyi oynasın.
Ama diyeyim kardeşim. Aman diyeyim patlamasın bu iş.
Doğru diyorsun. Benim bu oyuna, daha çok ihtiyacım var artık.
Evet.
Kıza da biraz yüklendim bugün ben. Hemen arayayım.
Ara, ara.
(Sessizlik)
(Telefon çalıyor)
-Alo? -Ayşe merhaba.
Acil konuşmamız lazım. Yarın uygun mu?
Evet, konuşmamız lazım.
Ben de seni arayacaktım.
Harika. O zaman yarın sabah ya da öğlen, hangisi uygunsa.
(Ayşe ses) Yarın Çınaraltı'ndaki kafede buluşalım o zaman.
Saati konuşuruz.
Hay hay.
Ne dedi?
Yani çok müsait konuşmadı ama yarın buluşacağız, halledeceğiz.
Güzel. Oldu bu iş birader. Vay be.
Şu beşinci günün şafağında Gandalf'ın yetişmesi gibi oldu aynı.
Oğlum sabah yas tutuyorduk...
...şimdi müstakbel patronla konuşuyoruz.
Yani bu evlilik meselesi hâlâ tadımı kaçırmıyor değil.
Ama en azından değecek bir şey için evleniyorum.
Yani biz ona evlilik de demeyelim zaten hani...
...böyle bir nevi ortaklık falan diyelim. Hadi, şerefine.
(Sessizlik)
Yapamayacağım baba.
Yani ben bu oyunu oynarım sandım.
(Ayşe) Başta iyi de gidiyordum.
Ama tanımadığım, sevmediğim birinin...
...bana dokunması, yaklaşması...
...bugün o kadar çok rahatsız oldum ki.
Ben baş edemem bu Kerem'le.
(Ayşe) Mutsuz olmamak için oynadım bu oyunu...
...bugün daha çok mutsuz oldum.
Yani sonradan patlayacağına...
...şimdi bitirmek en iyisi.
Özür dilerim baba.
Biliyorum. Biliyorum baba, herkes çok üzülecek biliyorum.
(Ayşe) Özür dilerim. Ne yapayım?
İyi geceler.
(Duygusal müzik)
-Kusura bakma, geciktim. -Önemli değil.
Ben de yeni gelmiştim zaten.
-Dinliyorum. -(Garson) Ne istersiniz?
Bir bardak su alayım.
Dinliyorum, anlat.
Ben seni dinliyorum. Söyle ne söyleyeceksen.
Önce sen söyle.
Allah Allah! Kerem, dün sen aradın beni.
Bir şey söyleyeceğim diye. Söyle ne söyleyeceksen?
Neyse ben sana şunu diyeceğim.
-Tamam. Kabul ediyorum. -Ne?
Düşündüm, taşındım. Sana hak verdim.
Seninle bu oyunu oynamaya hazırım.
-Gerçekten mi? -Evet.
Doğru başta sana kızdım yani. Böyle bir durumda kim kızmaz ki?
Sağ ol.
Ama düşününce, yani içinde bulunduğun durumu görünce...
...abilerinle tanışınca...
...dedim ki; bu kız bunu isteyerek yapmadı.
(Kerem) Yapmak zorunda kaldı.
Sonuçta bu kız kötü bir kız değil dedim. Değil mi?
Yani şimdi sana sırtımı dönsem, bu işten bir şekilde kurtulsam...
...benim de aklım sende kalacaktı.
O yüzden, sana yardım etmeye karar verdim.
Bir dakika. Bana bak.
Sen bunun eğer gerçek bir evlilik olacağını sanıyorsan, yanılıyorsun.
Dün öyle tuhaf tuhaf şeyler söyledin...
...tuhaf tuhaf davrandın zaten.
Ha.
Yok, tamam. Ben seni korkutmak için yapmıştım.
Becerdin. Gerçekten korkuttun yani.
Ama yani evlilik daha da gerçekçi olsun diyorsan ben varım.
Bana bak. Bak benim sınırımı zorlama yani...
...iş o kadar gerçekçi bir hâl alır ki, sen Rıza abimi mumla ararsın.
Tamam. Sakin ol, şaka yaptık. Sakin ol.
Yapma, bunun şakası mı olur? Bunun şakasını yapma.
Niye uzatıyorsun?
Merak etme benim talibim çok. Sana kalmadık.
Hı.
Çoktur. Çok mütevazısın zaten.
Mütevazıyım, aynı zamanda da yardımseverim.
Ama bir teşekkür edenimiz bile yok.
Haklısın. Pardon.
Yani, çok büyük bir şey yaptın benim için.
Rica ederim.
İnan dün gece, bu kararı verince...
...üzerimden bir yük kalktı. Bir hafifledim.
Sonuçta nedir ki yani? Dışarıya evli görüneceğiz.
Mutlu bir aile tablosu falan. Altı ay...
...bilemedin bir sene en fazla. Değil mi?
Sonra ikimizin de mutlu bir hayatı olacak.
İyi. Anlaştık o zaman.
Anlaştık.
Sen bir şey diyordun.
Şey diyecektim. Ne diyecektim?
Bir şey demeyecektim. Unuttum.
Yalanmış derler böyle olunca. Önemli değilmiş demek ki yani.
Unuttun?
Önemli bir şey diyordun sanki.
Ha şey diyecektim. Peynirli mi olsun, kıymalı mı, börek?
İstemeye geleceksiniz ya. Heyecandan bana şey gibi geldi.
Önemli gibi geldi. Değilmiş.
Bunu mu soracaktın?
Peynirli mi kıymalı mı yani. Ne önemi var ki?
(Kerem) Hı.
Peynirli olsun.
Efendim?
-Ha. -Börek.
Börek.
Annem elleriyle açar sana.
İyi. Anlaştık o zaman.
Anlaştık.
(Hareketli müzik)
Al.
Gerçi sana dokunuyor ama gene de vereyim.
Sana ne, bana dokunup dokunmamasından?
Benim canım istemedi ki. Öyle geçerken gözüm takıldı.
Gözün takıldı diye zaten veriyorum.
Muhabbet olsun diye.
Etme bir daha muhabbet. Ne kadar bu?
Üç lira.
Al.
Muhabbetmiş. Kahvedeyiz sanki.
-Kahvede miyiz biz? -Yo.
Ee, ne muhabbeti o zaman?
Boş ver. Elindeki kızı kaptırınca, garibana sarıyor işte.
Ben çok beğendim. Su yeşili.
Bakalım var mı başka?
Aşağıda da başka var.
Neredesin oğlum sen?
Tuvalete gittim baba.
Müşteri var içeride. Geç, ilgilen hadi.
İstemeye gittiği akşam kaçmış Ayşe. Biliyor musun?
-Kaçmış mı? -Kaçmış.
Ben, çocuk gelip kaçırmış diye biliyorum.
Ayşe de niyetliymiş zaten. Görüşüyormuş çocukla.
Hak etti ama Sabri de. Rıza, mahalle meydanında...
...döndüre döndüre patakladı ayol. Akıllanmamış demek.
Hem Ayşe bakar mı sümsük Sabri'ye?
Prenses gibi kız ayol. Ee Sabri?
Köyden gelmiş turşu bidonu mübarek.
Pancar turşusu.
Vallahi Ayşe iyi yapmış.
Aynaya bir baksın Sabri kendine.
(Kadın) Sabri, belki malına mülküne güvendi ama ne oldu?
Elin dalyan gibi oğlu geldi, kızı aldı gitti.
Parasıyla 100 tane Sabri satın alır.
-Öyle vallahi. -Alır.
(Sabri iç ses) Görürsünüz siz sözü, nişanı.
(Sabri iç ses) Ben, Ayşe'yi kimseye yedirtmem.
(Kadın 2) Sen hangisini alacaksın?
(Kadın) Boş ver kız. Zaten almaya gelmedik.
-(Kadın 2) Niye? -(Kadın) Bakalım dedik.
(Gerilim müziği)
Ne dikiliyorsun oğlum başımda? Geç, müşteriyle ilgilensene!
Onlar zaten almayacak baba. Benim bir işim var.
Selam.
-Selam. -Sağ ol geldiğin için.
O kadar çok aradın ki...
...ya telefonumu parçalayacaktım ya da gelecektim.
Evet aradım, çünkü fazla vaktim yok.
Ayşe'yi bugün istemeye geliyorlarmış.
Sen nereden biliyorsun?
Karıştırma şimdi orasını. Sizin mahalleden duydum.
Yaptığımız şey en azından hayırlı bir şeye vesile oldu diyelim.
Ne diyelim?
Gonca, ben Ayşe'yi seviyorum.
O adamla da evlenmesine izin vermem.
Senden izin isteyen olduğunu sanmıyorum.
Sen beni buraya niye çağırdın?
Bana yardım edeceksin bu işi düzeltmem için.
Biz yapmamamız gereken bir şeyi yaptık.
-Bunu düzeltmenin yolu yok. -Hayır, gidip konuşacağız.
Bir seferlik bir hataydı bu. Her şeyi anlatacağız.
Bir işe yaramaz. Daha da rezil oluruz, olan o olur.
Her şeyi mahvedip, böyle işin içinden...
...sıyrılacağını mı sanıyorsun?
Hadi ya, ben mahvettim değil mi her şeyi? Yılan kadın, pislik kadın!
Masum Berk.
Biz ne yaptıysak beraber yaptık. Tamam mı?
Tamam. Sakin ol.
Ben de diyorum ki; gel bu işi beraber düzeltelim o zaman.
Bunu düzeltmenin yolu yok. O tren kalktı. 'Bye bye'.
Sen sevdiğin kızı, ben de en yakın arkadaşımı kaybettim.
-(Gonca) Anla artık. -Ayşe anlayışlı kızdır.
Bizi affeder.
Yok.
Hiç anlamıyorsun değil mi hiç?
Bak, Ayşe, artık eski Ayşe değil. Değişti...
...ve bunun sebebi biziz.
Keşke bunların hiçbiri yaşanmamış olsaydı.
Keşke zamanı geri alabilsek.
Keşke her şeyi telafi edebilsek ama yapamıyoruz.
Kasma artık. Bu hikâyenin mutlu bir sonu yok.
Unut. Hayatına devam et.
Unut.
(Duygusal müzik)
Hah, onu da şuraya koyalım hah.
Geç kızım.
Tamam, hazır gibiyiz. Herkesin eline sağlık.
Evet, elimize sağlık. Maşallah, dünür çatlatır bu ev.
Çok güzel oldu. Allah nazarlardan saklasın.
(Nazmiye) Âmin!
O gudubet Yelda'ya ne yapsak beğenmez ama...
...biz elimizden geleni yapalım.
Onunla yarışamayız ama ezdirmeyiz de kendimizi.
-Değil mi anne? -Ezdirir miyiz? Ezdirmeyiz elbet.
Ayşe, Erkut'un odasındaki müzik setini getir kızım.
Bir de en kıvrak oyun havalarından bir kaseti vardı. Onu da bul getir.
Anneciğim bu devirde artık müzik seti falan kalmadı ki.
Ama istediğin bir şey varsa, ben sana telefondan açayım.
Sözde öyle yapılır ya kızım.
İşte bir kalkılır, oynanır, bir eğlenilir.
Anne eskidendi onlar. Şimdiki kızlar kına diye düğün yapıyor o işlerde.
Yani bizim söz de oyun havasız oluversin.
Oynamayıverelim anne. Ne olmuş?
Sevmeyiz biz Kerem'le. Oynamayı sevmeyiz, ondan yani.
İyi, tamam kızım. Sen nasıl istiyorsan öyle olsun.
(Hareketli müzik)
Baba.
Oo.
Maşallah oğlum. Çok yakışıklı olmuşsun.
Sen de baba, çok şık olmuşsun.
Sağ ol. Teşekkür ederim.
Çok huzurlu gördüm seni.
Evet, yavaş yavaş alışıyor insan.
Alışacaksın. Tabii tabii.
Ayşe'yle çok mutlu olacaksınız. İnan bana.
İnşallah baba.
Ben anneni alayım da fazla gecikmeyelim. Aslan oğlum.
(Duygusal müzik)
Evet, evet işte.
O günkü kız.
Bu akşam?
Nasıl olmuş?
Çıkıyoruz hatta şimdi.
(Hülya) Adres yok bende.
Adresi sen buluver artık. Hadi kapatıyorum.
-Hülya, kim o? -Hişt!
Gazeteci. Ayşe'nin evine yolladım.
Hülya, niye yaptın böyle bir şey?
Kerem'i rezil etmek için. Yelda'yı da delirtmek için.
-Hülya. Ara adamları, gitmesinler. -Olmaz.
Kerem'e bir şey olmaz.
Ama Yelda'yı susturmak için bu şart.
Hülya bak. Ara adamları gitmesinler, yapmasınlar.
Samet! Parçalarım seni vallahi.
Ben her şeyi senin için yapıyorum.
Hak ettiğini alasın diye yapıyorum.
Hülya bak, bunun ucu bize de dokunur.
Dokunmaz. Niye dokunsun?
Tam tersine bize faydası olur.
Sen en zor zamanlarında bu şirketteydin.
En kötü günlerini sen gördün.
Bu şirket senin hakkın.
Hülya, çok endişeleniyorsun. Beni kapının önüne mi koyacaklar?
Ben onu bunu bilmem Samet!
İlk torunu bizim yapmamız lazım.
Kerem, mümkün olduğunca geç evlenmeli.
İlk çocuğu biz yapacağız.
Tamam tamam. Tamam, sakin ol. Gel, otur şöyle.
Merak etme. Doktor ne dedi unutma.
Stres yok, moral bozmak yok.
Stres yok.
Oh!
(Hareketli müzik)
(Muhsin) Sağ ol.
Muhsin, nasıl bir yer burası ayol? Adamı kesseler kimse duymaz.
(Muhsin) Ne diyorsun, ne kesmesi? İstanbul'un göbeğindeyiz.
Ne göbeği? Ben böyle bir yer görmedim İstanbul'da.
İlk defa görüyorum. Ha tabii senin keyfin yerinde de...
...biz oğlumuzu veriyoruz.
Yahu bebek mi bu? Koskoca adam.
Evlilik çağına geldi, kız istemeye geldik.
Ne var bunda? Kabullen artık, kabullen.
Samet, mahalleye bak!
Yelda'ya bak, çıldırıyor.
Hadi bırakın sohbeti. Yürüyün, yürüyün.
Ay ne oldu? Kız beğenemiyordu Kerem paşasına. Al bak.
Tamam Hülya. Aman gözünü seveyim bir şey deme.
(Kerem) Geldik babacığım, geldik.
Aa Muhsin, bu saatte sokakta çocuk var.
Ne var? Hepimiz sokaktaydık.
Çocuk dediğin sokakta oynayarak büyür.
-Öbür araba nerede Kerem abi? -Bugün bununla geldik ama...
...diğeriyle de geleceğim. Merak etme.
-Kralsın abi! -'Oley'!
Yok artık! Burada da mı?
(Muhsin) Ne var? Allah Allah!
Ailecek kız istemeye geldik. Gizlimiz saklımız yok.
Çek evladım çek. Boydan çek şöyle ailecek.
-(Muhsin) Kız istemeye geldik biz. -Muhsin yürü, yürü.
-Hülya, gerçekten yapmışsın. -Ne sandıydın?
(Muhsin) Hadi, hadi yürüyün siz de hadi.
(Muhsin) Bekle evladım sen de. Hadi bismillah.
Hoş geldiniz. Buyurun.
-Merhaba. -Merhaba.
-Hoş geldiniz. -Hoş geldiniz.
Yok ayakkabılarım temiz. Arabadan yeni indim.
-Merhaba. -Merhaba efendim.
-Hoş geldiniz Muhsin Bey. -Merhaba kızım.
Merhaba evladım sağ ol. Sağ ol evladım.
Merhaba.
(Melahat) Hoş geldin evladım.
Kızım alsana çiçeği. Al, al.
Maşallah maşallah. Dalyan gibi.
Hoş geldin kızım.
-Merhaba efendim. -(Nazmiye) Hoş geldiniz, merhaba.
(Hareketli müzik)
Ay ne kadar otantik. Tam köy evi.
Efendim tekrar hoş geldiniz.
Hoş bulduk evladım. Hoş bulduk, hoş bulduk.
Hacı amca, bizim uzaktan akrabamız.
Sağ olsun, böyle hayırlı bir gün olduğu zaman gelir...
...duasını eksik etmez bizden.
(Muhsin) Ne güzel, ne güzel. Baba tarafından mı efendim?
Anne tarafından efendim.
Ayşe'nin anneannesi, benim anneannemle kardeş çocukları.
Ay ne güzel, ne güzel.
Kızım Ayşe, kolonya versene misafirlerimize.
Daha daha nasılsınız Muhsin amca?
Sağ ol. İyiyiz evladım, iyiyiz.
Sağ ol kızım, sağ ol.
Oraya ver önce kızım.
Yok, ben almayayım.
Efendim siz nasılsınız?
İyiyiz, sağ olun.
-Kerem, sen nasılsın? -İyiyim ben de.
Efendim sebebi ziyaretimiz malum.
Ben de öyle konuyu pek uzatmak istemem. Paldır küldür girerim.
Malumunuz başlangıçta çok kötü şeyler yaşadık.
Ama sonuç önemli. Mühim olan, sonucu güzel olsun.
Hep birlikte yaşayacağız inşallah.
(Muhsin) Bundan sonra hep ileriye bakmak lazım.
-Çok şükür. -(Muhsin) Çok şükür, çok şükür.
Çok şükür, Allah bana şu cümleyi söylemeyi nasip etti.
Vallahi 40 yıl düşünsem...
...bunu söyleyeceğim aklıma gelmezdi.
Efendim Allah'ın emri, Peygamber'in kavliyle...
...kızımız Ayşe'yi oğlumuz Kerem'e istiyoruz efendim.
(Hareketli müzik)
Muhsin Bey, rahmetlinin asker arkadaşınız. Değil mi?
-Evet efendim. -Rahmetli çok çalışkandı.
(Hacı) Sabahın beşinde kahveyi açar...
...çayı koyar, sobayı yakar, güne erkenden başlardı.
Sabah namazından çıkar, kahveye giderdik.
(Hacı) Bir tek onunki açık olurdu o saatte.
Öbürleri çoktan kapanıp gitmişlerdi zaten.
Vefatından sonra, maşallah Rıza'm aynı babası gibi devam etti.
Maşallah, maşallah.
Rahmetli aslan gibiydi, tuttuğunu koparırdı.
Erken ayrıldı aramızdan.
Allah gani gani rahmet eylesin.
-Âmin. -Âmin.
Rıza, Erkut, Ayşe elimizde büyüdü.
Hiç unutmam, Rıza'nın sünnetinde kirvesi bendim.
Zamanın şartları malum. Yani masraf olmasın diye...
...Rıza'yla Erkut'u birlikte sünnet ettirdik.
Rızacığım kaç yaşındaydı o zamanlar? 12 mi, 13 mü?
(Gülüyorlar)
Baba, ben de çok geç sünnet oldum.
Ya öyle.
Hacı amca, konuya gelsek mi?
-Tabii tabii. -Ya da ben toparlayayım.
Evet, evet bakın gençler gerildiler.
Onların biraz rahatlaması lazım. Değil mi?
Biz düşündük, taşındık.
Kızımız Ayşe'yi...
...oğlunuz Kerem'e veriyoruz Allah'ın izniyle.
Hadi hayırlı olsun.
-(Muhsin) Çıkarsana. -Neyi?
-Yüzük lan yüzük. -Ha.
-Efendim, Allah tamamına erdirsin. -İnşallah.
Allah bir yastıkta kocamayı nasip etsin.
Allah'ım ya Rabb'im.
Allah'ım, Allah'ım. Hayatımın en mutlu günü.
(Melahat) Sakin ol evladım.
Ay, resmen akraba olduk.
Tekrar hayırlı, uğurlu olsun.
(Sabri) Ayşe!
Yani mahalledeki tek Ayşe ben değilimdir herhâlde?
Ayşe!
(Sabri) Ayşe!
-Baba biri Ayşe diyor. -Duydum ulan!
(Sabri) Ayşe!
(Sabri) Ayşe!
Sabri.
-Rıza, ne oluyor oğlum? -Hiç sorma abi.
Rıza, bir dakika oğlum.
Ayşe!
Lan, manyak mısın oğlum? Ne bağırıyorsun lan?
Ayşe'yi ben seviyorum, vermem kimseye!
Oğlum.
Erkut, ne oluyor burada?
Rıza, kim bu?
Muhsin amca, önemli biri değil vallahi.
Bizim mahallenin delisi.
Vallahi yazık meczup bu. Biz çok üzülüyoruz buna.
Sabri. Gel kardeşim, gel seni eve götüreyim. Baban merak eder.
Yok ya! Yok ya!
Bıçak çıkardı.
Şamar oğlanı değilim ben! Oradan oraya, oradan oraya!
Muhsin.
Siz bana söz vermediniz mi?
Ayşe benim hakkım. Hakkımı da söke söke alacağım!
O eski Sabri değilim ha ben artık! Yakarım ha hepinizi!
Rıza.
Nereye düştük Muhsin?
Bir dur be.
Yemin ederim yakarım ha hepinizi!
Sabri.
Erkut, al götür şunu.
Sigortası attı yine bunun. Anası babası merak eder.
Hadi Sabri. Gel abiciğim.
Nazmiye, çocuğu yatır.
Hadi lan yürü.
Anne, sen de şunu al.
-Yok, yok bir şey. -Baba bıçağı götürdü.
Gördüm oğlum, gördüm.
Rıza, nedir oğlum?
Muhsin amca, kusura bakmayın. Arkadaş...
...daha önce Ayşe'ye talip olmuştu.
(Rıza) Biz de uygun görmüştük.
Ama tabii Ayşe'nin kararı...
...her şeyden daha önemli. -Sabri oğlum.
Arkadaşın da gençliğine verelim.
Ben onun adına özür dilerim. Olur mu? Kusura bakmayın.
Yazık, yazık.
Hadi, hadi aslanım. Hadi.
İyi tamam. Biz devam edelim o zaman.
Tabii, buyurun.
Ayşe!
Samet, Ayşe dediler oğlum.
Ayşe dedi, evet.
Bu kim?
Hişt!
Sen kimsin birader?
Ben kim miyim?
İçme, içme şunu. İçme be.
Karışma Muhsin.
Ayşe anlatsın, benim kim olduğumu.
Ay skandal.
(Hareketli müzik)
Bu dizinin sesli betimleme, ayrıntılı altyazı ve...
...işaret dilini kapsayan eşerişimi Kanal D tarafından...
...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
Sesli Betimleme Metin Yazarı ve Seslendiren: Emine Kolivar
Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Ece Naz Batmaz - Fatih Kolivar...
...Feride Tezcan - Gökberk Yılmaz - Gülay Yılmaz
İşaret Dili Çevirmeni: Berrak Fırat
Son Kontroller: Dolunay Ünal - Zerrin Çınar - Samet Demirtaş
Teknik Yapım: Dağ Prodüksiyon ve Yeni Gökdelen Tercüme
("Aslı Demirer - Afili Aşk" çalıyor)
"Afili aşklar böyle mi başlar yol ortasında?"
"Yalancı taçlar başında durmaz kötü kız olmazsan"
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.