Afrikaans
Akan
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Bu dizinin sesli betimleme, ayrıntılı altyazı ve...
...işaret dilini kapsayan eşerişimi...
www.sebeder.org
(Jenerik müziği...)
(...)
(Alkışlıyorlar)
Canım kardeşim benim, ne güzel olmuşsun.
Bu gelinlikle rahat mısın sen?
Daha açık, daha 'fresh' bir şey tercih edebilirdik.
Yok abim, ben böyle çok rahatım.
Ayşe'm, nazlı kırlangıcım.
Gidiyorsun, yuvadan uçuyorsun...
...ama sevdiğin adamla evlendiğin için o kadar mutluyum ki.
Tabii ki yüreğinin götürdüğü yere gidecek.
Elbette ama ben yine de hüzünleniyorum.
Abi, yapma, beni de ağlatacaksın.
Fazla mı acele ediyorsun acaba?
Daha ne aşklar, ne yakışıklılar, ne maceralar çıkacak karşına.
Aa, kızımın kafasını karıştırma abisi. Herkes senin gibi hercai mi?
Bu alarm da devamlı çalıyor.
Aşk olsun size. Az kalsın kendi düğünümüze geç kalacaktık.
-Keşke babam da burada olsaydı. -Baban burada.
Bak.
Baba.
(Anne) Ah, çocukluğunuz âdeta gözlerimin önünden geçiyor.
Her şeyi hatırlıyorum.
Ben de öyle mutluyum ki.
Ayşe, Ayşe diye bağırmak geçiyor içimden.
Benim de alarmım hâlâ çalıyor.
Galiba bağıracağım. Ayşe! Ayşe!
Ayşe! Lan! Kapat şu telefonu!
(Alarm çalıyor)
-(Erkek) Ayşe! -Saat kaç olmuş!
Alarmı yanlış kurmuşum.
-Ayşe! -Tamam abi.
Tamam.
Bana bak, yemin ederim kırdıracaksın o telefonu bana!
Abi, özür dilerim. Ben uyuyordum, rüyamda çalıyormuş gibi oldu.
Herkes ayrı film (***) evinde!
(Erkek) Allah Allah!
Günaydın.
Yine o it tayfanla sabahlara kadar ziftlendin değil mi?
Günahımı alıyorsunuz abi. Ne alakası var?
Ne içmesi? Olmadı öyle bir şey!
Sus lan! Kokun buraya kadar geliyor.
Vay be abi! Sende de ne burun var.
Görüyor musun yenge? Şu kadar içtim, onun kokusunu alıyor.
Abi, benim azı dişim ağrıyor ya, ondan içtim, bassın diye. Medikal yani.
Yoksa içmem, vallahi içmem.
Gene kime kızdın Erkut?
Gene bilemedi babamı.
Ana, Rıza ben. Büyük olan.
Sen neye gülüyorsun Sue Ellen?
-Bak görüyor musun bana ne diyor? -Ne dedi doktor?
İdare edeceksiniz dedi, bu da böyle bir hastalıkmış işte.
Bal gibi biliyor, beni sinir etmek için yapıyor.
(Rıza) Nazmiye, ne alakası var?
Kadın daha geçen hafta kendini Aşk-ı Memnu'daki ne o, Firdevs...
-Yöreoğlu. -Ha, o zannediyordu.
İşte bazısı çocukluğunu hatırlarmış...
...benim anam da izlediği dizileri hatırlıyor, ne yapalım yani?
Beni de insan gibi birine benzetsin o zaman. Bihter Ziyagil falan desin.
Niye öyle elin alkolik karılarına benzetiyor beni?
Herkese günaydın.
Hişt!
Nereye kız? Ne biçim pantolon o dapdar!
Ne güzel olmuş halam, dizilerdeki kızlar gibi.
Abiciğim, işte her zamanki kıyafetim, pantolon.
(Erkut) Bu işe böyle dar kotla gitme olayı var ya...
...bilmiyorum abiciğim, ben mi abartıyorum?
Allah aşkına abi, altına uzun bir etek giysin, haksız mıyım?
Abi, aşk olsun ama geç kaldım.
Abin haklı, git uzun etek giy.
-Abi-- -Ayşe, uzatma!
(Erkut) Hadi Ayşeciğim, hadi canım kardeşim.
Hep o sarı oğlana giyiniyor.
-Kimmiş o sarı oğlan? -Var ya hani...
Şeyi mi diyorsun, pazarın orada, Boşnak marangozun ortanca oğlan, Ferruh?
Yok, o değil.
Arka sokaktaki Necati. Böyle dalgalı saçlar, sarı gibi.
-Yok, o değil. -Okulun oradakini diyorsun.
-Nazmiye, elimin tersindesin! -Ne yaptım ben yine?
Lan sen nereden biliyorsun mahallede ne kadar sarı varsa?
Sarı Fırtına Metin Tekin, hah, ona giyiniyor.
Ha! Vurdun, gol oldu.
Yemin ederim benim adımı sorsalar hatırlamazsın...
...adam futbolu bırakalı yüz sene olmuş.
Sarı Fırtına'sına kadar, soyadına kadar söylüyorsun.
Hatırladım.
(Erkut) Hani bakayım.
Bak, böyle adam gibi giyinince ne güzel oldun.
-Hadi akşama görüşürüz. -Kızım, bir şey yeseydin.
Anneciğim, giderken simit alıp yerim.
Kahvenin önünden geçme, arkadan dolan.
Tamam abi. Hadi afiyet olsun.
Şu kız da evlenip yuvasını kursun, başka da bir şey istemiyorum.
Ne gülüyorsun lan?
İzin vermiyorsun ki abiciğim.
Mahallenin en zengin çocuğu, bizim kızımıza talip...
...sen ne yapıyorsun? Çocuğu dövüp, hastanelik ediyorsun.
Komaya sokuyorsun.
Niyeti ciddi olan anasını, babasını yollar.
Öyle önünde, arkasında dolanıp da mektuplar yollamaz.
Hayırlısı benim kardeşimin de karşısına çıkar elbet.
(Duygusal müzik...)
(...)
(Hareketli müzik)
Kerem nerede?
Kerem Bey odasında yok efendim, gece gelmemiş.
Aa, gelmemiş mi?
Kerem burada, bak. Heriften önce haberi geliyor.
Kırk yılın başı birlikte olalım dedim.
Erken kalkıp, gidelim röportajımızı yapalım dedim. Hata mı ettik?
Direkt iş yerine gelecek Muhsin.
Bu saatten sonra hiçbir yere gelmesini istemiyorum.
Hiç güvenmiyorsun çocuğa. Nesine güveneyim ben?
Mis gibi Amerika'daki... Neydi o bıraktığı?
-Baba, yüksek lisans. -Ha!
Akşam ne yediğini sorsak hatırlamazsın, maşallah bunu unutmuyorsun.
O, Amerikalarda okuma fırsatı bulamadı, içinde kaldı elbet.
O yüzden unutmuyordur.
Ne Amerika'sı ayol? O liseyi bitirinceye kadar akla karayı seçti.
Konunun Samet'le ne ilgisi var? Kendi oğlunun densizliğini görmüyor musun?
Sen magazin basınını bilmiyormuş gibi konuşuyorsun Muhsin.
Herkesin her şeyini yazıyorlar işte.
Beni niye yazmıyorlar? Bunu niye yazmıyorlar?
-Yani. -Laf mı şimdi bu söylediğin?
-Kerem'le Samet bir mi? -Aa, nasıl laf o Yelda abla?
Çapkınlık yapmıyor diye suçlu mu oldu Samet?
Pes.
-Bir zamanlarda biz de gençken-- -Ben onu mu diyorum?
Bazı insanların PR'ı oluyor, haber değerleri oluyor...
...kitleleri oluyor peşinden sürüklediği diyorum.
Kerem'de de bunların hepsi var.
Yahu başlatmasın PR'ına, haber değerine, kitlesine!
Kırk yılda bir bir şey rica ettik diyorum.
Ailece oraya gidelim dedik. Allah Allah!
-Hadi kalkın, geç kalıyoruz. -(Yelda) Bu haber ayrıca eski.
Ben inanıyorum, çocuk oraya gelecek, işi çıkmıştır Muhsin.
Hadi yürüyün, geç kalıyoruz.
Sen orada ne yapıyorsun?
İş yapıyorum diye bizi dinliyorsun.
Yok, çalışıyorum Yelda Hanım.
-Adam çalışıyor, yürü yürü. -Anca laf dinle sen!
(Hareketli müzik)
(Müzik...)
(...)
(...)
(Su açıldı)
-Kerem! -(Kerem) Duştayım güzelim.
İyi, ben de kalkayım o zaman.
(Kerem) Yok, kalkma sen. Kıyamam. Uyumana devam et sen.
(Kerem) Ben çıkınca seni uyandırırım. Beraber güzel kahvaltı ederiz...
...ballı, serpmeli falan.
Akşama yeni bir şey mi gelecek?
Akşam geldi. Geç kaldık, bitirebilirsek tabii artık.
Uff!
-Geç kaldık kızım. Neredesin? -Ne yapayım...
...abimler kahvenin önünden geçme dedi. Ben de ta nereden dolandım da geldim.
Yalnız bu babaanne eteğine rağmen kadrolu öküzün hâlâ peşinde.
Aa! Manyak Sabri.
Mahalleden beri takip mi ediyor bu seni?
İki dakika bekleyin, hemen konuşup geleceğim.
Sabri, ne yapıyorsun?
Mahalleden beri beni mi takip ettin? Bak, böyle olmaz.
Benim sensiz bir geleceğim yok, niye anlamıyorsun?
Bırakabilsem şimdiye çoktan bırakırdım ama yapamıyorum.
Ben seni çok seviyorum.
-Sabri ama ben seni sevmiyorum. -Uğraşmıyorsun ki hiç.
Bir seninle çıksak, belki sen de beni seveceksin.
Hayır, sevemem.
Sabri, ben başkasını seviyorum.
Abimlerden canını zor kurtardın, yapma artık.
Vallahi sonunda biri üzülecek, olmaz böyle.
Sabri, hâlâ mı peşinden koşuyorsun lan Ayşe'nin?
Ne oldu, ne dedi?
Ayrı ev abi.
Ayrı ev istiyor, annenlerle aynı evde olmaz diyor.
-Vay, gönlü var yani? -Ben boşa benzin yakar mıyım abi?
Manyak seviyor beni diyorum, inanmıyorsun.
(Erkek) Çekiyorum.
Karışma, karışma.
-Güzel çektin mi? -Aynen.
Tamam mı?
-Buyurun. -Devam edelim.
Cirosu en yüksek...
...'online' alışveriş sitelerinden birini kurdunuz, başındasınız.
Peki, Sultanhamam çıkışlı bir tekstilci bu mecrada ilkleri nasıl başardı?
Çocukluğumdan beri en iyi yaptığım şey dinlemektir.
Bir gün küçük oğlum Kerem'le arkadaşı Volkan bana geldiler.
Daha o zaman lisede okuyorlar. İkisi de tıfıl.
Bir şeyler geveliyorlar ağızlarında. Dinledim, dinledim.
Meğer bu işi anlatıyorlarmış.
İşin içindeki ışığı gördüm, işin başına geçtim...
...onları da yanıma aldım.
-Bir de Samet dese ölür sanki. -Sus.
-Benden de bahseder şimdi. -(Muhsin) Sonra da bu çocuklar.
-Kolay gelsin çocuklar. -(Hep bir ağızdan) Sağ olun.
-Devam, devam. -Kolay gelsin.
Aslında küçük oğlum Kerem...
-Bir saniyenizi rica ediyorum. -Tabii, ne demek.
(Muhabir) Biz de ortam fotoğraflarını halledelim.
Ben size yardımcı olayım.
Tabii, bekliyorum ben.
Acele olursa.
Ulan sırık, nerede bu Kerem?
Muhsin amcacığım, aradım ben onu ama telefonunu açmadı.
Açsaydı şey yapacaktım ama herhâlde yoldadır, geliyordur.
(Oyun sesi)
Aradın ha! Ulan, söyle ona...
...buradan atölyeye geçeceğiz...
...eğer oraya da yetişemezse bir daha hiç gelmesin. Anladın mı?
Anladım.
Aramış güya hıyaroğluhıyar! Beni kandırıyor!
Volkan, sen bu çocuğu dün gece görmedin mi? Doğru söyle.
Yok, Yelda teyzeciğim, biz beraberdik de şey oldu...
O bir arkadaşıyla erken ayrıldı.
Aslında erken ayrılınca ne olması gerekiyor?
Erken yatıp, erken kalkmış olması gerekiyor, değil mi?
-Ama öyle olmamış herhâlde. -Volkan, bana bak...
Spor salonuna da gitmemiş. Kötü bir şey olmamıştır, değil mi?
Ya-yapmayın lütfen, birazdan sırıtarak girer içeri.
Bilmiyor musunuz Kerem'i? Sabaha kadar şey yapmıştır o.
-Ne yapmıştır? -Geliyordur, geliyordur.
Neredeyse onu bul, hemen getir buraya.
Bu Muhsin'i artık ben de tutamam. Ortalığı yıkacak bu.
Tamam. Bende o.
Ne yaptın oğlum sen?
(Telefon titriyor)
(Hareketli müzik)
Bir...
...iki...
...üç.
Daha beşi saymak nasip olmadı be.
(Kadın) Kerem! Nereye gidiyorsun?
(Kadın) Kerem!
Kerem!
(Müzik)
-Tamam, bitti mi işin? -Bu kadar, benim işim bitti.
Peki, bir şey soracağım. Ailenin meşhuru Kerem Bey neredeler?
Şey... Kerem'in bir işi çıktı da...
...yalnız o atölyeye gelecek, onun fotoğraflarını da orada alırsınız.
Tabii tabii.
İlk dükkânınız değil mi? Hâlâ tutuyorsunuz orayı?
Tabii, onu hiç elden çıkarır mıyım?
Orası benim ilk göz ağrım, her gün düzenli giderim.
Daha çok büyük oğlum Samet ilgileniyor orasıyla.
Efendim, buyurun, her türlü kolaylığı sağlarız.
Teşekkür ederim.
-Yavaştan gidelim mi? -Tabii.
Bugün emrinize amadeyiz, siz ne derseniz o olacak. Buyurun.
(Hareketli müzik)
(Kerem) Alo?
Ne yaptı, geldiler mi bizimkiler?
Geldiler kardeşim. Muhsin amcayla hatta şu anda kahve içi...
Oğlum, dalga mı geçiyorsun?
Burayı bitirdiler, diğer tarafa geçiyorlar.
Yapma ya. İyi, o zaman ben atölyeye geçiyorum.
Sen bana ver telefonu.
Bak, Muhsin amca inanılmaz sinirli.
Gözlerinden kırmızı lazer falan çıkıyor, ben sana söyleyeyim kardeşim.
-Yapma be. -Vallahi öyle.
(Volkan ses) En son şu yattaki yangın muhabbetinde görmüştüm onu öyle.
Boş versene bunları. Atölyeye gitsin hemen.
Abi, atölyeye git çabuk. Yetiştin yetiştin yoksa gerçekten bu sefer (***) baba.
Tamam, ben oraya geçiyorum ama sen de oyalasaydın, bir şeyler uydursaydın.
Kardeşim, sesin gidiyor galiba senin.
Tünele mi girdin sen? Sesin şu anda gelmiyor.
Volkan, ne yapıyorsun? Neredeymiş?
Tünele girmiş.
Tamam, kapat. Ben sonra sana duyuracağım sesimi.
(Müzik)
(Muhsin) Burada kırk tane çalışanımız var. Bunların hepsi benim çocuklarım gibidir.
Çünkü biz büyük bir aileyiz. İşte burada gördüğünüz...
...kesme, biçme, dikme, her şeyi bu kırk kişi gerçekleştirir.
Ne güzel. Benim sorularım bu kadar Muhsin Bey.
-Meriç'in de işi bittiyse... -Aile fotoğrafı alalım.
-Alalım. -Çekilelim o zaman.
Tamam. Çok güzel.
Şöyle birazcık daha.
Nerede kaldı bu Kerem?
Bilmiyorum, birazdan gelir herhâlde.
(Meriç) Evet, biraz yaklaştık. Tamam, çok güzel.
Bir dakika, bir dakika.
Bensiz aile fotoğrafı mı çekiliyor?
İşte bak, iyi insan da lafının üstüne.
-İnsanlığı batsın onun. -Muhsin.
Babacığım.
Geç şöyle, geç.
Bu çocuk gittikçe daha mı yakışıklı oluyor yoksa bana mı öyle geliyor?
Sus, ayıp.
(Meriç) Evet, çekiyorum.
(Meriç) Evet, çekiyorum.
Bir tane daha alacağım. Biraz gülümsersek.
Tamamdır, benim işim bu kadar.
Kerem Bey, sizi de yakalamışken birkaç tane soru soralım mı?
Tabii, asıl ben sizi yakaladığıma sevindim.
Kredini bitirmene şu kadar kaldı.
(Meriç) Buyurun.
Hem şirketin kurucu olup...
...hem de bu kadar hareketli özel hayatı olan...
...bir sizsinizdir herhâlde, değil mi Kerem Bey?
Şimdi hareketliden kastınız o mudur bilmiyorum ama...
...bu...
...sözüm meclisten dışarı tabii, o yazılan, çizilen şeylerin...
...bir tanesi doğruysa bin tane de yanlışı var.
(Kerem) Başarılı iş adamı olmak o kadar da kolay değil.
Kerem!
(Kadın) Kerem, çık dışarı!
Çık dışarı diyorum, çık!
(Güvenlik) Hanımefendi, ne oldu, niye bağırıyorsun?
(Güvenlik) Hanımefendi, giremezsiniz.
-(Kadın) Kerem! -Baba, biri Kerem diye bağırıyor.
Kim ulan bu?
Bilmiyorum, mahalledeki tek Kerem ben miyim?
(Kadın) Kerem! Çık dışarı, çık!
-Arkadaşıdır. -(Kadın) Kerem!
(Kadın) Kerem!
Yok baba...
Kızım, olay var.
(Kerem) Baba.
(Kadın) Çekilin!
Kahvaltı yapacaktık. Serpmeli, ballı falan kahvaltı yapacaktık.
(Kadın) Kerem!
Geldi, belasıyla geldi.
(Hareketli müzik)
Çalışın, devam edin.
Ah Muhsin amca.
Çağırın diyorum, çağırın.
-Hanımefendi, bağırmayın. -Bırakın beni!
Ne bağırıyorsun cazgır gibi!
Önce bir sakin ol, terbiyeli ol, öyle girersin içeri!
Doğru. Güzelim, ne yapıyorsun? İş yeri burası.
Doğru soruyu ben sorayım. Ne oluyor burada?
-Evet, ne oluyor? -Ne oluyorsun sen?
Ben anlatayım ne oluyor.
Dün gece deliler gibi bana diller döküp beni kandırdıktan sonra...
...bu sabah çekti gitti yanımdan! -Ne münasebet! Yok öyle bir şey!
(Kadın) Kaçtın işte, kaçtın ama ben yakalarım.
Sen kimi yakalıyorsun!
-Yelda, sus! -Benim oğlum yapmaz öyle bir şey.
Evet, yapmam öyle bir şey. Babacığım, aslında olaylar öyle olmadı.
Ben bu kızcağızı anlamışsınızdır siz de. Biraz ne deniyor, tıbben...
...tıbben manyak bu kız. -Manyak?
-Bir de manyak diyor! -Aa, ben hatırladım sizi.
Bugünkü gazetelerde Kerem Bey'le fotoğrafı vardı.
Aa, vallahi o.
(Hareketli müzik)
-Baba. -Ne?
Konuşabilir miyiz?
Oğlum, sen niye dükkânında durmuyorsun?
Bir ağız tadıyla yemek yiyemeyecek miyiz oğlum?
Baba, çok önemli, o yüzden.
Ne oldu?
-Yine arabayı mı vurdun yoksa? -Yok, o değil.
-Sabri, sana da koyayım mı oğlum? -Yok anne, ben yemeyeceğim.
Su getireyim.
-Baba... -Ne?
Ayşe'yi bana iste.
Ne onursuz, ne şerefsiz bir adamsın sen!
Kızın abisi cümle âlemin içinde seni evire çevire dövdü.
Paçavraya çevirdi. Ölüyordun lan, ölüyordun!
Şerefimizi on paralık mı edelim? Onu mu istiyorsun?
-Baba... -Sabri, yeminle camdan atarım seni.
Kalk (***) dükkâna, gözüm görmesin.
(Hareketli müzik)
Sabri nerede?
Bırak nereye giderse gitsin, Allah Allah!
Ah!
-Yaklaşma! -Yavrum...
Yaklaşma, atarım kendimi. Atıyorum kendimi aşağıya.
Oğlum, kolunu, bacağını kıracaksın, in aşağı!
Kolumu, bacağımı mı? Kafamı kıracağım ben, kafamı!
Kafa üstü atlayarak kıracağım.
Vallahi kafamın üstüne atarım. Böyle atarım kendimi.
İn aşağı.
-Yaklaşma, atarım kendimi. -Tamam, dur.
Ayşe! Ayşe!
-Ayşe! -Kes!
Ayşe!
-Ay, Ayşe diyor. -Tamam, dur.
-Ayşe! Atıyorum. -Aa!
Yazık ya.
Rezil oldu çocuk gazetecilerin önünde.
Ben çocuktan mı bahsediyorum Gonca? Bana ne çocuktan!
Kıza yazık diyorum ben, kıza.
Bir insan kolay kolay bu hâle gelmez, baksana nasıl ağlıyor.
-Dışarıda da bas bas bağırdı. -Ne yapmış, zorlamış mı kızı?
Kim bilir ne diller döktü, kandırdı işte kızı.
Kim kimi kandırdı acaba?
Her şeye o kadar saf, o kadar düz bakıyorsun ki.
Bak canım, bu Kerem'i kandıran hayatı boyunca pamukların üstünde yaşar.
-Anladın mı? -Yok artık.
Kerem!
Hiçbir yere kıpırdama, orada bekle beni.
Gel kızım sen, gel.
Cibilliyetsiz.
Otur, otur.
Adın ne kızım senin?
Gizem.
Biliyorum nasıl göründüğünü ama yemin ederim ben öyle bir kız değilim.
Ağla, dök içini, rahatla kızım. Anlat bana.
(Gizem) Arkadaşlarımla dışarı çıkmıştık.
Daha önce başka bir arkadaş grubunda tanışmıştık zaten.
Volkan diye bir arkadaşı vardı hatta yanında.
-Volkan? Yanında mıydı? -Evet.
-Evet. -Vay sırık vay!
Neyse, geldi kur yapmaya başladı.
Ben tabii ilk önce hiç ilgilenmedim. Biliyorum çapkınlığını.
Ama sonra...
Sonra öyle güzel, öyle sıcak baktı ki.
Gülerken hep bana bakıyordu, ben de sandım ki...
Ben sadece içimin ısındığı insana gülerek bakarım.
Kendim gibi sandım.
Aptallık ettim, aptalım ben.
Belki de en iyisi sessizce çekip gitmek bu dünyadan.
Hişt, sakın öyle bir şey düşünme. Çıkar bunları aklından.
Bak, gençsin, daha yaşayacağın ne güzel hayat var. Merak etme.
Ben ona gerekli dersi vereceğim. Hiç merak etme.
Bak, sakın şunu unutma. Hayatta hiçbir şey...
...benim oğlum dâhil, senin şu gözyaşlarından daha değerli değil.
Sakın.
Keşke o da size benzeseydi.
Hadi şimdi toparla kendini. Üzülme sakın, hadi.
Kalk, ben seni eve bıraktırayım. Hadi yavrum, gel.
Gel. Üzülme, gel yavrum.
(Muhsin) Gel kızım, gel.
-Samet! -Efendim baba.
Hüseyin'e söyle, hanım kızımızı evine kadar bıraksın.
-Tamam. -(Muhsin) Üzme kendini kızım.
Kerem, gir içeri.
Bırak o çayları, getir buraya.
Adın patron, adın. Daha bir çay bile getirtemiyorsun!
-Ne yapayım? Babam istedi. -Gidiyorum ben.
Dur, öyle aç açına gitme.
Siz de buyurun lütfen.
Bırak ulan çayı.
Ulan, ben it gibi çalıştım.
Terim kurumadan üstüne terledim de...
...neyim var, neyim yoksa öyle yaptım.
Benim alın terimi al, havanı at...
...şuncacık kızların gönlünü kır...
...bizi el âleme rezil et diye mi yaptım ulan?
Babacığım, rezil etme, rezil olma, yok öyle bir şey.
Birazcık sakin olalım.
Ayrıca kızın nasıl biri olduğunu anladı gazeteciler.
Onlar da öyle yazar. Sen merak etme.
Buraya kadar ulan, buraya kadar!
Kabahatlerini, başkasının üstünde akladığın gün buraya kadar!
Akladığım falan yok. Sen de hep beni haksız çıkarıyorsun.
Ulan, ne haksızlığı? Olay ortada olay. Bizi rezil ettin el âleme!
Baba, niye bana inanmıyorsun? Kız normal değil.
(Muhsin) Ulan, sen sanki çok mu normalsin?
(Kerem) Baba, bana şu an haksızlık yapıyorsun ama.
Nasıl bağırıyor Muhsin Bey.
Ben ilk defa böyle gördüm.
Herhâlde evlatlıktan falan reddedecek çocuğu.
Var ya, Muhsin amcanın ellerinden öpeceğim neredeyse, çıktığı zaman.
(Ayşe) İyi oldu, iyi yapıyor. Yazık değil mi kıza?
Beter olsun o Kerem Efendi!
Kız da kız, kız da kız! Sürekli kız. İyi oldu, iyi oldu. Kamu spotu gibisin.
Fenalıklar getirdin içime. Yeter ya. Kız biraz güzel olsa anlayacağım.
Var ya, inşallah kız tertemiz biriyle karşılaşır da...
...bugünü unutur gider.
Babacığım, şimdi...
...ee...
Neyse, ismi önemli değil.
O kız ağladı, ben ağlamadım diye mi sorun? Eğer...
...öyle bana inanacaksan, ben de ağlayayım.
Oğlum, ne ağlaması yahu?
Kız, tövbe estağfurullah, intihar edeceğim diyor, intihar!
Estağfurullah! Yok öyle bir şey baba, canına kıymak falan.
Tamam, kabul ediyorum. Biraz çapkın bir adamım ama...
...o arkadaş da çapkın. Karşılıklı her şey. Ayrıca öyle...
...evlilik teklifi, vaatler falan öyle şeyler... Niye gelin güvey olmuş ki?
Alt tarafı ailemle tanıştırayım dedim.
Bak oğlum...
...senin çapkınlık dediğin, gülerek anlattığın şeye...
...başkası sevda diyor. Ne çapkınlığı?
O kız sevda diyor ulan.
Hakkın var mı onca kalbi kırmaya?
Anlaşıldı, sen bana inanmayacaksın baba.
Neyse, ben de senin içini rahatlatmış olayım...
...bu verdiğin nasihati bundan sonraki ilişkilerimde hep hatırlayacağım.
Yazdım buraya.
Başka işin yoksa ben iznini isteyeyim.
Malum, akşama 'online' defile hazırlıkları var.
Gideyim ben.
Bir şey mi oldu baba? Bir şey mi diyecektiniz?
Abini küçükken çok dövdüm.
Rahmetli annesi hep önüme geçerdi...
..."Yapma bey" diye, dinlemezdim.
Gençtik o zaman işte. İş güç derdine patlatırdım çocuğa.
Ama seni bu yaşına kadar bir fiske vurmadan büyüttüm.
Şimdi düşünüyorum, acaba hata mı ettim?
(Zil çalıyor)
Oldu, ben gideyim.
Gitme ulan! Hiçbir yere gitmiyorsun!
Tamam, gitmeyeyim de burada ne yapacağım baba?
Size ayak bağı olurum. Ayrıca...
-Oo, öğle yemeği vakti gelmiş. -İşçiyle birlikte yersin yemeğini.
Sonra sana yapacak bir şeyler bulurum.
Bundan sonra ben ne dersem o!
-Gidiyoruz biz. -Tamam. Ben büfede yiyeceğim.
Uff!
(Müzik)
(Kerem) Bir...
...iki, üç, dört...
...dört buçuk...
Bakmayacak herhâlde. Pardon.
(Müzik)
Biz tanışıyor muyduk seninle?
-Pek sayılmaz. -Adın neydi senin?
Ayşe.
Ayşe. İyi hadi, inanmış oldum.
Neyse, ben de Kerem. Zaten beni tanıyorsun.
Tanıştığımıza memnun oldum.
Diyorum ki...
...öğle yemeğine beraber çıkalım.
Hem buranın işleyişini de bana detaylı bir şekilde anlatmış olursun. Tamam mı?
Ben memnun olmadım Kerem Bey.
Ayrıca buranın işleyişini çok merak ediyorsanız...
...abiniz Samet Bey anlatır size. Kolay gelsin.
(Müzik)
Hişt! Ne yapıyorsun ulan sen orada?
-Burada? -(Muhsin) Evet.
Bir şey yapmıyorum.
Baba, iyice abarttın sen de. Ne yaptım yine?
Ha, hatırladım. İş arkadaşıma yemekhanenin yerini soruyordum da.
İş arkadaşıymış! Ulan yalan söyleme.
Bir daha seni o kızın yanında görmeyeceğim.
-Ayşe'nin mi? -Adını da öğrenmiş!
Sanki boş anına geldi, sana bir selamını bahşetti...
...sen de onun yüzünü yere düşürdün.
Vallahi bak, oğlum falan demem...
...bütün bu verdiklerimi, şirketi falan, hepsini mumla ararsın.
O kız bana rahmetli asker arkadaşımın yadigârı.
Ama baba, sen de bana iyice haksızlık yapmaya başladın.
Yapar mıyım öyle bir şey?
Yaparsan, büyük yakarım, bilmiş ol.
Ayşe Hanım.
Selamünaleyküm.
Bir beş dakika oturalım mı Rıza?
Ne bakıyorsunuz kardeşim? Hadi dönün önünüze.
Buyur abi.
Erkut, bize iki çay getir.
Onca olandan sonra buraya gelip...
...Rıza'yla konuşacaksın deseler...
...güler geçerdim herhâlde. -Bak Kadir abi...
...ben de olaylar bu noktaya gelsin istemezdim.
İnsan yaşarsa namusu için yaşar.
Biz babamızdan böyle gördük.
Buraya laf gelmediği sürece işinde gücünde insanlarız.
Ama buraya laf geldiği zaman benim gözüm dönüyor abi.
İnan ne yaptığımı ben de bilmiyorum.
Bak Rıza, geçmişte başımıza gelenleri unutalım.
Bir sünger çekelim oraya.
Çekelim tabii Kadir abi, çekelim.
Hepimiz aynı mahallenin esnafıyız.
Yarın bir gün yüz yüze bakacağız. Unutalım abi, kapatalım bu konuyu.
Evlat başka bir şeymiş Rıza.
Allah bağışlasın, senin de bir kızın var, bilirsin.
Allah razı olsun abi. Yalnız...
...bir yanlış olmadığı müddetçe bizim kimsenin evladıyla bir işimiz yok.
Tamam. Dedim ya Rızacığım, unutalım geçmişi.
Hem ben buraya hayırlı bir iş için geldim.
(Kadir) Benim oğlan...
...anladığım kadarıyla kara sevdaya tutulmuş.
(Kadir) Dermanı da yok bu işin.
Öyle parayla pulla halledilecek bir şey değil bu.
(Kadir) Bak, elinde kalıyordu.
Öldürüyordun onu ama o hâlâ seviyorum diyor.
(Müzik)
(Kadir) Eğer izniniz olursa...
...biz gelip Allah'ın izniyle bacına talip olmak isteriz.
(Kadir) Ne dersin?
(Erkut öksürüyor) Evet de.
Kadir abi, öyle yoluyla yordamıyla gelindiği sürece...
...bizim kapımız her zaman açık tabii.
Ama bu işler gönül işleri. Yani...
...ben anneme, bacıma da bir sorayım.
-Ona göre sana söyleyelim, olur mu? -(Kadir) Tamam o zaman.
Bana müsaade.
Senden haber bekliyorum. Eyvallah. Hayırlı işler.
(Rıza) Sağ ol, sana da.
Tamam desene abi ya.
Daha diyorsun ki anama sorayım. Ne soracaksın anneme?
-Kafa mı kaldı annemde? -Oğlum, adam geldi diye hemen...
Bir otursana, otur bir Allah'ını seversen.
Abiciğim, bu mahallede bundan daha iyi hayırlı kısmet var mı?
Varsa söyle.
-Zengin diyorsun yani? -Üff!
Ne olmuş zenginse? Allah Allah!
-Hem bakalım Ayşe’nin gönlü var mı? -Ya abiciğim...
...şimdiki gençler hiç anlaşmadan, görüşmeden yola çıkıyorlar mı?
Belli ki çocuk bizim Ayşe'den bir yeşil ışık gördü ki...
...babasını buraya gönderiyor. Değil mi yani?
Görüşüyorlar diyorsun yani?
Sabah tuhafiyeci Numan abi görmüş bunları.
Ayşe'yle Sabri'yi. Konuşuyorlarmış.
Bana geldi, "Hayırdır?" dedi. "Siz mobilyacı Kadir'in oğlanla...
...söz mü kestiniz yoksa bunlar böyle uluorta konuşuyorlar mı?"...
...dedi abi. Ağzının payını öyle bir verdim ki.
Ben vallahi sen sinirlenme diye bir şey söylemiyorum ya.
Ayşe'nin de kulağını çekeceğim. O ayrı.
Abiciğim, bir rahatla artık sen de ya.
Bak, yoluyla yordamıyla evlenecek...
...gelin olacak kardeşimiz.
Varlıklı aile bunlar abi.
Çocuk da tek çocuk. Kızımızı da seviyor.
Rahat edecek abi kardeşimiz.
Bizde görmedi, orada görecek.
Talihsiz Ayşe'm benim.
(Müzik)
(Duygusal müzik)
(Erkek) Akşam adada konser var.
Oh, açık hava, müzik. Benim yerime de eğlen vallahi.
Aslında sen de gelsen, beraber eğlensek.
Keşke gelebilsem.
Biliyorum. Biliyorum da hep böyle öğlen arasında buluşuyoruz.
Nereye kadar?
Bak...
...daha sana dokunamıyorum bile.
Berk, ben seni kandırmadım ki.
Baştan her şeyi anlattım. Ben buyum dedim, abilerim bu.
Koşullarım da bunlar.
Sen o zaman her şeyi kabul etmiştin. Hiçbir şey sorun değildi.
Ama yetmiyor artık.
Ben bir şeyler değişsin istiyorum.
Ben senin için mücadele etmeye değer bir adam değil miyim?
Keşke hayatımızı mücadeleyle kazanabilsek.
Ama hayatlarımızı birleştirdiğimiz zaman, işte o zaman başka.
Zamanı geldiğinde.
Zamanı geldiğinde.
Hii, dört dakikam kalmış, dört!
Tamam ya, üç dakika 40 saniyeye oradayız. Merak etme.
(Müzik...)
(...)
(Yemekhane ortam sesi)
Hadi git.
-Efendim? -Git hadi, git.
(Yemekhane ortam sesi)
Hişt, tabağını götür.
Evet, doğru. Afiyet olsun.
-Sağ ol. -Sağ ol.
(Yemekhane ortam sesi)
İyi yaptın baba göndermekle.
O burada yapamaz zaten.
Yapacak oğlum, yapacak.
Yapamazsa ya kendi canı yanacak...
...ya da bir başkasının canını yakacak.
Sonra yine biz üzüleceğiz.
(Yemekhane ortam sesi)
(Sokak ortam sesi)
(Berk) Buyurun.
(Kapı kapandı) Akşam konsere gidince haber veririm.
Belki müzik de dinletirim, olur mu?
Ahh, işte. Ah baba ah!
Sen de bu kızı melek sanıyorsun işte.
Çok sağ ol. Görüşürüz.
İyi, görüşürüz.
Hani bizdik çapkın? Hani bizdik marjinal?
(Kerem gülüyor)
Ah ah!
İşte zamane kızları.
(Ayşe) Ne gülüyorsun?
O araba var ya, o eski model.
Ama benimki sıfır. Hani belirteyim de belki bir puanlama sistemin vardır.
Ben öne geçerim falan.
Sana sinirlenmiyorum bile, biliyor musun?
Çünkü insan senin gibi zavallılara pek sinirlenemiyor.
Sen yine de ağzını topla istersen.
Sonuçta patronunla konuşuyorsun.
Yok, ben ağzımı önce iyice bir dağıtayım...
...ondan sonra toplarım.
Bir dakika, merak ettim. Neden?
Yakışıklısın...
...paran var...
...çalıştığım yerin sahibinin oğlusun. -Doğru.
Bir de kendi ayaklarınla gelmişsin bana, "Ben seni neden istemiyorum?"
Ee yani, değil mi? Ben de bundan bahsediyorum işte.
Bir de kabul edelim. O giden çocuktan daha çok giderim var, değil mi?
Evet, o uzun boylu, yapılı falan ama o...
...yaşlanınca problem olur. Dizlerde kireçlenme falan, değil mi?
Güzel. Esprilere gülünmeye başlandığına göre...
...Kerem'in aurasına giriyorsunuz Ayşe Hanım.
Dikkatli olun, gönlünüzü kaptırmayın.
-Çıkamazsınız sonra. -Bence sen gönlünle...
...başka bir yerini karıştırıyorsun. -Tamam işte, süper.
Değil mi? Yani aynıyız, hiçbir farkımız yok.
-Mükemmel uyum bence. -Farkımız var.
Çünkü sen gördüğüne inanıyorsun, ben hissettiğime inanıyorum.
(Ayşe) Bakın Kerem Bey...
...böyle ikide bir karşıma çıkacaksanız...
...bence yapmayın. Ama yok, ben senin patronunum...
...istediğim gibi davranırım diyorsanız, ben de size derim ki...
..."Alın işinizi başınıza çalın." derim, çeker giderim.
(Müzik)
-(Rıza) Ee anne, ne diyorsun? -(Anne) Bilmem ki.
Anneciğim, neyi bilmiyorsun ya?
Kardeşimiz evlenecek, yuvasını kuracak diyoruz işte, ne güzel.
Hem de mahallenin en zengin evine gelin gidecek.
(Nazmiye) Daha ne düşünüyorsunuz anlamıyorum.
Bak, bak, vallahi bravo yenge. Yemin ederim ağzımdan aldın.
-Doğru söylüyor ya. -Ben de gelin olacağım.
Hem de bir sürü evleneceğim. Hep gelin olacağım.
Tövbe estağfurullah.
Anne, sen bırak bunları. Ee, ne diyorsun, söyle.
Kızım çok güzel. Sabri böyle pek bir...
...ablak bir şey ya.
Hoppala! Anne, bunu da ilk kez duyuyorum.
Erkek adam da güzellik aranır mı?
Erkek adamın karakterine bakacaksın.
Bu Sabri dört dörtlük çocuk. On numara çocuk.
Anneciğim, ne diyorsun be?
Biraz daha bekleyelim diyorum ben.
Neyi bekleyelim be anneciğim?
Ee, bakarsın başka bir diziden teklif gelir.
Böyle eli yüzü düzgün bir jöne isterler belki.
(Müzik)
Abiciğim, biz niye bekliyoruz ya?
Sen karar vereceksin artık abi, sen.
Bu evin büyüğü sensin artık abiciğim.
(Müzik)
Hah, hah, geldi benim güzel kardeşim. Ayşe'm benim.
-Hayırdır? -Hayır, abisinin gülü.
Hayır, benim güzel kardeşim. Gel kız otur şöyle iki dakika, gel.
Gel, abinin konuşacakları var seninle.
-Ne oldu ki? -Gel kız hadi. Ne uzattın?
-Gel otur şöyle. -Tamam. Sıkboğaz etmeyin kızı.
Bacım, git üstünü başını soyun, dökün, gel. Bir şey konuşacağız.
Hadi bakalım.
Hadi öyle olsun bakalım.
(Müzik)
(Kerem İngilizce konuşuyor) (Müzik)
(İngilizce konuşuyor)
(İngilizce konuşuyor)
(İngilizce konuşuyor)
(Yelda) Kötü başladı ama neticede mutlu bitti bugün.
Sus Allah'ını seversen, rezil olduk herkese.
Aman, Allah aşkına bir kere de bardağın dolu tarafından bak be Muhsin.
Çocuk senin gözüne girebilmek için neler yapıyor, görmüyor musun?
Ya bana malımı anlatma.
(Kerem İngilizce konuşuyor) (Kerem) Ceyda.
Senin bir tadın kaçık. Ne oldu, bir şey mi oldu?
Hayır, yok bir şey. Annene üzüldüm biraz.
(Ceyda) Şunlardan iki tane alternatif istiyorum, tamam mı?
Tamam Ceyda Hanım.
Bir dakika, ne oldu anneme? Bir şey mi oldu?
Sana üzülüyor Kerem.
Yani senin durmadan ikinci sınıf magazin haberlerine malzeme olmana üzülüyor.
-Hiç yapma öyle. -Ya ne demek şimdi bu?
Allah Allah!
Babanın gözleri üzerimizde kardeşim.
(Volkan) Bak, bu aralar başına gelecek bir şeyler var.
Kardeşini dinle. Zıplamayalım bu aralar çok, tamam mı?
Bu iş bitsin de.
Hah, nedir?
Bekleyenlerin Sesi şimdiden 30 bini buldu...
...110'u aynı zamanda alışveriş de yapacak.
-Harika. -Harika, çok güzel.
Harika. Gel babama söyleyelim.
Baba, mailler gelmeye başlamış.
Her şey güzel gidiyor. Tahminimizden daha iyi geri dönüşler olacak.
(Muhsin) Bakalım, dünyanın masrafını yaptık.
Attığımız taş, ürküttüğümüz kurbağaya değecek mi?
-Babama rakamları söyler misin? -Tabii.
(Telefon çalıyor) Bir dakika, bir dakika dur.
Gazeteci kız arıyor.
(Muhsin) Merhaba. Nasılsınız?
(Muhsin) Sağ olun. Teşekkür ederim.
Nasıl?
Öyle mi?
Tabii tabii, anladım. Anladım.
Hayır, hayır, tabii.
Fark etmez, tamam. Tamam.
Teşekkür ederim, sağ olun. Görüşmek dileğiyle. Sağ olun.
Bizim röportaj haftaya kalmış.
-Aa, niye ki? -Evet, niye?
Çünkü Kerem Bey'in haberi...
...15 dakika önce internete düşmüş...
...beş dakika içinde de 'trend topic' olmuş.
Yarın sabah da yazılı basında ilk haber olarak onu gireceklermiş.
O yüzden bizim röportaj haftaya kalıyor.
Rezillik gündüze taştı 'hashtag'i ile birinci sıraya yerleşmiş.
Aynı zamanda dünya gündemini de zorluyor.
Allah vere de kız intihar falan etmese.
Sabahleyin ağzında öyle bir şeyler geveliyordu.
Ne diyorsun Muhsin?
Baba, tövbe! Yok öyle bir şey, göreceksiniz.
Çok büyük bir oyuncuya denk geldik.
(Kerem) Magazin de anlayacak nasıl biri olduğunu.
-Ayrıca reklamın iyisi kötüsü olmaz. -Doğru.
-Güzel şeyler bunlar. -Benim sinirimi bozma...
...edebinle otur! Senden büyük oyuncu mu var be?
(Gizem dış ses) Rezil ettin beni! İntihar ediyorum! Vicdan azabıyla yaşa bakalım!
Ne oldu oğlum?
Benim... Bizim Volkan'la acil gitmemiz lazım. Hadi Volkan.
-Kerem, nereye? -Volkan?
Defile hazır zaten. Her şey yolunda gidiyor.
-Ceyda da hâkim her şeye. -Tamam, ben hallederim ama--
-Tamam, süper. -Bir dakika ulan, aylardır...
...'online' defile, 'online' defile diye beynimizin etini yedin...
...şimdi nereye gidiyorsun?
Bir arkadaşımızın bize ihtiyacı varmış.
-Gidelim biz. Hadi Volkan, gidelim. -(Volkan) Nereye gidiyoruz?
Ulan git, git ulan! Sabah yedi buçukta hazır asker olacaksın.
Abi, kız intihar ediyorum diye mesaj atmış.
Ne?
-Bak, bak... -Muhsin amcacığım...
...aylardır bu defile için çalışıyorum ben.
Siz hiç merak etmeyin. Her şey kontrolüm altında.
-Gitti bizim paralar! -(Ceyda) Hiç merak etmeyin.
'Online' defile.
(Ayşe) Abi, ne oldu? Kötü bir şey yok değil mi?
Kötü diyor ya. Kız, ne kötüsü?
Ben sana bugün Arife diyeyim, yarını sen anla.
Hadi düştün yine dört ayak üstüne.
Oğlum, bir sus ulan.
(Rıza) Bak kardeşim...
...bugün Kadir abi geldi kahveye.
-Kadir abi? -Sabri'nin babası.
(Rıza) "Bir tatsızlık yaşandı ama unutalım...
...gençler mutsuz olmasın." diyor.
(Rıza) Yani uzun lafın kısası...
...gelip Allah'ın emriyle isteyecekler seni.
-Biz, annem, ben falan-- -Olmaz abi.
-Aferin hala. -(Erkut) Olacak, olacak gülüm benim.
Hiç merak etme sen. Abim de razı zaten. Olacak o iş.
Ben razı değilim. Evlenmem ben onunla ya.
-Niye, başka biri mi var? -Ulan!
Yenge, tövbe! Ne başka birisi olacak ya? Yok kimse.
Daha ne bekliyorsun o zaman? Yaşın da geldi.
Evet hala, bence evlen. Gelin olmak çok güzel.
Kocan oluyor, sarılıyor falan sana.
El kadar çocuk ne diyor Nazmiye?
(Rıza) Nazmiye, sen nasıl anasın ya?
Hem ne işi var bu çocuğun burada bu saatte?
-Kalk kızım, içeride oyna. -Sus, vallahi dilini kopartırım!
Hadi git Erkut amcanın odasına.
Abi, evlenmem ben. Evlenmek istemiyorum. Evlenmem onunla ya.
Ulan, madem evlenmezsin de elin herifiyle niye buluşuyorsun o zaman?
Abi, ne buluşması ya? Buluşma falan yok.
Hadi ulan oradan! Sabah böyle buluşup...
...'mıç mıç mıç' bir köşede konuşmalar falan!
Hayır, bütün mahallenin dilindesiniz!
Abimi katil mi edeceksin kızım sen?
Ulan, Allah belamı versin yakarım infazımı!
Allah belamı versin yakarım!
Ya abi, konuştum ama öyle konuşmadım ya.
Aa, üstüme iyilik sağlık! Hem çocukla geziyorsun hem gelmesin!
Kız, çocuk baktı diye abin öldürüyordu!
-Flörtlerine izin verir mi sanıyorsun? -Ulan, flört ne ulan?
-Flört ne oğlum, flört ne? -Yapma Rıza!
Anne, çekil! Çekil, çok yüz verdik biz buna, çekil!
Abi, abiciğim, dur ya. Ama anne, abim de haklı ya.
Ya biz hanımefendi mutlu olsun, yuva kursun diye uğraşıyoruz...
...o ne yapıyor? Gönül eğlendirme derdinde. Züğürt peşinde.
Ya yok flört falan ya! Konuştum ama üzülmesin diye konuştum.
-Flört falan yok! -Esas ben üzüldüm kız.
-Ben üzüldüm ulan. Esas böyle yapınca-- -(Nazmiye) Ayşe, odana git.
(Ayşe bağırıyor) (Rıza) Nazmiye, al getir onu buraya.
-Kız, delirtecek misin abini? -Nazmiye, getir onu buraya!
-Getir buraya, konuşacağız. -Yapma Rıza! Kuş kadar o.
Yavrum, kuş kadar ya. Ne kadar canı var ki onun?
Rahmetli babanın emaneti o sana. Kardeşin o.
Hayır, tamam anneciğim ya.
Kardeşimizse lafımızı dinlesin.
Biz de onun iyiliği için konuşuyoruz burada.
Sus ulan!
(Müzik)
Kapıyı açık mı bırakmış?
Vallahi etmiş!
Kardeşim, kız intihar etmiş!
Hayır, hayır! Aç gözlerini, aç! Aç gözlerini, aç gözlerini! Hayır!
-Yardım etsene, niye bakıyorsun? -Kardeşim, ben ölüye falan dokunamam.
-Saçmalama! Nabzına baktım, yaşıyor kız. -Tamam.
İçtiği ilaç yanında. Al abi, geç, geç.
(Volkan) Dur. Bittik, bittik! Hemen arabaya.
-(Kerem) Hadi gel. -Bittik abi, bu sefer bittik!
(Müzik)
(Araba fren yapıyor)
(Müzik)
Gel, gel.
(Müzik)
Doktor, doktor! Doktor yok mu? Sedye.
Gözünü seveyim ölme. Muhsin amca bizi mahveder.
Getir hadi.
Doktor Bey...
...ilaç içmiş. Bana mesaj attı. -İçeri alın, hemen içeri alın.
-(Doktor) İçtiği ilaç belli mi? -Bu, bu.
Umarım sınırı aşmamıştır.
O ne demek? Kurtaracaksınız değil mi?
Elimizden geleni yapacağız.
Off, Muhsin amca duyarsa yandık oğlum!
Abi, kim duyarsa duysun, yeter ki kız kurtulsun.
Bana bak...
...zaten bir kere senin yüzünden hapislere düştü bu adam.
Bir kere daha gönderemem ben onu oraya.
Ne istiyorsa onu yap. Ne sen canından ol, ne ben kocamdan olayım.
Yenge, ne yapayım? Sevmediğim biriyle mi evleneyim?
Başka biri mi var?
Yok.
Başka biri falan yok.
(Müzik)
Ha...
...(***) yok sevgilin.
(Müzik)
Ne kadar oldu?
Üç dakika önce sordun ya abi, bir saat falan oluyor işte.
(Müzik)
Bak, içeriden mutlu bir haber çıksın...
...sen şahitsin, bir daha asla kalp kırmıyorum.
Aha da buraya yazıyorum, tamam mı?
Asla. Bitti. Eski Kerem yok artık.
Yapma diyorum zaten abi.
Yapma yani.
Söylüyorum sana, başına bir şey gelecek, dikkat et diyorum.
Bak.
Bugün babam ne dedi biliyor musun?
"Senin çapkınlık dediğin şeye millet sevda diyor." dedi.
O an üzerinde durmadım ama şimdi anlıyorum.
Bu öyle hadi güldük, eğlendik...
...özür dilerim, hadi bana eyvallah diyebilecek bir iş değil abi.
Kız canına kıydı abi ya.
Gerçekten duyulursa işte orada başlar benim gerçekliğim.
Yok abi yok, iyi olacak.
İyi olacak abi, çıkacak, birazdan iyi olacak.
Sağ ol.
(Gerilim müziği)
Durun, durun, bir dakika! Nereye götürüyorsunuz?
-Morga. -Abi (***) işte!
Kardeşim, ne yapacağız biz şimdi? (***)!
Kardeşim, yurt dışına falan çıkman lazım, senin gitmen...
Lan!
-Kim bu ya? -Ferdi Alaskar.
Çoklu organ yetmezliği, yaşlılık yani.
Ha.
-Başınız sağ olsun. -Allah rahmet eylesin.
-Volkan, ne oluyor? -Bu ne be?
Ne oluyor abi? Tamam, bu final olsun abi, tamam.
Doktor Bey, kurtuldu mu? Kurtuldu deyin!
-Kurtuldu, kurtuldu. -Oh.
-Bizi boş verin. -Geçmiş olsun.
Hadi gel, gel.
Kurtulmuş.
Yalnız az önce söylediklerimde ciddiydim.
(Kerem) Sen şahitsin bak.
Tamam mı? Bundan sonra eski Kerem yok.
Kız kurtuldu, bundan daha önemli şey yok, tamam mı?
Kurtuldu abi, hiçbir sıkıntı yok, hadi.
(Müzik)
Ne oldu, ne diyor?
Sen bir sakinleş ilk önce.
Ne oldu Nazmiye? Bak, anlatın, delirtmeyin beni!
Belli, itin tekine takılmış bu.
Ne?
Kimmiş bu it?
Ya Rıza, ölümü gör böyle şeyler yapma. Bir şey söylemedi diyorum.
Nazmiye, kimmiş bu it?
-Bak, öldürürüm ben onları! -Dur, bir dinle!
-Anlat, dinliyorum. -Bana bir şey söylemedi.
Daha doğrusu "Yok." dedi.
Ama ben odadan çıkar çıkmaz hemen attı mesajı.
Korkuyorum Rıza, böyle şeyler yapma. İnsanı anlattığına pişman ediyorsun.
Nazmiye, kimmiş bu it?
Bir şey söylemedi diyorum. Ben tahmin ediyorum.
Eğer iyi bir insan olsaydı bize söylerdi, biz de gelsin, istesin derdik.
Demek ki bu senin kızacağın biri.
Ben o telefonu alır, öğrenmesini bilirim.
Ya!
Sonra ne olacak, o iti mi öldüreceksin?
Sen hapse girince biz ne yapacağız?
Gel git akıllı anan!
Kendine bile hayrı olmayan Erkut!
Gençliğinin baharında kız kardeşine ben mi bakacağım?
Biz ne (***) yiyeceğiz?
Altı ay hapse girdin, kahve elimizden gidiyordu.
Sen bir sakinleş.
Ben bu işi yarın çözüyorum.
Hallediyorum, problem yok.
Hadi yatalım.
Yatalım mı diyorsun?
Hadi yatalım.
(Müzik)
Nazmiye, nerede kaldı menemen?
Ay, patlamayın! Pişiyor işte!
(Müzik)
Kızım, iki lokma bir şey yeseydin.
Yok annem, ben iş yerinde yerim.
Dur biraz.
Şimdi gidiyorsun iş yerine, işi bıraktığını söylüyorsun.
Abi!
Ya anne!
Anne, bir şey söylesene!
-Oğlum bak, şimdi öyle-- -Anne, sen karışma!
Babam da olsa aynısını yapardı.
Sözümün üstüne söz istemiyorum artık.
(Rıza) Gidiyorsun iş yerine, alacaklarını alıyorsun.
Muhsin amcayla helalleşip doğru eve geliyorsun.
Bundan sonra da benden habersiz evden adımını atmayacaksın.
(Müzik...)
(...)
(...)
-Oğlum, doğru mu yaptık? -Doğru yaptık anne!
Al kızım.
İşte bu be.
İşte bu!
Kararlı, net!
(Erkut) Aslan abim benim be.
Var ya, sen başımızda olduktan sonra bu evde bizim sırtımız yere gelmez!
Lan!
Vurup durma masaya!
Baba, dedem olsaydı böyle mi yapardı?
(Hüzünlü müzik)
Yemeğini ye kızım.
(Hareketli müzik)
-Günaydın Canan. -Günaydın Kerem Bey.
Ee, neredeler, kalkmadılar mı hâlâ?
Yok, uyanmadılar. Ama kahvaltı on dakika içinde hazır olur.
Demek bu kadar geç ediyorlar. Bir de bana laf ederler.
-İsterseniz ben hemen size bir çay-- -Yok, istemem.
Ben atölyeye geçiyorum.
Sorarlarsa söylersin, tamam mı?
Tamam Kerem Bey.
(Sabri) Abla, bunlar bizim imalatımız değil ama yerli üretimdir yani.
(Sabri) Torunun falan varsa, çıksın üstüne tepinsin, hiçbir şey olmaz.
(Kadın) Kaliteli bir şeye benziyor da.
Baba.
(Kadir) Rıza, hoş geldin.
Geç otur, bir çay söyleyeyim sana.
Yok abi, hiç oturmamayım. Ocakçı kahvede yalnız.
Abi, ben annemle konuştum, akşam buyurun gelin.
Eyvallah kardeşim. Akşama sizdeyiz.
Sen de artık benim bir kardeşimsin.
Artık hayırlısı.
Hayırlısı olsun abi.
Eyvallah.
-Hadi kolay gelsin. -Sağ olasın.
Sağ ol be babam.
Bundan sonra var ya, artık sen ne dersen o.
Tamam lan kerata, tamam. Hadi, hadi git, hadi git müşteriye bak, hadi.
-Bunlar da dâhil olmaz mı yatak odasına? -Olur abla.
Olur. Sana olur, tamam.
-(Kadın) Sağ ol, teşekkür ederim. -Rica ederim.
Sametciğim, şu dilimi verir misin?
-Bunu mu? -Evet.
Yaklaş yaklaş. Sen oradan duyamazsın.
Manyak mıdır nedir ya!
Günaydın, afiyet olsun.
(Hep bir ağızdan) Günaydın.
Kalkmamış mı Kerem Efendi?
Söyleriz çocuklara, uyandırırlar şimdi.
Aman zahmet etmesinler.
Ben baktım. Gelmemiş ki kalksın.
Aa!
(Yelda) Gelmemiş mi?
Ee, dün geceki mesele ciddiymiş demek ki Muhsin.
Babam her zamanki gibi konuşur konuşur, sonra unutur diye düşünüyor ama...
...bu sefer unutmak yok.
Önce altından arabayı alacağım.
Sonra kredi kartlarına limit koyacağım.
(Muhsin) Sonra da atölyeye asker edeceğim onu.
Görsün bakalım dünya kaç bucak Kerem Efendi.
Efendim, Kerem Bey sabah erken çıktı.
(Canan) Atölyede olacağını söyledi.
-Bizim Kerem? -Evet.
-Bizim Kerem mi? -Evet efendim.
Ay Samet, sen de papağan gibi!
Hıh.
Bu çocuk seni zekâsıyla yepyeni bir iş sahibi yaptı, yetmedi.
Yeni fikirler üretti, o da yetmedi.
Bak dünkü sanal defileye.
Beklenenin üstünde satış gerçekleştirildi.
Ama sen hâlâ çocuğa güvenmiyorsun Muhsin.
Gitmiş işte aslan oğlum işinin başına.
Gözlerimle görmeden kesin inanmam.
Mutlaka bir çapanoğlu vardır bu işin içinde.
Ayrıca hanım, oğlun proje üretiyor üretiyor ama...
...onları uygulayacak zaman bulamıyor.
Kabul et, oğlun hayta.
Yok, yanlış oldu.
Bu devirde böyle muhasebe tutan mı kaldı?
Şunları zamanında yükleseydiniz ya bilgisayara.
Onu da mı ben yapayım?
Hişt! Kız, sen abinlere demedin mi benim o Sabri'yle işim olmaz diye?
Mahalleden birileri Sabri'yle konuşurken görmüş.
Ben dedim sana, gittin konuştun o salakla acıyıp.
Başına ne geliyorsa bu iyilik yapma çabandan geliyor.
Sen şimdi ayrılacak mısın işten hakikaten?
Başka ne yapabilirim ki?
Ya kızım, niye ezdiriyorsun kendini, kaç yaşındasın sen? Bas git şu evden!
Gonca, o kadar kolay mı?
Ben ailemi nasıl bırakırım, nasıl ayrılırım onların yanından?
Ben nasıl bıraktım? Gayet kolay işte.
Kızım, senin ayrıldığın ailen ananla ablan.
Ayrı eve çıkmışmış.
Ondaki abiler sende olsaydı görürdüm ben seni.
(Gonca) Yapamazlar.
Bana acımayana ben hiç acımam.
Sen bir dursana ya.
(Kadın) Tamam. Bu çocuk sevmiyor mu seni?
Konuş şu Berk'le, halletsin şu meseleyi.
Buluşacağız. Çıkışta buluşacağız zaten.
Ben ailemi de kaybetmek istemiyorum, Berk'i de.
Abartıyorsun ama. Abartıyorsun.
Öyle her şey aynı anda olmaz. Bizim durumumuz belli.
Niye olmasın?
Ben hep beraber, mutlu, mesut, huzurlu yaşayalım istiyorum. Niye olmasın?
-Bu kadar mı zor? -Zor.
(Gonca) Berk'le tanışalı ne kadar oldu?
Altı ay anca oldu, değil mi?
Çocuk okuyor. Ne bekliyorsun çocuktan, seninle evlenmesini mi?
Bak, oraya çok umut bağlamasan iyi edersin.
Sonra ailenle mutlu, mesut olmak istiyorsun falan.
Her şey güllük gülistanlık olsun istiyorsun.
O zaman gideceksin, maalesef bu Sabri'yle evleneceksin.
Yuh!
Vur dedik, öldürdün!
Sen de mi Gonca ya?
Sen de mi bana git Sabri'yle evlen diyorsun?
Bir tanem, ben zaten en yakın arkadaşın olduğum için böyle söylüyorum.
Dost acı söylermiş.
Başka bir alternatifin var mı? Yok.
Bak, gideceksin bu Sabri'yle evleneceksin.
Mahallenin en zengin çocuğu değil mi bu?
Üstelik tek çocuk.
Sen maymun gibi oynatırsın bu çocuğu, parmağında oynatırsın.
Aklını kullan.
Eğer tek başına yaşam kurmaya cesaretin yoksa yapacağın şey bu.
(Gonca) Maalesef bu.
(Gonca) Birazcık kendini merkeze koymayı öğren.
Ben de, ben. Beni ısıtıyorsa dünya yansın, umurumda değil de.
O Berk hayallerini de çıkar kafandan.
Biz Berk'le birbirimizi seviyoruz ama.
Ayşe.
Kızım, ben muhasebeyle konuştum.
İstediğin zaman git, hesabını kapat.
Tamam Hamit amca, çok teşekkür ederim, sağ ol.
Sen de sağ olasın kızım.
Ben gideyim...
...Muhsin Bey'le de helalleşeyim.
Sonra konuşuruz zaten.
Haberleşiriz.
(Kapı vuruluyor)
Oo! Hoş geldin.
Muhsin Bey yok mu?
Hoş geldine cevap yok mu?
Bak, seninle uğraşacak hiç hâlim yok.
(Ayşe) Muhsin Bey yok mu?
Seninle bir anlaşma yapalım, olur mu? Kapat kapıyı, gel.
Bak...
...ben seninle artık uğraşmayacağım.
Ve görünen o ki bir müddet ben buradayım.
Ama lütfen sen de ısırır gibi bana cevap verme.
Çünkü patronla böyle konuşman hoş değil.
İyi.
Ne vardı? Bana anlatabilirsin. Muhsin Bey yok.
Sana söylenecek bir şey olsa zaten sana söylerim.
(Kapı kapandı)
Merhaba Muhsin amca.
Ben de sizinle konuşmak için gelmiştim.
Ne oldu kızım, yüzün düşmüş, bir şey mi oldu?
(Ayşe) Yok.
Ben işten ayrılıyorum da.
Sizinle helalleşmeden gitmeyeyim dedim.
Ne oldu, hayırdır?
Hayır.
Abimler öyle istedi. Bir süre çalışmayacağım.
Ayşe, daha iyi veren bir yer mi buldun yoksa?
(Ayşe) Olur mu öyle şey Samet abi?
Estağfurullah.
Kızım, burada seni üzen bir şey mi oldu yoksa?
Yok, yok. Burasıyla ilgili değil Muhsin amcacığım.
Çalışmayacağım bir süre işte.
İyi.
Öyle diyorsan öyledir. Hayırlısı olsun.
Eğer varsa hakkımız da helal olsun sana.
Sen bana rahmetli asker arkadaşımın emanetisin.
Ben ondan da, senden de hep hayır gördüm.
Kararını değiştirirsen, buranın kapısı her zaman sana açıktır kızım.
Teşekkür ederim Muhsin amca. Öpeyim mi?
Hadi güle güle.
-Ne yaptın lan kıza? -Hangisine?
Bana bak, bilmezlikten gelme, sinirimi hoplatma benim!
Kimseye bir şey yapmadım ya.
-Bir dakika, hangi kızdan bahsediyoruz? -Ayşe!
Ne oldu ki Ayşe'ye, ne dedi sana o?
-Kız işten ayrıldı. -Evet, işten ayrıldı.
İşi bıraktı.
Tamam, benimle ne alakası var?
Ulan iki gün buraya geldin, yıllardır çalışan kız işi bırakıyor.
Bir de dün onun yanında gevreyip dururken gördüm. Daha ne düşüneyim?
Bakın Kerem Bey, böyle ikide bir karşıma çıkacaksınız, bence yapmayın.
Ama yok, ben senin patronunum, istediğim gibi davranırım diyorsanız...
...ben de size derim ki...
..."Alın işinizi başınıza çalın." derim, çeker giderim.
Ha.
Artık baba, sen de meteor düşse benden bileceksin.
Bak, sabahın köründe gelmişim işimin başındayım.
(Kerem) Hâlâ yaranamıyorum.
Tabii ya, sabahın köründe gelmişsin zaten, bir suçun olmasa gelmezsin buralara.
Hayda!
Gelsem bir dert, gelmesem bir dert.
Evet yani baba, gelse bir dert, gelmese bir dert.
Hem yaymışsın etrafa, ne yapıyorsun peki sen burada?
Yaydım çünkü hepsi karmakarışık.
Bu devirde böyle muhasebe tutan mı kaldı ya?
Temize geçiriyorum bunları.
Oğlum, Muammer yıllardır böyle yapıyor işte.
Adam çıkarıyor, onları alıyor, sonra bilgisayara geçiriyor adam.
(Muhsin) Şimdi bozmayalım adamın düzenini.
Tamam da işte, boşuna iş güç yani.
Adamcağız için de yani, daha pratik yolu var.
Tamam da oğlum, adam benim 40 yıllık muhasebecim.
Açığı yok, kaçağı yok. Kalbini kırmayalım adamın?
Yok, merak etme babacığım, onun da hoşuna gidecek bu yöntem.
İyi. Madem usturubuyla yap.
Tabii babacığım, merak etme sen.
Aa! Pardon ya, buyur gel otur.
Aa! Yok, yok, yok. Sen çalış, çalış. Sen çalış, dikkatini dağıtma.
Ben zaten etrafı şöyle bir kolaçan edeceğim. Gelirim.
-Çay söyleyeyim? -Yok, yok. İçerim ben, sen şey yapma.
Ben de halledeyim, gideceğim zaten.
Hadi kolay gelsin.
(Müzik)
Senin başına böyle bir şey gelmeyecek.
Çünkü buna ben müsaade etmem.
Sen abimi tanımıyorsun.
Abin senin mutlu bir yuva kurup, evlenmeni istemiyor mu?
Tamam, o zaman öyle olacak.
Ben şimdi gidip babamla konuşacağım.
Ben seni bırakamam.
Sen şimdi evi git, benden haber bekle.
Ben babamla konuşup sana geri döneceğim.
Korkma hiç.
Yalnız değilsin.
(Müzik)
Üff! Volkan, dönüp durmasana, başım döndü.
-Sen şu yazılımcıları aradın mı? -(Volkan) Aradım, aradım.
-Yarın toplantıya geliyorlarmış. -Süper.
Vay! Sürgün!
Muhsin amca görmesin.
Ne oldu, af mı çıktı yoksa?
Bu aralar bana laf mı soruyorsun, yoksa bana mı öyle geliyor?
Bu aralar senin bazı işlerini hallediyorum.
'Online' defile gibi mesela ve oldukça da başarılı geçti.
(Ceyda) Ama bir teşekkür bile duymadım.
Haksız mıyım, yoksa bana mı öyle geliyor?
'Online' defile için teşekkür ederim.
(Kerem) Özel hayatımla ilgili yorum yapmana gelince de...
...orası beni ilgilendirir, anlaştık mı?
Anlaştık.
Özür dilerim, bir daha olmaz.
Bu kadar değer verdiğim bir insanın ikinci sınıf magazin haberlerine...
...malzeme olmasına üzülmemeye çalışırım bundan sonra.
Neyse. Kerem Bey, o zaman ben size bir kahve getireyim en iyisi.
Kardeşim, sana hani bu aralar biraz dikkat et...
...başına bir şey gelecek diyorum ya.
Buldum onu. O şey, Ceyda.
Ne diyorsun abi? Bulmaca gibi konuşuyorsun.
Bak, yaz kenara, bu kız sana kafayı fena takmış abi.
Eninde sonunda kafesler seni.
Kimler geldi, kimler geçti.
Ben arkadaşlık vazifemi yapayım da...
...sonra niye öyle oldu deme.
Zaten ben bıraktım o işleri, biliyorsun.
Yani yemin ettiğim için, artık daha sessiz, sakin.
Zen hayatı yaşayacağım.
Bir laf varmış kardeşim.
Fenomenin yemini sanal âleme girene kadar derler.
Bakalım senin yeminin ne kadar sürecek?
Diyorum ki...
...keşke şu kararı daha önce almış olsaydım da...
...atölyedeki kız...
...belki işi bırakmazdı.
Ne yaptın be kıza?
Yürü, spora gidiyoruz. Orada anlatırım.
(Müzik)
Nerede tanıştınız bu kızla?
Vapurda.
Ayşe'yle arkadaşı geldi, tam karşıma oturdu.
Aslında Ayşe'nin yanındaki arkadaşı bana laf attı ama...
...ben Ayşe'den gözlerimi alamadım.
Ne zamandır birliktesiniz peki?
Altı ay falan oldu.
Lise mezunuydu değil mi?
Evet ama açıktan okuyor, iki senesi kaldı.
Aslında Hacettepe, İngilizce işletme kazanmış.
Ama abisi şehir dışı diye izin vermemiş.
Anlayacağın kafalı kız.
Bir de üstüne çalışıyor.
Çalıştığını söyledin.
Oğlum, sen geri zekâlı mısın?
-Ya baba, sana sev-- -Sus!
Geç içeri!
Lan, ben bu ortamı boşuna mı kurdum ha?
Eski muayenehanem neyime yetmiyordu benim?
Sen diş hekimliğini bitirip yanıma geleceksin diye kurmadım mı bu ortamı?
Ya baba, evlenmem buna mâni mi?
Hâlâ anlamıyorsun değil mi?
Bak baba, böyle olmuyor.
Süzme dangalaksın oğlum, süzme.
Ben diş hekimiyim. Annen ne iş yapıyor senin?
-Ne şimdi bu? -Annen mimar.
Anladın mı? Onun babası emekli hâkim.
Bizimkiler öğretmen.
Senin karın ne iş yapacak?
Konfeksiyon atölyesinde işçi mi, ha?
Ulan, kayınbiraderlerin kardeşini okutmayıp...
...zorla evlendirmeye çalışan iki manyak.
Kayınvaliden okuma yazma biliyor mu, o bile meçhul yani, bilmiyoruz.
Oğlum, biz Çiftehavuzlar'da deniz manzaralı sitede oturuyoruz lan.
Onlar nerede oturuyor?
Bak, sana şimdiden ileride duyacağın şeyi söyleyeyim.
Hani derler ya, aralarındaki kültür farkı sebebiyle boşandılar.
İşte senin yaşayacağın da tam da bu.
Sen o kızla evlen, en fazla bir yıl veriyorum sana, bir yıl.
Ayrıca mutlu falan da olamazsınız.
Ha, şunu da söyleyeyim, bizi unut.
Ben oraya kız falan istemeye gitmem.
Anladın mı?
Tövbe ya Rabb'im ya resulallah!
(Müzik...)
(...)
(...)
(Müzik)
Hoş geldin kuzum.
Hoş bulduk anne.
Hadi Ayşe, ne bakıp duruyorsun? Üstündekileri çıkar da yardım et.
Ya ne oluyor ki?
(Nazmiye) İstemeye geliyorlar kızım seni.
Hem ne demişler, zengin dağları aşar, fakir bildiği yoldan şaşarmış.
Adamlarda para var, hemen olsun istiyorlar.
Anne?
Kuzum, konuştuk ya.
Hem de ne. Ne nazlandın. Mobilya dükkânı bir yerde, kocaman ev bir yerde.
Bunlara gelin gidiyorsun, hâlâ sızlanıyorsun.
Ben hiçbir yere gelin falan gitmiyorum!
Anne.
Anne, bir şey söylesene.
(Duygusal müzik)
İyi o zaman. Sabahtan beri burada canım çıktı temizlik, temizlik...
...ben de arayayım abisini, hemen hallolsun.
Yok yok. Ben hallederim, sen şimdi oğlanı delirtme.
(Duygusal müzik)
Yapma böyle güzel kızım.
Ne yapmayayım anne? İstemediğim biriyle mi evleneyim?
Olur mu? Olmaz elbet.
Bak, biliyorsun, ben babanın yüzünü ilk kez doğru dürüst düğünde gördüm.
Sevmedim mi?
Allah biliyor ya, çok sevdim. İyi çıktı baban.
İnsan çıktı.
Anne, babam beni istemediğim biriyle evlendirmezdi.
Kızım, abin de iyiliğini istiyor, sen iyi ol istiyor.
Bak, seversin sonradan Sabri'yi.
Anne, ben başkasını seviyorum.
Hişt!
Sakın söyleme Ayşe, o nasıl laf!
Olmaz anne.
Böyle olmaz. Bak, siz ne diyorsanız ben hepsini yaptım.
Sizin sözünüzden çıkmadım.
Üniversiteye gitmedim abim istemiyor diye.
Ama bu olmaz, vallahi olmaz.
Ne bileyim, bilemedim ki kızım.
Abin de mutlu ol istiyor.
Anne, ben sevdiğimin yanında mutlu olurum.
Onlar zengin, rahat edersin diyordun ya...
...bunlar Kadir amcalardan da zengin, valla.
-Kim bunlar, biz tanıyor muyuz? -Yok, tanımıyorsunuz.
Ama ben onu çok seviyorum. Zengin olması umurumda değil ki.
İyi.
Madem öyle, gelsin istesin seni.
Anne, anlattım ben. Konuşacak babasıyla, söyledi.
Ama siz böyle yangından mal kaçırır gibi...
Yok, tamam. Tamam, madem sen bu kadar çok seviyorsun...
...o babasını ikna etsin, niyeti de ciddiyse, gelsin seni istesin kızım.
Ben abinin karşısına dikilir, böyleyken böyle derim.
Seni istediğine veririm.
Ciddi anne, valla ciddi niyeti. Konuşacak babasıyla, sonra arayacak beni.
Valla o da beni çok seviyor.
Kuzum benim. Oldu bil sen bu işi, gerisini bana bırak.
Ne demişler? Bir kızı on kişi ister, bir kişi alır.
(Müzik)
Bir, iki, üç.
Yavaş be! Ana, Sylvester'a bağladın.
Elin gariban kızı senin yüzünden işi bıraktı diye...
...niye ceremesini ben çekiyorum abi?
Sen de benim yüzümden olduğunu düşünüyorsun. Eyvallah abi.
Yüzde 1500 kardeşim. Hatta adımın Volkan olduğu kadar eminim.
Bilmiyorum, anlattıklarından o çıkıyor.
Benim bu işi halletmem lazım, yoksa bu vicdan azabı beni mahvedecek.
Vay be! Şu küçük olayda bile...
...vicdanın sızlıyorsa sen bu tövbe işinde ciddisin ha.
Ciddiyim abi, hadi, ciddiyim! Soğutma beni.
(Hızlı nefes alıp veriyor)
Kapa! Her zaman koru orayı!
Tamam mı?
-Aradı mı? -Yok, aramadı daha.
(Müzik)
Ver bakalım.
(Telefon titriyor)
Hadi aç.
Açamam.
(Telefon titriyor)
(Telefon titriyor)
(Müzik)
-Alo? -Selam, Kerem ben.
Kerem?
Kerem, atölyeden, iş yerinden. Patron Kerem, hatırladın mı?
Ne var, ne oldu?
Ne var? Senin bu işi bırakman benim pek içime sinmedi, onu konuşmak istiyorum da.
Bakın Kerem Bey, benim iş yerinden neden ayrıldığım sizi hiç ilgilendirmez.
Ayrıca şu an çok önemli bir telefon bekliyorum.
Lütfen kapatabilir misiniz?
Beni nasıl ilgilendirmez, bir dinle-- Alo?
Hayda.
Üf, bir sen eksiktin.
Alo, selam.
Müsaitsen buluşalım mı diyecektim.
Benim kafam çok dağınık da aklıma sen geldin.
Tabii, konuşuruz.
Nasıl yapalım?
Bak, benim bugün ev arkadaşım birazcık geç gelecek.
İstersen ben sana konum atayım, sen buraya gel.
Belli, dertlisin. Zaten Ayşe de anlattı olanları.
-Evet, o mesele. -Tamam o zaman, bekliyorum.
Tamam, geliyorum.
(Müzik)
Senin bu meselede anlatmadığın bir şeyler var mı?
Yok abi, anlattım. O kadar da ciddi değil aslında, sadece bu...
...benim meşhur flörtün dozajını biraz kaçırmış olabilirim.
Belli, kaçırmışsın.
Abi bak, sayıda beşe, altıya falan çıktım, benim için görülmüş bir şey değil.
O yüzden kabul ediyorum, başta biraz hırs yapmış olabilirim.
Ama bu kızda bir şey var, yani...
...temiz, iyi niyetli bir kız, saf bir kız, o yüzden üzüldüm hâline.
Neyse, ben şimdi onun gönlünü alıp işe dönmeye ikna edeceğim.
Umarım.
Aman, şimdiki kadınlar da ne çok yemek yapıyor.
Ben babana şöyle bir bulgur pilavı pişirirdim...
...birbirimizin gözlerinin içine baka baka yerdik.
(Duygusal müzik) (Televizyondan sesler geliyor)
(Telefon titriyor)
Ben kimden bekliyorum, beni kim arıyor.
Sen arasan kuzum?
(Telefon titriyor)
Yok anne. Yani o biliyor benim ne durumda olduğumu.
Babasının işi falan çıktı herhâlde, halledince arar.
(Telefon titriyor)
Babaanne!
Saçım güzel olmuş mu?
Çok güzel olmuş kuzum.
Aa, siz hâlâ böyle oturuyor musunuz misafir gibi?
Hadi.
Hadi diyorum Ayşe, git hazırlan.
Kalk kızım.
(Anne) Gel kuzum, sen buraya otur.
(Televizyondan sesler geliyor)
(Telefon titriyor)
Gene mi sen?
-Ben sana arama demedim mi? -Evet, dedin.
Ama bu işi halletmeden bana rahat yok, kusura bakma.
-Yok, halledilecek bir şey yok. -Dur, kapatma.
Zaten kapatsan da kurtulamazsın çünkü evinin önündeyim.
-Eminim öyledir. -Tamam.
(Korna çalıyor)
-Ne yapıyorsun? -Duyuyor musun şimdi?
Kız, kim bu?
Kerem Bey. Muhsin amcanın oğlu, iş yerinden.
Kız, televizyonda göründüğünden daha yakışıklı bu.
Yakışıklı görecek hâlim var da sanki.
Mesajlaştığı bu mu yoksa?
Yok canım. Bu bizim kıza bakmaz.
Bunun bir de abisi vardı, pek bir alık bir şey.
Bu cin gibi maşallah. Gözleri fıldır fıldır.
-Şimdi babam gelir. -Sus kız felaket tellalı.
-Senin ne işin var burada? -(Kerem) Sana da merhaba.
Dedim ya, bu iş meselesi benim hiç içime sinmedi.
Sana ne benim işi bırakmamdan?
Sana ne olur mu? Benim yüzümden değil mi? Ben her şeyin farkındayım.
-Bak-- -Sen bak.
Sana söz veriyorum, bir daha seni rahatsız edecek hiçbir şey yapmayacağım.
Hatta karşına bile çıkmayacağım ama lütfen sen de işe geri dön, olur mu?
Bakın Kerem Bey, evet, hâlinizden, tavrınızdan rahatsız oluyordum.
Evet, beni rahatsız ettiniz ama gerçekten işi bırakmamın sizinle bir alakası yok.
Tamamen ailevi bir mesele.
Diyorsun?
(Telefon çalıyor)
-Şom ağızlı, bak baban arıyor işte. -Şimdi yandınız işte.
Bir şey söyleme...
Alo, Rıza, bir şey mi duydun?
Ne diyorsun Nazmiye, ne duyacağım?
Neredesin sen?
Erken çıktım, eve geliyorum. Bir şey lazım mı?
Lazım! Bir kilo şeker al, kesme şeker.
Şeker mi? Lan daha geçen gün aldık.
Ne yapıyorsunuz, benden gizli at mı besliyorsunuz evde?
Aa, şekerin de mi hesabını vereceğiz? Akşam görücü geliyor, al işte, lazım.
İyi, tamam.
-İnandı mı? -İnandı ama şimdi gelir o.
Dur ben gidip alıp geleyim onu.
Tamam. Yani benimle hiçbir alakası yok?
Yok.
Gerçekten içiniz rahat olsun. Ailevi bir mesele.
Kız, abin geliyor, abin! Cinnet geçirecek, hepimizi kesecek sonra.
Tamam yengeciğim, Kerem Bey de gidiyordu zaten.
Evet, gidiyorum zaten.
Ama unutma, fikrini değiştirirsen ya da ailevi meseleni çözersen...
...sana kapımız her zaman açık.
Sağ olun Kerem Bey. Babanıza selam söyleyin, Muhsin amcaya.
Kendinize iyi bakın, kolay gelsin.
(Müzik)
Ne yapıyorsunuz burada? Sevdiniz mi arabayı?
Gel, önünü de göstereyim.
(Nazmiye) Kız, ne işi var bunun burada?
İş için gelmiş, tanımam etmem ben normalde. İşi bırakma diyor.
Sanki bulunmaz Hint kumaşı bana.
-Abi, bu yarış arabası mı? -Tabii yarış arabası.
Abi, kaç basar, 100 basar?
Yokuş aşağı basıyor.
Hangi takımlısın sen?
Yani gerçekten çok zor bir durum.
Bir yanda en yakın arkadaşım Ayşe, ne kadar çok seviyorum onu, biliyorsun.
Biraz da o yüzden sana geldim.
Ama diğer yandan da babanın söyledikleri. Adam haklı.
Ben de bir acayip oldum.
Karşısına nasıl gitmiştim, hiçbir şey söyleyemeden kaldım öyle.
Buradaki en suçsuz kim biliyor musun?
-Ayşe mi? -Hayır, sensin.
Ne hakkı var Ayşe'nin seni böyle bir şeye zorlamaya?
Birden böyle omuzlarına bir yük bindiriyor. Sen evlenmeyi düşündün mü?
Hiç hayal ettin mi böyle bir şeyi, hele bu yaşta?
Siz ne yaşadınız ki Ayşe'yle, birbirinizi tanımaya vakit bulabildiniz mi ki?
Bunların hepsi çok önemli. Yani ben evlenmeyi düşünmüyorum.
Ama eğer düşünürsem de böyle değil yani.
Ben evleneceğim adamı daha yakından tanımak isterim mesela.
Haklısın da onu da şimdi böyle ortada bırakıyor gibi işte... Off!
Yani Ayşe'nin bunları kendi halletmesi gerekiyor.
O abilerine laf geçirmeyi öğrenmesi lazım.
Seni böyle bir yükün altında bırakmaması lazım.
Bana iyi geldin biliyor musun?
Buraya gelmeden önce kafam darmadağındı.
Ayrıca haklısın.
Ben böyle evlenmek istemiyorum ki.
Hayatı niye kendi kendime zindan ediyorum ben?
Ayşe anlayacaktır bunu.
Evet ama şimdi benden telefon bekliyor.
Ben bize içecek bir şeyler hazırlayayım, sen de bu arada...
...Ayşe'ye ne söyleyeceğini düşün, tamam mı?
(Müzik)
Allah, millet! Geliyor, gönlümün efendisi geliyor. Gelin.
Allah, ay!
Çiçeğe bak, kocaman. Öyle iki karanfili yaprakla süsleyip getirmemişler.
Yenge, bu çocuk Ayşe diye ölüyordu az kaldı.
Ona çiçeğin lafı mı olur?
Çikolatayı koydukları şeye bak, kocaman büyük gondol.
-Böylesini alan kalmadı biliyor musun? -Hadi ya. Maşallah o zaman.
Ne duruyorsunuz, kapıyı açmayacak mısınız?
Ulan küçücük çocuk bile sizden daha akıllı be.
Oradan bakacağınıza gelin kapıyı açın.
Beni istemeye geldiğinizde yarım kilo bakkal lokumuyla gelmiştiniz, neyse.
Lan Nazmiye, kaç yıl geçti, hâlâ aynı muhabbet.
-Hoş geldiniz. -Merhabalar efendim.
Ay, kolum koptu. Ağırmış bu da.
-Ağır. -Kadir abi, hoş geldin.
(Nazmiye) Hoş geldiniz.
Hoş geldiniz.
-Ben de şunu bir şöyle. -Merhabalar efendim.
Lan Sabri, bu ne yakışıklılık oğlum.
Sen hep böyle giyinsene, aslan gibi olmuşsun, filinta gibi olmuşsun.
Sağ ol Erkut abi.
Bak, bak. Allah, oğlum. Lan dur.
Aslan kardeşim benim.
Erkut, misafirlerimiz kapıda kaldı, değil mi oğlum?
-Geçin şöyle efendim. -Buyurun, ayakta kalmayın.
Geç oğlum.
Ne oluyor? Çocuk...
Hadi ya.
(Sabri'nin annesi) Ee, hanım kızımız nerede?
(Nazmiye) Vallahi odasında hazırlanıyor, çıkamadı. Heyecanlı tabii o da.
Sabri de öyle sabahtan beri. Böyle yerinde duramıyor yavrum.
-Gençlik işte. -(Sabri'nin annesi) Ya.
Sen nasılsın Melahat abla?
Anne!
Kadir abi nasılsın, diyor.
-İyiyim Kadir, sen nasılsın? -Bizler de iyiyiz çok şükür, sağ ol.
(Melahat) Hanımı değişmişsin.
Ne değişmesi Melahat abla?
Marziye'yi bırakıp bunu almışsın.
-Ama Marziye daha güzeldi. -Aşk olsun Melahat.
Anne, Melahat anne iyi değil, sen niye bozuldun ki şimdi?
Ay, ilahi anne!
Kadir abiyi şeye benzetti, Marziye diye bir dizi vardı ya...
...onunla karıştırdı annem.
Anne, mobilyacı Kadir abi. Hani geleceklerdi ya Ayşe için.
Tabii biliyorum. Mahallemizin insanı, bilmem mi?
Ben ne dedim ki?
Bir şey demedin anne, hadi sen git bir Ayşe'ye bak.
(Gülüyorlar)
Ee, Kadir abi, işler nasıl gidiyor?
Şükür, yuvarlanıp gidiyoruz işte. Sizler nasılsınız?
(Kapı vuruldu)
Hazırlanmamışsın kızım.
Anne, ben onunla evlenmem, beni ona vermeyin.
Evlenmem ben onunla, evlenmem.
Mesaj mı atsam? Şimdi hiç konuşmak istemiyorum.
Dediğim gibi, buradaki tek suçsuz sensin.
İçinden nasıl geliyorsa, ne istiyorsan öyle yap.
(Duygusal müzik)
Oh kuzum, ben diyeceğimi dedim sana.
(Mesaj geldi) Mesaj!
Berk. Berk'ten.
Tamam demiş mi ailesi?
(Duygusal müzik)
Affet diyor. Evliliğe hazır değilmiş.
Eğitimine önem verecekmiş.
Ah benim güzel kızım.
Ah benim iyi kızım.
Ah benim can kızım.
Herkes senin gibi candan değil kızım.
Senin ölürüm dediğin yerde...
...parmağına kıymık batınca dayanamayan insanlar var.
Anne, ne olacak?
Ne olacak şimdi?
Bak, o içeride beğenmediğin oğlan var ya, seni Berk'ten falan çok seviyor.
Neler çekti o çocuk senin için.
Hastanede yattı, üç gün komada kaldı çocuk.
Ben sevmiyorum, ben onu sevmiyorum, istemiyorum!
Sevda bizim gibilerin başına öyle kolay kolay gelmiyor yavrum.
Bak, sevdiğin de seni sevmiyor.
Bari sen seni sevene git.
Anne.
Hadi hazırlan. Misafirlere ayıp olmasın.
Anne.
Sen küçükken de böyleydin, biliyor musun?
İçin kıpır kıpırdı. İstemediğini yaptıramazdık sana.
Kaçar kaçar giderdin.
(Duygusal müzik)
(Müzik)
Tamam, attın bitti. Hâlâ ne bu gerginlik?
Çok üzülmüştür şimdi.
Sen ona bir iyilik yaptın.
Özgürlüğü kendi ellerinde, bunu öğrenmesi lazım.
Ne düşünüyorum, biliyor musun?
O gün o vapura keşke hiç binmeseydim.
Sen buraya geldiğinden beri ben ne düşünüyorum, biliyor musun?
Ne düşünüyorsun?
Keşke o gün o vapura yalnız binseydim.
Bak, o da olurmuş.
(Müzik)
-Hoş geldiniz. -Hoş bulduk kızım.
(Kadir) Hoş bulduk.
Ben bir bakayım.
Bak, ben fincanları hazırladım, sen de kahveyi yap getir, tamam?
Önce kayınbabandan başla gülüm.
(Müzik)
(Erkut) Sizin Mustafaların yan dükkân var ya hemen.
-Orası biraz sapa kalmıyor mu? -Dönüşüme girecek şimdi oralar diyorlar.
Ben biraz sermaye buldum, hani biraz daha bulsam...
...hiç düşünmem, hemen girerim ha.
Efendim abi?
Hayır, ortaklı da girilebilir oraya, o yüzden söylüyorum.
Olur, merak etme kardeşim.
Aa, Kadir, buraya iş konuşmaya mı geldik?
Yok canım, ne işi Nermin?
Şeyi diyor annem baba.
Ha! Evet.
Oğlum ama hani önce bir kahveler gelir, içilir falan...
...ondan sonra falan konuşulur böyle şeyler.
-Haksız mıyım Allah aşkına? -Yok, çok haklısın Kadir abiciğim.
Ayşe, kahveler oldu mu?
Ayşe, hadi kahveleri getir yengem.
Ben bir bakayım. Köpüğü tutturamadı herhâlde.
Aa, kahveler taşmış.
(Nazmiye) Ayşe yok!
-Nasıl yok? -İyi baksaydınız, oralardadır o.
Ayşe kaçmış!
Yenge, hemen yaftalamayın kaçtı falan diye.
(Sabri) Doğru!
Aa!
Belki bakkala gitmiştir, olamaz mı?
Affedersiniz, siz bakkala giderken pencereyi mi kullanıyorsunuz?
Evet, ben bazen pencereden çıkıyorum.
(Müzik)
(Erkut) Demek ki kahveyi taşırınca buradan geçmeye utandı...
...oradan çıktı yani, olamaz mı?
Baba, ne oldu, halam mı kaçtı?
Yok bir şey kızım, hadi sen yatağına. Nazmiye!
Fatma'yı aradım, ant içti valla görmedim diye.
Ulan üstünü başını almadan nereye gider bu kız?
Abi, telefonu da burada.
Nereye gitti bu telefonunu almadan?
Belli ki biri gelip almış demek ki.
(Müzik)
Yine mi anahtarını unuttun sen?
Gonca, çok kötüyüm.
(Gonca) Ayşe! Ayşe!
(Duygusal müzik)
(Berk) Ayşe!
(Duygusal müzik)
Ayşe! Ayşe! Ayşe! Bir dur!
(Duygusal müzik)
(Gonca dış ses) Başına ne geliyorsa bu iyilik yapma çabandan geliyor.
(Gonca dış ses) Çocuk okuyor. Ne bekliyorsun çocuktan?
(Gonca dış ses) Seninle evlenmesini mi?
(Ayşe dış ses) Sen de mi bana git Sabri'yle evlen diyorsun?
(Gonca dış ses) Ben zaten en yakın arkadaşın olduğum için böyle söylüyorum.
(Gonca dış ses) Birazcık kendini merkeze koymayı öğren.
(Gonca dış ses) Berk hayallerini de çıkar kafandan.
(Ayşe dış ses) Biz Berk'le birbirimizi seviyoruz ama.
(Duygusal müzik)
Yelda teyzeciğim, harika görünüyor. Ellerinize sağlık.
Canım benim, senin gibi özel bir misafirimiz olduğu için...
...'michelin' yıldızlı bir şeften aldım tarifini. 'Boeuf bourguignon'.
Zahmet etmeseydiniz keşke.
Bir kaşık et için tarif mi aldın bir de?
Ekmeği uzat, ekmeği.
Buyur babacığım.
(Yelda) Şimdi bu kuşkonmazları altı saat süreyle güneşte beklettik ki...
...böyle tam tarifine uysun diye. Ee, misafirimiz özel olunca.
Ama çok uğraşmışsınız.
Oğluna değil de kendine alacak sanki kızı. Şuna bak.
Bu arada sormayı unuttum. Annenler nasıl? Döndüler mi İsviçre'den?
Yok, dönmediler. Fransa'ya geçtiler, bağbozumuna.
Bir arkadaşları aramış. Annem kıramamış. Zaten dayanamaz 'Beaujolais'e'.
Oh! Afiyet bal şeker olsun.
Kerem de çok sever Fransa'yı.
-Değil mi Kerem? -Hı? Evet.
Sen konuşuyorsun ama dinleyen mi var?
Bırak dinlemeyi, görmüyor bile.
(Muhsin) Bizim zamanımızda ortaya bir tas yemek koyardık...
...hep beraber kaşıklardık ortadan.
Ama insanlar birbirinin yüzüne bakardı.
Gülüşürdük, dertleşirdik.
Şimdi öyle mi?
Muhsin, yine başlama yaşlı dedeler gibi değil mi ama?
Yalan mı söyleyeyim? Yalansa yalan de.
Şimdi oturuyoruz ama herkes bir âlem.
En iyisi herkes alsın tabaklarını, gitsin zıkkımlansın bir köşede.
Tabii baba.
Hişt!
(Hareketli müzik)
Muhsin de bir ters bugün ama hadi bakalım.
Ben atölyeye geçiyorum.
Oğlum, ne işin var atölyede? Misafirimiz var.
Kusura bakma Ceyda. Vallahi muhasebe işlerim var.
Yapmazsam gözüme uyku girmez.
Lazımsa yardım, geleyim ben de.
Yok yok. Sen şey, 'boeuf'unu soğutma sen.
Siz yiyin. Vallahi atölyeye geçeceğim ben baba.
İlahi Kerem. İnandık vallahi.
Gerçekten işlerim var yenge. Şaka yapmıyorum. Baba...
...Ceyda, herkese afiyet olsun.
Yelda abla, bu et bitti. Çiçekleri de mi yiyeceğiz?
Ye Samet. Hepsini ye. Afiyet olsun.
(Hareketli müzik)
Aha, açıldı! Abi, vallahi açıldı!
Açıldı abi. Babamın ölüm yıl dönümüymüş şifresi.
Bak bakayım bir şey var mı?
Aynı numarayla iki defa konuşmuş.
Bu ne lan? Bir sürü de araması var!
Kim lan bu?
Şimdi öğreniriz kim olduğunu. Şunu bir arayım da ben.
Dur sen dur.
Dur buradan arayalım, dur.
(Hareketli müzik)
(Telefon çalıyor)
-Alo? -Alo? Kiminle görüşüyorum?
Kimi aradığını bilmiyor musun arkadaşım?
(Rıza ses) Artistlik yapma lan!
Lan sen milletin bacısına sulanmaya utanmıyor musun oğlum?
-Söyle lan adını delikanlıysan! -Söyle adını delikanlıysan!
Sabri!
Alo?
Kapattı.
Kimin canını yaktık ki?
Neyse. Allah'tan tam zamanında tövbe ettik şu işlere.
(Kerem) Neyse, ben seni bir engelleyeyim de.
Hatta telefonu da kapatayım. Gece gece hiç bunlarla uğraşmayayım.
Ne oluyor oğlum, anlamıyorum!
Tamamen kapatmış!
Ay, ay, ben şiştim! Bak, bak, şiştim ben! Vallahi şiştim!
Tamam ya, tamam. Herkes bir sakin olsun. Ben çözeceğim bu işi.
-Ben bulacağım. Merak etmeyin. -Nereden bulacaksın?
Bizim Tüftüf telefon işi yapıyor ya...
...numarayı vereyim ona, beş dakikada bulur kim olduğunu.
Fırla! Fırla Erkut! Bu gece bulmamız lazım bu herifi. Fırla!
Fırla Erkut! Fırla, fırla!
(Hareketli müzik)
(Kerem ıslık çalıyor)
Kim var orada?
(Hareketli müzik)
(Kerem) Kedi mi?
Pisi, pisi, pisi.
(Hareketli müzik...)
(...)
Sen miydin?
Ayşe.
Ne yapıyorsun burada bu saatte?
(Kerem) Hem nasıl girdin içeri?
İşten geç çıkınca ben kilitliyordum da en son.
O yüzden anahtarım vardı.
Vallahi hiçbir şeye dokunmadım. Zaten gidecektim.
Yok canım, onu ima etmedim. Sadece şaşırdım.
Biraz da sevindim açıkçası.
Hemen işe geri dön, başla deyince bu kadar çabuk olacağını tahmin etmiyordum.
Sen iyi görünmüyorsun. Ağlıyor musun?
Bu saatte burada olduğuna göre bir problem var.
Sen bir ailevi mesele diyordun, evden falan mı kaçtın sen?
Paylaşmak ister misin?
Ya da ciddi bir şeyse polisi arayabiliriz.
Babamı arayabiliriz kendini rahat hissedeceksen...
...ya da bana anlatırsın. Ben de sana çay demlerim.
İyi misin gerçekten?
Ulan Ayşe! Ulan Ayşe, ne işler açtın başımıza?
Nazmiye, bu çocuk niye hâlâ burada? Ha?
Kaç saat oldu, ben sana götür, yatır demedim mi bu çocuğu?
(Nazmiye) Hadi kızım, hadi. Git Erkut amcanın odasına oyun oyna. Hadi.
Ayşe nereye kaçtı acaba?
Sevdiği çocuğa mı ki?
Ama onun da evlenmeye pek niyeti yoktu.
Anne, sus Allah'ını seviyorsan! Katil mi edeceksin adamı?
Hâlâ niye duruyoruz Kadir? Gidelim artık.
Nermin, evladımız için buradayız. Bu hıyar ağası evladımız için!
Yoksa çok mu hevesliyim ben burada oturmaya? Allah Allah!
Bu kızdan gelin falan olmaz!
Hayır, evlenseler, bizim salağı kandırıp...
...yarın da evden kaçar bu. Biz rezil oluruz.
Gözünü seveyim Nermin, sus Allah aşkına!
Adam burnundan soluklanıyor. Çatacak yer arıyor.
-Aman be! -(Kadir) Allah Allah!
Abi, buldum!
Kimmiş lan?
Kerem! Muhsin amcanın oğlu!
Çapkın (***) kandırmış kızı.
-Aa! O bugün buradaydı. -Hişt!
Benim niye haberim yok lan?
(Rıza) Ha?
Benim niye haberim yok Nazmiye? Benim niye haberim yok?
Abi, dur!
Rıza, bırak kardeşim. Öldüreceksin çocuğu!
Bir şey olmuyor ona!
Benim niye haberim yok? Niye bana söylemedin? Niye?
(Nazmiye) Benim ne suçum var be manyak?
İşe dönsün diye gelmiş. Ne bileyim ben böyle olacağını?
Abi, benim ne suçum var? Haberim bile yok.
-Yapma! -Sağ ol abi.
(Hareketli müzik)
Kapalı. Açmamış hâlâ çakal!
Erkut, koş git, Mustilerden arabayı kap gel.
Abi, sen rahat ol. Ben çoktan haber verdim. Kapıda bekliyorlar zaten.
Aslanım benim! Git, şurada, rehberde Muhsin amcaların numarası var.
(Rıza) Getir onu bana, getir. Bayramlarda arardık onu.
Erkut, durduracağın yerde bir de arabayı ayarlamışsın!
Vallahi infazın yanar Rıza. Yapma! Ne olur yapma!
-Karışma. -Sen hiç karışma yenge. Sen hiç karışma!
Bu namus meselesi bu! Allah Allah!
Bacımızı şehrin ortasında kaldıracaklar...
Kaçıracaklar yani...
...biz de böyle elimiz armut toplayacak ha? Yok ya!
Hayır, bu (***) milleti ciddi de değildir ki!
Ulan yemin ederim ortada kalacak kız!
Ben de geliyorum Rıza abi!
(Sabri) Kaldırma falan diyorlar. Yetişelim abi!
-Ay, bayılacağım! -Nermin!
Erkut, yürü! Burada katil olmak istemiyorum!
-Dedim artık.... -Tamam tamam.
Getir. Al getir Sabri'yi. Al.
(Hareketli müzik)
(Zılgıt çekiyorlar)
Anne, siz çıkmayın. Bekleyin.
(Zılgıt çekiyorlar)
-Bu çocuklar niye zılgıt çekiyor? -Anne, ne bileyim Allah'ını seversen?
(Telefon çalıyor)
Buyurun, Yiğiterlerin evi.
Bırak şimdi Yiğiter'i! Kerem nerede?
Kerem Bey yok. Samet Bey burada.
Kim o?
Bilmiyorum Samet Bey. Kerem Bey'i arıyorlar.
Ver bana.
-Alo? -Sen kimsin?
Ben Samet Yiğiter.
Şerefsizin abisi demek! Nerede lan o şerefsiz kardeşin Kerem?
Şerefsiz Kerem!
Ne şerefsizi? Sen kimsin?
Kenan'ın oğlu Rıza ben.
Nerede o kardeşin Kerem? Kerem'i ver bana!
Verin telefona Kerem'e!
Kardeşim burada yok. O atölyede çalışıyor.
Ya, demek atölyede.
(Rıza) Şimdi gidiyorum o atölyeye...
...benim kız kardeşimi kaçırmak ne demekmiş gösteriyorum o Kerem'e!
Geberteceğim lan o iti!
Alo?
-Kapattı. -Kim aradı Samet?
Kenan amcanın oğlu Rıza.
-Ne olmuş? -Ayşe'yi kaçırmışlar.
Kim kaçırmış?
Bizim Kerem.
O da gidecek, onu mu öldürecek? Anlamadım.
Aa!
Sen çık şöyle dışarıda hepsini baştan anlat.
İşine bak kız!
(Rıza) Bu ne lan, bütün mahalleyi toplamışsın!
(Erkut) Ben dedim abi. Çocuklar da gelsin işte.
Erkut abi, senin için can alır, can veririm abim!
Hişt! Oğlum lan, tamam tamam, hadi.
Tamam oğlum. Allah Allah!
-Gel hadi, yürü gidelim. -Hadi yürü.
Sabri abi, gel abi. Gel abi, gel abi, gel.
-Kadir, gidip alsana! -(Kadir) Dur Nermin, bekle.
Sabri abi, Ayşe ablayı kaldırmış dediler. Doğru mu?
Öyle bir şey yok abi! Öyle bir şey yok! Kaldırma falan yok!
Kaldırma diyor!
-Sabri, in aşağı. -İnmem baba.
Tepemin tasını attırma benim!
Bu işin dönüşü yok. Ayşe'yi yedirmem ben kimseye.
-Dönüşü yok bu işin baba! -Bak kızdırma beni!
(Bağırıyorlar)
Allah! Allah sizi kahretsin!
Bas, bas, bas...
(Hareketli müzik)
Sabri! Ah Sabri, Sabri!
Ay Allah'ım! Yeter Muhsin! Vallahi o tesbihi atacağım artık! Şık, şık, şık!
Bir gün atölyeye gitti, çalıştı ya, dayanamadı tabii.
Kim bilir nereye gitti bu saatte?
Ben inanıyorum. Bak, bizim oğlumuz değişecek.
Demişti dersin.
Bırak şunu savunmayı. Huylu huyundan vazgeçer mi hiç?
-Muhsin. -Hı?
Ben şimdi, geçen cuma ne yaptım biliyor musun?
Ne?
Eyüp Sultan'a gittim. Oradan da İbrikçi Baba'ya gittim.
Duamı ettim, adağımı adadım.
Ne yaptın? Nereye gittin? İbrikçi Baba mı? Kim o?
Bu İbrikçi Baba çok eren, çok alim birisi.
O da bizim Kerem gibi zamanında bir avareymiş.
-Böyle sırtında şarap ibriğiyle gezermiş. -Ee?
Ee’si, bir gün böyle şarap ibriğiyle gezip, içerken...
...böyle karşısına nur yüzlü, ak sakallı bir ihtiyar dede çıkmış.
Ona demiş ki; "Bu gittiğin yol, yol değil senin." demiş.
Ne yapmış o da? İbriği kırıp, tövbe mi etmiş?
Tövbe etmiş ama ibriği kırmamış.
İbriğe su doldurmuş, ondan sonra da önüne gelene, susayana...
...böyle içi yanana su dağıtmış.
Nasıl? Gezici sebil mi olmuş?
Aman Muhsin! Sen ne düşünürsen düşün Muhsin yani.
(Yelda) Neticede ben duamı ettim, adağımı da adadım, tamam mı?
(Yelda) Çocuğumuz da düzelecek. Ben biliyorum.
Ah ah! Keşke düzelse.
Ceyda'yla başını bağlasak ne güzel olur.
Ceyda falan fark etmez. Şöyle helal süt emmiş biriyle başını bağlayalım...
...işte o zaman gözüm arkada kalmaz.
-Baba, Ayşe'yi kaçırmışlar. -Ne?
(Muhsin) Ne diyorsun lan? Kim kaçırmış?
-Kerem kaçırmış. -(Muhsin) Ne?
Rızalar da şimdi atölyeyi basmaya gidiyormuş Kerem'i öldürmeye.
Kerem'in atölyede olduğunu nereden biliyormuş?
Sorunca ben söyledim. Atölyede değil mi?
Hay Allah'ım! Bayılacağım şimdi!
Allah seni nasıl biliyorsa öyle yapsın Samet!
Nasıl biliyorsa öyle yapsın!
Şimdi ben yanlış bir şey mi söyledim? Orada değil mi?
Yok canım, yani bir karışıklık olmuştur.
Kerem yanında çalışacak kıza bakacak kadar da düşmemiştir herhâlde.
Bırakın böyle zevzek zevzek konuşmayı!
Çabuk söyle, arabayı hazırlasınlar. Çabuk!
Yelda, siz gelmeyin. Burada bekleyin. Bizden haber bekleyin.
(Muhsin) Çabuk ol! Ah ulan, ah Samet, ah!
(Yelda) Sen bir gel bakayım buraya.
Anlat bakayım bana, ne oldu? Çabuk anlat, çabuk.
İnsan bir gecede her şeyini kaybeder mi?
Ailemi...
...dostumu...
...sevdiğim adamı kaybettim.
Şaka gibi.
İlk başta senden hiç hoşlanmamıştım...
...ama şu anda derdimi sen dinliyorsun.
Haklısın. İyi bir başlangıç yapamadık...
...ama senin kabahatin değildi.
Neyse, sonra burası geldi işte aklıma.
En azından sabaha kadar kalırım dedim.
En iyisini yapmışsın.
Ben de senin başını şişirdim.
Zaten sabah olunca gideceğim.
Çünkü abimler buraya da gelir.
Yok, estağfurullah, başımı şişirmedin de...
...sadece yanlış anlama şimdi, dağ başı mı burası? Zorla evlilik falan.
Benim aklım almıyor pek. Kanun var bu ülkede.
Sen ama içini rahat tut. Babamı devreye sokarız. O ne yapılacağını bilir.
Sana kalacak yer de ayarlar.
Hem sen ona can dostundan emanetsin.
(Kerem) O seni yarı yolda bırakmaz.
Biliyor musun, aslında ben de...
...dün çok kötü bir gün geçirdim.
Yani çok kötü bitebilirdi, çok şükür iyi atlattım.
Az kalsın birinin ölümüne sebep oluyordum.
Hani filmlerde olur ya, böyle kendine dışarıdan bakma fırsatın olur.
Benim de öyle bir an geldi.
Kendinden başkasını düşünmeyen...
...bencil, iğrenç bir adam gördüm.
Başına gelecekleri hak eden bir adam gördüm...
...ve o an dedim ki bu durumdan kurtulayım...
...bir daha asla o adam olmayacağım dedim.
Neyse, ben de şimdi uzatmayayım.
Demem o ki bazen bu karanlık anlar kendimiz adına...
...birtakım şeyleri değiştirmeye, anlamaya fırsat oluyor.
Saçmalıyor muyum ben?
Benim için öyle oldu en azından. Belki senin için de öyle olur.
Senin için sevindim.
Biliyor musun, ben hayatımda hiç kimseye kötülük yapmadım.
Başkalarını kendimden önce düşündüm hep.
Kimseye zarar vermedim.
Yani, sırf abim istemiyor diye ben üniversiteye bile gitmedim.
Buradan kazandığım parayı direkt aldım, onlara verdim.
Ama onlar ne yaptı?
Beni istemediğim biriyle evlendirmeye kalktılar.
Şu hâlime baksana.
İşte belki de cevap burada.
Sen hep iyi kız olmuşsun...
...ve başına gelen şeyler de bu yüzden.
Nasıl yani? Ben iyiyim diye mi bütün bunlar başıma geldi?
Evet. İddia ediyorum o yüzden.
Yani sen çevrene iyilik yapmışsın...
...ve onlar da bunu kullanmış, değil mi? Sen söylüyorsun.
Ve kabul edelim, bu iyilerin dünyası da değil.
Neyse, bence bu geceden çıkaracağımız ders şu olsun...
...sen artık kendini düşünmeye başla.
Bencil ol biraz. Bir süre iyi kız olmayı bırak.
Kötü kız ol yani.
Kötü kız ol.
(Korna çalıyor)
(Kerem) Ne oluyor? Asker mi uğurluyorlar?
Erkut, sen şu kapıya bak.
(Hareketli müzik)
-(Rıza) Ayşe! -Abim! Abimler bunlar!
Abi, kilitli burası.
Ayşe! Ayşe, çık dışarı!
Abi, arabası burada şerefsizin.
Yengem magazinde görmüştü. Oradan biliyorum.
Ulan niyeti ciddi olsa insan bir düşünür--
Ulan Kerem denen it, ya şimdi kardeşimle beraber aşağı inersiniz...
...ya ben yukarı çıkar, indirmesini bilirim!
Ne saçmalıyor bunlar? Ne oluyor Ayşe?
Bilmiyorum. Kerem diyorlar, sana niye sesleniyorlar? Vallahi bilmiyorum.
Ulan delirtmeyin beni! Vallahi yakarım burayı!
Allah belamı versin yakarım! Yakın lan meşaleyi!
Öl de, ölelim abi!
Bir emrinle yağmur olur, yağarım, şimşek olur, çakarım abi!
Yakarız burayı şerefsiz (***)! Bırak kızı!
Sus bir! Bir sus!
Ayşe, in aşağı dedim!
(Rıza) Ayşe, in aşağı!
(Muhsin) Gençler, açılın bakayım şöyle. Açılın şöyle. Rıza, ne oluyor evladım?
Onu oğlun olacak o kansıza soracaksın Muhsin amca!
Ne diyorsun oğlum sen? Ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu senin?
Ayıp oluyor ama!
-Ayıp oluyor ha! -Allah Allah!
Senin oğlun, benim tertemiz bacımı ayartınca ayıp olmuyor...
...ben söyleyince mi ayıp oluyor?
Ne oluyor, anlamadım ben.
Kerem, Ayşe'ye bir şey mi yapmış?
Yapmış, yapmış ama aptallık bende, bende, hata bende.
(Rıza) Babamın asker arkadaşı dedim, kol kanat gerer dedim.
Kurda kuzu emanet etmişiz be! Yazıklar olsun size be!
Evladım, bir dakika. Yanlış anlıyorsun sen.
Kerem, Ayşe'ye hiçbir şey yapmaz. Bilhassa konuştum ben onunla.
Seni yalan yanlış doldurmuşlar.
Doldurma falan yok.
Ayşe, in aşağı bak, bir şey yapmayacağım!
-(Rıza) Ayşe, çık diyorum! -(Muhsin) Bir dakika, bir dakika!
Bak, asker arkadaşımın evladısın, hiçbir şey demiyorum ama uzattın.
Topla şu çocukları, çek git. Sonra çok kötü şeyler olacak.
Bak Muhsin amca, bak, amca diyorum, büyüğümsün...
...ama mevzubahis benim kız kardeşimse...
...benim gözüm kralını görmez!
Evladım, Kerem buraya çalışmaya geldi. Ayşe falan yok.
Ayşe de benim kızım sayılır. Olsa ben sana yardımcı olmaz mıyım?
Saf mısın, saf ayağına mı yatıyorsun anlamadım ama...
...senin oğlunla benim tertemiz bacım yukarıda.
Söyle, insinler! Bak, vallahi kötü olacak!
Ayşe yok diyorum sana! Allah Allah!
Kerem! Kerem, çık oğlum dışarı, çık, korkma. Ben buradayım.
Kimse bir şey yapamaz sana. Çık dışarı.
Ayşe'nin olmadığını söyle. Hadi.
-Kerem, ben de buradayım. -Ayşe, çık dışarı!
Tamam lan, yakıyorum burayı! Allah belamı versin yakıyorum!
Bir dakika, bir dakika dur! Yapma bak! Dönüşü olmayan yola giriyorsun.
Hapse girersin sonra.
Yakacak. Abim vallahi yakar.
Abim yakacak bizi. Yemin ediyorum yakar.
Laf ağzımdan çıktı bir kere! Girersem de seve seve girerim!
Namusumla, şerefimle girerim ulan!
Babam bu sefer gerçekten ağzıma (***)!
Ayşe, her şeyi anlatman lazım artık.
Lütfen merak etme. Ben sana yardımcı olacağım.
Söz veriyorum. Tamam mı? Merak etme. Sana yardım edeceğim.
Önce ben konuşayım. Tamam mı?
Aha, aha! Abi! Çıktı şerefsiz!
Ulan ciddi olsan insan bir oturur düşünür ha!
-Ayşe de çıksın! -Tamam. O da çıkacak.
Ne?
Kerem!
Baba, evet, Ayşe burada...
...ama lütfen bir rica ediyorum, herkes sakin olsun, tamam mı?
(Kerem) Ayşe çıkacak şimdi.
Her şeyi doğru düzgün izah edecek size.
Tamam mı? Lütfen sakin biraz.
Ulan, verin şu meşaleyi. Verin, ben yakacağım! Verin!
Ben yakacağım! Kendimi de yakacağım! Senin gibi evlat olmaz olsun ulan!
Baba, lütfen sakin. Abi, lütfen.
-Büyü mü yaptın kıza şerefsiz? -Ayşe, in aşağı!
Sakin lütfen. Herkes bir rica ediyorum sakin olsun.
Ayşe çıkacak, size durumu izah edecek diyorum. Lütfen.
Bana inanmıyorsunuz, onu bir dinleyin. Tamam mı? Lütfen.
Sakin olun. Öyle sandığınız, bildiğiniz gibi bir şey yok.
Ulan uzatma! Ne anlatacaksa insin aşağı anlatsın!
Uzatma! İnsin aşağı da anlatsın!
-Allah'ım sen bana sabır ver! Bir sus! -Ayşe, çık dışarı!
Hadi Ayşe.
Merak etme, ben yanındayım.
Babam da yanında.
Tamam mı?
(Gerilim müziği)
Özür dilerim.
Beni boş ver. Senin meselen daha önemli. Tamam mı?
-Boş ver beni. -Yok, gerçekten özür dilerim.
Her şeyi anlatacağım. Saklamanın bir anlamı yok.
Zaten biliyorsunuz.
Biz Kerem'le bir süredir görüşüyoruz.
Kiminle dedin?
Kerem'le biz birbirimizi çok seviyoruz.
(Hareketli müzik)
-Ayşe! -Bizi hiç kimse ayıramaz!
Ulan Allah seni kahretsin! Eşek seni! Eşek sıpası!
Bizi ayıramazsınız...
...çünkü biz Kerem'le çoktan birbirimizin olduk.
Hadi buyur.
Beraber olduk biz.
Duydun mu lan ne dedi? Duydun mu lan?
Bu saatten sonra sadece cesetlerimizi ayırabilirsiniz.
Kerem'le biz birbirimizi çok seviyoruz.
Baba!
(Hareketli müzik)
(Ayşe dış ses) O an karar vermiştim Kerem'in dediğini yapmaya.
(Ayşe dış ses) Kaderimin çağrısına kulak vermiştim.
(Ayşe dış ses) Hayatımda bir kere bile olsa kötü kız olacaktım...
...ya da bundan sonra hep kötü kız olacaktım.
(Hareketli müzik)
Bu dizinin sesli betimleme, ayrıntılı altyazı ve...
...işaret dilini kapsayan eşerişimi...
...Kanal D tarafından Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
Sesli Betimleme Metin Yazarı ve Seslendiren: Emine Kolivar
Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Ayhan Özgören - Belgin Yılmaz...
...Bülent Temür - Çağıl Doğan - Çağrı Doğan
İşaret Dili Çevirmeni: Berrak Fırat
Son Kontroller: Beliz Coşar - Zerrin Çınar - Samet Demirtaş
Teknik Yapım: Dağ Prodüksiyon ve Yeni Gökdelen Tercüme
("Aslı Demirer - Afili Aşk" çalıyor) "Aşktan öte köy yok"
"Anlat sen soranlara"
"Afili aşklar böyle mi başlar yol ortasında?"
"Yalancı taçlar başında durmaz kötü kız olmazsan"
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.