Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
(Jenerik müziği)
(Jenerik müziği devam ediyor)
(Jenerik müziği devam ediyor)
(Jenerik müziği)
(Jenerik müziği devam ediyor)
(Müzik)
(Timur) Selamlar.
Merak etme, Sibel'e çok iyi bakacağım.
Uçağı kaçıracağız, ben geçiyorum.
(Müzik)
(Gök gürlüyor)
(Müzik)
(Erhan) Terasta konuştuklarımızı unutmadınız, değil mi Tim Bey?
Aklımda, merak etme Erhan. Görüşürüz.
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
Seni çok seviyorum Sibel Koraslan.
(Müzik)
(Sibel iç ses) Seni çok seviyorum Erhan Yıldırım.
(Telefon çalıyor)
-Efendim Tuncay? -Sibel neredesin?
-Çıktın mı evden abiciğim? -Evet, çıktım.
Yoldayım, havaalanına gidiyorum. Ne oldu?
Bir şey söyleyeceğim. Her neredeysen söyle, çeksinler kenara.
Geliyorum, iki dakika konuşmamız lazım.
Tuncay uçağı kaçıracağım, duramam.
Sibelciğim iki dakika ayırır mısın bana? Önemli.
Hadi.
Tamam.
-(Sibel) Timur. -Evet?
Müsait bir yerde, sağda durabilir miyiz?
Niye? Ne oldu ki?
Abim önemli bir şey diyecekmiş bana.
Peki. Sağda bir yerde dur hemen, lütfen.
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik devam ediyor)
Tuncay ne oluyor, niye durduruyorsun beni?
-Ne kadar önemli olabilir ki bu konu? -Sibel beni dinle.
-Elif. -Ne Elif'i?
Ne Elif'i? Elif için mi durdurdun sen beni?
Ben sana ne dedim Tuncay? Elif'le ilgili bir şey duymak istemiyorum artık.
Elif, Erhan'a yalan söylüyor.
-Ne yalanı söylüyor? -Elif...
...kaybetti bebeğini.
(Gerilim müziği)
Tamam mı?
Bu gerçeği Erhan'dan saklıyor, tamam mı?
Elif artık hamile değil.
(Gerilim müziği)
Erhan?
Ben Elif'e yalvardım, söylemesi için ama...
...Erhan'ı kaybetmekten korkuyor, tamam mı?
Tamam da bir insan bu konuyla alakalı nasıl yalan söyleyebilir ki?
Çaresiz Sibel çaresiz. Anlamıyor musun?
Çaresizlik insana her şeyi yaptırır. Elif şu an çok çaresiz, tamam mı?
-Nereye kadar saklayacak bunu? -Ailesinden bile saklıyor.
Kimseye söylemiyor.
Bu kız kafayı yemiş.
Sen hastaneden aradığında Erhan...
...Erhan çıldırdı, Elife, bebeğe bir şey oldu diye.
Bu kız gelmiş yalan mı söylüyor?
Erhan bunu bilmeli, tamam mı?
Bu kız gerçekten iyi değil, gerçekten kafayı yemiş.
Daha ne kadar saçmalayabilir ki?
Ben bu gerçeği...
...Erhan'a söyleyemem. Çünkü ben...
...Elif'i kaybetmekten korkuyorum Sibel.
Bunları neden bana söylüyorsun sen?
Ben mi gidip Erhan'a söyleyeyim bunları?
Ben söylemem, hayatta yapmam. Elif'ten duyması lazım. Kusura bakma.
-Sibel geç kalıyoruz. -Tamam, geliyorum.
Sibel yapma.
Buradan gitme sebebin Erhan'dan uzaklaşmak, değil miydi zaten?
Erhan bu gerçeği öğrendiğinde zaten gitmen için bir sebep kalmayacak.
Terk edecek Elif'i.
Neden gidiyorsun?
Aşkından vaz mı geçeceksin?
Gitme.
(Gerilim müziği)
(Sessizlik)
Gitmiş.
Gitmiş.
Vay be!
(Müzik)
-Hoş geldin. -(Erhan) Hoş buldum.
Canın mı sıkkın senin? Bitmedi mi işleriniz?
Bitti.
O zaman Sibel de gitmiştir, değil mi?
Gitmiştir herhâlde. Uçaktadır herhâlde şu an.
O yüzden mi senin bu hâlin? Bir daha onu göremeyeceksin diye mi?
Elif yeter.
Bırakalım artık şu mevzuyu, tamam. Kapandı, bitti gitti işte, tamam.
Evet, bence de uzatmaya gerek yok. Bu konu kapansın.
Ama sen hâlâ...
Ben hâlâ ne? Ne, ben hâlâ ne?
Erhan sen hâlâ onu düşünüyorsun bence.
Ayrılık acısı çekiyorsun resmen benim karşımda.
-Gidiyorum ben. -Tamam Erhan.
Özür dilerim, tamam.
Bir daha açmayacağım Sibel'in konusunu.
Tamam, işe geç kaldım o yüzden. Gidiyorum ben.
-Kahvaltı yapsaydık bari. -Geç kalacağım, gideyim.
(Müzik)
-İyi misin Sibel? -İyiyim.
Sen bana kızmadın değil mi, vazgeçtiğim için?
Hayır, sadece üzüldüm ama önemli değil.
Demek ki hazır değilsin.
Sen çok iyi bir adamsın Timur, gerçekten.
Ama beni bekleme. Ben Erhan'ı seviyorum.
Biliyorum.
Bunu görmemek için kör olmak lazım.
Erhan çok şanslı bir adam.
Yine de ortaklığımız devam edecek, değil mi?
Tabii ki.
(Müzik)
(Timur) Beklememi ister misin?
Yok. Uçağa geç kaldın zaten.
Bir süre kalmaya karar verdim.
Madem ortağız, önce burada markamızı geliştirelim.
Ne dersin?
Olur.
O zaman sonra görüşürüz.
(Müzik)
(Kapı zili çaldı)
Ne işin var senin burada? Gitmedin mi sen?
-Konuşmamız lazım. -Sen bela mısın ya?
Hani gidiyordun sen hani kurtuluyorduk senden?
Elif bir sakin ol.
Ben konuşmadan hiçbir yere gitmeyeceğim.
(Müzik)
Seninle konuşacak hiçbir şeyim yok benim Sibel.
Bırak artık peşimizi. Erhan seçimini yaptı. Ailesini seçti.
-Çık git evimden. -Sakladığın sırrı biliyorum Elif.
Bebeğini kaybetmişsin, çok üzgünüm.
(Sibel) Sen...
...nereden biliyorsun?
Tuncay söyledi, değil mi?
Evet ama Tuncay'ı bu yüzden suçlayamazsın.
Tuncay ne yapıyorsa senin iyiliğin için yapıyor.
Peki, niye buradasın hâlâ?
Niye koşup Erhan'a yetiştirmiyorsun gerçekleri?
Çünkü bu benim işim değil. Ve acına saygı duyuyorum.
Yalan söylüyorsun. İntikam alacaksın, değil mi benden?
-İpler eline geçti ya. -Öyle bir şey yapmayacağım ben.
Ben sana yardım etmeye çalışıyorum.
İstemiyorum ben senin yardımını falan.
-Git buradan. -Erhan'a söylemek zorundasın.
Bu onun da bebeğiydi, bilmek hakkı.
Tabii, söyleyeyim de koşa koşa senin kollarına gelsin...
...onu istiyorsun, değil mi?
Bu yalanla yaşamaya devam edemezsin.
-Söylemek zorundasın. -Gelip burada...
...böyle ahkâm kesmek kolay tabii.
Elif niyetim bu değildi. Bu yüzden gelmedim ben buraya.
Senin yüzünden.
Her şey senin yüzünden.
Sen bizim hayatımıza girmeseydin...
...bunların hiçbiri olmayacaktı.
Artık bu bahaneye sığınmayı bırak.
Erhan'ı gerçekten seviyorsan söylersin.
Söyleyemem.
Söyleyemem.
Eğer söylersem Erhan beni terk eder.
Ben zaten bebeğimi kaybettim, Erhan'ı da kaybedemem bir daha.
Elif...
...gerçekten çok üzgünüm. -Üzülme.
İstemiyorum, senin merhametine de acımana da ihtiyacım yok benim.
Tuncay'da ben de bir şey söylemeyeceğiz.
Erhan zaten beni Almanya uçağında biliyor.
Sen söyleyene kadar da karşısına çıkmayacağım.
Söz.
(Müzik)
Sen de keşfetmişsin burayı.
Güzel. Burası şirketin en huzurlu yeridir.
Sen var ya, işini biliyorsun.
Hayırdır Tuncay, ne istiyorsun?
Hiçbir şey istemiyorum, öyle sohbet muhabbet. Ne yaptın?
Neyi, ne yaptım Tuncay?
Gerek var mı bu muhabbete şu an?
Tamam, sakin ol. Hemen geriliyorsun sen de.
Allah Allah!
Ben yerimi biliyorum. Yani...
...Elif'le bebeğiniz olacak.
...ben de böyle etrafınızda pervane gibi dolanmayacağım bundan sonra.
Bak onu güzel söyledin. Elif'le benim bebeğim olacak.
Yani sen çocuğumun annesinden uzak duracaksın Tuncay.
Genelde de öylesin de bugün her zamankinden daha gerginsin.
Sibel gittiği için mi?
Sana ne kardeşim sana ne? Sen ne laftan anlamaz bir adamsın.
Biz seninle kırk yıllık dost muyuz?
Ben niye anlatayım derdimi, tasamı sana?
Tamam, damarına bastım.
Ben de üzgünüm kardeşim gittiği için.
Ama zordur yani...
...aşkını kalbine gömüp gitmek
Bilirim.
Utanmasan Elif'e duyduğun hislerini anlatacaksın bana, biliyor musun?
Ben böyle bir şey görmedim.
Yok yok, öyle değil öyle bir şey değil.
Yalnız garip olan ne biliyor musun? Onca şey yaşandı etti...
...şöyle geniş resme baktığımda...
...bir tane mutlu insan yok. Çok tuhaf değil mi?
Bir tane.
(Müzik)
(Sibel dış ses) Sakladığın sırrı biliyorum Elif.
Bebeğini kaybetmişsin, çok üzgünüm.
(Elf dış ses) İntikam alacaksın, değil mi benden? İpler eline geçti ya.
(Geçiş sesi) Böyle bir şey yapmayacağım ben.
Ben sana yardım etmeye çalışıyorum.
İstemiyorum ben senin yardımını falan. Git buradan.
Erhan'a söylemek zorundasın.
Bu onun da bebeğiydi ve bilmek hakkı.
Tabii, söyleyeyim de koşa koşa senin kollarına gelsin.
Onu istiyorsun değil mi?
Bu yalanla yaşamaya devam edemezsin.
-Söylemek zorundasın. -Gelip burada...
...böyle ahkâm kesmek kolay tabii.
Elif niyetim bu değildi. Bu yüzden gelmedim ben buraya.
Senin yüzünden.
Her şey senin yüzünden. (Geçiş sesi)
(Elif dış ses) Sen bizim hayatımıza girmeseydin...
...bunların hiçbiri olmayacaktı.
Sibel'in gittiğini öğrenince...
...en azından Elif'in içi rahatlamıştır.
Vallahi bak, ben kötü bir şey istemiyorum.
Mutlu olun ya, gerçekten. Umarım olursunuz, inşallah.
Ben senin dilini çözemedim birader.
Ne desem olmuyor, dövsem olmuyor, sövsem olmuyor.
Ne yapmam lazım sana, ben anlamadım ki.
Yok yok, sen bir şey yapma bana.
Zaten her şey karışık.
(Müzik)
(Erhan ses) Efendim Elif?
Erhan neredesin?
Konuşmamız lazım.
Sen ağlıyor musun, sesin hiç iyi gelmiyor? Ne oluyor?
İyi misin Elif? Bebek nasıl?
Buluşmamız lazım.
Neredesin?
Sahildeki çay bahçesinde buluşalım mı?
Tamam, buluşalım. Geliyorum hemen.
Hemen geliyorum.
Üf, gerildik yine ayaküstü.
İnsan sevdiğini kaybetmemek için bu kadarını da yapıyormuş demek ki.
Gerçekten çok üzücü.
Ben anlayabiliyorum. Erhan'ı kaybetmemek için yaptı.
Sakın Sibel, bu kadar da anlayış gösterme.
Sen de seviyorsun bu adamı deliler gibi.
Ama bırak onu üzmeyi, yalanlar söylemeyi...
...tam tersi o üzülmesin diye neler yaptın.
Sen kendinden anne olma şansından vazgeçiyordun.
-Unuttuk mu bunları? -Tamam, bu konuyu konuşmak istemiyorum.
Canım benim, yanlış anladın. Kızmıyorum sana.
Hatta Almanya'ya gitmekten vazgeçtiğin için mutluyum.
Vazgeçtim, vazgeçtim de...
...Erhan'ın karşısına bile çıkamıyorum.
Elif ne yapacak, bilmiyorum. Söyleyecek mi söylemeyecek mi?
(Müzik)
Elif?
İyi misin, ne oluyor?
Elif güzelim ne oluyor?
Elif bir şey söyle, ne oldu?
-Elif? -Erhan.
-Bebeğimiz... -Ne oldu bebeğimize?
(Kekeleyerek) Öldü Erhan, bebeğimiz öldü.
Ne?
Sen ne diyorsun Elif?
Sen...
...ne dediğinin farkındasın, değil mi?
(Müzik)
Elif sen ne dediğinin farkında mısın?
Ne zaman oldu, nasıl oldu bu olay?
-Ne fark eder? -Ne demek ne fark eder?
Ben senin yanında değil miydim?
Ben sana destek olmadım mı? Bundan sonra geçmişi kapattım, demedim mi sana?
Sen bana niye yalan söylüyorsun Elif?
Korktum Erhan korktum.
Korktum.
Seni kaybetmekten korktum. Ben bebeğimi kaybettim zaten...
...seni de kaybedemezdim.
Seni kaybetmekten korktuğum için ne demek Elif?
Elif seni kaybetmekten korktuğum için ne demek?
Bu mu senin özrün? Özrün bu mu senin, söylesene bana?
Yapamadım Erhan yapamadım, ne olur anla beni, yapamadım.
Nasıl anlayayım seni Elif?
Elif nasıl anlayayım seni? Bebeğimiz iyiydi.
Sağlıklıydı, sen iyi diyordun güzel diyordun hani...
...doktor çok iyi dedi Erhan dedin bana.
Sen öbür doktora o yüzden mi gitmek istemedin Elif, bana bunu söyle.
Sen, sen bana yalan mı söyledin Elif?
Burhan babanın haberi var mı bundan? Arda'nın haberi var mı?
Elif sen sürekli yalan söylüyorsun.
Sen iyi misin Elif? Sana ne oldu?
-Ben bebeğimiz olacak diye o... -Ne yapacaktın? Ne yapacaktın?
Sibel'den mi ayrılacaktın?
Sırf bebeğimiz olacak diye, değil mi?
Sorumluluklarını yerine getireceksin diye, değil mi?
Konumuz o mu?
Konumuz o mu yoksa senin bana yalan söylemen mi?
Sen ne dediğinin farkında mısın şu an?
-Sen başlattın Erhan sen başlattın. -Ne yaptım ya?
Her şeyi sen başlattın.
Benim tek bir hayalim vardı. Ben...
...seninle evlenip mutlu olmak istiyordum.
Bu kadar.
Bu bebek bir umuttu, her şeyi düzeltecekti.
Her şey eskisi gibi iyi olacaktı yine.
Yanında olurdum ya.
Destek olurdum lan sana.
(Müzik)
Ama sen bana yalan söyledin.
Beni hiç anlamayacaksın Erhan, anlamayacaksın beni.
Ben seni anlamayacağım, öyle mi?
Burhan babaya ne zaman söyleyeceksin Elif?
Adam torunu olacak zannediyor.
Tamam, birlikte söyleyelim, tamam mı?
Sen yalanı tek başına söyledin.
O yüzden ceremesini de tek başına çekeceksin.
Buraya kadar, bitti. Ben yokum.
Ne?
Yokum ben.
Ne demek, ben yokum?
Buraya kadar.
Erhan yapma, ne olur yapma. Yalvarırım ne olursun.
-Buraya kadardı. -Ne olur yapma, bırak...
Buraya kadar.
Bitti.
Ben bundan sonraki hayatımızda sana güvenemem.
Bitti.
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Duygusal müzik)
Bugün beni bahane edip kaçtı.
Ama eninde sonunda doktora gidecekler.
Erhan mutlaka öğrenecek gerçeği.
Erhan kendini suçlayacak.
Canım biraz da kendini mi düşünsen?
Fazla zamanın kalmadı.
Bak bunu hem dostun hem de doktorun olarak söylüyorum.
Eğer anne olmak istiyorsan...
...acele etmek zorundasın.
Ben Erhan'dan başka bir adamın çocuğunu doğurmak istemiyorum.
(Müzik)
Feride soğumuş kahve Feride.
(Sessizlik)
(Telefon çalıyor)
Efendim Tuncay?
Ne yaptın Sibel, konuştun mu Elif'le?
Konuştum ama ne yapacağını bilmiyorum.
(Tuncay ses) Elif, Erhan'ı aradı.
Konuşabilir miyiz, dedi. Erhan da apar topar çıktı şirketten.
Muhtemelen her şeyi anlatacak Erhan'a.
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Geçiş sesi)
Buraya kadar.
Erhan ne olur yapma. Yalvarırım, ne olursun.
Buraya kadar.
-Ne olur yapma. -Buraya kadar!
Bitti.
Ben bundan sonraki hayatımızda sana güvenemem.
Bitti.
(Geçiş sesi)
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Elif dış ses) Öldü Erhan. Bebeğimiz öldü.
(Duygusal müzik)
Sibel, sen gitmedin mi?
Seni bu şekilde bırakıp gidemezdim.
Seninle konuşmaya çok ihtiyacım var.
Bebeğimiz...
Bebeğimizi kaybetmişiz.
Haberim yok benim.
Elif'in bana ne kadar süredir yalan söylediğini bilmiyorum.
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Duygusal müzik devam ediyor)
Kuşların en nadidesi, en paha biçilmezi.
Kurumsal yuvanda bugün nasılsın bakalım?
Ne işin var burada?
Bir sürü çiçek gönderdim, cevap vermedin karıcığım.
Ben de kendim getireyim, hem görmüş olurum dedim. Hata mı ettim?
Şu hareketi yapma diyorum sana. Sevmiyorum diyorum, anlamıyor musun?
-(Begüm) Senem. -Yenge.
Ben de sana gelecektim.
Yenge kuş.
-Sen de kurumsal hayata göç etmişsin. -Evet, öyle oldu.
Şirket, aile içinden çok güzel transferler yaptı. Bravo.
Zafer, senin bu kuş takıntın nereden geliyor acaba?
Hiç sorma yengeciğim.
Kuşlar, gökyüzünün özgür çocukları ya.
(Zafer) Özgür çocuklar beni çıldırtıyor.
Senemciğim de bayılıyor, değil mi eş kuşum?
Çok. Çok.
Çok güzel ya.
Ben gideyim de siz rahat rahat çalışın, değil mi?
Oh benim eş kuşuma.
Çocuk da kariyer de yaparmış. Oh.
-Öptüm. -Görüşürüz.
Görüşürüz kuşum.
(Hareketli müzik)
(Begüm) "Seninle evlendiğim için çok mutluyum.
Ne olur bir ömür boyu birlikte olalım kraliçe kuşum."
(Begüm) Ne güzel yazmış, değil mi?
Bağlılık, monarşi ve kuş bilimi ancak bu kadar güzel harmanlanabilirdi.
Öyle.
Hah! Yakalandın.
Burada öyle bir şey yazmıyordu, ben uydurdum. Seni test ettim.
Neyi test ettin yenge?
Aşkınızın gerçekliğini canım.
Gerçekten birbirine âşık, çiçeği burnunda evli bir çift olsaydınız...
...orada yazanları ezbere biliyor olurdun.
Sen okumamışsın bile.
Senem, sen bu adamı hiç sevmiyorsun.
Onunla ne alakası var yenge?
Başka bir şey okuyordum burada. Seni dinlemedim ki.
Dökül artık.
Senem, bana her şeyi anlatabilirsin. Biliyorsun, değil mi?
(Begüm) Benden laf çıkmaz.
Yenge, anlatılacak bir şey yok, tamam mı?
Çalışmam lazım, çok işim var. Lütfen.
Hayatım, ben Tuncay Koraslan'la on yıl evli kaldım.
(Begüm) Yani mutsuz bir evliliği bir kilometre öteden tanırım.
O yüzden bana anlat artık. Bu adama niye evet dedin...
...ve o taksici oğlanın bu konuyla ne ilgisi var?
(Duygusal müzik)
O gün eve gelişinden belliydi.
Ne belliydi yenge? Ben o defteri o gün kapatmadım mı?
Sen de gördün, neler söylediğimi duydun.
Görmez miyiz? Bize hayatımızın şokunu yaşattın.
Nasıl unuturuz o günü? Tabii.
Neyse ne.
Ben Zafer'i seviyorum.
Senem yapma ne olur. O kuşçu adamın neresini seviyorsun?
Evet, seviyorum.
Peki Senemciğim, madem öyle diyorsun.
Benim küçük bir işim vardı, onu halledeyim. Yarın görüşürüz.
Görüşürüz.
(Begüm) Kolay gelsin.
Sana da.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Elif.
Mutlu musun?
Elif gel, otur. Bir konuşalım.
Tebrikler Tuncay.
İntikamını aldın.
Sayende Erhan beni terk etti.
Hani kimseye söylemeyecektin? Söz vermiştin.
Elif bak, şimdiye kadar iyiliğini düşünmekten başka bir şey yapmadım.
Tamam mı? Kalbimi kırıyorsun.
Ne canını yakmak istedim ne de mutsuz olmanı istedim.
Niçin yaptın peki?
Seni sevdiğim için yaptım.
Anlasana.
Yalanı sürdürseydin daha mutsuz olacaktın diyorum. Neden anlamıyorsun?
Sen anlamıyorsun.
Benim için Erhan'ı kaybetmekten daha kötü bir şey yok.
Sen benim hayatımı mahvettin. Farkında mısın?
Sen göremiyorsun.
Sen görmüyorsun. Senin gözün kör olmuş, tamam mı?
Daha mutsuz olacaktın diyorum, anlıyor musun?
Senin yüzünü bile görmek istemiyorum.
Bir daha sakın karşıma çıkma. Sakın.
Elif. Elif.
Allah kahretsin.
Görmüyorsun.
(Gerilim müziği)
Burada beş, altı yaşındasın herhâlde.
Altı
(Erhan) Bursa'daki mahallemiz orası.
Orayı çok severdim.
Sabahtan bir çıkardın dışarı, akşam ezanına kadar...
...dışarıda top peşinde, haylazlık peşinde koşardık Sibel.
-Güzel bir çocukluk geçirmişsin. -(Erhan) Öyleydi.
Mahallenin bütün kapıları bize açık olurdu.
Herhangi bir kapıyı çal, eğer açsan yemeğini yersin.
Susuzsan suyunu verirler, içersin.
Öyle bir mahalleydi. Annemle beni çok severlerdi.
(Erhan) Babamın hayırsızlığını da bilirlerdi tabii.
Babandan çok iyi bahsetmiyorsun.
Çünkü iyi tarafı yoktu Sibel, o yüzden.
Ne bileyim? İnsan babasını...
...arkasında duran büyük bir dağ biliyor ya.
Öyle güveniyor.
Ya da öyle güvenmesi gerekir. Bizim dünyalarımızda en azından...
...öyleydi ama benimki...
...(***) tekiydi.
Sen ona hâlâ kızgınsın.
Elif'in hamileliğini öğrendiğimde çok korktum.
(Erhan) Babama benzeyeceğim diye.
Acaba ben de kendi çocuğumu böyle büyütür müyüm?
Bana böyle öfkeli, sinirli kalır mı büyüyünce diye çok korktum.
Ama senden kötü bir baba olmaz ki.
Neyse, beni boş ver.
Sen biraz...
...kendi çocukluğundan bahsetsene. Seninki nasıldı?
Zorlukları vardı tabii.
Prenses hayatı yaşamak çok kolay değil.
Kim bilir neler çekmişsinizdir.
(Sibel) Sorma.
Okula başlayana kadar tek bir arkadaşım vardı.
Ama bir tek ben görüyordum onu.
Nasıl yani? Sen...
Bu hayali bir arkadaş mıydı?
Çok eğlendin bakıyorum.
Evet.
O zaman çocukluğumun bütün kirli çamaşırlarını ortaya dökeyim.
(Sibel) Yani böyle güleceksen.
İyi ki buradasın Sibel.
Şu an olmak istediğim başka bir yer yok zaten.
(Duygusal müzik)
(Begüm) Hayırlı işler.
Buyurun, araç bu.
Ben mümkünse şu arkadaşın aracına binmek istiyorum.
Merhaba. Abla tanıdık.
-Buyurun, geçin. -Buyurun.
(Sessizlik)
-Hoş geldiniz. -Hoş bulduk.
Nereye gidiyoruz?
Sessiz sakin, konuşabileceğimiz bir yere.
Anlamadım, ne konuşacağız? Senem'le mi ilgili?
Önce bir gidelim de konuşuruz.
İyi, peki.
(Gerilim müziği)
Ne yapıyorsunuz Tahir Bey?
Aşkım şuralar elden geçsin, çapalayayım dedim.
Sizin için arka bahçeden gül topladım. Nasıl? Beğendiniz mi?
Bahçıvan ne güne duruyor? Ortalığı mahvetmişsiniz.
Kendinize meşgale edineceksiniz diye evin düzenini bozmayın, rica ediyorum.
Ama etrafa el değsin, elden geçsin demiştim.
Sizin için de gül topladım. Gönlünüz olsun diye.
Benim gönlümü falan yapmaya çalışmayın.
Ev işlerine de karışmayın lütfen.
(Duygusal müzik)
Bakın, Senem'i rahatsız etme demeye geldiyseniz, zaten peşini bıraktım.
İçiniz rahat olsun.
Hadi ya.
Senem'i artık sevmiyorum diyorsun yani.
Canım benim, sizin 'love story'nizi kendime görev edindim.
Biraz da severim bu işleri.
Ama artık sevmiyorum diyorsan o başka.
(Duygusal müzik)
Ah, Senem mesaj attı.
Ben seni anladım.
(Begüm) Merak etme, bundan sonra ben senin derdine çare bulacağım.
Artık Senem'i her gün görebileceksin.
Nasıl yani?
-İş teklifimi kabul edersen. -İş teklifi mi?
-(Begüm) Evet. -Ne işi?
Özel şoförüm olacaksın.
Beni her gün şirketten eve, evden şirkete götüreceksin.
(Begüm) Günlük işlerim olursa onları halledeceksin.
Bir de kızları bir yere götürmek gerekirse, o kadar.
Yani bilmiyorum. Bu iyi bir fikir olmayabilir.
Nedenmiş o?
Zafer yanınızda çalışmamdan memnun olmayacaktır.
Aa. Benim özel şoförümden ona neymiş?
Sinirini Senem'den çıkaracak.
Ben Senem'in daha fazla zarar görmesini istemiyorum.
Ah kıyamam küçük âşık. Nasıl da koruyor sevdiğini.
(Begüm) Merak etme canım benim. Bunun Senem'le bir ilgisi yok.
Seni ben işe alıyorum.
Ayrıca Senem'e zarar gelmesini ben de istemem.
Ne diyorsun?
(Hareketli müzik)
(Tabak sesleri)
(Sessizlik)
Aç mısın?
Acıktım Sibel de niye zahmet ettin? Dışarıdan bir şeyler söylerdik.
Kendim yapmak istedim.
(Erhan) İyi yaptın.
Zehirlenmeyiz, değil mi?
Ben tadına baktım. Bana bir şey olmazsa içebilirsin.
Yok, o kadar bekleyemem. Sen zaten bir kaşıkla...
...semptom falan göstermezsin. Ben de açım.
Yiyelim, zehirlenirsek beraber zehirleniriz.
-Çok güzel kokuyor. -Afiyet olsun.
(Duygusal müzik)
Açmıyor mu?
Açmıyor.
Erhan abiyi arayalım, belki onunladır.
Dur, arayayım.
(Kapı açıldı)
Kızım neredesin Allah aşkına? Beni meraktan öldürecek misin?
Abla iyi misin? Ağladın mı?
-(Elif) Baba. -Ne oldu yavrum?
Baba.
Dur, tamam. Tamam, ağlama.
Gel, otur şöyle.
Geç, otur şöyle. Geç.
Anlat bakayım. Erhan mı sıktı canını yoksa?
Bak, yine o bir şey yaptıysa var ya...
(Burhan) Dur oğlum.
Ablanın üstüne gitme. Hâlini görmüyor musun?
Yavrum, güzel kızım yapma böyle. Allah korusun, bebeğine zarar gelecek.
Baba...
Ben bebeğimi kaybettim baba.
(Duygusal müzik)
(Sessizlik)
Ne oldu?
Sevdin mi sevmedin mi? Ayıp olmasın diye mi içiyorsun? Anlayamadım.
-Sevdim. -Gerçekten mi?
Yani yarın öbür gün şirketi batırırsak falan...
...gider, en kralından bir çorbacı dükkânı açarız.
İşler, söyleyeyim.
(Erhan) Bir, iki pratikle bu iş çözülür Sibel Koraslan.
Ama...
...haklıymışsın.
Yani her durumda çorba iyi geliyormuş Sibel.
Şu an kızgınsın, biliyorum.
Ama Elif de zor bir dönemden geçiyor. Onun yanında olmak istiyorsan anlarım.
İstemiyorum.
Bana bu kadar yalan söylemeseydi belki ama...
Ne yaptıysa o panikle, kaybetme korkusuyla yaptı.
Sen olanları Tuncay'dan öğrendin, değil mi?
O yüzden yarı yoldan döndün.
Sibel, ben hastaneye gittiğimde Tuncay, Elif'in yanındaydı.
Yani? Ne demek istiyorsun?
Yani Elif, Tuncay'a verdiği güvenin birazını bana vermiş olsaydı...
...aramızdaki arkadaşlık tükenmezdi yani.
O yüzden yanında olurdum ama bu şekilde...
Yo, ben Elif'e kızamıyorum.
Hem arkadaşlık diyorsun. Bu kadar sevdiği adama neyin arkadaşlığı?
(Sibel) Ne kadar zor biliyor musun? Ben yapamazdım mesela.
Seni her gün görmeye tahammül edemediğim için Almanya'ya gidiyordum.
Mutluyum.
İyi ki gitmedin.
İyi ki buradasın.
Bencilce belki, tamam...
...ama mutluyum.
(Duygusal müzik)
Çorba çok güzel olmuş.
Afiyet olsun.
Sibel, bundan sonra aramıza hiçbir şey girmesin. İzin vermeyeceğim.
Sen de verme.
Vermem.
Söz?
Söz.
-(Erhan) O zaman bir soru soracağım. -Sor.
Artık sana karıcığım diyebilir miyim?
Hayır, diyemezsin.
Ben gerçek Erhan Yıldırım'ı tanımak istiyorum.
Gençliği, çocukluğu nasıl geçti, onları bilmek istiyorum.
Evliyiz biz.
Yani normalde evlenmeden önce yapılacak bir şey bu.
Tamam, sıralamayı biraz karıştırmış olabiliriz. Ne olacak?
Yarın plan yapma.
(Duygusal müzik)
Niye daha önce söylemedin kızım? Böyle bir şey saklanır mı?
Korktum baba, söyleyemedim.
Neden korktun kızım? Allah aşkına, böyle bir şey nasıl söylenmez?
Erhan'ı kaybetmekten korktum baba.
Eğer bebek olmasaydı o kadından asla ayrılmayacaktı.
Erhan da Erhan. Erhan da Erhan! Nedir bu, anlamadım.
(Burhan) Kızım, bu Erhan için daha ne kadar hata yapacaksın?
Tamam, bırak. Senin yanında olmak istemiyorsa olmasın.
Öyle kolay olmuyor ki baba, olmuyor.
Kızım affedersin ama kolay olan ne var? Bana bir söyle bakayım.
(Burhan) Kolay olan ne var? Olmuyorsa olmuyor, bırakacaksın.
Herkes yolunu ayıracak, kendi yoluna devam edecek.
Bir adam için hayatını mahvetmeye değer mi Elif? Ne oldu sana kızım?
Elimde değil baba.
Ben bunları kendime söylemedim mi sanıyorsun?
Ben böyle biri olmak ister miyim?
O zaman bırak, vazgeç Erhan'dan. Sana zarar veriyor Elif.
-Sana zarar veriyor! -Baba tamam, üstüne gitme.
Ablam zaten kötü durumda, görmüyor musun?
Oğlum, ikiniz de elimden kayıp gidiyorsunuz. Ne yapacağımı şaşırdım!
Baba.
Baba iyi misin?
İyiyim.
Daha çekeceğim var, belli. Kolay kolay ölmem.
Çıkayım, bahçede biraz hava alayım.
(Burhan) Bitmiyor, bitmiyor.
Babam haklı.
Ben çok yanlış yaptım.
Belki de bu yüzden kaybettim bebeğimi.
Kötü biri olduğum için. Ben onu hak etmedim.
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
Sağ ol kızım.
(Sessizlik)
Babacığım ne olur affet beni.
Tamam, tamam ama bana söz ver.
Bir daha yalan yok, tamam mı?
Söz.
-Bana da yer var mı? -Geldi kıskanç.
Gel.
İkinizden de özür dilerim sizi üzdüğüm için.
Yavrum, siz benim canlarımsınız.
Bir sürü şey atlattık. Her şey düze çıkar, merak etmeyin.
Yeter ki biz birbirimize destek olalım.
Ben şunu gözümüzün önünde kaldırayım.
(Burhan) Kaldır.
(Duygusal müzik)
Hadi ben de işe çıkayım. Birbirinize mukayyet olun. Hadi bakalım.
Tamam baba.
Merak etme babacığım. Kolay gelsin.
Abla sen aç mısın? Bir şey hazırlayayım mı?
Yok, sağ ol. Biraz daha oturacağım.
Tamam. Bir şeye ihtiyacın olursa ben içerideyim, tamam mı?
(Telefon çalıyor)
(Telefon çalıyor)
(Telefon ısrarla çalıyor)
(Telefon ısrarla çalıyor)
Alo?
-(Tuncay ses) Elif. -Efendim Tuncay?
Ben sizin mahalledeyim de seni biraz görebilir miyim?
Sadece konuşmak istiyorum.
(Sessizlik)
Neyse, bir şey kalmadı herhâlde?
Ben de bunları toplayıp gideyim.
İkimiz için de zor ve yorucu bir gündü.
-Sen de dinlenirsin. -Biraz daha kalsana.
Yani kalır mısın?
Kalırım.
Film falan izleriz, kafan dağılır.
Olur, çok güzel olur.
Çay falan da demleriz, ne bileyim?
Ben çay demlemeyi bilmiyorum.
Buzların eridi ama hâlâ kraliçesin bakıyorum.
Mutfakta köle gibi çalışıyorum ama.
Tamam, ben demlerim Sibel Koraslan çayı, tamam.
Ben de televizyonu açayım.
Yalnız televizyonu açmak teknik olarak...
...iş bölümüne dâhil olan bir şey değil yani.
Sen böyle en ufak bir iş gördüğünde...
...biz aynı evde yaşamaya başlayınca kaçacaksan, kaytaracaksan...
...ben bilmiyorum Sibel yani, baştan konuşalım bunları 'okay'.
(Duygusal müzik)
(Sessizlik)
Geldiğin için teşekkür ederim.
Tuncay...
...ben sana bir özür borçluyum.
Özür mü?
Kendi hatalarım yüzünden hep seni suçladım.
Haklıydın.
Yani bana güvenmiştin.
Elif bak, kötü bir niyetim yoktu. Bana inanıyorsun, değil mi?
Başından beri yalan söylememeliydim.
Sen hep beni vazgeçirmeye çalıştın.
Ama dinlemedim.
Mutsuzdun.
Mantıklı düşünemiyordun.
Bundan sonra yalan söylemek yok.
Ben artık sevdiğim insanları üzmek istemiyorum.
Babama da söz verdim.
Sözümü tutacağım.
(Duygusal müzik)
Çok âşığım sana.
(Tuncay) Çünkü sen çok iyi bir insansın.
Kırıldın.
Üzüldün.
(Duygusal müzik)
Çünkü sen de benim gibi...
(Duygusal müzik)
Tuncay...
...çok teşekkür ederim.
Sen hep benim yanımda oldun.
Her zaman senin yanında olacağım, tamam mı?
(Tuncay) Sen de lütfen kendini suçlama artık.
Elimde değil ki.
(Elif) O kadar çok hata yaptım ki.
Başıma gelen her için hep başkalarını suçladım.
Sibel’i, Erhan’ı...
...seni.
Kendimden nefret ediyorum.
(Tuncay) Hayır, işte buna izin veremem. Tamam mı?
İyi olacaksın sen.
Ben de her zaman senin yanında olacağım.
Yeter ki bana izin ver, tamam mı? Ne olursun.
Ben dönsem iyi olacak.
Merak etmesinler.
-Bırakayım seni. -Yok, gerek yok. Yürürüm.
Peki.
Yarın sabah erkenden hazır ol, alacağım seni.
Nereye gidiyoruz?
Sürpriz.
(Duygusal müzik)
(Sessizlik)
(Duygusal müzik)
-Günaydın. -Günaydın.
(Erhan) Olmaz, hemen kalkman lazım.
Saat kaç haberin var mı senin saatten?
-Daha erken. -Ne erkeni Sibel?
Şimdi sana kahveni veriyorum.
Kahvenden bir iki yudum alıyorsun.
Sonra hemen kalkıyorsun, apar topar hazırlanmaya başlıyorsun.
-Hemen çıkıyoruz evden, tamam mı? -Ne bu aciliyet?
Ne oluyor, nereye gidiyoruz ki? Uzak mı?
Uzaklığı değil ki mesele.
Mesele o uzaklığı nasıl katedeceğimiz.
Ben hiçbir şey anlamadım. Yani ne demek istiyorsun anlamadım?
Seni bugün toplu taşımayla tanıştıracağım Sibel Koraslan.
-Toplu taşıma derken? -Tuzla otobüsü.
Tuzla otobüsüne bineceksin bugün.
Ben de çok eğleneceğim.
Endişelenmem gereken bir durum var mı?
Ne için?
Yani şu otobüs konusunu biraz açsan mı?
Niyeymiş o?
Çünkü açabileceğim bir şey değil.
Yani sana anlatabileceğim bir şey değil.
Senin gibi birinin hiçbir zaman inanmayacağı şeyler...
...söylemiş olurum. O da olmaz. O yüzden tecrübe etmen gerekiyor.
Yaşamış olman gerekiyor.
(Gerilim müziği)
Afiyet olsun Sibel.
Hadi ya hadi, hadi, hadi!
Nereye gidiyoruz, hâlâ söylemeyecek misin?
Sürpriz.
Az kaldı, sabret. Manzaranın tadını çıkar.
Camdan akıp giden manzarayı sevdiğini biliyorum.
Evet, seviyorum da sen nereden biliyorsun bunu?
Berkay’la konuşurken duymuştum.
Bunu mu aklında tuttun gerçekten?
Elif, seninle ilgili her şey aklımda.
(Tuncay) Her şey.
Ben bugün ikimiz için çok güzel bir program yaptım.
(Tuncay) Yani sana böyle birkaç saatliğine de olsa...
...her şeyi unutturmak istiyorum.
Böyle bütün kötü anılarımız arkamızda kalsın. Tamam mı?
Keşke.
Ben de her şeyden çok istiyorum yaşadıklarımı unutmayı.
Güven bana.
(Geçiş sesi) Buraya kadar!
Erhan yapma, ne olur yapma. Yalvarırım ne olursun.
-Buraya kadar! -Ne olur yapma, bırakma...
Buraya kadar!
Bitti!
Ben bundan sonraki hayatımızda sana güvenemem.
Bitti.
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Geçiş sesi)
(Duygusal müzik)
-Buyurun. -Ee, ne diyorsun?
Çok da fena fikir değilmiş bu şoförlük işi, öyle değil mi?
Yok, değilmiş. Bu arada tekrardan teşekkür ederim.
-Rica ederim. O zaman hayırlı olsun. -Çok sağ olun.
(Begüm) Az kalsın unutuyordum. Sana şimdi konum atacağım.
Bir mağazanın konumu.
Orada benim için hazırlanan kıyafetler var.
-Onları alıp getirirsin, olur mu? -Tamam, olur.
-(Begüm) Hadi kolay gelsin. -Teşekkürler, size de.
(Gerilim müziği)
-Aman, aman, aman! -(Şükran) Ne oluyor Tahir Bey?
Bu sabah kahvaltıyı ben hazırladım Şükran Hanım.
Sizin için menemen yaptım, seversiniz diye.
Berkay, dedesinin kuzusu. Gel bakayım gel, gel, gel şöyle.
(Tahir) Gel bakalım aslan parçası, dedesinin kuzusu.
Anlamadık ki Şükran Hanım.
Vallahi mutfak yangın yerine döndü.
Yıkıp, tekrar yapmak lazım.
Çilek reçeli almıştım, organik. Onu da getir.
Hadi Şükran Hanım, menemen soğuyacak hadi.
Bundan sonra ben bakacağım size kraliçeler gibi.
Artık emekli de oldum, bütün mesaim size.
Evet. Organik zeytin vardı, onu da getir. Zeytin.
-(Yasemin) Getiririm Tahir Bey. -Hadi. Nasıl? Seversin, organik.
Hadi bakalım, soğumasın. Ver tabağını.
Getirdin mi? Tamam.
Oh, güzel oldu.
Şimdi bildiğiniz gibi ilkbahar yaz kreasyonunun...
...fotoğraf çekimlerinin bir an önce yapılması gerekiyor.
O yüzden önümüzdeki hafta cumartesi günü...
...çekim stüdyosunun ayarlanması lazım.
-Cansucuğum, o iş sende. -Tamam Tansel Bey.
Pelin sen de Hakan’la konuş.
Modellerin ve tasarımların görsellerini ilet.
-O da hazırlığını ona göre yapsın. -Tamam.
Şimdi bu konuda ben de bir fikrimi belirtmek istiyorum.
Hakan Bey'in çalışmalarını inceledim.
Bana kalırsa kendisi Beyoğlu’nda...
...İstanbul fotoğrafı çekerek kariyerine devam edebilir.
Bu biraz sert oldu.
Öyle mi? Hâlbuki ben üslubumu yumuşattığımı düşünüyordum.
Yengeciğim, yumuşatılmış hâli bu mu?
Peki, o zaman şöyle söyleyeyim. Hakan Bey’in portföyü...
...bizim hedeflerimiz ve vizyonumuzun gerisinde kalıyor.
Oldu.
Aslında Hakan Bey, yıllardır bizimle çalışıyor.
Sibel Hanım da çok memnun yaptığı işlerden ama...
-Bu benim fikrim. -Tabii.
(Senem) Yengeciğim, biz biraz geri planda mı kalsak?
Yorum yapmak için biraz erken değil mi?
Sen merak etme.
Günaydın.
Ben de katılmak istedim toplantıya.
-Tabii, buyurun. Siz böyle gelin. -Teşekkür ederim.
Rica ederim.
Ay, benim içim bir anda yaz kreasyonuna döndü.
Pardon, bir şey mi dediniz?
Gitmemişsiniz, burada kalmışsınız dedim.
Evet, planlarımda değişiklik oldu.
Burada kalmaya karar verdim.
Peki, siz gitmediyseniz...
...ablam da mı gitmedi? O da mı burada?
Evet, o da vazgeçti.
-Nasıl yani? Bize niye söylemedi? -Ben bir arayayım en iyisi onu.
(Begüm) Dur Senemciğim, niye panik yapıyorsun?
İşte kalmaya karar vermiş ne güzel, gitmemişler.
Yengeciğim, ablam gitmemiş. Burada ve ortalıklarda yok.
Sence de biraz garip değil mi?
Senemciğim, ne yengesi? Yenge mi kaldı artık?
İşte verdik kâğıtları, abinle boşanıyoruz.
-(Begüm) Kurtuluyorum kendisinden. -Hayırlısıyla.
Ben bir arayayım da.
(Kapı açıldı)
(Kapı kapandı) (Begüm boğazını temizledi)
Biz İstanbul'u bayağı bayağı arkamızda bıraktık.
Daha çok gidecek miyiz?
İstanbul’la birlikte sorunlar da arkada kaldı.
Birazdan her şeyin güzel olduğu...
...yepyeni bir dünyanın kapıları açılacak ikimize.
(Tuncay) Hazır mısın?
Gerçekten çok merak ediyorum.
(Tuncay) Sabret azıcık.
Artık şu doğayla kendini baş başa bırakabilir misin?
Ağaçları seyret.
Camı aç istersen, mis gibi oksijen.
Nefes al, gözlerini kapat. Keyfine bak.
Çok güzel gerçekten.
Çok ferah.
Aslında...
...gideceğimiz yeri sana başka şartlarda göstermek isterdim ama…
...bugüne kısmetmiş.
(Duygusal müzik)
(Arama tonu)
-Alo, ablacığım, iyi misin? -İyiyim.
-Sen nasılsın? -Timur Bey geldi şimdi şirkete.
Gitmemişsin, neredesin sen?
Ben neredeyim?
-Durak, otobüs durağı. -Ne? Otobüs?
Ablacığım, sen kiminlesin?
Erhan'layım. Ben seni sonra arayayım mı?
Anladım. Antalya fatihiyle şimdi İstanbul’u fethedeceksiniz?
Neyse, sonra konuşuruz. Hadi öptüm.
Utanmasana ya, desene otobüs durağındayım desene.
Tahtımdan inip halkın arasına karıştım desene sevgilim.
Sen bayağı ciddisin, değil mi? Otobüse bineceğiz yani?
Çok ciddiyim. Bir kere bu dünyanın başka hiçbir yerinde...
...tecrübe edemeyeceğin bir hadise.
Bir de toplu taşıma candır ya Sibel.
Bir kere alıştın mı vallahi bırakamazsın.
Çok ciddiyim.
Tamam, 'okay'. Güldük, eğlendik.
Bence şuradan bir taksi çevirelim, yolumuza devam edelim.
Hoppala! Sen ama beni tanımak istemiyorsun herhâlde?
Erhan Yıldırım'ı tanımak istediğini düşünüyordum ben senin.
Ben, seni tanımak istiyorum dedim.
Otobüsle İstanbul turu yapmak istiyorum demedim.
Tacını bırakmadan binmek istiyorsun yani otobüse, öyle mi?
Tamam, isyan etmiyorum artık.
(Erhan) Otobüse tacınla da binebilirsin.
Ben sorun olacağını düşünmüyorum.
Hatta dur, düzelteyim tacını biraz.
Saçımı okşamak için bahane üretmene gerek yok.
-Sen, AKBİL'in var mı onu söyle? -Ne AKBİL'i ya?
(Erhan) Ne yapacaksın, şimdi nasıl bineceksin otobüse?
Neyse gel, benim var. Hiçbir yere kaybolma Sibel.
Vallahi kaybolursun, ezilirsin maazallah.
-Sorumluluk almak istemiyorum. -O ne demek?
(AKBİL basıyorlar)
Bir tane daha basacağım şimdi. (AKBİL bastı)
Merhaba.
(AKBİL basıyorlar)
(AKBİL basıyorlar)
(AKBİL basıyorlar) Geç Sibel.
(AKBİL basıyorlar)
(AKBİL basıyorlar)
Hanım abla otursun oraya, hadi gel.
(Hareketli müzik)
Sibel, öyle yargılaya yargılaya bakma insanlara.
Şimdi biri dönecek sana diyecek ki ne bakıyorsun kardeşim sen?
Ben de diyeceğim ki sana ne oluyor kardeşim, hayırdır sen?
Arbede çıkacak, olay oraya bağlanacak.
Sonra şoför otobüsü durduracak.
O arbedeyi çıkaranları bulacak, aşağı indirecek.
Sonra bırakacak.
Yani gidemeyeceğiz, geç kalacağız bayağı.
O yüzden bunların olmasını istemiyorsan...
...sen bana dön, bana bak şöyle.
Bunu tamamen gözüm senden başka kimseyi...
...görmesin diye söylüyorsun, değil mi? -Görüyor mu ki?
Biraz ukala mıyız?
Galiba gerçek Erhan Yıldırım'ı tanımaya başladım ben.
Otobüs böyle her durakta duracak mı gerçekten?
Yok Sibel Hanım, biz bize olduğumuz için üç durakta bir duracak.
Peki, bu işkence ne kadar sürecek?
Çok kalmadı ya, bir bir buçuk saat falan daha var.
-Bir buçuk saat mi? -Evet.
Ben zor bir gençlik geçirdim.
Bunu size daha önce söylemiştim Sibel Hanım.
Öyle kolay değil, mübalağa etmedim yani.
-Çok eğleniyorsun, değil mi? -Evet.
Off!
(Duygusal müzik)
Şükran Hanım, hadi hazırlanın. Gezmeye gidiyoruz.
Berkay’ı hayvanat bahçesine götüreceğiz.
Hayvanat bahçesi mi? Evet dede, gidelim.
Ben gidemem Tahir Bey.
Ama ailece şöyle bir gezeriz, vakit geçiririz demiştim.
O kadar hazırlık yatım Şükran Hanım.
Hepimiz adına kararlar alırken...
...daha önce danışırsınız memnun olurum.
Ama Berkay da çok heveslendi.
Babaanne gidelim, lütfen.
Başka zaman gideriz tatlım.
Bugün benim yapacak işlerim var.
Sonra gideriz.
Tahir Bey, emeklilik hayatınızı...
...daha bireysel hobiler edinmeye adarsanız memnun olurum.
Tamam, bundan sonra öyle yaparım.
(Mesaj geldi)
(Gerilim müziği)
Eyvah eyvah, eyvah eyvah!
Ne oluyor, renginiz attı yine?
Şey bu, önemli bir şey değil.
Mesajlar, bankalar mesaj yolluyor ya, o.
Tahir, seni bu eve tek şartla kabul ettim.
Bana karşı dürüst olacaksın.
Nedir telefonuna gelenler?
Şimdi Şükran Hanım, ben bu Esin denen kadını...
...başımdan defettim defetmesine.
-Ama... -Ama?
İşte kredi kartlarımdan biri onda kalmış.
Şu anda bankadan gelen mesajlardan anladığım kadarıyla...
...kredi kartının kökünü kurutuyor.
Ben tamamen unutmuşum.
Anlaşıldı. Bu işi halletmek de bana düşüyor.
Yok, siz muhatap olmayın. Onu ben halledeceğim.
Daha önce hallettiğiniz gibi mi?
Siz karışmayın, ben halledeceğim.
Hangi otelimizde kalıyor bu kadın?
(Begüm) Dedim sana boşuna panik yaptın diye.
Sibel, sürprizli kadındır. Kalmak istemiş, kalmış.
Yenge, hâlâ mı aynı konu?
Hayır, bir de yani iki saattir beş dakika beş dakika diye...
...üçüncü kahvemi içiyorum senin yüzünden.
Ne var Senem, yengen için bir dördüncüyü de içiver yani.
Hem kıyafetlerim gelecek, bir bakmanı istiyorum.
(Telefon çalıyor)
-Şoförüm arıyor. -Senin şoförün mü var?
Tamam canım, yukarıdayım. Toplantı odasına gel.
Daha yeni başladı işe.
Görsen nasıl güzel araba kullanıyor.
İyi, hayırlı olsun.
(Begüm) Gerçi belki sen de tanıyorsundur.
Ben yine de tanıştırayım.
Yeni şoförüm Arda.
(Kapı kapandı)
(Begüm) Arda, gel canım.
Arda, senin ne işin var burada?
(Begüm) Söyledim ya Senemciğim, yeni şoförüm.
Getir torbaları Ardacığım.
(Gerilim müziği)
(Begüm) Kıyafetlerime bakayım ben bir.
Bıyıklı kuş, biricik karım nerede?
-Toplantı odasındaydı en son. -Tamam.
Tamam, sen hiç zahmet etme boşuna. Ben kendim bulurum.
(Zafer) Sağ ol.
(Begüm) Ardacığım, bunları tekrar arabaya götürebilirsin.
Senemciğim, senin de bir ihtiyacın olursa...
...çekinmeden arayabilirsin.
Begüm Hanım, başka bir şey yoksa ben aşağıda bekleyeyim mi?
Tamam canım, tamam.
(Gerilim müziği)
Senin ne işin var burada?
Zafer, sen bir sakin ol.
(Senem) Ben sana her şeyi anlatacağım, tamam mı?
Yenge, Arda'yı aşağıya gönder.
Cevap versene, ne işin var senin burada?
Sana ne? Ne işim varsa var! Hesap mı vereceğim sana?
Beyler, rica ederim.
(Begüm) Nerede olduğunuzu unutmayın, ring değil burası.
Zafer, sen önce bir kendine gel.
Arda, sen de aşağıya in. Beni orada bekle.
(Gerilim müziği)
Senem, sen benimle dalga mı geçiyorsun?
(Zafer) Şirkette çalışma falan?
Bunun için miydi? Şununla rahat görüşmek için miydi?
Sarıp durma kıza. Arda’yı ben işe aldım.
-Senem de az önce öğrendi. -(Zafer) Öyle mi?
Yenge kuş, ben oradan salak gibi mi görünüyorum?
Yer miyim sence bu numarayı?
İster ye ister yeme Zafer.
Ben işe aldım diyorum. Bana da mı karışacaksın?
Bana bak, Arda bundan sonra benim himayem altında.
Onun kılına zarar gelirse karşında beni bulursun.
Bu bahaneyle Senem’i hırpalarsan...
...çok daha kötü şeyler olur Zafer kuş.
-Şimdi defol git buradan! -Oo!
Öyle mi? Güç birliği.
Kadın dayanışması, çok güzel.
Çok takdir ettim, bravo.
Oldu o zaman, hanımlar.
Yengeciğim, sen ne yapıyorsun? Sen neden karışıyorsun?
-Arda’yı işe almak nedir ya? -(Begüm) Senemciğim, bana güven.
Sen hiçbir şeyi anlatmasan da ben her şeyi anlıyorum.
Ben senin yanındayım.
(Gerilim müziği)
Gideceğimiz yere gelmedik mi daha?
Oo, yandık vallahi ya!
Sen şimdiden bu hâldeysen, akşamı zor çıkartırız biz Sibel.
O ne demek? Bir tane otobüse daha mı bineceğiz?
-Gelmedik mi? -Hayır, geldik.
Biraz yürüyeceğiz sadece o kadar.
Şimdi Erhan Yıldırım turumuzun ilk ayağı...
...bir lezzet durağı olacak.
Ne oldu, niye tiksiniyorsun?
(Erhan) Buralar benim mahalle.
(Duygusal müzik)
Sonunda geldik.
(Duygusal müzik)
-(Elif) Çok güzelmiş. -Beğendin mi?
Neresi burası peki? Kimin, arkadaşının falan mı?
Yok. Ya...
...ben burayı aslında...
...yani bizim için işte...
...düğün hediyesi diye düşünmüştüm ama.
Yani bahar tatillerinde geliriz, biraz kafa dinleriz.
Sonra olaylar farklı gelişince öyle kaldı.
-Tuncay... -Tamam, sakin ol.
Âşık değilsin, kabul ediyorum.
Ama vaktim var, sabırlıyım.
Kazanacağım kalbini, zamanla.
Sen çok iyi bir insansın.
Ben iyi bir insan falan değilim.
Dümdüz âşığım ya ben bildiğin.
İyi değilim, kandırmayalım birbirimizi.
Tuncay, ben çok korkuyorum yine senin kalbini kırarsam diye.
Ben her şeyi göze aldım Elif.
Önünde sonunda birlikte olacağız zaten.
İnanıyorum buna, kalpten.
Çok şanslıyım yanımda olduğun için.
Ben de.
Hadi gel, biraz evi gezelim. Berkay'ın odasına falan bakarız.
(Elif) Olur.
(Duygusal müzik)
Sibel, burası benim ilk iş yerimdi.
Bursa'dan İstanbul'a taşındığımızda annemin tedavisi için.
Annemi eve bırakır bırakmaz hemen dışarı çıktım.
Gel.
Annemi eve bırakır bırakmaz hemen dışarı çıktım.
İş aramaya başladım. Önce bir bakkala girdim, tamam mı?
-Evet. -Abi dedim çırak lazım mı falan?
Adam beni dükkândan gergin bir şekilde geri çevirdi.
Gerçi onun da hakkını yiyemem. Sonradan çok faydasını...
...çok iyimserliğini gördüm.
Neyse, oradan buraya geldim ben.
-Kaç yaşındaydın? -İşte lise zamanları falan.
Buraya geldim.
Suat abi buranın sahibi.
Beni bir aldı bir daha bırakmadı Sibel.
Annemin tüm tedavi masraflarını Suat abi sayesinde ödedim.
Hepsini.
Suat abi.
Erhan, vay hayırsız. Neredesin sen? Estağfurullah.
(Erhan) Abi, affet ya. Sana hiç uğrayamadım.
Affetmeyeceğim seni.
Ya bunu yüzüne söylemek çok zevkli biliyor musun?
Hanım kızımız kim?
Sibel abi, eşim.
(Erhan) Tanıştırayım Sibel, Suat abi.
Vay! Büyüdün de evlendin, öyle mi?
Sorma abi, sorma.
-Memnun oldum kızım. -Ben de.
(Suat) Hadi içeri geçin. Size lahmacun yaptıracağım.
Suat abi, biz tok geldik. Sadece seni görelim, bir hâl hatır soralım dedik.
Sibel'i bir tanıştırmak istedim seninle o kadar.
İtiraz istemiyorum.
Bu kadar zaman sonra gelmişsin, öyle ben yemem yok yani.
-(Suat) Yiyeceksiniz, hadi. Buyurun. -Sibel, emir büyük yerden.
(Suat) Hadi kızım.
Böyle.
Burası da böyle.
(Duygusal müzik)
(Geçiş sesi)
Nasıl?
-Erhan sen ciddi misin? -Vallahi.
Çok güzel.
Değil mi?
Peki ama biz buranın kirasını her ay nasıl ödeyeceğiz? Burası çok pahalıdır.
Aşkım, kira mı kaldı? Ben kaporasını verdim, satın alıyoruz ya bu evi.
-Ne? -Vallahi.
Ay!
(Geçiş sesi)
(Duygusal müzik)
Elif.
İyi misin?
Evet, iyiyim.
İyi, gel.
Gel sana üst katı da göstereyim.
Şuralar biraz boyanacak tabii.
Gel.
Bu odayı da Berkay için düşündüm. Tabii bu dolapları falan kaldıracağız.
Ya da...
...belki de ilerideki çocuğumuz için, ne dersin?
(Erhan dış ses) Aşkım benim.
(Geçiş sesi)
Sen sevgilim her şeyin en iyisine, en güzeline layıksın, gerçekten yani.
Dünyayı ayaklarının altına sermeye çalışacağım.
Sen yetersin bana.
Ev, araba, para olmasa da olur. Burası bizim yuvamız olacak.
Çocuklarımızı da burada büyüteceğiz.
(Geçiş sesi)
Özür dilerim.
Fevri davrandım, kusura bakma.
Bir zamanlar Erhan'la da aynı hayalleri kuruyorduk.
Bazen sanki asırlar önceymiş gibi geliyor.
Bazen de daha dün gibi.
Bir şey söyleyeceğim. Seni bu kadar üzen bir adamı bu kadar düşünmen...
...bence normal değil.
Biraz hava alalım mı?
Olur.
Ama sürprizlerim bitmedi, haberin olsun.
-Çünkü daha başlangıç, gel. -Bir sürpriz daha mı var?
Hoş geldin Şükrancığım.
Ne oldu, niye beni çağırdın?
Seninle biraz konuşalım dedim.
(Esin) Konuşalım.
Biz?
Yalnız çocukların beni burada görmesin.
(Esin) Biz son pek iyi ayrılmadık.
Çocuklarım seni bir daha görmeyecek.
-Hım. -Çünkü sen hayatımızdan çıkıp gideceksin.
Nasıl olacak o? Sen mi yollayacaksın?
Senin kendine ait hiçbir şeyin yok kızım.
(Şükran) Kullandığın pahalı çantalar, içindeki kartlar...
Gerçi kart sende kalabilir. Zaten bloke ettirdim.
(Şükran) Üzerindeki kıyafetler, kaldığın otel...
...çalışmadan para kazandığın holding...
...hepsi bana ait.
(Şükran) Şimdi ben bunların hepsini senden geri alıyorum.
Hım, Tahir Bey'in kartıyla son aldıkların da dâhil.
Onlar Tahir'in bana ayrılık hediyeleri.
Güzel, hediyemiz olsun.
Kızım yeterince kendini alçaltmadın mı?
(Şükran) Gençsin dedim cahilliğine verdim.
Ama benim sabrımın da bir sınırı var.
Ben Tahir Bey'e benzemem.
Bugün oteli terk edeceksin.
-Hayır, gitmeyeceğim. -(Şükran) Güzel.
Zorluk çıkarırsan...
...ben de kaldığın günlerin ödemesini tahsil etmelerini isterim.
Ödeyebilecek misin?
Şimdi, sen hanım hanım hayatımızdan çıkıp gideceksin.
Bir daha da ne benim, ne de ailemin karşısına çıkmayacaksın.
Hadi bakalım.
Oteli terk etmek için iki saatin var.
(Gerilim müziği)
Erhan, hanım kızımızın galiba lahmacunla pek arası iyi değil.
(Erhan) Yok abi.
Sever ya hazırlarsam.
Kendi ellerimle.
Bol yeşillik.
Biraz da limon sıkayım.
Oh.
Sen bir de böyle bunu hamur olmasın diye çok sarmazdın.
-Öyle olur. -Teşekkür ederim.
Sibel.
Kızım senin bu kocan var ya...
...eskiden benim ocağıma incir ağacı dikti, biliyor musun?
-(Erhan) Niye öyle dedin abi ya? -Ne yaptı?
Dürümleri yaptırıp yaptırıp burada çocuklara dağıtıyordun.
Sonra kebap yapıyordu.
Arka kapıdan gidiyordu kedi, köpek ne varsa onlara veriyordu.
(Suat) Yani sermayeyi kediye yükledi.
Ama biliyor musun kendisine hiç kızmadım, oğlum gibi benim ya.
Hakkını ödeyemem be Suat abi.
Helal olsun, olur mu öyle şey Erhan?
(Suat) Hadi kızım, soğutma, ye sıcak sıcak.
-Eline sağlık. -(Erhan) Güzel, değil mi?
-Al canım. -Teşekkür ederim.
Sibel'in sert manevrasına ne diyorsun peki?
Bilmiyorum ki.
Ben sevindim aslında Sibel Hanım'ın kalmasına.
Sence Erhan Bey de gitmediğini biliyor mudur?
Sevalciğim, sen de gerçekten bazen çok saf oluyorsun.
Parçaları birleştirsene.
Neden ikisi de sırra kadem bastı bugün?
Aa! Sen birliktelerdir falan diyorsun yani.
Günaydın.
-Olabilir. -Tabii ki.
Aa! Bensiz kaçamak ha? Aşk olsun.
Beni de yanınıza alın da biraz dedikodu yapalım.
İşte bu ya, bize bunlarla gel.
Seval, bir şey soracağım. Timur Bey artık hep bizimle mi çalışacak?
Yani, öyle görünüyor. Sonuçta Jazabel'e ortak oldu artık.
Hadi iyisin. Seninki Türkiye'de kalıcı.
Aa! Nereden benimki oluyor canım?
Yani ben meraktan sordum.
Âşık olmadan önce söylenen son sözler.
Tansel, daha neler, dün bir, bugün iki?
Canım aşk gün saymıyor ki. Birden bir bakıyorsun âşıksın.
Gerçi o duyguyu da hiç hatırlamıyorum. Ya yolda görsem tanımam.
O sana kendini hatırlatır, merak etme, feleğin şaşar.
Benim bu zamana kadar aşk kokusunu alıp da ıskaladığım hiç olmadı.
Rahat ol, o iş bende.
-Sen ne diyorsun Seval? -Yani bilmiyorum ki.
Aslında olmaması için hiçbir sebep yok gerçekten.
Olabilir yani.
-Diyorsunuz? -Evet.
O zaman bekâr Begüm ikinci sezon çok yakında.
Hayırlısı diyelim.
Şimdi nereye gidiyoruz?
İki durağımız kaldı. Şimdi seni eski bir dostumun yanına götürüyorum.
Sonra?
Sonra, sonra, sonra, ne bu acele ya Sibel?
Senin derdin Erhan Yıldırım'ı tanımak değil miydi ya?
İşte tamam, yavaş yavaş, sindire sindire.
Bu turdan sonra mı evlenseydim seninle?
Bak bak sen!
Hayal kırıklığına mı uğrattım seni yoksa Sibel Hanım?
-Bilemiyorum. -Tabii hayatınızda hiç...
...böyle birini tanımadınız ki yani o yüzden çok normal bence.
-Adaptasyon sürecindesiniz. -Hım bir de komiksin.
(Erhan) Seni güldürmeyi seviyorum Sibel.
Yani buzların eridikçe güzelliğin ortaya çıkıyor.
Yok ya, burası değil herhâlde.
Ne oldu, tanıdık bir yer mi?
Oo! Burası eskiden sinemaydı.
Aa!
Biz bütün paramızı tedavi masraflarına ayırdığımız için...
...ayda bir gelirdik ama gelirdik yani, hani ayırdığınız paradan gelirdik.
Buradan biletimizi alırdık.
Burası benim bir de işe, okula giderken kullandığım güzergâh Sibel.
Hani gidip gelirken ben yeni film gelmiş mi, gelmemiş mi görürdüm...
...eve gider hemen anneme haber verirdim. Anne yeni gelmiş.
Hemen o ayırdığınız paranın içinden alırdık.
İki tane bilet, mısırımızı alırdık.
Otururduk güzel güzel keyifle izlerdik.
Annemin bir gün de olsa...
...böyle acısını, tasasını unuttuğunu hatırlıyorum.
Yani her ay başı. Öyle söyleyeyim.
Hadi gidelim, geç kalmayalım.
Yani geç kalırsak trafiğe kalacağız. Trafiğe kalırsak da ne olacak?
Sabaha karşı evde olacağız falan.
Bu sefer taksiyle döneriz, saçmalama.
Gir koluma.
(Müzik)
Ne oldu, yemiyorsun sen, beğenmedin mi?
Beğendin, çok beğendim. Her şey çok güzel.
Piknik yapmayı sevdiğini biliyorum.
Tuncay.
Bütün bunlar çok fazla.
Hiç fazla değil. Ne yaptım ki ben?
Zevkle yapıyorum bunları.
Biliyorum.
Da sen bu kadar iyi davrandıkça ben karşında iyice eziliyorum.
(Elif) Çok suçluluk duyuyorum.
Elif bak, bitti gitti her şey.
(Tuncay) Ben her şeyi unuttum.
Andayım ben.
Şimdideyim.
Geleceğimizi düşünüyorum.
(Tuncay) Bu kadar.
Sen, ben, Berkay, biz.
Çok mutlu bir aile olacağız.
İnanıyorum ben.
Sana bir sürprizim daha var.
Burada bekle, hemen geliyorum.
-Ama bakmaman gerekiyor. -Tamam.
Suya bak.
(Tuncay) Geliyorum.
-Hazır mısın? -Hazırım.
(Tuncay ıslık çalıyor)
Evet.
Bunlar nereden çıktı?
(Tuncay) Bisiklete binmeyi sevdiğini biliyorum.
Yani...
...seninle burada yaşamayı hayal ettiğimde almıştım bunları.
İnanamıyorum sana ya, gerçekten.
Aslında Berkay'a da aldım. Ama buraya getirmedim.
Böyle ailece gezeriz diye.
Hazır mısın?
-Neye? -Yarışalım mı?
Emin misin? Bak, iyi kullanırım, haberin olsun.
(Tuncay) Göreceğiz.
-Çıkalım mı, ister misin? -Olur.
Hadi.
Şurada bir patika yol var.
Ben genelde orayı kullanmayı seviyorum.
Hadi bakalım.
-Erhan? -Efendim?
Böyle söyleniyormuş gibi olmak istemem ama...
...niye buradayız?
Geçmiş dedin Sibel, al sana geçmiş.
Geldik, burası.
-Gel. -Sen ciddi misin?
Çok ciddiyim. Gel.
Selamünaleyküm. Çalıntı parça düşmüyor mu artık usta?
Lan başlarım sana da çalıntı parçana da!
Kardeşim.
Lan hergele!
Nerelerdesin sen?
İş güç be kardeşim, daldık gittik öyle. Eyvallah.
(Erhan) Eşimle tanıştırayım seni, Sibel.
Bu da sanayinin en kral adamı Murat, Sibel.
Yenge Hanım.
Özür dilerim. Hoş geldiniz Yenge Hanım.
-Memnun oldum. -(Murat) Kusura bakmayın.
Sibel takılmaz oğlum öyle şeylere, manyak manyak.
(Murat) Geçin, oturalım.
Sibel.
Hani çay yok mu ya?
Ahmet, üç çay kap gel.
Çok özlemişim burayı da seni de.
Aç mısınız?
Bir sanayi tostu yer miyiz?
(Murat) Erhan'ım, sucuklu, kaşarlı?
Yenge Hanım, yeriz, değil mi?
Yok yok, şimdi yemekten kalktık.
Suat abinin oradan kalktık geldik oğlum.
Suat abi.
Kardeşim artık eski, güzel parçalar düşmüyor.
Görüyorum, evet. Farkındayım.
Yengem sakın yanlış anlama biz senin bu kocanla klasik araba tutkunuyuz.
(Murat) Yani o hikâye.
Peki sen lisedeki çapkınlıklarını biliyor musun?
Oğlum ne alakası var şimdi, manyak mısın nesin?
Saçma sapan konuşma. Saçmalıyor.
Yok, ben bilmiyorum. Biraz anlatsana, merak ettim.
Ya ne anlatacak Sibel? Boş boş işler işte, öyle ergenlik muhabbetleri.
Yengem, bu ne fırlamaydı biliyor musun?
Oğlum yanlış anlayacak Sibel, böyle konuşma şimdi. Sibel.
-Bırak konuşsun, ne olacak? -Konuşacağım abi, konuşacağım.
Dünyada bu fırsat elime bir kere geçer. Hem yengem de buradayken...
...bütün şecereni dökeceğim.
Dök dök.
(Murat) Şimdi biz bununla bir gün böyle lisenin önünde...
(Müzik) (Konuşma duyulmuyor)
(Gülüyorlar)
(Bisiklet zili çaldı)
Tamam, yeter. Sen daha iyi kullanıyorsun, kabul tamam.
-Tamam, sensin. -Çabuk pes ettin bakıyorum.
Sen beklediğimden de daha dişli çıktın ama.
Ama söyledim, iyi kullanıyorum dedim.
Ne zamandır binmemiştim bisiklete, çok iyi geldi.
Bana da çok iyi geldi.
Tamam artık asma suratını.
Mutlu olmak senin de hakkın.
Hayatına devam etmek zorundasın.
-Tamam mı? -Tamam.
Ben de senin mutluluğun için elimden gelen her şeyi yapmaya hazırım, tamam mı?
Biraz daha sürelim mi, yoksa yeter mi?
Yok, ben de yoruldum, artık dönelim.
İyi, tamam, hadi.
Güleceksin.
Tamam.
Bak beklemiyorsun hâlâ devam ediyorsun ama.
Gel, gel bili, bili, bili.
Sen de gel kızım. Gel bili, bili, bili.
Gel bili, bili, bili.
Bili, bili, bili, bili.
Gel, gel kızım, gel.
Tahir Bey.
Bu ne?
Dün internete sipariş vermiştim. Hemen getirmişler.
(Tahir) Beş tane tavuk, beş tane de horoz.
Daha kümeslerini yapamadım ama hemen yapacağım, merak etmeyin.
Bundan sonra her sabah taze yumurta yiyeceğiz.
Horoz sesiyle sanki doğadaymış gibi uyanacağız.
Nasıl, iyi düşünmüşüm değil mi?
Bırakın iyisini kötüsünü hiç düşünememişsiniz Tahir Bey.
(Şükran) Birazcık aklınıza mukayyet olsanız.
Horozun, tavuğun burada ne işi var?
Anlattım ya Şükran Hanım.
Hem hobi edinin diyordunuz. İşte buyurun size hobi.
Bence siz tekrar odanıza kapanıp, gemi maketleri yapsanız çok daha iyi olur.
Böylece kimseyi rahatsız etmemiş olursunuz.
Teessüf ederim Şükran Hanım.
Size bu kadar rahatsızlık verdiğimi bilmiyordum.
Şimdi de çocuk gibi küsecek misiniz?
Tahir Bey.
Koskoca adamsınız.
(Şükran) Ya sabır.
(Horoz öttü)
Lisedeyken çapkınmışsın demek ki, öyle mi?
Hadi! Ya Murat var ya yaktın beni.
Bin yıl önceki mevzu Sibel, bunu mu tartışacağız şimdi Allah aşkına?
Ara ara açacağım bu konuyu tabii.
Hararetli bir tartışma sinsilesi bekliyor diyorsun evliliğimizde bizi.
Hazırım, hazırım varım.
Ulan Murat yaktın beni, yaktın.
Şu evlilik sözleşmesini gözden mi geçirsek?
İmzalamadın ama olası bir sadakatsizlik durumunda...
Bak, şimdi zaten öyle bir durumda artık ben ne yapacağımı çok iyi biliyorum.
-Ayağıma güzel, ağır taş bağlayacağım. -Evet.
Atacağım kendimi birinci köprüden aşağıya.
Evet, daha acısız olur, mantıklı.
Evet, şimdi nereyi geziyoruz?
Son durak.
Annemle yaşadığımız ev Sibel.
Vefat ettikten sonra hiç önünden bile geçemedim evin de.
Şimdi sen yanımdasın, durum farklı yani.
Eğer istersen sen de...
Ama istemezsen...
Yok, yok. Gidelim.
(Duygusal müzik)
Evet, siz haklı çıktınız babacığım.
Ben baştan hata yapmışım.
Benim en başından o pis taksiciyi hapse tıktırmam gerekirdi.
Tamam oğlum, tamam.
Sen iyisi mi bu beş para etmez çocukla uğraşmayı bırak.
(İsmail) Karını mutlu etmeye bak.
Senem aptal bir kız değil sonuçta.
Sen onu mutlu edersen taksici falan umurunda olmaz.
Tabii tabii babacığım, ben zaten bunun için uğraşıyorum.
Ama Senem Hanım kıymet bilmiyor ki. Ablasını da arkasına almış.
Bunun bir çatlak yengesi var. Onun da korumasını almış.
Tamam oğlum, tamam. Ben müdahale edeceğim.
Tahir Bey'i ararım. Bir yemeğe gideriz ailece.
Onlar da sizin evliliğinizi iyiden iyiye ciddiye almaya başlarlar artık.
Çok iyi olur babacığım.
Hadi bakalım, canını sıkma.
İşlerine yoğunlaş, ben çıkıyorum.
Zaferciğim, geç kaldığım için kusura bakma.
Sinsi kuşum mesai bitti ya, sen neredesin?
Başıma neler geldi bir bilsen.
Allah Allah! Ne oldu acaba, hayırdır?
Şu Şükran denen kadınla görüştük.
Otelden kovdu beni biliyor musun?
Bir de Tahir bana kredi kartını vermişti. Onu da bloke ettirmiş hanımefendi.
Yani anlayacağın benim böyle biraz nakde ihtiyacım var.
Allah Allah!
Muhasebeye git, hemen yardımcı olsunlar, avans versinler.
20 bin lira yeter mi?
Ne?
20 bin lira diyorum yeter mi?
Bilmem, sence yeter mi? Bir sıfır eksik söylüyorsun herhâlde.
(Esin) Evim yok diyorum. Ev falan bulacağım, taşınacağım.
Şöyle yapalım biz, şimdilik onu 350 bin lira yapalım.
-350 bin? -Evet.
(Zafer) Sinsi kuşum...
...sen beni Tahir Koraslan zannettin galiba, öyle mi?
Sence bende para yedirecek göz var mı?
(Zafer) Nasıl yapsak ya? Nasıl yapsak seninle acaba?
İstifanı mı versen?
Ya da daha güzeli şöyle yapalım, ben seni kovayım mesela.
Tatlı tatlı yolları ayırmış oluruz, değil mi bal kuşum?
Senin bugün bir şeylere sinirin mi bozuk Zaferciğim?
Çünkü sen normalde böyle kırmazsın beni.
Esinciğim, ben artık evli barklı bir adamım.
Benim biricik karım da Senem Koraslan.
(Zafer) Kim? O da Tahir Koraslan'ın kızı.
Hâliyle bizim seninle görünmemiz hiç yakışık almıyor ki, değil mi?
Anlatabiliyor muyum güzel kuşum?
O yüzden biz ne yapalım?
Olaysız ayrılalım, hadi.
Hadi güzelim, hadi.
Sen de bütün kapıları kapatıyorsun yüzüme yani?
Çıkmadın ki. Çıksan belki kapatacağım da.
Tabii tabii.
350 binmiş!
Gel bakalım.
Gel pisi pisi.
Burası mıydı?
Burası.
Anneme dair bütün anılarım bu evin içinde saklı, bu bahçede.
(Duygusal müzik)
Birine mi baktınız evladım?
Yok. Kusura bakmayın amcacığım. Biz öyle geçiyorduk.
(Erhan) Biz annemle eskiden bu evde yaşıyorduk.
Gelmişken eşime bir göstermek istedim. Öyle.
Buyurun gelin, soluklanın biraz içeride isterseniz.
Yok, hiç zahmet vermeyelim biz amcacığım. Kusura bakmayın tekrardan.
Ne zahmeti? Yorulmuşsunuz belli, hem bir çayımı içersiniz.
-Buyurun. -Sibel?
-Buyurun. -Tamam, peki.
-Ben kapatabilir miyim? -Tabii.
Merhaba, Erhan ben.
-Tekrar hoş geldiniz. -Hoş bulduk.
Ne kadar yakışıyorsunuz birbirinize.
Evi misiniz çocuğum?
-Evet. -(Kadın) Maşallah, maşallah.
Allah bir yastıkta kocatsın.
Anneciğin hayatta mı?
-Kaybettik kendisini. -(Erkek) Mekânı cennet olsun.
Biz de hanımla emekli olduktan sonra maaile buraya yerleştik.
(Erkek) Beş, altı sene olmuştur.
Çok güzel mahalledir ama burası.
Geç, geç, rahat ol. Bu saatte bizden başka kimse olmaz evde.
Sibel, burası benim odamdı.
(Duygusal müzik)
Kokusu aynı, şaka gibi.
Sibel, benim ufak bir yatağım vardı, buradaydı.
Duvara yapışıktı.
Saklamıştım bunu.
Ev aldığımda bulmuştum.
Dışarıdan görünce benzettim, sonra yakından görünce emin oldum.
(Erkek) İyi ki saklamışım emanetini.
Gerçek sahibini buldu şimdi.
Sağ ol amca.
Annem benim.
Annem benim Sibel.
(Duygusal müzik)
Bugün yaptıklarımız çok iyi geldi bana.
Çok teşekkür ederim.
Senin yüzün gülünce benimki de gülüyor, biliyor musun?
Bu arada...
...Begüm'le anlaştık.
Evrakları avukata verdik, bir an önce boşanacağız.
Biliyorum sabretmem gerekiyor ama ben daha fazla dayanamıyorum.
-Tuncay... -Tamam.
Ne söyleyeceğini biliyorum.
Aklım bekle diyor, sabret diyor ama kalbim buna izin vermiyor.
Ben daha fazla dayanamıyorum artık Elif.
(Müzik)
Seni kaybetmek istemiyorum, anlıyor musun?
Tuncay...
Bunu sana daha önce vermek istiyordum.
Ama bugüneymiş.
Ben bir ömür seninle olmak istiyorum.
(Müzik)
Evlen benimle.
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
-Geç canım sen. -Sağ ol yenge.
Yengeciğim ben taksiyle giderdim.
Amma naz yaptın sen de Senem.
Hem Şükran anneye söz verdim seni alıp yemeğe gideceğim diye.
Zaten baban, işlerden uzak kaldığından beri kendini organik tarıma vermiş.
Annen delirmek üzere. Bir an önce yardıma koşmamız lazım.
-Ardacığım köşke gideceğiz. -Tabii.
Aa, ben telefonumu unutmuşum.
-Hemen geliyorum tamam mı? -(Arda) Tamam.
(Kapı açıldı)
(Müzik)
İyi misin?
Eh işte. Sen?
Bildiğin gibi.
Bildiğim bir şey yok ki Senem.
Mutlu musun o adamla? Gerçek bir evliliğiniz mi var?
Ben taksiyle gitsem iyi olacak.
Arda açar mısın şu kapıyı! Rica ediyorum açar mısın?
(Arabayı çalıştırdı)
Bu sandığımdan kolay oldu.
Begüm sen gerçekten harika bir kadınsın.
-Bir taksi çağırır mısınız lütfen? -(Erkek) Tabii efendim.
Başladık yine.
Bir şeye başladığım yok Senem. Konuşacağız, sakin ol.
Tamam konuşalım.
Sen neyin peşindesin Arda?
Çalışacak başka iş bulamadın mı?
Senem, olay iş falan değil anlamıyor musun sen?
Sırf seni görebilmek için burada çalışıyorum, şoför olarak.
Baksana ne kadar çaresizim.
Bence sen kendine acı çektirmekten zevk alıyorsun, Arda.
(Senem) Başka kız mı yok?
Git, hayatını yaşa.
Olmayacak bizden anlıyor musun? Olmayacak.
Öyle mi Senem?
Son kararın bu mu? Gerçekten bunu mu istiyorsun?
Daha kaç kere söyleyeceğim? Bu!
Tamam.
Peki, senden vazgeçiyorum.
(Arda) Bundan sonra ben de kendi hayatıma bakacağım.
Sizi evinize götüreyim, Senem Hanım.
(Müzik)
(Şarkı mırıldanıyor)
(Kapı vuruluyor)
(Kapı ısrarlı vuruluyor)
Allah Allah!
Ne işin var lan senin burada?
Aşk olsun babacığım, içeri almayacak mısın beni?
Sen herkesin babası değil misin? Bu oğlunu dışarıda mı bırakacaksın?
Hadi yürü git hadi.
Çık git evimden elimden bir kaza çıkmadan!
Hayır, önce konuşacağız.
Ben seninle ne konuşacağım lan?
Arda bir şey mi yaptı yoksa?
Babacığım senin oğlunun varlığı zarar zaten.
Ekstra bir şey yapmasına gerek yok ki durduğu yerde oksijen israfı.
Ulan oğlumun adını ağzına alma. Senin ağzını burnunu kırarım.
Babacığım bir dur, zaten ben senin oğlunu konuşmaya gelmedim ki buraya.
Ne konuşacaksın o zaman?
(Zafer) Sen geçen gün şirkete geldin ya.
Estin gürledin hani, ben öyle babayım böyle babayım diye.
Ben de merak ettim, bir bakayım dedim...
...Burhan baba nasıl bir babaymış acaba diye?
Biraz araştırdım.
Eyvah eyvah, babacığım senin kızın senin oğlandan daha betermiş.
Bak kızımın adını ağzına alma.
Allah yarattı demem seni burada var ya...
Sakin ol babacığım.
Tamam, ben ağzıma almayayım ama senin kız da...
...evli adamı ayartmalar, hamile kalıp bu çocuk başkasından demeler.
(Zafer) Maşallah vallahi her evladın birbirinden iyi.
Sen bayağı iyi çocuk yetiştirmişsin babacığım. Helal.
Çık ulan evimden, çık! Çık evimden.
Tamam çıkacağım, patlama.
Sana bu kadarı yeter bence.
Hadi kal sağlıcakla.
Evlatlarını da mutlaka öp benim için tamam mı?
Hadi. Sen zahmet etme, kapıyı ben kapatırım.
(Müzik)
Her şey için çok teşekkür ederiz, çok sağ olun.
-Ne yaptık ki evladım? -Ne yaptık olur mu teyzeciğim?
Bu fotoğraf benim için çok değerli.
Biz evlerin değişen misafirleriyiz oğlum.
Hatıralar da olmasa burası taş yığını.
Sen ne zaman istersen gel. Bu ev her zaman senin evin olarak kalacak.
-Sağlıcakla kalın. -Hadi bakalım. Güle güle.
-Hoşça kalın. -Yine bekleriz.
Çok tatlı bir çift.
Yaşlanınca biz de böyle olur muyuz?
Sen daha huysuz olursun.
Sen de çay falan demlemezsin tatlı teyzem gibi.
Ben kahve yaparım.
-Kedileri besleme işi de bende o zaman. -Anlaştık.
Yaşlılıkta beraberiz diyorsun yani.
Beraberiz.
Evet, Erhan Yıldırım'ın geçmişi turumuzun sonuna geldik Sibel Koraslan.
Ne düşünüyorsun benim hakkımda? Yani beni yeterince tanıyabildin mi?
Hâlâ ilk düşündüğüm gibisin.
Çok güzel bir adamsın.
Ee...
Trafik saatine kalacağız Sibel.
Otobüsü kaçırmayalım derim. Hadi bir an önce gidelim Sibel, gel.
-(Sibel) Benim başka bir fikrim var. -Yok artık! Sen...
...ne ara çağırdın bu taksiyi?
Uygulama diye bir şey var ya.
-Laf sokmasan olmaz değil mi bana? -Olmaz. Hadi gel, bir sürprizim var.
Hey Allah'ım ya.
(Müzik)
Allah Allah Sibel, nereye gidiyoruz?
Varamadık mı daha gideceğimiz yere?
Biraz sabırsız mısın?
Vay, vay kısasa kısas yani anladım.
(Telefon çalıyor)
Bu ne istiyor şimdi?
Kapat şunu Allah aşkına açma. Yine saçma sapan konuşup...
...canımızı sıkacak ya. Kapat Allah aşkına.
(Telefon çalıyor)
Ne istiyorsun Esin?
Ben bugüne kadar sizin iyiliğinizden başka ne istedim ki Sibelciğim?
Ne diyeceksen de vaktimi harcama Esin.
(Esin ses) Tamam, o zaman şöyle söyleyeyim.
Ben birazdan bir şey yapmaya gideceğim.
Öncesinde seni arayayım haber vereyim dedim.
Senin ne yapacağın beni çok fazla ilgilendirmiyor.
Beni bir daha arama.
Bu yapacağım şey seni bayağı bir ilgilendiriyor bence.
Ben bu akşama kendime bir röportaj ayarladım.
(Esin ses) Gideceğim, Koraslanlarla ilgili bildiğim...
...ne kadar kirli çamaşır varsa hepsini dökeceğim.
Eminim basında da bayağı yankı uyandıracak.
Ne istiyorsun?
İki milyon istiyorum Sibel.
Sen delirdin mi?
(Esin ses) Hayır. Hatta aklım bayağı başımda.
Neyse ben sana yeri ve zamanı mesaj atacağım.
Parayla beraber orada ol Sibelciğim.
(Erhan) Ne oldu, ne diyor Sibel?
Ne istiyor?
(Gerilim müziği)
Hâlâ düşünüyor musun?
Tuncay böyle yapma lütfen.
Baskı yapmayacağına söz vermiştin.
Benim sadece birazcık daha zamana ihtiyacım var.
Tamam, seni zorlamayacağım, rahat düşün.
Ben sadece arabayı kullanacağım.
(Gerilim müziği)
Sibel saçmalama, öyle bir şey yapamazsın.
Ne yapabilirim?
Kadın bir şekilde hayatımızdan çekip gitsin artık ya.
Ama bu şekilde çekip gitmeyecek ki Sibel...
...daha da salça olacak, yapışacak sana. Daha fazlasını isteyecek.
O zaman ne yapalım? Var mı bir fikrin?
Bir fikrim var. Biraz sakinleş anlatacağım.
(Horoz ötüyor)
Yasemin bunun ibiği, Tuncay'ın saçına benziyor.
Bunun adını Tuncay koyalım. Gel Tunci, gel.
(Begüm) Tuncay gel.
Aşk böcekleri de geldi.
Yenge bir daha sakın böyle bir şey yapma tamam mı?
Ne yaptım ayol ben?
(Horoz ötüyor)
Bili bili bili.
(Telefon çalıyor)
Alo Erhan, kardeşim nerelerdesin?
Birtakım dedikodular var ama...
Bırak şimdi dedikoduları, birkaç tane belge hazırlaman lazım.
Ne belgesi?
(Erhan ses) İşletme hakkı devir sözleşmesi.
Ne için kim için? Detay ver oğlum bana.
Sibel Hanım şimdi 'mail' atıyor sana.
(Samet ses) Sibel Hanım, demek dedikodular doğruymuş.
Samet!
Tamam kardeşim, geldi 'mail'.
Hah. Belgeleri hazırlayınca bana hemen haber ver.
-Tamam, o iş bende. -(Erhan ses) Hadi eyvallah.
Ulan var ya...
Ya teklifi kabul etmezse?
Sibel, hayat ona resmen ikinci bir şans sunuyor.
Teklifi kabul etmemesi için aptal olması lazım.
Biz nerede kaldık?
Sürpriz diyordun.
-Nerede? -Hadi gel.
(Müzik)
Hadi canım!
Sen bunu ne ara ayarladın Sibel?
Sen beni biraz hafife alıyorsun.
Sibel sinemayı kapatmışsın.
Evet. Baş başa oluruz diye düşündüm.
Hadi gel, film başlayacak.
(Müzik)
Sibel çok teşekkür ederim.
Uzun zamandır birinin bana yaptığı en güzel şey bu.
Ben de bugün için teşekkür ederim.
Bana gerçek Erhan Yıldırım'ı tanıttığın için.
Sen Tuzla'yı sevdin herhâlde, gideriz ara ara istersen.
Gideriz.
Bence güzel bir anı olarak kalsın hayatımızda.
Ben de öyle düşünmüştüm.
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
Sibelciğim görüyorum ki elinde para dolu bir çanta yok.
Getirmedin mi paramı?
Sana çok daha iyi bir teklifle geldim.
Ne bu?
Çok kârlı bir iş teklifi.
Ne oyunlar çeviriyorsun yine Sibel?
Oyun çevirmiyorum.
Geçen yıl Ayvalık'ta çok eski bir butik otel satın aldım.
Restorasyonu yeni bitti.
Bu sözleşmede de 20 yıllık işletme hakkını sana devrediyorum.
Bedelsiz.
Ben sana hiç güvenmiyorum.
Sen çıkarın olmayan bir şey yapmazsın.
Ne yapacaksın?
Babamdan kurtulduğun gibi benden de böyle mi kurtulacaksın?
Bu öfkeyle yıllarını geçirmişsin Esin.
Kazanamayacağın bir savaşın içindesin.
Kazanırım. Gider veririm o röportajı hepiniz rezil olursunuz.
Tamam ver.
İki gün konuşulur, beş gün konuşulur unutulur.
Ama avukatlarım unutmaz.
Sana yeni bir hayat teklif ediyorum burada.
Senin savaşın bizimle değil, kendinle.
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
(Zafer dış ses) Eyvah eyvah, babacığım...
...senin kızın senin oğlandan daha betermiş.
Evli adamı ayartmalar, hamile kalıp bu çocuk başkasından demeler...
(Geçiş sesi)
(Gerilim müziği)
(Tuncay) Elif yapma bak, zaten onun istediği de bu tamam mı?
Senin canını sıkmak istiyor, anlasana.
Sen sakin olacaksın.
Hem kendin için hem de bebeğimiz için.
(Gerilim müziği)
(Geçiş sesi)
Abi yemin ederim benim hiçbir şeyden haberim yok.
Ben bu arabayı daha dün gece teslim aldım, taksiye çıkmak için.
(Arda) İçinde ne var ne yok bakmadım bile.
Onu emniyette anlatırsın.
Memur Bey, gerçekten bir hata yapıyorsunuz.
Memur Bey bakın benim oğlum gerçekten böyle bir şey yapmaz.
(Elif) Arda korkma, suçsuz olduğun anlaşılacak. Merak etme.
Abla vallahi ben bir şey yapmadım.
(Arda) Benim ne işim olur uyuşturucuyla? Baba yardım edin!
Anlat bana, Erhan mı sıktı canını yoksa?
Bak yine o bir şey yaptıysa var ya...
(Burhan) Dur oğlum. Ablanın üstüne görmüyor musun hâlini?
Yavrum yapma böyle, Allah korusun bebeğine bir zarar gelecek.
Baba...
...ben bebeğimi kaybettim baba.
(Gerilim müziği)
(Geçiş sesi)
(Elif) Bu ne? Bu ne hâl? Ellerin kan içinde ne oldu?
Oğlum ne oldu sana?
(Burhan) Kaza mı yaptın oğlum ne oldu?
Kavga mı ettin yaralandın mı nedir?
Hayır.
Arda konuşsana, söylesene ne oldu?
Ben Zafer'i bıçakladım.
Ne?
Ne diyorsun oğlum sen? Ne demek Zafer'i bıçakladım?
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Begüm, Senem hoş geldiniz kızım.
-Hoş bulduk. -Hoş bulduk.
Biz de Berkay'la yukarıda gemi maketi yapıyorduk.
Bir dalmışız zaman geçip gitmiş.
Ne haber Berkay?
Ne güzel, sessiz sakin bir hobi.
Böyle devam edin lütfen Tahir Bey.
(Begüm) Babacığım kümesten vaz mı geçiyoruz?
Küçük Berkay yoksa artık organik yumurta yiyemeyecek mi?
Şükran Hanım müsaade etmiyorlar kızım. Biz de haber verdik, gelip alacaklar.
Kızlar yok mu?
Sabah erken kalkıyorlar babacığım o yüzden getiremedim.
Ama sizi çok özlediler. Hafta sonu getireceğim, söz.
Ben de çok özledim onları, burnumda tütüyorlar.
(Tahir) Kızım...
...sen niye böyle sessizsin? İyi misin?
-(Tahir) Zafer seni üzmüyor değil mi? -İyiyim baba.
(Kapı zili çalıyor)
Sibel gelmiştir, çok özledim kızımı.
Merhaba.
-(Şükran) Hoş geldiniz. -(Begüm) Hoş geldiniz.
Merhaba herkese.
Geleceğimizi söylemedim, sürpriz yapmak istedim.
Onu ofisteki kolektif yokluğunuzdan anladık Sibelciğim.
(Tahir) Tuncay'ın geleceği yok herhâlde. Hadi yemeğe geçelim.
(Erhan) Ben nereye geçeyim Sibel?
Baba.
Baba! Baba iyi misin?
(Arda) Baba cevap ver.
Baba!
Alo acil ambulans lazım babam kendinde değil.
Sibelciğim neler oldu anlatsana.
Gerçi biz kalmana çok sevindik ama sen gitmekte kararlıydın.
Neden vazgeçtin?
Anneciğim sizinki de soru mu? Cevap yanında oturuyor işte.
Yengem bu kadar tez canlı olmasaydı ben kendim cevap verirdim ama...
...söyledikleri doğru.
Biz Erhan'la birbirimize bir şans daha vermeye karar verdik.
Hayırlı olsun ikiniz için.
Teşekkür ederiz.
(Tahir) Çok sevindim.
Umarım ikiniz de çok mutlu olursunuz.
Damat, seninle iyi bir başlangıç yapamadık ama...
...umarım zamanla arayı düzeltiriz.
Aşk kazandı.
Aşk demişken benim aşkta hiç kazanamayan 'ex' aşkım nerede?
(Kapı zili çalıyor)
Hoş bulduk, teşekkürler.
(Gerilim müziği)
-İyi akşamlar. -İyi akşamlar.
(Tuncay) Biraz geç kaldık, kusura bakmayın.
Sizi müstakbel nişanlımla tanıştırayım ki kendisini tanıyorsunuz zaten.
Yakında evleneceğiz, değil mi Elifciğim?
Evet.
(Gerilim müziği)
Hayırlı olsun canım. Gerçi biz daha boşanmadık ama neyse.
Gel.
(Tuncay) Şöyle gel.
Teşekkürler.
(Gerilim müziği)
Siz de boşanmaktan vazgeçtiniz herhâlde. Hayırlı olsun.
Sen ne biçim bir insansın ya?
Sibel, ayıp, yapma.
Bu kadının oyunlarına daha fazla anlayış göstermeyeceğim.
Daha dün ağlıyordun, acı çekiyordun.
Erhan'ı kaybetmemek için söylediğin yalanları...
...bir şekilde toparlamaya çalışıyordun, ne oldu?
Bugün yuva kurmaya mı karar verdiniz?
Biz Tuncay'la her şeyi geride bırakmaya karar verdik.
(Gerilim müziği)
Hadi gel Sibel, dışarı çıkalım, hava alalım.
Hayır. Gidecek biri varsa o da Elif.
Ben sana acıdım, sana insanlık yaptım.
Ama madem iyilikten anlamıyorsun...
...artık senin anladığın dilden konuşmaya başlayacağım ben de.
Sibel kızım, yapma yeter.
(Tahir) Tuncay, nişanlını al...
...sen çık git hadi.
Sen ne diyorsun baba?
Nereye gideyim? Burası benim de evim.
Berkay burada olduğu sürece ben de burada olacağım.
Ayrıca biz evlendikten sonra Tuncay'la burada yaşamaya karar verdik.
(Gerilim müziği)
O zaman size çok güzel bir haberim var.
Biz de Erhan'la bu eve taşınmaya karar verdik.
(Gerilim müziği)
Bu dizinin ayrıntılı altyazısı FOX TV tarafından...
...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Eylül Yılmaz - Gülay Yılmaz...
...Bülent Temür - Belgin Yılmaz - Büşra Taşcıoğlu
Editör: Ela Korgan
(Jenerik müziği)
(Jenerik müziği devam ediyor)
(Jenerik müziği devam ediyor)
(Müzik)
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.