Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Ay şimdi neredeyiz biz?
Ağla.
Nasıl yani? Gerçekten Ağva'da mıyız yoksa bir rüya mı? Rüya
değil de bizim Hasal değil.
Kendi masalımızın tam ortasındayız.
Tabii canım benim ben. Sana göstermek istediğim bir şey
var.
Bizim sevdamız.
Bu yağan yağmur yağ gibi bereketlensin.
Çok güzel.
Gerçekten bu masal gibi.
Bu mek sürprizim buydu.
Ne oldu? Hazır ol. Bu gece sana şair bir sürprizim olacak.
Bunun içinde bir şey var sanki. Niye size söyleyelim?
Ona belli ki senin bir şey içine ihtiyacın var. Benimki
senin olsun. Evet evet. Ben de kesin dönüş yaptım.
Cemil Bunun herhalde içine bir şey kaçmış. Başka seçmesin.
Sürprizi duymak bile bu kadar heyecanlandırdıysa. Görünce kim
bilir ne olacaksın.
Ama odamızda biraz beklemen gerekecek.
Evet buydu.
Tam burada. Bizim masalımızın başladığı gündeyiz senin. Tek
bir bağdırdan bile sıkılmayacağımız. Kendi
nazarınasın.
Bu zamana kadar bütün hayallerini gerçekleştireceğim
demiştim ya.
Ben sözümde kararlıyım Hepsi tek tek gerçekleşecek.
Benim ondan hiç şüphem yok ki zaten.
Önce düğümümüzdeki dans sürpriziyle kalbimi yerinden
oynattım. Şimdi de burada. Hayatta olmanın en çok hayalini
kurduğum yerdeyim. Hem de seninle. Hiçbir kelime bana
hissettirdiklerinin karşılığı olamaz.
Seni buraya getirdiğimde çok mutlu olacağını tahmin
ediyordum. Gözlerindeki şu ışıltı. Haklıymışım.
Keşke burada böylece kalsak. Senin gözlerinin içi hep böyle
parlasa
Ben de içinde kaybolsam.
Sen hiçbir yere kaybolmasan hep benimle kalsa
şu varlığı dert artıp unutturuyor bana.
Ömrümde canım da sana feda. Sen benim şükrümsün.
Şu bakışa. Şu gülüşün. Huzur veren sesimle.
Her şeyin Benim şükür sebebim.
Şu buz tutmuş kalbim. Senin de güneşini buldum.
Kışımı yas eyledin.
Içimdeki fırtınayı paranı sen dindirdin seni.
Şu kartel yeri sen asmaya başladı. Yepyeni bir hayata
adım attın. Sen beni ben yaptın Zeynep.
Benim de öyle.
Üstüme titreyenin yüzümü güldürenimsin sen benim.
Asıl sen benim şükür sebebimsin Ali.
Kalbimi kırdın. Değdi mi söyle. Sen karanlık bir şehir. Bense
doğmamış bir ay üzerinde. Sayamam.
Bir sana aşık, bir sana hayranım pir ateş ki bu.
Yakıyor tüm şey
olmasın tek bir kül başka tende hiç. Açma gonca gül, yaz
bu ki hiç geceyle gül
nefesli kömürdür. Kalbimi kırdın. Değdi mi söyle sen kara
Bense doğmamış bir ay üzerinde. Sayamam. Ne bir kalp var bir
sana aşk Bir sana hayran Bir ateş ki bu. Yakıyor tüm şehri
kalmasın tek bir kür başka tendeviç açma gonca gül
kavuşmuş bu ki hiç geceyle gün
O an gerçek asi sevda. Biz ki asiyiz. Ben de bu güzel kerime.
Biliyor.
Bunlar gelincik çiçeği tohumu.
Kadın erkeğin gelincik çiçeğidir derler. Biz seninle
bir elmanın iki yarısı. Bir bütünün parçalarıyız.
Sen benim diğer yarımsın. Pis bir bütün ütümüz seninle
Bir gün gelir. Açmaz dediğin çiçekler açar. Gitmez dediğin
dertler gider. Bitmez dediğin zaman geçer. Hayat öyle bir sır
ki. Önce şükrü. Sonra sabrım. Sonra da inanmaya gerektirir.
Sen benim dualarımı aldığın en güzel cevapsın Zeynep.
Sen kalbimin cennetisin Ali.
Anne. Günaydın.
Bu sabah gün bana Petaymadı Eren'im. Boşlunun döşeği
ateşten olurmuş. Sabaha kadar bir o yana abi bu yana dönendim
durdu.
Bütün gece uyku girmedi gözüme. Al benden de o kadar. Ben de
öyle. Bütün gece uyuyamadım.
Bacımızı düşündüm ben de. Seni ve aldığımız altınla beraber
borcumuz bir milyona ulaştı. Zeynep o bileziği ben aldım
şanımız yürüsün diye. Insan alır mıydı maç? Ha. Olan oldu
artık. Yapacak bir şey yok. Hem üç aşağı beş yukarı aynısı. Bir
şey değişmedik ya. Üzme kendini sen. Birbirinin de küller
başına. Tövbe tövbe. Arkasından edeyim ama mirasında şart
tişörtüm olurmuş. Vereceksin ver. Ah Şükran'la evlenmek de
neymiş? E tamam iyi gitmeyelim. Ne kaynatıyorsunuz bakalım anne
ol.
Sen yumurta seversin. Hı. Kaynat diyordum anneye. Severim
vallahi. Bir de lafadan yaparsan daha çok severim.
Olur. Olur kızım rafadan yaparım. Teşekkür ederim.
Anne. Bu şükran konusunu bir daha duymayacağım tamam mı?
Tamam. Bak senden duyarsa çok üzülür. E tövbe. Bir daha açma.
Eee yüklü gelinimi ben üzer miyim Hacı? Onu sallamak kolay
da borçlarını edecek. Al. Al Pınar'ı al. Anne. Düşündüğün
için çok sağ ol. Ama yok. Olmaz. Bu işi ben kendim
çözeceğim. Birkaç aldığımız şeyi ben iade edeceğim.
Gerisine de bir şey bulacağım artık.
Oğlum. Bari bu bende kalsın. Akçakistan'ı ayırma beni.
Yastık var. Eee gelip gittiğimiz yok. Satalım bir işe
yarasın bari. Anne. Ince sür sen. Hı? Ne demek o? Ben Eren
Selma'ya itemedim. Yazdı, saptı dedirtmem. Tamam? Hem o yazık.
Selma için çok önemli. Çocukluk yaşıyordu. Bunu asla yapamam.
Çıkar bunu aklından.
Dağıt güneşim.
Günaydın. Saat kaç oldu? Niye uyandırmadın beni? O kadar
güzel uyuyordun ki. Izlemelere doyamadım.
Kendimi çok şanslı hissediyorum biliyor musun?
Ben şimdi her sabah bu güzel ayıracağım. Şu masmavi gözlere
bakarak uyanacağım.
Peki ben her sabah böyle güzel sözlerle mi uyanacağım? Her gün
daha da güzellerini duyacaksın.
Zeynep'tir. Ne oldu? Benim sana söylemem gereken çok önemli bir
mesele var. Artık senin de duyman gerekiyor. Nasılsa
evlendik. Düğünümüz doldu. Söyle, ne oldu?
Halil korkutma beni. Kötü bir şey mi söylesene? Yani pek iyi
sayılmaz tabii. Söyle artık lütfen bak endişelenmeye
başlıyorum.
Hastayım ben Zeynep. Ne? Nasıl? Ne hastası? Amansız bir
hastalığa yakalandım. Durumun çok vahim. Elin ne diyorsun
sen? Ne hastalığıymış bu? Sabahları. Yok. Karısından
öpücük alamazsa günü güzel geçmeyecek koca hastalığı.
Çok vahim.
Ilacım da sende. Hadi bir tane çiğ köfte. Hadi karım. Hep
karımsın ya.
Hastaymış. Aklımı çıkarıyordun yerinden, aklımı. Niye
vuruyorsun? Ne demek niye vuruyorsun ya? Yüreğimi hopladı
yerinden. Yalnız bak aile içi şiddete karşıyız. Olmaz. Öyle
mi? Psikolojik şiddet varsa fiziksel şiddet de var. Kendimi
savunmak zorunda kalacağım. Bak bana nereden
Yalnız kendini korumak değil zor kullanıyorsun sen şu an.
Çarem yok başka. Istediğin bir tane öpücük. Öp bırakayım seni.
Sen öyle korkuttun ki beni ben iki üç günde gelemem kendime.
Yok sana öpücük falan. Zeynep.
Teşekkürler.
Ne o Kıymet Hanım? Alışveriş mi yine? Yalnız alışveriş için
kullanmayayım. Zarar. Okuyayım. Hı hı. Tabii. Gündemi takip
etmek önemli tabii. Eee parayı da çarçur etmemek lazım.
Neticede bu eve bir çocuk gelecek. Ona göre bir çay
ayarlamak gerekiyor. Ve bir an önce de kiradan kurtulmak
lazım. Evet. Bence de. Ilk yapmamız gereken şey ev almak.
Hem öyle olursa bebeğimizin de kendi odası olur. Ona göre
dizayn ederiz. Evet, doğru. Haklısınız tabii.
Acele etmeye gerek yok bence. Hepsi olur.
Yani şöyle demek istediğim beklediğimiz para gelince
sırasıyla hepsini yapacağız zaten. Bu kesin. Şimdilik ilk
yaptığımız harcamalar için ben gerdanlığı sattım. Geriye kalan
harcamalar için de bu parayı bekliyorum işte. Acele
etmeyelim dediğim bu.
Haklısın. Para bir gelsin tabii. Gerdanını satacağını hiç
söylememiştin. Yani evet. Zor oluyordu. Orada burada
saklıyorduk. Ben de sattım. Bir nevi kurtulmak işte. Neyse ben
fabrikayı arayacaktım, unuttum. Ben izninizi böleyim. Size
afiyet olsun. Sağ ol oğlum.
Kıymet Hanım bakayım. Telefonunuz yeni mi? Hayırlı
olsun. Piyasadaki en pahalı telefon. Eren'in hediyesi. E
ben en iyisi çayları tazeleyeyim. Otur sen otur. Ben
getiririm çaydanlığı. Yok kızım yok. Sen otur. Yüklüsün. Ben
yaparım.
Damat Bey'e ev alalım deyince acelesi yok. Ama annesine son
model cep telefonu almaya gelince parayı beklemeye gerek
yok. Anneciğim almayalım demedi ki. Para gelsin alırız dedi.
Ben de onu diyorum ne güzel kızım. Ev almak için
bekliyoruz. Yani evet. Eğer konusunda biraz da seksi
davrandım. Fark ettim. Ama yok canım. Evde telefon biri mi
anne Allah aşkına?
Halil.
Nereye gitti ki? Kim bilir ne işler çağırıyor?
Ablacığım sabah uyandığımda eniştemle seni konakta
göremeyince merak ettim. Iyi misiniz? Her şey yolunda mı?
Iyiyiz canım. Eniştem buna sürpriz yapmış. Ağba'dayız.
Burası çok güzel. Masal gibi her şey.
Ne güzel. Tadını çıkart ablacığım. Sakın çiftliği
düşünme. Burada herkes iyi. Idare ediyoruz biz. Eğlenmenize
bakın. Öptüm.
Halil
Senin için gelincik çiçeği ektim. Kalbimiz şaha kalktı.
Yüzümüz güldü. Biraz da midemiz şenlensin.
Restoranda bekliyorum seni gözümün önünden bebeğim.
Eyvah. Efendim giyecek hiçbir şeyim yok.
Güzel güzel karımı sadece gecelik getireceğimi düşünmen
beni üzer.
Sade ama çok güzel bir düğün oldu. Ikisi de çok mutluydu.
Allah bozmasın. Günaydın. Düğünü konuşuyorsunuz galiba.
Güzel bir düğündü gerçekten. E o zaman bu güzel düğün
sabahında kahveleriniz benden olsun mu? Ay içeriz vallahi.
Biz de aslında kahve içmeye diye oturduk ama düğün
sohbetinden unuttuk gitti. Benim elimden içmek nasipmiş
Gülhancığım. Balayına nereye gittiler acaba? Ya bir de o
var. Beyaz atlı prens gibi birden Zeynep'i alıp götürdü
Halil. Meğer gizli romantikmiş de benim kardeşim haberimiz
yokmuş. Gerçekten Nereye gittiler acaba? Kesin akla
gelmeyecek bir yer seçmiştir. Eee Halil bu. Ince ince
planlamıştır. Her nereye gittilerse Zeynep sefasını
süremeyecek. Yazık. Onun için her yer aynı artık. Yer de mi?
Gökçe mi bilemeyecek nasıl olsa. Zavallı. Bitki gibi. Eli
kulağında. Siz de haberini alırsınız yakında.
Günaydın. Günaydın. Günaydın canım. Eee kahve içer misin sen
de bizimle? Yok sağ ol. Eee babaannemin kahvaltısını
hazırlayacağım. Beklemesin. Tamam canım. Eee Merve
Zeynep'le konuştun mu hiç? Nasılmış keyiflerin? Çok
mutluyuz. Masanın içindeymişiz git dedi. Hep balayına nereye
gitmişler peki? Ağva'ya götürmüş eniştem.
Ya demiştin benim kardeşim gizli romantiktir diye. Güzel
bir seçim olmuş. Ablamın sesi de cıvıl cıvıldı zaten.
Gözde. Iyi misin canım? Iyi misin Gözde? Başım döndü.
Birden elim ayağım boşaldı. Tamam canım tamam. Eğilme.
Sakin ol. Gel. Gel bir otur su iç. Gel oturtturalım seni.
Iyisin değil mi Gözde?
Ayşe kokusu.
Hoş geldin.
Tekrar günaydın. Benim güzeller güzeli karım. Günaydın kocam.
Tayla rüyada gibiyim ben. Gerçekten burada olduğumuza
inanamıyorum. O zaman seni gerçeğe inandıralım. Bence
güzel bir kahvaltı yapalım. Onun sonrasına da hayal ettiği
ne varsa hepsini tek tek gerçekleştirelim.
Gerçekleştirelim ki sen bir rüyada değil gerçeğin tam
ortasında olduğunu idrak et. Bir de şunu sakın unutma.
Hiçbir anını unutamayacağım bir balayı yaşatacağım sana.
Ben çok acıktım. Bir an önce yemeğimizi yiyelim, günü
kaçırmayalım.
Hoş geldiniz. Hoş bulduk. Merve'yle konuştum gelmeden
önce. Buraya geldiğimizi duyunca çok mutlu oldu. Evdeki
herkes de iyiymiş merak etmeyin dedi.
Eyvallah. Teşekkürler. Ne düşünüyorum biliyor musun?
Düğünümüz sanki herkesi iyileştirdi. Dün gece herkesin
gözlerinin içi gülüyordu. Farkettin mi? Çok mutluydu
hepsi. Tüm gecem. Dün gece benim gözüm senden başka hiçbir
şey görmüyordu ki.
Şimdi de kimseyi merak etmiyorum. Senden başka.
Sen nasıl hissediyorsun? Her şey yolunda mı? Ben hiç
olmadığım kadar mutluyum seninle Aylin.
Şunu bir denesene. Çok güzel.
Ne oldu? Öyle baktın.
Ben bir şeyi merak ediyorum.
Az önce beni görmediğin halde geldiğimi anladın. Üstelik bu
ilk kez olmuyor. Biz bunu sürekli yaşıyoruz. Her
seferinde nasıl hissediyorsun? Artık arkanda gözlerin olduğunu
düşünmeye başlayacağım. Teninin kokusuyla birleşen o parfüm
kokusu.
Milyonlarca insan var sularımızda. Ben yine de o
kokuyu ayırt ederim.
Yine o parfümü sıktın değil mi? Ayşe. Valize başka bir parfüm
daha koydurmuşsun ama benim elim yine ay ışığına gitti
evet. Belki de ona gitmiş elin.
Beyaz gül, barışı, narinliği ve dinginliği temsil eder.
Tasavvufta aşkın mihrabıdır. Ne anlatarsa ihtişamın bir gücün
sembolü.
Ama aynı zamanda ölümsüz aşkla Ömür boyu ağzalıkla ve
sadakatle de tanımlanır. Aynen böyle tarif etmişsin. Bunları
söylerken duyduğun heyecan dün gibi hatırlıyorum. Bende. O
zaman sen de benim heyecanıma ortak ol. Çok istemiştim ama
Neyse.
Hadi afiyet olsun.
Selma'ya dair bir hayat vereceğim derken iyice elime
yüzüme bulaştırdım. Boş batağına saplandım resmen.
Sıçacağım ben bu iş içinden. Halil'den mi istesem acaba? Hiç
gözünü kırpmadan hemen çıkartıp veririm. Yani yok. Yok yapamam.
Olmaz. Adamın yanında çalışıyorum zaten. Ekmeğini
yiyorum. Olmaz.
Bu işin içinden kendin çıkacaksın Eren FM'de. Kendin
çıkacaksın.
Tanrıya. Alo. Doğan. Iıı ne yaptın? Bulabildin mi bir şeyi?
Vallahi buldum kardeşim. Hani şu Avustralya'da yaşayan bir
kadından bahsetmiştim Şükran Hanım. Evet. Hatırlıyorum. Ben
işte konuştum kendisiyle. Senden bahsettim. Seninle
çalışmayı kabul etti. Kendisinin finans
danışmanlığını yapacaksın. Türkiye'deki mülk alıp
satımları ne yatırımları desen ilgileneceksin.
Kardeşim sen ciddi misin? Açıkçası sana ek iş bul
dediğimde bir şey çıkacağını düşünmüyordum. Ama çıksa
buldun. Çok sağ ol. Ne demek kardeşim? Sıkışıyorum dedin ben
değil. Tüm imkanları zorladım. Eee ben şimdi kapatayım.
Konuşuruz bir daha. Tamam. Görüşürüz.
Selma bu miras işinden haberdar olmadan borcu kapatmalıyım.
Sonra da bütün gerçeği anlatırım. Her şey geçer gider.
Ne oldu? Ben seni üzecek bir şey mi söyledim? Ben çok
pişmanım Zeynep. Seni üzeceğim. Sen hayrat davrandığın her an
için. Ölesiye pişmanım.
Sen dememiş miydin yeni bir masala başlıyoruz diye? Kötü
günler mazide kaldı artık. Eski acı anları hatırlamak yok.
Birlikte önümüze bakıcaz. Işte bunu söylemesi kolay da
unutması çok zor.
Ben seni çok yarı yolda bıraktım. Kendi başına
çabalanana da izin vermedim.
Yani sen bu kırgınlığı, bu kızgınlığı yoksa hemen kolay mı
sanıyorsun? Yapabilecek misin bunu?
Sana teslim olacağım mı? Hayallerim. Paramparça ederim.
Daha iyi.
O kadın dolandırıcının biriydi.
Halil de bunu önceden öğrenip olayın önüne aldı. Bu kadar.
Kızmak değil, özür dilemem lazım. Benim senden. Derya'nın
dolandırıcı olduğunu. Sırf bana zarar vermesin diye benden
uzaklaştırdığını biliyorum ben. Bunda da hata benim. Başında
söylemeliydim sana. Açık açık durum böyle demeliydim. Ama
yapmadım yine kırdım seni. Melis söylesen de dinlemezdim
ki inanmazdım ben sana. Çünkü o zamanlar hem kalbimi hem
kulaklarımı mühürlemiş beyhude bir intikamın peşinden
gidiyordum ben. Öyle veya böyle. Hayallerini
gerçekleştiremedin değil mi? Belki de onlar hayal olduğu
için o kadar güzeldir. Gerçekleşse gerçekleştiğinde
çok daha güzel oluyor Ceylin.
Mesela benim en büyük hayalim sen.
Gerçekleştin. Şimdi karşımdasın. Canındasın.
Kanındasın. Emin ol çok daha güzel oluyor. Sen yanımdayken
başka bir hayale ihtiyacım yok benim. Sana söz. Bir daha
hiçbir arzun benim yüzümden yarım kalmayacak. Hadi
kahvaltını devam et lütfen. Ben bir lavaboya gidip geleyim olur
mu?
Alo Serdar Bey. Benim için çok önemli bir şey isteyeceğim
sizden.
Sibo beceriksiz. Gel. Gel şuraya Allah'ın cezası.
Allah'ın cezası. Zeynep'e doğru içeceği veremedin sen değil mi?
Oyun mu oynadın yoksa sen bana? Asla. Verdin beni içeceği
Zeynep Hanım'a. Demek verdin. Verdiysen Zeynep nasıl mutlu
mesut balayında gezebiliyor? Ha? Yoksa bardakları mı
karıştırdın sen? Doğru içeceği verdim ben. Neden böyle bir şey
yapayım? Siz de mi attınız ilacı? Belki de etkisi az olan
bir ilaçtı. Seni bir süre gözüm görmesin. Duydun mu beni? Yıkıl
karşımdan defol.
Yalan söylüyor olamaz. Zeynep'in iyi olması sonunda
işine gelmez.
Alo şahin bana getirdiğin ilaç hiçbir işe yaramadı. Duydun mu
beni? Bana bunun hesabını vereceksin.
Şu kız bizim fotoğrafımızı mı çekiyor?
Sanmam. Etraf çekiyordur.
Söyle. Ayıp olur bakma öyle.
Hem fotoğraf çeken insanlara da hak ver. Dünyanın en güzel
manzarasını çekiyorlar. Yalnız ben burada değilken de makine
elindeydi. Belki de seni beğenmiştir. Seni çekiyordur.
Yalnız bir dakika bir dakika. Sen beni mi kıskanıyorsun? Ki
eğer öyleyse bu benim hoşuma gider. Ayrı. Ama ben sanmıyorum
yani. Beni çektik yani.
Yok. Kıskanmıyorum. Ne kıskanacağım? Sadece izinsiz
fotoğraf çekmesi hoşuma gitmedi. O kadar.
Evlendikten sonra insanlar değişiyor diyorlar. Sakın sen
de kıskanç bir insana dönüşüyorsun. Beni
sinirlendirmek için böyle yaptığını biliyorum ama ben
senin oyununa gelmeyeceğim.
Hani ne var ya? Etrafıma bakıyorum öyle. Allah Allah.
Vallahi pek etrafına baktığımı sanmıyorum. Baksana.
Kıskançlıktan elin ayağın birbirine dolaştı. Kıskandığın
falan yok. Ama sen öyle olsun istiyorsun. Anlaşıldı. O zaman
gel iddiaya girelim. Beni dişi sinekten bile kıskanıyorsun
Zeynep sen. Eğer senin kıskandığını ispatlarsam o
sabahın vermediğini öpücükten bin tane alırım.
Iyi tamam. Anlaştık. Ama bak, beni kıskandırmak için ekstra
bir gayrete girmeyeceksin. Yok, yok. Peki sen? Sen kazanırsan
ne istiyorsun? Kazanırsan değil. Kazanacağım zaten. Ama
bir şey istemiyorum. Sandığın kadar kıskanç olmadığımı kabul
et, yeter bana.
Neyse. Ben koydum. Şimdi ne yapıyoruz? Bir hayalini daha
gerçekleştireceğiz.
Hayır. Hayır ben gerçekten anlamıyorum ya. Şahin
karışımdan emin olduğunu söylüyor. Arzu'da içeceği
verdim diyor. Ama Zeynep Türk gibi. Delireceğim. Sen mi ben
mi? Delireceğim ya. Ne yaparsak yapalım bir işe yaramıyor.
Gözde. Bana bak. Eğer bu kızın meyve suyuna ilaç kattığınız
ortaya çıkarsa mahvoluruz. O zaman sakın beni yalnız bırakıp
da bu işten sıyrılmayı deneme. Sen de sorumluluk alacaksın bu
sefer. Öyle bir şey olmayacak. Ha olmayacak. Dur tahmin
edeyim. Yeni bir planın var değil mi? Hiçbir halta
yaramayan yeni bir plan.
Bak sen şu Songül teyzeme ya. Ya senin kafan çalışıyorsa daha
iyi bir planın varsa sen bir plan bul ve onu uygulayalım.
Ha? Yok değil mi? O zaman fikrin yoksa susacaksın. Ağzını
bile açmayacaksın.
Alo Şahin. Başka bir yol izliyoruz. Zeynep şu anda
havada. Öyle bir şey yapacağım ki. Zeynep bir daha yeşil pınar
abin bile atamayacağım.
Gel.
Al bakalım. Halil. Burada bu güzel atların içinde olduğumuz
için ben öyle huzurluyum ki. Yine aynı şeyi söyleyeceğimi
biliyorum ama gerçekten rüyada gibi. Nedir rüyada gibi?
Al bakalım.
Söyle bakalım. Hangi atı seçersin? Bizim atları
seçtiğimiz bir yanılgı bence. Atlar kendi sahiplerini
seçerler.
Eğer biat seni seçmiyorsa o hatmak değil katırtır. Kötüm.
Önce bana keçi dedin. Şimdi de atlara katır mı diyorsun sen?
Seni seçmiyorsan öyle der. Doğruyu söylüyorum.
Bir şeyi merak ediyorum ben. Neyi? O zaman sen hangi hayvanı
oluyorsun? Yani kendine neyi yakıştırıyorsun? Bence ben
koyunum. Koyun. Çünkü koyunlar uyumludur. Ben de uyumlu bir
insanım. Sen uyumlusun öyle mi? Evet.
Kara dumana ne kadar benziyor.
Kara duman mı? Çocukken bana atları sevdiren odur. Öyle
naif, öyle uysal bir attı ki
Güzel at.
Bak
Vatan seni seçti.
Birkaç tur atalım mı seninle? Evet dedim.
Bana bak. Benim karım biraz keçidir, inatçıdır. Sana hızlı
git der gitmeyeceksin tamam mı? Onu dinlemeyeceksin. Eğer hızlı
gidersen bozuşuruz. Anlaştık mı? O ne yapacağını biliyor
bence. Hadi bakalım.
Benim asil karım.
Gözünün böyle gülmesi için. Her şeyi yapacağım.
Sen dünyanın en güzel şeyisin.
Aferin oğlum. Böyle söz dinle.
Aferin sana oğlum. Aferin.
Her şeye yakışmayı nasıl başarabiliyorsun?
Ata tamamen seninle ilgili. Seni öyle görmek istediğin için
yakıştırıyorsun bence.
Bak yine o kız. Hangi kız? Şu hayranın olan sürekli
fotoğraflarını çeken yazı gezine.
Yani sence de tuhaf değil mi? Sanki bizi takip ediyor. Daha
neler? Niye takip etsin canım? Burası turistik bir yer. Herkes
gezebilir. Herkes fotoğraf çekebilir. Olabilir yani böyle
şeyler. Bence asıl mesele Sen beni kıskanıyorsun. Kabul et.
Ben de düşünüyordum acaba konu ne zaman buraya gelecek diye.
Hiç gecikmedin ama. Kabul etsene. Ben değil sen kabul et.
Üzgünüm. Ama ben senin sandığın kadar kıskanç biri değilim.
Değilim.
E peki dediğin gibi olsun. Peki bundan sonraki durağa hazır
mısın? Bir sonraki durağımız da mı? Olmaz mı?
Hazırım.
Sen bunu ısıtırken ben de dolaptan şekeri getireyim anne.
Beni görmeden çıkmam lazım. Yakalanırsan ne derim ben ona?
Canım.
Dışarı mı çıkıyorsun?
Halletmem gereken bazı işler var da onlara gideceğim. Kolay
gelsin. Ben de diyecektim ki hani bu geçen bahsettiğin
restoran var ya bu akşam oraya mı gitsek beraber? Baş başa bir
yemek yeriz. Ne dersin? Ah be Selma. Ne diyeyim şimdi ben
sana? Miras falan yok. Migren borcun altına girdik. Onu
ödemeden kapı dışarı adım atamayız mı diyeyim? Nasıl
söylenir ki bu? Eren. Niye cevap vermiyorsun? **** Aşkım.
Iyi düşünmüşsün. Ama benim akşam gelmem yemek saatini
geçer. Bir dahakine artık. Ben daha gecikmeliyim. Çıkıyorum
ben. Görüşürüz. Görüşürüz.
Ne derler? Insanı yoklukta değil bollukta tanıyacaksın.
Korkarım para elini değiştiriyor.
Anneciğim işi varmış. Duydun sen de işte. Ihmal etmez normal
Deren beni.
Şeker alayım ben.
Bu arada çantanı şuraya koyalım. Tamam.
Güzergahımız burada göründüğü şekildedir. Buradan başlıyor.
Çukuru döndükten sonra diğer çıkıştan geri
Tamam. Yani geleceğimiz nokta yine burası olacak.
Şahin abi. Çantayı senin emaneti bıraktım. Eyvallah.
Hazır mısın? Ben hazırım. Asıl sen kaybetmeye hazır mısın?
Ah hiç gülme öyle. Ben ne diyorsam o. Kıskanç değilim
diyorsan değilim mesela. Kazanacağım diyorsam da
kazanırım. Göreceğiz.
Görelim bakalım. Hodri meydan. Hadi atla.
Kazandım işte ben kazandım dedim sana. Sen kazandın evet.
Tebrik ederim. Benim en büyük zaferim seni ailem yapmam.
Başka zafer istemiyorum zaten.
Aaa Yine o kız burada.
Hayır yani. Bu sefer de etrafı geziyordur. Turistik yerleri
dolaşıyordur deme lütfen. Çünkü bayağı adım adım şaşmadan kız
biz nereye gidersek oraya geliyor. Ha gezilecek başka yer
yok sanki. Neyse. Bir bakalım neymiş hanımefendinin derdi.
Senin durumda.
Gidip ne diyeceksin? Ben kocamı deli gibi kıskanıyorum. Onun
bir metre yakınına bile yanaşma. Yoksa çok kötü olur mu
diyeceksin? Ya yok ne alakası var? Allah Allah. Kıskanmıyorum
ben. Sadece yani sürekli etrafımızda da olmuyor olması
rahatsız etti. Itiraf et. Sen kocan deli gibi kıskanıyorsun.
Yani tamam bazen kıskanıyorum evet. Ama bu öyle bir şey
değil. Ben o konuda kontrollüyüm Dürem. Hem sen
benim kocamsın. Ve bu sonsuza kadar da öyle olacak.
Sen de benim karımsın. Ölene kadar, son nefesime kadar böyle
kalacak.
Bu arada hatırlatayım. Ben kazandım. Sen kazandın. Ama
orada bir hile vardı. Ne? Hile yaptın. E yalan söyleme. Hile
falan yoktu. Bayağı adil bir yer işte Halil. Değildi. Vardı
hile vardı. Ne yaptın? Ben sana bakmaktan önüme bakamadım.
O senin problemin. Bizim problemimiz.
Benim kıskanç karım. Halil
Ay Gözde dönüp durma başım döndü. Gerginim. Ben de
gerginim. Ama dönüp durmanın bize bir faydası olmuyor.
Arıyor.
Alo şahin. Bak iyi bir şey söylemeyeceksen konuşma bile.
Aferin. Güzel.
Bundan sonrası bende tamam. Ne oldu? Ne diyor? Iyi haber.
Bugün Zeynep tarihi eser kaçakçılığından tutuklanacak.
Iıı alo memur bey. Ben bir ihbarda bulunacaktım. Tarihi
eser kaçakçılığıyla ilgili. Şu anda Ağva'dalar. Zeynep Fırat.
Zeynep Fırat evet. Şu anda Ağva'da tarihi eser kaçakçılığı
yapıyor.
Halil çok güzel bir yer burası.
Adı da çok güzel. Aşıklar Nehri.
Adın neden böyle söylemişler biliyor musun? Neden?
Burada karşılaşan insanlar. Ilk görüşte birbirlerine aşık
olurlarmış.
Kulağa çok güzel geliyor. Ilk görüşte aşk. Peki sen bizim ilk
karşılaşmamızı hatırlıyor musun?
Ne yapıyorsun sen be? Kör müsün?
Sen deme ilk görüşte aşık olmuştun bana. Sence.
Bak yine o kız. Hangi kız? Fotoğrafçı kız işte. Oradaydı
az önce.
Ben niye göremiyorum? Halil haklı mı acaba? Ben mi zorla
her gittiğimiz yerde kızı görmeye çalışıyorum. Iyice
paranoyak oldum. Orada kimse yok canım.
Olan şey sen beni kıskanıyorsun. Kıskanmıyorum.
Deli gibi kıskanıyorsun hem de.
Hoş geldin kuzum. E seni bekliyordum, merak ettim. Ne
yaptın? Hepsini geri verebildin mi? Yok.
Kürkü almadılar. Yıkamışsın, zarar görmüş. Nereden
biliciydim oğlum? Eee Yunan'dan da giyilmez ki.
Sorun değil.
Yok artık. Çin'de Kürt mü almış annesine? Canım. Ne yaptın?
Iyiyim. Şaşırdım seni görünce. Geç geleceğim demiştin. Ama
saat pek de geç değil. Yemeğe gidermişiz yani istesek. Ben
biliyorum. Ama çok yorgunum be Selma. Çok çalıştım. Zaten
yukarı çıkıp dinleneceğim şimdi.
Annesiyle fısır fısır çiçekli sohbet muhabbet. Bir de delik
etmiyor. Bana gelince iş güç. Annem aklı galiba. Eren parayı
bulunca değişti.
Çok zor geldi bana.
Bir daha bu kadar ayrı kalmayalım
Kocanın sözü.
Naci
Rüya gibi bir gündü. Masal gibiydi de. Rüya masal güzel
olan ne varsa işte.
Sabahtan akşama her dakikamızı her saniyemiz tarifsiz güzeldi.
Çok mutlu ettin beni. Teşekkür ederim.
Bundan sonraki hayatımın geri kalanındaki egali amacım bu.
Seni mutlu etmek şu güzel gözlerini güldürmek. Biz ona
söz veriyorum. Ömrümüzün geri kalanı balay tadında geçecek.
Benim karım.
Neye bakıyorsun? Yine mi kız? Hangi kız? Fotoğraf çeken işte
Aylin.
Ay yok artık ha. Ne oldu? Bayağı susuyorum diye
hadsizliği eline aldın. Benden de çekim yok. Bayağı kafası
sallamadı bir şey. Ha yalan söylüyorum yani ben.
Söylemiyorsun Zeynep onu demiyorum. Komik mi? Değil.
Dalga mı geçiyorsun sen benimle? Hayır. Eee bence de.
Bence de hiç komik değil. Ben şimdi konuşacağım onunla. Benim
yanımda. Benim kocama kafa sallamak işaret yapmak ne
demekmiş? Açıklasın. Zeynep kocanı kıskandığın için. Kadın
dövmek ne demek? Dönmeyeceğim herhalde. Insan gibi
konuşacağım artık. Onun yaptığı daha ayıp. Hişt! Olmaz olur.
Zeynep, sakin olalım, gel. Bu meseleyi odamızda çözelim biz.
Ha odamıza konuşulacak bir mesele var yani ortada. Onu
demedim ben şimdi. Yok tamam tamam. Anladım ben
anlayacağını. Ama ben önce hanımefendiyle konuşacağım.
Seninle zaten görüşeceğiz.
Hani nereye kayboldu? Buradaydı. Gel, sakin sakin
odamızda çözelim meseleyi. Konuşalım. Korkuttun kadını
gel. Bilmiyorum da benim kocamı. Ha konuşalım.
Kız ah.
Derdim çok büyük. Daha gelmeden gitti onca para. Daha sana
altın varaklı kılıf alıcıydım ama kısmet olmadı.
Gitti ancak para derken.
Bbc olacak gerçek. Şart koşmuş Eren'ime. Bakıcısı Şükran'la
evlenirse mirası alıcıkmış.
Evlenmezse zırnık yok. Eren'im de para için karısını bırakır
mı hiç? Bakmaz elbet. Olmaz demiş avukatlık. Velhasıl uçtu
gitti iki yüz milyon. Demek ki bu yüzden bir Şerin'in sessiz
uzak tavrı. Isteklerimi yerine getiremediği için üzülüyormuş.
Eren para için değişmemiş. Allah'ım şükürler olsun.
Dur. Bak sana söyleyeyim, boşuna uğraşıyorsun. O kızın
hadsizliklerini ben senin sempatikliklerin sayesinde
unutmayacağım. Sus artık bir su sinekçi geçin. Sus da bak.
Sana inanmıyorum. Sen bunu nasıl yaptın? Bütün gün
peşimizde dolanan fotoğrafçı kız sayesinde. Özel olarak ben
tuttum onu.
Gel sen. Sen inanılmaz bir adamsın Melik.
Güzel anılarımız olsun istedim. Aynı zamanda doğal olsunlar da
istedim. Aslında birkaç gün daha çekecekti ama sen kızı
belki parçalarsın diye sürdürmek istemedim. Güzelim
planı mahvettim yani desene. Çok özür dilerim. Nasıl? Ben
senin her haline razıyım. Kıskançlığını da, sevgine de.
Hüzün gülmesine de.
Ben senin her şeyine hayranım.
Izleyelim mi beraber? Bugün neler yapmışız? Evet evet
izleyelim. Çok merak ediyorum fotoğrafları.
Bence şu an tam sırası. Neyi? Haklıydın sen.
Ben seni uçan kuştan. Dişi sinekten bile kıskanıyorum
galiba. Hatta bazen kendi gözlerimden bile. Ne çok ortak
yanımız varmış. Bu arada hatırlatayım. Iddiayı
kaybettin.
Öpücük borçlusun. Bin tane miydi? Öyle miydi? Öyleydi.
Bir yerden başlaman lazım.
Peki tamam.
Kaldı dokuz yüz doksan dokuz. Sayacak mısın böyle? Hakkımı
istiyorum sadece. Tam olması lazım. Bir sürpriz daha mı var?
Var ama benim sürprizim değil. Kötü bir sürpriz gibi
görünüyor.
Aaa. Benim değil.
Komiserim. Buyurun. Buyurun iyi akşamlar. Zeynep Fırat burada
mı? Eşim. Benim. Aklınızda tarihi eser kaçakçılığıyla
ilgili şikayet var. Ne?
Var. Odayı arayacağız. Bir yanlış anlaşılma olmalı. Bir
bakabilir miyim? Tabii.
Memur bey, böyle bi şey olması imkansız.
Görevlerini yapıyorlar. Işe çıkmayacak zaten.
Boşuna arıyorsunuz memur bey bir şey çıkmayacak.
Halil ama imkansız. Ben yapmam böyle bir şey. Komiserim,
nereden geldi bu ihbarı bilmiyoruz ama yani boşuna
arıyorsunuz şu an. Tamam sakin.
Amirim. Burada.
Ben o elinizdekini ilk defa görüyorum. Ben koymadım bunu
çantama. Belki de başka biri koymuştur. Faaliyet ser
kaçakçılığına gözaltına alıyoruz.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.