All language subtitles for Law & Order Special Victims Unit S07E20 Fat 1080p AMZN WEB-DL DDP 5 1 H 264-CHDWEB (1)_track17_[tur]

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil) Download
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Ceza adalet sisteminde,

bilhassa cinsel suçlar menfur olarak kabul edilir.

New York City'de,

bu korkunç suçların soruşturmasıyla görevli olan dedektifler

Özel Kurbanlar Birimi adlı seçkin bir ekibin üyeleridir.

İzleyecekleriniz, onların öyküleridir.

Affedin Peder, günah işledim.

En son iki yıl önce günah çıkartmıştım.

Günahlarıma gelince...

Bencillik yaptım. Saygısızca davrandım.

Öfkemi kontrol edemedim.

Bunlar ve tüm günahlarım için çok üzgünüm.

İki yılda hepsi bu kadar mı?

Seni asıl rahatsız eden şey nedir, söyler misin Elliot?

Çevremdeki insanları kaybediyorum.

Ailendeki insanları mı?

Ailem...

...çocuklarım...

...arkadaşlarım.

Arkadaşlarım, dedin.

İşten birini mi kastediyorsun?

Üzgünüm Peder, gitmeliyim.

Tamam, ama tekrar gelmelisin.

Baba, Oğul ve Kutsal Ruh adına, günahlarını bağışlıyorum.

Amin.

Elliot, kefaret ödemek istiyorsan eşini ara.

Stabler!

Merkezde yoktun.

Erken çıktığını sandım.

Lucius Blaine, Queens'teki ÖKB'den.

İkimiz, birlikte çalışacağız.

Kurban ergen bir kız.

Çantası ve külotu yok,

kafa travması sonucu bayılmış,

iki bileğinde de bağlanma izleri var ve bir parmağı kökünden kesilmiş.

Buraya mı atmışlar?

Taze lastik izleri bulduk.

Suçlu kızı arabadan çekip çıkarmış. Bu barikatın arkasına sürüklemiş.

NEW YORK CITY POLİSİ OLAY YERİ BİRİMİ

Suçlular.

Net iki farklı ayak izi bulduk.

İzlerin derinliğine bakılırsa adamlar pek ufak tefek değil.

Lastiklerin ve ayakkabıların markasını bulun.

Kızı kim buldu?

Şuradaki Marie Antoinette.

Onun ayak izleri de her tarafta.

Öyle mi?

-Bu kadının üstünü aradınız mı? -Hayır.

Hanımefendi, dönün.

-Arkanı dön. -Ne yapıyorsun?

-Nerede? -Yok bir şey!

İşte burada.

Tamam. Çıkar şunu.

Bakalım ne varmış burada?

Yerde duruyordu. Çalmadım.

Zıplayıp mantona mı girdi yani?

Tutun onu.

Kurbanımızın adı Jessica DeLay'miş.

William Osler Lisesi.

Aman Tanrım.

Bu da ne böyle?

Kızın parmağını mı kestin manyak cadı?

Hayır. Yerde duruyordu sadece.

Parasını almak yetmedi, değil mi?

Yüzüğü mü alacaktın?

Hâlâ kurtarabiliriz onu. Buzun içine koy.

-Cevap ver bana! -Hayır!

Ambulansı beklet! Bardağa koy şunu!

Bardağa koy.

Ambulansı beklet. Ben de geliyorum.

Götür bu cadıyı.

Jessica'yı ameliyata alacaklar.

Sayenizde, parmağını kurtarabiliriz.

Tecavüz testi yaptınız mı?

Vücut sıvısı yok.

Küt bir cisimle arkadan tecavüz edilmiş.

Bileklerindeki kesikler?

Bıçakla yapılmış, ip izi değil.

Biri ellerini mi kesmek istemiş?

Bileği kesememiş, parmağı kesmiş.

Onunla konuşabilir miyim?

Ameliyattan sonra.

Affedersiniz.

Jessica'nın ailesini aradın mı?

Annesi geliyor. Kızı sorguladın mı?

Hayır.

İşte orada.

-Jessica, ben dedektifim. -Onu rahat bırak.

Jessica, sadece ne olduğunu anlat.

Bunu kimin yaptığını bilmeliyim.

-Söyle bana. Bir şey söyle. -Yeter!

Bilgi almak için bir fırsattı bu.

Anlıyorum ama kızı korkutmak da işimize yaramaz.

Üzgünüm.

Hassas Dedektif'le çalıştığımı unutmuşum.

Bu çokbilmişi niye yanıma verdin?

O iyi bir polis. Queens ÖKB'de ona saygı duyuluyor.

O yüzden bize postaladılar.

Benson nerede?

Bilgisayar suçları.

Ayrılmanız gerekiyordu.

Kimin fikri bu?

Karar verildi.

Gelişmeleri özetle bana.

Tabii Komiserim.

Olay Yeri'ne göre lastikler pek çok cip ve minibüste kullanılan Bridgestone RX.

Ayakkabı izleri de Quattro Game ve Solon Shock markalarına ait.

İzlerin boyuna bakarak,

birinci sapık 1,78, ikincisi de 1,73 boyunda olmalı.

Jessica'ya nerede saldırıldı?

Bilmiyorum. Onunla konuşmama izin vermediler.

Ama muhtemelen şuradaki okuluyla buradaki metro istasyonu arasında

bir yerlerde yakaladılar onu.

Kan miktarına bakılırsa, muhtemelen yakaladıkları yerde

tecavüz edip parmağını kestiler.

Onunla konuşana kadar bilemeyiz.

Eklemek istediğin işe yarar bir şey var mı?

Kişisel bir meseleymiş.

Parasını veya kartlarını almamışlar.

Amaçları canını yakmakmış.

Cep telefonunu neden aldılar peki?

Telefonu olduğu nereden belli?

16 yaşında ve üç tane kredi kartı var.

Cep telefonu vardır.

Suçluların almadığı başka bir şey, Jessica'nın Sağlık Bakanlığı kimliği.

Sağlık Bakanlığı'nda çalışan ergen hiç duymamıştım.

Onlar da öyle.

Sahte kimlikle ne yapıyordu peki?

Bilmiyorum ama arkadaki numaraya bak.

Bakanlık müfettişi Rufus Brownell'e ait.

Bugün ofiste değil. 14. Cadde'deki dükkânları denetliyor.

Aracının plaka numarası AEV7685.

İşte adamımız.

Yanında küçük bir dostu var.

Ne oluyor be?

Blaine.

Blaine!

Hey! Çek ellerini kızdan! Çık dışarı!

Sorun nedir?

Neler oluyor?

Ne, bir kız yetmedi mi sana?

-Bırak onu! -Blaine.

Sorun yok. Ben polisim, tamam mı?

-Yanlış bir şey yapmıyorum. -Sakin ol.

-Açıklayabilirim. -Tamam, herkes sakinleşsin.

-Buraya gel. -Kimlik göreyim.

Ne yapıyorsun bu kızla?

Ben Sağlık Bakanlığı müfettişiyim.

Lori ile çalışıyorum.

Sütyenini açmaya mı çalışıyorsun?

Dinleme cihazını takıyorum. Bu bir kaçak sigara operasyonu.

Küçük çocuklara sigara satan dükkânları saptıyorum.

Çocukları yem mi yapıyorsun?

Lori 16 yaşında. Saatine sekiz dolar ödüyorum.

Yasa dışı bir şey yapmıyorum.

Stabler. Sahte kimlik de bu işin bir parçası mı?

Sahte ne demek?

Çocuğa kendini önemli hissettiriyor.

Ekipten biri gibi.

Peki bu kız? O da ekipten mi?

Jessica. Nerede buldunuz bunu?

Ölümcül bir saldırıdan sonra çantasından aldık.

-Ne? -Ne diyorsunuz siz?

Çocukları yem yapıyorsun. Ya başlarına bir şey gelirse?

Hep yakın olurum. Kötü bir şey olmaz.

Bunu Jessica'ya anlat.

Onu gönderdiğin dükkânların listesi lazım bize.

MANHATTAN SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ RUFUS BROWNELL'İN OFİSİ

28 MART SALI

Bunlar bu ayki soruşturmalar.

Maviler Jessica ile bastığım dükkânlar.

Okula vakit bulmasına şaşırdım.

Jessica bu işi ciddiye alıyor.

Bu iş falan değil.

Çocukların başını belaya sokmak bu.

Sigara almalarından daha mı kötü?

Baskın bölgelerinde sigara içen ergenlerin oranı %50 azaldı.

Bu çocuklara yardım ediyorum.

Bir dükkân tütün ruhsatını kaybederse

geliri ciddi boyutta azalır.

Bunlardan Jessica'yı tehdit eden oldu mu?

Bazen dükkân sahipleri öfkeleniyor.

Bir adam biraz şiddetli tepki vermişti.

Bu Jessica.

Parasını ödüyor.

Sigarayı alıyor ve çıkıyor.

Adama gülüyor gibi.

Evet, ama bakın. Hiçbir şey olmadı.

Sorun çıktığı an giriyorum.

Bunu bilmek rahatlatıcı.

Kim bu adam, nerede buluruz onu?

Hamzid Latif.

Bu yıl üçüncü kez yakalandı.

Ruhsatını altı aylığına kaybetti.

Dükkân, Jessica'yı bulduğumuz yere iki sokak.

O küçük kaltağı hatırlıyorum. Bana binlerce dolara mal oldu.

Sen de öcünü mü aldın?

-Ona dokunmadım. -Tabii ki dokundum. Videoda kayıtlı.

Müfettiş kızı öldürmek istediğini söyledi.

Sinirlenmiştim. Kız geldi.

"Sigara istiyorum." dedi. "Çok küçüksün." dedim.

"Hadi ama, kimseye söylemem." dedi. Gerçekten çok güzeldi.

Evet.

Çok çekici bir kız, değil mi?

Bana asılıyormuş gibiydi. Ne yapabilirdim?

Tabii, ne yapabilirdin?

Sapık.

Çocuklar seni tahrik mi ediyor?

Ne diyorsun sen?

Diyorum ki küçük orospu buraya gelip

tütün ruhsatını iptal ettirdi, sen de bunu ödetmek istedin.

-Tamam, beni öfkelendirdi. -Blaine.

Benimle alay etti, güldü ama yemin ederim ona dokunmadım.

Bu yüzden mi yakalayıp kafasına vurdun?

-Blaine! -Ne var?

Güzel ayakkabılar. Quattros mu?

Bak ne diyeceğim,

Bay Hamzid'i olay yerine götürelim.

Gel hadi. Ceketini al.

Arkadaşımıza ayak izini vereceksin.

Olmaz, ayak izim için mahkeme emri lazım.

Hiçbir bok lazım değil zeki çocuk.

-Git şu çamura bas. -Bu gereksiz.

Hadi. Yap şunu!

Suçluların ayakkabı kalıbını çıkardım.

İzlerin derinliğine bakarak,

zayıf olan suçlu 110 kilo, daha iri olan da 135 kilo.

Bu adam en çok 70 kilo gelir.

Hoşça kalın Bay Hamzid. Vaktiniz için teşekkürler.

Stabler.

ADLİ TIP KURUMU 28 MART SALI

Olivia nerede?

Yeni göreve atandı. Dedektif Blaine, Dr. Watner.

Şu tecavüz ve kaçırma davası.

Kurbanın giysilerindeki kan lekelerini test ettim.

İki grup kan vardı.

Suçlu kendini mi kesmiş?

Kadın bir yerini kesmiş.

Kanındaki hormon seviyelerine bakarsak

bu kız daha ergen.

110 kiloluk bir genç kız mı arıyoruz?

Kan şekeri zirve seviyede olan bir kız.

Onu tutuklarsanız kendisine

tip 2 diyabet olduğunu söyleyin.

Yani iki çocuk mu arıyoruz?

İri yarı iki çocuk.

-Jessica'yla konuşmadın mı? -Hayır, ameliyat sonrasında uyuttular.

Annesi de izin vermedi. Kızın morali bozukmuş.

Parmağı ne oldu?

Yeniden diktiler ama işte,

tekrar kullanabilir mi...

Blaine ne âlemde?

Harika.

Tamam, sen Jessica'yla konuş. Munch ve Fin'i okula göndereceğim.

MERCY GENERAL HASTANESİ JESSICA DELAY'İN ODASI

29 MART ÇARŞAMBA

Pek bir şey hatırlamıyorum.

13.30 gibi okuldan çıktım.

Tommy'nin evine gitmek için metroya binecektim.

Her zamanki kestirmeden gidiyordum, o anda arkamda bir minibüs duydum.

Araç durdu ve ayak sesleri duydum.

Sonra birden kafama bir torba geçirdiler,

beni minibüse sürüklediler.

Kendime geldiğimde buradaydım.

Minibüste kaç kişi vardı Jessica?

Bilmiyorum. Birden fazla.

Sana bir şey söylediler mi? Ya da birbirlerine?

Hayır.

Bir düşmanın var mı? Okulda kavgalı olduğun birileri?

Hayır, herkesle iyi geçinirim.

Pek çok arkadaşım var.

Bu doğru mu?

Neden bana soruyorsunuz?

Arkadaşısın, değil mi?

Evet. Jess'in düşmanı yoktur.

Bizce saldırganlar seni tanıyordu,

yani sen de onları tanıyorsun.

Birinin sana zarar vermek istemesi için bir sebep var mı?

Bunları neden tekrar yaşatıyorsunuz bana?

Bilmiyorum dedim zaten.

Onu üzdüğünüzü görmüyor musunuz?

Ona zarar vereni bulmaya çalışıyoruz.

Saldırıya uğradığında cebin yanında mıydı?

Sanmıyorum.

Çantanda bulamadık telefonu.

O zaman o piçler almış olmalı.

Niye başka bir şey almadılar?

Neden bu kadar kabasınız?

Lütfen gidin ve beni yalnız bırakın.

Queens'te kurbana kurban gibi davranırız.

O zaman Queens'e dön.

Beyler, Jessica'dan bir şey öğrendiniz mi?

Pek sayılmaz.

Kızın anlatma şansı olmadı.

Ne oldu?

Stabler kızı korkuttu.

O kızın "Küçük Masum Çocuk" hikâyesine inanmıyorum.

Dükkân sahibine nasıl davrandığını gördün.

İyi ki yapmış dostum. Okul çocuklarına düşkün

ve uyuşturucu satan bir sapığı yakalattı.

Adam sigara satıyordu.

Jessica'nın okulu kızın faaliyet takvimini faksladı.

Atom karınca mübarek.

Tiyatro oyunları, konserler, tartışma grupları.

Son konser ne zamanmış?

En son, Coretta Scott King Lisesi orkestrasında çalmış.

Biz de oradan başlayalım.

Neden?

Saldıranlar orada çalacağını biliyordu.

Bir piyanisti mahvetmek istersen parmağını kesersin.

CORETTA SCOTT KING LİSESİ 354 DOĞU 120. CADDE

29 MART ÇARŞAMBA

Orkestrada iri çocuk var mı?

90 kilodan fazla mesela?

Eskiden kilolu çocuklar müzikle uğraşarak beden eğitiminden kurtulurdu.

Ama artık beden eğitimi yok, çocukların da üçte biri obez.

Bu konuda ne yapıyorsunuz?

Yemekhanede daha çok sebze ve meyve veriyoruz.

Ama onlar hamburger ve cips seviyor.

Sadece bu sokakta beş altı fast food'cu var.

Ders saatlerinde otomatlar kilitlenir

ama çocuklar stokluyor.

Sorun sadece yemek değil.

Yani bu çocuklar egzersiz yapabilir.

Spor yapabilir.

Nerede yaşıyorsun Dedektif?

Spor salonu açacak ya da oraya öğretmen atayacak paramız yok.

Orkestraları olduğu için şanslılar.

Çocuklarla niye konuşacaktınız?

-Bir tanık arıyoruz. -Blaine.

-Bir saniye. -Teşekkürler.

Munch, Jessica'nın telefon kayıtlarını incelemiş.

Saldırıdan bir saat sonra bir arama yapılmış.

Numarayı aldın mı?

Harika.

Selam çocuklar. Bu beyler polis. Birkaç soru soracaklar.

Pazartesi öğleden sonra yaşanan bir saldırı için tanık arıyoruz.

Bir kız metroya giderken saldırıya uğradı

ve çok kötü yaralandı.

Kimse gördü mü?

Kenny, provada telefon yasak.

Pardon. Alo...

Selam Kenny.

-Ne oluyor? -Sen bana söyle.

İki gün önce öğleden sonra neredeydin?

Hatırlamıyorum.

Hatırlamıyorsun.

Kalk. Bizimle gel.

Abimi rahat bırakın.

Baksana, yüzüne ne oldu?

-Hiçbir şey. -Bırak onu. Sen de geliyorsun.

Gidelim.

Ne biliyoruz hakkında?

Kenny Bixton, 16 yaşında. Ayakkabısı Quattro Jumps,

olay yerindeki izle aynı numara.

Bir şey söylüyor mu?

"Bana bir gazoz getir."

Gazozu biraz az içsin.

Peki ya kız?

Kız kardeşi Mia, 14 yaşında.

Anneleri geliyor.

Kanıtları topla, bir itiraf al ve bitir bu işi.

Kurban seni gayet net tarif etti Mia.

Müzik odasına girer girmez,

seni hemen tanımıştık.

Abim nerede?

Yandaki odada.

Dedektif Stabler'a her şeyi anlatıyordu.

Gerçeğin ortaya çıktığı an diyoruz buna.

Bize gerçeği söyle, senin çıkarına olur.

Çok iyi olur.

Annem geliyor mu?

Olay şu ki tatlım,

annen gelince avukat da gelecek.

O zaman gerçeği konuşamayız.

Her ne söylersen kayıtlara geçer.

O da hayatının sonuna kadar sicilinde yazar.

Blaine.

Sadece annemi istiyorum, lütfen.

Onu bulmaya çalışıyoruz.

Aslında, arkadaşım şimdi gidip onu arayacak.

Mia.

Bu senin için bir şans.

Gerçeği anlat şimdi.

İlk suçun olduğu için ceza da almayacaksın.

Sahiden mi?

Dokunulmazlığın olacak.

Dedektif, hemen dışarı gel.

Tamam mı?

Dedektif. Dışarı lütfen.

Derdin ne senin?

Sensin, velisi yokken bir çocuğu sorguluyorsun.

Rahat bırak beni.

Bir şey öğrensen bile kullanamayız.

Abisini çözmek için kullanabiliriz.

Onlar yaptı işte! Kıza vahşice saldırdılar!

Peki, avukatları itirafı nasıl aldığını öğrenince ne olacak?

Nereden öğrenecekler? Sen beni desteklersin!

Bir çocuğa karşı iki dedektifin sözü.

Hayatta yapmam bunu.

Ahlaklı ayaklarına yatma hiç.

Nasıl çalıştığını biliyorum.

Beni hiç tanımıyorsun.

Ortağının seni bırakması normal.

Demin ne dedin sen?

Onun harcadın, şimdi de beni harcıyorsun.

Çekil üstümden!

Beyler. Hadi ama, sakin olun!

-Bırak beni! -Hadi ama!

-Yeter! -Elliot, hadi ama!

Blaine, hemen odama gel.

Herkes işinin başına. Eğlence bitti.

Ne diyeceksin Elliot?

Ya ondan kurtul ya da işi bırakırım.

Üzerini değiştir ve odama gel.

Bu gömleği seviyorum.

Sen ne arıyorsun burada?

Blaine'le olanları duydum.

Ne diyeyim? Pisliğin teki.

Neden söylemedin bana?

Elliot, yedi yıldır ortağız seninle.

Buradaki herkesten daha uzun.

Değişime ihtiyacımız vardı.

Üzgünüm.

Seninle konuşmalıydım.

Sadece... çok karmaşık.

Uğradığın için sağ ol.

Bir şey söyleyecek misin?

Söyledim zaten.

Sen gitmiyorsun.

Blaine mi gidiyor?

Kalıyor, sen de öyle.

Kendinden kaçıyorsun.

Neden bahsediyorsun?

Yanına neden Blaine'i verdim, biliyor musun?

Yine içmeye başladığından mı?

Seninle çalışmak nasıl bir şey, anla diye.

Bu da ne demek? Ben çocuklara yalan söylemem.

-Kuralları esnetiyor. Sen de öyle. -Çocuklarla değil.

Çizgiyi aştığın tüm vakaları saymamı ister misin?

İyi bir polissin.

Ama Olivia sana bu kadar süre nasıl dayandı, Tanrı bilir.

Tabii, Olivia da azize zaten.

Çocukların annesi şimdi çıktı.

Olay Yeri Ekibi evlerini aramaya gidiyor.

-Blaine'i de al, oraya git. -Komiserim.

Bu davada birlikte çalışacaksınız, anlaşıldı mı?

Gömleğin için üzgünüm.

Yüzün için üzgünüm.

Seçim şansımız yok. Şu davayı çözelim, tamam mı?

Bana uyar.

RUDI BIXTON'IN EVİ 242 DOĞU 123. CADDE

29 MART ÇARŞAMBA

Bayan Bixton, arabanız var mı?

-Hangi parayla araba alalım? -Erişebildiğiniz bir tane var mı?

Burası New York City. Arabayı ne yapacağız? Bakar mısın?

İki gün önce öğleden sonra Kenny ve Mia neredeydi?

Okulda.

-Ne zaman eve geldiler? -Bilmem.

20.00'ye kadar çamaşırhanede çalışıyorum.

Belki oğlunuz biliyordur.

Rudi, söyle onlara.

Kardeşlerin salı öğleden sonra neredeydi?

Okuldan sonra eve geldiler.

Buradaydılar.

Yara bere içindesin Rudi.

Ne oldu? Kavga mı ettin?

Merdivenden düştüm. Bacağım incindi.

Elin de mi incindi?

Birkaç kemik kırıldı.

Dedektifler.

Bronx Gators'ın hatıra sopası.

Galiba Jessica bununla dövüldü.

Işığı kapat.

Kan ve deri kalıntıları var.

Kıza bununla vurup bayılttılar.

Yine bununla tecavüz edildi.

Bu ne, biliyor musun Mia?

Cevap vermen gerekmiyor.

Abinin odasında bulduk ve üzerinde Jessica'nın kanı var.

Bu sopayı sokakta bulup eve getirmiş olabilirler.

Bu senin ayak izin Mia.

Bu da Jessica'nın bulunduğu yerdeki ayak izi.

-Tıpatıp aynı. -Kızı Mia'nın kaçırdığını göstermez.

Ama orada olduğunu gösterir.

Birazdan onu kesmek için kullandığın bıçağı da bulacağız.

Minibüsü bulacağız.

Kızın giysisindeki kanın sana ait olduğunu kanıtlayacağız.

Hiçbir şey söyleme.

Haklı, Jessica'ya yaptıklarından hiç bahsetme.

Şimdi, bizim merak ettiğimiz...

Jessica size ne yaptı?

Onun şapkasını çaldı.

Peki, kimin şapkası?

Abim Rudi'nin.

Konser provası sırasında giyiyordu.

Abinin olduğunu nereden biliyordun?

Çünkü Gators taraftarı olacak kadar salak sadece o var.

Yine de abinin olmayabilir.

Onundu! Çünkü kıza şapkayı nereden aldığını sordum.

Ne dedi?

Parktaki bankta oturan pis kokulu şişman çocuktan

aldığını söyledi.

-O zaman anladım. -Neyi anladın?

Abimi dövenlerden biri olduğunu.

Abimi o kadar kötü dövdüler ki hastanelik oldu.

İşini kaybetti.

Yani intikam vakti gelmişti.

Aynen öyle.

Sen de onu yakaladın, dövdün ve kestin.

Abim diyabetli olduğu için bandajın altında eli kangren oldu.

Doktorlar üç parmağını kestiler.

Onun da aynı acıyı çekmesini istedim.

Neden tecavüz ettin ona?

Kız kardeşime domuz dedi.

Domuzların üremesine

izin verilmemeli, dedi.

Böyle kötü bir şey asla söylemem, asla.

Evini arasak Rudi'nin şapkasını bulur muyuz?

Hayır.

Beyzbol şapkası takmam ben, Rudi veya Mia Bixton

diye birilerini de hiç tanımıyorum.

Onlar seni tanıyor.

Çünkü beni kaçırdılar ve korkunç şeyler yaptılar.

İşkence ettiler ve siz benim hatammış gibi davranıyorsunuz.

Ben Lionel Granger, senin avukatınım.

Jessica'nın annesi aradı beni. Bu görüşme bitmiştir.

Sadece konuşuyoruz.

Siz konuşuyorsunuz, o ağlıyor. Bu tacizdir. Gel Jessica.

Onun vahşice bir saldırıya karıştığına inanıyoruz.

Bu sözde saldırı konusunda bir polis raporu var mı?

Acil servis raporu?

Çünkü öyle bir şey olmadı.

İşinizi yapıp bu kızın hayatını mahveden şu küçük,

pardon, iri kıyım piçleri suçlasanıza.

Granger haklı. Jessica'ya karşı kanıt yok ama diğerleri öyle değil.

Onlara dava açmalıyım.

Bu vaka kapandı o zaman.

Rudi'ye ne olacak?

O yetişkin bir adam.

Saldırıyı ihbar edebilirdi. Etmedi.

Etseydi bile ÖKB'yi ilgilendirmezdi.

Raporunu yaz ve hayatına devam et.

Buyurun, Jessica DeLay raporum.

Şimdi ne yapayım Komiserim?

Cragen.

Ne oldu? Cheney birini daha mı vurdu?

Zengin bir beyaz kız saldırıya uğradı ve New York polis memurları olaya el attı.

48 saat içerisinde saldırganlar tutuklandı,

iddianame yazıldı ve mahkemeye çıkarıldılar.

Teşekkürler Meclis Üyesi Molina.

Ama siyahi biri ölümcül derecede dövülünce

polis neden ilgilenmiyor? Öfke nerede?

Getto halkı hep adaletsizlikle mi yaşayacak?

Eric Molina (Demokrat) Şehir Meclisi - Harlem

Bir sürü propaganda lafı işte.

Evet. Ben...

Biz... Evet efendim.

Bakacağız. Evet efendim.

Polis Merkezi aradı.

Rudi bir ÖKB davası değil, demiştim ya.

Artık bizim.

RUDI BIXTON'IN EVİ 242 DOĞU 123. CADDE

31 MART CUMA

Polisin ırkçı olduğunu söylemiyorum.

Tek söylediğim, eğer paranız varsa

daha iyi hizmet alıyorsunuz.

Dedektifler, ilgilenmeniz için önce TV kameralarının gelmesi gerek galiba.

Lucious Blaine, üç hafta önceki suçu

nihayet araştırdığın için tebrikler.

Suçlar bize bildirilirse araştırırız.

-Tabii. -Onu tanıyor musun?

NEW YORK POLİSİ UMURSAMIYOR

Aynı sokakta büyüdük.

-Adalet! -Herkes için!

İşten eve dönüyordum.

Bir dakikalığına parkta oturdum, uyuyakalmış olmalıyım.

Sonra bir baktım, bu iki şeytan

beni tekmeliyor ve dövüyordu,

"Şişko pislik!" diye bağırıp

küfrediyorlardı.

Parklarından gitmemi söylüyorlardı.

Kimsenin yüzünü gördün mü?

Görürsem tanır mıyım, bilmiyorum.

Başımı korumaya çalışıyordum.

Başka bir şey hatırlıyor musun?

Sonunda,

kandan önümü göremez hâldeyken

bir tanesi o anda,

"Fotoğraf çek." dedi.

Bir flaş patladı.

Ve gittiler.

Peki. Şapkanı aldılar mı?

Bu olayı neden polise bildirmediniz Bay Brixton?

Anlamıyorsun.

Hayır.

Anlamıyorum.

Neden senin yerine kardeşlerinin intikam almasına izin verdin?

Nasıl bir adamsın sen?

Neden onlar hapisteler?

Sana saldıranlar hapiste olmalıyken?

Çünkü çok şişmanım, çocuklar bile beni dövebiliyor.

İsim yok, yüz yok.

Olayın olduğu parkta güvenlik kamerası da yok.

Kanıt kalmamış. Saldırıdan beri iki yağmur, bir kar yağdı.

Rudi bir kamera flaşı görmüş,

Jessica'nın telefonuyla çekilmiş olabilir.

Rudi'nin kardeşleri bu yüzden telefonu çalmış olabilir.

Öyleymiş. O sırada Rikers'taydım.

Mia telefona baktığını söyledi, Rudi'nin fotoğrafı yokmuş.

Telefon nerede?

East River'ın dibinde.

Ama görüşme kayıtları burada.

Rudi saldırısından üç saat önce ve sonra, Jessica bolca görüşme yapmış.

En çok iki numarayı aramış. Biri Tommy Strahan'ın.

Bu hastanede yanında olan çocuk.

Diğeri de bir web sitesi.

Belki bir şeyi e-postayla gönderdi.

Fotoğraf mesela.

Bilişim Suçları konuyu inceliyor.

Yeni elemanımız, tanıdık bir yargıçtan emir çıkarttı.

Jessica'nın kullandığı internet şirketinden

web geçmişini aldı.

Şifreyle girilen özel bir web sitesi.

Cihatçı ya da çocuk pornocularının kullandığı türden bir site.

DokIciniRahatla.net, nefretini kusmanın yeni yolları.

Bu nedir ya! Bir konu seçin.

İbneler, Meksikalılar, lezbiyenler, zenciler, şişkolar.

Onları çok seviyorlar.

Onlardan kurtulma yolları bile önermişler,

hepsini Afrika'ya gönderip açlığa mahkûm etmek mesela.

Bunun davayla ne ilgisi var?

Şu başlığı oku.

ŞİŞKO SUSTURULDU

Şişko domuzlardan kurtulmak mı istiyorsun?

Tekmeleyerek zayıflat.

İşte o park ve bank.

-Rudi yerde. Bu da... -Jessica'nın arkadaşı Tommy Strahan.

Jessica'nın telefonuyla çekilmiş.

Tommy Strahan.

Buyurun Dedektifler?

Arkanı dön çünkü Rudi Bixton'a saldırmaktan

tutuklusun.

Ona ne yapıyorsunuz?

Jessica DeLay, Rudi Bixton'a saldırmaktan tutuklusun, gel hadi.

Ne diyorsunuz?

Luke, babamı ara. Avukata ihtiyacım olduğunu söyle.

Sana saldıran kızı tanıdın mı?

Hayır, onu görmüyorum.

Sana saldıran adamı tanıdın mı?

Dört numara. İşte o.

Rudi Bixton'ı tanımıyorum ki.

-O seni tanıyormuş. -Yalan.

Parktaki bir bankta

sakince otururken ona saldırdın.

-Ona asla dokunmadım. -Öyle mi, bu kim peki?

Kusura bakmayın, geciktim Bay Strahan.

Müvekkilimi tutuklamanızın tek sebebi üzerinizdeki siyasi baskıdır.

Onun aleyhinde hiçbir deliliniz yok.

Elimizde bu ve bir de teşhis var.

Ne teşhisi?

Kurban, sıradakilerden onu tanıdı.

Çünkü onu TV'de gördü daha önce.

İki ergenin tutuklanması herkesi şok etti.

SON DAKİKA

Saldırı şüphelileri tutuklandı, hazırlık öğrencileri sorgulandı

...Doğu Harlem'de oturan Rudi Bixton saldırısıyla bağlantılı olarak tutuklandı.

Her iki çocuk da lisede...

Çocuklar ve lanet telefon kameraları.

Bu görüntü, polislerin Rudi Bixton'ı

buraya getirmesinden 30 dakika önce TV'de yayımlandı.

Rudi'nin bunu gördüğünün kanıtı yok.

Görmediğinin de kanıtı yok.

Onu getirip soralım.

Ne derse desin, ona gösterdiğiniz sıradakiler şaibeliydi.

Bu teşhisi hiçbir yargıç kabul etmez.

Ama bu fotoğrafta müvekkiliniz Rudi'yi döverken görülüyor.

Kimliği belirsiz birisi, yine kimliği belirsiz birine tekme atıyor burada.

Bu Jessica DeLay'in telefonuyla çekildi,

müvekkilinizin Rudi'yi benzettiği gece

internete yüklendi.

İmkânsız, o gece bir arkadaşının evinde poker oynuyordu.

Elinizde bir şey yok.

Müvekkilim evine gidiyor.

Neden savcıya resmi gösterip

Tommy'nin evini aramak için izin çıkartmıyoruz?

Dedektifler.

Rudi, ne yapıyorsun burada?

-Kızı serbest bıraktığınızı duydum. -Evet.

Adama ne oldu?

Onu burada tutmaya yetecek kanıt yoktu.

Avukatı iyiydi, ha?

Kusura bakma dostum.

Keşke en başta bize gelseydin.

Evet.

Keşke gelseydim.

Arama izni alsak bile, Jessica ve Tommy'nin

kanıtları yok etmek için bolca vakti oldu.

Pahalı avukatları sağ olsun.

Baksana.

Sen, baksana.

Sana diyorum.

-Beni hatırladın mı? -Silahı var!

At silahı! At!

Ambulans çağırın.

Öldürdüm mü onu?

Tüm güvenliğe rağmen, Rudi nasıl silah soktu buraya?

Tekerlekli sandalyedeki birini aramayı kimse akıl etmedi.

Jessica DeLay konusunda ne yapacağız?

Ne yapabiliriz? Rudi onu teşhis etmedi.

Ayrıca en dandik avukat bile internet fotoğrafını çürütür.

Araştırmaya devam.

Bu iki manyak, her şeyi onlar başlattı.

Evet. Ve cezalarını buldular.

Kız tecavüze uğradı, dövüldü, kesildi, çocuk da öldü.

Bixton ailesi adaleti kendi sağlamaya kalkmasaydı...

Adalete güvenmek için geçerli bir sebepleri yok.

Meclis Üyesi Molina, bu ne şeref.

Aynı şekilde.

Bayan Novak'ı burada bulabilirmişim.

Sanırım Rudi Bixton'a ceza indirimi önereceksiniz.

Onu cinayetten yargılatacağım.

Kendisine vahşice saldıran adamın serbest kaldığını gördü.

Öfke ve çaresizlikle tepki verdi.

Eminim savunma da bu argümanı öne sürer.

Siz de anlaşma önermeye zorlayacaksınız.

Hayır, davanın Rudi Bixton'dan ibaret olmadığını hatırlatmaya geldim.

O, salgının bir kurbanı sadece.

-Hangi salgın? -Obezite.

Ve tip 2 diyabet.

Hayır, bu davanın konusu cinayet.

Konu, cinayete yol açan şey.

Irkı, sınıfı ve yaşadığı yer, Rudi'nin obez ve diyabetik olmasını

garanti ediyor.

Obezliği yüzünden Rudi o banka oturdu.

Bir nefret suçunun kurbanı yaptı onu.

Hiçbir yargıç sağlık sorunu arkasına saklanıp...

Her gün 4.100 kişiye diyabet teşhisi konuluyor.

55'i kör oluyor. 120'sinin böbreği iflas ediyor.

230'unun kolu ya da bacağı kesiliyor. Bu her gün tekrarlanıyor.

Bu mu arkasına saklanmak?

Bunun davayla bir ilgisi yok.

Dava Rudi Bixton'ın kendisi.

Hikâyesini anlatınca hiçbir jüri onu suçlu bulmayacaktır.

38. DURUŞMA SALONU 26 NİSAN ÇARŞAMBA

Kaç kilosun Rudi?

145 kilo.

Hep bu kadar kilolu muydun?

Sanırım evet.

Ailemdeki herkes iridir.

Hatırladığın kadarıyla, çocukken en sevdiğin yemek neydi?

Snippy's mısır gevreği,

kutusunda Snippy diye bir aslan olan.

Peki Snippy neden bu kadar özeldi?

TV'de en sevdiğim karakterdi.

Bir de gevreğin kutusundan küçük oyuncaklar çıkardı.

Ailecek mi kahvaltı ederdiniz?

Annem çalışmak zorundaydı.

Okul saatine kadar bizi TV'nin önüne oturturdu.

Okuldan dönünce ne olurdu?

Annen akşam yemeği yapar mıydı?

Bay Bixton'ın yediği her öğünü dinleyecek miyiz?

Bayan Waldron.

Sayın Yargıç, jüriye bir çocuğun sorumlu biçimde

yemek yemeyi öğrenmesinin mümkün olmadığını anlatıyorum.

-Sayın Yargıç... -Özellikle de öğrendikleri yer

anne baba değil de, tek amacı

ona şekerli ve yağlı şeyler satmak olan TV olunca...

Sayın Yargıç, tanık gibi ifade veriyor.

Jüri, avukatın son sözlerini dikkate almayacak.

Cevaplayabilirsin.

Annem yemek yapmazdı.

İki işte çalıştığı için hep yorgundu.

Dışarı çıkıp hamburger ya da kızarmış tavuk yerdik

ya da pizza sipariş edip TV'nin önünde yerdik.

Hastalanınca neler oldu Rudi?

Diyabet teşhisi konulduğunda

bir kliniğe gittim.

İlerleme kaydettim.

Neredeyse 22 kilo verdim.

Kan şekerim düzene girdi.

Sonra ne oldu?

Klinik kapandı.

Neden?

Hastane bütçe ayıramadı.

Sigorta şirketi de çok maliyetli dedi.

Şimdi sağlık sigortan var mı?

Hayır.

Tommy Strahan'ı neden vurdun?

Çok kızmıştım.

Öfkeden gözüm kararmıştı.

Bana ve aileme yaptıkları yüzünden.

Ve serbest kalacaktı.

Yaptığın şeyden pişman mısın?

Pişmanım.

Teşekkür ederim.

Tanık sizin.

Bu çok üzücü bir hikâye Bay Bixton.

Anlattığınız için teşekkürler.

Rica ederim.

Vurulmanın olduğu gün yaşananlara bakalım.

Sıradakilerden Tommy Strahan'ı teşhis ettiniz.

Evet.

Sonra eve gittiniz, bir silah aldınız ve karakola geri döndünüz.

Evet.

O anda öfkeden

gözünüz karardığı için ve o serbest kalacağı için

onu vurdunuz.

Evet.

Silahı almadan önce, serbest kalacağını biliyor olmalıydınız.

Doğru.

Nereden biliyordunuz?

Bilmiyordunuz.

Dürüst olalım, onu her halükarda vuracaktınız.

Karakoldan mahkemeye gitseydi bile, yine onu vururdunuz.

Hayır.

Öfkeden gözünüz kararmamıştı. Her şeyi önceden planlamıştınız.

Sizi dövdü. Sizi aşağıladı. Siz de bir erkek olduğunuzu kanıtlamak istediniz.

Onu vurduğunuza pişman değilsiniz, değil mi?

Pişman mısınız?

Hayır.

Öldüğü için seviniyorum.

Tekrar yapardım.

Başka sorum yok.

Nasıl gitti?

Harika.

Zarif devimizi itiraf etmeye teşvik ettim.

Dedektif Tutuola beyzbol şapkasını buldu.

Jessica Delay'in küçük kafasında takılıydı.

Bronx Gators şapkası.

-Yakaladık. -Ne zaman, nerede çekildi bu?

Coretta Scott King Lisesi güvenlik kamerası.

Konser provası için oraya gittiği gün.

Jessica hakkında bir şey daha var.

Bu davaya mı bakıyorsun şimdi?

İnternete yazdıklarını takip ediyordum. Bu kız takıntılı.

-Neyle? -Kiloyla.

Lise yıllığına bir baktım.

O havalı özel okulda çok eski değil.

Önceden neredeymiş?

Çok ilginç bir yerde.

İşte geldi.

Otur şuraya.

Avukatımın da gelmesi gerekmez mi?

Hayır.

Tutuklu değilsin.

Bir konuda yardım istiyoruz.

O beyzbol şapkasını hiç takmadım demiştin.

İşte senin kafanda.

Rudi'nin kız kardeşi Mia'ya bunu nereden aldığını söylemişsin...

Nereden demişti dostum?

Parkta bankta oturan pis kokulu şişmandan.

-Evet. -Öyle söylemedim. Yalan söylüyor.

O şapkayı buldum.

Beni burada tutamazsınız.

Hayır, istediğin zaman gitmekte özgürsün.

Şişmanlardan nefret ediyorsun, değil mi?

Hayır, onlarla derdim yok.

Bana ne dersin?

Mesela ben biraz kiloluyum. Seni iğrendiriyor muyum?

-Hayır. -Hadi ama!

130 kiloluk birini restoranda ağzına yemek tıkarken

gördüğünde, bu seni iğrendirmez mi?

İnsan siyahi ya da gey olmasını değiştiremez

ama şişman olmak onların hatası, değil mi?

Gururları yok, kendilerini kontrol etmezler.

Şuradakine bak mesela.

Bak şuna. Şişman bir kız.

Jessica DeLay, 14 yaşındayken.

-Bunu nereden buldunuz? -Jessica, 15 yaşında.

105 kilo ve bu senin Kaliforniya'daki okul yıllığından.

Hidden Glades Ranch'ten, neresiydi orası?

Aşırı kilolu ergenler için özel bir okul.

İyi bir diyet, bolca egzersiz, sıkı bir denetim.

-Neden yapıyorsunuz bunu? -Sonuç da işte burada.

Şişman insanlardan nefret eden güzel bir genç kız.

Kesin şunu! Lütfen!

Çünkü eskiden kendisi de öyleydi.

Kesin şunu! Nasıl bir şey olduğunu bilemezsiniz!

İnsanlar yediğin her lokmaya bakar.

Şakalar yaparlar.

Sandıkta mı uyuyorsun?

Hiç bank kırdın mı son günlerde? Seni dışlarlar!

Rudi'yi de böyle mi görüyordun?

Bu yüzden mi saldırdın ona?

Tommy başlattı.

Evet, ama sen de katıldın.

Evet.

Ona bakmaya dayanamıyordum.

Üzgünüm.

Gerçekten çok üzgünüm.

Bunu savunma makamına verecek misin?

Evet.

Ama Rudi'ye pek faydası olmaz.

Jessica'nın parası faydalı olurdu.

"Asla çok zengin ya da çok ince olamazsın." derler ya.

38. DURUŞMA SALONU 27 NİSAN PERŞEMBE

Rudi Bixton'a karşı kamu davasında...

Söz konusu suçlama olan

ikinci derece cinayet konusunda kararınız nedir?

Biz sanığı...

...suçlu bulduk.

Duruşma sona ermiştir.

-Rudi nerede? -Bilmiyorum.

Roger'a sorma şansım olmadı.

Kararı duydun mu?

Oradaydım.

Rudi yoktu.

Ne oldu?

Acilen hastaneye götürmüşler.

İki bela birden geldi, böbreği iflas etti ve sol ayağı kesildi.

Zaten ölüme mahkûmken suçlu bulunması biraz anlamsız kaçtı.

Gidiyor musun?

Komiser davayı kapat, hayatına devam et dedi.

Ben de devam ediyorum.

Memnun oldum demeyeceğim.

-Kendine iyi bak. -Tamam.

İzlediğiniz öykü hayal ürünüdür. Gerçek kişi ve olaylara yer verilmemiştir.

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.