All language subtitles for Law & Order Special Victims Unit S07E18 Venom 1080p AMZN WEB-DL DDP 5 1 H 264-CHDWEB (1)_track17_[tur]

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil) Download
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Ceza adalet sisteminde,

bilhassa cinsel suçlar menfur olarak kabul edilir.

New York City'de,

bu korkunç suçların soruşturmasıyla görevli olan dedektifler

Özel Kurbanlar Birimi adlı seçkin bir ekibin üyeleridir.

İzleyecekleriniz, onların öyküleridir.

İki aydır gece vardiyasındayız.

Karım beni kesin terk edecek.

Pillerini sürekli değiştirirsen gitmez.

Pillerini mi?

Yastığının altında sakladığı küçük cihaz için.

Senden daha büyük ve iyi olan.

Hadi ama Kurtz. Kafa buluyorum.

Bir dakika.

Şuna bak.

Polis! Kımıldama!

-Ne yapıyorsun? -Yasa dışı bir şey değil.

Gece yarısı toprak arsayı kazıyorsun.

Kimlik ve iyi bir neden göstermezsen

seni içeri alırız.

-Ne suçla? -Prosedürü biliyorsun. Pozisyon al!

Üstünde bir şey var mı?

Pek acımıyor.

Acıyacak ama.

Geldiğin için sağ ol.

Kimi arayacağımı bilemedim.

Neden Fin'i aramadın?

Babam olmaz.

Alkollü olarak uygunsuz davranmak,

tutuklanmaya karşı koymak ve bir memura saldırmakla suçlanıyorsun.

-Bu ağır suç Ken! -Yalan söylüyorlar.

Yalan mı? Kürekle saldırdığını iddia ediyorlar.

Biri beni tel örgüye itti.

Dengesini kaybedip düştü. Ortağı benim ittiğimi sandı.

Ne olduğunu anlamadan vurmaya...

Fenerle vurmaya başladı ve...

Sarhoş değildim.

Önceden biraz içmiştim, o kadar.

Küreğin var mıydı?

Evet.

Neden?

Ken, gecenin bir yarısı o arsada kürekle ne yapıyordun?

Söylemezsen yardımcı olamam.

Peki. Gardiyan.

Bir şey arıyordum.

Ne?

Bir ceset.

Suçlamaları düşürmeye çalışıyoruz.

Elliot ve Olivia, Ken'le konuşuyor.

Yapabileceğin bir şey yok.

-Çekil. -İçeri giremezsin.

O benim oğlum. Beni neden aramadınız?

Aramamızı istemedi.

18'den büyük ve başı büyük dertte. Daha da mı kötüleştireceksin?

Ceset aramakla

ne işi olduğunu soracağım.

Asıl senin yerine neden Olivia'yı aradığını sor.

O ayrı mesele, ona da geleceğim.

Her zamanki diplomatik tavrınla.

Oğlumla aramda geçenler seni ilgilendirmez.

Beni ilgilendirir.

Cesedin kimin ve nerede olduğunu ve kim tarafından

bırakıldığını öğrenmek istiyorum.

Dinlesem sorun olur mu?

Birkaç morluğu var. Canı yanacak ama ölmez.

Tutuklayan memurlar da muayenede,

-sorun çıkarma. -Geri dönelim Ken.

Baştan başla.

Kuzenim Darius'la gece dokuzda bir barda içerken

adamın birini, birkaç yıl önce

bir kadını öldürdüğünü ama yakalanmadığını söylerken duydum.

Ona bıçakla tecavüz edip cesedi boş bir arsaya gömmüş.

Hangi barda?

Deuce.

129. ve Lenox kavşağında.

Adamı tanıyor muydun?

-Hayır. -Ken, sen akıllı çocuksun.

Açıklar mısın,

neden yabancı birinin barda söylediklerine dayanarak

gecenin bir yarısı ceset aramaya çıktın?

Mantıklı gelmiyor.

Doğru söylüyormuş gibi geldi.

Parkın yanında bir arsaydı, dedi.

Issız olan o arsayı hatırladım.

-Öğrenmek zorundaydım. -Neden polise gitmedin?

İnanmayacaklarını düşündüm. Sizin gibi.

Adamı tarif eder misin?

Siyahi. 20'lerinin ortasında.

1.80'den kısa. Orta yapılı.

Kabarık ceketli.

Mavi kot, beyaz tişört.

Dövme ya da yara izi gibi belirgin bir özelliği var mıydı?

-Hayır. -Adını duydun mu?

Bardakilere onu tanıyıp tanımadıklarını sordun mu?

Herhangi bir arkadaşına adıyla seslendi mi?

Hatırlamıyorum.

Yani bir ceset bulsaydın bile

bizi katile götüremeyecektin.

Hikâyen bu mu Ken?

Derdin ne? İş birliği yapmaya çalışıyorum.

Dediği doğru muydu, onu bile bilmiyorum.

Oğluma sokaktan biri gibi davrandın.

Neden ona inanmıyorsun?

Vücut dili onu ele veriyor.

Birini korumak için yalan mı söylüyor?

Ya da kendini.

Hikâyesi çok zayıftı.

Etraflıca düşünmemiş.

Ceset gömdüyse neden kazıp çıkarsın?

Şehirde her yerde yeni inşaat var.

Belki bir müteahhit bulmadan kaldırmak istedi.

Maktul olmadan bu sadece bir tahmin.

Arsayı kazalım. Bir şey çıkacak mı bakalım.

Kimi aradığımızı bilmeden izin veremem.

Önce Ken'in ifadesine göre olası kurbanları araştıralım.

Diyorsun ki, oğlum hem yalancı

hem de katil, öyle mi?

Bilmiyorum

ama onu iyi tanımadığını kendin söyledin.

Sanki sen farklısın.

Kızın hâlâ içkili araba sürüyor mu

yoksa işi ilerletti mi?

Sakin ol.

Yakında direk dansına başlar.

Elliot!

Git, sakinleş. Hemen!

Yeter. Oğluna odaklan.

Sorgu bitti. Onu eve götür.

Kuzeni Darius'la konuşun.

Bakalım hikâyeleri tutacak mı?

Başkomiserim?

Sence Ken bir cinayete karışmış olabilir mi?

Bence yalan söylüyor.

Nedenini öğrenmek istiyorum.

TERESA RANDALL'IN DAİRESİ

8 MART ÇARŞAMBA

Tanrım. Ne oldu sana?

Önemli değil anne.

Evet, önemli. C sınıfı ağır suç ve iki hafif suçtan tutuklandı.

-Neden? Ne yapmamız gerek? -Neden ona soruyorsun?

Kendim hallederim.

Hallediyorsun, belli.

Ben yatıyorum.

O bakış artık bana sökmez.

Oğlumuz dövülüp tutuklanmış. Arayıp haber veremez miydin?

Ben de yeni öğrendim. Darius'ı arıyorum.

-Nerede bulabilirim? -Onun ne ilgisi var?

Ne? Bir durum mu var?

Darius bir yılan, hep öyle olacak.

Tabii sen hiç ortada yoktun, bu hiç değişmedi.

Hâlâ laf çarpıyorsun.

Gizli görevdeyken uzun süre yokum diye uyarmıştım.

Ne uzun süresi? Temelli gittin.

Bir ara buradaymışım ki Ken olmuş, değil mi?

Konuşup duruyorsun

ama neden tutuklandı, söylemedin.

Ona sor, benim soyadımı verseydi sorun çıkmazdı.

Haberin olsun, sperm bağışçılarına ebeveynlik hakkı vermiyorlar.

İyi.

Darius'ın yerini söyle, gideyim.

Frederick Douglass'da Al'in Tamirhanesi'nde.

İşte Terry'nin yeğeni.

Uzun zaman oldu Fin.

Dedektif Munch. Darius Parker.

Güzel heykel.

Yapıyoruz bir şeyler.

Ama sanattan konuşmaya gelmemişsinizdir.

Fin sohbete gelmemiştir.

Dün gece Ken'le miydin?

Evet, dün gece Deuce'ta içtik.

Gece yarısı çıktık.

Gideceği yeri söyledi mi?

Benim gibi eve gider, dedim.

-Bir sorun mu var? -Canı sıkkın mıydı?

Hep bir şeyleri dert eder zaten.

Notları, seninle anlaşmazlığı.

Gey olması.

Huyu bu.

Cinayetten bahseden birini duydun mu?

Hayır.

Neden?

Kuzenin duyduğunu iddia ediyor.

Ceset ararken tutuklanmış.

Ne?

Çok saçma.

Hazine avına çıkacağından bahsetmedi mi?

Bahsetseydi asla izin vermezdim.

Ayrıca Deuce gangster barı.

Orada bir iki katil görürsem şaşırmam.

İçecek onca yer varken neden orası?

Fin, ben temizim artık.

Hiç eskisi gibi değilim.

Terry ne derse desin.

Sabıkan var mı?

Soygun, darp, narkotik.

Ama hepsi geçmişte kaldı.

Sonuçlanmamış bir soygun suçlamam var ama ben yapmadım. Yapamazdım.

Nedenmiş?

Çünkü başkasını soyuyordum.

Şaka yaptım, sakin olun.

Bu işleri bıraktım.

Rikers'ta hizaya mı geldin?

O hapishanede rehabilitasyon olmaz, bilirsin.

Kendim yaptım.

Ben kendimi düşünmezsem

kimse düşünmez.

Ken'i karşına alıp bunu konuşsan iyi olur

çünkü şu anda ona ulaşamıyorum.

Fin'e epey sert çıktın.

Sadece gördüğümü söyledim.

Ken'in ıslahevi kaydı varmış, biliyor muydun?

Hayır.

O çocuğu gözüm tutmamıştı zaten.

CARS'ta buldum.

Fin onu ya koruyor ya da bilmiyor.

-Suçlama neymiş? -Gizli. Talep ettim.

Ken bize yalan söyledi Olivia. İkimiz de biliyoruz.

Çocuklar yalan söyler. Seninkiler bile.

Sürekli yanında olsalar da olmasalar da.

Olası kurbanlarda ne durumdayız?

İki olasılığımız var.

27 yaşında bir kadın iki yıl önce iş yerinden kaybolmuş.

Arabası terk edilmiş.

Evinde ya da araçta kan var mı?

Adam bıçakla tecavüz ettiyse çok fazla kan vardır.

Bu da Nina Stansfield'ı işaret ediyor. 30 yaşında bir kadın ve erkek bebeği.

Üç yıl önce evlerinden kaybolmuşlar.

Ken'in ifadesine uymuyor. Bebekten bahsetmedi.

Dinleyin. Olay yerinde kurbana ait

üç küsur litre kan

ve oymalı kabzası olan on santimlik bir bıçak bulunmuş.

Laboratuvar, bıçakta vajinal epitel bulmuş.

Halıda yabancı DNA bulunmuş.

Eşi Steven'la uyuşmasa da

hâlâ birinci şüpheli o.

Aile içi şiddet geçmişi varmış herhâlde.

Kadın kaybolmadan altı ay önce üç şikâyet alınmış.

Munch, eşle konuşup Deuce'a gidip gitmediğini sorsun.

STEVEN STANSFIELD'IN DAİRESİ

8 MART ÇARŞAMBA

Karımı ben öldürmedim.

İnanmadığınızı biliyorum. Kimse inanmıyor ama ben yapmadım.

Bay Stansfield, komşularınıza göre

eşinizle anlaşamıyormuşsunuz.

Evet, çok sorunumuz vardı.

Kavga da ederdik ama ondan nefret etmezdim.

Oğlumdan da. Neden hâlâ suçlu olduğumu düşünüyorsunuz?

Karıma da çocuğuma da asla zarar vermezdim.

Başka kim yapmış olabilir?

Bilmiyorum.

Hiç o kadar çok

kan görmemiştim.

Ceset olmamasına rağmen Nina'nın öldüğünü söylediler.

Hayatta kalmış olması imkânsızmış. Peki oğlum nerede?

Polis bana hiçbir şey söylemiyor.

Karımın ailesiyle, patronumla, arkadaşlarımla konuştular

ama bana katil damgası vurdular.

-Sorun yaşadığınız birileri oldu mu? -Ciddi şeyler değil.

Bakıcılarla tartışmalar oldu.

Erkek arkadaşları, telefonda çok konuşmaları...

Önceleri bakıcıya param yetmiyordu

ama karım illa çıkmak istiyordu.

Nereye?

İçmeye.

Arkadaşlarıyla akşam yemeğine.

Ne bileyim? Gamsız bekârlık günlerini tekrar yaşıyordu.

Sizi aldatıyor muydu?

Polise göre onu bunun için öldürmüşüm.

O evde bebekle kalabilsin diye

sürekli çalışırken bunu nereden bilebilirdim?

Hiç Deuce diye bir bara gittiniz mi?

Hayır. O muhitte istenmiyorum.

O yüzden evde içmem gerekiyor.

Bu arada, sakıncası var mı?

Başlamak istiyorum.

Kocası berbat durumda Başkomiserim.

Cinayet dosyasını alıp tekrar soruşturalım.

Gerek yok.

Ken Randall, Stansfield cinayetinde artık geçerli bir şüpheli.

Çoktan bir dosya açtım ve yarın sabah arsanın kazılmasına

onay verdim.

Oğlunun 16 yaşındayken komşu kızına cinsel tacizle

-suçlandığını biliyor muydun? -Hayır.

Kız ifadesini geri çekince suçlama düşmüş.

Polise yalan söylediği için

geri çekmiş olamaz mı?

Bunu öğrenmek istiyorum.

Soruşturma sırasında müdahale etmemeni söylememe gerek var mı?

Hayır efendim.

Beş yıl önce düşürülmüş bir suçlama zayıf bir dayanak.

Gerekçesi ne? Fin'in oğluyla kurban arasındaki bağlantı ne?

Yakınlık.

Ken Randall ve annesi, eskiden suç mahallinin

karşı sokağındaki evde oturuyorlarmış.

Ama ortağın bunu zaten biliyor. Yalancılık genetik herhâlde.

Ne halt ettiğini sanıyorsun?

Bunu neden sakladın?

Oğlumu korumaya çalışıyorum.

Neye karşı? Sence o mu yaptı?

Ona dava açacak kadar delil toplarsanız

yapıp yapmadığı fark etmez.

Bu bölümde çalışan hiç kimse kestirmeye ya da kolaya kaçamaz.

O sizin fikriniz Başkomiserim.

Kendi iyiliğin için şükret ki

geçerli olan tek fikir bu.

Ceset parçası!

Kaç kişi var?

Şimdiye kadar üç,

bir de belirleyemediğim ceset parçaları var.

Bir süre daha kazacağız.

Sence seri katil mi?

Öyle görünmüyor.

Anladığım kadarıyla hepsi farklı ırktan erkekler.

Şimdiye kadar ne çocuk ne de kadın çıktı.

Morga götürünce detayları öğrenirim.

Birini yok etmek için ideal bir yer.

Bu şehirde tesadüfen bulunan

ilk mezarlık değil.

Olağan şüphelilerin cesetten kurtulması için kusursuz.

Rüşvetçi polisler, torbacılar, mafya.

Olabilir.

Ama cesetlerin isimlerini öğrenene dek net bir şey söyleyemem.

Eskiden beton dökülmüş ayakkabı giydirip

nehre atarlardı. İşiniz ne kadar sürer?

Elimdekileri kurbanın DNA'sıyla karşılaştırırım.

Ama bu insanların kimliklerini öğrenmek için

muhtemelen haftalarca, hatta aylarca çalışırız.

Sadece birini arıyorum.

Kadın kurban bulursam testini kendim yaparım.

BAŞKOMİSER D. CRAGEN

İlk gelen ben miyim?

Munch aradı. Gecikecekmiş.

Ken Randall'a yapılan cinsel taciz suçlaması yalanmış.

Kız bir arkadaşıymış.

Gey olmadığını kanıtlamak için onunla yatmaya çalışmış.

İşe yararmış gibi.

Ken de onu itmiş, kız yaralanmış.

-Babası sorunca da yalan söylemiş. -Ne arkadaşmış ama.

-Sonunda gerçeği söylemiş. -Başkomiserim.

Umarım Ken de onu örnek alır.

Merhaba, ben Başkomiser Cragen.

Bu da Başsavcı Yardımcısı Novak.

-Merhaba. -Theresa Randall.

Nerede bekleyebilirim?

Yukarıda dinlenme odası var, odamı da kullanabilirsiniz.

-Teşekkürler. -Başlamalıyız.

Savunma avukatı olmadan mı?

Kathleen Summers.

Avukatınım.

Tek bir kuralım var.

Ben söylemeden konuşmayacaksın.

-Anlaşıldı mı? -Evet.

Hazırsanız başlayalım.

Benimle gelin lütfen.

Seninle konuşmalıyız.

-Konuşma mı, bağrışma mı? -O sana kalmış.

İfadeni değiştirmek istiyor musun Ken?

-Cevap verebilirsin. -Hayır.

Barda duyduğun bir hikâye yüzünden boş bir arsayı kazıp ceset aradın.

Bize bebekten bahsetmedin. O kısmı atlamışsın.

Ne bebeği? Bebekle ilgili bir şey duymadım.

Nina Stansfield'ı tanır mıydın?

Cevap verme.

Bunda bir şey yok Avukat Hanım. Kurbanı ya tanıyordur ya tanımıyordur.

Onu kanıtlamak size düşer.

Müvekkilim, işinizi sizin yerinize yapmayacak.

Stansfield'lara hiç gittin mi?

Bunu da cevaplamayacak.

Bir ceset aradığını polise itiraf etti.

Kurbanı onun ipucuyla teşhis ettik.

Kadından sadece üç litre kan ile

cinayet silahındaki vajina dokusu kalmış.

Bıçakla tecavüze uğramış.

Ken'in dediği gibi.

Bu genç adam suçtan haberdardı

ve sokağın karşısında oturuyordu.

Hepsi dayanaksız deliller. Sağlam değil.

Başka bir şey var mı?

Ken.

Gönüllü olarak DNA örneği verip hayatına devam et.

Mahkeme emri olmadan alamazsınız.

Bu konuşmaya dayanarak da hiçbir hâkim, emri imzalamaz.

Oğlumuza avukat tutarak iyilik yapmıyorsun.

Çifte cinayet gibi görünen bir olayda tek şüpheli.

Onu koruyorum.

Neye karşı?

Fin, suçu o işlemedi, ona iş birliği yaptır.

Hapishaneler masum insanlarla dolu

ve çoğunun ten rengini biliyoruz.

İş arkadaşlarına güvenmiyor musun?

Sisteme güvenmiyorum.

Tam olarak değil.

Yaptığın çözüm değil. Ona yol göstermen lazım.

Ona adam olmayı tek başıma öğretemem Fin.

Ne yapmamı bekliyorsun?

Dostu değil, babası ol.

Söylediğinden fazlasını biliyor

ve yalan söylüyor.

Bir adam bunu yapmaz. En azından senin gibi iyi bir adam.

Bir şey mi arıyorsun?

Stansfield suç mahalli fotoğraf ve çizimlerini.

-Sorsan yeterdi. -Sen de beni arasan yeterdi.

Söylemek istediğin bir şey mi var?

Evet. Çizgiyi aştın.

Oğlum seni aradığında hemen beni araman gerekirdi.

Oğlum için neyin iyi olduğunu benden iyi bildiğini sanıyorsun ama bilmiyorsun.

Bu bir daha olmamalı.

Gel.

Benden yardım istedi.

Geri mi çevirseydim?

Ailem adına karar vermek sana düşmez Olivia.

Oğlumla arama girmeye devam edersen

-külahları değişiriz. -Niyetim o değildi.

Anlıyorum. Yardım etmeye çalışıyordun.

Ama oğlumla çözmemiz gereken çok şey var

ve arada olursan bir yere varamayız.

Haklısın.

Özür dilerim.

Ama bence kızmanın asıl nedeni

köşeye sıkışmış olman.

Şimdi ne yapacaksın?

Yapmam gereken bir şey yok.

Yok mu?

Warner ön bulgularını tamamlamış.

Arsadaki hiçbir ceset kurbanla uyuşmamış.

Demek ki Ken yapmadı.

Hayır, demek ki bunu kanıtlayamayız.

DNA'sını almak için emir çıkarttıracak kadar delilimiz yok.

Bunun hayatı boyunca oğlunun üstüne yapışmasını mı istiyorsun?

Yoksa öğrenmek mi istemiyorsun?

Yıllardır tanıdığım polisler ters ters bakıyor.

Bizim serserilere baktığımız gibi.

Bu süre boyunca herkes bana cephe alsa da

bir daha asla bu iş için çocuğumu feda etmeyeceğim.

Onu aklamanın tek yolu, DNA.

Ya aklamazsa? Ben babasıyım.

Ayrıca polissin.

Ne kadar çabalasan da...

...ikisini ayırmanın bir yolu yok.

Avukatım mahkeme celbi olmadan DNA vermememi söyledi.

Munch'la laboratuvara gidip kendi isteğinle

vermeni rica ediyorum.

Delil zinciri sorunu olmasa

baban seni kendi götürürdü.

Polis arkadaşların mı katil olmadığımın kanıtını istiyor, sen mi?

Onlar değil.

Oğlumsun. Seni seviyorum.

Ama bir kadın ölmüş, oğlu kayıp, kocası perişan.

Bunun senin için bir anlamı olmalı.

Nasıl bir adam olmak istediğine şu anda karar vermen gerek.

Oğlunun tahlil sonuçları geldi.

Eşleşti mi?

Eşleşmediğini biliyorum.

İkisi de.

Suç mahallinde bulunan katilin DNA'sı

ve oğlunun verdiği örnek, aynı mitokondriye sahip.

Yani akrabalar mı?

Ken'in kuzeni Darius.

-Yakınlar mı? -Hem de çok.

Demek bu yüzden Ken onu korumaya çalışıyordu.

Katil, oğlunun kuzeni olamaz.

Kardeşini arayacaksınız.

Mümkün değil. Eski karımın başka çocuğu yok.

DNA yalan söylemez Dedektif.

Bu belirteçlerin yarısı,

birebir aynı sekansta aynı kodu taşıyan aynı genleri içeriyor.

Katil ile oğlunun anneleri aynı kişi.

Nasıl öğrendin?

Darius'ın oğlum olduğunu kimse bilmiyor, Ken bile.

Ken'in DNA'sını, suç mahallindeki DNA ile karşılaştırdık.

-Bana söylemeliydin. -Seninle tanışmadan önceydi.

Onu neden verdin?

Bir yere gitmeliydi. Benimle kalamazdı.

Ben 16 yaşındaydım, babası da pisliğin tekiydi.

Bana ne yaptığını bilmiyorsun.

Darius tıpkı ona benziyor.

Onun gibi de davranmaya başlamış.

Neden evlatlık vermedin?

Neden annene verdin?

Ona vermedim! Kendi aldı.

Onu tanıyordun.

Torununu başka aileye vermezdi.

Babası nerede?

Bilmem. Umarım ölmüştür.

-Senin başına ne geldi Terry? -Bunu...

Bunu konuşamam.

Seninle olmaz.

Hiç kimseyle olmaz.

Belki de asıl sorun budur.

Nefret ettiğin birinin yüzünü taşıyan birine

bakmak nasıl bir his, bilemezsin!

Ken'i görmeye her geldiğinde.

Aile buluşmalarına her geldiğinde,

midem bulanırdı.

Darius'a bakmaya katlanamıyorum.

Şimdi bile.

Darius annesi olduğunu biliyor mu?

Sanmıyorum.

Annem üç yıl önce öldü,

aileden kimse de ona söylememiştir.

İlginç bir aile dinamiği.

Sirk gibi. Sizin ders kitaplarındaki delilerden

farkımız yok.

Daha güne yeni başladık.

Şimdi ne yapacağız?

Darius'ı getirin. Sorguya alın.

Sabıkaları düşünüldüğünde biraz daha kozum olsa daha iyi.

İtiraf mı lazım?

Başkasına söylediği şey laftan ibaret, mahkemede geçmez.

Bıçağı elinde tuttuğunu kanıtlayamam.

Bir dakika. İşin anahtarı, bebek.

Darius, kadına bıçakla tecavüz ettiğini oğluna itiraf etmiş.

Cesedini alıp gömdüğünü itiraf etmiş.

Neden ikinci kurbana değinmemiş?

-Vicdanı rahatsız. -Annesiyle geçmişi düşünüldüğünde

kendini çocukla özdeşleştirmiş olabilir.

Onu istemeyen bir anne tarafından terk edilmiş.

Bebeği neden öldürmüş?

Kendinden tiksindiği için.

Reddedilmiş biri.

Bir annenin bile sevemediği dışlanmış biri.

Bebeği, yaşamanın acısından

kurtardığını düşünmüş olabilir.

Terry'nin annesi olduğunu öğrendiyse bu mantıklı.

Nasıl öğrenmiş olabilir?

Eski eşin öğrenmediği konusunda epey ısrarlıydı.

O görmek istediğini görür.

Annesi üç yıl önce kanserden öldü.

Ölüm döşeğinde torununa itirafta bulunmuş olabilir.

Kurbanla bebeğin kayboldukları zamana denk geliyor.

Evde kaybolan bebek eşyası var mı?

Listede yok.

Şüphelinin kurbanla bir ilişkisi varmış.

Cesedi gizlemek için başka yere götürmüş.

Yabancı biri bunu yapmaz.

Darius'ın onu nereden tanıdığını öğrenmeliyiz.

O zamanlar Ken'le mahallede çok takılırdı.

Gerçek annesini yeni öğrendiyse

kurbanla en ufak sürtüşmede kendini kaybetmiş olabilir.

Özellikle de Nina Stansfield kötü bir anneyse.

Eski karına olan bütün öfkesini ondan çıkarmıştır.

Eşiyle konuşun. Teşhis edebilecek mi bakalım.

Bay Stansfield, eşinizin cinayetinde olası bir şüpheli bulduk.

Birkaç fotoğraf göstereceğiz.

Tanıdığınız var mı Bay Stansfield?

Hangisi olduğunu söyleyin. Altına imzamı atarım.

O şekilde olmuyor.

Lütfen!

Evinizden birkaç eşya alındığını söylemişsiniz.

Oğlunuza ait olan var mıydı?

Bir çıngırak.

Antikaydı. Karımın ailesinden kalmıştı.

Gümüş mü? Oymalı mı? Belirgin bir özelliği var mı?

Ahşaptı.

Birkaç nesil önceki bir akrabası elde yapmış.

Ailesi geri istedi ama bulamadım.

Kaybolduğunu sandım.

Detaylı bir şekilde tarif etmenizi rica edeceğiz.

Oğlumun elinde tuttuğu bir fotoğraf olur mu?

DARIUS PARKER'IN DAİRESİ

10 MART CUMA

Beyler, ortalığı fazla dağıtmayalım.

Yetenekli çocuk.

Ne yazık.

-Bebek eşyası buldunuz mu? -Henüz hayır.

Büyük bir ev değil Judy.

Yardıma hayır demeyiz.

Fin.

İyi haber, çıngırağı Darius'ın bir heykeline gizlenmiş olarak bulduk.

Kötü haber ne?

Laboratuvara götürdük ama üç yıl sonra

Stansfield bebeğinin DNA'sını bulabileceklerini sanmıyorlar.

Yine de onu getirin.

Bir yerde bulduğunu ya da kurbanın ona verdiğini söyler.

Daha iyi bir fikrin var mı?

Darius oğluma itiraf etmiş.

Bence biraz üsteleyince dili çözülür.

Aklında ne var?

Anlaşılan annenle konuşmuşsun.

Ağabeyimi hapse atmana yardım etmem.

Sadece Darius'a destek olmaya geldim.

Hiçbirinizden görmediği bir şey.

Terry çok sıkıntı çekmiş.

Onu savunma.

Darius oğluydu ama onu bir kenara attı.

Onu koruyarak büyük riske girdin. Önce bana gelmeliydin.

Sana güvenmedim.

Uzun zamandır ondan başka kimsem yoktu.

Ne bir şey talep etti ne de beni yargıladı.

Özellikle gey olduğumu söylediğimde. Sen yoktun.

İstiyorsan onu destekle

ama şunu da unutma, bir kadını öldürüp çocuğunu kaçırdı.

Bebeğin nerede olduğunu öğrenmeliyim.

Bunu siz mi yaptınız?

Bunu sen mi yaptın?

Benden ne istiyorsun ya?

Sadece gerçeği.

Terry'nin annen olduğunu ne zamandır biliyorsun?

Fazla uzun zamandır.

Anneannem söyledi.

Morfinden kafası uçmuşken.

Affetmem için yalvardı.

Sırrını mezara götürseydi daha iyiydi.

Darius, senin suçun yok.

Şunu söylesene sen!

Neden ben değil de sen?

Senin ne özelliğin var?

Hiç.

Demek ki senin de suçun yok.

Ken'e göre kadını istemeden öldürmüşsün.

Çeneni tutamayacağını biliyordum.

Kimseye söylemedim!

Boş ver.

Zaten muhtemelen sana bu yüzden söyledim.

Uyuşturucuyu bıraktım.

Değiştim.

Bir gün daha o vicdan azabıyla yaşayamazdım.

Buna inanmak istiyorum.

Oğlum için çok önemlisin

ama gerçeği söylemezsen yardım etmem.

Ne öğrenmek istiyorsun?

Seni karakola götürmeliyim. İtirafını ben alamam.

Neden?

Çünkü ailemdensin.

Sana okunduğu sırada haklarını anladın mı?

İlk kez başıma gelmiyor.

Soruya cevap ver Darius.

Düzmece soygun suçlamasından tutuklandığımda da haklarımı anlamıştım,

şimdi de anlıyorum.

Haftaya duruşmam var ama artık önemi yok sanırım.

Hazır mısın?

Başlayalım.

Kurban Nina Stansfield'ı nereden tanıyordun?

O zamanki sevgilim onun bebeğine bakıyordu.

Sevgilinin adı ne?

Onu karıştırmak istemiyorum.

Hikâyeni onaylatmalıyız.

O zaman ceset yeter.

Sizi onlara götürürüm.

Nina Stansfield ile oğlunu öldürdüğünü itiraf ediyorsun.

Bakın, cinayetten suçluyum,

o yüzden mazeret uydurmayacağım.

Onu kendi bıçağımla bıçakladım.

-Sonra da bebeğini öldürdüm. -Neden?

Sadece 14 aylıktı, seni teşhis edemezdi.

Ne dersem diyeyim

öldüğü gerçeği değişmeyecek.

O yüzden bırakın, anlatayım.

Cesetlerini evden aldım.

Arabaya koyup boş bir arsaya götürdüm.

Çukur kazıp gömdüm.

Üç yıldır oradalar.

Şimdi yazayım mı?

Burada bir yerde.

Ama emin değilim.

Ken neden öteki arsaya gitti?

Ona anlattıktan sonra

cevaplamaya hazır olmadığım sorular sormaya başladı.

Sen de yalan söyledin.

Zaten kelepçe vurdunuz, biraz daha mı sıkacaksınız?

Bir şey buldum. Bir metre derinde, belki daha az.

Dikkatli olun.

Doğru olanı yaptın Darius.

Evet.

Ömrümün sonuna kadar hapse gireceğim.

Kendi isteğinle ortaya çıktın,

suçlarını itiraf edip bizi cesetlere getirdin.

Savcılık bunu göz önüne alacaktır.

Bunu cezamı azaltmak için yapmıyorum, sakın beni savunma.

Kardeşim ne kadar yalvarsa da.

Tamam, durun.

Yetişkin kadın, 30 yaşında, birçok kesik ve bıçaklama

yarası var.

Çürüme ileri düzeyde ama kalan dokularda

en az 15 tane saydım.

Çoğu da kendini savunurken ellerinde oluşan kesikler.

Ön kol kemiği, göğüs kafesi ve leğen kemiğinde de cinayet silahına uyan

darbe izleri var.

Yani büyük bir kuvvetle vurulmuş.

Sağlam organlar olmadan yürütebileceğim en iyi tahmin, kan kaybından öldüğü.

Ya bebek?

Havasız kalarak boğulmuş.

Çürümüş olmasına rağmen göz içi sıvısında kanama

ve ciğerlerde toprak buldum.

Adi herif bebeği diri diri gömmüş.

-Heshy. Nasıl yardımcı olabilirim? -Darius Parker'ın avukatıyım.

O zaman tek bir şey söyleyeyim. Anlaşma yok.

Öyle bir talebim olmadı.

Peki ne istiyorsun?

Hoş bir sohbetten zarar gelmez.

Peki.

Şu nasıl?

Müvekkilin genç bir anneyi gaddarca bıçakladı.

Sonra da cesedi ve kanlı canlı 14 aylık bebeğini evinden alıp

oğlanı diri diri gömdü.

İdam ettirmek için yanıp tutuşsam da

şartlı tahliyesiz müebbede de razıyım.

Çok etkileyici bir konuşma.

Maalesef kimse duyamayacak.

Taleplerimiz Casey.

Delilin geçersiz kılınması ve davanın iptali talebi mi?

HÂKİM LOIS PRESTON'IN ODASI 14 MART SALI

Sizi dinliyorum.

İki dakikanız var.

Müvekkilimin beşinci ve altıncı hakları ihlal edilmiştir.

Polis onu avukatsız sorgulamıştır.

Talep etmiş mi?

Hayır, Darius Parker'a hakları okundu, bir Miranda kartı imzaladı.

Usulüne göre görünüyor.

Polise süren bir davası olduğunu söylemiş.

Kayıttaki avukat benim. Nedense beni aramadılar.

Çünkü kimse mecbur değildi.

Teksas ve Cobb davasında

Yüksek Mahkeme, şüphelilerin avukat olmaksızın

başka suçlardan sorgulanabileceğine karar verdi.

Cobb davasındaki sanık, maktulün evini soyduğunu itiraf etmişti.

Bağlantı yok, dava yok.

Benimle gelin.

Darius Parker avukat istemedi.

Devam eden bir soygun suçlaması

ve duruşma tarihi olduğunu polise bildirdi mi?

Evet.

O zaman avukat istemesine gerek yoktu.

Hakkı olduğu ima edilmiş.

Polis sorguyu durdurup beklemeliydi.

Sadece zamana mal olurdu.

Bunda Bay Horowitz'e katılıyorum.

-Ama Sayın... -Polis sanığın avukatı olduğunu biliyordu

ama bunu göz ardı etti.

Bu, son zamanlarda çok sık oluyor ve beni rahatsız ediyor.

İtiraf geçersiz.

Sonucunda elde edilen tüm deliller de.

Hâkim itirafı geçersiz kıldı. Davam da gitti.

İki cinayeti itiraf eden adam nasıl bırakılır?

Kurbanların cesetleri geçersiz hâle geldiği için.

İkisini de yeniden gömüp baştan başlayamayacağımıza göre

bebeğin öldüğünü

ya da nasıl o hâle geldiğini bile kanıtlayamam.

Darius ne yaptığının farkındaymış.

İtirafı, pişmanlığı, bizi onları gömdüğü yere götürmesi.

-Sence tuzak mıydı? -Eminim.

İki cinayetten beş ağır suçla yargılanacaktı.

İçeride bir gün bile geçirmemek için size duruşması olduğunu söyledi.

Acaba avukatı mı akıl verdi?

Hiç kimse müvekkiline böyle bir riske girmeyi önermez.

Ayrıca kanunları benim kadar bilen birçok sabıkalı var.

Hapishanede birçok hukuk kitabı var.

Nina'nın öldürüldüğünü ceset olmadan, olay yerindeki

kan miktarıyla kanıtlarım.

Ama itiraf olmazsa başa döneriz.

Hiç olmamış gibi.

Komşuları sorgulayın, aileyle konuşun,

maktulün hayatını araştırın.

Ya Darius'ın Stansfield'ların bakıcısı olan sevgilisi?

Şüphelinin itiraf sırasında söylediği hiçbir şeyi kullanamayız.

O zaman başka yoldan bilgi alırız.

Oğlunu kastediyorsun, değil mi?

İlk kaynağa gitmemize engel olan bir şey yok.

İkisi hep yakındı.

Ken, Darius'ın sevgilisinin kim olduğunu söyleyebilir.

KAMPÜS KAFETERYASI HUDSON ÜNİVERSİTESİ

14 MART SALI

Olmaz.

Onun hapiste olması lazım.

Ona yeterince haksızlık etmedik mi? Bir darbe de ben mi vurayım?

Anlamıyor musun? Seni yalanıyla kandırdı.

Artık sadece tek bir cinayetle yargılanacak.

O küçük bebeği gömmesinin bedelini hiç ödemeyecek.

Neden?

Mahkemeye göre, itirafını ve cesetleri yasa dışı olarak ele geçirmişiz.

Yani duruşmada kullanamayız.

Maktulün oğlunun onunla aynı sırada kaybolduğunu söylememiz gerek.

Cesedini delil olarak kullanamayacağımız için

öldüğünü bilmiyormuş gibi yapmak zorundayız.

-Bu adil değil. -Kanunlar böyle.

Onu neden öldürmüş, biliyor musun?

Bunun için anneni suçlamak istiyorsun

ve gerçekten de hesap vermesi gerek.

Ama o kadını ölümüne bıçaklayıp

bebeğini sığ bir mezara gömen o değil. Bunu Darius yaptı.

Ne öğrenmek istiyorsun?

Darius'ın sevgililerini tanır mısın?

Evet.

Bu, Stansfield'ların bakıcılarının listesi.

Tanıdığın bir isim var mı?

Angela Boden.

Darius'a çıldırıyordu.

Hediyeler alıyordu. Para veriyordu.

Darius ona pek düşkün değildi ama davranış şekli hoşuna gidiyordu.

Çok yazık oldu.

Küçük Stevie tatlıydı. Uslu bir bebekti. Hiç ağlamazdı.

Ona ne kadar baktın?

Yaklaşık altı ay. Annesine dayanamadım.

Neden?

Nina kocasını aldatıyordu

ama hep benim telefonu ne kadar kullandığıma,

ne kadar yediğime, eve kimi aldığıma karışıyordu. Kart sürtük.

Ölünün arkasından konuşmamak gerek tabii.

Erkek arkadaşınla sorun yaşamış.

Kadın tamamen haksız sayılmazdı.

Darius fevriydi.

Onun yüzünden kovuldum.

Nasıl oldu?

Ona kadının nasıl olduğunu anlatırdım.

Hep dışarı çıktığını, bebekle vakit geçirmediğini.

Bir kere onu sokakta görüp sen kötü annesin, demiş.

Sonra onu eve çağırmamı yasakladı.

-Yine de çağırdın. -Erkek arkadaşımdı.

Görmek istiyordum.

-Yakalandın mı? -Hayır.

Minderlerin arasında onun bıçağını buldu.

Beni hemen kovdu. Darius'a bıçağı vermeyeceğini söyledi.

Bıçak mı taşıyordu?

İma ettiğiniz gibi değil.

O bir sanatçı.

Heykel yapması için hediye vermiştim.

100 dolar bayıldım.

Onu biriktirmek için o kadar çok çalıştım ki.

Bıçağına el konulduğunu duyunca ne tepki verdi?

Sizce?

Almaya gitti ama çok gecikti herhâlde.

Kaderin cilvesi.

Nina onun malına el koymasaydı

kocası o bıçakla onu öldürmeyecekti.

Kız arkadaşın imzalı ifadesini aldık.

Kurbanla şüpheli arasında yaşanan bir sürtüşme

ve cinayet silahının sahibi hakkında.

Suç mahallindeki DNA'sını da eklersek işi biter.

Polisler bu tanığı neden daha titiz sorgulamamış?

At gözlüğü. Kocadan şüphelenip başkasına bakmamışlar.

Olabiliyor Casey.

Dava açabilirsin ama bebeği de katabilir miyiz?

Avukatı yanındayken itiraf ettiremezsem hayır.

Bunun için de onunla anlaşman lazım.

Kabul etmesi için cezasında büyük bir indirim yapmak gerekir.

Bu da içime sinmez.

Bebeğin ölümü doğrulanmayacak olsa bile mi?

Öcü alınmayacak olsa da mı?

Sağlam fiziksel deliller,

tanık ifadeleri ve Stansfield bebeği söz önüne alındığında

müvekkilin çok uzun süre hapse girecek.

O kadar sevinme.

Kibir çekici durmuyor.

Özellikle senin yaşındaki kadınlarda.

-Darius, ben hallederim. -Neyi?

Bebekten bahsedemez.

-Yasa dışı toplanan bir delil o. -Bahsetmeme gerek yok.

Jüri, annesi öldürüldüğü sırada

bebeğin kaybolduğunu duysa yeter. Kendileri anlarlar.

Önemli değil.

Çocuk için bana suçlamada bulunamazsınız.

Acı veriyor, değil mi?

İstediğin kadar değil.

Yargılanacağın üç suçtan da azami ceza alacaksın.

Cinayet için müebbet düşünüyorum.

Cinayete teşebbüs ve darptan 30 daha...

Pazarlık kokusu alıyorum.

Hiç istemesem de, müvekkilin mahkemeye resmî beyan verip

her şeyi açıklarsa toplam 30 yılda anlaşabilirim.

Niyeti kanıtlayamazsın.

25 yıl ve şartlı tahliye ihtimali verirsen

konuşmaya başlayabiliriz.

Hayır. Konuşmayacağız.

Son teklifim bu.

Bizi yalnız bırakın.

Kimse bir yere gitmesin.

Anlaşma yapmayacağım.

Mahkemeye çıkmak istiyorum.

Avukatını dinle de kabul et şu teklifi.

Hadi oradan!

Kıçımı ye, hazır oradayken de

domal çünkü işini bitireceğim!

Senin asıl derdin, aile.

Tabii ki asıl derdim aile.

Her biriniz o mahkeme salonuna gelmek zorunda kalacaksınız.

Tanıklık etmeniz gerekecek.

Hayatlarınız ortaya serilecek, herkes sizi yargılayacak.

Bana ilk günden beri yaptığınız gibi.

Senin nasıl bir polis olduğunu,

koca ve baba olamadığını öğrenecekler.

Kardeşimin cinsel eğilimini

ve sizi kandırdığını öğrenecekler.

Eminim bu öğrenildiğinde herkes

onun neden dava edilmediğini merak edecek.

Polis babasının sizin ofiste dostları olduğunu düşünecekler Bayan Novak.

Umarım iyi bir açıklama bulursunuz.

Çünkü örtbas haberi çok iyi manşet olur.

İşe yaramaz bir anne ölmüş,

zavallı bebeği kaybolmuş, kim takar?

Gerçi bebek için böylesi daha iyi.

Evet, hapse gireceğim

ama sandığınız kadar uzun değil.

Çünkü Theresa Randall kürsüye çıkıp...

...gerçeği söylemek zorunda kalınca...

...o rezil sürtük, sefil hayatında ilk kez

beni kabul etmek zorunda kalacak.

Bakalım sonra bana burun kıvırabilecek mi.

Beni içeri atmak mı istiyorsunuz?

Buyurun, atın.

Çünkü hepinizi benimle beraber dibe çekeceğim.

-Burada ne işin var? -Ne yapabileceğime bakmaya geldim.

Darius.

İzlediğiniz öykü hayal ürünüdür. Gerçek kişi ve olaylara yer verilmemiştir.

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.