All language subtitles for Law & Order Special Victims Unit S07E17 Class 1080p AMZN WEB-DL DDP 5 1 H 264-CHDWEB (1)_track17_[tur]

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil) Download
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Ceza adalet sisteminde,

bilhassa cinsel suçlar menfur olarak kabul edilir.

New York City'de,

bu korkunç suçların soruşturmasıyla görevli olan dedektifler

Özel Kurbanlar Birimi adlı seçkin bir ekibin üyeleridir.

İzleyecekleriniz, onların öyküleridir.

Yavaş ol şekerim.

Sana bir şey vereceğim.

Selam yakışıklı.

Bu gece nasılsın?

İyiyim.

Adın ne tatlım?

-Lawrence. -Ben Vegas.

Bunu hiç yapmamıştım.

Merak etme bebeğim.

Vegas'ta olan,

Vegas'ta kalır.

Bu da neydi?

Benim sokağımdan çalışan bir sürtük olmasın da.

Ne halt ediyorsun?

Kaç tabii!

Mahallemde kimin çalışacağına ben karar veririm!

Tecavüz ve cinayet.

Yırtık pırtık kısa kıyafetler.

Âşıklar sokağındaki bir ızgaranın altına atılmış. Muhtemelen fahişe.

Kim ihbar etti?

Vegas. Dostane mahalle fahişesi.

Adamın yüzünü de, SUV'sinin plakasını da görmemiş.

Vegas kızı tanıyor mu?

Hayır ama bu sokakta çalışan çok yeni kız varmış.

Kızda cüzdan ya da çanta bulamadık.

DNA var mı?

Görünürde sıvı yok ama tırnaklarının altında bir şey var.

Parmak uçları epey zedelenmiş. Kan mı o?

Kırmızı boya.

Burada o renkte bir şey göremiyorum.

Öldürüldüğü yerden olmalı.

Boynunun iki yanında da el izi morluğu var.

Ne zaman boğulmuş olabilir?

Morluğun tonuna bakılırsa

gece yarısı, belki 00.30'da.

Kızı atmaya değil, gömmeye çalışıyormuş.

Tanıdığı biri mi acaba? Devamlı müşterisi?

Dedektif!

Aşağıda çantasını buldum.

Ruj, parfüm, nane şekeri

ve prezervatif var.

Fahişenin gece çantası mı?

Ehliyet yok ama üniversite kimliği var.

Hudson Üniversitesi.

Adı Caroline Pereira.

Çantada cep telefonu da var.

Yakında arama var mı?

Sonuncusu bu gece 23.15'te.

Özel numara. Sahibini araştırırım.

Ama biri telefon kamerasını da kullanmış.

İnsan mı bu?

İnsana benziyor. 00.07'de çekilmiş.

Warner ölüm saati gece yarısı civarı, dedi.

Belki Caroline katilinin resmini çekmiştir.

Büyütebilir misin?

Ancak bu kadar.

Cep telefonları çok düşük pikselle fotoğraf çeker.

Köşedeki ışık patlaması ne?

Flaş ya da yansıma olabilir.

Anlaşılmıyor.

Ailesine haber verdik.

Teşhis etmek için Lagrange'den geliyorlar.

Tam bir klişe.

Büyük şehirde çabuk para kazanmanın yolunu bulan küçük kasabalı fakir kız.

Üniversiteli bir kızın fahişelikle diploma aldığı görülmemiş değil.

HUDSON ÜNİVERSİTESİ VEZNEDARLIĞI 23 ŞUBAT PERŞEMBE

Caroline okurken çalışırdı.

Kafeteryada bulaşık yıkardı

ama bu dönem başında ayrıldı.

Bursun devam etmesi için çalışmaları şart değil mi?

Faturaları ödeniyorsa üniversitede çalışmaları zorunlu değil.

Kim ödedi?

Caroline. Nakit olarak.

O kadar parayı nereden bulmuş?

Bizi ilgilendirmez.

20 yaşında bir öğrenci 15.000 nakit getiriyor

ama siz umursamıyor musunuz?

Ödemeleri sadece alamadığımızda sorarız.

Derse gelmediklerinde öğrencilerinizi soruyor musunuz?

Ona biz bakmıyoruz.

Kampüste onu sizden

biraz daha iyi tanıyan var mı?

Oda arkadaşı var.

Gloria Culhane.

Caroline'la birlikte takılmazdık.

Kiminle takılırdı?

Hiç bilmiyorum. Ortamlarımız farklı.

Eminim. Güzel yüzük.

Teşekkürler.

Geçen dönem Fransa'daydım. Yerleşim formunu doldurmayı unutmuşum.

Bana burayı verdiler.

Burası Caroline'ın tarafı mı?

Evet.

Oda arkadaşısın. Hakkında bir şeyler biliyorsundur.

Tek bildiğim, sık sık dışarı çıktığı.

Nereye, bilmiyorum.

Geç mi gelirdi?

Çoğu zaman sınıfa dağılmış olarak gelirdi.

Her ne yapıyorsa para içinde yüzüyormuş.

Burada bin dolar vardır.

Bunu biliyor muydun?

Ailesinden geldiğini sanmam. Fazla paraları yoktu.

Üniversiteli bir kız anca uyuşturucu ya da kendini satarak bu kadar kazanır.

Erkek arkadaşı var mıydı?

Hayır.

Bu kim?

O Adam.

Erkek arkadaşı değil. Sadece liseden arkadaşı.

Onu nerede bulabiliriz?

Derstedir. O da burada okuyor.

İnanamıyorum.

Kel'le çocukluğumuzdan beri arkadaştık.

Ayakkabı kutusunda bolca parası vardı.

Nereden olabilir?

Yeni bir işe girmişti.

Ne işi?

Söylemedi. Neden?

Cesedini bilinen bir fahişe sokağında bulduk.

Olamaz.

Kel bunu asla yapmazdı.

20 yaşında bir kız o kadar nasıl kazanır?

Dedim ya, bilmiyorum.

Belki merkezde aklına gelir.

Tamam.

Dönem ödevi satıyordu.

Kopyacılığın tehlikeli olduğunu bilmezdim.

Okul çileden çıktı.

Soruşturuyorlar mı?

Evet.

İngiliz profesörü Dr. Faruk yürütüyor.

İntihal burada salgın gibi.

İnternet de öğrencilerin akademik çalışmaları alıp satmasını kolaylaştırdı.

Yakalanan var mı?

Şuna bakın.

Bir program tasarladım. Öğrencilerin çalışmalarını tarayıp

tekrarlanan kısımları ve özgün olmayan malzemeleri araştırıyor.

Dönem ödevlerini e-postayla atıyorlar, hepsini programa yüklüyorum.

Bakın.

Üç ödev karşılaştırılıyor.

Dördüncü pencerede, içerik örtüşmeleri ayrılıp maddeleniyor.

Mavi vurgulu kısımlar, olası benzerlikler.

Yeşil kısımlar çok şüpheli.

Kırmızı pasajlar da direkt eşleşmeler.

İntihal yapanı kanıtlayabiliyorsunuz.

Evet.

Ama bir sorun var.

Üç öğrenci de kopya çekmiş ama asıl ödevi hiçbiri yazmamış.

İkisinin üçüncüden kopya çekmediği ne malum?

Üçü de bu ölçüde yazacak kapasitede değil.

Ama asıl ödevi bulacağım.

Sonra da tüm suçluları atacağız.

Caroline Pereira.

Soruşturmada onun adı çıktı mı?

Hayır. Caroline geçen dönem dersimi aldı.

Mükemmel bir öğrenciydi. Çalışması tamamen özgündü.

Kopya çekmek için nedeni yoktu.

Bu ödevleri veren öğrencilerin isimlerini istiyoruz.

HUDSON ÜNİVERSİTESİ KAFETERYASI 23 ŞUBAT PERŞEMBE

Pepperoncini çılgın bir tat veriyor.

Sandviçin gücünün anahtarı.

Mark Duffy.

Konuşmalıyız.

-Priya? -Evet.

Şu sandviçi tamamlar mısın?

Ne istersiniz?

Yoğun gün galiba.

Hep yoğunum.

Ödevlere yetişemeyecek kadar mı?

-Konu ne? -Dönem ödevi satın almak.

Bir tane aldım ya.

Ondan mı?

Evet.

İngilizce dersinden biri beni Caroline'la tanıştırdı.

Bu artık

büyük bir suç falan mı?

Başım dertte mi?

Yardım edersen olmaz.

Teslimi nasıl ayarladınız?

Teslim olmadı.

Ödevi nasıl aldın peki?

Ona ödev konusunu gönderip

nasıl bir ödev istediğini söylerdin.

O da birkaç örnek gönderirdi.

A ve B sütunlarından birer tane sipariş ediyordun.

Öyle bir şey. Sadece beğendiğini ödüyordun.

Nakit mi?

İnternetten bir paymepronto.com hesabına.

Ücreti ne kadardı?

Ödev başına 200 dolar.

Pahalıymış.

Tıp öğrencisiyim.

Saçma bir İngilizce ödevi için

Periler Kraliçesi'ni okuyup erdem imajını yazmaya vaktim yok.

Sen de Caroline'den alıyordun.

Herkes kazanıyordu.

Caroline kaybetti.

Dün gece öldürüldü.

Gitmeliyim.

Bir dakika. Neden birden ürktün?

Brian yüzünden.

Hangi Brian?

Townsend.

O da Faruk'un İngilizce dersinde.

Caroline'den birkaç ödev almıştı.

Soruşturmayı duyunca çok gerildi.

"Gerildi" de ne demek?

Sorunu halledeceğini söyledi.

Peki, birkaç ödev satın aldım.

Etik kural ihlali, suç değil.

Cinayet suç ama.

Caroline dün gece öldürüldü.

Sorunu halledeceğini söylemişsin.

Onu öldürmedim.

Rüşvet verecektim.

Susması için bin dolar teklif ettim.

Parayı aldı mı?

Hayır, bana güldü.

Kocaman elmas yüzüğünü sallayıp

beni susturmak için bin dolar yetmez, dedi.

Gloria'daki yüzük olmalı.

Gloria mı?

Oda arkadaşı mı?

Beni mi kötü sanıyorsunuz?

Gloria, Caroline'den herkesten çok ödev aldı.

Ödü kopuyordu.

HUDSON ÜNİVERSİTESİ FELSEFE BÖLÜMÜ DERS SALONU, 23 ŞUBAT PERŞEMBE

Edmund Husserl'ın saf bir pozitivist olarak

kötülendiğini duymak sıra dışı değil.

Ancak bu, fenomenolojisinin

Fransız düşünce ilkelerindeki etkisini yok saymaktır.

Ayağa kalk.

Anlamadım?

Gidiyoruz. Konuşmalıyız.

Hiçbir yere gitmem.

Tatlım, seni tutuklayıp kelepçeleyerek mi götürelim istersin?

Bence de hayır.

Böldük, kusura bakmayın.

Okulu bırakmayın.

Çok saçma.

Kimseyi öldürmem. Sağ olun, almayayım.

Caroline'ın yüzüğünü nereden buldun?

Şifonyerinde duruyordu.

Dün gece neredeydin?

A cappella provasında. Sorun.

Soracağız tatlım. Merak etme.

Tamam, Caroline'ı sevmediğim sır değildi.

Ama öldürmek için nedenim yoktu.

Bütün ödevlerini o yazıyormuş. Okul soruşturuyordu.

Atılmak üzereydin.

Hudson kimseyi atmaz.

Yüksek notlar aileleri mutlu eder, mutlu aileler de iyi bağış yapar.

Seninki gibi.

Ailenin adına bir bina var.

İki de kanat. Hastanede ve müzede.

Okuldan atılıp parlak geleceğini

mahvetmek istemezdin.

Caroline'da numaran vardı. Konuşursa atılırdın.

Caroline'ı öldürmüş olabileceğimi cidden düşünüyor musunuz?

Bak ne diyeceğim.

Ailene soralım, bakalım ne düşünüyorlar.

Daha da iyisi, Ledger'ı arayalım.

"Culhane'in varisi cinayet soruşturmasında."

-Çok satar. -Durun.

Kimseyi aramayın.

Mazeretini kontrol edeyim.

Ne var?

Caroline zengin ve ünlü bir adamdan yüzüğü söğüşlediğiyle övünüyordu.

Adam çok kızmış. Belki o öldürmüştür.

Yüzüğü çaldığı adam kimmiş?

Ertesi sabah uyanınca yüzüğün yokluğunu hissedeceğini söyledi.

Mazeretimin doğru çıkacağını söylemiştim.

Indigo Girls'ü beşli armoniyle söylemek. Acı verici.

Yine konuşmamız gerekecek gibi.

O yüzden Fransa'ya falan uçma.

Polis, komedyen. Yapamadığın bir şey var mı?

Yok. Asansör hemen ileride.

Yüzükten şüphelenmiştim.

Birkaç kulüpte korumalık yapan bir arkadaşla konuştum.

Çift D imiş.

Yüzüklerin ölçü sistemi farklı sanıyordum.

Diamond Dov anlamında Çift D.

Diamond Dov kim?

İsrailli bir adam. Yıldızların kuyumcusu.

Aktörler, müzisyenler, profesyonel sporcular arasında popüler.

Caroline fuhuş yapıyorsa

belki sarhoş bir müşterinin parmağından çalmıştır.

Evet, sabaha yokluğunu hissedecek zengin ve ünlü bir müşteri.

Yüzüğü geri almak için buluşma ayarlıyor.

Eli boş gelince kendini kaybediyor.

Değeri ne kadarmış?

Aşağı yukarı 100.000 dolar.

Şantaj güçlü bir gerekçe.

Özel yapıldıysa Diamond Dov kime yaptığını söyleyebilir.

Böyle güzel parçalar için zenginler sana akın ediyordur.

Ediyorlar tabii.

Sadece en iyi taşları kullanırım.

Sanat icra ediyorum.

Dünyanın dört bir yanında koleksiyoncum olan ünlüler var.

Eserlerim filmlerde, televizyonda, rap ve dans müziklerinin

kliplerinde kullanılıyor.

Memnun müşterilerim sağ olsun.

Bunu hangi memnun müşterin aldı?

Beni papaz mı sandınız?

Kusura bakmayın

ama müşterilerimin kişisel bilgilerini vermem.

Beni ondan seviyorlar.

Dosyalarına

el koyduğumuzda Vergi Dairesi de sever.

Tamam. Sakin olun.

Bu yüzüğü bir futbolcuya yaptım.

Franklin. Roddy Franklin.

İşte. Şimdi oldu mu?

Oldu.

Roddy Franklin, New Jersey'nin dış açığı.

Geçen sezon 1000 yarda, dokuz sayı.

Hadi, imzasını isteyelim.

RODDY FRANKLIN HASBROUCK'UN EVİ NEW JERSEY, 24 ŞUBAT CUMA

Polisi severim ama bağışlarla menajerim ilgileniyor.

Onun için gelmedik.

Çocuklar.

Çocuklar!

Bana bakın.

Mutfağa, annenizin yanına gidin.

Tamam baba.

Onları şekerle besleyip deli gibi koşturduklarında da

şaşırmış gibi yapıyor.

Nasıl yardımcı olabilirim?

Bu senin mi?

Evet. Nereden... Bunu nasıl buldunuz?

Önce nerede kaybettiğinle başlayalım.

Bilmiyorum ki kardeş. Çok seyahat ediyorum.

Peki kardeş.

İki gece önce nereye gittin?

Karımla çocukları büyükannelerine götürdük.

Eşine doğrulatabilir miyim?

Tabii.

Konu ne?

Bu kızı tanıyor musun?

Hayır, hiç görmedim.

İki gece önce çocukları anneme götürdük.

Emin misiniz?

Evet, eminim.

Neden?

Bir cinayet soruşturması sırasında eşinizin yüzüğünü bulduk.

O şey.

Çalındığını söylemişti.

Ben de "Tabii ki." dedim.

İlk evimizden daha pahalı bir yüzük alması aptalcaydı.

Yüzüğün onun yurt odasında bulundu.

O zaman o bulmuştur.

Geri getirdiğiniz için sağ olun.

Adını verin, ödül göndereyim.

Caroline Pereira adına öbür dünyaya yolla.

Ne, ölmüş mü?

İki gece önce cesedini bulduk.

O şekilde bulmanıza çok üzüldüm.

Üzgünüm, cinayette delil.

Katili bulana dek beklemelisin.

Adam 100 binlik yüzük kaybettiğini bildirmemiş bile.

İnandın mı?

Karısı doğruladı

ama onu korumaya alışkın olduğunu sezdim.

Caroline'ın para babası olabilir mi?

Caroline âşık olur, karısına söylemekle tehdit eder.

Caroline çok şaşaalı bir yuvayı yıkabilirmiş.

Franklin'e dair ne biliyoruz?

Nasıl tanınıyor?

Birkaç yıl önceki striptizci olayından bu yana gözden uzak yaşıyor.

Striptizci olayı neymiş?

Karısı yakalamış.

Uçak gemisinden daha pahalı bir elmas kolyeyle gönlünü almış.

Belki bu ilişkiyi telafi etmeye parası yetmeyecekti.

Caroline yok olmalıydı.

İkisi yok olmayı alışkanlık hâline getirmiş.

Caroline'ın kredi kartı ekstresi.

Çoğu üniversite çevresindeki mağaza ve restoranlar.

Ama Atlantic City'deki bir eczanede iki harcama var.

Aynı hafta sonu Roddy Franklin Atlantic City'nin hemen dışındaki

benzinliğe uğramış.

Metresini götürmeye uygun bir yer.

Ünlü biri orada o kadar dikkat çekmez.

İnsanlar dilini tutar.

Yirmibir oynamaya vaktiniz kalırsa

beş dolarlık masalardan ayrılmayın.

24 ŞUBAT CUMA

Tabii. Bay Franklin kumarhanemizin devamlı konuğudur.

En son ne zaman geldi?

Ünlüler poker turnuvasında.

Ne zamandı?

Hafta sonu...

Ayın yedisinde. İki ay önce.

Caroline'la aynı hafta.

Onu bu kızla hiç gördün mü?

Tabii. Sonunda ona yetişti mi?

Olabilir. Kız öldü.

Neden olabilir?

Şunu görmelisiniz.

Bu, özel oyunlarımızdan biri.

Üst katta. Sadece yüksek bahisçiler için.

İşte Caroline ve Franklin.

Bay Franklin, yardım maçından sonra oynamak için buraya geldi.

Caroline oyuna nasıl girdi?

İki haftada bir hafta sonu gelir. Oda ve yemek masrafını karşılarız.

İşte.

Caroline elini artırınca Franklin ortaya yüzüğünü koyuyor.

Mantıksız da değil.

Valeye kadar sıralı kartı var. Harika bir el.

Ama ters köşe oldu.

Caroline'da papaz sıralısı vardı.

İşte o zaman kazandı.

Bakın, yüzüğü takıyor.

Sonra ona sataşıyor.

Franklin pek mutlu görünmüyor.

Haklısın.

NEW JERSEY BELEDİYE SPOR ARENASI SOYUNMA ODASI, 25 ŞUBAT CUMARTESİ

Koştum.

Herif bir adım attı. Topu fırlattı.

Kaskımın arkasına taş gibi çarptı.

Selam Roddy.

Buyurun?

Bizimle gel. Arabada açıklarız.

Sorun yok çocuklar. Polis yüzüğümü bulmuş da.

Bulduğumuz tek şey o değil.

Konuşmaya başlamazsan başın fena derde girecek.

Ne hakkında?

Caroline Pereira.

Atlantic City'de poker oynarken görüntüleriniz var.

Neden yalan söyledin?

Çünkü orada olmamam gerekiyordu.

Ligler kumar yüzünden beni deneme süresine aldı.

Ünlü turnuvalarında oynatmalarının tek nedeni,

paranın hayır işine gitmesi.

En sevdiğin hayır işin Caroline mıydı yani?

Yüzüğü ona mı bağışladın?

Bağışlamadım.

Masada beni dolandırdı.

Bakın,

komisyon bunu öğrenirse

bir sürü ceza ve oyundan uzaklaştırma alırım.

Şu anda cinayetle suçlanıyorsun dostum.

Ne?

Hayır, bakın. Yanlış adama geldiniz.

Sana neden inanalım?

Çünkü yapanı biliyorum.

Söyle Roddy, kızı kim öldürdü?

Yer altı poker oyunu düzenleyen bir adam.

Onun da mı havalı yüzüğünü kazandı?

Hayır dostum. Bakın,

şöyle oldu.

Yüzüğümü satın almaya çalıştım ama satmadı.

Geri kazanmamı istedi.

Oynamayı sürdürecektin.

Başka ne yapabilirdim?

Onu şehirde özel bir oyuna davet ettim.

-Ama tilki gibiydi. -Seni yine yendi.

Beni ve kulüpteki herkesi. Müdavim oldu,

ben de er ya da geç benim olanı alırım, dedim.

Ama o payına düşeni aldı.

Birkaç gece önce Caroline'ın şansı kötü gitti.

Kasaya 150 bin borçlandı.

Oyunu düzenleyen adam onu tehdit etti.

Parayı 24 saat içinde ödemezsen karışmam, dedi.

Adamın adı ne?

Riley.

Çok soğukkanlıdır.

Adam öldürüp sonra pizza söyleyecek bir tip.

Oyun nerede?

Kumaşçılar bölgesi, 38. Cadde'de.

Cesedin bulunduğu yerden üç sokak ötede.

Polis! Olduğunuz yerde kalın.

Neler oluyor?

-Riley sen misin? -Evet.

Sağırsanız tekrarlıyorum. Burada neler oluyor?

Tutuklusun.

-Neden? -Yasa dışı poker oyunu düzenlemekten.

Nereye gidiyorsun tatlım? Vardiyan bitmedi.

-Gel. -Büyük hata yapıyorsunuz.

Bu bir arkadaş toplantısı.

Arkadaşlar birbirinin birikimini çalmaz.

-Fin, gel. -Onu arabaya bindirin.

Tamam. Gidiyoruz.

Ne buldun?

Duvar bak.

Caroline'ın tırnak altlarındaki kırmızı boya.

Riley onu burada öldürmüş.

Ölü kız falan tanımıyorum.

Burada ne işim var, onu da bilmiyorum.

-Avukatımı çağırın. -İhtiyacın olacak.

Duvardaki boya eşleşti ve 150.000 dolarlık cinayet gerekçen var.

Kesinleşti sayılır.

Kesinleşen neyse al da kıçına sok.

Ne dedin?

Fin, Elliot.

Odama.

Bu, Tom Cole.

Gizli Servis'ten.

Şaşırtıcı bir haberi var.

Riley bizden.

Muhbir mi?

Ajan. Adı Doug Kirsten.

Bir vakada uzun süredir çalışan gizli ajan.

Hedef ne?

Yer altı kumar kulüpleri ile iç ve dış organize suçlarla bağlantıları.

Şehirdeki onca kumarhane içinde sizinkine denk geldik.

Katiliniz Ajan Kirsten değil.

Sizi bilgilendirir

ama soruşturmanın bütünlüğünü korumalıyım.

Kimliğini açık etmeden nezaretten çıkarın.

Müvekkilim dava açmazsa şanslısınız.

Avukatım yarın komiserle görüşecek.

Dürüst bir iş adamını

taciz edeceğinize gerçek suçları çözün.

Sakin ol sert çocuk.

Benimle konuşma şerefsiz. Yanlış adama bulaştınız.

Kumarhane işletmek yasa dışı.

Kumarhane işleten kim?

Dostlarımı ağırlıyordum.

Atrium, 56. ve 5. Cadde kesişimi, yarın sabah dokuzda.

6 DOĞU 56. CADDE 26 ŞUBAT PAZAR

Kız öldüyse neden bildirmedin?

15 aylık soruşturmayı riske atamazdım. Bir korumam oradaydı.

Yanında kimliğini açık edemezdin.

Oyunun yakınında ceset bulunamazdı.

Soruşturma önce gelmeliydi.

Sen de kızı ızgaranın altına mı attın?

Delilleri korumaya çalışıyordum.

Yaptığımla övünmüyorum

ama mecburdum.

-İşimin parçası. -O gece ne oldu?

Caroline kulüpten çıktıktan sonra

ara sokakta bağrışmalar duydum.

Oyuncular baskın sanıp huzursuz oldular.

Ben de bir korumayla çıktım.

Ölmüştü, katili de ortada yoktu.

Atlantic City'de çok aktifmiş. Başka yerde oynuyor muydu?

İnternette.

Şehirdeki yer altı oyunlarını öğrenmek için oyuncuların ağzını arardı.

Caroline bana geçen hafta

en sevdiği online site olan pokerfastlane.com'dan atıldığını söyledi.

Sadece hile yapanı atarlar.

İnternette nasıl hile yapılır ki?

Gerçek hayattaki gibi.

İki kişi, ayrı bilgisayarlarda oturup

aynı anda aynı online odada oynarlar.

Bilgi paylaşırlar.

Kasten el kaybederler.

Caroline'ın gizli bir ortağı olabilir.

Belki ona kaynak sağlıyordu.

Sana borçlu olduğu 150.000, ortağının cebinden çıkacaktı.

Caroline öldü ve gizli ortağının kimliği belirsiz.

Borç silinecekti.

Güçlü bir cinayet sebebi.

İşte Caroline'ın pokerfastlane.com'daki hesap bilgileri.

HESAP: CAROLINE PEREIRA

Hesabı sonlandırılmadan önceki

üç aydaki hesaba giriş çıkış kaydı.

Ne gösteriyor?

Caroline siteye her girdiğinde

Jack King kullanıcı adlı bir oyuncu da girmiş.

Jack King mi?

Kod adı olmalı. İzini sürebilir misin?

Kumar hesabına havale yapmak için

izi sürülemeyen bir e-posta adresi kullanıyor.

Adamın elektronik poker yüzü var.

Ama kumara bağımlıysa o masadan asla vazgeçemez.

Nefsine hâkim olamaz.

Onu ortaya çıkaralım. E-postayla pokere davet edelim.

Davet tanıdığı birinden gelmeli.

Yoksa neden cevap versin?

Caroline'ın oyununu düzenleyeni tanıyor.

Riley'ye e-posta attıralım.

Artırıyorum.

Görüyorum ve beş artırıyorum.

Görüyorum.

Varım.

Evet?

Jack King.

Oyuna geldim.

Hoş geldin.

Çekiliyorum.

Merhaba Jack.

Adam?

Üzgünüm dostum. Gidemezsin.

Buna kandığıma inanamıyorum.

Blöf yapmayı bilen sırf sen değilsin.

Adam Halder, Caroline Pereira'yı öldürmekten tutuklusun.

Selam, baktım.

Sağ ol.

İşe yarar bir şey var mı?

Pek sayılmaz.

Adam'ın ailesi varlıklı değil.

Babası depoda, annesi çörekçide çalışıyor.

Adam'ın sabıkası bile yok.

Düşündüğüm gibi.

Neden bana kontrol ettirdin?

Çocuğu tanımak istiyorum.

Acıklı hikâyeler bulmayı genellikle avukatlara bırakırız.

Hayır.

Ne kadar şey bilirsem o kadar kolay konuştururum.

O bir katil.

Borcunu silmek için Caroline'ı öldürdü.

Bundan ötesi var.

Ne olmuş?

-Susamadım, demiştim. -İç.

Rahatlarsın.

Asla rahatlamayacağım.

Adam, bu işi uzun süredir yapıyorum.

İyi bir çocuk kötü bir durumun

içine çekildiğinde anlarım.

Konuş benimle.

Caroline çocukluğumuzdan beri en iyi arkadaşımdı.

Tek isteğimiz, Lagrange'den kurtulmaktı.

İlk adım da aynı üniversite miydi?

Ama Hudson daha iyi değildi.

Hâlâ köyden gelen fakir çocuklardık.

Bulaşık yıkayıp yemek servis ediyorduk.

Zor gelmiştir.

Caroline dayanamadı.

Dönem ödevi satmaya başladı.

Poker ortaklığımızı o zaman başlattım.

Peki,

nasıl yapıyordunuz?

Farklı kulüpleri incelerdik.

Müdavimlerle ilgili bilgi takas edip

her ay yer değiştirirdik.

Para akıyordu.

Caroline okul harcını ödemiş.

Sen ne yaptın?

Lüks hayat.

Kulüpler, restoranlar,

konserler.

Zenginlerle takıldım.

Artık onlar için çalışmıyordun.

Artık görünmez değildim.

Diğer tarafta değildim.

Yepyeni bir hayatım vardı.

Sonra Caroline her şeyi mahvetti.

Yani...

Ona işleri ağırdan almasını söyledim.

Açgözlü olmamasını.

Ama seni dinlemedi.

Her şeyi kaybedecektim.

O gece gelen telefon senden miydi?

Evet.

Bütün parayı kaybettiğini söyledi.

Sadece kaybetse iyiydi.

Bizi öyle bir borca sokmuştu ki asla çıkamazdık.

Geleceğini mahvetmesine engel olmalıydın.

Kafeteryaya dönüp

yeni arkadaşlarına yemek servisi yapamazdın.

Yeniden görünmez olamazdın.

Evet.

Ortaklığınızı bilen yoktu.

Borcun sana düşen yarısını.

Sen de en iyi arkadaşını boğdun.

Kazaydı. İsteyerek olmadı.

Avukata ihtiyacın var.

Casey.

-Geç kaldım. -Uzun sürmez.

Adam Halder'la ilgili konuşacaktım.

Ne olmuş ona?

Ona anlaşma teklif etmeyi düşünür müsün?

Cinayeti itiraf etti.

Bunu inkâr eden yok ama bence hoşgörüyü hak ediyor.

Gerçek Dedektif Stabler nerede?

Yapma ama.

Bu çocuğu tanıyorum.

-Sen de tanıyorsun. -Nasıl?

Aynı ortamlardan geldik.

Hudson'a girmek için kıçını yırtıyor,

zengin çocukları ona bok gibi davranıyor.

Nasıl bir histir, bilirsin.

Evet! Hukuk fakültesinde garsondum, sınıf arkadaşlarıma hizmet ederdim.

Berbattı ama kimseyi öldürmedim.

En azından iyi bir avukat tutmasını sağlar mısın?

Tamam, birini ararım.

SUÇ BEYAN DURUŞMASI, 46. KISIM 27 ŞUBAT PAZARTESİ

Selam Casey.

Walter. Burada ne işin var?

Adam'ın seni tutmaya gücü yeter mi?

Seni görmek de çok güzel.

Davayı ücretsiz üstleniyorum.

Adam beni aradı. Poker kulüplerinden tanışıyoruz.

Başlıyoruz.

Duruşma açılmıştır.

Hâkim Lena Petrovsky kürsüdedir.

İlk dava, 262 ile biten dosya. Adam Halder aleyhindeki kamu davası.

İkinci dereceden cinayet.

Sanığın beyanı nedir?

Suçsuzum.

Akıl hastalığı nedeniyle.

Ne hastalığı?

Kumar bağımlılığı.

Zekice savunma, değil mi?

Şaka mı bu? Saçmalık, biliyorsun.

Gerçek bir sorun.

Ülkedeki yetişkinlerin yüzde ikisi kumar bağımlısı.

Bu yüzden cinayet işlemiyorlar.

Cinayet gerekçesi olduğuna inanmıyorum, jüri de inanmaz.

Jürideki 12 kişiden

en az birinin hayatı kumar bağımlılığından etkilenmiştir.

Duruşmaya gidersek ve tanıklarımı dinlerlerse

davayı kaybedersin.

Anlaşma yap Casey.

Hiç sanmıyorum.

DURUŞMA, 46. KISIM 8 MART ÇARŞAMBA

Adam Halder kampüs kart kulübüne üye mi?

-Artık değil. -Neden?

İşi ilerlettiğini söyledi.

Bizim bahislerimiz az geliyormuş.

Ne kadar az?

50 dolar civarında.

Sınırımızı biliyoruz.

-Ya Adam? -Asla.

Kontrolden çıkmıştı.

Sanırım müptelaydı.

-Üniversite yüzünden mi? -İtiraz ediyorum.

Geri aldım. Sorum yok.

Adam'ın kontrolden çıktığını söyledin. Hangi açıdan?

Bahsi artırır, kasadan ödünç alıp daha fazla artırmaya çalışırdı.

İnsanlarda olmayan parayı almaya çalışırdı.

Çılgınlıktı.

Sen de oynuyorsun. Hiç Adam gibi kendini kaptırdın mı?

Hayır.

Hiç masada büyük paralar kaybettin mi?

Tabii, herkes gibi.

Borç ödemekten yırtmak için birini öldürdün mü?

İtiraz ediyorum, tanık yargılanmıyor.

Kabul edildi.

Başka sorum yok.

Kampüs kulüp kartının finansörü kim?

Hudson Üniversitesi.

Resmî bir öğrenci örgütüyüz.

Her dönem ne kadar para veriyorlar?

2000 dolar kadar.

Keçe örtü, fiş, kart ve el ilanı fotokopi masraflarını karşılıyor.

Hudson Üniversitesi'nin Adam'ı bağımlı yaptığı söylenebilir.

İtiraz ediyorum.

Başka şekilde sorayım.

Bayan Novak'e Adam'ın pervasızca bahis artırdığını

ve sence bunun "çılgınca" olduğunu söyledin.

Adam'ın delirdiğini mi kastettin?

Evet.

Neden?

Bir kez art arda el kaybedince

kendini kaybetti.

Üç masayı devirdi. Güvenliği çağırdık.

Başka sorum yok.

"Ben demiştim." demek istemiyorum.

İyi, öyle tipleri sevmem.

Ama anlaşmayı kabul etmeliydin.

Gece rahat uyumayı yeğlerim. Savına inanmıyorum.

Bu gerçek bir sorun Casey.

Sarhoş sürücüler alkollüyken adam öldürür.

Adam, Caroline Pereira'yı öldürürken kumar oynamıyordu.

Uyuşturucu kullanmamıştı. Tam kontrol sahibiydi.

Kumar bağımlılığından hiç haberin yok, değil mi?

Geçen yıl online poker oynarken bir gecede 30.000 dolar kaybettim.

Ertesi gece kaybı kapatmak için 40.000 dolar daha kaybettim.

Karım laptopumu çöpe atıp

beni terapiye yolladı. Oynamaya devam ettim.

Nasıl durdum, biliyor musun?

Tefeciler bacaklarımı kırdı.

Ama tefecilere borcunu ödemek için sigorta parası uğruna karını öldürmedin,

değil mi?

Aklını kaçırmadın.

Kumar bağımlılığı mı?

Camp sahtekârın teki.

Jüri inanabilir.

Belki de inanmalılar.

Kumar bağımlıları parasız kalıp

ailelerini de dibe çekerler.

Kumar bağımlılığı, uyuşturucu ve alkol kadar yenilmesi zor.

Ama uyuşturucu ve alkol beyni etkiliyor.

Kumar da öyle.

Kazanma beklentisiyle dopamin seviyesi tavan yapar.

Kumar bağımlıları da alkolikler gibi kafa bulma peşindedir.

Sence Adam bir bağımlı.

Davranışı bu teşhise uyuyor.

Bunun kumarla ilgisi yok diyorum.

Bu çocuğa neden taktın?

Adam'ın yaşındayken amcamın barında çalışırdım.

Bir gece arkada çöp boşaltırken iki zengin züppe üstüme saldırdı.

Onları tanıyordum çünkü o gece içki servisi yapmayı

reddettiğimde yüzüme tükürmüşlerdi.

Kimlikleri yoktu.

Yerde yuvarlanıp yumruklaşırken

bir şişeyi kaptığım gibi birinin kafasına geçirdim.

Neredeyse ölüyordu.

Polis geldi, hikâyemi anlattım, beni eve yolladılar.

Ertesi gün iki dedektif kapıma gelip beni tutukladı.

Kendini savundun diye.

Çocuğun babası sosyetik bir hukuk firmasının ortağıymış.

Savcılıkta dostları varmış.

Babam polis akademisinden eski bir dostundan rica edip

olayı kapattırdı.

Mesele sadece kendini savunma değilmiş.

Kızmışsın.

Çocuk yüzüme tükürdü.

Bana işçi sınıfı bir süprüntü gibi davranabileceğini mi sandı?

Hayır.

Adam gibi.

Bunu yapacak kadar kızmış olmasını anlıyorum.

Bu, kızı öldürmesine mazeret değil.

Adam'ı mahkûm ettirmek için jüriyi suçuna odaklamalıyım.

Öfkesini ortaya çıkar.

Adam'ın Caroline'ı bağımlılıktan değil,

öfkeden boğduğunu göster.

DURUŞMA, 46. KISIM 9 MART PERŞEMBE

O gece gizli numaradan

Caroline'ı aradın.

Evet.

Neden?

Hatırını sormak için.

Çok düşünceliymişsin.

Ne dedi, hatırlıyor musun?

Beni görmesi gerektiğini söyledi.

Neler hissettin?

Biraz gerildim.

Gerildin mi?

Yani gerildiğini hatırlıyorsun.

Ama o ana kadar zihnin açık ve odaklıydı.

O noktada, evet.

Oraya gittiğinde ne dedi?

150.000 dolar kaybettiğini söyledi.

Bunu hatırlıyor musun?

Evet.

Başka ne dedi?

Borcun yarısının benim olduğunu Riley'ye söyleyecekti.

O geceyi epey net hatırlıyor gibisin.

Sonra ne oldu?

Tartışmaya başladık.

Birden beni itti.

Sen de onu ittin.

Evet, duvara doğru.

Yani onu duvara ittiğini özellikle hatırlıyorsun.

Sonra ne oldu?

Düştü.

Kalkmaya çalıştı ama onu tekrar tekrar ittim.

Ya sonra?

Bağırmaya başladı, onu susturmalıydım.

Nasıl yaptın?

Ellerimle boynunu sardım.

Aklından ne geçiyordu?

Hiç. Başım dönüyordu.

Boynunu giderek daha da sıktım.

Sonra parlak bir ışık belirdi, her yer bembeyaz oldu.

Onu boğmuş olmalıyım.

Olmalıyım mı?

Hatırlamıyor musun? Çünkü daha demin

zihnin gayet açıktı ve geceyi net olarak hatırlıyordun.

Evet ama her şey değişti.

Caroline öldüğü için her şey değişti.

Hayır, her şey bulanıktı.

Demin zihninin ne kadar açık ve odaklı olduğunu anlattın.

Hayır, o önceydi. Lütfen, kazara oldu.

Kazara boğma mı?

Yemin ederim, onu öldürmek istemedim.

Üzgünüm.

İstemeden oldu.

Üzgünüm.

Savcılığın ikinci delili.

Caroline'ı öldürdüğünde bu yüzük parmağında mıydı?

İtiraz ediyorum.

Ne ilgisi var?

İzin veriyorum.

Evet, parmağındaydı.

Caroline'ın oda arkadaşı Gloria Culhane'le ilişkin ne?

Anlamadıysan soruyu tekrarlayabilirim.

Gloria kız arkadaşım.

Başka sorum yok.

Ara talep ediyorum Sayın Hâkim.

Yarın sabah devam ederiz.

Nereden bildin?

Vay canına.

Köşedeki pırıltıya bak.

Caroline'ın yüzüğünden yansıyan parlama.

Caroline, Adam'ı ara sokakta saldırırken

çektiğinde de aynısı olmuş.

Tuhaf. Bunu neden yapsın?

Birinin canını almasını engellemek için son çaba olarak

birçok şey mantıklı gelebilir.

Caroline fotoğrafı çekerken bu yüzük parmağındaydı.

Neden bahsettiğinizi bilmiyorum.

Tabii biliyorsun.

Adam erkek arkadaşın.

Öyle diyemem.

-O dedi. -Yalan söylemiş.

Yalancı sensin.

Caroline'ın yüzüğünü şifonyerde bulmadın.

Peki, yüzüğü Adam verdi.

Yani onu öldürdüğünü biliyordun.

-Öyle mi? -Kes sırıtmayı.

Cinayetin suç ortağısın prenses.

Bana karşı deliliniz yok.

Adam gibi fakir bir çocuk senin gibi bir kızı nasıl tavladı?

Hak etti. Bana güzel şeyler aldı.

Dışarıya çıkardı.

Bana hak ettiğim gibi davrandı.

Belli bir yaşam tarzım var.

Adam beni istiyorsa ihtiyaçlarımı karşılamalıydı.

Ne pahasına olursa olsun, değil mi?

-Neyse ne. -Caroline onu borca soktuğunda

sana harcayacak parası kalmayacaktı.

Yeniden bulaşıkçı olması gerekse de

onunla kalacağını mı söyledin?

Yoksa Caroline'ı öldürmesini mi?

Dediklerinizi hiç anlamıyorum.

Adam kumara bağımlı değil. Sana bağımlı.

Bunu anlaması o kadar zor mu?

Adam kendi hata yaptı. Her şeyi kaybetmeyi göze aldı.

Beni kaybetmeyi de.

Çok öfkeliydi.

Ne kadar öfkeli?

Aklını kaçırmıştı. Onu hiç öyle görmemiştim.

Adam o gece seninle iletişime geçtiğinde ne oldu?

A cappella provasındaydım.

Bana mesaj atıp dışarıda buluşmak istedi. Çıktım.

Kendinde değildi.

Gloria, lütfen sus!

Bay Halder, kendinize hâkim olun.

Caroline'a zarar vermek için şehre ineceğini söyledi mi?

Mecbur kalabileceğini söyledi.

Seni seviyorum! Yapma bunu!

Bir taşkınlık daha yaparsa sanığı salondan attırırım.

Adam, lütfen.

Adam başka bir şey söyledi mi?

Caroline çenesini kapamazsa onun yerine

kapatacağını söyledi.

Bence kararını vermişti.

Başka sorum yok.

İkinci dereceden cinayet suçlamasında kararınız nedir?

Sanığı suçlu bulduk.

Hizmetiniz için teşekkürler. Duruşma bitmiştir.

Bunu bana nasıl yapabildin?

Bunu sen kendine yaptın.

Zalimceydi.

Ne olmuş?

-Bunda parmağın vardı. -Ellerim temiz.

Hayır, değil.

Adam'ın sana verdiği yüzük çalıntıydı.

C sınıfı ağır suç. Cezası 15 yıl.

Ne diyorsunuz? Caroline ölmüştü.

Yüzük senin olmamıştı.

Adam'ın çaldığını bile bile ona el koydun.

Delilik bu!

Hapishanede elmas yüzüğe izin vermezler.

Gümüş bileziğe talim edeceksin.

BU ÖYKÜ KURGUDUR. GERÇEK KİŞİ VE OLAYLARLA BİR İLGİSİ YOKTUR.

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.