Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
BU ÖYKÜ KURGUDUR. GERÇEK KİŞİ VE OLAYLARLA BİR İLGİSİ YOKTUR.
Ceza adalet sisteminde,
bilhassa cinsel suçlar menfur olarak kabul edilir.
New York City'de,
bu korkunç suçların soruşturmasıyla görevli olan dedektifler
Özel Kurbanlar Birimi adlı seçkin bir ekibin üyeleridir.
İzleyecekleriniz, onların öyküleridir.
İşte orada.
Uçak hâlâ pistte Başkomiserim.
Ne o, oğlun Rio'ya tek yönlü yolculuğa mı çıkıyor?
Yolculuğu aylardır planlıyoruz.
Douglas Waverly, tutuklusun.
Neden beni rahat bırakmıyorsunuz?
Bu yıl baloyu iptal etmelerine izin verirsek
alt sınıflar bir daha yapamaz.
Ahlak polisleriyle mücadele etmeliyiz.
Ne yapıyorsunuz siz?
Merhaba. Biz gerçek polisleriz. Jason King, tutuklusun.
Nick Pratt, tutuklusun.
İki ay önce son sınıf New York gezisinde kaybolan
17 yaşındaki Kanadalı lise öğrencisi
Jennifer Durning'e
tecavüz edip öldürme suçundan.
Saçmalık bu.
Henüz size soran olmadı Bay Gates.
Kefalet?
Gözaltı talep ediyoruz.
Savunma ise tüm suçlamaların düşürülmesini.
Savcılık suçun temel öğelerini bile ortaya koyamıyor Sayın Hâkim.
Jennifer Durning'in geçmişte evden kaçtığı biliniyor.
Bir kez, 14 yaşındayken.
Öldüğünü kanıtlayamazlar. Ellerinde hâlâ ceset yok.
-Doğru mu Bayan Novak? -Evet Sayın Hâkim.
Peki sanıklar neye dayanarak tutuklandı?
Polis acil hattına Bay Waverly'nin ülkeden ayrılacağına dair bir ihbar geldi.
Rio de Janeiro'ya giden kiralık bir uçağa binerken tutuklandı.
Bu, suç değil.
Müvekkilimin babası sebze şirketinin
yasal bir işi için oğlunu götürüyordu.
Asla ülkeye iadesini isteyemeyeceğimiz bir yer olması manidar.
Tecavüz ya da cinayetin olduğuna dair herhangi bir deliliniz var mı?
İddianame garantisi verecek kadar.
Bizimle paylaşır mısınız?
Sanıkları, kurban kaybolmadan hemen önce
ona alkol verirken gösteren video kayıtlarımız var.
Kamu bunun dışında bir şey açıklamaya hazır değildir.
Delilleri yok Sayın Hâkim.
Ceset yoksa cinayet kanıtlanamaz.
Sağ bir kurban yoksa da tecavüz.
Delil kurallarından haberdarım Bay Seaver.
Reşit olmayan çocuğu tehlikeye atma suçundan
sanıklar kefaletsiz serbest bırakılacak.
Üç sanığın pasaportlarına el konulmasını talep ediyorum.
Kabul edilmiştir.
Fakat Savcılık iddianameleri hazırlayana dek
savunmanın talebini kabul etmek zorundayım.
Tecavüz ve cinayet suçlamaları düşürülmüştür.
Üçünü de tutuklamak zorundaydık. Doğru karar verdin.
Debelendim ama geri püskürtüldüm.
Cesurcaydı. Bize zaman kazandırdın.
Başsavcı öğrenip beni topa tutana kadar.
Önce Jennifer'ın cesedini bulmazsak.
Sanmam. Her yerde olabilir.
Şunu bir kez daha anlatın.
Bir şey kaçırmadığımdan emin olayım.
Jennifer'ın arkadaşlarıyla dans kulübüne gittiğini biliyoruz.
Kulüpten 23.30'da
Nick, Doug ve Jason'la çıkmış.
1.00'den hemen önce otel odasına dönmüş.
Odasına çıkıyor, gizemli telefonu alıyor.
1.14'de yine odadan çıkıyor.
Evet, son kez. Sonrasında hiçbiri görülmüyor,
ta ki Nick ve Doug körfez kıyısındaki restorandan
3.19'la arabalarıyla ilgili karakola ihbarda bulunana kadar.
Jennifer'ın oteli şehir merkezinde. Gece yarısı trafik yoktur.
Lokanta oradan 15 dakika sürer.
Kızı öldürüp cesetten ve arabadan kurtulmak için iki saat kalır.
Lokantaya gidip kahve içerler, Chevy'nin çalındığını bildirirler.
Belki gerçekten çalınmıştır.
71 model Chevelle mi? Benzin bu kadar pahalıyken mi?
Korsanlar dâhil, şehirdeki her taksiyi araştırdık.
Onları lokantaya götüren yok.
Sırf Queens'te binden fazla yer var.
Jennifer'ı arabayla atmış olabilirler.
Başlayacak yerimiz bile yok.
Bir işi yapmadan önce kafanı kullanarak başlayabilirsin.
İşte başlıyoruz.
Size ulaşmaya çalıştım. Konuşma yapıyormuşsunuz.
Mahkemede iddianame garantisi mi verdin?
Başka şansım yoktu.
Üç çocuk haksız tutuklamadan bizi dava etmezse şanslıyız.
Yaptıklarını biliyoruz Bay Branch.
DNA, video kayıtları ve tanıklar var.
Ceset ya da itiraf olmadan
bugün onları tutuklamak bizi aptal gibi gösterir.
Ya kızı bulun ya da avukatları delillerimizi öğrenmeden
çocuklara itiraf ettirin.
İtiraf ettirmek mi?
Avukatları bizi yanlarına yaklaştırmıyor.
DNA'larını almak için yeterince delilimiz var.
Belki biri korkup gerçeği söyler.
Doktor Warner numuneleri burada almak için bir sebep uydursun.
Çocukların hepsini aynı saatte çağırın.
Siz adli tabip değilsiniz.
Gelmek üzere.
Morgdaki kontaminasyon temizliğinden mi?
Tabii.
Belki beklerken
müvekkiliniz kendini izlemek ister.
Jennifer'ın arkadaşı Danna çekmiş.
Danna, New York'un bu kadar eğlenceli olacağı aklıma gelmezdi.
Bu, yeni arkadaşım Jason.
Bayılana kadar dans edeceğiz, sonra da kim bilir ne olur.
DNA testi için geldik,
müvekkilimi görüntülerle taciz edesiniz diye değil.
Jennifer'ın arkadaşı Danna çekmiş.
Nick ve Doug Waverly'yi kulüpte gördüğüne de yemin edecek.
Şunu izleyin.
Çok ilginç bir güvenlik kamerası videosu bulduk.
Müvekkilinizle arkadaşları Jennifer'la kulüpten çıkıyorlar.
Görüntüleri büyütüp montajladık,
böylece babanın 71 model Chevelle'ine gittiğinizi görüyoruz.
Güzel araba.
İyi park yeri bulmuşsun Nick.
Hemen sokağın karşısında.
Bizim de şansımıza.
Müvekkiliniz Jennifer'a içki veriyor. Tekila mı o?
Adli tabip on saniyeye gelmezse...
Kulübün kapı görevlisi, dördünüzün içtiğini ve arabayla gittiğini
gördüğüne dair tanıklık edecek.
-Gidelim Doug. -Durun. Daha iyisi var.
Tecavüzün 23.30 ve 00.53 arasında olduğunu biliyoruz.
O sırada otelin güvenlik kamerası
Jennifer'ı ön kapıdan girerken çekmiş.
Şuna bakın.
Lobiden geçmiş, asansöre binmiş
ve doğruca onuncu kattaki odasına çıkmış.
Bak, ağlıyor.
Neden üzgün acaba?
Canını sıkan bir şey mi var Jason?
Bu rezil oyun. Konuşma bitmiştir.
İkramiyeyi almadan gitmeyin.
"817 numaralı odaya arama". Bu ne?
Jennifer'ın 1.02'de odasından arkadaşını arayıp
toplu tecavüze uğradığını söylediği arama.
Başkomiserim.
Affedersiniz, oda boş sandım.
Danna'yı hatırladın mı?
Affedersiniz Avukat Bey, kendisi
Jason'ı Jennifer'la öpüşürken çeken kişi.
Jennifer'ın aradığı arkadaşı.
Jennifer'ın ona söylediği her şey geçersiz.
Polis akademisinde rivayetin ne olduğunu öğretmediler mi?
Öğrettiler tabii.
Kurbanın şikâyette bulunduğu ilk tanığın istisna olduğunu da öğrettiler.
İyi gösteriydi ama tekrarına kalmayacağız. Nick.
Teknisyen Nick'ten numune almaya geldi.
Güzel, tam zamanında.
Avukat Bey, o hazırlanırken
siz de o geceki diğer aramaya bakın.
Otelden bir sokak ötedeki ankesörlü telefondan yapılmış.
Bu saçmalık yetti.
Affedersiniz, geciktim.
Ben Dr. Warner.
Bölmeyeyim.
Bu arama, Jennifer'ın odasındaki diğer hatta gelmiş.
O sırada hâlâ arkadaşı Danna ile konuşuyormuş.
Yani?
Danna'yı tekrar arayacağını söylemiş ama aramamış.
Çünkü diğer hattaki kişi onu dışarıya çağırmış.
Yani müvekkilim mi aradı?
Ya da arkadaşlarından biri.
Bu, tecavüzle cinayeti nasıl kanıtlıyor?
Kanıtlamıyor
ama bu kanıtlayacak.
Bir külot.
Bu, Jennifer'a ait Jason.
Otel odasına geldiğinde
diğer kıyafetleriyle çıkarmış.
Sonra da duşa girmiş.
Tecavüze uğrayan çoğu kurban gibi.
Kokunuzu üstünden atmak için.
Ne yapmaya çalıştığınızı biliyorum.
Ne yaptığınızı anlatırsan Savcı sana bir anlaşma ayarlar.
Anlamıyor musunuz? Nicky'yi asla kötülemem!
Asla.
Külotta ne bulduk dersin Nicky?
Onun kanını ve üç erkeğin spermini.
Pantolonunda da sperm vardı.
İki leke, iki farklı DNA.
Birinin bunlarla eşleşmesi uzun sürmez.
Bu test seni direkt hapse gönderir.
Jason'ın fikriydi.
Bizi buna kuzenim bulaştırdı. Jennifer kulüpte Jason'a asıldı.
Kız hep birlikte çıkmak istedi, çıktık.
Nereye gittiniz?
Güney Caddesi'ne gittik.
FDR yolunun altından mı?
Evet.
Önce Jason yaptı.
Sonra ben.
Sonra da Nick.
Üçümüzü de istedi, yemin ederim. Ama Jason açgözlülük yaptı.
O da ne demek?
Doug'la ben bitirdikten sonra Jason yine yaptı.
Kız çığlık atıyordu.
Jason onu bırakmak istedi.
Nick'le ben kabul etmedik.
Onu oteline bıraktık.
Hiç tereddütsüz, öyle mi?
Evet.
Sonra Jason "Onu öldürmeliydik." dedi.
Arabadan inip otele koştu.
Onu durdurmaya çalıştınız mı?
Bulaşmak istemedik.
Çekip gittik.
Nereye?
Şehirde dolaştık.
59. Cadde köprüsünden geçip Muttontown'daki evlerimize gittik.
Lokantada ne işiniz vardı?
Acıktık. Yol üstündeydi.
Chevy o zaman mı çalındı?
Siyahın teki çalmıştır.
İkisi de aynı şeyi söyledi.
Jason, Jennifer'a tecavüz edip cinayeti planlamış.
Onlara mı inanıyorsun?
Sadece onlar konuşuyor.
Jason'ı seninle konuşturamam.
Konuşmazsa geri kalan uzun ömrünü hapiste geçirecek.
Bunu ona söyledim.
Ne dedi?
Kuzeni Nicky'yi ispiyonlayacağına kendini köprüden atar.
Seninle konuşmuyor mu?
Hayır.
Şunu söyleyeyim Casey,
çok uysal bir çocuk.
Katil olamayacak kadar naif.
Piyano dehası. Juilliard'da ders alıyor.
Juilliard mı?
Her salı, üçten dörde kadar.
Ailen arabayla mı bırakıyor?
Trene biniyorum.
Penn istasyonuna.
Geçen salı hangi trene bindin?
Hicksville'e 4.31 treni.
Her zamanki gibi.
Juilliard'dan Penn'e nasıl gidiyorsun?
Metroyla.
66. Cadde'den bir numaralı trenle mi?
Evet.
Neden?
Polis acil hattı.
Doug Waverly yarın özel uçakla Rio'ya gidecek.
Bu arama, salı günü 16.07'de 66. Cadde metro istasyonundaki
ankesörlü telefondan yapılmış.
Ahizeyi kazağınla mı kapattın Jason?
Hayır. Ben aramadım.
Bayan Novak ve polis, Doug Waverly'nin o sabah seni evden
aradığını biliyorlar.
Doug sana gideceğini söyledi.
Nicky'yi korumaya mı çalışıyordun?
Nicky kuzenim.
Nicky ve sözde arkadaşın Doug bütün suçu sana attılar.
Kendilerini kurtarmak için seni satmaya çalışıyorlar.
İzin verme.
NEW YORK EYALETİ YÜKSEK MAHKEMESİ BÜYÜK JÜRİ, 30 OCAK PAZARTESİ
Nicky o kulübe gitmemiz gerektiğini söyledi çünkü ben...
...bakirdim ve biriyle yatmam gerekiyordu.
Çıkmak kimin fikriydi?
Jennifer'ın.
Benimle baş başa otel odasına gitmek istedi.
Oteline gittin mi?
Jason, lütfen soruyu cevapla.
Cevaplayamam.
Burada ifade vermek için mahkeme celbi aldın
ve yemin ettin.
Doğruyu söylemezsen hapse girersin.
Lütfen, yalvarırım, zorlamayın.
Bana dedin ki,
Nick Pratt ve Doug Waverly, Jennifer'la ikinizi otele bırakmayı teklif etmişler.
Doğru mu?
Evet.
Ama Nicky, FDR yolunun altından şehir dışına gitmiş, doğru mu?
Evet.
Sonra Jennifer'la arabanın arkasında sevişmişsiniz.
Ona tecavüz etmedim.
Evet dedi. Yemin ederim.
Jüriye sonra olanları anlat.
İşimiz bittiğinde...
...arabadan indim.
Nicky dedi ki...
..."Şimdi sıra bizde".
Doug'la arabaya binip...
...ona tecavüz ettiler.
İşleri bitince?
Onu bıraktık.
Oteline bir sokak ötede.
Nicky ne dedi?
Jason, lütfen.
Jüriye kuzenin Nicky'nin ne dediğini söyle.
Onu öldürmeliydik, dedi.
Olanları kimseye anlatmasın diye.
Onları durdurmaya çalıştın mı?
Onlara "Siz delirmişsiniz." dedim.
Ama bunu yapacaklarını söylediler.
Ben de arabadan indim.
Sonra da gittim.
Nereye gittin?
Penn istasyonuna.
Trenle eve döndüm.
Kalsaydım belki de...
...Jennifer hayatta olurdu.
Ne oldu?
DNA sonuçları geldi.
Jennifer'ın külodunda üç oğlanın da spermi var.
Ama kottaki spermler sadece Nick Pratt ve Doug Waverly'ye ait.
Ona tecavüz ederlerken debelendiğine işaret ediyor.
Sorun ne?
Jennifer'ın odasındaki klozetin altında kasık kılı bulundu.
Bir erkeğe ait ama DNA'sı üç oğlanla da uyuşmuyor.
Odasında yarım saat bile durmamış.
İçeride kimse olmadığından emin miyiz?
O sırada Jennifer'ın katında asansörden inen bile olmamış.
Tuvaletin iyi temizlenmediğini
düşündüğümüzü söylerim.
Jüri kendi karar versin.
İfademi geri çekmek istiyorum.
Büyük jüri karar vermeden önce.
Bunu yapamazsın.
Yalan söylemiş, deyin.
Hapse girersin.
Okulda sataşılan siz değilsiniz.
Sessiz telefonlar alan siz değilsiniz.
Arkadaşlarım benimle konuşmuyor.
Ortalık sakinleşene kadar gidecek bir yeriniz var mı?
Şey...
...Hamptons'ta yazlığımız var.
Ailelerin bilmediği bir yer olsa daha iyi.
Catskills'te kiraladığımız kayak evi vardı.
Acenteyi arayıp boş yer olup olmadığını sorarım.
Nick Pratt ve Doug Waverly hakkında tecavüz ve cinayet iddianameleri.
Tebrikler.
Sen olmasan başaramazdık Jason.
Olamaz.
Aman Tanrım!
Jason, üzgünüm.
Lütfen beni rahat bırakın.
Jason, doğru olanı yaptın.
Gerçeği söyledin.
Nicky kardeşim gibiydi.
Biliyorum.
Bunların olmasını asla istememiştim.
Nick ve Doug'ın
Jennifer'ı öldürmeleri senin suçun değil.
Çok üzgünüm...
Üzgünüm.
Her şey düzelecek.
Thorpe Palace'taki tüm kamera görüntülerini inceledik.
Jennifer Durning sabaha karşı 1.11'de çıkmış ve bir daha görülmemiş.
Vaka ne zaman size ulaştı?
O sabah 8.30'da merkez bizi kayıp bir tecavüz kurbanıyla ilgili
acil ihbar üzerine gönderdi.
İhbar kimden gelmiş?
Jennifer'ın sınıf arkadaşı Danna Simpson'dan.
Tecavüze uğradığını nereden biliyordu?
Jennifer tecavüzden sonra Danna'yı arayıp olanları anlatmış.
Jennifer kaybolunca Danna 911'i arayıp ihbarda bulunmuş.
Dedektif Stabler, Jennifer en son kiminle görülmüş?
O gece 23.30'da iki sanıkla dans kulübünden çıkarken.
-Yalan. -Bay Pratt, böyle taşkınlık yaparsanız
nezarethaneye götürülürsünüz. Devam edin Dedektif.
Jennifer'la kulüpten çıkarken görüntüleri de mevcut.
Teşekkürler. Bu kadar.
Olay yeri ekibine, Jennifer'ın
otel odasından parmak izi aldırdınız mı?
-Hiçbir delil... -Evet ya da hayır lütfen.
Hayır.
Çünkü jüriye odada iki sanığın
parmak izlerinin olmadığını söylemek istemediniz.
İtiraz ediyorum. Delillerde yer almayan olgular.
Kabul edildi. Jüri, savunma avukatının beyanını dikkate almasın.
Dikkatli olun Bay Gates.
Olay yeri dedektifi O'Halloran, Jennifer'ın otel odasındaki
klozette kasık kılı bulduğunda orada mıydınız?
Evet, oradaydım.
Sanıklardan birine mi aitti?
Hayır.
Jennifer Durning'e mi aitti?
Hayır.
Kime aitti bilmiyorsunuz, değil mi?
Hayır.
Ona bu iki sanığın tecavüz edip öldürdüğünden
nasıl emin olabiliyorsunuz?
Jennifer'ın külodundaki spermler iki sanığa aitti.
Seks yaptıklarını gösterir, tecavüz ettiklerini değil.
Bir soru sorulacak mı acaba?
Dedektif, tuvalette kasık kılı olan kişinin
cinsiyetini biliyor musunuz?
İtiraz ediyorum.
Avukatlar derhâl odama gelsin.
Dayanaksız laflarla jüriyi yanlış yönlendirmenize izin vermem.
Müvekkillerimizin meşru bir savunma sunma hakkı var.
Önce bana meşru olduğunu kanıtlayın.
Savcının önünde mi?
Duruşma stratejimizi ifşa ettiremezsiniz.
O zaman kılla ilgili soruların çıkarılmasını talep ederim.
Bir şüpheliyle ilişkilendiremezseniz
ben de talebi kabul ederim.
Jennifer'ın otel odasında başka bir erkek olması
müvekkillerinin ona tecavüz etmediğini göstermez.
Size açıklarız.
Ama yalnızca size. Bayan Novak odadayken olmaz.
Sayın Hâkim, şiddetle itiraz ediyorum.
Dikkate alındı.
Ama adil davranmam gerek Casey. Şunu senin yanında söyleyeceğim.
Bu kıl meselesinin dikkat dağıtma taktiği olduğunu sezersem
sizi men ederim. Anlaşıldı mı?
Gözden kaçırdığımız bir şüpheli olamaz.
Savunma, Hâkim'i buna ikna etmiş olmalı.
Bir kıl, o ikisinin masum olduğunu göstermez.
Cesetsiz bir cinayet davasındayım.
Böyle bir açık yüzünden jüri onları makul şüpheden aklayabilir.
Kızın tüm erkek sınıf arkadaşlarının DNA'larını aldık.
Gezideki sorumluların da.
Peki o kıl nereden geldi?
O odada kalmış son 100 erkekten gelmiş olabilir.
Ya da işemek için yedek anahtarıyla odaya giren bir otel çalışanından.
Koridorlarda güvenlik kamerası olmadığı için göremeyiz.
Asansörlerde vardı ama tecavüzle otelden ayrılması arasında
Jennifer'ın katında kimse inmedi.
Peki adam nasıl girdi?
Belki Jennifer içeri aldı ya da adam kilidi kırdı.
Jennifer odaya girmeden
önceki ve sonraki görüntülere baktınız mı?
Şöyle bir baktık. Kız yoktu.
İşi sağlama alalım.
Yeniden izleyip onuncu katta asansörde
binip inen herkese bakalım.
Jennifer'ın şehre vardığı günden otele gittiğimiz sabaha kadar.
Asansörde öpüşen onuncu çifti izliyorum.
Umarım balayına enerjileri kalmıştır.
Üçüncü asansörde kavga var.
Bunlar için balayı bitmiş galiba.
Aralarında kalmak istemezdim.
Luca Brasi'ye bakın.
Birkaç yıl sonra, yüz kilo alınca böyle olursun Munch.
Ceketin arkasının dikiş yeri yırtılmış.
Başkomiserim, şuna bakar mısın?
Neymiş o?
Ceketin içinde bir şey saklıyor gibi.
Onuncu katta iniyor.
Jennifer'ın son çıkışından bir saat sonra.
İleri sar. Bakalım ayrılacak mı.
Çıktıysan mutlaka inersin.
Bu adamı nasıl kaçırdık?
İşte, 20 dakika sonra.
Bu kez elinde bir mont var.
Jennifer'ın tecavüzden sonra otele döndüğünde üstünde olan mont.
Yarım saat sonra çıktığında üstünde yoktu.
Tuvaleti kullandıktan sonra odadan almış.
Anahtarını nereden bulmuş?
Jennifer kulüpteyken el çantası vardı.
Tecavüzden sonra otele döndüğünde
çanta yoktu.
Belki ceketinde sakladığı oydu.
Çevreyi soruşturup tanıyan var mı öğrenelim.
DAL SANTO'NUN BARI 166 BATI 54. CADDE
17 ŞUBAT CUMA
Adı Keith Willis, "Mahallenin sevimli ayyaşı".
Her saygıdeğer alkoliğin sabahın 10'unda olacağı yerde.
Keith Willis.
Durvo.
Durvo mu?
Bulgarca olmalı. Keith kendini onların Washington büyükelçisi sanıyor.
Beni tanıyorsunuz.
Kimliği doğrulamam emredildi.
JENNIFER DURNING KANADALI
Efendim, sizi derhâl Dışişleri Bakanlığına götürmeliyiz.
Bunları nereden buldunuz?
Oğlanlar verdi.
Peki...
...bu oğlanlar mıydı?
İkisi!
Nasıl tanıştınız?
Telefon etmem için 50 dolar verdiler.
Ne demenizi söylediler?
Pasaportunuz bende.
Lütfen sokağın ilerisindeki telefon kulübesine gelin,
size iade edeyim.
50 dolar.
Sonra ne oldu?
Bir kız geldi.
Onu arabaya bindirdiler.
Bu kız mı?
Evet.
Bakan Baker geldi mi?
Hangi yıldayız Bay Willis?
1989.
Jennifer'ın çantası ve montu, Willis'in böcek basmış evindeydi.
Thorpe Palace her misafire iki anahtar verir.
Çantayı karıştırmış.
Oda numarası yazan zarfta anahtarın birini bulmuş.
Bir şeyler araklamaya gitmiş.
Tuvalete girmiş, kılı düşmüş.
Onu kürsüye çıkarmalıyım.
Başına dert açar.
Yıllarca alkol kullanmaktan beyni çürümüş, bunamış.
Jennifer'ı Nick ve Doug ile arabaya binerken
gören tek kişi o.
Kısa süreli hafızası boşluklarla dolu. Güvenilmez bir tanık.
Otelin güvenlik amiriyle konuştum.
İki gün önce bir özel dedektife görüntüleri göstermiş.
Savunma tutmuştur kesin.
Jennifer'ın peşinden otele gelen bir ayyaşı
aradığını söylemiş.
Nick ve Doug, avukatlarına Willis'ten bahsetmişler.
Görgü tanıkları olarak.
Kızı kaçırdıklarını gördüğünü söylemeyi unutmuşlar ama.
Ne yapmamızı istersin?
Willis'in DNA'sını tuvaletteki kılla eşleştirsinler,
onu şüphelilerden eleyelim.
Willis, Jason'ı görmemiş.
Belki Jason onu görmüştür.
Öğrenin.
17 ŞUBAT CUMA
Eşimle akşam yemeğinden bir saat önce döndük.
Jason uyuyor.
Uyandırmanız şart mı?
Acil bir durum.
Odası burada.
Jason, ben Dedektif Stabler.
Jason?
Gitmiş.
Gece döndüğünüzde Jason'ı gördünüz mü?
Kapısı kapalıydı.
Uyuduğunu sanıp rahatsız etmedik.
Yerinizi bilen yok mu?
Kesinlikle hayır.
Eşim bu olay başladığından beri işe bile gitmedi.
Jason kuzenine karşı tanıklık ettiği için üzgündü.
Oğlumuz kaçmadı Dedektif.
Jason sonunda hepimizin bildiği gibi Nick'in şımarık bir velet
olduğunu anlamıştı.
Peki. Bir dakika lütfen.
Munch, Jason'ın ve ailesinin cep telefonlarını inceletmiş.
Son iki günde gelen giden arama yok.
Belki Jason gizlenmekten sıkılıp kaçmıştır.
En yakın kasaba 15 kilometre ötede. Hem de bu soğukta mı?
Araba ailesindeydi, yürümesi gerekirdi.
Dün gece başka bir araba gelmiş. Lastik izlerini buldum.
Büyük olanlar, King'lerin Mercedes'ine ait.
Dün yemekten döndükleri araba.
İkincinin lastik izinin üzerinde.
Lastik tabanı daha küçük. Bence kompakt bir araba.
Laboratuvarda izleri eşleştirip
lastiğin marka ve modelini söylerim.
Roadmaster Excelsior, yirmi küsur kompakt arabada kullanılıyor.
Çocuklarınkine uymuyor.
Ailelerinin C-sınıfı Mercedes'ten daha küçük arabaları yok.
İçeride ve çevrede boğuşma belirtisi yok.
Jason onu almaya geleni tanıyormuş.
Nick ve Doug olmalı.
Huodini bile insanları bu ikisi gibi yok edemezdi.
Jason'ın kaldığı yeri nasıl öğrendiler?
-Biz mi söyledik yani? -Oyalanmayı bırakıp
-Jason'ı arasanıza. -Koşturup duruyoruz.
Jason kayıp! Ekipleri yollayıp onu aratmazsanız
Nick ve Doug serbest kalacak!
Ekipleri çağırırsak Jason'ın kaybolduğunu herkes öğrenir.
Bunu düşünmeye ne dersin?
Yoksa suçlama oyununa devam mı edeceksin?
Bu öyle bir şey mi?
Oyun mu?
Ben konuşurum.
Jason'a her şeyin düzeleceğini söyledim.
Düzelmeyeceğinden emin değiliz.
Başına kötü bir şey geldiğini ikimiz de biliyoruz.
Bana güvendi ama onu yarı yolda bıraktım.
Kendini suçlaman onu daha hızlı bulmamızı sağlamayacak.
Haklısın.
Bu duyulursa dava düşer.
Saklamalıyız.
Şimdi ne yapacağız?
Başsavcı'ya söylemeliyim.
Jason King neden koruyucu gözaltında değildi?
Ailesi onu şehir dışına çıkarmak istedi.
Nick Pratt ve Doug Waverly dışarıdayken mi?
Jason'ın yerini öğrenmeleri an meselesiydi.
Biriminin ağzı sıkı mı?
Kesinlikle efendim.
Bizden bilgi sızmış olamaz.
Casey'den sızmamıştır.
Liz Donnelly'nin ofisi kalıyor.
-Ona bildireyim. -Olmaz.
Henüz değil.
Yoksa ima ettiğiniz...
Tabii ki o sızdırmamıştır.
Sadece onun çalışanlarından emin olamıyorum.
Davayı bitirirse ikinci yargılama kuralı devreye girer.
Pratt ve Waverly'yi bir daha bu suçlardan yargılayamayız.
Jason'ın büyük jüri ifadesini duruşmada okuyamaz mısınız?
Zarar gördüğünü kanıtlayamazsak, hayır.
14. Ek Değişikliğe göre Nick ve Doug'ın suçlayanla yüzleşme hakkı var.
Jason'ı hemen bulamazsak tanıklarım bitecek.
Bul o zaman.
Davayı canlı tutalım.
Olabildiğince zaman kazan.
DURUŞMA 29. KISIM 22 ŞUBAT ÇARŞAMBA
Danna, Jennifer'ın kaybolduğu gece
dans kulübüne gitmek onun fikri miydi?
Hayır, benim fikrimdi.
Herkese yüz verir miydi?
Hayır, tam tersi. Yani erkeklerden hoşlanırdı
ama kaşar falan değildi.
Kanada'da parti düşkünü müydü?
Pek sayılmaz
ama New York'ta eğlenmek istiyordu.
Nasıl bir öğrenciydi.
Bütün dersleri A'ydı.
Montreal'deki McGill Üniversitesi'ne erken kabul edilmişti.
Evden hiç kaçmış mıydı?
Sadece bir kere.
Annesiyle kavga etmişti.
Evime geldi, kaldı.
Misafir odasında.
Ertesi sabah evine gitti.
Sayın Hâkim, aynı ifadeyi veren onuncu tanık bu.
Kürsüye gelin.
Bay Gates haklı Casey.
Jürinin kurbanı tanıması gerek.
Anladık, Jennifer iyi bir kızmış.
Bayan Novak mahkemeye vakit kaybettiriyor.
Programımı gözettiğiniz için teşekkürler
ama buna ben karar veririm.
Bu bir oyalama taktiği Sayın Hâkim.
Davamı sunma şeklime karışamazsınız.
Bu kadarı lüzumsuz kaçıyor Casey.
Baş tanığınız Jason King nerede?
Beş karakter tanığım daha var.
Hayır, yok.
Bundan sonra Jason çıksın.
Burada değil.
Getir o zaman.
Yarına kadar.
Başımız dertte.
Duydum.
Polisin Jason'ı bulmasına bel bağlayamayız.
Tavsiyeniz var mı?
Saldırı altındaysan siper alacaksın.
Odana dön Casey.
Rahatla, nefeslen.
Sonra saat altıda arabamda buluşalım.
Bir yere mi gidiyoruz?
Arthur. Casey.
Sizinle konuşmalıyız.
Dava devam ederken mi? Olmaz.
Savunma ile özel görüşmüştün.
Makamımda, oturma odamda değil.
Bu farklı bir durum. Biraz dışarı gelir misin?
Bu esrarengiz tavırlar neden?
Riske giremeyiz. Evin dinleniyor.
Dinleniyor mu?
Neden biri evimi...
Baş tanığımız Jason King geçen hafta kayboldu.
Kaçırıldığına dair delilimiz var ama kanıtlayamıyoruz.
Bilgi bizden sızdırılmadı Liz.
Polisten de.
Jason'ı kaçıran kişi, yerini senin bir çalışanından öğrenmiş olmalı.
Ofisimde muhbir olduğunu düşündüğün hâlde söylemedin mi?
Ben emrettim.
Jason hayattaysa
ve kaçıranlar bildiğimizi öğrenirlerse onu öldürebilirler.
Riske giremezdik.
Adliyeye gidiyoruz.
Jason bana Jason'ın yerini söylemedi. Bir kâğıda yazdı,
ben de bilgiyi kaydettikten sonra yırtıp attım.
Sekreterinize mi?
Ses kaydedicime.
Sekreterim henüz teybi kâğıda geçirmedi.
Bu ben miyim?
Maalesef.
Böcek o mu?
Evet efendim.
Pili hâlâ çalışıyor.
Aylarca orada dursa yine de bulamazdım.
Satın alanı öğrenebilir miyiz?
Ucuz bir cihaz, internette birçok satıcıda mevcut.
Alıcısı yakınlardadır. Bulmaya çalışayım.
Böyle bir şeyi kim yapar?
Nick Pratt ve Doug Waverly'nin aileleri varlıklı.
Birini satın almışlardır.
Çalışanlar ben geldiğimde vardı.
Onları pek tanımıyorum.
Artık soramazsınız.
Dava düşerse çok işimize yarar Liz.
Nick Pratt ve Doug Waverly'nin ofisime böcek yerleştirdiğini veya
Jason'ı öldürdüğünü kanıtlayamazsanız
bunun için gerekçeniz olmaz.
Tanıklarımız bitti.
Biliyorum Casey.
Bu durum benim de hoşuma gitmiyor
ama kanunla oyun oynayamam.
Jason'ı yarına kadar bulur
ya da başına bir şey geldiğini kanıtlarsan
büyük jüri ifadesini jüriye okuma talebini kabul ederim.
Yoksa hiçbir şey yapamam.
DURUŞMA 29. KISIM 23 ŞUBAT PERŞEMBE
Tanıdığınızı çağırın Bayan Novak.
Çekiliyoruz Sayın Hâkim.
Sayın Hâkim, Savcılık ispat yükümlülüğünü yerine getirememiştir.
İki sanık için de direkt karar talep ediyoruz.
Savcılık, altı gün boyunca onlarca tanık ve delil sundu.
Bu delillerin desteklediği mantıklı tek sonuç, kurban Jennifer Durning'in
sanıklarla son görüldüğünde hayatta olduğudur.
Bu nedenle, kanunlara dayanarak
mahkemenin savunma talebini onaylamaktan başka şansı yoktur.
Bay Waverly, Bay Pratt,
aleyhinizdeki tüm suçlamaları düşürüyorum.
Serbestsiniz.
Aperatif olarak karides kokteylini tercih ederim.
Bu daha ara sıcak.
Limonlu maden suyu.
Öğle vakti içmek olanları değiştirmeyecek.
Evet ama unutmama yardımcı olacak.
Elinden geleni yaptın.
Jennifer Durning'in ailesine kızları için
asla adalet sağlanamayacağını söylemek zorunda kaldım.
Nick Pratt ve Doug Waverly'nin cinayetten yırtmasına izin verdim.
Bu senin suçun değildi
ama buna yine izin verip durdurmaya çalışmazsan
senin suçun olacak.
Jennifer'ı bulamadık.
Jason'ı bulacağımız ne malum?
Ofisime böceği yerleştiren her kimse
ona ne olduğunu biliyor.
Adliyede çalışan herkesi sorgulaman gerekse de
o kişiyi bulacaksın.
Dava bitti Casey.
İkinci raunda hazırlan.
Tuhaf telefonlar geldi mi,
Hâkim ile ilgili bilgi almak isteyen biri oldu mu?
Hayır Bayan Novak, öyle bir şey olmadı.
Duruşma yokken içeri giren oldu mu?
Şüpheli biri girmedi.
Ya mesai sonrası? Hiç kalır mısın?
Hep kalırım ama
Hâkim'in odasına kimse girmez,
bir mahkeme görevlisi hariç.
Bu rutin midir?
Pek sayılmaz.
Hâkim'in özel tuvaletine girmişti.
Ne zaman?
Davadan bir hafta kadar önce.
Hâkim'e bir dosya bulmak için kalmıştım. Yemeğe çıktım.
Döndüğümde kız, Hâkim'in odasından çıkıyordu.
Kız mı?
Evet, yeni gelen kız.
Yeni atandı.
Sanırım adı Emily.
Beni mi çağırdınız efendim?
Memur McCooper, iki hafta önce bu odada tek başına ne yapıyordun?
Hastaydım.
Tuvalete yetişemeyecektim.
En yakında sizin odanız vardı, ben de ona girdim.
Bunu yerleştirdikten önce mi sonra mı?
-O ne? -Bir böcek.
Ama bunu biliyorsun çünkü alıcısı
alt kattaki dolabındaydı.
-Onunla müzik dinliyorum. -Uzatma kızım.
Mahkeme görevlisi maaşınla yepyeni bir Mercedes'i nasıl alabildin?
O arabayı bana babam aldı.
Yani cici baban Nicky Pratt.
Eski arabam dağılmak üzereydi.
Şehir dışından Jason King'i alacak kadar dayandı ama.
Ne dediğinizi anlamıyorum.
Şöyle ki genç hanım, bir suçun tanığını öldürmekten
şartlı tahliyesiz müebbet diyoruz.
Otur.
Otur.
Takas ettiğin 89 model Acura elimizde.
Lastikleri Jason King'in kaldığı evin dışında bulunan izlerle uyuşuyor.
Olay Yeri Birimi'miz arabanın her yerini arayacak.
Jason'ın DNA'sıyla uyuşan
bir saç
ya da kan damlası bulacaklar mı?
Nicky, Jason'ı öldüreceklerini söylemedi.
Sadece konuşacaktı ama yerini bilmiyordu.
Odama böcek yerleştirmeni isteyip karşılığında yeni bir araba mı aldı?
Araba hediyeydi.
Nicky Pratt'le yatıyorsun.
İlk duruşmadan sonra onu mahkemeden çıkarıyordum.
Üniformasız seksi görüneceğimi söyledi.
Bir anda kendimizi evimdeki yatakta bulduk.
Nick seni kullandı Emily.
Hayatını mahvetmesine izin verme.
Seni Jason'ı almaya Nick mi gönderdi?
Jason'ın ailesi gidene kadar beklememi,
sonra Jason'a rozetimi gösterip onu beklediğinizi söylememi istedi.
Onu nereye götürdün?
Doug Waverly'nin babasının Bronx'taki sebze toptancısına.
Sağ ol Avukat Hanım
ama babası, Doug'ın burada birini
öldürmediğinden o kadar emin ki bizi hemen içeri aldı.
Bir şey çıktı mı?
Ekipler ve köpek hâlâ içeriyi arıyor
ama sadece bolca posa bulduk.
Kız, Jason'ı buraya getirmiş
ama belki Nick ve Doug onu başka yere götürmüşlerdir.
Bakın, aklıma ne geldi.
Buraları iyi biliyorlarsa kızın cesedi Queens'te değildir.
Buralarda olmalı.
Körfez kıyısındaki lokanta, köprü ve otoban üzerinden
on dakika mesafede.
Kız ile arabadan kurtulup oraya nasıl gittiler?
Bir araçla gitmiş olmalılar.
Yani yoldaki gişe kameralarına takılmışlardır.
Merceğe bu kadar egzoz ve pislik bulaşmasına rağmen
yüzler ve plakalar nasıl bu kadar net görünüyor?
Ajan uyduları uzayda binlerce kilometre öteden seni sıçarken nasıl görüyorlar?
Dur, işte.
Saat 3.12, ikinci şerit. Saat tam uyuyor.
Doug Waverly mi?
Evet. Ama bu 71 model Chevelle değil ve Waverly arka koltuktan para ödüyor.
Kimin arabasında?
Benim arabam.
Bu da arabada mıydı?
Evet.
Onları nereden aldın?
Körfezdeki AVM'nin otoparkından.
Bu çocuk bana 100 dolar teklif etti.
Onları Throgs boğazından Queens'e götürmemi istedi.
Arabalarına ne olduğunu söylediler mi?
Evet, polis çekmiş.
NEW YORK POLİS TEŞKİLATI BRONX YEDİEMİN OTOPARKI
25 ŞUBAT CUMARTESİ
Oldu.
Bagaj kurumuş kan lekesi ve saçla dolu.
Jennifer'ın olmalı.
Başından beri bizim otoparktaymış.
Küçük piçler avucumuzdaymış. Bu arabayı aradığımızı duyurmuştuk.
Kaydeden kişi, bilgisayara geçirirken yanlışlıkla iki rakamın
yerini değiştirmiş.
Kaç 71 model Chevy'niz var?
Biz sadece aracı çekip kaydederiz.
Herkes hata yapar.
Sizinki yüzünden iki katil serbest kaldı.
Elliot.
Kızın cesedi her yere atılmış olabilir.
En azından arabanın o AVM'den çekildiğini biliyoruz.
Bu araba AVM'den çekilmemiş.
Nasıl yani?
Co-Op City'deki yangın musluğunu kapattığı için çekilmiş.
Doğru adres.
Nehrin karşısında.
Jennifer'ın cesedini atmışlar. Dönene kadar araba çekilmiş.
Taksi bulamamışlar. On sokak ötedeki AVM'ye yürüyüp...
Bir arabaya para verip Queens'teki lokantaya gitmişler.
Hava polisi helikopter yollayacak.
İki köpek getirdik. Biri Jennifer'ın kokusunu biliyor.
Diğeri Jason'ı arıyor.
Dedektif!
Kadın ayakkabısı bulduk. Flo başından ayrılmıyor.
Kurbanın kokusunu almış olmalı.
Görüntüleri bin kere izledim.
Jennifer otelden ayrılırken bunları giyiyordu.
Onu nehre attılarsa nerede kıyıya vurur, bilinmez.
O da vurursa. Yani Jason da köpek balıklarına yem olmuş olabilir.
Bir şey buldular! Burada!
Nedir?
Jason.
Bir şekilde köprüye takılmış.
Ne şanslıyız.
Onu sen öldürmedin Casey.
Kuzeni Nicky'nin ağına düştüğü an ölmüştü.
Jason'ın cesedi elimizde.
Onun için adaleti sağlayalım.
Olay çıkarıp bizi ailemize rezil ederseniz
hepinizi tacizden dava ederim.
Davaya saklayın Bay Waverly.
Ne davası?
Nick Pratt, Doug Waverly,
Jason King'i öldürmekten tutuklusunuz.
Kimseyi öldürdüğümüzü kanıtlayamazsınız.
Levreğini beğendin mi?
Nehirden çıkardığımız şeye bayılacaksın.
BU ÖYKÜ KURGUDUR. GERÇEK KİŞİ VE OLAYLARLA BİR İLGİSİ YOKTUR.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.