All language subtitles for Law & Order Special Victims Unit S07E10 Storm 1080p AMZN WEB-DL DDP 5 1 H 264-CHDWEB (1)_track17_[tur]

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil) Download
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Ceza adalet sisteminde,

bilhassa cinsel suçlar menfur olarak kabul edilir.

New York City'de,

bu korkunç suçların soruşturmasıyla görevli olan dedektifler

Özel Kurbanlar Birimi adlı seçkin bir ekibin üyeleridir.

İzleyecekleriniz, onların öyküleridir.

Tasha, kardeşini sıkı tut.

Babaya gülümseyin.

Kızlarınız çok güzel.

Teşekkürler. Buraya ilk gelişleri.

Timmy!

Durmadan inme!

Tasha? Nicki?

Kızlar, oyun oynamayın.

Kızlar, neredesiniz?

Kızlar!

Koş Nick!

Tasha, hemen duruyorsun!

Tasha, bekle lütfen.

Biri 911'i arasın!

Onu görmedim! Yemin ederim görmedim!

-Tasha! -Babası mısınız?

-Tanrım, çok özür dilerim. -Gidelim.

Özür dilerim.

Tasha!

Beyefendi, nereye gidiyorsunuz?

İki kız. Tasha ve Lola Wright. Taksi çarpmış.

Şoför, babasını diğer kızıyla kaza yerinden kaçarken görmüş.

Nasıl bir baba yaralı kızlarını bırakır?

Belki hakkında yakalama emri vardır.

Kızlar nasıl?

Tasha, 12 yaşında, beyin sarsıntısına ek birkaç sıyrık ve çürük var.

Lola'ya yastık olmuş. Ufaklıkta bir şey yok.

Peki teşekkürler.

Selam Tasha. İsmim Olivia. Bu da Elliot.

Babanı bulmana yardım etmek istiyorum.

O benim babam değil. Babam askerdi, Irak'ta öldü.

O zaman parktaki adam kimdi?

Adını bilmiyorum.

Neden onunlaydınız?

Bizi New Orleans'tan aldı.

Evimizi su basmıştı.

Annem ve anneannem boğuldu.

Katrina kasırgası.

Biz çatıya tutunduk.

Bu adam botuyla geldi.

Hayatımızı kurtardı.

Sizin yeni babanızım dedi.

Sonra sizi New York'a getirdi.

Bize bakacağını söyledi.

Artık onun kızlarıymışız.

-Nerede kalıyorsunuz? -Bir bodrum katında.

Bugün hariç hiç dışarı çıkmadık.

-Size hiç zarar verdi mi? -Hayır. Ama bana garip bakıyor.

Sürekli Nicki'ye sarılıyor.

Nicki'ye hiç zarar verdi mi?

Dün geceye kadar hayır.

Nicki'yi kendi yatağında uyuttu.

Ağladığını duydum.

Lütfen kardeşimi kurtarın.

POLİS HATTI

NEW YORK POLİS TEŞKİLATI

Doğu Yakası Tecavüzcüsü Yakalandı

Kardeşimi ne zaman göreceğim?

Önce biraz konuşacağız, sonra seni Lola'ya götüreceğiz.

Selam John. Bu, Tasha Wright.

-John sana yardımcı olacak. -Hadi gel.

Fail, Tasha ile konuştuğumuzu öğrenmiştir.

Panikleyip kardeşini öldürebilir.

Dert etmeyecektir.

Tasha'nın adını ve yerini bilmediğini biliyor.

Bir yere gitmeden Nicki'yi taciz edecektir.

Olivia, Morales, Tasha ile görüşmeden önce,

coğrafik sırayı incelemeni istiyor.

Merkeze kayıp ve istismar edilen çocukları sordum.

Katrina'dan bu yana 2.300 çocuk kaybolmuş.

Wright kızları listede yok.

Aileler ölmüş, üyeleri sığınaklara gitmiş.

Bir pedofil için mükemmel av.

Onlardan bir sürü var.

45 seks suçlusu, Katrina'dan sonra kaybolmuş.

Kaç çocuğu aldıklarını tahmin etmek mümkün değil.

Tsunamiden sonra yüzlerce çocuk alıkonmuş olmalı.

Sapıklar tekrar ortaya çıkana kadar hayaletler.

Geçmişin bilinmiyor.

Yeni bir hayata başlayabilir. Başka çocukları taciz edebilirsin.

Şanslarına inanamıyorlardır.

Amirim, hastaneden aradılar. Tasha ve Lola'nın tecavüz tahlili negatif.

Şaşırmadım. Doğru yaşta olan Nicki.

Pedofiller ergenlik öncesi kızları seviyor.

O zaman neden üçünü kaçırmış?

Ona baba demelerini söylemiş. Belki bir çeşit fantezi yaşıyor.

Üç güzel kızın fedakâr babası.

Tasha buna kanmadı.

Nick'e hamlede bulunur bulunmaz, Tasha kaçtı.

Bu da muhtemelen onu kızdırdı.

Nicki, büyük tehlikede.

Olivia, kulaklığıyla hazır.

Hazırız.

Pekâla Tasha.

Parka nasıl gittiniz?

Otobüse bindik.

Uzun bir yol muydu kısa mı?

Bir saat kadar.

Doğu veya batı yakası için çok uzak bir yol.

Ya kuzeyden ya da güneyden gelmiş olmalılar.

GİRİŞ: MORALES

YÜKLÜYOR - İŞLİYOR- ARIYOR

Bir saatlik otobüs yolculuğu bize Kuzey Harlem ve Greenwich arasını veriyor.

Mimariyi sor.

Otobüs durağındayken ne gördün?

-Bir sürü bina. -Neye benziyorlardı?

Bazıları uzun. Bazıları kısa.

Büyük merdivenli kahverengi.

Kum taşı, merkezde çok fazla yok.

Harlem olmalı.

Lokasyon, Enlem, Boylam

Adam bu kahverengilerde mi yaşıyor?

Evet, merdivenin altında yaşıyorduk.

Tasha, bugün evin dışındayken ne gördün?

Kilise.

Adama gidebilir miyiz diye sordum.

Annem, bizi her pazar kiliseye götürür.

Evin orada başka neler vardı?

Okul vardı.

Peki, tarif edebilir misin?

Hiç görmedim.

Zili ve oynayan çocukları duydum.

Harlem'de yüzlerce kilise, onlarca okul var.

Bu hedef bölgeyi aramak günlerimizi alacaktır.

Nicki'nin bu kadar vakti yok.

Tasha'ya hatırlatmalıyız.

Sokağa çıkarın ve kiliselerle başlayın.

Tasha, buna mı benziyordu?

Bu çok eski, daha yeniydi.

Buna ne dersin?

Benziyor.

Ama camları lekeli değildi.

Bu değil.

İşe yaramıyor.

Devam etmeleri lazım. Bir sonraki kilise olabilir.

Bir sonraki dakika, Nicki de ölebilir.

Hayır, bu değil.

-Hayır. -Peki.

Hayır.

Beş saattir dışarıdalar. Zaman kaybediyoruz.

İyi bir fikrin mi var?

Onu asla bulamayacağız.

Hayır. Bulacağız tatlım. Bakmaya devam etmeliyiz.

Bu da olmadı. Sıradaki gelsin.

Bırakın.

Amirim, şu an bırakamayız.

Tasha'yı geri getirin. Yeni bir planımız var.

Medyaya gidiyoruz. Televizyon haberlerine çıkacağız.

Harika fikir. Kaçıran adam görür, Nicki ölür.

Kimliği belirsiz birine taksi çarpmış dersek olmaz.

Kız komada. Ailesini arıyoruz.

Fail, ortaya çıkmazsa elimize ne geçecek?

Resimler.

Atlıkarıncadaki herkesten ellerindeki filmleri istedik.

Belki de, Tasha'nın tanıyacağı bir resim elde ederiz.

Sahte bir hikâye yaymak için medyaya mı güveniyorsun?

Sahte demeyiz.

Halka İlişkiler Komiser Yardımcısı basını hazırlamış.

Tasha'nın resmi gerekiyor.

Çok üzüntü verici.

Bugün atlıkarıncadaysanız eğer

lütfen ekrandaki numara üzerinden ofisimize ulaşın.

Fotoğraflarınızı ve filmlerinizi almak için bir memur yollayacağız.

Lütfen kızın ailesini bulmamıza yardım edin.

Başaramayabilir ama ailesi onun yanında olmalı.

Teşekkürler.

Ballandıra ballandıra anlatıyor.

Efendim?

The Ledger'dan Jackson Zane. Yeni polis devriyesi görevi aldım.

Yeni biri için çok alaycısın.

Yeniyim ama saf değilim.

Sevimli çocuk. Trajik bir kaza.

Tam da 11 haberleri için ucuz bir gösteri.

Gerçek hikâye ne?

Amirimin söylediği gibi.

Kızın ailesini bulmalıyız.

Parktan eve dönüp bir kızlarının eksik olduğunu fark eden yok mu?

Görünüşe göre yok.

Palavrayı bırakabilirsin.

Yeni patronuma güzel gözükürüm.

Sonra da patronum beni, Sheepshead Bay'e yollar.

Neyi arıyorsunuz dedektif?

Atlıkarınca resimleri.

Çağrını aldım. Bütün gece çalıştın mı?

Evet ama değdi.

Onlarca aile fotoğrafı geldi.

Sonra büyük ikramiyeyi vurduk. Görüntü.

Annesi atlıkarıncada çocuğunu çekiyor.

Tüm kalabalığın 360 derece görüntüsü var. Bir sürü de çocuk.

Durdur.

Bu Lola, Tasha. Bu da Nicki olmalı.

-Pislik herif buralarda olmalı. -Günaydın.

Çocuk merkezinde onu giydirmeye vaktimiz olmadı.

Uykum var.

Tatlım biliyorum ama şuna bir bak.

Buraya oturmanı ve dikkatlice izlemeni istiyorum,

bakalım adamı görebilecek misin. Tamam mı?

Orada.

Bu o.

Onun olduğu bütün kareleri bul.

Kopyasını almak istersen diske kaydediyorum.

Fin, taksiciyi getirecek. Onun bilgileri Tasha'yı destekleyecek.

-Fotoğraf makinesini indir. -Bunu örtbas edemezsiniz!

Makineyi indir!

Yalan söylediniz.

Nezarete atın. Fotoğraf makinesini ver.

Hastanedeki kaynağım kızın sizinle ayrıldığını söyledi.

Harika bir manşet olacak. "New York Polis Teşkilatı trajedi uyduruyor."

Durun. Bırak gitsin.

Yapma bunu.

Sana bir borcum yok. Hikâyeyi yayınlayacağım.

Bir çocuğun hayatını tehlikeye atıyorsun.

Dün ölüyor demiştin.

Neden şimdi sana inanayım?

Sana daha büyük bir hikâyede öncelik tanıyacağız.

Elimdekinden daha mı büyük?

Pulitzer bile alırsın.

Hele bir beni kazıklayın. Kariyerimin devamında

götünüzden ayrılmam.

Bunu istemeyiz.

İlk baskının son saati gece 11'de. Beni dokuzda arayın

yoksa "komadaki kız" basılır.

Failin yüzlerce fotoğrafına ihtiyacımız var.

Ayrıca Harlem'deki kum taşı evleri arayacak insanlara.

Bakmanız gereken bir şey var. Federal Acil Durum Yönetim Kurumu'nu aradım.

New York'ta bir Katrina sığınma merkezi var.

FADYK'nun 2.000 dolarlık banka kartı atlanacak şey değil.

KASIRGA YARDIM MERKEZİ

8 KASIM SALI

Katrina yüzünden yerinden olan 4.000'den fazla insan New York'a geldi.

Kapıdan geçen herkese yardım ediyoruz.

Peki ya buna?

Evet. Üzerindeki kot ceketten tanıdım.

Kocamındı. Giyecek yardımı için getirmiştim.

Adını hatırlıyor musunuz?

Norman. Forman. Onun gibi bir şey.

Dosyalarıma bakayım.

Harika bir adamdı.

Yalnızca yemek, giyecek ve iş sordu.

FADYK parasını reddetti. Bağış kabul etmedi.

Sosyal güvenlik numarasını vermek istememiş.

Ev talep etti mi?

Sanırım arkadaşlarıyla kalıyordu.

İşte.

Clark Corman.

Adresi var mı?

Hayır.

Ama ona iş bulması için kontörlü telefon verdik.

Ara onu, buraya gelmesini söyle.

Nedenini sorarsa, ne diyeyim?

Onun için harika bir iş bulduğunu söyle.

Gençlik merkezinde tamircilik.

Munch, Clark Corman adını suç veri tabanında

ve tüm Louisiana veri tabanında arattı. Hiçbir şey çıkmadı. Muhtemelen sahte isim.

-Aramada bir şey çıktı mı? -Hayır.

-İşte orada. -Nicki yok.

Evine takip ederiz.

Ben gidip gençlik merkezindenim desem?

-Adresini alırım. -Tamam. Ara beni.

Evini kontrol ederiz.

Dedektif. Sizinle konuşmam gerek.

Editörüm, özel haberi alana kadar peşini bırakma dedi.

Git buradan.

Orospu çocuğu.

Polis! Corman, ellerini tırabzana koy.

-Ateş etmeyin. -Eller tırabzanda.

Kız nerede?

Neden bahsettiğinizi bilmiyorum.

Tabii bilmezsin babacık. Nicki nerede?

Nicki diye birini tanımıyorum.

Ne yaptığının farkında değilsin.

Hey.

Özür dilerim.

Bir çocuk kaçırıcısının gözetimimizi bozdun.

Sekiz yaşında bir kız bir yerlerde belki de senin yüzünden ölüyor.

Benimle oynuyorsunuz sandım. Ne yapabilirim?

Konuşması için dua et.

Bir hata yaptınız.

Tanrı bana çocuk vermedi.

Neden kasırga yardımından kız kıyafeti aldın?

Oradakiler beni karıştırmış olmalı.

Birçoğumuz sahip olduklarımızı kaybettik.

New York'ta nerede kalıyorsun?

Bunun sizi ilgilendirdiğini sanmıyorum.

Hey.

Terlemeye başladın. Gergin misin?

Hiç değilim.

Ben çok sıkıntılar çektim.

Altımdan cesetler akarken bütün gece ağaca asılı kaldım.

Beni korkutamazsın.

Haklarımı biliyorum.

Bir suç işlemedim. Beni burada tutamazsın.

Şimdi avukatımı görmek istiyorum.

Sihirli kelimeleri kullandı.

Bay Corman'a dışarıya eşlik etmesi için avukatını beklerken

Nicki'nin durumu nasıl Tanrı bilir.

Sizce hâlâ hayatta mı?

Sabırsız, terliyor. Ceset saklamış olsaydı sakin olurdu.

Casey, bize yardım etmelisin. Bu herifi bırakmayacağım.

Parmak izini alın.

Avukat Hanım, tutuklama gerekçemiz olmadan

parmak izini alabilmek için mahkeme emri gerekiyor.

Sizce bunu biliyor mu?

Nicki yalnız. Yaralı olabilir.

Parmak izlerini almak neden bu kadar sürüyor?

New Orleans'ın adli sistemi Katrina yüzünden çöktü.

Dosyalar kayıp. Deliller bozuldu. Tam bir kaos.

Aldım. Gerçek adı Alvin Dutch.

Bir çocuğa tecavüzden Angola'da 10 yıl yatmış.

Altı ay önce çıkmış. Yüksek riskli seks suçlusu olarak kayıtlı.

Şartlı tahliye selde onu kaybetmiş.

Konuştuğum kişi onu ve 270 kişiyi aradıklarını söyledi.

Hiç bulmuşlar mı?

Yedisini Cape Cod'da bir sığınakta bulmuşlar.

Bay Dutch'ın burada ailesi veya arkadaşları var mı?

Bildikleri yok.

Çocuk tacizi, Louisiana'da ölüm cezası gerektiriyor.

Oradaki savcıyı arayacağım.

Anlaşmaya çalışın. Bize Nicki'yi versin.

İğneden kurtulsun.

Teşhis için Tasha'yı hazırlayın.

Mahkumun çok hasta.

Yüksek ateşi var. Acil yardım geliyor mu?

-Birazdan gelir. -Az nefes alıyor.

-Nesi var? -Numara mı yapıyor?

Böyle bir ateşle yapmıyor.

35 yaşında erkek, yüksek ateş ve solunum güçlüğü çekiyor.

Terliyor ve taşikardisi var.

Oksijen verin, beş litre.

Onu taşımamız gerek.

Üç deyince. Bir, iki, üç.

ST. MARK'S HASTANESİ ACİL ODASI

8 KASIM SALI

Selam, nasıl oldu?

Kalp yetmezliği var. Şoka giriyor.

Onu aldığımızdan beri 12 saat oldu.

Kız ölüyor olabilir.

-Konuşmamız gerek. -Mümkün değil.

Baygın durumda.

12 saat önce iyiydi. Ne oldu?

Bilmiyorum. Test yapıyoruz.

Kendine geldiğinde çağırırım.

Bekleyeceğim. Sen git istersen. Kendine geldiğinde burada olmak istiyorum.

Ben de Alvin Dutch'ı araştırırım.

Olivia.

Amirin bilgi verdi. Sanırım yardım edebilirim.

Nasıl?

Alvin Dutch'ın adını, Ledger'ın

New Orleans bürosunda çalışan bir arkadaşıma verdim.

Dutch'ın eski bir hücre arkadaşını Baton Rouge'daki bir sığınakta buldu.

Sağ ol. Louisiana Eyalet Polisi'ne haber vereyim, görüşsünler.

Kendin görüşürsün diye düşündüm.

Haber servisine getirttim. Size bir telekonferans ayarladım.

Clayton, Alvin Dutch hiç ailesinden bahsetti mi?

Evlatlıktan reddettikleri için bela okuyordu.

Peki ya New York'ta? Hiç birilerinden bahsetti mi?

Evet. Düşününce geldi aklıma.

Bir isim var mı?

Benim çıkarım ne?

Bir çocuğun hayatını kurtardığın için güzel karma.

Ben daha çok para düşünmüştüm.

Bir ödül ayarlayabiliriz.

Ayarlayana dek bir şey demiyorum.

1.000 dolar verin.

Yeter mi?

Goldie adında bir teyzesi var.

Noel'de meyveli kek gönderirdi.

-Taş gibi oluyordu. -Soyadını hatırlıyor musun?

Prioleaux. O isimde bir kız arkadaşım vardı.

Tabii beyazdı.

Teyzesi nerede yaşıyor?

Harlem'de bir yerdedir.

GOLDIE PRIOLEAUX'NUN EVİ

9 KASIM ÇARŞAMBA

Ayıp sana Alvin.

Şehre geliyorsun ama beni ziyaret etmiyorsun.

Telefonla aradı mı ya da mektup falan?

Yıllardır ondan haber almadım.

Bodrum katındaki evin anahtarı var mı?

Hayır, orası genç güzel bir çifte kiralandı. Johnson'lara.

Biraz etrafa bakabilir miyiz?

Buyurun.

Şehirde Alvin'in başka akrabası var mı?

Tanrım, hayır.

Ailesinin çoğu ölümüne New Orleans'lı.

Kasırga bile onları yerinden kıpırdatamadı.

O fırtınaya ne diyorlardı?

Katrina.

Öyle mi?

Hiçbir şey yok.

Bayan Goldie, çok teşekkür ederiz.

Aklınıza bir şey gelirse arayın lütfen.

Şimdi geldi aklıma.

Camille. Katrina değil.

Fırtınanın adı Camille'di.

Bayan Goldie, başkanın adı ne?

Kennedy, tabii ki.

Ona oy verdim.

Yeğeniniz Alvin'i en son ne zaman gördünüz?

Alvin mi?

Bir düşüneyim.

Geçen hafta.

Yıllar oldu demiştiniz.

Hayır, daha geçen gün buradaydı.

Şu güzel kızları ziyaretime getirmişti.

Kızlar burada mıydı?

Aşağıya taşınıyorlar.

Alvin depoyu tamir ediyor.

Nicki.

Yanıyor. Hastaneye götürmemiz gerek.

Dutch'taki belirtilerin aynısı.

Tanrım.

Taşınabilir röntgen getir ve damardan Cipro ver.

Alvin Dutch öldü.

-Neyden? -Şarbon.

Nicki nasıl?

Ateşi düştü. Antibiyotiklere yanıt veriyor.

-Tamamen iyileşecek. -Güzel.

Ledger'da Nicki veya şarbon görmek istemiyorum.

Şehri paniğe sokamayız.

Plan nedir?

Hastane, Hastalık Kontrol Merkezini çağırdı.

Şehirdeki olası şarbon salgını için

tüm acillere, acil durum gözetim ekipleri yolladılar.

-Açıklanacağı zaman onların kararı. -Tamam.

Kaynağım Alvin Dutch'ın öldüğünü söyledi.

-Ne oluyor Olivia? -Müsait değilim.

Alvin Dutch öldü. Nasıl öldüğü söylenmiyor.

HKM çatıya helikopter indirdi.

Jackson, bu konuda konuşamam.

Ne olduğunu bulacağım. Biliyorsun.

Nicki'yi muayene ettiler. Kızlık zarı sağlam. Tecavüz edilmemiş.

Alvin, o aşamaya gelmeye fırsat bulamamış.

Nicki iyileşecekse Alvin Dutch niye öldü?

Şarbonu solumuş.

En agresif tedavide bile %75 ölümcül.

Nicki virüsü avuç içindeki bir kesikten alıyor.

Yani Alvin sporları soludu. Nicki sadece dokundu.

Aynen. Nasıl kaptıklarını bulmamız lazım.

New Orleans'taki sel suları zehir kaynıyor.

Hayır, olamaz.

Şarbon, yalnızca kuru sporlar tarafından direkt temas ile bulaşıyor.

Semptomları da genellikle yedi gün içerisinde görülüyor.

On haftadır buradalar. Lola ve Tasha şimdilik iyi.

Bu demek oluyor ki Alvin ve Nicki'ye son 48 saat içinde bulaştı.

Elini nasıl kestin Nicki?

-Bardakla. -Ne bardağı?

İçinde peri tozu olan tüp.

Etrafına ip bağladım.

Bosha için kolye yaptım.

Bosha kim?

Ayıcığım. Onu, adamın evinde bıraktım.

-Getirebilir misiniz? -Deneyeceğiz tatlım.

Tüp nasıl kırıldı?

Adam Bosha'yı benden aldığında yere düştü.

Peri tozu her yere yayıldı.

Peri tozuna dokundun mu?

Almaya çalıştım

ama elimi kestim.

Sonra adam bana sinirlendi ve beni itti.

Sonra temizledi.

Bu şekilde solumuş olmalı.

Nicki, peri tozunu nereden buldun?

Bilmiyorum.

Kolyeyi ne zaman yaptın?

Adamın evinde.

Peri tozunu adam mı sana verdi?

Hatırlamıyorum.

Daha fazla zorlayamayız.

Nicki!

Tasha ve Lola'da belirti yok

ama Doktor Beresford gene de kontrol edecek.

Peri tozu hâlâ orada.

Başkalarına da bulaşabilir.

Attıysa, dışarıdadır.

Ya da o bodrumda.

HKM'ne bir ipucu bulduğumu söylerim.

GOLDIE PRIOLEAUX'NUN EVİ

9 KASIM ÇARŞAMBA

Buldum.

Şarbonu süpürmüş ama faraşı boşaltmamış.

Kaynağını tespit edecek bir şey buldun mu?

Zehirlilik ve tanecik boyutuna bakılırsa, askeri seviyede.

-Yani bir laboratuvardan çıkma. -Öyle olmalı.

-Bulmanın yolu var mı? -Olabilir.

Üçüncü seviye biyolojik silahlarla çalışan araştırmacılar

takip edilebilmesi için numunelerini kimyasal belirleyicilerle işaretliyorlar.

Alvin Dutch silahlandırılmış şarbona nasıl ulaştı?

Yaptığı tek iş hapishane mutfağındaydı.

Test sonuçları çıktığında arayacağım.

Merkezde olacağız.

Novak, Louisiana şartlı tahliyesi ile görüştü.

Alvin Dutch'ın bir laboratuvara ya da araştırma merkezine erişimi yokmuş.

Angola'daki hücre arkadaşlarına bakmamız lazım.

Ne oluyor?

Neden herkes bina dışında?

HKM, şarbon sporları Dutch'ın kıyafetine

bulaşmış olabilir diye, tüm binanın temizlenmesini istedi.

İyi ki dikkat çekmedik.

Halkla İlişkiler Komiser Yardımcısı bir hikâye uyduracak.

Şehirdeki bütün haberciler burada.

-Beni kandırıyorsunuz. -Sorun yok.

Nöbetçi polis bozuk istiridye yemiş. Biri de abartmış.

Salmonella salgını sanmış.

Halkla ilişkiler memuru de böyle dedi.

Aynısını mı söyleyeceksiniz?

Biz burada çalışıyoruz.

Düşmanınız değilim.

Her ne oluyorsa halkın bilmeye hakkı var.

Bay Zane, şeridin arkasına geçmenizi rica ediyorum.

Bozuk istiridyeler bulaşıcı herhâlde.

Siviller tehlikedeyse onları uyarmak görevimiz.

11 Eylül'den sonra, her sekreter postayı eldivenle açmaya başladı.

Endişe yaratmak istemiyoruz.

Ama bir yerde haklı.

Bina temiz. İçeri girebilirsiniz.

Herkes, Alvin Dutch'ın New York'a geldiğinden beri yaptıklarına baksın.

Gittiği her yeri ve bir şişe

şarbonu nasıl bulduğunu öğrenin.

-Bu ne şimdi? -Her şey gitmiş.

Tüm temizleme işi uydurmaymış.

Neden Noel Baba, neden?

Raporlarım, dizüstüm, hepsi gitmiş.

Biz tecavüze uğradığımızda kimi arıyoruz?

Emniyet Müdürlüğü'ne haber vereyim. Müdür delirecek.

Size de mi gelmişler?

Alvin Dutch'ın bedeni, şişe, hepsi gitmiş.

Dr. Beresford, kızlar sizde mi?

Peki. Denediğiniz için teşekkürler.

Federaller, Tasha, Nicki ve Lola'yı almışlar. Nereye gittikleri belirsiz.

Devlet bunu yapabilir mi?

Vatanseverlik yasasından sonra istediklerini yaparlar.

Müdür, federalleri dağıtacak mı?

Beni dağıttı bile.

Derhâl Federal Plaza'ya gitme emri verdi.

Senin de.

20 FEDERAL PLAZA KONFERANS ODASI

9 KASIM ÇARŞAMBA

Başkomiser Cragen, Adli Tabip Warner.

Soruşturmadaki işiniz sona erdi.

Ekibinizin Alvin Dutch ve ölümüyle ilgili

ilave bir şey yapmasına gerek yok.

Kızlara ne oldu?

Onlara iyi bakılıyor.

En yakın akrabayı bulmak için gereği yapılıyor.

Bu kızlar çok sıkıntı çekti.

Terapiye, tanıdıkları ve güvendikleri insanlarla birlikteliğe ihtiyaçları var.

Merhametinize saygı duyuyorum Dedektif Benson.

Ama bu bir ulusal güvenlik meselesi.

Odalarımızı bastığınızda halkın sağlığıyla ilgili demiştiniz.

Bir açıklama borçlusunuz.

Açıklama yapamam, güvenlik yetkiniz yok.

New York Polis Teşkilatı ve Adli Tabip'in

elde ettiği tüm bilgiler artık gizli.

İnsanlar şarbondan ölene kadar ağzımızı açmayız.

Federal hükûmet her türlü acil durum için hazırlıklı.

Tabii. Siyah helikopterleri çağırarak.

İlk defa paranoyak olmadı.

Bu toplantı bitmiştir.

Her türlü gizli bilginin sızdırılması

federal suç olarak soruşturulacak ve cezalandırılacaktır.

Gidebilirsiniz.

Pısıp oturacak mıyız?

Başka çaremiz yok.

Emir, Washington'dan geliyor. Emniyet Müdürü karşı gelemez.

Kızlar ne olacak?

Neler çektiklerini unutalım mı?

-Evet. -Saçmalık.

Şehir çapında sağlık krizi doğabilir. Halk uyarılmazsa

kendisini koruyamaz.

Melinda, elim kolum bağlı.

Olivia.

Sen ve Elliot'la konuşmam gerek. Yalnız.

Federaller beni çıkarmadan önce,

Ulusal Sağlık Enstitüsü'ndeki bir arkadaşıma analiz sonuçlarını gönderdim.

Bizi fırçaladıkları vakit sonuçlar geldi.

Arkadaşın kaynağı bulmuş mu?

Louisiana Biochem Güvenlik.

New Orleans'ın dışındaki bir araştırma merkezi.

Risin, ebola, çiçek ve şarbon gibi toksin maddelerle çalışmak konusunda

HKM'den izinleri var.

Ne yapıyorlarmış?

-Biyolojik silah. -Mikrop savaşları.

Evet ve biyolojik teröre karşı aşı üretiyorlarmış.

Tek merkez onlarınki değil.

Sel bölgesinde, beş adet üçüncü seviye biyolojik silah laboratuvarı varmış.

Katrina vurduğunda ne olmuş?

Tüm işlerini ve 5.000'den fazla deney hayvanını kaybetmişler.

Birçoğu ölümcül virüs taşıyormuş.

Bir üniversite, şarbon ve genetiğiyle oynanmış fare çiçeği virüsünü

araştırmak konusunda yetkili.

Haberlerde gördüğümü hatırlamıyorum.

Görmeni istemiyorlar.

Hükûmet, fırtınadan önce merkezlerin güvene alındığını söylemişti.

Hayvanlar uyutuldu. Numuneler yok edildi.

Bilim adamı olsam, yılların araştırmasını çöpe atmam.

Birisi şarbonu, Louisiana Biochem Güvenlik'ten almış

ve buraya getirmiş.

Gelirken de yolları Alvin Dutch ile kesişmiş.

Her kimse, şu anda bir yerlerde. Tanrı bilir başka neleri var.

Washington'dan gelenler bizi susturduğu müddetçe

hiçbir halt yiyemiyoruz.

Fikrini mi değiştirdin?

Evet.

Sana bir hikâyem var.

Aklından ne geçiyordu?

ŞARBON KIZLARI FEDERALLERCE KAÇIRILDI

-Güzel resim. -Neden ona verdin?

Verdiğimi kim söylüyor?

Benimle oyun oynama.

Olivia, Baş Dedektif şu an burada.

Federaller delirmiş.

Ledger'a fotoğrafı bu ekipten birisinin sızdırdığını biliyorlar.

O gün parkta birçok kişinin fotoğraf makinesi vardı.

Jackson Zane, fotoğrafı herhangi birinden almış olabilir.

Peki.

Bunun işe yarayacağını mı sanıyorsun?

O kızlar, annelerini, evlerini, her şeylerini kaybettiler.

Gene de bize güvendiler.

Bir daha gizli bir soruşturmayı

gazetelerde görmek istemiyorum.

Federallere uymak üzere emir alıyorsun,

sen ve emrindeki herkes buna uyacak.

Yoksa bir daha emir veremeyeceksin.

Emredersiniz Amirim.

Olivia.

İçeri, şimdi.

1000 dolarlık takım giyen kodamanların patronluk taslamasından hoşlanmıyorum.

Ulusal güvenlik çıkarına

bana geri çekil dendiğinde, dilimi ısırırım.

-Amirim... -Sus.

Beni sorguladıklarında,

yalan söylemek istemiyorum ve hepimizi sorgulayacaklar.

Bunu senin sızdırdığını kanıtladıklarında işini alacaklar,

emekli maaşını ve özgürlüğünü alacaklar.

Seni federal bir hapishanede ziyaret etmek istemiyorum Olivia.

Çıkabilirsin.

Ne kadar kötü?

Bak belki de değmiştir.

-Nasıl? -Çocuk Hizmetleri'nden aradılar.

Medyanın ilgisi federalleri korkutmuş olmalı.

Kızları iade ettiler.

Onlarla konuşmamız lazım.

Kafayı yemişsin.

Kızlar şimdilik güvende.

Şehrin geri kalanı ne olacak?

Dışarıda bir yerde şarbon var ve Nicki onu bulmanın tek yolu.

Federallerin onu bütün gece sorgulamadığını mı sanıyorsun?

Elliot, Nicki kaçırılmış, annesinin ölümünü izledikten sonra

taciz edilmiş, travma geçirmiş sekiz yaşında bir kız çocuğu.

Onunla nasıl konuşmamız gerektiğini biliyoruz.

ÇOCUK HİZMETLERİ OYUN ODASI

10 KASIM PERŞEMBE

Hoşuna gidecek bir şey getirdim.

Bosha'yı bulmuşsun.

Bosha çok kirlenmişti. Bu onun ufak kardeşi.

Sence o da kolye ister mi?

Evet ama başka peri tozum yok.

Gidip biraz alabiliriz.

Kamyonet nerede bilmiyorum.

Hangi kamyonet?

Bizi New York'a getiren kamyonet.

Peri tozu kamyonetteydi.

Tatlım...

Nicki, sorun yok. Başın belaya girmeyecek.

Evet, girecek.

Annem derdi ki...

Bana ait olmayan şeyleri almak günahmış.

Ne biliyor musun Nicki?

Kamyoneti kullanan adamı arayacağım.

Senin peri tozunu ödünç aldığını söyleyeceğim.

Ödünç almak kötü bir şey değil, değil mi?

Kamyonette bir sürü peri tozu vardı.

Biraz daha alabilir miyim, sorabilir misin?

Ufak Bosha için?

Sorarız ama önce kim olduğunu bulmalıyız.

Adını hatırlıyor musun?

Bay Michael.

Merak etme. Bütün görüşmeleri ankesörlü telefondan yaptım.

Ne buldun?

Louisiana Biochem Güvenlik'in ilk adı veya soyadı Michael olan

yedi çalışanı varmış.

Katrina sırasında nerede olduklarına baktın mı?

Bir tane laboratuvar teknisyeni hariç hepsi tahliye edilmiş. Michael Delpit.

Geride kalıp laboratuvarı korumaya gönüllü olmuş.

Ya da yağmalamaya.

-Delpit nerede şimdi? -İstifa etmiş.

Jersey'de New Brunswick adında bir laboratuvarda çalıştığını buldum.

Munch, teyzemi buldu.

Bayan Fontenot bizi buldu.

Kızların resmini gazetede gördüm.

Onlara iyi baktığınız için çok teşekkürler.

Onunla yaşayabileceğimi söylüyor. Nicki nerede?

İçeride. Neden gidip görmüyorsunuz?

-Nereye gidiyorsun? -Sorma, söyleme.

JERSEY GEN LABORATUVARI

10 KASIM PERŞEMBE

Affedersiniz.

Bu adamı gördünüz mü?

Orada.

Michael Delpit.

Burası yasak bir bölge.

Leavenworth'ta ömür boyu yatmak kadar yasak değildir.

Üçüncü seviye biyolojik silahın çalınmasından

ve taşınmasından dolayı tutuklusun.

Şarbon nerede?

Gitti.

Louisiana Bio Güvenlik'te çalışırken benimle iletişime geçtiler.

Silah imalatlık şarbon için bana çok para teklif ettiler.

Laboratuvardan gizlice çıkaramazdım.

Katrina vurduğunda bir fırsat gördün.

Personel dağıldı.

Fırtınayı atlatmak için sadece ben, maymunlar ve fareler kaldı.

Elektrikler gittiğinde, güvenlik sistemleri de gitti.

Kamyoneti doldurdum ve yola koyuldum.

Ama durdun ve Alvin Dutch ile kızları aldın. Neden?

Bir barikata denk gelirsem tahliye edilmiş bir aileden iyi kılıf olur diye düşündüm.

Şarbonu nerede bıraktın?

On dördüncü caddede.

Adamla otoparkta buluştuk.

Bana parayı verdi.

Hiç soru sormadım.

Giderken gördün mü?

Köşeden döndü.

-Durdur. -Kayboldu.

Kime sattığını söyledi mi?

Adamın adını hiç öğrenmemiş. Elindeki tek şey cep telefonu numarası.

-Bana versene. -Kontörlü hat.

Çoktan servis dışı.

-Kahretsin. -Bekle.

Yani şarbonu çaldın.

Birisine sattın.

Ne yapacağını sorma zahmetine girdin mi?

Beni ilgilendirmez. Paramı aldım. O da istediğini aldı.

Peki...

...ölebilecek bütün masum insanlar?

Ben olmayacağım.

Bende Cipro var.

Ölümü pazarlıyor ve gece rahat rahat uyuyor.

Hep bunu nasıl yaptıklarını merak etmiştim.

Delpit gibi tipler, zarar verdiklerini düşünmezler.

Tecavüzcü gibi. Kurbanını düşünmüyor.

Bu bant kaydını yalnızca ortağım ve ben biliyoruz.

Delpit, onu kaydettiğimizi bilmiyordu.

Görüşmeleri kaydetmezsiniz. Neden yaptınız?

Federaller, Michael Delpit'i yok edecekler.

Gerçeğin onunla uçmasını istemiyorum.

Bunu duyduğunu kimseye söyleyemezsin.

Editörüne söyleyemezsin.

Söz veriyorum.

Kaydın sonu muydu?

Neredeyse.

İnsanlar bütün olasılıkları düşünmeyecek kadar aptalsa

yaşamak için de aptaldır.

Bence bu bir doğal seçilim.

Bütün ölümler senin elinden olacak.

Bu kadar dramatik olmayın. Ben sadece aracıyım.

İş alışverişi.

Askeri yükleniciler ülkeleri taş devrine yollayacak

silahlar yaparak servetler kazanıyor.

Hükûmetle savaş bölgesi kontratı imzalayarak paralarını ikiye katlıyorlar.

Neden ben de pastadan payımı almayayım?

Kansız şerefsiz.

Misafirimiz var.

-Çıkmam lazım. -Arkamda yangın merdiveni var.

-Kasedi ver. -Bir saniye.

Federaller beni burada bulursa ikimiz de hapse gireriz.

-Hikâyen asla yayınlanmaz. -Neredeyse bitti.

Şimdi Jackson.

FEDERAL MAHKEME

11 KASIM CUMA

Olivia...

Çok gizli tutuyorlar.

Ama arkadaşım Adalet Bakanlığı şefinden haber aldı.

Jackson Zane kaynağını söylemeyi reddetmiş.

Hapse girecek.

Evet. Gazetecilerin bir dokunulmazlığı yok.

Konuşmamak mahkemeyi saymamak anlamında.

Makalesini okudum.

Şarbondan ödüm kopuyor.

Gerçek için hapse girmek epey yürek ister.

Ne kadar tutabilirler?

İsim verene kadar.

Teşekkürler.

Buraya gelmemeliydin. Ziyaretçilerim kontrol ediliyor.

Gizli kimliğimi kullandım. Rachel Martin.

-Gene de riskli. -Seni görmem gerekiyordu.

Konuşmanı istiyorum.

Benim olduğumu söylemeni istiyorum.

Hayır, şarbon hâlâ dışarıda bir yerde.

İkimiz de doğru şeyi yaptık.

Ama ben hapiste değilim.

Sen buraya ait değilsin.

Sen kızları ve bütün şehri koruyordun.

İşini yaptın, ben de benimkini yapıyorum.

Hâlâ hapistesin Jackson.

İsmimi ver ve işine geri dön.

İsmini verirsem onlar kazanır.

Özgür basın olmadan özgürlük olmaz.

Şimdi bu hikâyeyi yazmayı tercih ediyorum.

Sonuçlarına katlanacağım.

Hoşça kal Olivia.

Bir daha gelme.

İzleyeceğiniz öykü hayal ürünüdür. Gerçek kişi ve olaylara yer verilmemiştir.

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.