Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
BU ÖYKÜ KURGUDUR. GERÇEK ŞAHIS VE OLAYLARLA BİR İLGİSİ YOKTUR.
Ceza adalet sisteminde,
bilhassa cinsel suçlar menfur olarak kabul edilir.
New York City'de, bu korkunç suçların soruşturmasıyla görevli olan dedektifler
Özel Kurbanlar Birimi adlı seçkin bir ekibin üyeleridir.
İzleyecekleriniz, onların öyküleridir.
-Selam çocuklar. -Selam.
Yeni park için heyecanlı mısınız?
Evet!
Eğlenceli olacak.
Ördekçiklere ne oldu?
Burada yaşayan yavru ördekler nerede?
Hey, şuna bak.
Dişler.
Annenize gidin.
-Hadi. -Çalışmayı durdurun.
Beyler gelin.
İnsan bence.
Dosya yükünüzü artırdığım için üzgünüm dedektifler
ama bence bu size ait.
Nereden anladın?
Kurban bir çocuk.
Hâlâ birkaç süt dişi varmış.
12 veya 13 yaşa kadar olur bu dişler.
Daha kemik buldun mu?
Sadece sekiz diş ve bir alt çene.
Kum, Rockland County'deki bir ocaktan.
Melinda! Şuna bak.
Battlestar Galactica.
Bir soru yanıtlandı.
Ölüm muhtemelen 70'lerin sonunda gerçekleşmiş.
Bu beslenme kutusundan galiba bende de vardı.
-Peki, hep şunu merak etmişimdir. -Neyi?
Twinkies hiç bozulur mu?
20 dolar vereceğim, al bir ısırık.
Kısacası, bunun cinayet olduğuna dair gösterge yok, doğru mu?
Doğru. Çocuk içeri düşmüş olabilir.
Dedektifler... cinayet bu.
Nereden anladın?
Bu bir mermi deliği.
POLİS HATTI
NEW YORK POLİS TEŞKİLATI
DOĞU YAKASI TECAVÜZCÜSÜ YAKALANDI
Çalıştırmaya başlamışlar bile.
Yalnızca 30 yıllık vakalar.
Kazı nasıl?
Fena değil.
76'dan beri kapalıymış bu ocak. Daha geçtiğimiz yıl açılmış.
Arama alanımızı daralttı bu.
Yaklaşık yarısını bulabildik.
Kesin erkek çocuğu mı?
Leğen kemiğini bulduk.
Maalesef kalıntılardan daha fazlasını öğrenemeyiz.
Kimliğini teşhis etmemize
yarayacak topuk kırığı, sakatlık veya bir anormallik yok.
Tüm kıl ve dokular da çürüyüp gitmiş.
Hiç giysi kalıntısı da bulamadık.
Olsa bozunmazdı.
Ya hayvanlar çekiştirmiş
ya da giysisi yokmuş.
Dedektifler...
Bu önemli olabilir.
Baskı neredeyse tamamen solmuş.
"Fakat belli belirsiz bir yaklaşan tehlike hissiyle ezildiğini hissetti."
Ben de öyle.
Şunlara bak.
İşte şimdi oldu.
Molitor, Trammell oyuncu kartları. Bunlar iyi para eder.
Çok sağlam durumdalar.
Bu da gayet iyi dayanmış.
Hayatından ufak parçalar.
Bunlarla kimliğini bulabilmemiz gerek.
"En Büyük Ejderhalar".
Epey iyi sanatçıymış.
Belki de Ejderhalar'da oynamıştır.
Spor takımı olabilir mi?
-Ya da maskot. -Bak, 148 numara.
148. Okul.
O kadar eskiden mi?
Desaparición buolabilir.
Kaybolan kimdi?
Dört erkek çocuk, 1978'de.
Bu okuldan dört erkek çocuk mu kayboldu?
Bir daha haber alınmadı mı?
Benim yaşlarımdalardı, 12 veya 13.
Hatırlıyorum, okul yılı başlarıydı
çünkü akşamları hava aydınlıktı.
Akşam yemeğinden sonra beyzbol oynamışlar.
En son o zaman görülmüşler.
-Adlarını hatırlıyor musunuz? -Asla unutmam.
Juan Alvarez, Hector Padilla,
Esteban Morales ve Michael Rodriguez.
O zamanlar bu mahalle 3-7'ye bağlıydı.
O mıntıka şubesi 20 yıldır kapalı.
Yani belgeler Queens'teki bir depoda olmalı.
Çıkarırlar varsayıyorum.
78 sonbaharında tüm New York gazeteleri grevdeydi.
Muhtemelen o yüzden hiç duymadık.
Zaten duymazdınız.
Çoğuna göre kaçıp giden Porto Rikolu serserilerdi.
Başlarına sizce ne geldi?
Annem ben küçükken, anne babasını dinlemeyen
oğlan çocuklarını kaçıran bir canavar demişti.
Bilinmeyen bir vakaya göre popüler olduğu kesin.
Dosyalar depoda değilmiş.
Çıkışı yapılmış.
Kime?
-Selam Millie... -Hiç bulaşma.
Aradığın test sonucu neyse bende yok.
Peki 1978'de kaybolan dört erkek çocuk dosyasının belgeleri?
Arşiv'e göre sen almışsın.
-Niye istiyorsun? -Kalıntılar bulduk.
Nerede?
Dosyaları neden aldın?
-Bir şey arıyordum. -Ben de. Dosyaları.
İyi. Yarın. Sana gönderirim.
Hayır, şimdi lazım. Bugün.
-Burada değil. -Nerede?
Bak, beni tuhaf bulma sakın.
Artık çok geç.
MILLIE VIZCARRONDO'NUN DAİRESİ 1857 1. CADDE - 2 KASIM ÇARŞAMBA
Ben de birkaç dosya aldım.
Birkaç mı?
Elli veya altmış.
Kurbanın 7 ilâ 14 yaşlarında Hispanik bir oğlan
olduğu tüm çözülmemiş cinayet veya kayıp şahıs vakaları.
1960 ile 1980 yılları arasında işlenmiş.
-Baban polismiş. -Evet.
Parmak izi analistiymiş zamanında.
Bilgisayar yokken.
Ama bu... Onu alt eden vaka bu oldu.
Nisan 1970, boş bir arsanın yakınlarında köpeğini gezdiren bir adam polisi aramış.
Boş bir şofbenin içinden sarkan bir el gördüğünü söylemiş.
Başta kukla sanmış.
Ama değilmiş.
Hayır. Kimliği hiç belirlenememiş.
Gazeteler ona "Kutudaki Oğlan" demiş.
3-4 gündür ölüymüş. Ölüm sonrası yeri en az iki kez değiştirilmiş.
Adli Tıp dokuz yaşlarında demiş.
Ancak ölüm nedeni hiç belirlenememiş.
Şüpheli var mı?
Hiç yok.
Civardaki bir arabanın açık bagajının
önünde bir adam ve genç bir çocuk gören bir tanık varmış.
Fakat sonuç çıkmamış.
Çok geçmeden unutulmuş gitmiş.
Baban unutmamış.
Hayır.
Hemen her gece başındaydı.
Her hafta sonu.
Başucu dosyası.
Asla peşini bırakamazsın.
Onları ezberlemişti.
Doğum kayıtlarına bakıp kimlik bulmaya çalışıyordu.
Geçen yaz öldüğü güne kadar üzerinde çalıştı.
Şimdi sıra sende.
Hayır.
Onun gibi değil.
Tüm hayatımı buna adayamam.
Ama ona bir ad vermek isterim.
İşte. Sanırım aradığın dosya bu.
1978.
Sence kaybolanlar 4 beyaz oğlan olsaydı
dosya hâlâ açık olur mu?
Muhtemelen hayır.
Ama en azından şimdi elimizde kalıntılar var.
Bu oğluma ait.
Juan'ın bu.
Üzgünüm hanımefendi, dokunamazsınız ona.
Söyledim onlara.
Polise söyledim.
Juan kaçmazdı.
Öyle bir çocuk değildi.
Bana inanmadılar.
Çok üzgünüz Bay Alvarez.
O adamlar nerede şimdi?
Onlara kendim söylemek istiyorum.
Dosyanızla ilgilenen dedektifler
uzun süre önce vefat etmiş.
Bunu oğlunuza kim yapmış olabilir, fikriniz var mı?
Biz hep... Robert Sawyer'dan kuşkulandık.
Mahallenin becerikli işçisiydi.
Bazen oğlanlara tuhaf işler verirdi.
Sizce bunu o mu yaptı?
Esteban'a karşı hep iyiydi.
Evet. Öyle yaparlar.
Çocuklara böyle güven aşılarlar.
Polisler onun peşini hemen bıraktı.
Poligraf testine soktular ve yalan söylemediği çıktı ortaya.
Kandırabiliyorlar onları.
Hep yapıyorlar hatta, değil mi?
Bilimsel doğrulukları tam anlamıyla kanıtlanmış değil.
Benim bir sorum var.
Oğlum nerede?
Öldü mü?
Kesin konuşamıyoruz Bayan Padilla.
Ama muhtemelen öldü, değil mi?
Bunca zaman sonra,
oğlunuz Alvarez ile aynı dönemde ölmüş olmalı.
Ama onları bulamıyorsunuz.
Demek ki ortada hâlâ bir ihtimal var.
Pek sanmıyorum.
Oğullarınız size ulaşmaya çalışırdı.
Bayan Morales, üzgünüm.
Sizi ümitlendirmek istemiyorum.
Elimizde ümitten başka şey yok Dedektif Stabler.
Bilmemizin daha iyi olması gerekiyor.
Her telefonun ondan geldiğini düşünmemenin.
Kalabalıklara bakıp Juan içlerinde olabilir mi diye merak etmemenin.
Ama sanırım özleyeceğim.
Ümidi özleyeceğim.
Bayan Alvarez tamirci Robert Sawyer'ın
kayboldukları gece Hector Padilla ve Michael Rodriguez ile
sokakta görüldüğünü söyledi.
Ama yedi kez sorgulanmış.
Yalan makinesini geçmiş ve şahidi varmış.
Evet.
Çalışanlarından biri.
Carlos Guzman.
Çalışanların tanıklıkları su götürmez değildir.
Geçimleri patronlarının hapse girmemesine bağlı.
Aklamışlar yine de.
Kum ocağında sadece bir ceset bulduk.
Ya diğer üç çocuk Juan Alvarez'i öldürdüyse
veya bir şekilde bundan sorumluysa?
Korkup kaçmışlardır.
Hiç gözükmeden 27 yıl mı?
Pek olası değil.
Millie, senin oğlanın bulunduğu kutu neydi?
Şofben kutusu. Niye?
Sawyer listede ana mesleğini "tesisatçı" olarak belirtmiş.
İlginç bir tesadüf.
Kutudaki Oğlan'ın delillerini baştan incelemen gerek.
Onlara 1.000 kere baktım.
Hele babam, milyonlarca kez.
Hiç şüpheliniz olmamıştı.
Ya da kıyaslayacak başka bir suçunuz.
Battaniye hikâyesi ne?
Cesedin oralarda bulundu.
Aslında makasla kesilmiş yarım bir battaniye.
Ancak belgelere not düşülmemiş,
diğer yarısı bulunursa diye.
Bu... Bu elimizdeki tek işe yarar şeydi.
Şu izleri gördün mü?
İzler kutunun istifin içinden çekilip çıkarıldığını gösteriyor.
Bu şofben türü epey yaygınmış.
Şehir sınırları içinde yüzlerce satmış.
Alıcıların %75'ini bulmayı başardık aslında.
Nakit ödeyenleri bile.
"Biz" deyip duruyorsun.
"Alıcıları bulduk."
Özür dilerim.
Dileme. Bu dosyayla büyüdün.
Çocuk ezelden beri kayıp bir kardeş gibi olmuştur.
Şuna bak.
Nedir bu?
Kum.
Sawyer'ın cesedi ilk atmaya çalıştığı yer
ya kum ocağıysa?
Neden orada bırakmasın?
Tehlikeli gelmiştir.
Ocak 1970'de faaliyet hâlindeymiş.
Aynı kum mu diye test edebilirsin herhâlde.
Sawyer'ın tanığı vardı.
Carlos Guzman.
İşte, eski vakaların iyi yanı bu.
Zaman tanığın fikrini değiştirebilir.
Kumu test et.
BELEDİYE HAVUZU 3 KASIM PERŞEMBE
Carlos Guzman!
Kimsiniz?
Dedektif Stabler. Bir dakikanızı alabilir miyim?
Ne istiyorsunuz?
Robert Sawyer hakkında konuşmak.
Nerede, bilmiyorum.
30 yıl önce biliyordunuz.
O adamı kollamakla iyi etmişsiniz.
Tanığıydım.
Doğruyu söyledim.
Aksini kim dedi?
Sorularınızı yanıtladım, tamam mı? İşim var.
Hâlin vaktin yerinde bakıyorum.
Havuzcu çocuk.
Tesisatçılık bir nevi, değil mi?
Kendi işletmem var.
Epey yıpranmış görünüyorsun Carlos.
Uzun zamandır bir suçun yükünü taşıyan biri gibi tıpkı.
Şimdi beni dinle...
Başın belada değil.
Gençtin ve korkuyordun.
Ama Sawyer'ın şu anki yerini bilmeliyim.
Bilmiyorum.
Tamam mı?
Oğlanlardan birini bulduk.
Kalanları bulmamız an meselesi.
Bunu yoluna sokabilirsin.
Delil torbasındaki kum ile ocaktaki kum aynı.
C-33 Beton Kumu.
Fakat oldukça yaygın.
Çocuk parklarında, golf sahalarında, her yerde bulunuyor.
Yani Juan Alvarez'in katili muhtemelen Kutudaki Oğlan'ı öldürdü.
Ama... bu mahkemede işe yaramıyor işte.
Ama benim için yeterli.
İkimiz de aynı adamı arıyoruz.
Evet, ama Carlos Guzman'ın hikâyesini bu ara
değiştirmesini beklemiyorum. Bu yüzden sen ve ben bir tür bağlantı kurmazsak
Sawyer elini kolunu sallayarak gezecek.
Son bilinen adresi Spanish Harlem.
Dört oğlanın tümüyle aynı mahalleden.
68'den 77'ye dek nerede yaşadığını bilmiyoruz.
Posta kutusu varmış.
Bence hâlâ tesadüf olamayacak kadar
çok benzerlik mevcut.
Anne baba yok, kardeş yok, eş yok.
80'de yok olduğundan beri sosyal güvenlik numarası kullanılmamış.
Tesisatçi, tamirci.
Sırf nakit çalışıyordur.
Vergi kaydı olmadan.
Stabler. Evet.
Tamam, ilgileniriz.
Munch'ı bir psikiyatr aramış,
bir hastasının cinayet ihbarında bulunduğunu söylemiş.
1970'ten.
Cesedi karton bir koliye tıkılan bir oğlanmış.
INDIRA SINGH'İN OFİSİ 112 DOĞU 36. SOKAK - 3 KASIM PERŞEMBE
Anna'yı yıllardır görmedim.
Psikiyatri tesisinden çıkışını yapıp ortadan
kaybolduğundan beri.
Ansızın, bu öğleden sonra beni aradı.
Ne yerini söyledi ne de uğradı.
-Kaçta aradı? -14.30.
-Bu hattan mı aradı? -Evet.
Buluruz herhâlde.
Tam olarak ne dedi Dr. Singh?
Takip etmek güç oldu ama kısaca,
12 yaşındayken babasının, kardeşini öldürüp cesetten kurtulmak için
kendisine yardım etmeye zorlamış.
Oğlanı karton bir kutuya koymuşlar,
babasının arabasının bagajına atmış
ve boş bir arsaya bırakmışlar.
Hiç makul gelmiyor. Bunu neden şimdi ihbar ediyor ki?
Bir rüya görüp aniden hatırladığını söylüyor.
Araştırdığımızı öğrenmiş olmalı.
-Bu dosya medyayla paylaşıldı mı? -Hayır.
Sawyer aradığımızı bilsin istemedim.
Hastanıza inandınız mı?
Anna aklen dengesiz bir kadın.
Yıllarca uyuşturucu kullanımından beyni ciddi hasar görmüş.
Ancak hiç güçlü sanrılar görmeye meyilli olmamıştır.
Tamam, Village'da bir parktan, ankesörlüden.
O mahalleden ekstazi satın alırdı.
Yine kullanıyor olmalı.
Sanırım hayal kırıklığına uğrayacak. O park yıllar önce temizlendi.
Nasıl kardeşi olabilir ki?
Hikâyesinde bariz bir sorun var,
kadın beyaz, Kutudaki Oğlan ise Hispanik.
Evlat edinmişlerdir
veya koruyucu ailesidir.
Epey vakit geçmiş.
Belki de uyuşturucu olmadığını anlayıp uzadı.
Şu o mu?
New York Şehri Polis Teşkilatı
Evet. Yıllar sonraki hâli.
Anna Gable?
Bizi Dr. Singh gönderdi.
İyi misiniz?
Bizimle gelsenize.
Kardeşime benziyorsun.
Anna, soyadın ne?
Başkan kim, biliyor musun?
Hangi yılda olduğumuzu?
Sorun değil Anna. Şu an doğru cevapları bilmek zorunda değilsin.
Dr. Singh ile konuştuğunu hatırlıyor musun?
Anna.
Bana kardeşinden bahset.
K... Kardeşim yok benim.
Yok mu?
Ama Dr. Singh'e kardeşinin öldürüldüğünü söyledin.
Hatırladın mı?
Ah, tamam.
Anna, kardeşine ne oldu?
Kutudaki Oğlan'a.
Çal... Çaldılar onu...
Nereden?
Bir hastaneden.
Bir hastaneden. Peki bana... Anna?
2005.
Ne?
Yıl.
Kafası mı iyi?
Sanmıyorum.
Uzun süre MDMA kullananların çoğunda bellek bozukluğu
ve düşük dikkat süresi görülür.
Basit bir sohbeti sürdürmesi bile gerçekten zor.
Eğer bellek bozukluğu varsa
kardeşinin bir hastaneden kaçırılıp
öldürüldüğüne inanmalı mıyız?
Bu tartışmaya açık sahiden.
Bu deneyimi gerçekten yaşadı mı
yoksa çocukluğunun tanınmış vakası
Kutudaki Oğlan'ı alıp
hafızasına mı katıyor, bilmiyorum.
Bunu uydurduğunu sanmıyorum.
Ayrıntılar çok yakın.
Bir tanık, oğlanın atıldığı yerin yakınında
bagajı açık bir arabanın önünde bir adam ve genç bir çocuk görmüş.
Anna ve babası olmaları gayet olası.
Yalnız, o sırada Anna'nın babası ölüydü.
Anna'nın babası 1961'de öldü,
Kutudaki Oğlan'ın öldürüldüğü...
...1970'ten dokuz yıl önce.
1977, Anna'nın annesi öldü.
Rockland County'deki çiftlik evi Anna'ya bıraktı.
Rockland County. Tam da kum ocağının olduğu yer.
Güzel bir alışveriş merkezi ve Lindbergh Bebek'in kaçırılma
planının tasarlandığı bar da orada.
Bu vakayla ilintili oldukları anlamına gelmez bu.
Bak Millie, gerçekler ortada,
babası ölüydü.
Bu oğlanların hiçbirini öldüremezdi.
Artı, sabıkasında uyuşturucudan tutuklanma ve psikiyatri nezaretleri var.
Bunun bir anlamı yok ki.
Güvenilmez biri demek Millie.
Zamanını harcıyorsun.
Bakın, York Hastanesi'nin adı 1962'de karaborsa bebek skandalına karıştı.
Anna'nın büyüdüğü yerden sadece 30 mil uzak burası.
Ayrıca çalınan bebeklerden biri Hispanik bir oğlanmış.
Gidelim.
YORK HASTANESİ KAYIT BÖLÜMÜ 4 KASIM CUMA
Kaçırılmalar benden önce olmuş.
Sorumlu hemşire yakalanmış,
ama bebeklerin hepsini bulamamışlar, bu oğlan dâhil.
Anne babası hâlâ yaşıyorsa
senin ufaklığın DNA'sıyla karşılaştırabilirsin.
Fark etmez, bu o değil.
Nereden biliyorsun?
Biliyorum işte. O değil.
Bir bakıma rahatlatıcı olmalı.
Şu Kutudaki Oğlan'ı hatırlıyorum.
Buradan kaçırılmış olmasını hiç istemezdim.
Parmak izlerini de ezberlemişsin.
-Bana 60-65 arası tüm doğumlar lazım. -Neden?
Sizce bu hastaneden kaç bebek çalındı?
Fark etmez. Kayıtlar elinizde mi?
Bodrumda bir yerlerde.
Kendiniz aramanız gerek.
Bak, bu çılgınca.
Anna muhtemelen bu bebek skandalını fantezilerine kattı,
tıpkı o oğlanı kattığı gibi.
Neden şimdi?
Anna neden durduk yere,
tam da sen soruştururken Kutudaki Oğlan'ı
hatırlasın ki?
Babası kimseyi öldürmedi.
Kardeşi bu hastaneden çalınmadı.
Bak, beyninde yanmadık hücre
kalmamış bir kadınla boşa kürek çekmeyeceğim.
Kadın Juan Alvarez'in cesedinin bulunduğu yerin 20 dakika ötesinde büyümüş.
O bunu bilmiyor bile.
70'lerden beri kayıp olan çocuk mu o?
Gazetede okumuştum.
Bu mümkün değil.
Hayır, hatırlıyorum. Birkaç gün oldu.
İşte. Burada.
Yok artık.
Hafızasını tazeledi belki de.
Anna.
Bizi hatırladın mı?
Karakolda konuşmuştuk.
Dedektif Stabler seni parkta bulmuştu.
Selam Anna.
Yardımcı ol. Bu battaniyeyi tanıdın mı?
Yarısı kesilmiş ve şu...
...şu çocukla bulunmuş.
Bak, tanıyorsun onu.
Kim o?
Juan Alvarez'in resmini gazetede gördün.
Hatırlamanı sağladı.
Hector'ı hatırlamanı sağladı.
Michael'ı.
Esteban'ı.
Anna, ne oldu onlara?
Ne oldu onlara?
Bilmiyorum.
Bu çocuk kardeşim demiştin.
Kim o? Onu kim öldürdü?
-Onu kim öldürdü Anna? -Yok...
Kardeşim yok.
Anna, beni dinle...
Elliot.
Bilmiyorum Anna.
Belki de beyninin tek kalan kısmı
suçlarla ilgili ayrıntılar anımsayıp
onların parçası gibi davranıyor.
O yaktı bunu.
Şunu...
...sigarayla.
Yanık kısmı kesip çıkardı.
Güzel bir battaniyeydi.
Kim yaktı Anna?
Adam bu mu?
O bu muydu?
Baba.
Hayır Anna.
Baban sen çok gençken vefat etti.
Evimde yaşadı.
Ben yokken.
Sawyer belki de Anna'nın annesiyle yaşıyordu.
Ve annesi öldükten sonra orada kaldı.
Çocuklar 78'de öldü. Anna o zaman neredeydi?
Bütün yıl devlet hastanesinde yatmış.
Sawyer da Anna'nın dağ başındaki çiftlik evinde yalnız kalmış.
Dört çocuk öldürmek için mükemmel.
Arkadan dolaş.
Anna'nın annesi öleli burada kimse yaşamamış gibi.
Böyle bir evde bodrum olmaz.
Alt kısımda muhtemelen boşluk vardır ama.
Döşemeleri kırmış olabilir.
Zahmet etmek istemediyse başka.
Müstakilmiş.
Tam ceset saklamalık.
Bu epey vakit alacak.
Çöp torbasına benziyor.
En azından dört ufak çocuğun kayıplara karışmadığını kanıtlayabiliriz.
Tek sorun 30 yıl alması.
Resimden bir şey çıkaramazsın.
Ömrünün sonuna dek her gün bakabilirsin.
Sadece ölü çocuk resimleri olarak kalırlar.
Onları bulunca bütün taşlar yerine oturur sanmıştım.
Kim o? Sawyer onu eline nasıl geçirmiş?
Bebekken çalıp büyüttü mü?
Yoksa kaçırdı mı?
Kaybolduğunu ihbar etmeye korkan
kayıt dışı göçmenlerin çocuğu muydu?
Belki de diğer oğlanlar gibi Sawyer'a çalıştı.
Niye çocuğun birini kutuya,
diğerini kum ocağına atıp kalanları kulübeye gömersin ki?
Kutudaki Oğlan'dan kurtulmaya neden kum ocağından başlayıp
işi bitirmek için Brooklyn'e kadar götürürsün?
Boş arsadan haberi vardı.
Ya biri kum ocağında onu korkuttuysa?
Peki ama sekiz yıl sonra Juan'dan
kurtulmak için aynı kum ocağına dönüyor ama diğerleri için bunu yapmıyor. Neden?
Dört ergen delikanlıyı nasıl denetlersin?
Korkutarak.
Birini öldür, hizaya girsinler.
Yardakçı edinirsin.
Onları dizginlemeye yardım edecek biri.
Kutudaki Oğlan'daki gibi.
Tanık, çocuğu araba bagajının orada gördü.
Sawyer'ın çalışanlarından biri.
Carlos.
Bunu neden tekrarlamalıyız?
Neden mi? Çünkü tüm bu çocuklar öldü.
Hepsi öldürüldü ve çöp gibi atıldı.
Bahsetmek istemiyor musun?
Senin için fazla mı üzücü?
Belki de onları Sawyer öldürmediği için konuşmak istemiyordur.
Carlos yapmıştır.
Ben kimseyi öldürmedim.
Sawyer'ı yıllar önce polis aklamış.
-Neden itiraz edeyim ki? -Bu doğru değil, biliyorsun.
Onun tanığı sendin Carlos.
Yalan mı söyledin yani?
Bir şey yapmadım.
Bir şey yapmadın mı? Evet, doğru.
Hiçbir şey yapmadın.
Otuz yıl geçti ve bu çocukcağızın bir adı bile yok
ve oğullarının yaşayıp yaşamadığını bilmeden
hayatlarını sürdüren dört aile var. Neden?
Çünkü sen hiçbir şey yapmadın.
Anna'yı öldüreceğini söyledi.
Anna Gable'ı mı?
Onu nereden tanıyorsun?
Ona âşıktım.
Feci hâldeydi ama ona âşıktım.
Brooklyn'deki nineme gidiyordum,
yanaşıp bana yardım etmek zorundasın dedi.
14 yaşında falandım.
Bagajda bir çocuk vardı.
Bir kutuda, ölü bir çocuk.
Arabayla gidiyoruz, ben kafayı yiyorum.
Kusacaktım, o yüzden kenara çekti.
Bana bağırıyor, vuruyordu.
Sonra bana o kutuyu aldırıp orada bıraktırdı ve dedi ki...
Birine söyleyecek olursam Anna'yı öldüreceğini söyledi.
Özür dilerim.
Peki, bu çocukları anlat şimdi.
Ya bu çocuklar?
Onları tanıyordum.
Şimdi size en kötüsünü söyleyeyim.
Başıma gelenlerin hepsini neden hak ettiğimi söyleyeyim.
Anna ile o kaçtıktan sonra bile, onu akıl hastanesine
kapattıklarından sonra bile temas hâlindeydik.
Rob o çocukları öldürdüğünde Anna'yı arayıp her şeyi anlattım.
Kutudaki Oğlan'dan, tüm diğer çocuklardan bahsettim.
Rob'ın tanığı olduğumdan.
O ise umurunda olmadığını söyledi.
Ne olursa olsun beni sevdiğini söyledi.
En kötü kısım neden bu Carlos?
Çünkü benim hatam!
Rob, Anna'ya söylediğimi öğrendi ve onu öldürdü!
Carlos, Anna yaşıyor.
Ama Rob...
Rob öldürdüm demişti.
Ağzını açarsan seni de gebertirim dedi.
Ben buna inandım.
Bunca yıl ben buna inandım ve şimdi bana doğru değil mi diyorsun?
Anna.
Anna, beni tanıdın mı?
Bunu ona o yaptı.
Rob iş için insanların evine gidip
ecza dolaplarını yağmalardı.
Ne bulursa zorla Anna'ya verirdi.
Ona eğlenceli geliyordu.
Ayrıca bu sayede...
...ona yaptıklarını daha kolay yapıyordu.
Carlos, Sawyer'ın yerini biliyorsan, sana söz, ona ödeteceğiz.
Bilmiyorum. Hayatımın çoğunu ondan saklanarak geçirdim.
O... Sawyer değil.
O, Anna.
Onu artık korumak zorunda değiliz.
Adı Sawyer değil.
Gerçek adı başka.
Gerçek adı ne Anna?
Seni öldürdüğünü söylemişti.
Robert Sawyer.
1964'te kaçak yolculuktan verdiği parmak izinden beri sistemde mevcut.
Sosyal Güvenlik'te Robert Sawyer'a ait
bir ölüm kaydı yok, ancak 1968'de Bay Sawyer
kariyerinde ani bir değişikliğe gitmiş.
Muhasebeciliği bırakıp tesisatçı olmuş.
Kim yapar bunu?
Hiç kimse.
Bir dakika.
Ya kimliği çalındıysa?
Biz Robert Sawyer takma ad edindi diye düşünüyoruz.
Takma ad Robert Sawyer zaten.
Akraba yok, evlilik yok.
Öldüyse...
Veya öldürüldüyse.
Kimse öldüğünü ihbar etmemiştir,
tam çalınacak kimlik işte.
Yani gerçek Robert Sawyer 1968'de öldü.
Demek ki sistemdeki 1964 tarihli parmak izleri ona ait.
Ama bizim elimizdeki adamımıza ait.
Sawyer olarak bildiğimiz adam 78'de poligrafa sokulmuş
ama resmen tutuklanmamış.
Parmak izi alınıp sisteme girilmemiş.
Şimdiye dek.
Sheldon Kerrick! New York Polis Teşkilatı! Kapıyı aç!
Hadi.
Polis!
Tuvalet, temiz.
Mutfak, temiz.
Tamam, bunu mümkünse kısa tutalım.
Müvekkilim pankreas kanserinin son evresinde.
İyi. Umarım acıdan kıvranırsın.
Bay Kerrick.
Aleyhinizdeki deliller çok kuvvetli.
Yaptıklarınız menfur nitelikte.
Jüri hastalığınızdan ötürü size acımayacaktır.
Suçlu bulunup
ömür boyu hapis cezasına çarptırılacaksınız.
Ne kadar kısa olursa olsun.
-Bundan korkmalı mıyım yani? -Hayır.
Sizi korkutmaya çalışmıyorum.
Size vaziyeti iletiyorum.
Sonra size bazı seçenekler sunacağım.
Tıbbi durumunuzu
ve ölümünüzün mahkeme sonuçlanmadan gerçekleşme olasılığını göz önüne alarak
şunu öneriyorum:
Tüm suçları kabul edeceksiniz.
Devlet gözetimindeyken,
size bakması için şahsen ben bir onkolog ayarlayacağım.
Ayrıca durumunuz kötüleştiğinde,
ki inanın kötüleşecek,
avukatınızın mazeret tahliyesi talebine karşı çıkmayacağım.
Özgür bir adam olarak öleceksiniz.
Kaşılığında ise...
...bu çocuğun adını söyleyeceksiniz.
Adını bilmemeniz hâlindeyse,
onun hakkında ne biliyorsanız açıklayacaksınız.
Bu bilgiler bizi kimliğine ulaştırırsa
aynı teklif geçerli olur.
Beni oyalarsanız
ömrünüzün sonuna dek bir hastane koğuşuna
kapatılmanız için elimden geleni ardıma koymam.
Hatırlamıyorum.
Hatırlıyorsun orospu çocuğu.
Öldürdüğün her bir çocuğu hatırlıyorsun.
Her ayrıntıyı hatırlıyorsun
çünkü kafanda tekrar tekrar oynatıyorsun.
Şimdi, onu öldürmediğini söyleme sakın.
Onu tanımadığını söyleme.
Sorusuna cevap ver.
Üzgünüm.
Hatırlamıyorum.
Selam.
Babam ve birkaç polis daha yaptırmıştı bunu.
Çok hoş.
Evet.
Numaralı bir mezardan iyidir herhâlde.
Çok aptalca.
Büyüme çağımda nefret ederdim bu çocuktan.
Babamın onu benden çok sevdiğini bile düşünürdüm.
O yüzden bunu berbat ettiğimin farkındayım.
Bir şekilde uğursuz geldim.
Bence bir gün ona bir isim verebileceğiz.
Bir de kendine biraz huzur vermelisin Millie.
Baban bir karar verdi.
Hayatını...
...ölü bir çocuk için harcadı.
Evde yaşayan bir çocuğu varken.
Evet.
ULU TANRIM BU ADSIZ DELİKANLIYI BAĞIŞLA
BU ÖYKÜ KURGUDUR. GERÇEK ŞAHIS VE OLAYLARLA BİR İLGİSİ YOKTUR.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.