All language subtitles for Law & Order Special Victims Unit S07E04 Ripped 1080p AMZN WEB-DL DDP 2 0 H 264-CHDWEB (1)_track17_[tur]

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil) Download
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Ceza adalet sisteminde,

bilhassa cinsel suçlar menfur olarak kabul edilir.

New York City'de,

bu korkunç suçların soruşturmasıyla görevli olan dedektifler

Özel Kurbanlar Birimi adlı seçkin bir ekibin üyeleridir.

İzleyecekleriniz, onların öyküleridir.

Onu kim buldu?

Hademelerden biri Pamela'yı boş bir sınıftan koşarak çıkarken görmüş.

-Neler olduğunu anlattı mı? -Bize söylemiyor.

Ama ona kim saldırdıysa kıyafetlerini yırtıp onu dövmüş.

Teşekkürler. Durumu nasıl?

Hayati belirtileri stabil.

Görünürde kırılma yok ama suratını fena dağıtmış.

Birkaç dikiş gerekebilir.

Pamela, benim adım Olivia. Ben bir dedektifim.

Lütfen beni yalnız bırakın.

Sana kim saldırdı?

-Konuşmak istemiyorum. -Korktuğunu biliyorum.

Sadece tartıştık.

Sana tecavüz etti mi?

Ona çirkin bir şey söyledim.

Benim hatamdı.

Onunla giderim.

Dedektifler, hademe Pamela sınıftan çıkarken

çocuğun koridorda koştuğunu söyledi.

-Kim olduğunu söyledi mi? -Yüzünü görmemiş.

Beyzbol takımı antrenman kıyafeti giyiyormuş.

Hadi dostum.

Pekâlâ. Vuruş takımı egzersizi için sıraya girin.

Yardımcı olabilir miyim?

Polis. Oyuncularınızdan bugün gelmeyen var mı?

Hayır, hepsi burada.

Fin.

Şunun tişörtüne bak.

Top atıcısıyla konuşabilir miyiz?

L.T.! Buraya gel.

Evet efendim.

Yarın aynı saatte çocuklar.

Bu polis memurları birkaç dakikanı alacak.

Sizin için ne yapabilirim?

Tişörtündekinin nasıl olduğunu anlat.

Pamela Sawyer'ı pataklarken olmuş olmasın?

Çekil üzerimden.

Babam bir polis.

Kaldır onu.

Adı ne?

Pete Breslin.

-Sen Luke'sun. -Evet.

Onu tanıyor musun?

Babası benim devriye ortağımdı.

Babamı aradınız mı?

Evet, yolda.

Beni öldürecek.

Onunla ilk ben konuşacağım. Onu uzun zamandır tanıyorum.

Evet, seni hatırlıyor gibiyim.

Yanlış bir şey mi yaptım?

Pamela Sawyer'ı dövdün.

Bunu yaptığımı o mu söyledi?

Sana bunu sorduğumuzda bana yumruk attın,

beni deviriyordun neredeyse.

Hatırlamıyorum.

Ne hatırlıyorsun?

Sekizinci teneffüs, matematik dersi.

Zil çaldı. Antrenman için giyindim.

Sonra?

Sonra da arka koltuğunuzda oturuyordum.

Tamam.

Pamela'nın kanı nasıl tişörtüne bulaştı?

Yemin ederim ki bilmiyorum.

O biliyor ama.

Aman Tanrım. Durumu iyi mi? Onunla konuşabilir miyim?

Hayır, oturacaksın ve biz bunu çözeceğiz.

Hey John.

Luke ile birkaç dakika oturur musun?

Peki.

Doktor başına bakmalı.

İyiyim.

-İfade vermemi istiyor musun? -Ne için?

Luke'un sana saldırmasını bildirmek için.

En son o çocuğu ne zaman gördün?

Beş ya da altı yıl önce.

Daha önce başı belaya girdi mi?

Kontrol ederim ama hiç sanmam.

Babası onu öldürürdü.

Başı yeterince belada.

Bana vurduğu için tutuklamama gerek yok.

Sormayı kesebilirsiniz çünkü fikrimi değiştirmeyeceğim.

Tamam.

Luke Breslin'i getirdik.

Luke burada mı?

-Nereden bildiniz? -Kanın onun tişörtünde.

Ona ne olacak?

Bölge savcı yardımcısına kalmış.

Daha önce böyle bir şey yapmadı.

Bir derdi olmalı.

Eğer onun yaptıklarını anlatırsan

belki yardım edebiliriz.

Matematik projesine çalışmak için okulda kaldım.

Çıkmak üzereydim ve Luke koridorda koşuyordu.

Heyecanlı ve garipti.

Beni tuttu ve sanki çıkıyormuşuz gibi dudaktan öpmeye başladı.

Sen ne yaptın?

Onu ittim.

Çok sinirlendi.

Sonra beni sınıfa çekip

bluzumu yırttı.

Tekme attım ve o da suratıma vurdu.

Sonra çıktı.

Biz iyi arkadaşız ama bilmiyorum.

Belki onu ayartacak bir şey yapmışımdır.

Sana saldırmaya hakkı yoktu Pamela.

Şikayette bulunman gerek.

Okuldan atılır. Mezun olamaz.

Eğer bunu ona yaparsam herkes ne der?

Pamela, onu koruyamazsın.

Ebeveynleri geldi.

Dedektif Stabler soruşturmayı yönetecek.

Fin onlara her şeyi anlattı.

Pamela iyi durumda mı?

Yaraları var, birkaç dikiş attılar

ama bunlar dışında bence iyi durumda.

Pamela onunla ikinci sınıftan beri arkadaş.

Hep evimizdeydi.

Onun için vekil aile gibiyiz.

Bunu nasıl yapabilir?

Onu tutukladınız mı?

Tutuklayamayız. Pamela şikayetçi değil.

-O zaman biz oluruz. -Bu onun kararı.

En fazla hafif saldırıdan suçlayabiliriz.

-Bu kadar mı? -Evet.

Duruşmada Pamela'ya olanları hatırlatmaya değmeyebilir.

Merhaba, ben Dedektif Benson.

Pamela orada. Onunla görüşebilirsiniz.

Bir dakika konuşabilir miyiz?

O da neydi öyle?

Onlara doğruları söyledim.

Luke Breslin Pamela Sawyer'a saldırdı. Bu kadar.

Buna inanmakta zorlanıyorum.

Neden, eski ortağının oğlu olduğu için mi?

Çünkü bir tür hafıza kaybı olduğu için.

Elverişli bir bahane.

Elliot, başka bir çocuk olsaydı tartışma olmazdı.

Huang'a bir mesaj attım. Gelip onunla konuşacak.

Ne zamandan beri tutuklamadan önce psikiyatr çağırıyoruz?

Bence başka bir açıklaması var.

"Duruşmada Pamela'ya olanları hatırlatmaya değmeyebilir" mi?

Kimi kandırıyorsun? Bunun hemen halledilmesi için uğraşıyorsun.

Luke'un bebekliğini bilirim.

Hep tatlı bir çocuktu.

Daha ergenliğe girmediğinden beri onu görmedin.

Artık o kadar da tatlı değil.

Nereye gidiyorsun?

Ebeveynleri Pamela'nın fikrini değiştirdiler mi diye bakmaya.

Pete!

Elliot.

-Sen yakaladığın için şanslıyım. -Bayağı zaman geçti.

Luke nerede?

Suçluların yanına koymadın değil mi?

Hayır, işlemler yapılmadı. Sistemde değil daha.

Şu anda başka bir dedektifle.

Lily'yi aramaya çalıştım.

Başka bir işe mi girdi?

Lily altı yıl önce taşındı.

Bilmiyordum.

Nerede?

Michigan.

Aramıyor hiç.

Luke'u bile.

Kathy ve çocuklar nasıl?

İyiler. Kathy'nin annesinin yanında kalıyorlar.

-Üzgünüm. -Mesleki tehlike işte.

Luke'un başı ne kadar dertte?

Saldırdığı dedektif onu tutuklamak istemiyor

ve kız da şikayetçi değil.

Luke hiçbir şeyi hatırlamadığını söylüyor.

Benim buraya gelmemi beklemeden

onu sorguladınız mı?

Oğluna oyun oynamaya çalışmıyorum. Hadi ama.

-Onunla konuşmama izin ver. -Peki, içeride.

Dedektifin ismi John Munch. Sadece kim olduğunu söyle.

Ailesi denedi ama olmadı. Pam konuşmuyor.

Şikayetçi bir tanık olmadan yapacağımız bir şey yok.

Delillerimiz neler?

911'e yapılan aramanın kaydı,

Pamela'nın yaralarının fotoğrafları

ve Luke'un tişörtündeki kandan onun DNA'sı.

Yeterli.

Karısı şikayette bulunmayan bir saldırgan gibi itham edeceğiz.

Kurban olmadan dava açacağız.

Pamela o olmadan bunu yapabileceğimizi öğrenirse

belki fikrini değiştirip şikayette bulunur.

Hafif bir kabahat için çok uğraş.

Ölmediği ya da kalıcı yara almadığı için şanslı.

Bu hafif bir kabahat olmamalı.

Talepte bulunurum.

Luke'u sisteme hemen geçirin.

Elliot, mesajını aldım.

Geldiğin için sağ ol. Ne düşünüyorsun?

İlk önce onunla konuşmam lazım.

Tabii ki. Nasıl gidiyor?

Çok iyi. Herkes uslu.

-Gidebilir miyim? -Evet.

Soran olursa yüz numaradayım.

Luke, Pete Breslin. Bu Dr. George Huang.

O bir psikiyatr.

Nasılsınız?

Çocuğunuzla biraz zaman geçirebilir miyim?

-Tabii. Yardımı olacaksa. -Hadi, konuşalım.

Luke bana da aynı şeyi söyledi.

Hatırlamıyor.

Onun için endişeliyim.

Pete, sana bir şey sormam lazım.

Luke'un hiç uyuşturucu sorunu oldu mu?

O çok iyi bir öğrenci.

Fastball'da saatte 157 kilometre yaptı ve sayı vuruşları yaptı.

Herkes onu sever.

Sence uyuşturucu bağımlısı gibi mi duruyor?

Onu tutuklamam gerek.

Amirin emri.

Gideceği üniversiteler var.

Küçük ve büyük beyzbol liglerinde onu gözleyenler var.

Bu yüzden içeri girmeyeceğini ikimiz de biliyoruz.

Eğer sabıkası olursa her okula ve takıma bildirmek zorunda.

Hayatı başlamadan biter.

Pete, bir kıza yumruk attı. Üç kere hem de.

Bu ciddi bir iş.

Avukat ara.

Bir şey yapmayacak mısın?

Polislerin senin kızın madde etkisindeyken araç kullandığında yaptıklarını duydum.

-Kızım kimseye zarar vermedi. -Birini öldürebilirdi.

O zaman seninle aynı durumda olurdum ve sana söylediklerimi yerine getirirdim.

Avukat ara.

Eskiden peşini bırakırdın.

Pete, eve dön.

Luke sisteme geçiyor. Bunun için bir şey yapamam.

Ne yapıyorsun?

Sawyerlara Pamela'nın şikayette bulunmamasının iyi olacağını söylemişsin.

-Olivia mı söyledi? -Hayır, Pamela'nın ebeveynleri.

Bu sefer kuralları çiğnemekten daha kötüsünü yaptın.

Tüm ekibin güvenilirliğini tehlikeye attın.

Amirim...

Eski ortağının çocuğu kurtulsun diye her şeyi yaptın.

Şu andan itibaren izinlisin.

Pişman olacağım bir şey yapmadan çık buradan.

Anlamıyorum. Hayatımda kimseye yumruk atmadım.

Babam eğer biri bana saldırırsa karşılık vermeyi öğretti.

Ama Pamela bana vurmaz ve ondan güçlüyüm.

Luke, iyi misin?

-Evet, neden? -Endişeli görünüyorsun.

Polis merkezindeyim

ve bir psikiyatrla en iyi arkadaşımın kıyafetlerini yırttığımı,

ona ve bir polise vurduğumu nasıl hatırlamadığım hakkında konuşuyorum.

Evet, biraz gerginim.

Peki, bugün olanlar dışında,

son zamanlarda stresli hissediyor muydun?

Pek sayılmaz.

Beyzbol ve dersler çok gelmiş olabilir.

O kadar sorun değiller.

-Okulda durumlar nasıl? -İyi.

-Notların? -Not ortalamam 3.8.

Beyzbol oynarken bunu nasıl yapıyorsun?

Bilmiyorum. Geç saatlere kadar uyanığım.

-Ne kadar geç? -Gerekirse tüm gece.

Çok enerjin var mı?

Evet, çoğu zaman.

Hiç kötü bir gün geçirdin mi?

Herkes geçirir.

Ne zaman?

Bazen uyandığımda o kadar moralsiz hissediyorum ki

yataktan zor kalkıyorum.

Bir dakika.

Neden aklımı karıştırmaya çalışıyorsun?

Aklını karıştırmaya çalışmıyorum.

Her şey harika.

Okul harika. Beyzbol harika.

Pamela ya da polisi neden yumrukladım bilmiyorum

ama üzgünüm tamam mı?

Üzgünüm.

Stresin Luke'a bunu yaptırması imkansız.

Babası uyuşturucu testine onay verdi.

Sorununun bu olduğunu sanmıyorum.

O zaman ne?

Görüşme sırasında hızlı konuşuyordu,

aşırı enerji ve ciddi depresyon

zamanlarından bahsetti.

Bipolar olduğunu mu düşünüyorsun?

17 yaşında.

Belirtilerin başlangıcı için uygun yaşta.

Peki ya Pamela'ya saldırması?

Manik durumda gelen öfke.

Luke'un Pamela'ya yaptıkları korkunç.

Ama eğer bipolarsa, ilaç kullanması gerek.

Teşekkürler Doktor.

Psikolojik savunma yapacakları belli.

Novak Luke'u mahkemeye çağırmadan önce

önceden öfkeye kapılıp kontrolü kaybetme sorununun olup olmadığını bilmesi lazım.

Arkadaşları ile konuşalım. Pamela ile başlayalım.

SAWYER DAİRESİ

540 BATI 207. SOKAK 10 MAYIS SALI

Luke'un hiç sinirlendiğini görmedim.

Gerekli durumlarda bile.

Neden öfkelenmesi gereksin ki?

Babası yüzünden.

Neden?

Çünkü Luke ne yaparsa yapsın ona yaranamıyor.

Ortağıma Luke hakkında böbürlendi.

Evet ama Luke sınavdan 85 aldığında

babası neden 100 değil diye sorar.

Sezonun ilk maçında Luke iki vuruş yaptı.

Babası hiç yapamayabilirdin dedi.

Luke bir ameliyattan çıktıktan sonra

doktor tüm yıl boyunca oynamayı kesmezse

asla atış yapamayacağını söyledi.

Babası nasıl tepki verdi?

Luke'u suçladı.

Daha fazla çalışsaydı bunun olmayacağını söyledi.

Sonra spor salonuna yazılması için Luke'a para verdi.

Tabii, Luke'u tanıyorum. Yaz başlamadan yazılmıştı.

Geçen haftaya kadar canavar gibi çalıştı.

Onun eğitmeni misiniz?

Birkaç kez yardım ettim.

Luke'un eğitmene ihtiyacı yok.

Biriyle sorun yaşadığını gördünüz mü?

Bir üyeyle tartıştı.

Bench preste adamın çok beklediğini düşünüyordu.

Kavga ettiler mi?

Luke adama vurdu.

Bir daha vuracaktı. Araya girdim ve ayırdım.

O zamandan beri görmedim.

Tamam. Başka bir şey hatırlarsanız beni arayın.

Dolabı var.

Eşyalarını toplayacaktım.

Ayakkabılar. Çoraplar. Şortlar. Bu da nedir?

Olamaz.

Deca, Depo, Andro.

Luke steroid kullanıyor ve kas yapmış.

Burada bunları mı satıyorsun?

Bunlar sivilce yapar ve taşaklarını büzüştürür.

Yemin ederim ki nereden geldiğini bilmiyorum.

Bana yalan söylemesen iyi olur.

Elimden geldiğince yardımcı olacağım.

Biri bunları salonumda satıyorsa yakalanmalarını istiyorum.

Buraya sivil koymamıza izin verir misin?

Narkotiğe sivil talebini ilettim.

-Güldüler. -Komik mi bulmuşlar?

Bölümde öncelik değil.

Steroid kullanan kimse satın alabilmek için banka soyup

insan öldürmüyor.

Evet, genelde lise beyzbol takımının kaptanı olurlar.

Luke Pamela'ya saldırdığında steroid etkisinde olabilirdi.

Kesinlikle.

Belirtiler bipolar rahatsızlıktan ayırt edilemez.

Luke'un öfkesi çok fazla testosterondan kaynaklıydı.

Peki ya depresyon?

Uzun süreli steroid kullanımı doğal testosteron salınımını durdurur.

Kullanmayı bıraktın mı hormonların tekrar salınana kadar

ciddi depresyona girersin.

-Daha ileri gitmediği için Pamela şanslı. -Çok şanslı.

Steroid etkisinde bir adamın

çelik bir kapıyı menteşelerinden çıkararak

attığını görmüştüm.

Durdurmak için iki pompalı ateşi yemesi gerekti.

PCP etkisindeki birinin kendini Süpermen sanması gibi.

Luke babasını gururlandırmak istiyor.

Daha hızlı gelişmek için kestirme yola başvuruyor.

Rol modelleri bu maddeleri kullanarak

rekor kırarken neden olmasın?

Kongre çocukların bunu almasına izin veriyor.

Bir senatör, DHEA'yı pazarda tutmak için

supplement endüstrisi ile perde arkasında anlaşma yaptı.

İyi bir mesaj vermiyorlar değil mi?

Luke'un Pamela'ya saldırırken

ne yaptığını bilmediğinden emin misiniz?

Daha önce saldırgan davranışta bulunmadığı için

steroidlerin buna sebep olması muhtemel.

Beni içeri davet etmeyecek misin?

Bu konu hakkında konuşmak istemiyorum.

Pamela Sawyer gibi konuştun.

-Ve o yüzden burada değilim. -Neden geldin?

Özür dilemek için geldim.

Luke Breslin hakkında haklıydın.

Son altı aydır steroid kullanıyormuş.

Pamela'ya göre babasının baskısından dolayı

bunları yapıyormuş.

Babası ilaç kullandığını biliyor mu?

Hayır, Luke söylemememiz için yalvardı.

Birinin söylemesi gerek.

Yapma.

Breslin'i aramak olayı daha da kötüleştirecek.

Yarın mahkemeye çıkacak.

Ön duruşma yarın ilk iş.

ÖN DURUŞMA OTURUM 38 11 MAYIS ÇARŞAMBA

497 numaralı dosya,

Kamuya karşı Luke Thomas Breslin.

Üçüncü dereceden saldırı suçu.

Üçüncü dereceden kontrollü maddenin

yasa dışı bulundurma suçu.

Neden bahsediyorsunuz? Çocuğum uyuşturucu kullanmıyor.

Sessiz olun yoksa sizi çıkartırım beyefendi.

Davalı ne diyor?

Suçlu değilim.

Kamuyu dinleyeceğim.

Davalı, sınıf arkadaşına saldırdı ve dikiş atılması gerekti.

Polis, spor salonu dolabında üç farklı türde anabolik steroid buldu.

Sayın Yargıç, müvekkilimin daha önce şiddet ya da uyuşturucu vakası yok.

Tutuklama sabıkası ve uçuş tehlikesi de yok.

Babası New York Polis Teşkilatı'nda polis.

Kefaletsiz salınmasını talep ediyoruz.

Bayan Novak?

Kamu'nun itirazı yok.

Davalı duruşmaya kadar

babasının yanına kefaletsiz salındı.

On dakika mola.

Orada neler oluyor?

Adamın biri bir çocuğu dövüyor.

Ben bir polisim. Yardım çağır.

İşe yaramazsın!

İlaç olmadan adam bile olamıyorsun.

-Şimdi herkes... -Pete, bırak.

Karışma!

Pete, çekil üzerinden.

Yeterince hasar verdin!

Aptal, leş herif.

Berbatsın, işe yaramazsın!

Kim işe yaramaz seni orospu çocuğu?

Hasar istiyor musun?

Hasar neymiş göstereceğim.

Durun.

Durun.

Bırakın beni. Bir polisim.

O değildi.

Yerdeki adam çocuğa vuruyordu.

Elliot.

Beni yalnız bırak.

Ne oldu?

Bilmiyorum.

Evet?

Doktor.

İçeri gel.

Ne oldu anlat.

Adamın birini fena patakladım.

Seni tehdit mi etti?

Oğlunu. Oğluna vuruyordu.

Çocuğunu duvara dayamıştı,

sonra da...

Adamın suratını dağıtıyordum.

Bu kadar mı?

Başka bir şey hatırlıyor musun?

Aynaya baktığımı.

Ne gördün?

Ne fark eder?

Benim sorunum ne?

Neden buraya geldin?

Başka gidecek yerim yoktu.

Amirim beni eve gönderdi. Askıya almadığı için şanslıyım.

Eve gitmedin.

Ne anlamı var? Evde kimse yok.

Karım geçen sene beni terk etti. Çocukları da aldı.

Neden terk etti?

Sürekli öfkeli olmamdan bıkmıştı.

Bunun hakkında hiç konuştunuz mu?

Evet, yardım için rahibe gittim. Sonra ise boşanmak istediğini söyledi.

Yapmam gereken her şeyi yaptım.

Çok çalıştım, iyi bir işim var.

Karımı hiç aldatmadım.

Çocuklarımı kaybettim.

Böyle olmaması gerekiyordu.

Ama oldu işte.

Peki ya bugün olanlar? Daha iyi hissettin mi?

Ne tür bir soru bu?

Beni yargılıyor musun?

Seni yargılamıyorum.

Hayır, bana failmişim gibi davranmayın.

Buraya geldim çünkü...

Bu bir hataydı.

Nereye gidiyorsun?

Kendi silahınla intihar etmeyi kaç kez düşündün?

İntihar günahtır.

Boşanmak da öyle.

ÖKB'de ne zamandır çalışıyorsun?

12 yıldır.

Ortalama iki yıl çalışırlar.

İşimi seviyorum.

Neyini seviyorsun?

Kurbanlar için adalet sağlamayı ve failleri sokaktan toplamayı.

Tükenmiş değilim.

Evliliğinde tükenmiş miydin?

Benim değil onun vazgeçtiğini söylemiştim.

Beni serbest bırakmak istiyorsan ipucu ver.

Amirim seni serbest bırakmadan önce ipucu verdi mi?

Milyonlarca kez.

Hep berbat ettim.

Ne söyleyebilirim ki? Emir almayı sevmiyorum.

Emir almayı sevmiyor musun? Neden polis oldun?

Babam da polisti.

-Seninle gurur duyuyor olmalı. -Öldü.

Aile işine girmeni istedi mi?

Kathy hamileydi. Paraya ihtiyacım vardı.

Bunu istiyor muydun?

Polis olmayı mı? Her zaman.

Neden baban gurur duymadı o zaman?

Bunu söylemedim.

Soruma cevap vermedin.

Ağzıma sözler koyuyorsun.

Bunu yapma. Hoşuma gitmiyor.

Baban polis olmaktan memnun muydu?

Evet, işi onu mahvedene kadar.

Mahvetmek mi? Nasıl?

Arkadaşlarını Knapp Komisyonu'na ispiyonlamaya zorladı.

Baban ispiyoncu olarak yalnız mı bırakıldı?

Babam ispiyoncu değildi.

İfade vermedi.

Seçeneği olmasına şaşırdım.

Yoktu. Onu kovdular. Emekliliğini kaybetti.

Bunu nasıl karşıladı?

Dünyanın sonuymuş gibi. Ben o değilim.

Bunu hiç söylemedim.

Neden bu soruları soruyorsun?

Yardım etmek için seni tanımalıyım.

Babanla ilişkin nasıldı?

Beraber ne yapardınız?

Televizyon izlerdik. Top oynardık. Balık tutardık.

Başka?

Ne gibi?

Sen söyle.

Saat dörtten 12'ye kadar çalışırdı. Çok fazla vakit geçiremedik.

Ödevine hiç yardım etmedi mi?

Beşinci sınıftayken bir kere.

Bir diorama

yapmam gerekiyordu.

O şeyleri hatırlar mısın? Ayakkabı kutularına koyduğunuz modelleri?

Tabii.

İç Savaş ile ilgiliydi.

Topları, askerleri ve ağaçları nereye koymam gerektiğini söyledi.

Hiç unutmuyorum.

İyi bir not aldın mı?

-Ne? -İyi bir not aldın mı?

-Ne fark eder? -Sadece bir soru.

Benden ne istediğini bilmiyorum.

Gerçeği istiyorum.

Konuşmaya başlamanı istiyorum.

Gerçekten konuşmaya.

-Dioramadan kaç aldın? -Düşük not.

Geçemedin.

Teslim etmedim.

Neden?

Ağaçlardan birinin yerini değiştirdim.

Okula giderken babam gördü.

Elimden aldı

ve yere atıp üzerine bastı.

Bunu yaptığında canın yanmış olmalı.

Kemerini çıkarıp beni dövdü.

Çünkü ağlamıştım.

Yalnızca zayıflar

ağlar.

Güçsüz olduğumu söyledi.

İşe yaramaz dedi.

Bana bunu sürekli söylerdi.

Bugün aynada ne gördün Elliot?

Babamın her zaman gördüğü kişiyi.

Zayıf değilsin.

Güçlü olmakla ve başkalarına yardım etmekle o kadar meşgulsün ki

kendine bir şey kalmıyor.

Sorunların hakkında konuşmak bir hayaleti dövmekten

daha çok taşak ister.

BRESLIN DAİRESİ 202 FIELDSON BULVARI

RIVERDALE, NEW YORK 12 MAYIS PERŞEMBE

Pete.

Pete.

Elliot.

Dayan.

Dayan.

Ben Dedektif Stabler.

Kalkan 6313. 10-13.

Meslektaş vuruldu, Riverdale'de 202 Fieldston Bulvarı.

Ambulans lazım hemen.

Yaşayacak mı?

Acile gidene kadar bilemeyiz.

Dayan.

Onu bile başaramıyorum.

-Neyi başaramadın Pete? -Beynimi uçurmayı.

Başaramadığına sevindim.

Luke iyi bir çocuk.

Hepsi benim hatam.

Ani kalp durması yaşıyor.

Pete, benim için uyan.

Pete, uyanman gerek.

Pete!

-Ne oldu? -Bizi bir süreliğine terk ettin.

Nasılsın?

Göğsüm patlayacakmış gibi.

-Şimdi ne olacak? -Nabzı artıyor, 180.

-Neden? -Bilmiyorum.

Daha önce bunu görmemiştim.

Pete, benimle kalmalısın. Pete? Pete! Gözlerini aç.

İşte. Neredeyse geldik.

Dedektif.

Mermi kafatasına takılmış. Beyni vurmamış.

İyileşecek mi?

Silah yarasından iyileşecek.

Ama kalbi başka hikâye.

Kalbinin nesi var?

Sağlık ekiplerinin verdiği adrenaline tepki göstermiş.

Sisteminde başka bir şey vardı.

-Ne gibi? -Tahminimce steroid.

Neden bunu söylediniz?

Kan testinde testosteronu yüksek çıktı.

-Size haber vereceğim. -Teşekkürler Doktor.

Elliot.

Amirim, ben...

Mahkemenin erkekler tuvaletinde

olanları gören bir avukattan telefon aldık.

Luke'u öldürmesini engellemek için Pete Breslin'i dövdüğünü söyledi.

Luke olayında yaptıklarım konusunda,

beni eve göndermekte haklıydınız. Kontrolden çıkmıştım.

Bununla başa çıktığımı bilmenizi istiyorum.

Bununla başa çıkarken bir sıkıntın olursa ofisime gel ya da beni ara.

Burada kalıp uyandığında Pete ile konuşmak istiyorum.

Tamam.

Doktor Pete'in steroid kullandığını söyledi.

Munch ve Fin, Breslin'in evinde.

İlaçları aramalarını söyledim.

Selam.

Hayatımı kurtardığın için öpücük istiyorsan unutabilirsin.

Hayır, sarılman yeter.

Pete, ne zamandır steroid alıyorsun?

Geçen sene Staten Island'daki otoyol polisini hatırlıyor musun?

Fail silahını çıkarıp vurmuştu.

Kenny Teachen. Tabii.

Senden sonraki ortağımdı.

43 yaşındaydı.

Zayıf davrandı ve öldürüldü.

Bunun başıma gelmesine izin vermeyecektim.

Sokakta kendini bilemek için steroid kullandın.

Kaptanıma söyleyecek misin?

Pete, Olay Yeri zulanı buldu.

Bunu saklamanın yolu yok.

Kavgamızdan sonra bunlar olacaktı zaten.

Kovulacağımı,

emekliliğimi kaybedeceğimi biliyordum.

Bu yüzden intihar etmeyi denedim.

Pete, bana yalan söyleme.

Yalan söylemiyorum.

Neden kafanın yan tarafında barut yanığı yok?

Luke nerede?

O benim oğlum.

Elliot.

Luke'un parmak izleri Breslin'in .38'liğinde.

Onu alacak mısın?

Cragen buraya gelip ilk önce seni almamı söyledi.

-Luke silahlı olabilir. -Ne ile?

Babasının görev silahı kayıp.

Evi darmadağın ettik. Bulamadık.

Okulu aradım.

Luke bugün gelmemişti, Pamela da.

Benson, Stabler. Manhattan Özel Kurbanlar Birimi.

-Neler oluyor? -Bu evden 911 aranmış.

İçeride silahlı biri var.

Sen bizimle gel. Siz üçünüz arkaya gidin.

Kim var orada?

Luke, ben Elliot Stabler.

Git buradan.

Bunu yapamam.

Şimdi içeri silahsız geleceğim.

Tamam mı? Sakin ol.

Beni rahat bırakın.

Lütfen Luke, bunu yapma.

Pamela, benimle gel de konuşsunlar. Tamam mı?

Artık konuşmak istemiyorum.

Zorunda değilsin.

Aslında babana yaptıklarım için özür dilemeye geldim.

Benim yaptıklarım yanında bir şey sayılmaz.

Ne yaptın?

Mahkemeden sonra

halam beni evine götürdü.

Ama babamla konuşmak istedim.

Bu yüzden eve gittin.

İçeri girdim

ve steroidler yüzünden üzerime gelmeye başladı.

Eğer kendin alıyorsan benim de almamı engelleyemezsin dedim.

Nasıl öğrendin?

Kullandığım steroidi

onun odasından çalmıştım.

Ona bunu söyledim.

Çıkmamı söyledi.

Çok kızmıştım.

Gittim

ve eski silahını aldım,

salona döndüm

ve "Baba, bana bak" dedim.

Bana bak.

Ama bakmadı.

Sonra ise

yerde kanlar içinde yattığını hatırlıyorum.

Haklıydı.

Ne hakkında?

Ben işe yaramazım.

-Luke, dinle beni. İşe yaramaz değilsin. -Öyleyim.

Korktuğunu ve tek kurtuluş yolunun bu olduğunu düşündüğünü biliyorum

ama öyle değil.

Luke, steroidler yüzünden.

En son ne zaman aldın?

Bir hafta önce.

Yoksunluk yaşıyorsun. Bu yüzden bu kadar depresifsin.

-Babamı öldürdüm. -O yaşıyor. Luke, o yaşıyor.

Lütfen bana yalan söyleme. Başından vurdum onu.

Hayır, sıyırıp geçmiş. İyi olacak.

Her yerde kan vardı.

Beni dinle. Bir saat önce onunla konuştum.

Üzgün olduğunu sana söylememi istedi.

Hepsinin kendi hatası olduğunu söyledi.

Hayatındaki tek iyi şey sensin.

Hayır. Bunu asla söylemez.

Bana inanmalısın. Kendi sana söylesin.

Onunla görüşebilir miyim?

Seni görmek istiyor.

Merhaba baba.

Üzgünüm.

BU ÖYKÜ KURGUDUR. GERÇEK ŞAHIS VE OLAYLARLA BİR İLGİSİ YOKTUR.

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.