All language subtitles for Law & Order Special Victims Unit S07E02 Design 1080p AMZN WEB-DL DDP 5 1 H 264-CHDWEB (1)_track17_[tur]

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil) Download
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Ceza adalet sisteminde,

bilhassa cinsel suçlar menfur olarak kabul edilir.

New York City'de,

bu korkunç suçların soruşturmasıyla görevli olan dedektifler

Özel Kurbanlar Birimi adlı seçkin bir ekibin üyeleridir.

İzleyecekleriniz, onların öyküleridir.

Benim adım Ed

ve size nasihat etmeden ya da yargılamadan

sizi anlayışla dinlemek için buradayım.

Defol git.

Sizi önemsiyorum ve eminim başkaları da önemsiyordur.

Lütfen beni yalnız bırakın.

Hey, sakin olun.

Sizi özleyecek bir sürü insan vardır.

Hayır, kimse yok.

Peki ya bebeğin babası?

Anlamıyorsunuz.

Ben tecavüze uğradım!

-İsmi? -O kadar ilerlemedik.

Bu onun odası mı?

Hayır, temizlikçi buradayken gelmiş.

Burada yaşadığını bile sanmıyorum.

Herkes dışarı çıksın.

Orası soğuk.

Sana içecek bir şey getirdim.

-Kahve içemem ben. -Sadece kakao, olur mu?

Neden almıyorsun? Ellerini ısıtır.

Buraya koyacağım sadece. Al bakalım.

Teşekkürler.

Ben Olivia.

April.

Ne oluyor, April?

NEW YORK İTFAİYESİ

April, bebeğine bir isim seçtin mi?

Sarah.

Sarah annemin adıydı.

Geçen yıl öldü.

Meme kanserinden.

Güvenlik sana söyledi mi?

Evet.

O yüzden buradayım. Özel Kurbanlar Birimi'ndenim.

Ya bebeğimi sevemezsem?

-Bebeğim... -Bebeğini doğurmayı seçersin.

Ona güzel bir isim verirsin. Ve onu sevmişsindir bile.

-Bunu tek başıma yapamam. -Yapmak zorunda değilsin.

Beni dinlemeni istiyorum.

Sana yardım edeceğim.

-Söz veriyorum, edeceğim. -Nasıl?

Birlikte çaresine bakacağız. Elini bana uzatır mısın?

Hayır!

Geçti. Geçti.

Hayır.

Hasta geldiğinde depresifti ve ağlıyordu.

Adı April. April Troost.

Toksit ve kanda alkol testi yapıldı. İkisi de negatif.

-Peki hamilelik? -Aşağı yukarı 35 haftalık.

Sıkıntı ya da kötü beslenme emaresi yok.

-Çıkabilir. -Doğumdan mı bahsediyorsunuz?

Yok. Taburcu ediyorum.

20 katlı bir binadan

balıklama atlama kısmını kaçırıyorsun sanırım.

İntihar arzusu geçmiş, ve geçmişinde de böyle bir şey yok.

Yarın kendini atmayacağını garanti edebilir misiniz?

Edemem tabii ki.

O zaman çocuk doğana kadar hastanede tut.

Bunu yapamam.

Psikozlu değil ya da kendisine ve çevresine tehlike arz etmiyor.

Bebek, o sayılmaz mı?

Bak ayakta tedaviyi uygun buldu.

Benim işim bitti.

Tecavüzle başa çıkıyorum sanıyordum.

Düne kadar.

Kendimi kaybettim.

Olan bu.

Bunu yaşayan tek insan sen değilsin.

Baktığım her yerde yüzünü görüyorum.

-Gözlerimi kapattığımda bile. -Ondan bana bahseder misin?

Bir barda tanıştık ve tüm gece sohbet ettik.

Beni eve bırakmayı önerdi, düşündüm ki...

...sonunda, bir beyefendi.

Evime gittik.

İçimden, iyi geceler öpücüğü versin dediğimi hatırlıyorum.

Uzun zaman olmuştu.

Sonra beni içeri itti ve kapıyı kilitledi.

Neden polisi aramadın?

Aptaldım.

Gerçekten benimle ilgilendiğini düşündüm.

Bir hemşire yardımcısı. Testi ancak geçtim.

April, sana olanlar senin suçun değildi.

Onunla yüzleşmek bunu aşmanda yardımcı olacak.

Yapamam.

Küçük Sarah için güçlü olmalısın.

Onun her şeyi sensin.

Ve söz veriyorum sana yardım edeceğim.

Nasıl?

Sana tecavüz edeni tutuklayarak.

Bana adını ver.

Barclay Pallister.

PALLISTER LABORATUVARI 2 MART, ÇARŞAMBA

Sekiz ay önce barda tanıştığım bir kadını hatırlamamı bekliyorsunuz.

İçtiniz, güldünüz, laf lafı açtı.

Seks yapsaydık hatırlardım.

Yaptınız ve o buna tecavüz diyor.

Bu arada tebrikler. Baba oluyorsun.

Ne babası lan.

Kimseyle seks yapmadım. Kesinlikle kimseye tecavüz etmedim.

İyi bir evliliğim var.

Karının sana şahit olacağı kadar iyi mi?

Muhtemelen buradayımdır.

Burada evde olduğundan daha fazla vakit geçiriyorum.

Şahit yok.

Eh, belki Forbes ya da Fortune'da fotoğrafımı görmüştür.

Kolay hedef demiştir.

Dışarıda bir sürü NBA oyuncusu var ve seni mi seçiyor.

Bakın, böbürlenmek istemem ama

şirketim halka açıldığından beri

kadınlar deliklerinden çıktı.

-Kadavralar ne iş? -Onlar benim altın madenim.

Tek bir kibrit yakmadan bu kadavraları toza çeviren

çevre dostu bir metot geliştirdim.

Şoklama metodum morg biliminde devrim yaratacak.

-Bu vesileyle de kızları götürüyorsun. -Eşime asla ihanet etmedim.

Başarısız her deneyde o benim yanımdaydı.

O halde, babalık testini sorun etmezsin.

Eğer gerekliyse.

Ama size söylüyorum, çocuk benden değil.

DNA kanıtlıyor. April Troost'un çocuğu kesinlikle senden.

Ama bu imkânsız. Ona dokunmadım bile.

Meryem tarzı gebelik mahkemede işe yaramaz,

-tekrar dene istersen. -Pekâlâ.

Bay Pallister sanıkla barda tanıştığını kabul ediyor.

İçmişler,

fakat cinsel bir yakınlaşma hatırlamıyor.

İçkiyi fazla kaçırdın

hatırlamıyorsun.

Alkol savunması yani. Bu daha iyi.

-Tecavüz etseydim bilirdim. -Ettin.

Ve April Troost'un şişmiş karnı bunu kanıtlıyor.

DNA sonuçları ışığında, babalığı taahhüt edeceğiz.

Ama cinsel ilişki karşılıklıydı.

Tecavüz yoktu.

15. DURUŞMA SALONU 22 MART, SALI

Durması için yalvardım.

Ama dinlemedi.

Bu kapıyı sürgüledikten sonraydı.

Evet.

Beni yere fırlattı, ve elimi kolumu sabitledi.

Hareket edemedim.

-Çığlık attınız mı? -Avazım çıktığı kadar.

Ama sonra ağzımı eliyle kapadı.

-Ve zar zor nefes alabildim. -Karşılık verdiniz mi?

Sanırım suratını çizdim.

Ama bu onu daha hiddetlendirdi,

ellerini böyle boynuma koydu, beni boğmaya başladı.

Ve eğer çığlık atmayı kesersem belki...

...belki beni öldürmez dedim.

Sonra ne oldu?

Sonra tecavüz etti.

Bana tekrar tekrar tecavüz etti.

Bu zavallı kadına daha fazla acı çektirmek istiyor muyuz gerçekten?

Öneriniz nedir?

Şartlı tahliye, hapis cezası yok. Ve ikimiz de öğle sonrasında dinleniyoruz.

Çalışmayı tercih ederim.

15 yıl. Tamamını yatar.

O toplumun önemli bir üyesi, kadının yeri ise akıl hastanesi.

-Dedektifleriniz de bunu icra etti. -Bunu kullanamazsın.

Velayet duruşmasında kullanabilirim.

Onunla seks yaptığını reddediyordu, şimdi de yılın babası olmak mı istiyor?

Bebek, onun da bebeği. Onun için savaşacak.

Uzlaşmayı kabul edene kadar.

Hazır mısın?

-Onunla tekrar yüzleşemem. -Yolun yarısına geldin.

Tek yapman gereken gözlerini benden ayırmamak.

Teşekkür ederim.

Söz konusu tecavüzü bildirmek için neden sekiz ay beklediniz?

Korkuyordum.

Kafam karışıktı. Aşağılanmıştım.

İntiharı düşündünüz mü?

Hayatıma son vermek istedim. Evet.

Bebeğinizinkine de?

Hayır.

Kendime bu yüzden zarar vermedim.

Bebeğimi çok seviyorum.

O kadar çok ki bebeğin babasını tecavüzle suçlamaya hazırsınız?

Doğru olan bu.

Ve fikriniz asla değişmeyecek mi?

Değişmeyecek.

Yarım milyon dolara ne dersiniz?

Sabah ofisimi arayıp anlaşmak istediğinizi söylediniz.

Aklından ne geçiyordu?

O avukat eğer kaybedersem Barclay'ın bebeği alacağını söyledi.

Sana yalan söylemiş.

-Bilmiyordum. -Beni yanılttın.

Jüri artık seni tecavüz kurbanı değil servet avcısı olarak görüyor.

-Özür dilerim. Bir hata yaptım. -Neden beni aramadın?

Çünkü bana kızardın, kızgınsın.

-Bunu gözlerinde görebiliyorum. -Kızmadım. Hayal kırıklığına uğradım.

Ne kadar kötü?

Tek şansımız anlaşmayı reddetmen için seni oraya geri çıkarmak.

Yarın tekrar ifade vermen için çağırırım.

Olanları düzeltmek için her şeyi yaparım.

15. DURUŞMA SALONU 23 MART, ÇARŞAMBA

Mahkemem tam 9.00'da başlıyor, Bayan Novak.

Tanığınız nerede?

Eminim geç kalmıştır, Sayın Yargıç.

40 dakikadır bekliyoruz.

Kararını verdi. Anlaşmak istiyor.

Bugün ifade vermek niyetindeydi.

Kısa bir süre verebilirseniz.

Bayan Troost besbelli fikrini değiştirmiş.

Jüriyi daha fazla bekletmeyeceğim.

Sayın Yargıç, Dedektif Stabler hatta.

Otoyol devriyesi Bayan Troost'u bulmuş.

Doğuya gidiyormuş, virajı alamamış,

-uçuruma yuvarlanmış. -Bariyer yok mu?

Eminim bu kazadan sonra yapacak parayı bulurlar.

Çarpmada benzin deposu alev almış.

Kurtulan yok.

Ne zaman?

İtfaiye bu sabah beş civarı aranmış.

Epeyce yanmış olduğunu söylediler.

Kullanırken uyuyakalması muhtemel.

Sanırım bir intihar bulacaksınız.

Liv, yapabileceğin bir şey yoktu.

Kızgındım ve bunu yansıttım.

Kızgındın çünkü sana yalan söyledi.

Ona inanacak birine ihtiyacı vardı.

April olmadan da yargılama yapılabilir, değil mi?

Ne anlamı var ki?

Barclay'la anlaşacağım.

Ona tecavüz etti ve çocukla ortada bıraktı.

Jüri onun yaptığını biliyor.

Jüri onu aklayacak.

Duydukları son iki kelime nakit uzlaşmaydı.

Ki geri çevirmek üzereydi.

Duruşmada söylemediği sürece kabul edilmez.

Yani Barclay öylece gidecek mi?

Anlaşmayı reddedeceğine dair bana kanıt getir,

onunla Barclay'ı uzlaşma için kandırayım.

APRIL TROOST'UN DAİRESİ 23 MART, ÇARŞAMBA

İntihar notu ya da günlük yok.

E-postalarında bir şey yok. Anlaşmayla alakalı belge de yok.

Sadece faturalar.

Kanepe ıslak.

Şu beyaz tabaka ne?

Oksijenli su.

Kan hücreleriyle temas edince köpürür.

Baloncuklar kurur ve bu beyaz tabakayı bırakır.

Duvara bak.

Lekeleri gördün mü?

Kanı silmeye çalışmışlar.

Yerdekini de.

Ceset yok ama burası kesinlikle bir suç mahali.

Bence bu bir cinayet.

April'i burada öldürüyor, cesedi arabaya taşıyor,

arabayı uçuruma yuvarlıyor.

Kazanın nasıl ayarlandığını anladım.

-Boya karıştırma kabına benziyor. -Benzer.

Ama bunlar laboratuvarlarda kimyasalları saklamakta kullanılıyor.

-Barclay Pallister'ınki gibi. -Arabadan fırlamış.

Şu çukurların açısını görüyor musunuz?

Araba hızlanırken göstergenin altına sıkışmış

kovayla uyuşuyor.

Yukarıda başka kanıtlar buldum.

Asfalttaki izleri görüyor musunuz?

Patinaj izleri mevcut.

Kutuyu sıkıştırdı ve motorun devrini artırdı.

Sonra arabayı çalıştırdı ve roket gibi fırladı.

April'ı dairesinde öldürdü, burada kazayı sahneledi.

Geçmişini düşününce, intihar sancağımızı biliyordu.

Ceset de yanar ki ona ne yaptığını kimse öğrenemesin.

Arabadaki her şeyi morga yolladım.

Belki Warner nasıl öldüğünü çözer.

Yangından kurtulanlar bunlar.

Pek bir şey yok.

İtfaiye şefi, yangını artırmak için,

hızlandırıcı kullanıldığını söylüyor.

Zeki adam, ceset bulamayacağımızdan emin olmak istemiş.

Bulamadım.

Yanıp kül mü olmuş yani?

Hayır, arabada ceset yokmuş diyorum.

Beden yanınca daima bir şey bulursun.

Bacak kemiği, diş dolgusu vesaire.

Piç. Kadını buharlaştırmak için teknolojisini kullanmış.

Kadının arabasına ve evine erişmek zorundaydı.

Belki biri, ikisini birlikte görmüştür.

Arabasını garajda mı tutuyordu?

Sokağa park ediyordu.

Zavallı Bayan Troost. Ne de iyi kadındı.

-Dün gece kapıcı siz miydiniz? -11'e kadar.

-Yerinize kim geçti? -Kimse.

Benden sonra ziyaretçileri dairedekiler kabul ediyor.

Güvenlik kameraları, kayıtları falan peki?

Yönetim çok ucuzcu.

Ağustosta bıraktığımda,

kapıda gündüz vakti duran bile olmayacak.

April Troost'u en son ne zaman gördünüz?

10 gibi bir akşam yemeği randevusundan geldi.

-Randevu olduğuna emin misiniz? -Çok süslenmişti.

Luigi's'e gitmişti, romantik bir yer.

Hangi restoran olduğunu nasıl biliyorsunuz?

Bana paket yemek getirmişti.

İçinde köpeğim için güzel kemikler vardı.

Hatırlıyorum tabii. Özel sipariş vermişti.

Hamile olduğu için sarımsak koydurmadı.

Belki de iyi geceler öpücüğü umuyordu.

Sanmıyorum. Yemek boyunca çok az konuştular.

-Adam nasıl biriydi? -Uzun.

Siyah American Express kartına bakılırsa, epey de zengin.

Fişin kopyasını aldınız mı?

Barın arkasında bir yerde olmalı.

Kadının hali tavrı nasıldı?

Oldukça üzgündü.

Tatlıdan önce adama bağırdı ve çıkıp gitti.

Neden sence?

Hormonlar yüzünden olmalı.

İşte burada.

Barclay Pallister.

PALLISTER REZİDANSI 24 MART, PERŞEMBE

Kedi ulaşamadığı ciğere pis dermiş. Tecavüz davasını düşürmek zorunda kaldınız

bu yüzden masum bir adama cinayet yıkmaya çalışıyorsunuz.

Tecavüz davasını kaybetmemizin tek sebebi,

müvekkilinizin April Troost'u öldürmesi.

Kalabalık restoranda birini öldürmek biraz zor.

Ama evde öldürmek kolay.

Evine hiç gitmedim.

-Yemekten sonra nereye gittiniz? -Doğrudan eve.

Karınız bunu doğrular mı?

Siz tecavüzle suçlayınca beni terk etti.

Eh, başa gelen çekilir.

Müvekkilim, Bayan Troost'la

bir sürü tanığın olduğu bir yerde buluştu.

-Hukuksuzluk yok. -Tanığı tehdit etmek peki?

Kadın davet etti.

Peki bir kurban ve bir tecavüzcü yemekte ne konuşur?

Para.

İpler onun elindeydi, ben de ona yarım milyon nakdi verdim.

Elinde yarım milyonla bu şehirde dolaştın,

ve öylece ona verdin yani.

Aynen.

Peki niye ağlayarak ayrıldı?

Çünkü o manyak.

Hayatımdan çıkması için para vermekten memnundum.

Parayla birlikte ayrıldı, bir daha da onu görmedim.

Sorun şu ki kimse görmemiş.

Bizden bu kadar. Müvekkilimi suçlayın ya da gidin.

Bu arada, evdeki temizlik işin güme gitti.

April'ın arabada yanmasına izin vermeliydin.

Acayip hatalar yaptın,

ve eminim seni ele verecekler.

Her türlü kanıt Barclay Pallister'ı işaret ediyor.

Suç mahali birimi laboratuvarına baktı.

Aynı kimyasal kaplar,

aynı endüstriyel dayanıklı oksijenli su.

Her laboratuvarda bulabilirsin. Bunlar tesadüfi şeyler.

Koltuktaki, duvardaki, zemindeki kan,

onlar April'la eşleşen DNA'lar.

Elimizde ceset yok.

Başkomiser, elimizde meraklı bir komşu var.

Öldüğü gece April'a yüksek sesli müzikle ilgili şikayete gitmiş.

O da özür dileyip arkadaşıma kısmasını söyleyeceğim demiş.

Yanındakini görmüş mü?

-Erkekmiş. -Kim olduğunu biliyorum.

April'ın telefonunda yemekten sonra dört çağrı var,

dördü de aynı numaradan.

Barclay Pallister.

Değil. Roger Mason. Doğu 82. Sokakta yaşıyor.

April telefona cevap vermedi.

Bebek hakkında endişelendim, aramaya devam ettim.

Arkadaşlar böyle yaparlar.

Çoğu kadın kurbanı, tanıdıkları bir erkek öldürüyor.

Arkadaşlar bunu da yaparlar.

Onu ben mi öldürdüm yani?

Aramalarına dönmedi diye sabırsızlandın.

Evine gittin, tartıştınız ve onu öldürdün.

Bebeğimi asla incitmem.

Bebeğin mi?

Bebeğimiz.

Doğmamış çocuğunu evlat edinecektik.

April bundan hiç bahsetmedi.

Hamilelik ve doğum masraflarını

karşılamayı kabul ettik.

Sağlıklı bir bebek bu günlerde ne kadar?

-50 bin. -Bebeği satın alıyormuşsunuz gibi biraz.

April bebeği istemiyordu.

-Bu herkes için en iyisiydi. -Şimdi anladınız mı?

April'ı asla incitemezdik.

Peki o gece o kadar acil olan neydi?

April depresyondaydı.

Zor günler geçirmişti. Kocası öldü.

İşini kaybetti, kirayı ödeyemiyordu.

Ona ilave para veriyorduk.

İki gün önce aramalarımıza dönmemeye başladı.

April bu tecavüzü avantaja çevirmiş.

Eşeğin kulağını kesip küheylan yapmaktan bahsediyorsun.

Barclay Pallister'dan yarım milyon, bebeğin satışından da elli bin dolar.

Sandığımız gibi zavallı, hassas kurban değilmiş.

Siz daha durun.

Ramseyler,

Hartlar, Fritzlerlar'la görüştük. Tüm müstakbel aileler.

Hepsi April'ın bebeğini evlat edinmek için 50 bin ödemiş.

Bilmediğimiz bir sürü dalavere olabilir.

Paraya konmak için tecavüzü ve hamileliği kullandı.

Kandırdığı herkesin onu öldürmek için sebebi var.

Pardon, Başkomiser Cragen'a bakıyordum.

Ben Başkomiser Cragen.

Lorraine Dillon.

April Troost'un annesiyim.

Annesinin adının Sarah olduğunu söylemişti.

Altı kocam ve altı soyadım oldu.

Ama adım hep Lorraine'di.

Kızınız ayrıca geçen sene kanserden öldüğünüzü söyledi.

Gerçeklerle hep sıkıntısı vardı.

Çocukken evden kaçardı.

Onu eve geri getirince de,

o zamanki kocam hakkında akıl almaz suçlamalarda bulunurdu.

Onu en son ne zaman gördünüz?

Yaklaşık dört yıl önce.

Tartışmıştık,

Çok pahalı birçok mücevheratı çalmıştı,

Büyükannemin elmas ve yakut kolyesi de dahil.

Polisi aradınız mı?

Benim kızımdı o.

Yapmış olsaydım belki hâlâ hayatta olurdu.

Bunu kim yapmış olabilir sizce?

Bayan Dillon, April'in birçok illegal işe karıştığını düşünüyoruz.

-Yani bir çok şüpheli var. -O ne yaptı ki?

Pek çok insandan büyük miktarda para almış.

Bir şeyleri gizlemek için hep bir yolu vardı.

Bir keresinde kiralık bir kasadan bahsettiğini hatırlıyorum.

-İstediğiniz kadar bakın. -Sağ olun.

Hiç mücevher var mı?

Yok. Vesikalıklar var.

Bunlar oldukça yakışıklı adamlar.

Tanınmış kişiler.

Bu müzisyen.

Bunun New York'ta işlek bir restoranı var.

Bu, alt ligden yeni gelen bir beyzbolcu.

Bu adamlarda yakışıklılıktan fazlası var.

Peki ya bu?

Barclay Pallister.

Kızıma tecavüz eden adam mı?

Onda neden o adamın fotoğrafı var?

April, Barclay Pallister'ın peşindeydi.

Ve bir sürü adamın daha.

Hepsi yakışıklı, zengin, yetenekli ve işlerinde zirvede adamlar.

Bu adamı tanıyorum.

J.J. Price. Bende CD'si var.

Burada epey bir gen havuzu var.

April şampiyon damızlığı arıyordu. Barclay kazandı.

Bir kaltak beni babalık tuzağına düşürse epey kızardım.

18 yıl boyunca çocuk nafakası ödemek de var.

Vergiler hariç gelirin yüzde on beşi de.

April ve bebeğin ölümüyle, Barclay bunlardan yırttı.

Cinayet suçlaması hariç.

Eğer o yaptıysa tabii.

April'ın takip ettiklerinden biri sadece.

Haydi başka kimi yaktığını bulalım.

Şu deli hatun mu?

-Ne yaptığımı söyledi? -Demek tanıyorsun.

Evet, keşke tanımasaydım.

Seks yaptınız mı?

Büyük ihtimal, evet.

Böyle birini unuttun mu? Çok aktif olmalısın.

Bunlar daha ne ki adamım.

Yüzünü hatırlıyorum. Adını hatırlamıyorum.

Tüm gece biraz silik.

-Nerede tanıştınız? -Restoranımda.

Herkesin gözü ondaydı.

Ve onun gözü de sende miydi?

Ve de cüzdanımda.

Ama o vücut her kuruşa değerdi.

-Sana ne kadara patladı? -Sıfıra.

Bana bira aldı.

Çokça oluyordur bu.

Genelde benden ödememi beklerler,

son sağlam kontratımdan sonra özellikle. Ama o farklıydı.

Hakkımdaki her şeyi biliyordu, istatistiklerim dahil.

İçtikten sonra ne yaptınız?

Galiba benim eve geçtik.

Galiba mı? Tüm hatırladığın bu mu?

Dostum, tuvaleti hatırlıyorum. Hem de yakından ve şahsi.

Sana kaç tane içki aldı?

Sadece bir tane, ki beni hiç akşamdan kalma yapmaz.

Acayip hastaydım.

Sersemlik, bulantı?

İkisi de. Gribim sandım.

-Doktora göründün mü? -Gerekmedi.

Sabah ilaç testine alındım.

-Başarısız oldum. -Ne almıştın?

Hiçbir şey.

Beni uyuşturdu.

Peki ne buldular sende?

Rohypnol.

Burada ne yapıyorsun?

Birkaç soru sormam gerek.

-Bas git lan. -Dinle beni.

Tecavüz suçlaması düştü. Konuşmak istemiyorum.

Lütfen, sadece dinle beni.

April'la ilk tanıştığında, sana içki almıştı.

-Ee, yani? -Başka ne hatırlıyorsun?

Kendi yatağımda tek başıma uyandığımı.

Hafıza kaybı. Baş ağrısı?

Bulantı.

İçkime bir şey mi koydu?

Rohypnol.

Ona tecavüz etmedim dedim size.

Biliyorum.

Peki ama bana ilaç verdiyse...

...şeyimi nasıl kaldırabildim?

Bunun tek açıklaması "elektro boşalma" denilen teknik.

Bundan hoşlanmadım.

Bir şey değil pek.

Bunu rektuma sokuyorsun,

elektrik şoku da istemsiz boşalmaya sebebiyet veriyor.

Aşk daha basitti.

İlk işlem 70'lerde yapıldı.

Motosiklet kazasında ölen bir genç üzerinde.

Ailesi torun istiyormuş.

Ölümden sonra üreme deniyormuş.

Cesetten çıkan sperm kullanılır mı?

Eğer 30 saat içinde hasat edilirse.

Adam ölü değilse de işe yarar mı bu?

Felçlilerde ve komadakilerde

son günlerde bu tekniği kullanmaya başladılar.

Adamlar uyuşturulmuşsa,

yapıldığını asla anlamazlar.

Ve bu legal mi?

Hiçbir kanun iş görmez veya ölü bir adamdan sperm alma üzerine

net bir şey söylemiyor.

Takip ettiği bütün adamlarla konuştunuz mu?

Otuz dört adam, aynı hikâye.

April onlara içki alır, hatırladıkları sonraki şey

sabah hasta hasta uyandıkları.

-Üvendire sopasıyla ilgili kabus falan? -Başlarına geleni asla bilmiyorlar.

-Her türlü seks suçunu duydum sanırdım. -Böyle bir şeyi kim düşünür lan?

April'ın kendini gebe bırakmak için

Barclay Pallister'ın spermini kullandığını biliyoruz.

Peki diğerleri?

Bu adamlardan çocuk yapmak için

para dökecek bir sürü kadın var.

Sperm bankaları dahilerin spermine çok para ödüyor.

New York'ta yedi sperm bankası var.

Hepsini arayalım.

MCMANUS ENSTİTÜSÜ 25 MART, CUMA

Enstitüye hoş geldiniz.

Lütfen oturup bunu doldurun.

-Hizmetiniz için burada değiliz. -Bu kadını tanıyor musunuz?

April. Burada çalışıyordu.

Mesleği neydi?

Tahsilat.

Muhasebecimizdi.

Yalancı orospu çocuğu.

Sahtekârsın sen.

Saçmalığa bak.

Pardon?

-Kimsiniz? -Polis.

-Ne oluyor burada? -Bu sahte doktor beni kandırdı.

Böyle bir şey yapmadım ben.

-Paramı geri istiyorum. -Hey durun.

Şimdi, problem tam olarak nedir?

Bebeğimin Mozart çalacağını söyledi.

Garantisi olmadığını söyledim.

Basit bir şey bile çalamıyor. Tek yaptığı boktan tuşlara vurmak!

-Ona tam olarak ne vaat ettin? -Hiçbir şey.

Onu, ünlü bir müzisyenin spermiyle dölledim.

Alanında bir dahi ve adı saklı kalacak.

-O zaman neden böyle oldu? -Onun genlerinin %50'si senden geliyor.

Senin özelliklerini miras aldı belki de.

Tamam, bu süper sperm için ne kadar ödedin?

20 bin dolar.

Bu kadının haneye tecavüzden tutuklanmasını istiyorum.

Ne yapıyorsun?

Seni tutukluyorum.

Ne, niçin?

Sperm çalmaktan.

Ne?

Bu saçmalık.

İşimin önemini kavrayamadığınız ortada.

Ben insan ırkını kurtarıyorum.

Sperm çalarak.

Ben bir şey çalmadım.

Zorla sperm toplamak için April Troost'la işbirliği yaptınız.

Kimse zorlanmadı.

Misyonumu beylere anlattı, ve onları sperm bağışına ikna etti.

Evet, üvendire sopasıyla.

Hiçbir fikrim yoktu.

İnsanlar zarar gördüyse üzgünüm.

Ama ıstırapları insanlara fayda sağlayacak.

Nasıl olacak bu?

Dünya popülasyonunun zekâ seviyesi hızla düşüyor.

Fakir, eğitimsiz insanlar,

zeki, mükemmel insanlardan daha yüksek hızda çoğalıyorlar.

Dört çocuğum var.

Evet.

Çalışmam, büyük bilim insanlarının, müzisyenlerin, atletlerin

tohumlarını yayarak

insanlığın önlenemez vefatını tersine çevirecek.

Üstün ırk yaratmaya çalışan bir Nazi'den başka bir şey değilsin.

Adam deli.

Birçok araştırmacı onun Nobel ödüllük olduğunu düşünüyor.

Kim, Dr. Mengele hayran kulübü mü?

Neredeyse genetik mühendisliğindeki herkes.

Onun preimplantasyon genetik tanı çalışmaları,

embriyolarda Tay-sachs, kistik fibroz, down sendromu gibi

ağır hastalıkları görmemizi mümkün kılıyor.

Yaptığı yasal.

Ve tartışmalı.

Çiftlerin bebek cinsiyeti seçmeleri için bir yöntem buldu sadece.

Ve boy, göz rengi, zekâ gibi kalıtsal özellikleri işlemek için

çalışmalar yapıyor.

-Tasarlanan bebekler. -Henüz değil.

Fakat biz ölmeden önce,

varlıklı çiftler ısmarlama bebekler yaptıracaklar

-Peki varlıklı olmayanlar? -İki ırk olacak.

Gelişmiş ve ortalama,

zengin ve fakirin arası iyice açılacak.

McManus'un araştırmaları askıda gibi görünüyor.

Ne oldu?

Klinik beş parasız.

Dahi spermler satarak paraya para demedi ama.

Ama araştırmaları da pahalı.

Bu geçici bir terslik.

Dr. Frankenstein'ın yedek planı vardı.

Nedir o?

April'ın hayat sigortası poliçesinde yegane lehtar olarak adınız var.

Beş milyon dolar ha?

Sıfırdan zenginliğe onun uçuruma fırladığından çabuk gittiniz.

April'ın trajik bir kaza geçireceğini nasıl bilebilirim?

Kaza değildi. Sen öldürdün.

Bu saçma bir şey.

Daha çok zekice bir şey gibi.

Tanıdık geldi mi?

Bu bir kimya deposu kabı.

April'ın kaza yaptığı mahalde bulduk.

Laboratuvarınızdakilere benziyor.

Laboratuvarında başka ne bulduk biliyor musun?

Oksijenli su.

April'ın dairesindeki kanı temizlemekle kullanılan aynı madde.

Bir sürü laboratuvarda bunlardan var.

Bahse girerim sperm topladığınız yeri ele verecek birine

sigorta çıkaran tek yer sizinkiydi.

Sizi de yoluyordu, değil mi?

Size şantaj yaptı, böylece kimse öğrenmeyecekti?

Bu yüzden parasızdınız.

Ve kliniğiniz kapanırsa dünyayı kurtaramazsınız.

Bu yüzden sigorta parası için onu öldürdünüz.

Hayır. Onu sevdim.

-Öyleyse siz de onunla yatıyordunuz. -Bu iğrenç

O benim kızım.

Onu ben öldürmedim.

Ve kanıtlayabilirim.

Size kim söyledi?

Baban.

Annem asla bir erkeğe güvenme derdi.

Bebek nerede April?

Ölü doğdu.

Yalan söylüyorsun.

Ona ihtiyacın kalmadı ve öldürdün mü?

Yastaki birine söylemek için hoş bir şey değil bu.

Rol yapmayı kes April! Bıktım bunlardan!

Benim arkadaşımdın. Beni koruyacağına söz verdin.

Tecavüz kurbanıyken öyleydi, tecavüzcüyken değil.

Bir sürü adama cinsel saldırıda bulundun.

Gerçekten mi?

-Onlara saldırdığımı mı söylediler? -Gasp ve dolandırıcılığını biliyoruz.

Çocuksuz çiftleri soymandan bahsetmiyorum.

Barclay Pallister'dan yarım milyon aşırmandan da.

O bir anlaşmaydı.

Acı ve ıstırabım için ödeme almak illegal değil.

Sigorta parası için ölü numarası yapmak öyle ama.

Tebrik etmeli. Duvarlara kanını sürmek ha?

-Bu iyiydi. -Hastalıklı bir hayal gücün var.

En iyi günümde bile bunu uyduramam.

Asıl kurban benim. Hiçbiri benim suçum değil.

April Troost, dolandırıcılıktan tutuklusun.

Sessiz kalma hakkına sahipsin. Söyleyeceğin her şey...

April'ı gasp ve dolandırıcılıktan mı suçluyorsun sadece?

Kadın resmen yürüyen suçlu.

Elim kolum bağlı.

Üç düzine kurbanı tecavüze uğradığını bile hatırlamıyor.

Peki ya bebek?

Üç eyalet bölgesinde, doğum yaptığına dair kayıt bulunan hastane yok.

Casey güven bana, yaptı.

Sonra da sattı mı boğdu mu artık, kim bilir.

Ama bu korkunç orospu, o çocuğa kötü bir şey yaptı.

Tüm bildiğimiz gerçekten ölü doğmuş olması

-ve bu suç değil. -Hayır, bu sahtekarlık!

April ilk günden beri bize dümen yapıyordu.

O çatıdan atlamak gibi bir niyeti asla yoktu.

Seninle oynadı ve ona kızgınsın.

Evet, kızgınım.

Yine de o bebeği bulmalıyız.

Barclay Pallister'ın hayatını mahvetmekten bahsetmiyorum bile.

Bu bizim suçumuz değil. April'ın suçu.

Ve tanıdığım kadarıyla, suçlayacak birini yine bulurdu.

Annesi.

April, herhangi bir ahlaki değer tanımaksızın büyümüş.

Yani, o bir sosyopat.

April doğru ve yanlışın çok iyi farkında,

ama hukukun kendisini bağlamadığına inanıyor.

O böyle yetiştirilmiş.

Annem, bebekleri leyleklerin getirdiğini

ve Noel Baba'nın var olduğunu söyledi.

Büyüyorsun ve fark ediyorsun ki,

ailenin söylediği bazı şeyler doğru değil.

Eğer beynin yıkanmadıysa.

April Troost bir intihar bombacısı gibi, bebekliğinden beri telkin edilmiş.

Hayatını, annesinin söylediği yalanlarla yaşamış.

Yasayı bilmemek savunma sayılmaz.

Akıl hastalığı sayılır.

Psikiyatrınız kabul edecektir ki, April eylemlerinden sorumlu değil.

Annem doğduğumdan beri bana sahtekârlık yaptırıyor.

Hastane faturalarında çok parasını kurtardım.

Doktorunu dolandırdı mı?

Elindeki her şeyi aldı.

O, iki numaralı kocaydı.

İnsanları kandırmak eğlenceli mi ha?

Kesinlikle.

Annem her zaman derdi ki,

kandırıldığını göremeyecek kadar salaksan,

ağlamayacaksın.

İnsanları kazıklamak, kanuna karşı gelmek normal yani?

Evet kurallar var.

Ama benim için yoklar.

-Bu okulda nasıl işledi? -Okula gitmedim.

Annem kötü alışkanlıklar edinmemi istemedi.

-Ne gibi? -İnsanlara üzülmek gibi.

Annem buna "yumuşama" der.

Bana tetikte olmamı öğretti.

-Gözümü dört açmamı. -Niçin?

Her daim benden faydalanmak isteyen insanlar olur.

Bu yüzden önce benim onlardan faydalanmam gerek.

Doğal seleksiyon.

Becer yoksa becerirler.

Annem bana bunu aşıladı.

İnsanlarla ilgili bütün bildiklerini öğretti.

Özellikle erkekleri.

Altı kocayı ve onların servetini harcadı.

Peki ya baban, Dr. McManus?

Bir numaralı koca.

Doğumumdan hemen sonra babamı terk etti.

Zekiydi ama beş parasızdı.

Geçen yıla kadar onu hiç görmedim.

Hiç bilmediği kızını bulunca acayip heyecanlandı.

Sen nasıl hissettin?

Hayatımın fırsatı dedim.

İşe ihtiyacım vardı

ve en iyi genetik materyali getirmem için güzel para verdi.

Barclay Pallister.

April, bebeğinin nerede olduğunu bilmeye hakkı yok mu sence?

İyi bir anlaşma yaparsak olur.

Neden bu fırsatın olsun ki?

Hapishane için çok güzelim.

Ne kadar hasta olduğuyla ilgili hiçbir fikrim yoktu.

April herkesi kandırdı.

O tam bir oyuncu.

Kefaretini ödedim ve aldığım teşekküre bak.

Bütün problemleri benim hatam.

Bunu yapabilir mi? Tüm bu yalanları mahkemede anlatabilir mi?

Jürinin gerçeği duymasını sağlayabilirim.

-Tanık olabilirsin. -Hayır.

Hakkımda ne söylemek istiyorsa söylesin.

Bu gece Florida'ya dönüyorum.

Selam, anne.

Bunu öz annene nasıl yapabilirsin?

Herhangi bir anne. Polisleri kiralık kasama götürdün.

-Ne yazık ki para orada değildi. -Bu parayla ilgili değil.

Onlara bebeğin yerini söyle sadece.

Şaka mı bu?

Benim için bittin artık.

April'ı salmama imkan yok.

Bir çeşit taviz vermezsek bebeğin yerini hiç öğrenemeyebiliriz.

Yaşadığını nereden biliyoruz?

Ondan eminim.

Bebek tek pazarlık kozu.

April'ın bebeği için anlaşma yapan bütün çiftlere baktık.

Bebek hiçbirinde değil.

Otel görevlisi, tek başına giriş yaptığını söylüyor.

Hamile değildi. Aramalarından da ipucu yok.

Bebek her yerde olabilir.

Bebek karaborsası? Bu artışta.

O kalpsiz bir kaltak.

Ama çıldırmış mı?

Hayır.

O ahlak dışı.

Yaptığının yanlış olduğunu biliyor.

Jüri, bir diğer sahtekarlık işi olarak görecektir bunu.

Onu duruşmaya çıkarırsan çocuğu bir daha bulamazsın.

Bebek her neredeyse, April'la olmasından iyidir.

Çocuğu bir pedofile satmadıysa tabii.

Bebeğimi bulmak zorundasınız.

Bay Pallister.

April'a bebeğin yerini söyletmelisiniz.

Onu bırakmadığımız sürece söylemez, ve bunu da yapamam.

Yapmalısınız.

O tehlikeli bir kadın.

Bana borçlusunuz.

Ona karşı başka bir kozumuz var mı?

RIKERS ADASI 29 MART, SALI

April hakkında yanılıyorsunuz.

O iyi bir kız.

Suçlanacak biri varsa o da annesidir.

Lorraine'i asla seçmemeliydim.

Ne için?

İlk deneyim için.

Mükemmel kadını arıyordum.

Zeki, güzel, yetenekli. Lorraine ideal kişiydi.

Onunla evlendim ve April'ımız oldu.

Çok güzel bir bebekti.

Zekiydi.

IQ'su 170'ti.

Şahane, peki deneyine ne oldu?

Nihai eşi seçtiğimi düşündüm,

ama Lorraine zengin olmak istiyordu.

Ben zengin değildim.

Geçen yıl beni bulana kadar April'ı görmedim.

Kızıma yeniden kavuştuğum için çok mutluydum.

Kızın seni zengin ve güçlü erkekleri dolandırmak için kullanıyor.

Kötü bir niyeti yoktu. Bana yardım etmek istiyordu sadece.

Barclay Pallister'ın ona tecavüz ettiğini öne sürüp kanıt için çocuğu kullanarak mı?

Yanlış olduğunu biliyordu.

Ve bana geldi.

Sebep olduğu bu karışıklığı düzeltmek için ölmesi gerektiğini söyledi.

Evet, ve sigortasına sen konacaktın.

Hayır, tüm parayı April'a verecektim,

böylece o ve bebeği yeni bir hayat kurabilecekti.

Ancak bu yeni hayat bebeği içermiyor.

-Ne demek bu? -Bebek April'da değil.

Ve bize bebeğin nerede olduğunu söylemiyor.

Bana söyler.

April, senin kafan karışık.

Bebek için en iyisini düşünmüyorsun.

Kafam karışık değil. Kendi adıma en iyi olanı düşünüyorum.

-Bunu kimse yapmaz. -Ben yaparım.

Evet, tabii.

Çocuğu vermemi sağlaman karşılığında sana bir anlaşma mı sunuyorlar?

Hayır, yalnızca sana yardım etmeye çalışıyorum.

Neden?

Ben senin babanım. Seni seviyorum April.

Sevgi enayiler içindir. O bebek benim buradan çıkış biletim.

Anlaşmamı istiyorum.

Sana bir anlaşma sunamam.

O zaman ben de bebeğimi size veremem.

Lütfen.

Onu mahvetmeden önce bebeği ondan alın.

Peki, anlaşma senindir. Hapis yok. Şimdi, bebek nerede?

Sizinle iş yapmak güzel.

-Novak seni saldı, değil mi? -Evet.

Sevindim.

Neden?

Çünkü anne olmayı hak etmiyorsun.

Çocuğu bir daha görmediğinden

emin olacağım.

İyi.

Belki çocuğun bir şansı olur.

Seni zavallı şey.

Cenazede cüzdanınızı mı çaldılar?

Evet.

Kredi kartlarım, kimliğim, param.

Kızım öldü, ve tek istediğim torunumu Florida'ya götürmek.

Pekâlâ, işte, Miami'ye tren bileti için bir kupon.

-Teşekkürler. -Hiçbir yere gitmiyorsun.

Dedektifler.

Çok şaşırtıcı bir insansın ya.

Sadece nadir biriyim.

-Beni nasıl buldunuz? -Kızın seni ele verdi.

En başından beri birlikte çalışıyordunuz.

Büroda sergilediğiniz iyi bir performanstı.

Eh, işte benim kızım.

Bildiği her şeyi ben öğrettim.

Bu çocuğa tek bir şey öğretmeyeceksin.

Bu kez suç işlediğini kanıtlayamıyorum ama, bayan...

...seni yakalayacağım.

Olivia.

Bebek nasıl?

Sarah iyi.

April ve annesi hiç iplemiyor bile.

Eminim şu an bir barda oturmuş bize gülüyorlardır.

-Takma kafaya. -Yapamam.

Herkesi dolandırdılar, ve biz öylece gitmelerine izin veriyoruz.

-Bebek bizde. -Biliyorum.

Ama bu onları son görüşümüz değil.

O hasta oyunları oynamayı bırakmayacaklar.

Pekâlâ, taburcu olabilir.

Onu alabilirsiniz.

Selam.

Liv, kendini harap etmemelisin.

Bebek daha önemli. Artık sevgi görecek.

Odasını hazırlamak için tüm gece ayaktaydım.

Çünkü Sarah en iyisini hak ediyor.

Şüphesiz en iyisine kavuştu.

-Dikkat edin. -Teşekkürler.

April'ın IQ'sunun 170 olduğunu duydum.

Dr. McManus böyle diyor, evet.

Evet, onu araştırdım. Zeki biri.

Ve benim tarafımdan da iyi genlere sahip.

O mükemmel.

BU ÖYKÜ KURGUDUR. GERÇEK KİŞİ VE OLAYLARLA BİR İLGİSİ YOKTUR.

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.