Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Bizim aşkımız gerçek.
Biliyorum şu an inanması zor.
Ama sözlerim şu ellerimi tutan ellerim kadar gerçek.
İnan bana ne olur bir anlatayım.
Beni dinleyecek.
Ben seni sevmiş olamam.
Bizi yaşattıklarınızı hiçe sayıp aileme ihanet etmiş olamam.
Halil beni bir dinlesen anlayacaksın.
Ne olur anlatmama izin ver.
Bana nasıl bir uyur önedin.
Nasıl bir tuzağın içine düşürdün bilmiyorum.
Ama çok pişman olacaksın.
Eğer seninle evlendiysem de bu olsa olsa intikamın bir parçasıdır.
Hayır değil.
Öyle değil.
Sen beni gerçekten sevdiğin için evlendin benimle.
Bak benim de kabullenmem kolay olmadı.
Ama lütfen bir dinle anlatayım.
Biz çok zor yollardan geçtik ama sonunda bir araya geldik seninle.
Olmaz.
Bu olamaz yalan söylüyorsun sen.
Yalan söylüyorsun bana.
Yalan söylemiyorum.
Hepsi gerçek.
Çok şey yaşadık biz seninle.
Çok olay oldu.
Hatta sen beni ailenle yaşadığın eve götürdün.
Benim şu kalbim seni bulmadan önce buz tutmuştu.
Sen o kalbi küçücük ellerinle ısıttın.
Ben yaşamayı unutmuştum.
Nefes alamıyordum.
Sen yaralarımı sardıkça ben yeniden Halil oldum.
Sen söyledin bana bunları hatırlamıyor musun?
Yalan söylemişim.
Sen de buna inandın öyle mi?
Halil.
Halil.
Yalan değil.
Yalan olsa ben senin buraya neden geldiğini bilmem.
Yaşadıklarını bilmezdim ama biliyorum işte.
İzin ver bana hissettiklerini anlatayım.
Benim için kaç kere ölümün göze aldığını anlatayım sana.
Ya da istersen çıkıp gidelim buradan.
Babanın yanına.
İhsan Fırat'ın mezarına götüreyim seni.
Ya da istersen doğup büyüdüğün eve götüreyim.
Ne olur inan bana.
Yeter sizin sana.
Yeter.
Sakın bir daha babanın adını ağzına alma.
Sakın.
Şimdi anladın mı ne kadar zengenek?
Bu gerçek mi acaba?
İnanılmaz bir şey.
Eran.
Erken döndün.
Evet öyle.
Toplantı iptal oldu.
Ben de erken geldim.
Siz ne yaptınız?
Afiyet olsun.
Endişelenme oğlum.
Tülay Hanım biliyor artık.
Ona da anlattık.
Çok sevindim.
Neticede kızımın hayatı kurtuldu.
Anne o ne demek öyle?
Benim zaten bir eksiğim yoktu.
Eren sağ olsun bana gayet iyi bakıyordu yani.
Kötü bir şey söylemek istemedim.
Selman'cığım.
Ama bundan sonra daha parlak, daha güvenli bir geleceğiniz olacak.
Ne demek istediğiniz açık Tülay Hanım'a?
Selman'a yetemediğimi düşündüğünüzde.
Ya aşk olsun.
Benden böyle güzel bir haberi neden sakladınız?
Yok, öyle bir şey değil bu.
Kesin bir şey olmadan konuşmak istemedim ben o yüzden.
Kesin oğlum, kesin.
Madem herkes bilir, endişeye gerek yok artık.
Mangal yakıp, sofra da ona taktın.
Bu anı unutma.
Unutma.
Çünkü ben asla unutamayacağım.
Bugün beni nasıl elim kolumu bağlı çaresiz bıraktıysan...
...gün gelecek...
...ben de seni öyle çaresiz bırakacağım.
Kimse yok.
Ama güven olmaz bu tekinsiz adamlara.
Çık buradan hadi, çık git.
Ne bu nefret dolu bakışların...
...ne de arkanı dönüp çekip gitmen yıldıramaz beni.
...ben senden vazgeçeyim.
Her şeyin farkındayım.
Sırf para...
...mal mülk için...
...onurunu, haysiyetini pazarlıyorsun.
Hiç tanımadığın bir adama yanaşmaya çalışıyorsun.
Terbietsiz.
Terbietsiz.
Lütfen.
Sen...
Sen aklımın karışıklığını fırsata çevirmiş...
...bir sefarlısın Zeynep Hasanlı.
Kaybettiklerinizi bu...
...sahte evcilik oyunuyla almaya çalışacaksın öyle mi?
Unutma.
Bu sahte evlilik...
...senin sınavın olacak.
Pişman olacaksın.
Bu ömür sensiz geçmez artık Zeynep.
Geçemez.
Şu güzel gözlerinde başlasın istiyorum Ergün'üm.
Yine o gözlerinde sönsün istiyorum gece.
Aşığım sana Zeynep almıyor bu kafan.
Tüm dünya şahidim olsun ki ben aşığım sana.
Sen benim dizginleyemediğim asi sevdamsın.
Benim onuruma verdiğim bir davetle terasla söylemiştin bana bunları hatırlıyor musun?
Ve sen de buna inandın.
Öyle mi?
İnandım elbette öyle.
Çünkü ben senin ne zaman kalbinden gelerek...
...ne zaman öfkenle hırsınla konuştuğunu ayırt edebiliyorum.
Ben seni tanıyorum.
Yeter artık.
Zeynep artık çık şuradan.
Çık.
Lütfen.
Sen de vurmak git dedim.
Songül teyze.
Adamın Halil'in yerini bulmuş.
Hadi hemen yanına git.
Evet.
Ben de gideyim diyorum ama...
...neyi ne kadar hatırlayıp hatırlamadığını öğrenmem gerekiyor.
Belki Zeynep'ten öğrenebilirim.
Alo Zeynep.
Ne durumdasınız?
Sizi merak ettik.
Hem Gülhan'da durmadan Halil'i soruyor.
Halil'in hafızası yerine geldi.
Öyle mi?
Neredesiniz peki?
Biz de gelelim hemen.
Hafızası yerine geldi ama...
...Yeşilpınar'a ilk geldiği haline döndü.
Yakın geçmişi hatırlamıyor.
Yani seni Ömer Aslanlı'nın kızı olarak mı hatırlıyor?
Evet ama şimdilik.
Ben ne yapıp anlatacağım onu, hatırlatacağım her şeyi.
Tabii tabii.
Halil'in bunu hatırlaması çok önemli.
Yani bu arada desteğe ihtiyacın olursa...
Ben de hafıza kaybı vakalarında çalışmıştım.
Sağ ol ben hallederim.
Çok geçmiş olsun tekrar.
Umarım Halil en kısa zamanda kendine gelir.
Bu mükemmel bir fırsat.
Mükemmel.
Halil her şeyi hatırlamadan müdahale edebilirsek...
...Zeynep'ten kesin boşanır.
Bu bir mucize.
Gidip Halil'i konağa getireceğim.
Ben buraya intikam için geldim.
Evlenmek niye?
Hayır madem...
İntikamın bir parçası bu evlilik.
Ben niye yaptım bunu?
Nasıl yaptım ben bunu?
Bir gün bana ve aileme ait olan her şeyi senden geri alacağım.
Ardım'da en ufak bir çakıl taşı bile bırakmadan her şeyi tek tek geri alacağım.
Geçmiş olsun.
Hiçbir şey alamazsın.
Hiçbir şey alamazsın.
Sen önce benden aldığın ailemi geri ver bana.
Onun hesabını ver.
Ailemi geri ver bana.
Onun hesabını ver.
Dur öyle sakin ol.
Sakin ol gelip türlü türlü hikayelerde seni zehirlemesine izin verme.
İzin verme ona.
Soluklan.
Sakinleş.
Sen ne dersen.
Ne yaparsan yap vazgeçmeyeceğim be.
Olan bir tane anlatacağım sana.
Öğreneceksin her şeyi.
Bana bak baksa da ne bilmiyorum.
Hani benden son çakır taşıma kadar alacaksın ya.
Onun git hesabını dışarıda bir yerde benden uzakta yap.
Şimdi çık dışarı.
Halil bir dur bir sakin ol ne olur.
Tamam bir şeyleri hatırlıyorsun ama eksik hatırlıyorsun.
Ne olur izin ver bana açıklayayım.
Ne açıklayacaksın?
Ha?
Ben neyin ne olduğunu çok iyi biliyorum.
Sen merak etme.
Benim seninle severek isteyerek evlenmiş olmam mümkün değil.
Ben düşmanımın kızını öyle kimselere karım diye ilan etmem.
Yanılıyorsun Halil.
Ne olur izin ver yanıldığını ispatlayayım ben sana.
Sonra yine istersen giderim söz.
Bette burada.
Bak.
Bak bütün Yaşır Pınar biliyor bizim evli olduğumuzu.
Halil Fırat'la eşi Zeynep Aslanlı Fırat,
kooperatif seçimlerinde birbirlerine rakip oldular.
Haklıymışsın.
Evli olduğumuz doğruymuş.
Bunu herkesin bildiği de doğruymuş.
Ama birbirimize aşık olduğumuz yalan.
Hayır değil.
Yalan.
Birbirini seven bir çift rakip olamaz.
Bak.
O da en büyük kanıtı.
Bu evlilik sahte.
Plan üzerine yapılmış.
Bak tamam biz rakip olduk.
Ama işin asla öyle değildir.
Yeter artık.
Bu zırvalıkları dinlemek istemiyorum.
Çık buradan.
Halil lütfen.
Halil yapma.
Lütfen.
Halil yapma.
Halil ne olursun aç kapı lütfen bir anlatmama izin ver.
Halil ne olur yalvarırım aç kapıyı.
Halil.
Allah.
İzlediğiniz için teşekkür ederim.
İzlediğiniz için teşekkür ederim.
Ne oluyor burada?
Bu ne rezillik?
Ne demek çıkamazsınız?
Halil de yok burada.
Kimden aldın bu talimatı?
Zeynep Hanım'dan.
Onun emri böyle.
Ben Halil'in teyzesiyim.
Halil burada olmadığı zamanlarda talimatları ben verdim.
Açın çabuk şu kapıyı.
Duydunuz Songül teyzemi.
Açar mısın şu kapıyı?
Teyzem.
Allah Allah.
Halil yokken bu çiftlikte Zeynep Fırat'ın sözüyü açar.
Halil döndüğü zaman göreceksiniz.
İkinizi de kovduracağım.
Göreceksiniz.
Sıkıntı yok Songül Hanım.
Halil sağ salim dönsün de.
Ben de işimden olmaya razıyım.
Ben de.
Aynı şekilde.
Şaka gibi ya.
Gel.
Gel Songül teyzeciğim.
Görüşürüz siz.
Tıklamaya çalış Halil.
Hatırla.
Hadi hadi.
Odaklan.
Yok.
Yok.
Çok hatırlayamıyorum.
Hiçbir şey hatırlayamıyorum.
Hadi.
Dışarıda üşüyecek şimdi.
Gitmiş.
Hoş geldiniz, hoş bulduk.
Akrabanız iyi değil mi?
Bir sorun yoktur oman.
Çok şükür, daha iyi.
Birkaç parça eşya alıp geri döneceğim.
Gelirken eşini gördüm, gidiyordu.
Hali pek iyi değildi.
Böyle dedim diye kızma bana.
O seni çok sevmiyor.
Ve aslında sen de onu seviyorsun.
Ben onu sevmiyorum.
Yok öyle bir dünya, imkansız.
Ben olsa olsa ondan nefret ederim.
Birini inkar etse de, gözleri seni ele veriyor evlat.
Gözler sadece, yüreğinden geçeni söyler.
Bunu da mı alsam acep?
Buna der ki, hikaye süpürge.
Değil sana, bunu da alacağım.
Aha, bunu da aldım.
Bunu da ekledim.
Başka?
Anne.
Anne.
Ne kadar çok şey almışsın.
Sepetin dop dolu.
Ne gerek vardı anne?
Abartmışsın.
E ne var oğlum?
Paramız var şükür.
Biz terbiğimizi alırız.
Yine kargoca herhalde.
Bu da iyi bir şey sanki.
Banyoda çimerken lazım olur.
Bunu da alacağım.
Anne, bunlar ne?
Sen sipariş etmişsin.
Ne yapacağız biz bu kadar et anne?
Mangal yapmayacak oğlum.
Fakir fukaraya kokar.
Biraz ne de onlara verir ki?
Neyse, ben bir sermaye bakayım.
Bak bak.
Körgüsüz.
Bunu da aldın.
Oğlun da utandırıyor.
Başka.
Gelmedi mi yemek?
Çok acıktım.
Geciktim biraz.
Kusura bakmayın.
Arzu.
O yemeği mutfağa götür.
Bundan böyle bu konakta hiçbir aslanlıya yemek verilmeyecek.
Burası sizin babanızın oteli değil.
Sen ne diyorsun ya?
Bu yaptığın enişteme söyleyeceğim.
Ya.
Halil geldiğinde kendi elleriyle kovacak sizi zaten buradan.
Ay ne oluyor Merve?
Ne diyor bu kadın?
Aa.
Nerede benim mabişim?
Nerede damadım?
Babanneciğim yok bir şey.
Ben sana sonra anlatacağım tamam mı?
Aa.
Neyi anlatacaksın acaba?
Bence ben gayet net konuştum.
Bütün aslanlılar buradan defolup gideceksiniz.
Ne oluyor burada?
Benim ailemle böyle konuşamazsın izin vermem.
Demek izin vermezsin.
Kimsin sen?
Bu konuğun nesi oluyorsun?
Halil'in karısıyım.
Bırak o tepsiyi.
Arzu.
Ne yaptığını unuttum sen mi?
Seninle sonra konuşacağız.
Ay.
Ay Mavişim.
Sultanım buradayım ben korkma sakın.
Bizi kimse gönderemez buradan.
Korkma sen tamam mı?
Tamam.
Merve.
Ben çıktıktan sonra sakın babaannemi yalnız bırakma.
Kapıyı kilitleyin odadan çıkmayın.
Kim gelirse gelsin de kapıyı açmayın.
Tamam.
Sultanım.
Hadi benim hatırıma bir şeyler ye olur mu?
Eyvallah.
Afiyet olsun.
Yapma böyle evlat.
Düşünmekten rengin soğuk.
Ben derim ki.
Evine, karına da onu bir dinle.
Dinleyecek bir şey kalmadı ki.
Ben bir süre daha burada kalacağım.
Zaten benim burada kalmam senin için de hayır olacak.
Sen gittikten sonra jandarma geldi buraya.
O seni sıkıştıran tekinsiz tipler var ya.
Birilerine daha musallat olmuşlar.
O yüzden yine senin ifadene başvuracaklar.
Jandarmalardan sonra yine geldi o ikisi.
Bağırdılar, çağırdılar.
Tehditler savurdular.
Seni sordular.
Gönderdim ama.
Seni o belalarla baş başa bırakamam.
Ne olur ne olmaz geri dönebilirler.
Yükseler.
Yükseler.
Yani senin gibi bir adama niye böyle insanlar musallat oluyor?
Ben onu anlamadım.
Sorun ne?
Uzun hikaye.
Zaten adamlar yakalandı.
Yakalandı mı?
Yakalandı.
Sen evine dön.
Beni merak etme.
Emin misin?
Evet.
Gitmek mi hocam?
Ben dönerim o zaman.
Ben de zaten birazdan hastaneye döneceğim.
Eşyaları hazırladım.
Sen merak etme.
Allah senden razı olsun oğlum.
Sen de buradan doğruca eve değil mi?
Karın bekler seni.
Bak evlatçım.
Hayat buluşmadan ve kavuşmadan ibarettir.
Bir çiçek bile konuşur bizimle.
Ona bakan bir göz olmazsa da solar gider.
Sen ve eşin birbirine bağlı iki hücre bir hayatsınız.
Birini sorsa sanır mısın ki diğeri yaşasın, nefes alsın?
Soldurma çiçeğini.
O senden bir bakış, bir göz bekler.
Sesine kulak ver.
Tamam.
Seni artık bunaltmayacağım.
Estağfurullah olur mu öyle şey?
Allah sonunu zahir etsin.
Ben biliyorum ki iyi olacaksın.
Rabbime de böyle dua ediyorum.
Ben artık kalkayım Müstahy'im.
Mutlaka haberim olsun olur mu Müstahy'im?
Numaran var sende zaten.
Her şey için de çok sağ ol.
Allah senden razı olsun.
O belalılar buralara gelmeden gitmen en iyisi oldu oğlum.
Allah sendeki merhamete ve iyiliğe aynı ile karşılık versin.
Seni eşinle barıştırsın inşallah.
Hele bir hastamızı sağ salim çıkaralım hastaneden,
onların da icabına bakacağız Ökvet.
Bence bunu atın.
Artık yenisini alırsınız.
Neden?
Selman bir şeyi bayağı beğendi.
Bazen kadınlar,
erkekleri üzmemek için tatlı yalanlar söylerler.
Kızımı iyi tanıyorum.
Böyle bir şeyi asla sevmez Selma.
Ben kızımı bakıcılarla,
itel beşiklerle büyüttüm.
Ne kadar öyle değilmiş gibi davransa da,
göz gördüğünü arar.
Nereye koydum ben bunu?
Zeynep,
Halil nasıl, iyi mi?
Gözde bir şeyler söyledi ama benim içim hiç rahat etmedi.
Sakin ol ablacığım.
Halil iyi, merak etme.
Ama,
hafız tam olarak yerine gelmedi.
beni sevdiğini hatırlamıyor.
Yeşil Pınar'a ilk geldiği hali gibi şu an.
Kalbinde, aklında intikam var.
Nefret ediyor benden.
Ben onun bu hallerini çok iyi bilirim.
Kalbinde uzun süre intikam hırsı vardı.
Sen onun kalbine değene kadar,
kalbinde sadece karanlık vardı.
Biliyorum abla.
O ne yaparsa yapsın,
ne söylerse söylesin asla ayılmayacağım.
Onu o karanlıktan çekip alacağım.
Zeynep'ciğim,
biraz sabırlı olman gerekebilir.
Halil'in kalbi şu an çok kırık.
Sana öfkeli davranabilir.
İstemediği şeyler söyleyebilir.
Biraz sabırlı olman lazım sanırım.
Farkındayım.
Ama yaptıkları, söyledikleri ne kadar canımı yakarsa yaksın,
ben Halil'le birbirimize olan sevgimizi hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğim.
Ne arıyorsun?
Kırmızı kurdeleyi arıyorum.
Sen de biliyorsun, ilk tanıştığımız gün vermiştim ona.
Düşündüm ki belki onu görürse,
hatırlar o günleri, inanır bana.
Gerçi,
o günleri hatırlasa bile beni şu an sevdiğini hatırlar mı bilmiyorum ama,
yani açıkçası alacağım cevaptan biraz korkuyorum.
Ama başka çarem yok şimdilik.
Sana açılacağı günlerde bana ne söylemişti biliyor musun?
Korkaklar,
mutluluğun kendisinden de korkarmış.
Ben korkak değilim.
O yüzden sen de korkma.
Bence,
bir şekilde sana inanacak.
Biliyorum ben.
Ben de korkak değilim.
Biliyorum,
umutluluk artık çok yakın.
Buldum senemdi.
Rüzgarlı tepedeki sana güç verin o çocuk.
Ben de korkakullenim.
Beldoğan,
Bizim için dua et abla.
Evet, sucuklar da bitti.
Ver, ver, ver oğlum, ver.
Dünür, oluyor mu böyle?
Hiçbir şey yapmayın.
Çekilme, ye yiyebildiğin kadar.
Zaten kızın kimi çırpısın.
Ye, iç, kendine iyi bak.
Artık genç değilsin.
Çöker gidersin ona göre.
Teşekkür ederim.
Ben daha fazla yiyemiyorum.
Öyle değil mi?
Ver, ver, ver.
Bırak, bırak şöyle.
Bu yemekleri bir daha nereden bulacaksın?
En tepişi bunlar.
Yemezsen sonra pişman olursun, bak.
Elinize sağlık, çok güzel.
Teşekkür ederim.
Ben formumu korumaya çalışıyorum da biraz.
Ağır gelir hepsi.
Yemezsen, yanlış yapayım.
Bu yemekler şifadır, şifa.
Al sen beni dinle.
Al bir iki lokma, hadi.
Anneciğim.
Evet, kıymet anne haklı.
En azından tadına baksaydın.
Acı bu.
Hay Allah.
Tabi sen alışkın değilsin ya, o yüzden.
Sen alıştın herhalde Selma.
Onun önüne getirdiğim yerler az biraz daha acı ettim.
Ama iyi olmadı.
E gelin doğru diye.
Bu dünya kabul etmiyizler.
Al oğlum, al.
Alayım birazdan anne ve.
Aşkım bak.
Bu eşeği aldım.
Nasıl?
Nasıl?
Ne gerek vardı ki?
Sen çok güzel bir beşik yapmıştın zaten.
Ne?
Üç yüz bin mi?
Eren üç yüz bine beşik mi olur?
İptal et şunu lütfen.
Hiç gerek yok böyle bir şeye.
Yok canım.
Niye iptal edeyim?
Hem benim yaptığım pek sağlam değilsin.
İyi sağlanmıyorduk zaten.
Bu daha iyi.
Her şeyi almaya paramız var çok şükür.
Aferin oğlum.
Hayat mısın?
İzlediğiniz için teşekkür ederim.
Mahvettiler bizi oğlum.
Diri diri mezara gömdüler.
Aslanlılar acımadı bize.
Kimse sana böyle davranamaz.
Kimse.
Sizin bu çiftlikte yeriniz yok.
Hiçbir zamanda olmayacak.
Lütfen.
Lütfen bir dinle.
Anlatayım lütfen.
Lütfen.
Bak benim bu yaptıklarından çok pişman olacaksın.
Gülüm.
İzlediğiniz için teşekkür ederim.
Ben gerçekten yaptım.
Yaptın mı?
İzlediğiniz için teşekkür ederim.
Konaktadır.
Çünkü şeytan Merve'de yan odaya babaannesine yanına.
Tülay, Merve'im.
Tülay, Zeynep'in annesi, Merve de kız kardeşi.
Halil, iyi misin?
Yakında çok daha iyi olacağım.
Hepiniz buradayken söyleyeyim.
Bu zamana kadar yaptığım ne plan varsa hepsinden vazgeçiyorum.
Aslanlılara dair kim varsa bu evden defolup gidecek.
O kadar.
Halil, sakin ol.
Sakin, Halil.
Peki, bu bizim son şansımız.
Sakın Dülhan'a bir şey söyleme ki odasından çıkmasın.
Eğer bu dediğimi yaparsan ben de senin o çok istediğin şirket hisseleri konusunda Halil'i manipüle edip düzenlemeye gitmesini sağlarım.
Sen de hayatın boyunca Gülhan'ın parasıyla yaşamak zorunda kalmazsın.
Bırakın beni!
Sıkı bağlı kekliği kaçmasın.
Bırak diyorum sana ne yapacaksın bana amacın ne?
Biz hiçbir şey yapmayacağız sana.
Darbeyi hiç beklemediğin yerden göreceksin.
Bırak!
Ne yapacaksın dedim sana.
Ne istiyorsun benden?
Madem o adam için bize silah doğrulttun, sen de kurşunu en güzel yerinden yiyeceksin.
Ne demiştin?
İkinci kurşun asla adresi şaşırmaz demiştin.
Hiç merak etme, bizim kurşunlar direkt her yerini parçalayacak.
Ama hiç üzülme.
Kocanın elinden öleceksin.
Siz uzak vuruyorsunuz Halil'e.
Bak ya çok akıllı kız.
Cidden zekiymişsin.
Bu silahla kapıya düzenek koruyacağız.
Kocan kapıyı açınca vuracak seni.
Öleceksin.
Bir ömür boyu vicdan azabı çekecek.
Biz de mutlu olacağız.
Alil.
Zeynep'i dinle ne olur.
Sakın bir yanlışa düşme.
Gülhan.
Halil buradaydı.
Gayet iyiydi.
Ama gerçekten hafızasını kaybetmiş gibiydi.
Böyle...
...eski intikamcı günlerine geri dönmüş gibi...
...Zeynep'ten nefretle bahsediyordu.
Yetmiyormuş gibi teyzem bir saniye bile durmadı.
Halil'i Zeynep'e karşı doldurdu.
Ne diyorsun Tekin?
Halil nerede?
Buralardaydı.
En son Zeynep'in birkaç parça eşyasını atmak için çıktı.
Onunla hemen konuşman lazım.
Ben konuşsam veya bir başkası konuşsa...
...dinlemez.
Sen onun için bir başkasın.
Onu anca sen ikna edersin.
Haklısın.
Ben hemen konuşmalıyım onunla.
Artık Halil'e yanlış yapamam.
Sun Gül'ün piyonu olmayacağım.
Ben bunu ne vakit aldım?
Hiç hatırlamayayım.
Kargocu muydu gelen?
Yine ne getirdi anne?
Hı?
Yetmedi mi?
Ben bunu mu az zannetmiştim meğer değermiş.
Olsun yol.
Gene de bir şey de lazım olur.
Sererim.
Olsun tabii kıymet hanım.
Olmadı duvara falan asarsınız.
Ne de olsa almışsınız değil mi?
Halil tabii.
Ben işe yaramaz eşya almam.
Mutfak içinde bir şeyler bakayım.
İsraf günah tabii ama...
...sonra iade ederiz.
Gereksizlerden kurtuluruz.
Parayı da alırız.
Bak kadın ne güzel mutlu oluyor.
Onun da eğlenmeye hakkı var.
Anneme de bakma sen.
Sonsuz adek.
Evli kalmak dileğiyle.
Saçmalık.
Bu sadece bir saçmalık.
İzlediğiniz için teşekkür ederim.
Bir sonraki videoda görüşmek üzere.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.