All language subtitles for Khane-ye doust kodjast

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic Download
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French Download
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian Download
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish Download
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Alt Yazı ve Çeviri [_aa_]

Çocukluk ve ergenlik çağı

zeka geliştirme enstitüsü.

Sorab Seperil'e adanmıştır.

Arkadaşımın evi nerde?

Ne oluyor? Ne bu karmaşa?

Ne oldu?

Sessiz olacağınıza dair bana söz vermemiş miydiniz?

Beş dakika için bile ayrılamıyorum.

Hepiniz, ayağa kalkın. Hadi.

Sana kim oturmanı söyledi? Otur.

Ne zaman geç kalsam, sınıf birbirine giriyor.

Nasıl davranmanız gerektiğini bilmediğinizi gösteriyosunuz.

Size güven olmaz.

Ödevini göreyim

Size söyledim ki, eğer geç kalırsam

Bana birşey olduğundandır

Sanki duvarla konuşuyorum.

Susun!

Efendim, Alí Hemmati yok.

Sessiz ol! Ve ben söylemedikçe konuşma!

Nedir bu, Nematzade?

Kaç defa sana

ödevini deftere yazmanı söyledim?

Kaç defa, Nematzadeh?

Kaç defa sana bunu tekrar etmeliyim?

Kaç defa söyledim, Nematzadeh?

Parmaklarını görebiliyorum ama bir daha söylemeni istiyorum.

- Üç kere. - Daha yüksek.

Üç kere!

Üç kere ve sen hala aynı şeyi yapıyorsun.

Şimdi size ders olsun diye bunu yırtacağım.

Bana bak, Nematzadeh.

Nematzadeh, bakmanı söyledim.

Nematzadeh. Nematzadeh!

Kaç defa deftere yazmanı söyledim?

Kaç defa?

Cevap ver! hadi!

Kaç defa söyledim?

Kaç defa?

Üç defa

Üç defa, ve sen hala dediğim gibi yapmıyorsun.

Neden yapmadın?

- Girebilir miyim, efendim? - Saat kaçta geliyorsun sen böyle?

Uzun yoldan geldim . Poshteh'ten.

Bugün Poshteh'ten mi geldin?

- Evet, efendim. - Git, otur.

Poshteh'ten gelen herkes,

10 dakika erken çıkıp ... Sus ve otur.

yarım saat erken yatmanız gerektiğini.

düşünmeniz gerekir.

Böylece geç kalmazsınız Anladın mı?

- Anladın mı? - Evet, efendim.

So, Nematzadeh, sana üç defa aynı şeyi söylediğimi kabul ediyorsun

ve buna rağmen beni dinlemedin.

Beni dinliyor musun? Cevap ver. Neden? Söyle

Hadi, bana bak! Neden Nematzadeh?

Çünkü kuzenimin evindeydim ve defterimi orada unuttum

Efendim

Ne

Dün kuzenimin evindeydim ve defterimi orada unuttum, efendim

- Efendim, onun defteri bende - Defteri sende mi?

- Evet. - Bana yalan mı söyledim?

- O benim kuzenim - O senin kuzenin mi?

- Sen onun kuzeni misin? - Evet efendim.

- Dün seninlemiydi? - Evet efendim.

peki, bakalım.

Size çok kez

okuldan eve geldiğinizde

önce, ödevinizi yapıp sonra defterlerinizi

çantanıza koymanızı söyledim, ondan sonra ne isterseniz yaparsınız

oyun oynayabilir veya birini ziyaret edebilirsiniz.

Sessiz olun!

Ya da biryere giderseniz no os llevéis vuestros libros,

Bu şekilde onları unutmazsınız Nematzadeh'in unuttuğu gibi.

Ve aklınızda olsun, deftere yazmanızı istiyorsam

disiplin ortaya koyduğundandır.

- Neden oraya girdin? - Sırtım acıyor, efendim

- Ne? - Sırtım acıyor, efendim

Sıranın altına girerek iyileşmeyecek

Deftere yazmanın çok önemli nedenleri var

Öncelikle, size disiplin kazandırır.

Ve ayrıca, Bugünün ödevini

Geçen ayın ödeviyle karşılaştırabiliriz.

Bu Ahmadpoor'un ödevi. Bu bugünün ödevi.

Görüyor musun? Bu onun ödevi.

Ve nu, bu geçen ayın

Şimdi niye ödeviniz için defteriniz olsun diye ısrar ettiğimi

anladınız mı?

- Seb, Nematzadeh? - Evet efendim

Bu son uyarım.

Bir dahaki sefere, okuldan atılırsın

Evet, efendim

Kendini mi incittin?

Ağlama, ağlama, bebeğim

- Merhaba - Merhaba

- Merhaba - Selam

- Üstünü iyi ört - şimdi, şimdi

Ahmet, bana bebek bezi getir

Acele et

Ahmet, bunlar ıslak. bunları orda, odaya as.

Çabuk. Beni duyuyor musun?

Acele et!

- Ahmet, gel, oynayalım. - Ödevim var

- Sonra yap. - Ahmet. Neredesin, Ahmet?

Geliyorum

Bebek donuyor

biberonu al yukarı götür de anneannen biraz kaynar su versin

biberonu bebek için hazırlamak için

- Biberon nerde? - Vazonun yanında

- Kaynar su istiyorum - Evin içinde

- Merhaba - Merhaba

- Oynamaya geliyor musun? - Ödevim var

- Gelmiyor musun? - Sadece üç satırım kaldı.

Bunu, bunu ve bunu yazdım ve sadece üç satırım kaldı.

Hepsini yapmam lazım

Neden yukarı ayakkabılarla çıktın?

Benim çıkardığımı görmüyor musun?

Yukarı çıkmadan önce ayakkabılarını çıkarman lazım

iki küp şeker at, ama acele et

Ödevimi yapacağım

Ahmet, Çocuğu duyabiliyor musun? Git ona şişeyi ver.

Biraz salla onu.

Anne, yanlışlıkla Muhammed Rıza'nın defterini aldım.

gidip geri vermem lazım

- Nasılsın? - Biraz daha iyi.

- Dikkatli ol - Anne...

- Anne... Anne... - Ne var?

Yanlışlıkla Muhammed Rıza'nın ...

ödevini yaptığı defteri aldım.

Ne?

Mohammad Reza'nın ödevini yaptığı

defteri aldığımı fark etmedim

Ödevini yap da git oyna

Oynamak istemiyorum Defterini vermek istiyorum

Önce ödevini yap sonra oynayabilirsin.

Yukarı çıkmadan önce nasıl ayakkanılarımı çıkardığımı görüyor musun?

- Nereye gidiyorsun? - Oynamaya

Ödevini defterine yapması gerek

tamam, ama uslu durun, tamam mı?

Ödevini defterine yapması gerek

Alí ödevini çoktan yaptı Okuldan döndü

ödevini yaptı ve şimdi oynamaya gidiyor

ve senin yaptığın tek şey problem çıkarmak. Ve ödevini yapmayı hiç

istemiyorsun

Onun hakkında konuşmuyordum, Muhammed Rıza hakkında konuşuyordum.

Eminim o ödevini şimdiye kadar yapmıştır.

Sen hariç bütün çocuklar yaptı Git, Alí.

- Ödevini bitir - Bu onun defteri

Anne, defterini aldım ve geri vermem gerek

Yoksa cezalandırılacak

Ödevini yap

Git bebeği salla

Alí, zamanını harcamamanı söyledim. Git

Ve sen, ödevini yap!

Ama ben oynamak istemiyorum Benim...

Öyleyse ödevini yap

Onun defterini alıp eve getirdim ve geri gö...

- Çabuk, ödevini yap! - götürmem gerek.

Beni duydun mu?

Git bana leğenle çamaşırları getir.

Anne, buna bak Sana bunu söylüyordum

İkisi tıpatıp aynı, ama bu onun ve bu benim

- Görmüyor musun? - Görüyorum. Yani?

- Ona bunu vermem lazım - O zaman, yarın ver.

Ama yarın hoca onu sınıftan atacak

o yüzden onu şimdi götürmem gerek...

Atılırsa, eminim hak ediyordur

- Ama yanlışlıkla aldım... - Ve fark etmedin mi?

Hayır, çünkü aynılar.

Fark etmez, yarın verirsin

Hayır, anne, bugün vermem lazım

- Nerede oturuyor? - Poshteh'te.

O kadar uzak mı? Poshteh'te? Oraya gidemezsin!

Ama bir sürü çocuk her gün ordan okula geliyor.

Bana yalan söyleme Kesinlikle imkansız

Yemin ederim. Bana inanmıyorsan git sor.

Yemin etme, ve ödevini yap. Yapman gereken bu.

Bırak vereyim!

Sana söyledim, ödevini yapmalısın

Ayrıca, gidip ekmek alman lazım

Ama geri vermem gerek yoksa

cezalandırılacak

Ödevini yap ve sessiz ol!

- Anne, lütfen bırak gideyim! - Söz dinle!

- Hoca.... - Sana ödevini

yapman gerektiğini söyledim!

Ordan kımıldama ve ödevini yap.

Yoksa sana sert bir tokat atarım...!

- Beni duydun mu? Beni duydun mu? - Evet.

Hadi, kalk ve ekmek al.

baban geldiğinde senin icabına bakar

Bu bizim Ahmet mi? Poshteh'te ne yapacak?

- Merhaba - Merhaba

- Nematzadeh'in nerde oturduğunu biliyor musun? - Hayır, bilmiyorum.

- Benim sınıf arkadaşım - Hayır, bilmiyorum.

- Poshteh burası mı? - Poshteh şu evin arkasında.

Evlat, Bana şunu yukarı atar mısın?

Hadi evlat, yetişmiyor

Hanımefendi, gücü yetmiyor

En iyisi sen onu bana ver, ben veririm.

Evlat, bu taraftan ban ver on, hadi

- Nereden? - Buradan

Bana ver, ben veririm.

işte bu, basamağa çık.

Aferin! Aferin.

- Muhammed Rıza nerde oturuyor biliyor musunuz? - Sağol evlat.

Bişey değil.

Lütfen, Nematzadeh nerde oturuyor biliyor musunuz?

Bilmiyorum. Az çok nerede oturduğunu söylediler mi?

- Poshteh'te. - Ama, hangi bölgede?

Poshteh.

Burda Mazevar bölgesi var,

Khanevar var, Kashevar var,

Assemar var, Khanevar var, Mazevar var...

Sana nerede olduğunu söylemediler mi?

Poshteh'te.

Burda her yer posheth ama hangi bölge, evlat?

- Hey, Murtaza. Burda mı oturuyorsun? - Evet

Nematzadeh'in evi nerde biliyor musun?

Sanırım şurada aşağıda

Sen bilmiyor musun? Defteri bende ve

geri vermem gerek Ne yapabilirim?

Kuzeninin oturduğu yeri biliyorum

- Hematí? - Evet.

Gidelim, beni oraya götür. Gidip geri verip geliriz.

Sütü taşımam gerek.

Tamam, en azından oraya nasıl gideceğimi söyle

Evi Khanevar'da, Dik sokakta.

Önünde mavi bir kapıya çıkan bir merdiven var.

Ve evin yanında bir köprü var.

- Bölgenin adı ne? - Khanevar.

Murtaza, sütü getir

Efendim, Khanevar'a nasıl gidilir?

Oradan

Nematzadeh'in evi nerede?

Bilmiyorum

Hemmatí'yi biliyor musun?

Düz git. Oradaki yol Khanevar'a gider.

Orada mısın, Nematzadeh? Muhammed Rıza!

Nematzadeh, orada mısın? Orada mısın, Nematzadeh?

Defterini getirdim Muhammed Rıza.

Muhammed Rıza! Muhammed Rıza!

Lütfen cevap ver! Neredesin?

Defterini getirdim

Nematzadeh! Rıza...

Nematzadeh, Defterini getirdim

Hey, Bu kimin pantolonu?

- Ne? Ne? - Bu pantolon

Bu pantolon kimin bilmiyorum

Ben şu asılmış olanları söylüyorum.

Ne dememi istiyorsun? Blimiyorum, evlat.

Onlar Nematzadeh'in. Ve kitabını geri vermem gerek.

Evde kimse yok Kapalı.

Birşey bilmiyorum, evlat Birşey bilmiyorum.

- Merhaba - Merhaba

Bu asılı olan kahverengi pantolonlar kimin?

Bilmiyorum

Evde kimse yok. Oradaki sokakta...

O insanları bilmiyorum Hiçbirşey bilmiyorum

Peki ya orada asılı olan pantolon hakkında?

Bilmiyorum. Bilmiyorum.

- Şu kahverengi pantolon - Söyledim, Bilmiyorum

- Hastayım. Git burdan - Sana göstereyim.

Hareket edemediğimi göremiyor musun?

En azından gel de sana göstereyim

Gelemem. Çok hastayım. Çok hastayım.

- Hadi, lütfen, gel. - Gelemem, evlat.

- Hastayım. Gelemem - Hadi. Gel, gel.

Bak, bak

Gel

Gelemem, hastayım

- Evladım, zar zor hareket ediyorum - Yakın. Hemen şurası

- Muyhammed Rıza orada mı? - O kim?

- Nematzadeh. - Hayır.

- Bu onun evi değil mi? - Hayır, burada yaşamıyor.

- Ama bu pantolon onun - Hayır, torunumun

- Burası Khanevar mı? - Evet, Khanevar.

Ve dün akşam gelip kocamdan iş bulmasına

yardım etmesini istedi

- Mesleği ne? - Garson

Üç yıldır çalışıyordu ama sonra patronu

dükkanı sattı ve ona gitmesi gerektiğini söyledi

Ama kocamın kuzeni olduğu için ona yardım etmesi gerektiğini söyledi

Yemek yemeye ancak parası var

Üç çocukları var...

- Kimi arıyorsun, evlat? - Muhammed Rıza Nematzadeh.

O burada değil

Bana buralarda mavi kapının yakınında oturduğunu söylediler

- Bu Hemmatí'nin evi. - Harika. Onu görmek istiyorum.

- Koker'e gitti - Gitti mi?

Evet

- Kimi arıyorsun? - Hemmatí.

- ama, hangi Hemmatí? - Alí Hemmatí.

O gitti. 5 dakika önce çıktı Koker'e gitti.

Ben yeni Koker'den geldim.

o zaman onu görürdün Babasıyka Koker'e gitti.

Alí Hemmatí! Alí Hemmati! Alí Hemmati!

Ahmet! Nereye gidiyorsun? Buraya gel, evlat!

- Merhaba - Nerdeydin?

Ekmek almaya gittim

Bir soru sordum ve cevabını bekliyorum

Neredeydin?

Poshteh'e niye gittin?

Muhammed Rıza'nın defterini vermek için.

O benim sınıf arkadaşım

- Defteri verdin mi? - Hayır, onu görmedim

- Git sigaralarımı al - Fırına gitmem lazım

Önce, git sigaralarımı al

Ama geç gidersem ekmek kalmaz

Tekrar söylemek istemiyorum

- İşte, sigaralar - Hayır, Bir de...

Demek istediğim sigaralarla ilgili değildi

Çocuğun önündeki hayatında iyi bir adam olmas için

eğitim almasını istiyorum.

Ben küçükken babam bana haftada...

bir cent verirdi

ve iki haftada bir beni döverdi

ve bazen kasten parayı vermeyi unuturdu

ama beni dövemyi hiç unutmazdı

ben güçlü bir adam olayım diye

ve torunumun buraya nasıl geldiğini gördün

Ona aynı şeyi 3 kere söylemek zorunda kaldım

ve yine de sözümü dinlemedi

Ve biz çocuğun iy bir eğitim almasını istiyoruz

çnükü tembel olursa topluma yararlı olamaz

Diyelim ki seni dinledi. Yine de ona vurur muydun?

Çünkü bu ...

tabii ki vururdum. Sana zaten söyledim

harçlığımı vermeyi unutsa da, beni dövmeyi hiç...

sonunda hep dayak atıyor olurdu.

Ondan emin olabilirsin. Disiplini öğreten budur.

Toplumda çocuklar disiplin

anlayışını sürdürmelidirler.

Ailelerine itaat etmelidirler.

Bütün geleneklere saygı göstermelidirler.

Evet, ama ya çocuk hiçbirşeyi yanlış yapmazsa?

O zaman ne yapardın? Ne?

Onu iki haftada bir dövebilmek için

iyi bir bahane bul böylece unutmaz

İranlı bir mühendisle çalışıyordum

Yol inşaa ederdik

bir süre sonra iki yabancı mühendis geldi

Yols baktılar ve 15 santimetre aşağıda

olduğunu söylediler

İranlı mühendis problemin kum ve çakılla

çözülebileceğini söyledi. ve çözüm buydu

Bizim o 15 santimetreyi düzletmemiz gerektiğini söyledi

İyi görüneceğini söyledi

çünkü aksi takdirde ölçümlerin anlaşmada istendiği gibi olmayacağını

söyledi

ama giderken mühendise yaklaştım ve sordum:

Söyleyin, niye benim maaşım 6,000 toman

ve onların ki 12,000?

Cevap verdi: Onlara bir kere söyledim

ve yaptılar, ama bana iki kere emir verdi

o yüzden 6,000 toman aldım

Sebep bu

Evet, bana iki kere emir vermelerinin

sebebi bu

Ve sonuç olarak Ben 6,000 toman aldım ve onlar 12,000 aldı.

Anlıyor musun?

Böyle şeyler için, arkadaşım eğitimli olmalıyız

ki bize bir şey bir kere söylensin

Eski güzel günlerde, ailelerimiz bizi eğitirken bizden

itaat beklerlerdi

Kesinlikle

- Git,kapıları ara. - Bunlar senin mi? Bunlar?

Bırak onu, gideceğim.

- Çay al - Çok iyi.

Kapılar bu sabah buradaydı

3,000 tomana anlaştık

ve mühendisten 500 almam lazım

iyi sonuç vermedi...

iptal etmedim. sakladım.

Ama demirciye ödemem lazım, marangoza ödemem lazım

duvarcıya, işçiye...

Sonra, Bay Jamali'ye ödemem lazım, ve o zaman elimde hiçbirşey kalmıyor.

Bu durumda, Bay Jamali'nin icabına ben kendim bakacağım

Ne yapabiliriz?

Bilmiyorum, ben sadece Agha Khan beye sordum...

Çocukları üşümekten koruyan

kapının kalitesidir.

Kesinlikle, endişelenecek hiçbirşey yok.

Onları hemen yapacağım.

Senin kapıya ihtiyacın var mı?

- Hayır, sağol - Niye?

- Benim zaten kapım var. - Senin kapıların dökülüyor.

- Ama ben onlardan memnunum. - Yeni kapılara ihtiyacın var.

- Hayır, ben memnunum - Ama çok üşürsün.

- Problem değil. Soğuğu severim. - Sana demir kapılar yaparım.

Benim kapılarım var.

Sana yapacağım kapılar, bir ömür boyu gider.

Ben çok yaşamam.

Hadi be amca! Sen daha çok yaşarsın.

Laf yapma! İstemiyorum!

Beni dinle!

Bütün bölgede yıllardır dikkatli ve iyi bir işçi olarak

bilinirim. Ve yaptıklarım dayanır.

- Şüphem yok. Ama ihtiyacım yok. - Senin kapıların ne kadar dayandı?

Muhtemelen daha az... Söyledim, hayır!

Temin ediyorum! Beni dinle!

Ve yaptığım işi gördüğünde pişman olmayacaksın, pişman olmayacaksın.

Git, işine bak.

Benimkiler yeterince iyi Sana zaten söyledim

Şu eski kapılar senin için hatıra olacak.

- Kes hatırayı! - Onları müzede gösterecekler.

Müzede ne işe yararlar ki?

Tahran'da

Çünkü ismin ebediyen hatırlanacak.

Herkes diyecek ki: bu kapılar büyük bir adama aitti.

Sen bir düşün.

Öldükten sonra, niye onlara ihtiyacım olsun ki?

- Sen sadece ölümü mü düşünüyorsun? - Benim yaşımda...

- Ne kadar inatçı! - Evet, ne yapıyoruz?

Hiçbirşey, daha fazla öderse kapıları getireceğim.

- Mühendis ödemeyecek. - O benim problemim değil.

Ödesin veya ödemesin, fiyatı bu.

- Ödemeyecek! - Anlaşma şartlarını yapan sensin!

Sigaraları bulamadım.

- Sen mi aradın yoksa annen mi? - Annem

Neden sen aramadın? Ben senden istedim!

- Sen ara onları - Fırına gitmem lazım

- Hey, bana bir parça kağıt ver. - Benim değil. Muhammed Rıza'nın.

Fark etmez. Sadece bir yaprak lazım.

Ama o Muhammed Rıza'nın. Geri vermem lazım.

- Hadi, evlat. Bir yaprak ver. - Ama benim değil.

- Sadece bir tane. - Hoca ona çok kızacak.

- Hadi! Sadece bir yaprak. - Çok kızacak.

Hadi evla ver şunu. İnatçı olma.

Büyüklerini dinle Bana defteri ver!

Çok kızacak.

Kızmayacak. Sadece bir yaprak alacağım.

Hoca anlamayacak. Bak. Görüyor musun?

Sadece bir yaprak alacağım.

İşte. Al.

Hoca anlamayacak. İşte, al defterini.

Hayır, hayır, bekle. Yazarken kağıdı tutmam için lazım.

Benim değil.

Ne yazmalıyım , Gholami Bey?

- Yaz - Yazıyorum...

- Nader Gholami için - Nader Gholami için

- iki kapının - iki kapının

- yekünü - yekünü

- 4000 tomandır. - 4000 tomandır.

- Bu belgeyle bildiririm - Bu belgeyle bildiririm

- Agha Khan Nematzadeh. - Bildiririm. Al

Nematzadeh Bey. Siz Nematzadeh Bey misiniz?

Gördün. Hiçbirşey olmadı.

Siz Nematzadeh Bey misiniz?

- Bu paranın bir anlamı yok. - Peki, sana vereyim.

Siz Nematzadeh Bey misiniz?

Önemli olan bir anlaşmaya varmış olmamız.

Al. Evet, önemli olan anlaşma.

- İyi - Siz Nematzadeh Bey misiniz?

- Jamali'ye teşekkürler. - Evet, kesinlikle

- Jamali Bey olmasaydı...

Siz Nematzadeh Bey misiniz? - kabul etmezdim

- Siz Nematzadeh Bey misiniz? - Konuştuğumuz konuyu...

düşün.

Siz Nematzadeh Bey misiniz?

Kapılar iyi ve onları beğeneceksin.

İki yılda, Bu boylarda şimdi oldukları gibi olacaklar.

Ben sadece sana iyi kapılar yapmak istiyorum.

Anlaman gereken bu. Al, evlat...

Siz Nematzadeh Bey misiniz? Muhammed Rıza sizin oğlunuz mu?

Biraz daha fazla para ne yapabilir ki?

Bu hayvanı bile besleyemezsem.

Muhammed Rıza sizin oğlunuz mu?

Buraya gel. Kımıldama, hayvan! Gidelim

Hadi! Acele et! Öbür kapıyı getir!

Getir...

İşi bitirdiğin zaman, Poorcom'un evine gideceğim...

kapıları yapmayı bitirdi mi diye.

- Ve onları bir araya getir. - Aferin.

- Ne istiyorsun? Ne istiyorsun? - Burası Nematzadeh'in evi mi?

- Kimi arıyorsun? - Muhammed Rıza Nematzadeh.

- Onu tanımıyorum. - O benim sınıf arkadaşım.

Ben Nematzadeh'im, ama Muhammed Rıza diye birini tanımıyorum

Buralarda birsürü Nematzadeh var. Neyin peşindesin?

- Defterini vermek istiyorum. - Onu tanımıyorum.

Babasının bir kamyonu var mı?

- Bilmiyorum - Koyunları var mı?

Bilmiyorum. Belki.

Bir kere müdür yardımcısına süt getirmiştim.

- Hamamları biliyor musun? - Hayır.

- Demircinin evini? - Hayır, ben Koker'denim.

Demircinin fabrikasını ara. Buraya çok yakın.

Evinin altında bir baraka dolusu koyunu var.

- Oraya sor. - Orası nerede?

- Orada - Evinin yanında.

Evinin yanında kurumuş bir ağaç var.

Efendim! Efendim! Efendim! Efendim! Efendim!

- Merhaba. Ne var, evlat? - Burası Nematzadeh'in evi mi?

- Sana nerede dediler? - Burada. Ağacın yanında.

Şu ağaç

Burda bir sürü ağaç var, evlat

Ölü ağacın yanında

Bir sürü de ölü ağaç var.

Görüyorsun, Nematzadeh burada oturmuyor Ama onu tanıyorum, evet

Onu çok iyi hatırlıyorum

- Onu tanıyor musun? - Tabii ki tanıyorum.

Oğlu buradaydı ama eve gitti

Sen oğlunun sınıf arkadaşı mısın?

- Evet. O burada mıydı? - Evet.

- Bana nerede oturduğunu söyleyin! - Hamamlar nerede biliyor musun?

Hayır. Ben burada oturmuyorum. Koker'den geliyorum.

Koker'den misin? - Evet.

Öyleyse, bekle, ben seni oraya götüreyim.

Biraz elma satın al.

Benim elma yiyecek dişim yok

- O zaman oğlun için al. - O benim oğlum değil.

Tamam, torunun için

Benim çocuğum yok, yani torunum da yok

Elmalar gerçekten çok iyi. Biraz al.

Eminim öyledir ama benim dişim yok

Niye onu görmek istiyorsun? Onu yarın okulda göreceksin.

Defterini bugün vermem lazım

Ama o artık burada değil

5 dakika önce gelseydin

Onu heryerde arıyorum.

Ama onu kimse bilmiyor.

Bana gelmeliydin

Ben herkesi tanırım. Sen kimin oğlusun?

- Abdu'llah'ın. - Hangisinin?

- Abdu'llah Ahmadpoor. - Koker'den Abdu'llah Ahmadpoor?

Evet.

Onu da tanırım. Onun kapılarını yaptım.

Babanın beşiğini de yaptım.

Senin arkadaşının evinin kapısını da yaptım

Ayrıca onun pencerelerini de yaptım 40 yıl önce

Ve zerre kadar değişmediler.

Ama şimdi hepsini birer birer demir

kapılarla değiştiriyorlar.

Ama kimse bu kapıların nesi kötü diye sormuyor.

ve mesele bu olsaydı, sana garanti ederim, kötü olsalardı

kimse onları almazdı.

-Nasılsın, Mashdi? - Sağolun iyiyim.

Çok mutluyum.

O da kapısını demir kapıyla değiştiriyor.

Demir kapılar bir ömür boyu dayanıyor diye duymuş.

Ama bir ömür ne kadar uzun bilmem. Kaç yaşındasın?

- Sekiz. - Sekiz yaşındasın.

Babası onu şehre götürdüğünde

benim yeğenim de tam sekiz yaşındaydı.

Evet, efendim.

Bu kapıları ve pencereleri görüyor musun? Kardeşimle ben yaptık onları

Kardeşim hala buradayken.

Ne kadar güzeller görüyor musun? Uzun zaman önceydi

45 yıl önce

Ama sonra evlendi ve çocukları oldu

ve şehri terk etti.

Şehirde ne var bilmem Cidden bilmem

ama herkes oraya gidiyor.

Şehre hiç gittin mi?

- İki kez - Şehri hiç sevmem.

Seni temin ederim. Hiçbirşey. Birinin kendi mekanı apayrı birşey.

- İsmin ne demiştin? - Ahmet.

Görüyorsun ya, genç Ahmet, onları bu kapıları ve bu pencereleri...

bırakırken görmek beni o kadar çok üzüyor ki

şehre gidebilmek için büyük çabayla yaptığım o kapı ve pencereleri

Bu pencerelerden bahsediyorum.

Ve onları nereye götürdüklerini bilmek istiyorum

Şehre en son gittiğimde

orada ne olduğunu öğrenmek istedim

ama ne yazık ki öğrenemedim

ve şimdi onu çok daha az yapıyorum.

Sanki yeğenlerimi kaybetmişim gibi.

Diğer taraftan, daha fazla yapmak istemiyorum.

Çünkü eski gücüm ve gözlerim yok.

Evladım, yaşlanmak berbat birşey.

Ahmet, lütfen, bir saniye bekle.

Yüzümü yıkamak istiyorum sonra devam ederiz.

- Gel yüzünü yıka - Acelem var

Neredeyse geldik. Arkadaşının evi tam burada.

Ne güzel su! Memba suyu!

Al, bu çiçeği al ve defterin içine koy.

Onu kaybetme. Onu iyi saklamalısın.

Defterin içine koy

Efendim, biraz acele edebilir misiniz lütfen

Geç oluyor.

Tamam! Hadi. Geldim Gidelim.Hadi, gidelim.

Arkadaşının evi burası Yavaş yavaş! Dikkat.

Burdan geçebilirsin. Soldaki ilk kapı.

- Ona defteri vermek istiyor musun? - Evet

O zaman ben burada oturup biraz dinleneceğim.

Git defteri ver. Hadi, acele et.

Bak, orada. Ben buradayım.

Çabuk gel ki beraber dönelim.

Defteri verdin mi? Kapıya bile vurmadın!

Burdan gidelim, sana yaptığım kapıları ve camları...

gösteririm.

- Hayır, zaten geç oldu. - Gel, yolumuzun üstü.

- Hayır, geç kalırım. - Birşey olmaz. Burdan gidelim.

Sana yaptığım kapıları ve camları göstermek istiyorum.

Ama çok geç. Fırına gitmem lazım.

Ekmek alacak saat değil.

- Demek Koker'den geliyorsun... - Evet

Ağabeyin var mı?

Ekmeği o niye almıyor?

Onu işe çağırdılar.

Şimdi çabuk gitsem iyi olur yoksa babam kızacak.

Bana kızmasını istemiyorum.

Ben biraz hızlansam da seni eve götürsem nasıl olur?

- Güzel olurdu, ama yapamam. - Niye?

- Yapmak istiyor musun? - Tabii ki

Gidelim o zaman

- Orda durup ne yapıyorsun? - Çok yavaşsın.

Ben senin yaşındayken etrafta zıplayıp dururdum.

Şimdi daha mı iyi? Böyle iyi misin?

- Az daha hızlı - daha hızlı?

- Evet - Deneyeceğim

- daha mı iyi? - Evet

Gidelim

Buradan

- Nezle misin? - Hayır.

- Üşüdün mü? - Hayır.

- Benim paltomu giymek ister misin? - Hayır, annem kızar.

- Bana yarın geri verirsin. - Biraz yavaş git.

Nefesim kesildi.Konuşmazsam daha hızlı gidebilirim!

- Tamam. Konuşma o zaman. - Tamam. Konuşmam o zaman.

Efendim, yorgunsunuz ve ben geç kalacağım.

Sen git. Ben sana yetişemiyorum.

Evet

- Sorun ne, Ahmet? - Köpek havlıyor.

- Korkuyor musun? - Beni ısıracak.

Bu yüzden beraber yürümemiz gerek diyorum.

Ama siz çok yavaşsınız ve benim acelem var.

Tamam,Tamam, sana yetişmek için çok yaşlı olduğumu

biliyorum.

- Geldik - Neredeyiz?

Burası benim evim, ve Koker diğer tarafta.

Sen kendin git, seni izleyeceğim. Hadi git evlat, seni izleyeceğim.

- Gel, ye - İstemiyorum.

- Niye? Aç değil misin? - Hayır.

Ne o? Yemeğini beğenmiyor musun?

İstemiyorum

Gel, ye. Beni duyuyor musun?

Beni duyuyor musun?

- Hadi, oğlum. - İstemiyorum.

- Niye? - İstemiyorum.

- O zaman yat. - Hayır, ödevi yapmam lazım.

- Ne? - Ödev yapmam lazım.

Geç oldu ve yorgunsun. Gerçekten yemek istemiyor musun?

Tamam, aç değilsen yeme.

Ödev yapmak istiyorsan diğer odaya git.

Biz uyumak istiyoruz.

Yemeğini ye, oğlum.

Bitirdiğinde, ışıkları söndür ve yat.

- Ayağa kalk - Oturun

- Nasılsınız? - İyi, efendim

- Girebilir miyim, efendim? - Evet.

- Efendim, Ahmadpoor yok. - Ahmadpoor yok mu?

Otur. iyi.

Size söylenmeden konuşmayacağınızı daha dün söyledim.

Anladınız mı? Anladınız mı?

- Evet, efendim - Ödevleri görelim.

Ghasem Hojat, bakalım...

Yayayı niye iki y ile yazdın?

Yaya kelimesi tek y ile yazılır. Tamam mı?

Güzel

Bu ne, evlat? Niye bu kadar kirli?

Ellerim terliyordu, o yüzden.

Ama sayfayı bitirmemişsin

Tarlaya gittim ve suyun kesik olduğunu gördüm...

- Orada ne yapıyordun? - Çalışıyordum.

- Kiminle? - Babamla

Görüyorsunuz, çocuklar, en önemli vazifeniz eğitimdir.

Önceliği derslerinize vermelisiniz

Sonra babanıza tarlada

annenize evde yardım edebilirsiniz.

Gördüğünüz gibi, bu öğrenci ödevini yapmadı...

çünkü tarlada çalışması gerekiyordu

İlk sefer olduğu için affedeceğim.

İkinciyi de affedeceğim ama üçüncü sefer

hiçbir özür kabul etmeyeceğim.

Bir dahaki sefere, önce ödevini yap

sonra babana yardım et. Anladın mı?

İyi. Parvaneh, senin ödevin? Niye birşey yazmadın?

- Yapmadım - Ne?

- Yapmadım. - Niye yapmadın?

- Cevap ver - Sırtım acıyor.

- Ne? - Sırtım

- Yüksek sesle - Sırtım acıyor

Sırtın niye acıyor? Şimdi iyi misin?

- Girebilir miyim? - Neden geç kaldın?

- Poshteh'ten gelmiyorsun - Evet, efendim.

- Poshteh'ten mi geliyorsun? - Hayır, efendim.

Yerine otur.

- Ödevine baktı mı? - Hayır.

Ben senin için yaptım.

- Sayın... - Ahmadpoor.

Ahmadpoor...Ne oluyor? Sessiz olun!

- Sayın... - Ahmadpoor.

- Bu Nematzadeh'in. - Afedersiniz.

İyi.

- Sayın... - Nematzadeh.

Muhammed Rıza Nematzadeh.

Çok iyi. Aferin, evlat.

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.