All language subtitles for The.Good.Fight.S02E04.1080p.AMZN.WEB-DL.DDP5.1.H.264-BTN_track17_[tur]

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified) Download
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

1. LIZ'İN DAVASI 2. LUCCA'NIN DAVASI

"K, K, K."

"Kaçın. Korun. Karşı gel."

Aktif bir tetikçi durumu olursa

ilk savunma hattınız K, silahlı kişiden kaçının.

Hey, bunu nereye koyayım?

-O ne? -Alkol.

Koridorun sonuna, sağa.

-Teşekkürler. -Silah sesi duydunuz.

Koridora baktınız ve silahlı bir adam gördünüz.

Tetikçi olabilir, bina güvenliği olabilir.

Neler olduğunu bildiğinizi sanabilirsiniz ama bilmiyorsunuz. Henüz.

O yüzden kaçınacaksınız.

Bir dakika, kaçınacak mısın? Biz...

Bunu duyamadık Liz. Neredesin?

Arabadayım.

Oğlumu doktor randevusuna götürmem gerekti.

Çünkü bende ADHD var.

Evet ve bunda yanlış bir şey yok.

Liz, şey yapsana...

Bunu duyamadım.

Tamam. Pekâlâ, çekmiyor. Bir dakikaya oradayım.

Merhaba.

-Bay Coulson, neler oluyor? -Hoşça kalın arkadaşlar.

Çocuklara veda etmeye geldim sadece.

Veda mı? Neden?

Notumu almadınız mı? Beni çıkardılar.

-Ne zaman? Ne oldu? -Geçen cuma.

İdari bir kararmış. Tüm bildiğim bu.

-Berbat. -Sizi görebildiğime sevindim.

Bayan Weiss için uslu dur, tamam mı dostum?

Kütüphanedeki Bayan Weiss mı?

Bay Coulson, mülkü terk etmeniz gerekiyor.

Tamam. Kendine iyi bak Malcolm.

Evet. Sadece bilmenizi istiyorum ki Malcolm'ın en sevdiği öğretmenlerinden

ve Malcolm idare edilmesi pek kolay bir çocuk değildir.

Ne yazık ki kişisel meselelerle ilgili yorum yapmak okul kurallarına aykırı.

Ve muhtemelen hüküm verilecek.

Fikriniz değişirse kartımız.

Mesele fikrimin değişmesi değil.

-Ne, temyize mi gidiyor? -Evet, kadrolu öğretmenlerin hepsi

bu hakka sahip. Hakem duruşması bu öğleden sonra.

Talihsiz bulduğum şu Bayan DuPont,

Bay Coulson okulda beyaz olmayan birkaç öğretmenden biri.

Bunların hiçbiriyle bir ilgisi yok hanımefendi.

Çeşitliliğe desteğimiz bilinir.

Evet, desteğinizi okul toplantılarında epey duydum.

İrtibatta kalacağımızı hissediyorum.

-Sence ne kadar zamanını alır? -Hiçbir yere gitmem.

-Jay, bir dakikan var mı? -Tabii.

Dinle, bir hakem duruşmasıyla ilgili bilgi gerekiyor.

Ama bu öğleden sonraya kadar bekleyebilir mi?

-Lucca beni yakaladı. -Hayır, hakem toplantısı bu öğleden sonra.

-O yüzden... -Ben yapabilirim.

Hayır, ben...

Hayır, sorun yok.

Hayır, cidden Bayan Reddick. Artık ruhsatlıyım. Yapabilirim.

Tamam, pekâlâ. Bir öğretmenin neden kovulduğunu öğrenmem lazım.

Liz, bir dakikan var mı?

Evet... Davetimize 140 cevap geldi.

Ama bugün geri alan birçok telefon geliyor.

Ne, insanlar havalı yeni ofisimizi görmek istemiyor mu?

Avukat cinayetleri. Kimyasal tehlikemiz.

Az kişinin geldiği bir parti olacağından mı endişeliyiz?

Hayır, utanacağımızdan endişeliyiz.

Ben siktir et derim.

-Bunu son zamanlarda çok söylüyorsun. -Kaybettiğim zamanı çıkarıyorum.

Tamam.

Bence tüm avukatları ve avukat asistanlarını davet edelim.

Sadece odaları doldurmak için insana ihtiyacımız var. Tamam mı?

-Tabii. -Evet. Siktir et.

Aranızda neler oluyor?

Üzgünüm.

BAĞLANIYOR

Merhaba Kurt. Ne oldu?

Üç ay oldu, hâlâ ön duruşmadayız.

Bunu duyduğuma üzüldüm. Otelde yaşamak berbat olabiliyor.

Belki gelebilirsin diye düşünüyordum.

Belki bir uzun hafta sonu. Sadece altı saatlik bir uçuş.

-Bu gerçekten doğru olan şey mi? -Ne demek istiyorsun?

-Sadece zaman verdiğimizi sanıyordum. -Evet. Ve veriyoruz.

-Ne? Bunu duyamadım. -Veriyoruz.

Bu ayrılma meselesine biraz zaman veriyoruz.

Pardon, "Ayrılıkla işimiz bitti." mi dedin?

Hayır, dedim ki...

KÖTÜ BAĞLANTI

Evet.

Seninle konuşmak güzeldi Kurt.

Sanırım anlamadım. Beni temsil etmek mi istiyorsunuz? Neden?

Çünkü iyi bir öğretmensiniz.

Bu bana bir keresinde bedava yoğurt kazandırmış olabilir ama o kadar.

Dinleyin, Malcolm'ın kabuğunu kıran tek öğretmensiniz.

Herkes onu özel okula aldırmam gerektiğini söylüyor ama

herkes devlet okulu sistemini bırakırsa içine çöker.

Evet, biliyorum.

Ben de devlet okullarına inanıyorum. Annem orada öğretmendi.

Bu Maia.

Avukatlarımızdan biri ve sözleşmenize baktı.

Evet, bildiğiniz gibi Amberson bir sözleşmeli okul.

Ve bu okulların sendika temsilinden ödü kopar.

Bir de bana sorun.

Üzgünüm, geciktim.

Üzgünüm. Merhaba!

Merhaba.

-Sanırım yanlış yerdeyim. -Öyle görünüyor.

"Sağdan ikinci kapı." demişlerdi. Lucca Quinn.

-Alt katta. -Alt kat mı var?

Bu arada bu ceketi beğendim.

Teşekkürler. Yeni, deneyimsiz bir anne olarak

mümkün olan her yardım gerekli.

Sekiz yaşında çocuk için genç görünüyorsunuz.

Evet, teşekkürler. Dave'le erken başladık.

Dave eşim.

Matbaa işinde ama araba tamir etmeyi de seviyor.

Özel okula para harcamalı mıyız ona karar vermeye çalışıyoruz.

Benim tecrübeme göre Amberson sadece isminde devlet okulu.

Ebeveynlerin hepsi etkin ve buraya özel okul gibi davranıyorlar.

Buradaki tehlikeli bir faktörden endişeleniyorum sadece.

Bir öğretmen hakkında konuşulduğunu duydum. Bay Coulson.

Evet. O değiştirildi.

Irkçı falan olmak istemem

ama farklı faktörlerden hep endişe etmişimdir.

Kovulma sebebi bu değildi.

Ne?

Şey... Muhtemelen söylememeliyim.

Bay Coulson, sözleşmeniz

ve taraflar arasındaki geçmiş bir anlaşmadan dolayı

temyiziniz burada hakem duruşmasında değerlendirilecek.

Ben hakemim ve kararım geçerli olacak.

Sayın Avukatlar, dediğimi anladınız mı?

-Kesinlikle. -Evet.

-Kesinlikle. -Vay canına, çok saygılı.

Bu iyiye işaret. Peki siz?

Nancy Crozier. Merhaba Sayın Hakem.

Burada okulu temsil etmek çok güzel.

Ben Okul Aile Birliği üyesiyim.

Sekreter ve saymanım.

Ve Bay Coulson'ın

bu çok güçlü firmayı tuttuğunu duyunca gönüllü oldum.

Cidden mi? "Çok güçlü" mü? Gururum okşandı.

Bunun doğru olduğuna emin değilim.

-Şampanya? -Koridorun sonuna.

Teşekkürler.

"Çok güçlü" dediğim için özür dilerim.

Bayan DuPont, Amberson İlkokulu'nda ne zamandır müdürsünüz?

Beş muhteşem yıldır.

Peki ondan önce nerede çalıştınız?

Holy Grace Okulu'nda müdürdüm.

Orada hiç öğretmen kovulmasında yer aldınız mı?

Birkaç işten çıkarmada yer aldım.

Arthur Prentiss adlı öğretmenin işten çıkarılmasında yer aldınız mı?

-Evet. -Peki neden kovulmuştu?

-Bununla ilgisi yok. -Sorum bu değildi.

Katolik okuluydu. Okul hakları içinde yer alıyordu.

Ne okul hakları içinde yer alıyordu?

Sayın Hakem, Müdire DuPont'un bir öğretmeni eş cinselliği sebebiyle

kovması için önceki okulu tarafından zorlandığını memnuniyetle kabul ederiz.

Peki bu neden önemli?

Çünkü ben eş cinselim.

Tamam.

Başka sorunuz var mı? Lütfen devam edin Bayan Crozier.

Bayan DuPont, Sidney Coulson'ın eş cinsel olduğunu biliyor muydunuz?

Hayır, kesinlikle bilmiyordum.

Holy Grace'teki öğretmenin eş cinsel olduğunu biliyor muydunuz?

-Evet. -Ve bu işten çıkarmadan

mutsuz oldunuz mu?

Çılgına döndüm.

Ve bir daha asla bir öğretmeni performans dışında herhangi bir sebepten

işten çıkarmayacağınıza yemin mi ettiniz?

Evet.

Peki Amberson'da bunu nasıl garanti ettiniz?

Bir algoritmayla.

Öğretmen işten çıkarmaları bir algoritmaya mı dayanıyordu?

Evet.

İşe alma ya da kovmada bir daha asla yanlılık veya ön yargı olmasın diye.

Sayın Hakem, algoritmalar iyi veriye dayanmıyorlarsa işe yaramazlar.

-Ve veriye erişim mi istiyorsunuz? -İstiyoruz, evet.

Bu konuda celp işine girmemiz gerekecek mi Bayan Crozier?

Hayır.

Bunlara bir göz atmak isteyebilirsiniz diye düşündüm.

Bebeğim gösterileri umursamaz

Bebeğim kıyafetleri umursamaz

Bebeğim sadece beni umursar

Bebeğim arabaları

Ve yarışları umursamaz

Şimdiye kadar kaç kişi?

On müvekkil, sekiz avukat, geri kalanı biziz.

-Vay canına. -Evet.

Çok fazla alkol kalacak.

-Ama ofis güzel görünüyor. -Tamam.

Merhaba.

-Merhaba Colin. -Liz.

-Evet, düşmanla çalışmak nasıl? -Kârlı. Davalarım nasıl?

Evet. Bu arada çok teşekkürler.

Liz, Lucca'nın yanındaki kim? Yeni bir avukat mı?

Hayır.

Hiç görmedim, muhtemelen çıktığı biri.

-Jerry, Thomas. -Bay Boseman.

-Nasılsınız? -İyi.

-İyi. -İyi. Jerry asansörleri sevmez.

Bu çok kötü değildi. Burası güzelmiş.

Teşekkürler.

Evet. Şu kim?

Marissa, burada soruşturmacı.

Onu öldüreceğim.

Viski. Buz.

Nancy Crozier'ı anlat.

Neden?

Çünkü bir hakem duruşmasında karşı karşıyayız,

tam olarak beklediğim gibi değil.

-Tavsiyen var mı? -Bu senin yaptığın bir şey, değil mi?

Ne?

Kendini sevdirmek için tavsiye istiyorsun.

Votka tonik.

"Siktir et." tavrın daha çok "Siktir git." tavrı gibi gelmeye başlıyor.

-Tarzını takdir ediyorum sadece. -Sadece işimi yapıyorum.

Ve bana zarar vermek için sana verdiğim sırrı kullanıyorsun.

Bak, Adrian'ın senin ayrılmayı düşündüğünü bildiğini sanıyordum, o kadar.

Savunma yapma, özür dileme. Birbirine saldırmak daha eğlenceli.

Tamam.

Bildiğim iyi oldu.

Nancy zorludur ama uslu kız olmaya oynar.

İyidir ama ritmi itirazlarla yerle bir olur.

-Diane! -Elsbeth! Gördüğüme sevindim!

Biliyorum, teşekkür ederim. Burası muhteşem.

Ofislerinize bayıldım. Mobilyalar nerede?

Gel, otur. Tanrım, harika bir elbise.

Gerçekten mi? Teşekkür ederim. Giymeye çok korkuyordum.

Sence konuştukları ne?

Hiçbir fikrim yok.

Tuhaf.

Hikâyelerinin sadece arka plan karakterleriyiz.

Onlar da bizim hikâyemizin sadece arka plan karakterleri.

Ve hepimiz onun hikâyesinin sadece arka plan karakterleriyiz.

O kahraman olabilir, biz de hikâyenin kötü kahramanları olabiliriz.

Ya da biz kahramanız, o kötü kahraman.

Bizi mütevazı tutan şey bu, bilmemek.

Ya da paranoyak.

Geçen hafta sokakta yürüyordum,

çöpte şişe arayan, var gücüyle Başkan, ülke

ve hepimizin delirdiği hakkında bağıran evsiz bir adam vardı.

Ve bunun kendi iç sesime benzediğini fark ettim

ve değişmem gerektiğine o zaman karar verdim.

Neye dönüşeceksin?

Delirmeyen birine.

Tanıdığım en başarılı kadınlardan birisin Diane. Asıl benim...

-Bu arada kolyeni beğendim. -Tamam. Tak.

-Hayır. -Evet, tak.

Ve baksana, ona uyan kemeri de alabilirsin.

Bu...

-Beni sevdiğini hiç düşünmemiştim Diane. -Evet, biliyor musun? Bu benim hatam.

Tanrım, bu harika.

Müthiş parti.

-Çok alan var. -Evet.

-Bu arada davetin için sağ ol. -Geldiğin için sen sağ ol.

O adam kim?

Dominic.

Neden?

Hayatın hakkında bilgi ediniyorum sadece.

Kıskandın mı?

Haberdar kalıyorum.

Geldiğine çok memnun oldum Colin.

Şuna bak. Yukarısı çok sıkıcı.

Her neyse algoritmayı düşünüyordum da... Jerry ve Tom'u tanıyor musun?

Algoritmalar hakkında her şeyi biliyorlar. Çok zekiler.

-Hayır. Sadece... -Evet, öyleyiz.

Her neyse öyle olsun. Okulda kullanılana benzeyen algoritmalarda sorun varmış...

Şeymiş... Neydi? "Eksik..." gibi bir şey.

Gödel'in Eksiklik Teoremi. Çok tatlısın.

Teşekkür ederim. Kısa versiyonu anlat.

Bir algoritma ispatlanamıyorsa güvenilmezdir.

Algoritmaları sihir gibi düşünüyoruz ama sadece 20 öğrenci testin

ve 40 öğretmen görüşün varsa hiçbir anlamları yok.

Argümanlarını mahvedebiliriz.

Adı Gödel'in Eksiklik Teoremi.

Sayın Hakem,

ben Michiganlı bir küçük şehir kızıyım sadece ve matematiğim hiç iyi olmadı.

İtiraz ediyorum, Bayan Crozier'ın eğitiminin bunlarla

-ne alakası var anlamadım. -Alakası olduğunu söylemedim...

Teşekkürler. Devam edin.

Matematiğin bununla ne ilgisi var? Zaten kanıtladık ki...

İtiraz ediyorum. Avukat Hanım ifade veriyor.

Konuştuğumuz şeyde kalmaya çalışalım, olur mu? Ne diyordunuz?

Bayan Crozier?

-Bu çok sinir bozucu. -Bende ADHD var.

Adın ne?

-Lucca. -Ben Malcolm.

Okul hemşiresine başımın ağrıdığını söyledim.

Ama ağrımıyor.

Yeni öğretmenimden nefret ediyorum.

Herkesi sevemezsin. Topla oynamayı kesecek misin?

Bilmiyorum. Eğlenceli.

-Başka bir şey yap. -Ne gibi?

Şey gibi... Eminim şu ataçlarla havalı bir şey inşa edemezsin.

-Hayır, edebilirim. -Her neyse. Kanıtla.

Algoritmalarla çalışıyoruz ve bu algoritmaya güvenmiyoruz.

Veri noktaları öznel ve yoruma açık.

İş arkadaşı görüşleri, ebeveyn görüşleri ve devletin zorunlu testlerinin

birbirlerine göre ağırlıkları ne?

İş arkadaşı görüşü yüzde beş, ebeveyn yüzde beş, test yüzde 90.

Peki devletin zorunlu testleri sizce öznel bir veri noktası mı?

-Hayır. -Hayır.

Beyler, bence söyledikleriniz mantıklı ama reddedildi.

Tamam. Biraz dağınıklık olmuş.

-Bir saatten erken geldin. -Evet.

Başarısızlık hızlı gelir.

-Ne yapıyorsun? -Bir Minecraft bebek zombisi.

-İsmi Tavuk. -Güzel.

-IPad'imi alabilir miyim? -Hayır.

Lucca geldi. Gürültüyü sevmiyor.

Neden başarısız oldun?

Bilmiyorum.

Çünkü düşündüğüm kadar iyi değilim.

Hey tatlım...

...geçen sene devletin zorunlu testinden iyi not aldın, değil mi?

O zaman Bayan Potter vardı. Beni sevmiyordu.

-Hayır. Ama iyi not aldın, değil mi? -Testten mi?

-Evet, hatırlasana. Dondurma yemiştik. -Evet.

Ama bu sene Bay Coulson'la ne oldu?

-73 aldım. -Evet.

-Peki geçen sene kaç aldın? -92.

Tamam.

Çok sevdiğin bir öğretmenle daha kötü bir not mu aldın?

Bu mantıklı değil.

Tamam. Bu, Malcolm'ın geçen seneki testinin optik cevap formu.

Tamam. Bu seneki de burada.

Evet, farklı olan ne?

Ne arayacağım?

Silinmeler. Burada.

-Şurada. -Ve şurada.

Belki bir düzine, belki daha fazla.

Bunları ben silmedim.

Ama testindeki tüm yanlışların silinmesini

ve doğrularının işaretlenmesini tuhaf bulmuyor musunuz?

Hayır. Öğrenciler bunu hep yapar.

Bir hata yaparlar ve sonra doğru cevapta karar kılarlar.

Ama sınıfınızdaki her öğrencinin testinde

en az beş, altı silinme var.

Tekrar ediyorum, bu iyi haber. Öğrenciler düşünüyor.

Ama Bay Coulson'ın sınıfında hiç silinme yok.

-İmanıza gücendim. -Ne ima ediyoruz?

Bunu benim yaptığımı, değil mi?

Sizin ve diğer öğretmenlerin işten çıkarılmaktan

o kadar korktuğunuzu ki cevap kâğıtlarını elden geçirip

geçer not almaya yetecek kadar cevap değiştirdiğinizi. Bir öğretmen dışında.

-İşten çıkarılan Bay Coulson. -Sayın Hakem,

üzgünüm ama bu aşırı varsayımsal.

Evet, varsayımsal ama ben "aşırı" demezdim.

Sayın Hakem, okul aleyhinde karar vermenizi istiyoruz.

Ben de bunu istiyorum ama sorunum şu.

Bayan Potter tüm silmeleri öğrencilerin yaptığını söylüyor, değil mi?

Evet, kesinlikle.

O yüzden kanıt olmadan maalesef elim kolum bağlı.

Gidin. Bana kanıt getirin.

-Evet, şimdi ne yapacağız? -Bilmiyorum.

Belki öğrencilere gideriz, silip silmediklerini sorarız.

-Malcolm ifade verebilir mi? -Bilmiyorum. Sorayım.

-Bay McVeigh. Merhaba. -Merhaba.

-LA'de olduğunuzu sanıyordum. -Oradaydım.

-Diane'e sürpriz yapmak istedim. -Harika. Çok sevinecek.

-Onu arayabilirim. -Cep telefonuna cevap vermiyor.

Sanırım ifadede. Biraz sürebilir.

-Sizi aramamı ister misiniz? -Tabii.

Tamam. Sizi gördüğüne çok sevinecek.

NEREDESİN? KURT GELDİ!!!

Kurt!

Bir şey sorabilir miyim? Adli tıpla ilgilisin.

-Balistik. -Evet.

Bu saçma gelebilir ama silgiler için adli tıp var mı?

Kurşun kalem silgileri.

Bizim için ifade verdiğiniz için teşekkürler beyefendi.

Bize silgilerle ilgili ne söyleyebilirsiniz?

Kalemin üstündeki silgiler mi?

Evet.

Doğru kişiyi aldığınıza emin misiniz? Ben hukukyardimcin.com'dan geliyorum.

Üzgünüm...

Üçüncü sınıf öğrencilerinin cevap formlarını incelediniz.

-Silinmeyle ilgili ne söyleyebilirsiniz? -Öğrenciler yapmamış.

Peki neden bu kadar eminsiniz?

Hepsi bir silgiyle yapılmış, o da vinil.

Öğrencilerin vinil silgisi yokmuş.

Sayın Hakem, algoritma işe yaramaz

çünkü devletin zorunlu testlerinin doğruluğuna dayanıyordu

ama adli tıbbi kanıt ispatlıyor ki

bir öğretmen dışında neredeyse tüm öğretmenler testleriyle oynamış.

Kovulan bir dürüst öğretmen. Bay Coulson.

Bayan Crozier.

Bir cevabınız var mı?

Kızımın testi orada mı?

İşinizi geri aldınız. Aynı maaş, aynı pozisyon.

Bu harika.

Tanrım. Malcolm çok sevinecek.

Aslında yeni bir iş teklifi aldım.

-Öyle mi? -Dwight Akademisi. Özel okul.

İşten çıkarıldığımı duymuşlar ve daha bugün bir pozisyon teklif ettiler.

Daha fazla para veriyorlar, o yüzden seçeneklerimi değerlendirmeliyim.

Yaptığınız şey için tekrar teşekkür etmek istedim.

Yani bir iyi adamı daha kaybettik.

Devlet okullarına hâlâ inanıyorum.

2. LUCCA'NIN DAVASI

"K, K, K."

"Kaçın. Korun. Karşı gel."

Aktif bir tetikçi durumu olursa ilk savunma hattınız K.

Silahlı kişiden kaçının.

Hey, bunu nereye koyayım?

-O ne? -Alkol.

Koridorun sonuna, sağa.

-Teşekkürler. -Silah sesi duydunuz.

Koridora baktınız ve silahlı bir adam gördünüz.

Tetikçi olabilir, bina güvenliği olabilir.

Neler olduğunu bildiğinizi...

-Lucca, iki adam senin için gelmiş. -Kim?

FBI ajanları.

-Kaçınacak mısın? -Liz, bunu duyamadık.

Neredesin?

Arabadayım.

-Ne istiyorlarmış? -Söylemediler.

-Sorularını sona sakla, tamam mı? -Tamam.

Bunların hiçbirini...

K. Korun.

Silah sesi duydunuz.

Marissa? Burada kalabilirsin.

Beyler, size yardımcı olabilir miyim?

Ben Ajan Boggs. Bu da Horvath. Size birkaç sorumuz var.

Ne hakkında?

Kardeşiniz Dominic Quinn hakkında.

Belki yalnız toplantı yapabiliriz Bayan Quinn.

Aslında bu benim avukatım ve kalmasını istiyorum.

Marissa Gold.

Kardeşinizi en son ne zaman gördünüz Bayan Quinn?

Dört yıl önce. Konu ne?

Sadece birkaç ön soru.

Vackerville'den salıverildikten sonra görmediniz mi?

-Vacaville. Ve hayır, ondan beri görmedim. -Peki Chicago'da başka kimi tanıyor?

-Meselenin ne olduğunu söylesenize. -Söyleme yetkimiz yok.

Hapisten sürdürdüğü arkadaşlığı oldu mu?

-Hiçbir fikrim yok. -Size yazdı mı?

Beyler, Lucca'nın avukatı olarak sanırım buna dur diyeceğim.

Kolay bir soru Bayan Quinn.

Konuyu söylerseniz sorunuzu cevaplarım.

Size bir daha yazarsa Bayan Quinn, lütfen bizi haberdar edin.

Bana hiç yazmadı ki.

Ve bana bir şey söylemezseniz yardımcı olamam.

Fikriniz değişirse kartımız.

Mesele fikrimin değişmesi değil.

Temyize mi gidiyor?

Jay?

-Ne oluyor? -Berbat kardeşimi bulmaya yardım lazım.

Ve başkalarının öğrenmesini istemiyorum. Yardım edebilir misin?

-Elinde ne var? -İsim, Sosyal Güvenlik,

karanlık planları için bazı aptal e-posta adresleri.

-Tamam. Ne yapabileceğime bakarım. -Sence ne kadar zamanını alır?

Hiçbir yere gitmem.

Jay, bir dakikan var mı?

-Kimler gelmiş. -Chicago'da ne yapıyorsun?

Çalışıyorum. Gördün mü?

-Beni nasıl buldun? -Sosyal Güvenlik numarası.

Doğru. Büyük firmanın faydaları.

Evet. Zavallı küçük Dominic. Ablasının avantajları ona hiç verilmedi.

Bunu söylemedim, değil mi?

Eski savaşları deşmeyi kes abla.

Federaller bugün ofisime geldi.

Doğru.

"Eski savaşlar"dan bahsetsene.

Seninle hiçbir ilgisi yok.

O zaman neden Federallerle konuşuyorum Dominic?

Hemen şimdi annemi arayacağım.

Bana dava açılıyor.

Neden?

Yarattığım bir uygulama. Bighousehukuk.com.

Ruhsatsız hukuk işi yaptığımı iddia ediyorlar. Saçmalık.

-Yani sahtekârlıklarından biri. -Sahtekârlık değil.

Şu anda ifadedeyiz. Muhtemelen bendeki eski pislikleri istiyorlar.

Onlara ne söyledin?

-Seni kim temsil ediyor? -Kimse.

Kendimi temsil ediyorum.

Tanrım.

Evet, hep işleri sikip atan kardeş.

Beni azarlayamazsan asla kendinle ilgili iyi hissedemiyorsun.

-Siktir git. -Evet.

Ben gidiyorum.

Onlara hiçbir şey söylemedim.

Hapishanede hâlâ arkadaşın var mı öğrenmek istediler.

İnceleme alanlarını genişletmeye çalışıyor olabilirler.

İyi şanslar.

-Lucca Quinn? -Olamaz.

Evet. Bugünlerde bu konuda daha kibar olmaya çalışıyorum.

Celbiniz var.

-Sorun ne? -Hiç.

-Aile. -Bu konuda uzman olduğumu biliyorsun.

Haklısın.

Hayatı boyunca bana kin tutmuş bir kardeşim var.

Ben iyi öğrenciydim, o hiperaktifti ve idare etmesi zordu.

Anne babamızın beni daha çok sevdiğini düşünürdü.

Öyle miydi?

Evet.

O yüzden üniversiteye ve hukuk fakültesine gidebilen ben oldum.

O orduya girdi ve sonra marihuana satmaktan tutuklandı.

Şimdi de ona karşı ifade vermek için mahkemeye çağrıldım.

Big House Hukuk adlı aptalca bir uygulaması için.

-Dur. Bighousehukuk.com mu? -Sanırım. Neden?

ACLU'dan bir arkadaşım bundan bahsetmişti.

Harika olduğunu söylüyor.

Hayır, o başka bir şey olmalı. Bu sahtekârlık.

BIG HOUSE HUKUK

-Bu mu? -Evet.

Arkadaşım mahkûmlara gerçekten ses olduğunu söylüyor.

-Neden dava ediliyor? -Ruhsatsız hukuk işi yapmaktan.

-Ve kapatmak mı istiyorlar? Çok kötü. -Maia, mentor istediğini mi söylemiştin?

-Evet, istiyorum. -Güzel. Gidelim.

SİSTEM YARI YOLDA BIRAKTIĞINDA

KURUCU, GENEL MÜDÜR BIG HOUSE HUKUK

Merhaba. Ben Lucca.

Ne yapıyorsun?

-Vay canına. Mobilyalara ne oldu? -Geçici.

Yeni ofisleri göstermek için parti yapıyoruz.

-Kimi görmeye geldiniz? -Lucca Quinn'i.

-Alt katta. Sağdan ikinci kapı. -Tamam, harika. Teşekkürler.

Vay canına. Bir günde iki kez. İlk komünyonum gibi.

Ceza İnfaz Kurumu mu dava ediyor?

-Evet. Neden? -Seni iflas ettirmek istiyorlar.

-Biliyorum. Neye ihtiyacın var abla? -Sitene baktım.

-Yani? -Güzel. Bir amaca hizmet ediyor.

Keşke ben düşünmüş olsaydım.

Bak, bana üstünlük taslama.

Öyle yapmıyorum! Tanrım! Söylediğim şeyi olduğu gibi alamaz mısın?

Şaşırdın mı?

Son konuşmamızda seni asla aramamamı söyledin.

-Acaba neden? Çünkü para çaldın. -Kefalet parası lazımdı.

-İçeride mi tutmak istiyorsun? -Her neyse. Tamam, iyi.

Geçmişte kaldı.

İfadede kendini temsil edemezsin. Avukata ihtiyacın var.

Lucca, teşekkürler. Ama senin de ifaden alınacak.

-O yüzden şeyi yapamam... -Hayır, ben değil.

Lucca! Merhaba. Çok üzgünüm.

Burası çok kafa karıştırıcı. Aşağı inmek için yukarı çıkıyorsun.

Biliyorum. Güvenlik sebebiyle.

Elsbeth, seni kardeşim Dominic'le tanıştırmak istiyorum.

Kardeşin! Tanrım! Merhaba.

Dominic, bu Elsbeth Tascioni, tanıştığım en iyi avukatlardan.

Hayır, değilim. Ben sadece...

Buraya yeni mi taşındın?

Evet.

Ceza İnfaz Kurumu, Dominic'e bir medeni hukuk davası açtı.

Bulduğu bir robot avukatlık uygulamasından.

İkimizin de ifadesi alınacak.

Robot avukatlık mı? Gerçekten mi? Yaptığı şey ne?

Mahkûmların kötü muameleyi dava etmelerine yardım ediyor.

Vay canına.

Bir keresinde hapiste uzun bir hafta sonu geçirdim ve hoş değildi, inan bana.

Hayır, bekle. Niagara Şelalesi'ydi.

Evet, doğru. Balayım. İnsanlar bunun romantik olduğunu söyler ama...

Her neyse beni isterseniz hazırım.

Evet, bana detaylıca anlatın. İnternet siteniz nasıl çalışıyor?

Hapisteyseniz ve bir şikâyetiniz varsa...

Tıbbi yardım olmaması, televizyon ayrıcalıklarının verilmemesi,

hatta gardiyanların tacizi.

Oturum açıyorsunuz ve site size 50 ila 80 arasında soru soruyor,

böylece şikâyetiniz daralıyor.

-Bu kadar mı? -Hayır.

Site sonra hangi mahkemeye şikâyetinizi yapacağınızla ilgili tavsiye veriyor.

Ve evrakları sizin için çıkarıyor.

Size şunu sorayım Bay Quinn, hukuk fakültesine gittiniz mi?

-Hayır. -Peki ABD'nin herhangi bir eyaletinde

veya bölgesinde hukuk işi yapmak için ruhsatınız var mı?

Hayır.

Ama İnternet'ten hukuki tavsiye veriyorsunuz.

Bu bir soru mu Bay Schmidt? Çünkü bir yorum gibi geldi.

Sonuna bir soru işareti koyun sadece hanımefendi.

Sadece evrak işi yapmaya yardım ediyorum.

Bunu mahkûmlar için kolaylaştırmıyorlar. Nedenini merak ediyorum.

Bu, mahkûmlara süreçte rehberlik ediyor, hepsi bu. Avukat olduğumu hiç söylemedim.

Bay Quinn, gaspçı olmadığımı söyleyebilirim

ama bıçakla cüzdanınızı alsam ne olur?

Bu tuhaf bir benzetme. Başka tuhaf bulan oldu mu?

Şimdilik işim bitti.

Bay Quinn, Ceza İnfaz Kurumunun sitenizi

neden durdurmaya çalıştığını biliyor musunuz?

Tahminim şu, normalde

hükümlülerden yılda 1000 şikâyetten az alıyorlar.

Sitemle birlikte 13 binin üstünde aldılar.

Evet, bunun adı süreci suistimaldir beyefendi.

Bu yüzden dava ediyoruz. Ortak hukukta kasıtlı haksız müdahale...

Bakın Bay Schmidt, sizi sevdim.

Özellikle o kravatın rengini sevdim ama ifadenizi almama hiç gerek yok.

Çünkü Dominic'in ifadesini alıyorum.

-Hey, WebMD'yi hiç kullandın mı? -Evet.

Peki onun doktorun olduğunu hiç düşündün mü?

-Hayır. -Hayır.

Fark şu, o sitenin arkasında gerçek doktorlar var.

Şurada...

...küçük bir şeyim var.

-Cidden dava edebilir miyim sence? -Bu ne?

Dalga mı geçiyorsun? Bu markete sürekli geliyorum.

-Dökülen bu şeyi temizlemelilerdi. -Ama nasıl bir yol izleyebilirim?

Evrakları doldurmana yardım edebilirim, nereye vereceğine falan.

-Adın ne demiştin tatlım? -Mary Ann Daley.

Bay Schmidt, hukuk ofisinizde Mary Ann Daley'yi çalıştırıyor musunuz?

-Haydi ama. -Sekreteriniz, değil mi?

Ve çok tatlı biri. Çok iyi.

Ruhsatlı avukat olup olmadığını biliyor musunuz acaba?

Bunu "Hayır." olarak alacağım.

Dominic, bu siteden herhangi bir gelir sağlıyor musun?

Genelde mahkûmlardan para kazanmazsın.

O yüzden avukatlara erişimde bu kadar sorun yaşıyorlar.

O zaman neden yapıyorsun?

-California'da hapisteydim... -Evet. Buna sonra geleceğiz.

Yarın ablanızın ifadesini aldığımda.

-Al. -Teşekkürler.

-Onun hakkında haklıymışsın. -Değil mi? Tuhaf, dâhi bir şey.

-Güzel elbise. -Teşekkürler.

Gerçi burada daha fazla kişi olur sanmıştım.

Hamile misin?

Ne?

İçki içmiyorsun. Daha farklı hareket ediyorsun.

-Hayır, değilim. -Evet, hamilesin.

Annemle babam biliyor mu?

Babası kim?

Hayatımdan çıkan biri.

-Hayatına girmesini istiyor musun? -Hayır.

-Yani planlı değil miydi? -Sus.

Merhaba.

-Biraz daha sessiz olabilir miyiz? -Tamam.

Hayır. Ayrıldık.

Sonra bir geceliğine tekrar bir araya geldik.

-Biliyor mu? -Hayır.

-Söyleyecek misin? -Hayır.

-Bu biraz boktan Lucca. -Hayır, değil.

Ona söylemek boktan olurdu.

Bunu konuşmamız tuhaf. Kimseye söylemedim.

Aileden kurtulamazsın.

Deneyebilirsin ama hep geri dönerler.

Biliyorsun, sevdiğimden zorlu davranıyordum.

Hepsi bu.

Sana borç vermediğimde.

Biliyorum.

Şerefsizin tekiydim.

Evet.

Ama ben de öyleydim.

Üstünde iyi bir etkim var.

Seni yumuşatıyorum.

-Beni sevdiğini hiç düşünmemiştim Diane. -Evet, biliyor musun? Bu benim hatam.

Çok zor olabiliyorsun.

Seni özledim abla.

Biliyorum.

Ben de.

-Hormonlar berbat. -Evet.

Viski. Buz.

Hakkımda ne söylüyordun?

Affedersin?

Burayı işaret ediyordun.

Kendi hikâyemizin başkarakterleri olduğumuzu söylüyordum.

Ve diğer herkes de arka plan oyuncusu.

Vay canına. Kartezyen a posteriori bilgisi.

Pardon, NYU'da felsefe okuyordum, barmenlikte yan dal yapıyordum.

-Ve gülüşün çok güzel. -Teşekkür ederim.

Benim gülüşüm korkunçtur. Gülüşüm küçük çocukları korkutur.

Tamam, duyalım.

Komik bir şey söyle.

Paraşütle atlayan 20 avukata ne denir?

Ne?

Havada vurma.

Tanrım, korkunç.

-Buradan sonra ne yapacaksın? -Neden?

Ben bir alternatif sağ toplantısına biber gazı atacağım.

Haydi ama. Bu gülüş beni neşelendiriyor.

Evet, şey... Üzgünüm.

Biber gazı kapsülünü tutmak için mükemmel el.

Başka şeylerin yanında.

NEREDESİN? KURT GELDİ!!!

-Nereye gidiyorsun? -İşe.

İşe gitme. Oradan iyi bir şey çıkmaz.

-Para kazanacağım. -Paraya ihtiyacın yok.

İki yıl içinde paranın geçerliliği kalmayacak. Hep takas olacak.

İki yıl uzun bir süre.

Hey. Beni ara.

Hayır.

SANA SÖYLEMEMELİYİM. ŞAŞIRMIŞ GİBİ GÖRÜN.

Kardeşinizin geniş bir sabıkası var, değil mi?

"Geniş"i nasıl tanımladığınıza bağlı.

Çeklere sizin adınızı yazdı, doğru mu?

Evet.

Ve adınıza kredi kartları aldı mı?

Evet.

Peki geri ödemediği bir borç aldı mı?

Hayır, o parayı hediye ettim.

Ne zamandan beri?

Yakın zamandan.

Dünden beri mi?

Evet.

Peki marihuana satmaktan mahkemeye çıktığında

karakter ifadesi verme şansınız olmuş muydu?

-Evet. -Ama vermediniz. Soru işareti.

Tamam. Şunu söyleyeyim.

Kardeşim hayatında zorluk çekti.

Tarihi seviyordu. NYU'dan kabul almıştı.

Ama ebeveynlerimin onu gönderecek parası yoktu

çünkü benim eğitimime harcamışlardı.

O yüzden zorluk çektiği birkaç yıl geçirdi.

Ve sizin sorduğunuz şey o yıllar.

Ama şu anda yaptığıyla yargılanmalı.

Yaptığı şefkatli ve inanılmaz.

Tamam.

İyi konuşma.

-2012'deki hüküm giymesine bakalım. -İtiraz ediyorum.

-Mahkemede hiçbirine izin verilmeyecek. -Belki medeni olarak değil, cezai olarak.

-Neden bahsediyorsunuz? -Kasıtlı zarar ve yardım.

Davayı alevlendirme amaçlı kışkırtma.

Bay Quinn, Başsavcı sizi dava ederken sabıkanız çok işe yarayacak.

Niye böyle korkuyorsunuz?

Yaptığım tek şey hukuku halka götürmek.

Haydi ama.

Üçünüz de büyüyün.

Kazanmanıza izin vermeliyim.

Bu site başarılı olursa ne olacağını düşündünüz mü?

Sizin, sizin ve benim yerimizi alacak.

İşlerimiz için savaşıyorum.

Robot avukatlar yerimizi almasın diye savaşıyorum.

Ve siz ne yapıyorsunuz? Bizim önemli olmadığımızı söylüyorsunuz.

Toplam ne kadar hukuk öğrenimimiz var?

On yıl okul, bir 50 yıl da tecrübe.

Ve bir bilgisayarın yerimizi alabileceğini mi iddia ediyorsunuz?

İyi şanslar.

Ama ben insanların yanında olacağım.

Şimdi tekrar kardeşinizin 2012'deki hüküm giymesine dönelim.

Merhaba.

-Carter, burada ne yapıyorsun? -Burada mı? İfadedeyim.

Hava almaya çıkıyordum.

-Hangi dava? -Bilmiyor musun?

Firman mahkûmlar için bir kendi kendine yardım botunu savunuyor.

Diane, ifadedeki bot davasını biliyor musun?

Hayır.

Avukatınız Lucca Quinn'in kardeşi, avukatları

seyahat acenteleri kadar değersiz yapmaya hazır.

-Bizi yok ediyorsunuz. -İyi bir fikir gibi duruyor.

İşlerini düzene sokmalısın Adrian.

Savunma avukatları için bir felaket olacak.

Ve son kontrol ettiğimde savunma avukatıydın.

-Evet, bir bakayım. -Çok geç olmadan baksan iyi olur.

İfade vermeyi kabul ettiğiniz için sağ olun beyefendi.

Hukuk alanında uzman olduğunuzu söyler miydiniz?

Bay Radosh, siteniz hukukyardimcin.com.

Müvekkillere vasiyet, sözleşme, hatta kiralama için hukuki formlar,

-şablonlar sağlıyor, değil mi? -Doğru.

Kalem uzmanınızı geri çağırsanıza. Bence o daha alakalı olabilir.

Silgi uzmanı.

Ülkenin her yanından insan hizmetinizi kullanıyor

ama yaptığınız hukuk işi değil, öyle değil mi?

Hayır. Hangi formları dolduracaklarını söylemiyoruz.

İhtiyaçlarına karar veriyorlar, istedikleri formları veriyoruz.

Çünkü insanlara hangi formu dolduracağını söylemek hukuk işi mi olurdu?

Evet.

Bay Radosh, bu dili tanıdınız mı?

"Bu hukuki belge hizmeti,

avukat tavsiyesinin yerini tutmaz."

Evet, hukukyardimcin.com'da kullandığımız sorumluluk reddi.

İnsanlar avukat yerine geçmediğimizi bilsin diye.

Aslında bu, Big House Hukuk'un müşterilerine avukat yerine geçmediğini

söylerken kullandığı dil.

Evet.

Peki sitenize dava açıldı mı Bay Radosh?

Evet, birçok kez. Ruhsatsız hukuk işi yapmaktan.

Ama tüm davaları kazandık.

Teşekkürler.

Peki fil dişi silgisiyle iki numara arasındaki farkı biliyor musunuz?

Bu bir şakaydı.

Özür dilerim. Lucca, bir dakika konuşabilir miyiz?

Burada neler olduğunu yeni öğrendim.

Ücret düzenlemesini sorabilir miyim?

Benimki mi? Benim ücretim 50 bin.

-Pro bono yaptığını söylemiştin. -Önemli değil.

Önermek istediğim şu.

Dominic, sitene baktım. Harika bir başlangıç. Onu satın almak istiyorum.

Site için 50 bin

-ve hukuki masraflarını ödeyeceğiz. -Durun.

Sitemi mi alacaksınız?

Bot, uygulama, hepsini. Ve yazılımının telif hakkını.

Bu arada yönetenler avukat olduğu için

ruhsatsız hukuk işi yapma konusunda gelecekteki davalar atlatılmış olur.

Evet ama bırakmak konusunda ne düşünürsün?

Tamam, bakın.

Hapisteki insanlara sorunlarının çözülmesi için

gerekli araçları sağlamaya kararlı mısınız?

Bu firma kurulduğundan beri onları temsil etmiştir.

Evet. Doğru.

Ama hapisteki insanların kendilerini

temsil edebilmeleri için sitemi devam ettirmeye kararlı mısınız?

Hayır, satın aldığımızda artık var olmayacak.

Bay Boseman... Bunu asla kabul etmez.

Evet.

100'e çıkabilir misiniz?

Teşekkürler.

Bilmiyorum. Bu konuda emin misin?

Hayır ama para işte.

Ve sıradaki şeyi başlatmama yardımcı olacak, değil mi?

Evet.

Hey.

-Arayı açma. -Sen de.

Peki vaftiz babası olmak ister misin?

Kesinlikle.

Zamanını söyle.

-Hey. -Hoşça kal.

Oynamak ister misin?

Evet.

Bekleyin! Kapıyı tutabilir misiniz?

Teşekkürler.

-Hey, silgici adam için teşekkürler. -Bir şey değil.

-Merhaba. -Merhaba.

Bir korkunç video şeyi ya da cep telefonu araması daha yapamazdım.

-Üzgünüm. -Sorun ne?

Çok üzgünüm sadece.

Neden?

Söylersem bir daha beni görmek istememenden korkuyorum.

Bunun mümkün olduğunu sanmıyorum.

Bence öyle.

Diane, ne oldu?

Ben...

Bu hafta sonuna iş koymuştum ve buraya geleceğini düşünmüyordum.

Sorun değil. Bu gece görüşürüz.

Ben...

Bu ayrılıkla işimin bittiğini söylemek istedim sadece.

Bence tekrar aynı eve taşınmalıyız.

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.