Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Allah'ım şükürler olsun. Hala güveniyor. Bu zorluğun
üstesinden geleceğiz. Teselli edecek beni. Yaralarımızı
beraber saracağız.
Halil dur nereye? Konuşmamız lazım. Açıklayacağım ben sana
her şeyi.
Çille.
Bu çok kirli göreceğini.
Onun bir açıklaması yok. Halil
Konuşmada diğerleri gibi yarım kalmayacak. Dinleyeceksin beni
bu sefer. Halil dinleyeceksin beni. Bu defa konuşulmayan bir
şey kalmayacak. Halil! Bir dinle artık. Böyle olmaz. Halil
söyleyeceklerim önemli diyorum sana. Yandım ben. Zeynep
Hanım'ı tehdit etmeyecektim. Halil. Halil. Halil dur dedim.
Sana böyle konuşmadan çekip gidemezsin. Halil.
Halil ben seni böyle ölesiye severken sen benden nefret
ediyor olamazsın, yalvarırım dur.
Surata bak. Çok bozuk. Gitmiş. Durmak dinlemen lazım. Anlatmam
lazım. Sana Halil. Ya Halilciğime diyorum. Dursana.
Hadi dinlemen lazım beni.
Hani sana söylüyorum. Bak konuşmadan. Ne olup bittiğini
benden duymadan şuradan şuraya gidemezsin. Halil
Yapma bunu bize Halil yapma. Polis Halil yapma bunu bize
Halil.
Zeynep Hanım, iyi misiniz?
Abla eniştem nereye gidiyor? Niye bu haldesin sen?
Konuşamadım anlatamadım ki daha.
Yok. Bir yanlış anlaşılmaya daha izin vermeyeceğim.
Zeynep. Zeynep bekle bir dakika. Konuşalım kızım.
Zeynep, Halil'e bir şey mi oldun? Ne oluyor?
Songül teyze ne oluyor? Yani hayır her şey süper çok iyi de
ne oluyor yani? Senin beceremediğini başardım
diyelim. Zeynep'le Halil'i boşanmanın eşiğine getirdin.
Şimdi sence hava atmanın sırası mı? Anlat bana noluyo? Hani
bizim şüphelendiğimiz şu vasiyet meselesi vardı ya. O
tamamen bi uydurmaymış. Tülay akıllısı yalan söylemiş.
Zeynep'le Halil boşanmasınlar diye Metin denen adama para
vermiş. Halil'im Babasının hapishanedeki arkadaşıymış gibi
davranmasını sağlamış. Hı. Ben de yeğenime görevimi yerine
getirdim. Bu işte Zeynep'in olabileceğini kulağına
fısıldadım diyelim. Bana şunu tüm detaylarıyla anlatabilir
misin lütfen? Istediğin detay olsun canım.
Zeynep dursana Zeynep. Kızım dur. Ne oluyor hemen bana
anlatacaksın. Halil Vasiyet meselesini öğrendim yoksa. Anne
sırası değil şimdi. Daha iyi bir zaman bilmiyorum. Şu an
anlatacaktım hani neler olduğunu. Ay ne oluyor? Ne bu
gürültü? Bana da anlatın. Meraklandırmayın. Zeynep Zümrüt
Hanım haklı. Ha gözünü seveyim anlat ne olduğunu. Halil. Biz
Salih'le tartıştık biraz. Ama merak edeceğiniz bir şey yok.
Çünkü her şey yoluna girecek. Halledeceğim ben. Ay ne oldu
benim mavişime? Halil oğlun mu kızdırdı yoksa? Gerçi o öyle
bir şey yapmaz ama. Yok yok Zümrüt Hanım. Onlar kendi
sorunlarını çözerler. Gel biz odanıza gidelim.
Zeynep ne oluyor? Gülen abla benim Halil'le konuşmam lazım.
Anlatacağım ama sonra.
Ya işte böyle Gözdeciğim. Yani iyi ki şüphelenip peşine
düşmüş. Vay be. Harika olmuş.
Ağzınla kuş tutsan bile Halil'i ikna edemeyeceksin Zeynep.
Haklısın. Halil bu vasiyet yalanını asla affetmez. O
Halil'in kırmızı çizgisiydi. Onlar da ana kız el ele o
çizgiyi geçtiler. Halil'in manevi değerleriyle oynamaya
kalktılar. Izin veremezdim. Iyi, güzel hoş da. Bir daha
bana haber vermez. Kafana göre iş yapmaya kalkarsan
Neyse gerisini biliyorsun zaten. Sence Halil nereye
gitmiştir?
Rüzgarlı tepeye gitmiştir herhalde. Canı ne zaman sıkışsa
oraya gider. Niye sordun? Sence şu an Halil'in neye ihtiyacı
var?
Yaslanacak bir dost omzuna.
Iyi düşünmüşsün. Bence de yanında ol. Iyi haberlerle
dönerim.
Güle güle gözde manyağım. Senden kurtulduğum zaman
mutluluğum tamamlanacak. Çiftliğimin keyfini doyasıya
yaşayacağım.
Ne? Ne dedi o? Almıyorum mu dedi?
Beni almayacağını mı söyledin?
Ben ağlıyorum. Ben ağlıyorum. Ay bayıldı. Bayıldı. Ne
olacaktı? Teyzem bu. Komik kuşu. Teyzeciğim. Kumru. Konu
kuşum. Nasıl ya? Sen sen ciddi misin? Umut abi, Umut Bey.
Neysen artık. Ne demek bu? Gayet ciddiyim efendim. Hem bey
lütfen. Bundan sonra bana Bey diye hitap ediniz.
Ne idiği belirsiz herif. Evleneceğim diye havas güveç
tıngıldak gibi bu kadının peşi sıra dolanıyordun ya. Ne oldu
şimdi? Sonradan uyandım. Az önce Kumru Hanım'ın mutfakta
bendeniz hakkında söylediklerini duydum.
Kılıbıkmışım. Ortak noktamız yokmuş. Malı mülkü çokmuş.
Parayla saadet olurmuş dedi. Dedi de dedi. Ah Umut Beyciğim.
Onların hepsi şakaydı ama. Hani biz böyle kıymıkla konuşuruz
aramızda her zaman. Ay siz de inandınız hemen. Ben sizi gayet
iyi anlıyorum Kumru Hanım. Gözünüzü para hırsı bir
ümitsiz.
Benden hoşlanmadığınız halde benimle evlenmeye kalktınız.
Çok yazık. Ne aşk, ne sevgi. Ne dürüstlük. Insanlık namına
hiçbir şey kalmamış sizde.
Umut Bey, ayıp oluyor ama. Çok ağır konuşuyorsunuz. Ne
münasebet efendim? Az bile söylediklerim. Sizin hakkınızda
çok yanılmış. Sizin gözünüzü para bürümüş. Çıkarcısınız ne
olacak?
Bitti mi anlatacakların? Bitti. Benim hanemde kimse bile laflar
edemez.
Ay Eren! Eren ne yapıyorsun? Umut Beyciğim, neden? Dur. Pis
okulun. Umut Bey. Iyi misiniz? Bir yeriniz acımadı inşallah.
Dokunmayın bana. Sizin yaşattığınız hayal kırıklığının
yanında. Bu yumruk ne ki? Gelin Umut Bey canım. Eee Eren hayır.
Eren yapma. Eren. Kalbin dayanmayacak. Lütfen daha fazla
hırpalama müstak böyle işimi. Ben sizi müstakbel işiniz falan
değilim. Ve bu hiçbir koşulda da olmayacak.
Gel buraya. Oğlum. Gel. Oğlum. Geç. Hişt. Erol. Hişt
Ay. Gitti gider benim zengin koç işim. Ay teyze inanmıyorum
sana ya. Hala mı?
Bitti. Artık bu adamın adını bile duymayacağım. Tamam mı?
Antep'in al borcu yaz duvara. Gittim bilezikler kumruya. Ne
olacak şimdi?
Cinayet.
Nasıl yaptın bunu bize? Nasıl bu kadar ileri gidebildi?
Söylemedi.
Şimdi aklına geldi konuşmanın.
Nasıl yaptın Zeynep?
Hayallerimizi. Geleceğimizi bu kaçıncı yakışın?
Aç hadi şu telefonu Halil. Aç ne olur? Anlamadan dinlemeden
yargıladın beni.
Kaçamayacaksın. Dünyanın öbür ucuna da gitsen yaka diyeceğim
seni. Bulucam. Olup biteni benden dinlemeden
bırakmayacağım senin peşini.
Benim tek suçum senin sevdanla yüreğimde yanan yangını
durduramamak. Yanıp tükensem de sevmeye devam edeceğim ama
seni. Biliyorum seni nerede bulacağım?
Efendim Hakan? Çiftlikte ortalık karışmış. Cemil'den
öğrendim. Iyi misiniz? Halil'i de arıyorum, açmıyor. Biz
nasılız bilmiyorum ama Halil'i nerede bulacağımı biliyorum.
Rüzgar Tepe'ye gidiyorum ona bakmaya. Haber veririm sana.
Hakan Merak etme. Bir haber alırsam ararım seni. Tamam sağ
ol.
Seni bir de boyadım mı on numara eşim olacaksın.
Bebeğimiz mis gibi yatsın.
Canım kolay gelsin. Sağ ol canım. Bak. Neredeyse bitti.
Bir boyaması kaldı. Ama rengine daha karar veremedim. Gerçekten
dediğim gibi olmuş. Beşikle uğraşmak sana çok iyi gelmiş.
Iyi geldi. Sakinleştim ama Bu konuyu açmasak daha iyi olur
bence.
Eren. Sen haklıydın. Yani Umut Bey konusunda. Ben biraz geç
anladım ama Umut Bey teyzemi gerçekten hiç tanımıyormuş. Bu
da özürüm.
Teşekkür ederim.
Aşkım tamam hadi. Sen içeriye gir. Içeceksiniz yoksa. Hadi.
Bu bebeğin onun dışından çok tatlı bir babası olacak. O kes.
Büyük hayal kırıklığı yaşadım anne. Çok büyük.
Biliyor musunuz? Sizi özledim her gün her saniye daha da
arttı.
Hayatım boyunca hep sizin yokluğunuzu hissettim.
Ama hiç bu kadar ihtiyaç duymamıştım.
Her geçen gün daha da büyüdü Özlem Hanım. Koca bir dağ gibi
çatıldı kal deyince inan.
Ama Sen şimdi hayatta olsaydın bana ne derdin? Ne öğüt
verirdim bana ne söylerdin.
Baba oğul çok az zaman geçirdik seninle. Ama o zamanlar
verdiğin öğütler dün gibi aklımda. Ama senden neyi
öğrenemedim biliyor musun?
Sen annemi bambaşka severdin. Gözlerinde sarılırdın ona.
Çaycı orada da değil. Anlama bana. Ailede
Işte ben senin aklını öğrenemedim baba.
Ben senin gibi sevmeyi bilemedim.
Seni görmedikçe yüreğim kopuyor benim Halil. Nefes alamaz
oluyorum ben. Neredesin?
Yok. Rüzgar tepede de değil. Nerede olduğunu bilmem lazım.
Ben onun karısıyım ama bilmiyorum Hakan. Nereye
gidebilir? Sakin olacaksın hep. Merak etme bulacağız. Ben
gidebileceği birkaç yere baktım. Ama izine rastlamadım.
Illa bir ipucu bulacağız. Hep bulmadık mı ha? Sen yeter ki
kendini üzme.
Haklıymışsın. Buldum o ipucunu. Zaten şu an başka bir çaremiz
yok. Hayır babasının mezarına gitti büyük ihtimalle.
Gidiyorum ben şimdi oraya. Haber vereceğim sana.
Teyzoşum böyle helak etme kendini bak üzülüyorum. Nasip
bu işler ne yapalım? Hem benim teyzoşum bayilerine layık. Ben
bir daha böyle zengo kocayı nereden bulacağım? Sarmamış.
Insanın hayatını sadece bir kere gelir böylesi. Teyzeciğim
paranın ne önemi var? Önemli olan seni seven birisini
bulmak. Bak çıkacak karşına böyle birisi. Ben eminim. Sen
de mutlu mesut yaşayacaksın. Eren'in de çok parası yok. Ama
biz çok mutluyuz.
Hayatta her istediğimiz olmuyor ki.
Önemli olan yanımızda duran birisini bulmak.
Karım için zürdü biriyim ben. Biliyorum. Bilerek söylemedi.
Kötü niyeti yoktu. Ama yok. Gururuma dokundu yine de.
Gururuna dokundu. Inanamıyorum sana Selma. Sen şimdi Halil
Fırat'ın ayakçısıyla evlenmek istediğini mi söylüyorsun bana?
Ha? O çocuk senin aslanla ailesinin dengi mi hiç düşündün
mü?
Ne yapıyorum ben? Ha? Ne yapıyorum? Bu durumda bir de
beşik mi boyayacağım? Hiçbir şey yokmuş gibi. Her şey
yolundaymış gibi.
Selma'nın hayat kalitesini düşürdüm.
Ne istediği hayat veremiyorum. Layık olduğu hayatı
öğrenmiyorum.
Benim para kazanmam lazım. Para kazanmam lazım ama nasıl?
Nasıl?
Ben Zeynep'in kalbinin mi enginde? Saflıktan, sevgiden,
temizlikten başka bir şey görmedim. Ama düşünüyorum
şimdi. Böyle birisi nasıl böyle oyunlara Ihtiyaç duyar. Işte
ben senin gibi sevemedim ya. Onu böyle oyunlara mecbur
bırakıyorum baba. Benim yüzümden.
Selamünaleyküm. Aleykümselam. Bu çiçekte senin nasibinmiş
delikanlı. Dilersen babanın mezarını ekelim ha?
Adım Yunus'tur benim. Istemeden de olsa şahit oldu kulaklarım
konuştuklarına. Bizler sadece vesileyiz evlat. Allah bizi
birbirimize misafir eder. Hiç hesapta yokken karşılaştırır
bizi. Belki bugün beni de derdini dinlemek için yanına
çağırmıştır ha? Anlatmak istersen hani derler ya kulak
kesildim. Ay eksik olmayın. Sağ ol.
Yunus dayı. Sen benim kusuruma bakma. Benim kafam bu aralar
beyaz dalgalı. Ben şimdi döneceğim. Araban yoksa eğer
seni de götüreyim istediğin yere. Tek bir şartım var evlat.
Tavşan kanı bir çayımı içeceksin. Eyvallah. Ben
aşağıda bekliyorum. Tamam. Geliyorum hemen.
Annem. Baba Bundan sonra hayatımın geri kalanını sizi
utandırmamak için yaşayacağım. Sizi çok sevdim unutmayın tamam
mı?
Gelmişsin. Buradaymışsın demek.
Aylin'in yüz tarafı.
Neden yaptın bunu? Hani biz söz vermiştik birbirimize bu
yüzükler bir daha çıkmayacaktı. Parmaklarımızdan.
Yoksa
Yoksa bizim evliliğimiz bitti mi senin için?
Bitmese neden çıkarsın ki parmağından?
Yapma Acil. Ağlamadan, dinlemeden vazgeçme işte
bizden.
Sevdamdan öyle kaçarak kurtulamazsın ki. Ben biliyorum
senin beni sevdiğini. Sensizken canımı yakan da senin sevdandan
başka bir şey değil zaten.
Öyle mi biticekti bu masal ayol? Saat daha on iki olmadan
her şey bal kabağına dönüşsün.
Oh! Senin gibi varlıklı birini nasıl kaçırdım ben unutacağım.
Olmuş koku mal kuşu. Ne düşüneyim de feryat edeyim
böyle. Sana hiç yakışıyor mu el verip etek silkince mi hemen?
Eğer istiyorsan sakın hakimin yapışını umuta. Ikna edeceğim.
Nasıl olacakmış o kıymıkçığım? Al bak. Istanbul'a döneyim
aramayın lütfen. E ne olmuş ki buna? E Naz niyaz ediyor işte.
Kena dava katlarında İstanbul adres yazmıyor muydu? Ha doğru.
Ay bir doğru ya. Iıı silginin peşinden çabuk. Yoksa böyle
kısmet bulamayacağım bir daha. Olur mu dersin? Ettiğin söze
bak. O kadar yolda ettin. Sevinir tabii. Yani Kırıklık
attın ama affedicisin. Benim kalacak yerim yok ki
İstanbul'da. Derde bak. Çok bizde. Dayı kızım İstanbul'da.
Ana kız yaşıyorlar. Haber ederim onlara.
Sen var ya bir tanesin kıymıkçı. Size kavuşacağım diye
düştüğüm hallere bak bileziklere. He. Yongasıdır.
Zahmet ettin usta. Sağ olasın. Afiyet olsun.
Buraları bilirim. Manzara sarması çok güzel. Öyledir
evlat. Öyledir.
Inanmayacaksın belki. Çok önceleri plazalarda
yöneticiydim ben. Hayatı hırstan ibaret bilirdi. Ama
önümde açılan yol bana bunun aksini kanıtladı. Eşimi
kaybettim. Allah rahmet eylesin. Sağ olasın.
Sürüklendim durumum acısıyla. Sonra bir gün ayaklarım beni
buralara getirdi. O gün bugündür buradayım işte.
Buraları görünce zamanında onu dinlemediğim için çok pişman
oldum. Öyle severdi ki Deniz. Her fırsatta soluğu deniz
kenarında alır. Sürekli gelmek ister. Ama benim aklım
işlerdeydi. Daha iyi bir hayat için hırsla çalışıyorum. On
dediyse bir kere getirebildim anca onu buralara. Aslında onu
alıp burada yaşamalıydım. Ama gerçeği göremeyecek kadar
kördüm.
Hep ben konuştum evlat. Kabristanda da söyledim. Allah
insanları birbirine vesile eder. Bunca şeyi neden
anlattım? Benim hatama düşmediği evlat. Benim yaptığım
gibi sevdiğini dinlememezlik etme diye.
Dinleyecek ne kaldı ki? Her şey gün gibi ortada. Paramparça
olmuş bilerek nasıl bir daha toparlanır? Nasıl bir daha bir
araya getirilir bilmiyorum.
Hay Allah'ım. Ya niye tartıştılar? Ben anlamadım ki.
Ben de bilmiyorum ki babaanneciğim. Ama bir an önce
düzeltsin araları. Ne olur. Evet bir an evvel düzelmeli.
Kendimi affettiren ne olursa olsun bir yolunu bulmalıyım.
Yoksa değil konak. Müştemilatın kapısından bile giremem. Anne.
Sence ne oldu onların arasında? Eniştem öyle çekip gitmezdi ki.
Büyük bir olay mı yaşandı acaba aralarında? Sen öyle bir şey
yaşanmamış olsun. Ben dayanamıyorum bir ablamı
arayacağım.
Yok. Açmıyor. Anne ben çok merak ediyorum. Dönerler mi
acaba? O nasıl söz? Merve öyle. Dönecekler tabii. Her evlilikte
olur böyle ufak tefek tartışmalar. Düzelir mutlaka.
Annesin sen kızım. E Halil de oğlun sayılır. E al karşına
konuş. Aaa evi terk edip gitmek de neymiş canım? Evlilik önemli
ve müessesesi anlat onlara. Oh! Tire için yorgan mı yakılırmış
hiç?
Doğru diyorsunuz Zümrüt Hanım. Merye sen babaanneni de alsan
şöyle bahçede bir hava alsanız ha. Ikinize birden iyi gelir.
Olur. Olur tabii. Gel babaanneciğim. Gezelim. Tamam.
Ay. Tamam kızım tamam.
Zeynep vasiyet meselesini nasıl öğrendi acaba? Tabii ya. O
istediği parayı alamayınca kesin Metin söyledi.
Tıynetsiz.
Alo. Zeynep'e vasiyet meselesini nasıl söylersin
Metin Efendi? Sen ne biçim bir insansın? Yuva yıkıyorsun,
yuva. Ayıp, günah. Hop. Hop, hop, Tülay Hanım. Zeynep'e ben
bir şey demedim. Geçenlerde Songül Hanım'ın adamı geldi.
Onu anlattım. Ne? Nasıl söylersin? Kusura bakma. Ben
sana söyledim ben geçinemiyorum. Sen de görmezden
gelince saklanacak bir şey kalmadı. Ihtiyacım olan parayı
ilk verene söyledim ben de.
Son gül. Yılan Songül.
Oh be. Sonunda aslanla denen o aileden sonsuza kadar
kurtuluyorum.
Yok Songül teyze. Rüzgarlı sepete de yok Halil. Zeynep de
oradaydı tabii. Görmedi beni neyse ki. Iyi de Zeynep konağa
da dönmedi. Demek hala arıyor Halil'i o kasaba güvercini. Ben
de mi gidip arasam acaba sonuçta? Halil'i Zeynep'ten
önce bulman bana avantaj sağlar. Takma kafana gözlerim.
Yakında bu çiftlikte tek bir aslanla bile kalmayacak. Ondan
sonra da er geç hayır senin çekimine kapılacak. Görsün. Hay
ağzına sağlık. Doğru söylüyorsun, haklısın. Halil
bunu asla sineye çekmez. Affetmeyecek Zeynep'i.
Zeynep ne kadar adamımız varsa Halil abi. Sen merak etme.
Eren'i de aradım. Nerelere gidebilir diye sordum. Gidip
baktım ama oralarda da yoktu. Halil Fırat bu. Kaybolmak
istedikten sonra kimse bulamaz zaten onu. Bu arada Zeynep.
Tülay Hanım. Merve Hanım, Gülhan Hanım. Seni sordular.
Herkes merakta. Çiftlikte. Endişe seviyesi yüksek. Haberin
olsun. Anladım. Tamam benim çift Dönmemi en doğrusu sanırım
şu an. Belki Ali de gelir oraya. Görüşürüz Hakan, sağ ol.
Bu anlattıkların zor şeyleri evlat. Koşuşturmuş, her türlü
zorlukla mücadele etmişsin ama kendini unutmuşsun. Yeterince
dinlememişsin kalbi. Oysa O kıza ilk görüşte aşık olduğunu
zamanlıca anlasan, bunca şeyi de yaşamazdın. Anladığım
kadarıyla baban Bilge, Yüreği zengin bir adam. Öyleydi. Şu an
benim yerimde. Senin karşında olsa eminim aynı şeyleri
öğütlerdi sana. Derdi ki kendini, sevdiklerini dinle.
Hayatın güzelliklerini anca böyle yaşayabilirsin. Ben
burada dinlemeyi öğrendim evlat. Şu an gözlerim kör olsa
rüzgarın dalgaların sesini dinler yine de bulurum deniz de
yok. Ama geç kaldım. Sen vaktin varken sevdiğini dinle. Bin bir
yüzle çıkar hayat insanın karşısında. Hangi yöne
bakacağını, hangi yoldan gideceğini şaşırırsın.
Işte o zaman sevdiklerine kulak vermen gerekir.
Sen iyice bir düşün. Ben birer çay daha doldurayım.
Halil dinleyeceksin beni. Bu defa konuşulmayan bir şey
kalmayacak. Halil!
Yapma teyzoşum. Vazgeç bu sevdadan. Hem sevmiyorsun ki
sen bu adamı niye gidiyorsun peşinden? Ya unut beni seviyor
ya. Ikimize de yeter onun sevgisi. Biraz incindi sadece o
kadar. E geçiverir. Koskocaman adam. Sarımsağı hesap eden paça
yemez. Sen bu sevdadan vazgeçme kumru kuşum. Yazıklarımı da
getiriver. Ya zengin koca az şey mi? Sarhoşum. Gençken
yükseklerini atıp tutmak kolay. Para mutluluk getirmez derler.
Ama saadet dediğin parasız olmaz. Ya bu gerçeğe gözümü
kapayamam. Bu hayattaki şansımı unutsa eğer kaçırmaya da hiç
niyetim yok. Hoşça kalın.
Güle güle.
Kolay gene.
Niye böyle yapıyor anlamıyorum. Sırf malı mülkü var diye.
Teyzesi haklı belki de. Parasız. Devamlı sıkıntı
çekerim nasıl mutlu olsun insan. Yapamam bunu senle Oya.
Biraz sıkıldık değil mi bu ara biz? Şöyle yapalım. Bugün
restoranda yemek yiyelim. Hem başbaşa yemek yemiyorduk uzun
zamandır. Çok güzel olur. Çok sevindim.
Ya da vazgeçtim ya. Ne gerek var ki? Çok pahalı bir yerdi
orası. Evde mis gibi emeğimiz var. Onu yeriz.
Hem artık tek başımıza değiliz. Bebeğimizin geleceğini
düşünmemiz lazım.
Benim yüzümden istediklerini yapamıyor. Erteler dile. Nereye
kadar?
Oysa o en iyisine layık.
En iyisini.
Ne yapıp ne edip daha fazla para kazanmam lazım benim.
Kenirimi arttırmalıyım. Nasıl?
Sensizken nasıl da ıssız bu Bahçe?
Sen benim eve giden yolumsun Halil. Ben seni kaybedemem.
Halil.
Zeynep Hanım. Halil Bey gelen evren masasına bırakıyordum da.
Sen yokken her yer boş. Her şey anlamsız sanki. Senin boşluğunu
hiçbir şey dolduramaz.
Hadi gelin. Çabuk çabuk.
Bu niye hala burada? Ben bunu boşuna mı aldım bu hediyeyi?
Hala yapmamışsınız. Hala konuşamadım annemle vasiyet
meselesi.
Çok basit aslında. Birlikte karışımı hazırlayacaksınız.
Sonra el ele tutuşup hazırladığınız karışımın içine
elinizi daldıracaksınız. Eee sonra malzemeler kuruyunca da
elinizin şeklini almış olacak. Gitti bu kadar. Yani Zeynep de
isterse E madem dünyanın en tatlı kız kardeşi bize böyle
bir hediye almış. Onu kırmak olmaz. Yapalım. Bence de. Tamam
o zaman. Kolay gelsin size. Kaçtım ben. Sağ ol.
O zaman iş başa düştü desene.
Şimdi bunu karıştırması kaldı.
Rüzgarı nasıl toplarsa çiçeklerin üstüne. Ölü güzel
kokuyorsun Zeynep.
Konuşamadık, sıkıştın, kaldım. Halil'e haksızlık ediyorum.
Yüzüklere zeval gelmesin.
Buraya emanet bırakalım.
Ne kadar bekleyeceğiz böyle acaba? Alarm kurdum. Bir on
dakika falan.
Bu işte insan bazen üzülüyor. Keşke hep böyle kalabilsek
diye.
Sonsuza kadar o şekilde kalabilirim senin
Ah gözlerinde kaybolmak ne güzel. Yaşadığımı
hissettiriyor.
Zeynep burada mıydın? Evet biraz önce geldim Gülhan abla.
Benim de aklım parlaya takıldı. Öyle tek bir laf etmeden çekip
gidince endişelendim ben de. Eee ne yaptın? Konuşabildiniz
mi? Aradım. Ama bulamadım. Illa bulacağım. Aramızdaki sorunu
düzelteceğim. Yani benle yaşadığınızı bilmiyorum. Ama
bir sıkıntı varsa bana anlatabilirsin. Ben de senin
bir Sayılırım. Ne zaman istersen yanında olurum. Seni
dinlerim. Yardım edebileceğim bir şey varsa elimden geleni
yaparım. Annemin yaptıklarını nasıl söylerim sana Gülhan
abla? Ben bile hazmedememişken
Neyse seni yalnız bırakayım. Iyi geceler. Iyi geceler.
Sakın üzülmeyin. Yakında eksiklerinizi geri getireceğim
kıymetliler.
Buyur.
Sen ne? Hayırdır kınalık aşığı?
Anne. Ben sana bir şey soracağım. Sor oğlum. Hani
senin babandan kalma on dört dönüm tarlan vardı ya. Var ya.
E ne olacaktı? Biz oraya badem mi eksek? Hem boş durmamış
olur. Bizi değerlendirmiş oluruz. Birkaç sene sonra çok
para edecek diyorlar bak. Oğlum nereden aklına düştü tarla
saban bela? Olur mu öyle şey anne? Yeni devir. Organik tarım
devri olacak diyorlar. Değerlendirebiliriz bence.
Evladım olur mu hiç? Eee atı fütüf bir tarla o. Eee
zamanında bakındık eee civarında kuyu muyu yok. Eğerli
olsa Ökkeş baban çoktan sattıydı orayı. Öyle mi
diyorsun? Oğlum. Sen canını sıkma. Kınalıkaşı. Hemen
muhtarı arayacağım. E bakarsın etrafında koyuneyin
bulunuvermiştir. Sen can düşmedi.
Tamam. Sağ ol anne. Hey gidi Türkçüğüm.
Bu oğlan tarlayla.
Dokunma bana. Seni hep mal etti. Adamı bile anma. Diye
seni görmek, varlığını bile hatırlamak istemiyorum artık
ben. Zeynep bak sonradan pişman olacağın şeyler söyleme. Ben
pişman olacağım kadar oldum zaten.
Sevdiğinin seni dinlememesine sadece verir biliyorum seni.
Ama ben iyi veya kötü. Seni dinleyeceğim. Isteyeceğim.
Bir sayı. Ben artık müsaadeni isteyeyim. Her şey için çok sağ
ol. Bir baba gibi yoluma ışık tuttun. Özellikle de konuşmak
iyi geldi. O nasıl laf evlat? Ne zaman istersen bu fukaranın
kapısı sana her zaman açık. Dert lafla dağandır derler
Haliç. Gerektiğince savurursun. Eyvallah. Sen de bir şeye
ihtiyacın olur. Başın sıkışır. Benim evlat. Eyvallah evlat.
Neredesin? Her yerde seni aradım bulamadım. Çiftliğe
geliyorum şimdi. Konuşacağız.
Çok şükür konuşabileceğiz.
Yoksa Benden ayrılmayı düşünmüyorsun değil mi Ercan?
Yok. Yok olmasın bu. Ne olursa olsun kurtulamaz bu sefer
elimden. Gerekirse bağırırım, çağırırım, yalvarırım anlatırım
yine de her şeyi.
Koruyacağım evliliğimizi. Onsuz olamam ben.
Bakma bana öyle. Ben ne yaptıysam sizin için,
evliliğiniz için yaptım Zeynep. Halil geldiğinde konuşacağım
onunla. Anne mesele sadece evliliğimiz mi sence?
Evliliğimizi kurtarayım derken, Halil uzaklaştırdın benden,
farkında değil misin sen? Ben yaptıklarından sonra ne derim,
nasıl açıklarım bu olanlara? Nasıl bakarım gözlerine,
düşündün mü hiç?
Halil'in de Gülhan ablan da canını fena yaktın sen. Ortaya
uydurma bir vasiyet hikayesi attın duygularıyla oynattım
ikisinin de. Ama neyse. Halil yolda. Geliyor çiftliğe. Her
şey çıkacak ortaya zaten.
Gidip her şeyi itiraf ederim. Halil Zeynep'in suçsuz olduğunu
öğrenir. Kızım da beni affeder.
Çok üzgünüm ben Zeynep. Yol açtığın acıların farkındayım.
Geri alamam belki ama telafi etmek için elimden geleni
yapacağım kızım.
Nerede kaldı bu Ali ya? Meraktan çatlayacağım. Al
benden de o kadar. Ne yapsak? Çıkıp arasak mı acaba? Ha?
Sakin ol karıcığım. Biraz daha bekleyelim. Eğer gelmezse ben
çıkar bakarım.
Hepinize söylemem gereken bazı şeyler var. Aslında Halil'in de
burada olmasını istiyordum ama yoldaymış zaten. Geliyormuş. Ne
anlatacağım belli Tülay Hanım? Ana kız, kirli oyunlarınızla
Halil'i kandırdınız. Yeğenime en zayıf noktasından.
Babasından vurdunuz. Ama ne oldu? Zorla güzellik olmuyor
değil mi? Boşanmalarına engel olamadı. Bunları mı
anlatacaksın bize pişkin pişkin? Ne demek oluyor bütün
bunlar? Yok artık. Çok ilginç gerçekten. Kızımı karıştırma
Songül Hanım. Onun bu meselede hiçbir dahli yok. Ne olduysa
ben planladım. Tek başıma uyguladım. Zeynep'in haberi
bile olmadı. Kızını koruyorsun ama öyle değilse bittim ben.
Siz hakikaten ana kız oyunlara doymuyorsunuz. Ben anladım. Ne
o? Yeni yalanınız da bu mu? Vasiyetten sonra şimdi de
bununla mı kandıracaksınız Halil'i? Songül teyze. Sakin
ol. Ister inan ister inanma Songül Hanım. Gerçekler bunlar.
Tıpkı senin kızınla Halil'i ayırmak için. Onları tehdit
etmen kadar gerçek.
Üstelik ben onları bir arada tutmaya çalışıyorum. Ya sen?
Ayırmaya çalışıyorsun. Hem de acımasızca. Aramızdaki fark bu.
Madem Halil birazdan geliyor bunların hesabını sorar sizden.
Ama sana bir tavsiyede bulunayım. Bence bunları
Halil'e anlatma. Tahammülü yok çünkü. Bıktı sizin kirli
oyunlarınızdan. Seni de, kızlarını da kapının önüne
koyacak. Görürsün. Kirli işlerin piri sensin Songül
Hanım. Ben değilim. Yeter
Sermaye ve bebeğimize yetebilmenin bir yolunu
bulmadan aramana uyk ol. Nasıl yapacağım ben bunu?
Canını sıkma dedim ya kurban olduğum. Bebek kısmetiyle
geleyim maşallah. Anne dur bir sakin ol. Ne oldu? Bu neyin
heyecanı? Muhtarı aradım muhtarı. Benim numaram değişti
ya. Ara ara bulamamış bizi. Öz halam vardı ya hani. Varlıklı
olan. Hakk'ın rahmetine kavuşmuş. Ya.
Allah rahmet eylesin. Oğlum anlatırdı. Çok inatçıymış
rahmetli. Dedim dedikmiş. Bir kere tartışmışlar. Daha da
barışmamışlar. He he. Eee baban insan insana her zaman gerek
dediydi de dinletemediydi rahmetliye. Işte o halam dövme
yüküyle miras bırakmış sana. Ne? Ne diyorsun anne? Sen ciddi
misin? Rahmetlinin çocuğu da yok. Güven göz Zengin ol için
kralı paşa.
Eğer bu doğruysa Selma'ya da bebeğimizi de yetebilirim
artık.
Durun artık ikiniz de. Halil'i birazdan gelecek. Geldiğinde
oturup konuşuruz. Onun en doğru ve en adil kararı vereceğinden
şüphem yok benim. Benim de şüphem yok.
Ne oluyor? Niye herkes toplandı burada?
Şova bak sen. Birazdan hadi geniş cezalarını kesip kurtulur
bunlardan. Halil Bey. Halil Bey haberlere çıkmış. Ne? Ne olmuş
Cemile? Anlatsana.
Ünlü iş adamı Halil Fırat'ın kısa bir süre önce elim bir
kaza geçirdiğinin haberini aldık sayın seyirciler.
Kullandığı arabayla seyahat halindeyken Yeşilpınar
civarında uçurumdan denize yuvarlandığını üzülerek
bildirmekteyiz.
Hayır Halep değildir bu.
Polis
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.