All language subtitles for LEGi0N _ ETRG _ BTRG _ WEST _ HAiDEAF _ YIFY _ LYCAN

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

[Melankolik müzik]

[Telefon çalar]

[Zachary] - Evet? [Kadın] - Benim.

Bay Neumann aradı.

Davetiye eline geçmiş. Bu akşam gelecek.

Numaran onda yokmuş.

Seni görmek için sabırsızlandığını söyledi.

[Zachary] Sağ ol.

[Zachary anlatır] İnsanın hayatında onu, iyi hissettiği, mutlu olduğu...

...anlara götüren isimler ve kelimeler vardır.

Neumann da benim için onlardan biri.

La Fresnaie, Musset, Taj Mahal...

Bu kelimeler hep beni ona götürüyorlar.

Böylece birkaç dakika, birkaç saat boyunca...

...hala beraber oluyoruz.

Hala burada oluyor.

[Arkadaşı bağırır] Zach. Haydi!

[Kızlar bağrışır] Mutlu Noeller!

İLK AŞKlM

[okul zili çalar]

- Tatilin nasıldı? - Harikaydı. Kayak yapmaya gittik.

[Öğrencilerden biri seslenir] Şişko geliyor!

Sessizlik, lütfen!

Sessiz olun!

Umarım Noel'iniz iyi geçmiştir ve sınavlarınıza da biraz çalışabilmişsinizdir.

Bugün aranıza yeni bir öğrenci katılacak:

Zachary Scar.

[Okul müdürü] Geçmişte uyum sorunları yaşamış.

Umarım burada kendine çeki düzen verir.

Kendisini sıcak bir şekilde karşılayın ve...

...La Fresnaie'in kurallarını öğretin.

Teşekkürler.

Teşekkür ederim, efendim.

[Öğretmen] Zachary, boş bir yere otur.

Benjamin, ona kitabını ödünç ver.

Derse devam edelim.

Bir soru hazırladım.

John Stuart Mill'e göre "hazzın kalitesi" kavramı nedir, bilen var mı?

[Sınıftan homurdanmalar yükselir]

[Öğretmen] Oflamayın. Çalışmaya devam edin

[okul zili çalar]

Al bakalım.

Lacan'ı senin için araştırdım.

[Pauline] - Teşekkür ederim, Arno. - Önemli değil.

[Pauline] Bu hafta ikidir bana yardım ediyor.

17. problemin sonucunu ne buldun?

Hey, ne buldun dedim.

[Yüksek sesle] Ne?

[Fısıldar] 17. problemin sonucunu ne buldun?

Serideki değerlerin yüzde doksanı seksenin altında.

Emin misin?

Bende öyle çıkmadı.

Lanet olsun.

Olasılık problemlerinden nefret ediyorum.

Ben de olasılık dışında her şeyden kalacağım.

Merhaba.

Senin adın ne?

- Scar. - Tabii!

Aslan Kral'daki gibi mi?

Evet, aynen öyle!

[Pauline] Daha önce neredeydin?

Charlemagne.

Atıldın mı?

Hayır. Yemekleri sevmedim.

Çok da komiksin.

- Sana ekonomiyle ilgili birşey sorabilir miyim? - Tabii ki.

[Yüksek sesle] Tabii, buyur!

Şey...

...genel mobilizasyon işlediniz mi?

- Sosyal mobilizasyonu mu kastettin? - Galiba.

[Yüksek sesle] Herkesi rahatsız ediyorsun!

Sadece seni rahatsız ediyorum.

Ama hoşuma gitti.

Tam bir baş belasısın.

Kalemimi geri ver.

[Sarah] Görüşürüz, Pauline.

Kulak tıkaçları yüzünden yüksek sesle konuşuyor.

Tamam.

[Okul zili çalar]

Amma şanslısın.

Çok güzel bir vücudun var.

Ne?

Kompleksli misin, nesin?

Göğüslerimle popoma bir baksana.

Benimkilerseninkilerden daha küçükler.

Hayır. Seninkiler daha şekilli.

Hem daha kıvrımlısın.

Bence popon müthiş görünüyor.

Erkeklerin sana nasıl baktıklarını görüyorum.

Bak ne diyeceğim.

Gözlerime bakmalarını tercih ederdim.

İlk seferin nasıldı?

Çok...

...güzeldi.

Ne diyorum ben?

Rezaletti.

Hata bendeydi.

Brice başka bir kızla yatmak istiyordu.

Ben de ona kandım.

Sarah, Pauline, acele edin!

Saate bakın!

[Kız seslenir] 20 dakikaya ışıklar kapanacak.

Kaldırın kıçlarınızı.

[Kız 1] Carla'ların orada sigara içilecek.

[Kız 1] Carla'ların orada sigara içilecek, kızlar.

- Carla'ların orada sigara içilecek. [Kız 2] - Sigaram bitti.

- Sigara zamanı. [Kız 3] - Maskemi yeni yaptım.

- Carla'ların orada sigara içilecek. [Kız 4] - Sigara içmiyorum.

- Carla'ların orada sigara içilecek. [Kız 5] - Tamam.

- Carla'ların orada sigara içilecek. [Kız 6] - Geliyorum.

[Pauline] Görüşürüz.

[Konuşmalar işitilmez]

[Zachary'nin arkadaşı] Pekala, neyin var?

Üç as.

Tam bir belasın, Scar.

Bir el bile kazanamadım.

Yani? Paraları göreyim.

[Zachary] Gönlünü almak için seni bir partiye davet ediyorum.

Başlıyorum.

Haydi.

Sağ ol.

Ben biraz eğleneceğim.

- Defol! [Zachary] - Tatlı rüyalar.

- Piç! - Şerefe.

[Fonda hareketli müzik çalar]

[Konuşmaları işitilmez]

Soğukmuş.

Pauline, masa tenisi oynayalım mı?

Ciddi mi bu?

[Pauline] Gelmeseydin, Scar!

[Pauline] Yine çıkmış.

Atılacak kesin.

Scar, in şundan ve ofisime gel!

[Okul müdürü] Scar.

[Hep bir ağızdan] Merhaba.

Biliyorum.

Cuma sabahı iki saat felsefe çekilmiyor değil mi?

Haydi bakalım!

[Öğretmen] Geçen seneden bir sınav sorusuyla başlayalım.

Değişmek bir başkası mı olmaktır?

Bu da bir başlangıç!

Durun bakayım...

Bay Scar.

[Yanındaki dürter] Zach!

Bay Scar.

Pek uyuyamadım da, efendim. [Gülüşmeler]

Öğle uykusuna yatıyım dedim.

Zaten olduğunuzdan daha da aptal görünmeye çalışmayın.

Felsefe notlarınızı gördüm.

Etkileyici.

Şanslıydım, o kadar.

[Öğretmen] Felsefede şans diye birşey yoktur.

Bir dahaki sefere soru üzerinde düşünün.

Değişmek bir başkası olmak mı demektir?

Bu arada cevap verebilecek biri var mı?

- Lucie. - Lavaboya gidebilir miyim? [gülüşmeler]

Git bakalım.

Sophie Tenot'u dinleyelim.

İyi uykular, Bay Scar.

Değişmek zordur.

Zordur.

Doğru.

[Öğretmen] İyi hafta sonları.

[Öğretmen] Sessizlik, lütfen.

[Öğretmen] Haydi.

[Öğretmen] Acele et.

[Şoför] Çantalarınızı verin.

[Konuşmalar işitilmez]

[Şoför] Çantaları yükleyeceğiz.

[Içeriden makine sesleri gelir]

Ju!

Ju!

Merhaba, Ju!

Selam, kardeşlik.

- En sevdiğim kardeşim nasıl? - Bir tane varzaten.

Nasıldı?

Yeni döndüm, hiç konuşmayalım.

Hafta sonu annemle babam Paris'e gelecekler.

Zach, bir yere not al.

Sakın unutma.

Tamam.

Pazar günü öğle yemeği yiyeceğiz. Annem senin için çok endişeleniyor.

Biliyorum, Juliette.

Zaten sadece onun için sınavlarımı geçmeye çalışıyorum.

Ne iyi bir çocuksun sen öyle.

Okulu anlat biraz.

Güzel kızlar var mı?

Senin gibisi yok.

Gidip üzerimi değiştireyim.

Ben iyiyim, merak etme.

[Pauline] Sophie acınacak halde.

[Sarah] - Benoit'yı seviyor. [Pauline] - Gerçekten mi?

[Sarah] Derslerde açık saçık giyinip onun yanına oturuyor.

[Pauline] - Çocuk kesin ondan nefret ediyordur. [Sarah] - Tabii ki.

[Pauline] Victoire'in partisine geliyor musun?

[Sarah] Pijamalarımı giydim artık.

[Pauline] Geliyorsun.

Bu bir emirdir, soru değil!

[Sarah] Pauline, yatağa girdim bile.

- Kim gidiyor? - Ben...

...Jules, Willie, Charlotte...

Bekle biraz.

[Seslenir] Babiş! Babiş!

Evet, tatlım?

Pauline ile çıkabilir miyim?

Tamam.

Çok geç kalmak yok. Ben gelirsizi alırım.

Teşekkürler.

- Annem işte mi? - Evet, ben bir film seyrederim.

Belki böylece döner.

Sana iyi eğlenceler.

Tamam, geliyorum.

[Fonda hareketli müzik çalar]

[Antoine] Sen Garance'ın arkadaşı mısın?

[Sarah] Ne?

[Antoine] Sen Garance'ın arkadaşı mısın?

[Antoine] Ben Victoire'in arkadaşı Pauline'in arkadaşıyım.

[Antoine] Şuradaki sarışın mı?

[Antoine] O da fena değilmiş.

[Güler]

[Antoine] Müthiş görünüyorsun.

Beyaz elbise. Gelin gibi.

Günahsız.

[Zachary] - Merhaba, Garance. - Merhaba.

- Ne kalabalık ama. - İyi görünüyorsun.

Leke var.

Kandırdım. Şapşal.

Şu salak kim?

Bilmem.

- Dans edelim mi? - Hayır, teşekkürler.

- Haydi! - Hayır, böyle iyiyim.

Görüşürüz.

- Haydi çıkalım buradan. - Ben kalmak istiyorum.

Sanırım sana kalmak istediğini söyledi.

Sen de kimsin?

İkile! Git bir portakal suyu falan al.

Öyle olsun. Senindir.

İyi eğlenceler.

Sana ne oluyor?

Ben dört yaşımda değilim.

Kendi başımın çaresine bakabilirim.

Tamam.

Sen de şu gösterip de vermeyenlerdensin.

[Bağırır] Zach, bırak beni!

Endişelenmeyin, millet!

[Sarah] Bırak beni.

Biri bana yardım etsin.

[Sarah] Zach, bırak beni.

Pauline!

Bırak.

[Sarah çığlık atar]

Bu yaptığınız hiç de kibar bir hareket değildi, Bayan Paulson!

[Arkadaşı seslenir] - Zach, geç kalacağız. - Geliyorum.

[Arkadaşı seslenir] Pazartesi görüşürüz.

Bu da ne? [Güler]

[Pauline] O kadar mı içtin?

Bunu ödeyecek.

[Eğitmen] Sağ el...

[eğitmen] Koştur.

Tamam mı, Sarah?

Mesafeni koru.

İşte.

[Eğitmen] Onu fazla zorlama.

Daha küçük.

[Eğitmen] Çok hızlı gidiyorsun.

Yavaşla.

Sarah, dinliyor musun?

Yavaş...

İşte, gördün mü?

Bekle. Dur!

[Eğitmen] Çok hızlı gittin.

Fazla risk aldın.

[Fotoğrafçı] Pekala, Zach. Harika.

Şimdi kollarını kaldır.

Başını eğ. Ellerini kalçalarına koy.

Süper.

Dizlerinin üzerine çök.

Sıktınız ama. Yeter!

[Fonda klasik müzik çalar]

Çok güzelsin, büyükanne.

Kuaför mü geldi?

Çok güzel olmuş.

Hemşire pek yemediğini söyledi.

Yemelisin.

Burası bizim kantinden kötü olamaz.

Ne istiyorum, ne hayal ediyorum, biliyor musun?

İrmik tatlınla elma suyunu.

Eskiden yaptıklarından.

[Babaanne gülümser]

Ne kadar sık yapardın.

Okul sonrası yerdim, hatırladın mı?

[Sarah iç çeker]

Pauline ile sinemaya gideceğiz.

Sana selam söyledi.

Annem de öyle.

Bu aralar işle çok meşgul.

Annem işte.

Biraz müzik?

[Kulaklıktan klasik müzik sesi gelir]

[Konuşmaları işitilmez]

Merhaba, tatlım.

Özür dilerim, trafik çok kötüydü.

Park edemedik.

[Jean] Biz 200 km. Yoldan zamanında geldik.

Merhaba, baba.

Merhaba.

Çok güzelmiş.

Sağ ol, anne.

Sen iyi misin?

Yeni okulunu sevdin mi?

[Jean] Asıl soru, onu seviyorlar mı?

Gerçi bana gelen haberlere bakılırsa pek sormaya gerek yok.

Endişelenme.

Endişelenme mi?

Nasıl endişelenmesin?

Dergilere poz vermekten başka ne işin var?

[Marie-Paule] Geleceğini tipinle kazanamazsın.

Jean, lütfen...

Zaten çocukları az görüyoruz.

Tamam...

Ne alırsın Juliette?

Pancar salatası alacağım.

[Jean] İyi seçim.

Görüşmelerin nasıl gidiyor?

Saate niye bakıyorsun?

Sınava mı yetişeceksin?

- Kes şunu, baba. - Keseyim mi?

Sen bensiz ne yapabilirsin ki?

Bana kaç paraya mal olduğunu biliyor musun?

Senin için durmadan yeni okullar bulmak zorunda kalıyorum.

Param olmadan sen nesin ki?

Param olmadan bir hiçsin!

[Seslenir] Hesap, lütfen.

[Jean] Hıyar herif!

[Jean] Hıyar herif...

Ben gidiyorum.

Teşekkürler.

Al şunu.

Sevdiğin elmalı turtadan yaptım.

Teşekkürler, anne.

Gittim.

Kendine iyi bak, anne.

[Iç çeker]

[Melankolik müzik]

[Fısıldar] Bu da ne?

[Kızar] Paulson, seni pislik!

Pekala, Florida bölümü bu kadar.

Sorusu olan?

Stacy?

Dinlemiyordun tabii.

Aptal şey.

- Şubat tatili için... - Efendim.

[Zachary] Lavaboya gidebilir miyim?

Tatiliniz sırasında gelişme eşitsizlikleri...

...üzerine araştırma yapmanızı istiyorum.

[Öğretmen] Not alın.

[Öğretmen] - Merkezde- [öğrenci bağırır] - Yangın!

[Öğretmen] Panik yapmayın.

[Öğrenci bağırır] Efendim, duman çıkıyor!

O da ne?

- Hiç komik değil! - Kim yaptı bunu?

Sakin olun ve sınıfı boşaltın!

[Öğrenciler] Kapı kilitli, efendim!

[Öğretmen] İri kıyım birisi açsın. Açın önümü.

[Zachary bağırır] Paulson!

[Zachary] Kahretsin, Paulson!

- Koş! [Zachary] - Paulson, dur!

- Bak... - Bunu komik mi buluyorsun? [Sarah çığlık atar]

[Öğrenciler güler] Güzel pantolon!

[Zachary acıyla inler] [Melankolik müzik]

[Bağırır] Haydi! 3 tur!

Bay Scar.

Her zamanki gibi geç kalmış. Size 3 turfazladan veriyorum.

Scar hep geç kalır.

UFAClK BİR ÇÜKÜM VAR

Kıçımı yala, Poulson!

KlÇlMl YALA

[gök gürülder]

[Derin nefesler alır]

[Sarah çığlık atar]

[Seslenir] Kimse var mı?

[Seslenir] Kimse var mı?

[Seslenir] Pauline!

Kimse var mı?

Pauline!

Yardım lazım mı?

Hayır, ben iyiyim sağ ol.

Peki, sen bilirsin.

Tamam, çıkar beni buradan!

"Lütfen, Zach."

Lütfen, Zach.

"Özür dilerim."

Özür dilerim.

[Melankolik müzik]

Teşekkürler.

Gidiyor musunuz?

- Havuza. - S. Ktir! Yüzme!

- Neyle uğraşıyorsun? - Listemle.

Sinirlerin bozuk.

Hayır. Niye öyle söyledin?

Ne zaman öyle olsan liste yaparsın.

Bu ne hakkında?

Amerika'ya gitmeden önce yapacaklarım.

Beni Portland'da ziyaret eder misin?

Bunlar için biraz erken değil mi?

Beni depresyona sokacaksın. Bunları konuşmak istemiyorum.

Diyeti de ekle. Oralarda kilo alacaksın.

Çok komik!

Bir çocukla yatacağım.

Pauline'e sarılacağım.

Liste yapmayı bırakacağım. Sonsuza kadar.

Pekala, listende neler var?

Yanımda götürülecek kitaplar, Portland'daki binicilik kulüpleri...

...sağlık sigortamın halledilmesi, posta kutumun yönlendirilmesi-

[güler] Sen tam bir delisin!

Her şeyi nasıl kontrol edebilirsin ki?

Edemem. Sadece geleceği düşünüyorum.

Sürprizlerden nefret ediyorum.

[Güler]

[Sarah] Sadece akıl yoluyla kurallar konulabilir.

Bana gereken gerçeği ancak o ortaya çıkarır.

Tutku ve hayal gücünün tuzaklarına düşmemi engeller.

Doğru ama gerçekten bu tuzaklara düşmemek için gereken güç bizde var mı?

Tutku ve hayal gücünü rehber bellemek bir çok insanın...

...çok daha keyifli yollarda yürümesini sağlar.

Bu konuda Spinoza ne der?

Zachary?

- Spinoza der ki... - Hayır.

Zachary, ayağa kalk.

Büyük bir kıskançlıkla kendine sakladığın bilgilerini bizimle paylaş.

Der ki; kendi iradesi olmayan insan, tutkularını mantık yoluyla yenemez.

İşte bu. Teşekkürler, Zachary.

[Okul zili çalar]

[Öğretmen] Tatilden sonra devam ederiz.

[Öğretmen] Bu akşam iyi eğlenceler.

[Fonda melankolik müzik ve konuşmalar]

[Melankolik müzik]

- Saat kaç? - Geç kalmadın.

- Ne yapıyorsun? - Okul kırıyorum.

Ne? Sen asla böyle bir şey yapmazsın?

- Akşam tatile gidiyorum. - Scar mı?

Biliyor musun?

Ben de geleceği görürüm.

Pekala...

Okul kırıp Zachary Scar'la çıkmak...

Bu pek senin listene benzemiyor.

Dün dışarıya çıktık.

Büyüleyiciydi.

Sarah, mantıklı olanımız sensin.

- Sence gitmemeli miyim? - Gitmelisin!

Ben idare ederim.

Seni seviyorum.

Ben de seni. Motosikletin üzerinde dikkat et.

Kahramanımsın!

[Melankolik müzik]

[Konuşmaları işitilmez]

Bana gidelim.

Geç oldu.

Otobüs saatlerini kaçırmamalıyım.

Gidelim haydi.

Merhaba, anne. Merhaba, Rose.

İyi akşamlar.

Bugün okuldan bana gelen mesaja bir bakın.

Ne mesajı?

Bugün okula gitmemişsin.

Saçmalık bu. Hastaydım.

Revirde olduğumu biliyorlardı.

- Bu suç değil ya! - Sesini yükseltme.

Niye derslere girmedin?

[Bağırır] Hastaydım dedim ya.

Dersleri asmadım. Amma taktın!

Annenle böyle konuşma.

Bir hata yapmış olmalılar.

- Sakin ol. - Hep onun tarafını tutuyorsun.

Tutmuyorum.

[Güler] Tam bir yalancısın.

[Iç çeker]

[Melankolik müzik]

[Telefonuna mesaj gelir]

[Güler]

150 yapıyorum.

Hayır, kağıdını tut.

Dokunma.

- 200. - Ben yokum.

Güzel gözler, değil mi?

[Öğretmen İngilizce konuşur] Tamam. Hey?

Sömestrtatilinden önce nerede kalmıştık hatırlayan var mı?

Tamam, sayfa 86, Arno okur musun lütfen?

"Konu 1: Müzik dünyayı değiştirebilir mi?"

Özür dilerim, Bayan Grant. Bayağı yavaş yürüdüm.

[Ingilizce] Ama sizi gördüğümde bütün acılarım diniyor. Daha iyi oluyorum.

[Gülüşmeler]

Oturun da derse başlayalım Bay Scar.

[Pauline] Seni özledim.

Megeve nasıldı?

Bruno gitti mi? Nasıl?

[Pauline] Çok sıkıldım.

Yine annemle tartıştık.

[Fısıldar] Geliyor musun?

Evet.

Hemen dönerim.

[Okul zili çalar]

Hey.

Hey!

[Sarah] İki haftadır konuşmadık...

...tek söyleyebildiği şey "hey" mi?

Orada salak gibi dikildim.

Hiçbirşey diyemedim. Ne diyecektim ki?

Pauline, beni dinliyor musun?

Neyin var, canım?

[Pauline] Seninle uyuyabilir miyim?

Tabii ki. Gel.

Neyin var, Pauline?

Hiçbirşey.

Ben iyiyim.

[Melankolik müzik]

[Öğretmen] Çok güzel, Sophie.

[Sophie] - Emin misiniz? [Öğretmen] - Evet.

[Öğretmen] Sana gelince...

...kendini toparlamalısın.

[Öğretmen] Arkadakiler, hızlanın.

[Öğretmen] Cuma günü yüzme var.

[Öğretmen] Mayolarınızı unutmayın.

Sana acıyorum.

Niye ki?

Herşeyi gördüğünü, yaptığını söylüyorsun ama...

...aslında sadece korkuyorsun.

Sen dışarıya gösterdiğinden daha iyi birisin.

[Zachary] - Merhaba, Ju. - Merhaba.

- Suratın mı asık senin? - Hayır, iyiyim.

Okuldan iki tane mesaj geldi.

Saygısızca davranışların varmış ve diğerlerine kötü örnek oluyormuşsun.

Ben de altı aydır işsizim ve seks de yapmadım.

Seks hayatını duymak istemiyorum.

Çok kötüsün.

Tamam ben çok ilginç biri değilim, anladım!

Ama okulda biraz çaba göstermelisin.

[Bağırır] Okul konusunda üzerime gelmeyi bırak!

Sen çalıştın da ne oldu?

İşin gücün yok.

Ama babama kalsa burada faturalarını ben öderken başarılı olan sensin.

Kahretsin, sen tam birsalaksın!

Hakaret etmene gerek yok, sadece sana yardım etmeye çalışıyoruz.

[Zachary bağırır] - Topla şurayı! [Bağırır] - Defol git!

Zach, sıra sende.

Ben yokum.

Ben varım. 50.

Bir kağıdı ayır.

Bana gidelim mi?

- Hiç havamda değilim. - Haydi ama.

Bu gece olmaz.

Git başımdan!

- Sakin ol. - Sana soran oldu mu?

Çıkın gidin! Hepiniz!

- Bekle, Chloe. - Defolun!

Ben de mi?

Ben kalabilir miyim?

[Zachary] Aptallık ettim.

Yarın saat on birde. Jardin des Plantes Maze.

Lütfen.

Yardımcı olabilir miyim?

- Sarah Paulson? - Onun yanına gidiyorum.

Bunu ona verebilir misiniz, lütfen?

Pekala.

- Sarah! - Evet?

Al bakalım.

Sana geldi.

Getiren çocuk bayağı yakışıklıydı.

Sana hayranım, babiş!

[Sarah sevinçle çığlık atar]

[Melankolik müzik]

[Zachary] Bütün bu listeler de ne?

[Zachary] "Mavi kazağım, beyaz süveterim, dolabımdakiler...

[Zachary]... bindiğim tüm atlar: Uriel, Azor, D'Artagnan."

[Zachary] Sen biraz üşütüksün.

[Zachary] "En sevdiğim kitaplar."

[Zachary] Bak işte bu ilginç:

"Hayatımda yapmak istediklerim.

Harvard'da okumak, Taj Mahal'i görmek, Patagonya'yı atla geçmek,

Tokyo'da kaybolmak, evlat edinmek." - Neden?

Kimsesiz bir çocuğa sevgimi vermeyi tercih ederim.

Ya sen?

Hayır, ben çocuk istemiyorum.

[Sarah] Bu kılıfı büyükannem yaptı.

Bu kim?

Babam. Öz babam.

- Onu sık görüyor musun? - Hayır. O Amerika'da.

Ben bir yaşındayken gitmiş.

Kariyeri için.

Bu yüzden mi oraya gideceksin?

Hayır. Orası daha iyi, o kadar.

Ne iş yapıyor?

O bir piyanist. Film müzikleri besteliyor.

Ona kızgın mısın?

Artık değilim.

Beni merak etmesini beklemekten bıktım usandım.

Hasta olduğumda durumumu sormasını...

Aptalca şeyler. Köpeğim öldüğünde neler hissettiğimi...

Notlarımla gurur duyduğunu...

Bana sarılmak için can attığını...

Sevgisini beklemekten bıktım.

Seni seviyor olmalı.

Belki de...

Bana göstermedikten sonra neye yarar ki?

Bazen düşünüyorum da...

...beni biraz seviyorsa...

...müziğine yansımıştır.

İlk aşkın kimdi, Babiş?

Paquita Campillo.

Efendim? O da kim?

Uzaktan kuzenim.

Kaç yaşındaydın?

On yedi.

Ya o?

- Yirmi yedi. - Yirmi yedi mi?

Gerçekten mi?

Haydi anlat.

Tatil için Madrid'deydim.

Ben oraya vardıktan hemen sonra akşam yemeğine gelmişti ve...

...parfümünü hala hatırlıyorum.

Sesi de çok farklıydı.

Çok yumuşaktı.

Esmerdi.

Bıyığı olmasın!

Bıyığı yoktu.

Hemen beraber oldunuz mu?

Hayır. Onu eve bıraktım ve ertesi sabah oradan ayrıldım.

Okulu tamamen asıp bütün yazımı onunla geçirdim.

Gerçek aşk mıydı?

Evet, delicesine aşıktım.

İlk defa başıma geliyordu.

Önemliydi.

Sanırım ben de aşığım.

Biliyorum.

Çok korkuyorum.

Planlarında bu yoktu, değil mi?

[Sarah iç çeker]

İyi şeyler insanın başına bir anda gelirler. Korkutucu olsalar bile.

Bir şey korkutmuyorsa, gerçek değildir.

Gözlerinin içine iyice bakarsan ona güvenip güvenemeyeceğini görürsün.

Yapmak istemediğin birşey yapma.

Sana böyle şeylersöylememeliyim. Sonuçta baban değilim.

Ama seni daha fazla sevemezdim.

Biliyor musun, Babiş...

...babam olmayabilirsin ama beni büyüten sensin.

[Güler] Tatlım benim.

[Melankolik müzik]

Anlıyorum.

Sen istediğin zaman olacak.

Seninleyken rahatlıyorum.

Daha yavaş nefes alıyorum.

Kalbim daha hızlı çarpsa bile.

O yüzden bekleyebilirim.

[Öğretmen İngilizce konuşur] Kaliforniya'da geçen "A Day Without A Mexican" kitabında...

...ana dil aslında İngilizce.

"Hayatın değeri üzerine kafa yormamız yukarılarda birilerinin olduğunu gösterir."

Nietzsche sevmez misin?

[Konuşmaları işitilmez]

Büyükanneni ziyaret et!

[Gülümser] Artık yatmalısın!

[Gülümser]

Duydun mu?

Tamam, tamam. Beş dakika!

Tamam, tamam deyip durma.

Biraz ders çalış. İki ay sonra sınavların var.

Çok kötüsün.

Anne!

İlk aşkın kimdi?

Bu da ne biçim birsoru? Şimdi sırası değil! İyi geceler.

Uyudun mu?

Evet.

Tamam, seni seviyorum.

[Masaya vurur] Sessizlik, lütfen.

Doğru tahmin ettiniz, sınav olacaksınız.

İki saatiniz var.

[Öğretmen] Adınızı sol üste yazın.

[Öğretmen] Çizginin üzerinden katlayın.

Bütün konuları derslerde işlemiştim.

Çalışmanız yeterliydi.

[Içeriden gülüşmeler ve çığlıklar duyulur]

Yakalanacağız!

Hayır, bu bir gelenek.

Bak, sorun yok!

Gerçi ağdayı da listene eklesen iyi olacak.

- Sersem! - Gerçekten.

Gidelim.

Pauline, yardım et!

Delirdin mi sen?

İyi misin?

[Melankolik müzik]

[Sarah çığlık atar]

[Derin nefesler alırlar]

Nereye?

Sürpriz.

Bu gece olmasını istiyorum.

[Sarah] Harika.

Emin misin?

Birşey söylememe izin ver.

[Zachary "Şşşt!" yapar]

Bu benim de ilk seferim gibi.

Gözlerini kapat.

Sadece kapat.

[Melankolik müzik]

Burası artık benim.

Sonsuza kadar.

[Zachary] Çocukluğumdan beri karanlıktan korkmuşumdur.

İnsan karanlıkta eğlenir.

Niye karanlıktan korkuyorsun?

Kötü anılarım var, o kadar.

Bu anılar babanla mı?

Belki de.

Karanlıkta ne olacağını asla bilemezsin.

Dört as!

Daha da iyi!

Alo?

Alo?

Bayan Tingaud?

Pauline hastanede.

Hastane mi?

Ne?

Nasıl? Ne?

Benim hatam. Dün gece ilaçlarımı almış.

[Fısıldar] Ne olmuş?

Benim hatam. İşe yaramazın tekiyim.

Nerede o?

Nerede o?

[Bağırır] Nerede o?

Ağlama.

Buradayım.

Pauline, sen benim kardeşimsin.

Seni koruyamadım.

Hiçbir şeyi fark edemedim.

Beni affedebilecek misin?

Aptal!

Sen beni aşk hafta sonunu böldüğüm için affedebilecek misin?

Pauline Tingaud!

Seni hak etmeleri için çok çalışmaları lazım.

Arno...

İyi. Gerçekten iyi.

20 üzerinden 14.

Efektif, özlü. Güzel.

Aferin.

Stacy, sen de 14.

Hayır. Yarısı. Pardon, 7.

Şaka yapayım dedim çünkü kağıdını okurken bayağı güldüm.

Sarah Paulson.

20 üzerinden 9.

Tekrar çalışmaya başla. Hemen.

Sophie Thenot. Sürpriz! Fena değil.

İyi de değil. 20 üzerinden 11.

Vay canına diyesim geliyor.

Hertarafta seni aradım.

Ne yapıyorsun?

Çalışıyorum.

Hayatımda hiç kötü not almadım ben.

Abartma. Bir tane aldın diye...

Abartmıyorum!

Sen kötü not alsan da kafana takmıyorsun.

Günlük yaşıyorsun. Ben öyle değilim.

- Tamam mı? - Pekala, ben bir aptalım.

Benim yanımda gezmezsin olur biter. Anlaşılan aptallığım bulaşıcı.

Zach, ben öyle demedim.

Seni özledim.

- İyi misin? - Evet.

Endişelenme.

Geceleri motosiklet kullanman hoşuma gitmiyor.

O dönmeden gitmiş olurum.

Gel, otur.

Sen iyi misin?

Baban hesaplarla uğraşıyor.

Çok meşgul.

Sürekli çalışıyor.

Kendine biraz zaman ayır.

Niye biraz dinlenmiyorsun?

Niye o eve dönene kadar burada bekliyorsun?

O çok değişti.

Bak, anne...

Kendine bir bak...

Hala çok güzelsin. Herşeye baştan başlayabilirsin.

Parayı kafana takma.

Babamın benim için Juliette'e verdiği paraları biriktiriyorum. O para senindir.

Benim yüzümden kendini sıkma.

Benim yerim babanın yanı, biliyorsun.

Bu kadar.

Sizin sayenizde içimde yaşayan bir kadın var.

Ama sen her zaman hislerinle barışık ol.

Bana söz ver.

Söz veriyorum, anne.

[Melankolik müzik]

Bırakayım mı?

[Zachary] S. Ktir!

Ne oldu?

Lastik patladı.

Kahretsin!

S. Ktir!

Şarjım bitmiş.

Benim de.

Pauline meraklanacak.

Nerede uyuyacağız?

Hayaletlerden korkar mısın?

[Baykuş sesleri]

"Onları bir arada tutan el sadece bir kelime yazdı...

...eğer biri sevmekten vazgeçseydi bütün güneşler sönerdi."

Ölümden sonra bir şey var mı sence?

Bilmem.

Ama eğer yarın ölecek olsaydım...

...gelirseni bulurdum.

Niye öyle söyledin?

Çok büyük bir his var içimde.

İçimde bir parçasın sanki.

En iyi parçam.

Gözlerini kapa.

[Melankolik müzik]

Sana aşığım.

Seni seviyorum.

Ne kadarseviyorsun?

Buradan yıldızlara kadar.

[Okul müdürü] Bütün gece dışarıdaydın. Çok merak ettik.

İkimizin de şarjı bitmişti.

Sessiz olun, Bay Scar.

İzin almadan okula getirerek başka bir öğrencinin de hayatını tehlikeye attınız.

Ya kaza yapsaydınız?

- Yapmadık. [Okul müdürü bağırır] - Kes!

Hem düşüncesiz hem de saygısız.

Artık bu riski daha fazla taşıyamayacağım.

Hayatını mahvetmek istiyorsan, tamam.

Ama aynısını Bayan Paulson'a yapmana izin veremem.

İkiniz de bir hafta uzaklaştırma cezası aldınız.

Kahretsin...

Beni kovsanız da umurumda değil.

Zaten can atıyordunuz.

[Bağırır] Bu işten ben sorumluyum o yüzden Sarah'ı rahat bırakın!

- Seni sapık! - Yeter!

Küçük pislik!

Bu karakterle hiçbir yere varamazsın!

Seni şımarık zengin çocuğu!

Hiçbir şeyden haberin yok!

[Okul müdürü] Anne babanıza söyleyin, kendisi La Fresnaie'den atıldı.

Çıkabilirsiniz.

Zach.

Niye öyle yaptın?

Bana kızma. Seni koruyordum orada.

Ona vurarak mı?

Babanı eleştiriyorsun ama aynı onun gibi davranıyorsun.

Bunu söylemen çok adice.

Gerçekten.

Niye sen de normal biri olamıyorsun ki?

Normal mi?

O ne demek?

Gayet iyi biliyorsun.

Hep farklı olmanın peşindesin.

Şimdi ne yapacaksın?

Değiştiğini sanmıştım.

Demek ben buyum.

Senin küçük projen.

Benden daha iyi olduğunu, beni değiştirebileceğini mi düşünüyorsun?

Seni hayal kırıklığına uğrattığım için üzgünüm.

Zach.

Zach.

Gitme.

[Melankolik müzik]

[Fısıldar]Lütfen kal...

[motorsiklet sesi]

[Sarah burnunu çeker]

Burnunu sil.

Şikayet de etme. Ne bekliyordun ki?

Babiş, telefonundan bir mesaj yollayabilir miyim?

Richard...

Birtelefon hakkı var. Hapis gibi düşün.

- Al. - Teşekkürler.

Hiç bana aldırmayın.

Zaten ne fark eder ki?

[Jacqueline] Yarın kır evine gidiyoruz.

[Jacqueline] Çalışmalısın.

[Jacqueline] Telefon, bilgisayar yok. Yeter artık.

Değişme. Özür dilerim. Saat on birde bizim evin önünde.

[Jacqueline] Beni duyuyor musun?

Şimdi ne yapacaksın?

Sana bağırıp çağırmaktan bıktım. Babammışım gibi hissediyorum.

Öyle her önüne gelene vuramazsın.

Dışarı mı çıkıyorsun?

Kimseyi önemsediğin yok.

Okul olsa da olmasa da idare ederim ben. Kendi bildiğim gibi.

Seni seviyorum.

- Seni baş belası! - Baba!

Lütfen dur.

Baba!

Ona dokunma!

Dur.

Artık dayanamıyorum!

Lütfen dur.

Herşey düzelecek. Dur.

Bay Scar?

Herşey yolunda.

Meraklanmayın, iyileşecek.

Sadece kendinden geçmiş.

Onu görebilir miyim?

Tabii.

Hayır. Bana beş dakika verin.

Sana vurduğum için özür dilerim, baba.

Senin gibi olmaktansa ölmeyi tercih ederim.

Git gide sana benziyorum.

İçimdeki öfke bana senden kalmış.

Sevginin hak edilmesi gereken birşey olduğunu ve...

...benim sevilmeyi hak etmediğimi söylediğin için senden nefret ediyorum.

Ve annemi o kadarsık ağlattığın için...

Umarım bir gün onu seni terk etmesi için ikna edebilirim.

Yalnız kalacaksın.

Yalnız öleceksin.

Ve o gün, baba...

...iki tane baba kaybettiğim için üzüleceğim.

Birtanesi hiç göremeyeceğim...

...diğeri de hiç sahip olamadığım.

Hoşça kal, baba.

[Melankolik müzik]

Haydi barışalım.

Bu akşam dizi seyredelim de değişiklik olsun.

Babamı sevmiş miydin?

Tabii ki. Niye sordun?

Amerika'ya gittiğinde niye onunla gitmedin?

Onunla gitmeni istemedi mi?

Hayır, istedi.

Sordu bana.

Gerçekten mi?

Niye bana söylemedin?

Niye gitmedin?

Karışık bir durumdu.

O orada yaşamak istedi. Ben buradaydım.

Babam yeni ölmüştü.

Büyükanneni yalnız bırakamazdım.

Stajım biter bitmez de iş teklifi almıştım.

İkiniz de kendiniz için en iyi olanı seçmişsiniz.

O beni müziği için terk etmiş.

Sen de kariyerini seçmişsin.

Hayatlarınızı değiştirmemişsiniz.

Ben hep ikinci sırada gelmişim.

Neden bahsediyorsun sen?

Hayat o kadar basit değil.

Göreceksin.

Belki de.

O benim ilk aşkımdı.

Kim?

Baban.

[Melankolik müzik]

Arayıp duruyorum. Cevap vermiyor.

Böyle bitemez. Çok aptalca.

Birbirinizi seviyorsunuz.

Değil mi?

Evet, ama korkuyorum.

Neden korkuyorsun?

Beni görmek istemeyeceğinden.

Kontrol edemeyeceğim hislerden.

İncinmekten.

Bunu için çok geç değil mi?

Ne yapabilirim?

Onu aramamı ister misin?

- Zachary? - Evet.

Ben Richard Neumann. Sarah'ın üvey babası.

Birkaç dakikalığına görüşebilir miyiz?

Burası Zach'in evi.

Ne işler çeviriyorsun?

[Melankolik müzik]

O iyi biri.

Haydi.

[Konuşmaları işitilmez]

Avustralya'ya gidiyorum.

- Ne zaman? - Temmuz ortası.

İlk önce çekim için Belçika'ya. Sen gitmeden dönmüş olurum.

Sınavların ne olacak?

Dersler bana göre değil.

Bir hediyem var. Pokerde coğrafya testinde çıkacak soruları öğrendim.

Amerikan tarımı...

- Sence gerçek mi? - Kim bilir?

Fotoğrafı bırakıyor musun?

Hayır, ama...

Ya babamın söylediği doğruysa diye düşünerek büyüdüm.

Ya değersiz biriysem.

Öyle olmadığımı söyleyen ilk kişi sensin.

İnandığım ilk kişi.

Sadece biraz zamana ihtiyacım var.

Ya biz?

Sen dönünce bakacağız.

Eğer dönersen.

Bakarsın beni unutursun.

Anlamıyor musun?

Senin bir sürü sevgilin olmuş.

Sen benim istediğim ilk erkeksin.

O sensin. Bu çok açık.

Başka kimse olmayacak.

[Gök gürülder]

Eve gitmelisin, Sarah.

Sen gitmeden sınav sonuçlarını kutlamak için geleceğim.

[Melankolik müzik]

Ağlama, benim küçük göz bebeğim.

Seni seviyorum, Zach.

Seni seviyorum, Sarah.

Mouloud, çalışmama yardım edebilir misin?

Bana ne dedin sen?

Mouloud.

Bu senin takma adın.

Sevmedin mi?

Haydi, anlat.

Amerika dünyaya en çok tarım ihracatı yapan ülkedir.

İhracat miktarı...

Aslında Mouloud'u sevdim.

Mouloud. İnanamıyorum.

Hayır! Lütfen!

Gitme zamanı.

Hazırlanayım.

[Kapı zili çalar]

Soruları iki kere oku. Derin nefes al.

Vitaminlerini aldın mı?

- Hayır. - Ben sana getireyim.

- Senin için. - Teşekkürler, Rose.

Bütün gün seni düşünüyorum. Benim yıldızım sensin. Z.

[Richard] Haydi Sarah!

Yürü bakalım.

Görüşürüz, tatlım.

- Akşam görüşürüz. Seni seviyorum. - Ben de seni.

Vitaminlerin!

[Öğretmen] Sayfalarınızı çevirebilirsiniz.

Amerika Birleşik Devletleri Tarımı.

Merhaba, büyükanne.

Sen iyi misin? Üzgün görünüyorsun.

Şu kemanın yerini değiştirmeyin diye kaç kere söyledim onlara.

İşte.

Uyurken onu seyredebilirsin.

Daha önce gelmediğim için özür dilerim.

Sınavlarım vardı.

Yakında sonuçlar açıklanacak. Sonra da Amerika'ya gideceğim.

Hatırlıyor musun, büyükanne?

Bir çocukla tanışmıştım.

Adı Zachary.

Başımı döndürdü. Hem de çok fena.

Faure'in Requiem'i var ya?

Aynı onun gibi.

Çok güçlü, çok saf.

[Iç çeker] Teşekkür ederim, büyükanne. Seni seviyorum.

[Fotoğrafçı] - Hazır mısın? - Evet.

Tamam, pekala. Gidelim.

Kazanmış! [Çığlık atarlar]

Aferin!

Bu harika!

Süper!

- Sen kazandın mı? - Evet.

Tebrikler.

Anne!

Kazandı! Kazandı!

- Onu görmeme sadece birkaç saat kaldı. - Güzel.

Arno onunla partiye gitmemi istedi.

Evet dedim.

Sanırım benden gerçekten hoşlanıyor.

Bence de senden hoşlanıyor. Hem de uzun zamandır.

Sana bakışını beğeniyorum.

Kulübe gidip veda etmeliyim.

- Sekiz gibi mi buluşuruz? - Evet.

- Seni seviyorum, Pauline. - Ben de seni.

[Gergin müzik]

[Melankolik müzik]

[Konuşmalar işitilmez]

[Iç çeker ve ağlar]

Çok zamanı kalmadı.

Sanırım seni bekliyor. İçeri gel.

Lütfen, Sarah.

Lütfen.

Gitme, aşkım.

Listende daha yapacak çok şeyin var.

Hepsini beraber yapacağız.

Benimle kal, Sarah.

Lütfen, benimle kal.

[Fısıldar] Gel buraya.

[Fısıldar] Üzülme.

[Fısıldar] Birbirimiz tekrar göreceğiz. Söz veriyorum.

[Kalbi durur]

[Melankolik müzik]

[Konuşmalar işitilmez]

[Melankolik müzik]

[Sarah] Aşkım...

Yarın uzun bir yolculuğa çıkıyorum.

Üzgün olsam bile, mutlu ve sakin hissediyorum.

Bilinmeyenden korkmamayı bana öğrettiğin için.

Öğrendim ki zayıflıklarımızı dışa vurmak bizi daha güçlü yapıyor.

Aşktan korkmamak gerektiğini öğrendim. 980. Seninle, Zach...

...ben yaşamayı öğrendim.

Seni çok özleyeceğim.

Yine de biliyorum ki...

...bir gün tekrar beraber olacağız.

Ne kadar zaman sonra olacağının bir önemi yok.

Seninle çok uzun bir süre beraber olacağız.

Bu arada sana kokumu ve bir daha karanlıktan asla korkmaman için...

...bu feneri bırakıyorum.

Yalnız kaldığın her an yanında olmadığım her an...

...seni seviyorum.

Seni bekliyorum.

Yıldızın.

Sarah.

[Zachary] Ve o birkaç dakika...

...birkaç saat boyunca...

...hala beraberiz.

O hala burada.

Yukarıdaki yıldızlara giden Bruno'ya.

[Melankolik müzik]

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.