All language subtitles for From.Russia.With.Love.1963.1080p.BluRay.x264 -TR

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian Download
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish Download
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish Download
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Tam 1 dakika 52 saniye. Mükemmel.

VENEDİK ULUSLARARASI BÜYÜK USTALAR ŞAMPİYONASI

Şah.

At fili alır.

At... fili alır.

HEMEN ÇAĞIRILIYORSUN

Şah kale ikiye.

Şah... kale ikiye.

Vezir şah dörde.

Vezir... şah dörde.

Tebrikler bayım. Çok zeki bir darbe.

Dövüşçü siyam balığı. Büyüleyici yaratıklar.

Cesur ama temelde aptal.

Evet, aptallar.

Bu elimizdekiler gibi

ara sıra rastlananlar hariç. Diğer ikisi dövüşürken

o bekliyor.

Hayatta kalan kendini savunamayacak hale gelene dek bekliyor.

Ve sonra vuruyor, SPECTRE gibi.

Aradaki paralellik eğlendirici.

Örgütümüz sizin Ruslardan bize gelmenizi

eğlence için ayarlamadı Üç Numara.

İçeri gel Kronsteen.

Beş Numaranın bizim için ne planladığını dinlerken, sen de otur Üç Numara.

Umarım planlama şefi olarak çabaları satrançtaki gibi başarılı olur.

Olacak.

Yönergeleriniz doğrultusunda SPECTRE için Ruslardan

yeni Lektor şifre çözücü makinasını çalmayı planladım.

Türkiye'de Rus Kriptograf Bölümünde

bir bayanın hizmetlerine ve...

İngiliz Gizli Servisinin yardımına gerek duyacağız.

Ne Ruslar ne de İngilizler bize çalıştıklarının

farkında olmayacaklar.

Üç Numara, bölümün Kronsteen'in emirlerini almaya hazır mı?

Evet Bir Numara. Operasyon Kronsteen'in planına göre yürüyecek.

İstanbul'daki Rus Konsolosluğundan uygun bir kız seçtim.

Yetenekli, işbirlikçi,

ve devlete bağlılığı tartışma götürmez.

Senin hala Sovyet İstihbaratı için

operasyon şefi olduğunu sandığına emin misin?

Artık SPECTRE için çalıştığımı bilmesi olanaksız.

Moskova, ayrılışımı bir kaç yönetim kurul üyesi hariç herkesten gizledi.

İyiliğin için umarım.

Kronsteen, bu planın

güvenilir olduğuna emin misin?

Evet. Çünkü tüm olası karşı hareketleri önceden düşündüm.

Fakat İngiliz İstihbarat Şefi M'in bu plana inanıp ona göre

davranacağını sana düşündüren nedir?

Çünkü bunun bir tuzak olduğu aşikar.

Okuduklarıma göre İngiliz zihniyeti, tuzağı daima meydan okuma diye alır.

Ve Lektor şifre çözücüyü ele geçirmek

için en ufak bir fırsatı bile kaçıramazlar.

Bunu yıllardır istiyorlar.

Dediklerin doğru olabilir. Başka?

Ek olarak, SPECTRE'nin faal ajanımız Dr. No'nun öldürülmesinin

kişisel intikamını alması için bunu bir şans olarak görüyorum.

Çünkü İngilizlerin böyle bir görev için kullanacakları adam

mutlaka ajanları James Bond olur.

Ölümü özellikle çirkin ve aşağılayıcı bir ölüm olsun.

Güzel.

Planımı hemen hayata geçireceğim.

Ve başarısızlık olmayacak.

Çabuk!

SPECTRE Adasına hoş geldiniz. Umarım yolculuğunuz iyi geçti.

Zamanım sınırlı. İstediğim adam hazır mı?

- Dosyası. - Güzel.

Donald Grant, cinayet suçundan mahkum.

1960'da Dartmoor Hapishanesinden kaçmış, 1962'de Tangier'e konulmuş.

Mükemmel. Şimdi nerede?

- Gölde. - Onu ofisime getir, olur mu?

Beni göle götür.

Eğitim alanınından.

Bu Grant elimizdeki en iyi adamlardan.

Cani bir paranoyak. Nefis bir malzeme ama yöntemleri biraz kaba.

Eğitim ve doktrinlerimize tepkisi dikkate değerdi.

Umarım bu çalışmamızı beğenirsiniz.

Eğitim yararlıdır. Ama tecrübenin yerini hiçbir şey tutmaz.

Doğru. Canlı hedef te kullanıyoruz.

- Çağır onu! - Grant!

Formda görünüyor. 24 saat içinde İstanbul'da bana rapor vermesini sağla.

SSCB KONSOLOSLUĞU

Devlet Güvenlik Onbaşısı Tatiana Romanova.

Girin.

Kim olduğumu biliyor musun?

Albay Klebb... SMERSH için operasyon şefi.

İngilizce şifre çözmede çalışırken, sizi Moskova'da görmüştüm.

Konsolosluk buraya geldiğinizi biliyor mu?

- Hayır, mesaj... - Evet biliyorum.

Ben gönderdim.

Çalışma siciliniz mükemmel.

- Devlet sizinle gurur duyuyor. - Sağ olun Yoldaş Albay.

Ceketini çıkart.

Dön.

Sen güzel bir kızsın.

Otur.

Bale eğitimi almış olduğunu görüyorum.

Ama yönetmelik boy maddesini üç santim geçince...

Ve sonra üç sevgilin oldu.

Böyle mahrem bir sorunun amacı nedir?

Burada soru sormak için bulunmuyorsun!

Kiminle konuştuğunu unutuyorsun!

- Aşıktım. - Ya aşık olmasaydın?

Sanırım bu... erkeğine bağlı.

Mantıklı cevap.

Bu adam, mesela.

Bilemem. Nazik ve kulturny ise, belki.

Binbaşı, seni çok önemli bir görev için seçtim.

Görevinin amacı düşmana yanlış bilgi vermek.

Başarıyla tamamlarsan terfi edeceksin.

Şu andan itibaren onun her dediğini yapacaksın.

Ya kabul etmezsem?

O zaman bu odadan canlı çıkmayacaksın.

Emirlerinize itaat edeceğim.

Güzel. Şimdi, bunlar talimatların.

Bana rapor vereceksin ama

konsolosluk benim İstanbul'da olduğumu bilmemeli.

- Bu onun düzeyinin çok üstünde. - Kimseye bir şey söylemem.

Söylersen vurulursun!

Gel, gel hayatım.

Böyle basit ve zevkli bir göreve seçildiğin için çok şanslısın.

Dediğimiz gibi,

gerçek görev aşkı.

- Bu harika bir spor! - Ne dedin?

Bu harika bir spor dedim.

Tamamen aynı fikirdeyim.

Bunun için golfü bile bırakabilirim.

Gerçekten mi?

Henüz olmamış.

Başka bir kıskanç kadından hatıra mı?

Evet. O zamandan beri hiç birine arkamı dönmedim.

- Affedersin. - Ne?

- Gömleğimi verir misin? - Neler oluyor?

- Telefon etmem gerek. - Ama daha yemek yemedik.

Açlıktan ölüyorum.

Gel, Univex. Ben James Bond. Tamam.

Bütün sabah seni sorup durdu. Neredeydin James?

Şey, eski bir davayı inceliyordum.

- Demek eski bir dava oldum, öyle mi? - Şş! Ofisten arıyorlar.

- Yolda olduğumu söyle, olur mu? - Yolda değil.

Sylvia uslu dur! Yakında yine yaparız.

Ne yaparız? Bunu son söylediğinde Jamaika'ya gittin.

Seni altı ay görmedim!

- Bir saat içinde oradayım. - Söylerim.

Hey, şu eski davan kulağa ilginç geliyor James.

Şunu bir buçuk saat yap.

Şimdi, şu yemek konusu.

Bir sonraki mucizem için, ben...

Bütün gün nerede olduğunu açıklayabilirse o mucize olur.

Ama Tatiana Romanova diye birini hiç duymadım.

- Tuhaf, değil mi? - Kesinlikle çılgınca.

Tabi, kızlar film yıldızlarının resimlerine aşık olurlar.

Ama Rus şifre çözücüsü İngiliz ajanın dosya resmine aşık olmaz!

Aklından zoru yoksa.

Hayır, bu bir tür tuzak.

Evet, belli. Ve yem bir şifre makinası. Yepyeni bir Lektor.

Lektor'den aşağısı değil.

CIA yıllardır bunun peşinde.

Evet, biz de öyle.

Kız, Türkiye'deki Karakol T şefi Kerim Bey'le temasa geçip

iltica etmek istediğini anlattığında makinayı bize vereceğini söylemiş.

Bir şartla.

İstanbul'a gidecek, kızı ve makinayı İngiltere'ye sen getireceksin.

İşte Kerim'in kızdan çekebildiği fotoğraf.

Şifre çözme konusunda pek bilgili sayılmam efendim

ama bir Lektor onların en gizli sinyallerini çözebilir.

Tüm bunlar o kadar müthiş ki olsa olsa... doğrudur.

Bu benim de aklıma geldi.

Ayrıca son zamanlarda Ruslar hiç marifet göstermediler.

Şey, aslında şu aralar pek meşgul değilim efendim.

Sabah 8.30 uçağında yerin ayırtıldı.

Bir Lektor edinme şansımız varsa bunu araştırmalıyız.

Ya beni karşısında canlı görünce beklentilerini karşılayamazsam?

Karşılamayı dene.

Bayan Moneypenny, malzeme memurunu içeri gönder lütfen.

Q bölümü şık bir bavul hazırladı.

Bunları tüm çift-0 personeline veriyoruz.

Burada ve burada 20 atışlık cephanesi

olan sıradan siyah deri bir çanta.

Eğer kapağı çıkarırsan içeride cephaneyi bulacaksın.

Buradaki kenarda düz atış bıçağı var.

O düğmeye basarsan yerinden çıkar.

Çantanın içinde bir AR7 katlanır nişancı tüfeği bulacaksın.

.25 kalibre, kızıl ötesi teleskopik görüşlü.

Bu şeritleri çekersen, içinde 50 İngiliz altını var.

Her iki tarafta 25er tane.

Şimdi dikkatle izle.

Sıradan bir talk pudrası kutusu.

İçinde göz yaşartıcı kartuş var.

Bu şekilde, buradaki kenara yerleştiriliyor.

Mıknatıslıdır, düşmez.

Çantayı kapat.

Normalde böyle bir çantayı açmak için

kilitleri kenara çekersin.

Eğer çekersen kartuş patlayacaktır... yüzünün ortasına.

Kartuşun patlamasını önlemek için

kilitleri yatay olarak çevir.

Böyle. Sonra... normal olarak aç.

Şimdi sen dene.

- Kilitleri çevir... şu şekilde. - Tamam, oldu.

Ve normal olarak aç.

- Anladın mı? - Evet, sanırım.

- Hepsi bu mu efendim? - Evet, çok teşekkürler.

Küçük ve kötü bir yılbaşı hediyesi.

Ama bu görevde gerek duyacağımı düşünmüyorum.

Gene de yanına al. İyi şanslar 007.

Teşekkürler efendim.

Yine yasal olmayan bir şey, sevgili arkadaşlar.

Ve bir uçak bileti. Şanslı adam. Ben İstanbul'a hiç gitmedim.

- İstanbul'a hiç gitmedin mi? - Hayır.

Ay ışığının dayanılmaz olduğu Boğaz'a hiç gitmedin mi?

Belki bir gün beni oraya götürmeni sağlamalıyım.

Her şeyi denedim.

Sevgili Moneypenny, başka kadınlara asla bakmadığımı bilirsin.

Oh, sahi mi James?

Sana dünyanın sırrını anlatayım.

Bayan Moneypenny, 007'ye fotoğrafı bırakmasını söyle.

Bayanı gördüğü zaman tanıyacağından eminim.

RUSYA'DAN SEVGİLERLE

İyi şanslar.

Merhaba Londra. Uçağınız PA1 az önce İstanbul'a indi.

Bay Bond?

- Kerim Bey size araba yolladı efendim. - Güzel.

- Kibritinizi alabilir miyim? - Çakmak kullanırım.

- Daha iyi. - Bozulmadıkları sürece.

- Kesinlikle. - Arabayı getireyim efendim.

Kerim Bey otele gitmeden önce onu görmenizi önerdi.

- Bu size uygun mu? - Güzel.

Sanırım buralarda peşinizde birilerinin olması adetten.

Oh, evet efendim. Bugün Citroen H 31854 görevde.

Onlar Ruslar için çalışan Bulgarlar.

Onlar bizi izler, biz de onları. Aramızda bir tür uzlaşma.

Bu çok dostça.

Dostum! İçeri gel, içeri gel!

Seni görmek güzel. İstanbul'a hoş geldin.

Evet, araba için teşekkürler. Ama bizi bir tür bağlıyor bu.

Artık Balkanlardasınız Bay Bond.

Ruslarla oyun burada farklı oynanır.

Günlük rutinlerde birbirimizi göz altında tutmayı kolaylaştırdık.

Şoföründen bunu anladım.

Oldukça zeki bir genç adam.

Öyle olmalı. Benim oğlum.

- Kahve? - Orta şekerli.

İki orta şekerli.

O da benim oğlum.

Tüm anahtar personelim oğullarım. Bu işte kan bağı en iyi güvenliktir.

Oldukça iyi bir kurumun olmalı.

Türkiye'deki en büyük aile kadrosu.

Hayata bir sirkte zincirler kırıp,

çubuk bükerek başlayan biri için hiç fena değil.

Ama artık senin işinden bahsedelim.

M zaman öldürdüğümü düşünüyor.

Ben de öyle. Bu benim eski bir dostum.

- Ve pislik kokusu alıyorum. - Belki.

Ama bir Lektor ele geçirme fırsatı varsa...

Şimdi bu kızla nerede temasa geçebilirim?

Kendi ayarlayacağını söyledi. Beklemen gerekecek.

Teşekkürler.

Dostum, gerçekten tavsiyemi istersen,

İstanbul'da bizimle birkaç güzel gün geçir ve sonra...

sonra evine git.

- James Bond, rezervasyonum var. - Bay Bond, odanız hazır.

32 numara.

- Bay Bond için 32. - İyi günler.

Teşekkürler.

- Başka bir şey var mı efendim? - Sadece bu.

- Teşekkürler. - Teşekkürler efendim.

- Ben Bay Bond. - Evet?

- Oda yaramaz. - Üzgünüm.

Yatak çok küçük.

Bir dakika efendim.

Duydun mu?

Başka oda olmadığını söyle. Eğer balayı dairesini istemiyorsa.

Üzgünüm efendim. Elimizde olan bu. Balayı dairesi dışında.

Evet, ona bakalım. Hoşuma gidebilir.

Görevli size odayı gösterecek. Hemen gelir.

İyi.

İyi çalışma. Ruslar İngilizler dışında kimden şüphelenebilir ki?

İstanbul'daki soğuk savaş uzun süre soğuk kalmayacak.

Ali Kerim Bey.

Ali Kerim Bey.

Ali Kerim Bey...

Bu sabah beni gördüğüne sevinmedin mi cheri?

Bahtiyar oldum.

Ben...

seni artık memnun etmiyor muyum?

Rahat dur!

Haydi görev başına.

O kağıtlara dikkat et.

Evet, kim kazandı?

Ziyaretçilerim vardı.

Dışarıdaki duvarda vantuzlu mayın.

Beni masamda yakalamaya ayarlıydı.

Ama şansıma, birkaç dakika için kanepede dinleniyordum.

- Kız histerik bir şekilde çıktı. - Tekniğini çok mu sert buldu?

Anlaşmanın böyle aniden bozulmasını anlayamıyorum.

Rusların barışı böyle bozması alışılmadık bir şey.

Çok bencilce. Bence ziyaretimin bununla bir ilgisi olabilir.

Bulmaya çalışalım.

Ardımdan kapa.

Epey iyi bir yerin var.

İmparator Konstantin su deposu olarak yaptırmış... 1600 yıl önce.

Gerçekten mi?

İşte.

Günlük egzersizim.

Sabah on birde, öğleden sonra üçte.

Onu bağla, olur mu?

Şimdi kafana dikkat et.

Rus Konsolosluğunun altı.

Senin Donanmadan bir hediye.

Bayındırlık Bakanlığı araştırma yürütürken dostlarımız tahliye edildi.

Hikaye şöyle, trafik temelleri sarstı.

Yapı güvenli ilan edilmeden önce bunu yerleştirdim.

M'nin senin için söyledikleri doğruymuş.

Yoksa neden bu delice işte kalayım ki?

Halı satmayı sıkıcı bulduğun için olabilir.

Dostum, düşüncelerimi okuyorsun.

Masa başındaki General Vassili. Askeri İstihbaratın Şefi.

Solundaki Koslovski. Güvenlik Şefi.

Onun karşısında Benz. Ajanlarından biri.

Diğer adamın yüzünü göremiyorum.

Generalin bağırdığı adam.

Ona iyi bir fırça çekiyor.

Yazık, gördüğümüz gibi duyamıyoruz.

Söylesene, kızımız Romanova hiç bu odaya gelir mi?

Bazen, mesajlarla beraber.

Diğer adamın yüzünü şimdi görebiliyorum.

Krilencu!

Demek geri döndü.

Katil olarak kullandıkları diğer Bulgar.

Vantuz mayını işinin tam adamı.

Onunla daha önce de beladaydım.

Ama bir yıldır İstanbul'dan uzaktı.

Bir bak. Onu hatırlaman gerek.

Bu adam zevk için öldürür.

Güzel bir yüz.

Bir dakika. İçeri bir kız girdi.

Romanova olmalı. Buraya izni olan bir tek o var.

Sana nasıl görünüyor?

Şey, bu açıdan,

her şey güzel görünüyor.

Onu karşımda canlı görmek isterdim.

Evet.

- Bana oranın planını bulur musun? - Keşke bulabilsem.

Orijinal çizim bir yerlerde kayıtlı olmalı.

Araştırırım.

Şimdi bu sinir bozucu Krilencu ile ilgilenmek için biraz zaman gerek.

Bu gece otelde kalmasan daha iyi olacak. Gel!

Şimdi niye Rolls'u tuttuğunu anladım.

Oğullarımdan biri kullanıyor. Arka koltukta iki kukla var.

Ters yönde. Onu saatlerce izleyecekler.

Çingene arkadaşlarımı seveceksin.

Rusun Bulgarı kullandığı gibi kullanıyorum.

Bu aralarında bir kan davası yarattı.

Alo Krilencu?

Yanlış gecede gelmişiz.

Aynı adama aşık iki kız düello yapacak.

Çingene yöntemiyle çözülmeli.

Aile dostu sayıldığım için kalmamıza izin var.

Masaya davetliyiz. Umarım parmaklarınla yiyebilirsin.

Kerim Bey!

Rakı! İğrenç şeyler!

Çabuk!

Ev sahibine konukseverliğinden etkilendiğimi söyle.

Teşekkürler, teşekkürler!

Şimdi ne olursa olsun hiçbir şey söyleme ve yapma.

Kan davalarını sona erdirip bu kavgayı bitirip bitirmeyeceklerini soruyor.

Şefin oğluyla kimin evleneceği aşiret büyüklerinin kararı.

- Diyor ki... - Evet, sanırım altyazı olmadan anladım!

Teşekkürler!

- Krilencu'yu yakaladın mı? - Hayır.

Bir dakika. İşte! Teşekkürler.

İyi dövüştün. Ben hantal yaşlı bir adamdan başka bir şey değilim.

Yaralı Bulgarlardan birini konuşturuyorlar.

Peşinde oldukları bendim.

Neden beni ortadan kaldırmak istesinler?

Yarın Krilencu'nun saklandığı yeri bulmamız gerekecek.

Bu arada, bu iğrenç şeyle ilgileneceğim.

Vavra onu kurtardığın için teşekkür ediyor. Artık onun oğlusun.

Teşekkürler. Ondan bir iyilik istiyorum. Kız dövüşüne son verebilir mi?

Gerçek bir çingene için kalbin yumuşak diyor.

Senin karar vermene izin veriyor.

Sanki yeterince derdim yokmuş gibi.

Vavra senin karar vermeni söyledi.

Karar ver! İkisi de senin!

Bu biraz zaman alabilir.

Oteldeki şu paketi aldın mı?

Koltuğun üzerinde.

Teşekkürler.

Krilencu ikidir öldürmeyi deniyor.

Üçüncüde başaracak. Tabii önce ben onu yakalamazsam.

- Ve bunu bu gece yapacağım. - O kolla yapamazsın.

Bana bıraksan daha iyi olur.

Zaten sana çok borçlandım.

Bir dost nasıl borçlu olur ki?

İşte.

Kızıl ötesi mercekler.

Oğullarım.

Kapısını çalacaklar. Özel bir kaçış kapısı var.

Boyutunu bir dene.

- Her hangi bir şey fark ettin mi? - Henüz değil.

Şu Anita'nın güzel bir ağzı var.

Evet. Ne dediğini anlıyorum.

Kol var ya da yok, bu tetiği çekmeliyim.

Yapabileceğini düşünüyorsan.

Unutma, bir atışın var.

İşe yaraması gerek.

Çabuk, geliyor.

Çabuk!

Bu bir çok borcu öder.

Ağzını kapalı tutmalıydı.

Alo?

Saat dokuzda bir kişilik kahvaltı lütfen.

Taze incir, yoğurt, koyu kahve.

Teşekkürler.

Şaşırmış görünüyorsun.

Beni beklediğini sanıyordum.

Yani Tatiana Romanova'sın?

Arkadaşlarım Tania der.

Benimkiler bana James Bond der.

Evet, artık resmen tanıştığımıza göre...

Dikkat! Silahlar beni gerer.

Üzgünüm. Ben de biraz gerginim.

Aynı fotoğrafına... benziyorsun.

Gördüğüm en güzel kızlardan birisin.

Teşekkürler ama bence ağzım çok büyük.

Hayır, büyüklüğü çok uygun.

Benim için yani.

Evet.

Burada mı?

Ne?

Şifre çözücü makina, Lektor.

Bunu şimdi mi konuşmalıyız?

Yoksa Rus Konsolosluğunda mı?

Evet.

Evet... binanın planına ihtiyacım olacak.

Bir tane bulabilirsen, Ayasofya Camiinde buluşuruz.

- Turistmiş gibi. - Bunu neden daha sonra

sormuyorsun?

Şimdi ne arıyorsun?

Yara izini. Görüyorsun, dosyandan senin

hakkında her şeyi öğrendim.

Öyle mi? Şey, umarım... hayal kırıklığına uğramadın.

Bunu sana

sabah söyleyeceğim.

Şimdi Ayasofya'nın en ilginç köşesine yaklaşıyoruz.

Bu iki büyük

kırmızı porfir sütun Mısır'dan çalındı ve getirildi.

Onların önünde,

İzmir yakınındaki ünlü tarihi şehir Bergama'dan getirilen

su mermerinden yapılmış vazo var.

Yıllar öncesinden, Büyük İskender döneminden.

Yaklaşık 1648'de Sultan IV. Murat

bunu Bergama'dan getirdi.

Abdest alma çeşmesi olarak kullanıldı.

Bin litre su alır.

Abdest çeşmesinin hemen ardından,

şuradaki çok ilginç sütuna gideceğiz,

yüzyıllardır Ayasofya dilek sütunu

olarak bilinir.

On binlerce kişi

sağ ellerini ve orta parmaklarını

deliğe sokarak

burada dilekte bulundu...

Yemin ederim, onu benim adamlarım öldürmedi.

Yaşlılıktan ölmedi.

Tüm bildiğim beni işten kurtardığı.

Kızı görünce, belli ki yerini bildirdi ve böylece...

Bu yüzden öldürülmedi.

Sadece İstanbul sert bir şehir diyelim.

Tania'nın planıyla senin mimarın planını karşılaştıralım.

Bu Rus Konsolosluğu konferans odası.

Evet, bu uyuyor.

Ve burası iletişim odası. Bu aynı.

Saat iki ve üç arası Lektor'la burada çalıştığını söylüyor.

Makinayı bize nasıl getirecek?

Bana bırakıyor. Her söylediğimi yapacak.

Her şeyi! Sevgili James...

Bunu kullanmıyorsun.

Her şey çok kolay görünüyor. Kızın doğru söylediğini bile bilmiyoruz.

- Evet, öğrenmeye niyetliyim. - Nerede? Otelde mi?

Oraya gitmeyecek. Tehlikeli olduğunu söylüyor.

Eski oyun. Kurda bir tadımlık ver, sonra onu aç bırak.

Dostum, seni parmağında oynatıyor.

Bu önemli değil.

- Tüm istediğim şu Lektor. - Tüm mü?

Tüm istediğinin bu olduğuna emin misin?

Şey...

Güzel manzara.

James, burayı hemen terk etmeliyiz.

Şu ajan buluştuğumuzu rapor ederse...

- Merak etme. Etmeyecek. - Ama tehlikeyi anlamıyorsun!

James, yukarı bak!

Gülümse.

Bir tane daha. Daha geriye.

Makinayla ilgili...

Tüm ilgilendiğin bu. Ben değilim.

Önce iş.

Biliyorum, istediğini elde edince...

Henüz elde etmedim. Ama bana makinayı anlatırsan

hep şirket için çalışacak değiliz.

Pekala. Ne bilmek istiyorsun?

Buna konuş.

Sorularımı yavaşça ve net cevapla.

Makine ne kadar büyük?

Bir... bir daktilo gibi.

Ağırlığı?

Yaklaşık on kilo. Kahverengi bir çantada.

Gözlerin gibi kahverengi.

Teknik cevaplar ver.

Otomatik mi, el ayarlı mı?

İkisi de, iç dengeleyicisi var. James,

- biz... - Şimdi değil.

Kameraya konuş.

- Kaç tuş var? - Sembol mü, kod tuşları mı?

İkisi de.

24 sembol, 16 kod tuşu var.

Yuvaya sokuluyor ve mesaj diğer taraftaki

bir yuvadan bir kağıt rulosunda çıkıyor. Mekanizma...

Oh, James, James, İngiltere'de de benimle hep sevişecek misin?

Gündüz ve gece. Mekanizmayı anlatmaya devam et.

Ah, evet, mekanizma.

Bir kere, tamir edilirken içini gördüm.

Bir çok delikli disk vardı, sanırım bakırdan yapılmışlar,

küçük bir ışıkla...

Dushka, bana gerçeği söyle.

Batılı kızlar kadar heyecan verici miyim?

Bir keresinde, M ile Tokyo'dayken, ilginç bir deneyim yaşamıştık.

Teşekkürler Bayan Moneypenny.

Daha sonra, daha sonra.

Bakır diskler ve ışık...

Oh, ışık, ışık. James, yakına gel.

Bir şey fısıldamak istiyorum.

Devam et. Hayır ona değil, mekanizmaya!

Bayan Moneypenny, hiç şüphesiz dinlediğinize göre,

bu telgrafı alır mısınız? Metin şöyle,

"Alet gerçek görünüyor, stop. Anlaşmaya devam et. İmza, M."

Şimdi tek yapacağın kıza tarihi söylemek.

- 13'ü mü? - 14'ü.

Vizeler?

Vizeler?

- Tamam. - Teşekkürler.

Vize lütfen.

Saatiniz doğru mu?

- Her zaman. - Elbette.

Gregori!

Affedersin! Saatin doğru olduğunu mu söylemiştiniz?

Rus saatleri her zaman...

- Lektor bu mu? - Evet.

Bunu al. Göz yaşartıcı gaz.

Yarın olduğunu sanıyordum ama bugün ayın 13'ü.

Batıl inançlı olmak için kötü bir zaman. Hadi.

Hadi, çabuk.

Başını eğ.

İçeri dön.

Bu taraftan, çabuk!

Çabuk, çabuk!

- Ne terslik var? - Benz. Rus güvenlik şefi.

Hadi, boş ver.

Acele et!

Acele et!

Biri bu. Diğeri de şu.

Pasaportlarınız. Resimdekinden çok daha hoşsunuz.

Bu kadar güzel bir çift az görülür.

Bay ve Bayan David Somerset.

Senin adın Caroline.

Caroline! Bu ismi severim.

İş gezisindeydik. Derbyshire'a dönüyoruz.

- Çocuklarımıza mı? - Çocuk yok.

- Küçük bir oğlan bile mi? - Nyet.

Büyük aileleri severim.

Tüm hayatım daha büyük aileler için mücadeleyle geçti.

Ben de öyle duydum.

- Tania! - Evet?

Kapıyı kilitle. Ben üç kez vuracağım.

- Gidip kondüktörü göreceğim. - Yardım edecek mi?

Daha önce iş yapmıştık.

Treni sınır yakınında durduracak, oğullarım bir araba ile bekleyecek.

Oraya... saat altı gibi varacağız.

- Ya hava yolu? - 30 km.

Uçak Atina'ya gitmek için kiralandı. Yarın Londra'dasınız.

Bunun şerefine Londra'da içeceğiz.

Gerçekten Londra'ya gidiyoruz.

Evet. Önümüzde iki günlük güzel bir balayı var.

Balayı mı? Giyecek bir şeyim yok!

- Çeyizin. - Oh, James!

Bir dakika.

Oh, hayır!

James! James!

Oh, bak! Bak!

İşte!

Bunu... Piccadilly'de giyeceğim.

Giymeyeceksin. Bazı yeni yasalar çıkarttılar orada.

- Sen daha yakınsın. - Oh, pekala.

Büyüleyici!

Büyüleyici!

Hadi restoran vagonuna... içmeye gidelim.

Elbette.

Büyüleyici!

Moda gösterisine sonra devam ederiz.

Treni durdurmayı ayarladım.

Restoran vagonundan ineceğiz. Son vagondan.

İyi. Altıda orada buluşuruz.

Biraz geç yapalım. Küçük aksilikler var.

Rus güvenlik görevlilerinden biri, Benz. İstasyonları izler. Trende.

Ama konsoloslukla temasa geçmiş olamaz.

Gene de, inme zamanı gelene dek ona eşlik edeceğim.

Belki seni tanıştırmamı istersin.

Çok şirin.

Bilet kontrol.

Paniğe kapılma dostum. Seni rahat ettireceğiz.

Şimdi Komiser Benz çok daha güvenli bir yolculuk yapacak.

Terzisini pek beğenmedim, ya sen?

James, İstanbul'da hayat sensiz asla aynı olmayacak.

Restoran vagonunda görüşürüz.

Etkileyici bir hayatım oldu.

Dinlemek ister misin?

İstersin?

- Hoşuna gitti mi? - Evet. Sana yakışmış.

Diğer şeyleri İngiltere için saklayacağım.

Biliyorsun, saat dört.

Öğleden sonra için bu kulturny değil mi?

Balayında bile mi?

O halde... çıkartayım.

Sanırım gene farklı konulardan bahsediyoruz.

Tania...

Artık giyinsek iyi olur.

- Neden? - Neredeyse altı oldu.

Yani?

Şey, yani... çay zamanı geldi!

Çayı burada içeriz.

- Bütün yemeklerimizi burada yeriz. - Evet, bu şahane olurdu.

Ama Kerim'le restoran vagonunda buluşma ayarladım.

Sen yalnız git. Ben burada kalacağım.

Sevgili Bayan Somerset, saygıdeğer bir İngiliz çifti olmamız gerek.

Onlar çaylarını mutlaka restoranda alırlar.

Şimdi, dinle...

Söylediğimi yap, olur mu?

Evet, James.

Ama değişecek olan bazı

- İngiliz gelenekleri var. - Tabii elbette, hayatım.

İyi görünüyor muyum Bay Somerset?

Evet...

Bayan Somerset.

Bay Somerset!

- Kerim Bey'in arkadaşı mısın? - Evet.

Korkunç bir kaza oldu. Lütfen benimle gel.

- Çay yok mu? - Daha sonra. Kapıyı kilitli tut.

Birbirlerini öldürdüler.

Trieste'ye gelene kadar bu gizli kalmalı.

Zor olacak.

Eminim.

Kerim Bey çok önemli biriydi. Bir çok etkili arkadaşı vardı.

Eminim seni de ödüllendirirler.

Deneyeceğim.

Ne oldu?

- Kerim öldü. - Öldü mü?

Gerçeği istiyorum.

- James, canımı acıtıyorsun! - Konuşmazsan daha kötüsü olacak!

Bunu emir altında yaptığını biliyorum. Emirler ne?

- Ne kastettiğini bilmiyorum. - Yalancı!

Beni öldürsen bile bir şey söyleyemem.

Kerim'in öldürülmesi konusunda hiç bir şey bilmiyordum.

Ama İngiltere'ye gidince anlatacağım.

Devam et.

Belki seni her şeye karıştırmadılar ama bildiğin ne varsa bana anlat.

- Sevdiğimi biliyorum. Seni seviyorum. - Anlat bana.

Seni seviyorum, seviyorum, bu gerçek.

Tabii.

BELGRAD

Belgrad! Belgrad!

Affedersiniz!

- Kibritinizi alabilir miyim? - Çakmak kullanırım.

- Daha iyi. - Bozulmadıkları sürece.

Kardeşim bana telefon etti. Tren neden durmadı?

Şey, ben... kötü haberlerim var.

Baban öldü.

Kim yaptı? Söyle bana.

Bunu ölmeden kendisi halletti. Önce diğer adam öldü.

Şimdi, dinle...

Yugoslavya ve Trieste arasında sınırı geçmek için yardıma ihtiyacım olacak.

Londra'da M'ye mesaj göndereceksin.

Benimle Zagrep'te buluşması için Y Karakolundan birini yollasın.

Söylerim.

İyi.

Sen... bunları istersin sanırım.

- Bay Somerset, le train part. - Mersi.

- Ciao. - Tren ayrılıyor!

- Nash, Yüzbaşı Nash. - Bond, Somerset olarak seyahat ediyor.

Kartım.

Neden geciktin?

Üzgünüm, M'nin telgrafı bir saat önce geldi.

Buraya gelirken tüm rekorları kırdım.

M'nin emirleri neydi?

Sadece sizinle ve trendeki bayanla temasa geçmem.

Güzel. Bu tarafa gel.

Teşekkürler.

Bu eşim Caroline. Yüzbaşı Nash.

Nasılsınız? Tanıştığımıza sevindim.

Bu taraftan, Nash.

- Otur. - Teşekkürler.

- Uzun zamandır mı Yugoslavya'dasın? - Yaklaşık üç yıldır.

- İş ilginç mi? - Evet. Bazen.

Nasıl olduğunu bilirsiniz.

Çok formda görünüyorsun Nash.

Evet. Formda kalmaya çalışıyorum.

Sorunumuz nedir efendim?

Yugoslav-Trieste sınırında gümrükten

bunu geçirme riskini alamam.

Gümrüğe kadar durak yok. Atlamamız gerek.

Bizi geçirebilir misin?

Etrafta hiç rakip var mı?

Endişelenecek bir durum yok.

Güzel. Başaracağız.

Bu bölgeyi avucumun içi gibi bilirim.

Bir şeyler yiyebilir miyiz? Kahvaltıdan beri yoldayım.

Elbette. Restoran vagonuna gideriz.

Nash'la restoran vagonuna git.

Bir iki dakika sonra size katılırım.

Sen ne dersen dostum.

Affedersiniz.

Affedersiniz.

İşte geldin ahbap.

Sana bir şey oldu diye kaygılanmıştım.

- Voila, monsieur. - Teşekkürler.

Teşekkürler.

Izgara dil balığı alacağım.

Bayan için de balık. Ya sen Nash?

Evet, kulağa hoş geliyor. Siparişi üç yapın, olur mu?

- Oui, monsieur. - Ve bir şişe beyaz şarap.

- Benimki İtalyan olsun. - Beyaz mı monsieur?

Hayır, kırmızı.

Evet, yemeğin keyfini çıkar ahbap. Sorunlarımızın çözümü bende sanırım.

- Çok basit aslında. - İyi.

Yaklaşık bir saat sonra sınıra varmamız gerek.

Ben

çok üzgünüm, Bayan Somerset. Benim sakarlığım.

- Garson! - Monsieur!

Garson!

Tout de suite, monsieur!

Affedersiniz. Merci.

Siz... Trieste'yi epey ilginç bulacaksınız.

Elbette, orası Londra sayılmaz.

Hoşça kal.

Hoşça kal.

Pek iyi hissetmiyorum.

Başım...

Bayan baygınlık geçiriyor.

- Onu buraya getir. - İzin verir misiniz?

- Yan kapıya gidelim. - Bence yorgunluk.

İçkisine koyduğun şey neydi?

Kloral hidrat. Çabuk ama hafif.

- Ve? - Sakin ol 007.

Kaçış yolum sadece bir kişilik.

Neyin peşindesin? Kızın mı, Lektor'un mu?

Pekala.

Planın ne?

- Harita üzerinde daha iyi olur. Oldu mu? - Elbette.

Şimdi buradayız, görüyor musun?

Oraya ulaşınca, sarp bir yokuş var, tren orada yavaşlar.

Hattı kapatacağız, şu ana yola gideceğiz, bir araba alacağız... orada.

Daha doğrusu kamyon.

Buradan yaklaşık 30 km uzakta olmalı...

Kıpırdama.

Pekala, şimdi dizlerinin üstünde kalk.

Ellerini ceplerine sok. Ve orada tut.

Balıkla kırmızı şarap. Bu bana bir şey anlatmalıydı.

Doğru şarapları bilebilirsin

ama dizlerinin üstünde olan sensin.

Nasıl hissediyorsun ahbap?

Ahbap mı? Siz çocuklar SMERSH'de birbirinizi böyle mi çağırırsınız?

SMERSH mi?

Elbette. SPECTRE.

O halde bu bir Rus gösterisi değildi.

Bizi karşı karşıya getirdiniz, değil mi?

O halde camide Rus ajanını öldüren SPECTRE'ydi.

Sen miydin?

Kerim ve diğer adamı?

Ve Nash?

Konuşmanın sakıncası yok.

Büyük James Bond'un kendini nasıl aptal yerine

koyduğunu fark etmesini izlemekten zevk duyuyorum.

Biz profesyoneliz Bay Bond.

Ölmeden önce Tokyo'daki bir adamından senin tanınma kodunu

zorla aldık. Seni göz altında tutuyordum.

Senin koruyucu meleğin oldum.

Çingene kampında hayatını kurtardım.

Ah, evet.

Çok minnettarım.

Bize Lektoru getirene kadar seni canlı tutuyorduk.

Demek tabak içinde size sunmamı sağladınız. Zekice.

Devam et. Etkilendim.

Artık ele geçirdiğimize göre senin ve kızın önemi kalmadı.

Trieste'ye varmadan öleceksiniz.

Kız mı?

O da SPECTRE için çalışmıyor mu?

Hayır.

O her şeyi vatanı Rusya için yaptığını sanıyor.

Emirlerini Albay Klebb'den alıyor.

Rosa Klebb Rustur. SMERSH için operasyon başı.

Başıydı.

Klebb artık SPECTRE için çalışıyor.

Kız bunu bilmiyor.

Şey, onu neden öldürüyorsun?

Emirler.

Bu sadece yarısı, ahbap.

Burada bir rulo film var.

Bu çantasında olacak.

Ve senin üstünde... bu mektubu bulacaklar.

Mektup kızdan, Lektor'u almana yardım ettiği için

onunla evlenmezsen filmi basına verme tehdidi.

Ne filmi?

Otelinde balayı dairesinde çekildi.

Kız bunu bilmiyordu.

Sen de.

Böyle bir planı hayal ettiğine göre oldukça hasta bir beynin olmalı.

Manşetleri göremiyor musun?

"İngiliz ajan güzel Rus casusunu öldürdü ve intihar etti."

Söylesene, seni hangi tımarhaneden çıkarttılar?

Kendin için daha da zorlaştırma!

Seni öldürmem ve Lektor'u teslim etmem emredildi.

Bunu nasıl yaptığım beni ilgilendirir.

Yavaş ve acılı olacak.

Sana ne kadar ödüyorlar?

Bundan sana ne?

Biz iki katını veririz.

Şeref sözü mü?

Bir İngiliz centilmeni olarak?

İlki seni öldürmez.

İkincisi de değil.

Üçüncüsü bile değil.

Burada sürünüp, ayaklarımı öpene kadar değil.

Bir sigaraya ne dersin?

Şansın yok.

Ücretini öderim.

Neyle?

50 İngiliz altını ile.

- Neredeler? - Oradalar, çantamda.

Göster.

Al bakalım. Ya sigara?

Onları oraya bırak.

Diğer çantada başka var mı?

Olsa gerek. Standart takımdır. Bir bakacağım.

Ellerini ceplerine sok!

Onları orada tut.

Buna ihtiyacın olmayacak,

ahbap.

Tania! Uyan!

Uyan yoksa seni bırakacağım.

Tania,

uyan yoksa seni bırakacağım, duyuyor musun?

Beni bırakma. Beni hiç bırakma.

Tania! Bu Nash'ın kaçış yolu. Anlıyor musun?

Buradan çıkmamız gerek. Bunu al.

Hadi.

Trenin diğer tarafına geçmeliyiz.

Altından.

Grant! Neredesin?

Grant!

Affedersiniz.

Sakın kaçma.

Hadi!

- Hadi yoksa seni burada bırakırım! - Benimle burada kal.

Orada içeride uyu.

Sabah daha iyi hissedeceksin.

Hadi, uyan.

Kamyonu sıkıştırmaya çalış.

Onları buradan uzaklaştıracağım.

Sen kamyonun altına saklan.

Çabuk!

Uçaklarından biri kayboldu derim.

Tania!

- Bunu al ve ipi çöz. - Peki.

Anahtar nerede?

- Anahtar nerede?! - Paltomda. Cebinde.

Pekala, dışarı çık. Kıpırda.

Tekneye.

Yüzer misin?

Gel, dümeni al. Bu taraftan lütfen.

Önüne bak.

Şanslı günün sayılmaz, değil mi?

- Nereye gidiyoruz? - Venedik.

Şu dolaba bir bak, olur mu?

Haritalar,

tabanca, birkaç işaret fişeği.

Bana haritaları ver.

Evet, buradayız. Istria yakınında.

Yeterli yakıt var. Biraz şansla sabaha oradayız.

Trieste'de trende üç erkek ölü olarak bulundu. Biri Grant'tı.

Ne diyeceksin Beş Numara?

O Klebb'in seçimiydi. Ekibi başarısız oldu.

Senin planındı! Planı harfi harfine izlediler!

Mümkün değil. Plan mükemmeldi.

Bir tek şey dışında. Bond ile uğraşıyorlardı.

Kronsteen ile karşılaştırılırsa

Bond da kim?

Kesinlikle. Buna ne diyeceksin,

Üç Numara?

Bond hala yaşıyor ve Lektor hala elimizde değil.

Makinayı geri vermek için Ruslarla anlaştım bile.

Fiyata karar verdik. Ve SPECTRE daima sözünü tutar.

Tüm örgütümüz bu sözleri yerine getirmemize bel bağlar.

Seni uyardım.

Başarısızlığı hoş görmeyiz Üç Numara. Cezayı biliyorsun.

Evet Bir Numara.

Kurallarımız çok basit. Başaramazsan...

12 saniye. Bir gün daha hızlı etki eden bir zehir icat etmeliyiz.

Üç Numara!

Evet!

Ruslara başka bir gecikmeden söz etmek istemiyorum.

Gecikme olmayacak Bir Numara.

Ne tarafa gidiyoruz?

En kısa yoldan, şu iki dağın arasından

ve direkt deniz kıyısından.

Hey Bay Bond!

Rüzgarı başa al, rüzgarı başa al!

Tuzağa düştün Bay Bond.

Kaçamazsın!

Tüfek bombası, ateşe hazırlan.

Geliyoruz! Kenara çek SPECTRE Yeşil.

Yoldan çekil! Onlara uyarı ateşi yolla.

Tüfek bombası, ateş!

Makineli tüfek, ateş!

Çok yakına vuruyorsun.

SPECTRE Kırmızı, SPECTRE Yeşil, yakına vuruyorsun.

Onları durdurmaya çalış, batırmaya değil!

Hadi, dümeni al.

Yavaşla.

Yavaşla. Tüm tekneler yavaşlasın.

Yeşil, biz seni korurken sen ilerle.

- Eller yukarı Bay Bond! - Ama niye?

- Varilsiz daha hızlı giderdik... - Very tabancasını ver.

Ellerini havada tut Bay Bond. Sizi alması için bir tekne yolluyoruz.

İngiltere'de bir deyiş vardır. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz.

Yeşil, rotanı değiştir! Geri dön!

Rotayı değiştir!

Tüm tekneler, mühimmatınızı atın! Çabuk!

Atın!

Atla! Atla!

Bir yere gitme.

Evet?

Sağ ol. Beklemesini söyler misin?

Ve bir görevli gönder.

Avanti!

- Permesso, signore. - Si, prego.

Ve İngiliz Konsolosunu bul.

Teşekkürler.

Evet? Bay Maxwell, lütfen.

- James Bond. - James, uçağı kaçıracağız. Biz...

Merhaba Paul. Ben Bond.

Teşekkür etmek istiyorum. Ofise yolda olduğumuzu söyle.

Pardon?

Onu bırak! Ben alırım.

Bundan sonrası rutin. Bu kadar sık...

Ne diyordun? Alo, alo?

Klebb.

James, orada mısın? Alo!

Romanova... kapı!

Bunu al.

Korkunç kadın.

Evet. Sıkı tekmeleri vardı.

Al bakalım. Gene ihtiyacın olabilir.

Oh, evet. Tüm hükümet malları için hesap verilmesi gerek.

Ama daha önce dediğim gibi, hep şirket için çalışmayacağız, değil mi?

Hayır.

James, kendine gel. Filme çekiliyoruz.

Ah, gene mi.

Haklıydı aslında.

- O da ne? - Sana göstereceğim.

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.