Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
(Gerilim müziği)
Meryem Hanım.
Ee...
-Biz gideceğiz, çekil. -Hayır, gidemezsiniz.
Alı mı koyuyorsun beni?
Gitmeye çalıştığınıza göre demek ki durum doğru.
Kızıma ilişmeyin. Hiçbir şeyden haberi yok.
Kızınıza kimse ilişmesin diye zaten bütün bu tedbirler.
İzin verin görevlerini yapsınlar.
Meryem Hanım! Meryem Hanım!
-Meryem Hanım! -(Levent) Hayır! Ah!
(Levent acıdan inliyor)
-Meryem Hanım, ne yapıyorsunuz? -Çık yukarı! Yukarı!
-Meryem Hanım! -Yukarı!
Abi!
Abi!
Girelim mi hocam?
Böyle palas pandıras olmaz, kıza daha çok zarar veririz.
Bekleyin siz.
Geç, yürü!
(Meryem) Geç!
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
Meryem Hanım, şimdi kızımı da mı bu işe karıştırıyorsunuz?
Sen kendin karıştın madem kızın da karışsın.
Meryem bak, zor kullanırsak Zeynep için daha yıpratıcı olur.
Bırak usulünce ilerlesin, lütfen.
-Vermem kızımı. -Zaten vermişsin.
Meryem Hanım, zaten kızı vermişsin. Birgül yalan mı söylüyor?
-Birgül mü söyledi? -Kötü mü etti?
(Esra) Yaptığından utanmıyor da hâlâ kim söyledi?
-Ayıp! Hayret bir şey ya! -Utanç kültürü işte.
-Siz bizi bilmiyorsunuz. -Neyi bilecekmişiz?
Kızım bilmiyor.
(Meryem) Beyim, yaptığın çare değil. Etme ne olur.
(Levent) Meryem Hanım, sen şu an çare bilecek durumda değilsin.
Bırak görevlerini yapsınlar, lütfen.
Biz size yardım etmeye çalışıyoruz.
Siz ne zaman bize yardım etmişsiniz ki?
(Müzik)
(Mira) Ne yapıyorsun odamda be?
Annem bekle dedi.
Benim odamda mı?
-Çık odadan! -Annem kızar.
Bu mal ya!
Mal denmez, günah.
Sana günahsa bana değil! Ben diyorum, malsın işte!
Bir insan gibi giyin önce!
Asıl sen hayvan gibi çıplak gezme.
Çık odamdan, çık!
-Mira, gel kızım. -Ne oluyor baba?
Bir şey yok, gel.
(Telsiz sesi) (Polis) Levent Hoca'm.
Polis mi geldi? Ne...
Bir şey mi oldu, ne oldu, niye söylemiyorsun ya?
Kızım, bir sorun yok, tamam. Benimle alakalı, bir problem yok.
Bir saniye bekleyin.
-Hırsızlık mı yapmışlar yoksa? -Hayır kızım.
(Esra) Daha kötü.
Esra, lütfen, çocukların yanında.
Meryem Hanım, Zeynep mutfakta beklesin.
Hadi kızım sen de hazırlan, şimdi servis geliyor, üstünü giy, hadi.
Hadi yavrum.
Hadi kızım, tamam bir şey yok. Sen hazırlan, hadi.
Geç. Hah.
-Anne. -Kara kuzum.
Anne, bize bir şey mi edecekler?
Ben senin yanındayken kimse sana bir şey edemez.
Ben günah işledim, ondan mı geldi polis?
Kara kuzum yok, yok.
Ben o kızın kalemini aldım, hiç kalemim yok diye, ondan mı geldi?
Değil kızım, hiç değil.
Tövbe eder, bir daha yapmazsın sen. Allah tövbe edenlerledir.
Neden geldiler o zaman?
Hadi sen buradaki börekleri her şeyi topla çantaya koy, tamam mı?
Buradan çıkma.
(Müzik)
Es selamünaleyküm Hoca hazretleri.
Ve aleyna aleykümselam.
Fânilerden, sevenlerden gelen mektuplarmış.
Arif Efendi getirirdi. Senin işin yok mu?
Hocam, çıkacaktım. Görünce bir selam vereyim...
...bir hayır duanızı alayım, öyle çıkayım dedim inşallah.
Senin işin çok mühim Naim Efendi.
Sen bir yerde bizim dışarıya bakan yüzümüzsün, vallahi.
Çok temkin isterim ha.
Allah utandırmasın.
Âmin, ecmain.
Dikkat ederim hocam, hiç merak etmeyin.
Hocam, şimdi gelme sebebimizle alakalı...
Sizin gelme sebebimiz Mürşit Efendi'nin iradesiyledir Naim Efendi.
Var mı bir diyeceğin?
Böyle huzura çağırılınca biz şöyle düşündük.
Bizim aklımız Mürşit Efendi'nin cebindedir.
Biz onun düşün dediğini düşünürüz.
Kızım.
İstanbul görmemiş, temiz, ahlaklı bir kız dediniz.
Ben bunca zaman kızımın ahlakını korudum.
Sayılı günüm yettiğince de koruyacağım inşallah.
Lakin...
...üç beş ay sonra...
...İstanbul görmüş kız oluverirse...
...biri de kalkıp böyle bir şeyi ima eder...
Vakti zamanında...
...bir hazret uzunca bir yola çıkıyor.
Yolda bir mağarada gecelemesi icap edince...
...giriyor bir mağaraya, bakıyor içeride bir pir-i peyker inzivada.
Sohbet etmeye başlıyorlar.
Bizim hazret sohbet etmeye başlayınca fark ediyor ki...
...bu zat kendinden daha hikmetli hakikatlere sahip.
Pir-i peyker kalkıyor misafirine su ikram etmek için...
...su kabağını alıyor. Fakat su kabağı birkaç yerden delik.
Suya daldırıyor su kabağını getiriyor ama...
...kabaktan su damlamıyor.
Eyvah diyor bizimkisi.
Bu hem benden daha fazla ilim sahibi, hem de keramet.
Vallahi diyorum seni şehre götüreceğim.
Senin bu ilmin, senin bu kerametin diyor...
...ümmeti Muhammed'e diyor iman delili olacak.
İkna ediyor. Yola çıkıyorlar. Bizimkinin içi içine sığmıyor.
Yahu böylesine bir ilim sahibini, keramet sahibini hak dergâhına kazandıracak.
Neyse. Şehre geliyorlar.
Bir kapı açılıyor, içeriden bir tazecik çıkıyor.
Başlıyor mu pir-i peykerin su kabağındaki sular...
...pıt, pıt, pıt diye düşüp, şırıl şırıl akmaya.
(Sadi) Hazret söyle bir bakıyor.
Diyor ki vallahi senin de kerametin buraya kadarmış.
Yoklukta sabır sabır değil ki, yahu sabretmeyip ne yapacaksın?
Mesele varlıkta sabrı dilemek Naim Efendi.
(Müzik)
Anladın mı Naim Efendi?
Anladım hocam.
Müsaadenizle.
(Müzik)
Bakın, sizi tanımam. Ben sadece mesleğimin icabını yapıyorum.
Bakacağım çaresine, kızın haberi yok.
Bakamazsınız Meryem Hanım, bakamazsınız.
Çevren, yaşadığın hayat sana böyle bir güç vermez.
(Levent) Sen bunları bilecek kadar akıllı bir insansın.
Ben böyle vakaları çok gördüm, çok şahit oldum.
Sizin ilçede de şahit oldum.
-Çaresine bakacağım. -(Levent) Meryem Hanım.
Kaç yaşında evlendin?
(Gerilim müziği)
Bence yaşadıklarını bir gözden geçir.
(Levent) Ki eminim geçirmişsindir. Zor olmuştur. Kızını okutmak istiyorsun.
Babama getirdin. İyi niyetinden şüphem yok.
Kusura bakma, ben bilmiyordum.
İzin ver, kanunun gereğini yapalım. Emin ol babası da geri basacaktır.
Kızımı benden alacaklar.
Kızımı benden alacaklar.
(Meryem) Kızımı alacaklar.
Biz bir şey yapmazsak da kızını alacaklar.
Biliyorum zor.
Çevrende kimsenin zarar görmesini istemiyorsun.
(Levent) Ama er ya da geç birileri zarar görecek, bu böyle.
Hadi al kızını, hadi.
(Meryem) Kız bilmesin, duymasın.
(Levent) Tamam. Elimden geleni yapacağım.
"Hasbünallahü ve nimel vekil!"
Selamünaleyküm hocam.
Ve aleykümselam.
-Arif Efendi, sen neredesin? -Ya bu size gelen bir...
Kim getirdi ya bunları?
(Arif) Yarım saattir bunları arıyorum.
Peh! Kızın babası getirdi!
Ya sabır ya! Densiz ya!
Densiz mensiz!
Adam kalkıp 50 tane lafın arasında bir tane doğru şey söyledi.
Benim kızım İstanbul görmedi dedi.
Saftır, temizdir dediniz aldınız getirdiniz bizi buraya dedi...
...biz neyi bekliyoruza getirdi.
Öyle de işte Cüneyd Efendi...
Ne olmuş bu Cüneyd'e gene?
Hocam, evvelkiler gibi olmasın?
Öyle.
Daha önce de oldu. Olmadı mı?
Yahu inat.
Padişahın kızı olsa inat etti mi inat.
Arif, bak, bu işin oluru yoksa biz bu insanları boşuna yormayalım.
Cüneyd'i biliyorsun. Hissiyatı da, fikriyatı da bizden ayrıdır.
-Öyle. -Lakin...
...bu kez başka bir yol bulmak icap eder.
-Ne diyor Allahû Teala kitapta? -Celle Celaluhu.
"Sükunet bulup huzura kavuşasınız diye sizin için eşler yarattık." diyor.
Cüneyd'in artık vaktidir, kızı görsün.
Hocam, ben bir hâl bulurum ama...
...yani siz Cüneyd Efendi'yi herkesten daha iyi bilirsiniz.
(Arif) Şimdi gel desen gelmez.
Eğer müsaade ederseniz Zeynep kızı onun civarına yollayayım.
(Müzik)
Sessiz sedasız Arif Efendi, sessiz sedasız.
(Martı sesleri)
Günah diyorsun, öyle mi?
(Kuşlar ötüyor)
(Müzik)
Başka?
Vesvese.
Duamız kalbi ferahlatır.
Başka?
Dünyevi ve maddi sıkıntılar.
Sadaka niye var?
Alamadığımıza değil, veremediğimize üzülenlerden olalım.
Sen de bizi çürüten günahtır diyorsun.
Ama bakın.
Bu elmayı yarım olması çürütmüş.
Eğer tam olsaydı ne yerde kalırdı...
...ne de bu kadar erken kurtlanırdı.
Ama sizin cevaplar da doğru.
Ee, hadi iyisiniz Fâniler.
Artık Cüneyd Efendi'nin elmasına şöyle güzel uygun bir ilahi bulup...
...diğer sefere dinletelim, olur mu?
Ama ziyan edip sağa sola nimet bırakmayın.
(Gerilim müziği)
Anne, biz niye polislerle gidiyoruz?
Bir şey soracaklar kızım.
Ne yaptık ki? Bir şey yapmadık.
İzinli miyiz diye, çalışıyoruz ya dedeyle onu soracaklar.
İyi de doktor amca getirdi polisleri, o niye bir şey demedi o zaman?
O da geliyor işte kızım.
Dedeyi gördürmeyecekler mi bir daha?
Ben halledeceğim, sen merak etme.
Hanım sen böyle geç. Kızım sen benimle gel.
(Gerilim müziği)
Tamam, ben alakadar olurum, bir sorun yok.
Meryem, eşinin telefon numarası lazım.
Ha?
-Cep telefonu var, değil mi? -Niye?
Meryem, konuşmuştuk ya. Kanun dâhilinde olacak diye.
Sen merak etme, ben her şeyi halledeceğim.
Babam mı gelecek? Biz özür dileyelim amca gelmesin babam.
Dedeye de bakmayalım, öğretmesin bana.
Babam gelmesin, babamı aramayın.
Dur kızım.
Korkma Zeynep'im, korkma. Ben annenle halledeceğim, sen merak etme.
(Gerilim müziği)
Siz şimdi hanımları alın.
-Başkomiserim müsait mi? -(Polis) Müsait, buyurun.
(Gerilim müziği)
Akıllı kuzum.
Merkezden çembere çizdiğimiz doğru parçası yarıçapı.
Yarıçapını bilirsen kapladığı yeri hesap ediyorsun.
Kapladığı yer?
(Zeynep) Burası.
Mürşit hazretleri diyor ya...
...sevap ağacının gölgesi bütün kâinatı örtecek kadar büyüktür diye.
Bu sevap ağacı.
Bu da gölgesi.
Anne, babam gelince ne yapacağız?
Bir şey olmaz kara kuzum.
Sen korkma Allah'tan gayrısından.
Kız 15 yaşında, savcıyı aradınız mı?
Yani kız üzülsün, korkusun istemedik komiserim.
Ben babası da gelsin diye düşündüm.
Babasının başının altından mı çıkmış?
Annesi çok istemiyormuş gibi görünüyor. Aslında iyi de bir kadıncağız.
Yalnız duruma göre anneyi almak zorunda kalabiliriz.
-Farkındayım, evet. -(Komiser) Şu babayı bir bağlayın.
(Gerilim müziği)
(Telefon çalıyor)
(Telefon çalıyor)
Alo?
(Polis ses) Naim Tezel ile mi görüşüyorum?
Kimsin?
(Polis ses) İstanbul Emniyet Müdürlüğünden arıyorum.
Komiser Ahmet Bey'le görüşeceksiniz. Bağlıyorum, lütfen bekleyin.
(Telefon çalıyor)
Alo, Naim Tezel?
Naim Bey, sizi burada biraz misafir edeceğiz.
(Telefon çalıyor)
Bir dakika Naim Bey, bir dakika bekleyin.
Bekleyin. (Telefon çalıyor)
(Telefon çalıyor)
Buyurun efendim, sıhhattesiniz inşa...
Evet efendim.
(Ahmet) Anladım efendim, tamam.
Tamam.
Naim Bey, yanlış oldu.
(Ahmet ses) İsim hatası, iyi günler.
Nasıl?
(Meşgul tonu)
Hanımla kızını bırakın.
Aa! Bir dakika, bir dakika.
Ne yapıyorsunuz komiserim, ne oluyor?
Sizin kanıtınız nedir Levent Hoca'm?
Kızın halası söyledi.
Halası nerede, halasını niye getirmediniz?
Gerekirse getirilir.
Yani annesi kabul etti. Benim kız kardeşim, asistanım şahit.
Onların şahitliğine kalacak bir mesele değil. Ciddi bir itham.
Siz az önce savcıyı arıyordunuz komiserim.
Kim aradı sizi?
O başka bir mevzu, bununla ilgili değil.
-Güldürmeyin beni Allah aşkına. -Terbiyesizlik yapmayın!
-Bırakın oğlum hanımla kızını. -Bir dakika, bir dakika.
Bu size rütbe söktürtür komiserim, lütfen yapmayın.
Bilip bilmeden tehdit, itham. Biz size iş öğretiyor muyuz?
Siz de bize öğretmeyin. Bu size gelmiş bir vaka mı?
Var mı elinizde hasta olan kızın ifadesi?
Annesi kızın bilmesini istemedi.
Var mı, yok mu?
Bakın, kanun başka, hukuk başka.
Yani gözümüzün önünde olan...
Hiç mi vicdanınız yok Allah aşkına? Yapmayın.
Oğlum bırakın. Doktor Bey de refakat edin.
(Gerilim müziği)
Gidebilirsiniz.
Babam mı geldi?
Yok, sizlik bir durum yok, gidebilirsiniz.
Meryem Hanım.
Kızım, biraz müsaade eder misin bize?
İki dakikada kime haber verdiniz?
Ben kimseye haber vermedim.
Ben de siz saf ve temiz görünüyorsunuz diye...
-Niye bırakıyorlar bizi? -Sen daha iyi bilirsin.
Sen daha iyi bilirsin ama ben bu işin peşini bırakmayacağım.
O Birgül'ü alıp buraya tekrar geleceğim.
Beyim bana bak, sen ne dediysen biz onu...
-Gel dedin geldik. -Sana hiçbir şey sormuyorum.
Ben bu işin peşini bırakmayacağım. Bu kızı da size harcatmayacağım.
-Doğru konuş! -Ama merak etme, bırakmayacağım.
(Gerilim müziği)
Selamünaleyküm.
Hayrolsun, bu koliler hâlâ niye yüklenmedi?
Ve aleykümselam da...
...ya bir telefon geldi az evvel, anlamadım.
(Arif) Ne telefonu Naim Efendi?
Allah rızası için çık yükle şunları hadi. Akşam olacak ya.
Bir el atsan kolaylardık.
(Arif) Önce yukarı mahalleye verirsin.
Sonra listeye göre ihtiyaç sahiplerine verirsin.
Benim önce börekçiye uğramam icap edecek yalnız.
Naim Efendi, her şeyin, her yerin bir sırası var, öyle değil mi?
Bozmayacaksın.
Önce koliler.
Öyle efendi.
Öyle.
Her şeyin bir sırası var.
(Gerilim müziği)
Sabah seni bahçede görmüşler.
Maşallah.
Hâlin, keyfin yerinde mi?
Bu aralar gökte miyim?
-Yoksa yerde miyim diye mi soruyorsun? -Seni merak ediyoruz.
Seveni çok olanı merak ederler.
Benim gibi bir garibi kim sever amca?
(Sadi) Estağfurullah.
Vallahi günde beş vakit Hasna yengen seni soruyor.
Bak, bazen darlıyor ha, yani yalan yok.
(Sadi) Ama insanın seveni, sevdiği yanında olunca merak ediyor.
Eşyanın tabiatı böyle bir şey zaten.
Cüneyd'im bakma güzel bir şey aslında.
Başkasını merak etmek mi güzel?
Yoksa başkasının merak etmesi mi?
Niyetine girmek güzel Cüneyd'im.
Niyetine girmek güzel.
Ya Allah.
-(Feyza) Anneciğim. -Efendim.
Konuştun mu babamla? Hani Cüneyt Efendi'yle ilgili meselemden.
Laflara bak! Neymiş meselen?
(Hasna) Biz burada gadre uğramışız.
O Meryem'in dolduruşuyla Cüneyd Efendi bir laf etmiş...
...abimin başına neler gelmiş, hâlâ benim meselem diyor.
Bir Müyesser’im eksikti başımda. O da...
Aynen öyle anne.
Bak, aynen öyle.
Onlar dağdan geldi bağdakini kovdu diyorsun ama şunu da bil.
Cüneyd Efendi'nin bir lafıyla oldu.
Yani Mürşit hazretleriyle o konuştuktan sonra.
Biliyorsun, Mürşit hazretleri pek sever onu.
Bir lafıyla dayıma neler etti.
Yani sana iltimas edecek değil ya.
Ne konuşuyorsun kızım sen? İltimas mı istemişiz biz?
Estağfurullah anne. Öyle değil ama anla işte.
Sana değil ama hanımının amcasına kıyamazdı.
(Feyza) Hatırını çiğnemezdi.
Benimle evde olsaydı...
Benim güzel gözlü kızım...
...bunlar büyüklerin, erlerin karar vereceği meseleler.
Mürşit hazretleri bilir en doğrusunu.
Cüneyd Efendi istersen Mürşit hazretleri kırmaz onu.
Yaşadık, gördük işte.
Bak, sen bu yağı iyice bileklerine sür, müsaade edersen bugün tesbihleri...
...ben götüreyim Cüneyt Efendi'ye.
Hayır dersen başım üstüne, tamam.
Ama doğru olan bence bu.
Hakkım bu benim.
Cüneyd Efendi bu vakitlerde avlusunda oluyor.
Teşekkür ederim.
-Şu yağı ver bana. -Tamam.
(Müzik)
(Feyza boğazını temizledi)
Tesbihleri bırakacaktım da Cüneyd.
Efendi.
Bugün bir solucan gördüm Feyza.
Evine gidiyordu.
Onun da varmış bir yuvası.
Herkese lazım elbet.
Sizin yok mu?
Var tabii.
Burası.
Yuvamız.
(Müzik)
Hepimiz bu kapının eşiğinde beraber değil miyiz?
(Cüneyd) Bu taneler gibi bir aradayız.
Böyle olunca da görüyoruz birbirimizi.
Annen de, baban da, sen de, ben de.
Çok şükür, hamdolsun.
Dayın için kızgın mısın?
Estağfurullah.
Hak ehline verilir, hüküm Allah'tan.
Kime kızayım?
Bana.
Ben sana kızamam ki.
Size.
Tesbihler güzel kokuyor maşallah.
(Duygusal müzik)
Anne, ya babam fark ederse?
Allah korusun kızım, vesvese yapma.
Mürşit hazretleri bize de vakt-ı mekatıl derse ne yapacağız?
Hayrola Meryem Hanım? Dükkânda değil miydiniz siz?
Ee... Müyesser Hanım'a dedim. Evde yapalım bugün börekleri dedim.
Zeynep'in biraz kırgınlığı var da.
Ateşi de yok ama.
Tabii alışamadınız daha buralara.
Geldiğiniz yerin mevsimi, havası, her şeyi bir başka.
Burada o yumuşak aslında, orası daha sertti.
Öyle mi?
Tabii, soğuktur.
Neyse, alışırsınız, alışırsınız. Hadi selametle.
Allah razı olsun sizden, ömrünüz uzun olsun.
Âmin, ecmain.
Taşıyabilecek misin dayı?
-(Yaşlı erkek) Allah yardım eder. -Taşırsın ya.
-(Erkek çocuk) Bırak lan annemi! -Ayıptır be! Çocuğun yanında!
-(Erkek çocuk) Anne! -Borcu takarken iyi!
Bedeline gelince naz niyaz!
-Bırak lan annemi! -Lan! Lan! Lan!
Sakın! Dokunma çocuğuma!
(Geçiş sesi) Bir daha yapacak mısın lan?
-Bir daha yapacak mısın? -Vurma, sahipsizdir, yapma.
Sahipsizse şu bakışlara baksana!
Sahipsizin sahibi Allah'tır.
(Gerilim müziği)
(Geçiş sesi)
Kaldırma o çocuğa elini!
Sana ne oluyor lan?
-Yapmayın, yapmayın! -Yürü oğlum, yürü!
Abiler yapmayın.
(Gerilim müziği)
Ne oldu, aldılar mı kızı?
-Bıraktılar. -Nasıl?
-Annesi kabul etmişti hocam. -Evet, kabul etmiş numarası yapmış.
Yok arkadaş, yok.
On yıldır bunun eğitimini aldık. Doktor House'nin geldiği noktaya geldik.
İnsanoğlu yalancıdır.
Hayır ne oldu anlamıyorum ki.
Bir şekilde birilerine haber vermiş. Tepeden birilerine.
Ya savcıyı arayacak olan komiser ona bir telefon geldi...
...bir anda o komiser gitti, yerine başka bir komiser geldi sanki.
Artık kim aramışsa.
Ne olacak şimdi?
Bu Birgül denen kadın, onunla ben tekrar bir görüşeceğim.
Belki onun ifadesiyle yeniden dava açabilirim.
(Tıkırtı geldi)
Ne yapıyor?
Siz gittiğinizden beri sesi çıkmadı.
Esra'yı da istemedi yanına.
Anne! Anne!
Aa! Ne oluyor kız?
Nasılsın, yağ iyi geldi mi?
Tövbe tövbe!
İyi geldi gelmesine de asıl sana gelenler gelmiş.
Ne oluyor kızım?
İki dakikada kendine benzetmiş Cüneyd Efendi seni.
Anne, övdü beni.
Herkesin, her şeyin yuvası olmalı dedi.
Yuvamıza yaptıklarını beğeniyorum dedi.
Yuva dedi?
Hım.
O kuzum da aklını başına aldı artık.
Niyetine girdi demek ki. Güzel.
Öyle olmasa söylemem anne, biliyorsun.
Var bir hissi, bana karşı bir şey hissediyor.
Bak, bundan sonrası sende.
Babamı nakış gibi işlemek sende.
Bu işlerin acelesi ters teper kızım, dur bakalım.
Tamam, sen bana bırak.
Hayırlısıysa olur.
Allah'ım çok şükür.
-Anne. -Söyle.
Bizi bir daha götürürler mi karakola?
Götürmezler. Sus bakayım elin çalışsın.
Dedenin evinde kaçak çalışıyoruz diye götürüyorlar dedin.
-Kızım! -Dedin!
Öyle, ondan götürdüler.
Biraz daha un ver bakayım.
Evine gidersek yine götürürler o zaman.
Gitmeyecek miyiz yoksa? Anne, dede soru verdi bana, ben onu götüreceğim.
Zeynep, yeter!
Çabuk çantadan tereyağını ver bakayım!
O kâğıdı da bana ver hemen! Dedenin verdiği!
-Anne! -Ver!
(Müzik)
Anne!
Anne!
Annem.
Senin aklın benden daha iyi çalışıyor.
Gidecek miyiz, kalacak mıyız?
Ecel terleri döktük zaten.
Bugün daha bana soru sorma kurban olayım.
İyi, sakla madem.
Hadi, bu börekler yetişecek.
(Müzik)
Efendim baba?
Ne oldu?
Araya birilerini soktular, konuyu kapattılar.
Yani kendilerince.
Ama ben peşini bırakmayacağım.
Bırakamam, aynaya bakamam.
-Neden? -Ne, neden baba?
-Kızı evlendiriyorlar. -Bir tek onu mu evlendiriyorlar?
Sen üç beş polis al...
...bütün memleketi karış karış gez o zaman.
Baba gözümüzün önünde olan şeye de göz mü yumalım?
Beni kızdırmak için yapıyorsan bunları hiç uğraşma baba.
Ben yeterince kızgınım bugün.
-O emniyet müdürü de görecek. -Ben arattım.
-Kimi? -Emniyeti.
De, hadi ne diyeceksen.
Ama nasıl yaparsın bile denmez.
-(Kekeleyerek) Anlamıyorum ben. -Evet, anlamıyorsun.
Sen kendin seçtin bu kızı. Özel, dedin bunu eğiteceğim, dedin.
Okutacağım, dedin. Sen şimdi bunu... Kendi...
-Baba delirtme beni. Ne yaptın sen? -Kafasız.
-Jakobenlerin özetisin işte. -Bunu sen mi diyorsun?
Bunu benim gibi bir adam söylerse manası olur.
Biz bunlara neler yaptık, hatırlamıyor musun?
-Ne değişti? -Doğru.
Tek bir şeyden korkarlar.
Tek bir şeyden.
Değişmekten. Anlamaları lazım.
Anlamazlarsa olmaz.
Tamam mı?
Anlamaları için anlatman lazım.
Anlatabilmen için dinlemeleri lazım.
Hastan gibi düşüneceksin.
Sen demiyor muydun, hastaya kızılmaz diye.
Sakin.
Devleti, polisi karıştırmadan.
Aslını astarını öğrenerek.
Hadi çek şunu çek, ben yorgunum.
Tamam.
Mira'ya da haftaya bir nikâh tarihi alayım bari.
Ay ay, ay ay.
Aman aman, pek komik.
(Müzik)
-Ee? -Gittiler işte polislerle beraber.
-Anlamadım ben de hiçbir şey. -Allah Allah! Kız bayağı okula gitmiyor?
Gitmiyor. Da...
...dedem çok üzerine düşüyor, ileri zekâlı falan, diyor.
Tamam, senin deden fizik profesörü değil mi zaten?
-Herhâlde vardır bir bildiği. -Tabii, vardır bir bildiği.
Kesin ileri zekâlıdır Can.
Ne biliyorsun? Belki Oburiks gibi senin kazanına düşmüştür bu.
Hadi, hazır demişken versene biraz. Benim çok az kaldı.
Salak gibi uyandım sabah.
Sonra gözümü bir açtım, sabahın köründe...
...karabasan gibi tepemde dikilmiş. -Hadi ya?
Sen ondan da versene bana, uyuyamazsam falan diye.
Peki.
(Polis kornası sesi)
(Öksürüyor) Gelsene şöyle.
-Ne? -Şunu al.
-Ne oldu? -Güzel.
-Bunu niye veriyorsun? -Bak şu tarafa.
-(Can) Tamam mı? -Bana verme, verme bana.
Yavrum hadi uza. Ben arayacağım seni. Tamam mı? Hadi.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
-Sakinleştin mi biraz? -Tabii canım.
Bu memlekette her gün olan şeyler bunlar, değil mi? Ben niye takıyorsam?
Eşeği dövemedin ya döv, semerini döv.
İyi misin diye sormuştum.
-Bir süredir iyi değilim Hande. -Belli, bu saatte.
Başımızda bir bu dert eksikti. Şimdi Meryem de artık gelmez buraya.
Benim bir bakıcıya ihtiyacım var. Esra da devlet memuru.
Hastaneden zırt pırt çağırılmaz.
Bizim tanıdığımız bir ajans var ama fiyatlar uçmuş.
Benim de durumum malum.
Ben de destek atmak isterdim ama...
...bir yazı dizisi bulamadım. Yayınlanamadım bir mecmuada bir süredir.
Bir süredir? Bir süredir, dediğin iki senedir.
Sanki biraz iş beğenmiyorsun. Demeyeyim demeyeyim diyorum da.
Deme tabii. Keyfimden mi?
Biliyorsun işte, birine yamanmadan yazdırmıyorlar.
Gazeteciyim ben. Niye yapıyorum ki bu işi?
İdeallerimi mi satayım?
Hande senin dışında herkes ideallerini mi satıyor?
Ben niye özele gitmiyorum?
Hem zenginin delisi daha farklı deli. Yalan mı?
Bak karıma, ben niye Almanya'ya gitmedim?
Neden, neden kaldım?
İdeal böyle bir şey. Kan, ter, gözyaşı.
Bence seninkisi biraz hayalcilik.
Hayal dediğin lükstür Handeciğim.
Ben şimdi sana bir şey mi dedim?
Bravo, tamam sensin. İdealler, hayatlar falan.
İnandığın yolda hayallerinin küle döndüğünü düşünsene.
Batsın ya batsın, parası pulu batsın.
Ne bir değerim var bu düzenin içinde ne de düzeni değiştirecek gücüm.
Yok, elimde değil. Benim elimde değil. Olmuyor demek ki.
Ben yapamıyorum bu işi demek ki.
Tamam, tamam sakin ol.
Sakin ol. Yay gibi gerildik biraz.
(Derin nefes verdi)
Suavi Bey görmesin düşmanla iş birliği yaptığını.
(Müzik)
Sen şu ajansın numarasını ver, ben hallederim. Tamam mı?
Tamam.
Anne ilki olmuş.
(Müzik)
Sen bu işleri hep burada mı yapacaksın Meryem Hanım?
Zinhar, bak mis gibi koktu. Sayende 100 kilo olacağız...
...söyleyeyim sana. Maazallah.
Cüneyd Efendi'ye yemek götürülecek. Zeynep kızımız bir tepsi hazırlayıp...
...götürsün, dediler.
Ben götürürüm. Kim söyledi?
Sen böreklerini yetiştir hanım. Biz burada söyleneni yaparız, harfiyen.
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik devam ediyor)
Ellerine sağlık Meryem. İdareten paket yapıver.
Buradan dükkâna götürülür.
-Esselâmüaleyküm. -Aleykümselam.
-Aleykümselam. -Aleykümselam.
Nasıl...
...oldu mu istediğin gibi?
Tuzu, yağı tam mı?
Usulüne göre yaptım.
Tadına bakın isterseniz.
(Müzik)
-Eline sağlık. -Afiyet olsun.
Bunun usulünü öğrenmişsin.
Diğer usullerimizi de öğrenirsin inşallah.
Malum yollarımız kesişti, eşiğimizden buyur ettik. Değil mi?
Bak Meryem kardeş, saygı sevgi...
...bu yuvanın tuğlası.
O vakit sen de konuşurken yüzüme bak.
(Hasna) Aferin.
(Müzik)
Dükkânımızın böreğini yedik ama hakkını yemeyiz.
Müesser Hanım'a götürürsün bunu.
Hadi kolay gelsin.
(Müzik)
(Tasavvuf müziği)
Su akmıyor.
Akmayan çeşmeye, çeşme denir mi?
-Bir gün akar belki. -Ya akmazsa?
Zeytinyağlı mı?
İyi, soğuyacak derdi yok o zaman.
Gel benimle.
Akanla akmayan nerede birleşir gör.
(Müzik)
(Kuşlar ötüyor)
(Ömer Hayyam'ın rubaisini söylüyor)
"Senden benden önce de vardı bu gün bu gece"
"Felek dönüp durmadaydı hep bu gördüğünce"
"Usulca bas toprağa çünkü bastığın yer...
...ir güzelin göz bebeğiydi"
Anneniz mi?
(Müzik)
Sen de buraya gireceksin.
Bir gün ben de.
(Müzik)
Şimdi de ben merak edeyim o zaman.
-Ne bu? -Yarıçap.
(Zeynep) Bu da dairenin merkezi.
Tabiatta her şeyin, herkesin bir merkezi var.
Belki burası da sizinkidir.
(Müzik)
Yeter bu kadar!
Kim gönderdi seni?
Yemek götür, dediler.
Gölgende yemekten başka ne taşırsın, haberin yok mu senin?
(Müzik)
Dikkatli olun Fâniler. Vakıf malıdır bu, çizik istemem.
-Tamam Hoca hazretleri. -Cevap yetiştirme.
İşine bak, dikkatli ol kâfi.
Sana ne oldu böyle?
Arif vallahi bunlarla beraber taşıttırırım seni dergâhtan.
-Ne oldu, diyorum sana! -Mezarlığa götürdü.
Yahu kim, neyi?
-Annesinin mezarına. -Kızı?
(Gerilim müziği)
Geliyor.
Ee, bunlar taşındıktan sonra bir kamyon daha gelecek...
...sonrasını soruyorlar. -Beklesinler.
Bu Kur'an kursu inşaatıyla beraber toplu alım yaparız.
Zam gelecek, diyorlar?
(Gerilim müziği)
Yarın Levent Hoca'ya gideceğim.
İyi geldi mi sana Levent...
(Sessizlik)
Kızım iyi misin? Nerede kaldın?
Cüneyd Efendi'ye zeytinyağlı götürdüm ya...
...sonra kabristanda okudum biraz.
-İyi misin, bir şey mi diyen oldu? -Yok.
Gidelim, yoruldun.
Akşam ezanı da okunur birazdan.
(Gerilim müziği)
Sen geç, elini yüzünü yıka. Benim babanla bir işim var.
(Sessizlik)
Hayırdır Meryem...
...bir karın ağrın mı var?
Zeynep'i everecekmişsin, o yüzden getirmişsin bizi İstanbul'a.
Evet, öyle.
Nasıl evet Naim Efendi, o daha küçücük.
Sen onun yaşında evlenmedin mi?
-(Naim) Ne oldu, fena mı oldu? -Tövbe, o nasıl laf!
Kimin kimsen yoktu, aldım.
Sevdim, rahat ettirdim.
Şimdi de kızımız bizi rahat ettirecek.
Efendi ben de anasıyım ya, bir söz hakkım yok mu?
-Yok, neden olacak? -Benim gibi değil o.
-Bizim zamanımız gibi değil. -Meryem, Mürşit hazretlerinin...
...kapısından girdin bir defa sözün dinlendi, coştun.
Bu izdivacı isteyen bizzat Mürşit hazretleri.
Ama derdin buysa kızın senin gibi gariban Naim'le evlenmiyor.
Hazret'in torunuyla evleniyor.
-Cüneyd, Cüneyd Efendi? -Ne sandın?
Karalar bağlayacağına sevin, sevin.
Çok mübarek insanlara karışıyoruz.
İki cihanda da saadetin eşiğindeyiz.
Durumu kızına da anlat, hazırla ince ince.
(Müzik)
(Kapıyı tıklatıyor)
Ne o kızım?
Cüneyd Efendi rubai söyledi de.
Deme?
Cüneyd Efendi, öyle mi?
Mühim bir adam o.
Mübarek adam.
Gönülleri geniş.
Bizi de kapılarına buyur ettiler, sağ olsunlar
Ne öğretiyorsa iyi dinle.
(Müzik)
Bu un lekeleri geçecek güzel kızım benim.
(Müzik)
Sen benim akça pakça kızımsın.
Hep de öyle kalacaksın.
(Müzik)
Hay maşallah, maşallah.
Al. Bismillahirrahmanirrahim.
Feyza, nur gözlüm hadi gel kızım.
(Sessizlik)
Namazını kılıp gelir şimdi o.
Benim sana bir diyeceğim var Sadi.
Hayırdır inşallah?
Cüneyd'in izdivacı, konuştun mu Mürşit hazretleriyle?
Hasna hele bir dur yahu.
Hele sen bir dur Sadi.
Ardı gelmez lezzetler bekler seni bu akşam.
Ee, söyle hadi ne diyor?
Cüneyd'in kendi kararının olması şart.
Zorlarsak teper.
Ama Mürşit hazretleri istese ikna eder Cüneyd'i, değil mi?
Vallahi Cüneyd'i kimse ikna edemez.
Babam bile. Onun o hâle gelmesi lazım.
Haklısın, çok yaralı yavrum.
Ama onun yarasına da ancak biz derman oluruz.
-Öyle. -Başkası anlamaz, nasıl anlasın.
Başka bir aile ona dünür olsa...
...anası babası, o mevzular açılsa Allah muhafaza.
Zaten muhakkak Fânilerden biri olması gerekiyor.
Fânilerden biri olmalı, doğru.
Bizim aileden bir Fâni olmalı.
Hasna sen ne diyorsun?
Onun için en münasibi belli, değil mi?
Sen de biliyorsun, böyle bu.
Sen de birazcık Cüneyd Efendi’nin üzerinde...
...hâkimiyetin olsun istiyorsan...
-Yahu Hasna... -Lütfen biraz düşün Sadi'm.
Feyza gel kızım.
(Müzik)
Babacığım ekmek ısıttım.
(Hasna) Koy kızım buraya.
(Hasna) Maşallah benim kızıma.
Bismillahirrahmanirrahim.
(Bar ortam sesi)
Zengin düşmanlığı, 'check'. Yargılayıcı bakışlar, 'check'.
O değil de...
...mekân bir garip. -Garip derken?
Garip derken şık demek istedin galiba?
Kardeşim bana...
...rahmetli kraliçenin tahta çıktığı yıllardan kalma bir şey getirsene bana...
...şöyle üç parmak. -(Garson) Tabii efendim. Siz?
-Ben soda limon alayım. -Bir dakika bir dakika, soda limon ne ya?
Tamam, anladık. En fukara proleter sensin.
-Hanımefendiye de aynısından, üç parmak. -Tabii efendim.
-(Hande) Seçkin. -Ne?
Tamam, rahat ol, ben ısmarlıyorum.
Oh ya, iyi böyle vallahi. Yeme içme senden, babamın bakımı abimden.
Asalak gibi yaşıyormuşum aslında ben.
Aşk olsun Hande. Lafı mı olur böyle şeylerin gerçekten?
Ayrıca Levent'in ağzından bir kere bile böyle bir şey duymadım...
...onu söyleyeyim. -İnsanın kendinin farkında olması...
...için yüzüne vurulmasına gerek yok Seçkinciğim.
Bir siparişle de gayet hatırlanıyor.
Ben sana yardım edeyim, desem ağzıma (Bip)!
Gel, benim işlerde biraz takıl, desem katır gibi inatçısın. Onu da yapmazsın.
Artık abi, kardeş siz kurtaracaksınız memleketi.
Senin işler...
...tam olarak ne Seçkin? İş ne?
Senin işler nasıl işler Hande?
Bir anlat bakayım bana. Gerçekten merak ediyorum, nasıl oluyor?
İnternetten mi yapmak gerekiyor illa ya da ne bileyim...
...büyük bir haber mi patlatmak gerekiyor?
Atıyorum, magazinde mi ekmek var?
Gerçekten nasıl yürüyor nasıl işliyor, anlatsana bana.
Eski usul. Yani en azından benim yolumda öyle.
-Büyük bir haber patlatmak gerekiyor. -Büyük bir haber patlatmak lazım.
"Genç iş adamı dehşet saçtı", nasıl?
-Şunların ağzını burnunu kırayım mı? -Seçkin saçmalama.
Bir haber var aslında.
Şu abimlere gelen kadın var ya, tesettürlü olan?
Evet.
Onun kızını evlendiriyorlar.
Tamam da bunun neresi haber değeri taşıyor?
Sonuçta bunların da mı sosyetesi var? Yoksa gözde bir bekâr mı kızı?
Saçmalama Seçkin, kız daha çocuk.
Anladım.
O zaman bunun haberini mutlaka yapmalısın Hande.
-Hem çocuğa da yardımcı olursun. -Tabii, kolaydı çünkü.
Çok büyük gürültü kopar. Tarikat falan çok büyük haber.
Ama kadın ister mi bilemedim.
Hande bunda bilinmeyecek bir şey yok.
Senin kucağında bir bomba varsa patlatacaksın, bu kadar basit.
-Bu gerçekten çok büyük bir haber. -Tamam da nereden başlayacağımı...
...bilmiyorum, bilmediğim bir dünya.
Bir taraftan kadınla kızı da etkilenecek bundan.
Of!
Sen, etik ne biliyor musun, etik?
Etik? Etik?
Etik ne demek? Etik şey mi, ee...
...yeni açılan kötü isimli 'steak house' falan mı bu etik?
(Seçkin) Bak Hande, hem kendi kariyerini roketleyeceksin...
...hem de bunu iyi bir amaç uğruna yapmış olacaksın.
Bak...
...sana bir hayat dersi. -Söyle.
İnsanın idealleriyle ayağına gelen fırsatlar nadiren oluşur.
Ve bunları değerlendirdiğin zaman kötü bir insan olmazsın.
Aksine birilerine yardımcı bile olabilirsin.
Bu insanların etraflarında yardımcı olabilecek hiç kimseleri yok.
Bundan sana ne ki? Sen hangi yanlışı düzelttin?
(Bar ortam sesi)
(Fısıldıyor)
Ben sadece bana yapılan yanlışları düzeltirim Hande.
-Öyle mi? -Öyle.
(Bar ortam sesi)
Niye gönderdin ki adamı, belki konuşacaktım? Ben bekâr bir kadınım.
Hem belki zengindi, beni bu hayattan kurtaracaktı.
Senin daha vaktin var, merak etme.
Ama 45 yaşına geldiğinde hâlâ evlenmemişsen...
...ben alacağım seni.
Biz yalnız öleceğiz 'bro'.
Belki de küçük yaşta evlendirilenlerin karmasıdır bu.
(Sessizlik)
-Evet, dedenin altını temizledim. -Bir şey mi dedim ben?
-Dershaneden aradılar, gitmemişsin. -Soru çözdük arkadaşlarla.
-Yalan söyleme. -Niye yalan söyleyeyim?
-Bekle beni burada. -Odama gidiyorum.
Bekle burada.
(Gerilim müziği)
(Öksürüyor)
Evet, neredeydin?
Soru çözdük Aslılarla.
Dershanede etüt salonu var.
-Canım istemedi orada çalışmak. -Canın istemedi?
Çözdükten sonra nerede çözdüğümün ne önemi var?
Kızım deli misin sen, kaç yaşındasın? Ben kızımın nerede olduğunu bilmiyorum.
-Yeterince büyüğüm. -Hayır, daha çocuksun.
-Değilim. -Çocuksun.
Eve dönüş saati gelince çocuk.
Çocuksam annem nerede benim? Nerede? Benim eve dönüş saati.
Çocuğum, nerede benim annem?
Ne dedi biliyor musun?
-Kim? -O.
Sen...
...sen annenle mi konuştun?
-Nasıl buldun? Ne, ne konuştun? -Buldum işte.
Sen zahmet etmedin, ben buldum.
Zaten boş ver. Zaten ne dedi biliyor musun bana?
"Özür dilerim."
"Özür dilerim." dedi.
-Kızım. -Bırak ya bırak.
Sana o sınav sonucunu vereceğim, biliyor musun?
Ne gerekiyorsa ne yapmam gerekiyorsa. Hepsini yapacağım ve vereceğim.
Bir daha da konuşmayacağım seninle.
İnşallah, yatılı kazanırım da seni bir daha görmem.
Kızım, Mira? Mira? Mira aç lütfen.
Mira.
(Kapı zili çaldı)
-Vay, Noel Baba 'in the house' ne haber? -Sen Hande'yle değil miydin bu akşam?
Onunlaydım da işte o, bir yerde kariyerini tercih etti.
Ben de bari abisinin yanına geleyim, o da en az onun kadar sıkıcıdır...
...yokluğunu aratmaz diye düşündüm. Nasıl?
Allah aşkına, dur Seçkin. Mira'yla biraz tartıştık, canım sıkkın.
Anladım.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Kötü kapıştık yani. Konuşacağım şimdi.
Tam tersi. Konuşmak artık senin mesleki hastalığın olmuş.
Madem kapıştınız, bırak. Kendi hâline bırak kızı.
Beste'yle konuşmuş.
Ne diyorsun, ulaşmış mı?
Öğreneceğim.
(Levent kapıyı tıklatıyor)
Git, istemiyorum konuşmak.
(Levent) Kızım açar mısın lütfen?
(Müzik)
Kızım...
...bu önemli bir konu. Bunu konuşmamız lazım.
Ne konuştunuz? Nasıl ulaştın?
Çalıştığı hastaneyi aradım.
Hastasıyım, dedim. Beş dakika düşünsen senin de aklına gelirdi.
Peki, ne konuştunuz?
Hiçbir şey.
Dönecek misin, dedim. Özür dilerim, dedi, o kadar.
-Başka bir şey konuşmadınız mı? -Konuşmadık işte.
Tamam, tamam kızım tamam. Sakin ol.
Bana numarayı verirsen ben de aramak isterim.
Tamam, ben mesaj atarım sana.
(Müzik)
Al.
-Söylemiştim. -Tamam, söylemiştin.
Bana bak, bakıcı işleri karışmış?
Öyle oldu.
Benim bir şey bulmam lazım. Kadına da çok kötü çıkıştım.
-Mevzuyu da yanlış anlamışım zaten. -Değil mi abi?
Nerededir, ne yapıyordur kim bilir. Zor bu işler çok zor.
Belli, buraların yabancısı.
-Ama çok cevval bir kadın. -Öyle mi?
-Kızını da bayağı seviyor da. -Da tek başına bir kadıncağız...
...ne yapsın? Onun bir kurtarıcıya ihtiyacı var. Beyaz at... Pardon...
...beyaz önlüklü bir kurtarıcıya. -Oğlum sen ne adi ne (Bip)!
Sen hayvansın lan. Terbiyesize bak.
Evet. Tamam, sakin ol. Allah Allah!
Bana bak... (Mesaj geldi)
-Sen bayağı dert etmişsin bu işi. -Bir dakika bir dakika.
Beste'ye ulaşmış Mira, numarasını attı.
Arasana oğlum.
(Boğazını temizledi)
Ne oluyor? (Operatör yabancı dilde konuşuyor)
-Aradığınız numara kullanılmamaktadır. -Hayda!
Vicdan, gerçekten de vicdan çok acayip bir şey oğlum.
Vicdansızlık diye de bir şey yok.
Yani kötü vicdan var, hastalıklı vicdan var.
Beste hangisine kapıldı, bilmiyorum.
Kızının sana uğraşıp uğraşıp ulaştığı numarayı kapatmak ne demek?
Belki de gerçekten kızın psikolojisi kötüdür.
Bırak Allah aşkına.
O Cüneyd var ya tarikattaki çocuk, onun söylediği gibi...
...bütün kötülükler hastalık olmuş.
Kötülük diye bir şey yok. Herkesin psikolojisi bozuk.
Tamam, sen bir sakin ol, otur şuraya.
Hem o mesele ne oldu gerçekten? Al bakayım şunu.
Ne oldu mesele? Hande'ye söylemişsin akrabasını bulacağım diye.
Bu evlendirme meselesi, değil mi?
Yok abi, ben artık hiç kimseye güvenmiyorum.
Gerçekten de bunlar bambaşka dünyalarda yaşıyorlar. Dindarlık çok güçlü bir şey.
Bence dünyadaki en güçlü şey.
Tabii ki değil.
Ya bırak şimdi, bana para edebiyatı yapma Allah aşkına.
Paranın yaptıramayacağı birçok şeyi yapar inanan insan.
(Telefon çalıyor)
-Alo? -İyi akşamlar.
Hande Alkanlı ben, gazeteciyim. Birgül Tezel'le görüşecektim.
-Buyurun benim. -İyi akşamlar Birgül Hanım.
-Ben bağımsız gazeteci... -(Birgül ses) Evet, biliyorum.
Hatta sizi takip ediyorum. Sanırım bu aralar bir şey yapmıyorsunuz.
-Ben de bu sebeple sizi aradım. -(Birgül ses) Evet.
-Meryem ve Zeynep. -Evet.
(Hande ses) Yanlış anlamazsanız ben de sizi araştırdım.
Çok da takdir ettim. Çok cesur bir kadınsınız.
Bana ancak sizin gibi cesur biri yardımcı olabilir.
Niçin, ne istiyorsunuz?
(Hande ses) Ben bir yazı dizisi yapmak istiyorum.
Eğer siz bana yardımcı olursanız beni o dünyaya sokabilirseniz...
...ben de Meryem ve Zeynep'le ilgili...
-Ama Hande Hanım, böyle bir şey... -(Hande ses) Evet, çok ses getirecek.
Biliyorum çok büyük mesele ama siz bana eğer destek olursanız...
...beraber onların dünyalarını başlarına yıkarız.
-Kimin? -Zeynep'i evlendirmek isteyenlerin.
Ve geri kalan herkesin, kötülerin yanında Meryemler, Zeynepler de yansın.
(Birgül ses) Afişte boy boy fotoğrafları çıksın.
Hepsi enkazın altında kalsın ama siz meşhur olun, kahraman olun.
Ben öyle biri değilim Birgül Hanım.
-Ben onlar gibi değilim. -(Birgül ses) Ben de.
Onlar gibi değilim ben ama sizin gibi de değilim.
-Hayırlı akşamlar. -(Hande ses) Ya Zeynep'i evlendirecekler.
Bizim nasıl olduğumuzun bir önemi var mı, fark eder mi?
Hayırlı akşamlar.
Aa!
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik devam ediyor)
(Kuşlar ötüyor)
(Müzik)
-Kızım, uyandın mı? -Evet.
(Levent) Hadi bakalım.
Kahvaltı.
Tamam bırak ya, tamam bırak, bırak.
Dur ya, bu yanmış, bu yanmış. Ah! Bu iyi.
Bu güzel. Hah.
Ya da dershanede yerim ben ya.
Ya bugün gitmesen, olur mu?
Evde çalış, vakit geçirelim.
Denemem var benim bugün.
-Sen zaten kaç gündür işe gitmedin. -İzin aldım ya yavrum.
-Deden hasta, dedene bakıyorum. -Hastaların yok mu?
Hastanedeki diğer doktorlar bakıyor.
(Müzik)
Nasıl yok? E biz ona geldik.
Levent Bey'in bugün izin günü.
Ama isterseniz size uygun bir randevu verebilirim.
Hasta ilk bakışta anlaşılıyor ama...
...kim sağlam anlaşılmıyor.
O vakit Başhekim Beyefendi'ye bir uğrayalım.
Sadi Hüdai Efendi'nin selamını getirdim. Üzerimde kalmasın.
Tamam.
(Gerilim müziği)
Dışarıdan bir şey söyleyeyim mi?
Hım, burger.
Burger değil, böyle kahvaltılık bir şey.
O gelene kadar öğlen olacak zaten.
Hayatım, sağlıksız bir şey o.
Bunlardan daha sağlıksız değildir, merak etme.
(Kapı zili çaldı)
Selamünaleyküm.
Aleykümselam. Buyurun.
Zeynep, bir bey amcayı görmek ister. Verdiği ödevi gösterecek.
Tabii ki, geç kızım.
(Levent) Geç, buyur.
Girmeyeceğim ben.
(Müzik)
Benim sana bir özür borcum var.
Özür dilerim.
Estağfurullah.
Kız senin kızın, hassasiyetini anlıyorum ama sen de benim hassasiyetim anla.
Benim de kızım var.
Gördük hassasiyetinizi.
-Ben yardım etmek... -Etmeyin efendi, yardım etmeyin.
Kız çıksın gideceğiz zaten.
Ben gitmenizi istemiyorum.
Yani sıkıntılı bir dönemden geçiyoruz.
Babamın durumunu da görüyorsunuz.
Bir içeri geçin. Bir anlatayım size, bir konuşalım.
Daha kazancınızı konuşmadık mesela.
İyi madem, içeride bekleyeyim.
(Müzik)
Bey amcanın şimdi sağı solu belli olmaz. Kızı lafa tutar.
Çok fena bir şey yanmış.
Ee, mutfakta.
(Müzik)
-Yani... -Müsaade.
Dar alana yabancı erkekle girmeyiz biz.
Ben de işte kıza kahvaltı hazırlayayım dedim ama.
Aç mı kızcağız?
Ya dışarıdan söyleyeceğiz artık.
Aa! Yok!
-Sen de istersen eğer sana da söyleyeyim. -Yok efendi.
Biz o işleri sabah ezanıyla kalkıp hallederiz.
Öyle dışarıdan falan da söylemeyiz, güvenmeyiz.
Yani.
Peynir sever mi?
Sever.
(Telefon çalıyor)
(Telefon çalıyor) (Levent) Alo?
Bakıcıyla ilgili, evet. Ya...
Yani 500 dolar olur.
14 bin TL mi yapıyor? Şey...
Ya tamam en son 15 bin TL'ye çıkayım.
(Levent) Ama dolar bazında değil, tamam mı? Türk lirasına çevirerek.
Peki. Bugün? Yok yok, bugün kimse gelmesin, ben evdeyim.
Yarın için konuşuruz, olur mu? Peki, teşekkür ederim.
Evet.
Tamam, tamam, tamam.
Yazayım mı?
Yaz.
Tamam, yeter.
Hepsini yazmadım.
Lafın hepsi deliye söylenir. Gördük, çözmüşsün.
-Ne güzel sözmüş. -Çok komik.
Ne oluyor? Sen kapı mı dinliyorsun?
Asıl sana ne oluyor ya, asıl sana ne oluyor?
Sokakta görseniz bir alay laf edeceğiniz insanların hepsini eve doldurdunuz!
-Mira, hadi kahvaltıya kızım. -İstemiyorum ya, bırak!
-Ne oluyor burada? -İstemiyorum bunları evimde!
-Bu ne? -Bu!
Çok ayıp ama kızım, gerçekten çok ayıp. Burası hepimizin evi tamam mı?
(Levent) Bu insanlar da keyfinden burada değiller, tamam mı?
Bak, annesi sana iyi niyetinden kahvaltı hazırlamış. Hadi kızım.
Bana sordu sanki.
(Müzik)
-Yemeyeceğim senin yaptığın yemeği. -Bugün sınavın varmış.
Allah yardımcın olsun, zihin açıklığı versin.
Burada zorla duracak değiliz. Sınavı aç gitmene gönlüm razı olmadı.
Sever misin? Peynirli yaptım.
Sen bunu ye, bana yine kız. Allah sana muvaffakiyetler versin.
Bana ilkokul bile okutmadılar.
Nasıl ya?
Öyle.
Bak, baban seni okutmak istiyor. Allah ondan da razı olsun.
Okumak, ilim öğrenmek, çok güzel şey benim güzel kızım, değil mi?
Hepimize nasip olur inşallah.
Seni nasıl okula göndermediler ya? Okuma yazma falan da mı bilmiyorsun?
Sonradan kendim öğrendim de yanlış öğrenmişim.
-Nasıl? -Sen otur ye, ben sana anlatayım, olur mu?
(Müzik)
Şimdi, ben böyle kendi kendime öğrenirken P ile B'yi karıştırmışım.
Böyle kutuların üzerini 'pörek, pörek' diye yazıyorum.
(Mira gülüyor) (Duygusal müzik)
Ne kadar güzel olmuş.
Şifa olsun.
Kızına da öğret, nasıl olsa onu da okutmazlar senin gibi.
Afiyet olsun.
(Duygusal müzik)
Teşekkür ederim.
Kız çıksın, biz de birazdan gideriz.
Bu konuda ne yapmayı düşünüyorsun?
-Zeynep'le ilgili. -Bir şey yapılması gerekirse yaparım.
Yardım icap ederse de isterim.
Bakıcı bulamadıysanız da gelir gideriz.
(Meryem) Kendi hâlimde evde olurum.
Öyle namahremin girip çıkması iyi olmaz bizim için.
Para sizde birikir. Benim koyacak yerim yok zaten.
Börekçiden sigortalıyım. Bir de börek yapmam icap eder.
Akşama kalmadan çıkarız.
Siz de ona göre gelirsiniz.
Bir de bizim oralardan birilerinin duymaması gerek.
O zaman istesek de gelemeyiz.
Beyim ve Mürşit hazretleri razı olmaz.
Sen nasıl razı geldin?
Ya vazgeçersen?
Kızım benim kaderimi yaşamasın.
O zaman sen de beni yarı yolda bırakmayacaksın.
Benim hastalarıma, mesleğime odaklanmam lazım.
Orhan Hoca da işinin ehlidir.
Sizleri sever, bilir.
İhtisasını Bakırköy'de yaptı. Emin olun çok rahat edeceksiniz.
Bunu siz mi astınız?
Güzel mi?
Allah...
...Orhan Hoca'nın hastalarına acil şifa nasip eylesin.
Bizi seveni biz de severiz. Ama bizi bilen yanlış biliyor belki de.
O yüzden bizi bilmeyenle daha rahat ederiz.
O zaman nasıl yapalım?
Bir şekilde fark ettirmeden aralarına sızıp, hayatlarını gözlemlemek gibi.
En az sekiz haftalık bir yazı dizisi düşün.
Güzel ama kuru be Hande.
Yani bin tane tekke ve tarikat var memlekette. Neydi senin ki?
-Fâniler abi. -Hah.
Yani bu bahsettiklerin pek nüfuzlu değiller.
Böyle turistik seyahat gibi olmasın, iki tane fotoğraf. Ses çıkarmaz böyle şeyler.
Ama çok önemli bir şey var. Reşit olmayan bir kızı evlendiriyorlar.
Annesine rağmen hem de.
-Bak, bu kalkıştığın iş çok sıkıntılı. -Aynen öyle.
Tamam, sana güveniyorum. Hemen bir sözleşme hazırlatalım.
Abi bir de ya biliyorsun bir süredir tutturamadım bir şey.
Sen bana böyle önden avans çıkabilir misin?
Madem güveniyorum dedim. IBAN'ını bırakırsın kıza.
Aslansın, pişman olmayacaksın.
Hande, anneyi kafalaman gerek, ona göre.
(Müzik)
Tamam işte, çayla kahveyi de hesap edersin.
(Geri vites uyarı sesi)
Sen devam et.
Geç kaldın.
Cüneyd'le Zeynep tanışmış.
Öyle uygun görülmüşse.
Hadi, aç da şunları yükleyelim.
Bir koli fazla bırakacağım bugün yukarı mahalleye.
Ona göre yükleyelim.
Hayırdır, o niye?
Ya geçen dağıtırken bir hadise çıktı.
Hadsizlik ettiler.
Bir garibana saldırdılar. Koli bırakacaktım bırakamadım.
Bizim insanımıza kim saldıracak? Duymadım ben.
Sen şu listeden hele bir bak bakalım, bana bir isim söyle.
Ya bir hanım, yanında sabisi de vardı. Listede yok, hiç bakma.
Olmaz o zaman, sayılı. Listede yoksa olmaz.
Ya bir şey istedik Arif Efendi, gariban diyorum.
Biz de sana daha evvelinden nizam dedik, değil mi?
Ha?
Listede yoksa olmaz, olanın hakkına gireriz, tövbe haşa.
Ben bu meseleyi niye sana anlatıyorsam?
Söylerim Sadi Hüdai Efendi'ye ayarlar o, sen dert etme.
Allah Allah! Naim Efendi!
Sen öyle her istediğinde Sadi Hüdayi Efendi'nin huzuruna çıkamazsın.
Bunlar babanın oğlu değil.
Vallahi hayat bu Arif Efendi.
Allah ne nasip eder, kime nasip eder bilemeyiz.
Bir gün öyle bile olsa...
...hak geçirmezler bilesin.
Gördün mü bak İdris Efendi'ye olanları?
Ha?
(Gerilim müziği)
Ha!
Bir vakit bulunca Kâğıthane'de imalatçı var.
Oradan yağ alınıp, börekçiye bırakılacak.
Sen de bırakır, hanımınla çocuğunu alırsın, kolayına gelir.
(Kapı zili çaldı)
Ben bakarım.
Selamünaleyküm.
Aleykümselam.
(Levent) Kusura bakma Cüneyd, ben beklemiyordum da sizi.
Sürpriz oldu. Nasıl buldunuz burayı?
Cesaretimi mazur görün.
Hastanede nadiren de olsa evde hasta baktığınızı söylediler.
Kim söyledi?
Yalan mı söylemişler?
Yok hayır, bakıyordum, doğru.
Ama babamın rahatsızlığı ilerleyince artık bakamıyorum tabii.
Babanıza da hürmetlerimiz sunar, dualarımızı iletiriz.
Maalesef, babam şu sıralar ziyaretçi kabul etmiyor.
Cüneyd Efendi'nin duasını kabul görmemek sizin haddinize değil.
-Densiz! Hadsiz! -(Levent) Cüneyd, sakin.
-Sakin, tamam. Burası uygun değil. -Kusura bakmayın.
Burası uygun değil Cüneyd. Tamam, içeri geç.
-Kusura bakmayın. -Geç, geç şöyle, geç.
(Levent) Tamam.
(Cüneyd) Had bildirmeye gelmediniz siz bu âleme!
Haddinizi öğrenmeye geldiniz!
Kim o?
Cüneyd Efendi. Ne arıyor burada?
Oğluma tedavi oluyordur. Evi nereden bulmuş?
-Bizi görürse? -Sen kapıyı kapat.
-Annem? -(Suavi) Kapat, kapat.
Tamam Cüneyd, sakin ol, nefes al, sakin ol.
Geç şöyle, sakin.
(Levent) Gel, geç şöyle, geç.
(Meryem) Hih!
(Gerilim müziği)
Çok güzel börek kokuyor.
Tamam. Vaktimiz olursa ikram ederim. Gel.
(Gerilim müziği)
-Aa! Gördü mü seni? -Ne oldu, niye gelmiş ki?
Levent amca doktoruymuş.
-Hasta mı? -Orasını Levent bilir.
Toparlan çabuk, gidiyoruz. Hadi, çabuk.
Gidin, gidin. Sen kitabı al.
Al, soru seç kendine oradan, çöz sonra.
(Levent) Evet Cüneyd, seni gerçekten beklemiyordum ama sürpriz oldu.
Aslında konuşacak çok şeyimiz varmış, onu fark ettim.
İyi ki de geldin.
(Levent) Neden öfkelendin?
Öyle.
Gün içinde hep olur mu bu?
Dünyanın ne zaman çamur sıçratacağı belli olmuyor.
Bu duygu nasıl geliyor tarif edebilir misin?
Önden bir şey gelmez.
Derviş anın evladıdır.
Anı yaratan bir önceki an değil midir?
Bize göre öyle. Belki bir sonraki andır anı yaratan.
Nasıl yani?
Sebepler dairesine itimat edemeyiz.
O tokadı yemeseydi, beni sinirlendirmeseydi...
...belki ben burada oturuyor olmayacaktım.
Başınızdan savacaktınız beni.
O kadar da değil ama evet seni öyle görünce biraz...
Belki bütün bunlar çok çok sonra olacak bir şey olsun diyedir.
Biraz daha açabilir misin?
İnsan kendini arzın merkezinde zanneder.
Nefsi öyle zannettirir.
Yani hayatımızla ilgili kontrol bizde değil mi?
Değil.
İrade yok mu?
Ludwig van Beethoven'sınız mesela.
Bir bas koro elemanı olarak iş aradınız.
Bonn kentinde bir sarayda bir orkestraya kabul edildiniz.
Feleğin sizinle oyunu bitti.
Artık saygınlık için mücadele ediyorsunuz...
...daha büyük hayalleriniz var. İradeniz yerinde, öyle mi?
Beethoven, bas koro elemanı mıydı?
Yani bir vokal geçmişi yok diye biliyorum.
Evet.
Çünkü siz henüz doğacağını bilmediğimiz...
...sizinle aynı adı taşıyacak olan Ludwig van Beethoven'ın dedesisiniz.
Dünya sizi bilirse sadece aynı adı taşıyan dedesi olarak bilecek.
Sizin bu dünyadaki bütün varlık amacımız Beethoven'ın dedesi olmak.
Oysa ne büyük hayalleriniz, ne büyük dertleriniz vardı.
Meğer hiçbir anlamı yokmuş.
Kulağa hoş geliyor ama biraz acımasızca.
Neden?
Yani bir insanın annesinin vazifesinin...
...sadece o çocuğu doğurmak olduğunu bilmesi...
...bu anneye de evlada da zarar verir.
Bu şey gibi düşünelim, Matriks filmindeki vazo sorusu gibi.
Yani Beethoven'ın dedesine...
...torunun doğduğunda böyle böyle olacak denseydi...
...olayların doğal akışı bozulurdu bence.
Bozulmuş.
Zannetmiyorum böyle bir kehanet.
(Cüneyd) Anneme söylemişler.
Bir erkek evlat doğuracaksın, adı Cüneyd olacak.
Kim?
Bilmiyorum.
Rüyasında görmüş.
Ömrünü ömrüne katacaksın.
Biz seni ona sebep kıldık.
Annen mi söyledi?
Amcam.
Annemi hatırlamıyorum.
Hatırlamak ister miydin?
(Geçiş sesi)
(Hüzünlü müzik)
(Geçiş sesi)
Allah hatırlamamı isterse hatırlarım.
Annen hakkında neler biliyorsun?
Konuşmak istemiyorum şu an.
Yani orayı konuşmak istemiyorum.
Tamam.
Ailende kimlerle yakınsın?
Yani kiminle vakit geçiriyorsun?
Dışarıda beni bekleyenle.
Akraban mı?
Değil.
Ama onlardan çok sever beni.
Ailen, deden, amcan, yengen, kuzenlerin?
Kuzenim benimle arkadaşlıktan öte hayaller kuruyor.
Sen ne düşünüyorsun?
-Onunla ilgili mi? -Arkadaşlıktan öte, gönül?
Bilmiyorum.
Bu hâlimle?
İnsan ilişkileri bizim sağlıklı olmakla ilgili ölçütlerimizden.
En önemlisi de aile.
Herkes en çok oradan çekiyor yani.
Ya da orada yaptığı hataları, talihsizlikleri...
...yeni kurduğu ailesiyle telafi etmeye çalışıyor.
Kimisi başarabiliyor.
(Levent) Bazen de...
...bir öncekinden daha kötü kompleksler üretiyoruz.
Yaşananlar yaşanacak olanları takip etmiyor diyemeyiz.
Baksana, Beethoven'ın dedesi bile müzisyenmiş.
Cüneyd.
Sana bir ilaç yazmak istiyorum.
Bu senin dalgalanmalarını biraz yavaşlatacak.
Ama düzenli kullanman gerekiyor.
Kullanabilecek misin?
Yavaşlatacak mısınız beni?
Biraz.
(Müzik)
-Anne, Levent amca ruh doktoru mu? -Hah.
Evet. Hadi kızım, yürü yürü, geç kaldık.
Kaldı börekler, yürü.
Cüneyt Efendi bağırmıştı zaten.
Kime?
Bana.
Ne diye?
Kabristanın orada, seni kim gönderdi diye kızdı.
Sana kızmamıştır.
Hadi, geç kaldık çok.
(Gerilim müziği)
Hih! Zeynep, dur!
Aa!
(Gerilim müziği)
Hah.
Ay.
Meryem, hasta mısın?
(Naim) Zeynep'im iyi mi?
İyi, iyi. Ben böyle geldiğini görünce hemen koştum. Hayırdır?
Şu kızı buralara sürüklüyorsun ya, neyse.
Malzeme bırakacağım.
Yollayın birilerini de taşısınlar içeri.
Birkaç kilo börek sarsana bana.
Benim yaptıklarım daha pişmedi.
Hazırlardan ver, yaparsan yerine yenisini.
(Naim) Tövbe tövbe!
Sen kocanı ne sanıyorsun kız?
Parasıyla.
Fukaraya dağıtacağım kızımızın hayrına.
Yevmiyenden düşsünler.
(Naim) Kızıma taşıtma.
Çok da sallanmayın, gelinlik kız artık o.
(Naim) Nazara gelir Allah muhafaza.
(Gerilim müziği)
-Selamünaleyküm, kolay gelsin. -(Kadın eczacı) Hoş geldiniz.
Hoş bulduk.
-Reçete, kimlik alayım. -Reçete.
Bunlar sizin için mi?
Hasta da ilk bakışta anlaşılmıyor.
Benim için.
Bu ilaçlar fırtınayı dindirir mi?
Faydası olmasa doktorunuz vermezdi.
Vermezdi, doğru söylüyorsun.
Kolay gelsin.
-Sağ olun. -Sağ olun.
-Kolay gelsin. -Sağ olun.
-Kolay gelsin. -Allah razı olsun.
Gelmeyeceğim demiştin.
Burada yapmam icap etti, yetiştiremeyecektim başka türlü.
Hım. Yine yetiştirememişsin sanki, kocan börek almış.
Bir hayır işi için.
Benim yevmiyemden kesiverirsiniz.
Seni evde bilmiyor mu? Neden buraya geldi?
Yağ getirecek diye hanımanne, uğrayacaktı zaten buraya.
Doğru ya.
İyi. Hadi bakalım kolay gelsin.
(Müzik)
(Müzik)
Aslanım ben sana börek almıştım. Hadi gel yiyelim mi seninle?
Gel doyuralım karnını, gel.
Gel, geç şöyle.
Al bakalım.
Dur, dur paşam, ben sana ayran da yapayım, olur mu?
Ye benim aslanım, ye benim oğlum.
Anan senin için her şeyi yapar.
Her şeyi yapar.
Ah benim güzel oğlum.
(Gerilim müziği)
(Geçiş sesi)
(Geçiş sesi)
(Kapı vuruldu)
-Selamünaleyküm. -Aleykümselam.
-Müsaade var mı yeğenim? -Gel amca, geç.
Ben de sana gelecektim zaten sen gelmesen.
-Niye? -Sen ne sebepten geldiysen.
Levent Hoca'ya gitmişsin. İyi geldi mi?
Arif sana ne anlattı beni mezarlıkta görünce?
Bu sana iyi geldi mi?
Gönlünü kırmadım inşallah?
Yok ben seni biliyorum, niyetini biliyorum. Merak etme.
Hak da veriyorum artık.
Çocukluk dönemi bitti.
Peygamber Efendimizin Sallallahu aleyhi ve sellem dediği gibi...
...evlenmek icap ediyor.
Vallahi hayır var bu işlerde, keramet var Cüneyd'im.
Kendini daha iyi hissedeceksin.
Sen amcana güven, bana itimat et. Aslanım benim.
Bu dakikadan sonra sen nasıl istersen öyle olacak.
O vakit bu akşam vakti vifak olsun...
...Mürşid hazretlerinin rızası alınsın.
Bu akşam mı?
Bu saatten sonra ben nasıl istersem öyle.
Demedin mi?
Hakkımızda hayırlısı Cüneyd'im.
Arif'e söyleyeyim de hazırlıklara başlasın.
Bendeler de gelsinler...
...ihtiyaçlarını karşılasınlar.
Vekilim olarak sen gelirsin amca.
Hasna yengem icabet eder.
Müyesser Hanım, Feyza da gelsin.
Feyza mı?
Hassaten Feyza'yı isterim.
(Gerilim müziği)
Sağ ol kızım.
-Selamünaleyküm. -Aleykümselam kızım.
-Anne? -Efendim?
Babam, Cüneyd Efendi’ye sohbet tertip etse bu hafta...
...ben de kızları alıp dinletsem? -Olabilir.
Biliyorsun takip ediyor bizi, görüyor.
Hem talebelerimiz de bizden feyzalmış olur.
Güzel düşünmüşsün, ben konuşurum babanla.
-Hanımanne? -Efendim?
Sadi Hüdai Efendi haber yollamış, Cüneyd Efendi vakti vifak istemiş.
Allah'ım şükürler olsun. Anne, anne...
Vakti vifak mı?
Hamdüsenalar olsun.
Her şeyin en güzelini hazır ederiz evvelallah değil mi?
Hadi hanımlar siz hemen şerbeti hazırlamaya başlayın.
Fatmacığım sen yemeklere bakarsın...
...ben size tane tane neler yapılacak anlatacağım.
Feyza, sen eve geç kızım hazırlığını yap.
Tamam.
(Fatma) Hayırlı olsun.
Bu Naim Efendi'nin ailesi, neredeler?
Vallahi börekçidedirler.
Naim'i çağır o da börekçiye gelsin.
Müyesser Hanım'la benim konuşacaklarım var.
(Müzik)
-Ne haber? -Ah! Ödümü koparttın.
-Bir gelsene benimle. -Ne oldu, nereye?
Nerede? Nerede, versene şunu bana!
Manyak mısın sen be! Yanımda değil.
Kızım dalga mı geçiyorsun, ne demek yanımda değil ya!
Kızım deme lazım olur.
Ne yapıyorsun sen be!
Onlar bana şu an, hemen burada lazım, tamam mı! Ver hadi nerede?
-Vermeseydin! -Ne demek vermeseydin, nerede?
-Ne yapıyorsun, ne yapıyorsun? -Dur bir sakin ol.
-Ver cüzdanımı! -Sus. Uzatma!
Al bunu, telefonun nerede?
Bakma öyle.
Evde başka telefonun var mı?
Al bu SIM kartını ona tak. Bu telefonu üç kuruşa okuturum ama...
...babana bir şey anlatman lazım tamam mı?
Benden haber bekle.
(Gerilim müziği)
(Kapı vuruldu) Buyur!
-Esselamüaleyküm. -Aleykümselam.
Hayırdır Hoca Efendi?
Asayiş berkemal mı diye bakmaya mı geldiniz?
Estağfurullah.
Mürşid hazretleri emaneti ehline bırakır her zaman.
-Benim gözüm arkada kalmaz. -Buyurun, bir kahve yapsınlar.
-Kahveyi akşam bizde içersin sen. -Kalsın.
Hasna Hanım'ın canı sıkkın bana bu aralar.
Müyesser Hanım, Cüneyd Efendi...
...vakti vifak talep ederler.
-Mürşid hazretlerinin huzuruna çıkılacak. -Kime?
Hele sen şu Meryem'le kızını bir çağır.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Nasılsınız Meryem Hanım?
Allah, Mürşid hazretlerine uzun ömürler nasip eylesin.
Güzel kızım sen nasılsın?
-Hak, Fânilerden razı olsun efendim. -(Sadi) Hay maşallah.
Fâniler...
...bu akşam Cüneyd Efendi vakti vifak talep edecekler.
Siz de orada hazır bulunacaksınız.
Hazırlıklarınıza başlayın. Allahuteala utandırmasın.
(Gerilim müziği)
Arif...
...giyecekleri kıyafetleri falan ver.
Hazırlansınlar.
Hasna, ne dedi bu işe?
Vallahi Cüneyd bugün söyledi, şimdi söyledi yani.
Hasna ne söyleri, ne ederi kalmadı ki artık!
Herkes vazifesini yapacak!
Cüneyd seni de çağırdı.
Başımla beraber.
Kıyafetlerinizi ben ayarlayacağım Naim Efendi.
-Buyur. -Tamam.
Siz beni evde bekleyin.
(Duygusal müzik)
Anne, vakti vifak ne?
(Zeynep) Anne...
...anne ne oldu, anne?
-Efendim kızım? -Vakti vifak ne?
Bekle...
...bekle kara kuzum. Bekle sen.
(Duygusal müzik devam ediyor)
Selamünaleyküm Fâni.
-Aleykümselam. -Şey...
...Cüneyd Efendi'ye bir ses eder misin? -Müsait değildir Hanım Fâni.
-Çok mühim konuşmam lazım. -Vallahi müsait değildir.
(Meryem) Cüneyd Efendi, Cüneyd Efendi!
(Kapıya vuruyor) Cüneyd Efendi!
Cüneyd Efendi.
Usulsüzlük edersin hanım, yapma.
Cüneyd Efendi, Cüneyd Efendi Allah rızası için...
(Meryem) Biliyorum yaptığım günahtır.
Ama neyse cezam çekerim, etme bize.
-Cüneyd Efendi! -(Naim) Meryem!
Meryem!
Yürü! Çabuk yürü!
Geç, geç!
Bu işe taş koyacaktın öyle mi?
Ya sen Mürşid hazretlerinden de mi utanmıyorsun?
Allah'tan da mı korkmuyorsun be kadın?
-Baba ne oldu? -Kızım dur sen.
Sen karışma. Asi!
-Baba? -Kızım geç sen içeri geç. Geç!
(Meryem) Naim Efendi, ben yapamam Zeynep küçücük.
Sen kimsin de neyi yapamayacaksın? Kimsin sen?
Eşeklik bende. Bırakacaktım seni memlekette.
Bu işi, burada bir başıma görecektim!
Dedim kızının yanında olsun.
(Naim) Kızının sevincine ortak olsun dedim, insanlık ettik ne gördük?
Kızın haberi bile yok, gözünü seveyim...
...ne olursun! Bak ben konuşurum aileyle, ikna edeyim onları bırak.
Delirtme beni! Kızı hazırla diyorum ortada yoksun...
...meğer hainlik peşindeymişsin.
(Naim) Bu akşam istiyorlar kızı Meryem Hanım uyan!
Huzura çıkacağız bu akşam.
Bu iş bu gece bitmezse biz biteriz. Daha da gidelim üçümüz...
...atlayalım bir dağın tepesinden anladın mı?
Korkuyorum.
Bak ben de korkmuştum, Zeynep de korkar Naim.
(Naim) Niye korksun ha? Kız bunlar kadar mühim bir aile mi görmüş?
Niye korkacak lan! Niye korksun?
Kız bunlar kadar önemli insanlar mı tanımış? Niye korkacak lan!
Büyüyünce gelip istesinler ne olursun! Yalvarırım ne olursun!
(Meryem) Büyüyünce gelip isteseler ne olur, bekleyin deriz.
Ne olursun başkasına verecek değiliz ya, büyüyünce gelip istesinler ne olursun?
Dur sen bekle sen, sen bekle sen.
(Gerilim müziği)
(Naim) Bekleteceksin öyle mi...
...bu dergâhın uluları, velileri senin keyfini bekleyecek öyle mi?
Al! Al bak memleketlimiz.
Korkacaksan bundan kork.
Bu kim biliyor musun?
Bu adam senin kızının talibi, bak.
İki ay evvel yolladılar bu mektubu senin kızını istiyor bu adam, bak!
Bak! Bak, bak!
Kaçırma gözlerini bak!
Hele bu işe bir taş koy, bizi bir utandır...
...vallahi de billahi de veririm Zeynep'i buna.
(Gerilim müziği)
Giy bunları kızım.
Baban her şeyi senin için...
...senin istikbalin için yapıyor.
Çok hayırlı bir izdivaç yapacaksın...
...babasına yakışır bir evlat gibi.
(Naim) Cüneyd Efendi'yi çok bahtiyar edeceksin Allah'ın izniyle.
Korkma tamam mı kızım?
Güzel kızım benim.
-Hoca hazretleri. -Buyur.
Mürşid hazretleri sizi beklemekte.
Müyesser Hanım. Benim sizden bir istirhamım olacak.
Şu mevzuyu encamıyla Hasna Hanım'la konuşursanız eğer...
...iyi olur. -Tamam, olur.
Allah'a emanet olun.
-Selamünaleyküm. -Aleykümselam.
Maşallahın var yine.
Daha hazırlığım bitmedi abla.
Hakkını helal et artık malum, kutlu günümüz.
Gözlerim doldu. Ne de düşünürmüşsün yeğenini.
Hem yeğenimi hem kızımı ablacığım.
(Hasna) Allah bahtiyar etsin.
Kızını?
Feyza'mı.
İyi, hazırlanın.
-Geri kalmayın madem. -E tamam madem.
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Telefon çalıyor)
Açsana!
Şimdi taktım kartı ya.
Kızım iki saattir seni arıyorum.
Sana verdiklerimi bana acil geri vermen lazım, tamam mı?
Tamam, yarın veririm.
Yarın olmaz. Şimdi şu an lazım bana onlar, çok acil!
Ya ben nasıl geleyim de vereyim şimdi?
Ben senin evin oradayım.
Saçmalama ya! Babam evde şu anda ben nasıl çıkacağım?
-Bekçi falan görür, çek git! -(Can ses) Gidemem! Gidemem!
Ya bak vallahi çıkamam diyorum sana.
Tamam bir şey yap o zaman. Pencereden falan at, tamam mı?
(Gerilim müziği)
(Levent) En son ne zaman içmiş? Bugün mü başlamış garip konuşmaları?
Yanında abisi mi var?
Sor bakayım evde mi yapmışlar yoksa gidip bayiden mi almışlar?
Evde mi yapmışlar kendileri? Tabii oranı tutturamamış...
...o yüzden de böyle deliriuma girmiş.
Mira?
Tamam detoksa hemen başlayın. En az 50 miligram, tamam mı?
Ne yapıyorsun kızım?
Atıştırmalık bir şeyler söyledim.
Kurye zili çalmasın... Zile basmasın diye bekliyorum.
Dedem rahatsız oluyor ya o yüzden.
Tamam.
Ha, çocuğa bahşiş ver ya, motorla geliyorlar falan.
-Ne var senin elinde? -Çöp.
Dışarı atacaktım.
Ver yavrum ben atarım, sen niye atıyorsun?
Şey... Ben atarım ya sen işine bak.
Mira ne karıştırıyorsun?
-Sana ne ya? Allah Allah! -Mira!
Mira! Mira!
(Müzik)
Yürü kızım.
Sen bekle sen. Sen gelmeyeceksin.
Senden işitilecek bir hayırlı söz daha kalmadı bitti.
-Baba... -Kızım hadi.
Artık baba sözü dinleme vakti, hadi.
Anneme bir şey söyleyebilir miyim?
Söyle.
(Duygusal müzik)
Allah razı olsun annem. Gözün arkada kalmasın.
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Duygusal müzik devam ediyor)
Kızım çıkar mısın lütfen?
(Levent) Bak çok ciddi konuşmamız gerekecek, lütfen.
Hadi kızım, hadi yavrum.
Mira ne saklıyorsun benden?
Mira hadi kızım!
Hadi kızım, hadi bir tanem! Mira.
Hadi kızım, hadi yavrum.
Çıkar mısın?
(Gerilim müziği)
Ne yapıyorsun sen? Ver bakayım. Ne var elinde senin?
Kızsal şeyler var içinde.
Ve endeki çöpte olmasını istemedim.
Al bak, bak istiyorsan.
Bak. (Telefon çalıyor)
(Telefon çalıyor)
-Kızım ben... -Tamam şey ya sen...
...bak istersen telefonuna.
(Telefon çalıyor)
(Boğazını temizledi)
Alo, efendim?
(Müzik)
Bu kim ya?
(Müzik devam ediyor)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik devam ediyor)
Vakti vifak için...
...Mürşid hazretlerinin müsaadesi var mıdır?
Müsaade kendisinden alınır.
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
-Levent Bey. -Hah, Meryem Hanım?
Beni niye çağırdınız? Başımın çaresine bakarım demiştiniz.
Yardım icap ederse de ararım dedim ama.
Bu kadar acele edeceklerini düşünemedim.
O zaman polise haber vermemiz lazım, başka çare yok. Suçüstü olsun.
Olmaz. Mürşid hazretleri?
Herkesi alırlar.
-Olmaz. -Meryem Hanım başta da sizi alırlar.
-Kızım? -Sosyal Hizmetlere gider.
Tahkikat bitene kadar da orada kalır.
Zeynep mahvolur.
Böyle.
Olmaz.
Benim yapacağım yardım bu. Elimden başka bir çare gelmez.
-Bir akıl düşün. -Düşünecek başka bir şey yok.
Var!
Cüneyd'le evlendirecekler.
(Gerilim müziği)
Amcam Sadi Hüdayi Efendi...
...yengem Hasna Hanım...
...velim olur musunuz?
Hak razı olsun.
(Gerilim müziği)
Hak razı olsun.
Feyza Hanım...
...geline...
...muallim olur musun?
(Gerilim müziği devam ediyor)
Hak razı olsun.
Babası rıza verdi mi?
Hak razı olsun.
Anası rıza verdi mi?
Hak razı olsun.
Anası rıza verdi mi?
Rıza verdi mi?
Anasını çağırın.
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
Anası rıza verdi mi?
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
Bu dizinin sesli betimleme, ayrıntılı altyazı ve...
...işaret dilini kapsayan eşerişimi Fox TV tarafından...
...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Belgin Yılmaz - Bülent Temür...
...Hatice Başpınar - Sunay Temür
Editörler: Ela Korgan
Teknik Yapım: Yeni Gökdelen Tercüme
(Jenerik müziği)
(Jenerik müziği devam ediyor)
(Jenerik müziği devam ediyor)
(Jenerik müziği devam ediyor)
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.