All language subtitles for Papillon.1973.1080p.UHD.BluRay.DDP.5.1.x264-SPiRiT

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian Download
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish Download
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish Download
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

DivXPlanet Aktivite "İyi Seyirler"

Mahkûmlar içtimaya hazır, Efendim!

Teşekkürler, Yüzbaşı!

Şu andan itibaren...

...Fransız Guyanası Cezaevleri İdaresi'nin malısınız.

Aldıkları cezalar sekiz yıl ve üstü olanlar...

...mahkûmiyet sürelerini tamamlayıp tahliye olduklarında...

...asıl ceza süreleri kadar bir süreyi...

...Guyana'da işçi ve koloni vatandaşı statüsünde kalarak geçireceklerdir.

Fransa'ya gelince...

...ülke sizi başından attı!

Fransa, hepinizi buraya gönderip sizden kurtuldu!

Fransa'yı unutun ve mahkûm kıyafetlerinizi giyin.

Kelebek, Kelebek!

Döneceksin, Kelebek.

Endişe etme, döneceksin!

Hayır, dönemeyeceksin!

Sen! Şu tarafa!

Aşağıya! Sen de, sen de!

Sıradaki, bu tarafa! Kımıldayın!

Haydi, gel bakalım!

Sen de, sen de!

Şu tarafa!

Yukarıdakiler, inin haydi! Acele edin!

Sen de! Aşağıya!

Aşağıya! Oradan ineceksiniz!

Oradan inin!

Gelin haydi! Aşağıya!

Haydi aşağıya, buradan aşağıya!

Yukarıdakiler, devam edin!

Oradan aşağıya!

Ne ilginç yaratıklarız, değil mi?

Dünyada, hayatını sürdürmek için orasına burasına bir şeyler tıkan tek yaratık biziz.

Kıçıma ilk bir şey soktuğum vakit...

...öyle kötü mikrop kaptı ki, hapishane doktoru keserek çıkarmak zorunda kaldı.

Eteri bile yoktu.

Beni romla bayıltmıştı.

- Sonra ne yaptı, biliyor musun? - Çalmıştır!

Kelebek dövmesi!

- Sen "Kelebek"sin, değil mi? - Evet!

Piç kuruları, sana müebbet vermişlerdi.

Hem de son günüme kadar, akılları sıra!

Ömrün, sandığın kadar uzun sürmeyebilir!

Yüzde kırkımız ilk sene geçmeden ölüp gidecektir.

Ona da müebbet vermişler.

Çocuk daha 18'inde.

Şuna bak! Kimbilir kimi beceriyor rüyasında!

Buradan sağ çıkması imkânsız.

Ama senin gibi bir adam...

...parası da varsa, başarabilir.

Orada ne kadar kaldın?

Dokuz yıl çalışma kampı...

...dokuz yıl da koloni vatandaşı.

Duvarlar içinde değildin. Neden kaçmadın?

Kaçacak hiçbir yer yoktu ki.

Bin millik, uçsuz bucaksız bir bataklığın ortasındasın.

Ancak, yeterince paran varsa işler değişir.

Yani, Dega gibi biriyle birliktesin. Tam arkanda!

Louis Dega. Fransa'daki en iyi kalpazan.

"Milli Savunma Tahvilleri"

- 1928 basımı. - Doğru!

Senin de onun kadar paran varsa, kurtuluş bileti için bir şansın olur.

Tabii, birisi tüm parasını almak için bağırsaklarını deşmedikçe!

Herkes kalksın! Kımıldayın!

Herkes ayağa!

Haydi, herkes kalksın! Canlanın!

Kalkın!

Buraya oturabilir miyim?

Keyfine bak.

Sen Dega'sın, değil mi? Louis Dega?

Seni burada görmek üzücü.

Sanırım pekçoğumuz hak ettiğimizi yaşıyoruz.

Sen Kelebek'sin. Bir pezevengi öldürdüğün için müebbet almışsın. Sonra da...

...savcıya, kaçıp onu da öldüreceğini söyleyecek kadar ahmakmışsın!

Oyuna getirildim. Ben masumum.

Kimse masum değildir.

Tanrı aşkına, ben pezevenk katili filan değilim.

Bir kasa hırsızıyım.

Hiçbir şekilde onaylamadığım bir meslek bu.

Elimde avucumda ne varsa hepsini Milli Savunma Tahvilleri'ne yatırmıştım.

1928 basımı.

1928 ha?

İçgüdülerin sağlammış. Ne kadar kaybettin?

O tahvillere para yatırmamalıydım. Kaybım seninkinden fazla değil.

Bunu duyduğuma sevindim.

Madem öyle, bu küçük sohbeti neye borçluyuz?

Bu gemideki bütün mahkûmlar senin kim olduğunu biliyor.

İçlerinden biri, üstündekini almak için karnını deşecektir!

N'olmuş?

Korunman gerekiyor.

Senin tarafından mı?

Bir tavuk, sansarın tekine ne demiş, biliyor musun?

Sansar güçlü bir sansar ise, tavuk bir şey söylemeye fırsat bulamaz!

Bunu bir düşün.

Hortum geldi!

Haydi, kaldırın kıçınızı! Hortum geldi!

Haydi ama, ateşin çıkmış!

Ne diyorsam yap!

Haydi.

Julot!

Bir şey soracağım.

Oraya vardığımda bir tekne almak istesem, küçük bir tekne, 15 adımlık mesela...

...bu bana kaça patlar?

Bilmem. 3500, belki 4500. Duruma göre değişir.

Peki, ya param hazırsa?

O zaman, sanırım kendine bir tekne alabilirsin.

Sen buraları biliyorsun. Birlikte buradan kaçabiliriz, ne dersin?

Olmaz derim. Seninle ilgili değil, ama cevabım hayır.

Başarısız bir firar girişimi yüzünden hücreye atılacaksam...

...hatanın benim olmasını isterim, başkasının değil. Anlıyor musun?

Bu yüzden, cevabım hayır.

- Nasıl geldi evlat? - İyi.

Pekâla. Haydi, kıpırdayın!

Biraz kıpırdayın. Devam edin!

Haydi kıpırdayın!

Ne istiyorsun?

Hiç çekilecek gibi değil, değil mi?

Ne?

Sıcak.

O kadar da kötü değil.

Elbette, sen benden daha yakınsın.

Evet, dün geceyi kast ediyorsun, değil mi?

Eee, değil misin?

Sana bir şey söyleyebilir miyim?

İlk bakışta, korkarım ki sana...

...fazlasıyla şüpheci yaklaşmışım.

Anlatabildim mi?

Hayır.

Anlaşılan o ki, rüşvet verebileceğimiz gardiyanların olduğu bilindik bir...

...hapishaneye gitmediğimiz takdirde...

...yakın korumaya ihtiyacım olabilir.

Bu, ne kadar bir süre yaşamak istediğine bağlı.

Uzunca bir süre.

O zaman bir problemin var.

Tahmin ediyorum ki...

...belirli bir hedef için, diğerlerinden daha çok...

...istediğin bir şey var sanırım.

Yani, öyle bir durum varsa, ne olduğunu sorabilir miyim?

Para.

- Ne için? - Kaçmak için.

Çok iyi.

Guyana'ya varana kadar...

...hayatta kalmamı sağla, ben de kaçmak için gereken tüm finansal işleri halledeyim.

"Benim" kaçışım için. "Bizim" değil!

Elbette!

Benim kaçmaya hiç niyetim yok, asla.

Anlaştık!

Teşekkür ederim.

Onu rahat bırak...

...yoksa kafanı keserim!

Şunu sakla!

Orası Saint Joseph.

Diğer ada da Royal.

Sağdaki ise Şeytan Adası.

Julot, oradan kaçmak neden çok zor olsun ki?

Bir adam ana karaya kadar yüzebilir.

Hayır, yüzmekten daha iyi bir yolu olmalı.

Hayır, yüzmek seçenekler arasında bile değil.

Akıntı o kadar güçlü ki, insanı başladığı noktaya geri atıyor.

Adaya adımını attıktan sonra gidecek yerin yoktur.

Biz nereye gidiyoruz?

Moroni nehrine gidiyoruz.

Sonra Saint Laurent limanına yanaşacağız.

Oradan seni çalışma kampına mı, yoksa adalara mı göndereceklerine...

...karar verecekler.

Limandaki şu silahlı iki adamı görüyor musun?

İşte tam orada.

Cezalarını çektiler ve şimdi koloni vatandaşılar.

- İnsan avcısı oldular. - İnsan avcısı mı?

Evet, kaçmaya kalkışanları avlıyorlar.

Sanırım para için, yani ödül mevzusu.

Tanrım!

Hareket etmeye hazırlanın!

Karaya çıkmak için sıraya girin!

İskelede bir kaza geçireceğim ve gerçekçi gözükmesi lazım...

...yani, bıçağına ihtiyacım var.

Neden?

Çünkü bu ikinci mahkûmiyetim.

İlk nakilde, beni kesin adalara yollarlar.

Düşünecek zaman kazanmak için hastahaneye gitmem lazım.

Şimdi bıçağını ver!

Aklını kaçırmış olmalısın, Julot.

Tek sırada halinde. Marş marş!

Kıpırdama! Kal öyle!

İlerleyin!

Tek sıra halinde!

Kımıldayın! Canlanın biraz!

Bir sedye getirin.

Tek sıra halinde, tek sıra!

Götürün onu!

- Pekâla, yürüyün! Yürüyün! - Haydi bakalım!

Daha hızlı!

Haydi, marş marş! Yürüyün! Haydi!

Mahkûmlar, marş marş!

Devam edin! Devam!

Siz ikiniz, çabuk kaldırın onu!

"ST. LAURENT HAPİSHANESİ"

Dikkat!

Mahkûmları olduğunuz...

...ve kaçışı imkânsız...

...Fransız Guyanası...

...sürgün adasına hoş geldiniz!

İlk kaçış teşebbüsünüzde...

...mevcut cezanıza iki yıl hücre hapsi eklenir!

İkincisinde ise, beş yıl daha!

Daha ciddi suçlar işlerseniz...

...göreceğiniz muamele şu şekilde olur!

Söylediklerimize harfiyen uyarsanız, çekeceğiniz acı, hak ettiğinizden az olur.

Bu kadar!

Herkes barakalara!

Bir, iki, üç, dört!

Devam edin! Devam edin! Canlanın!

Bay Dega?

Evet, sizsiniz! Hakkınızda her şeyi biliyorum, Bay Dega.

Çok zeki birisiniz.

Teşekkür ederim. Görünüşe bakılırsa, yanlış yerlerde epey şöhretliyim.

Bir gardiyan arkadaşım var. Çok az bir--

Evet, devam et.

Çok az bir para karşılığında insanların başka bir adaya veya...

...çalışma kampına gönderilmelerini engelleyip burada kalmalarını sağlıyor.

Bize etrafta rahatça gezinebileceğimiz bir iş verebilir mi?

Belki de bizim seçebileceğimiz bir iş?

Elbette, onun işi bu!

Paramızı alır ve hayatını yoluna sokarsın.

Elbette.

Bu bize kaça patlar?

Arkadaşımın kalabalık bir ailesi var. Bir sürü küçük çocuk, anlıyor musunuz?

Ayrıca, çavuşunun kalbinden rahatsız bir annesi var.

Ne kadar olduğunu sordu, kaç tane olduğunu değil?

Sence sakıncası yoksa, görüşmeyi ben yapayım.

Ne kadar?

Sizin için 500, onun için 1500 Frank.

Bela çıkarmış.

Evet, öyle. Ancak ben, ikimiz için 1250 Frank veririm.

Kabul eder ya da etmezsin, keyfin bilir.

Tekrar deneyin.

Öyle olsun. İkimiz için de rahat ayakkabılar isterim...

...ve sen de 2000 Frank alırsın.

Tuvalete gitmen gerekmiyor muydu?

Evet, elbette. Bana biraz müsaade eder misiniz?

Hiç gerek yok, Bay Dega. Tabii siz istiyorsanız, o zaman başka.

Parayı sabah da alabilirim.

Kaldırın kıçınızı, beyaz adamlar!

Canlanın! Haydi, daha hızlı!

Ayaklarınızı çekin!

Dikkat! Selam dur!

Hayır! Hayır!

Hayır!

Parayı getirdiniz mi, Bay Dega?

Daha hızlı! Acele edin! Çabuk olun!

Kımıldayın! Çabuk!

Fischer, yine ne oldu?

Birisi hastahane duvarından kaçmış.

Tamam, siz dağılın. Biz yakalarız.

Sıradaki!

Sıradaki!

Bir şeyin yok. Sıradaki.

Hissettiğimden daha iyi olmalıyım.

Mükemmel durumdasın.

Ne biçim muayene ediyorsun sen?

Sıradaki!

Mahkûm 7551.

Dega mısın sen?

Evet efendim, Louis Dega.

Sizinle konuşmamı önerdiler, efendim.

İşte burada.

Seni temizlik işi için burada tutacağız.

Teşekkür ederim efendim. Bir de arkadaşım var.

Louis Dega sen misin?

Benim efendim. Bu da arkadaşım Kelebek.

Sizin çok ortak yönlerimiz var, Bay Dega.

Sizinle tanıştığıma çok sevindim.

Öyle mi? Teşekkürler efendim. Elbette, durumumuz şey--

Ailem her şeyini Milli Savunma Tahvilleri kalpazanlığında kaybetti.

Bunu duyduğuma çok üzüldüm, efendim.

Yine de, onları satın almaları ne kadar vatansever olduklarını gösterir, değil mi?

Ve sen de Bay Dega'nın arkadaşısın.

Yani...

Saint Laurent hakkında hoşunuza gidecek bir şey daha:

Eski dostları asla birbirinden ayırmayız.

K-40. İkisi de. Bugün gönder.

K-40 da nedir?

Dokunma ona. Daha da beter edeceksin.

Kımıldayın! Devam edin!

Eğilin!

Kalkın, sizi tembel piçler!

Sen şu moruğu getir, sen de onunla git.

Sen! Şunu da yanına al ve moruğu getirin.

Haydi, kımıldayın!

Canlanın!

Piç kurusu ölmemiş, üstelik kızdırmışlar da!

Tut kuyruğunu. Kuyruğundan yakala şunu!

- Kuyruğu ne tarafta? - Şu tarafta.

- Hazır mısın? - Evet.

- Ben de hazırım. - Başla o zaman!

Tamam.

Hazır mısın?

- Kuyruğu mu o? - Hayır.

Bu tarafa geçsem daha iyi olacak.

Kafasını sen al.

- Kafasını mı? - Evet.

Kuyruğundan tutmaya çalış.

Pekâla, kafasından tutmayı dene.

Yakala şunu!

Güya ölmüş! Çenesinin maşallahı var!

Ölmüşmüş!

Ölmüş mü?

Daha hızlı!

Haydi!

Haydi, eller yukarı!

- Sıradaki! - Devam edin!

Sıradaki!

Buraya getirin.

Öylece yatırın!

- Bırakın. - Kıpırdama!

Haydi, devam et.

- Harbi büyükmüş ama! - Derisi iyi para eder.

Sallanmayın!

Siz neye bakıyorsunuz öyle?

Sen Louis Dega'sın!

Evet, efendim.

Ben Clusiot.

Nasıl oldu da, böyle bir yere düştün sen?

Torpille!

- Arkadaşın da bayağı sessizmiş. - Ölü!

Boğazına bir parça odun takıldı ve nefesi kesilip öldü.

Üçe bölelim.

Âdil, değil mi?

Kinin tableti.

Burası, sıtma olabileceğiniz en kötü ülke.

Buyrun, siz de alın.

Yutun gitsin, bende biraz daha var.

Pekâla, uyuyacaksam bu zavallı piçi de...

...yanımda götürmem gerekiyor.

Düzgün biri.

Dega!

İnsan avcıları. Birini limanda görmüştük.

Orospu çocukları!

- Kelebek mi? - Evet, öyle.

Richter diye biri.

Nehirdeki her kampla çalışır ve tırıvırı şeyler alır.

Biz yakalarız, o alır. Gardiyanlar da avantalarını cebe indirir.

Onlara "Mavi Kanatlı Kelebek" denir.

Kanatları, Amerikan parasının basımında boya olarak kullanılıyor.

Buraya hangi sıklıkta geliyor?

Ayda iki kez.

Gemiyle mi?

Başka yolu yok ki!

- Niye sordun? - Düşünüyorum.

Tekne kullanabiliyorum, biliyor musun?

Öyle mi?

Onları yakalaman lazım, sakar piç!

- Bu böcekler nereye gönderiliyor efendim? - Amerika'ya.

Böyle bir tanesini Panama'ya göndermek kaça patlar?

Gardiyan, gel buraya bir dakika!

Reddetme Tanrı aşkına! 1000 Frank nakidim var.

Ne dedin, duyamadım?

Dedim ki, 2000 Frank nakidim var!

Nakit!

Mevzu nedir?

Bu adam, bugüne değin gördüğüm...

...en iyi Mavi Kanatları getirdi.

Kendisine niye bir ağ vermiyorsunuz?

Derhal efendim!

Sağlam bir tekne istiyorum, yelkenleri yeni olmalı.

Bu sana 4 bin Frank'a patlar dostum. Yarısı şimdi, yarısı mal tesliminde.

Ne zaman hazır olur?

Bir hafta içinde.

Nerede peki?

Nehrin yarım mil aşağısında.

Nehrin bu yakasında 280 metre kadar ileride...

...büyük bir ağaç var.

Görmemen imkânsız.

Orada olacağım.

Paranın geri kalanını getir...

...ben de tekneni getireyim.

Lanet bir hırsızsın sen...

...ve bu da delili.

Uyuyor musun?

Hayır.

Düşündüm de....

...gitmeye karar verdiğin vakit...

...büyük bir memnuniyetle seninle gelirim.

Ne?

- Tekne kullanabilir misin? - Hayır.

Gözlüklerin olmadan tekneyi görebilir misin?

Yardımım dokunur.

Tanrı aşkına! Daha önce bu tehlikeyi göze almamıştın!

Evet, öyle.

Şimdi seçme şansım yok.

Burada kalacak olursam...

...ölür giderim!

Para, senin paran!

Siz ikiniz, sizin için bir iş var!

Şu cesedi tekneye götürün, hem de hemen!

Julot!

Kaldıralım şunu.

Dega!

Sakın buraya kusma!

Hey, Çavuş!

Çavuş!

İsteyerek yapmadı efendim. Hasta da, o yüzden.

Ben kendisiyle ilgilenirim.

Kes şunu, domuz herif!

Bana bırakın!

Ben ilgilenirim, efendim!

Hemen dur, seni piç kurusu!

Taştan teker oyan ilk adamın onu süs eşyası olarak...

...kullandığını biliyor muydun?

Bu yüzden ona karşı hep hayranlık duymuşumdur.

Arama ekiplerinden biri pes etmiş.

Çerçeveyi cama uydurmaya çalışmak yerine...

...camı çerçeveye uydurdum.

Ne dersin? Sence başarmış mıdır, başaramamış mıdır?

Bana göre pek şansı yok, sence de öyle değil mi?

Tanrım! Bütün söyleyeceğin bu kadar mı?

Ne söylememi bekliyorsun ki?

Adam benim hayatımı kurtarmak için kendininkini tehlikeye attı.

Böyle bir şey başıma ilk kez geliyor.

Bu, tahminimden fazla işe yarayacak gibi.

Söylemiştim, görmemen imkânsız!

Tek sorun şu ki, bir hafta erkencisin!

Her şey sana bağlı.

Ölün de en az dirin kadar değerli.

Gardiyan!

"TECRİT"

Buranın kuralı tam bir sessizliktir.

Burada mahkûmları ıslah etme oyunu oynamıyoruz.

Rahip değil, iş bitiriciyiz.

Bir kasap canlı hayvanları yenilebilir hale getirir.

Bizim işimiz de tehlikeli kişileri zararsız hale getirmek.

Bunu yapmamızın yolu, direncini kırmaktır.

Mahkûmların fiziksel, ruhsal ve zihinsel bakımdan direncini kırarız.

Kafanın içinde garip şeyler olur. Bütün umutlarını aklından çıkart...

...ve mümkün olduğunca az mastürbasyon yap. Bu gücünü azaltır.

Bu kadar. Götürün onu.

Bir, iki...

...üç, dört, beş.

Bir, iki, üç, dört, beş.

Tanrım!

Hayır. Ne verirlerse razı ol.

Ayakta kalacağım!

Ayakta kalacağım!

Ayakta kalacağım!

Bir, iki, üç, dört, beş.

Ben, Jo-Jo.

Kelebek.

Nasıl görünüyorum?

Kendimi iyi hissediyorum ama...

...başka birinin nasıl göründüğümü söylemesi lazım.

Güzel. İyi görünüyorsun.

"Hindistan cevizini iyice çiğne..."

"...sonra yut."

"Günde bir tane, güçlenmen için."

"Kalbim seninle."

''- Şaşı -''

Dega. Turp gibi sağlam olacağım! Dega.

Hâlâ ayaktayım piç kuruları!

Mahkûm, çıkar başını!

Hindistan cevizi alıyormuşsun.

Kimin gönderdiğini söylemezsen, istihkakın yarıya indirilecek.

Peki ama elime geçmeyen bir zımbırtıyı...

...kimin gönderdiğini nasıl söyleyebilirim?

Ne zımbırtısı?

Ne bileyim?

Sen...

...hindistan cevizi dedin.

O ismi istiyorum, derhâl!

İstihkakını yarıya indirin ve altı ay hücresinin dışarıyla bağlantısını kesin.

Karanlık, hafızası kötü olanlara iyi gelir!

Suçlamayı biliyorsun.

Ben masumum!

O pezevengi ben öldürmedim!

Beni içeri tıkacak bir şey bulamayınca kumpas kurdunuz!

Çok doğru!

Ama gerçek suçun, bir pezevengi öldürmenin yanında hiç kalır!

Öyle mi?

Neymiş o?

Seninki, bir insanoğlunun işleyebileceği en korkunç suç!

Seni, hayatını boşa harcamakla...

...itham ediyorum!

Suçluyum.

Bunun cezası ölümdür!

Suçluyum.

Suçluyum.

Suçluyum!

Öğrenmişler!

Nereden duydun?

Burayla Saint Joseph arasındaki nakliye işinde çalışan emanetçiden.

Tüm söylediği bu mu?

Öyleyse, öğrenmeleri an meselesi.

Öyle mi düşünüyorsun?

İstihkakı yarıya indirilmiştir. Buna fazla dayanamaz.

Açlık çekme ve ele verme arasında bir seçime zorlansan, sen ne yapardın?

Sözkonusu olan ben değilim. Sen ne yapardın?

Söylerdim. Söylemek zorunda kalırdım.

Zayıf düşersen, aklını yitirmeye başlayıp kontrolü kaybeder...

...ve bülbül gibi şakırsın.

Öyleyse onu suçlamayacaksın?

Suçlamak, Tanrı'nın ve küçük çocukların işidir.

Bana bak! Böcek yiyorum!

Ben... yağmurdan kaçmayı bile akıl edemiyorum.

Mahkûm, çıkar başını!

Bana ismi ver, istihkakına eksiksiz kavuş.

Alt tarafı bir isim.

O kadar da acıkmadım.

Açlıktan öleceksin. Halini bir görsen!

Doğuştan sıskayımdır.

O zaman, öl de gör!

Bir, iki...

Ben Kelebek.

Francisco.

Nasıl görünüyorum?

İyi görünüyor muyum?

Harika görünüyorsun.

Otuz gün daha...

...seni pezevenk katili!

Hapishane müdürünü görmek istiyorum.

Kendisiyle konuşmam lazım.

Ona anlatmak istediğim şeyler var.

Sana yiyecek gönderen kimdi?

Adı...

...Tanrım, Müdür bey...

...aklımdaydı.

Adı aklımdaydı, yemin ederim...

Kafam karış--

Kafam karışmış olmalı, yoksa...

...toparlamaya çalışıyorum....

...ama olmuyor.

Hatırlamaya çalışıyorum.

Hatırlayamıyorum!

Yemin ederim, aklıma gelmiyor.

Hatırlayamıyorum, gelmiyor.

Aklıma gelmiyor, Savcı bey.

Bilmiyorum, unuttum, aklıma gelmiyor.

Olmuyor.

Unuttum.

Ölüyor.

Siz ölüsünüz!

Cezanı tamamladın.

Bir, iki, üç, dört...

...beş...

...altı.

Seni orospu çocuğu!

Mahkûmları olduğunuz...

...ve kaçışı imkânsız...

...Fransız Guyanası...

...sürgün adasına hoş geldiniz!

İlk kaçış teşebbüsünüzde...

...mevcut cezanıza iki yıl hücre hapsi eklenir!

İkincisinde ise, beş yıl daha!

Daha ciddi suçlar işlerseniz...

...göreceğiniz muamele şu şekilde olur!

Selam Kelebek!

Fırsatçılık yapma. Ellerim kelepçeli.

Söylediklerimize harfiyen uyarsanız...

...çekeceğiniz acı, hak ettiğinizden az olur.

Bu kadar!

Yürüyün! Herkes barakalara!

Sana sıcak, içinde gerçek et bulunan bir çorba getirdim.

Dega senin için gönderdi.

Adım Maturette.

Nasılsın?

Oldukça iyi.

Beni ele vermiş olsaydın sağlık sorunları yaşamazdın.

Neredeyse veriyordum.

Bir insanın şeytanî oyunlara karşı gösterdiği direnç...

...onun gerçek karakterini ortaya çıkarır, demişler.

K-40'dan paçayı nasıl sıyırdın?

Yozlaşma had safhadaydı.

Şu kadarını söyleyeyim anla; müdürün yeni bir evi oldu...

...ve ben de onun başkâtibiyim.

Bak Kelebek...

Karım ve avukatım...

...Adalet Bakanlığı'nın bazı üyelerini cezamın çok ağır...

...olduğuna ikna etmişler.

Birkaç ay önce onlara...

...senin davana da bakmalarını söylemiştim...

...ve biraz aşama kaydetmişler.

Aleyhinde ifade veren önemli tanıklardan biri...

...hikâyesini belli bir bedel karşılığında...

...değiştirmeye razıymış.

Bu gerçekleşirse ne zaman çıkarım?

Üç yıl kadar sürebilir.

- Çok uzun. - Hayır, değil.

İyi bir meşgale de bulursan zaman çok çabuk geçecektir.

Dinle dostum.

Bana hiçbir şey borçlu değilsin.

Bana ne istediğini söyle.

Bir tekne.

Tahmin etmeliydim!

Kelebek, beni hatırladın mı?

Clusiot.

Evet.

Gözlerine ne oldu?

Hasta görünüp buraya gelebilmek için üzerlerine "Gene otu" sürdüm.

Neden?

Seninle geliyorum.

Ne?

Evet. Dinle...

Dega seni yarınki röntgen listesine soktu.

Röntgen doktoru bir mahkûm. Hintli ya da onun gibi bir şey.

İyi para verebilirsen sana tekne satabilecek...

...birisini tanıyor.

Ne zaman kaçarız Kelebek?

Yakında. Yarın o doktorla bir konuşayım.

Son olarak namus cinayetinden hükümlü birine tekne ayarlamıştım.

Zavallı adamı nehrin 10 km aşağısında delik deşik etmişler.

Ama tekne iyi durumda.

Kaya gibi sağlam bir kalbin var.

Ne tür bir tekne?

Dört buçuk metre boyunda. Pusulası, yelkeni, alet-edevatı vesair tastamam.

Jeneratör çalışmaya başladı. İpler artık bilimin elinde!

Röntgenler bir işe yaramaz. Eskiden beri hem de!

Sırtüstü uzanır mısın lütfen?

Bu iş kaça patlayacak?

Vereceğin 3 bin Frank avansı, olduğu gibi...

...her şeyi organize eden Pascal'a vereceğim.

Derin bir nefes al ve tut lütfen.

Diğer 3000'i de tekneyi teslim edeceği sırada elden Pascal'a vermen gerekiyor.

Nefesini salıp yüzükoyun dön lütfen.

Kararımı verdiğimde, nasıl hallederiz?

Tasalanma, illa ki bir yolu bulunur.

Bana her konuda güvenebilirsin.

Birine son güvenişim, iki yılımı hücrede geçirmeme mâl oldu.

Tezgâha getirildin yani?

Ama sevinmelisin, çünkü parayı hiç sevmeyen biriyim.

Daha büyük işler peşindeyim. Derin bir nefes al.

Duymuşsundur belki...

...bütün ailemi öldürdüm.

Hepsini. Karımı ve dört ufaklığı.

Nefesini salabilirsin, tabii daha önce salmadıysan.

Bana ihanet edersen, seni gebertirim!

Bunu yaparsan...

...büyük iyilik etmiş olursun!

Hem de çok büyük bir iyilik!

Yakınlarda bir gece, senden gardiyanı tuvalete sokmanı isteyebilirim.

Ona iyi vakit geçirt. Çıktığında 1000 Frank alırsın.

Neden?

Seni ilgilendirmez. Ona keyifli bir 10 dakika yaşat, yeter.

1000 Frank.

Pisin teki ama!

Tamam, 2000 olsun. Bu onu biraz daha temiz gösterir mi?

Bir fahişe olduğumu düşünüyorsun, değil mi?

Yavaş!

Ama yanılıyorsun.

Sıradaki.

Dediğini yaparım ama bir şartla!

Paran sende kalsın, beni de beraberinde götür.

Olmaz.

Seni buradan çıkarabilecek tek kişi benim.

- Sen... - Biliyorum.

Ben bir top, homo ve nonoşum, değil mi?

Ama unuttuğun bir şey var.

Sen tuzağa düşmüş olabilirsin...

...ama ben düşmedim.

İkimizin arasında...

...bir katil varsa, o benim, sen değil!

Tamam.

Bu gece konser sırasında.

Orada olacağım. Zaten mecburum. İçecek servisini ben yapıyorum.

Sen de bizimle gelmelisin, Louis.

- Gelmen lazım. - Teşekkür ederim.

Zaten karım serbest kalmam için uğraşıyor.

Mektubu biraz gecikti, o kadar.

Bir şey soracağım.

Karın burada ve sen de bütün o parayla Paris'te olsaydın...

...kendisini kurtarmak için ne kadar harcardın?

Neyim varsa hepsini.

Peki, o seni kurtarmak için ne kadar verir?

İşte bu yüzden kaçmalısın.

Louis, şansın varken bunu yapmalısın.

Kaçmasam da bir şansım var.

Beni en fazla öldürürler...

...ama seni süründürürler.

Hoşçakal.

İyi şanslar.

Clusiot!

Clusiot!

Dur!

Dega, seni piç kurusu!

- Gardiyan! - Kapa çeneni!

Gardiyan!

Gardiyan!

Gardiyan!

Tırman!

Asıl!

Çek kendini!

Tırman! Tırman!

Gidelim.

Clusiot nerede?

Başaramadı.

Haydi gidelim.

Bekleyin! Buraya!

- Diğeri nerede? - Geldim.

Ayağımı burktum da.

Haydi, acele edin.

İşte tekneniz orada.

3 bin Frank.

Her şey tamam mı, bir bak istersen.

Ama çabuk ol, acelem var.

Haydi, kımıldayın!

İnsan avcılarının tepenize binmesini istemiyorsanız, o silahları kullanmayın.

Sandala iki galon rom koydum.

Honduras'a varınca bana kart atın.

Şu rom'un tadına bakalım.

Bu...

Bu Allah'ın belası sandal dökülüyor!

Şu hale bak. O piçi öldüreceğim!

Kahrolası, kibrit çöpü gibi kırılıyor!

Bacağım gibi yani.

Bileğim burkulmamış, çatlamış resmen!

Bacağını mı kırdın?

Niye bize hiçbir şey söylemedin?

Beni bırakıp gidebileceğiniz gibi küçük bir şüpheye kapıldım.

Çok haklısın, öyle yapardım.

Kırılmış sonuçta.

Sarmamız lazım.

Yardımın gerekiyor.

Sanırım biraz acıtacak.

Bundan emin olabilirsin!

Şunu hatırlatmak isterim ki uçan para benim param...

...ayrıca, sınırlarımı zorlayarak bir kahramanlık yaptım...

...ve nöbetçinin seni vurmasını engelledim!

Adam büyük bir ihtimalle ıskalayacaktı zaten!

Gevşe şimdi.

- Ne? - Rahatla.

Yanlış taraftasın.

Yalnızca birkaç dakikamızı alır.

- Tanrım! - Dizinin üstünden tut.

Hazır mısın?

İşte bitti.

Bunu nasıl yaptın?

Hepimizin hassas noktaları vardır.

Ne oldu?

Senin bile bilmediğin hassas bir noktanı buldu.

Hareket edersen ölürsün.

Arkanı dön.

Elindeki silahı ileriye at.

Bunların her biri 200 Frank eder, biliyorsun.

Kaybetmek istemem.

Bana dön.

Beraberindeki 2 kişiyle, dün gece Saint Laurent'den kaçtınız, değil mi?

Doğru.

Diğerleri sandalda mı?

Evet.

Ve sandal iyi durumda değil.

Beş para etmez.

Sizi bekliyordum.

Haydi.

Ateş etme! Sorun yok.

Bu iki insan avcısını gün doğmadan hemen önce uykularında yakaladım.

İki gündür buralarda dolanıp sizi bekliyorlardı.

Sandalı her satışlarında eskisinden daha kötü bir hal alıyor.

Beğendin mi?

Hem de çok!

Yapılırken ben de beğenmiştim, ama sarhoştum.

İşte, al bunu.

Kendinize biraz bambu kesin...

...ve yelken beziyle bağlayın. Ben günbatımına doğru gelirim.

Sizi Pigeon Adası'ndaki nehre kadar çekerim.

Yeteri kadar paranız varsa, bir tekne alabilirsiniz.

Zaten paranız yoksa muhtemelen sizi öldürürler!

Bundan sakındıkları yok. Hepsi cüzzamlı!

Gürültücü hergele!

Köpekler cüzzam bulaştırır mı?

Evet...

...tedbirli olmak lazım!

Bunu alsan iyi edersin--

O insanlarla kavga etmek istemiyorum.

Tek istediğim, bir tekne için konuşmak.

Sen de kimsin?

Hapishane firarisi, Kelebek.

Diğer ikisi nerede?

Sahildeler.

Birinin ayak bileği kırık.

Gel içeri.

İki tüfeğiniz var.

Doğru.

Ve bir tekne istiyorsunuz.

Doğru.

Paranız da çok az.

Bu da doğru.

Neden konuşurken yüzüme bakma nezaketini göstermiyorsun?

Bizim işimiz kaçakçılık. Sağa sola saldırır, tekne çalarız.

Buraya gelen yabancıları da...

...güvenlik tedbiri olarak, genelde öldürürüz.

Gayet mantıklı.

Evet...

...anlayışlı bir Hristiyan.

Puro sever misin?

Elime geçerse, evet.

Bunu dene.

Cüzzamımın kuru ve bulaşıcı olmadığını nereden biliyordun?

Bilmiyordum.

Normal şartlarda 3 buçuk 4 hafta içinde...

...Honduras'a ulaşmış olursunuz.

Oraya vardığınızda, paraya ihtiyacınız olacak.

Aramızda topladık.

Al, dezenfekte edilmiştir.

Cüzzama yakalanacaksan da, insanlardan bulaşacağına paradan bulaşsın!

Al!

Parayı sadece kumar ve...

...Albina'dan gelen cüzzamlı kadınlar için kullanıyoruz.

Yeterli miktarda para her zaman bulunuyor.

Acele et. Sandala bin, gelgiti kaçıracaksın.

Hoşçakal.

Honduras'a!

Bacağım! Çekin şunu bacağımdan!

Bacağıma devrildi!

Lanet olsun!

Tamam, haydi.

Haydi, bir yudum daha.

- Kafayı iyice buldum, düşünemiyorum. - Evet.

Zaten maksadım da bu.

Bunu dişlerinin arasına koymanı istiyorum.

Canın biraz yanacak, Louis.

Çığlık atmak istersen, kendini tutma.

Kesin atarım!

- Kandırdım seni. - Ne?

Kandırdım, değil mi?

Beyler, bir saniye lütfen.

Ne istiyorsun Çavuş?

Kimliklerinizi göreyim. Kimsiniz?

Balıkçıyız. Bu da arkadaşımız.

Vay anasını be!

Başarmışız!

Amigo.

Lütfen.

Piçler beni domuz gibi bağladı.

İnsan avcıları!

Evraklarınızı gösterin lütfen.

Lütfen.

Beyefendi...

Bir sadaka, lütfen.

Suçunuz neydi?

Cinayet.

Ama masumdum. Hayatımda kimseyi öldürmedim.

Özgürlüğünüzü yeniden kazanacak olsanız, ne yapardınız?

Bunu düşünecek pek vaktim olmadı.

Hırsız veya katilseniz, sabah olduğunda...

...sahip olduğumuz her şeyi çalıp gitmiş olabilirsiniz.

Bunlar benim. Hediyeydi.

Buradan gidene kadar sizde kalsın.

Uyandınız mı?

Evet hanımefendi.

Günahkâr biriyseniz, Santa Marta'daki fakirlerin yarısını besleyerek kefaretini ödediniz.

Günahkâr değilseniz, zaten korkacak bir şey yok.

Tanrı sizi koruyacaktır.

Beş yıllık hücre hapsin sona erdi.

Borcunun Fransa'ya olan kısmını ödedin.

Kelebek.

Özgürüm.

Şeytan Adası'ndan ayrılmanın tek yolu, işte bu.

Burada o kadar sıkı davranmıyoruz.

Koruma işini burada köpekbalıkları ve gelgit hallediyor...

...yani burada hayat, yaşa ve yaşat...

...ta ki, sorun çıkana kadar!

Burası boş. Senin olmasına bir engel yok.

Fakat diğer kulübelerin civarında dolanırken dikkat et.

Biri seni hırsız sanıp öldürebilir!

Ne hakla burada oturuyorsun!

Burası Kaptan Dreyfus'a aittir!

Sen kim oluyorsun da bu yere oturuyorsun?

Hiç kimse.

Doğru. Hiç kimse.

Benim kim olduğumu biliyor musun?

Dega?

Dega!

Dega.

Dega!

Louis.

Louis.

Keşke buraya gelmeseydin.

Kerevit sever misin?

Güzelmiş.

Sahi öyle mi düşünüyorsun?

Yıllardır bu kadar lezzetlisini yememiştim.

Karımın ne yaptığını duydun mu?

Avukatımla evlenmiş, ya da avukatım onunla...

...her neyse, çok da önemli değil.

Her halükârda aynı kapıya çıkıyor, öyle değil mi?

Uzun süredir onunla ilgili duyduğum bir şey yok.

Burası çok güzel, değil mi?

O senin güzelliğin, Louis.

Gerçekten güzel.

Tuhaf, değil mi...

...sen ve ben yeniden bir aradayız.

Geriye sadece ikimiz kaldık.

Hiç aklına geliyor mu?

Hayır.

Benim geliyor.

Gidin buradan!

Gidin buradan! Defolun!

Yeter artık!

Gelip bahçemden bir şeyler çalıyorlar.

Kim?

Gitsem iyi olacak.

Evet.

Evini biliyorum. Orada hayalet yok.

Kalbim seninle.

Tanrım!

Louis!

Bak, Çavuş Santini'nin geçen ay bana verdiği tohumları hatırladın mı?

Büyüyorlar.

- Bir sürü havucumuz olacak. - Louis!

Pakette altı hafta diyor ama dört haftada oldu bile!

Louis! Bu adadan bir çıkış yolu bulursam, benimle gelir misin?

Evet, tabii ki!

Git buradan! Freddie daha iyisi nerede, biliyorsun!

Hiç param yok. Hepsini aldılar.

Parayı boşver!

Çıkış bileti için para gerekmiyor.

Peki ne gerekiyor?

Henüz bilmiyorum.

O zaman konuşacak bir şey yok. Söylesene, domates sever misin?

Fazladan tohumum var. Belki kendine bahçe yapmak istersin!

Gördün mü? Burası nal biçiminde.

Dalgalar kırıldığında, geldikleri gibi geriye gitmekten...

...başka yolları yok.

Buradan aşağıya tekne indiremezsin.

Aslında, adanın hiçbir yerinde suya tekne indirecek bir yer yok.

İçi Hindistan cevizi dolu çuvalları birbirine bağlayıp atarsan...

...suda yüzer.

Peki sonra?

Kara 24 mil uzaklıkta. Akıntıyla sürüklenirsin.

İki gün sürer.

- Emin misin? - Evet.

Biraz... Biraz tehlikeli gibi.

Öyle.

Sence işe yarar mı?

Ne fark eder ki?

Çekil! Bunlar sana değil!

Şimdi çekil kenara!

Bir daha da söylemeyeceğim! Al bakalım, Freddie.

Freddie bugün kendini pek iyi hissetmiyor ve...

...bu duruma anlayış göstermelisin!

Buyur bakayım.

Tamam, bir lokma daha.

Pekâla.

Freddie!

Freddie, bu sana değil, Adam'a.

Gel buraya, Adam.

Biraz yürüyelim.

Elbette. Bu biraz ufak değil mi?

- Deneme için bu. - Tabii ki.

Bak ne diyeceğim, barakanın önüne bir veranda düşünüyorum.

Adadaki hiçbir barakada veranda yok.

Çavuş Santini'nin evi dahil!

- Sen ne dersin? - Yürü!

Yanlış dalgaydı.

Evet.

Yedili sıra halinde geliyorlar.

Yedinci dalga, bizi dönüş noktasının ardına...

...atmak için yeterince büyük bir dalga.

Emin misin?

Evet.

Harika!

Madem gideceğiz, havuçları toplasam iyi olur.

Dördüncü dalga.

Hazır mısın?

Sana bir şey söylemeliyim.

Louis, bir şey söylemek zorunda değilsin.

Söylemem lazım.

Özür dilerim.

Anladım!

Öleceksin!

Bunu biliyorsun, değil mi?

Belki!

Lütfen yapma!

Hey, piçkuruları! Hâlâ ayaktayım!

"Kelebek özgürlüğüne kavuştu."

"Hayatının geri kalan yıllarını özgür bir insan olarak geçirdi."

"Fransız Guyanası'nın berbat ceza sisteminin izlerini..."

"...içinden silip attı!"

Çeviri: DivXPlanet Aktivite

oezel, fjallraven, OrkanST, gollum_27, pross, grabby, Stormcry, NeOttoman...

...Sacit, nazo82, Muhay, MONA RIZA®, Paradigma, SweepeR, lemur, kristin kreuk...

...shirak, bond, Zephyros.

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.