All language subtitles for Ya Cok Seversen 1

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali Download
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian Download
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

(Hareketli müzik)

(Hareketli müzik devam ediyor)

(Hareketli müzik devam ediyor)

(Hareketli müzik devam ediyor)

(Kuşlar ötüyor)

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(İngilizce şarkı çalıyor)

(Şarkı devam ediyor)

Ateş Bey!

(Erkek) Ateş Bey!

Ateş Bey!

(Müzik)

(Müzik)

Hanımefendi, ben söylediğinizden hiçbir şey anlamıyorum...

...fakat eğer Ateş Bey hakkında söyleniyorsanız...

...ben artık nezaketimi bozmak zorunda kalacağım...

...çünkü güneş tepeme geçti. Ne diyorsunuz?

Beni şikâyet ediyor. (Ateş güldü)

İlter.

Ateş Bey, sizi tekrar görmek ne kadar güzel.

Gel, gel.

Oh...

Vay be!

Hadi gel, sana kahve ısmarlayayım.

Ateş Bey, en nihayetinde sizi bulduğuma o kadar sevindim ki.

Ben neredeyse bir aydır dünyanın her yerinde sizi arıyordum.

Belki bulunmak istemedim İlter. Hiç düşündün mü?

Gayet tabii fakat benim sizinle ivedilikle görüşmem gerekiyordu.

Evet, nedir bu kadar önemli olan?

Ateş Bey...

...Vahit Bey'i, babanızı kaybettik. Başınız sağ olsun.

(Müzik)

O zaman takdiriilahi diyorum ve asıl mevzuya geçiyorum.

Ateş Bey, acilen İstanbul'a gelmeniz gerekiyor.

Evet.

Kahve?

Evet.

(Müzik)

Yani tamam mı çocuklar? Anlaşıldı mı?

Bundan sonra bu evde hep birlikte yaşayacağız.

Hiç merak etmeyin, ben abiniz olarak hep yanınızda olacağım.

Tabii Ateş Bey'i bulabilirsek.

İlter'den haber var mı?

Halacığım, sen de hiç merak etme, onu da bulacağız bu sefer.

(Telefon çalıyor) İlter!

Dur, açma. Bir dakika. Enerji alanını kuruyorum. Bir dakika.

Alo, İlter? Ne yaptın, bulabildin mi?

Bulundu ve İstanbul'a doğru geliyor.

7-7-7 aldım, kabul ettim. Evet.

İlterciğim, tekrar söyler misin, duyamadım.

Ne? Gelmiyor mu?

Ne? Gelmiyor mu? Nasıl gelmiyor?

Nasıl gelmez? Ne şekil bir gelmeyiş bu böyle?

Hoparlöre al.

İlter, babamın öldüğünü söyledin, değil mi?

-(İlter ses) Söyledim efendim. -Peki...

...eğer o gelmezse mirasın açıklanamayacağını da söyledin mi?

O gelmeden miras açıklanamıyor.

Hayır efendim. Güneşlenmeye, deniz banyosu almaya geldiğimi söyledim.

Ne diyor bu? Bana bak uşak!

Tamam halacığım, bir saniye. İlter, telefonu Ateş'e ver hemen.

Veremem efendim.

Veremezsin!

-Neden? -Veremem...

...zira kendisi şu an yüzüyorlar.

İlter Bey, eğer o Ateş denen çocuğu şu an alıp buraya getirmezsen...

...seni kovarım, duydun mu beni? -Duydum efendim, kovarsınız.

-Halacığım tamam, bir saniye. -Çok ukala ama! Olmaz.

İlter...

Ay, uşağı bir yandan, Ateş'i bir yandan! Bütün enerjimi emdiler.

Anası kılıklı çocuk!

Oh!

Bir tanem, bir şey yok. Her şey yolunda.

Şov. Sadece bir şov bu.

Çocuk, hadi önüne bak, yemeğini ye. Hadi kızım, bir şeyler ye sen de.

Bir tanem hadi.

Ateş dinlese dinlese seni dinler, tamam? Çok rica edeceğim, onu ikna et.

Tamam? Bunu senden başkası beceremez.

Elimde son bir koz var Umut Bey.

Son çare onu kullanacağım mecburen.

İşte ne kadar güzel! Sana güveniyorum.

(Müzik)

Affedin beni Vahit Bey.

(Müzik)

İlter, gelmeyeceğim. Konu kapandı.

Ateş Bey, benim size bir şey söylemem lazım.

Peki, söyle.

Babanız size bir mektup bıraktı.

Fakat merhumun arzusu gereği vasiyet açıklanmadan bunu size veremem.

Esasen benim bunu size hiç söylememem gerekiyordu ama...

...vaziyet böyle olunca...

Yani gelmeniz gerekiyor.

İlter, ilgilenmiyorum.

Ateş Bey!

(Müzik)

Mektup annenizle ilgili olabilir.

(İç çekti)

(Duygusal müzik)

(Müzik)

-Ateş Bey hoş, geldiniz. Çantanızı alayım. -Gerek yok, ellerim var.

O saat yine ortaya çıktı demek efendim.

-48 saat dolmadan gitmiş olacağım. -Muhakkak.

-Eve mi gidiyoruz? -Evet.

-İlter Bey? -Siz binin Mert.

(Müzik)

(Motor çalıştı)

(Müzik)

Hadi bakalım gelin hanım. Gidiyoruz.

Çok güzel olmuşsun.

Hadi bu bende.

Hadi.

Hadi.

Efendim, bu saatte trafik oluyor. Ben hangi yol boşmuş ona bakayım...

...oradan gideriz. Zaten çiftlik yoluna girdiğinde rahatlar, merak...

Çiftliğe gitmiyoruz.

-Eve gidiyoruz dememiş miydiniz? -Orası benim evim değil.

O'Casa Hotel'e gidiyoruz.

Pekâlâ.

(Telefon çalıyor)

-(Umut ses) Neredesin sen? Her yerde... -Otele gel.

(Müzik)

-Saygısız! Koca adam oldu, hâlâ saygısız. -Umut...

...bekle.

Ne oldu?

Lafı ağzıma tıkayıp kapattı halacığım.

Şımarık işte! Sen aldırma. Geldi ya, ona bak.

Geldi de ayağına çağırıyor beyefendi. Abisiyim ben onun.

Of! Madem öyle, sen de geç git.

Arabayı biraz yavaş kullan. Patronun kim olduğunu anlasın, tamam mı?

Umut Arcalı'sın sen. Unutma bunu.

-Böyle düşün. -Tamam.

Hadi bakalım.

Bir şey söyleyeceğim. Geçerken beni de eve atar mısın?

Nasıl olsa İlter birazdan damlar. Bekle.

Hala... Halacığım ama çocuklar?

Çocuklar... Tabii.

Kalayım o zaman.

Dur. Bekle.

(Motor çalıştı)

Sen yine de şey yapma. Biraz sakin ol şu vasiyet açıklanana kadar.

-Tamam? Kızdırma. -Tamam halacığım. Denerim.

(Müzik)

Karıcığım, mutluluğumuz insanların gözlerini kamaştırıyor.

Sen de birazdan medeni nikâhlı karım olacaksın.

Evet, anayasada satır satır bizden bahsedecekler.

(Müzik)

-Çok güzel olmuşsun. -Sağ ol.

-Aa! -Bir resim çekilelim.

Şunu çekmezsek!

(Müzik)

-Ateş Bey, hoş geldiniz. -Hoş bulduk.

Geleceğinizi bilmiyorduk efendim ama... Ateş Bey'in çantasını alalım.

Gerek yok. Odama çıkacağım.

-Peki efendim. İyi istirahatler. -Sağ ol.

(Müzik)

-Tamam. -Teşekkürler.

-Hadi bakalım, takıları unutmuyoruz. -Gidelim.

-Nerede kaldılar, bilmiyorum ki. -Güzeller!

-Ne bileyim ben nerede kaldılar! -Aa, işte!

Benim çocuklarım. Maşallah, maşallah!

Oğluma bak sen, maşallah! Elemtere fiş kem gözlere şiş.

Aslan oğlum benim!

Kükre de görelim kız enişte!

-Ne? -Yani mesela...

...benim babam da aslan.

O kükrer arada. Oradan bir çağrışım olduysa demek.

Kızım, uzat bakayım parmağını.

(Baba) Evet...

Oha!

"Ama o ne öyle" gibisinden bir nida.

Aile yadigârıdır. Düğünde geline takılır, âdettir.

Çok hoş.

Teşekkür ederim.

Nerede kaldınız siz? Millet ağaç oldu içeride.

Tamam o zaman. Aa! Bir dakika ayol, nereye?

Ben sizi içeri öyle gönderir miyim?

Oğlum bir kere evleniyor. Lütfen, rica ederim.

Çocuklar, gelin, getirin bakayım. Gelin, gelin.

-Yani... -(Anne) Hey maşallah!

Bu ne diye sormaya korkuyorum ama ne bu?

Kleopatra şeysi mi o?

Binin.

-Çok hoş değil mi? -Yok artık!

Ama sen seversin tatlım böyle yüksek yüksek.

Binin, binin. Hadi binin.

Söz dinle. Bin diyorlarsa bin. Onlar da artık senin bir annen, bir baban.

Tamam mı kızım? Canım damadım benim.

Hadi, hadi.

(Müzik)

Bunlar niye tahterevalliyle gelmedi?

-Bilmiyorum ki. -O kadar para verdik biz buna.

(Konfeti patladı)

Görüyor musun zenginliği?

Zorla güzellik anca bu kadar.

Meryem, zenginliği görüyor musun?

Hepimiz rahat edeceğiz.

Sanki sadece ben kendimi düşünüyormuşum gibi.

(Müzik)

Kimin ablası bu ya!

Bu kimin ablası! Çok güzel, değil mi?

Ya, öyle.

Babacığım, kızı darlamayalım istersen.

Benim oğlum. Benim oğlum.

("Kapıcı İzzet" çalıyor)

(Şarkı devam ediyor)

("Erik Dalı" çalıyor)

"Erik dalı gevrektir"

"Erik dalı gevrektir"

"Amanın basmaya gelmez"

"Hadi basmaya gelmez"

("Güvercin Uçuverdi" çalıyor) "Güvercin uçuverdi"

"Kanadın açıverdi"

"Yâr yandım aman aman, ayrılamam"

(Oyun havası çalıyor)

(Konuştukları duyulmuyor)

(Damat halayı çalıyor)

-Hayırlı uğurlu olsun. -Teşekkürler.

İyi akşamlar.

Gidelim artık.

-Sabah gelirsiniz el öpmeye. -Canım kızım.

-Biz de gidelim artık. -(Anne) Tabii, tabii.

İyi akşamlar. Allah mesut etsin.

(Anne) Âmin âmin.

-Dikkat et kendine. -Tamam, merak etme.

Kayınço, hadi artık bırak karımı da gidelim.

Ne yapsın, abi yüreği işte.

O da her gün kardeşini gelin ediyor.

Ne?

Etmiyor. Her şey karıştı heyecandan.

Artık hiç kolay değil.

(Erkek) Vedalaşma bittiyse biz de gidelim.

İnsanlar yorgun, biraz dinlensinler, değil mi?

Hadi iyi akşamlar. Allah mesut etsin tekrardan.

-Yine bekleriz. -İyi akşamlar.

-Hadi bakalım karıcığım. -(Anne) Hadi oğluşum.

Hadi bakalım.

-Sen ne yapıyorsun? -Sus, sus.

Anasının kuzusu. Aferin sana.

Kaçma, kaçma. Tutayım elini dur.

Ay!

(Müzik)

Çiğdemciğim...

...nerede kalmıştık?

Bilmem.

Başlayalım mı?

Başlayalım.

O zaman...

...şu bir... Ay, sökemedik.

-Şu bir olsun. -Olsun.

-Bu iki olsun. -Olsun.

-O zaman... -Dur, dur. Üç.

Üç. Bir beklesin.

Çünkü gelin hanımın da biri olsun, değil mi?

-Olsun ya. -Bunlar da benim birim olsun.

Sen beni bekle.

-Ben geliyorum. -Bekliyorum.

-Geliyorum. -Tamam, görüşürüz.

-Görüşürüz. -Buradayım ben.

Aa! Hasan!

Basmışım ya.

Hiç farkında değilim.

Anne, ne olur yardım et.

(Mesaj geldi)

(Umut dış ses) Geldim.

(Müzik)

"Aç koynunu, gireceğim"

"Gireceğim, söylenme"

"Dudağından öpeceğim"

"Öpeceğim, söylenme"

Çok güzel olmuşsun.

-Bir öpeyim. -Hasan.

Ama öpeyim bir kere.

Bir öpeyim bir kere.

Kızım, sen niye böyle yapıyorsun?

Ben bu an gelsin diye ne kadar bekledim sen biliyor musun?

Bir kere bir öpeyim...

Hasan, Hasan bir dur.

Günler çuvala mı girdi? Bekle.

Yat uyu, yarın var. Yarın yaparız ne yapacaksak.

Hasan... Hasan iyi, güzel fikir ama bir karar alıyoruz, bundan sonra...

...kocacığım diyorsun. Bir kocacığım alabilir miyim?

Kocacığım! Yoksa...

Ayrıca sen böyle sert yapınca çok seksi oluyorsun bence.

Hazır sırası gelmişken...

...diz kapak!

Hasan, sarhoşsun.

-Kim? -Sen.

Yok, ne sarhoşu! Ben sana şunu söyleyeceğim. Bir öpücük.

Hasan...

Bir dakika, o zaman anlaşalım.

Ayy!

(Kokluyor)

(Gerilim müziği)

Hasan!

Ah!

(Derin nefes verdi)

(Müzik)

Of!

(Müzik)

(Asansör zili)

Pardon, kapıyı tutar mısınız?

(Müzik)

-Buyurun. -Teşekkürler.

-Ben hallederim. Lobiye galiba? -Evet, evet.

(Müzik)

Ee, benim oda kartım içeride kaldı da.

-O yüzden böyleyim. -Başka bir şey düşünmemiştim.

Hayır, gecelikli olduğum için açıklama yapıyorum.

-Yanlış anlamayın diye, o yüzden yani. -Tabii.

(Müzik)

Siz beni mi süzüyorsunuz?

Merak etmeyin, ilk defa görmüyorum.

Aman, ne büyük gurur. Önüne bak!

(Müzik)

-Ayaklarıma kara sular indi. -Hele soyunup dökünelim de.

-Ama çok güzel düğün oldu, değil mi? -Evet.

(Anne) Çok güzeldi.

Sarıl, sarıl.

Bazen başka yerler denemeyi seviyor da.

Aman Allah'ım! Bey, çok ayıp. Dünyanın çivisi çıkmış.

Bu çok ayıp bir şey. Yürü, yürü.

Gittiler mi?

Hayır, hâlâ izliyorlar.

Sarıl.

(Otel ortam sesi)

Ne yapıyorsun ya?

Ne yapıyorsun? Hayır yani, başka yerler arıyormuşuz deneyecek.

Söyleyecek başka bir şey bulamadın mı?

Benim kucağım dışında atlayacak başka yer bulamadın mı?

Atlayacak kucak mı?

Bana bak, laflarına dikkat et. Ben senin kucağına falan atlamadım.

Affedersin de sarıl bana diye yalvaran sendin.

-Yalvarmadım. -Dışarıdan pek öyle gözükmedi.

Ama neyse, ben ve kucağım her zaman senin için buradayız.

Şimdi izninizle.

Kendini beğenmiş pislik.

Sana muhtaç olacağıma ölürüm daha iyi.

Adi.

-Hoş geldiniz Ateş Bey. -Hoş bulduk Selçuk Bey.

Bir ihtiyacınız olursa buralarda olacağım.

Aslında, ee...

...var.

Şuradaki kadın var ya, şimdi oda kartını isteyecek, vermeyin.

-Tam anlayamadım? -Ufak bir meydan okuma.

Peki, tamam.

İyi akşamlar. Ee, 446 numaralı odada kalıyorum.

Ama oda kartımı içeride unuttum. Yedeğini alabilir miyim?

(Selçuk) Ben ilgileneceğim hanımefendiyle.

-Merhaba. Buyurun? -Oda kartımın yedeğini istiyorum.

-Tamam. -446

Ee, sistemden dolayı bir problem var.

Manyetik kartlara oda numaralarını şu anda tanımlayamıyoruz.

Kısa bir süre ben sizi lobide bekletsem?

Yani bekleyeceğim burada.

(Müzik)

Akıl hocan mı söyledi geç gelmeni?

Babamız öldü, sen halamın derdindesin.

Bir aydır neredesin sen abiciğim?

Ne fark eder? Buradayım.

İyi. Hoş geldin.

Bu işi yarın halletmemiz gerekiyor.

Sabah erkenden biz aramızda toplanırız...

...sonra da basına gerekli açıklamayı yaparız, tamam mı?

Merak etme Umut, o koltuğa geçeceksin.

Düzgün konuş Ateş benimle.

Neyi çok merak ediyorum, biliyor musun?

Acaba kaç kez...

...o koltuğa geçtiğin anı prova etmişsindir?

Hadi abi, ikimiz de biliyoruz o vasiyet için burada olduğunu.

Sen de gelmişsin Ateş, değil mi?

Demek ki sen de vasiyet için buradasın.

Öyle bir şeye ihtiyacımın olmadığını ikimiz de biliyoruz.

(Ateş) Çağırdınız, geldim.

Ama hayatın boyunca Vahit'in gözüne girmek için debelendin...

...şirket için uğraşıp durdun. O yüzden...

...açıkçası seni daha fazla bekletmek istemedim.

Ee, ne, sen teşekkür mü bekliyorsun bunun için?

(Umut) Ciddi misin sen?

Abiciğim, sen hani kaçıp gittin ya...

...ben kaldım burada, şirketle uğraştım, babamla uğraştım. Değil mi?

Keşke uğraşmasaydın Umut.

Keşke sen de çekilseydin.

Kendi ayaklarının üzerinde durabilseydin.

Annemizi ha bire aldatıp ölümüne sebep olan bir adamın...

...gözüne girmeye çalışmasaydın.

Saçmala Ateş, yeter artık. Yok öyle bir şey.

Sıradan bir trafik kazasıydı işte.

Sıradan. Sıradan.

Annemin öldüğü gece...

...kavga ettiler, tartıştılar, bir şeyler yaşadılar.

Annem öldü. Babanı savunma.

Of Ateş! Ne yaşadılar, ne olacak Allah'ını seversen ya?

Ne kadar büyüttün. İşte klasik aldatma kavgaları abiciğim.

Neyse ne, ben çok sıkıldım artık. Ben gidiyorum.

Senden tek bir ricam var, yarın şirkette ol. Tamam mı?

Çocuklar 18 yaşından küçük, sadece ikimiz varisiz.

(Müzik)

Emredersin patron.

Kral öldü, yaşasın yeni kral.

(Müzik)

İyi akşamlar.

-Çay ikram edeyim dedim. -Teşekkür ederim.

-(Selçuk) Rica ederim. -Acaba bu sorun ne zaman çözülür?

Takriben 30 dakika kadar sürecek. Ekiplerimiz çalışıyor...

...biraz büyük sorunumuz var ama çözecekler inşallah.

Tamam. Şey, yiyecek menüsü alabilir miyim?

Maalesef, şu an mutfağımız kapalı ama dilerseniz çerez ikram edelim.

-Yok, gerek yok. -Peki, iyi akşamlar.

İyi akşamlar.

(Müzik)

(Baba) Hadi gidelim artık, vallahi de billahi de yoruldum.

-Yok işte yok artık. -Dur bir bakayım.

Hadi karıcığım, gözünü seveyim gidelim.

O kocamışlar var ya o kocamışlar...

O Rus'tan ayrıldı, bak ben ona ne yapıyorum!

Tamam, hadi.

(Müzik)

Hey!

(Müzik)

İyi misin? (Öksürüyor)

-İyi misin? -Ne yapıyorsun ya?

Sen beni mi takip ediyorsun?

Ne? Ben seni kurtarmaya geldim.

Keşke sorsaydın kurtarılmak istiyor musun diye.

Suyun içindeydin. Sen...

...sen ne yap... Sen belli ki birilerinden kaçıyorsun.

-Kimden kaçıyorsun? -Evet. Evet, kaçıyorum.

Herkesten kaçıyorum, kötü insanlardan kaçıyorum. Tamam mı?

Allah Allah ya!

Sanki gel kurtar dedik.

Seni kurtaranda kabahat zaten.

Ben ne yapacağım ya böyle ıslak yarım saat?

Ne demek ne yapacağım? Odana gidip kurulanacaksın.

Ne çok biliyorsun. Ben sanki keyfimden böyle burada bekliyorum.

Oda kartım bloke olmuş, odaya giremiyorum.

Ee, şöyle, sana...

...sana iki seçenek sunabilirim ama...

...ilkini sunmayacağım, o yüzden ikincisi şu.

Benimle gelirsin odama, sana kuru eşya veririm, ısınırsın. Tamam mı?

-Öyle mi? -Öyle.

Yok, istemez. Duymak bile istemiyorum diğer seçeneği.

Gerçekten seni kurtarmaya çalışıyorum, kabul yok.

Sana yardım etmeye çalışıyorum, kabul yok.

Kendi başının çaresine bakarsın. Ben gidiyorum.

Çok soğuk. İyi, tamam.

Tamam, geleceğim. Ama soğuk olduğu için geliyorum.

Üşüyorum çünkü. Ama soru sormak falan yok.

Hadi.

Of, of, çok soğuk!

Gel.

-Sana havlu vereyim. -Olur.

Yukarıda.

(Müzik)

Evet.

Şey, bir de çorap alabilir miyim? Biraz üşüdüm de.

Çorap. Tamam.

(Müzik)

Şöyle, çorap.

İstersen içeride duş da alabilirsin.

Yok ya, gerek yok. Sağ ol.

Peki, o zaman ben eşyalarımı alıp çıkıyorum.

Tamam o zaman, çıkıyorum.

Tamam.

Tamam.

(Müzik)

-Aç mısın? Bir şeyler söyleyeceğim. -Yok. Yani...

...teşekkür ederim. Aç değilim ama zaten sen de yiyemezsin.

-Çünkü mutfak kapalıymış. -Dert değil, otel benim.

Özür dilerim. Komiksin. Pardon.

Bak, şu karşıdaki adalar da benim.

(Müzik)

Ciddisin.

(Müzik)

Çok şey kaçırıyorsun. Şefin spesiyali.

-Paylaşabiliriz. -Öyledir.

Afiyet olsun sana ama ben aç değilim.

Bence yesen iyi olur.

-İyi madem, bir tadına bakayım. -Güzel.

Sonuçta o kadar koydun.

(Müzik)

Bu ne acaba?

-Sarma mı? -'Spring roll'.

Çin mutfağı. Hiç denemedin mi?

Yok canım, denemez olur muyum.

Sonuçta Anadolu mutfağının vazgeçilmez bir yemeği, değil mi?

-Yani yedim. -Sakin, sadece bir soruydu.

-Nasıl? -Güzel.

Gel sosuyla dene.

Güzel ama bir dolma olamaz tabii.

-Bir şey soracağım. -Sor.

Sen bu oteli alacak parayı nasıl kazandın?

Yoksa baban sağ olsun mu diyelim?

Yok, onu hiçbir şey için demem.

O zaman turizmcisin.

İşini kurabil diye de cebine biraz sermaye koydular.

Turizmci olduğumu nereden çıkardın?

Ee, otel benim dedin ya az önce.

Şöyle, ara ara Türkiye'ye geliyorum...

...o yüzden bir yerde kalmak için burayı aldım.

Vay! Yani...

...insan kalabilmek için niye otel satın alır ki?

Neden olmasın?

-Ciddisin? -Evet.

Yani sen gittiğin şehirlerde kalabilmek için otel satın alıyorsun. Öyle mi?

Peki, senin evin nerede?

Ya hiçbir yerde ya her yerde.

Ya orada ya burada gibi yaşıyorum.

-Ben kök salmak isterdim. -Ben istemem.

Altı üstü şehir bunlar. Geçip gidiyorum.

Ya oradaki, şehirdeki insanları çok seversen?

Yine de istemem.

Ya çok seversen?

Neyse. Sen...

...kimsin, nesin, iş güç? Ne yapıyorsun?

Aşağıda konuştuk, soru sorma hakkın yok.

Tamam da kuralları sen bozdun. Üç soru sordun, o yüzden ben...

...şimdi sana üç soru soracağım.

Tamam, sonuçta zenginler her zaman kazanır diye boşuna dememişler.

-Evet. -Gerçekten çok doğru bir laf.

Tamam. Ee, şu anda geçici işlerde çalışıyorum.

Güzel de kazanıyorum.

Güzel ama daha bir otel satın alamadım.

Peki aşağıdakiler?

Ailen miydi?

Tamam, soru sorma hakkın bitti.

Şey, arıza düzelmiş midir, bir bakabilir misin?

Bakalım.

Selçuk Bey, şu...

...arıza vardı ya, oda kartıyla. Evet.

Anladım, tamam.

Tamam, teşekkürler.

Çözülmüş. Özgürsün.

Oh, tamam.

Bu arada her şey için teşekkür ederim.

Ben bunları da kuru temizlemeye bırakırım.

Yok, gerek yok, kalsın.

Baktıkça beni hatırlarsın.

Gerçekten...

Sabır ya!

Şey, bu arada...

Adın, adın neydi?

(Müzik)

Yuh ya, hâlâ burada mı yatıyorsun sen? Allah kahretsin!

Zaten sinirim tepemde.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

Bittim ben.

Eyvah!

Onur, çok beklettim.

Özür dilerim. Yok, tamam, ben geliyorum.

Tamam, tamam.

(Müzik)

-Hoş geldin. Gel. -Hoş buldum.

Aa, geldi!

Leyla, kaç saattir neredesin?

Abi, sorma, başıma neler geldi.

Of! İnanılır gibi değil.

Gerçi sen onu sormuyorsun.

Boş ver, o sormaz da ben soruyorum. İyi misin?

(Erkek) Getirdin mi ganimetleri?

Yalnız önce konuşalım, herkes buradayken.

Eğer bir daha öyle insanlar olursa ben yokum.

O neydi öyle? Vallahi kaçıp gidecektim.

Çok ciddiyim. Ben yokum.

Neyse ki hiç çaktırmadık canısı.

(Meryem) Maşallah, hele ben çok iyiydim.

Yakup abi, hakikaten ama neydi o tipler öyle?

Ben asil kaldım yanlarında. Burada bir terslik var.

Aşk olsun be Leyla. Böyle mi olduk şimdi?

Burada iki gülelim diye espri yapıyorum...

...sen bana tavır yapıyorsun. Oldu mu şimdi?

Ben diyeceğimi dedim Yakup abiciğim.

Anlarsın anlamazsın, orasını sen bilirsin.

Oo, oo!

Ben burada restimi çekerim deniliyor bana Leyla Hanım, öyle mi?

Tamam sen de Yakup, uzatma.

Böyle tipler olmayacak deniyorsa olmayacak.

Ekipten biri rahatsızsa bitti, tamam. Konu kapanmıştır.

Tamam canım, bitti gitti işte.

Allah Allah! Şimdi onlar düşünsün. Bir bardak su içsin üstüne.

(Meryem) Öf, veleddalin âmin. Çalıştır sen de arabayı.

(Onur) Aynen öyle.

(Müzik)

(Motor sesi)

Of!

(Müzik)

Kızım, neciymiş, kimmiş acaba?

Ne bileyim, asansörde karşılaştık.

Leyla, yüzük nerede? Asıl para ondaydı.

(Leyla) Yakup abiciğim...

...ben insanların aile yadigârlarını alamam. Kusura bakma.

-Al al, iç. -Neyse.

Evladım gibi sevmesem seni laf ederdim de...

Ulan, böyle de seviyorum sizi. Vallahi.

Hadi hepimize geçmiş olsun o zaman.

Bu yancıların sahte nikâh memuruydu.

Kiraladığımız takıların parası.

Kıyafeti, (***), hepsini buradan halledelim, tamam mı?

-Bunlar böyle burada kalsın. -O fazla değil mi Yakup abi?

Yok Meryem, az bile. Üstünü de kendi cebimden tamamlayacağım.

-Al, bu senin. -Eyvallah, sağ ol.

Al Meryem, al.

(Yakup) Leyla, bu da senin.

Bak bak bak, ne yapıyor!

Sus kız, çarparım ağzına. Uğur getirir derler. Ne?

(Yakup) Al, bu da senin.

Bu da benim hakkım. Tamam mı?

Altınları bozdurduktan sonra mı paylaşacağız?

Leyla, bir sonraki iş için biliyorsun, sermaye gerekecek.

-Biz de bunlardan kullanırız. -İyi, o zaman bunlar depoda kalacak.

-Evet. -Tamam, bırak. Depoda kalacak.

Abi, ben?

Sen ses etme, tamam mı? Ulan, ben sana ne dedim?

Ne dedim ben sana?

Anasını, dedesini zil zurna sarhoş edeceksin demedim mi?

-Dedin abi. -Dedim, değil mi? Sen ne yaptın?

Yapmadın, onun için de bu işte senin payın bu kadar.

Olmaz öyle şey Yakup abi, ver çocuğun parasını.

-(Yakup) Verdim ya kızım işte. -Düzgün ver.

Allah Allah!

-O zaman bir dahakine beni yok say abi. -Beni de yok say.

Ulan iki şaka yapalım dedik.

Gülelim burada dedik.

Az daha altıma kaçıracaktım Yakup abi.

Tamam lan. Al, ben kendi payımdan vereceğim sana.

-Al, bu kadar yeter mi? Tamam mı? -Tamam.

-Yüzün gülsün lan. -Tamam, tamam.

Arkadaşlar, yeni istikamet...

...İzmir, tamam mı? Hem de Alaçatı.

Yakup abiniz yemedi içmedi, yeni yağlı bir kapı buldum ben.

Tamam mı? Kimin ne işi varsa halledin. Hadi.

(Yakup) Hadi, hazır olun. Ben bunları götürüp vereyim. Geleceğim hemen.

-Hadi bakalım. -Öpüyorum sizi.

Leyloş'um be, sen olmasan patates oluyordum yeminle.

Dur be şımarık. Ama bana bak...

...bir dahakine sen de dikkat ediyorsun, ona göre. Tamam mı?

Tamam.

Onur abi, gitmiyor muyuz alışverişe?

Şöyle şekli şemaili toplayalım seninle.

İzmir'in kızları delikanlı görsün.

Oğlum, ne kızı ne alışverişi? Ne diyorsun? İşim olmaz, hadi geç.

Bir dakika, bana bak, yoksa sen manita falan yaptın da...

...bize haber vermiyor musun?

Yok, ne alakası var şimdi?

-Manita falan? -Tamam ya.

Bir şey sordum, hemen kızıyorsun.

Yok sevgilim, manitam falan.

Hişt, hişt.

-Bu sıfat var ya... -Ee?

Her şeyi görür, anlar canısı.

Allah Allah!

Mikrop Meryem!

Aç, aç.

(Müzik)

Leyla!

Hadi. Hadi kalk, kalk, kalk.

Kalk, bir ton işimiz var, hadi.

-Günaydın prenses, günaydın. -Günaydın.

-Ay, kız. -Kız.

Hih! Geç kaldım!

(Meryem) Dur dur, panik yapma, dur.

Ben şu dün geceyi anlatırsın diye biraz erken uyandırdım seni.

Ama anlatacak bir şey yok işte. Hadi bak, lafa tutuyorsun beni.

Hastaneye geç kalacağım.

Yine hastane.

(Meryem) Bu kazandığın bütün parayı akıtacaksın yine hastaneye.

Leyla bak, yazık günah kızım. Ya kaç yıl oldu!

Ya hayır, ne olacağı da belli değil ki.

Bir gelişme filan olsa, o da yok.

Ben bu işlere niye girdim Meryem?

Unutuyorsun galiba.

Yani. İyi, tamam, ne diyeyim.

Senin iyiliğin için söylüyorum, biliyorsun değil mi?

Biliyorum canım.

Tamam, konu değiştiriyorum.

Nasıldı dün geceki, yakışıklı mıydı?

Aman ya! Yakışıklı olsa ne olur?

Ağzında gümüş kaşıkla doğmuş, şımarık bir şeydi işte.

Ama sana yardım etmiş.

Yani. Yine de pek fikrim değişmedi.

Öf! Aman Leyla ya!

Kızım, ağzında gümüş kaşıkla doğanla zaten bizim işimiz.

Fakir fukarayı ne yapalım? Birlikte dudak mı kemirelim ne?

Kız sorsaydın, belki şöyle zengin, yakışıklı bir abisi varsa...

...onu da bana yapardık. -Ay, yok artık!

-Babası da olur. -Yuh!

-Keşke sen... -Tamam, hadi canım, ben kaçtım.

-(Leyla) Öpüyorum, görüşürüz. -Keşke numarasını alsaydın en azından.

Neyse. Hadi geç kalma, haberdar et.

Hih!

Hadi kaçtım ben.

(Meryem) Lafta bırakma.

(Leyla) Ben gidiyorum.

Gitmeden de sana veda etmek istedim.

(Yaşam destek cihazı çalışıyor)

Yani veda dediysem de şimdilik.

Geri geleceğim.

Hem belki sen de o zamana kadar uyanmış olursun, değil mi?

Hiç uyanmayabilir ama biliyorsunuz değil mi?

Biliyorum.

Yine de çok şanslı.

Onun gibi başka hastalarımız da var. Onlara ne gelen var ne giden.

(Hemşire) Sadece hastane masraflarını ödüyorlar.

Siz her hafta geliyorsunuz ziyarete, çok seviyorsunuz babanızı.

Babam değil.

Aa!

Ya bunca zamandır ziyarete geliyorsunuz, ödemeleri yapıyorsunuz diye öyle sandım.

Kim peki, akrabanız falan mı?

Tanımıyorum.

Anladım.

İyi günler.

(Müzik)

Uyan, olur mu?

Uyan ki ben ailemi bulabileyim.

Tek umudum sensin.

(Müzik)

Kolyem!

Allah kahretsin!

Allah kahretsin!

Ya yok diyorum Meryem. Nesine tekrar bakayım?

Odanın altını üstüne getirdim, baktım her yere, hiçbir yerde yok.

Ben kesin otelde düşürdüm ya, yüzde 100!

(Meryem ses) Leyla.

Bana bak, sakın ha!

Sakın salak saçma bir şey yapma.

Ne yapayım Meryem, orada mı bırakayım kolyemi?

Kız, sen cinayet mahalline dönen katil misin?

(Meryem ses) Hemen bin bir şeye, gel yanıma.

Leyla bak, gözünü seveyim.

Tamam Meryem. İşim var şimdi, geleceğim, kapatıyorum.

Leyla!

Abi, sen düz devam et, ben tarif edeceğim.

Arayayım ya bir. Evet, evet.

(Arama tonu)

Merhaba, iyi günler.

Ben dün gece otelinizde kaldım da. Bir kolye düşürdüm, kelebek şeklinde.

Evet. Acaba odalara falan düşmüş olabilir mi, bir bakabilir misiniz?

Odalarımız bu sabah temizlendi hanımefendi.

Bulunsa haberimiz olurdu, maalesef.

Peki şey, havuz kenarına düşmüş olabilir ya da ne bileyim, içine düşmüştür belki.

Orada işte yeşillik alanlara falan. Bir oraya baksanız?

Havuzlarımız da her sabah temizlenir, bulunsa haberimiz olurdu dediğim gibi.

Ee...

Biri vardı.

Şey demişti, otelin sahibiyim demişti. Ben kendisini tanıyorum da.

Acaba bir onu arasanız, sonra bana dönseniz olur mu?

Evet. Bir acaba siz onunla konuşabilir misiniz? O beni tanıyor.

Siz bir onunla konuşsanız, sonra tekrar bana geri dönseniz olur mu?

Kendisi az önce çıktı. Maalesef hanımefendi.

Peki, ben şu an geliyorum ya.

Ben gelsem, bir baksam hemen hızlıca odaya?

Bu mümkün değil.

Peki, bana Ateş Bey'in telefon numarasını verseniz...

...ben kendisiyle bir konuşsam, olur mu o şekilde?

Söz konusu bile olamaz hanımefendi.

Yani ama beyefendi, siz de hiçbir şekilde yardımcı olmuyorsun ki bana.

Ben nasıl bulacağım?

Odaya giremiyorum, telefon numarasını vermiyorsunuz, ben ne yapacağım?

Hiç ya! Gerçekten olmuyorlar, yardımcı falan olmuyorlar ya.

Uf!

Abi, biraz hızlanabilir misin?

Hey!

Abi, dur, dur! Hey! Hey!

Abi, git, git, git! Dön, bak şuradan dön!

Abi, biraz hızlı, hadi.

(Müzik)

-Şimdiden tebrik ediyorum. -Teşekkürler.

-Bunu fazlasıyla hak ettin. -Sayenizde.

Teşekkür ederim.

-Günaydın. -Günaydın.

Oo, günaydın.

-Günaydın halacığım, günaydın. -Ne oldu?

Beyefendi otelden çıkamamış hâlâ.

Hişt! Sakin.

Bugün senin hiçbir şeye canını sıkmaman gerekiyor.

Daha yeni başlıyoruz.

Yapman gereken tek şey var. O da tebrikleri kabul etmek, hadi.

(Müzik)

Ah!

(Müzik)

(Güvenlik) Hoş geldiniz Ateş Bey.

Pardon, parayı unuttunuz.

Üf!

-Hoş geldiniz Ateş Bey. -Hoş geldiniz.

(Kadın) Ateş Bey mi bu? Nereymiş ki bunca zamandır?

Adam dünya sosyetesiyle gününü gün ediyormuş.

Merhaba anne.

Bir aşk skandalıyla gündemde.

Ateş Bey hayırsever. Milyonlar hayranı.

Ateş Bey geldi, yukarı geliyor.

Hoş geldiniz Ateş Bey.

(Güvenlik) Buyurun.

Az önce giren beyefendi var ya, benim onunla iki dakika...

...bir şey konuşmam gerekiyor. -Maalesef.

Çalışanlar dışında yukarıya çıkılması yasak.

Ama isterseniz burada bekleyebilirsiniz.

Bakın, siz özel güvenliksiniz ya, yetkili birine benziyorsunuz.

İki dakika sadece bir şey konuşacağım, hemen girip çıkacağım. Lütfen.

-Maalesef hanımefendi. -Hiç mi olmaz? Ya iki dakika ya.

Üf! Bugün maalesef günü mü, ne bu ya?

Of!

(Müzik)

Uf!

Hoş geldiniz Ateş Bey. Ben babanız Vahit Bey'in sekreteri Nergis.

-Başınız sağ olsun. -Sağ ol.

Sizi toplantı odasına bekliyorlar efendim.

Önce bir cortado alabilir miyim?

Sizi bekliyorlardı ama.

(Ateş) Evet ama kahvesiz pek ayılamıyorum da.

-Ben bir bakayım bizde var mı tabii. -Harika olur. Çok sağ olun Nergis Hanım.

(Müzik) (Ateş ıslık çalıyor)

Berit nerede?

Yanımda işte, görmüyor musun?

Berit! Berit nerede?

Ah Berit! Berit nerede?

(Müzik)

Küçük, küçük.

(Müzik)

Sen beni mi takip ediyorsun?

Etme.

(Müzik)

Beni takip etme, tamam mı?

Git bir yere, tamam mı? Hişt, hadi.

Annen baban yok mu senin?

Yok, tamam.

Ağlama, tamam mı? Sakin.

Tamam, ağlama. Çünkü ben annenle babanı bulacağım, olur mu?

Tamam.

Ah!

Pardon, çocuk var da sizin mi? Hayır.

Çünkü bir çocuğun ofiste olması çok normal bir şey.

Sen bekle burada, buluyorum.

Pardon.

(Ateş) Burada bir çocuk var da sizin mi? Annesi babası?

Yok, görmedik.

Uf be!

Ah!

Komik mi, hoşuna mı gitti?

Evet.

Bayağı iğrenç yiyorsun o dondurmayı.

(Ateş) Hayır, yapma onu.

Berit!

-Berit! -Ne oluyor çocuğum?

-Aydost! -Berit!

-Ne yapıyorsun? -Berit!

-Berit yok. -Ne?

-Berit! -Bir bu eksikti! Hadi.

-(Umut) Aydost! -Berit!

-Berit! -(Hala) Berit!

Sesime gel Berit!

Şuşu, Berit!

Berit'i gördünüz mü, Berit'i gören oldu mu hiç?

-Kuşum, kuşum, kuşum. -Berit!

-Berit! -(Hala) Kuşum!

-Dedektif mi tutsak, ne yapsak? -Bir sakin olur musun?

-Şirkettedir, değil mi abi? -Tabii canım.

Güvenlikler çıkmasına izin vermez kapıdan.

Mert, bir söyleyebilir misin kameralara baksınlar?

-Hemen. -(Hala) Hadi Mert.

En son nerede görünüz?

(Müzik)

-Berit! -Evet, bir çocuk buldum.

Olabilir.

-Neredesin sen şapşal, neredeydin? -Korkuttun küçük.

Berit, hayatım. Sen neredesin bakayım?

-(Hala) Berit. -Hadi gelin, gelin hadi.

Sen kimsin bu arada?

Evet, çocuklar, tanıştırayım.

Ateş abiniz.

(Müzik)

Abimiz?

Bu mu abimiz?

Evet.

Kardeşlerin.

Evet efendim, ben kardeş Aydost. Şöyle kartvizitimi takdim edeyim.

'Okay'.

Beraber uzaya mı çıkmak istersiniz? Neden olmasın.

Fazlasıyla ilgini çekebilecek fikirlerim var.

Yol uzun, konuşuruz.

Evet.

Evet, Aydost'la tanıştın.

Berit, Ilgaz. Merhaba deyin çocuklar abinize.

Merhaba Ilgaz. 'Adios' Ilgaz.

'Adios'.

-Hadi çocuklar, hadi. -Hadi çocuklar, hadi.

(Müzik)

(Boğazını temizledi)

Bana mıydı o?

Devam edin.

Ciddi bir mesele Ateş Bey.

Oradan eğleniyor gibi mi gözüküyorum?

Siz başlayabilirsiniz.

Değerli kaybımız merhum Vahit Arcalı'nın...

...noter onaylı vasiyetini açıklıyorum.

Vahit Arcalı tüm mal varlığının ilk eşi, rahmetli Jülide Arcalı...

...ve ikinci eşi merhum Müge Arcalı'dan olan çocukları...

...Umut, Ateş, Ilgaz, Aydost ve Berit Arcalı arasında...

...eşit olarak bölünmesini uygun görmüştür.

Tüm mal varlığıyla birlikte şirket hisseleri de aynı şekilde...

...beş çocuğu arasında eşit olarak bölünecek.

Aa!

Bana yüzde beş bile bırakmamış mı?

Hayır.

Üç?

Maalesef.

Neyse.

Benim Umut'um var.

Ancak Ilgaz, Aydost ve Berit Arcalı'nın...

...18 yaşından küçük olmaları sebebiyle...

...mirastan paylarına düşen hissenin yönetimi...

...söz konusu varisler 18 yaşına gelinceye kadar vasilerinde olacak.

Yani Umut'ta.

(Ateş) Harika.

O zaman eğer işimiz bittiyse nereye imza atacaksam söylerseniz, ben gidiyorum.

Lütfen bekleyin Ateş Bey, henüz bitmedi.

-Peki. -(Hala) Gitsin.

Vahit Arcalı'nın 18 yaşından küçük olan çocuklarının vasisi olan...

...onların mirasını yönetme hakkına sahip olacağı gibi...

...şirketin de büyük hissedarı ve yeni patronu olacaktır.

Vahit Bey vasiyetinde Ilgaz, Aydost ve Berit'in...

...vasisi olmasını istediği kişinin Ateş Arcalı olmasını bildirmektedir.

(Müzik)

-Ne? -Ne?

Ne?

(Ilgaz) Hayır! Hayır, asla istemiyorum!

Abi, babam bize bunu sordu mu?

Abi, bir şey yap lütfen.

Nasıl yani, biz şimdi Ateş'le mi yaşayacağız?

Yok, öyle bir şey olmayacak çocuk. Bir dakika.

Üç ay boyunca çocukların vasisi...

...ve şirketin yönetim kurulu başkanı olarak görev yapacaksınız.

Bu süre sonunda bu konuda başarılı olamazsanız çocukların velayeti...

...mahkeme kararıyla sizden alınarak Umut Arcalı'ya devredilecektir.

Tamam, güzel.

Yalnız çocukların vasiliğini kabul etmezseniz...

...mirastan pay alamayacaksınız Ateş Bey.

Umurumda değil.

Evet, Vahit Arcalı'nın mirasını reddediyorum.

Size iyi günler.

Bu saçmalık yetti artık.

Ne yapmamı uygun görürsünüz Umut Bey?

Umut.

Mert'e söyler misiniz çocukları çiftliğe bıraksın.

Hadi çocuklar, kalkın.

(Müzik)

Baba.

Baba.

(Müzik)

-Umutcuğum. -Halacığım.

İyi misin?

İyiyim. Sen nasılsın?

Otursana.

Bir şey içmez miyiz?

(Müzik)

Mert, yarın için uçağımı hazırlayın.

Bir de İlter'e söyleyin, bir emanetim mi varmış.

Bir de İlter'e şeyi söylesene Vahit'in ne kadar saçmaladığını.

Hey!

Arayacağım.

Vay be!

Hiç zahmet etmeseydin, gelip sana sarılırdım.

Yani şu an sana gerçekten çok pis bir cevap verirdim...

...ama acil odana gitmemiz gerekiyor.

Yani bugün daha fazla şaşıracağımı düşünmemiştim...

...ama tamam, bana uyar, hadi. -Ya ben onu mu diyorum ya?

Kolyem kayıp, kolyem! Ona bakacağız gidip.

Hemen her şeyden başka bir şey çıkartıyorsun, nasıl bir insansın ya?

Neyse. Bir şey sorsam cevap almayacağım, o yüzden hadi bin.

(Müzik)

(Ateş) Kemerler.

Çolpan Hanım, rica ediyorum.

Bakın, ben burada fevkalade zor şartlar altında...

...hayat mücadelesi veriyorum, anlıyor musunuz beni?

İki güne kadar bakıcı gelir dediniz fakat ne gelen var ne giden efendim.

(Çolpan ses) Arayıp konuştum kendisiyle. Bugün geleceğini iletti.

Umarım yeterli donanıma sahiptir.

(Çolpan ses) Ne gibi İlter Bey?

Alfabe biliyordur mesela, saat okuyabiliyordur.

Yani sizde olan ve olmayan donanımdan bahsediyorum Çolpan Hanım.

(Çolpan ses) Gayet yeterlidir İlter Bey. Hastayım, rahatsız etmeyin artık.

Atanamamış matmazel seni!

(Müzik)

Nesi var?

-Mevzu derin. Ağır konular yaşandı bugün. -Ne demek bu?

-Çocukları bıraktım, ben hemen gidiyorum. -Nereye?

Ne oluyor, birisi bana ne olduğunu anlatır mı lütfen?

Ateş abimle tanıştık. Bir de Berit kayboldu.

Gel ablacığım.

Ateş Bey uçağı hazırla, yarın gidiyorum dedi.

Onu halledeceğim.

Bir de az kalsın unutuyordum. Sizde bir emaneti varmış, onu istedi.

Ve...

-Ve? -Ve...

...babası, yani Vahit Bey saçmalamış, öyle dedi.

Vallahi ben demedim, o dedi.

(Caz çalıyor)

(Caz çalmaya devam ediyor)

("Semicenk - Düşer Aklıma" çalıyor) "Bir süre yanıldım, ayıldım"

"Gerçeği sevemedim, kaçırdım"

"Aklımı yoluna yatırdım, bekledim"

"Bitmedi, şaşırdım"

"Son kаlemiz yine sаbırdı"

"O dа yıkıldı düşlerim gibi, of"

"Düşer аklımа bomboş gidişlerin"

"Bilemem mаnаsını hüzünlerin"

"Yine sevmeni, yine beklerim"

-Rahat otur. -Rahattım zaten.

Belli oluyor.

"Düşer aklıma bomboş gidişlerin"

Ee?

Beni takip edecek kadar önemliymiş bu kolye demek.

Nesi bu kadar önemli? Çok mu pahalı?

Hayır ama benim için paha biçilemez.

Yani altı üstü bir kolye, yenisini alırsın.

Yani senin gibi biri için her şey altı üstü bir şey olabilir...

...ama benim için değil.

Ayrıca bunu da seninle şu an tartışmayacağım.

Vallahi benim gibi birinin de seninle tartışmaya hiç niyeti yok.

-Öyle mi? -Öyle.

İyi, güzel.

("Semicenk - Düşer Aklıma" çalıyor)

(Caz çalıyor)

(Müzik)

-Hazır mısın? -Bir dakika.

Tamam, hazırım.

Düğmeye basacaksın.

-Hoş geldiniz. -Hoş bulduk.

Şimdi şöyle oldu.

Ben anlatayım, siz dinleyin.

(Üst üste konuşmalar)

Hiçbir şey yolunda gitmiyor.

Hiçbir şey yolunda gitmiyor şu an.

(Müzik)

Ah!

Sakin, sakin, benim. Giriyor muyuz?

Yok ya, ben vazgeçtim, sonra gelirim, önemli değil.

Arabayı durdursana.

Seninkiler.

-Gel. -Bir dakika, nereye?

Kolyeni istiyor musun, istemiyor musun?

Gel.

-(Meryem) Bana bak. -(Onur) Efendim?

(Meryem) İzmir'de simide gevrek...

...çekirdeğe çiğdem diyorlar. Öğren bunları.

Bana da İzmir fatihi diyecekler inşallah.

Uy, inşallah.

Ne oldu buna be?

Bilmem.

Onur! Hu!

Ne oldu sana canısı?

Ha, surat sirke satıyor.

Leyla mesaj atmış da.

Biriyle buluşacak herhâlde, geç kalacakmış.

Allah! Gitti kız, gitti!

-Vallahi billahi gitti! -Nereye gitti Meryem, ne oluyor ya?

Ya bu kolyesini kaybetmiş. Evde aradık taradık, bulamadık.

Gitti kolyeye bakmaya, otele döndü bu.

Barış, şu arabayı çalıştır, Leyla'yı alıp geleceğiz.

Abi, kafayı mı yedin? Dur, gittiğimiz gibi patates oluruz.

Çoktan aymışlardır mevzuya.

Oğlum, orada mı bırakalım lan kızı, ne istiyorsun? Hadi!

Tamam, orada kalmasın zaten ama emin miyiz gittiğine? Belki gitmemiştir.

Bir kolye için kendini riske atacak değil ya.

Ulan ne demek emin miyiz?

Ya bu kız anasını babasını bulma umuduyla hastanede hiç tanımadığı adamı...

...hayatta tutmak için dolandırıcılık yapıyor.

Sizce ana yadigârı kolyeyi bırakır mı?

-Doğru. Tamam. -Lan hadi Barış, hadi.

Her şeye itiraz etme.

-Yakup'un haberi olmasın Meryem. -Hadi, o bende, hadi.

-Bak hemen haber verin, olur mu? -Tamam.

(Müzik)

Kolay gelsin.

(Müzik)

Kolay gelsin.

Pardon.

-Bir şey mi dedin? -Yok, afiyet olsun.

Sağ ol.

(Müzik)

Gerçekten seni bekleyemeyeceğim şu an. Allah Allah!

Biraz sakin ol istersen.

Hah.

Yemek yedik.

(Leyla) Nerede ya?

Allah Allah!

(Müzik)

Ya acaba diyorum bakacağına yardım mı etsen?

Seni izlemek daha keyifli.

(Ateş) Hı, hı.

Kolye.

Ya bir şey söyleyeceğim. Gerçekten çok yardımcı oluyorsun.

Hayır, niye baktığım yerlere tekrar tekrar bakıyorsun?

İstersen bir harita çıkar, öyle bakalım.

Allah'ım ya!

Tamam, bir dakika. Yatak! Yatağın altına düşmüş olabilir mi?

Dün akşam yatağı kullanmadık.

Ne? Senin art niyetin.

-Ben gerçeği söylüyorum, kullanmadık. -Evet.

Eminim öyledir.

Ama yatak odasına çıkalım.

("Sufle - Duygusal Serseri" çalıyor) "Ben sadece seninle olmak istedim"

"Vadediyor gözlerin"

"Bilinmez maceralar"

"Bazen üzüldüm, sarılıp sakinledim"

"Bizde bitmez umutlar"

"Bırak inanmasınlar"

Ha yatakta, burada üstümü değiştirdim.

"Bilirsin nasıl hayatta kaldım"

"Paramız yoktu ama sen vardın"

"Öyle bir güçsün içimde"

Nerede ya?

"Dünyanın efendisiyim"

"Seninle yan yana"

Gel yardım edeyim.

"Seninle göz göze"

"Ah bilsen nasıl içimde"

Ee, görebiliyor musun?

"Duygusal bir serseriyim"

"Seninle yan yana"

"Seninle göz göze"

"Öyle bir güçsün içimde"

"Dünyanın efendisiyim"

"Seninle yan yana"

"Seninle göz göze"

Yok galiba ya burada.

(Kapı zili çaldı)

"Duygusal bir serseriyim"

"Seninle yan yana"

"Seninle göz göze"

İyi günler efendim. Kıyafetleriniz kuru temizlemeden geldi.

Teşekkürler Selçuk Bey.

Bu arada iddiayı kim kazandı acaba?

-İddia? -Dün akşamki...

...şu kırmızı gecelikli, otelde boş boş dolanan...

...oda kartını verdirtmediğiniz kadın.

Berabere.

-Anladım. -Kolay gelsin.

Sen kendini ne zannediyorsun?

Kimsin sen!

Kimsin de insanların hayatlarıyla böyle oynayabileceğini zannediyorsun!

Ne zannettin?

Ben ıslanacağım, dışarıda kalacağım, sonra odana geleceğim, sonra?

-Tam olarak öyle değil. -Hayır, tam olarak öyle.

Ben kolyemi senin yüzünden kaybettim.

Ama tabii altı üstü bir kolye değil mi senin için?

Hiçbir şeyin bir önemi yok senin için.

Ya yok mu senin hayatında değer verdiğin bir insan, bir bir şey?

Hiç mi yok böyle uğruna kendini feda edebileceğin bir şey?

Sen ne anlarsın! Kime ne anlatıyorum ki!

Bir izin ver, izin ver.

Birlikte bulalım, tamam mı? Eğer bulamazsak aynısından yaptırırım.

Aynısını yaptıramazsın.

Bir daha benim karşıma sakın çıkma, tamam mı?

(Müzik)

Of!

(Müzik)

Beni bekleyin Mert, ben birazdan geleceğim.

Tamamdır İlter Bey.

(Müzik)

(Hasan) Ben de kim olduğunu anlayamadığım için...

Sus, konuşma! Yani diyorum ki Hakkıcığım, acaba polise mi haber versek?

Yok, polis olmaz, polis olmaz.

İtibarımız iki paralık olur.

(Müzik)

Amca, polis izni olmadığı için kamera kayıtlarına da bakamıyoruz.

Allah Allah! Acaba yer yarıldı da içine mi girdi bu kız yani?

Hayır baba, biz daha gerdeğe girmedik ya.

-Densiz, terbiyesiz! -(Hakkı) Zevzek!

(Anne) Ah ben sizi... Tansiyonum çıkıyor!

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

Efendim?

Alo? Leyla bak, biz yoldayız, geliyoruz.

(Onur ses) Sakın delice bir şey yapma.

(Leyla) Yok, yok, tamam.

Ben iyiyim, ben geleceğim, tamam mı?

Sen ne diyorsam onu yap.

Tamam.

Of!

Tutamadın şu kızı!

Hay Allah'ım ya Rabb'im ya! Hızlan oğlum sen de hızlan biraz ya!

Tamam, gidiyoruz abi.

Kafayı yedirtecek ya! Bu böyle bir şey yok ama ha!

(Kapı zili çaldı)

Bendeki emanetinizi getirdim.

Gel.

Bir şey içer misin İlter?

Hayır, teşekkür ederim.

Hiç de boş durulmamış.

Yok, o öyle bir şey değil.

Ee, Vahit'in yaptığını duydun mu?

Kendince bir şeyler yapmış, kabul etmeyeceğimi bile bile.

Ben öyle düşünmüyorum.

Belki de kabul etmenizi gerektirecek bir sebep vardır.

Nasıl bir sebep?

Onu bilmiyorum.

Ama babanızın niye böyle bir şey arzu ettiğini anlayabiliyorum.

Annenize çok benziyorsunuz.

Bence babanızın kararının arkasındaki tek sebep bu.

Anlamadım İlter.

Rahmetli Jülide Hanım Arcalı'yı Arcalı yapan kişiydi.

(İlter) Vizyonerdi, ikondu.

Zamanının çok ilerisinde bir insandı, mükemmeldi.

O da tıpkı sizin gibi kafasına eseni yaptığı için Arcalı, Arcalı oldu.

Yani?

Yani babanız da sizde bunu gördü.

Yanlış görmüş.

Kimse bana istemediğim bir şeyi yaptıramaz.

Tıpkı anneniz gibi.

Ateş Bey, doğrusunu isterseniz kuyruğu dik tutmaya çalışıyorlar ama...

...şirketin durumu pek parlak değil.

Orada yeni bir havaya ihtiyaç var.

Umut var.

O istedikleri havayı verir onlara.

(Müzik)

Maalesef sizi kararınızdan döndürme gücüm yok.

Buyurunuz.

Sağ ol İlter.

Müsaadenizle.

(Müzik)

Aslında olurdum da bir an boşladım herhâlde.

-Ne boşlaması, nasıl boşlama bu? -(Hasan) Sızdım galiba.

-(Anne) Nasıl sızdın sen? -(Hasan) Böyle.

(Anne) Sızmış! Terbiyesiz!

(Müzik) (Konuşmalar duyulmuyor)

(Müzik devam ediyor) (Konuşmalar duyulmuyor)

(Anne) Ay, bayılacağım, tansiyonum tuttu!

Ay, ay, ay! Yılana bak, kaçıyor! Yılana bak, kaçıyor yılan!

(Üst üste konuşmalar)

(Üst üste konuşmalar)

(Anne) Allah'ım ya Rabb'im! Nereye gitti bu?

(Üst üste konuşmalar)

Anneciğim, böyle bir şey olur mu ya?

(Üst üste konuşmalar)

(Hasan) Benim karım vardı. Benim karımı gördünüz mü acaba?

(Anne) Benim tansiyonum çıktı! Allah'ım! Tansiyonum!

Otelin de müşteri profili pek bir değişmiş.

(Üst üste konuşmalar)

Sürelim Mert, meçhul istikbalimize doğru sürelim.

(Üst üste konuşmalar)

(Anne) Senin oğlun, senin oğlun!

Neredesin Leyla ya, neredesin ya?

Sen de gözlerini dört aç.

(Barış) Tamam.

(Arama tonu)

(Arama tonu)

Ya hadi be kızım, aç şunu ya.

İşte bak orada, bak onlar! Ulan kayınço dedik, bağrımıza bastık!

(Hasan) Ne şerefsiz adamsın sen ya!

(***)!

(Hasan) Oğlum, ben böyle bir şey görmedim ya! Sizin var ya!

-Gelin lan, gelin! -Ağzını yüzünü kıralım bunların!

Gel, gel, gel! Gel kayınçom, gel.

-Ah! -Ne oluyor lan?

Lan sen kime vuruyorsun?

-Ne oluyor orada? -Barış, git arabaya, git!

Kanıyor mu?

Barış, hadi. Evet, kanıyor, kanıyor.

-Devam, devam. -(Barış) İyi misin?

Gel lan buraya!

("Yüzyüzeyken Konuşuruz - Durmaz Akar" çalıyor)

"Ne sevdadan döndü başım"

"Ne kaybettim kendimi"

"Hepsi poz, hepsi unutmak içindi hâlimi"

"Hayatım karpuz kabuğundan bozma bir tekne mi?"

"Beni rüzgârsız bıraksın"

"Yoruldum, yıktım, dağıttım elimle kurduğumu"

"Bugün vazgeçtiğimi niye dünden sorduğumu"

"Her olup biteni böyle kadere yorduğumu"

"Anladım, biraz utandım"

"Bittim, benden bu kadar"

"Akacak su durmaz, akar"

"Söylendiğim kader benim aptallığım"

"Yansın yanacak gemiler"

"Dönmem çok uzak geriler"

"Kaçtım kendi yoluma kalbim saklandığım"

"Bir yol var ki dönülmez"

"Gözyaşım da silinmez"

"Doğrusu hiç bilinmez ne kadar yaşayacağım"

"Bir yol var ki dönülmez"

"Gözyaşım da silinmez"

"Doğrusu hiç bilinmez ne kadar yaşayacağım"

"Ne sevdadan döndü başım"

"Ne kaybettim kendimi"

"Hepsi poz, hepsi unutmak içindi hâlimi"

(Gerilim müziği)

Şu bahçıvana söyleyin, çimleri güzelce biçsinler.

Ağaçları da ilaçlasınlar. Vahşi ormana döndü burası.

-Sinek basacak burayı. -Hemen ilgileniyorum İlter Bey.

(Ilgaz) Yeter artık, dur yerinde!

Yeter Aydost!

Mutluluğa giden yolda çekilen çile kutsaldır.

Fakat laf dinlemeyin Mert.

-Hadi dedim, lütfen. -Hemen.

(Gerilim müziği)

Ah, dizim!

(Gerilim müziği)

Neredeyim ben ya?

Bu ne ya?

Hadi kızım.

Hadi kızım, yaparsın.

(Gerilim müziği)

(Güvenlik) Kimsin sen?

(Köpekler havlıyor)

Şansıma tüküreyim!

(Güvenlik) Dur, kaçma!

Şuradan atlarım.

(Güvenlik) Dur, in aşağı!

Çok pardon.

Vallahi ben hırsız falan değilim, yemin ederim ki.

Evet, şu an hırsız gibi gözüküyor olabilirim ama gerçekten değilim.

Derdinizi karakolda anlatırsınız hanımefendi, buyurun, inin aşağıya.

Polise gerek yok, gerçekten. Bak, iniyorum, iniyorum.

Polislik bir durum yok çünkü. Bir bak bana.

Yani sence ben hırsıza benziyor muyum?

Ben hayatımda bir kere bile GBT'ye girmiş bir insan değilim.

Benim ne işim olur suçla vukuatla? Gerçekten yanlış anlaşıldı.

Buyurun hanımefendi, zorluk çıkartmayın, buyurun.

Şey...

Ben köpekten korktum.

Yani onlar böyle birden havlayınca o yüzden kaçtım.

Hırsız olduğum için falan değil, gerçekten.

Çünkü benim çok büyük korkum var. Ya hırsızlık falan değil.

Tamam hanımefendi, buyurun, lütfen buyurun.

Gerçekten hırsız değilim.

(Leyla) Onlar öyle havlayınca ben ne yapacağımı bilemedim, o yüzden.

(Ilgaz) Yeter artık ya, başım şişti Aydost!

Ya şunu... İlter, şuna bir şey söyle, fena yapacağım bak!

Rahat bırak ya, moralim bozuk zaten, 40 yılın başı bir kafa dağıtıyoruz.

(Ilgaz) Ben bu aşıyı doğal çiçekleri kullanarak yaptım, senin haberin var mı?

(Aydost) Ya çiçek katili.

(Ilgaz) Kurumuş çiçekler! Çekil şuradan be, bırak şunu!

"Kimseye etmem şikâyet"

"Ağlarım ben hâlime"

"Titrerim mücrim gibi baktıkça istikbalime"

-(Ilgaz) Dur yerinde! Ya bir dur! -Çolpan Hanım, nasılsınız?

İyi olmanıza çok sevindim efendim. Zira ben hiç iyi değilim.

Hani yeni dadı bugün gelecekti? Bugün yarın diye oyalıyorsunuz beni.

Arkadaşım, vallahi ben hırsız falan değilim ya.

-Derdini polise anlatırsın. -(Leyla) Nasıl?

Bana bahanelerle gelmeyin Çolpan Hanım.

-155 mi? -Ya 155 mi?

Kapatıyorum Çolpan Hanım.

Bak, vallahi billahi ben hırsız falan değilim diyorum.

Niye dinlemiyorsun beni?

Ne oluyor orada?

-Hanımefendi kim? -Bahçede yakaladık efendim.

Ya vallahi billahi hırsız falan değilim.

Ben arkadaşlara da anlatmaya çalışıyorum ama beni dinlemiyorlar ki.

(İlter) Bırakın siz.

Siz benimle gelin.

Bakın, ben gerçekten hırsız falan değilim.

Ben kim olduğunuzu biliyorum.

Çolpan Hanım bu sabah geleceğinizi söylemişti.

Ben sözüne güvenemedim.

Yalancıdır diyemem kendisi için ama doğruları çarpıtır diyebilirim.

Bir de birkaç gündür biriken sinirimle...

...ben çok daha başka şeyler söyleyebilirim de terbiyem müsait değil.

Bu arada size de kızgınım, sizin bu sabah burada olmanız gerekiyordu.

-Öyle miydi? -Evet efendim.

Ben kaç yaşındayım, sizin bundan haberiniz var mı?

Üç çocukla uğraşmak için ben çok yaşlıyım, kafam götürmüyor artık.

Tabii çocuklar.

Siz bunu unuttuğunuz için bu saate kadar gelmediniz herhâlde.

Asla.

Bakın, benim için işim her zaman çok önemli.

Ama buraya gelirken taksici fenalaştı...

...ve ben onu ambulansla hastaneye götürdüm.

Ailesi gelene kadar da adamcağızın başında durmak zorundaydım.

Yani öyle bırakamazdım, kusura bakmayın.

Makul bir sebep.

(Müzik)

Buyurun geçin.

(Müzik)

(Ilgaz) Ya yeter artık!

Yeter Aydost, dur yerinde!

Çocuklar, yeni bakıcınızla tanışın.

Malum yaşlılık, adınız neydi?

Ee, Leyla.

Selam çocuklar.

Selam.

İlter, bizim güzel bir bakıcımız olabiliyorduysa...

...niye bugüne kadar olmadı açıklar mısın?

Bizim hâlâ güzel bakıcımız yok Aydost. Çolpan Hanım dönmeyecek mi İlter?

Kalbi tekledi kadının, unuttunuz mu Ilgaz?

Bunda bir payınız olduğunu asla ima etmek istemiyorum.

Sakın beni yanlış anlamayın ama nasıl gelsin, öyle değil mi?

Tamam.

Buyurun, tanışın siz.

-Ben Leyla. -Ben de Aydost.

Memnun oldum küçük hanım.

Ay, ben de memnun oldum küçük bey.

Sen de...

Merhaba Leyla. 'Adios' Leyla.

Berit.

Berit.

Ne kadar güzel bir adın var senin.

Benim adımı öğrenmek ister misin?

Konuşmaz o.

Aa, neden?

Annesiyle babası ölünce travma geçirdi çocukcağız.

Ne zaman?

-Bir ay önce. -Neden öldüler?

Kendilerine soracak fırsatım olmadı.

Çolpan Hanım size hiç bilgi vermedi mi? Her şeyi en baştan ben mi anlatacağım?

Yok yok, her şeyi biliyorum, merak etmeyin.

(Ilgaz) Aydost, Berit, hadi yatağa.

Hadi bakalım çocuklar, evet.

Hadi.

Ha?

Çocuklar yatacak.

Tabii.

Tabii tabii, hemen.

(Kapı vuruldu)

-Ne var? -İyi geceler.

Ya diyorum ki az önceki tanışma sanki çok tatlı olmadı.

Acaba tekrar etsek mi?

Buna ne dersin?

Yatmadan önce yardım edebileceğim bir şey var mı?

Asıl benim yardım edebileceğim bir şey varsa hiç çekinmeyin.

Peki.

O zaman tatlı uykular.

Size de iyi geceler.

(Berit) Anne.

Anne.

Sen misin anne?

(Duygusal müzik)

Yalnız olmadığınızı söylemek için gelmiştir.

Bak.

Bak, orada kuş yuvası var, görüyor musun?

Kesin yavruları da vardır.

(Müzik)

Sana bir sır vereyim mi?

Biliyor musun...

...benim annem de bir kelebek.

Ben normalde onu hep kolyemin ucunda taşıyordum.

Ama kolyemi kaybettim.

Ama ben biliyorum, annem yine de hep benim yanımda.

Uyku vakti geldi, yatalım mı? Hadi gel.

(Müzik)

İyi geceler.

Hih!

Çok pardon.

Ben dalmışım da o yüzden böyle birden sizi görünce.

Bu evde dalanları kimse affetmez Leyla Hanım.

Bir bakmışsınız Aydost'un dronu kafanızdan uçuyor...

...bir bakmışsınız Ilgaz size takmış, kavga çıkaracak yer arıyor.

Aman diyeyim.

Anladım.

Beni takip edin, odanızı göstereyim. Yorulmuşsunuzdur.

Çok.

(Müzik)

Vay!

Ne kadar güzel bir oda, kocaman.

Daha önceki evlerinizde sizi bodrumda ağırladıklarını varsayıyorum.

İyi geceler.

İyi geceler.

(Müzik)

Priz?

(Müzik)

Hiç iyi bir fikir değil.

Çok iyi fikirmiş.

(Müzik)

Hih! Uyuyakaldım!

İnanamıyorum sana Leyla!

İnanamıyorum!

Açıl, açıl.

(Müzik)

Hah.

Meryem beni öldürecek.

(Arama tonu) Hadi aç, aç, aç.

(Meryem ses) Kız, gözün kör olmasın! Öldük meraktan! Neredesin sen?

Geceden beri gözüme uyku girmedi Leyla. İyi misin?

İyiyim, ben iyiyim. Siz de iyi misiniz?

Biz nasıl olalım canısı, başımıza gelmeyen kalmadı.

Depoyu apar topar toparladık, nasıl kaçtığımızı bilemedik.

(Meryem ses) Hatta Onur'la Barış'ı yakaladılar.

Allah yarattı dememiş şerefsizler!

Neyse, bunlar zar zor kaçmışlar bir şekilde ellerinden.

Altınları da kurtardık da adamlar hâlâ peşimizde.

Ne diyorsun ya Meryem?

Tamam, bir dakika dur, ben hemen hazırlanıp geliyorum, dur.

Sakın!

(Meryem ses) Sakın burnunu çıkarma, neredeysen orada kal.

(Yakup ses) Meryem.

Hadi ben şimdi kapatıyorum.

Bak Leyla, gözünü seveyim durum ciddi.

Allah aşkına bak, benden haber almadan bir delilik yapma.

İyi, tamam.

(Meryem) Hah.

Ne oldu, haber var mı Leyla'dan?

Ha, yok.

Çalıyor çalıyor, açmıyor. Başkasıyla konuştum ben.

(Yakup) Ya, o saklanmayı iyi bilir.

Neyse.

Benim sinirimin geçmesini bekliyordur.

Birkaç güne ortaya çıkar. Ben de ona ne yapacağımı bilirim.

Düzeneği yerle bir etti, gördünüz mü?

Ya aman! Bir daha kurarız, bize düzenek olsun be.

Öf! Tamam, bir şekil geleceğiz işte üstesinden.

Neyse. Siz de yiyin bitirin yemeğinizi, ben hesabı ödeyip geliyorum.

İki de paket yaptır be canısı, olur mu? Aç kalmayalım.

Tabii canım, tabii. Yaptırayım, yaptırayım.

Nasıl olsa sizin cebinizden çıkmıyor para.

Hadi canısı.

-Leyla nasılmış, iyi, değil mi? -İyiymiş, iyi.

Merak etmeyin, ben güvendeyim dedi. Konuştuk.

İyi bari. İlk fırsatta gidip alacağız onu oradan.

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

(Telefon ısrarla çalıyor)

(Telefon ısrarla çalıyor)

Mert.

Tamam.

Tamam, iki dakikaya geliyorum.

Uf!

Sen nasıl düştün buraya?

(Müzik)

Uyumayı pek seviyorsunuz galiba.

Oryantasyona başlamak için iki saattir sizi bekliyorum.

Aa, yok. Ben şey, biraz yorulmuşum da o yüzden.

Ama aslında zaten çok da geç değil saat.

Evet. Dinlendiyseniz beni takip edin lütfen.

Hemen geliyorum.

Geldim.

(İlter) Ilgaz'ın piyano dersine ihtiyacı yok.

Aydost'un ilgisi var ama yeteneği tartışmalı, biraz da maymun iştahlıdır.

Hemen her konuda bir bilgisi ve hemen her konuya biraz ilgisi vardır.

Sürekli yeni fikirlerle çıkar gelir.

Siz bu fikirlerin hepsini dinleyin ama hepsini ciddiye almayın.

Beritciğiminse sizin desteğinize ihtiyacı olacak.

Devam edemeyeceğim.

Piyano ve ben.

Hadi bakalım.

Özel dersleri çocukların odasında verirsiniz.

Gerçi yaz mevsiminde çocuklar dışarıda olmayı tercih ediyorlar.

Tam olarak ne özel dersi vereceğim acaba?

İngilizce, Fransızca.

İngilizce konusunda bir sıkıntı yok. Berit başlangıç aşamasında.

Lakin Fransızca son derece önemli. Aydost'un hiç ilgisi yok.

Ilgaz'ın dile yatkınlığı var.

Yine Berit'in ihtiyacı olacak.

Gerçi bıraktım İngilizceyi, Fransızcayı, ağzından su kelimesini duysam...

Devam edemeyeceğim.

Yandım ben!

Yandım vallahi!

(Müzik) (Konuşmalar duyulmuyor)

Ilgaz Hanım vegandır.

Hayvan hakları, iklim sorunları gibi konularda bilhassa çok hassastır.

Hayvansal ürün teklif dahi etmeyiniz.

Aydost abur cubura, tosta çok düşkündür.

Bu konuda dikkatli olmanızı rica edeceğim. Berit...

Aa! İyi misiniz?

Ben anladım, siz devam etmeyin, tamam.

-Mesafe rica edeceğim. -Peki.

Şimdilik bu kadar.

(Müzik)

Abi baksana Füsun Hanım gelmiş.

(Müzik)

Şirket yönetiminin Ateş Arcalı'ya kaldığı doğru mu Füsun Hanım?

Tabii ki Umut Arcalı'ya kaldı.

Asparagas haberlerle gündemi meşgul etmeyelim arkadaşlar, rica ediyorum.

Düşmanlarımızın sözlerine de itibar etmeyiniz.

Yönetimde siz de olacak mısınız?

Bu soruyu duymamış olayım.

Evet, başka soru alalım.

Hadi arkadaşlar, Füsun Arcalı'yı ezeceksiniz.

İyi olmak zorunda.

İyi olmak zorunda.

Evet.

Arcalı sadece bir soy isim değil, çok daha fazlasıdır.

O bir hedeftir.

Sadece bir marka değil...

...şirket değil...

...kurulduğu ilk andan itibaren sizlere verilmiş bir sözdür.

Yemindir.

-Benim babam... -Umut.

Hadi hazır mısın? Herkes geldi.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik)

(Leyla dış ses) Hiçbir şeyin bir önemi yok senin için.

Ya yok mu senin hayatında değer verdiğin bir insan, bir bir şey?

(Leyla dış ses) Hiç mi yok böyle uğruna kendini feda edebileceğin bir şey?

(Boğazını temizledi)

Mert.

Mert, sağa çek.

(Müzik)

-(Küçük Ateş dış ses) Anne, baba! -(Erkek dış ses) Üzgünüm Vahit Bey...

...bizimle hastaneye kadar gelmeniz gerekiyor. Eşiniz.

-(Vahit dış ses) Yaşıyor mu? -(Erkek dış ses) Başınız sağ olsun.

(Küçük Ateş dış ses) Baba! Beni de anneme götürün! Baba!

(Müzik)

(Ateş iç ses) "Sevgili oğlum. Uzun zaman önce seni kaybettiğimi biliyorum.

Anneni aldattığımı ve bu yüzden öldüğünü düşündüğünü de biliyorum.

Ben âşık olmuştum.

Bu sana bir mazeret gibi gelmeyebilir.

Ama bir gün sen de âşık olunca beni anlarsın.

Ama annen bu yüzden ölmedi.

Şimdi sana anlatacaklarım benim kendimi hayatım boyunca...

...affedemediğim şeyler olacak ve benden nefret edeceğini biliyorum.

Ama bu yükten kurtulmak istiyorum.

O şirketi sana bıraktım çünkü orası annenin hak ettiği yerdi.

Çünkü ben anneni oradan sahte bir belge düzenleyerek uzaklaştırmaya çalıştım.

Annen yaşasaydı orada olmanı isterdi, biliyorum.

Belki bunu yaparsam Jülide beni affeder, kim bilir.

Sana ve abine iyi babalık yapamadım.

Ama bundan sonrasının ikiniz için de en doğrusu olduğunu biliyorum.

Senin için tek dileğim, sana veremediğimiz şeydir.

Bir aile.

Vahit Arcalı."

(Müzik)

(Anlaşılmayan konuşma)

(Ateş iç ses) "Vahit ve Jülide Arcalı'nın boşanmasına müteakiben...

...Jülide Arcalı'nın akıl sağlığının yerinde olmadığına...

...bu sebeple şirketteki tüm yetkilerinin feshedilmesi gerektiğine...

...reşit olmayan çocuğu Ateş Arcalı'nın velayetinin babası Vahit Arcalı'ya...

...verilmesine kurul birliğiyle karar verilmiştir."

Öldüğü gün.

Ateş Bey.

Ateş Bey, iyi misiniz?

İyiyim.

Arkadaşlar...

...Arcalı sadece bir marka değil...

...bir şirket değil...

...kurulduğu ilk andan itibaren sizlere verilmiş bir sözdür.

Yemindir.

Sizlere her zaman en iyisini sunacağımızın yeminidir bu.

Benim babam Vahit Arcalı'dan öğrendiğim budur.

Ve iyi bir öğrenci olduğumdan da hiçbirinizin şüphesi olmasın.

Burayı tıpkı babam gibi...

(Motosiklet sesi)

Kim bu densiz?

Tıpkı babam gibi...

(Müzik)

Ateş.

Ne işi var burada?

(Ateş) Pardon.

-Ateş Bey, ülkeye geri mi döndünüz? -Öyle oldu.

-Abiciğim. -(Muhabir) Söylenenler doğru mu?

Abiciğim, ne yapıyorsun sen burada?

Her zaman Ateş Arcalı ne yaparsa onu yapıyorum.

Sorun çıkarıyorum.

Müsaadenle.

Kardeşim Ateş Arcalı.

Hala.

Öncelikle özür dilerim, biraz geç kaldım, kusura bakmayın.

(Ateş ses) Ama dürüst olacağım. Genelde bu tarz şeyleri hiç sevmiyorum.

Yani biz çok önemliyiz, buradayız, herkes bizi dinlesin.

(Ateş ses) Ama madem hepiniz buradasınız, çabucak bir şey diyeceğim.

Vahit Arcalı'nın vasiyeti üzerine Arcalı Holding'in...

...yeni yönetim kurulu başkanlığını devralıyorum.

(Müzik)

Hepimize hayırlı olsun. Çok eğleneceğiz.

Ateş Bey, detaylı açıklama yapar mısınız lütfen?

(Füsun) Umut.

(Gerilim müziği)

(Umut) Sen kim şirket yönetmek kim!

Ha?

Sen kim çocuk bakmak kim Ateş!

Güldürme beni ya. Sen aile olmak ne demek onu bilmiyorsun bile.

Sen mi biliyorsun?

Hı?

Umut, bizim annemizdi.

Senin annendi. Bu imzalar onu öldürdü!

On yaşındaydım ya, on!

Annem öldü ve beni atar gibi yatılı okula yolladılar.

Bir gecede her şeyimi kaybettim ve ben sadece sen sustun sanıyordum.

Keşke yaptığın en kötü şey bilip susmak olsaymış.

Ama sen gidip onlarla ortak olmuşsun.

Nasıl yaptın böyle bir şey?

Oğlum, annemin ölümü kazaydı ya sadece.

Annemi siz öldürdünüz.

Ya Ateş, şunu söyleyip durma artık, yeter!

Ne olacaktı sanki anlatsaydım?

Anlayacak mıydın?

Abiciğim, bak sana bir abi tavsiyesi.

Dünya çocukluk travmalarını sırtında taşıyanlara göre bir yer değil.

Ha?

Anlıyor musun? Hadi büyü artık ya.

Anla oğlum şunu işte, şirketi korumak zorundaydık.

Şirket, evet, şirket.

O uğruna her şeyi göze aldığınız şirketi elinizden alıyorum.

Ben artık buradayım, şirketin başındayım.

Ve herkes bunu böyle bilecek, en başta sen.

Annemin ölüsü üzerine kurduğunuz imparatorluğu size bırakmayacağım.

Ne pahasına olursa olsun.

Peki, yapabilecek misin gerçekten?

Girebilecek misin o eve?

(Müzik)

Hani ben Ateş falan diyordum da o bize yüz vermeyecek gibi.

Biz de bayılmadık ona.

Ya bir dünya fikrim vardı ama benim ya. Hani belki yatırım yapardı, ne biliyorsun?

-Evet. -Yaşım küçük olabilir ama ufkum büyük.

(Müzik)

(Avukat dış ses) Üç ay boyunca çocukların vasisi...

...ve şirketin yönetim kurulu başkanı olarak görev yapacaksınız.

Bu sürenin sonunda bu konuda başarılı olursanız şirketin yönetimi size geçecek.

Ha?

(Müzik)

-Umut abim mi? -Yok.

Ee, kim peki?

(Aydost) Ateş abim, o geldi.

Yok artık! Şaka mı bu?

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

Niye durdu?

(Umut dış ses) Peki, yapabilecek misin gerçekten?

Girebilecek misin o eve?

(Gök gürlüyor)

(Geçiş sesi)

(Gerilim müziği)

(Gök gürlüyor)

(Telsiz sesi)

Anne!

(Polis dış ses) Vahit Bey, bizimle hastaneye kadar gelmeniz gerekiyor.

-Eşiniz. -(Vahit dış ses) Yaşıyor mu?

-Baba. -(Polis dış ses) Başınız sağ olsun.

Baba! Baba!

Baba! Beni de anneme götürün baba!

Baba!

Beni de götür baba!

Baba!

(Geçiş sesi) (Küçük Ateş dış ses) Baba!

(Müzik)

(Kapı zili çaldı)

(Müzik devam ediyor)

(İlter) Bu bahçe bugün düzelecek. Bakın rica ediyorum artık.

(Duygusal müzik)

Bu dizinin sesli betimleme, ayrıntılı altyazı ve...

...işaret dilini kapsayan eşerişimi Kanal D tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Sesli Betimleme Metin Yazarı ve Seslendiren: Emine Kolivar

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Belgin Yılmaz - Bülent Temür...

...Hatice Başpınar - Ayhan Özgören

İşaret Dili Çevirmeni: Volkan Kurt

Editörler: Beliz Coşar - Zerrin Çınar - Samet Demirtaş

Teknik Yapım: Dağ Prodüksiyon ve Yeni Gökdelen Tercüme

(Jenerik müziği)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Jenerik müziği devam ediyor)

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.