Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
[sakin müzik]
[deniz sesi]
[müzik devam ediyor]
[müzikli ortam sesi]
[mekânda müzik çalıyor]
Gidelim mi?
Nasıl, şimdi mi?
[tempolu müzik]
[Cenk] Evlen benimle.
[tempolu müzik]
Devler ligi 10 dakikaya acil toplantı istedi.
-İkisi de burada mı? -Sabah sekizde geldiler.
-Sekizde? -Ben de şaşırdım.
-Sen iyi misin? -Mükemmelim.
[Elçin] Bir şey söyleyeyim mi, sen her şeyi halledersin.
-Tabii ya, Aslı her şeyi halleder. -E öyle tabii, her eve…
-Pardon, şirkete lazımsın. -Ne oldu, niye eve istemedin?
Evde yorarsın.
[müzik kesilir]
Son zamanlarda gecenin bir vakti kaçıp
gitmelerinizi ne yapacağız Aslı Hanım?
Sadece son zamanlarda mı?
Önünde sonunda birbirimize kalacağız. Sen de böyle hissetmiyor musun?
Kim bilir?
[Aslı] Baba, Nazmi amca, nasılsınız?
Hoş geldin kızım. Şimdilik iyi değiliz ama olacağız diye umuyorum.
Cenk, gel lütfen.
Maltalı yetkililerle iletişim hâlindeyiz,
CFO'nun kaçırdığı paramızı geri alma konusunda
görüşmelerimiz devam ediyor.
Evet, evet görüşüyoruz.
[Nazmi] Evet, tabii bu çabalarınızı çok takdir ediyorum
ama bizim nakit akışımız durmak üzere.
Yani bu resmen bizim sonumuz olabilir. Acil bir çözüm üretmemiz lazım.
Neyse her zamanki gibi Nazmi abiniz bir şeyler düşündü.
Çeşme'ye otel mi?
[Cenk] Dünya zinciri uluslararası bir marka buraya
muazzam bir spor ve sağlık tesisi yapmak istiyor
ve şirketin Çeşme'deki koyunun tamamına talipler.
Böylelikle bir yıllık nakit problemimiz komple çözülmüş olacak.
O hâlde düşünecek bir şey yok, ben onaylıyorum.
[Aslı] Ne gerekiyorsa yapalım, hemen başlayalım.
[Arif] Başlayalım başlamasına ama ikna etmemiz gereken bir kişi daha var.
Kim? Üçümüz de buradayız.
[Nazmi] Şirketin yüzde yirmi beş hissesine sahip olan Ege Yazıcı.
-Yani oğlum. -Ee.
[sakin müzik girer]
[Aslı] Biz bugüne kadar hiçbir proje için Ege'den izin almadık, neden şimdi?
[Arif] Çünkü şimdiye kadar hep avukatı aracığıyla görüştük.
O da sağ olsun hiçbir zaman işimize taş koymadı.
Ama sorun şu ki oğlan on senedir o arazide yaşıyor.
-Aa Amerika'da değil miydi o ya? -Onun ne bok yediği belli değil kızım.
Amerika'daydı. Sonra bir ara Çeşme diye tutturdu.
[Nazmi] Oradan oraya savrulan, hedefi olmayan,
hayatın gerçekleri karşısında dik duramayan bir çocuk.
Hocam uçtun yine bugün, bekliyorum bak boş saatin açılır diye.
[Yaman] Yani böyle kumlu kumlu bırakıyorlar ya, deliriyorum ya.
Bırak kumu da niye gelmedin sabah?
Ne yalan söyleyeyim, uyanamadım abi ama yarın söz.
-İyisin değil mi? -İyiyim ya, iyiyim iyiyim.
He restoran akşam doluymuş.
Haberim var, gideceğim ben de birazdan.
[Nazmi] Ne yazık ki hepimizin kaderi bu ne yediği belirsiz adamın ellerinde.
Avukatı anlaşmayı yanaşmadığını söyleyince aradım ama nafile.
Bohem, şımarık çocuk tripleri.
Tamam. Ben bir gidip konuşayım Ege'yle.
[Nazmi] Kızım bu böyle kolay ikna edilebilen bir adam değil.
Yani, lüzumsuz bir inat, saçma sapan bir kafa yapısı.
Ben gidip yüz yüze konuşayım.
Kendisini ikna etmemin birkaç saat alacağına emin olabilirsiniz.
Tamam peki, Cenk de seninle gelsin.
Evet, evet bence de çok iyi olur.
Ne gerek var ya, o buradaki işleri halletsin.
Merak etmeyin, bu fırsatı kaçırmayacağız. Öyle ya da böyle ben çözeceğim.
Bana güvenin.
Önümüzde nakit bulmak için iki hafta var.
Ben bir hıyarı ikna etmeye Çeşme'ye gidiyorum.
Neymiş, babasıyla problemleri varmış. Çocuk musun ya?
Biz bu adamın gerçek olduğuna emin miyiz?
Adam hiçbir yerde yok. Ege Yazıcı diye aratınca bunlar çıkıyor.
Yetmişlerde geçen mistik bir filmde gibiyiz şu an Aslı.
Hiç mi bu iki patron ve aileleri bir yemeğe falan da mı gitmediniz?
Ne bileyim en son çocukken görmüştüm. Annelerin durumundan sonra pek görüşmedik.
Ne hakkında en ufak bir cümle,
ne bir kare fotoğrafı var Ege Bey' in yani.
Daha görüşmeden içim sıkıldı.
Alo.
Merhabalar, Ege Yazıcı'yla mı görüşüyorum?
Elçin Günay ben, Aslı Mansoy'un asistanıyım.
Kendisi sizinle en kısa sürede yarım saatlik bir toplantı yapmak ister.
-Yarın sabah. -Hatta uygunsa hemen yarın sabah.
[tempolu müzik]
[Aslı] Ben zaten yarın öğleden sonra dönmüş olurum. Direkt şirkete gelirim.
Onu da avukatlara danışın artık. Hı hı…
[kadın çalışan] Sen yine şu girit kabaklarını alacalı soymamışın ya.
-Hoş geldin abi. -Hoş bulduk.
Evet efendim ben aldım rezervasyonunuzu, tabii dört kişi akşam için merak etmeyin.
[kadın çalışan] Acı oluyor böyle diyorum, niye anlamıyorsun?
[erkek çalışan] Ya alakası yok, nerede acı oluyor Allah Allah.
[resepsiyonist] Aslı Hanım istediğiniz gibi
buraya en yakın restorana rezervasyonunuzu yaptırdım.
Konumu da paylaştım.
Selam!
Tamam yanımda, merak etmeyin, oturur oturmaz bakacağım.
[tempolu müzik]
-Hoş geldiniz isminiz neydi? -Aslı Mansoy.
Aslı Hanım şöyle buyurun lütfen.
Bugün mutfağımızda spesiyal…
Ben en hızlı çıkan yemek neyse onu rica edeceğim.
Abi masa dört en hızlı hangisi geliyorsa onu getirin, dedi.
Ben ilgilenirim, sen keyfine bak.
-Afiyet olsun, başka bir arzunuz? -Teşekkür ederiz.
-[Ege] Hoş geldiniz. -[Aslı] Hoş bulduk.
Kaya levreği yiyebileceğiniz, en iyi zamanda ve yerdesiniz.
Yanında cibes otu ve fırınlanmış patates.
Teşekkürler hızlı servis için.
Ayrıca buranın en iyi balıkçısından kendi ellerimle seçtim. Onu da belirteyim.
-Bu bilgi için de teşekkür ediyorum. -[Ege] Bir saniye.
[Nil Burak "Birisine Birisine" çalıyor]
Bu şarkıyla bu balık bayağı iyi gider.
Seremoni bittiyse artık yemek yiyebilir miyim?
Tabii, lütfen afiyet olsun.
Teşekkürler.
-[Ege] Her şey yolunda mı? -[kadın] Teşekkür ederiz.
Beğenmediğiniz bir şey olursa söyleyin lütfen olur mu?
Pardon.
Kılçık mı çıktı, nedir sorun?
-Ya bu biraz şey mi? -Ne mi?
-Fazla balık gibi. -Balık zaten.
Ne bileyim bir marine mi edilseydi
ya da üzerine yağ tuz bir şey mi gezdirilseydi.
Ne bileyim bu eşsiz tarifi şeyde mi deneseniz acaba, evinizde?
-Ha. -Afiyet olsun.
[Aslı] Pardon.
Cibes dediniz ama bu radika.
Ne yapıyorsun?
[boğazını temizler]
Vallahi bravo, farkını bilen olmaz.
-Yalnız o başarı beni doyurmadı. -Nasıl?
Çok açım ben hâlâ, ne yiyeceğim?
-Çözeceğiz. -Lütfen.
Bu tabağın sizi mutlu edeceğini düşünüyorum.
İşte bu, teşekkürler.
Aşırı canınız bir şey yemek istedi
ya da ne bileyim tek başınıza sıkıldınız falan…
-Oradayım. -Anladım.
Küçük mutfak var, hemen şurası.
Başka bir şey yemeyeceğim, yalnızlığı da çok severim. Teşekkürler.
Çok hoş.
[kısık müzik çalıyor]
[Yaman] Efendim shotlarımızdan almaz mıydınız?
-Teşekkür ederiz. -[Yaman] Afiyet olsun.
[Yaman] Shot almaz mıydınız?
-Aslı Hanım. -Teşekkürler.
-Nereye ya beraber gidelim? -Yok sağ ol.
-Niye ya eğlenirdik? -Çeksene ya elini!
Hop hop, Yaman bir baksana.
-Abiciğim, gel ben sana… -Ne oluyor ya?
-Kapıya kadar eşlik edelim. -Her zaman geldiğimiz mekan.
-Alan memnun satan memnun. -Pardon, hadi gel abi.
Höst lan doğru konuş!
-Aman sakin. -[adam] Ne oluyor be!
Sakin.
Yani Monako Prensesi'yle kamyon şoförü arasında bir yerdesin.
Haklısın da bu arada.
[hafif tempolu müzik]
[nefes sesi]
-Teşekkürler tekrar yardımın için. -Rica ederim.
Bir tane daha?
En son bu kadar shot içtiğimde pek hoş şeyler olmamıştı.
Ee güzel, içiyorsun o zaman.
Seni daha önce hiç görmedim buralarda.
-İşin bitti mi? -Mutfak diyorsan kapandı, evet.
Sen şimdi bana hayatımı soracaksın, ben sana soracağım.
Dinlemek istemediğimiz bir sürü şey dinleyip,
anlatmak istemediğimiz bin tane konu anlatacağız.
Halbuki sen uçarak gelip gerekli kahramanlığı yaptın.
Yaptım.
-Beni kötü adamın elinden kurtardın. -Kurtardım, doğru.
Yani hikâyemizde bir sonraki aşamaya geçebiliriz.
Peki, ne yapalım?
Gidelim.
-Emin misin? -Çok.
[konuşmaları duyulmuyor]
Hop.
Gelmiyor musun?
Yok be, kaçayım ben.
Denk geliriz nasıl olsa.
Tamam. Sen bilirsin.
-İyi geceler. -İyi geceler.
Bok bir daha denk geliriz. Göt!
[kapı kapanır]
[hafif tempolu müzik]
[Elçin] Aslı günaydın, Ege Yazıcı aradı şimdi de
buluşma yerini değiştirmek istiyormuş.
Hay Allah! Yoldayım ben, nereye gidecekmişim?
-Kumsalda sörf okulunda buluşmak istiyor. -Kumsal mı?
-Tamam, yolla yeni yerin konumunu. -Tamam, hemen gönderiyorum.
Ayağına çağırıyor bir de ya.
Dayan Aslı, dayan!
[hafif tempolu müzik devam ediyor]
Merhaba Aslı Mansoy ben, Ege Yazıcı'yla görüşecektim.
-Sörfteydi abla, hemen bakayım. -Ne ablası ya!
-Merhaba -Merhaba.
Ege ben, Ege Yazıcı.
Nasıl yani?
Bir dakika.
Bir dakika bir dakika sen?
İstediğin kadar zamanın var Aslı Mansoy, kendini kısıtlama, dinliyorum.
Sen benim kim olduğumu biliyor muydun?
Yani adını yazınca hayatındaki tüm detayları öğrenebiliyorsun.
Senin pozisyonundaki biri için bu bir tık tehlikeli değil mi ya?
-Ben bir kahve alabilir miyim? -Tabii.
-Sakızlı türk kahvesi var, çok güzel. -Yok dümdüz kahve istiyorum.
-Peki. -Sen…
Ah…
Sen şimdi benim kim olduğumu biliyordun
ve tek kelime etmedin, sence normal bir hareket mi?
Ne yapmışım, anlamadım yani restoranıma geldin.
Sonra seni güvenli bir şekilde oteline bıraktım.
-Ne var bunda? -Vay, gerçek bir şövalyesin bravo!
Açıkçası restoranıma gelişinin tesadüf olmadığını düşünmüştüm.
Tek boş restoran seninkiydi. O yüzden geldim.
[alaycı gülme]
On iki ay açık mısın sen?
-Ciro hesabı mı yapıyorsun. Hayırdır? -Yok.
Kazandığımız paraları nereye harcıyorsun, onu anlamaya çalışıyorum.
Kendini bu kadar önemseme istersen.
Buradaki bohem hayatını devamlılığını sağlayanları
biraz daha fazla önemseyebilirsin.
Önemsiyorum, bak.
Buraya geldiğinden beri seni rahat hissettirmek için
elimden geleni yapıyorum. Sevgili iş ortağım.
Öncelikle benim bohem bir hayatım yok. Bunda bir anlaşalım.
Artı hayatımın devamlılığını siz sağlamıyorsunuz. Maalesef.
Şirketten gelen tüm paralar da olduğu gibi banka hesabında duruyor.
Kaldı ki şirketin durumu da ortada.
[derin iç çekiş]
Tamam. Şöyle yapalım.
Baştan başlayalım.
Lütfen.
-Teşekkür ederim. -Afiyet olsun.
Seni herhâlde en son beş yaşında falan görmüştüm.
Herhâlde.
Yani açıkçası burada yaşadığını duyunca bayağı şaşırdım.
Cesur bulduğumu itiraf etmeliyim. Saygı duydum.
Çok mersi.
Ancak Ege şu an 40 yıllık şirketimizin batması söz konusu.
Yani senden bahsi geçen bu araziye otel yapımı için onayını rica ediyorum.
Lütfen buradan kazanacağın parayı göz ardı etme.
Ben ortaklarla konuşur,
en büyük payı senin almanı da sağlayabilirim.
Hadi canım.
Şaka yapıyorsun şu an.
Evet yaparım.
Eğer imzalamazsan gelecek hepimiz için büyük bir bilinmezlik olacak.
Bir saniye bir gelsene.
Çok küçük.
Bak benim bütün dünyam bu.
Ya evim şurada hemen.
Okulum burası.
Hadi bunları bir tarafa koyalım, çok önemli şeyler değil.
Bak bakalım etrafına bir tane yüksek yapı görecek misin?
Daha fazlası yapıldığı an buradaki rüzgâr etkilenecek.
Anlayabiliyor musun?
Evet ama biz zaten tamamen…
Hiç kendini yormana gerek yok.
Böyle bir doğa katliamına izin vermem mümkün değil.
Yani seninle anlaşmamız için dünyanın sonunun gelmesi gerek.
Bak teklifi reddetmeni anlıyorum, tamam.
Gerçekten anlıyorum.
Ama şöyle düşün.
Otelin içinde dünya çapında bir sağlık ve spor kompleksi olacak.
Yani senin buradaki tüm düzenini
hiçbir değişiklik olmadan direkt otelin içine taşıyabiliriz.
Hem tüm bu sörf olayını ekibinle beraber kurumsal bir çatı altında yaparsınız.
Hem de spor bölümünün başına seni geçiririz.
Ya tamam birazcık doku değişecek, evet.
Ama yani deniz aynı deniz, plaj aynı plaj.
Evin mi var? Evine dokunmayız tamam.
Ama dersen ki ev yeniden yapılsın onu da hallederiz.
Yani sana danışmadan hiçbir aksiyon almayız.
Sen şu imzayı at. Gerisini ben halledeceğim, güven bana.
-Ne dersin? -Hoşça kal derim.
[kadın sesi] Ege misafirin mi vardı? Rüzgâr çok iyi de
sörfe çıkalım mı, diyecektim ben de.
Misafirimiz de geldiği yere dönüyordu zaten.
Bir de bu ayakkabılar nefis tercih.
Of!
Elçin, Ege Yazıcı'nın sörf okulu ve restoranıyla ilgili
ne kadar bilgi varsa hepsini acilen bekliyorum.
-[Elçin] Aa restoranı da mı varmış? -Aynen.
Vergi borcu var mı? Adli sicil kaydı ne durumda?
Ya aklına gelebilecek ne bilgi varsa
hepsini bekliyorum. Bu herifin bir açığını bulmak zorundayız. Anladın mı?
-Anladım. -Var mı başka sorun?
-Nasıl, yakışıklı mı bari? -Saçmalama! Tipsizin teki.
Yani benim tipim değil. Ya ben ne diyorum,
sen ne diyorsun Elçin, kapat Allah aşkına.
Aslı Hanım bugün…
Bugün yarın, birkaç gün daha buradayım,
-rezervasyona devam. -Tamam efendim.
Nazmi amca oğlunuz sandığımdan daha inatçı çıktı.
[Nazmi] Her şeyi kaybedebileceğimizin farkında
ve imzalamadı mı?
Yok. Doğa, rüzgâr, ekolojik denge falan onun için daha ön planda gibi.
-Bencil çocuk, hep böyleydi zaten. -Yardıma ihtiyacın varsa gelebilirim Aslı?
Her şey kontrolüm altında, merak etmeyin.
Sadece programda bir hafta kadar daha sarkacağımızı düşünebilirsiniz.
Tamam kızım, tamam.
Tamam. Bir şey yoksa kapatıyorum, haberleşiriz.
[hafif tempolu müzik]
[Ege] Restorana uğradım Bir ıvır zıvır işlerim vardı,
bitti şimdi geliyorum okula.
Kalabalık mı? Ha?
[korna sesi]
Atlasana.
Sen gitmedin mi ya hâlâ?
Seni bir yere götürmek istiyorum.
-Dersim var Aslı Hanım. -Çok kısa, rica ediyorum.
Yirmi beş dakikam var, okula sen bırakırsın beni.
Tamam atla.
-Ee niye geldik buraya? -Bir bak.
-Bu koy senin koyundan çok daha büyük. -Ee?
Ben yönetim kuruluyla konuştum, onaylarını aldım. Senin de onayın olursa
okulunu, evini, koydaki tüm insanların taşınmasını
biz şirket olarak sağlayacağız.
Böylelikle sen de satıştan sana düşen payı alacaksın,
ayrıca böyle kocaman güzel bir koya sahip olacaksın.
Bakma orada insanlara olduğuna,
özelleştiririz, onları çıkarmak kolay.
-Aa bu muhteşem bir haber? -Değil mi?
Aynen.
Ege, ben bu işi güzellikle halletmeye çalışıyorum.
Çirkinlikle hallet istersen.
Sen şimdi bu fikri değerlendirmeyecek misin?
Değerlendiriyorum, değerlendirdim. Olmaz, hadi.
Ben gerçekten anlamıyorum, sen daha ne istiyorsun?
Derse geç kalacağım, hadi.
[korna sesi]
[hafif tempolu müzik]
Günaydın.
Günaydın.
-Yine hangi teklifle geldin? -Bu sefer hiçbir teklifle gelmedim.
-Bak ben seni ikna edemeyeceğimi anladım. -Hı.
Hazır buraya gelmişken birkaç gün tatil yaparım diye düşündüm.
Belki sörf öğrenirim.
-Aslı bak ben çok açık sözlü bir insanım. -Ben de.
Öyle mi?
Oldukça da yoğun bir hayatım var. Restoran, sörf okulu, öğrenciler falan.
Bu küçük oyunlara da ayıracak vaktim yok, inan bana.
Evine gitsen ne güzel olur ya.
Ne oyunu ya, oyun falan yok.
Sörf öğrenmek istiyorum.
Hem birkaç gün tatil yaparım diyorum, neyine inanmıyorsun?
-Gerçekten mi? -Gerçekten.
Hem çocukluk arkadaşımla arayı kapatmış olurum, fena mı olur.
Sen sörf öğrenmek istiyor musun?
-İstiyorum. -Gerçekten istiyor musun?
-Gerçekten istiyorum. -Süper.
Sırma bir baksana, Aslı sörf öğrenmek istiyormuş da.
-Merhaba. -Sırma buraların en iyi hocasıdır.
Tabii ki. Seve seve.
Yalnız ben Ege hocanın namını çok duydum. Ondan ders almayı tercih ederim.
Yanlış anlama lütfen.
Benim de bütün haftam dolu, yapacak hiçbir şey yok.
Çok memnun oldum Aslı.
Ege!
-[Yaman] E ama dersin? -Geldi dersim.
Ya rezervasyon Esra hanım adınaydı.
Ha bana ders vermişsin ha başkasına ne fark eder,
aynı parayı kazanacaksın sonuçta.
Değil mi? Bir kez daha hoşça kal Aslı.
[Ege] Bu arada sandaletler yakışmış.
[Ege] Yami görüşürüz.
Taktı bana.
Görüşürüz.
[Elçin] İnanmayacaksın!
Borç batağı içinde yüzen bir herif değil mi?
Ben bunları gözünden tanırım.
Ne kişisel bir borcu ne de şirket borcu var.
Yani vergi borçlarından baktırmaya başladım,
telefonuna internetine kadar baktırdım,
çevre vergisine kadar zamanında ödenmiş her şey.
Yapma, kimseyle davalık falan da mı olmamış?
-Sıfır. -Ay bu hiç iyi olmadı.
Ben şirket arazisini kötüye kullanmaktan sahilden attırırım diyordum.
A, yok yok senin bu adamı bayağı güzellikle ikna etmen lazım.
-Tamam haberleşiriz hadi bye. -Bye.
Aslı mı o?
Benim telefonlarımı hiç açmıyor, ne yapıyormuş orada?
[hafif tempolu müzik]
-Kolay gelsin, Ege burada mı? -İçeride, mutfakta.
Merhaba. Cibes.
A, cibes mi getirdin bize? Ne zarifsin.
Pardon, düştü galiba.
Pazarda bulunca getireyim dedim. Akşam yanlış servis etmezsiniz.
Müthiş kibar bir insansın.
Ee sen benden mi hoşlanıyorsun ya? Habire peşimdesin.
Pardon ne alakası var.
Ben sörf öğrenmek istiyorum diyorum. Çocukluk arkadaşımla
arayı kapatırım diye düşünüyorum, sen ne diyorsun.
Batmak üzere olan bir şirketin CEO'su olarak
son zamanlarını gerçekten güzel değerlendiriyorsun.
Sen böyle her gün restoranda çalışıyor musun?
Kâr hesabı mı yapıyorsun, hayırdır?
Yok diyalog kurmaya çalışıyorum.
Ne bu böyle peki?
Yüzüme bakmadan önündeki işleri halletmeler falan,
bunlar seksi şef tripleri mi?
Sana sörf öğretmeyeceğim
ve seninle sürekli iletişimde olmak da hiç hoşuma gitmiyor.
Yeterince net bir diyalog oldu mu?
[romantik müzik]
Bu botarga sen mi yapıyorsun dürüst ol. Yok valla geçen yolladığını hiç sevmedim.
Tamam orkinos da ver beş kilo, geç kalma hoşça kal hadi bye bye.
[bardağa doldurma sesi]
-[Yaman] Of of! -Ne oluyor be?
Çok kötüyüm be abi.
Resmen boşanıyoruz.
Mahkeme tarihi açıklandı.
Altı aydır bunu konuşuyoruz zaten. Boşanmayı sen de istemedin mi?
Onca olay, onca acı, onca mutluluk,
bunların hiçbiri yaşanmamış gibi arkamıza dönüp gidecek miyiz abi ya?
Yaman siz altı aydır ayrı evlerde yaşamıyor musunuz?
Yasemin benim evim, yuvam.
Hayatla olan bağım.
Yaman oğlum bu hakikaten şu an mı aklına geldi?
Şu an mı yani?
Ben böyle olacağını düşünmemiştim.
Ya boş boş konuşma! Allah aşkına kızdırma beni ya!
Kız neye adım atsa, kursağında bıraktın,
neye niyetlense böyle cesaretini kırdın, kendin düştüğünde yanındaydı ama!
Abi sen benim arkadaşım değil misin ya?
Benim tarafımı tutman lazım senin.
Ayrıca ben onu bile isteye hiç üzmedim ki.
Süpürge seçer gibi karı seçiyorsunuz,
sonra yalandan aşkmış, oymuş, buymuş,
seven adam karısının aylarca başka evde kalmasına göz yumar mı?
Siktir git Allah aşkına! Gözüm görmesin seni.
Abla, ayıp olmuyor mu?
-Olmuyor, hadi siktir git! -Ya aa!
Akıyor mu o bu saatte? Koy bir tane de bana.
[Ege] Nasıl gidiyor mağaza hazırlıkları?
[Yasemin] Dolu dizgin devam. Deliler gibi çalışıyorum biliyorsun işte.
Yalnız Ege, benim bu yaptıklarımın hepsini satmam lazım yoksa bye bye mağaza.
Hiç şüphem yok. Bence hepsini satacaksın, süper olacak.
Sen hayırdır ya? Gözünden belli bir şey var, dökül bakayım.
Yaman iyi değil.
Valla o hiç benim meselem değil artık, ben çekeceğimi çektim.
Ya birbirinizi ne kadar çok sevdiğinizin en büyük şahidi benim Yasemin,
-yapma bu kadar da değil. -Ya orası öyle tabii ki.
Ama Yaman'ın sevgisini nasıl göstereceğine dair
en ufak bir fikri olmadığına emin olabilirsin.
Ya Yasemin yapma herifin seni ne kadar çok sevdiğini
ben biliyorum, sen de biliyorsun. Ya bu çocuğun olayı şey…
…bir takım hatalar yaptı, sen de yapma istiyor, gerçekten olay bu.
Ya uzatmayalım hiç ya, benim için bu iş bitti.
Ben böyle bir evlilik kesinlikle istemiyorum.
Biz Yaman'la çok iyi iki arkadaşız. Öyle olmaya da devam edeceğiz tabii ki
ama yani o kadar.
Peki.
Yani iyi olun istiyorum.
Sen de iyi ol, o da iyi olsun.
-Siz daha iyi bilirsiniz. -[dj kadın] Yaso!
Gelsene aşkım.
Kadın aşırı haklı bence.
Sen ne arıyorsun orada? Aa sen bizi mi dinliyorsun ya?
Yani…
…tam olarak dinliyorum diyemem. Çünkü her şeyi duymadım.
Ya kopuk kopuk şeylerdi, müzikten maalesef.
Ama duyduğum kadarıyla çok haklı. Kadınlar her zaman haklıdır.
Şu an çok net oturdu biliyor musun? O şirketteki ihtiyarla
nasıl anlaşıyorsun, her şey, bütün resim o kadar net oturdu ki.
Gönder bekliyorum.
Sıfır saygı, sıfır his, sıfır empati.
Peki sen şimdi bana sörf öğretmeyecek misin?
[Sinan] Hocam. Merhaba, merhaba.
Ya diyorum ki hocam bir başlasam, net üç güne çözeceğim şu sörf işinİ.
-Muhakkak. -Yaman abiyle konuştum,
sabah dokuz dersin boşmuş.
-Benim… -Evet.
Yok, şey dokuz, onda var zaten.
Sabah sekiz erken, dokuz şeyle var, Aslı.
-Ne? -Sabah dokuzda dersimiz var.
-Benimle. -Evet, dokuzda dersimiz var.
Doğru benimle dersi var.
Olsun olsun olsun sorun değil, vakit çok, zaten buralardayım daha.
-[Ege] Hadi bakalım. -Görüşürüz.
Yalnız dokuz çok erken olmadı mı ya?
Öyle mi oldu?
Tamam.
[tempolu müzik]
[Yılmaz] Ege, Aslı hanım gelmiş oraya, nedir durumlar?
İyi abi bir durum yok, birkaç güne gider gibi.
Bak ben bu CFO'nun para kaçırmasının detaylarını araştırıyorum, bilgin olsun.
Burnuma biraz pis kokular geliyor he, baban ee, Nazmi Bey
bir işler çeviriyor olabilir.
Şaşırmam.
Seni gelişmelerden haberdar edeceğim. Tamam?
Tamam, hoşça kal.
Günaydın.
Giy bakalım şunu.
-Ama bu ıslak? -Islanacaksın zaten.
-Çok kötü kokuyor. -Hadi, hadi.
Dur ya bir üstümü değiştireyim.
Kabinler nerede burada?
Ekipmanları ve olayın mantığını anladığını düşünüyorum.
Sabahtan beri konuştuğumuz gibi
bu tam bir rüzgârla uyumlanma ve denge işi.
Sakin olacağız, başka bir şeye gerek yok.
-Evet, anladım herhâlde. -Hadi gel.
-Of su çok soğuk. -Söylenme hadi.
Söylenmiyorum, suyun soğuk olduğu donesini paylaşıyorum.
[Ege] Çık bakalım board'un üstüne. Yavaş yavaş, sakin sakin.
Bir dengene bakacağız. Sen de bir hisset.
-Çıkayım mı? -Sakin sakin, evet.
Süper.
Çok güzel. Müthiş.
Hiç acele etmeyelim.
-Kalktım. -Kalktın, bravo.
Şimdi hazırsan senden çekme ipini çekip
yelkeni kaldırmanı isteyeceğim.
Squat yapar gibi aynen, asılmadan yavaş yavaş.
[Ege] Gayet iyi gidiyorsun.
Süpersin.
-Süper mi? -Ee böyle böyle, düşe düşe.
Gel bakalım bir daha.
-Bu böyle bir şey miydi? -Böyle bir şey, iyi misin?
-İyiyim, yapacağım. -Çık bakalım.
[zorlanma nidası]
Aynen süper. Bak buraları çok iyi yapıyorsun.
Devam edelim.
Tamam. Yapacağım şimdi sen şimdi gör.
Eminim.
Çok güzel.
Evet.
Senden ricam aynen öyle. Ön ayak gergin
arka ayağının üstüne oturur gibi yapacaksın.
Ön ayağına paralel olacak arka ayağında.
Bir dakika ya! Ön ayak hangisiydi?
-Ön ayağın önündeki ayağın. -Tamam bir saniye.
Sağ elin bir tık gergin.
Sol gergin, diğeri yanında tamam aynısı…
Takibinde önündeki ayak, aynı şekilde gergin.
Sol koluna çok asılma gevşek bırak onu.
Tamam.
Çok güzel, aldın pozisyonunu.
-Evet. -Süper, git bakalım, nasıl gidiyorsun.
Yapıyorum, gerçekten.
Tamam sakin ol.
Rüzgâra bırak kendini, hiç savaşma.
-Gerçekten gidiyorum, farkında mısın? -Evet…
-Gergin ayak gergin. -Gergin…
Bir şey söyleyeyim mi?
Hı?
Kumaşında var senin bu iş.
Gerçekten mi?
Aynen.
[iç çeker]
Daha kolay bir iş gibi görünüyordu.
İstediğin an bırakabilirsin.
Yok, devam edeceğim. Gayet keyifliydi.
[Yaman] Akşam için bir hazırlık yapalım mı?
Yok, ben içecekleri hallettim.
Atıştırmalıkları da Gamze'yle Yasemin halledecek.
Nereye gidiyorsunuz?
Kayalıklarda güneşi batıracağız. Gelmek ister misin?
Yok ya. Sağ ol.
Ben yabancılarla pek kaynaşamıyorum.
Aaa bize gelince car car car.
Normalde ben insanları terslediğimde onlar bana cevap vermez.
Müthiş bir iletişim şekli, öyle mi olalım?
Ondan demedim.
Sen cevap veriyorsun ya.
Aramızda gerçek bir diyalog oluyor, sanırım.
Ha sen övdün şu an bizi.
Gibi.
Teşekkürler.
Ne güzel fotoğraflarınız var.
Ege bu sen misin?
-Ta kendisi. -Yıllar içinde evrim geçirmişsin resmen.
Siz nereden tanışıyorsunuz?
[Yaman] Ah…
Bizim Ege'yle yollarımız kesişmesi benim iflas ettiğim döneme denk geliyor.
Aman oralara girme ya gerçekten.
Nasıl yani?
Ben şimdi inşaat şirketi olan bir mimardım.
Limanın arkasında bir tiny house işine gireyim dedim.
Çok iyi bir fikir olduğunu düşünüyordum ama değilmiş.
Bu acıklı hikâyelere gerçekten hiç gerek yok.
Anlat ya ben merak ettim.
Acıklı falan da değil şimdi yani bildiğin bir kahramanlık destanı.
Bir abart artık be.
Hadi merak ettim anlat.
Ege benim şirketimi ortak olunca
borçlu olduğum herkesle tek tek gitti bizzat kendisi konuştu.
Ben de işleri toparladım.
Siz bayağı ortaksınız yani.
Ne güzel, adı neydi şirketin?
Onu hiç sormasan.
Niye ya?
İnan olsun duymaya tahammülüm yok.
Benim yanımda söyleme olur mu gerçekten rica ediyorum.
Abartma, söyle neymiş?
Nammay. Yaman'ın tersten okunuşu ama iki M ile.
Logosunda iki M var. Yani onlar da tiny house şeklinde.
Çok pardon. Naman nammay diye şirket ismi mi olur ya nanay gibi.
Hadi o nammay diye şirket kurdu. Sen nasıl ortak olursun?
Başka bir isim falan önerseydin.
O kadar mı kötü ya?
-Evet. -Evet.
Alo, alo Elçin?
Galiba bir şey buldum.
Ege'nin Nammay isimli bir inşaat şirketiyle ortaklığı varmış.
Nammay mı?
Evet.
Bizim şirketin ana sözleşmesine göre böyle bir ortaklık yapamaz.
Yönetim kurulundan izin alması gerekiyordu
ama ben böyle bir şey hatırlamıyorum.
Şirket kayıtlarını hemen kontrol ettiriyorum.
Eğer bu gerçekse biz Ege'yi resmen yönetim kurulundan atabiliriz.
Bu iş böyle çözülüyorsa var ya…
…bu bizim bayramımız olur.
Kesinlikle.
[sakin müzik]
[gülüşmeler ve konuşmalar]
[Ege] Abi bir yardım etsene bana.
-[Ege] Aynen abi, sen kes şunları. -[Yaman] Hallettim.Tamam.
[Gamze] Kaçtaymış?
[Ege] Hoş geldin.
[Aslı] Hoş bulduk.
Gel.
Ne güzel bir yermiş.
Çok uzun zamandır tatil yapmadığımı fark ettim.
Aa ne demek o ya.
Courchevel'de kayak, Mykonos'ta doğum günü ne bileyim,
Tuscany'da düğün falan hiç yok mu?
Londra'da iş Dubai'de iş, İstanbul'da iş. Hep iş.
Yazık. Gel.
-[utangaç nida] -Aslı.
-Merhaba Aslı ben. -[dj kadın] Hello.
Bizim İstanbul'daki şirketin CEO'su.
Ben Yasemin.
Seni biliyorum. Dün barda görmüştüm.
Seni tanıyorum. Seni zaten tanıyorum.
Gamze ben de, hoş geldin.
Hoş buldum.
Bir tık stalker’dır. Çok takılmayın.
[Sinan] Hocam.
-Asıl stalker geldi. -Hocam.
Hocam sizi gördüm de öyle yanınıza bir uğrayayım dedim. Merhaba.
Nasıl buldun burayı?
İyi buldum.
-İyi buldun. Müthiş. -İyi güzel.
Rüzgâr da çok güzel, tam sörflük hocam.
-Sinan bu arada? -Onu da tanıyorum.
Ee Aslı senin İstanbul'a dönüş ne zaman?
Ben birkaç gün daha buralardayım.
Şahane.
İyi bakalım.
Ee bira, şarap?
-Şarap olur. -Şarap olur.
Bira?
Bir şey yer misin? Üzüm çok güzel.
[Aslı] Yok şarap yeter.
[Gamze] İnanılmaz güzel kiraz var aslında.
Bizim mahalleden alıyoruz.
[dj kadın] Kiraz isteyen?
[üst üste konuşmalar]
-[Yaman] Şarap… -Bizim manavdan alıyoruz.
-Sağ ol. -[Yasemin] Müzik kim açıyor?
[telefon sesi]
Evet Yamancığım.
-Ee hadi o zaman. -Hadi.
Aslı hoş geldin.
Bir saniye.
Önemli değil.
Afiyet olsun.
-Hoş geldin Aslı. -Haydi hoş geldin.
Hem aramıza hoş geldin, hem mekanımıza hoş geldin.
Teşekkür ederim.
Bir şeyler kesiyorduk.
Tamam tamam.
-Derslere başladınız mı? -Evet.
Ya bence güzel geçti, bilmiyorum ama Ege'ye sormak lazım.
Ben hiç beceremiyorum.
-Ege hoca mı ki sizin hocanız? -Evet.
-Güneş batıyor. -Oo.
[Yasemin] Üç tane taş al Aslı.
Üç tane taş alıyoruz.
Onları tam güneş batarken denize atıyoruz.
Dilek tutuyoruz.
Durun şimdi değil.
Tam batarken atılacak.
Şimdi.
[dj kadın] Ve dilekleri kimseye söylemiyoruz, yoksa gerçek olmaz.
Ben bas bas bağırıyorum valla.
Tek istediğim dükkanımı kaybetmemek,
bütün aylardır uğraştığım
her şey açılışta satılsın istiyorum o kadar.
-Bir şey mi satılması lazım? -Evet.
Ben hallederim.
Ona şüphemiz yok.
Aslıcığım ne dilediğine dikkat ettin mi?
[telefon sesi]
[Yasemin] Gördün mü? İşe yarıyor.
[dj kız] Nerede şarabım?
-[Gamze] Başka biramız var mı? -[Yaman] Var var.
-Çok affedersiniz. -[Ege] İsteyen var mı?
-Kadının telefonu da susmuyor. -Kadın CEO.
-Alo. -[Elçin] Kraliçem bingo.
Bu yasal bir ortaklıksa eğer Ege yönetim kurulundaki söz hakkını kaybeder.
Nammay'ın ticaret sicilini araştırdım ama data sisteminde çıkmadı.
Sen şirketin tam adını ve bulabildiğin
başka belgeler olursa onları da yolla bana tamam mı?
Tamam ben bakacağım.
Yalnız Elçin bak…
…kesin emin olana kadar kimseye bir şey söylemiyorsun.
-Bu işin şakası yok biliyorsun. -Tamam.
Hiç merak etme patron.
[iç çeker]
[gülüşmeler]
-[Gamze] Garanti olsun bari. -[Aslı] Tekrar pardon.
[Yasemin] Hadi içkini al gel.
[anlaşılmayan konuşmalar]
Hoş geldin Aslı.
-Hoş geldin Aslı. -Hoş buldum.
Hoş geldin Aslı.
Hoş buldum.
-Olur mu? -Bilmiyorum artık.
Selam.
Merhaba.
[tempolu müzik]
[Ege] Efe ne ara geldin, görmedim?
[tempolu müzik]
[fotoğraf çekme sesi]
Nasılsınız?
İyiyim sağ ol sen?
[Sinan] Şahane.
[Ege] Mükemmel.
Hocam bir de mayo.
Bu mayoyu seçtim.
Nasıl?
Çok iyi.
-Aynen. -[Sinan] Esnek bir de hocam.
Ne yapıyorsun sen orada?
Ya denize girecektim. Gözüm takıldı.
Ben bu Yasemin'le Yaman olayını anlamadım.
Bir birlikte görüyorum, bir ayrı?
Aralarında bir çekim var gibi de, sevgililer mi?
Sevgili değiller, evliler.
Ne evliler mi?
Ama boşanmak üzereler.
-Ne? -[taklit ederek] Ne?
Ee siz nasıl böyle birlikte takılıyorsunuz o zaman?
Yani yüzyıllık arkadaşlık, görüşmeyelim mi?
Ne bileyim, arkadaşları bölüşün.
Güzel güzel ayrılıyorlar, hiç karışmasak mı acaba be?
Doğru diyorsun, medeniyet güzel şey.
Ama ben sana diyeyim, Yasemin'in ihtiyacı bak şu kadarcık bir adım.
Birazcık destek.
Ne ara anladın, bu ne iç görü?
Sizi konuşurken duymuştum. O zaman anladım.
Ha stalker’lık yaparken pardon.
-Aşk olsun. -Doğru.
Bir müsaade eder misin?
Tabii.
[zorlanma nidası]
Nereye, restorana mı?
Yok ya bir özel şarap yapan bir abim var restoran için
ona gideceğim Urla'ya.
Urla mı?
Ne güzel.
Gel diyeceğim.
Olur, gelirim.
Olur, gel.
Hiç gitmedim, merak ediyorum.
Anladım, güzel.
Bununla mı gidiyoruz?
Ne oldu beğenemedin mi?
Yok, ondan demedim.
Gerçekten gidiyor mu bu?
Atla. Gider gider.
[telefon çalar]
Bir saniye.
-Yılmaz abi? -Ege.
Olayları araştırdıkça derinleşiyor.
Bu durum tamamen Aslı'nın suçu değil gibi.
Diğer her şey netleştirince seni tekrar arayacağım.
Ama gerekirse yönetim kurulunu dava etme yoluna gitmeyi düşünür müsün?
Abi biliyorsun beni.
Sen detaylıca bir öğren ama benden habersiz harekete geçme.
Olur mu?
-Tamam sen nasıl istersen. -Hadi.
Of, çok sıcak!
Kliması yok mu bunun?
Şimdi kontağı açacağım. Yanda bir tuş var basacaksın,
içerisi püfür püfür esecek.
Aynen.
-[araba çalışır] -Yemin ediyorum beynimiz asfalta akacak.
Tam uzun yol arkadaşısın.
Ne yapayım yani, sıcak?
[Barış Manço "Seher Vakti" çalıyor]
Sen niye yaşlı gibi eski müzikler dinliyorsun?
Nesi var canım? Mis gibi müzik işte.
Sen ne seversin?
Ne bileyim.
Özel bir zevkim yok.
Yani ben pek müzik dinlemem.
Tebrikler. Hayatımda müzik dinlemediğini duyduğum ilk kişisin. Bravo.
-Teşekkürler. -Rica ederim.
Ne neşeli bir hayat.
[müzik devam ediyor]
Bu fena değilmiş ama.
Sevdin mi?
Bunu sevdim.
Güzel.
Güzel hepimiz için…
…güzel.
Sahip olduğunu bilmediğin bir şey göstereyim mi sana?
Tam yolumuzun üstünde.
Ne?
Tamam gidelim.
Seveceksin merak etme.
[müzik biter]
[araba kapısı kapanır]
Burası gerçekten bizim mi?
Evet, şirketin arazilerinden bir tanesi.
Hiç bilmiyordum.
[Ege] Gel.
[Aslı] Şimdi bütün bunlar sakız ağacı mı?
Bu gördüklerinin hepsi sakız ağacı. Yedin mi daha önce?
Yok yemedim ki yeniyor mu böyle?
Yani çiğneniyor esasında ama yeniyor da denilebilir.
[Ege] Hah!
Yemesene ilaçlıdır, zehirleneceksin.
Ya dur Allah aşkına, aç bakayım ağzını.
Aç, aç, aç, aç.
Nasıl?
Acayip iyi.
Değil mi?
Yapış yapış.
Yalayınca geçiyor, gel.
[Aslı] Geçmiyor.
[Ege] Geçer.
-Ne güzel bir yermiş. -Değil mi?
Emek emek kaç senedir uğraşıyorlar valla.
Ferruş.
Ege'm.
Canımın içi ne haber?
İyiyim hoş geldin, hoş geldiniz.
Aslı. Ferruş.
-Memnun oldum. -Merhaba, çok memnun oldum.
Daha önce hiç kız arkadaşını getirmediği için.
Yok, yok, ben kız arkadaşı değilim zaten.
Bizim ortak Arif'in kızı.
Arif'in kızı.
Tanıyor musunuz?
A, tabii.
Korkmaz amcam?
Uzamış işleri, İzmir'de ama birazdan gelir.
Hadi siz oturun çünkü sizi görmezse gerçekten çok bozulur.
Seni hiç yormayalım, ben şu…
Ben hemen bir şeyler hazırlarım. Hadi gelin.
Peki, madem.
Bağların bu sulama derdi çözülmüş.
A, sorma sorma.
Nasıl uğraştı Korkmaz görmen lazım, gece gündüz ama sonunda hallettik,
-çok şükür. -Süper süper çok sevindim.
[hafif gülme sesi]
Nasıl beğendin mi şarabımızı Aslıcığım?
Çok güzel gerçekten.
Afiyet olsun.
Ne yapıyorsun ya sen?
Böyle komple at ağzına.
Ben öyle yiyemem.
Ameliyat ettin inciri, öyle yenir mi? Bak böyle tutacaksın…
Bak böyle hop.
Yiyemem diyorum.
Bıraksana sen kızı bakayım.
Nasıl istiyorsa öyle yesin, rahat bırak!
Tamam tamam sustum, bir şey demedim.
-İstediği gibi yesin. -Yesin.
[hafif gülme sesi]
Biliyor musun Aslı?
Ege neredeyse benim elime doğdu sayılır.
Anneciği onu benim için doğurmuş. Değil mi?
Şu kolideki şaraplar benim galiba değil mi? Arkadakiler?
Evet evet, sana ayırdı onları Korkmaz amcan.
Ben bir arabaya koyayım onları ya.
Hadi gel istersen biz de bağları gezelim.
Tabii, olur.
Gel.
[sandalye sürtme sesi]
Ege'nin annesi Figen
bu hayattaki en yakın dostumdu.
Çok yazık oldu benim arkadaşıma.
Son zamanlarda çok hastalanmış. Onu mu diyorsunuz?
Yo, Nazmi'nin hapishanesinde öldü, gitti demek daha doğru olur bence.
Nasıl yani?
Çok güzel bir kadındı Figen.
Nasıl yetenekli…
…billur gibi bir sesi vardı.
Dünya ona hayrandı…
…o Nazmi'ye âşık oldu.
Evlendiler hop…
…yasaklar başladı.
Nasıl yasaklar?
Şarkı söylemesini engelledi…
…kayıt yapmasını engelledi…
…hayattan kopardı.
Çünkü onun ne zenginliğiyle baş edebildi ne güzelliğiyle ne de yeteneğiyle.
Ah Figenciğim.
Ee o da ne yapsın.
Kimseye söyleyemediği şarkıları…
…Ege'ye…
…söylerdi.
Muazzam bir anne oğul ilişkileri vardı, biliyor musun?
Ama bu da yetmedi Nazmi beye…
…çocuğu elinden aldı küçücük yaşında. Hop yurt dışına gönderdi.
Nazmi amca mı yaptı bunları?
Evet Nazmi amca.
Ee, ben bunları…
…şimdi söylüyorum diye Ege beni kıtır kıtır kesecek.
Ama artık…
…bilmiyorum yaşlılıktan mıdır nedir?
İçimde kalsın istemiyorum.
Her şeyi anlatmak istiyorum. Herkes hikâyeyi duysun istiyorum.
Ruhu şad olsun.
Anmamı istedi herhâlde.
Aa…
Ne yapıyorsunuz siz ya?
[Ferruş boğazını temizler]
[korna sesi]
Korkmaz amca geldi.
-Nasılsın oğlum? -İyiyim Korkmaz amca hoş geldin.
-Korkmaz amca… -[Ferruş] Korkmaz.
Hop hop hop.
-[Ferruş] Korkmaz! -Aman aman.
-İyi misin? -Ne oldu Ege?
Bir su falan bir şey, sıcaktan herhâlde.
-Hemen getiriyorum. -Korkmaz amca.
Nabzı düşmeye başladı.
Tamam geçti, gitti.
Ya aslan gibi adamsın, ne olur sana.
Allah aşkına sana yasak değil mi şeker Korkmaz?
Bir kutuyu bitirmişsin arabada.
Hayda.
Boş ver onu da, bu güzel kız kim yahu?
Tamam tamam kesin kendine geldi.
Evet kendimdeyim. Kim bu güzel kız?
Kız arkadaşın mı?
Ben de sordum…
…maalesef değilmiş canım.
Oğlum sen geri zekâlı mısın, neden sevgili değilsiniz bu kızla?
[mahcup gülme sesleri]
Bu arada ben Korkmaz.
Aslı ben de, memnun oldum.
-Memnun oldum. -[Ferruş] Artık daha iyi.
-Nasıl iyi mi? -İyi iyi uykuya daldı bile.
İyi bari.
Ya çocuklar sizden bir şey isteyebilir miyim?
Bu gece burada kalsanız olur mu?
Hem gece başına bir şey gelirse diye düşünüyorum.
Tek başıma olmayayım istedim. Sizin için de geç oldu zaten.
Tabii ki siz öyle diyorsanız. Ege?
-Yani sen tamamsan bana uyar. -Uyar uyar.
Peki.
Ay çok teşekkür ederim.
Gelin o zaman. Ben sana temiz gecelik de veririm.
[Ege hafif güler]
[homurdanır]
Orada yatmayacaksın herhâlde.
Nerede yatacağım?
Yatağı bana vermeyecek misin?
Ben nerede uyuyacağım?
Ben nerede yatacağım?
Resepsiyona sor boş oda var mı, Aslı, Allah aşkına gel şurada yat.
Saçmala Ege ya o zaman ben dışarıda sedirde yatarım.
Valla bu mevsimde yılan olur ama sen bilirsin.
Yılan mı?
Yoktur ya yılan mılan.
Bağdasın Aslı.
Sekiz, on, on iki ayaklının her türlüsü var burada.
Ben yatıyorum, keyfine bak.
[neşeli sakin müzik]
Ege!
-Ege! -Hı?
Üşüdüm ben.
Ne yapayım?
Pikeyi ver mesela.
Al.
Uyu artık hadi.
Çok teşekkür.
[neşeli sakin müzik]
[tabiat sesleri]
[nefes verme sesi]
Dikkat edin kendinize bak bir şey olursa arayın beni olur mu?
Sana söylüyor duydun mu yemeyeceksin şekerleri.
Çok memnun oldum hoşça kalın.
Biz de Aslıcığım.
Yine gelin beraber, bekliyoruz.
Hoşça kalın.
Tamam bye bye.
Leş gibi oldum.
Bayağı hamama gidip kese falan yaptırmam lazım.
Benim daha iyi bir fikrim var.
Güven bana.
Tamam.
[İngilizce sözlü romantik şarkı]
[Aslı] Nasıl ya?
Buradan mı atlayacağız?
Ne diyorsun?
Şu kayalıklar seni hiç ürkütmesin.
Aslında göründüğü kadar yüksek bir yer değil.
Önden ben atlayacağım. Nereye atlarsam oraya atlayacaksın tamam mı?
Ondan sonra hiçbir sorun kalmayacak.
İnsan ilk bakınca ürküyor tabii çok normal.
Bir atladıktan sonra da
bayılacaksın, insan bir daha bir daha atlamak istiyor.
Bu taraf mı? Bu taraf mı?
Bak ne yapacağız biliyor musun?
Şu kayalıklar var ya, orayı unut.
Sadece bu tarafa atlayacağız.
Sakin olacağız dediğim gibi, önden ben atlayacağım.
Nereye atlarsam oraya atlayacaksın tamam mı?
Hiçbir sorun çıkmaz.
Çok eğleneceksin.
Çocukken gelirdik tabii ilk başta bir dizlerimiz titrerdi ama sonra…
[suya atlama sesi]
Aslı!
[sakin müzik]
Geliyor musun?
Peki!
[tempolu müzik]
[şarkı devam ediyor]
[motor durur]
[iç çekme sesi]
[hafif gülme sesi]
Çok güzel bir gün geçirdim.
Teşekkür ederim.
Çok güzel.
Çok güzeldi yani her şey.
Yarın beraberiz zaten sörfte.
Evet, öyleyiz.
Öyleyiz.
Görüşürüz.
Görüşürüz.
Özlemedin mi Cenk'ini?
Aşırı şaşırttın beni.
Bir şey mi oldu?
Esas ben sana sormaya geldim bir şey mi oldu diye.
Telefonlara çıkmıyorsun, maillere cevap vermiyorsun.
Sonra o adamla baş başa araba gezileri falan.
Hayırdır sen bizi mi gözetliyorsun ya?
Hayır ben buraya seni görmeye geldim.
Ama otelin önündeki o ayrılış sahnesinde bir duygu yoğunluğu hissedince
bölmeyeyim diye düşündüm.
-Allah Allah! -Hı…
Bıkkınlık, yorgunluk duyguları olabilir mi Cenk?
Aslı bak, ben bu tripleri yemem.
Ben orada ne gördüğümü gayet net biliyorum.
Ben adamın arabasına bindim o kadar.
Ayrıca ne gördün ya sen?
Ne demek istiyorsun sen? Ne gördün?
O adamdan etkilendiğin aşikâr.
Yalan mı? Yalan de.
Ben burada adamın açığını bulacağım diye ne yapacağımı şaşırdım.
Senin söylediğin lafa bak.
Sen farkında mısın ben şirketi kurtarmak için kaç gündür burada ne hâldeyim?
Özür dilerim.
Ya sana ne kadar düşkün olduğumu biliyorsun…
-Tamam. -…ikinizi yan yana görünce bir anda.
Tamam. Sorun yok.
Sen niye buradasın?
Cenk bak bizi görecekler, işkillenecekler.
İzmir'de toplantım vardı, akşam da yemek var.
O arada da seni göreyim dedim. Telefonlara cevap vermeyince merak ettim.
Yemeğin kaçta senin?
İşte bir saate İzmir'de olmam lazım.
Tamam o zaman şöyle yapalım.
Sen yemeğine git. Gecikme.
Sonra konuşuruz, tamam mı?
İyi.
Hadi.
O zaman görüşürüz.
Yalnız telefonlarıma cevap ver bak. Merak ediyorum seni.
Tamam konuşuruz.
[Ege] Evet. Süpersin!
Süper, ön ayak gergin. Kol da öyle.
Evet öyle.
Şahane gidiyorsun böyle devam!
Süper!
Yapıyorum resmen!
Evet!
[sakin tempolu müzik]
Oldu!
[sevinç nidası]
Sörfte yolum daha var ama sanırım artık gitmeliyim.
Alıştın da sanki buralara.
Bir iki güne eski ayarlarıma dönerim.
Dönersin tabii.
Ee ne yapacaksın şimdi?
Yasemin'e bir uğrayacağım.
-Ege… -Ha?
…ben son bir kez sormalıyım.
Sen izin vermeyince sana savaş açacaklar.
Ve bu koyu kaybetme riskin var. Farkındasın değil mi?
-Beni merak etme başımın çaresine bakarım. -Ondan demedim, onu biliyorum.
Gerçekten ne hissediyorsan anlamaya başladım.
Ama içinde bulunduğumuz gerçekler var.
Muhakkak.
Keşke ya birlikte batacağımızı ya da çıkacağımızı anlayabilsen.
Keşke sen de tüm bunların gerçekten umurumda olmadığını bir anlayabilsen.
Peki.
Son kez sormak istemiştim.
Ya bir dakika!
-Ne? -Bir şey diyeceğim.
Bu hikâyeye böyle final olmaz, gerçekten tadım kaçtı. Akşam işin var mı?
Yok.
Bana gelsene, yemek yaparım sana.
Tamam, olur gelirim. Zaten mutfakta çok iyi değilim, biliyorsun.
Olsun canım sen de satış, pazarlama…
…çevre katliamlarında bayağı iyisin.
Özleyeceğim bu cevapları.
Süperdin ha bu arada.
-Değil mi… -Valla yalan yok.
Yapıyorum bu işi.
[sakin müzik]
[Yasemin] Aslıcığım ben hâlâ şoktayım.
Ya sen benim bu sitede satış yapmamı nasıl bu kadar kolay sağladın?
Ben aylardır bekleme listesindeydim biliyor musun?
Bir şey yapmadım canım, bir iki telefon işe yaradı o kadar.
İnternet satışı için bu altyapıyı sen nasıl kurdun?
Şirketteki ekiplerden destek aldım, o kadar yapamazdım.
Yani şu dükkan için ne kadar hayalim varsa
iki günde hallettin.
Sen çok yeteneklisin. Ben bir şey yapmadım.
Ayrıca şimdi top sende.
Teşekkür ederim.
[Aslı] Çok güzel oldu bu arada.
[Yasemin] Benim bile alasım geliyor valla. Teşekkür ederim.
Ege.
Aa ne haber? Hoş geldin, gelsene.
Hoş bulduk.
-Bu senin için. -Çiçek bana mı?
Şahane.
Nasıl yapsak?
Hah. Şuraya olur.
Süper.
Bir de sana böyle bir hediyem var.
Aa hediyeler, hediyeler.
Ne gerek vardı ya?
Bu yemekle bu şarkı iyi gider diye düşündüm.
Ha bir de ilk baskısı.
Nereden buldun gerçekten?
Var bizim de kendimize göre yöntemlerimiz.
Bir şey diyeyim mi, bu şahane bir hediye hemen takıyorum.
[Nil Burak "Birisine Birisine çalar]
Süper. [boğazını temizler]
Menü şöyle…
…humus, ballı hellim peyniri…
Harika!
…enginar dolması…
…balzamikli cibes, cibes seversin.
Patates, trüf soslu bonfile.
Kim yiyecek bütün bunları?
Hepsinden az az yiyeceğiz, bol bol konuşacağız.
Güzel.
Lütfen, gel.
Şahane şeyler hazırladım bayılacaksın.
Eminim.
Sonunda aynı şirketin ortakları olarak
düzgün muhabbetli bir yemek yiyebilecek miyiz?
Tabii ki.
Rakı?
Rakı olur.
[şarkı yükselir]
[müzik devam ediyor]
-[müzik biter] -[cırcır böcekleri öter]
[içeriden kap kacak sesi]
[adım sesleri]
Ben tatlı yemiyorum ama teşekkürler.
Aa tatlı değil, dondurma.
Bu beraber gezdiğimiz sakız ağacı tarlası vardı ya…
…oradaki sakızlardan yaptım.
Bir kaşık al.
Hayır diyemeyeceğim.
Ege bu ne?
Hayır bu ne?
Ee şimdi…
…çocukluk hayalin miydi senin CEO'luk?
Hayalim miydi…
…bilmiyorum.
Babamla büyüdüm ben.
Ofiste, toplantılarda, kenarda köşede.
Aslında hikâye şöyle.
Ben beş yaşındayken annem bir adama âşık olmuş…
…gitmiş… yani gitti.
Ve kendisine…
…içine benim dâhil olmadığım yepyeni bir hayat kurmuş.
Biz de babamla kaldık öyle.
Sonra o ne ister…
…onu ne mutlu eder…
…çok sorgulamadım açıkçası.
Bunu da oldukça kabullenmiş gibisin.
Yani…
…kabullenmeyip ne yapabilirim ki başka?
Yani ya bunu düşünüp
kafayı yiyip sonra da hastalanacaksın
ya da her şeye olduğu gibi kabul diyeceksin.
Bakma, bu noktaya gelmem bayağı zaman aldı.
Ama şu an iyiyim diyebilirim.
Ona karşı bir şey hissetmiyorum.
Ne iyi ne kötü, hiçbir şey.
Kaçmak istiyor musun ara ara İstanbul'dan?
Evet.
Çok sıkılmışım.
Bayağı.
İşin kötüsü…
…buraya adım atana kadar…
…her şeyim var, niye mutsuzum diyordum.
Hâlbuki neye sahip olmak istediğimi bile bilmiyormuşum.
Çok konuştum, tamam, yeter.
Peki ben sana bir şey sorayım o zaman.
Sor.
Hiç evlenip bir aile kurmayı düşündün mü?
Yok.
Ben de.
Peki biz niye böyleyiz?
Yani…
…ikimiz de mutsuz ilişkilerin ürünüyüz.
Güzel bir şey de pek görmedik. İnsan gördüğüne heveslenir, bence ondan.
Bu gerçekten inanılmaz. Bak, inanılmaz güzel.
Dedim sana, arkası var merak etme. Doya doya ye.
Burada bana bir şey oldu.
Bilmiyorum ne oldu ama bir şey oldu.
Kendine mi geldin acaba?
Daha çok kendimden gittim gibi esasında.
Ben artık gitsem iyi olacak.
Her şey için teşekkür ederim.
A, bir anda.
Yok ya çok…
…çok fazla içki içtik bu hâlde araba kullanmana izin veremem.
Daha gideceğim bavul yapacağım,
otelden check out yapacağım,
sabah sekizde uçağım var.
Ha, sekiz? İddialı. Sekiz bayağı erkenmiş bu arada.
Ama şey, oda var arkada. İstersen…
…rahat rahat uykunu almış bir şekilde gidersin belki.
Sekiz çok erken, şimdi bir şey olur kaçırırım…
…oradan ofise gideceğim.
Israr da edilmez, yani ben olsam bu arada…
…aynısını…
[romantik müzik]
[İngilizce sözlü şarkı]
[müzik devam ediyor]
[cırcır böcekleri]
[sakin müzik]
[dalga sesleri]
Ne oldu?
Binmem gereken uçak tam şu an havalandı.
Ha…
Dün bir noktada gitseydin galiba…
…arabanın peşinden koşacaktım.
Gelir miydin?
Valla terlik falan baktım. Çıplak ayakla koşulmaz, biliyorsun.
Çıplak ayak gelseydin.
Ee…
…biz şefimizin kahvaltı hazırlama meziyetlerinden ne zaman yararlanabiliriz?
Ya ne güzel bir taktikmiş ya bu şefim aşağı şefim yukarı.
-Şefim, şefim. -Aynen öyle.
İşi bana yaptırdın bravo valla.
Ne var seksi şef triplerinde bir omlet yaparsın.
Omlet mi? Ya şeytanın aklına gelmez kahvaltıda omlet vallahi
bravo çok güzel seçim.
Ee o zaman kalkayım bir…
Hadi çok acıktım.
…omlet yapayım. Bir noktada yanıma gel ama.
Bakarız.
Özlerim, gel.
Elçin şu an her şeyi durduruyorsun.
Ege Yazıcı ile ilgili bu bilgileri kimseyle paylaşmıyoruz.
[Elçin] Nasıl yani? Bütün dokümanlar hazır.
Nammay İnşaat ile ilgili tüm bilgileri topladım.
Ege'yi yönetimden atmamız an meselesi.
Ayrıca sen hâlâ neden şirkete gelmedin?
Herkes seni soruyor ne cevap vereceğim bilmiyorum.
Elçin durduruyorsun diyorum. Kimseyle hiçbir bilgiyi paylaşmıyorsun anladın mı?
Kapatmam lazım şimdi.
Kızım sen âşık falan mı oldun yoksa?
Alo?
Aslı?
Ne yaptın?
Hazırladım.
Acıkmadın mı?
-Acıktım. -Hadi gel.
Hadi.
[Bulutsuzluk Özlemi "Rüzgâr" Çalıyor]
[şarkının sonu]
[Yaman] Canım benim ya şunun heyecanına baksana.
[kadın] Emeğinize sağlık, çok güzel olmuş.
Teşekkür ederim.
[konuşma sesleri]
Bu saatten sonra kıskanç biri olacağım, bu ne güzellik be.
-Abartma. -Ama öyle.
-[Yasemin] Hoş geldin. -[Aslı] Nasıl geçiyor?
[Yasemin] Çok güzel, çok heyecanlıyım.
Aslı'nın bana verdiği destek olmasa çok zordu işim.
Ne yaptım ben ya arkandan biraz ittirdim o kadar.
Şahane bir kız.
[Ege] Öyle.
Bir konuşma yapıp geliyorum.
-Ne için? -Yok bir şey…
[boğazını temizler]
Öncelikle hepiniz hoş geldiniz.
Bugün burada bu eşsiz sanatçının sergisi için toplandık.
Onun buradaki her bir parça için
ne kadar çaba sarfettiğinin en yakın şahidi benim.
Bütün dünyasını aktardığı bu eserlerin
sizin hayatınızda da ve kalbinizde hak ettiği yeri alacağına eminim.
Yaso'ya konuşmasını yapmak için büyük bir alkış!
Daima parlamanı istiyorum.
Seni gerçekten çok seviyorum, biliyorum bunu gösteremedim ama…
…gerçek bu.
Ne olur bana son bir şans daha ver.
Yani ne kadar saçmaladığımı anlamam çok uzun zaman aldı.
Ama anladım yani…
…senden sadece son bir şans daha istiyorum,
bunu sana gösterebilmem için.
-Tamam. -Ya lütfen bak Yasemin.
-Ne tamam mı? -Tamam.
Tamam Yaman deneyelim.
-Tamam mı? -Tamam.
Bravo!
[sevinç nidaları]
-Çok tatlılar. -Evet, evet.
Satılan tüm eserlere.
-Bravo bravo. -Bravo bravo.
Hâlâ inanamıyorum ya!
Ben bu arada senin başaracağından hiçbir zaman şüphe etmedim.
Bak, hareketlere bak.
Sen benim başaracağıma inanıyor muydun?
-Valla ben şahidim bu arada. -Evet.
En büyük şahidi benim bir kere bir saniye.
Arkadaşlar bunları hepsine önce bir alkış alalım mı?
-Aynen, hadi bakalım. -Lütfen hadi bravo.
-Sana var ya harbiden bravo. -Bravo bravo.
Suni mutlulukları kutlamada bu ekibin üstüne yok anladığım kadarıyla.
Hayırdır birader sen kimsin ya?
Cenk Bey şirket avukatlarımızdan biri, herhâlde bana bir şey söyleyecek.
Cenk Bey, gelir misiniz?
Aslı Hanım'ın yine
üstü kapalı yalanlarından bir tanesi.
Ben sadece şirketin avukatlarından biri değilim.
Ben aynı zamanda…
Cenk!
…Aslı Hanım'ın sevgilisiyim.
-Sen benim sevgilim falan değilsin? -Öyle mi neyinim o zaman?
Tamam gece gece tadımızı kaçırma şimdi, lütfen gider misin?
-Lütfen gider misin, git! -Tabii tabii ki giderim.
Ama giderken seni de yanımda götürürüm.
Ne diyorsun…
-Bir saniye hop hey! -Ege lütfen Ege tamam ben halledeceğim.
-Tamam bir saniye. -Tamam sakin ol.
Bu kadını sahipleniş biçiminiz
beni kendinize hayran bıraktı gerçekten, inanılmazsınız.
Siz burada böyle tatlı küçük kutlamalar falan yaparken…
…sen şirket yönetimindeki söz hakkını kaybettin.
-Ne anlatıyorsun? -Ne diyorsun sen?
Pazartesi günü bir toplantı yapılacak.
Ve Aslı, Nazmi Bey ve Arif Beyler imzalarını atacaklar.
Ve sonra ertesi gün senin o meşhur sahilinde
otel inşaatı için ilk kazıklar atılacak.
Yok öyle bir şey, öyle bir toplantı da yok.
-Ne saçmalıyorsun sen! -Ben mi saçmalıyorum?
Ben saçmalıyorum, hadi diyelim ki bana inanmazdınız.
İşte alın belgeler.
Sörf koyunun…
…kullanım hakkı direkt olarak yönetim kuruluna geçti.
Ege, Yaman'ın inşaat şirketine ortak olduğu için…
…bizim şirketteki söz hakkını kaybetti.
Tabii bize bu değerli bilgiyi kim aktardı dersiniz?
Hı?
Aslı'nın el emeği göz nuru Yaman'ın bilgisayarından çektiği görüntüler, bak.
Bizzat kendi çekmiş bak al.
Bak, bak.
Ege.
Ben sadece…
Sağ ol.
Ege.
Ege lütfen bir dinler misin beni bak ben sadece…
Ege beni bir dinler misin? Ege!
Bir dinle… Kendimi anlatmama izin ver lütfen.
Tamam, evet baştan açığınızı bulmaya çalıştım.
Bulduklarımı asistanıma yolladım, evet.
Ama o kadar.
Bak ben kısa bir süre içinde yemin ediyorum sana, her şeyi iptal ettim.
Her şeyi. Lütfen güven bana, inan bana ne olursun.
Kaçtığım her şeyin içine soktun beni tekrar.
Aslı git. Git, bir daha da geri dönme.
[duygusal müzik]
[Elçin] Aslı özür dilerim.
Ne diyeceğimi bilmiyorum. Cenk nasıl oldu bütün bunları öğrendi
hâlâ aklım almıyor.
[ağlamaklı] Yapacak bir şey yok benim de hatam.
İstanbul'a dönünce görüşürüz.
[duygusal müzik]
[müzik devam ediyor]
Beraber. Böyle gidiyorduk ya…
Sen de yap.
O daha küçük ya…
Burada şey olacak…
[Efe] Devam edelim mi?
[fincan sesi]
Seni bu hâlde gördüğüme inanamıyorum.
Keşke daha fazla ısrar etseydin, bırakmasaydın peşini.
Yüzüm mü kaldı? Arkasından onca iş çevirdim.
Peki arasan bütün duygularını anlatsan ona ha?
Arıyorum açmıyor, mesajlarıma da dönmüyor.
Ya ben bu kadar güzel bir şeyi nasıl bu hâle getirebildim, nasıl mahvedebildim!
[iç çeker]
[Yılmaz] Ege.
Yılmaz abi.
Koyu son kez görmeye mi geldin?
Tam da o yüzden yüz yüze konuşmak istedim. Koyu geri alabiliriz Ege.
Ne demek o?
Burnuma pis kokuyor geliyor demiştim ya sana.
Yanılmamışım.
Abi otur anlat, Allah aşkına ne oluyor ya?
Gel.
Şimdi.
Bu Nazmi Bey…
[karga sesi]
[gerilimli müzik]
Evet her şey hazır,
-artık imzalarınızı alabiliriz. -[Arif] Evet hadi bakalım.
[Cenk] Nazmi Bey sizinle başlayalım.
[Cenk] Buyurun.
[Nazmi] Hepimiz için…
-…hayırlı olur inşallah. -[Cenk] Hayırlı olsun.
Efendim ben de herkese hayırlı olmasını temenni ediyorum.
Teşekkürler.
Aslı Hanım.
Buyurun.
[tempolu müzik]
İmzalamayacağım.
Ne saçmalıyor kızın?
Hakkımda düzgün konuşun.
-[Cenk] Bir dakika. -Bu kağıtları imzalamıyorum,
imzalamayacağım. Ne yaşanıyorsa yaşanacak.
[Arif] Kızım.
Aklın başına geldiğinde elimizdeki her şeyi
kaybetmiş olacağız. Sen bunun farkında mısın?
Baba bizim gerçek hiçbir şeyimiz olmamış ki biz kaybedelim.
-Ne demek kızım? -[Nazmi şaşırır]
Ege.
Senin ne işin var burada?
Arif Bey, Nazmi Bey merhabalar.
Biraz uzun sürecek, oturun lütfen.
Sen bu şirkete nasıl girdin ya, kim aldı seni içeri?
On iki sene sonra ilk kez gördüğü oğluna bunu soran adama patron diyorsunuz.
Terbiyesizliğe bak.
Hiç utanmıyorsun değil mi?
Hiç utanmıyorum.
Yıllar önce bir kadına yaptıklarınız yüzünden
bu şirkete adım atmamaya yemin etmiştim.
Şimdi bambaşka bir kadın bu yemini bozmamı sağladı.
İki hafta öncesine kadar sözümden dönmeyeceğime emindim ama işte…
…insan bazı şeyleri hesap edemiyor.
Bu arada beni kendinizce şirketten göndermişsiniz.
Cenk altında senin imzan varmış. Tebrikler.
Evrak, sen seversin.
Şu an güvenlik çağırıyorum.
Hiç zahmet etme ben çağırdım, birazdan gelecekler.
Birileri CFO'ya olmayan imza yetkisini vermiş
ve yurt dışında paravan şirket kurmak için ortak olmuş.
Yetmemiş…
…Aslı'yı da bir yem gibi kullanmış.
[Arif] Ne demek istiyorsun sen?
Paralarınız yani esasında paralarımız…
…Nazmi Bey, Cenk Bey ve CFO'nun ortak şirketinde.
Hayır, bir dakika.
[Arif] Ne? Nazmi bu ne demek!
Yahu bırak uyduruyor açıklayabilirim ben.
Hiç zahmet etmeyin.
Evraklara bakarsanız, hepsi çok açık.
-[Ege] Aslı… -Ver şunu!
…şirketi bu borç batağından kurtarman için
on beş yıldır dokunmadığım bütün paramı sana aktarıyorum.
O paraya gerçekten dokunmadın mı?
Ya Allah Allah kırk defa söyledim ya, valla dokunmadım.
Evet teklifim çok basit.
Skandal projelerle doğal katliamı yapılmadan
nakit sıkıntınızı benim paramla çözeceksiniz.
İmza yetkisi ve hislerin çoğunluğu da…
…Aslı'da kalacak.
[Nazmi] Sen ne söylediğinin farkında mısın?
Neyin peşindesin ya sen?
Sen kendine ne istiyorsun? Ne işe…
Nazmi yeter, yeter!
Öncelikle bir daha buraya gelmek istemiyorum gerçekten.
Bunun dışında sadece Çeşme'deki koy
ve arazilerin hissesini bana devredeceksiniz.
Bu saçmalık!
Saçmalığın ta kendisi sensin!
Her şeyden bu kadar kolay vazgeçeceğimi düşünme.
Aklını yitirmiş olmalısın.
Anlaşılmayan bir şey yok diye düşünüyorum.
Kolay gelsin. İyi çalışmalar.
Aynı annen gibisin.
Evet tam olarak öyleyim.
-Ne demek bu, bu ne rezillik! -Bir saniye bir sakin.
-Hayır hayır. -Bu ne rezillik!
Ben bir hukuk insanıyım…
Siz neyi açıklayacaksınız ya, bizim arkamızdan iş çevirmişsiniz işte!
-Yapmışsınız işte. -Sakin olun.
-Her şey burada belli kanıtlı. -Bir saniye bir saniye.
Nazmi bana ve kızıma nasıl kazık atarsın!
-Öyle bir şey yok. -Bunca yılın emeğini nasıl harcarsın sen.
Hoş geldiniz, arkadaşım sizinle hemen ilgilenecek.
Merhaba, hoş bulduk.
[ayak sesi]
Hoş geldiniz masanız hazır, buyurun.
Abi…
…masa dört en hızlı sipariş hangisi gelecekse o gelsin diyor.
[karga sesi]
Şimdi sen bana hayatımı soracaksın, sonra ben soracağım.
Dinlemek istemediğimiz bir sürü şey dinleyip
anlatmak istemediğimiz bin tane konu anlatacağız.
Hâlbuki sen buraya gelerek yapman gerekeni yaptın.
Yaptım.
O zaman bence…
…hikâyemizdeki bir sonraki aşamaya geçebiliriz.
[Fikret Kızılok "İki Parça Can" çalıyor]
[dalga sesleri]
[gülüşmeler]
[Sinan] Hocam.
Sinan.
Hocam yani üzüleceksiniz diye söylemek istemiyordum ama
sörfü bırakmaya karar verdim yani.
Hadi canım.
-Maalesef. -Niye?
Ya şimdi sörfte…
…belli bir doyum noktasına ulaştım. Tamamım artık.
-Yani doğru. -Ama merak etmeyin buralardayım.
-Belli, buralardasın. -Görüşürüz.
[Elçin] Alo, Aslı ne yapıyorsun neredesin,
hâlâ sahilde misin? Ne zaman dönüyorsun?
Ama gerçekten ne zaman dönüyorsun?
Bütün toplantılarını sana göre ayarlamam gerekiyor artık benim.
Bilmem.
Ben bir süre daha buralardayım gibi.
Ya ama bak bir de bu arada imzalaman gereken belgeler var,
onları…
[şarkı devam ediyor]
[Yaman] Bir, iki, üç!
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.