All language subtitles for Santosh.2024.VOSTFR.1080p.WEB.H264-FW-Turkish

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan Download
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian Download
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil) Download
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Anne?

Anne!

- Nasılsın? - İyiyim.

- Baban nerede? - İçeride.

- Her şey yolunda mı? - Evet, buyurun.

Uzun zamandır gelmenizi bekliyorduk, ama sonunda biz gelmek zorunda kaldık.

Onunla ne yapacağız?

Kalsın da...

Burada hiç kalmadı ki.

Asla bu aileye ait olmak istemedi.

Raman'ı, parmağında oynatabilmek için bizden uzaklaştırdı.

Ne zaman arasak...

...hanımefendi kocasının tüm parasını ezmek için dışarıda olurdu.

Şimdi de sömürülme sırası bize mi geldi?

Santosh'un kusurları olduğunu düşünüyorsan, ona sen öğret, öğrenecektir.

Ne öğrettiklerimi öğrenecek ne de bana bakacak biri.

Raman'a baktığı gibi sana da bakacaktır.

Göreceksin.

O senin gelinin. Onun da burada hakları var.

Hakları mı var! Bu lânetli cadı oğlumun sonunu hazırladı.

Şimdi de kahrolası düğün günüymüş gibi burnuna hızmasını takmış karşımda oturuyor!

Buyurun işte! Görün gerçek yüzünü!

Olan oldu artık!

Niye bu kadar sert konuşuyorsun?

İstediğin çeyizi almadık mı?

Altı üstü bir motosiklet aldınız, sanki bana helikopter!

- Bunlar ne için? - Kargalar için.

Bekle!

Kardeşin sabah halleder.

Ona bırak.

Kargalar onları yemezse, Raman'ın ruhu huzur bulamaz.

Ne zaman geleceklerini biliyorum, büyükanne.

Bayan yardım masası arkada.

Şikayette bulunmaya gelmedim, randevum vardı.

- İsminiz? - Santosh Saini.

Buyurun oturun.

- Yaşınız? - 28.

- Baba adınız? - Ravi Baliyan.

- Ne iş yapıyor babanız? - Bisiklet dükkânımız var.

- Şu an nerede oturuyorsunuz? - Mapur'da.

- Mapur'da kiminle yaşıyorsunuz? - Annem ve babamla.

Kaynananızla aranız iyi değil mi?

- Sağlık raporunu yaz. - Başüstüne.

Evet... Aşk evliliği yapmıştınız, değil mi?

Evet.

- Ne kadar süre evli kaldınız? - İki yıl.

- Çocuğunuz var mı? - Yok, efendim.

Dinleyin, Raman çok uzun süre görev yapmadı.

Dul aylığı almanız mümkün değil.

- Geleceğinizi düşündünüz mü? - Düşünmedim açıkçası...

Lojmanı boşaltmanız gerektiğini biliyorsunuz, değil mi?

- Neden, efendim? - Devletin mülkü orası.

Lojman bekleyen aileler var.

Saini'nin eşyalarını getir.

Efendim, ben...

Yapabileceğiniz hiçbir şey yok mu?

- Eğer varsa... - Hiç çalışmayı düşündünüz mü?

Daha önce çalışmıştım.

Evde özel ders veriyordum.

Bakın, sizin gibi kadınlar için hükümetin bir programı var:

“Eş ataması”.

Yani bir polisin dul eşi olarak Raman'ın işi size miras kalabilir.

Kadın polis olabilirsiniz.

Önce eğitim alıp, sonra polis memuru olarak atanabilirsiniz.

- Polis memuru mu? - Evet, Raman gibi.

Garanti veremem; ama isterseniz başvurabilirim.

Olması için de elimden geleni yaparım.

Raman kadar dürüst çok az kişi gördüm.

Dul maaşına ek olarak Raman'ın hak edişi de size aktarılacak.

- Doğrudan bana mı aktarılacak? - Başka kime aktarılabilir ki?

Güldürmeyin beni.

Ailenizle görüşün bu konuyu.

RAMAN SAINI

Hanımefendi, ona da sorun.

Bak, yardım etmemizi istiyorsan, bize her şeyi anlatmalısın.

Dürüstçe ve açıkça konuş.

Çıkıyorduk.

- Fiziksel ilişkiye de dönüştü. - Anlıyorum...

Ama şimdi benimle evlenmek istemiyor.

- Niye? - Hanımefendi, kendisine sorun.

Hanımefendi, kafasında ne kurdu bilmiyorum.

- Benim zaten bir ilişkim var. - Deme ya...

- Kaç kişiyi aynı anda idare ediyorsun? - Sadece bir kişi var...

Tek yaptığımız birlikte ders çalışmak. Sadece arkadaşız.

Neden bahsettiğini bilmiyorum.

Neden ona cevap veriyorsun?

Soruyu kim sordu? Ben sordum.

O yeni, bir bok bilmiyor.

Seni kurtaramaz.

Eee, onu ne yapsak şimdi?

Ceza kanunun 376. maddesiyle suçlayalım mı?

Yapmayın, hanımefendi...

Hanımefendi... Siz nasıl uygun görürseniz öyle yapın...

...ama bir kızı kandırıp ayartmadan önce on kere düşünmeli bundan sonra.

Lütfen hanımefendi... Beni de dinleyin.

Tabii, tabii...

...olayı senin tarafından da dinleyeceğiz. Telefonunu ver.

Götürün onu.

Yalan söylüyor.

Hanımefendi? Tuvalete gidebilir miyim?

Santosh.

Onu tuvalete götür.

İçeri getirin.

Kilitliymiş...

Anahtarı getireceğim. Sen burada otur.

Daha yeni başladık, evlat.

Bir chai alayım.

Bakıyorum da hemen arkadaş olmuşsunuz.

Eskiden bir oğlan vardı.

Onu gezdirirdi, ev işlerine de yardım ederdi.

Sonra ayrıldı.

Priya bugün bütün yemekleri kendisi yaptı.

Nasıl gidiyor? Odandan memnun musun?

İyi, amirim... Biraz havasız sadece.

- Daha önce nerede yaşıyordun? - Ghazaliabad'da.

- Kocan orada mı görevliydi? - Evet, amirim.

Nasıl öldü?

Şeyde...

Nehrat'taki ayaklanmalarda. Orada görevdeydi.

Eee?

Kafasına taşla vurmuşlar.

Yapanı yakaladılar mı?

Bir ayaklanma sırasında oldu... Kimin yaptığını tespit etmek zor.

Ben de bir keresinde Nehrat'ta görevliydim.

Kasaplar çarşısında devriye atardım.

Gittim ve onlara “Hindu kadınlarımız buradan geçerken...

...burunlarını kapatmak zorunda kalıyor...

...çok iğrenç kokuyor burası...”

“...derhal bunları buradan kaldırın!” Dedim.

Bazıları dinledi, dinlemeyenlere de copu gösterdim!

Hava çok sıcak.

Senin odan da yakında çok sıcak olur.

Yakınlarda boş bir oda var, istersen?

Hava soğutucusu var.

Ve bize de çok yakın. Bir aile gibi oluruz!

- İster misin? - Olur. Teşekkür ederim, efendim.

Hem belki bazen işten önce uğrayıp Priya'ya biraz yardım da edebilirsin.

Onu dışarı çıkartayım mı?

- Vuruyor mu? - Önden vuruyor.

Ayak parmağınızda yüzük yok, evli değil misiniz Hanımefendi?

Sen kendi işine bak.

- Anlat. - Uyandığımda orada değildi.

Bugün mü?

- İki gün önce. - Anladım.

Tarlalara baktık. Komşulara da.

- Hiçbir iz yok. - Pardon.

Buyurun? Ayakkabınızda mı sorun var, yoksa şikayet dilekçesi mi yazdıracaksınız?

- Dilekçe yazdıracağım. - Tamam.

- Ne kadar? - 50 rupi.

Tamam.

Sizi beş dakika bekleteceğim.

Devam et.

- Kız kaç yaşında? - 15...

15 yaşında demek...

Gel benimle.

Bunu karakolda konuşuruz, ayakkabıların ve tozun arasında değil.

Dün gittim zaten karakola. Kimse oralı olmadı.

İhbarını kayıt altına alacağız. Gel.

Allah razı olsun.

- Yaşasın Hindistan! - Gir.

- Amirim, bu adamın kızı kaybolmuş. - Tamam.

Çok üzgün. Kız daha reşit değil.

Saygılar, efendim.

- Adın? - Ram Pippal.

- Memleketin? - Khadola.

- Köy? - Bhakri köyü. Laalipur.

- Kast? - Chamar.

- Kızın adı? - Devika.

- Mesele nedir? - Kızım iki gündür kayıp.

- Tarlalara baktın mı? - Baktım.

Adamakıllı baktın mı? Muhtemelen sıçmaya gitmiştir.

Evde tuvaletimiz var.

Buyurun işte...

Sorsan, politikacılar çalışmıyor, ülke gelişmiyor derler.

Ama adamın evinde tuvalet var!

- Haklısın! - 112'yi aradın mı?

Mecbur kaldıysan komşularından da yardım isteyebilirdin, bunda utanacak bir şey yok.

Soruşturma yapmamızı istiyorsan bir şikayet dilekçesi yazman gerekecek.

Ben onun için yazabilirim, amirim.

Ben hâllederim dilekçeyi.

Sen yazarsan...

...“Komiser ve Bayan Polis kafalarına göre yazdılar.” diye dönebilir.

- Yazacak birini bul. - Git ayakkabıcıya yazdır...

Öğleden sonra dükkandan gidiyor.

Onun da dinlenmeye hakkı yok mu?

7/24 görev başındaki bir polis değil ki!

Haklısın, amirim.

Hadi, hadi. Akşam uğra ona, o zaman yazar dilekçeni.

Hadi.

Amir gitmeni ve akşam gelmeni söyledi. Hadi.

- Merhaba anne. - Merhaba canım.

Nasılsın?

- İyiyim. Her şey yolunda mı? - Evet, sadece uyku tutmadı.

İş nasıl?

- İyi gidiyor mu? - İyi gidiyor, evet.

Sadece biraz yorucu.

Kalkın!

- N'apıyorsunuz? - Hiçbir şey, hanımefendi.

- Adın ne? - Sumit.

- Soyadın? - Goyal.

Dışarı gel bakalım, Romeo.

20 kere çömel-kalk yap, hemen. Yaparken de ona “özür dilerim abla” de.

Sen de.

Santosh!

Say sen de.

Bir tane bile eksik olmayacak.

Özür dilerim, abla.

Özür dilerim, abla.

Özür dilerim, abla.

Durma.

Çekmeyin!

Yaylanın.

Durma.

Hadi!

Devam et.

Devam et.

Hanımefendi.

Lütfen aileme söylemeyin.

Bas git, hadi.

Polis zulmüne son! Hemen şimdi!

Rezil polisler!

Düzgün bir şekilde soruşturacağız, suçluyu bulup hapse atacağız.

O pislik herifi buraya getirin, sonra gideriz.

Onu yakalayıp hapse atacağız.

Neden kızının cenazesine saygısızlık edip yolu kapatıyorsun?

- Kimse bir yere kımıldamasın! - Dağıtın onları!

Kadın polisler müdahale etsin.

Umarım aynı şey senin çocuğunun başına da gelir!

Duvara paralel olsun.

Düz koyun.

Diğerine yaklaştırın.

- Kohli, git cesedi getir. - Başüstüne.

Hop, nereye gidiyorsun? Cesedi alsana.

- Nerede bulundu? - Kuyularının içinde.

Muhtemelen düştü içine.

- Nasıl çıkarmışlar? - Kanalizasyon temizleme işindeler zaten.

- Ceset çürüyordu... - Arvind!

Emredin amirim?

Cipi al. Cesedi morga götür.

Amirim, cip Madrabad karakolunda.

Bir şekilde hallet işte!

Amirim, bu hassas bir mesele...

Bir bayan polis yapsa... daha iyi olur...

250 rupi.

- Karakolda ödeme yapmadılar mı? - Mal senin malın, sen öde.

Bozuğum yok.

Neredeydin?

Elektrik yoktu. Buz almaya gitmiştim.

Morgda yer yok.

Sabah gel.

Bak... abi...

Daha gencecik bir kız.

- Doktor gelmeyecek mi? - Otopsiyi biz yapıyoruz.

Doktor sadece imzalıyor.

Aceleci davranan sendin.

Al.

Niye durdun? Devam etsene.

- Dur. - ...protestocular...

...Machogar Polis Karakolu'nun önüne Devika Pippal'ın cesediyle geldi.

Viral olan bir videoda Komiser Thakur'un...

...polislik görevlerini bırakarak karakolu arındırdığı görülüyordu.

Zavallı bir kızın cesedinin...

...polis için nasıl bir kirletici unsura dönüştüğüne şahit olun.

Kızın tecavüze uğraması ve öldürülmesiyle ilgili bir soru üzerine...

...Thakur şunları söyledi:

Kızlar jean giyip, cep telefonu alıp, yalnız dolaşmak istiyor...

...ama bu davranışları tecavüzcülere yem olmalarına neden oluyor.

Chirag Pradesh polisinden yine başka bir duyarsız açıklama.

Dalit lider Manu Dar, kızın ailesiyle görüşmek üzere...

...seçim turunu erteledi.

Dalit'lere yönelik zulümlere müsamaha gösterilemez.

Hesap verilebilirlik istiyoruz.

Tüm vatandaşların hakları güvence altına alınmalı.

Tüm şikâyetler düzgün bir şekilde işleme alınmalı.

Hükümetin elinde Dalit kanı var.

Affetmeyeceğiz!

Kahrolsun polis!

Devika Pippal'ın davası kamuoyunun dikkatini çekti.

Rapor ne zaman hazır olacak?

Çok sayıda sorunuz olduğunu biliyorum.

Bugün hepsini yanıtlamaya çalışacağım.

Devika Pippal, 14-15 yaşlarında...

...ikisi de Laalipur köyünde ırgatlık yapan Ram ve Rani Pippal'ın kızı.

Cesedi dün bir kuyuda bulundu.

Otopsi yapıldı. Sonuçları bekliyoruz.

Ölüm nedeni henüz bilinmiyor.

Geride durun biraz.

Polis şikâyeti işleme koymadı.

- Kamuoyu bu soruşturmaya nasıl güvenecek? - Amirim, sabah için kusura bakmayın.

Yıkandıktan sonra kirli üniforma mı giydin? Umarım anlaşılmaz.

Devika, küçük Tanrıça demek.

Tanrıçalara tapılan bir ülkede bu tür bir şiddet nasıl cezasız kalabilir?

Bu soruşturma artık benim sorumluluğumda.

Otuz yıl önce...

...ilk kez, sadece kadınlara özel...

...polis yardım masalarının kurulmasına öncülük ettim.

Bu toplumsal bir sorun.

Bizler polis olarak toplumu temsil etmeliyiz.

Ama polis teşkilatında yeterince kadın yok.

Ancak onların görev almasıyla değişim gerçekleşebilecek.

Bu kadar yeterli. Teşekkür ederim.

Onunla tanıştın mı?

Gerçek yüzünü şimdi görüyorum.

Baksana, yardakçılarını şimdiden seçmeye başladı.

Git ve bir bez getir. Çabuk!

Kanıtları bu şekilde mi saklıyorsunuz?

Yaşasın Hindistan, amirim.

Amirim?

Cesedi morga ben götürdüm.

Üniformam bu yüzden kirli.

“Temizlik imandan gelir.” demiş Gandhi.

Masaya götür.

Amirim.

Başka hiç kimse cesede dokunmak istemiyordu.

- Bana niye anlatıyorsun? - Öylesine...

- İşime devam edeceğim. - Tabii, amirim.

- Neyin oluyor? - Kayınbiraderim.

- Ne kadar borç verdin? - 70-80 bin falan.

Geri ödemedi.

Ben de gidip mandasını aldım.

En azından süt ve ev yapımı yağım olacaktı.

Ona kızım gibi davrandım ama süt vermedi!

Eee?

Ben de veterineri aradım. Süt vermesini istiyorsam...

...meme uçlarına masaj yapmalıymışım.

Sonra ne oldu?

Hiçbir şey. Şimdi evimde maaşımı yiyen...

...meme uçlarına masaj yaptıran ve gününü gün eden...

...iki “memeli” var!

Buraya gel...

- Dalit köyü ne tarafta? - Dümdüz gidin.

Kimse kuyuya gitmedi mi şimdiye kadar?

Davet mi bekliyordunuz?

Bisikletini al ve bize yolu göster.

Cesedi kendileri teslim etti. Fırsatımız olmadı, amirim.

- Raporun da sadece yarısı tamamlandı. - Bunun sorumlusu Komiser Thakur'du.

- Ondan haber var mı? - Shajapur'a tayin oldu.

Sen de yanına gitmek ister misin? Tayinini vereyim mi?

Devam et.

- Sen ve Santosh kuyunun etrafını çevirin. - Başüstüne, amirim.

- Biz Pradhan'la görüşeceğiz. - Yadav, şerit.

Bekle.

Hop, nereye gidiyorsun?

Şerit var ama dikecek sopa yok!

Polis abla!

- Herkes nerede? - Su getirmeye gittiler.

Dulhera'ya yürümekten ayakkabılarımız yıprandı.

- Kuyuyu ne zaman temizleyeceksiniz? - Bizim işimiz değil ki.

Orada bir kızın cesedi vardı. Temiz suya erişmek hakkımız.

Soruşturma için buradayız.

Avantanızı almadan soruşturma yapmazsınız tabii, doğru.

- Abla, neye bakmıştın? - Kuyuya.

- Buldun mu? - Buldum.

Müthiş bir şey görmek ister misin? Kuyuda bulduk...

Gidelim.

Şurada!

Şurada!

Biraz daha solda. Az daha ileride.

Hayır, hayır... İleride.

Evet.

Dayı.

- Nedir bu? - Bir kedi.

Neden ıslak?

Kuyunun içindeydi.

Çocukla birlikte mi çıkarıldı?

Çocuktan önce.

- Kaç gün önce? - Birkaç gün önce.

- Kedi kuyuya nasıl girmiş? - Kediler düşmez, değil mi?

- Dayı, Pippal'ların evi nerede? - Tepenin dibinde.

Gidip onları ziyaret et. Kızın bir fotoğrafına ihtiyacımız var.

Tek başıma mı?

- Sıkıntı olur mu? - Olmaz, amirim.

Git oyun oyna.

Hadi.

- Evden ne zaman çıkmıştı? - Gün doğarken, su almak için.

- Her şey yolunda mı abla? - Yolunda, git sen.

- Kimdi o? - Bir komşu.

- Onu rahatsız eden biri var mıydı? - Yoktu.

Eşyalarına bakabilir miyim?

- Saleem adında birini tanıyor musunuz? - Hayır.

Belki kocanız tanıyordur?

Müslüman tanıdığı yok.

- Ne iş yapıyorsunuz? - Günlük ırgatlık.

İkinizden biri okuma yazma biliyor mu?

Okuma yazmamız yok.

Bu yüzden polis bize karşı duyarsız değil mi?

Santosh?

Niye bu kadar geç saate kaldın?

- Yemek yedin mi? - Yemedim, amirim.

Gel, beraber yiyelim.

Gel hadi.

Devika, Saleem adında bir çocuktan bir sürü mesaj almış.

Ben de o yüzden telefonunu aldım.

İyi yapmış mıyım?

Mesajlarda ne yazıyor?

İlk mesaj şöyle: “Selam...

O turuncu elbisenin içinde harika görünüyorsun.”

Gülen yüz emojisi.

Başka bir mesaj...

“Kızma.”

Bir tane daha...

“Sohbet etmenin ne zararı var?”

Sonra da diyor ki, “Mumbai'ye gidiyorum.”

“Sana daha güzel bir elbise alacağım.”

Devika da gülen yüz emojisi ile cevaplamış.

Sonra Saleem'den bir mesaj daha var:

“Ben şarkıcı olacağım. Amcam orada yaşıyor.”

Ver onu bana.

Gel ellerini yıka.

Gelsene, hadi.

Havlu arkanda.

Devika:

“Mumbai'ye gideceksen neden benimle sohbet ediyorsun?”

Saleem:

“Oradaki tüm kızlardan daha güzel olduğunu biliyorum.”

Devika: Gülen yüz emojisi.

Saleem: "Merhaba!"

Devika: Cevaplamamış.

Saleem: Yeni mesaj atmış.

“Çarşıya bir daha ne zaman gideceksin? Sana anlatacak çok şeyim var.”

Devika cevap vermemiş.

Kızın peşindeymiş.

Belki de cevap vermemiştir?

Son mesajını ayın 23'ünde atmış.

Cesedi 26'sında bulunmuştu.

Tüm suçlular telefonların polisin eline geçeceğini bilir.

Bu yüzden suçu işledikten sonra mesaj gönderirler.

Numaranın izini sürdürteceğim.

Çok iyi iş çıkardın.

Evde değil hanımefendi. Birkaç gündür eve gelmiyor.

Sana onu mu sordum?

Nereye gitti?

Nerede olduğunu bilmiyorum.

Nerede olduğunu söyle bana.

Bilmiyorum...

Bizler günlük yevmiyeyle çalışan ırgatlarız.

İş neredeyse oraya gideriz.

Oğlun Saleem 23-26 Şubat tarihleri arasında neredeydi?

- Amcasının yanındaydı. - Juhu sahilinde villası olan amcasının mı?!

Zırvalamayı bırak.

Sustur şunu!

- Kızın kaç yaşında? - Beş yaşında.

Harkatganj'daki korkunç olayı duydun mu?

Onun gibi küçük bir çocuk tecavüze uğramış, öldürülmüş ve cesedi bir kenara atılmıştı.

Kızı şişelerle, aletlerle, her türlü şeyle istismar etmiş.

Herkes, yerel din adamının yaptığını biliyordu.

Harekete geçmekte çok geç kaldık.

Adamın cesedi ertesi gün bulundu.

Penisi kesilmiş, lolipop gibi ağzına tıkılmıştı.

Kalabalıkların nasıl olduğunu bilirsin.

Hangi baba çocuğunun başına böyle bir şey gelmesini ister?

Şarkı çok içli...

...ama sonuçta sadece yalandan rol kesiyor.

Şarkıcı sadece sanatını icra ediyor ama duygularımı allak bullak etti.

Yürekten söylüyorlar...

...ama evet... ...bu da rol icabı sonuçta.

Rol yapmayı bizden daha iyi kim bilebilir?

Hepimiz rol yapıyoruz. Biz de şüpheliler de.

Biz baskı yapıyoruz. Onlar gözyaşı döküyor.

Gözyaşları gerçek mi yoksa sahte mi?

Bazen belli ederler...

...ama bazen de anlamak için copunu çıkarman gerekir.

Saleem'in babası yalan mı söylüyordu?

Bu mevsim ırgatların en çok kazandığı ekim mevsimi.

Neden iş için başka bir yere baksın ki?

Peki ya Devika'nın annesi? Yalan mı söylüyordu?

- Niye yalan söylesin ki? - Lekelenme korkusuyla.

Ben de din adamı hakkında yalan söyledim.

Yanlış mı yaptım?

Saleem ortadan kayboldu. Telefon numarasına ulaşılamıyor.

Şerefsiz, sim kartını çıkarıp kaçmış.

Arkada bir poşet var. Al onu.

- Bu mu? - Aç.

Koşu yaparken gördüm seni.

- Uygun bir şeyler giy. - Sağ olun, amirim.

Teyze!

Teyze, biri geldi.

Teyzemle gözleme yapıyorduk.

- Kim o? - Köy muhtarını arıyorum.

Buyurun.

Muhtar benim.

Saleem adında bir çocuğu arıyoruz.

Tarlalarınızda çalıştığını duyduk.

Git Ramesh'i getir.

- Ne yapmış? - Pippal'ların kızının ölümüyle ilgili.

- Birkaç sorumuz olacak. - Burada yeni misiniz?

Evet.

- İsminiz ne? - Polis Saini.

Gel, Ramesh.

Saleem adında bir ırgat tanıyor musun?

- Laalipur'dan Ansari. - Çocuğu tanıyorum.

- Geçen ay burada mı çalışıyordu? - Evet, babasıyla birlikte.

- Emin misin? - Evet. İşi yarım bıraktı ve gitti.

- Tam olarak ne zaman? - Tarihi hatırlamıyorum.

Burada yüz kadar ırgatımız var.

Ayın 23'ü ile 26'sı arasında mıydı?

Dedim ya, bilmiyorum.

Hepsi bu kadarsa, işimin başına dönebilir miyim?

Bu yol kapatılmış.

Karşı karşıya gelmek istemiyoruz. Diğer yoldan gideceğiz.

Diğer yola geçiyoruz! Hadi!

Bana bakın!

- Burada ne yapıyorsunuz, gençler? - Sadece kriket oynuyoruz, gördüğün üzere.

- Adın ne senin? - Masood Khan.

- Nerede oturuyorsun? - Köşeyi dönünce.

Saleem Ansari'yi tanıyor musun?

Mahallenizde oturuyor. Biriniz onu tanıyor olmalı.

Evet. N'olmuş?

Arkadaşın kayıp ve sen burada kriket mi oynuyorsun?

Ne yaptı?

- Nereye gitti? - Ben nereden bileyim?

Devam ediyoruz, ver topu. Geç sahaya.

Masood!

Bir dakika baksana. Seninle konuşmak istiyorum.

Gel.

Gel.

- Telefonunu ver. - Telefonumu mu?

Heyecanlanmana gerek yok.

Al bakalım.

Numaramı kaydettim. Adım Santosh.

Tamam mı?

İstediğin zaman arayabilirsin. Gece bile.

Mesele şu ki...

Birinin bunun bedelini ödemesi gerekiyor. Üzerimizde çok baskı var.

Anlıyor musun?

Ve sana bakınca, kimsenin gelip seni kurtaracağını sanmıyorum.

Tamam mı? Evine git, bu gece iyice düşün.

Nereye gittiğiyle ilgili bir şey söylerse...

...beni ara ya da whatsapp'tan yaz. Tamam mı?

Şimdi koş ve oyununa dön!

Hadi, Shoaib Aktar'ın oğlu! Git de oyna.

- N'oldu kanka? - Hiçbir şey. Sadece bana numarasını verdi.

Çin Polisi Hint Polisine Karşı Hangisinin en iyisi olduğuna siz karar verin

İlk olarak Çin Polisi

Ve Şimdi de Hint Polisi

Nehrat'ta. Bana tüm söylediği bu, yemin ederim.

Lütfen bu mesajı silin. Masood.

Saleem Nehrat'ta.

Arkadaşı söyledi.

Çok üstüne gittim, o da öttü.

Meslektaşların seni gerçek bir polis olarak görmüyor.

Bugün onlara yanıldıklarını gösterdin.

Peki şimdi ne olacak, amirim?

Bu bilgiyi Nehrat polisiyle mi paylaşacağız?

Bu işi onlara mı devretmek istiyorsun?

Yarın sivil kıyafetlerle oraya gideceğiz.

Nehrat'ta sağlam bağlantılarım var.

- Kocan orada öldürülmüştü, değil mi? - Evet.

Müslüman'ın biri kafasını taş gibi bir şeyle parçalamış.

- Peki, yapanı yakalayamadılar mı? - Hayır.

“Adaletini” sağlamadan hayatına nasıl devam edebilirsin, Santosh?

Amirim, neredesiniz?

Önemli bir işim çıktı. Sen git. Kohli'yi göndereceğim.

Kohli'yi göndermeyin, amirim. Ben hâllederim.

Neredeyse vardım. Siz ne zaman geleceksiniz?

Önemli bir şey var. Öğleden sonraya kadar sürebilir.

Gadar Çarşısı'ndan başla. Orası Müslüman mahallesi.

Başüstüne, amirim.

Nereye gitmek istediğini hâlâ söylemedin.

Taksimetre işlemiyor mu sonuçta? Sen sadece sürmeye devam et.

Geçen yılki ayaklanmalar... Neredeydi hatırlıyor musun?

Burada hep bir şeyler olur!

Bir polis ölmüştü. Hatırlamıyor musun?

Baksana, bu adamı hiç gördün mü? Buraya geldi mi?

Adam gibi bak.

- Belki buralarda çalışıyordur? - Görmedim.

- Emin misin? - Onu tanımıyorum.

Başkomiser Çağrı Reddedildi

Sanırım onu buldum.

OTEL SHOBHA

Bir şey yemek istiyor musunuz? Mutfak kapanıyor.

Hayır.

Yakındayım.

Gözünün önünden ayırma.

Güzel söylüyorsun.

Nereye gidiyorsun?

Niye korkuyorsun?

Bırakın!

Ne cüretle bir kadına dokunursun?

Şerefsiz.

Rahatla.

Gözlerini kapa. Nefes alıp ver.

Rahat ol...

Kımıldama, kımıldama.

Burnun delinmiş, bir şey tak.

Gidiyoruz.

Gerçekten mi?

Sadece fotoğraf çektiklerini sanmıştım.

Kim gördü? Annem gördü mü?

Annem gördü mü? Ne dedi?

Ya büyükannem?

En azından iyi bir şey yaptım.

- Santosh... - Kapatmalıyım...

- Burası sizin de eviniz sayılır. - Teşekkür ederim.

- İş için mi geldin? - Bizde iş bitmez.

Bütün kanallarda siz varsınız. Tebrikler.

İşinizi aynı şekilde yapmaya devam edin.

Bizi çağırmışsınız, efendim?

Tatlı bir şeyler getir. Buraya ilk kez geliyorlar.

- Çocuk nerede? - Cipte, efendim.

Bana bak!

- Çocuğa da bir şeyler götür. - Tamam.

Bizi çağırmışsınız, efendim?

Dinle, düşünüyordum da çocuğu Machogar'a geri götürmek yerine...

...neden sorguya burada başlamıyoruz?

Ha burada ha senin karakolda, aynı şey.

Efendim...

24 saatlik süreyi Machogar'da başlatmak daha iyi olur.

Ben her şeyi ayarladım.

Geç oldu ve ortalık da gergin.

- Ya yolda bir şey olursa? - Nasıl uygun görürseniz, efendim.

Sharma, sana sonuna kadar güveniyorum.

Ve sen de cesur bir genç bayansın. Önünde parlak bir gelecek var.

Bana her şeyi başkomiserim öğretti.

Hepsi onun sayesinde.

Beğendin mi?

Nerede kaldın? Gazeteleri getirdin mi?

Yemek yemeye gittim.

Peki ya biz zavallılar?

En azından tatlı bir şeyler getirebilirdin bize de...

Nehrat, tatlılarıyla ünlüdür. Gitmeden önce deneriz.

Konuş!

Konuşsana lan sik kırığı, konuş!

Bırakın beni.

- Altı üstü birkaç soru soruyoruz! - Konuşacak mısın şimdi?

Onu öldürmene ne gerek vardı? Neden sadece tecavüz etmedin?

Tamam, yeter!

Çık şunun üstüne!

Düşmesen iyi edersin...

Azıcık bile kımıldarsan, Govind ağzına işer...

...ve yapış yapış olmuş yüzünü silmek zorunda kalırsın.

Gözü üzerinde olacak.

Ben biraz kestireceğim.

Üzerine oturtma.

Buraya gel.

Holi dolunayına iki gün kaldı.

Böyle kutsal bir zamanda yalan söylemenin âlemi yok.

- Devika Pippal'ı nereden tanıyorsun? - Tanımıyorum.

- Numarası sende niye kayıtlı? - Bilmiyorum.

- Bu palavraları mahkemeye sakla. - Doğruyu söylüyorum.

23-26 Şubat tarihleri arasında neredeydin?

- Mumbai'deydim. - Yavşak!

- Doğruyu söylüyorum. - Bizimle taşak geçme!

Onu nereden tanıyorsun? Anlat, yoksa devam edeceğiz.

Numarasını nereden buldun?

Sana börek ayırdık.

Afiyet olsun!

EN KISA ZAMANDA YİNE BEKLERİM, CANIM

Puşt!

Şimdi abdestini aldın işte.

Ayak yapmayı bırak.

Kıblen ne tarafta?

Bu tarafta mı?

- Onunla nerede tanıştın? - Çarşıda.

Piç.

Numarasını nereden aldın?

Çarşıda mı satıyordu?

Kendisi verdi.

- Orospu çocuğu, niye yaptın bunu? - Ondan hoşlanmıştım.

- Madem yapmadın, ne diye kaçtın? - Peşimde olduğunuzu söylediler.

Pislik! Orospu çocuğu!

Yavşak.

Kızları taciz etmeyi seviyorsun demek?

Götveren!

Neden sigaranı onun üzerinde söndürdün? Bunu yapman sikini mi kaldırdı?

Nasıl çığlık atıyordu? Çok mu az mı?

Niye yaptınız bunu? Niye?

Götverenler, videoya da kaydettiniz mi? Teker teker üzerinden mi geçtiniz?

Niye yaptınız bunu?

Şerefsiz!

Pislik!

Özür dile.

Özür dile!

Özür dile!

Kaldırın.

- Bu saatte dışarıda ne işin var? - Uyku tutmadı.

Sana hap getireyim.

Niye orada dikiliyorsun?

İç şunu.

Burada oturalım, içeri havasız.

Otursana.

Onu öldürdük.

Öldü, evet.

Arada olur öyle.

15 yaşında bir kıza tecavüz etti, onu öldürdü ve bir kuyuya attı.

Onun için bu sadece bir eğlence miydi?

Buna hakkı var mıydı?

Onun yüzünden uykuların kaçmasın.

Olur böyle şeyler.

Git uyu, unutacaksın.

Hapı iç.

Unutamıyorum...

Yüzünü...

...beyaz dişlerini...

...o odanın kokusunu...

...çığlıklarını... Hepsi hafızama kazındı.

Söylediklerini dinlemedik bile.

Belki de yalan söylemiyordu?

Biz elimizden geleni yaptık, Santosh.

Tamam, farz edelim ki yalan söylemiyordu.

Ama artık bunu düşünmenin ne faydası var?

Yalnız uyuyamıyorsan, burada kal.

Sıkıntı yok, amirim.

Mumbai'ye gideceksen neden benimle sohbet ediyorsun?

Oradaki tüm kızlardan daha güzel olduğunu biliyorum.

“Çarşı Güzeli”

Kohli.

Kohli!

Santosh! Üstünü değiş de gel oynayalım.

Oynamak istemiyorum. Başkomiser nerede?

Geldi ve gitti. Bekle, sana bir şey bıraktı.

Bakabilir miyim?

Tadabilir miyim? Bizi hiç böyle şımartmıyor.

- Önce sen ye. - İstemiyorum.

- Bir ısırık al! Başarının şerefine. - İstemiyorum.

Eee, Saleem'e gerçekte ne oldu?

Kendini astı.

Amirin son paylaşımında da biri “kendini asmış” gibi görünüyor.

Orospu çocukları!

Başım çatlıyor.

Bak, oğulları öldü.

Ne istediklerini öğrenmeli, uzlaşmalı ve çenelerini kapalı tutmalarını sağlamalıyız.

Hadi.

Peki, öyle olsun.

Klimanın karşısında otur. Birazdan toparlarsın.

Bir chai daha!

Eşyalarını geri vermeyecek misiniz? Telefonunu falan?

Bana işimi öğretmeye kalkma.

Her neyse, o kayışla işleri berbat ettin.

- Fotoğraflarda belli olacak. - Ne fotoğrafı?

Otopsi fotoğraflarında.

İç denetim müfettişleri geldiğinde neye uğradığını şaşıracaksın.

Gerçeği nasıl tersyüz edebildiklerini gördüğünde...

...en tecrübelilerimiz bile karşılarında afallar.

Ne zaman gelirler ki?

Azrail gibi, ansızın gelebilirler.

Baksana, Pappu!

Sana o bisikleti yarışasın diye vermedik.

Karakola uğramıyor, buralarda sürtüyorsun.

- Geri mi alsak ki? - Almayın, amirim. Uğrayacağım.

Ne zaman? Öldüğümde mi?

Yeni bir şey var mı?

Yok... Dalit köyündeki kuyudan bir hayvan daha çıktı sadece.

- Ne zaman? - Bugün.

Bu kadar mı? Başka bir şey yok mu?

Pappu?

Götveren, nasıl da kaçıyor.

Ne oldu burada?

Nasıl olmuş bu?

Üst kasttan olanlar atmış.

- Niye böyle bir şey yapsınlar ki? - Bizi canımızdan bezdirmek için.

Ne zaman oldu bu? Onların yaptığını gören var mı?

Buraya rapor hazırlamaya geldim.

Bana sakince neler olduğunu anlatın. Tamam mı?

Rapor mu? Götünü silmek için mi?

- Senin sıkıntın ne? - Sensin.

Niye? Benimle ne alıp veremediğin var?

Buraya yardım etmeye geldiğimi söyledim!

Bu şekilde gelip, rüşvet istiyorsun...

Dinlemekten de anlamaktan da âcizsiniz.

Tek yaptığınız sızlanmak. Bundan zevk mi alıyorsunuz?

Ne yapsak sızlanıyorsunuz.

Şimdi de çok anlayışlı mı oldun... Ne yapacaksın de bakalım?

Suyumuzu bile içmiyorsun.

- Defol! - Eksik olsun senin raporun.

Kimse yok mu?

Muhtar?

Kimse yok mu?

- Ne yapıyorsun burada? - Sadece bakınıyorum.

- Neye? - Buraya daha önce gelmiştim.

Teyzenle gözleme yapıyordun, hatırladın mı?

Nerede o? Onunla konuşmak istiyorum.

Çarşıya gitti.

- Silahın yok mu senin? - Yok.

- Çocuğu yakaladın mı? - Evet.

- Korkmadın mı? - Birazcık korktum.

Kızı niye öldürmüş?

Bilmiyorum.

Gençti, güzeldi ve öldürüldü.

Ama siyahiydi.

- Sen nereden biliyorsun bunu? - Onu görmüştüm.

Nerede gördün? Burada mı?

Teyzem geldi!

- Baba! - Meenu...

Bana ne getirdin?

Kızlar böyledir.

Bir gün uzaklaş, döndüğünde seni böyle karşılarlar.

- İş için mi buradasın? - Muhtar'ı görmeye gelmiştim.

Ben eniştesiyim.

Gelsene.

Chai içeriz.

Gel, çekinme.

Sana orada oynama demiştim.

Anlat bize, sorun ne?

Dalit köyündeki kuyudan başka bir hayvan daha çıktı.

Bu sefer bir köpek.

Birinin onu kasten oraya attığını söylüyorlar.

Bunu kendileri yapıyorlar, canım.

İnsanları galeyana getirmek için.

Yeterli sayıda polis yok mu da bir kadını buraya gönderiyorlar?

Hem de kuyuya düşmüş bir köpek için?

- Adın ne demiştin? - Polis Saini.

- Adın, soyadın değil? - Santosh.

- Bu bir erkek ismi, değil mi? - Evet!

Aynı zamanda bir kadın ismi.

Bağışla, bugün sana yardımcı olamadık.

Başka bir şey var mıydı?

Kızınızla, Devika Pippal hakkında konuşuyorduk.

Öyle mi?

Tatlım.

Bu bayan, onunla konuştuğunu söylüyor.

Ona ne söyledin?

Anlat bana.

Yoksa ona...

...seni gıdıkladığımı mı söyledin?

Çocuk işte!

Peki...

...Devika Pippal buraya geldi mi?

Geldi mi derken?

Kuyuda ölü bir kedi vardı. Belki de su almak için buraya gelmiştir.

Meenu, onu gördüğünü söyledi.

Buradan su alamazlar, canım.

Polis akademisinde bunu öğretmediler mi sana?

- Ama buraya gelmiş? - Sen öyle diyorsan...

- Ne zaman geldi? - Şu an hatırlayamıyorum.

Rampal, sen hatırlıyor musun?

- Kim her şeyi hatırlayabilir ki? - Ben bile hatırlamıyorum.

- Hepiniz burada mıydınız? - Onun doğum günüydü.

- Pasta kesmiştik. - Bu çok fazla yedi!

Hanımefendi ciddi bir şey soruyor.

Dalga geçiyor. Doğum günü falan yoktu.

Ama evet, yine de bir parti vermiştik.

- Sen mi yaptın? - Yaptıysam ne olacak?

Sen yaptın mı peki?

Çünkü yaptığını söylüyorlar.

Buranın yemekleri efsanedir. Keyfine bak.

Bira koy.

Ne var yemek?

Mutter paneer, shahi paneer, chilli paneer, kadai paneer...

Bir tane shahi paneer, bir tane malai kofta. Sonra önden gözleme, ardından pilav getir.

Doğruyu söyleyin.

O din adamı dışında, başka ne konuda yalan söylediniz?

Saleem'in peşinde olan sendin.

- Öyle değildi. - Nasıldı peki?

Başından beri nerede olduğunu biliyordunuz.

“Sim kartını çıkarıp kaçmadı.” Numarası aynıydı.

Onu kendin bul istedim. Sana güvendim...

Saleem o gece kaçsaydı, rezil olurdum.

Yerinize benim rezil olmama izin verdiniz yani?

- Peki ya bundan elde ettiğin şöhret? - Masum olduğunu bilmiyordum.

Ama siz biliyordunuz, değil mi?

Bu ülkede iki tür dokunulmazlık vardır.

İnsanların dokunmak istemedikleri...

...ve dokunamadıkları.

Biz sadece hizmetkârız, elimizden ne gelir ki?

Başka bir açıdan bak...

Dünyanın gözünde adalet yerini buldu.

Bu küçümsenecek bir şey değil.

Masum bir adamı öldürdük!

Onu bir şehit yaptık.

Onun ölümü sayesinde, her erkek bir kadına dokunmadan önce on kez düşünecek.

Ama insanların gerçeği öğrenmesi lazım.

Devika'nın ailesi gerçekte ne olduğunu öğrenmeli.

Bu gerçekle ne yapmalarını bekliyorsun?

Hayatları cehenneme döner. Köylerindekiler için de aynı şey geçerli.

- Ne bu? - Açığa alınma ihtarnamem.

Transfer olacağımı düşünmüştüm ama bu geldi.

Sadece sizin adınız var?

Senin adının karışmamasını sağladım.

Hiç orada bulunmadın.

Açığa alınmanı sağlayarak, niye seni daha fazla utandırayım?

Zaten biz kadınlar yeterince aşağılanmayı sineye çekmiyor muyuz?

- Şimdi size ne olacak? - Bilmiyorum.

Suçlanabilirim, cezalandırılabilirim ya da davadan vazgeçerler.

Yüksek mevkilerde arkadaşlarım var. Bakalım şimdi beni kim hatırlayacak.

Her halükârda, siyasete girmek her zaman düşündüğüm bir şeydi.

Kadınların öne çıkabilmesi adına yapılması gereken çok şey var.

Bunların hepsi senin için iyi olacak.

Terfi bir formaliteden ibaret olacaktır.

Başka ne yapacaksın, Santosh?

Mapur'a, evine mi döneceksin?

Pazara gidip ucuza sebze mi kovalayacaksın?

Bu şekilde mutlu olabilecek misin?

En azından teşekkür edebilirsin.

Yemeye başlayalım mı?

Şunların tipine bak. Saçlarına bak.

Hop... Şampiyon...

Gel bakayım buraya.

Romeo'lar, buraya gelin bakayım.

Şuna bak nasıl da kırıtıyor. Kızın biri görse kıskanır.

- Ne yapıyorsunuz burada? - Sadece dikiliyoruz.

Dikilmiş ne yapıyorsunuz?

- Uyuşturucu mu kullanıyordunuz? - Hayır, efendim.

Dağılır mısınız yoksa ben dağıtayım mı?

Elleme çocukları, dostum. Parka geçelim.

Orada canlı bir gösteri izleyebiliriz.

Her şey açık alanda.

Motorlarınıza el koymadan önce yaylanın!

Hanımefendi nereye gidiyor?

Önce birer chai içelim.

Bize chai getir.

Kimse yok mu?

Lütfen dikkat.

180056 sefer numaralı Mapur treni...

...iki saat rötarlı gelecektir.

Mumbai'ye giden tren 1 numaralı platformdan kalkacaktır.

Bisküvi... Bisküvi...

Bisküvi ister misin, abla?

- Ne kadar? - 10 rupi.

Göster bakayım.

Abla, çabuk öde.

Abla, çabuk!

Çeviri: dikistutmaz X: iapetos Letterboxd: moandor

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.