All language subtitles for Finist.Pervyy.bogatyr.2024.WEB-DLRip.1.46Gb.MegaPeer

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian Download
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian Download
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian Download
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish Download
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian Download
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish Download
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

ÇEVİRİ: JAVAJAVA2002

Belogorie kahramanlar diyarıdır!

Birçok şanlı şövalye yetiştirmiştir.

Ama bu şövalyeler arasından...

...Cesur Şahin Finist ile hiçbiri yarışamaz.

Ne cesaret göstermede.

Ne hüner sergilemede.

Ne güç kullanmada.

Ne de mütevazı olmamakta.

Melokha, şu çeneni bir kapa.

Bir domuzla savaşmak söz konusu olduğunda hikaye bu şekilde ilerlemez.

Söylentiye göre, sıradan bir domuz değilmiş, sihirli bir domuzmuş.

Ahırlara zarar veren yaban domuzu.

Belogorie'nin tüm erzağı tükenme tehlikesiyle karşı karşıya.

Ama Belogorie'nin kahramanı...

...canavarın işini bitirmeye ant içti!

Fakat bu çok korkunç canavar Piggy adında bir domuz yavrusu çıkmasın da.

Yaban domuzu uyuyor.

Bunu yabancı tüccarlardan takasla aldım.

Bu tarafından bakılınca her şey daha büyük görünüyor.

Aman Tanrım!

Bakmadan da küçük değil.

Leş gibi!

Bu yaban domuzu değil, bir canavar.

Naber, canavar domuz?

Bir kahramanın gücünü tat.

Seni!

Zorlu bir domuz olduğunu söylemiştim.

Seni yağ tulumu pis domuz!

Tut şunu, Finist!

Finist...

Domuz bükücü!

Hey!

Finist! Finist! Finist!

Selamlar, iyi insanlar! İşte Cesur Şahin Finist!

Domuz avcımız!

Cesur Şahin Finist'in alt edemeyeceği bir domuz henüz doğmadı.

Buyurun, iyi insanlar!

- Adın ne? - Zorya.

- Buyur. - Teşekkür ederim.

- Adın ne? - Tasya.

Güzel Glashka, Fedka Ryabogo'nun kızı.

Dikkatlice bak, Finist. Evlenme zamanı geldi.

- Hepsi çok sıradan. - Evet.

Cesur Şahin Finist'e yaraşacak eş...

Bu tarif edilemez, anlarsın ya!

- Teşekkür ederiz, Kahraman. - Oğlumuza senin adını vereceğiz.

Buna hiç gerek yok. Bırakın Finist adı tek ve eşsiz kalsın.

Yaga! Ne yapıyorsun burada?

Dur biraz, seni geveze. Finist!

- Finist, seninle konuşmaya geldim. - Konuşalım hadi!

- Dinliyorum. - Asırlık kayayı taşımama yardım et.

Nehre düşüp nehir yatağını tıkadı. Baharda susuz kalacağım.

Gençleştirici elmalarım kuruyacak.

Yaga, ne diyorsun sen?

Bahçe yataklarını da kazmamı ister misin?

Benim maceralarımı duydun mu?

Kaya Dağı Muhafızları'nı alt ettim.

Tam bir kahramansın!

Çok havalı!

Bana sağlam bir ev inşa ettiler. Çok korunaklı.

Göl canavarını yendim!

Yarım yüzyıldır Yukarı Göller'e musallat olmuştu.

Ayrıca korkunç canavara boyun eğdirdim!

Kurt adam gibi hırlayan, insan yiyen...

Kopyalayıcı bir ruhla savaşan tek kişi benim.

Ben dört bacaklı...

...altı kollu...

...iki başlı...

...bir yaratığı...

...mağlup ettim.

- Ehlileştirdin. - Evet.

Onu bir insana dönüştürdüm.

O artık bizim demircimiz, Dubynya.

Beyaz Göl'de bin kişilik bir orduyu yok ettim!

Ve büyücü Çernobrov...

...gökyüzünü yere indirirken...

...ona engel oldum.

Büyücü Çernobrov olayını rüyanda görmüştün.

Evet, ama çok güzel bir hikaye.

Göl canavarının uysal olduğunu duydum.

- Balık tutmaya yardımı oldu. - Ağır ol bakalım.

Adam bizim için savaşıyor.

Ve sen Şahin Finist'in yardımını istiyorsun...

Kahramanların en büyüğünün.

...kaya taşıtmak için mi?

Yani kaya taşımak bir kahramana göre iş değil.

- Aynen. - Ama et pişirmek tam bir kahraman işi.

Sıradaki dövüşün kiminle? Bir tavukla mı?

Hadi ama, tavuk çorbası içmek istiyorum.

Tamam, neden bu kadar alıngansın?

Yoksa gençleştirici elmalar işe yaramıyor mu?

O yüzden mi bu kadar öfkelisin, seni yaşlı karı?

Gevezeyi dinleme, kafasını ye.

Bir şey olmadı ki!

Bu yüzden gerçek bir şeye ihtiyacım var. Kahramanca bir başarıya, anlıyor musun?

Son zamanlarda kadınlar bile benimle dalga geçiyor.

"Et pişirmek tam bir kahraman işi."

Bu bir yaban domuzu için biraz küçük.

Böyle bir şeyi Melokha bile yapabilirdi.

Düzelteceğim.

İki Finist şekerlemesi alabilir miyim?

Ben veririm.

Buyur. Afiyet olsun.

Pekala, bir iş var.

- Öyle mi? - Evet, çok da tehlikeli.

Sana hayatta kalabileceğimiz bir kahramanlık işi bulmayı yeğlerim.

Anlayamıyorum.

- Benden şüphe mi ediyorsun? - Hayır, şüphe etmiyorum.

Tehlikeli diye mi?

Ne tür bir aptal Finist'den şüphe eder ki?

- Kapıyı neden kırdı? - Sessiz ol.

Neyi kıracağını iyi bilir.

Oğlumuza senin adını vereceğiz!

Ya da vermeyiz.

Pekala, sen bilirsin. Ben seni uyarmış olayım da.

Ak Dağların, taşkın çayırların ve sık ormanların ardında yüksek bir kule var.

Bu kule resmen hiçliğin ortasında.

Korkunç bir yer.

Tarif edilemez güzellikte bir kızın burada tutsak olduğu söylentisi var.

Ama şimdiye dek kimse bu güzelliğe nail olamadı.

Çünkü korkunç bir canavar tarafından korunuyor...

...ve kimse o canavarı yenmeyi başaramadı.

Bazıları kocaman bir kara vaşak olduğunu söylüyorlar.

- Bazıları da yılan olduğunu. - Yalan söylüyorlar.

Hayatta kalan yoksa canavarı kim gördü ki?

Alt edebilen büyük iş başarır.

- Hadi. Şu aletini ver. - Ne? Şu anda mı?

Ne tür bir toplantı bu?

- İkişerli ayrılıp üç koldan gireceğiz. - Kesinlikle.

Sen işaret verdiğin anda...

...ben de üzerine atlayıp...

...tüm kuvvetimle vuracağım!

Öğle yemeğinden mi bahsediyorsun?

Dinle sıska, sen sadece çene çalma işinde iyisin.

Benimle boy ölçüşebilir misin?

Böyle atıp tutuyorsun da kiminle muhatap olduğunu biliyor musun?

Ha?

Karşında yorgunluk, korku ya da yaşlılık nedir bilmeyen...

...Cesur Şahin Finist var.

Göl Canavarı fatihi.

- Kocaman başlı... - Yeterli, Melokha.

Yendiğim herkesi saymaya kalkarsan sabaha dek bitmez.

Adamın bir şeyler yemeye ihtiyacı var. Hadi, biraz ballı likörden al şövalye.

Seni tanıyamadım Finist. Seni daha yaşlı sanıyordum.

Evet, Finist ile artık canavarı kesinlikle yeneceğiz.

Yalnız bir sorun var.

Güzelliği nasıl paylaşacağız?

Hayır, ben istemiyorum kardeşlerim.

Bir kötülüğü yenip başka bir kötülüğü boynuma geçirmeye hiç niyetim yok.

Hala bekar olduğun için böyle konuşuyorsun.

Meloha! Dinle.

Yarın gün doğmadan uyanıp...

...tek başıma maceraya atılacağım.

Finist, bu çok tehlikeli.

Peki hikayenin nasıl anlatılmasını istiyorsun?

Finist kızıl saçlı Savokha, Saveliy...

...Tikhon, Prokhor, Fedka, Ratibor ve diğer yüz kişiyle birlikte korkunç canavarı öldürdü.

Hikaye böyle mi anlatılsın istiyorsun?

Tamam o zaman.

Ballı likörlerine uyku tozu atacağım. Dikkatli ol, seni şimdiden uyarayım.

Benim için biraz yağ da koy.

Bal ile iyi gider.

Ah, kahraman.

Buraya gelmen çok yazık oldu.

Yazık oldu derken?

Canavarı yeneceğim...

...ve seni özgür bırakacağım, güzelim.

Adın ne?

Zlata.

Benim adım da Finist.

Kaç git, iyi adam.

İsyankar başını koru.

Korkma, güzel kız.

Cesur Şahin Finist'i kaçırtacak bir canavar henüz doğmadı.

Yaşamalı ve yaşatmalısın.

Niye benim için üzülüyorsun?

Nereye kaçıyorsun benden?

Senden değil. Senin ölümünden kaçıyorum.

Başın belada.

Demek yılanmış!

Ve bu da bonusu.

Bu bir domuz değil.

Vay anasını.

Ne olmuş burada?

Cesur Şahin Finist nerede?

Her şey bu şekilde bitemez.

Evet! Finist!

Biliyordum, biliyordum!

Cesur Şahin Finist dövüş kaybetmez!

Taşı kaldırdı...

Finist, dostum!

Finist!

Niye aval aval bakıyorsunuz?

Yardım edin, kahraman ölüyor. Dikilmiş aval aval bakıyorsunuz!

Finist, uyan.

Uyan, Finist!

Yaşıyor!

- Meloha? - Ha?

- Sen misin? - Benim!

Burası niye bu kadar karanlık?

Ne zaman gece oldu?

- Melokha, neredesin? - Buradayım.

Kör bir adam kahramanlık yapamaz.

İşte sandalyen.

İğrenç olduğunun farkındayım.

500 yaşında bir bedende genç kalmanın o kadar kolay olduğunu mu sanıyorsun?

Kurbağalar, kurtçuklar, bir avuç toprak. Yaşlılığı gençliğe dönüştürün.

Vay canına!

Ne güzel! Bembeyaz!

- Teşekkür ederim. - Sana değil kulübene dedim.

Niye buradasın? Seni boş kafalı tipsiz.

İş için buradayım. Pekala...

Finist... O...

Kör oldu.

Yardım edebilir misin?

Doğru hatırlıyorsam, o en yüce kahramandı.

Kaya taşımak kahraman işi değildi.

- Evet. - Kendi başına halleder o zaman.

Bu onun için basit bir mesele.

Neden cadalozluk ediyorsun?

Bana ne dedin, mankafa?

Gevezeyi dinleme, ye onu, ye onu!

Nah!

Yaga yardım etmeyecek.

Gidecek başka kimse yok, Finist.

Teşekkür ederim.

Nereye? Nereye!

Finist, kızma ama ben...

...gidip yeni bir iş arayacağım.

Artık yardımcın olmayacağım.

Kaçın! Çabuk!

Bu ses de ne?

Davetsiz misafirler.

Finist? Canlı mısın?

Uyan, Şahin.

Dost canlısı su, nemli güzellik, bir damladan çoğal öbek öbek.

Neredeyim?

Gemi zindanındasın.

Üç gündür aç susuz halde denizdeyiz.

Gerçi bu sayede biraz kilo verdim.

- Nasılsınız kardeşlerim? - Meloha?

Sen de mi tutsaksın?

Bu sinsi surat olmasa şu an burada tutsak olmazdık.

Muhafızlarla sizi gözetleyeceğime dair bir anlaşma yaptım.

Buna şüphe yok.

Niye üçümüz de zincirlenelim ki? Bu sayede biraz keşif de yaptım.

Peki neler öğrendin?

- Henüz bir şey öğrenemedim. - Aman ya, seni geveze herif!

Sorun ne? Bir yere gidiyoruz. Ne oldu?

Ama biraz yiyecek aldım. Ne olduğunu bilmiyorum ama lezzetli.

Soyman gerek.

Hop hop hop!

Beyaz kısmını at, sarı kısmını ye.

Dur biraz. Tam tersiydi.

Sarı kısım atılıp beyaz kısım yeniyordu galiba.

- Tadı nasıl? - Nişastalı, tatlı.

- Evet. - Geçen seneki patatesler gibi.

Bunu yapamam, beni mahveder.

Hiçbir zincire vurulmaya değmez.

Bu ses de neyin nesi?

Bunu kaptandan çaldım.

Şu güzelliğe bak.

Vay anasını.

Kim var orada?

- Bunu daha önce neden yapmadın? - Kör halde denizde nereye gideceğim ki?

Kör olabilirsin ama sen bir kahramansın. Topla kendini.

Yanlış yere vuruyorsun, mankafa.

Kahraman nereye vuracağını iyi bilir.

Sana yalvarıyorum. Geri dönmen için yalvarıyorum.

Geri dön!

Beni dinledi mi?

- Ben büyücü müyüm? - Sen büyücü değilsin!

Sen mankafanın tekisin.

Bu kötü şeyi duymuştum. Lambayı ovalayanın dileklerini gerçekleştiriyor.

Ballı zencefilli kurabiye diliyorum.

Ballı zencefilli kurabiye diliyorum!

Olmuyor.

Tilki kürkü şapka.

- Eve dönmemizi dilesene, seni mankafa. - İyi dedin.

Akıl edemedim. Dileğim...

Rica ederim.

Neden böyle zincirliyim?

Buradaki bütün bu kargaşayı senin çıkardığına hükmettiler.

Yüce bir kahramanın şan ve şeref yükü.

Pekala, bir yere geldik.

Burası sauna gibi sıcak.

Denizaşırı ülkelerle ilgili bu tarz şeyler duymuştum.

Kış mevsimi yokmuş.

Her yerde kum varmış.

Bir damla su bile yokmuş.

İstifçilik yapmam iyi oldu desene.

Hırsızlık yapanların da eli kesiliyormuş.

Kendim takarım.

Teşekkür ederim.

Bacaksız adamı zincirlemeliydiniz.

Baklava!

Lavaş!

Baklava!

Kimyon.

Muz!

Demek yediğimiz şey buydu. Muz.

Çok güzel kokuyor!

Pek de güzel değil.

Buradaki horozlar görülmeye değer.

Bakın, kambur bir geyik!

Sessiz ol! Bizi duyarsa başımız belaya girer.

Başka neler görüyorsun?

Ne mi görüyorum?

Burada patates satıyorlar.

Tüylü patatesler de var.

Ve küçük mavimsi patatesler.

Ve değişik çirkin patatesler.

Sadece patates mi satıyorlar?

Hayır. Galiba bizi de satıyorlar.

Al, pişman olmazsın. Bunu sana özel ayırdım.

- Zayıf görünüyor. - Zayıf değil, ince.

Üzüm asması gibi.

Ve şu buklelere bak!

Yıkayıp tararsın.

Ama biraz yaşlı.

Sen kime yaşlı diyorsun, züppe?

Satın alıyorum.

Saygıdeğer beyefendi, bu iki genç adamı da alın!

Acayip güçlü biri ama bir köstebek kadar kör.

Ben ise zekiyim ve görüyorum ama yeteri kadar güçlü değilim.

İkimizi alırsan, acayip güçlü ve gören bir genç adam elde edersin.

Merhametiniz varsa alın.

Anne bak, bu o!

Bak, bak! Kurtarıcımız!

Bunu duydunuz mu?

Cesur Şahin Finist'in namı çoktan yabancı topraklara ulaşmış.

Anarif, su için teşekkürler!

Selam, Anarif!

Selam, Anarif! Selam!

Burada katı kanunlar olduğunu unuttun mu? Elini kesecekler.

Çok açım ama.

Elimi kesseler daha iyiydi.

Anarif de kim?

O bilge ve adil bir adam.

- Bizi satın alan o muydu? - Oydu.

Zenginlik ve asaletin bir arada olduğu ender bir durum.

- Kambur geyik konuştu! - Ne?

Güzel yabancı, ben geyik değilim.

Ben Cemal adında bir deveyim.

Yüzünüzde donup kalan sessiz soruyu görüyorum.

Kötü bir büyücü zihnimi bir devenin bedenine hapsetti.

Devenin zihnini de çok özlediğim bu yakışıklı bedenime hapsetti.

Şu haline bak kız, deve bile senden hoşlandı.

Çölde bir yudum su gibi güzelsin.

Kız dedi!

Kimse bana 300 yıldır böyle hitap etmedi.

Finist, kör olman çok yazık.

Buradaki kulübe çok görkemli.

Niye bu kadar sessiz?

Etrafta neler görüyorsunuz?

Büyülü.

O büyüleyici dudaklarını tut. O kelimeyi burada söyleme.

Çöz onları.

Mütevazı evime hoş geldiniz.

Teşekkür ederim. Ben Belogorie'den Cesur Şahin Finist.

Bir kahramanım.

- Eskiden bir kahramandım. - Evet, kim olduğunu biliyorum.

Gemide yaşananlar kulaktan kulağa dolaşıyor.

Sanırım kendimi tanıtmama gerek yok.

Eeee?

Pekala.

Ben Anarif.

Ben Melokha. Şanlı Lepyokha'nın oğluyum.

- Yaga. - Tanıştığımıza memnun oldum.

Yaga! Çok güzel bir isim.

Karlı zirvelerdeki bir yankı gibi kulağı okşuyor.

Kışt! Kaybol, seni küçük mahluk!

Kızma, sana su getirdi.

Yaratıklarım zarar vermezler. Sadece hizmet ederler.

Bu ne tür bir büyücülük?

Bu büyücülük değil, mekanik.

- Mekanik! - Ama boş konuşmaya gerek yok.

Muhtemelen yol yorgunusunuzdur.

Elinizi yüzünüzü yıkayın, üstünüzü değiştirin ve akşam yemeğinde bana eşlik edin.

Direkt yemeğe geçebilir miyiz?

- Melyokha, sofra nerede? - Yok.

- Yerde. - Yerde mi?

- Niye yerde oturuyorlar ki? - Burada adetler böyle.

Muhtemelen daha az yemek yensin diye.

Buradaki herkes çok zayıf.

Teşekkürler, Yaga.

Elbisen binlerce yıldız gibi parlıyor ama güzelliğinin yanında sönük kalıyor.

Teşekkür ederim.

Yaga, incirlerden ye.

Yağ yemiyorum.

Sanırım misafirim olmak planlarınız arasında yoktu.

- Hayır, yoktu. - Lütfen beni affedin.

On asırdır bu barbar kavimle mücadele içindeyim.

Bu şehre su yolları, kanalizasyon yaptım ve köle emeği yerine makineler icat ettim.

Ama insanlar ilerlemenin dilini değil, sadece gücün ve zenginliğin dilini anlıyorlar. Lütfen!

- Ne diyor? Tek kelime anlamıyorum. - Dille ilgili bir şeyler diyor.

Anarif, bizi niye satın aldın?

Bu tuhaf gelebilir ama köleleri satın alıp evlerine gönderiyorum.

Ama barbarlar talebin arz yarattığını düşünüp sürekli olarak köle getirmeye devam ediyorlar.

Dur biraz, Anarif. Kaç asırdır bu barbarlarla mücadele içindesin?

- On mu? - Evet.

- Yani bin yaşında mısın? - Hayır, yuvarladım.

936 yaşındayım.

- Sen büyücü müsün? - Ben büyücü değilim!

Ben bir mucidim.

Büyü kötüdür.

Ben kimya sayesinde bu yaştayım.

Maddenin davranış ve özelliklerini inceleyen bilim.

Vay be! Kimya demek!

Benimle gelin.

İçeri gelin. Çekinmeyin, gelin.

Vay anasını!

Meloha, neler görüyorsun?

İsimlerini bile bilmiyorum ki.

İşte yıllar süren araştırmalarımın sonucu.

Gençlik iksiri.

Karanlık insanlar buna böyle derdi. Aslında bu çok karmaşık bir formül.

Örneğin, bazı denizanası türlerinin ölüme karşı bağışıklığı olduğunu biliyor muydunuz?

- Ne? - Denizanası da ne?

Size göstereyim.

Ebedi gençlik böyle bir şey işte.

Ebedi mi?

Bana yardım eder misin, Şahin?

O gençlik iksirinden bir yudum almak isterdim.

Ne görüyorsun?

Tüylü bir buz küpüne benziyor.

Ve içinde bir yakut var.

Ne güzel tarif ettin!

Kusura bakma Finist. Göremediğini tamamen unutmuşum.

Sanırım sana yardım edebilirim.

Bir şey arıyor.

Buldu.

Burada.

Geliyor.

Bu benim icadım.

Adı da şu:

"Şahin Gözler."

Finist'in lakabı da Cesur Şahin.

Ne hoş bir tesadüf.

Görüyorum.

Görüyorum.

Meloha! Yaga!

Anarif! Çok zeki birisin!

Hadi ama. Dur bakalım.

- Sana sonsuza dek borçlandım. - Bu kimya!

Hayır, kimya değil. Mekanik ve optik.

Optik! Aynen öyle!

Ne güzel giyinmişsin!

- Mucizeler! - Gördün mü Finist?

Zeki bir insan, büyüye gerek duymadan mucizeler yaratabilir.

Tarihin başlangıcından beri büyüye hayranlık duyan insanlar...

...farkına varmadan onun kölesi haline gelmişlerdir.

Su elde edebilmek için çiftçilerin bilgi ve becerilerini kullanmaları gerekir.

Bir yeraltı su kaynağı bularak kuyu açıp ona ulaşmaları gerekir.

Ancak o zaman hayat veren suyu tadabilirler.

Al bakalım Melokha.

- Peki bir büyücü ne yapar? - Ne?

- Ne yapar? - Hiçbir şey.

Bir parmak şıklatmasıyla yağmur yağdırır.

Ve insanlar ona tapmaya, hediyeler getirmeye başlar.

Her kurallıkta ondan iyilik beklerler.

Büyücülerin de tek istediği budur.

Kibir ve gururdan beslenirler.

İnsanlar kendilerine tapmayı bırakırsa...

...acımasız canavarlar yaratarak onları cezalandırırlar.

Hayır!

- Anarif, hayır! - Anarif, dokunma ona!

Seni uyarmıştım!

Korkmayın, o gitti.

Büyü ile mücadele ediyorum.

Çünkü ben insanlara inanıyorum.

İçlerindeki güce.

Bilime de inanıyorum.

Kendi kendini donatan masa örtüsüne gerek yok. Kimya bize gübre ve bereketli hasat sağlayacaktır.

Zıplayan çizmelere ihtiyacımız yok.

Fizik ve mekanik sayesinde bizi...

...karada, havada ve suda götüren taşıtlar yapabiliriz!

Üzgünüm. Kendimi fazla kaptırdım, değil mi?

Hayır, sorun değil. İlgi çekici.

Finist, lütfen pergeli yerine koy.

Hayır, öbür elindeki pergel. O bir teleskop.

Karıştırman çok normal.

Teleskop!

Teleskop mu?

Anarif, ya bir büyücüyle değil de, doğayla iyi geçinen...

...bir şifacıyla karşılaşırsan?

Onu da mı böyle yaparsın?

- Yapar mısın? - Niye yapayım ki?

Hayır, ben barbar değilim. Ben bir bilim adamıyım.

- İşte, mesela şu küre... - Şahin bir kez daha çok şık!

Ve her zamankinden daha yakışıklı.

Zihnim bedenimde olsaydı...

...hoş bakışlarına aynı şekilde karşılık verirdim.

Belki de gitmek için acele etmemelisin.

Anarif, zihnimi bedenime geri kavuşturacağını söyledi.

Yıldızlar ne kadar güzel.

Nasıl oldu da daha önce fark edemedim?

Belogorie'de de yıldızlar var.

Asıl hayret edilecek şey şu.

Yaga, çizgili şalgamı dene.

O bir karpuz. Lokum gibi tatlıdır.

Ben tatlı şeyler yemem.

Bari tohumlarını Belogorie'ye ek.

- Cidden lezzetli. - Hadi.

Sadece gençleştirici elmalar yer.

Gençleştirici mi? Bunu ilk defa duydum.

Bir çeşit meyve. Nadir, çok nadir.

N'aber dostlar?

Gemim limanda sizi bekliyor.

Şafakta yola çıkacaksınız.

Anarif, tüm Belogorie adına konuşuyorum.

- Ziyarete bekleriz. - Teşekkür ederim.

Evet, size kışı gösteririz. Buzun çatırdamasını duyarsın.

Aynen bir karpuz gibi.

Evet.

Havacılık şimdiye dek en zorlandığım alan oldu.

Bir sorun mu var?

Evet. 12 ay önce, topraklarımızda büyülü bir canavar ortaya çıktı.

Şu ana dek iki yerleşim yeri harap oldu.

Çok kötü, Belogorie'ye gitme vakti.

Bu nasıl bir canavar? Bir kahramanın yardımı lazım mı?

Onu bizzat görmedim.

6 bacaklı bir kedi diyen de var, yılan diyen de var.

Finist'in gözünü kör eden canavar bu.

Kuşun nereden geldiğini söylemiştin?

Onunla ödeşmem gerek.

- Göze göz. - Hadi ama Finist!

Kulağa kulak, ayağa ayak da de tam olsun.

Anarif, yalvarıyorum sana, beni bu yolculuğa hazırla.

Diyarınızı kötülükten kurtaracağım. Görebilmemin karşılığını ödeyeceğim.

Teşekkürler Finist. Ama bilim aceleye gelmez.

Dünya tam bir dönüş yapana kadar bekleyelim.

Sabah konuşuruz.

Dönüşü kim yapacak?

Kimyayla alakalı galiba.

Veya mekanikle.

Uyuyamadım.

Bu kimya o kadar ilgi çekici ki...

- Birinin bilgiye yönelmesine sevindim. - Evet.

- Asit diye bir şey duydun mu? - Asit mi?

Ben kızılcık yerim.

Beğendin mi?

Beğendim.

Ben bu icada "fırıldak" adını verdim.

Bir gün deniz ötesi seyahat ediyordum ve tohumlarını döken bir akçaağaç gördüm.

Uçuşmaları beni çok etkiledi...

...ve bana bir fikir verdi.

Bak.

Doğanın bir dansı gibi.

Hey, hayvan, iğrençsin!

Taşıtım sizi kısa sürede canavarın görüldüğü yere götürecek.

Göz açıp kapayıncaya kadar kanlı başıyla geri döneceğim.

Bir şey daha söylemek istiyorum.

Canavarı canlı istiyorum.

Onu bu kapana kilitle.

Cemal onu laboratuvarıma getirecek.

O canavar bir sandığa değil, koca bir kulübeye ancak sığar. Çok kocaman.

Haklısın. Ama ben zeki bir mucidim. Bunun sıradan bir sandık olmadığını bil.

Doğru zamanda bu kolu çek...

...ve mekaniğin zaferini seyret.

O şeyi canlı ne yapacaksın?

Söylesene Finist.

Şimdiye dek kaç canavar öldürdün?

Yüzden fazla.

- Ve bunun bir sonu yok, değil mi? - Yok.

Bu yüzden kötülüğün doğasını anlamak istiyorum.

Başarırsam, yaratılışının kökenini öğrenebilirim.

Öğrendiğinde, onu öldürecek misin?

Elbette.

Zırhımı da mı satın aldın?

Satın almakla kalmadım, ayrıca mükemmelleştirdim.

- Oraya bas. - Buraya mı?

- Çok yaşa, Anarif. - Çok yaşa, Anarif.

Anarif, merak etme, duvarı onaracağız.

Bir daha bas.

Cesur Şahin küllerinden yeniden doğdu.

Uzak diyarlara doğru yol alacak.

Kötülüğün karanlığını yok edecek.

Ve Finist'in namını tüm dünya duyacak!

- Pekala. - Sen nereye geliyorsun?

Nasıl yani? Nam kazanma fırsatımızı kaçıramam ya.

Biz mi?

Ben kör olduğumda neredeydin?

Şey, ben... Ben...

Bak, Yaga da bizimle geliyor.

Genç adamın peşinden geliyorsun, değil mi?

Anarif bana gençlik iksirini vaat etti.

Dik başlı kahramana göz kulak olmam şartıyla.

Ha!

Benim yardımcıya ihtiyacım yok. Bunu tek başıma halledebilirim.

Dostlarını arkada bırakmak hoş bir şey değildir kahraman.

- Birlikte gitmelisiniz. - Evet.

Büyük işler konuşuldukça nam yapar.

Kahramanlığını herkese anlatacağız.

Fırıldak'a binin lütfen.

Evet.

Bekle, “fırıldak” sözcüğü gökte uçacakmışız çağrışımını yapıyor.

Cesur bir şahin gibi.

Ama Anarif, havacılığın en çok zorlandığı alan olduğunu söylemişti.

Finist, kemerini takman lazım.

Yeter artık, zincirlenmekten bıktım.

Daha sıkı yapmalısın.

Hey, hey, hey, sakin ol.

Çok iyi, teşekkür ederim.

Endişelenme güzelim. Anarif büyük bir bilim adamıdır. Her şey iyi olacak.

Vay be!

Sana tık basa yeme demiştim.

Hörgüçlerim düğümlendi.

Hey, beni buradan çıkarın.

Pis bir koku alıyorum.

Burada birileri yenmiş.

Hazır canavar yeni beslenmişken buradan kaçsak mı acaba?

Hey, su birikintisinden içmeyi kes!

Bedenimi mahvetme.

Yaga, sen burada kal.

Canavar için enfes bir lokmasın.

Vay be Anarif!

Mekanik!

- Pekala. - Evet.

Canavar peşimden geldiğinde...

Hayır, sen.

Şu kolu çek.

- Anladım. - Aferin sana.

- Ne görüyorsun? - Sanırım sırada biz varız.

Çek hadi!

Vay anasını!

Mekanik!

Başardık Cesur Şahin Finist.

Ne büyük iş başardınız! Gerisini ben hallederim.

Elbette sen halledeceksin. Biz bu şeyi kaldıramayız ki.

Sıkıştı.

Daha fazla çekemeyeceğim.

Tamam, kaynadı, dök hadi.

Gerçek kahve gece kadar siyah olmalıdır.

Sevilen kadının saçı gibi hoş kokulu.

- Ve salatalığın dibi gibi acı. - Kapa çeneni.

Ayrıca kilo vermeye de iyi gelir.

Nasıl?

Lezzetli.

Zlata?

Zlata! Benim, Finist.

Anarif beni uyarmıştı. Çölün kahramanı güneştir.

Bir sopa gibi başına iner.

Dışarı gel.

Sana zarar vermeyeceğim.

- Aç, içeride bir kız var. - Olmaz.

Önce iyice bir düşünmeliyiz.

Kurtadamları duydun mu hiç?

Gündüzleri insan kılığında dolaşırlar ama geceleri kurt gibi uluyarak koyun çalarlar.

Ama şu an gece ve bir kız kılığında.

- Belki de tersine bir kurtadamdır. - Aynen. O tersine bir kurtadam.

Ya da birileri ona büyü yapmıştır. Tıpkı benim gibi.

Niye tahmin ediyorsuz ki? Hadi ona soralım.

Bir düşün Finist. Zlata “kötülük” demek.

- Meloha, çekil. - Olmaz. O kız seni kör etti.

- Anlaşılan aklını da kör etti. - Sana çekil dedim.

Çık hadi. Özgürsün.

Ne halt ediyorsun?

Üzgünüm, Finist Canavarı teslim etmeliyiz.

Yoksa gençlik iksirini alamam. O iksire ihtiyacım var.

Özür dilerim kahraman.

Anarif beni insan formuna döndüreceğine söz verdi.

Ve bana gelince Finist, beni affet.

Benden korkma.

- Topuzumun izi mi? - Dokunma.

Üzerimde korkunç bir lanet var.

Genç bir adam bana dokunduğunda, kana susamış bir canavara dönüşüyorum.

Ve kontrol tamamen canavara geçiyor.

Bu yüzden insan ırkından uzak duruyorum.

Aşılmaz kulelerde...

...dipsiz mağaralarda kalıyorum.

Ama kahramanlar pes etmek bilmiyor.

Hepsi de güzel kızı kurtarmak istiyor.

Üzülme, Zlatushka.

Koca yürekli, bilge bir adamın yanına gidiyoruz.

Bana görme duyumu geri verdi. Sana da yardım edecektir.

Ne varmış burada?

O zararsız. Evimizi aydınlatıyor.

Bugün evi aydınlatır, yarın yangın çıkarır.

Bu iyi bir şey değil. Bu büyü.

Finist, iyi misin, hayatta mısın?

Aç mısın?

Sana biraz ekmek vereyim.

- Hayır, girmiyor. - İstemez seni hain.

Hadi bakalım, sürün.

Hadi, hadi, hadi, hadi. Sürün.

Patilerini oynat!

Neden işe yaramıyor ki?

Anarif nerede?

Dur. Rahatsız etmeyelim. Adam meşgul görünüyor.

Aman ya!

Bu... Bu... Bu bilim.

Bu...

Kimyasal substrat.

Artık her şey çok açık.

Ne? Bilim adamı bir yalancı.

Bize bilimden bahsediyor...

...ama yaratıklardan büyü sıkıp bu demir şeylere hayat veriyor!

- Yapma. - Ne oldu?

Evet, size söylemeyi unuttum.

Sırrımı öğrenen yanında götürür.

Mezara.

Herkesi kandırıyormuş it herif!

- Ve beni öldürmekle tehdit etti. - Kimin kimi öldüreceğini göreceğiz.

Üzgünüm, Finist.

Tamam, önemli değil.

Misafirperverliğimden kaçabileceğinizi düşünmeniz saflık olur.

Kaç. O büyücü sadece beni istiyor.

Yol için biraz yiyecek alacağım.

Çaban boşuna Anarif, karşında bir kahraman var.

Evet, kahraman, çok güçlüsün.

Ama akıllı değilsin. Seninle dövüşmeyeceğim.

Hakkında her şeyi biliyorum.

- Arkasına saklandığın şeyleri. - Mekanik! Kimya!

Aynen. Sen kibirli bir adamsın.

Hediyelere ve halkın övgüsüne ihtiyacın var.

Beni anlamak zor değil, kendine aynada bakarsan.

Neden orada öyle dikiliyorsun? Onu serbest bırak.

Aynen!

Bu da ne böyle? Sen... Makine misin?

Öyle görünüyor.

Eğer ben deve bedenindeki bir insan değil de bir makineysem...

...o zaman sen kimsin?

Anarif bana meseleyi çakmaman için deve taklidi yapmamı söyledi.

Anarif, bunu nasıl yaparsın? Bir anlaşmamız vardı.

Birinin ağzından çıkacak her lafa inanan aptalların dünyasında yaşamak çok kasvetli.

Melokha!

Neyi bekliyorsun? Bayıltana dek sepetle ona vur!

O mu?

Evcil köpek efendisini ısırmaz.

Seni aşağılık!

Seni pislik herif! Onunla işbirliği yapıp bizi sattın mı?

Affedin beni kardeşlerim, Anarif'in büyük planları var.

- O bir... - Kapa çeneni.

Kendim anlatayım.

Yıllardır büyülü canavarları topluyorum.

Bu yaratıklardan büyünün özünü elde etmeyi öğrendim.

Sonuçta bu lanet makinelere hayat verebilecek tek şey bu.

Bu kadar çok öze neden ihtiyacın var?

- En büyüğünü tamamlamak için... - Susar mısın? Ben konuşuyorum.

- Sustum. - İşte kemiksiz bir dil.

Şansına küs, güzelim.

- Eğer ona dokunursan! - İçinde çok fazla büyülü güç var.

- Paylaşmalıyız. - Paylaşmalıyız.

Finist, fazla zamanımız kalmadığına göre şunu bil.

Sırrımı öğrenip de beni yok etmeye değil, bana yardım etmeye çalışan ilk kişi sensin.

Bekle Zlatushka, daha zamanımız var.

Bu kurnaz adam Finist'i yenemez.

Sıkı tutun!

Ne yaptın sen?

Neye bakıyorsunuz? Peşlerinden gidin!

Eğlence başlasın.

Pekala, sizi boş kafalı ahmaklar.

Uçup gidin, bir karpuza dönüşün.

Yaga, zaferimi mi çalıyorsun?

Çekil.

Anarif, dev makinenin henüz hazır olmadığını söylemiştin.

- Büyülü özün eksik. - Çeneni kapat.

Onları elimizden kaçırırsak, bütün dünyaya sahtekar olduğumu söylerler.

Bu adam kampumbağaları çok seviyor.

- Galiba büyülü öz yeterli değil. - Bu solucanları ezmeye yeter.

Vay anasını! Kuyruğu düştü.

Eğlence başlasın.

- Finist'ten küçük bir alıntı. - Bir de kamlumbağalar yavaş derler.

Çabuk dağa çıkın! Bir fikrim var.

Nadir bir durum. Ama fikrinin olması güzel.

Finist, sırada ne var?

Finist nerede?

Belki de fikri, bizi yem olarak kullanıp kaçmaktı.

Pekala, seni hörgüçlü hain...

...sana verdiğim büyüyü geri alma vakti.

Uç ve bir karpuza dönüş.

Neden bana onun bir büyücü olduğunu söylemedin, aptal?

Bilmiyordum ki.

Kaç, ay yüzlü. Kendini kurtar.

Hadi, hadi, kalk. Ayağa kalk canım.

Ne oldu sana güzelim?

Bana ne mi oldu?

Neye bakıyorsun?

Yüksek sesle konuş!

Üç asırdır gençliğimi kim için muhafaza ettim?

Senin için mi, lanet makine?

Yaga, Cemal! Yardım edin, yine kör oldum!

Finist, eğil!

Sesimize kulak ver!

Seni zincire yönlendireceğiz.

Yaga? Sen misin? Sesinin nesi var?

- Şu an bunu mu soruyorsun? - Sen sus, hain!

Sağa atla!

Şimdi ayağa kalk.

Ve on adım düz yürü.

Finist, eğil!

- Kulp nerede? - Tam ayağının dibinde!

Canın pahasına koş!

Şimdi atla!

Üzgünüm, kardeşlerim.

Buna güç yetiremiyorum.

Tam yol ileri.

İşe yaradı mı?

Yok oldu!

Her şey mahvoldu!

Barbarlar!

Sorun değil. Ödeşeceğiz.

Evet.

Havacılık en çok zorlandığı alandı.

O şanlı bir kahramandı.

Pes etmek ruhumda yok.

Şanlı Finist'in hikayesi henüz bitmedi.

Tekrar görebiliyorum! Görüyorum!

Yaga, ne oldu sana?

Gerçek güzellik iç güzelliğidir.

Bunu gizleyemezsin.

Benimle gel.

Dünyanın altını üstüne getirip lanetini kaldıracak bir büyücü bulacağım.

Seni bu canavar yüzden kurtaracağım.

Canavar benim gerçek halim.

Lanetim, insan formuna dönüşmem.

Böylece güzelliğim kahramanları kesin olan ölümlerine çekiyor.

Hoşça kal Finist.

Madem öyle...

Güle güle.

Lanet olası kova!

İksir!

Belki faydası olur.

Öf ya!

Bu da yalanmış!

Armut hoşafı bu.

Bu kadar abartacak ne var? Kambur bir geyik işte.

Kambur sensin. Ben deveyim.

Bak, konuşuyor da!

Finist!

Çok yaşa, Finist!

Çok yaşa, Finist!

Çok yaşa, denizaşırı canavarların fatihi!

Çok yaşa!

Nereden biliyorsunuz?

Ağızdan ağıza yayılan söylentiler kahramanın namının önünde gider hep.

- Havaya atalım! - Havaya atalım!

Bekleyin, bekleyin.

Bunu hakeden ben değilim.

Hakeden işte bu müthiş ekip.

Onlar olmasaydı, yabancı topraklarda ölürdüm.

Dedikleri doğru, birlikten güç doğar.

Evet, evet.

Dur biraz, bir şey anlamadım.

Kimi havaya atmamızı istiyorsun?

Kambur geyiği mi?

Ben geyik değilim.

Tamam, beni havaya atın.

Havaya atalım!

(BİR SAHNE DAHA VAR)

Bu da mı makine?

Sakın o kelimeyi benim yanımda söyleme!

O benim büyülü kulübem.

Vay, vay, vay.

Seni insana dönüştüreceğiz ve güzel bir hayatımız olacak.

Umarım yakışıklı biri olurum.

Ben de öyle umuyorum.

Gözlerime inanamıyorum!

Seni hiç anlamıyorum, canım.

Kolsuz Kharlampy için bir kulübe yapıldı.

Kaya nehirden kaldırıldı. Bütün işler tamam.

Neden bu kadar üzgünsün?

Zlatka'yı düşünüyorsun.

O iyi olacaktır.

Çoktan bir şövalyeyi mideye indirmiş mutlu şekilde uzanmış mırıldanıyordur.

Hey Finist!

Bak ne buldum.

İşte!

İşte burada. Zlatuşka'nla ilgili tüm hikaye.

Hayır, o bir canavar değil. O kandırılmış ve lanetlenmiş.

Aslında, canavar ondan çıkarılabilir.

Böylece güzel bir kız olarak kalır.

Ve kahramanın yolculuğu başlar.

Güzellik için...

- Canavarın ardındaki. - Canavarın ardındaki.

Niye oturuyorsunuz? Yola çıkalım!

Yolun açık olsun kahraman!

Finist! Finist! Finist!

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.