Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Bakma bana öyle.
Benim bu defterin içine yazdığım her şey...
...senin beni çıkardığın o mezarın içinde kaldı.
Ben sana bir teşekkür borçluyum.
Sırf benim hayatımı kurtarmak için kendi hayatını hiçe saydın.
Ben, ben bu yüzden döndüm çiftliğe.
Aklına başka bir şey getirmeni istemem.
O elindeki defterin hiçbir anlamı yok.
Zeynep.
Yapma.
Gözlerine bakınca kalbim bedenimden çıkmak istercesine çarpıyor.
Ama vasiyet meselesini bilirken sana gerçek duygularımı açamam.
Yapamam.
Ben senin niye böyle davrandığını biliyorum.
Vasiyet konusunu öğrendiğimi biliyor mu yoksa?
Ben sana bir laf ettim.
Hemde hiç edilmeyecek bir laf.
Sana...
...sana kimsin dedim.
Ah Halil.
Keşke o kadarla kalsaydı.
Bir laf ders alardım Rüzgar'a unuturdum.
Ama vasiyet aklıma geldikçe yapamıyorum.
Ama şimdi buradasın.
Evimize, yuvamıza döndün.
Şimdi sen benim böyle karşımdasın ya.
Ben her şeyi telafi edeceğim.
Elbet o kırgından geçecek.
Elimden ne geliyorsa yapacağım.
Bizim için.
Allah'ım ne yapacağım?
Allah'ım ne yapacağım ben?
Bana bir yol göster.
Sen Halil'le ol diye elimden geleni yaptım ben inan.
Yapmışmış.
Ne yaptın?
Halil'in öfkesini aslanlılara karşı bıçak gibi bilediysen, Halil gidip nasıl bir aslanlıya aşık oldu?
Çünkü ne yaptıysam olmadı.
Halil'in aşkına engel olamadım.
Ve kenara çekildin.
Evlenmelerine izin verdin.
Ağlasaydın bir de mutluluktan.
Nikah şahitleri olsaydın.
Olur mu öyle şey?
Bir anda biz evlendik diye çıkıp geldiler.
Hatta o gün ben Zeynep'e bir mektup bıraktım.
Her şeyi anlattım.
Halil'in buraya intikam için geldiğini, tek derdinin aslanlıları olduğunu söyledim.
Ama nafile.
Eski çiftliğine gelin olarak gelme fırsatını tepmedi tabii.
Besbelli aşık Halil'e.
Aşık.
Öğrendiklerinden sonra bırak Halil'in yanında kalma yüzüne bile bakmazdı yoksa.
Sadece Zeynep'le kalmadım ki ben.
Halil'i de işledim inan her gün ince ince.
Bu kız seni sevmiyor dedim.
Bu kız senin paranın peşinde.
Yoksa bütün bu bildiklerine rağmen niye hala seninle olsun dedim.
Madem elinden geleni yaptın.
Halil neden o kasabalı kızı bu konaktan def edip göndermedi?
Halil başka türlü davranamazdı.
Babasının vasiyeti var çünkü.
Ne vasiyeti?
İhsan eniştem.
Hapishanedeyken bir vasiyet yazmış.
Ben sizi ve annenizi bıraktım.
Ama sen ileride bir yuva kurduğun zaman asla eşini terk etmeyeceksin demiş.
Ve maalesef bu vasiyet evlendikten sonra Halil'e ulaştı.
Halil için babasının ne kadar önemli olduğunu biliyorsun değil mi?
Halil'in bu evliliği sürdürmesinin tek sebebi bu vasiyet.
Planın madem Halil'de işe yaramadı.
O zaman sen de gidip Zeynep'i işleseydin.
Halil'i bırakması için onu doldursaydın.
Yapmadın mı zannediyorsun?
Halil herkesin önünde Zeynep'e sen kimsin diye bağırdı.
Zeynep o gün bu konağı terk etti.
Ama Halil durur mu?
Ne yapıp ne edip Zeynep'i geri getirdi.
Ben de Zeynep'e vasiyetten bahsettim.
Halil seni sevmiyor.
Sadece babasının vasiyetini yerine getirmek için seninle birlikte dedim.
Sen elinden geleni yaptıysan ben ne gördüm Songül teyze?
Ben ne gördüm söyler misin bana?
Ben hayal mi gördüm?
Bu evcilik oyunu çok daha önce bitebilirdi.
Bu kadar uzamasının tek sebebi Tülay Aslanlı.
O yılanın başını daha çok küçükken ezmem lazımdı benim.
Zamanında Ömer'le aşkımın arasındaki tek engel de oydu.
Nasıl Ömer'le bizim kavuşmamıza mani olduysa.
Şimdi de sizin Halil'le bir araya gelmenize engel olacak.
Gözde bak.
Tülay'ın bu çiftlikte sefa sürmesi bu evliliğin devam etmesine bağlı.
O yüzden kızıyla Halil ayrılmasın diye elinden ne geliyorsa yapıyor.
Eğer Tülay'ı buradan gönderebilirsek Zeynep'ten kurtulmamız çok kolay.
Zeynep bitti bir de Tülay çıktı başımıza.
Bana her şeyi en başından anlat.
Her şeyi bilmek istiyorum.
Bu kasabalı kızla ilgili her şeyi bilmek istiyorum.
İçinde lavanda var. Bunun rahatlatıcı etkisi varmış. En azından bugün güzel bir uyku çekersin.
Ne kadar da düşünceli davranıyorsun Halil.
Sen böyle yaptıkça aklım daha çok karışıyor.
Sağ ol.
Bana bırak arkalarını ben halledeceğim.
Sen zahmet etme benim için. Zaten elinden gelen her şeyi yaptın.
Zeynep.
Kırgınsın bana biliyorum.
Ama şimdilik olanı biteni bir kenara bırakalım.
Seni dinlenmen gerekiyor.
Güzel bir uyku çekmen gerekiyor.
Onun için de bunun yardımına ihtiyacımız var.
Sen bilirsin.
Ne kadar kırgın olsam da fark etmiyor.
Ne kadar kırgın olsam da fark etmiyor.
Sana olan aşkımı engel tanımıyorum.
Şu gönlüm seni sarıp sarmalamak için nasıl sabırsızlanıyor bir bilsen.
Özenli dokunuşların, dikkatin.
Kalbim sana bir yıldız gibi kayıyor.
Yıldız.
Biliyorum, kırgınsın bana.
Ama geçecek.
Seni nasıl sevdiğimi yeniden hatırlayacaksın.
Ama önce izin vermen gerek.
Hissiz, durgun, bitkinsin.
Güneşten mahrum bir çiçek gibi solup gidiyorsun ellerimin arasında.
Ama söz, güneşin de toprağın da suyunu da ben alacağım gerekirse.
Yıldız.
Gel Mutlu beyciğim gel, tuvalet şu tarafta.
Doktor ne dedi?
Beyin tomografi sistemisi çıktı, çok şükür.
Hafıza kaybı da geçecekmiş zaten.
Biraz toparlandı şimdi.
Hafıza biraz gidik ama konuşması düzeldi en azından.
Doktor düzelecek dedi.
Ne zaman bilmiyoruz ama düzelecek.
Şikayetini de hala geri almamış.
Mahkemeye üç gün kaldı.
Bendeki şansa bak ya.
Adam sahilde teyzemin gönlünü almaya gitti.
Kafasını yerdiler.
Valla darbeyi almadan önce şakıyordu.
Bana aşıkmış da, yıllardır beni unutamıyormuş da.
Bir an önce iyileşip söylediklerini hatırlasa bari.
Teyzoşu.
Sen değil miydin bu adamdan kurtulmak isteyen?
Peşimi bıraksın diyordun.
Köle, yapılışlara bak hele.
Sen anca çocukları kandırırsın gerçek.
Baktın adam paralı, fırıldak gibi dönüyor.
Hareketlerin tıpkı bu koku gibi, öyle yumuşak.
Öyle rahatlatıcıydı ki.
En çok da bu hallerine bayılıyorum.
Suçüstü yakalanmış çocuk gibisin.
Teşekkür ederim Levanta için.
Çok güzel kokuyor.
Rica ederim.
Ali!
Ali yardım et!
Yok, kapatamayacağım gözlerimi.
Üstüme geliyor her şey sanki.
Işığı kapatsam senin için sorun olur mu?
Karanlıkta kalamam.
Ama senden de fedakarlık bekleyemem.
Sen bilirsin.
O lafa kırgınsın hala.
Ama aslında o olmaz olası tabuttan sonra korkuyorsun.
İstemiyorsun karanlıkta kalmayı.
Olası tabuttan sonra korkuyorsun.
İstemiyorsun karanlıkta kalmayı.
Tabut mu?
Halil.
Zeynep.
Halil.
Halil bırakma beni.
Çok korkuyorum ben, bırakma beni.
Tamam.
Tamam sakin, sakin korkma.
Ben seni hiç bırakır mıyım?
Çok korkuyorum.
Korkma sadece elektrikler gitti tamam mı? Bir şey yok.
Ben yanındayım.
Çok karanlık.
Tamam, tamam.
Zeynep, bırakma beni.
Biraz balkona çıkalım mı? Hava alırsın iyi gelir.
Tamam, tamam, tamam sevgilim.
Tamam.
Tamam, tamam gel.
Bir de terlemesi geliyor biliyor musun?
Gel.
Geçti.
Gel.
Tamam, tamam gel şöyle otur.
Seni böyle görmeye değerlemiyorum Zeynep.
İyi olman için elimden gelen her şeyi yapacağım.
Umut bey durum anlattığım gibi.
Size karşı bir yardım niyetim yoktu.
Ben sipariş vereni eren zannettiğim için.
Öyle saçma bir kargo gönderdim.
Affedin beni efendim ama.
Şikayetimi geri alamam.
Yani sonuçta mağdurum.
Belki de beni kandırıyorsunuz.
Müsaade edin.
Önce bir iyi olayım.
Neyin ne olduğunu bir hatırlayayım.
Sonrası anlattığınız gibiyse.
Zaten gerisi kolay.
Hay Allah.
Oldu mu şimdi?
Akışmadı size yani.
Bana müsaade.
Malum nereye gideceğimi de bilmiyorum ama.
Burası sizin eviniz.
Daha fazla rahatsızlık vermek istemem.
Buna izin veremem.
Daha toparlanmadın, iyileşmedin.
Nereye gideceğin de belli değil malum.
Şimdi başına bir şey gelir, bir şey olur.
O da bana uymaz.
Anlaştık mı?
İyileşene kadar burada kalacaksın.
İyileşene kadar burada kalacaksın.
Ben o zaman size temiz çarşaf falan çıkarayım.
Geçti tamam.
Şimdi sakinleşmeye çalış nefes al.
Derin derin.
Tamam.
Tamam.
Zeynep.
Bak.
Elektrik gelinceye dek odaya gitmeyeceğiz.
Yanındayım ben.
Hem burada Ayşe de var.
Ben senin yanındayım.
Sakın korkma.
Sadece biraz rahatlamaya çalış.
Tamam.
Cemil, hemen şu elektrik kesintisiyle ilgilen.
Haber bekliyorum senden.
Şunu da örtelim üstümüze.
Tamam.
Nerede bunlar?
Songül teyzenin anlattıklarından sonra bir şey yapmadan duramayacağım.
Halil ile benim arama hiç kimse giremez.
Düşeceğim.
Tamam.
Tamam.
Zeynep bak korkacağın hiçbir şey yok.
Ben hiçbir karanlığın senin olmasına izin vermem.
Hep yanında olacağım senin.
Seni hiç bırakmam.
Korkma tamam mı?
Tamam.
Ne bir zorunluluk, ne de bir vasiyet.
Kim seni böyle bağlayamaz.
Bu resmen aşk.
Ama dünya kaç bucakmış göstereceğim sana.
Ne?
Bir şeye ihtiyaç mı var Gözde?
Yok.
Yok bir şeye ihtiyaç yok.
Ben bir şeye ihtiyaç var mı diye öyle elektrikler gitti ya sizi merak ettim.
Yok sağ ol.
Cemil ilgileniyor.
Söyle Cemil.
Hattı kontrol ettim ama bizim çözebileceğimiz bir durum değil Halil Bey.
Usta çağıracağız.
İyi tamam.
Bak Cemil hallediyormuş.
Elektrik gelir.
Tam kasabalı kız numaraları.
Ahtapot gibi sarmış sarmalamış.
O iyi mi?
İyi geceler.
Usta.
Bu şefkatli ve sevgi dolu adam sen misin?
Nasıl olur bu?
Ama bitecek.
Bu aşk meşk işlerine son vereceğim.
Korkmayın hemen.
Gece gece odaları mı karıştırdınız?
Ben elektrikler gidince merak ettim onları.
Yormasaydınız kendinizi.
Neticede misafirimizsiniz.
Onlar karı koca ilgilenirler birbirleriyle.
Üçüncü bir şahsa ihtiyaçları yok.
Ben de kayınvalide baktım evime gidiyorum.
İsterseniz sizde artık odanıza gidin.
Ama dikkat edin de karanlıkta yanlış odalara girmeyin olur mu?
Senin sesin çok çıkıyor Tülay Hanım.
Tülay Hanım.
Halil benim olacak.
Karanlıkta kalan...
...ve yalnız olan...
...sizsiniz.
Bırakın.
Sanki anlamıyorum ben senin ne demeye çalıştığını.
Ucuz kadın.
Alo Şahin.
Yeşilpınar'da mısın?
Evet Gözde Hanım buradayım.
Siz söyler söylemez yola çıkıp geldim.
Tülay Aslanlı.
Bu ismi aklına çok iyi kazı.
Üzerine toz tanesi konsa haberim olacak.
Duydun mu?
Tamam.
Çok sessiz burası korkuyorum ben.
Ben de.
Türkü söyleyeyim mi sana?
Senin sesin benim bütün korkularıma ilaç olur Halil.
Sen bilirsin.
Hala kırgınsın Alev Hanım.
Ne olursa olsun aramızdaki tüm kırgınlıkları silip atacağım.
Zeynep bu güzellik var mı soyunda?
Elvan elvan güller biter bağında.
Arife gününde bayram ayında.
Zeynep'im Zeynep'im ağlı Zeynep'im.
Dış köyün içinde şanlı Zeynep'im.
Zeynep'e yaptırdım altından tarak.
Tara zülüflerin bir yanda bırak.
Zeynep'e gidemem yollar pekarak.
Zeynep'im Zeynep'im ağlı Zeynep'im.
Dış köyün içinde şanlı Zeynep'im.
Zeynep'im Zeynep'im ağlı Zeynep'im.
Ne oluyor?
Az önce bu gözler neler gördü biliyor musun?
Halil Zeynep'in saçlarını okşuyordu.
Aşık.
Aşık Halil Zeynep aşık.
Sen kandırıyor musun beni?
Aklımla mı oynuyorsun sen benim?
Gözde'ciğim her şeyi yanlış anlıyorsun.
Belli ki Halil babasının vasiyetini yerine getirmek için Zeynep'i iyi etmeye çalışıyor.
Kocası onun sonuçta.
Kocası mı?
Kocası.
Kocasıymış.
Halil benim.
Duydun mu bunu?
Halil benim.
Bunu herkes anlayacak.
Bunu sen de anlayacaksın.
Bak Halil benim diyorum.
Bunu o sinayilerimiz de anlayacak.
Duyuyor musun beni?
Herkes anlayacak bunu.
Benim olduğunu anlayacaksınız.
Bak.
Ne varmış orada?
Gerdanlık.
Sen dua et.
Ben Halil'i o kasamalı kızın elinden alabileyim.
Yoksa yaptığın bu hırsızlığın bedelini çok ağır ödersin.
Gözde kaybederse
kimse kazanamaz.
Hırsız mı?
Peki Gözde manyağı.
İstediğin olacak.
Halil'i alacaksın.
Ama ondan sonra
her gün ayaklarıma kapanıp
Halil sırrını öğrenmesin diye bana yalvaracaksın.
Çünkü ben bu gerdanlığı çalmış olabilirim.
Ama sen de
sırrın ortaya çıkmasın diye sessiz kaldın.
Sen benden çok daha suçlusun.
Günaydın.
Günaydın.
Daha iyi misin?
İyiyim sağ ol.
Ama
ben
ama
seni de uykundan ettim kusura bakma.
Ne kusuru?
Sayende gecem çok huzurlu geçti.
Zeynep
benim sana bir sürprizim var.
Biraz uzaklaşmak ikimize de çok iyi gelecek.
Ağva'da rezervasyon yaptırdım.
Bir yere gitmeseydik de sevdamı sevdamı ekleyip içimi ısıtsaydın keşke.
Sen istiyorsan gidelim.
Ben istiyorsam.
O zaman şu yakınlarda bir
sert bir kahvaltı yapalım.
Hem açık hava diye gelir sana.
Ben uyarım sana.
Uyarsın.
Hı hı.
Tamam o zaman şöyle yapalım sen biraz dinlen.
Enerjini topla ben arzuyla kahvaltını göndereyim.
Herkese günaydın.
Günaydın.
Günaydın.
Ben istemiyorum sağ ol.
Arzu sen ablamı dinleme koy.
İki can taşıyor neticete.
Yemesi lazım.
Mavişi mi nerede?
Bir şey mi oldu yoksa?
Bir şey mi oldu?
Bir şey mi oldu yoksa?
Yok Zümrüt sultan dinleniyor odasında uykusunu alamamış.
Tamam çocuğum uyusun tabi gücünü toplar.
Zeynep hanımın kahvaltısı odasına götürülecek.
Bu arada elektrikçiler geldi Halil bey arıza giderildi.
Cemil onlarla ilgileniyor.
Tamam.
Günaydın herkese.
Günaydın.
Günaydın.
Nerede yarınıyorsun?
Teşekkür ederim fıstık sende çok güzelsin.
Valla saatleri karıştırdım allak bullak oldum jetlak olmuşum.
Yoksa geç kalmak hayatta adetim değildir.
Kusura bakmayın ne olur.
Kusura bakmayın ne olur.
Ee Zeynep yok mu?
Geç mi uyanıyor böyle?
Bugün dinlenecek odasında.
He ben öyle geçeyim o zaman.
Boş kalmasın orası değil mi?
Valla Zeynep'in dinlenmesi lazım tabi.
Yani Songül teyzem biraz bahsetti başına gelenlerden.
Çok çok üzüldüm.
Ne diyor bu kız?
Mavişime bir şey mi oldu?
Niye benim haberim yok?
Zeynep biraz yorgun mu?
Gördün ya ondan bahsediyor misafirimiz.
Zeynep neden burada değilsin?
Senin yerinde başkasını görmek canımı sıkıyor.
Hadi afiyet olsun herkese.
Afiyet olsun.
İmzalaman gereken evrakları getirdim.
Bir de bu akşam Kaymakam Bey'in oğlunun nikahı var.
Zeynep'le birlikte davetlisiniz.
Kaymakam Bey mutlaka nikah şahidi olmanızı istiyor.
Eyvallah Hakan.
O tamamen aklımdan çıkmış benim.
Sen zahmet bu dosyaları da çalışma odasına koyar mısın?
Tabi başka?
Yok eyvallah.
Tekrar afiyet olsun.
Halil'ciğim.
Kaymakam'ın nikahına gideceksin değil mi?
Gitmezsen çok ayıp olur.
Yani durumlar ortada aslında Zeynep de
haklı olarak dinlenmek istiyor ama
yalnız da gidilmez ki.
Şöyle yapalım.
Sen Gözde'yle git.
Yalnız kalmamış olursun.
Eşiyle gitmesi daha uygun olur.
Yani şimdi uygunluğu düşüneceğiz diye
Zeynep'i de daha çok yormayalım ama değil mi?
Dinlenmesini alalım.
Zeynep'i de daha çok yormayalım ama değil mi?
Eşiyle gitmesi daha uygun olur.
Yani şimdi uygunluğu düşüneceğiz diye
Zeynep'i de daha çok yormayalım ama değil mi?
Dinlenmesi lazım.
Sonuçta davetten çok Zeynep'in iyiliği önemli.
Ben bir Zeynep'e bakayım.
Mutlaka konuşmamız gerek.
Konağa gelmek üzereyim.
Kapı dışında buluşalım.
Beni fazla bekletme.
Hadi.
Akşama nikaha davetliyiz.
Kaymakamın oğlu evleniyor.
Sözüm vardı ona.
Gel.
Ben aç değilim Arzu.
Sen onu oraya koyarsın.
Bir tek lokma girmedi boğazından.
Aç değilim diyor bir de.
Kaymakam,
bizim nikah şahidi olmamızı istiyor.
Karı koca.
Sen istiyorsan gidelim.
Peki sen Zeynep.
Sen ne istiyorsun?
Bu arada aklımda hiçbir şey yok.
Ha bu arada aklımdayken söyleyeyim.
Çiçeği de odadan çıkartalım diyorum.
Geceleri olur olmalık ötüyor, rahatsız ediyor.
Sen öyle diyorsan.
Bu kadar mı kırgınsın beni?
Hep böyle mi olacak Zeynep?
Sen bilirsin.
Sen öyle istiyorsan.
Olmaz.
Bu böyle olmayacak.
Olamaz.
Yemeyeceğim aç değilim.
Yiyeceksin Zeynep.
İtiraz istemiyorum.
Al şunu.
Güzelce karnını doyur.
Sonra da hazırla.
Seni atölyede bekliyor olacağım.
Afiyet olsun.
Baş belası.
Söyle ne istiyorsun?
Yapmayın Tülay Hanım.
Zeynep'in tarlasına kimyası attırırken iyiydi.
Bolaydan sonra Halil hesabımı kesti.
Geçip bunlarda iş bulamaz oldum.
Sana bir sürü para verdim yetmedi mi?
Bitti.
Bağırma.
Açım.
Bağırma.
En azından içeri girsem
boğazımın iki lokma bir şeye geçer.
Az metrenin sen olduğunu da söylerim.
İçeride beraber paşa paşa yatarız.
Ne dersin?
Cengiz.
Bu arada
Zeynep'in tarlatını senin mahvettiğinden haberi var mı?
Tamam.
Uzatma.
Ne yapıp yapıp çözeceğim.
Ama sakın beni arama ben sana ulaşırım.
Ne işler çeviriyorsun acaba?
Şu adamın fotoğrafını bir çekeyim de Şahin'e atayım.
Şu adamın fotoğrafını bir çekeyim de Şahin'e atayım.
Hadi Cengiz.
Bas git seni kimse görmeden hadi.
Dediklerimi unutma.
Yoksa kötü olur.
Gördü mü acaba?
Füleyha Hanım.
Burada mıydınız?
Yürüyüşten mi?
Evet.
Yürüyüşten.
Konak çok kalabalık oldu da
bastı biraz.
Yürüyüşten mi?
Evet.
Yürüyüşten.
Bastı biraz.
Sizin çekeyin tadilatı birkaç güne biter inşallah.
Koskoca çiftlik canım.
İki güne nasıl bitsin?
Müştemilatta yaşamıyoruz ya.
Hem burada keyfim çok yerinde.
Hiç gitmeyi düşünmüyorum.
Bir koku var.
Siz de alıyor musunuz?
Ne?
Bir
rutubet kokusu.
Ay resmen sizden geliyor.
Müştemilatta yaşıyorsunuz ya ondan herhalde.
Ay ama sakın üzülmeyin.
Neyse kapatalım bu konuyu.
Ben şimdi alışverişe gidiyorum.
Nikah için bir şeyler alacağım.
İsterseniz siz de benimle gelin.
Sizin üstünüze de bir şeyler alırız.
O rutubet kokusu sizin parfümünüz olmasın?
Ayrıca kıyafet konusunda hiç sıkıntım yok.
Bazılarının aksine
nerede ne giyeceğimi, ne zaman ne söyleyeceğimi çok iyi bilirim.
Umarım en kısa zamanda çektiğin tadilatı biter.
Yoksa burada çok canınız sıkılır.
Kendisini hatırladın mı?
Birlikte burayı dağıttınız.
İşte o gün burayı dağıtan kadın benim karımdı.
Benim asil sevdamdı.
O kadın
Önüne çıkan hiçbir engeli tanımazdı.
Onun kalbindeki savaş dünyadan büyüktü.
Benim karıma ne oldu Zeynep?
Ne oldu da şimdi kendini hiçe sayıyor?
Bir hiç olarak görüyor.
Görmüyor musun?
Sen hala benim karımsın.
Bak
sopa da aynı sopa.
Al şimdi bunu eline.
Vur buralara.
Kır, dök, parçala.
Bağır, çağır, haykır.
Ama her neyse sebeple o öfkeni içinde tutma.
Kırgınlığına haykır Zeynep.
Ama sonra nefes al Zeynep.
Yaşa.
Gerçekten yaşa.
Şu güzel yüzünü, şu güzel gözlerini yeniden görsün.
Bana asil sevdamı geri ver.
Hadi Zeynep.
Kim yazdığın ders bu?
Demek ailemin topraklarını satmayacaktın.
Bana boyun eğdirmek için oynadın benimle.
Ellerim.
Bunlar küçük sıyrıklar Zeynep.
Ama sana bir şey olsaydı Zeynep.
Biz de o zaman paramparça olurduk halbuki.
Ne yapmış olursan ol.
Defalarca hayatımı kurtardın Ali.
Sana öfkelenemem ki.
Yok.
Bir faydası yok, ben öfkeli değilim.
Ben sana kırgın değilim.
Kızgın değilim, öfkeli değilim.
Öfkeli değilim.
Ben artık sana hiçbir şeyim Ali.
Ne olursa olsun sen benim karımsın.
Akşama nikah ver.
Sırf ben istiyorum diye değil.
İçinden gelerek yanımda olmak istersen.
Ben seni yedi buçukta bahçede bekliyor olacağım.
Acaba bütün bu söylediklerin
gerçek hislerin mi Ali?
Valla iyi ki geldin Gözde'cim.
O kadar özlemişim ki dost sohbetini.
Canım benim.
Ama bak sohbetle kurtulamazsın.
Alışverişe gideceğiz birlikte.
Ben gittim, hiçbir şey bulamadım.
Her şeyin yerini unutmuşum.
Senden başka kiminle gideceğim ki zaten.
Songül teyze de pek isteksiz.
Zeynep desen, onu tanımıyorum henüz.
Ama sanki böyle
Zeynep'le Halil'in arasında
bir problem mi var?
Bana öyle geldi.
Biliyorsun benden kaçmaz hiçbir şey.
Sen hep böyle meraklıydın.
Nereden başlasam anlatmaya?
En baştan.
Her şeyi ama her şeyi anlat.
Onların ki
öyle büyük bir aşk ki
kaç defa yer yerinden oynadı.
Bazı aşklar fırtınalıdır.
Ama fırtına denince
en güzel zamanlar ortaya çıkar.
Öyle işte.
Halil
Zeynep'e o kadar aşık ki
her şeyi en ince detayına kadar
düşünür oldu.
Mesela en son Zeynep'in doğum gününde
ben hediye almayı unutursam diye
benim yerime hediye seçmiş.
Düşünebiliyor musun?
Bak sen şu Halil'e.
Böyle çok zarif
çok şık bir broş
yaprak gibi şekillendirilmiş.
Görsen tam Zeynep'in seveceği
tarzda bir şey.
Halil
her zaman çok zevkliydi zaten.
Evet gerçekten.
Zeynep'i de çok iyi tanır.
Karısını bilir.
Gerçi Zeynep biliyor Halil'in aldığını ama
yine de
hassasiyetini anlamasına daha çok sebep verdi.
Gözde'ciğim ben müsaadeni isteyeyim.
İlaçlarımı almam lazım.
Canım benim sen keyfine bak ne olur.
Zaten bol bol sohbet edecek
vaktimiz olacak.
Tabii.
Efendim Şahin.
Gözde Hanım adamı buldum.
İsimi Cengiz.
Hatta gidip konuştum kendisiyle.
Tülay Hanım kendi kızının tarlasını
buna zehirletmiş.
Ne?
Zeynep biliyor mu peki bunu?
Yok bilmiyor.
Cengiz söyleyeceğim deyip
şantajla para koparmaya çalışıyor
Tülay Hanım'dan.
Tamam.
Tülay'da para yok.
Söyle Cengiz'e parasını ben vereceğim.
Ama dediğim her şeyi bir bir yapacağım.
Anlaşılmıştır.
Hadi bakalım Tülay Hanım.
Defteğini dürmeme çok az kaldı.
Tabii
Zeynep'e de sıra gelecek ama
seni bir aradan çıkaralım bakalım.
Akşam nikah var.
Akşam nikahı mı?
Akşam nikahı.
Akşam nikahı var.
Ben de çok isterdim eşin olarak
yanında bulunmayı ama olmuyor işte.
Olmuyor.
Gel.
Zeynepciğim.
Sana geçmiş olsun demek için uğradım.
Akşam hiç iyi görünmüyordun.
Şimdi nasılsın?
Daha iyisindir umarım.
Sağ ol toparladım biraz.
Aman sen iyileşmene bak.
Kendini iyi hissetmeden de
sakın dışarı falan çıkma.
Halil'i de hiç merak etme.
Onu akşam ben eşlik edeceğim.
Ama
bir aksilik oldu.
Takılarım hâlâ gelmedi.
Senden bir kız yardımı rica etsem.
Ya birkaç güzel parça yeter aslında.
Tabii
takılarımı orada istediğini alabilirsin.
Çok iyisin teşekkür ederim.
Zeynepciğim.
Burada değil mi?
Şu meşhur broşu görelim.
Bu ne kadar güzel bir şeymiş.
Ayıldım.
Çok zevkli.
Aldım bunu öyleyse.
Halil'in hediye ettiği broş.
Alma desene Zeynep.
Teşekkür ederim.
Ne demek.
Teşekkür ederim.
Babanızın arkadaşı Metin Bey geldi siz yokken.
Numarasını bıraktı.
Afiyet olsun.
Allah Allah.
Telefonu kapalı.
Mühim bir şeyse araştırayım hemen.
Yok şimdilik gerek yok.
Bu tek müsait zaten değil mi?
Evet evet hepsi bu.
Başka bir şey yoksa.
Tamam.
Ali sen pek iyi gözükmüyorsun.
Zeynep.
Çiftliğe niye geri döndü biliyor musun?
Hayatını kurtardığım için.
O ağzımdan çıkan laf.
O lafa hala kırgın.
Gerçi haklı.
Ben ona sen kimsin dedim.
Bir de herkesin önünde.
O da şimdi can borcu olduğunu düşündüğü için sen bilirsin.
Tamam sen haklısın.
Sen nasıl istersen diyor.
Ben o iyi olsun.
Kendine gelsin diye uğraşırken çabalarken de.
Onun yüzünden boşa düşüyorum.
Ne yapacağımı bilmiyorum Hakan.
Valla bir çıkış yolum yok.
Kendi harçlığından haklısın Halil.
Ama bir de Zeynep'i düşün.
Saatlerce tabutun içinde.
Toprağın altında.
Ölümlerden döndü.
Kendini toparlaması için ona biraz zaman tanı.
Seni de onu.
Sevdiğin kadın sana kırgın.
Dayanamıyorsun.
Ama biraz üstüne gitme.
Bence.
Doğru söylüyorsun.
Onu biraz kendi haline bırakacağım.
Kırgınlığının geçmesini sabırla bekleyeceğim.
Eyvallah Hakan.
Müsaadenle.
Erkek dediğin evde boş durmaz.
Ha şöyle işe yara bakayım.
Silsin, iyice sil, parlatsın.
Aferin.
Selmuş'um.
Bir kıymık operasyonuyla karşı karşıyayız.
Valla abartma diyeceğim de.
Haklısın galiba.
Bütün planlarımız sabrediyor.
Üstelik ev de pek yerinde.
Gerildik kaldık burada.
On yıl botoksa gitmesem yeri valla.
O derece yani.
Ne yapacağız peki?
Eski bir Türk filmini de izlemiştim.
Bir adam aynı unutu bir ekibe hafızasını kaybediyordu.
Sonra aynı yere tekrar vurunca hafızası yerine geliyordu.
Teyze.
Ne oluyor yahu?
Ne oldu?
Ne oluyor yahu?
Ne olacaktı?
Sonunda delirdim.
Allah Allah.
Kız teyzeciğim, hayır.
Ya bırak beni Selmuş'um.
Bırak da anne diyeyim şu işi.
Sen de kurtul, ben de.
Teyze hayır.
Hey, ne oluyor burada?
Yetti artık çocuklar, yetti.
Hatırlayacaksa hatırlasın.
Yeter beklediğimiz ya.
Herkes bir sakin olsun.
Sakin.
Ben ne yapacağımızı buldum.
İnşallah Cengiz başıma bir bela açmaz.
Amerika'da her şehrin büyük olmasına alışınca
Avrupa şeyleri ufacık geliyor insana.
Ben de bir yurt dışına çıkmak istiyorum ya.
Benim de hakkım değil mi gezmek?
Nerede?
Sen ablana baktın mı bugün?
Evet anne.
Az önce yanındaydım.
Durum iyiye gidiyor merak etme.
Bu Cengiz denen adam seni gerim gerim germiş.
Çok güzel.
Yaptın mı kahveleri?
Alayım ben onları.
Halil ile karşılıklı çardakta içeceğiz.
Arzu'cuğum.
Bir de..
Konuşmuştuk dün.
Şunları kaldıralım şuradan.
Ben yenilerini sipariş ettim daha uygun olacak.
Nasıl isterseniz.
Kalsın.
Onlar Arzu.
Bu tip kararları konağın hanımı yani Zeynep verir.
Gerçekten mi ama ya?
Böyle küçük detaylar için Zeynep'i yoracak mıyız?
Ay o zavallı kız çok kötü görünüyordu.
Ama çok tatlı ay çok tatlı gerçekten.
Ben akşam takmak için takılarım yetişmedi deyince..
Bana Halil'in ona hediye ettiği broşu verdi nikahta takayım diye.
Siz tekrar çok teşekkürlerimi iletin kendisine.
Canım benim.
Şöyle pardon.
Zeynep bu ne hal?
Sen bir aslanlı kadınsın.
Yakışıyor mu hiç sana?
Tamam anlıyorum.
Yaşadığın şeyler çok ağırdı kabul.
Ama sen burada yaşadığın şeyleri,
Çok ağırdı kabul.
Ama sen burada kışın kuşuna yatarken,
Gözde orada Halil'in etrafında tilki gibi dolanıyor.
Üstelik evin hanımı gibi davranıyor.
Akşam Halil ile nikaha gidecekmiş.
Sen de Halil'in sana hediye ettiği broşu ona vermişsin.
Delirdin mi Zeynep sen?
Aklını başına topla.
Kendine gel.
Azıcık aklın varsa,
Evliliğini kurtarmak için çaba gösterirsin Zeynep.
Anne.
Bilmem farkında mısın ama ben tabuttan çıktım.
Tabut.
Karanlığın içinde yitip gidiyordum ben.
Seni o karanlıktan çekip alan,
Tabuttan çıkaran Halil'di.
Bunu sakın unutma.
Hadi gel benimle.
Anne.
Hadi Zeynep.
Gördün mü?
Anladın mı şimdi Zeynep?
Eğer kocanın yanında olmazsan,
Yakında yanında bir koca bulamayacaksın kızım.
Anne.
Annem haklı.
Yanında olmam lazım.
Benim bir canım var.
O da seni kaybetmeye dayanmasın.
Sami teyzeye müjdeli haberi vereyim.
Nikaha gidiyorum.
Nasıl oldu anneciğim küpeler yakıştı mı?
Rengi çok güzel.
Ayrıca sana ne yakışmaz ki dünya güzeli kızım.
Aferin güzel kızım.
Böyle dimdik ol.
Eşini sav gibi çık.
Demek sen ikna ettin kızını.
Nasıl olurdu?
Nasıl olurdu bu kasabalı kız böyle güzel, böyle zarif görünür ki?
Gelemeyeceksin nikaha.
İzin vermeyeceğim ona.
Umut beyciğim kuru yemişinizden de yiyin buyurun.
Olur efendim ondan da yerim.
Umut abi.
Ben bu konuyu biraz araştırdım.
Tat, insan hafızasının en büyük yetkililerinden biriymiş.
İnsanın sevdiği yemekler,
Hafızanın geri gelmesine yardımcı oluyormuş.
O yüzden lütfen devam et.
Bak.
Umut beyciğim.
Umut abi.
Kelep adamın aklını getireceğim derken bir laf hesabından götüreceksiniz.
Eyvah eyvah.
Anerjisi olan bir şey mi yedirdik acaba?
Şişiyor adam.
Şişti ver.
Anam şişiyor mu?
Abartılma oldu biraz makyajım.
Ne oluyor?
Nasıl ya?
Kimse var mı orada?
Açın kapıyı lütfen yardım edin.
Halit.
Anne.
Halit.
Anne.
Yardım edin biriniz.
Mufezzalamıyorum.
Yardım et bana nasıl çıkacağım buradan?
Sesimi duyan yok mu? Yardım edin.
Halit.
Şimdi oradan nasıl kurtulacaksın bakalım?
Korkudan delirmezsen iyi.
Sesimi duyan yok mu?
Açın kapıyı yalvarırım.
İstediğin kadar bağır kasabalı kız.
Seni kimse duyamaz.
Halit.
Anne.
Gözde'cim.
Ne kadar şık olmuşsun.
Mersi.
İyi ki Zeynep fikrini değiştirmedi.
Halil'in yanına çok yakışacaksın.
Aslında Zeynep nikaha gelmek için hazırlanıyordu.
Ama çok korkuyor zavallıcık.
Bence korkularını yenip gelemeyecek.
Bir de tabi.
Onu kilitlediğin banyodan kurtulabilirsem.
Gerilme.
Rahat ol.
Keyfine bak.
Çok yakında o Zeynep'in yılan annesi var ya.
Ondan da kurtulacağız merak etme.
Nasıl olacakmış bu?
Tülay.
Yaramazlık yapmış.
Ya insan kızının tarlasına kimyasal ilaç attırır mı hiç değil mi?
Ne diyorsun sen?
Demek Tülay bunu da yapmış.
Peki ne yapacağız şimdi planın ne?
Var aklımda bir şeyler.
Ama önce bu gecenin tadını çıkarmayı düşünüyorum.
Bu gece Halil ve benim kaderimiz sonsuza dek değişebilir.
Baş başa kalacağız.
Bu gece bütün sürprizlere gebe olabilir.
Nefes alamıyorum.
Nefes alıyorum.
Gözde Halil'in etrafında tilki gibi dolanıyor.
Üstelik evin hanımı gibi davranıyor.
Akşam nikaha Halil'le beraber gidecekmiş.
Halil'i de hiç merak etme.
Onu akşam ben eşlik edeceğim.
Hayır.
Halil'e de aşkıma da sahip çıkacağım.
Halil'in verdiği cesaretle nasıl köpek korkumu yendim.
O zaman sevdamı tutunup o cesaretle buradan da çıkarım.
Halil yedi buçuğa kadar bekleyip gidecek.
Hem de Gözde ile.
Çok zamanım yok bir şey yapmam lazım.
Halil.
Saat yedi buçuğa gelmek üzere.
Gelmeyecek misin Zeynep'e?
Halil'ciğim.
Seni tek göndermeye gönlüm razı gelmedi.
Bu Zeynep'in broşu.
Zeynep.
Çok tatlı biri.
Ben takılırım Amerika'da kaldı deyince takmam için bana verdi.
Yakışmış mı?
Zeynep gelmeyecek.
Broşu da bunu iyice anlayayım diye vermiş Gözde'ye.
Güzel broş tabi.
Çok şükür geldin.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.