All language subtitles for My-Name-Is-Pecos-(1967)

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic Download
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian Download
br Breton
bg Bulgarian Download
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian Download
da Danish
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French Download
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian Download
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian Download
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal) Download
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian Download
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian Download
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish Download
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish Download
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Girin içeri domuzcuklar.

Yorgun musun, dostum?

Serinlemek için biraz su içebilirsin.

Silahının olmadığını görüyorum.

Bu bölgede silahsız yolculuk...

...yapmak güvenli değildir.

Paran var mı?

Şu an, zor durumda kalmış bir kişiye...

...yardım etmeyi kimse reddetmez.

Yirmi dolarını alırım, boş bir silah karşılığında. Tamam mı?

İsminiz neydi?

Hey, sen. Halen sorumu cevaplamadın.

Adın her neyse, affedilmez bir hata yaptın.

İsmini sordum, Meksikalı!

Benim adım,...

...Pekos.

Onu gömün.

Haber var mı, Smith?

Yok.

Bugün sabah bir kaç kelime gelmeye başlamıştı, aniden kesildi.

Dünden beri buradayım Doktor, San antonio'dan haber bekliyorum.

Lanet Olsun, Smith!

Bu lanet telgraf Laredo'yla kasaba arasındaki tek bağlantı!

Biz de herkes gibi burayı terk etmek zorundayız.

Kızım Mary'nin bu çöplükte ölmesine izin vermeyeceğim.

Bu lanet cihaz geldiğinden beri çalıştığını görmedim.

Elimden geleni yapıyorum, Doktor. Şimdi tekrar deniyorum.

- Günaydın, Doktor Berton. - Günaydın mı? Nesi aydın bunun.

Endişelenme, Doktor Berton. Askerler yakında burada olurlar.

Bu kasabadaki herkes çok gergin. Moralleri bozulunca, gitmeye can atarlar.

Rom fıçısı.

İçeri girin. Başımız derde girecek.

Öldürmeyin.

Buraya getirin.

Bize zor anlar yaşattın, Brack.

Çabuk, arabaya gidin.

Ve?

Dilini mi yuttun yoksa, hafızanı mı kaybettin?

Paranın tamamını kendin için sakladığını söyleme.

Arkadaşlarınla paylaşmadan tek başına 80.000 kendin için.

Bu şekilde yapacağını sanmıyorum, Brack.

Bu doluydu, Brack.

Laredo'daki bankayı soyduğumuzda bu doluydu.

Senin gibi lanet bir piçe güvenmemiz de hataydı.

- Nereye gidiyordun? - Canın cehenneme!

Seni ahmak.

Ölü birinden ne öğrenebilirsin?

Para çantada değilse...

...başka bir yerde olmalı.

Arabaya bak.

Hiçbir şey yok, Kline.

Lanet olası piç! Bizi aptal yerine koydu.

Onu yakalamadan önce parayı saklamış

Burt, Alex, burada kalın!

Araba izlerini takip ediyoruz. At binin.

Geri döndü.

Lanet olası sırtlan!

Sakin ol, baba. İşe yaramıyor. Kendine eziyet ediyorsun.

Cesur birinin bu katilden ...

...hesap soracağı güne kadar sakin olacağım.

- Ödemeni yap, Alex. - San Juan'da bu kadar kolay değildi.

Sana kumar borcumu ödüyorum.

Telgraftan hep nefret etmişimdir.

Otur şuraya.

Bu misafirperver kasabada Şerifin olmaması çok yazık.

Houston'da Şerif yoktur.

Kışın çok fazla nem var, yazın da çok sıcak olur.

Aynen öyle.

Haklısın, Alex.

Sekiz ayda beş kişiyi öldürdün.

Hep ayakta kalan sen oldun.

Acı çekmelerine müsaade etmedin. Bunu inkar edemem.

En azından Morton'un yapması gereken işleri var.

Morton da kim?

İşte Morton geliyor.

Hiç ayakta kalamazlar. Öldükten sonra dahi.

Bu lanet çocuk kayıptı, Tanrım, adalet elinle düşmanları yok et.

Dur, Luzifer! Henüz işimiz bitmedi!

Hiç böyle bir melodram görmedim. Bana akbabaları hatırlattı.

Ne kadar salakça!

Tedder, bu müesseseden, değil mi?

Elbette, dostum. Kanunlara saygılıyım.

Silah kimdeyse kanunu o belirler.

Burada huzur içinde yaşadığımız için Şerif yok.

Hey, nereye gidiyorsun?

Bu kardeşim Ned. Birkaç günlüğüne kasabada.

Hiçbir zaman silah taşımadı. Bu yüzden bir erkek kardeşim var.

Komik, annesi gibisin...

Bu Bay Gordon, Laredo'dan.

Sizi rahatsız etmem, çocuklar.

Buradaki herkes mutlu.

Hey sen, güzelim.

Evet, seni kastediyorum. Bize yiyecek bir şeyler getir. Durma!

Eğer uzun süre yaşamak istiyorsan, ne dersem onu yapacaksın.

Her şey yolunda giderse, sınırın ötesinde Kline'la beraber tatil yapacağız.

Aptalca bir fikre kapılan olursa, her şeyi yaktığımızda tam ortasında kalır.

Eğlenceli olacağı garanti.

Burada çok mu içerler?

- Tekila. - Ne?

Tekila!

- Şey, bilemiyorum.... - Meksikalı olduğunu biliyor.

Meksikada içecek bir şey yoktur.

Aslında, Meksikalılar içki içmezler, değil mi Burt?

Neden eşek idrarı içmeyi denemiyorsunuz?

Onu dene.

Susadım.

Duydun mu, susamış, Burt?

- Bu konuda ne yapabiliriz? - Bunun için kumar oynayalım. Var mısın?

Hayır, bu çok basit. Meksikalılara güvenilmez.

Fakat bu istisna olabilir. Onun silahı var.

Piçin silahlı olduğunu görebilirsin.

Belki de bir ölüyü soymuştur.

Silahın olduğu göz önüne alınırsa, Meksikalı...

Bize kullanabildiğini gösterebilirsin.

Ben viski içmem.

Sevmem.

Tekila istediğimi söyledim.

Tekila.

Tekila, lütfen!

Hayatın tehlikede yabancı.

Bu ikisi, Joe Kline'ın adamıydı.

Sana orada biraz iş çıkardım.

Hayır, dostum, Kline'ın adamlarına asla dokunmam.

Ölüleri dirilerinden daha tehlikelidir.

Zaman kaybediyoruz. Burada aramamızın bir anlamı yok.

Bölgede sadece zehirli örümcekler ve kırmızı karıncalar var.

Hadi gidelim, Kline.

Birazdan ordu tepemize biner.

1000 km2 bir arazide para torbasını bulamazsın.

Bu domuz arabayı Houston'a sürdü.

Neden, isteseydi sınırı geçebilirdi?

Çünkü, başkası için çalışıyordu.

Bu yüzden!

Parayı bulana kadar bu bölgede kalacağız.

Ordu olsun ya da olmasın.

Houston'da kimin için çalıştığını bulacağım.

Bizden biri beş asla oynuyorsa,

çoktan kendini ölmüş kabul edebilir.

Burada ne işin var?

Mezarlıkları sever misin?

Tanrı sadece Musa'yla konuşmadı, aynı zamanda...

...onla beraber gelen çobanlarıyla da konuştu.

Herhangi bir duayı anlatmaya hazırım, İncil'de yer almasa dahi.

Bana güvenmiyor musun?

Morton'a güvenmemekle hata yaptın, yabancı!

Herkes er ya da geç beni bulacak.

- Meksikalı mı dediniz? - Evet, Meksikalı.

Tabancalarını kınından çıkardılar, ama o daha hızlıydı.

Ne olup bittiğini fark edemedik. İnan bana, Kline.

Tuhaf. Bu iki arkadaşla istediğimiz her şeyi yaptık.

Yemek yemek dışında her şey.

Pis bir Meksikalı onları mı öldürmüş?

Bu hikayenin tamamı tepeden tırnağa pis kokuyor.

Beni tanırsın Tedder, bilirsin, verdiğim sözleri tutarım.

Meksikalıyla mücadelemde pis meyhanene bahse girebilirsin.

Onu yakaladığımda ruhunu çekip çıkaracağım.

Ona yardım ettiğini öğrenirsem,

geri dönüp aynı şeyi sana yaparım.

Black, Buck, Anderson, burada kalıyorsunuz.

Viskiyi fazla kaçırmayın, gözlerinizi açık tutun.

Gidip etrafa bir göz atalım.

Ortadan kaybol! Öldürdüklerini buldular, seni arıyorlar.

Burada kalamazsın. Hala Kline'ın üç adamı burada.

Senin ölmeni istemiyorum.

İkimiz de aynı şeyi istiyoruz.

-Senin adın ne? -Ester.

Pekala, Ester. Söyle bakalım nerelisin?

Boquilla'dan sınırın ötesinde. Ailem dağlarda çiftçilik yapıyor.

Babam, kız kardeşi Lola ve küçük bir kuzenim var.

Üç yıldır burada çalışıyorum. Zor, ama geçimimi sağlıyorum.

Mahzendeki gizli geçit duruyor mu?

Evet, ama bunu nereden biliyorsun?

Bu kasaba hakkında çok şey biliyorum.

Doğmak ve ölmek üzere olan insanlar var.

Şimdi ne olacak?

Daha fazla ölümler olacak.

Elimde olanın en iyisi, çocuklar. Ekmek.

- Hey Tedder, ondan bana da bir tabak getir.

Diğerleri gelene kadar bitmediğinden emin ol.

Hey, melez. Dışarıda bir şey mi gördün?

Dikkatli ol.

Kızı niye korkutuyorsun, Black?

Yatağıma girdiğinde güvendesin, küçüğüm.

Bilmiyor musun? Genç kadınların hepsi şımartıldığında güven duyar.

Mahzene git bana biraz şarap getir, Tedder.

Git hadi!

Acele et!

Buraya gel, Black. Çok eğleneceğiz.

Bak, gösteri hoşuna gitmedi mi?

Ondan uzak dur, seni piç kurusu!

Hadi.

Önce onları yıkamalısın. Meksikalılar her zaman kirlidir.

- Doğru söylüyor, Black. - Ondan uzak dur, seni piç kurusu!

Haklısın. Önce yıkamak gerekiyor.

Merhaba çocuklar.

Başka bir Meksikalı domuz mu ortaya çıktı?

Yoksa bu, Kline'in ezmek için aradığı bit mi?

Doğru.

Çocuklar, doğrusu onu anlayabiliyorum.

Başına geleceklerden dolayı elektirik çarpmışa döndü.

Kline dışarıda Meksikalı birini arıyor, kendisi sinsi bir kedi gibi burada.

Sanki gökten düşmüş gibi.

Ya çok aptal...

...ya da çok akıllı.

Adını söyle , Meksikalı.

Buna gerek yok.

Ölüler duyamaz. Sen ölüsün.

Benim adım...

...Pekos.

Mahzende güzel bir şarap var.

Çok değerli bir şarap.

Merhaba, dostum.

Alın onu.

Kahrolası piç kuruları, onu öldüreceklerinden eminim.

Sakin ol, Doktor. Kimse ona yardım edemez.

Ned doğru söylüyor, Baba.

Askerler geldiğinde, adalet yerini bulacaktır.

Keşke silah kullanabilseydim...

...yada dinamit atabilseydim.

Sakin ol, Baba. Yakında herşey yoluna girecek.

Konuş. Ne kadar bahis koyuyorsun?

Beş dolar.

16.

Kardeşin Tedder'in dahi katilleri desteklediğini biliyorum.

Tedder'in başka seçeneği yoktu.

Marchison öldüğünde, Tedder paranın nereden geldiğini biliyordu,

...ellerine geçmemesi için meyhaneye aldığını düşünüyorun.

Kline'den sakladığını biliyorum. Değil mi, Ned?

Dodge City'de doktorken, Kline'nın çetesinden bir adam getirdiler.

Kanaması vardı, Vücudunun tamamı kurşunla doldurulmuştu.

Yeniden ayağa kaldırmaya çalıştım.

Getirdiklerinde neredeyse ölmüştü.

Doktor olarak elimden gelen her şeyi yaptım.

Fakat onu kurtaramadım.

Ama Kline'nın adamlarından biriydi.

Bir gün Kline Kasabaya geldi.

İşte, ellerime bak.

Kline tabancasıyla kemiklerimi teker teker kırdı.

Bana dedi ki: ...birini tedavi ederken...

...her zaman, Kline'ı hatırlarsın.

Baba... Ah Baba.

Bu kadar yeter!

Yeterince eğlendik.

Yeterince ....

...zaman kaybettik.

Parayı kaybettiniz, sizi akbabalar.

Bu konuda ne biliyorsun?

Ne biliyorsun?

80.000 Dolar nerede?

Güvenli bir yerde.

Ne demek istiyorsun, ha?

Hadi, bana açıkça anlat.

Konuş!

Araba geçerken, yoldaydım.

Kanyonda adamın torbayı attığını gördüm.

Raben tepesinde.

- Gerisini zaten biliyorsun . - Sen kimsin?

Meksikalıyım.

Evet, Bunu görebiliyorum.

Meksikada çok fazla Meksikalı var. Doğru değil mi?

Boynunla ilgili sorunun mu var?

Gözlerin çok keskin, Meksikalı.

Yakında onları kapatacağım.

Doğruyu söylüyor olabilir.

Brack domuzu, biriyle iş birliği yapmıştır.

Herşey olabilir.

- Jankow!

Onu hapset, gözünüzü ondan ayırmayın.

Kanyona bir göz atacağız.

Araba izlerini takip edeceğiz.

Burada hiçbir iz yok, Kline.

Buradan araba geçmişse çizmelerimi yerim.

Yakından bakın.

Burada bir sey yok, Kline. Hiçbir iz yoktur.

Meksikalı bize yalan söyledi. Houston'a geri dönelim.

Ruhuna tükürmenize izin vereceğim.

Doğal olarak sana bir şeyler anlatmıştır.

Meksikalıları köpek gibi kokluyorsun.

Geçen gece...

seni onunla konuşurken gördüm.

Geceleri her şeyi görürüm.

İncil'de yazdığı gibi? "...karanlığa baktığında...

...gözlerin ışığı arayacak "

Ama yazılı olmayan, sadece Morton'un bildiği şeyler vardır, kızım.

Para için her şeyi yaptığım söylenir.

Başınızın belaya girmesini mi istiyorsun?

Bu adam fazla hayatta kalamaz.

Dolayısıyla...

Bana kim olduğunu söyler misin?

En azından mezarının üzerine adını yazabilirim.

Çünkü Kline geri dönerse...

...onu öldürecek.

Pecos!

Benimle gel. Güvenli bir yer biliyorum.

Baba, çabuk buraya gel!

Kanepeye, Ester. Hadi.

Hadi. İyileşeceksin delikanlı.

Yani...

Yarası çok mu kötü, ha?

- Mary... - Biraz su getir.

Mary, acele et!

İşte...

Kasabada kalamazsın. Kline'ı tanıyorum.

Onu ben de tanıyorum.

Çok kan kaybetmene rağmen, ciddi bir şeyin yok.

Atına bin, Kline ve adamları her evi aramaya...

...başlamadan önce buradan ayrıl.

- Ester sana bir at bulur, böylece... - Hayır.

Hayır, hala yarım kalan bir işim var.

- Gitmeliyim... - Sakin ol, yerinde kal.

Senin evinden gidiyorum, ancak kasabadan ayrılamam.

Ester, buradan uzaklaşmamız gerek.

Şu an seni de aramaya çıkmışlardır. Hemen buradan uzaklaşmalıyız. Hemen.

Nişan alınarak atılmış.

Bıçakla ilgili bir bit yeniği var.

Bir bit yeniği...

Biri ona yardım etti. Bize ihanet eden biri.

Çok açık, Steve.

Bu adam düşündüğümden daha tehlikeli.

Hemen öldürmemiz gerekirdi. - Evet.

Belki de haklısın, Steve.

Hiç tereddüt etmeden öldürmemiz gerekirdi.

Ama bir dahaki sefere...

Hey, sen! Kes şunu! Daha sonra boğulursun.

Defol buradan! Dışarıda bekleyin!

Hey Kline, yukarı bak!

- Yerde bir delik var. - İplik!

Nereden geliyor, Jack?

İplik eğirme çarkı. Bu melez olmalı.

- Örgü yapar gibi görünmüş. - Kahrolası kaltak!

Sana bir dakika vereceğim, Tedder.

Ardından kardeşine yöneleceğim.

Bir dakika sonra,

...seni öldüreceğim.

- Cevap ver! Bu sürtük nerede? - Bilmiyorum...

- Nerede o? - Yanlış olduğunu biliyorum, ama ben...

- Endişelenme... - ...onu bulmak istiyorum...

Hayır!

Hayır, Tedder!

Ne biliyorsan söyle.

Ben olsaydım tepelerdeki eski çiftlikte arardım.

Ailesi orada yaşıyor.

Şimdi ayrılalım. Siz ikiniz sınıra doğru gidin.

Slim'le git.. Bu kızı istiyorum!

Ah...

Onu nereye götürüyorsun?

Kasabada gizli içki içildiğinden haberim bile yoktu

Doktor Berton için. Ben içki içmem.

Eğer seni her sarhoş gördüğümde bir Dolar alsaydım...

...Başpiskopos gibi zengin olurdum. - Arada bir ben de içerim.

- Kimileri ağzıyla ne haltlar karıştırır. - Evet, bu doğru.

Sana eşlik edeyim, Benim de Doktora ihtiyacım var.

Sakıncası yoksa, senin için taşıyayım, böylece seni zahmetten kurtarırım.

Pekala.

Gidiyoruz Luzifer.

Bana ihtiyacın olduğunda, burayı kendi evin gibi görebilirsin.

Çok fazla bir şey yapamasam da, sana yardım etmekten mutluluk duyarım.

Bu konuda endişelenmeyin.

Teşekkür ederim.

Yardımlarınız için teşekkür ederim.

Birileri geliyor!

Ne oldu, Tedder? Ve sen, Morton. Ne istiyorsun?

Seni daha az görünce, kendimi iyi hissediyorum. Gidin buradan!

- Henüz geldim... - Korkmanıza gerek yok, Doktor.

Bir şey mi yaptım?

Tedder'in sana şarap getirmesine yardım ettim.

"Tanrının üzüm bağında yetiştirilmiş. "

İncil'de şarabın yasak olduğuna dair hiçbir şey yoktur.

Aynı zamanda varilin içindeki şarap çok özeldir.

Seninle hiçbir şey yapmak istemiyorum, anlaşıldı mı?

Şu an, dayanışma duygunu kaybetmeni istemem, Berton,

aslında doktor ve rahibin ortak bir noktası var.

Neden bahsediyorsun, uğursuz?

Hangi şaraptan bahsediyorsun? Neler oluyor?

Sizden bir şey istemiyorum, anladın mı? Gidin burdan!

Kardeşim Ned'den sana bir hediye.

Doktor...

Bana Boquilla'nın en iyi şarabını getirdi.

Ne olmuş yani?

Kardeşim Ned, biraz Doktor'a ikram etmemiz uygun olur, dedi.

- Neden olmasın. Dedim. - Evet, bu doğru.

Şu atasözünü duydunuz mu? "Önce içki iç, sonra kus" Olay bu.

Pekala, kardeşine teşekkür ettiğimi söyle.

Haydutlar nerede?

Kline ve adamları kasabada değil. Kızla Meksikalıyı arıyorlar.

Bulmaları kolay olmayacaktır. Arazi geniş, Meksikalı çok akıllı.

Birkaçının Ester'in yakınlarının evine baktığını düşünüyorum.

Yakında burada olurlar.

Müsaade edersen ben götüreyim.

Bu konuda ikna olmadım.

Hayır, hayır. Hayır, hayır. Hayır.

Beni inandıramadın.

Biri bana bir fıçı şarap hediye etseydi, onu içeri davet ederdim.

Yüzüne kapıyı kapatmazdım.

Ne garip insanlar var... Belki de garip değillerdir.

Berton!

Hayatından endişelenmiyor musun ve kızının?

- Ne demek istiyorsun? - Aynen söylediği gibi.

Eğer hayatına değer veriyorsan, bundan kurtulman gerekir.

Bu şarap çok tehlikeli.

Anlamıyorum. Tedder katıksız bir puşttur.

Hatta bir dolar için ruhunu dahi satabiir.

Ama şarabı zehirleyecek kadar ileri gitmez.

Zehirden daha ölümcül şeyler vardır.

Kline Kasabayı terketmez, çünkü burada bir şeyi arıyor.

Pekâlâ, eğer öyleyse ...

...ne yapmamız gerektiğini söyle.

- Benim adım Pekos - Pekala, Pekos.

Ellerini kullanamayan bir adam...

...ve emrinde iki de genç kadın var.

Bu çok cesaret verici değil ama elimizden gelenin en iyisini yapacağız.

- Neye ihtiyacın var? - Evde silah var mı?

Eski bir tabanca ve birkaç eski dinamit lokumu.

İhtiyacımız olan da bu.

Bir reçete yazacağım.

- Bir şey buldun mu? - Hiçbir iz yok, Kline.

- Geçitten geçmediğine eminim. - Umarım Jack kızı bulmuştur.

Houston'a geri dönüyoruz.

- Hangi yoldan gideceğiz? - Kuzey tarafından.

- Anlaştık. Geliyor musun? - Güney tarafından gideceğim.

Sürprizlerden hoşlanmam.

Tamam, Kline.

- Birilerinin geçtiğini gördünüz mü? - Hayır, geçmediğine eminim.

Hatırlamaya çalış.

Zamanımı boşa harcamayın, gerçeği söylemeni tavsiye ederim.

Kızının nerede olduğunu sordum.

At binen silahlı bir Meksikalı herkesin dikkatini çeker.

Birkaç saat önce geçmiş olabilir. Onu görmemiş olman imkansız.

Görmediğimi söyledim, efendim.

Kızım Ester nadiren buraya gelir.

Kasabada Bay Tedder'le çalışıyor.

- Bu kim? - Benim adım Lola. Ester'in kız kardeşiyim.

Ne zaman buraya gelsek, bizi eğlendirecek birileri olur.

Küçük Lola, fena sayılmaz.

Slim, onun tipi değilsin.

Senden hoşlanmadı.

Hey, ata dikkat et!

Hadi, elini çabuk tut, Slim.

Hadi ama, böyle olmaz.

Yap şunu, Slim!

- Bu saatte ne istiyorsun? - Seninle konuşmak istiyorum, Frank.

Bende sadece sekiz dolar var. Bu çok fazla değil.

İyi bir at kiralamak için yeterli değil biliyorum.

Ama hava kararmadan Laredo'ya gitmem gerekiyor.

-Tedder'in haberi var mı? - Hayır.

Ama gittiğim için kardeşim mutlu olacaktır.

- Neden Tedder'e söylemiyorsun? - Dinle, benim ata ihtiyacım var.

Bundan hiç hoşlanmadım Dahası, Laredo'da ne işin var?

Meksika sınırını çıkınca San Juan ve Boquilla'da...

...çok güzel kızlar var.

Meksikalı kadınların yaptığını hiçbir Loredolu kadın yapamaz.

Sana kredi verirler.

Bana atı ver, Frank. Askerlere haber vermek istiyorum.

Kardeşin salonda mı?

O halde dinle beni. Susadım, canım bira içmek istedi.

Dolayısıyla içmeye gidiyorum. İşte at burada.

Genç bir adam atını alıp gofret almak için uzaklaşırsa...

... yapılacak hiçbir şey yoktur.

Benimki susuzluğumu gidermek.

İyi şanslar.

Ayağa kalk.

Nereye gidiyordun, korkak?

Neden cevap vermiyorsun, domuz?

Pecos!

Pecos!

- Pecos! - Bağırma. Seni duyuyorum.

Kline'in adamları, lanet piçler...

Kline'in adamları kardeşimi öldürdüler. Daha küçücük bir çocuktu.

Dolarların başına bir şey geldiğini zannettim.

O eskidendi, Pecos, ama artık öyle değil.

Köpek gibi öldürüldüğüne şahit oldum...

Askerlere haber vermek istedi.

Onun ölümü senin hatandı. Yapabileceğim bir şey yok. Şimdi git.

Ester ve Kasaba halkı için mi yaptın?

Gerçekten mi? Benden ne istiyorsun?

İntikamımı almam için bana yardım et.

- Sana yardım edeceğim. - Hadi, bütün gerçekleri anlat.

Fıçıdan mı bahsediyorsun?

Evet, 80,000 dolar.

Brack'la anlaşmıştık, onları saklayacaktım.

Nasıl anlarsan, Pecos.

80,000 dolar güzel bir miktar.

İkimiz aramızda bölüşmek istedik.

Ama Joe Kline Brack'ı öldürdü. Güvenli bir şekilde bana ulaştırdı.

Biliyorum. Doktor'un evinde. Orada aramayı kimse akletmez.

Doğru değil mi?

Evet, öyle.

Ama kardeşimi kaybettim, Kline'ın ölümesini istiyorum

- Ben... - Onu öldürmek zorundasın!

Bunu bir tek sen yapabilirsin.

Brack'ın payını sana veririm.

Morton'a dikkat et.. Daha şimdiden seni bir kez sattı.

Pekala, Tedder. Sana yardım edeceğim. Şimdi defol.

Kupa dokuz.

Ve sinek üç.

Fena değil, Kline. Fena değil.

Para... Çok fazla para görünüyor.

Ve yakınında.

Kes şunu, aptallaşma, şifresiz konuş.

Maça kızı.

Aptallık neden olsun? Kartlara bakarak geleceği okuyabilirim.

Tam olarak ne öğrenmek istediğimi biliyorsun.

Seni Domuz.

Şu, aradığın, hadi, bu olabilir...

Ah, sinek ikili geldi... Çantada olabilir...

Hayır, hayır, belki bir fıçının içindedir.

Devam et.

Pekala...

Ne yani, bu yeterli mi?

Ağzında geveleyip durma, parayı geri alabilirim.

- Bunu hiç düşündün mü, zeki çocuk? - Dinle beni, Kline.

Onu hemen vur. Ağzından vur.

Çok pis kokuyor. Her zaman midemi bulandırmıştır.

Bana ihtiyacın var, Kline.

Ne diye beni öldüresin ki?

Burada, al. Şimdi devam et.

Kupa valesi... Ah, işte karo ası.

Ne olmuş yani?

Biraz Tedder'i hırpalamanız gerekiyor.

- Tedder'i mi? - Kısa sürede öter, ses çıkarır...

...Lucifer'in çanı gibi.

Belli ki baskı altındasın.

Hatta bir sikkeye, Meksikalının kim olduğunu,

senin çakallardan kimi öldüreceğini söyleyebilirim.

İki katını ödüyorum, bana leşten bahset, sonuç!

Maça ası.

Maça Kızı.

Pecos Martinez seni öldürecek.

O piçin sonu olacak.

Unutma...

Kartlar asla yanılmaz.

Onunla göz göze geldiğimizde çok daha kolay olacak.

Banka kadar kötü değil.

Ölüler araklamaz.

Tamam.

- Beni korkuttun. - Niyetim seni korkutmak değil.

Seni öldürmek istiyorum.

Şaka ediyorsun, değil mi?

Ben asla şaka yapmam.

Hayır...

Hayır, silahsız bir insanı öldürecek biri değilsin.

Ama sen insan değilsin.

- Sen bir solucansın. - Hayır, Pecos!

Dinle beni! İstediğin her şeyi yapmaya hazırım.

Devamlı sana hizmet edeceğim.

Ölmek istemiyorum! İncil adına, beni öldürme!

Görmüyor musun? Çok fazla param var.

Yaklaşık 3000 dolar. Hepsi senin! Alabilirsin!

Sen ve paran midemi bulandırıyor.

Sana bir gün veriyorum. Şimdi defol git buradan.

Hiç kimse seni Houston'da görmek ve pis kokunu koklamak istemiyor.

Beni Kline'e satıp satmadığını sormuyorum.

Her zamanki gibi yalan yere İncil üzerine yemin edersin.

Kaybol!

Olduğun yerde kal!

- Ne istiyorsun? - Çok iyi biliyorsun, yaşlı bunak.

Bu sefer birkaç kırık kemikle kurtulamazsın.

Sanırım, bu senin kızın. Hiç de fena değil

Bence bu ahmak keçinin hiçbir şeyle alakası yok.

- Hiçbir şey yok - Burada ne varil var, ne de para.

Defolun! Hepiniz evimden defolun.

Ne aradığınızı bilmiyorum, bilmek de istemiyorum.

Cehenneme git!

Hayır!

Merak etme, kalın bir derisi var.

İki şeyi bilmek istiyorum.

Sen bana söyleyeceksin.

Daha sonra babanla ilgilenebilirsin,

sizi rahatsız etmem.

Tedder'in babana verdiği fıçı nerede?

Meksikalı nerede saklanıyor?

Gördüğün gibi cevaplar çok zor değil.

Tedder buraya bir şey getirmedi.

Yalan söyIüyorsun.

Bildiğin her şeyi anlat. Bu senin için daha hayırlı.

Birbirimizi anlamak zorundayız, kızlar doğruyu söyler.

Seni konuşturabilirim, tatlım.

Bizimle eğleneceğinden eminim.

Ona sen söyle, Kline.

Steve insanların acı çektiğini görmekten hoşlanıyor.

Özellikle de kadınların.

Ama eğer konuşursan endişelenmene gerek kalmayacak.

Hayır...

Hayır!

Küçük salyangoz gerçekten o kadar da kötü değil.

Kaçmasını ister misin?

Evet, Evet, sonra bize bırakırsın. Onunla ilk sen ilgilen, Steve.

İyi olur, Kline.

Benim güzel bir fikrim var.

Seninle yapacağım çok şey var. Elbiselerini çıkartmanı istiyorlar.

Daha sonra evde çıplak yürürsün.

Yaşa, Steve.

Sanırım benim de hoşuma gider.

Bize hizmet edecek ve yemek pişireceksin.

Sadece saçında kurdele olacak.

Ne dersiniz çocuklar?

Harika fikir değil mi?

Bize bakacak bir kadına ihtiyacımız var.

Burton'ın kızı bunun için çok münâsip.

Baba! Hayır...

Silahımı almaya çalışıyordu.

Hadi, konuş! Daha sonra istediğin kadar ağlayabilirsin.

Dinle, sana son kez soruyorum.

Para nerede, Meksikalı nerede saklanıyor?

Morton bana her şeyi anlattı. Kim olduğunu biliyorum.

Kes şunu, en azından nefes almasını sağla. Eğer öldürürsen, fazla bir şey öğrenemezsin.

Eğer konuşmazsa, olacakları biliyor.

Paranın nerede olduğunu söyle.

Meksikalı nerede saklanıyor?

İşbirliği yaparsan, fazla sorun yaşamazsın.

- Sana söz veriyorum. - Hayır. Hayır!

Pecos'un nerede olduğunu bilmiyorum, ama bunun sana ödeteceğini biliyorum.

Katil!

Hadi, devam et!

Orada biri var.

İşte melez geliyor.

Onu gerektiği gibi karşılayalım.

- Kızı ne yapacağız? - Unut gitsin, seni aptal.

Meksikalı ortadan kaldırılsa, her şey daha kolay olacak.

Korkuyor musun, Kline?

Hayır, bu adamın ölmesi gerekiyor.

Önce bize parayı nereye sakladığını söyleyecek.

Sonra yavaş yavaş ölecek.

Muhtemelen eski bir arkadaşın, ona iyi davranırsın.

Üç yıl önceki eski bir hikaye.

Bir hayalet gibi peşimden ayrılmadı.

İhtiyacımız kalmayınca cehenneme gönderdik, sürünerek geri geldi.

Bud!

Oyalanmayın! Yerlerinizi alın, çocuklar!

Yakalamaya çalışın. Beni koruyun. Onu zorlayacağım.

Kızı dışarı çıkarın.

Kalkan olarak kullanacağız.

Bayanlar önden.

Hey, Pecos!

Beni duyuyor musun?

Seni duyuyorum, Kline. Ne istiyorsun?

Parayı istiyorum, hemen!

Böylece atlarımızı alıp buradan uzaklaşırız.

Acele et, yoksa kızı öldürürüm!

Düşünmen için sana bir dakika vereceğim.

Bunu önceden düşünmüştüm, Kline.

Dikkatli olun, çocuklar. Kötü bir şaka hazırlamıştır.

Gözlerinizi dört açın.

Parayı bulur bulmaz, onu kurşun manyağı yapacağım.

Pekâlâ, şu fıçıyı. buraya getirin.

Hepsi tamam. Sayabilirsin.

80.000 Dolar. Brack'ın sizden çaldığı para

.ve Tedder'in sakladığı.

Al onu Kline ve buradan defol!

- Buradalar, Kline! - Kline, nasıl harcamayı düşünüyorsun?

Kırmızı çizgilerini kaldıramazsın, cehennemde yerin ayrılmış.

Parana ihtiyacım yok. Kaderin belirlendi!

İşin bitti. Houston'dan canlı çıkamazsın.

Tüm kartlarını oynadın ve kaybettin.

Beni duydun mu, Kline!

Para haydutları damgalamaktan başka bir işe yaramaz.

Celladın başladığı işi tamamlayacağım!

Bak o zaman Pecos! Bu doğru, beni asmak istediler!

Ama başaramadılar,boyun benimdi Joe Kline'in değil!

Kadınları ve çocukları öldürdün.

Evet bu doğru.

Bir çok Meksikalı öldürdüm. Bunlardan biri de Martinez ailesiydi.

Senin ailendi, Pecos!

Bugün her şeyi bitireceğim, seninle hesaplaşmış olacağız!

- Bırak beni! - Hayır, Ester!

Uzun zamandır bu anı bekliyordum, Kline.

Houston Mahkemesi'nin kararı.

Hey,bu parayı ne yapalım?

Büyük bir mezarlık inşaa edin.

Çeviri: Cafer25 (Ekim-2015)

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.